HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
ERZURUM ADI
Erzurum'un bilinen ilk adı Doğu Roma (Bizans) İmparatoru II.Theodosios' a (408-450) izafe edilen Theodosiopolis' ti, şimdiki Erzurum' un yerinde kurulmuştu. IV. asır sonuna doğru Roma imparatorluğu sınırları içine alınmış ve 415 tarihinde Theodosios' un emriyle Şark Orduları Kumandanı Anatolius tarafından kurulmuştur. Urfalı Mateos' a göre bu şehir Garin mıntıkasında Fırat'ın kaynağına yakın bir yerde bulunuyordu. Belazurî. bölgeye hakim olan Ermenyakos' un ölümü üzerine yerine geçen Kali adlı karısı tarafından kurulduğu için Araplarda Kalikala (Kali' nin ihsanı) adını vermişlerdir. Belazuri Kalîkala' yı dördüncü Ermeniyye şehirleri arasında sayar ve Ermeniyye şehirlerinden biri olarak kabul eder. X. asır İslam coğrafyacıları Kalikala şehri hakkında bize malumat vererek, doğuda ev eşyasının en önemlisi sayılan Kali (halı)nın burada yapıldığım ve adını bu şehirden almış olduğunu kaydetmektedirler. Hudud alalam' ın yazarı bu şehrin müstahkem bir kalesi bulunduğunu ve her taraftan gelen gazilerin burayı nöbet tutarak koruduklarım Ve şehirde tüccarların çok olduğunu bildirmektedir. Bugünkü Erzurum adı ise, Erzen' in Selçuklular tarafından fethedilmesi üzerine ahalisinin Theodosiopolis' e (Kalikala=Karin) göç etmelerine müteakip bu şehre Erzen ve Türk hâkimiyetinin ilk safhalarında bu adın sonuna, Meyyafarikin (Silvan) ile Siirt arasındaki Erzen' den ayırmak ve Anadolu'ya ait olduğunu belirtmek üzere Rum kelimesi ilave edilerek, Erzen al-Rum denilmesinden kaynaklanmıştır. Selçuklular tarafından Erzurum'da basılmış paraların üzerinde şehrin adı Arzan al-Rum şeklinde yazılmıştır.
Tarih Öncesi Çağlar
Erzurum ve çevresi özellikle son Kalkolitik ve Eski Tunç çağından itibaren yoğun iskana ve siyasi olaylara tanık olmuştur. Bunun sebebi en eski çağlardan beri önemli ticari ve askeri yolların kavşak noktasında yer almaşı, zengin akarsu ağım bünyesinde bulundurması ve doğal savunma zeminine sahip olmasıdır. Çevredeki sert iklim şartlarına rağmen.dağ silsileleri ve akarsu boylarındaki verimli ovalar tarıma ve bilhassa hayvancılığa uygun bir ortam oluşturmuştur. Karaz, Pulur ve Güzelova kazılarının tanıklığında, yaklaşık altı bin yıldan beri çevredeki yaşama biçiminin devam ettiği söylenebilir. Bölgede M.Ö. IV. binden itibaren çok kuvvetli bir kültür birliğinin olduğu da ortaya çıkmıştır.
MUSTAFA KEMAL PAŞA ERZURUM'DA
İstanbul Hükümeti, İtilaf Devletleri'nin baskıları sonucu, Anadolu'da asayişi sağlamak amacıyla ordu müfettişlikleri teşkil etli. Bu tasarı gereğince. Doğu Anadolu' da ki 9. Ordu Müfettişliğine Mustafa Kemal Paşa tayin edildi. Mustafa Kemal Paşa' ya verilen talimata göre, Trabzon, Erzurum, Sivas, Van Vilayetleriyle Erzincan ve Canik müstakil livalarına gereken emirleri verebileceklerdir. Mustafa Kemal Paşa' ya verilen bu geniş talimattan da anlaşılacağı üzere, O' nun görevi yalnızca Samsun ve havalisindeki asayişsizliğe son vermenin ötesinde idi. Anadolu' ya ayak basar basmaz yapmaya başladığı işlerde bunu ortaya koymaktadır.
Mustafa Kemal Paşa 3 Temmuz 1919'da Erzurum'a geldi, ilk karşılama merasimi Erzurum'un batısında on yedi kilometre uzaklıktaki Ilıca' da yapıldı.
Mustafa Kemal Paşa Erzurum'a gelişinin ertesi günü 4 Temmuz'da Erzurum Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'ni ziyaret etti.
Mustafa Kemal Paşa, 5 Temmuz 1919'da yakın arkadaşları ile bir toplantı yaptı. Toplantı-ya Karabekir Paşa, Rauf Bey, Eski Vali Münir, Süreyya, Ordu Müfettişliği Kurmay Başkanı Kazım, Kurmay Binbaşı Hüsrev, Binbaşı Refik, M.Müfit Beyler katılmışlardı. Toplantıda bulunanlar, Mustafa Kemal Paşa' ya sonuna kadar yardım edeceklerine, onu lider olarak kabul ettiklerine dair söz verdiler.
Ermeni Meselesi
1.Dünya Savaşında Erzurum, istilacı Çarlık Rus Ordusunun ilk hedefi üzerindeydi. Osmanlı Ordularının hezimeti üzerine, önlerinde ciddi bir engel görmeyen Rus Ordusu, General Yudeniç'in komutasında Erzurum'a doğru ilerledi. Erzurum 16 Şubat 1916 da Ruslar tarafından işgal edildi. 1917 yılında Rusya'da Çarlık rejimi yıkılmış, Bolşevikler ülkede duruma el koymuşlardır. Rusya'da bu yönetim değişikliği üzerine Ruslar, işgal ettikleri Doğu Anadolu Bölgesini boşaltarak ülkelerine dönmeye başlamışlardır. Ancak Doğu Anadolu'da Ermenistan hayaliyle yaşayan Ermeniler süratle silahlanarak, Erzurum ve çevresinde soykırıma giriştiler. Erzurum Rus II. Topçu Kale Komutanı olan Twerdo Khlebov, Ermenilerin bu kanlı hareketlerine sadece seyirci kaldı.
Erzurum ve çevresinde Türklere uygulanan soykırımı Taşnak Generali Antranik yönetmiştir. 2 Mart 1918 tarihinde Erzurum Merkez Kumandanlığına tayin olunan General Antranik Alaca, Tepeköy. Ilıca, Yeşil yayla katliamlarında aktif rol oynamış, binlerce insanın hayatına acımasızca son verdirmiştir. Ayrıca Erzurum ve çevresindeki Türk soykırımında Fransız asıllı Ermeni Albayı Morel, Divan-ı Harp üyesi Sohumyan, Muratyan, Dr. Azeryef ve Dr. Karakin Pastırmacıyan görev almışlardı.
