- Katılım
- 21 Ara 2012
- Konular
- 340
- Mesajlar
- 2,929
- Reaksiyon Skoru
- 208
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 13 Yıl 5 Ay 24 Gün
- Başarım Puanı
- 135
- MmoLira
- -29
- DevLira
- 0
ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!
Resûl-i Ekrem efendimizin ( aleyhisselâm ) süvarilerinden. İsmi, Haris, künyesi Ebû Katâde, lakabı Fâris-i Resûlullah (Resûlullahın ( aleyhisselâm ) süvarisi)dir. Tahminen m. 602 yıllarında Medinede doğup 54 (m. 674) senesinde de Kûfede vefât etmiştir. Hazrec kabilesindendir. Babası Rebî bin Beldehe, annesi Kebşe binti Mazhardır. Ebû Katâde ( radıyallahü anh ) Sülâfe binti Berrâ bin Marur ile evli idi. Sülâfe de kadın Sahabîlerden idi. Ebû Katâdenin bu zevcesinden Abdullah, Mabed, Abdurrahmân ve Sabit adlarında dört oğlu oldu.
Ebû Katâde ikinci Akabe biatinden sonra müslüman oldu. Bedir Muharebesine katıldığı ihtilaflıdır. Bedirden sonraki muharebelere iştirâk etmiştir. Hicretin altıncı senesinde meydana gelen Zikared gazâsında büyük başarılar göstermiştir. Resûlullah ( aleyhisselâm ) 6 (m. 628) senesinde müşriklerle Hudeybiye anlaşmasını imzaladıktan sonra, artık geri dönülüyordu. Hazreti Seleme ve Resûlullahın âzâdlısı Ribah hazretleri de yük ve develerle yola çıkmışlardı. Yolda Abdurrahmân El-Fezârînin saldırısına uğradılar. Eşkiya topluluğu develerin çobanını öldürmüş, Resûlullahın develerini götürmek istemişti. Seleme bin El-Ekvâ ( radıyallahü anh ), Hazreti Ribahı kalan develerle gönderip, durumu Resûlullaha ( aleyhisselâm ) bildirmiş, kendisi de çevreden yardım istemişti. Yanına gelenlerle, Abdurrahmân El-Fezârînin peşine düştü. Nihâyet onlara yetişti. Vuruşmaya başladılar. Ancak, eşkiya grubu orada bulunan dağ geçidine doğru çekilerek kendilerini emniyete aldılar. Bu sırada, Resûl-i Ekremin süvari kuvveti ile birlikte Ebû Katâde ( radıyallahü anh ) de yetişmişti. Eşkiyalara hücum ettiler. Ancak, Abdurrahmân El-Fezârî, Ahrem El-Esedîyi ( radıyallahü anh ) şehîd etti. Bunun üzerine Hazreti Ebû Katâde bu azılı düşmana saldırarak, onu katletti. Neticede eşkiyalar kaçmak zorunda kaldılar. Resûlullahın ( aleyhisselâm ) develeri geri alındı. Hazreti Ebû Katâdenin bu muvaffakiyetini Resûl-i Ekrem ( aleyhisselâm ) duyunca Bütün atlılarımızın en hayırlısı Ebû Katade idi. buyurmuşlardır.
Ebû Katâde ( radıyallahü anh ) birçok seriyyelere (küçük süvari birliği) iştirâk etti. Bunların bir kısmında kumandan mevkiinde, bir kısmında süvari olarak bulunmuştur. Hicretin sekizinci senesinde 15 kişilik bir keşif kuvvetinin başında Hadre tarafına gönderildi. Hadre havâlisinde Gatafan kabilesi bulunuyordu. Bunlar zaman zaman müslümanların bulunduğu yerlere baskınlar düzenler, yağma ederler ve müslümanları rahatsız ederlerdi. Ebû Katade ( radıyallahü anh ) bunları muhasara edip, fenâ halde sıkıştırınca sonunda, mallarını bırakarak kaçtılar. Ebû Katade ( radıyallahü anh ) elde ettiği ganîmetlerle geri döndü. Ganîmetlerin beştebiri Resûlullaha arz edildikten sonra, geri kalanı mücâhidler arasında dağıtıldı. Aynı senenin Ramazan ayı idi. Batnı Eham, Zî Haşab, Zî Merve taraflarında yine eşkiya meselesi vardı. Hazreti Ebû Katade bunun için gönderildi. Oralardaki eşkiyayı temizleyerek emniyet ve huzûru temîn etti. Bu hâdiselerin peşinden Mekke fethine katıldı. Daha sonra hicretin sekizinci senesinde Ocak ayı sonlarında meydana gelen Huneyn gazâsına da iştirâk eden Ebû Katade ( radıyallahü anh ) bu muharebede bir ara görülen bozulma sırasında, çok büyük kahramanlıklar göstermiş ve bu yüzden de herkesin takdîrini kazanmıştı.
Ebû Katâde ( radıyallahü anh ) Tebük gazvesinde de bulundu. Veda Haccına Resûl-i Ekremle birlikte gittiler. Medineye dönünce Resûl-i Ekrem âhirete teşrîf buyurdular. Resûl-i Ekremden ( aleyhisselâm ) sonra Hulefâ-i Râşidîn (dört halife) devirlerini de gördü. Bu zaman zarfında Medine-i Münevverede kaldı. Hazreti Alinin devrinde kendisi için Mekke vâliliği düşünülmüş, ancak yerine Kasem İbni Abbas tayin edilmiştir. Vâlilik olmayınca Hazreti Alinin yanında kaldı 38 (m. 658) senesinde Haricîlerle yapılan Nevrevân muharebesine katılarak, Hazreti Alinin piyade kuvvetleri kumandanlığını yapmıştır.
Ebû Katâde ( radıyallahü anh ) Resûl-i Ekremin mübârek sohbetinde yetişip feyz aldı. 170 civarında hadîs-i şerîf rivâyet etti. Eshâb-ı kirâmın ( radıyallahü anh ) ve tabiînin büyüklerinden bir kısmı ondan hadîs rivâyet etti. Hazreti Enes bin Mâlik, Cabir bin Abdullah, Ebû Muhammed bin Nâfî el-Ekra, Abdullah bin Ribâh, Abdullah bin Mabed, Saîd bin El-Müseyyeb ( radıyallahü anh ) bunlardandır. Hazreti Ebû Katade hadîs rivâyet ederken son derece dikkatli ve titiz hareket eder, ufak bir hata olmasından çok sakınırdı. Bu konuda Resûl-i Ekremden ( aleyhisselâm ) şu hadîs-i şerîfi bildirmiştir: Ey insanlar! Benden, çok hadîs rivâyet etmekten sakınınız. Benden bir sözü nakleden, sadece hakkı ve doğruyu söylesin. Bana söylemediğim bir sözü nisbet eden (söyledi diyen) kendine, Cehennemden yer hazırlamış olur. Ebû Katâdenin ( radıyallahü anh ) oğlu Mabed, aralarında Resûlullah ( aleyhisselâm ) şöyle buyurdu. Böyle buyurdu diye konuşurlarken, Ebû Katâdenin ( radıyallahü anh ) gelip siz ne konuştuğunuzu biliyor musunuz, ben Resûlullahın ( aleyhisselâm ) Benim söylemediğimi bana atfedenler Cehennemden kendilerine yer hazırlasınlar buyurduğunu duydum, dediğini nakletmiştir.
Hazreti Ebû Katâde, İslâm kardeşliğini, yaşayışı ile bilfiil gösteren mübârek bir sahabîdir. Bir gün bir cenâze getirildi. Resûl-i Ekrem efendimizden ( aleyhisselâm ) namazının kılınması istirhâm edildi. Fakat Resûlullah ( aleyhisselâm ) borcu olup olmadığını, sordular, iki dînâr borcu olduğu cevâbı verildi. Resûl-i Ekrem efendimiz ( aleyhisselâm ) tekrar borcu için bir karşılık bırakıp bırakmadığını sordular. Birşey bırakmadığı bildirildi. Bunun üzerine, götürünüz, namazını siz kılınız, buyurdular. Ebû Katâde ( radıyallahü anh ) orada bulunuyorlardı. Yâ Resûlallah! Onun borcunu ödemeyi ben üzerime alıyorum, dedi. O zaman Resûlullah ( aleyhisselâm ) cenâze namazını kıldılar. Böylece o zatın Resûlullah ( aleyhisselâm ) tarafından cenâze namazının kılınması bahtiyarlığına kavuşmasına vesîle oldular.
Hazreti Ebû Katâde, Emri marûf ve Nehy-i anil münker (iyiliği emredip, kötülükten alıkoyma) farzına çok ehemmiyet verir, Resûl-i Ekremin sünnet-i seniyyesine son derece riâyet ederdi. Onun gönlü Resûl-i Ekremin sevgisiyle dolup taşardı. Hatta Resûlullahın ( aleyhisselâm ) yüksek duâlarına da kavuşmuşlardı. Resûl-i Ekrem efendimizle beraber bir seferde bulunuyorlardı: Resûlullah ( aleyhisselâm ) binekleri üzerinde idi. Bir ara uyumak istemişlerdi. Bu sırada uyku haliyle biraz eğilmişlerdi. Ebû Katâde ( radıyallahü anh ) gidip, Resûlullahın ( aleyhisselâm ) vücudunu kaldırıp, doğrulttular. Biraz sonra, mübârek bedenleri tekrar eğilmiş, düşecek bir vaziyet almıştı. Hazreti Ebû Katâde tekrar koşarak gitti. Resûlullahı ( aleyhisselâm ) tekrar kaldırdı. Sonra, Resûlullah ( aleyhisselâm ) uyanmışlar, kim olduğunu sormuşlar, Ebû Katâde olduğu söylenmişti. Bunun üzerine Resûlullah ( aleyhisselâm ) Ebû Katâdeye şöyle duâ buyurmuşlardı: Ey Ebû Katâde! Sen Allahın Resûlünü muhafaza, ile meşgûl oldun. Allahü teâlâ da seni muhafaza eylesin
Eshâb-ı kiram (radıyallahü anhüm) Resûlullahın ( aleyhisselâm ) etrâfında pervane olmuşlar, onun her sözünü, her hareketini ve tavrını kendilerinden sonrakilere titizlikle, emânet edâ eder gibi, aktarmışlardır.
Katâdenin ( radıyallahü anh ) rivâyet ettiği bazı hadîs-i şerîfler Sâlih rüyâ Allahü teâlâdandır: Kötü rüya şeytandandır. Kim sevmediği bir rüyâ görürse, sol tarafına üç defa tükürsün. Şeytandan da Allahü teâlâya sığınsın. Böylece, o kötü rüyâ kendisine zarar vermez.
¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾
1) El-İsâbe cild-4, sh. 158
2) El-Alâm cild-2, sh. 154
3) El-İstiâb cild-4, sh. 161
4) Kâmûs-ul-alâm cild-1, sh. 754
5) Tabakât-ı İbn-i Sad cild-2, sh. 80
6) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-5, sh. 297
7) Sîret-i İbn-i Hişâm cild-3, sh. 297
8) Megâzî (Vâkidî) cild-2, sh. 544
9) İnsân-ul-uyûn cild-2, sh. 683
10) Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye sh. 999
11) Eshâb-ı Kirâm sh. 326
Ebû Katâde ikinci Akabe biatinden sonra müslüman oldu. Bedir Muharebesine katıldığı ihtilaflıdır. Bedirden sonraki muharebelere iştirâk etmiştir. Hicretin altıncı senesinde meydana gelen Zikared gazâsında büyük başarılar göstermiştir. Resûlullah ( aleyhisselâm ) 6 (m. 628) senesinde müşriklerle Hudeybiye anlaşmasını imzaladıktan sonra, artık geri dönülüyordu. Hazreti Seleme ve Resûlullahın âzâdlısı Ribah hazretleri de yük ve develerle yola çıkmışlardı. Yolda Abdurrahmân El-Fezârînin saldırısına uğradılar. Eşkiya topluluğu develerin çobanını öldürmüş, Resûlullahın develerini götürmek istemişti. Seleme bin El-Ekvâ ( radıyallahü anh ), Hazreti Ribahı kalan develerle gönderip, durumu Resûlullaha ( aleyhisselâm ) bildirmiş, kendisi de çevreden yardım istemişti. Yanına gelenlerle, Abdurrahmân El-Fezârînin peşine düştü. Nihâyet onlara yetişti. Vuruşmaya başladılar. Ancak, eşkiya grubu orada bulunan dağ geçidine doğru çekilerek kendilerini emniyete aldılar. Bu sırada, Resûl-i Ekremin süvari kuvveti ile birlikte Ebû Katâde ( radıyallahü anh ) de yetişmişti. Eşkiyalara hücum ettiler. Ancak, Abdurrahmân El-Fezârî, Ahrem El-Esedîyi ( radıyallahü anh ) şehîd etti. Bunun üzerine Hazreti Ebû Katâde bu azılı düşmana saldırarak, onu katletti. Neticede eşkiyalar kaçmak zorunda kaldılar. Resûlullahın ( aleyhisselâm ) develeri geri alındı. Hazreti Ebû Katâdenin bu muvaffakiyetini Resûl-i Ekrem ( aleyhisselâm ) duyunca Bütün atlılarımızın en hayırlısı Ebû Katade idi. buyurmuşlardır.
Ebû Katâde ( radıyallahü anh ) birçok seriyyelere (küçük süvari birliği) iştirâk etti. Bunların bir kısmında kumandan mevkiinde, bir kısmında süvari olarak bulunmuştur. Hicretin sekizinci senesinde 15 kişilik bir keşif kuvvetinin başında Hadre tarafına gönderildi. Hadre havâlisinde Gatafan kabilesi bulunuyordu. Bunlar zaman zaman müslümanların bulunduğu yerlere baskınlar düzenler, yağma ederler ve müslümanları rahatsız ederlerdi. Ebû Katade ( radıyallahü anh ) bunları muhasara edip, fenâ halde sıkıştırınca sonunda, mallarını bırakarak kaçtılar. Ebû Katade ( radıyallahü anh ) elde ettiği ganîmetlerle geri döndü. Ganîmetlerin beştebiri Resûlullaha arz edildikten sonra, geri kalanı mücâhidler arasında dağıtıldı. Aynı senenin Ramazan ayı idi. Batnı Eham, Zî Haşab, Zî Merve taraflarında yine eşkiya meselesi vardı. Hazreti Ebû Katade bunun için gönderildi. Oralardaki eşkiyayı temizleyerek emniyet ve huzûru temîn etti. Bu hâdiselerin peşinden Mekke fethine katıldı. Daha sonra hicretin sekizinci senesinde Ocak ayı sonlarında meydana gelen Huneyn gazâsına da iştirâk eden Ebû Katade ( radıyallahü anh ) bu muharebede bir ara görülen bozulma sırasında, çok büyük kahramanlıklar göstermiş ve bu yüzden de herkesin takdîrini kazanmıştı.
Ebû Katâde ( radıyallahü anh ) Tebük gazvesinde de bulundu. Veda Haccına Resûl-i Ekremle birlikte gittiler. Medineye dönünce Resûl-i Ekrem âhirete teşrîf buyurdular. Resûl-i Ekremden ( aleyhisselâm ) sonra Hulefâ-i Râşidîn (dört halife) devirlerini de gördü. Bu zaman zarfında Medine-i Münevverede kaldı. Hazreti Alinin devrinde kendisi için Mekke vâliliği düşünülmüş, ancak yerine Kasem İbni Abbas tayin edilmiştir. Vâlilik olmayınca Hazreti Alinin yanında kaldı 38 (m. 658) senesinde Haricîlerle yapılan Nevrevân muharebesine katılarak, Hazreti Alinin piyade kuvvetleri kumandanlığını yapmıştır.
Ebû Katâde ( radıyallahü anh ) Resûl-i Ekremin mübârek sohbetinde yetişip feyz aldı. 170 civarında hadîs-i şerîf rivâyet etti. Eshâb-ı kirâmın ( radıyallahü anh ) ve tabiînin büyüklerinden bir kısmı ondan hadîs rivâyet etti. Hazreti Enes bin Mâlik, Cabir bin Abdullah, Ebû Muhammed bin Nâfî el-Ekra, Abdullah bin Ribâh, Abdullah bin Mabed, Saîd bin El-Müseyyeb ( radıyallahü anh ) bunlardandır. Hazreti Ebû Katade hadîs rivâyet ederken son derece dikkatli ve titiz hareket eder, ufak bir hata olmasından çok sakınırdı. Bu konuda Resûl-i Ekremden ( aleyhisselâm ) şu hadîs-i şerîfi bildirmiştir: Ey insanlar! Benden, çok hadîs rivâyet etmekten sakınınız. Benden bir sözü nakleden, sadece hakkı ve doğruyu söylesin. Bana söylemediğim bir sözü nisbet eden (söyledi diyen) kendine, Cehennemden yer hazırlamış olur. Ebû Katâdenin ( radıyallahü anh ) oğlu Mabed, aralarında Resûlullah ( aleyhisselâm ) şöyle buyurdu. Böyle buyurdu diye konuşurlarken, Ebû Katâdenin ( radıyallahü anh ) gelip siz ne konuştuğunuzu biliyor musunuz, ben Resûlullahın ( aleyhisselâm ) Benim söylemediğimi bana atfedenler Cehennemden kendilerine yer hazırlasınlar buyurduğunu duydum, dediğini nakletmiştir.
Hazreti Ebû Katâde, İslâm kardeşliğini, yaşayışı ile bilfiil gösteren mübârek bir sahabîdir. Bir gün bir cenâze getirildi. Resûl-i Ekrem efendimizden ( aleyhisselâm ) namazının kılınması istirhâm edildi. Fakat Resûlullah ( aleyhisselâm ) borcu olup olmadığını, sordular, iki dînâr borcu olduğu cevâbı verildi. Resûl-i Ekrem efendimiz ( aleyhisselâm ) tekrar borcu için bir karşılık bırakıp bırakmadığını sordular. Birşey bırakmadığı bildirildi. Bunun üzerine, götürünüz, namazını siz kılınız, buyurdular. Ebû Katâde ( radıyallahü anh ) orada bulunuyorlardı. Yâ Resûlallah! Onun borcunu ödemeyi ben üzerime alıyorum, dedi. O zaman Resûlullah ( aleyhisselâm ) cenâze namazını kıldılar. Böylece o zatın Resûlullah ( aleyhisselâm ) tarafından cenâze namazının kılınması bahtiyarlığına kavuşmasına vesîle oldular.
Hazreti Ebû Katâde, Emri marûf ve Nehy-i anil münker (iyiliği emredip, kötülükten alıkoyma) farzına çok ehemmiyet verir, Resûl-i Ekremin sünnet-i seniyyesine son derece riâyet ederdi. Onun gönlü Resûl-i Ekremin sevgisiyle dolup taşardı. Hatta Resûlullahın ( aleyhisselâm ) yüksek duâlarına da kavuşmuşlardı. Resûl-i Ekrem efendimizle beraber bir seferde bulunuyorlardı: Resûlullah ( aleyhisselâm ) binekleri üzerinde idi. Bir ara uyumak istemişlerdi. Bu sırada uyku haliyle biraz eğilmişlerdi. Ebû Katâde ( radıyallahü anh ) gidip, Resûlullahın ( aleyhisselâm ) vücudunu kaldırıp, doğrulttular. Biraz sonra, mübârek bedenleri tekrar eğilmiş, düşecek bir vaziyet almıştı. Hazreti Ebû Katâde tekrar koşarak gitti. Resûlullahı ( aleyhisselâm ) tekrar kaldırdı. Sonra, Resûlullah ( aleyhisselâm ) uyanmışlar, kim olduğunu sormuşlar, Ebû Katâde olduğu söylenmişti. Bunun üzerine Resûlullah ( aleyhisselâm ) Ebû Katâdeye şöyle duâ buyurmuşlardı: Ey Ebû Katâde! Sen Allahın Resûlünü muhafaza, ile meşgûl oldun. Allahü teâlâ da seni muhafaza eylesin
Eshâb-ı kiram (radıyallahü anhüm) Resûlullahın ( aleyhisselâm ) etrâfında pervane olmuşlar, onun her sözünü, her hareketini ve tavrını kendilerinden sonrakilere titizlikle, emânet edâ eder gibi, aktarmışlardır.
Katâdenin ( radıyallahü anh ) rivâyet ettiği bazı hadîs-i şerîfler Sâlih rüyâ Allahü teâlâdandır: Kötü rüya şeytandandır. Kim sevmediği bir rüyâ görürse, sol tarafına üç defa tükürsün. Şeytandan da Allahü teâlâya sığınsın. Böylece, o kötü rüyâ kendisine zarar vermez.
¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾
1) El-İsâbe cild-4, sh. 158
2) El-Alâm cild-2, sh. 154
3) El-İstiâb cild-4, sh. 161
4) Kâmûs-ul-alâm cild-1, sh. 754
5) Tabakât-ı İbn-i Sad cild-2, sh. 80
6) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-5, sh. 297
7) Sîret-i İbn-i Hişâm cild-3, sh. 297
8) Megâzî (Vâkidî) cild-2, sh. 544
9) İnsân-ul-uyûn cild-2, sh. 683
10) Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye sh. 999
11) Eshâb-ı Kirâm sh. 326


