- Katılım
- 7 Ağu 2012
- Konular
- 7,451
- Mesajlar
- 16,354
- Çözüm
- 5
- Reaksiyon Skoru
- 627
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 13 Yıl 10 Ay 8 Gün
- Başarım Puanı
- 385
- MmoLira
- -82
- DevLira
- 0
ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!
Karahallı, Uşak ilinin bir ilçesi. Uşak'ın güneybatısında, Uşak'a yaklaşık 62 km uzaklıktadır.
Tarihçe
Karahallı adı nereden gelmektedir?
İlçenin tarihini ortaya koyacak kesin bilgiler yoktur. Ancak halk arasında yaygın bir inanışa göre Karahallı'yı, Kara Halil adında bir Türkmen beyi kurmuştur. Bundan 700 yıl önce Karahallı bölgesine yerleşen Kara Halili Türkmen oymağı tarihi süreç içerisinde konar-göçer hayat şeklinden yerleşik hayata uyum sağlamış ve kültürel yapılarında göçebe hayat tarzının motiflerini de barındırmışlardır. Kara Halil Oğulları, Karahallı bölgesine yayılarak civar bölgelerde de yerleşim birimleri oluşturmuşlardır. Böylece Karahalil'in yerleştiği köyün adı Karahallı, Garib Hasan'ın yerleştiği köyün adı Karbasan, Kara Bedir'in yerleştiği köyün adı Karabedirler Köyü olarak zaman içerisinde değişikliğe uğramıştır.
Cumhuriyet Öncesi Karahallı
M.Ö. 4000 yıllarda bölgede yerleşilmeye başlanmıştır. M.Ö. 1800 yıllarda Hititler bölgeye gelmişlerdir. M.Ö. 1200'lu yıllarda Frigyalıların egemenliğine geçmiştir. Bölge M.Ö. 547'de Pers imparatoru Kirus ile Perslerin eline geçmiştir. M.Ö. 324 Büyük İskender Persleri mağlup ederek Makedonya devletini kurmuştur. M.Ö. 260 Bergama Krallığı ve M.Ö. 132 ile M.S. 395 yılları arasında bölge Roma İmparatorluğu hakimiyetinde kalmıştır. Bölgede M.S. 165 yılında Pepouza şehri kurulmuştur. Bölge M.S 395'den 1072'ye kadar Bizans hakimiyetinde kalmıştır. 1071 Malazgirt'te Selçuklu Türkleri ile Bizanslılar arasındaki Türklerin zaferi ile sonuçlanan savaştan sonra bölge Selçuklu Devleti hakimiyetine girmiştir. 13. yüzyılda da Türkler bölgeye gelip bugünkü Karahallı şehrini kurmuşlardır. 13-14. yüzyıl Germiyanoğulları hakimiyetindeki ilçe 1429 yılından itibaren Osmanlı İmparatorluğu'na bağlanmıştır. 1907 yılında belde olan Karahallı, 1908 yılında nahiye olmuştur.
Kurtuluş Savaşı'nda Karahallı
Batı Cephesi harekatı içinde Sandıklı, Çivril, Çal ve Uşak kesimi içinde Karahallı'nın da yeri vardır. 28 Ağustos 1920'de Yunan işgaline uğramış olan Karahallı ilçesi, 2 Eylül 1922 tarihinde düşman işgalinden kurtarılmıştır.
Cumhuriyet Dönemi Karahallı
Uşak 1953 yılında Kütahya'dan ayrılarak il statüsüne kavuştuktan sonra, Karahallı da 9 Temmuz 1953 tarihinde Uşak iline bağlı ilçe merkezi olmuştur.
Tarihi Eserler
Karahallı'da Lidyalılar, Romalılar, Selçuklular ve Osmanlılar döneminden bazı kalıntılar olmakla birlikte, en önemli tarihi eser Clandras Köprüsü'dür.
Coğrafi yapısı
Kuzeydoğusunda Sivaslı (Uşak), batısında Ulubey (Uşak), güneydoğusunda Çivril (Denizli) ve güneybatısında Bekilli (Denizli), güneyinde Çal (Denizli), kuzeyinde Uşak merkez ilçeleri bulunmaktadır. İlçenin toplam yüzölçümü 337 km² olup rakımı 873 m'dir. İlçeden geçen tek akarsu Banaz Çayı'dır ve Ege Denizi'ne Didim civarlarından dökülür.
