TuZaKK 1
TuZaKK
kaptanmikro1 1
kaptanmikro1
farkmt2official 2
farkmt2official
kralhakan2009 1
kralhakan2009
Vahsi Uzman 1
Vahsi Uzman
Bvural41 1
Bvural41
Hikaye Ekle

Angola-Küba ilişkileri

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan asdasdasddj
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 0
  • Görüntüleme Görüntüleme 215

Türkiye'de ilk Mobil & PC Aynı Anda Metin2 Oyna. Triarchonline kalıcı ve uzun ömürlü yapısı ile 24 Temmuz'da açılıyor. | 1-99 Mobil Metin2 Triarch HEMEN TIKLA!

Angola – Küba ilişkileri, iki ülke arasındaki diplomatik,askeri, sosyal ve ticari ilişkileri kapsar. Angola ve Küba arasındaki ikili ilişkiler oldukça gelişkindir. Angola İç Savaşı sırasında Küba Silahlı Kuvvetleri Marksist MPLA iktidarının korunması için UNITA, FNLA ve Güney Afrika Cumhuriyeti Ordusuna karşı savaşmıştır.

Sovyetler Birliğinin dağılması ve Soğuk Savaşın sona ermesiyle iktidardaki MPLA marksizmi benimseme yolundan ayrılarak kapitalist piyasa prensiplerini benimsemiş ve çok partili seçimlerin yapılmasına izin vermiştir. Ekonomik olarak bu dönemde Küba en önemli ticari ilişki kurulan ülke konumunu yitirmiştir. Angola yönetimi bir zamanlar ülkeden atmak için savaştığı ırkçı Güney Afrika rejiminin devrilmesnden sonra başa gelen yeni Güney Afrika yönetimiyle yoğun ticari ve ekonomik ilişkiler içindedir.

Tarihçe
1960’lar

Küba’nın Angola ile ilişkileri Küba Devriminden sonra başlar. Bu dönemden önce iki ülke arasında herhangi kaydedeğer ilişki olmamıştır. 1959 yılında iktidara gelen Fidel Castro ve 26 Temmuz Hareketi özellikle ABD tarafından düzenlenen Domuzlar Körfezi Çıkartmasının başarısız olmasından sonra Sovyetler Birliğine yakınlaşacaktır. Küba’da gerçekleştirilmeye başlanan sosyalist dönüşümler Latin Amerika ve komşu ülkelere de ihraç edilmek istenir. Bu kapsamda Fidel Castro tarafından “İkinci Devrim” hareketi ilan edilir. Hareketin amacı özellikle yüzyıllardır sürmüş olan köle ticareti nedeniyle akraba olan Afrika ve Latin Amerika yerel halklarının kardeşliğinden hareket ederek sömürge konumundaki Afrika uluslarının bağımsız olması ve marksist bir iktidarla yönetilmelerinin sağlanmasıdır.

Bu açıdan bakıldığında Küba ilk denemesini Zaire’da yapacak ancak bu ülkedeki gerillalara yardım etmek için gönderilen Ernesto Che Guevara dahil olmak üzere çok sayıda Kübalı üst düzey yönetici başarısız olacaktır[1]. Zaire’de tecrübe edilen zorluklar bundan sonra diğer Castro yönetiminin Afrika ülkeleri ve gerilla hareketleriyle ilişkilerinde temel görevini görecektir. Sonradan UNITA örgütünü kuracak olan Jonas Savimbi 1965 yılında bölgede bulunan Castro’nun silah arkadaşı Ernesto Che Guevara ile görüşür. Guevara hazırladığı raporda Savimbi’ye güvenilmemesi gerektiğini bildirir[2]. Bunun sebebi Savimbi’nin marksist olmaması hatta sosyalizm karşıtı olmasıdır. Bölgede bulunan Kübalı temsilciler MPLA lideri Agostinho Neto’nun Savimbi’nin tersine güçlü bir marksist eğilime sahip olduğunu görürler. 1960’lı yıllarda Küba, MPLA’ya asker destek vererek Angola’daki Portekiz yönetimine karşı verilen bağımsızlık mücadelesine yardım edecektir.
1975

Portekiz’de meydana gelen Karanfil Devrimi sonucu başa geçen devrimci iktidar Salazar yönetiminin uyguladığı sömürgelerdeki ulusal bağımsızlık harketlerinin silah yoluyla bastırılması siyasetini terk edecek ve sömürgelerden çekilecektir. Bu kapsamda direniş örgütleriyle görüşmeler yapılıp yönetim bunlara bırakılacaktı. Bu önemli gelişmeler yaşanırken Küba, Angola’nın yanı sıra en güçlü Portekiz karşıtı silahlı direniş geleneğinin olduğu Gine-Bissaulu gerilla örgütü olan PAIGC ile temas sağlamıştı. Ayrıca Mozambik’deki FRELIMO ile de yakınlık sağlanmıştı. Portekiz sömürgeleri arasında en çok dikkat çekeni ise zengin yeraltı ve yerüstü kaynakları ile petrol yataklarına sahip olan Angola idi. Ülke üzerine çok sayıda farklı özne plan yapmaktaydı. Portekiz yönetimiyle Angola’daki direniş örgütleri olan MPLA, UNITA ve FAPLA arasında yapılan görüşmelerde Angola’nın 11 Kasım 1975 gününde bağımsızlığını ilan etmesi öngörülür. Başkent Luanda MPLA kontrolünde olsa da diğer bölgelerde UNITA ve FPLA silahlı olarak varlığını korumakta ve MPLA için ölümcül tehdit konumunda bulunmaktadır. Angola’ya durumu incelemek için giden Küba heyetinden Binbaşı Raúl Diaz Arguelles Küba’da bulunan Binbaşı Raúl Castro’ya gönderdiği 11 Ağustos 1975 tarihli raporda MPLA’nın özellikle FNLA ve Zaire’de iktidarda bulunan Mobutu Sese Seko tarafından sıkıştırıldığını bildirir. Raporda ABD yanlısı bu güçlerin Kasım ayında planlanan Angola’nın bağımsızlık törenlerinin MPLA tarafından gerçekleşmesini engellemek niyetinde oldukları belirtilir. Ayrıca raporda Neto’nun Sovyetler Birliği ve Doğu Bloku ülkelerinden gelen yardımın azlığından şikayetçi olduğu da vurgulanır. Arguelles Neto’nun Angola’da yaşanan iç savaş sürecinde tarafların çok net bir şekilde ayrıldığı konusundaki fikirlerine katılır ve emperyalist güçlerin desteğindeki UNITA ve FNLA örgütlerine karşı yurtsever ve marksist MPLA’nın desteklenmesi gereğini bildirir.

