Türkiye'de ilk Mobil & PC Aynı Anda Metin2 Oyna. Triarchonline kalıcı ve uzun ömürlü yapısı ile 24 Temmuz'da açılıyor. | 1-99 Mobil Metin2 Triarch HEMEN TIKLA!
Angola Küba ilişkileri, iki ülke arasındaki diplomatik,askeri, sosyal ve ticari ilişkileri kapsar. Angola ve Küba arasındaki ikili ilişkiler oldukça gelişkindir. Angola İç Savaşı sırasında Küba Silahlı Kuvvetleri Marksist MPLA iktidarının korunması için UNITA, FNLA ve Güney Afrika Cumhuriyeti Ordusuna karşı savaşmıştır.
Sovyetler Birliğinin dağılması ve Soğuk Savaşın sona ermesiyle iktidardaki MPLA marksizmi benimseme yolundan ayrılarak kapitalist piyasa prensiplerini benimsemiş ve çok partili seçimlerin yapılmasına izin vermiştir. Ekonomik olarak bu dönemde Küba en önemli ticari ilişki kurulan ülke konumunu yitirmiştir. Angola yönetimi bir zamanlar ülkeden atmak için savaştığı ırkçı Güney Afrika rejiminin devrilmesnden sonra başa gelen yeni Güney Afrika yönetimiyle yoğun ticari ve ekonomik ilişkiler içindedir.
Tarihçe
1960lar
Kübanın Angola ile ilişkileri Küba Devriminden sonra başlar. Bu dönemden önce iki ülke arasında herhangi kaydedeğer ilişki olmamıştır. 1959 yılında iktidara gelen Fidel Castro ve 26 Temmuz Hareketi özellikle ABD tarafından düzenlenen Domuzlar Körfezi Çıkartmasının başarısız olmasından sonra Sovyetler Birliğine yakınlaşacaktır. Kübada gerçekleştirilmeye başlanan sosyalist dönüşümler Latin Amerika ve komşu ülkelere de ihraç edilmek istenir. Bu kapsamda Fidel Castro tarafından İkinci Devrim hareketi ilan edilir. Hareketin amacı özellikle yüzyıllardır sürmüş olan köle ticareti nedeniyle akraba olan Afrika ve Latin Amerika yerel halklarının kardeşliğinden hareket ederek sömürge konumundaki Afrika uluslarının bağımsız olması ve marksist bir iktidarla yönetilmelerinin sağlanmasıdır.
Bu açıdan bakıldığında Küba ilk denemesini Zaireda yapacak ancak bu ülkedeki gerillalara yardım etmek için gönderilen Ernesto Che Guevara dahil olmak üzere çok sayıda Kübalı üst düzey yönetici başarısız olacaktır[1]. Zairede tecrübe edilen zorluklar bundan sonra diğer Castro yönetiminin Afrika ülkeleri ve gerilla hareketleriyle ilişkilerinde temel görevini görecektir. Sonradan UNITA örgütünü kuracak olan Jonas Savimbi 1965 yılında bölgede bulunan Castronun silah arkadaşı Ernesto Che Guevara ile görüşür. Guevara hazırladığı raporda Savimbiye güvenilmemesi gerektiğini bildirir[2]. Bunun sebebi Savimbinin marksist olmaması hatta sosyalizm karşıtı olmasıdır. Bölgede bulunan Kübalı temsilciler MPLA lideri Agostinho Netonun Savimbinin tersine güçlü bir marksist eğilime sahip olduğunu görürler. 1960lı yıllarda Küba, MPLAya asker destek vererek Angoladaki Portekiz yönetimine karşı verilen bağımsızlık mücadelesine yardım edecektir.
