Ayyıldız2 | 2008 TR Yapısı • 1-99 Orta Emek Destan • Oto Avsız • 10 Temmuz 21:00 HEMEN TIKLA!
İzmir iline bağlı ilçe ve bu ilçenin merkezi olan kasaba. İlçe toprakları Küçük Menderes'in çatalağzıyla onu güneyden kuşatan Bülbül Dağı'nı kaplar. İncir, üzüm, tütün ve pamuk tarımı yapılır. İlçe, İzmir-Aydın demir ve karayolu üzerindedir. Tarihi, İlk Çağ'da burada kurulan Efes kentine dayanır. 1333'te Aydınoğulları'nın, 14. yüzyılda Osmanlıların eline geçti. Kalesi (Ayasuluk), İsabey Camii ve turistik değerde tarihî kalıntılarıyla (Artemis Tapınağı, Saint Jéan Kilisesi ve Efes kalıntıları, Meryemana Evi vb.) ünlüdür. İlçede un, çırçır ve yağ fabrikaları vardır. Eski adı Ayasuluk, yüksekliği 20 m., yüzölçümü 295 km2, ilçe nüfusu 30.251, merkez nüfusu 20.063 (1997).
Tarihçe
İlk çağın en ünlü şehirlerinden biri olan Efes, Küçük Menderes nehrinin sularını boşalttığı körfezin yakınında kurulmuştur. Tarıma elverişli toprakları, Doğuya açılan büyük ticaret yolu oluşu, gerek putperestlik gerekse Hıristiyanlık döneminde çok önemli bir dini merkez oluşu, tarihe büyük kent olarak geçmesini sağlamıştır. İlim ve sanat dünyasında da adını duyurmuş, ünlü kişiler yetiştirmiştir. Bunlar, rüya tabircisi Artemidorus, şair Callinos ve Hipponax, filozof Herakleitos, ressam Parrhasius, gramer bilgini Zenodotostur.
Efesin tarihi M.Ö.6000lere kadar inmektedir ki bunu, son yıllarda Arvalya ve Çukuriçi höyüklerinde ele geçen buluntular ortaya çıkarmıştır. Ayasuluk Tepesinde yapılan kazılar da burada Erken Tunç Çağından Hellenistik Çağa kadar kesintisiz yerleşmenin var olduğunu göstermiştir. Bu da Eski Efesin Ayasuluk Tepesinde olduğunu, buranın Anadolu Kavimleri ve Hititler tarafından iskan edildiğini ispatlamaktadır. Ayrıca Hitit yazılı metinlerinde Apasas olarak geçen kentin bu kent olduğu da kesinleşmiştir.
Yazarlar Strabon ve Pausanias, tarihçi Herodot, Efesli şair Callinos gibi antik kaynaklar Efesin Amazonlar tarafından kurulduğuna ve yerli halkın Karyalılar ve Leleglerden oluştuğuna işaret etmektedirler.
M.Ö.1050de, Androklos, diğer kolonistler gibi Anadoluya gelmiş, Efes ve civarını almıştır. M.Ö.7.y.y.da Kimmerlerin istilasına uğrar ve Artemis Tapınağı yerle bir edilir. M.Ö.560da Lydialılar tarafından Efes, Artemision çevresine taşınır. Daha sonra Kral Barışının (M.Ö.386 ) sonunda Efes, Büyük İskenderin gelişine dek sürecek olan Pers egemenliği altına girer.
Bugün gezilen Efes, Büyük İskenderin generallerinden Lysimakhos tarafından M.Ö.300de kurulmuştur. Efes, Bizans Çağında tekrar yer değiştirmiş ve ilk kurulduğu Ayasuluk Tepesine gelmiştir.
1304 yılında kesin olarak Türklerin eline geçmiş ve 1426 yılında Osmanlı topraklarına katılmıştır. 1914de Ayasuluk adı Selçuk olarak değiştirilmiş ve Kurtuluş Savaşı sonrasında bir süre Akıncılar adıyla anılan Selçuk, 1957de İzmirin ilçesi durumuna getirilmiştir.
Coğrafi Yapısı
295 Km² lik alanı kapsayan ilçemiz, merkez dahil, 2 belediye ve 8 köyden oluşmaktadır. İlçemizin denize uzaklığı 8 km, denizden yüksekliği ise 16 m dir. Kuzeyden Torbalı, doğudan Tire, güneyden Germencik, ve güney batıdan Kuşadası İlçeleri ile çevrili İlçemizin tarihi ve arkeolojik durumu yanında tabiat güzelliklerine sahip olması, coğrafi bakımdan zenginliği ile ayrıcalığını ön plana çıkarmıştır.
Batı Anadolu'nun bağrından çıkan Küçük Menderes Nehri, geniş bir ova ile ilçeye 3 km kuzeyinden geçip, 9 km batısından denize dökülür. Doğusunda yükseklikleri pek fazla olmayan Maden, Kayser ve Sarıkaya dağları, Güneyinde ise; Eteğinde büyük bir medeniyetin kurulmasına sahne olmuş Bülbül Dağı vardır. Kuzeybatısında içinde, Kuş Cenneti ve üç doğal gölete ( Çakal, Gebeklise ve Cevaşır) sahip olan Selçukta, doğa çeşitli kuşların barınmasına olanak sağlamaktadır. Selçuk yüzölçümünün, % 49 gibi büyük bir bölümünün ormanlık alan olması, İlçenin doğal deseninin zenginliğini oluşturur.
Akdeniz ikliminin hâkim olduğu Selçuk da yazlar sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı geçmektedir. Zeytin, pamuk, üzüm, narenciye (özellikle mandalina ve şeftali ) ilçe halkının başlıca gelir kaynağıdır. Bunun yanı sıra turizm de İlçe ve ülke ekonomisinin kalkınmasında önemli rol oynamaktadır.
İklim
Akdeniz ikliminin egemen olduğu yörede yazlar sıcak ve kurak, kışlar ise ılık ve yağışlıdır.
Kar yağmaz ve ısı nadiren sıfırın altına düşer. İklimin yumuşak olması 10 ay deniz ve
doğa sporlarının yapılmasına olanak tanır.
Tarihçe
İlk çağın en ünlü şehirlerinden biri olan Efes, Küçük Menderes nehrinin sularını boşalttığı körfezin yakınında kurulmuştur. Tarıma elverişli toprakları, Doğuya açılan büyük ticaret yolu oluşu, gerek putperestlik gerekse Hıristiyanlık döneminde çok önemli bir dini merkez oluşu, tarihe büyük kent olarak geçmesini sağlamıştır. İlim ve sanat dünyasında da adını duyurmuş, ünlü kişiler yetiştirmiştir. Bunlar, rüya tabircisi Artemidorus, şair Callinos ve Hipponax, filozof Herakleitos, ressam Parrhasius, gramer bilgini Zenodotostur.
Efesin tarihi M.Ö.6000lere kadar inmektedir ki bunu, son yıllarda Arvalya ve Çukuriçi höyüklerinde ele geçen buluntular ortaya çıkarmıştır. Ayasuluk Tepesinde yapılan kazılar da burada Erken Tunç Çağından Hellenistik Çağa kadar kesintisiz yerleşmenin var olduğunu göstermiştir. Bu da Eski Efesin Ayasuluk Tepesinde olduğunu, buranın Anadolu Kavimleri ve Hititler tarafından iskan edildiğini ispatlamaktadır. Ayrıca Hitit yazılı metinlerinde Apasas olarak geçen kentin bu kent olduğu da kesinleşmiştir.
Yazarlar Strabon ve Pausanias, tarihçi Herodot, Efesli şair Callinos gibi antik kaynaklar Efesin Amazonlar tarafından kurulduğuna ve yerli halkın Karyalılar ve Leleglerden oluştuğuna işaret etmektedirler.
M.Ö.1050de, Androklos, diğer kolonistler gibi Anadoluya gelmiş, Efes ve civarını almıştır. M.Ö.7.y.y.da Kimmerlerin istilasına uğrar ve Artemis Tapınağı yerle bir edilir. M.Ö.560da Lydialılar tarafından Efes, Artemision çevresine taşınır. Daha sonra Kral Barışının (M.Ö.386 ) sonunda Efes, Büyük İskenderin gelişine dek sürecek olan Pers egemenliği altına girer.
Bugün gezilen Efes, Büyük İskenderin generallerinden Lysimakhos tarafından M.Ö.300de kurulmuştur. Efes, Bizans Çağında tekrar yer değiştirmiş ve ilk kurulduğu Ayasuluk Tepesine gelmiştir.
1304 yılında kesin olarak Türklerin eline geçmiş ve 1426 yılında Osmanlı topraklarına katılmıştır. 1914de Ayasuluk adı Selçuk olarak değiştirilmiş ve Kurtuluş Savaşı sonrasında bir süre Akıncılar adıyla anılan Selçuk, 1957de İzmirin ilçesi durumuna getirilmiştir.
Coğrafi Yapısı
295 Km² lik alanı kapsayan ilçemiz, merkez dahil, 2 belediye ve 8 köyden oluşmaktadır. İlçemizin denize uzaklığı 8 km, denizden yüksekliği ise 16 m dir. Kuzeyden Torbalı, doğudan Tire, güneyden Germencik, ve güney batıdan Kuşadası İlçeleri ile çevrili İlçemizin tarihi ve arkeolojik durumu yanında tabiat güzelliklerine sahip olması, coğrafi bakımdan zenginliği ile ayrıcalığını ön plana çıkarmıştır.
Batı Anadolu'nun bağrından çıkan Küçük Menderes Nehri, geniş bir ova ile ilçeye 3 km kuzeyinden geçip, 9 km batısından denize dökülür. Doğusunda yükseklikleri pek fazla olmayan Maden, Kayser ve Sarıkaya dağları, Güneyinde ise; Eteğinde büyük bir medeniyetin kurulmasına sahne olmuş Bülbül Dağı vardır. Kuzeybatısında içinde, Kuş Cenneti ve üç doğal gölete ( Çakal, Gebeklise ve Cevaşır) sahip olan Selçukta, doğa çeşitli kuşların barınmasına olanak sağlamaktadır. Selçuk yüzölçümünün, % 49 gibi büyük bir bölümünün ormanlık alan olması, İlçenin doğal deseninin zenginliğini oluşturur.
Akdeniz ikliminin hâkim olduğu Selçuk da yazlar sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı geçmektedir. Zeytin, pamuk, üzüm, narenciye (özellikle mandalina ve şeftali ) ilçe halkının başlıca gelir kaynağıdır. Bunun yanı sıra turizm de İlçe ve ülke ekonomisinin kalkınmasında önemli rol oynamaktadır.
İklim
Akdeniz ikliminin egemen olduğu yörede yazlar sıcak ve kurak, kışlar ise ılık ve yağışlıdır.
Kar yağmaz ve ısı nadiren sıfırın altına düşer. İklimin yumuşak olması 10 ay deniz ve
doğa sporlarının yapılmasına olanak tanır.