- Katılım
- 29 Eyl 2012
- Konular
- 6,428
- Mesajlar
- 13,741
- Reaksiyon Skoru
- 502
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 13 Yıl 8 Ay 14 Gün
- Başarım Puanı
- 340
- Yaş
- 29
- MmoLira
- -382
- DevLira
- 0
ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!
[h=3]Etimoloji[değiştir | kaynağı değiştir][/h]Galaksi adının kökeni eski Yunancadaki, bizim galaksimizi belirtmek üzere kullanılan sütlü, süt gibi, sütsü anlamlarına gelen galaxias(γαλαξίας
sözcüğü ya da "süt dairesi" anlamındaki kyklos galaktikos (κύκλος γαλακτίκος
terimi midir? Bilmiyoruz. Bu terim ve dolayısıyla Batı kültüründe Samanyolu için kullanılan "Süt Yolu" terimi eski Yunan mitolojisindeki bir mitosdan kaynaklanır: Bir gece,Zeus ölümlü bir kadından yaptığı oğlu Herakles'i, farkettirmeden uykuya dalmış olan Hera'nın göğsüne koyar. Bebek Herakles, Hera'nın memelerinden akan sütü içecek ve böylece ölümsüz olacaktır. Fakat Hera gece uyanıp tanımadığı bir bebeği emzirdiğini farkedince onu fırlatıp atar ve boşalan memesinden çıkan süt de gece gökyüzüne fışkırıp akar. Hikayeye göre, işte geceleyin gökte sönük bir ışıkla pırıldar halde gördüğümüz Süt Yolu (Türkçede Samanyolu) denilen kuşak böyle oluşmuştur.[3]
[h=3]Keşif[değiştir | kaynağı değiştir][/h]Antik çağda Grek filozofu Democritus (450370 B.C.) geceleyin gökyüzünde görünen Süt Yolu denilen ışıklı bölgenin uzak yıldızlardan oluşuyor olabileceğine dikkat çekmişti.[4] Aristonun (384-322 B.C.) düşüncesine göreyse, Süt Yolu büyük, birbirine bağlı çok sayıdaki yıldızın alevlenmesinden kaynaklanmaktaydı ve bu alevler dünya atmosferinin üst kısmında yer almaktaydı.
Arap astronom İbn-i Heysem (965-1037) Samanyolunun ıraklık açısını gözlemleme ve ölçme girişiminde bulundu; [5]Süt Yolunun ıraklık açısı yoktu, bunun üzerine bu, Dünyadan uzaktadır, atmosfere ait değildir diyerek Aristonun görüşüne karşı çıktı. [6]İranlı astronomBirûni (973-1048) Samanyolu Gökadasının sayısız bulutsu yıldızlar yığını olabileceği görüşünü ortaya attı.[7] İbn Bacce ise Samanyolunun pek çok yıldızdan oluştuğunu ve gözümüze sürekli bu şekilde görünmesinin dünya atmosferindeki kırılımdankaynaklanıyor olabileceğini ileri sürdü.[8]İbn Kayyim El-Cevziyye (1292-1350) Samanyolu Gökadasının sabit yıldızlar feleğinde bir araya gelmiş çok sayıdaki küçük yıldızlardan oluştuğunu ve bu yıldızların gezegenlerden daha büyük olduklarını ileri sürdü.[9]
Samanyolu Gökadasının birçok yıldızdan oluşmasının ilk kanıtı Galileo Galileiden geldi. 1610 yılında Samanyolu Gökadasını bir teleskopla inceleyen Galileo Galilei bunun çok sayıdaki yıldızın bir araya gelmesinden oluştuğunu farketti.[10] 1750de İngiliz astronom ve matematikçi Thomas Wright Evrenin orijinal bir teorisi ya da yeni hipotezi adlı eserinde gökadanın Güneş Sistemine benzer tarzda, fakat daha büyük ölçekte, kütleçekim gücüyle birbirlerine bağlı çok sayıdaki dönen yıldızlardan oluşmuş bir kitle olduğu görüşünü ortaya attı. Bunun sonucunda bu düşünceye göre, sözkonusu yıldızların oluşturduğu ve bizim de içinde bulunduğumuz bu disk, bizim gökyüzüne bakışımız açısından, bize gökyüzünde Süt Yolu olarak görünüyor olabilirdi. [11]
1785te William Herschel tarafından sayılan yıldızlardan yola çıkılarak hazırlanan Samanyolu diyagramı. O dönemde Güneş gökada merkezine yakın olduğu zannedildiğinden Güneş gökada merkezine yakın olarak işaretlenmiştir.(Günümüzde Güneş'in gökada merkezine yaklaşık 28000 ışık yılı uzaklıkta olduğunu biliyoruz.)
