mavzermete 1
mavzermete
Bvural41 1
Bvural41
noisiv 1
noisiv
Manwe Work 1
Manwe Work
xranzei 1
xranzei
Hikaye Ekle

Canlıların Sınıflandırılması

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan Shegys
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 0
  • Görüntüleme Görüntüleme 911

HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!

Yeryüzünde henüz varlığı bilinmeyen birçok küçük canlının yaşadığı kesindir. Bazı canlılar da daha yeryüzünde insanın belirmesinden çok önceki çağlarda yaşamış, bazen hiçbir iz-(fosil) bırakmadan soyu tükenerek yok olup gitmiştir. Ama bugün için bilinen bütün canlı*lar bilim adamlarınca adlandırılıp sınıflandı*rılmıştır. Milyonlarca türün ortak özellikleri*ne ve akrabalık ilişkilerine göre sınıflandırıl*ması, birçok bilim adamını yüzyıllarca uğraş*tıran çok güç bir çalışmadır. Bu çalışmaların başlangıcından bu yana birçok canlı türü keşfedilmiş ya da türlerin sınıflandırmadaki yerini değiştiren yeni özellikleri açığa çıkmış, bu nedenle ilk sınıflandırmalardan bugüne çok şey değişmiştir. Günümüzde bile bütün bilim adamları tek bir sınıflandırma üzerinde görüş birliğine varmış değildir. Gene de, başlıca canlı gruplarını ve her gruptan birkaç örneği veren aşağıdaki sınıflandırma en be*nimsenmiş sistemlerden biri sayılır.
Yeryüzündeki bütün canlılar dört büyük âleme ayrılabilir:

  1. Monera
  2. Protisia
  3. Bitkiler
  4. Hay*vanlar
1. Monera âlemi bakterileri ve mavi-yeşil suyosunlarını içerir. Bakteriler genellikle küre, çomak ya da spiral biçiminde olan tekhücreli canlılardır. Pek çoğu hücre bölünmesiyle, bir bölümü de tomur*cuklanmayla ya da sporlarla çoğalır. Bazı türleri verem, difteri, boğmaca, zatürree ve menenjit gibi bulaşıcı hastalıklara yol açar. Mavi-yeşil suyosunları bitkiler gibi fotosentez yapabilir, ama fotosentez için gerekli olan klorofil pigmenti bitkilerde ya da öbür suyosunlarında olduğu gibi kloroplast denen özel bir organcığın içinde değil*dir. Çünkü bu canlılarda da, bakterilerde de hücrenin içinde organel denen özel işlevli organ-cıklar ve zarla çevrili gerçek bir çekirdek bulun*maz. Bu yüzden bakteriler ile mavi-yeşil suyosun*ları. daha doğrusu bu en basit canlıları içeren Monera âlemi bütün öbür canlılardan ayrılarak prokaryat (Prokaryotae) denen ayrı bir üstâlemde toplanmıştır. Zarla çevrili bir çekirdeği ve organel-leri olan daha gelişmiş tekhücreliler ile bütün çokhücreli canlılar ise, öbür üç âlemi kapsayan ökaryot (Eukaryotae) üstâlemindendir.
2. Protista âlemi mavi-yeşil suyosunları dışındaki bütün suyosunlarını, mantarları, likenleri ve tek*hücreli hayvanları içerir. Yalnız ya da koloniler halinde, bağımsız ya da asalak yaşayan ökaryotik tekhücrelilerden başlayıp bitki ve hayvanlara ben*zeyen en ilkel çokhücrelilere kadar uzanan bu âlem, canlıların sınıflandırılmasında en tartışmalı gruplardan biridir. Örneğin bu gruptaki suyosunla*rını, mantarları ve likenleri birçok uzman bitki olarak kabul eder. Bazı sınıflandırmalarda ise, çok karmaşık bir grup olan mantarların çokhücreli ve gelişmiş örnekleri ayrı bir âlemde toplanır; tekhüc*reli ve ilkel türleri ise Protista âlemi içinde ayrı bir altâlem olarak sınıflandırılır. Suyosunları ya da öbür adıyla algler, bitkiler gibi fotosentez yapabilen, ama bitkiler gibi gerçek kök, gövde ve yaprakları olmayan, hücre bölünmesiyle ya da sporlarla çoğalan canlılardır. Tatlı ve tuzlu sularda, ağaçların gövdelerinde, nemli ve kurak topraklarda yaşayabilen bu canlıların çoğu tekhüc*reli ve ancak mikroskopla görülebilecek kadar küçüktür. Oysa bazıları, özellikle denizlerde yaşa*yan türleri 100 metreye kadar boylanabilir ve yaprak biçimindeki görünümleriyle bitkilere çok benzer. Ökaryotik suyosunlarının, renklerine göre yeşil, esmer, kırmızı, sarı-yeşil ve altın suyosunları olarak adlandırılan birçok grubu vardır.
Mantarlar da en az suyosunları kadar çeşitlilik gösteren çok karmaşık bir gruptur. Bu canlıların biçim ve boyutları, çıplak gözle görülemeyecek kadar küçük, ilkel mantarlardan orman ve çayır*larda yetişen bildiğimiz şapkalımantarlara kadar değişir. Klorofili olmayan ve genellikle asalak ya da çürükçül yaşayan mantarların bir bölümü bitki*lerde pas, yanıklık, sürme, külleme ve mıldiyö gibi çeşitli hastalıklara, insanların asalağı olan türleri ise pamukçuk ve saçkıran hastalığına yol açar. Buna karşılık şapkahmantarların zehirsiz türleri çok sevilen bir yiyecektir. Ayrıca bayatlamış ek*mek ve peynirlerin ya da öbür yiyeceklerin üzerin*de çoğalarak sarımsı yeşil bir küf katmanı oluştu*ran küf mantarları ile bira ve ekmek mayası da bu gruptandır. Likenler mikroskobik suyosunları ile mantarların birleşmesinden oluşan ortakyaşar canlılardır. Özellikle nemli ormanlarda toprağın üstünü, ağaç*ların gövdesini, kayaların ve taşların yüzeyini bir örtü gibi kaplayan likenler, bu işbirliğinin verdiği güçle, kurak çöllerden kutupların buzlu toprakları*na kadar her yerde yaşamını sürdürebilir.
Tekhücreli hayvanlar (Protozoa), bitkilerle ortak özellikleri olan suyosunları, mantarlar ve likenlere karşılık, Protista âleminin hayvanlara yakın olan tek grubudur. Üstün yapılı gerçek hayvanlardan ayrılıp bu âlemin üyeleri arasına katılmaları olduk*ça eski tarihlere rastladığı halde, bu basit yapılı canlılar bugün bile tekhücreli hayvanlar adıyla anılır ve bazı sınıflandırmalarda hâlâ hayvanlar âleminde gösterilir. Genellikle durgun, tatlı su birikintilerinde yaşayan bu küçük canlıların en bilinen örnekleri amip, terliksi hayvan, kamçılı hayvan ve sıtma asalağıdır.
3. Bitkiler, asalak yaşayan bir-iki örnek dışında, bütün bitkilerde klorofil denen yeşil bir pigment bulunur. Bu pigmentin ve güneş ışığının yardımıyla bitkiler karbon dioksit, su ve mineralleri fotosentezle besin maddelerine dönüştürebilirler.
Bitkiler âleminin başlıca grupları şunlardır:

  • Karayosunları, gerçek bitkilerin en basit üyeleri olan ciğeryosunları ile yaprakyosunlarını içerir.
  • Atkuyrukları, kibritotlan ve eğreltiotlan gö*rece daha gelişmiş bitkilerdir ama bunlar da karayosunları gibi spor denen üreme hücrele*riyle eşeysiz olarak çoğalır.
  • Eğreltiotu (Kibritotu), bu gruptaki bitkilerden çoğunun soyu eski jeolojik çağlarda tükendiği için, günümüze kadar ulaşamamış olan türler yalnız fosilleriyle tanınır.
  • Tohumlu bitkiler eşeyli üremeyle çoğalan, en gelişmiş bitki grubudur. Bu bitkilerde erkek ve dişi organların üreme hücrelerinin birleşme*siyle oluşan tohum, gelişmesi için elverişli toprak, nem ve sıcaklık koşullarına kavuştuğu anda çimlenerek yeni bir bitkiye dönüşür. Çam, ardıç, köknar gibi iğneyapraklıların tohu*mu meyvenin (kozalakların) içinde gizli değil*dir; bu yüzden bu bitkilere açıktohumlular denir. Kapalı tohumlularda ise meyvenin etli bölümü tohumu ya da tohumları içinde barındı*rır; bütün meyve ağaçlarını ve bahçelerdeki süs bitkilerini içeren bu grubun bir adı da çiçekli bitkilerdir.
4. Hayvanlar bitkiler gibi kendi besinlerini üretemedikleri için başka canlıları yiyerek beslenmek
zorunda olan, buna karşılık bitkilerden farklı olarak hareket edebilen canlılardır; bütün hayvanlar âlemi içinde yalnızca süngerler ve mercanlar bitkiler gibi bir yere bağlı olarak yaşar. Tekhücreli hayvanları bu gruptan saymayan hemen hemen bütün sınıflandırmalarda hay-
vanlar âlemi ya da üstün yapılı hayvanlar iki altâleme ayrılır:

  • Parazoa altâlemi yalnızca süngerleri, yani çokhücreli hayvanların en basit yapılı üyelerini içerir (Sünger).
  • Metazoa altâlemi ise geri kalan bütün üstün yapılı hayvanları içeren çok kalabalık bir grup*tur. Aşağıda, bu grubun yalnızca çok bilinen başlıca bölümleri alınmıştır:
    • Knitliler ya da selentereler: Genellikle yakı*cı kapsülleri olan ve yaşamlarının hiç değilse bir bölümünü bir yere bağlı olarak geçiren mercanlar, denizanaları ve denizşakayıkları bu gruptandır (Denizanasi; Denizşakayıkı).
    • Yassısolucanlar: Bu bölüm, tenyalar (şerit*ler) ve karaciğer kelebekleri gibi hastalık yapı*cı asalak solucanlar ile akarsu yataklarındaki taşların altında yaşayan zararsız küçük solu*canları içerir.
    • İpliksolucanlar: Bu hayvanların bir bölümü toprağın altında, bir bölümü de genellikle hay*vanların, bazen insanların bağırsağında asalak yaşar.
    • Halkahsolucanlar: Bu grubun en tanınmış üyeleri yersolucanları, denizsolucanları ve sü*lüklerdir (Solucan; Sülük).
    • Eklembacaklılar: Hayvanlar âleminin bu en kalabalık grubu yengeç, karides, ıstakoz gibi su hayvanları ile tespihböceği gibi bazı kara hayvanlarını içeren kabuklular; böcekler; örümcek, kene, akar ve akrep gibi örümce*ğimsiler; kırkayak ve çıyan gibi çokayaklılar sınıflarına ayrılır (Eklembacaklılar).
    • Yumuşakçalar: Bu bölümdeki hayvanların bir bölümünde, örneğin salyangoz, istiridye ve midyelerde, yumuşak ve savunmasız gövdele*rini koruyan bir kabuk vardır. Oysa ahtapot, mürekkepbalığı ve kalamar gibi yumuşakça*larda böyle bir kabuk bulunmaz (bak. Yumu*şakçalar).
    • Derisidikenliler: Gövdeleri sert ve dikenli bir kabukla örtülü olan bu hayvanların en ta*nınmış üyeleri denizkestaneleri ile denizyıldız-larıdır (bak. Derİsİdikenlİler).
    • Omurgalılar: Buraya kadar sayılan hayvan*ların hepsi omurgasızdır. Omurgalı hayvanlar ise balıkları, amfibyumları (kara ve su kurba*ğaları, sirenler, semenderler), sürüngenleri (kelerler, kertenkeleler, timsahlar, yılanlar, kaplumbağalar), kuşları ve memelileri kapsar. Fareler, kediler, köpekler, filler ve insan me*meliler grubundandır.
  • Virüsler bazı bilim adamlarınca bakteriler ve mavi-yeşil suyosunlarıyla birlikte prokaryotlardan sayılırsa da, uzmanların birçoğu bu canlıla*rın sınıflandırmadaki hiçbir gruba uymayacağı kanısındadır. Son derece küçük olan ve ancak elektron mikroskobuyla görülebilen virüsler, hayvanların, bitkilerin ya da bakterilerin hücre*lerine girip yerleşmedikçe yaşamını sürdüremez ve üreyemez. Bazı virüsler insanda kızamık, grip, kabakulak, çocuk felci ve kuduz, köpek*lerde gençlik hastalığı, sığırlarda da şap hastalı*ğı gibi bulaşıcı ve ağır hastalıklara yol açar.



 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst