Ayyıldız2 | 2008 TR Yapısı • 1-99 Orta Emek Destan • Oto Avsız • 10 Temmuz 21:00 HEMEN TIKLA!
Türklerden Önce Aybastı
İlçenin adının Phacisane (Fatsa), Hapsamina (Hapsamana- Gölköy), Oinoie (Ünye) gibi aynı tür isimlere benzer şekilde ve bu isimlerle aynı devirlerde (Pontus krallığı dönemi) verildiği muhtemeldir. Çünkü ilçe topraklarında bu devirlere ait yaşam izleri mevcuttur. Aybastının verimli ve sağlıklı yaşama elverişli toprakları her devirde insan topluluklarının ilgisini çekmiştir. Yunan kaynaklarına göre Aybastıyı da içine alan bölgede egemenlik sürmüş ilk halklar Kalipler, Kolk, Kokonlar ve Tiberenlerdir. Bu kavimler uzun bir süre Hitit, Pers, Met ve Pont devletlerine bağlı olarak yörede egemen oldular ve demircilikle uğraştılar. MS 70li yıllarda bölge Peçenek ve Uz Türklerinin akınarıyla işgal edildi. Dillerini ve geleneklerini unutmayan bu Türk boyları daha sonra gelen Türk Boyları ile bütünleşmişlerdir.Roma İmparatorluğuna bağlı unsurların Anadoluyu ele geçirmeleri sonucu Aybastı çevresindeki yerleşim yerleriyle beraber önce Sivas Dukalığına daha sonra da [Trabzon Eyaleti]]ne bağlandı. Roma İmparatorluğunun ikiye bölünmesi sonucu MS 395 Aybastı Doğu Roma İmparatorluğunun topraklarında kaldı.
Türkler Aybastı' da
Orta Asyadan kopup gelen Türk Boyları İran toprakları üzerinde kurdukları Büyük Selçuklu Devletiyle Bizans İmparatorluğuna komşu büyük bir imparatorluk kurarak Anadoluya akınlar düzenlediler. 1054te Van Gölü civarına gelen Sultan Tuğrul Bey ordularını üç bölüme ayırarak bir kolunu Kafkas Dağları, Erzincan Yöresi ve Canik Ormanlarına yöneltti. Bu akınlara, 1071de Malazgirt Savaşının kazanılmasıyla geriden gelen Türk kuvvetleri destek verdiler. Selçuklu sultanı Alpaslanın komutanlarından Artuk Bey, Afşin, Kutalmış Oğlu Süleyman Şah gibi komutanlar yöreyi de içine geniş bir alanda fetih hareketlerine başladılar. Kutalmış oğlu Süleyman fethettiği toprakları kendine bağlayarak Anadolu Selçuklu Devleti'ni kurdu. Bu sırada Süleyman Şah'ın dayısı Danışmend Taylı Beyin oğlu Gümüştekin Ahmet Gazi Orta Anadoluda Sivas, Amasya, Tokat ve Niksar yörelerini fethederek Anadolu Selçuklu Devletine bağlı Danişmentli Beyliğini kurdu. Selçukluların taht mücadelelerinden yararlanarak bağımsızlığını ilan etti. Selçuklular ile birlikte Haçlılara ve Anadolu Selçuklu Devletine karşı çetin mücadeleler verdiler. Daha önce Sivas olan başkentlerini güvenlik nedeniyle Niksara taşıdılar. Ahmet Gazinin yerine geçen oğlu Melik Emir Gazi Beyliğinin sınırlarını bilhassa sahile doğru genişletmek amacıyla Canik denilen bölgeye seferler düzenledi. İlk etapta doğuda Mesudiye, İskefsür ve Aybastı; Batı'da ise Ünye, Fatsa bölgeleri Danişmentlilerin eline geçti. Aybastı, Canik diye bilinen yörenin Niksara göre ilk bölümlerinden olması nedeniyle Türklerin eline geçen ilk yerlerdendir. Daha sonraki yıllarda bazı yerlerin Bizansa geçmesi üzerine Danışmentli Melik Muhammed yöreye bir sefer daha düzenleyerek daha etkin hakimiyet sağladı. Danişmentli Hükümdarı Emir Nizamettin Yagıbasan 1157'de Ünye üzerine bir sefer düzenleyerek Ünyeden itibaren Bafraya kadar tüm sahili ele geçirdi, bir yıl sonra bu yerler antlaşma ile vergi karşılığı Bizansa terk edildi. 1175'te Emir Muhammedin ölümü üzerine başlayan taht kavgalarına As Devleti Sultanı Kılıçaslan Danişmentli Beyliğine son vererek bölgeyi topraklarına kattı. İlçenin toprakları üzerinde, Kutlu Doğmuş Evliyası, Kümbet Evliyası etraflarında Danişmentliler devrinde yapılan savaşlarda şehit düşmüş asker ve komutanların mezarlarına rastlanmaktadır.
Moğolların Anadoluyu işgali sonucu Anadolu Selçuklu Devleti yıkılınca ilçenin de içinde bulundğu topraklar İlhanlı Devleti, Eratna (İlhanlı) Beyliği, Kadı Burhanettin Beyliklerinin topraklarında kaldı. Kadı Burhanettin ordusu ile İskefsüre kadar gelmiştir. Aybastı ve yöresinin dağlık oluşu fetih sırasında Türkleri çok uğraştırmış, bu yüzden fetih uzun yıllar sürmüştür. Hatta Emir Melik Gazinin ilçemize düzenlediği bir sefer sırasında Kutlularda Yaras mevkiinde yaralandığı, öteki komutanların askerlerine "Yarısını asın, yarısını kesin!" şeklinde emir verdiklerini, Emir'in acilen Niksara götürüldüğü sırada kanının damladığı yerlerin evliya olarak değerlendirildiği mahalle insanları tarafından anlatılmaktadır.
İlçenin adının Phacisane (Fatsa), Hapsamina (Hapsamana- Gölköy), Oinoie (Ünye) gibi aynı tür isimlere benzer şekilde ve bu isimlerle aynı devirlerde (Pontus krallığı dönemi) verildiği muhtemeldir. Çünkü ilçe topraklarında bu devirlere ait yaşam izleri mevcuttur. Aybastının verimli ve sağlıklı yaşama elverişli toprakları her devirde insan topluluklarının ilgisini çekmiştir. Yunan kaynaklarına göre Aybastıyı da içine alan bölgede egemenlik sürmüş ilk halklar Kalipler, Kolk, Kokonlar ve Tiberenlerdir. Bu kavimler uzun bir süre Hitit, Pers, Met ve Pont devletlerine bağlı olarak yörede egemen oldular ve demircilikle uğraştılar. MS 70li yıllarda bölge Peçenek ve Uz Türklerinin akınarıyla işgal edildi. Dillerini ve geleneklerini unutmayan bu Türk boyları daha sonra gelen Türk Boyları ile bütünleşmişlerdir.Roma İmparatorluğuna bağlı unsurların Anadoluyu ele geçirmeleri sonucu Aybastı çevresindeki yerleşim yerleriyle beraber önce Sivas Dukalığına daha sonra da [Trabzon Eyaleti]]ne bağlandı. Roma İmparatorluğunun ikiye bölünmesi sonucu MS 395 Aybastı Doğu Roma İmparatorluğunun topraklarında kaldı.
Türkler Aybastı' da
Orta Asyadan kopup gelen Türk Boyları İran toprakları üzerinde kurdukları Büyük Selçuklu Devletiyle Bizans İmparatorluğuna komşu büyük bir imparatorluk kurarak Anadoluya akınlar düzenlediler. 1054te Van Gölü civarına gelen Sultan Tuğrul Bey ordularını üç bölüme ayırarak bir kolunu Kafkas Dağları, Erzincan Yöresi ve Canik Ormanlarına yöneltti. Bu akınlara, 1071de Malazgirt Savaşının kazanılmasıyla geriden gelen Türk kuvvetleri destek verdiler. Selçuklu sultanı Alpaslanın komutanlarından Artuk Bey, Afşin, Kutalmış Oğlu Süleyman Şah gibi komutanlar yöreyi de içine geniş bir alanda fetih hareketlerine başladılar. Kutalmış oğlu Süleyman fethettiği toprakları kendine bağlayarak Anadolu Selçuklu Devleti'ni kurdu. Bu sırada Süleyman Şah'ın dayısı Danışmend Taylı Beyin oğlu Gümüştekin Ahmet Gazi Orta Anadoluda Sivas, Amasya, Tokat ve Niksar yörelerini fethederek Anadolu Selçuklu Devletine bağlı Danişmentli Beyliğini kurdu. Selçukluların taht mücadelelerinden yararlanarak bağımsızlığını ilan etti. Selçuklular ile birlikte Haçlılara ve Anadolu Selçuklu Devletine karşı çetin mücadeleler verdiler. Daha önce Sivas olan başkentlerini güvenlik nedeniyle Niksara taşıdılar. Ahmet Gazinin yerine geçen oğlu Melik Emir Gazi Beyliğinin sınırlarını bilhassa sahile doğru genişletmek amacıyla Canik denilen bölgeye seferler düzenledi. İlk etapta doğuda Mesudiye, İskefsür ve Aybastı; Batı'da ise Ünye, Fatsa bölgeleri Danişmentlilerin eline geçti. Aybastı, Canik diye bilinen yörenin Niksara göre ilk bölümlerinden olması nedeniyle Türklerin eline geçen ilk yerlerdendir. Daha sonraki yıllarda bazı yerlerin Bizansa geçmesi üzerine Danışmentli Melik Muhammed yöreye bir sefer daha düzenleyerek daha etkin hakimiyet sağladı. Danişmentli Hükümdarı Emir Nizamettin Yagıbasan 1157'de Ünye üzerine bir sefer düzenleyerek Ünyeden itibaren Bafraya kadar tüm sahili ele geçirdi, bir yıl sonra bu yerler antlaşma ile vergi karşılığı Bizansa terk edildi. 1175'te Emir Muhammedin ölümü üzerine başlayan taht kavgalarına As Devleti Sultanı Kılıçaslan Danişmentli Beyliğine son vererek bölgeyi topraklarına kattı. İlçenin toprakları üzerinde, Kutlu Doğmuş Evliyası, Kümbet Evliyası etraflarında Danişmentliler devrinde yapılan savaşlarda şehit düşmüş asker ve komutanların mezarlarına rastlanmaktadır.
Moğolların Anadoluyu işgali sonucu Anadolu Selçuklu Devleti yıkılınca ilçenin de içinde bulundğu topraklar İlhanlı Devleti, Eratna (İlhanlı) Beyliği, Kadı Burhanettin Beyliklerinin topraklarında kaldı. Kadı Burhanettin ordusu ile İskefsüre kadar gelmiştir. Aybastı ve yöresinin dağlık oluşu fetih sırasında Türkleri çok uğraştırmış, bu yüzden fetih uzun yıllar sürmüştür. Hatta Emir Melik Gazinin ilçemize düzenlediği bir sefer sırasında Kutlularda Yaras mevkiinde yaralandığı, öteki komutanların askerlerine "Yarısını asın, yarısını kesin!" şeklinde emir verdiklerini, Emir'in acilen Niksara götürüldüğü sırada kanının damladığı yerlerin evliya olarak değerlendirildiği mahalle insanları tarafından anlatılmaktadır.