Immanuel Kant 1755'deki bilimsel incelemesinde Thomas Wright'ın düşünce ve çalışmalarını biraz daha ayrıntılandırdı, gökadamızın da Güneş Sistemimize benzer biçimde, kütleçekim ile bir arada tutulan ve dönen bir yıldız kümesi olduğunu (haklı olarak) ifade etti. Kant ayrıca o dönemde gözlemlenebilen birkaç bulutsunun da ayrı gökadalar olabilecekleri varsayımında bulundu. (Bu adın verilme nedeni dürbünle bakıldığında ışık veren gaz bulutu gibi gözükmeleridir.) Samanyolu Gökadasının biçimi ve Güneşin gökada içindeki konumu hakkındaki ilk girişim 1785te gökyüzünün farklı bölgelerindeki yıldızları özenle sayan William Herscheldan geldi. Herschel, Güneş Sistemini merkeze yakın bir yere koyarak gökadanın biçimini gösteren bir diyagram hazırladı. [12] [13]
Jacobus Kapteyn, hassas bir yaklaşım sergileyerek, 1920deki çiziminde Güneşin merkeze yakın bulunduğu elips biçimli küçük bir gökada tasarladı. Farklı bir yöntem uygulayan Harlow Shapley ise küresel kümeler kataloğu çalışmasında kendinden öncekilerden tümüyle farklı olarak, gökadamızı Güneşin merkezden uzak olduğu yaklaşık 70 kiloparsek yarıçapındaki yassı bir disk biçiminde tasarladı.[14]Her iki hatalı çalışma da galaktik düzlemde ışığın yıldızlararası toz vasıtasıyla soğurulmasını hesaba katmamıştı. Bu ancak Robert Julius Trumplerın 1930da açık yıldız kümeleri üzerinde çalışırken bu etkiyi ölçmesinden sonra hesaba katılmaya başlandı ve günümüzdeki gökada görünümü kuramlarına ulaşıldı [15]
Samanyolu galaksisinin güneş sisteminden görünümünün 360 derece panaromik fotoğrafı.
sözcüğü ya da "süt dairesi" anlamındaki kyklos galaktikos (κύκλος γαλακτίκος
terimi midir? Bilmiyoruz. Bu terim ve dolayısıyla Batı kültüründe Samanyolu için kullanılan "Süt Yolu" terimi eski Yunan mitolojisindeki bir mitosdan kaynaklanır: Bir gece,Zeus ölümlü bir kadından yaptığı oğlu Herakles'i, farkettirmeden uykuya dalmış olan Hera'nın göğsüne koyar. Bebek Herakles, Hera'nın memelerinden akan sütü içecek ve böylece ölümsüz olacaktır. Fakat Hera gece uyanıp tanımadığı bir bebeği emzirdiğini farkedince onu fırlatıp atar ve boşalan memesinden çıkan süt de gece gökyüzüne fışkırıp akar. Hikayeye göre, işte geceleyin gökte sönük bir ışıkla pırıldar halde gördüğümüz Süt Yolu (Türkçede Samanyolu) denilen kuşak böyle oluşmuştur.[3][h=3]Keşif[değiştir | kaynağı değiştir][/h]Antik çağda Grek filozofu Democritus (450370 B.C.) geceleyin gökyüzünde görünen Süt Yolu denilen ışıklı bölgenin uzak yıldızlardan oluşuyor olabileceğine dikkat çekmişti.[4] Aristonun (384-322 B.C.) düşüncesine göreyse, Süt Yolu büyük, birbirine bağlı çok sayıdaki yıldızın alevlenmesinden kaynaklanmaktaydı ve bu alevler dünya atmosferinin üst kısmında yer almaktaydı.
Arap astronom İbn-i Heysem (965-1037) Samanyolunun ıraklık açısını gözlemleme ve ölçme girişiminde bulundu; [5]Süt Yolunun ıraklık açısı yoktu, bunun üzerine bu, Dünyadan uzaktadır, atmosfere ait değildir diyerek Aristonun görüşüne karşı çıktı. [6]İranlı astronomBirûni (973-1048) Samanyolu Gökadasının sayısız bulutsu yıldızlar yığını olabileceği görüşünü ortaya attı.[7] İbn Bacce ise Samanyolunun pek çok yıldızdan oluştuğunu ve gözümüze sürekli bu şekilde görünmesinin dünya atmosferindeki kırılımdankaynaklanıyor olabileceğini ileri sürdü.[8]İbn Kayyim El-Cevziyye (1292-1350) Samanyolu Gökadasının sabit yıldızlar feleğinde bir araya gelmiş çok sayıdaki küçük yıldızlardan oluştuğunu ve bu yıldızların gezegenlerden daha büyük olduklarını ileri sürdü.[9]
Samanyolu Gökadasının birçok yıldızdan oluşmasının ilk kanıtı Galileo Galileiden geldi. 1610 yılında Samanyolu Gökadasını bir teleskopla inceleyen Galileo Galilei bunun çok sayıdaki yıldızın bir araya gelmesinden oluştuğunu farketti.[10] 1750de İngiliz astronom ve matematikçi Thomas Wright Evrenin orijinal bir teorisi ya da yeni hipotezi adlı eserinde gökadanın Güneş Sistemine benzer tarzda, fakat daha büyük ölçekte, kütleçekim gücüyle birbirlerine bağlı çok sayıdaki dönen yıldızlardan oluşmuş bir kitle olduğu görüşünü ortaya attı. Bunun sonucunda bu düşünceye göre, sözkonusu yıldızların oluşturduğu ve bizim de içinde bulunduğumuz bu disk, bizim gökyüzüne bakışımız açısından, bize gökyüzünde Süt Yolu olarak görünüyor olabilirdi. [11]
1785te William Herschel tarafından sayılan yıldızlardan yola çıkılarak hazırlanan Samanyolu diyagramı. O dönemde Güneş gökada merkezine yakın olduğu zannedildiğinden Güneş gökada merkezine yakın olarak işaretlenmiştir.(Günümüzde Güneş'in gökada merkezine yaklaşık 28000 ışık yılı uzaklıkta olduğunu biliyoruz.)
Immanuel Kant 1755'deki bilimsel incelemesinde Thomas Wright'ın düşünce ve çalışmalarını biraz daha ayrıntılandırdı, gökadamızın da Güneş Sistemimize benzer biçimde, kütleçekim ile bir arada tutulan ve dönen bir yıldız kümesi olduğunu (haklı olarak) ifade etti. Kant ayrıca o dönemde gözlemlenebilen birkaç bulutsunun da ayrı gökadalar olabilecekleri varsayımında bulundu. (Bu adın verilme nedeni dürbünle bakıldığında ışık veren gaz bulutu gibi gözükmeleridir.) Samanyolu Gökadasının biçimi ve Güneşin gökada içindeki konumu hakkındaki ilk girişim 1785te gökyüzünün farklı bölgelerindeki yıldızları özenle sayan William Herscheldan geldi. Herschel, Güneş Sistemini merkeze yakın bir yere koyarak gökadanın biçimini gösteren bir diyagram hazırladı. [12] [13]
Jacobus Kapteyn, hassas bir yaklaşım sergileyerek, 1920deki çiziminde Güneşin merkeze yakın bulunduğu elips biçimli küçük bir gökada tasarladı. Farklı bir yöntem uygulayan Harlow Shapley ise küresel kümeler kataloğu çalışmasında kendinden öncekilerden tümüyle farklı olarak, gökadamızı Güneşin merkezden uzak olduğu yaklaşık 70 kiloparsek yarıçapındaki yassı bir disk biçiminde tasarladı.[14]Her iki hatalı çalışma da galaktik düzlemde ışığın yıldızlararası toz vasıtasıyla soğurulmasını hesaba katmamıştı. Bu ancak Robert Julius Trumplerın 1930da açık yıldız kümeleri üzerinde çalışırken bu etkiyi ölçmesinden sonra hesaba katılmaya başlandı ve günümüzdeki gökada görünümü kuramlarına ulaşıldı [15]
Samanyolu galaksisinin güneş sisteminden görünümünün 360 derece panaromik fotoğrafı.