1918 yılının Şubat ve Mart aylarında bu tarihi şehir insanıyla, medeniyetiyle, kültür varlıklarıyla ortadan kaldırılmaya çalışılıyordu. Şehrin her mahalle ve şose yollarında, çarşılarda Ermeni çete noktaları kurulmuştu. Yol yaptırmak bahanesiyle toplu halde götürülen insanlar Kars kapı ve Yanık dere bölgelerinde, senelerce ekmeğini bölüştüğü Ermeni canileri tarafından şehit edilmişlerdir.
Sonra Erzurum Garnizonlarında bulunan Ermeni askerleri evlere saldırarak yağma, öldürme, ırza geçme gibi muameleleri yapmaya başlamışlardır. Erzurum'a giren Türk birlikleri şehir içinde 2127 şehit defnetmişler, ayrıca Kars kapıda da 250 ceset bulmuşlardır. Türk-Ermeni ilişkilerini tarihi perspektif içerisinde incelediğimizde, bölgede Türk insanıyla birlikte yaşamış, kapı komşusu olmuş Ermeni'nin ihaneti açıkça ortadadır. Milleti Sadıka diye adlandırılan Ermenilerin Aşkale, Tazegül, Cinis, Alaca, Ilıca, Tepeköy, Erzurum-Merkezde; Yanık dere, Kars kapı, Ezirmikli Osman Ağa ve Mürsel Paşa konakları, Yakutiye Kışla hamamı, Yeşil yayla, Hasankale-Tımar, Köprüköy, Horasan da yaptıkları insanlık dışı katliamlar sonunda Türk Milleti'nin hafızasında "Yerli Gavur" olarak unutulmayacak bir iz bırakmıştır.
Kazım Karabekir Paşa, 12 Mart sabahım şöyle dile getiriyordu: "Erzurum'da halk göz yaşları içinde kimi babasını, kimi karışım yakılmış yada süngülenmiş buluyor, saçlarım yoluyordu, sokaklarda canlılıktan bir iz bile kalmamıştı. Yerlerde çocuk, kadın ve yaşlılar kanlar içinde yatıyordu." Ermenilerin yalnız son gece (11-12 Mart 1918) 3000 Müslüman Türk'ü öldürdüklerini, Erzurum'daki Rus Yarbayı Twerdo- Khelebof anılarında ifade etmiştir. "Demiryolu istasyonun da sanki bir mezarlık ölülerini dışarıya çıkarmıştı. Cenazeler arasından geçerek feci duruma gözlerimizle şahit olduk. Bilhassa Tahtacılar semtinde karşılıklı yer alan Osman Ağa ve Mürsel Paşa konaklarına doldurulup yakılan ve katledilen Erzurumlular insanı titrediyordu."
Erzurum'da resmi belgelere göre 9563 yerli Türk ahali Taşnak Ermeni çeteleri tarafından şehit edilmiştir.
12 Mart 1918 günü Türkün kalbi olan Erzurum'un esaretten hürriyete, ölümden hayata kavuştuğu bir gündür. 12 Mart 1918 de Türk Hükümeti, Doğuda ki güzel toprakları, yüksek dağları mert kanıyla sulayarak, düşmana göğüs geren Erzurum'u karanlık bir günden kurtardığının yıl dönümüdür.
12 Mart 1918 tarihi Erzurum kalesinin beklediği kutsal sabahtır. 84 yıl önce bir 12 Martta zamanın saygısı altında kalan, hatırladıkça kanayan bir yara içimizi sızlatır, sevincimizi göz yaşlarımızın ıslaklığı, mutluluğu kederimizin hüznü, Hürriyetimizde kanımızın pahası, yaşamımızda Türk olmanın gururu, bayrağımızda varlığımızın manası vardır ve saklıdır, işte 12 Mart kutlu günümüzün bizlere hatırlattıkları bu duygu ve fikirlerdir.
ERZURUM KONGRESİ - (23 TEMMUZ - 7AĞUSTOS 1919)
Erzurum Kongresi, I. Dünya Savaşının uğursuzluğunu acımasız maddeleri ile tamamlayan Mondros Mütarekesinin (30 Ekim 1918) uygulanmaya başlandığı tarihlere rastlamaktadır. Osmanlı İmparatorluğunun imzalamak zorunda kaldığı mütarekenin 24. Maddesi: Vilâyat-ı Sittede karışıklık çıktığı takdirde, bu vilâyetlerin herhangi bir kısmının işgal hakkını İtilâf Devletleri muhafaza ederler şeklinde düzenlenmişti. Söz konusu vilâyetler: Erzurum, Van, Bitlis, Elazığ, Diyarbakır ve Sivas vilâyetleridir ve mütareke belgesinin İngilizce olan metninde bu vilâyetler Ermeni Vilâyetleri olarak ifade edilmiştir. Bu durum, öteden beri varlığı hissedilen Ermeni tehlikesini tekrar gündeme getirmiş ve meseleye yönelik duyarlılık ilk olarak kendini, İstanbulda, Vilâyat-ı Şarkıyye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyetinin kurulmasıyla göstermiştir.(Aralık 1918) Daha sonra Mart 1919da Erzurumda bu cemiyetin bir şubesinin açılmasıyla beraber bölgedeki teşkilatlanmanın öncülüğü yapılmış, bundan sonra Erzurum, Milli Mücadelenin temellerinin atıldığı önemli merkezlerden biri haline gelmiştir. Şehrin Ermenilere verileceği söylentileri bir panik havası yaratmış, bu ortamda halk cemiyete sıkı sıkıya bağlanıp bölgenin ve vatanın kurtuluşu için çare yolları aramaya başlamıştır. Bu süreç içerisinde toplanan Erzurum Kongresi, savaşlar, antlaşmalar ve mücadelelerle uzayıp gelen tarih zincirinin önemli bir halkasını oluşturmuştur.
Kongre, Erzurum Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye ile Trabzon Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyetlerinin ortak girişimleriyle 23 Temmuz (Çarşamba) 7 Ağustos (Perşembe) 1919 tarihleri arasında Nutukta belirtildiği gibi çalışmalarını 14 günde tamamlamıştır. Mustafa Kemal ve Rauf Beylerin Kongreye Erzurum (merkez) delegeleri olarak katılabilmeleri için Emekli Binbaşı Kazım (Yurdalan) ve Müdafaa-i Hukuk Cemiyetinin kurucularından Cevat (Dursunoğlu) Bey, delegelik haklarından vazgeçmişlerdir.
Kongrenin ilk günü yapılan oylama ile Mustafa Kemal Paşa, Kongre başkanı seçilmiştir. Mustafa Kemal yaptığı açılış konuşmasında, Osmanlı Devletinin içinde bulunduğu durumu, dünyanın çeşitli yerlerinde milli bağımsızlık uğruna yapılan mücadeleleri anlatarak bağımsız, milli bir iradenin Anadoludan çıkacağını ve bunun millete dayanması gerektiğini belirtmiştir. Yoğun çalışmalardan sonra 7 Ağustosa kadar süren kongre, aynı gün Heyet-i Temsiliye seçimlerini yapmış, 9 kişilik heyetin başına Mustafa Kemal getirilmiştir. Böylece milli mücadelenin ilk siyasi kuruluşu da oluşturulmuştur.
Kongre sonunda yayınlanan beyannamenin giriş kısmında: Aydın Vilâyetinde Yunanlıların, Kafkasyada Ermenilerin, Karadenizde Rumların Müslüman ahaliye yaptığı zulümlerden, milleti parçalanma tehlikesi karşısında gören Doğu Anadolu halkının kurduğu cemiyetler vasıtasıyla Erzurum Kongresine katıldığından ve kongrenin yayınlanan kararları aldığından bahsedilmiştir. Kongrede alınan kararlar şu şekilde özetlenebilir: Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür ayrılık kabul edilemez; İşgal ve müdahaleler sonucu Osmanlı Devletinin dağılması halinde millet tek vücut olarak yurdunu savunacaktır; Vatanın bağımsızlığını korumaya İstanbul Hükümetinin gücü yetmediği takdirde, geçici bir hükümet kurulacaktır. Bu hükümet milli kongre tarafından seçilecektir; Kongre toplantıda değilse bunu Heyet-i Temsiliye üstlenecektir; Kuvâ-yı Miliyeyi etken ve milli iradeyi hakim kılmak esastır; Hıristiyan azınlıklara siyasî hakimiyet ve sosyal dengemizi bozacak ayrıcalıklar verilemez; Manda ve himaye kabul edilemez; Milli Meclisin hemen toplanmasını ve hükümet işlerinin meclis denetiminde yürütülmesini sağlamak için çalışılacaktır.
Erzurum Kongresinin amacı, sadece doğu bölgesinin bütünlüğü değil, 30 Ekim 1918deki sınırıyla Vatanın bütünlüğü idi. Bağımsızlık ise, yine bütün Türk milletinindi. Bu gayenin ilk adımı Erzurum Kongresinde atıldı.
Kongrenin kabul ettiği kararları, belirlediği hedefleri, çizdiği stratejiyi iyi tahlil etmek gerekir. Kongrenin benimsediği hedefler, Türk Milli mücadelesinin de gerçekleştirmeye çalıştığı milli hedeflerdir. Milli Mücadele hareketinin siyasal temeli olan hukuk-ı milliye ilk olarak bu kongrede dile getirilmiştir. Kongrenin kabul ettiği kararlar ise milli bağımsızlık savaşımızın programı olarak ele alınmış, belirlediği hedefler gerçekleştirilmiştir. 28 Ocak 1920de Son Osmanlı Mebusan Meclisinde Misâk-ı Milli adıyla kabul edilip, 17 Şubat 1920de bütün dünyaya ilân edilen programın esasları Erzurumda, bu kongrede belirlenmiştir. Kongre, temsil ettiği fikir ve prensiplerle, sağladığı yetkiler bakımından Milli Mücadele hareketinin tarihi bir hareket ve çıkış noktasıdır. Mustafa Kemal Atatürkün ifadesiyle; Tarih şüphesiz bu kongreyi ender ve büyük bir eser sayarak bağrına basacaktır.
Kazım Karabekir Paşa
MUSA KAZIM KARABEKİR - (1882-1948)
Musa Kâzım, 1882de İstanbulda doğdu. Aslen Karamanın Gafariyat kasabasındandır. Babası Mehmet Emin Paşadır.
Fatih Askeri Rüştiyesini ve ardından Kuleli Askeri İdadisini bitirdi. 14 Mart 1900de Harp Okuluna girdi. 6 Aralık 1902de Mülazım-ı Sani (Teğmen) rütbesiyle piyade sınıfının birincisi olarak Harp Okulundan mezun oldu. Erkân-ı Harp (Kurmay) sınıfına ayrılarak Harp Akademisine başladı. 5 Kasım 1905de Kurmay Yüzbaşı rütbesiyle Akademiyi de birincilikle bitirdi. 10 Aralık 1905de Edirnedeki II. Orduya atandı. 11 Ocak 1906da III. Orduya verildi. 13.Seyyar Topçu Alayı, 15. Süvari Avcı Taburunda ve Manastır Mıntıka Komutanlığı Erkân-ı Harbiyesinde bulundu. Bu dönemde Kâzım Bey İttihat ve Terakki Cemiyetine girdi. Eşkıya takibinde bulundu. 19 Ağustos 1907de Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) oldu. 6 Eylül 1907de İstanbul Harp okulu Tabiye Öğretmen Yardımcılığına atandı. 19 Kasım 1908de Edirnedeki II. Ordunun Nizamiye 3. Piyade Tümeni Kurmaylığına tayin olundu. 31 Mart Vakası, yani 13 Nisan 1909da meydana gelen olay üzerine Hareket Ordusuna katılarak; Mürettep 2. Fırkanın Kurmay Başkanı olarak İstanbula geldi. 1 Nisan 1910da Arnavutluk Ayaklanmasını bastırmak için oluşturulan Mürettep Kolordu da Birinci Şube Müdürü ve 15 Ocak 1911de 10. Edirne Tümeni Kurmay Başkanlığında görevlendirildi. 28 Nisan 1911 günü Harbiye Nezaretine verdiği dilekçe ile aile adları olan Karabekiri yazışmalarda kullanmaya başladı. 9 Nisan 1912de ek bir görevle vekaleten Bulgar Hududu Edirne Kısmı Komiserliğine atandı. 27 Nisan 1912de Binbaşı oldu. Birinci Balkan Savaşı sırasında Bulgarlara karşı Edirneyi savunan 10.Tümenin Kurmay Başkanı iken 22 Nisan 1913te esir düştü. İkinci Balkan Savaşı sırasında 29 Eylül 1913te esaretten kurtuldu. 2 Aralık 1913te Balkan Savaşı sırasında Rusya tebasının uğradığı zararın tespit için oluşturulan Türk-Rus ve Bulgar Karma Komisyonuna Türk temsilcisi olarak katıldı.
11 Ocak 1914de Genelkurmay İstihbarat Şubesi Müdür Yardımcılığında görevlendirildi. 3 Ağustos 1914te Genelkurmay İstihbarat Şube Müdürü tayin edildi. 7 Aralık 1914te Kaymakam (Yarmay) rütbesine yükseltildi. 6 Ocak 1915te Mürettep I. Kuvve-i Seferiye Komutanı olarak İran Harekâtına memur edildi. 6 Mart 1915te Beşinci Kolordu 14. Tümen Komutanlığına atanarak Marmara ve Karadeniz kıyılarının tahkimatı ile görevlendirildi. Tümeni bir süre sonra Çanakkale Cephesine gönderildi. 26 Ekim 1915te İstanbuldaki I. Ordu Kurmay Başkanlığına atandı. 10 Kasım 1915te 6. Ordu Kurmay Başkanı olarak Irak Cephesine gönderildi. 14 Aralık 1915te rütbesi Miralaylık a (Albay) yükseltildi. 24 Nisan 1916da 18. Kolordu Komutanı ve 8 Nisan 1917de becayişen Kafkas Cephesindeki 2. Kolordu Komutanı olarak görevlendirildi. 27 Aralık 1917de Erzincan karşısındaki I. Kafkas Kolordusu Komutanlığına memur edildi. Buradaki görevinde ağır kış şartları altında fedakârlıkla ilerleyerek, Rus subaylarıyla takviye edilmiş Ermeni kuvvetleri ve çetelerinin bütünüyle bozgunu sırasında; 1918 yılının 13 Şubatında Erzincanı, 12 Martında Erzurumu 13 Martın da Pasinlerin Merkezi Hasankaleyi kurtardı. Sonrada, 1914 hududunu aşarak; 5 Nisanda Sarıkamış, 25 Nisanda Karstaki hâlâ halkımız arasında Kırk Yıllık Karagünler diye acı hatırası anlatılan istilâ esaretine son verdi. 28 Temmuz 1918de Mirlivalığa (Tümgeneral) yükseltildi. 23 Aralık 1918de Tekirdağdaki 14. Kolordu Komutanlığına atandı. 2 Mart 1919da merkezi Erzurum olan 15. Kolordu Komutanlığına tayin edildi. 21 Temmuz 1919da 3. Ordu Müfettiş Vekili olarak görevlendirildi.
23 Temmuz-7 Ağustos 1919da çalışmalarını yürüten Erzurum Kongresinin toplanmasında büyük katkıları oldu. 16 Kasım 1919da Temsil Heyetinin düzenlediği komutanlar toplantısına katıldı. 14 Ocak 1920de Heyet-i Temsiliye Başkanı Mustafa Kemal Paşa tarafından Şark Cephesi Komutanlığı ile görevlendirildi. 23 Nisan 1920de açılan Büyük Millet Meclisi Birinci Devresinde Edirne Milletvekili olarak meclise girdi. Bu sıfatı üzerinde kalmak kaydı ile Kolordu Komutanlığına devam etti. 6 Mayıs 1920de Erzurum Vali Vekili oldu. 13-14 Haziran 1920de Ordu Komutanı yetkisi ile Şark Cephesi Komutanlığına atandı. 28 Eylül 1920de Ermenilere karşı taarruzu başlattı. 30 Ekim 1920de Göle ve Kağızmandan sonra Karsı ikinci defa kurtardı.
31 Ekim 1920de Feriklik (Korgeneral)liğe yükseltildi. 7 Kasım 1920de Gümrüye girdi. 3 Aralık 1920de Büyük Millet Meclisi Murahhası olarak Gümrü Muahedesini imzaladı. 10 Ekim 1921de biten Kars Konferansına Türkiye Baş Murahhası olarak katıldı ve başkanlık etti. 13 Ekim 1921de Kars Antlaşmasını imzaladı.
İstiklâl Harbinin zaferle bitmesinden sonra 15 Ekim 1922de Ankaraya geldi. Edirne Milletvekili sıfatı ile meclise devam etmeye başladı. 17 Şubat 1923te toplanan İzmir İktisat Kongresine başkanlık etti. Büyük Millet Meclisinin ikinci devresinde İstanbul Milletvekili seçildi. 21 Ekim 1923te merkezi Ankarada bulunan Birinci Ordu Müfettişliğine atandı. 26 Ekim 1924te Ordu Müfettişliğinden istifasını bildiren dilekçesini Milli Müdafaa Vekâletine gönderdi. 17 Kasım 1924te Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının kurucuları arasında yer aldı ve bir süre sonra Genel Başkanı seçildi. Gaziye İzmirde suikast ile ilgili olarak İstiklâl Mahkemesinde yargılandı ve beraat etti. 5 Aralık 1927de ordu açığında iken emekli edildi. Uzun bir süre politikadan uzaklaştı. Halil Ethem Eldemin vefatı ile boşalan İstanbul Milletvekilliğine 1939 yılında 1374 reyle seçildi. 1943-1946da yine milletvekili olarak yerini korudu. 5 Ağustos 1946da TBMM Başkanlığına seçildi. 26 Ocak 1948de Ankarada öldü.
ALDIĞI NİŞAN, BERAT VE MADALYALAR
Kâzım Karabekir Paşa, başarılı askerlik yaşamı sırasında, Altın Maarif, beşinci Rütbeden Mecidi, Dördüncü Rütbeden Osmani, Muharebe Gümüş Liyakat, Harp Alman İkinci Rütbeden Kron dö Broş Kılınçlı, Avusturyadan İkinci Sınıf Salip; Alman Demir Salip, Muharebe Gümüş İmtiyaz, Muharebe Altın Liyakat, Kılınçlı İkinci Mecidi, Kılınçlı İkinci Rütbeden Osmanî, İstiklal Madalya ve Nişanları ile ödüllendirilmiştir.
ESERLERİ
Bulgarca, Almanca, Fransızca ve Rusça dilerini bilen Kâzım Karabekirin çok çeşitli konularda yazdığı bazı eserler şunlardır:
İstiklâl Harbimiz, I-II
İstiklal Harbimizde Enver Paşa ve İttihat ve Terakki Erkânı
Birinci Cihan Harbi, I-IV
Paşaların Hesaplaşması
Paşaların Kavgası
Ankarada Savaş Rüzgarları
Gizli Harp İstihbarat
1885 İsyanı ve Bulgar Harbi
Birinci Kafkas Kolordusunun 1334 Senesindeki Harekât ve Müşehedatı
Erzincan ve Erzurumun Kurtuluşu
İngiltere, İtalya ve Habeş Harbi
Bolşevik Ordusunun Çekilmesinden Sonra Osmanlı Ordusunun İleri Harekâtı
Sırp-Bulgar Seferi
Osmanlı Ordusunun Taarruz Fikri
Kürt Sorunu
Ermeni Dosyası
Ermeni Mezalimi
Öğütlerim
Talim ve Terbiye Hakkında Ana Hatlar
Ülkümüz Kuvvetli Bir Türkiyedir.
Şarkılı İbret
İktisadi Esaslarımız
Sanayi Projesi Layihası
Erkân-ı Harbiye Vezaifinden İstihbarat
İstiklâl Harbimizin Esasları
Cihan Harbine Neden Girdik? Nasıl Girdik? Nasıl İdare Ettik?
İttihat ve Terakki Cemiyeti
Erzurum'un bilinen ilk adı Doğu Roma (Bizans) İmparatoru II.Theodosios' a (408-450) izafe edilen Theodosiopolis' ti, şimdiki Erzurum' un yerinde kurulmuştu. IV. asır sonuna doğru Roma imparatorluğu sınırları içine alınmış ve 415 tarihinde Theodosios' un emriyle Şark Orduları Kumandanı Anatolius tarafından kurulmuştur. Urfalı Mateos' a göre bu şehir Garin mıntıkasında Fırat'ın kaynağına yakın bir yerde bulunuyordu. Belazurî. bölgeye hakim olan Ermenyakos' un ölümü üzerine yerine geçen Kali adlı karısı tarafından kurulduğu için Araplarda Kalikala (Kali' nin ihsanı) adını vermişlerdir. Belazuri Kalîkala' yı dördüncü Ermeniyye şehirleri arasında sayar ve Ermeniyye şehirlerinden biri olarak kabul eder. X. asır İslam coğrafyacıları Kalikala şehri hakkında bize malumat vererek, doğuda ev eşyasının en önemlisi sayılan Kali (halı)nın burada yapıldığım ve adını bu şehirden almış olduğunu kaydetmektedirler. Hudud alalam' ın yazarı bu şehrin müstahkem bir kalesi bulunduğunu ve her taraftan gelen gazilerin burayı nöbet tutarak koruduklarım Ve şehirde tüccarların çok olduğunu bildirmektedir. Bugünkü Erzurum adı ise, Erzen' in Selçuklular tarafından fethedilmesi üzerine ahalisinin Theodosiopolis' e (Kalikala=Karin) göç etmelerine müteakip bu şehre Erzen ve Türk hâkimiyetinin ilk safhalarında bu adın sonuna, Meyyafarikin (Silvan) ile Siirt arasındaki Erzen' den ayırmak ve Anadolu'ya ait olduğunu belirtmek üzere Rum kelimesi ilave edilerek, Erzen al-Rum denilmesinden kaynaklanmıştır. Selçuklular tarafından Erzurum'da basılmış paraların üzerinde şehrin adı Arzan al-Rum şeklinde yazılmıştır.
Tarih Öncesi Çağlar
Erzurum ve çevresi özellikle son Kalkolitik ve Eski Tunç çağından itibaren yoğun iskana ve siyasi olaylara tanık olmuştur. Bunun sebebi en eski çağlardan beri önemli ticari ve askeri yolların kavşak noktasında yer almaşı, zengin akarsu ağım bünyesinde bulundurması ve doğal savunma zeminine sahip olmasıdır. Çevredeki sert iklim şartlarına rağmen.dağ silsileleri ve akarsu boylarındaki verimli ovalar tarıma ve bilhassa hayvancılığa uygun bir ortam oluşturmuştur. Karaz, Pulur ve Güzelova kazılarının tanıklığında, yaklaşık altı bin yıldan beri çevredeki yaşama biçiminin devam ettiği söylenebilir. Bölgede M.Ö. IV. binden itibaren çok kuvvetli bir kültür birliğinin olduğu da ortaya çıkmıştır.
MUSTAFA KEMAL PAŞA ERZURUM'DA
İstanbul Hükümeti, İtilaf Devletleri'nin baskıları sonucu, Anadolu'da asayişi sağlamak amacıyla ordu müfettişlikleri teşkil etli. Bu tasarı gereğince. Doğu Anadolu' da ki 9. Ordu Müfettişliğine Mustafa Kemal Paşa tayin edildi. Mustafa Kemal Paşa' ya verilen talimata göre, Trabzon, Erzurum, Sivas, Van Vilayetleriyle Erzincan ve Canik müstakil livalarına gereken emirleri verebileceklerdir. Mustafa Kemal Paşa' ya verilen bu geniş talimattan da anlaşılacağı üzere, O' nun görevi yalnızca Samsun ve havalisindeki asayişsizliğe son vermenin ötesinde idi. Anadolu' ya ayak basar basmaz yapmaya başladığı işlerde bunu ortaya koymaktadır.
Mustafa Kemal Paşa 3 Temmuz 1919'da Erzurum'a geldi, ilk karşılama merasimi Erzurum'un batısında on yedi kilometre uzaklıktaki Ilıca' da yapıldı.
Mustafa Kemal Paşa Erzurum'a gelişinin ertesi günü 4 Temmuz'da Erzurum Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'ni ziyaret etti.
Mustafa Kemal Paşa, 5 Temmuz 1919'da yakın arkadaşları ile bir toplantı yaptı. Toplantı-ya Karabekir Paşa, Rauf Bey, Eski Vali Münir, Süreyya, Ordu Müfettişliği Kurmay Başkanı Kazım, Kurmay Binbaşı Hüsrev, Binbaşı Refik, M.Müfit Beyler katılmışlardı. Toplantıda bulunanlar, Mustafa Kemal Paşa' ya sonuna kadar yardım edeceklerine, onu lider olarak kabul ettiklerine dair söz verdiler.
Ermeni Meselesi
1.Dünya Savaşında Erzurum, istilacı Çarlık Rus Ordusunun ilk hedefi üzerindeydi. Osmanlı Ordularının hezimeti üzerine, önlerinde ciddi bir engel görmeyen Rus Ordusu, General Yudeniç'in komutasında Erzurum'a doğru ilerledi. Erzurum 16 Şubat 1916 da Ruslar tarafından işgal edildi. 1917 yılında Rusya'da Çarlık rejimi yıkılmış, Bolşevikler ülkede duruma el koymuşlardır. Rusya'da bu yönetim değişikliği üzerine Ruslar, işgal ettikleri Doğu Anadolu Bölgesini boşaltarak ülkelerine dönmeye başlamışlardır. Ancak Doğu Anadolu'da Ermenistan hayaliyle yaşayan Ermeniler süratle silahlanarak, Erzurum ve çevresinde soykırıma giriştiler. Erzurum Rus II. Topçu Kale Komutanı olan Twerdo Khlebov, Ermenilerin bu kanlı hareketlerine sadece seyirci kaldı.
Erzurum ve çevresinde Türklere uygulanan soykırımı Taşnak Generali Antranik yönetmiştir. 2 Mart 1918 tarihinde Erzurum Merkez Kumandanlığına tayin olunan General Antranik Alaca, Tepeköy. Ilıca, Yeşil yayla katliamlarında aktif rol oynamış, binlerce insanın hayatına acımasızca son verdirmiştir. Ayrıca Erzurum ve çevresindeki Türk soykırımında Fransız asıllı Ermeni Albayı Morel, Divan-ı Harp üyesi Sohumyan, Muratyan, Dr. Azeryef ve Dr. Karakin Pastırmacıyan görev almışlardı.
1918 yılının Şubat ve Mart aylarında bu tarihi şehir insanıyla, medeniyetiyle, kültür varlıklarıyla ortadan kaldırılmaya çalışılıyordu. Şehrin her mahalle ve şose yollarında, çarşılarda Ermeni çete noktaları kurulmuştu. Yol yaptırmak bahanesiyle toplu halde götürülen insanlar Kars kapı ve Yanık dere bölgelerinde, senelerce ekmeğini bölüştüğü Ermeni canileri tarafından şehit edilmişlerdir.
Sonra Erzurum Garnizonlarında bulunan Ermeni askerleri evlere saldırarak yağma, öldürme, ırza geçme gibi muameleleri yapmaya başlamışlardır. Erzurum'a giren Türk birlikleri şehir içinde 2127 şehit defnetmişler, ayrıca Kars kapıda da 250 ceset bulmuşlardır. Türk-Ermeni ilişkilerini tarihi perspektif içerisinde incelediğimizde, bölgede Türk insanıyla birlikte yaşamış, kapı komşusu olmuş Ermeni'nin ihaneti açıkça ortadadır. Milleti Sadıka diye adlandırılan Ermenilerin Aşkale, Tazegül, Cinis, Alaca, Ilıca, Tepeköy, Erzurum-Merkezde; Yanık dere, Kars kapı, Ezirmikli Osman Ağa ve Mürsel Paşa konakları, Yakutiye Kışla hamamı, Yeşil yayla, Hasankale-Tımar, Köprüköy, Horasan da yaptıkları insanlık dışı katliamlar sonunda Türk Milleti'nin hafızasında "Yerli Gavur" olarak unutulmayacak bir iz bırakmıştır.
Kazım Karabekir Paşa, 12 Mart sabahım şöyle dile getiriyordu: "Erzurum'da halk göz yaşları içinde kimi babasını, kimi karışım yakılmış yada süngülenmiş buluyor, saçlarım yoluyordu, sokaklarda canlılıktan bir iz bile kalmamıştı. Yerlerde çocuk, kadın ve yaşlılar kanlar içinde yatıyordu." Ermenilerin yalnız son gece (11-12 Mart 1918) 3000 Müslüman Türk'ü öldürdüklerini, Erzurum'daki Rus Yarbayı Twerdo- Khelebof anılarında ifade etmiştir. "Demiryolu istasyonun da sanki bir mezarlık ölülerini dışarıya çıkarmıştı. Cenazeler arasından geçerek feci duruma gözlerimizle şahit olduk. Bilhassa Tahtacılar semtinde karşılıklı yer alan Osman Ağa ve Mürsel Paşa konaklarına doldurulup yakılan ve katledilen Erzurumlular insanı titrediyordu."
Erzurum'da resmi belgelere göre 9563 yerli Türk ahali Taşnak Ermeni çeteleri tarafından şehit edilmiştir.
12 Mart 1918 günü Türkün kalbi olan Erzurum'un esaretten hürriyete, ölümden hayata kavuştuğu bir gündür. 12 Mart 1918 de Türk Hükümeti, Doğuda ki güzel toprakları, yüksek dağları mert kanıyla sulayarak, düşmana göğüs geren Erzurum'u karanlık bir günden kurtardığının yıl dönümüdür.
12 Mart 1918 tarihi Erzurum kalesinin beklediği kutsal sabahtır. 84 yıl önce bir 12 Martta zamanın saygısı altında kalan, hatırladıkça kanayan bir yara içimizi sızlatır, sevincimizi göz yaşlarımızın ıslaklığı, mutluluğu kederimizin hüznü, Hürriyetimizde kanımızın pahası, yaşamımızda Türk olmanın gururu, bayrağımızda varlığımızın manası vardır ve saklıdır, işte 12 Mart kutlu günümüzün bizlere hatırlattıkları bu duygu ve fikirlerdir.
ERZURUM KONGRESİ - (23 TEMMUZ - 7AĞUSTOS 1919)
Erzurum Kongresi, I. Dünya Savaşının uğursuzluğunu acımasız maddeleri ile tamamlayan Mondros Mütarekesinin (30 Ekim 1918) uygulanmaya başlandığı tarihlere rastlamaktadır. Osmanlı İmparatorluğunun imzalamak zorunda kaldığı mütarekenin 24. Maddesi: Vilâyat-ı Sittede karışıklık çıktığı takdirde, bu vilâyetlerin herhangi bir kısmının işgal hakkını İtilâf Devletleri muhafaza ederler şeklinde düzenlenmişti. Söz konusu vilâyetler: Erzurum, Van, Bitlis, Elazığ, Diyarbakır ve Sivas vilâyetleridir ve mütareke belgesinin İngilizce olan metninde bu vilâyetler Ermeni Vilâyetleri olarak ifade edilmiştir. Bu durum, öteden beri varlığı hissedilen Ermeni tehlikesini tekrar gündeme getirmiş ve meseleye yönelik duyarlılık ilk olarak kendini, İstanbulda, Vilâyat-ı Şarkıyye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyetinin kurulmasıyla göstermiştir.(Aralık 1918) Daha sonra Mart 1919da Erzurumda bu cemiyetin bir şubesinin açılmasıyla beraber bölgedeki teşkilatlanmanın öncülüğü yapılmış, bundan sonra Erzurum, Milli Mücadelenin temellerinin atıldığı önemli merkezlerden biri haline gelmiştir. Şehrin Ermenilere verileceği söylentileri bir panik havası yaratmış, bu ortamda halk cemiyete sıkı sıkıya bağlanıp bölgenin ve vatanın kurtuluşu için çare yolları aramaya başlamıştır. Bu süreç içerisinde toplanan Erzurum Kongresi, savaşlar, antlaşmalar ve mücadelelerle uzayıp gelen tarih zincirinin önemli bir halkasını oluşturmuştur.
Kongre, Erzurum Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye ile Trabzon Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyetlerinin ortak girişimleriyle 23 Temmuz (Çarşamba) 7 Ağustos (Perşembe) 1919 tarihleri arasında Nutukta belirtildiği gibi çalışmalarını 14 günde tamamlamıştır. Mustafa Kemal ve Rauf Beylerin Kongreye Erzurum (merkez) delegeleri olarak katılabilmeleri için Emekli Binbaşı Kazım (Yurdalan) ve Müdafaa-i Hukuk Cemiyetinin kurucularından Cevat (Dursunoğlu) Bey, delegelik haklarından vazgeçmişlerdir.
Kongrenin ilk günü yapılan oylama ile Mustafa Kemal Paşa, Kongre başkanı seçilmiştir. Mustafa Kemal yaptığı açılış konuşmasında, Osmanlı Devletinin içinde bulunduğu durumu, dünyanın çeşitli yerlerinde milli bağımsızlık uğruna yapılan mücadeleleri anlatarak bağımsız, milli bir iradenin Anadoludan çıkacağını ve bunun millete dayanması gerektiğini belirtmiştir. Yoğun çalışmalardan sonra 7 Ağustosa kadar süren kongre, aynı gün Heyet-i Temsiliye seçimlerini yapmış, 9 kişilik heyetin başına Mustafa Kemal getirilmiştir. Böylece milli mücadelenin ilk siyasi kuruluşu da oluşturulmuştur.
Kongre sonunda yayınlanan beyannamenin giriş kısmında: Aydın Vilâyetinde Yunanlıların, Kafkasyada Ermenilerin, Karadenizde Rumların Müslüman ahaliye yaptığı zulümlerden, milleti parçalanma tehlikesi karşısında gören Doğu Anadolu halkının kurduğu cemiyetler vasıtasıyla Erzurum Kongresine katıldığından ve kongrenin yayınlanan kararları aldığından bahsedilmiştir. Kongrede alınan kararlar şu şekilde özetlenebilir: Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür ayrılık kabul edilemez; İşgal ve müdahaleler sonucu Osmanlı Devletinin dağılması halinde millet tek vücut olarak yurdunu savunacaktır; Vatanın bağımsızlığını korumaya İstanbul Hükümetinin gücü yetmediği takdirde, geçici bir hükümet kurulacaktır. Bu hükümet milli kongre tarafından seçilecektir; Kongre toplantıda değilse bunu Heyet-i Temsiliye üstlenecektir; Kuvâ-yı Miliyeyi etken ve milli iradeyi hakim kılmak esastır; Hıristiyan azınlıklara siyasî hakimiyet ve sosyal dengemizi bozacak ayrıcalıklar verilemez; Manda ve himaye kabul edilemez; Milli Meclisin hemen toplanmasını ve hükümet işlerinin meclis denetiminde yürütülmesini sağlamak için çalışılacaktır.
Erzurum Kongresinin amacı, sadece doğu bölgesinin bütünlüğü değil, 30 Ekim 1918deki sınırıyla Vatanın bütünlüğü idi. Bağımsızlık ise, yine bütün Türk milletinindi. Bu gayenin ilk adımı Erzurum Kongresinde atıldı.
Kongrenin kabul ettiği kararları, belirlediği hedefleri, çizdiği stratejiyi iyi tahlil etmek gerekir. Kongrenin benimsediği hedefler, Türk Milli mücadelesinin de gerçekleştirmeye çalıştığı milli hedeflerdir. Milli Mücadele hareketinin siyasal temeli olan hukuk-ı milliye ilk olarak bu kongrede dile getirilmiştir. Kongrenin kabul ettiği kararlar ise milli bağımsızlık savaşımızın programı olarak ele alınmış, belirlediği hedefler gerçekleştirilmiştir. 28 Ocak 1920de Son Osmanlı Mebusan Meclisinde Misâk-ı Milli adıyla kabul edilip, 17 Şubat 1920de bütün dünyaya ilân edilen programın esasları Erzurumda, bu kongrede belirlenmiştir. Kongre, temsil ettiği fikir ve prensiplerle, sağladığı yetkiler bakımından Milli Mücadele hareketinin tarihi bir hareket ve çıkış noktasıdır. Mustafa Kemal Atatürkün ifadesiyle; Tarih şüphesiz bu kongreyi ender ve büyük bir eser sayarak bağrına basacaktır.
Kazım Karabekir Paşa
MUSA KAZIM KARABEKİR - (1882-1948)
Musa Kâzım, 1882de İstanbulda doğdu. Aslen Karamanın Gafariyat kasabasındandır. Babası Mehmet Emin Paşadır.
Fatih Askeri Rüştiyesini ve ardından Kuleli Askeri İdadisini bitirdi. 14 Mart 1900de Harp Okuluna girdi. 6 Aralık 1902de Mülazım-ı Sani (Teğmen) rütbesiyle piyade sınıfının birincisi olarak Harp Okulundan mezun oldu. Erkân-ı Harp (Kurmay) sınıfına ayrılarak Harp Akademisine başladı. 5 Kasım 1905de Kurmay Yüzbaşı rütbesiyle Akademiyi de birincilikle bitirdi. 10 Aralık 1905de Edirnedeki II. Orduya atandı. 11 Ocak 1906da III. Orduya verildi. 13.Seyyar Topçu Alayı, 15. Süvari Avcı Taburunda ve Manastır Mıntıka Komutanlığı Erkân-ı Harbiyesinde bulundu. Bu dönemde Kâzım Bey İttihat ve Terakki Cemiyetine girdi. Eşkıya takibinde bulundu. 19 Ağustos 1907de Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) oldu. 6 Eylül 1907de İstanbul Harp okulu Tabiye Öğretmen Yardımcılığına atandı. 19 Kasım 1908de Edirnedeki II. Ordunun Nizamiye 3. Piyade Tümeni Kurmaylığına tayin olundu. 31 Mart Vakası, yani 13 Nisan 1909da meydana gelen olay üzerine Hareket Ordusuna katılarak; Mürettep 2. Fırkanın Kurmay Başkanı olarak İstanbula geldi. 1 Nisan 1910da Arnavutluk Ayaklanmasını bastırmak için oluşturulan Mürettep Kolordu da Birinci Şube Müdürü ve 15 Ocak 1911de 10. Edirne Tümeni Kurmay Başkanlığında görevlendirildi. 28 Nisan 1911 günü Harbiye Nezaretine verdiği dilekçe ile aile adları olan Karabekiri yazışmalarda kullanmaya başladı. 9 Nisan 1912de ek bir görevle vekaleten Bulgar Hududu Edirne Kısmı Komiserliğine atandı. 27 Nisan 1912de Binbaşı oldu. Birinci Balkan Savaşı sırasında Bulgarlara karşı Edirneyi savunan 10.Tümenin Kurmay Başkanı iken 22 Nisan 1913te esir düştü. İkinci Balkan Savaşı sırasında 29 Eylül 1913te esaretten kurtuldu. 2 Aralık 1913te Balkan Savaşı sırasında Rusya tebasının uğradığı zararın tespit için oluşturulan Türk-Rus ve Bulgar Karma Komisyonuna Türk temsilcisi olarak katıldı.
11 Ocak 1914de Genelkurmay İstihbarat Şubesi Müdür Yardımcılığında görevlendirildi. 3 Ağustos 1914te Genelkurmay İstihbarat Şube Müdürü tayin edildi. 7 Aralık 1914te Kaymakam (Yarmay) rütbesine yükseltildi. 6 Ocak 1915te Mürettep I. Kuvve-i Seferiye Komutanı olarak İran Harekâtına memur edildi. 6 Mart 1915te Beşinci Kolordu 14. Tümen Komutanlığına atanarak Marmara ve Karadeniz kıyılarının tahkimatı ile görevlendirildi. Tümeni bir süre sonra Çanakkale Cephesine gönderildi. 26 Ekim 1915te İstanbuldaki I. Ordu Kurmay Başkanlığına atandı. 10 Kasım 1915te 6. Ordu Kurmay Başkanı olarak Irak Cephesine gönderildi. 14 Aralık 1915te rütbesi Miralaylık a (Albay) yükseltildi. 24 Nisan 1916da 18. Kolordu Komutanı ve 8 Nisan 1917de becayişen Kafkas Cephesindeki 2. Kolordu Komutanı olarak görevlendirildi. 27 Aralık 1917de Erzincan karşısındaki I. Kafkas Kolordusu Komutanlığına memur edildi. Buradaki görevinde ağır kış şartları altında fedakârlıkla ilerleyerek, Rus subaylarıyla takviye edilmiş Ermeni kuvvetleri ve çetelerinin bütünüyle bozgunu sırasında; 1918 yılının 13 Şubatında Erzincanı, 12 Martında Erzurumu 13 Martın da Pasinlerin Merkezi Hasankaleyi kurtardı. Sonrada, 1914 hududunu aşarak; 5 Nisanda Sarıkamış, 25 Nisanda Karstaki hâlâ halkımız arasında Kırk Yıllık Karagünler diye acı hatırası anlatılan istilâ esaretine son verdi. 28 Temmuz 1918de Mirlivalığa (Tümgeneral) yükseltildi. 23 Aralık 1918de Tekirdağdaki 14. Kolordu Komutanlığına atandı. 2 Mart 1919da merkezi Erzurum olan 15. Kolordu Komutanlığına tayin edildi. 21 Temmuz 1919da 3. Ordu Müfettiş Vekili olarak görevlendirildi.
23 Temmuz-7 Ağustos 1919da çalışmalarını yürüten Erzurum Kongresinin toplanmasında büyük katkıları oldu. 16 Kasım 1919da Temsil Heyetinin düzenlediği komutanlar toplantısına katıldı. 14 Ocak 1920de Heyet-i Temsiliye Başkanı Mustafa Kemal Paşa tarafından Şark Cephesi Komutanlığı ile görevlendirildi. 23 Nisan 1920de açılan Büyük Millet Meclisi Birinci Devresinde Edirne Milletvekili olarak meclise girdi. Bu sıfatı üzerinde kalmak kaydı ile Kolordu Komutanlığına devam etti. 6 Mayıs 1920de Erzurum Vali Vekili oldu. 13-14 Haziran 1920de Ordu Komutanı yetkisi ile Şark Cephesi Komutanlığına atandı. 28 Eylül 1920de Ermenilere karşı taarruzu başlattı. 30 Ekim 1920de Göle ve Kağızmandan sonra Karsı ikinci defa kurtardı.
31 Ekim 1920de Feriklik (Korgeneral)liğe yükseltildi. 7 Kasım 1920de Gümrüye girdi. 3 Aralık 1920de Büyük Millet Meclisi Murahhası olarak Gümrü Muahedesini imzaladı. 10 Ekim 1921de biten Kars Konferansına Türkiye Baş Murahhası olarak katıldı ve başkanlık etti. 13 Ekim 1921de Kars Antlaşmasını imzaladı.
İstiklâl Harbinin zaferle bitmesinden sonra 15 Ekim 1922de Ankaraya geldi. Edirne Milletvekili sıfatı ile meclise devam etmeye başladı. 17 Şubat 1923te toplanan İzmir İktisat Kongresine başkanlık etti. Büyük Millet Meclisinin ikinci devresinde İstanbul Milletvekili seçildi. 21 Ekim 1923te merkezi Ankarada bulunan Birinci Ordu Müfettişliğine atandı. 26 Ekim 1924te Ordu Müfettişliğinden istifasını bildiren dilekçesini Milli Müdafaa Vekâletine gönderdi. 17 Kasım 1924te Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının kurucuları arasında yer aldı ve bir süre sonra Genel Başkanı seçildi. Gaziye İzmirde suikast ile ilgili olarak İstiklâl Mahkemesinde yargılandı ve beraat etti. 5 Aralık 1927de ordu açığında iken emekli edildi. Uzun bir süre politikadan uzaklaştı. Halil Ethem Eldemin vefatı ile boşalan İstanbul Milletvekilliğine 1939 yılında 1374 reyle seçildi. 1943-1946da yine milletvekili olarak yerini korudu. 5 Ağustos 1946da TBMM Başkanlığına seçildi. 26 Ocak 1948de Ankarada öldü.
ALDIĞI NİŞAN, BERAT VE MADALYALAR
Kâzım Karabekir Paşa, başarılı askerlik yaşamı sırasında, Altın Maarif, beşinci Rütbeden Mecidi, Dördüncü Rütbeden Osmani, Muharebe Gümüş Liyakat, Harp Alman İkinci Rütbeden Kron dö Broş Kılınçlı, Avusturyadan İkinci Sınıf Salip; Alman Demir Salip, Muharebe Gümüş İmtiyaz, Muharebe Altın Liyakat, Kılınçlı İkinci Mecidi, Kılınçlı İkinci Rütbeden Osmanî, İstiklal Madalya ve Nişanları ile ödüllendirilmiştir.
ESERLERİ
Bulgarca, Almanca, Fransızca ve Rusça dilerini bilen Kâzım Karabekirin çok çeşitli konularda yazdığı bazı eserler şunlardır:
İstiklâl Harbimiz, I-II
İstiklal Harbimizde Enver Paşa ve İttihat ve Terakki Erkânı
Birinci Cihan Harbi, I-IV
Paşaların Hesaplaşması
Paşaların Kavgası
Ankarada Savaş Rüzgarları
Gizli Harp İstihbarat
1885 İsyanı ve Bulgar Harbi
Birinci Kafkas Kolordusunun 1334 Senesindeki Harekât ve Müşehedatı
Erzincan ve Erzurumun Kurtuluşu
İngiltere, İtalya ve Habeş Harbi
Bolşevik Ordusunun Çekilmesinden Sonra Osmanlı Ordusunun İleri Harekâtı
Sırp-Bulgar Seferi
Osmanlı Ordusunun Taarruz Fikri
Kürt Sorunu
Ermeni Dosyası
Ermeni Mezalimi
Öğütlerim
Talim ve Terbiye Hakkında Ana Hatlar
Ülkümüz Kuvvetli Bir Türkiyedir.
Şarkılı İbret
İktisadi Esaslarımız
Sanayi Projesi Layihası
Erkân-ı Harbiye Vezaifinden İstihbarat
İstiklâl Harbimizin Esasları
Cihan Harbine Neden Girdik? Nasıl Girdik? Nasıl İdare Ettik?
İttihat ve Terakki Cemiyeti