11 Kasım tarihi yaklaşırken her üç örgüt de yurtdışından desteklenmektedir. UNITA, ABD ve Batı Avrupa ülkelernce, FNLA Çin ve Batı Avrupa ülkelerince, MPLA ise Sovyetler Birliği, Küba ve Doğu Bloku ülkelerince desteklenmektedir. Bağımsızlıktan önce üç örgüt arasında yapılan Alvor Antlaşması da başarısız olunca ülke iç savaşa sürüklenir.

Başkente sahip olan örgütün çok büyük üstünlük sağlayacağı iç savaş çok hızlı bir şekilde yayılır. Luanda’yı kontrolü altında tutan MPLA, yabancı ülkelerden aldıkları destekle iki farklı yönden ilerleyen UNITA ve FNLA’ya karşı savunmaya çekilir. Konunun aciliyetini gören Fidel Castro, Küba Silahlı Kuvvetlerini ve Küba Hava Kuvvetlerini alarma geçirerek MPLA’nın ne pahasına olursa olsun savunulmasını sağlamak için seferberlik ilan eder. Sovyetler Birliği ise Soğuk Savaş ortamında rakibi ABD’yi doğrudan bölgeye dahil etmemek kaygısıyla Castro’ya engel olmaya çalışsa da başarılı olamaz. Brejnev, Castro’nun askeri yardım planına karşı çıksa da engel olmayacak ve ileriki aşamada muharip güç desteği sağlamasa da teknik personel, silah ve teçhizat yardımı gerçekleştirecektir.

Küba, ülkedeki komutan Arguelles’i Angola’daki Küba birliklerinin komutanı ilan eder ve acilen General Abelardo Colom Ibarra ve beraberindeki 480 askeri Angola’ya gönderir[3]. Kübalıların doğrudan yetkin komutan ve asker desteği ile birlikte edinilen modern teçhizat MPLA’yı Angola’da askeri olarak öne çıkartır. Sovyet yapımı silah ve teçhizatın Angola’ya vardığını gözlemleyen UNITA lideri Savimbi, Batılı ülkelere ve ABD’ye çağrıda bulunup yardım ister. Durumun farkında olan CIA, yasal olarak ilan edilmemiş bir savaşı desteklemenin zorluklarıyla karşılaşsa da ABD yasalarını delerek paralı askerler sayesinde Angola’daki anti-komünist UNITA’ya destek vermeye başlar. Bu dönemde ırkçı rejim tarafından yönetilmekte olan Güney Afrika ile de temasa geçen CIA yetkilileri bölgedeki Küba varlığına karşı yardım talebinde bulunur. Bu dönemde Angola’nın güney komşusu durumunda olan Namibya, ırkçı Güney Afrika yönetiminin sömürgesi durumundadır. Namibya’nın Caluque sulama sisteminin bağlı olduğu Angola’daki nehirlerin denetimi Güney Afrika için hayati öneme sahipti[4].

Sovyetler Birliği Angola’ya Güney Afrika müdahalesinin istihbaratını aldıktan sonra MPLA’ya verdiği desteği artıracak ancak Küba yönetiminden kesinlikle Angola İç Savaşına dahil olmamasını bütün müdahalesini Güney Afrika yayılmacılığının önünü kesmek için kullanmasını ister[5]. Sovyet talimatlarına kulak asmayan Küba yönetimi Angola İç Savaşına doğrudan dahil olacak ve asker seviyesi en yoğun dönemde 35 bin civarında olacaktır.

1975 ve 1976 yıllarında Küba dışında çok az yabancı kuvvet Angola’da kalır. Portekiz Ordusunun son kalıntıları da ülkeyi terk edecektir. ABD, özellikle ülke içi siyasi durum nedeniyle doğrudan dahil olamadığı Angola’dan Güney Afrika kuvvetlerinin çıkmasını telkin eder. Küba’nın Angola’daki asker sayısı ise giderek artar; Aralık 1975’de 5 bin olan sayı Şubat 1976’da 11 bine çıkar[6]. FNLA örgütü MPLA-Küba ortak harekâtıyla 30 Ocak 1976 itibarıyla tamamen ezilir.
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst