- Katılım
- 21 Ara 2012
- Konular
- 340
- Mesajlar
- 2,929
- Reaksiyon Skoru
- 208
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 13 Yıl 6 Ay 1 Gün
- Başarım Puanı
- 135
- MmoLira
- -29
- DevLira
- 0
HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
Eshâb-ı kiramdan. Aşere-i mübeşşereden olan Zübeyr bin Avvâmın oğludur. Nesebi Abdullah bin Zübeyr bin Avvâm bin Huveylid bin Esed bin Abdiluzza bin Kusayyel Kureyşî, el-Esedî'dir. Annesi Hazreti Ebû Bekir-i Sıddîkin kızı Esmâdır. Teyzesi, müminlerin annesi Âişe-i Sıddîkadır.
Medinede muhacirlerden ilk önce dünyâya gelen çocuk budur. Hicretten yirmi ay sonra (veya birinci senede) (m. 622) Medine yakınındaki Kûbada dünyâya gelince Muhacirler çok sevinip rahatladılar. Çünkü, Yahudiler Biz Muhacirlere sihir yaptık, çocukları olmayacak diyorlardı. Bu mübârek zâtın doğumu onların yalanlarını ortaya çıkararak hayal kırıklığına uğrattı. Resûlullah efendimiz duâ edip, ismini Abdullah, künyesini de Ebû Bekir koydu. Diğer künyesi Ebû Hubeyb idi. Babası tarafından annesi (ninesi) Hazreti Safiyye Resûlullahın halası idi.
Yedi yaşında iken babası tarafından Peygamberimize getirildiğinde Ona bîat etme şerefine kavuştu. Hazreti Ebû Bekir devrinden sonra yavaş yavaş çocukluk hayatından çıkarak Hazreti Ömer zamanında kendini göstermeye başladı. 14 (m. 636) senesinde oniki yaşlarında iken babası ile Yermük savaşına gitti. Hazreti Zübeyr bin Avvâm onu sahabeden birine emanet ederek savaşa katıldı. Kendisi de babasını savaşırken at üzerinden seyretti. Yine dört sene sonra 18 (m. 639)de babası ile birlikte Hazreti Amr İbn-il-Âsın kumandanlığında Mısırın fethine katıldı.
Geceleri çok ibadet eden Hazreti Abdullah bin Zübeyr aynı zamanda çok cesur, kuvvetli ve kahraman idi. Hicretin 29 (m. 649) senesinde Afrikada Abdullah bin Sad ile Tunus harbine katıldı. Yüzyirmibin düşman askeri ile yirmibin İslâm mücâhidi savaşırken, o birkaç mücâhid ile Bizans ordusu kumandanı Roma asilzâdesi Gregoru (Cercire) öldürdü. Düşman kuvvetleri bozularak, zaferin kazanılmasında büyük rol oynadı.
Hazreti Abdullah bin Zübeyr otuzuncu sene, Hazreti Saîd bin Âs kumandasındaki ordu ile Horasan seferinde bulundu. Aynı sene Hazreti Osman tarafından Kurân-ı kerîmin çoğaltılması için toplanan ilmî heyete davet edildi. Hazreti Osmanın şehîd olduğu gün onu büyük bir gayretle müdâfaa etti. Ertesi sene 36 (m. 656)da meydana gelen Cemel vakasında babasının yanında idi.
Hazreti Muâviye 60 (m. 680) senesinde vefât ettikten sonra yerine oğlu Yezîd iktidara geçti. Hazreti Abdullah bin Zübeyr ona bîat etmeyip Hazreti Hüseyin ile beraber Mekkeye geldi. Yezîd de hemen Abdullah bin Zübeyr üzerine bir ordu gönderdi. Bu ordunun kumandanlığını Hazreti Abdullahın baba bir kardeşi Amr binZübeyr yapıyordu. Bu orduyu mağlup ederek onu esîr aldı. Bundan sonra Hazreti Hüseyinin Kûfeye gitmesini tavsiye edince kabûl etti. Ancak Hazreti Hüseyinin Kerbelâda şehîd olduğunu işittiği zaman Yezîdin adamlarını Hicazdan çıkartarak kendi namına hilafet ilân etti. Bu hadîseler üzerine Mekke ve Medine halkı kendisine bîat etti. Böylece 61 (m. 680/681)de Hazreti Abdullah bütün Hicaza hakim oldu.
Bu hadîselerden iki yıl sonra Yezîdin gönderdiği Müslim bin Ukbe, Harre savaşı sonunda Medine-i Münevvereyi ele geçirdi. Bu savaşta Medine halkından ve Eshâb-ı kiramdan pek çok kimse şehîd oldu. Bundan sonra Mekke üzerine giderken vefât edince, yerine geçen Husayn bin Numeyr es-Sekûnî 64 (m. 683) senesi Muharrem ayında Hazreti Abdullah bin Zübeyri Mekkede altmış dört gün muhasara etti. Mekkeliler çok sıkıntı çektiler. Rebîül-evvel ayında Yezîdin ölüm haberi gelince muhasarayı kaldırarak Şam şehrine geri döndüler. Bu sırada Kâbe-i muazzama yanınca, Hazreti Abdullah yeniden yaptırarak Hacer-ül-esvedi de içeriye aldırdı. Peygamberimizin ( aleyhisselâm ) türbesini tamir ettirdi. Yezîdin vefâtından sonra Hicaz, Yemen, Irak, İran ve Horasan halkı kendisine bîat edip halife olarak tanıdılar. Dokuz sene Mekkede halîfe oldu. Yalnız Mısır ve Şam bölgesi Emevîlerin elinde kaldı.
Hazreti Abdullah elinde bulunan yerlere, kendine sadık kimseleri göndererek hükümeti kuvvetlendirmeye başladı. Emevîlerin iktidarı zayıfladı. Ancak 65 (m. 684) yılında Hazreti Abdullahın en yakın taraftarlarından ve lehine çalışan kumandanlarından Dahhak el-Fihrinin Merdi Rahit savaşında mağlup olup şehîd edilmesi Emevîleri rahatlattı. Bu arada kendisi haricileri de sıkıştırdı.
Abdülmelik bin Mervan 65de Emevîlerin başına geçince Şam ve Mısırda hükümeti kuvvetlendirdi. Iraka asker sevk edip İbni Zübeyrin kardeşi Musab bin Zübeyri öldürdü. Sonra Haccac bin Yûsuf es-Sekafîyi Hicaza gönderdi. Haccac 72 (m. 691)de Mekke-i mükerremeyi kuşattı. Ebî Kubeys Dağı üzerine mancınık kurup oradan Mescid-i Haram üzerine taşlar atarak şehri tahrib etti. Muhasara altıbuçuk ay sürdü. Bu esnada Hazreti Abdullahın gösterdiği kahramanlık ve yiğitlik her türlü tarifin üstündedir. Hazreti Abdullah bin Zübeyr bir savaş esnasında bir gün annesini ziyârete gitti. Ama ve hasta bulunan, fakat çok yüksek kuvvetli bir imâna sahib olan o büyük sahabiyeye (teselli etmek için): Ölümde rahatlık vardır deyince o mübârek annesi de Sen galiba benim ölümümü temenni ediyorsun. Hayır. Ben senin galip veya mağlup olduğunu öğrenmedikçe ölmeyi arzu etmiyorum. Sen ya Allah yolunda şehîd olursun, ben de bu acıya sabrederek mükafatını Allahü teâlâdan beklerim veya zafer kazanırsın ben de bununla sevinirim diye karşılık verdi.
Hazreti Abdullah bin Zübeyr şehîd olmadan bir gün önce taraftarları dağıldı. Aralarında oğulları Hamza ve Hubeybin de bulunduğu onbin kadarı Haccaca teslim oldu. Yalnız Zübeyr ismindeki oğlu yanında kaldı. Bu halde annesini tekrar ziyâret etti. Annesi Esma savaşa devam etmesini söyleyerek nasîhat ve duâ etti. Tekrar savaş meydanına atılan Hazreti Abdullah hücum ettiği düşman kuvvetlerini darmadağın ediyordu. Bir aralık Makam denilen mübârek yerde iki rekât namaz kıldı. Yeniden harbe girdi. Bu esnada alnına gelen bir mancınık taşı ile ağır şekilde yaralandı. Yüzünden kan akmaya başladı. Her tarafını saran Haccacın askerleri üzerine atılıp şehîd ettiler.
73 (m. 692) senesinde şehîd olduğu zaman yetmişüç yaşında idi. Annesi, Haccacın karşısına çıkıp acı ve doğru sözler söyledi. Birkaç ay sonra da vefât etti. Abdülmelik bin Mervan Kâbenin bir duvarını yıktırarak yeniden yaptırdı. Hacer-i esvedi eski yerine koydurup son şeklini verdi. Bugünkü Kâbenin üç duvarı Abdullah ( radıyallahü anh ), bir duvarı Abdülmelik yapısıdır.
Peygamber efendimizden doğrudan hadîs-i şerîf rivâyet etti. Ayrıca babasından, Hazreti Ebû Bekir, Hazreti Ömer ve Hazreti Osmandan teyzesi Hazreti Aişeden, Hazreti Ali ve Süfyân bin Ebû Züheyr es-Sekafîden hadîs-i şerîfler bildirdi. Kendisinden de, kardeşi Urve, Oğulları Âmir ve Ubbad, yeğeni Muhammed bin Urve, Ebû Ziban, Urve bin Amr-i Selmânî, Atâ, Tâvûs, Amr bin Dinar, Veheb bin Keysan, Sâbitî Bennânî ve diğer zatlar rivâyet etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları şunlardır:
Bulut ve meleklerin onun korkusundan kendisini tesbih ettiği Allahü teâlâyı noksan sıfatlardan tenzih ederim.
Herhangi bir memlekette vefât eden Eshâbımdan biri, kıyâmette mahşer yerine giderken, o memleketin müslümanlarına önder olur ve onların önlerini aydınlatır.
Benim mescidimde kılınan namaz, Mescid-i Haram hariç, diğer mescidlerde kılınan namazlardan efdaldir. Mescid-i Haramda (Kâbede) kılınan bir namaz, burada (Peygamber mescidinde) kılınan 100 namazdan efdaldir.
Dünyada ipek giyen, âhirette giyemez.
Nikâhı ilân ediniz.
Allah yolunda bir gece bekçilik yapmak bin gündüzü oruçlu geçmekten efdaldir.
Süt emen ve süt emilen biribirine namahrem değildir.
Peygamber efendimiz iftitâh tekbiri alırken parmaklarını kulak yumuşaklığına değdiriyordu.
Eğer ümmetimden, Allahdan başkasını dost edinseydim, Ebû Kuhâfenin oğlunu (Ebû Bekiri) dost edinirdim. Ancak o din kardeşim ve (hicret esnasında) mağaradaki arkadaşımdır.
Eshâb-ı kiramın tefsîr, hadîs ve fıkıh âlimlerinden ve Abâdile (dört Abdullah)dan biridir. Kendisinden Sahihaynda (Buhârî ve Müslim) otuzüç hadîs-i şerîf rivâyet edilmiştir. Bunların altı tanesi Buhârîdedir. Rivâyet ettiği otuzüç hadîs-i şerîfin tamamı Ahmed bin Hanbelin ( radıyallahü anh ) Müsned adlı hadîs kitabında mevcûttur. Hazreti Osmanın zamanında Kurân-ı kerîmi çoğaltma heyetinde bulundu. İslâmiyette ilk olarak yuvarlak gümüş parayı, Mekke-i Mükerremede Abdullah bin Zübeyr ( radıyallahü anh ) bastırdı. Paranın bir yüzünde Muhammedün Resûlullah diğer yüzünde Allah vefakâr ve adâletli olmayı emretti yazılı idi.
Hazreti Abdullah kahramanlık ve cesâretiyle birlikte çok ibadet ederdi. Namazda o kadar huzûra dalar giderdi ki, kamış gibi dikilir kalırdı. Secdeye varır, dalar giderdi. Gündüzleri oruç tutardı. Babası onun hakkında, İnsânların Ebû Bekiri Sıddîka en çok benzeyenidir buyurmuştur. Peygamber efendimiz, Habeşistan hükümdârı Necaşînin hediye ettiği harbeyi (kısa mızrak şeklinde bir silah) yanında taşır, namaz kılarken sütre olarak önüne koyardı. Dört halife ( radıyallahü anh ) de bunu yanlarında taşırlardı. Bundan sonra Hazreti Abdullahın eline geçince şehîd oluncaya kadar yanından ayırmadı.
¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾
1) Vefeyât-ül-ayân cild-3, sh. 71
2) El-Alâm cild-4, sh. 87
3) Kâmûs-ül-alâm cild-4, sh. 3101
4) Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye sh. 976
5) Eshâb-ı Kirâm sh. 139
6) Tehzîb-üt-tehzîb cild-5, sh. 213
7) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-4, sh. 3
Medinede muhacirlerden ilk önce dünyâya gelen çocuk budur. Hicretten yirmi ay sonra (veya birinci senede) (m. 622) Medine yakınındaki Kûbada dünyâya gelince Muhacirler çok sevinip rahatladılar. Çünkü, Yahudiler Biz Muhacirlere sihir yaptık, çocukları olmayacak diyorlardı. Bu mübârek zâtın doğumu onların yalanlarını ortaya çıkararak hayal kırıklığına uğrattı. Resûlullah efendimiz duâ edip, ismini Abdullah, künyesini de Ebû Bekir koydu. Diğer künyesi Ebû Hubeyb idi. Babası tarafından annesi (ninesi) Hazreti Safiyye Resûlullahın halası idi.
Yedi yaşında iken babası tarafından Peygamberimize getirildiğinde Ona bîat etme şerefine kavuştu. Hazreti Ebû Bekir devrinden sonra yavaş yavaş çocukluk hayatından çıkarak Hazreti Ömer zamanında kendini göstermeye başladı. 14 (m. 636) senesinde oniki yaşlarında iken babası ile Yermük savaşına gitti. Hazreti Zübeyr bin Avvâm onu sahabeden birine emanet ederek savaşa katıldı. Kendisi de babasını savaşırken at üzerinden seyretti. Yine dört sene sonra 18 (m. 639)de babası ile birlikte Hazreti Amr İbn-il-Âsın kumandanlığında Mısırın fethine katıldı.
Geceleri çok ibadet eden Hazreti Abdullah bin Zübeyr aynı zamanda çok cesur, kuvvetli ve kahraman idi. Hicretin 29 (m. 649) senesinde Afrikada Abdullah bin Sad ile Tunus harbine katıldı. Yüzyirmibin düşman askeri ile yirmibin İslâm mücâhidi savaşırken, o birkaç mücâhid ile Bizans ordusu kumandanı Roma asilzâdesi Gregoru (Cercire) öldürdü. Düşman kuvvetleri bozularak, zaferin kazanılmasında büyük rol oynadı.
Hazreti Abdullah bin Zübeyr otuzuncu sene, Hazreti Saîd bin Âs kumandasındaki ordu ile Horasan seferinde bulundu. Aynı sene Hazreti Osman tarafından Kurân-ı kerîmin çoğaltılması için toplanan ilmî heyete davet edildi. Hazreti Osmanın şehîd olduğu gün onu büyük bir gayretle müdâfaa etti. Ertesi sene 36 (m. 656)da meydana gelen Cemel vakasında babasının yanında idi.
Hazreti Muâviye 60 (m. 680) senesinde vefât ettikten sonra yerine oğlu Yezîd iktidara geçti. Hazreti Abdullah bin Zübeyr ona bîat etmeyip Hazreti Hüseyin ile beraber Mekkeye geldi. Yezîd de hemen Abdullah bin Zübeyr üzerine bir ordu gönderdi. Bu ordunun kumandanlığını Hazreti Abdullahın baba bir kardeşi Amr binZübeyr yapıyordu. Bu orduyu mağlup ederek onu esîr aldı. Bundan sonra Hazreti Hüseyinin Kûfeye gitmesini tavsiye edince kabûl etti. Ancak Hazreti Hüseyinin Kerbelâda şehîd olduğunu işittiği zaman Yezîdin adamlarını Hicazdan çıkartarak kendi namına hilafet ilân etti. Bu hadîseler üzerine Mekke ve Medine halkı kendisine bîat etti. Böylece 61 (m. 680/681)de Hazreti Abdullah bütün Hicaza hakim oldu.
Bu hadîselerden iki yıl sonra Yezîdin gönderdiği Müslim bin Ukbe, Harre savaşı sonunda Medine-i Münevvereyi ele geçirdi. Bu savaşta Medine halkından ve Eshâb-ı kiramdan pek çok kimse şehîd oldu. Bundan sonra Mekke üzerine giderken vefât edince, yerine geçen Husayn bin Numeyr es-Sekûnî 64 (m. 683) senesi Muharrem ayında Hazreti Abdullah bin Zübeyri Mekkede altmış dört gün muhasara etti. Mekkeliler çok sıkıntı çektiler. Rebîül-evvel ayında Yezîdin ölüm haberi gelince muhasarayı kaldırarak Şam şehrine geri döndüler. Bu sırada Kâbe-i muazzama yanınca, Hazreti Abdullah yeniden yaptırarak Hacer-ül-esvedi de içeriye aldırdı. Peygamberimizin ( aleyhisselâm ) türbesini tamir ettirdi. Yezîdin vefâtından sonra Hicaz, Yemen, Irak, İran ve Horasan halkı kendisine bîat edip halife olarak tanıdılar. Dokuz sene Mekkede halîfe oldu. Yalnız Mısır ve Şam bölgesi Emevîlerin elinde kaldı.
Hazreti Abdullah elinde bulunan yerlere, kendine sadık kimseleri göndererek hükümeti kuvvetlendirmeye başladı. Emevîlerin iktidarı zayıfladı. Ancak 65 (m. 684) yılında Hazreti Abdullahın en yakın taraftarlarından ve lehine çalışan kumandanlarından Dahhak el-Fihrinin Merdi Rahit savaşında mağlup olup şehîd edilmesi Emevîleri rahatlattı. Bu arada kendisi haricileri de sıkıştırdı.
Abdülmelik bin Mervan 65de Emevîlerin başına geçince Şam ve Mısırda hükümeti kuvvetlendirdi. Iraka asker sevk edip İbni Zübeyrin kardeşi Musab bin Zübeyri öldürdü. Sonra Haccac bin Yûsuf es-Sekafîyi Hicaza gönderdi. Haccac 72 (m. 691)de Mekke-i mükerremeyi kuşattı. Ebî Kubeys Dağı üzerine mancınık kurup oradan Mescid-i Haram üzerine taşlar atarak şehri tahrib etti. Muhasara altıbuçuk ay sürdü. Bu esnada Hazreti Abdullahın gösterdiği kahramanlık ve yiğitlik her türlü tarifin üstündedir. Hazreti Abdullah bin Zübeyr bir savaş esnasında bir gün annesini ziyârete gitti. Ama ve hasta bulunan, fakat çok yüksek kuvvetli bir imâna sahib olan o büyük sahabiyeye (teselli etmek için): Ölümde rahatlık vardır deyince o mübârek annesi de Sen galiba benim ölümümü temenni ediyorsun. Hayır. Ben senin galip veya mağlup olduğunu öğrenmedikçe ölmeyi arzu etmiyorum. Sen ya Allah yolunda şehîd olursun, ben de bu acıya sabrederek mükafatını Allahü teâlâdan beklerim veya zafer kazanırsın ben de bununla sevinirim diye karşılık verdi.
Hazreti Abdullah bin Zübeyr şehîd olmadan bir gün önce taraftarları dağıldı. Aralarında oğulları Hamza ve Hubeybin de bulunduğu onbin kadarı Haccaca teslim oldu. Yalnız Zübeyr ismindeki oğlu yanında kaldı. Bu halde annesini tekrar ziyâret etti. Annesi Esma savaşa devam etmesini söyleyerek nasîhat ve duâ etti. Tekrar savaş meydanına atılan Hazreti Abdullah hücum ettiği düşman kuvvetlerini darmadağın ediyordu. Bir aralık Makam denilen mübârek yerde iki rekât namaz kıldı. Yeniden harbe girdi. Bu esnada alnına gelen bir mancınık taşı ile ağır şekilde yaralandı. Yüzünden kan akmaya başladı. Her tarafını saran Haccacın askerleri üzerine atılıp şehîd ettiler.
73 (m. 692) senesinde şehîd olduğu zaman yetmişüç yaşında idi. Annesi, Haccacın karşısına çıkıp acı ve doğru sözler söyledi. Birkaç ay sonra da vefât etti. Abdülmelik bin Mervan Kâbenin bir duvarını yıktırarak yeniden yaptırdı. Hacer-i esvedi eski yerine koydurup son şeklini verdi. Bugünkü Kâbenin üç duvarı Abdullah ( radıyallahü anh ), bir duvarı Abdülmelik yapısıdır.
Peygamber efendimizden doğrudan hadîs-i şerîf rivâyet etti. Ayrıca babasından, Hazreti Ebû Bekir, Hazreti Ömer ve Hazreti Osmandan teyzesi Hazreti Aişeden, Hazreti Ali ve Süfyân bin Ebû Züheyr es-Sekafîden hadîs-i şerîfler bildirdi. Kendisinden de, kardeşi Urve, Oğulları Âmir ve Ubbad, yeğeni Muhammed bin Urve, Ebû Ziban, Urve bin Amr-i Selmânî, Atâ, Tâvûs, Amr bin Dinar, Veheb bin Keysan, Sâbitî Bennânî ve diğer zatlar rivâyet etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları şunlardır:
Bulut ve meleklerin onun korkusundan kendisini tesbih ettiği Allahü teâlâyı noksan sıfatlardan tenzih ederim.
Herhangi bir memlekette vefât eden Eshâbımdan biri, kıyâmette mahşer yerine giderken, o memleketin müslümanlarına önder olur ve onların önlerini aydınlatır.
Benim mescidimde kılınan namaz, Mescid-i Haram hariç, diğer mescidlerde kılınan namazlardan efdaldir. Mescid-i Haramda (Kâbede) kılınan bir namaz, burada (Peygamber mescidinde) kılınan 100 namazdan efdaldir.
Dünyada ipek giyen, âhirette giyemez.
Nikâhı ilân ediniz.
Allah yolunda bir gece bekçilik yapmak bin gündüzü oruçlu geçmekten efdaldir.
Süt emen ve süt emilen biribirine namahrem değildir.
Peygamber efendimiz iftitâh tekbiri alırken parmaklarını kulak yumuşaklığına değdiriyordu.
Eğer ümmetimden, Allahdan başkasını dost edinseydim, Ebû Kuhâfenin oğlunu (Ebû Bekiri) dost edinirdim. Ancak o din kardeşim ve (hicret esnasında) mağaradaki arkadaşımdır.
Eshâb-ı kiramın tefsîr, hadîs ve fıkıh âlimlerinden ve Abâdile (dört Abdullah)dan biridir. Kendisinden Sahihaynda (Buhârî ve Müslim) otuzüç hadîs-i şerîf rivâyet edilmiştir. Bunların altı tanesi Buhârîdedir. Rivâyet ettiği otuzüç hadîs-i şerîfin tamamı Ahmed bin Hanbelin ( radıyallahü anh ) Müsned adlı hadîs kitabında mevcûttur. Hazreti Osmanın zamanında Kurân-ı kerîmi çoğaltma heyetinde bulundu. İslâmiyette ilk olarak yuvarlak gümüş parayı, Mekke-i Mükerremede Abdullah bin Zübeyr ( radıyallahü anh ) bastırdı. Paranın bir yüzünde Muhammedün Resûlullah diğer yüzünde Allah vefakâr ve adâletli olmayı emretti yazılı idi.
Hazreti Abdullah kahramanlık ve cesâretiyle birlikte çok ibadet ederdi. Namazda o kadar huzûra dalar giderdi ki, kamış gibi dikilir kalırdı. Secdeye varır, dalar giderdi. Gündüzleri oruç tutardı. Babası onun hakkında, İnsânların Ebû Bekiri Sıddîka en çok benzeyenidir buyurmuştur. Peygamber efendimiz, Habeşistan hükümdârı Necaşînin hediye ettiği harbeyi (kısa mızrak şeklinde bir silah) yanında taşır, namaz kılarken sütre olarak önüne koyardı. Dört halife ( radıyallahü anh ) de bunu yanlarında taşırlardı. Bundan sonra Hazreti Abdullahın eline geçince şehîd oluncaya kadar yanından ayırmadı.
¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾
1) Vefeyât-ül-ayân cild-3, sh. 71
2) El-Alâm cild-4, sh. 87
3) Kâmûs-ül-alâm cild-4, sh. 3101
4) Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye sh. 976
5) Eshâb-ı Kirâm sh. 139
6) Tehzîb-üt-tehzîb cild-5, sh. 213
7) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-4, sh. 3