İklim
Karahallı'da karasal iklim hüküm sürer. Yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve kar yağışlıdır. Yağışlar kışın ve ilkbaharda görülür. Yıllık sıcaklık ortalaması 12,9 °C'dir.
Nüfusu
İlçe merkez nüfusu resmi kayıtlara göre 4.600; köyleriyle birlikte 12614'tür. Karahallı dışında yaşayan Karahallılılar'la birlikte toplam nüfusu 35 - 40 bin civarındadır. Karahallı'ya bağlı 15 adet köy vardır.
Sosyo-ekonomik yapı
Osmanlı Devleti Dönemi Karahallı'da Sosyo-Ekonomik Yapı
Osmanlı Devleti dönemi, Karahallı'da sosyal hayat üzerine çok az kaynak vardır.
14. yüzyıldan sonra başlayan Ulu Camii ismi geleneğine göre yerleşim biriminin oluşmasıyla beraber Türk İslam kültürü gereğince ilk olarak cami yapılır ve şehirleşme bu cami etrafında teşekkül eder. Bu cami Ulu Camii olarak nitelendirilir. Karahallı da bu geleneğe uygun olarak Ulu Camii etrafında yerleşim alanını oluşturmuştur. Ulu Camii merkez olmak üzere yakın bölgeler çarşı olarak nitelendirilmiş ve uzaklaşıldıkça da evler teşekkül etmiştir.
Daha önce konar-göçer hayata uygun olarak büyük oranda hayvancılıkla geçinen Türkmen grubu, geldikleri ilk zamanlarda buna devam etmiş ve aynı zamanda yerleşik hayata uygun olarak tarımla da meşgul olmuşlardır. Bu ekonomik faaliyet sadece kendi geçimlerini sağlamaktan ibaret olmuştur. Gelişen ve ileride Uşak'ın en büyük köylerinden olan Kara Halili'de coğrafyanın, tarım ve hayvancılığı karşılayamaması halkın farklı geçim kaynaklarına yönelmesine sebebiyet vermiştir. Geldikleri yöreye hemen hakim olan ve birbirine bağlı Türkmen grubu tarım ve hayvancılıktan farklı olarak, günümüzde Karahallı'nın en önemli geçim kaynağı olan tekstile yönelmişlerdir.
Tekstil o zamanın metotlarıyla, çadır dokumak için kullanılan küçük el tezgahlarında kumaş dokuyarak yapılmıştır. Bu metot zamanla gelişim göstermiştir. Tarım alanlarının yetersiz, içme suyunun az oluşu hayvancılığın bitmesine sebep olmuş, tarım ise sadece ailevi ihtiyaçları karşılamak için az da olsa devam etmiştir. Tarım ürünleri içinde coğrafyaya uygun olarak buğday, az da olsa pamuk, bostan, üzüm ve çeşitli sert coğrafyaya uygun meyve ağaçları vardır.
Karahallı'nın sarp, aynı zamanda ulaşım yollarına uzak oluşu, ekonomik faaliyetlerin gelişmemesine sebep olmuştur. Tekstil hayatına giren Karahallı halkı, kumaş dokuma aletlerinin yetersiz olmasından dolayı yakındaki Denizli ve Uşak'tan kumaş getirip işleyerek terzilik sanatını geliştirmişlerdir. Bu kumaşları hazır elbise haline getirip yakın yerleşim bölgelerine (Alaşehir, Dinar, Uşak, Manisa) giderek ürettikleri ürünleri satmışlardır. Bu vesile ile ticaret hayatına giren Karahallı halkı, ilerleyen zamanlarda Uşak'tan deri getirmek suretiyle ayakkabıcılık sektörüne de girmişlerdir. Meslek grupları teşekkül etmiş ve aynı zamanda çeşitli meslekler Karahallı'ya getirilmiştir. Bu mesleklerin Karahallı'ya gelişlerinin temelinde, Karahallı halkının akıllı bir politika güderek dışarıdan gelen bekar meslek erbaplarını, Karahallı içinden bir kızla evlendirip onun evini yaptıktan sonra Karahallı'da kalmasını sağlamaları yatmaktadır. Bu suretle çeşitli meslekler ve kültürel motifler Karahallı'ya girmiştir. Örneğin Berberler sülalesinden merhum Hafız Veli Çimen'in babasının dedesi Denizli'ye bağlı Süller kasabasından her ay Karahallı'ya tıraş için gelen bir bekar olup, Karahallı'da evlendirilerek berberlik mesleğini Karahallı'ya getiren ve yaygınlaştıran kişidir. Tekstil bu dönemde daha üretim aşamasına tam manasıyla geçmiş değildir. Tekstil, önemini Cumhuriyet'in ilanından sonra kazanacaktır.
Karahallı'da ticaretin yaygınlaşmasında lonca adı verilen, dışarıdan gelen tüccarların konaklayıp satış yapmaları için yapılmış yarı kapalı pazarların da etkisi çoktur. Karahallı'da Şeyhlü ve Kasab adıyla Uşak Salnameleri'nde geçen iki pazar olduğu bilinmektedir. Develerle gelen tüccarlar bu loncalara yerleşirdi. Yüksek Türk kültürünün getirmiş olduğu yardımlaşma ve misafirseverlik sonucu olarak bu tüccarların yiyecek ihtiyaçları lonca etrafında bulunan evlerde oturanlar tarafından karşılanırdı. Pazar günleri Ulu Camii imamı tarafından due edilir ve pazar açılırdı. Tüccarlar, birbirlerini denetlemek suretiyle asayiş ve ticaret ahlakının devamını sağlarlardı.
Gelişen meslek adabına göre yetiştirilmiş ve sonunda usta olan çırak, ustası tarafından kuşak bağlanıp, makas verilerek ustalığı belgelenirdi. Çırak herkese yemek dağıtarak artık usta olduğunu ilan ederdi. Bu ve benzeri gelenekler Karahallı'da ticarete ve mesleğe duyulan saygıyı göstermektedir. Ticari hayattaki bu gelişim kısa zamanda halkın refah düzeyini arttırmıştır.
Karahallı'da ticaretin bu denli gelişmesi, Cumhuriyet'in ilanından günümüze kadar Karahallı için ticareti tek geçim kaynağı haline getirmiştir. Tüccarların dışarıya çıkarak ürünlerini pazarlamaları, onların değişik hayat tarzlarını görmeleri, ilerleyen zamanlarda tek geçim kaynağı olan dokuma tezgahlarının Karahallı'ya girmesine vesile olacaktır.
İlerleyen süreçte Osmanlı Devleti'nde meydana gelen gerileme ile beraber tüm Anadolu'da olduğu gibi Karahallı'da da ekonomi gerilemiştir. I. Dünya Savaşı yıllarında üretim durmuş, yurt içine giren ucuz mallar el sanatlarını yok olma tehlikesiyle karşı karşıya getirmiştir. Savaş yıllarındaki ağır savaş masrafları ve insan gücünün yok oluşu, Karahallı'da yaşamı güçleştirmiştir. Un bulamayan Karahallı halkı dağdan topladığı bıtırak denen yabani otu öğüterek un haline getirmiş ve bunu yemiştir. Yağ ise sadece hayvan, haşhaş ve susamdan az miktarda elde edilerek kıt kanaat kullanılmıştır. Değişen ekonomi ancak Cumhuriyet sonrasında yeniden hayat bulabilmiş ve gelişmiştir.[1]
Cumhuriyet Dönemi Karahallı'da sosyo-ekonomik yapı
Karahallı'da kadın ve erkek giyimi
Kadın giyimi
Karahallılı kadın, Türk-İslam inancına uygun, gösterişten ve şatafattan uzak, kadınlığını dışa vuran mütevazı bir şekilde toplumun, o dönemde öngördüğü normlar doğrultusunda giyinirdi. Giyimlerinde Anadolu motiflerini canlı tutan, doğal sanat eserlerini sergilemekten çekinmezdi. Önemli günlerde o güne has giyimleriyle, belli bir yapıda renk mozaiğini giyimiyle oluştururdu.
Önceleri Karahallı'da kadınlar yakası yuvarlak, uzun etekli uzun kollu dize kadar beyaz göğnek (gömlek denilen içe giyilen elbise) giyerlerdi. Onun altında ayaklarına kadar uzanan, kalçadan lastikli dizlik ve iç zıbın denilen önde bele kadar, arkada da kalçayı örten bir iç giyimleri vardı. Ayrıca kadınlar içlerine camadan denilen daha çok beyaz kumaş üzerine işlemeli ya da renkli kumaşlar ile diktikleri, işli yerler öne gelecek şekilde bir içlik giyerlerdi. Entariyle sıtma yeleğin boyun kısmı V şeklinde olduğu için boyundan yere kadar göğüslük takarlardı.
Entarinin altına acem şalı ya da gudulu/yörük kuşağı denilen uçkurlu diril kumaştan ipek ve pamuklu karışımlı kumaştan, paçaları lastikli şalvar tipinde olan guduludan giyerlerdi.[2] Kadınlar dışarıya çıkacakları vakit önleri yanları yırtmaçlı, kolları uzun ve bol elbiseler giyip bunların üzerine işlemeli bir kemer takarlardı. Ayrıca kara çarşaf ve uzun bel kısmından büzgülü, koyu renkli bir başka sokak giysisi de vardı. Cumhuriyetin ilanından sonra car giyilmeyip pürgü adı verilen uçları saçaklı renkli bir şal örtülmeye başlandı.
Yeni gelinlerde ise, bu elbiselerin büzgülü olan kısımları pul ve boncuk işlemesiyle süslü olup, tepelik adı verilen daha çok altın paralarla ve çeşitli boncuk pullarla işlemeli alına takılan başlık, yazma ile tutturulup başa geçirilir ve saçla bir bütün oluşturulurdu. Normalde ise sade çeki ile aynı işlem yapılırdı. Bu elbiselerin üzerine yine ağır ve mütevazı altın bilezik, yüzük bele kadar sarkan kolye, altın-inci karışımlı küpe, cıngıl denilen gümüşten salkım zincirlerin ve paraların oluşturduğu bir göğüs takısı; ipe dizili boncuk takarlardı. Ellerine siyah eldiven takıp, içi aynalı çanta taşırlardı.
Evde nalın, dışarıda geçmeli ponponlu sivri burunlu bir ayakkabı, yaşlı kadınlar ise mest biçiminde ayakkabı, bunların içine de yün ve kıldan örülen nakışlı çorap giyerlerdi.[3] Karahallı kadınındaki bu sadelik içeren giyimler, tarihten gelen bir mirasın sonucu ve yansımasıdır.
Erkek giyimi
Erkekler kadınlardan farklı olarak giyim konusunda daha sade ve rahattır. Erkek iç giyiminde, kadınlarınkinden farklı olarak göğnek boyları kısadır. Diz kapağına kadar bele iple bağlamalı, genellikle kadife kumaştan, ön kısmı işlemeli uçkurdan giyerlerdi.[4] Dış giyim ise kemerli dizlerine kadar bolca uzanan sonra ayak bileklerine kadar daralan düğmeli külot pantolon veya şalvardan oluşurdu. İşlemeli uzun kollu cepken bele bağlanan bir poçu ve yün çorap giysiyi tamamlardı. Gençlerin başında sadece kırmızı bir fes bulunurken yaşlılar bu kırmızı fesin üstüne tülbent sararak sarığın ucu yan tarafından sallanırdı. Cumhuriyetten sonra şapka inkılabıyla beraber fes ve sarığı bırakmak suretiyle fötür şapkaya geçilmiştir. Fötür şapka Karahallılı terziler tarafından dikilmiştir. Fakat fötür şapka tutulmamış ve altı köşeli kasketler yaygın olarak kullanılmıştır. Ayakkabı olarak lastik, kabarlı ve demirden yapılmış ayakkabılar kullanılmıştır. Ekonomik durumu iyi olan aileler Aydın ve Söke'den getirilmiş kunduralar giyerlerdi. Bu kunduraların ses çıkartması amacıyla alt tarafına lastik konulmak suretiyle gıcırdaması ve bu suretle gösterişli olması sağlanmıştı. Bu tür ayakkabılara gıncırdıklı ayakkabı denilmiştir. Dış cepken baştan düğmeli ve keçeden yapılmıştır. Pantolon ise paça kısmı dar ve düğmeli olurdu.