1975
Portekizde meydana gelen Karanfil Devrimi sonucu başa geçen devrimci iktidar Salazar yönetiminin uyguladığı sömürgelerdeki ulusal bağımsızlık harketlerinin silah yoluyla bastırılması siyasetini terk edecek ve sömürgelerden çekilecektir. Bu kapsamda direniş örgütleriyle görüşmeler yapılıp yönetim bunlara bırakılacaktı. Bu önemli gelişmeler yaşanırken Küba, Angolanın yanı sıra en güçlü Portekiz karşıtı silahlı direniş geleneğinin olduğu Gine-Bissaulu gerilla örgütü olan PAIGC ile temas sağlamıştı. Ayrıca Mozambikdeki FRELIMO ile de yakınlık sağlanmıştı. Portekiz sömürgeleri arasında en çok dikkat çekeni ise zengin yeraltı ve yerüstü kaynakları ile petrol yataklarına sahip olan Angola idi. Ülke üzerine çok sayıda farklı özne plan yapmaktaydı. Portekiz yönetimiyle Angoladaki direniş örgütleri olan MPLA, UNITA ve FAPLA arasında yapılan görüşmelerde Angolanın 11 Kasım 1975 gününde bağımsızlığını ilan etmesi öngörülür. Başkent Luanda MPLA kontrolünde olsa da diğer bölgelerde UNITA ve FPLA silahlı olarak varlığını korumakta ve MPLA için ölümcül tehdit konumunda bulunmaktadır. Angolaya durumu incelemek için giden Küba heyetinden Binbaşı Raúl Diaz Arguelles Kübada bulunan Binbaşı Raúl Castroya gönderdiği 11 Ağustos 1975 tarihli raporda MPLAnın özellikle FNLA ve Zairede iktidarda bulunan Mobutu Sese Seko tarafından sıkıştırıldığını bildirir. Raporda ABD yanlısı bu güçlerin Kasım ayında planlanan Angolanın bağımsızlık törenlerinin MPLA tarafından gerçekleşmesini engellemek niyetinde oldukları belirtilir. Ayrıca raporda Netonun Sovyetler Birliği ve Doğu Bloku ülkelerinden gelen yardımın azlığından şikayetçi olduğu da vurgulanır. Arguelles Netonun Angolada yaşanan iç savaş sürecinde tarafların çok net bir şekilde ayrıldığı konusundaki fikirlerine katılır ve emperyalist güçlerin desteğindeki UNITA ve FNLA örgütlerine karşı yurtsever ve marksist MPLAnın desteklenmesi gereğini bildirir.
11 Kasım tarihi yaklaşırken her üç örgüt de yurtdışından desteklenmektedir. UNITA, ABD ve Batı Avrupa ülkelernce, FNLA Çin ve Batı Avrupa ülkelerince, MPLA ise Sovyetler Birliği, Küba ve Doğu Bloku ülkelerince desteklenmektedir. Bağımsızlıktan önce üç örgüt arasında yapılan Alvor Antlaşması da başarısız olunca ülke iç savaşa sürüklenir.
Başkente sahip olan örgütün çok büyük üstünlük sağlayacağı iç savaş çok hızlı bir şekilde yayılır. Luandayı kontrolü altında tutan MPLA, yabancı ülkelerden aldıkları destekle iki farklı yönden ilerleyen UNITA ve FNLAya karşı savunmaya çekilir. Konunun aciliyetini gören Fidel Castro, Küba Silahlı Kuvvetlerini ve Küba Hava Kuvvetlerini alarma geçirerek MPLAnın ne pahasına olursa olsun savunulmasını sağlamak için seferberlik ilan eder. Sovyetler Birliği ise Soğuk Savaş ortamında rakibi ABDyi doğrudan bölgeye dahil etmemek kaygısıyla Castroya engel olmaya çalışsa da başarılı olamaz. Brejnev, Castronun askeri yardım planına karşı çıksa da engel olmayacak ve ileriki aşamada muharip güç desteği sağlamasa da teknik personel, silah ve teçhizat yardımı gerçekleştirecektir.
Küba, ülkedeki komutan Arguellesi Angoladaki Küba birliklerinin komutanı ilan eder ve acilen General Abelardo Colom Ibarra ve beraberindeki 480 askeri Angolaya gönderir[3]. Kübalıların doğrudan yetkin komutan ve asker desteği ile birlikte edinilen modern teçhizat MPLAyı Angolada askeri olarak öne çıkartır. Sovyet yapımı silah ve teçhizatın Angolaya vardığını gözlemleyen UNITA lideri Savimbi, Batılı ülkelere ve ABDye çağrıda bulunup yardım ister. Durumun farkında olan CIA, yasal olarak ilan edilmemiş bir savaşı desteklemenin zorluklarıyla karşılaşsa da ABD yasalarını delerek paralı askerler sayesinde Angoladaki anti-komünist UNITAya destek vermeye başlar. Bu dönemde ırkçı rejim tarafından yönetilmekte olan Güney Afrika ile de temasa geçen CIA yetkilileri bölgedeki Küba varlığına karşı yardım talebinde bulunur. Bu dönemde Angolanın güney komşusu durumunda olan Namibya, ırkçı Güney Afrika yönetiminin sömürgesi durumundadır. Namibyanın Caluque sulama sisteminin bağlı olduğu Angoladaki nehirlerin denetimi Güney Afrika için hayati öneme sahipti[4].
Sovyetler Birliği Angolaya Güney Afrika müdahalesinin istihbaratını aldıktan sonra MPLAya verdiği desteği artıracak ancak Küba yönetiminden kesinlikle Angola İç Savaşına dahil olmamasını bütün müdahalesini Güney Afrika yayılmacılığının önünü kesmek için kullanmasını ister[5]. Sovyet talimatlarına kulak asmayan Küba yönetimi Angola İç Savaşına doğrudan dahil olacak ve asker seviyesi en yoğun dönemde 35 bin civarında olacaktır.
1975 ve 1976 yıllarında Küba dışında çok az yabancı kuvvet Angolada kalır. Portekiz Ordusunun son kalıntıları da ülkeyi terk edecektir. ABD, özellikle ülke içi siyasi durum nedeniyle doğrudan dahil olamadığı Angoladan Güney Afrika kuvvetlerinin çıkmasını telkin eder. Kübanın Angoladaki asker sayısı ise giderek artar; Aralık 1975de 5 bin olan sayı Şubat 1976da 11 bine çıkar[6]. FNLA örgütü MPLA-Küba ortak harekâtıyla 30 Ocak 1976 itibarıyla tamamen ezilir.
Sovyetler Birliğinin dağılması ve Soğuk Savaşın sona ermesiyle iktidardaki MPLA marksizmi benimseme yolundan ayrılarak kapitalist piyasa prensiplerini benimsemiş ve çok partili seçimlerin yapılmasına izin vermiştir. Ekonomik olarak bu dönemde Küba en önemli ticari ilişki kurulan ülke konumunu yitirmiştir. Angola yönetimi bir zamanlar ülkeden atmak için savaştığı ırkçı Güney Afrika rejiminin devrilmesnden sonra başa gelen yeni Güney Afrika yönetimiyle yoğun ticari ve ekonomik ilişkiler içindedir.
Tarihçe
1960lar
Kübanın Angola ile ilişkileri Küba Devriminden sonra başlar. Bu dönemden önce iki ülke arasında herhangi kaydedeğer ilişki olmamıştır. 1959 yılında iktidara gelen Fidel Castro ve 26 Temmuz Hareketi özellikle ABD tarafından düzenlenen Domuzlar Körfezi Çıkartmasının başarısız olmasından sonra Sovyetler Birliğine yakınlaşacaktır. Kübada gerçekleştirilmeye başlanan sosyalist dönüşümler Latin Amerika ve komşu ülkelere de ihraç edilmek istenir. Bu kapsamda Fidel Castro tarafından İkinci Devrim hareketi ilan edilir. Hareketin amacı özellikle yüzyıllardır sürmüş olan köle ticareti nedeniyle akraba olan Afrika ve Latin Amerika yerel halklarının kardeşliğinden hareket ederek sömürge konumundaki Afrika uluslarının bağımsız olması ve marksist bir iktidarla yönetilmelerinin sağlanmasıdır.
Bu açıdan bakıldığında Küba ilk denemesini Zaireda yapacak ancak bu ülkedeki gerillalara yardım etmek için gönderilen Ernesto Che Guevara dahil olmak üzere çok sayıda Kübalı üst düzey yönetici başarısız olacaktır[1]. Zairede tecrübe edilen zorluklar bundan sonra diğer Castro yönetiminin Afrika ülkeleri ve gerilla hareketleriyle ilişkilerinde temel görevini görecektir. Sonradan UNITA örgütünü kuracak olan Jonas Savimbi 1965 yılında bölgede bulunan Castronun silah arkadaşı Ernesto Che Guevara ile görüşür. Guevara hazırladığı raporda Savimbiye güvenilmemesi gerektiğini bildirir[2]. Bunun sebebi Savimbinin marksist olmaması hatta sosyalizm karşıtı olmasıdır. Bölgede bulunan Kübalı temsilciler MPLA lideri Agostinho Netonun Savimbinin tersine güçlü bir marksist eğilime sahip olduğunu görürler. 1960lı yıllarda Küba, MPLAya asker destek vererek Angoladaki Portekiz yönetimine karşı verilen bağımsızlık mücadelesine yardım edecektir.
1975
Portekizde meydana gelen Karanfil Devrimi sonucu başa geçen devrimci iktidar Salazar yönetiminin uyguladığı sömürgelerdeki ulusal bağımsızlık harketlerinin silah yoluyla bastırılması siyasetini terk edecek ve sömürgelerden çekilecektir. Bu kapsamda direniş örgütleriyle görüşmeler yapılıp yönetim bunlara bırakılacaktı. Bu önemli gelişmeler yaşanırken Küba, Angolanın yanı sıra en güçlü Portekiz karşıtı silahlı direniş geleneğinin olduğu Gine-Bissaulu gerilla örgütü olan PAIGC ile temas sağlamıştı. Ayrıca Mozambikdeki FRELIMO ile de yakınlık sağlanmıştı. Portekiz sömürgeleri arasında en çok dikkat çekeni ise zengin yeraltı ve yerüstü kaynakları ile petrol yataklarına sahip olan Angola idi. Ülke üzerine çok sayıda farklı özne plan yapmaktaydı. Portekiz yönetimiyle Angoladaki direniş örgütleri olan MPLA, UNITA ve FAPLA arasında yapılan görüşmelerde Angolanın 11 Kasım 1975 gününde bağımsızlığını ilan etmesi öngörülür. Başkent Luanda MPLA kontrolünde olsa da diğer bölgelerde UNITA ve FPLA silahlı olarak varlığını korumakta ve MPLA için ölümcül tehdit konumunda bulunmaktadır. Angolaya durumu incelemek için giden Küba heyetinden Binbaşı Raúl Diaz Arguelles Kübada bulunan Binbaşı Raúl Castroya gönderdiği 11 Ağustos 1975 tarihli raporda MPLAnın özellikle FNLA ve Zairede iktidarda bulunan Mobutu Sese Seko tarafından sıkıştırıldığını bildirir. Raporda ABD yanlısı bu güçlerin Kasım ayında planlanan Angolanın bağımsızlık törenlerinin MPLA tarafından gerçekleşmesini engellemek niyetinde oldukları belirtilir. Ayrıca raporda Netonun Sovyetler Birliği ve Doğu Bloku ülkelerinden gelen yardımın azlığından şikayetçi olduğu da vurgulanır. Arguelles Netonun Angolada yaşanan iç savaş sürecinde tarafların çok net bir şekilde ayrıldığı konusundaki fikirlerine katılır ve emperyalist güçlerin desteğindeki UNITA ve FNLA örgütlerine karşı yurtsever ve marksist MPLAnın desteklenmesi gereğini bildirir.
11 Kasım tarihi yaklaşırken her üç örgüt de yurtdışından desteklenmektedir. UNITA, ABD ve Batı Avrupa ülkelernce, FNLA Çin ve Batı Avrupa ülkelerince, MPLA ise Sovyetler Birliği, Küba ve Doğu Bloku ülkelerince desteklenmektedir. Bağımsızlıktan önce üç örgüt arasında yapılan Alvor Antlaşması da başarısız olunca ülke iç savaşa sürüklenir.
Başkente sahip olan örgütün çok büyük üstünlük sağlayacağı iç savaş çok hızlı bir şekilde yayılır. Luandayı kontrolü altında tutan MPLA, yabancı ülkelerden aldıkları destekle iki farklı yönden ilerleyen UNITA ve FNLAya karşı savunmaya çekilir. Konunun aciliyetini gören Fidel Castro, Küba Silahlı Kuvvetlerini ve Küba Hava Kuvvetlerini alarma geçirerek MPLAnın ne pahasına olursa olsun savunulmasını sağlamak için seferberlik ilan eder. Sovyetler Birliği ise Soğuk Savaş ortamında rakibi ABDyi doğrudan bölgeye dahil etmemek kaygısıyla Castroya engel olmaya çalışsa da başarılı olamaz. Brejnev, Castronun askeri yardım planına karşı çıksa da engel olmayacak ve ileriki aşamada muharip güç desteği sağlamasa da teknik personel, silah ve teçhizat yardımı gerçekleştirecektir.
Küba, ülkedeki komutan Arguellesi Angoladaki Küba birliklerinin komutanı ilan eder ve acilen General Abelardo Colom Ibarra ve beraberindeki 480 askeri Angolaya gönderir[3]. Kübalıların doğrudan yetkin komutan ve asker desteği ile birlikte edinilen modern teçhizat MPLAyı Angolada askeri olarak öne çıkartır. Sovyet yapımı silah ve teçhizatın Angolaya vardığını gözlemleyen UNITA lideri Savimbi, Batılı ülkelere ve ABDye çağrıda bulunup yardım ister. Durumun farkında olan CIA, yasal olarak ilan edilmemiş bir savaşı desteklemenin zorluklarıyla karşılaşsa da ABD yasalarını delerek paralı askerler sayesinde Angoladaki anti-komünist UNITAya destek vermeye başlar. Bu dönemde ırkçı rejim tarafından yönetilmekte olan Güney Afrika ile de temasa geçen CIA yetkilileri bölgedeki Küba varlığına karşı yardım talebinde bulunur. Bu dönemde Angolanın güney komşusu durumunda olan Namibya, ırkçı Güney Afrika yönetiminin sömürgesi durumundadır. Namibyanın Caluque sulama sisteminin bağlı olduğu Angoladaki nehirlerin denetimi Güney Afrika için hayati öneme sahipti[4].
Sovyetler Birliği Angolaya Güney Afrika müdahalesinin istihbaratını aldıktan sonra MPLAya verdiği desteği artıracak ancak Küba yönetiminden kesinlikle Angola İç Savaşına dahil olmamasını bütün müdahalesini Güney Afrika yayılmacılığının önünü kesmek için kullanmasını ister[5]. Sovyet talimatlarına kulak asmayan Küba yönetimi Angola İç Savaşına doğrudan dahil olacak ve asker seviyesi en yoğun dönemde 35 bin civarında olacaktır.
1975 ve 1976 yıllarında Küba dışında çok az yabancı kuvvet Angolada kalır. Portekiz Ordusunun son kalıntıları da ülkeyi terk edecektir. ABD, özellikle ülke içi siyasi durum nedeniyle doğrudan dahil olamadığı Angoladan Güney Afrika kuvvetlerinin çıkmasını telkin eder. Kübanın Angoladaki asker sayısı ise giderek artar; Aralık 1975de 5 bin olan sayı Şubat 1976da 11 bine çıkar[6]. FNLA örgütü MPLA-Küba ortak harekâtıyla 30 Ocak 1976 itibarıyla tamamen ezilir.