Karahallı'da terzilik mesleğinin yaygın olması elbise dikimini ve bulunmasını kolaylaştırmış aynı zamanda tertiplilik muhafaza edilmiştir. O dönem itibariyle Karahallı'da her ne kadar tekstil yapılsa da kumaş Uşak'tan getirilmiştir. takkeleri de eksikdeğildir
Dokumacılık
Karahallı da ekonomi tekstile dayanmaktadır. İlçedeki tekstil üretimi Osmanlı İmparatorluğu döneminde el tezgahları ile başlamıştır. Dokumacılık temel gelir kaynağıdır.
1940'lı yılların sonlarına kadar daha çok beyaz mal yani astar ve kaput dokunurdu. O dönemde renkli dokumalar da yapılıyordu. Kareli bez dokunurdu. Buna satranç tablasına benzediği için satrançda denirdi. El tezgahlarında diril, peştamal, tülbent, keme, zifir, kutmu, üstlük, güvercin gözü, çarşaf ve hatta el havlusu da dokunurdu. Güvercin gözüdenilen dokunmuş maldan pantolon dikilip çevre pazarlarda satılırdı. Üstlük dokunduktan sonra özel ipekle işleme yapılırdı. İşleme yapılan üstlükler ve diğer dokunan renkli bezler Kütahya çevrelerinde çokça satılır, atlarla gidilen köylerde de pazarlanırdı.
1950 sonrası el dokumacılığı aile geçimini sağlayacak düzeyden uzaklaştı. Ama yine de devam edilmek zorundaydı. Ancak yeni arayışlara girildi. Dokumacılık makinalaştı. Eskiden beri var olan seyyar manifaturacılığa biraz daha hız verildi. Kara vasıtaları çoğaldığı için bazı tüccarlar otobüs veya kamyonlarla pazarlara mallarını götürüp Uşak, Çivril, Banaz, Dumlupınar gibi yerlere gidip geldiler. Bu arada at sırtında gezerek ticaretini sürdürenler de az değildi.
Karahallı'ya dokuma tezgahlarında kullanılabilecek elektrik 1960 yılında geldi. Bu tarihten önce 1954 yılında belediyenin çabası ile bir dizel elektrik üreticisi temin edildi. Bu yalnız ışıklandırmada kullanılıyor, akşam saatlerinde çalıştırılıp gece saat 24:00'te durduruluyordu. 28 Mart 1960 tarihinde Clandras Deresi üzerine kurulan hidroelektrik santrali üretime başladı. Daha sonra her alanda kullanılan kaput bezi üretimine hız verildi.
Kısaca el tezgahları ile başlanılan tekstil sanayi zamanla teknolojiye ayak uydurmuştur. Bugün bilgisayarlı hızlı üreten bir yapıdadır.
İlçedeki tekstilci işadamları teknolojik gelişmelere ayak uydurmuşlar ve Karahallı'da her türlü tekstil üretimi yapabilecek tecrübe, birikim ve imkânlara sahip olmuşlardır. Karahallı Türkiye'nin en önemli tekstil üretim merkezlerinden biri konumundadır.
İlçede tahminen 1000 - 1200 adet dokuma tezgahı bulunmakta olup, üretim ufak atölye ve büyük modern fabrikalarda yapılmaktadır. İlçedeki pamuklu dokuma sanayi uluslararası piyasalarla iş yapma yönünde ilerlemektedir.[5]
Tarım
İlçe bölgesinde tarım ikinci planda kalmış olup, sulama olmaksızın tarım yapılır.
Bölgede buğday, tütün, mercimek, nohut, pamuk, haşhaş, susam ve üzüm gibi ürünler yetiştirilir. Bölgede çok çeşitli siyah ve yeşil üzüm bağları bulunur. Bölgede üretilen üzümler 17 km uzaklıktaki komşu ilçe Bekilli'de şarap yapılır. Bölge şarabı çok kaliteli ve meşhurdur.
Clandras Festivali
Karahallı'nın düşman işgalinden kurtuluş tarihi olan 2 Eylül'de Karahallı'da Clandras Festivali düzenlenir. Bu festival Dokuma Festivali olarak da bilinir. Festival adını Karahallı'daki Frigyalılar döneminden kalma tarihi Clandras Köprüsü'nden almıştır.
Karahallı Pazarı
Karahallı'da Cumartesi günleri pazar kurulur. Bu pazara çevre köy ve ilçelerden müşteriler gelir. Karahallı'da meşhur ciğerci Arif Usta sadece Cumartesi günleri satış yapar. Bu dükkânda sadece ekmek arası ciğer kavurması satılır. Karahallı'da bunun yanında içilebilecek en meşhur içecek kar şerbetidir. Bu şerbet de sadece Cumartesi günleri pazar alanında satılır ve kar şerbeti vardır.Her cumartesi gelir ama sadece yaz günleri gelir...
Karahallı'da Eğitim
1907 yılında belediyelik olan,Kütahya Vilayeti Uşak Kazası Karahallı Bucağında Cumhuriyet öncesinde Osmanlı Devletini eğitim ve öğretime ciddi anlamda önem vermediği,bu eksikliğin vatandaşların kişisel katkılarıyla sürdürülmeye çalışıldığı görülmüştür. Karahallı Bucağında eğitim ve öğretim Cumhuriyet öncesnde bu gün Gölbaşı Camisinin doğu kısmında yer alan ve Mektep adı verilen binada 1945 yılına kadar sürdürülmüştür. O zamanlar Karahallı Merkez ya da İlkokulu, sonradan Cumhuriyet İlk Okulu ve bu günkü adıyla Cumhuriyet İlköğretim okulunun açılışına kadar Devre-i Ula ve Devre-i Mutavassıtadan oluşan ve her biri 3er yıl süren 2 kademeli olarak sürdürmüştür.1914-1917 yılları arasında birinci kademede okuyan Hafız Veli ÇÜMENin anlatımlarına göre Karahallı eşrafından Hasan Hoca ALAKUŞ ve Hamit Hoca MERCAN öğrencilere Sarf ve Naif, Hendese, Hesap, Tarih ve Coğrafya dersleri öğretilmiştir. Sarf ve Naif derslerinde Osmanlıca sözcük ve tümce yapısı ile dilbilgisi kuralları, Hendese ve Hesap derslerinde ise halkın günlük yaşamında kullanabileceği dört işlem ve kesirli sayılar, Tarih derslerinde ağırlıklı olarak Türk-İslam Tarihi, Coğrafya derslerinde tüm dünya coğrafyası öğretilmiştir. Bu yıllarda okuyan öğrencilere ancak 2.kademeyi yani Devre-i Mutavassıtayı (bu günkü anlamda ilköğretimin ikinci kademesi) bitirdikten sonra diploma verildiği ve bu kişilerin küçük çaplı memuriyetliklere atandıkları saptanmıştır.Bu dönem öğrencilerinden göze çarpan tek kişi Cumhuriyetimizin ilk ziraatçıları arasında olan, yurdun değişik yörelerinde halkı tarım ve tarım alanlarının ıslahı konusunda bilinçlendiren Necati KÖYLÜdür. Mektepte toplam 6 sınıf, sınıflarda 30ar öğrenci ve yaklaşık 200 öğrenci olduğu görülmektedir. Osmanlı Devleti 1917 yılında Uşaktan Fevzi ve Kılıç Osman Hocaları ilk kez maaşlı olarak atamıştır.Bu durum sonucunda diğer yerleşim birimlerinden öğrenciler Mektepe okumaya gelmişlerdir. Bucağımız dışında bu günkü Karbasan Beldesinde1850li yıllardan itibaren Medrese eğitimi verilmiş, özellikle çevre vilayetlerden öğrencilerin geldiği görülmüştür.Ancak medrese eğitiminin denetimsizliği sebebiyle öğrencilerin uzun süre eğitim almalarına karşın pek başarılı olunamamıştır.Asım Hoca,Sakallı Hoca (Hafız Ali ARSLAN) ve Çokaklı Kamil Hoca bu dönemde yetişen ender kişiler olmuşlardır.Bu kişiler bucağımızda uzun süre din adamı olarak hizmette bulunmuşlardır. Cumhuriyetin ilanından sonra Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRKün Latin Alfabesini kabul etmesi ve bizzat kendisinin bu çalışmalarda başöğretmenlik yapmasıyla ülke genelindeki eğitim çalışmaları bucağımızda da başlatılmıştır. 1926-1927 yılları arasında Mektepte geceleri Latin Alfabesi öğretilmeye başlanmıştır.Her ne kadar katılım jandarma eşliğinde olsa da hiçbir engel görmemiştir. Daha sonraki yıllarda ilçemizdeki eğitim Cumhuriyet İlk Okulu (1945), Karahallı Orta Okulu (1954-1973), Hasan Gürel İlk Okulu (1966), Mehmet Yeşil Lisesi (1973-1999), Veyis Turan Endüstri Meslek Lisesi (1987-1999), Dadaylı Halit Bey İlk Okulu (1986-1999), Acarlar İlköğretim Okulu ( 1985-1999), Veli Özer Orta Okulu (1988-1999), Veyis Turan Çok Proğramlı Lisesi (1999) ve son olarak Meslek Yüksek Okulunda (1994) devam ettirilmektedir. Geçmiş yıllarda her köyümüzde ilk okul olmasına karşı bu gün birçok köyümüzde okullarımız öğrenci sayısının yetersizliği sebebiyle kapatılmış ya da taşımalı kapsama geçilmiştir. Her geçen yıl okullarımızdaki öğrenci sayısı da azalmaktadır.1990 yıllarda ilçe toplamında 2000 öğrenci olmasına karşın 2010-2001 eğitim ve öğretim yılında 1257 ilköğretim ve 271 orta öğretim öğrencisi bulunmaktadır. Başlangıçta elle,sonra elektrikle çalışan dokuma makinelerini ilçemize gelmesi ve halkın neredeyse tamamının dokuma ile uğraşması Karahallıların okumaya karşı olan ilgisini azaltmıştır. 1970 yıllarda Türkiyenin pamuklu dokuma üretimini yarıya yakının karşılayan İlçemiz sonraki yıllarda sermayenin İstanbul, Kütahya, Bursa ve Denizli gibi illere taşınması sebebiyle teknolojisini yenileyememiş ve yenik düşmüştür. Sermaye ile birlikte iş gücüde yoğun bir şekilde göçmüştür.O yıllarda iş olanaklarını çok olması sebebiyle Okursa okur,okumazsa dokur sözü tüm yaşamımızı etkilemiştir. İlçemizde eğitimin temel göç olgularından kabul edilmemesine karşın ve Karahallının geçmiş yıllarda öğretmen atamalarında Uşakın en son noktası gözüyle bakılmasında eğitim seviyemiz oldukça düşmüştür. Ancak son yıllarda çaresizlik yüzünden ilçe halkı çocuklarını eğitime zorunlu olarak yönlendirmesi ve ilçemizin zorunlu bölge olmasıyla,öğretmen sılkıntısının giderilmesiyle eğitim seviyemiz artmıştır. Bilinmeli ki Karahallı insanı çalışkan ve kıvrak zekalıdır. Bu konuda da mutlaka başarılı olacağız.
- Bu yazıda geçmişle ilgili bilgiler Hafız Veli Hoca ile Cumhuriyetimizin 75.kuruluş yıldönümünde yapılan söyleşiden alınmıştır.
Karahallı'lı aileler lakaplarıyla anılırlar. Belli başlı Karahallılı aile lakapları şunlardır:Hacı Bekirler (Özer), Zoralar , Akkıllalar(Akın Ailesi), Karaosmanlar, Gödekler ,Hacı Ömerler(Cömertler),Hasan Ustalar (Polat), Hacı Kasımlar, Leblebiciler, Dılbırlar, Cakcaklar, Abdallar, Aşıkomarlar, Berberler, Beddenler, Canlılar, Çimenler, Dıgılar (Topal sülalesi), Emirler, Gemecigil, Gökomarlar, Hacı Köseler, Hacı Sağırlar, Hüseyinbeyler, İmamlar, İsmiler, Kaymakamlar, Kelağagil,Meremler (Acar), Kuşaksızlar, Mercanlar(Şakirler,Ümmetler,Niyaziler,Nalbantlar,Kundaracılar), Micanlar, Onbaşıgil, Piştavlar, Sağsözler, Sofukızıgil, Solaklar, Topallar, Yamaklar, Keleşler, Tirinler, Canbazlar, Mıstanlar (İkizler),Belyozlar,Piriler,Dağlılar, Hacı Çilliler (haççiller),Mıymıntılar,Çakırlar,Topalgil (güreller) Paşamömetler eseler(aysal)
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)
Benzer konular
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 28
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 16
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 19


