- Katılım
- 3 Kas 2011
- Konular
- 187
- Mesajlar
- 1,077
- Online süresi
- 10m 46s
- Reaksiyon Skoru
- 39
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 14 Yıl 7 Ay 7 Gün
- Başarım Puanı
- 144
- MmoLira
- 21
- DevLira
- 0
ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!
Özet: Kitapta, 19′uncu yüzyıl Amerikasında büyüyen iki arkadaşın başından geçenler son derece keyifli, eğlenceli bir dille anlatılmaktadır.
Tom Sawyer, her türlü yaramazlıkları yapan, ele avuca sığ*mayan bir çocuktur. Missisipi ırmağı kıyısında bulunan St. Ptersburg kasabasında, kendisini çok sevdiğine inandığı Polly Teyzesinin yanında yaşamaktadır. Bu yüzden teyzesinin kendisi*ni azarlamalarına ve zaman zaman kamçıyla dövmelerine aldırış etmez. Üvey kardeşi Sid, zaman zaman teyzesini kışkırtıp dayak yemesine sebep olduğu için, Tom onu hiç sevmemektedir. Ama teyzesinin kızı Maryyi ise kendsine yakın bulmakta ve sevmek*tedir. Çünkü Mary ona karşı çok şefkatli davranmakta, onun her işinde yardımcı olmaktadır.
Yeni taşınan komşunun Becky Thatcher isimli güzel bir kız*ları vardır. Tom, daha önce sevdiği Amy Lawrensi unutarak, bu kızla ilgilenmeye başlar.
Bir gün okula geç kalır. Öğretmen niçin geciktiğini sordu*ğunda, o da, doğruyu söyleyerek Huck isimli serseri bir çocukla dalaştığını anlatır. Bunun üzerine Öğretmen Tomu döver ve ceza*landırmak için, kızlara ayrılan sıralardan birine oturmasını söyler. Tom da, başka boş yerler varken, hiç çekinmeden gidip Beckynin yanına oturur. Kızın ilgisini çekecek hareketler yapar, örneğin, silginin üzerine seni seviyorum diye yazar. Kızla samimiyeti ilerletir. Dışarıda da buluşup, dolaşmaya başlarlar. Tom, kıza evlenme teklif eder. Kız da kabul eder. Ancak, Tom geçmişteki kız arkadaşlarından söz edince, aralan açılır.
Aynı gece Tom, yatak odasının penceresinin altına gelerek ıs*lıkla kendisini çağıran Hucku görünce, hemen yanma koşar. Huckun elinde ölü bir kedi vardır. Ölü kedinin siğilleri iyi edece*ğine inandıkları için, ellerindeki siğilli yerleri, Ölü kediye sürmek için mezarlığa giderler. Mezarlıkta, kasabanın tanıdığı Kızılderili Co, Muf Potter isimli iki haydutla, Roktor Robinsonu bir arada görürler. Baktıklarında, bir mezarı açarak, çıkardıkları cesedi soyduklarını görürler. Sonra da aralarında tartışma çıkar ve dok*toru öldürürler. Haydutlardan daha azılı olan Kızılderili Co, diğe*rine baskı yapar ve cinayeti üstlenmesini ister. O da kabul eder. Tom ve Huck, gördükleri olayların etkisiyle korku içinde evleri*nin yolunu tutarlar. Tom, bütün gece gördüğü olayları sayıklar. Teyzesi, hangi ilacı verdiyse faydası olmaz.
Becky de Tomla tartıştıkları günden beri okula gelmemek*tedir. Hasta olduğu söylenmektedir. Kız okula geldiği vakit, karşı*laştıklarında Toma yüz vermez. Tom için, okul artık cazibesini yitirmiştir. Bu nedenle okuldan kaçarak, arkadaşı Huck ile birlikte korsancılık oynamayı aklına koyar. Joe Harper isimli arkadaşını alır ve Jacksonun adasına korsancılık oynamaya giderler.
Burası, Missisipi ırmağı üzerinde, küçücük bir adadır. Tom ve arkadaşları adada kamp kurup, yaşamaya başlarlar. Günler geçip, evlerine dönmeyince aileleri ve kasaba halkı meraklanarak aramaya başlarlar. Çocukların ırmakta boğulduklarını sanmakta*dırlar. Tom, teyzesinin kendisi için nasıl üzüldüğünü merak et*mektedir. Bir gün, gizlice eve yaklaşır ve onun ağladığını görür. Sonra da adaya döner. Bu arada, adada yaşamaktan bıkmış ve evlerine dönmek istemektedirler. Tom, bunu kabul eder. Ancak, cenaze törenlerinin nasıl yapıldığını görecek, sonra da birden bire ortaya çıkacaklardır.
Pazar günü, kilisenin çanları acı acı çalmaya başladı. Hemen hemen bütün kasaba halkı oradaydı. Çocukların anne babaları ve Polly Teyzede hep karalar giyinmişlerdi. Rahip, duaya başlamış, çocukların iyi yanlarını birer birer anlatıyor, dinleyenler hıçkıra*rak gözyaşları döküyorlardı. O sırada kilisenin kapısı açıldı ve Tom önde olmak üzere üç çocuk birden İçeri girdiler. Üzüntü gözyaşları, bu defada yerini sevinç gözyaşlarına bırakmıştı.
Bir hafta sonra, kasabada Doktor Robensonu Öldürdüğünü kabul eden, Muf Potterin yargılanması başladı. Mahkeme salonu tıklım tıklımdı. Dinlenen tanıklar hep cinayeti Mutun işlediğini söylüyorlardı. Mufun avukatı, Tom Sawyerin de şahit olarak dinlenmesini istedi. Tom, ilk başlarda biraz çekinse de, mahkeme başkanının kendisini cesaretlendirmesi üzerine her şeyi açıkça anlattı. Bu arada cinayeti kendisinin işlediği açığa çıkan Kızılderili Co, bulunduğu yerden hızla koşarak, pencereden atlayıp kaçtı.
Gerçek katilin ortaya çıkmasını sağladığı için, Tom artık ka*sabada bir kahraman muamelesi görmektedir. Ancak, gündüzleri gayet memnun görünen Tomun, geceleri ise katilin korkusundan dolayı bir kâbusa dönüşmektedir. Aradan günler geçip de, katil*den bir ses seda çıkmayınca, yavaş yavaş rahatlamaya, geceleri korkulu rüyalar görmemeye başladı.
Korkusu ortadan kalkınca, maceracı kimliği yine ön plana çıkan Tom, bu sefer de arkadaşları ile birlikte define aramanın peşine düşerler. Bu amaçla girdikleri perili evde dolaşırken, içeri*ye birilerinin girmesi üzerine hiç kıpırdamadan konuşmaları din*lediler. Konuşanlardan biri kaçak katil Kızılderili Co idi. Elinde altın dolu küçük bir sandık vardı ve intikamımı almadan bir yere gitmem diyordu. O ve yanındakiler oradan ayrıldıktan sonra, çocukları yine bir korku sarmıştı. Acaba Co kimden intikam ala*caktı?
Korkulu bekleyiş birkaç gün sürdü. Her hangi bir olay olma*dığı için çocuklar yine eski hallerine döndüler. Tom artık tamamiyle Becky ile ilgileniyor, onunla birlikte oluyordu.
Bir gün, Beckyin babasının önderliğinde bir kır gezisi yapı*lacaktı. Kiralanan vapurla, beş kilometre ötedeki sahile çıktılar. Çocuklar birlikte oynarlarken, ilerde gördükleri mağaralar gitmek için harekete geçtiler. Mağaranın içine girdiklerinde, dehlizleri çok geniş bir mağara olduğunu gördüler. Akşam olunca, yine herkes vapura doluşup, evlerine döndüler. Ancak, Tom ve Becky aralarında yoktu.
Polly Teyze ve Beckynin annesi, ertesi gün bir araya geldik*lerinde durumu anladılar. Çünkü her biri, çocuğunun diğerinin evinde kaldığını sanıyordu. Aradan birkaç gün geçtiği halde, çocuklar ortaya çıkmayınca, kasaba halkı, bu dega da onlar için yas tutmaya başladı.
Tom ve Becky ise, mağarada kaybolmuşlardı. Bir de üstelik Kızılderili Coyu da mağara görmüş olmaları, korkularını arttır*dıkça artırıyordu. Her ne kadar Tom, Beckye belli etmemeye çalışsada, o da çok korkuyordu. Günler geçiyor, aç ve susuz mağaranın karanlık dehlizlerinde dolaşıp duruyorlardı. Günleri dahi unutmuşlardı. Nihayet, hafif bir güneş ışığının sızdığı yeri gören Tom, Beckynin de yardımıyla çıkacakları kadar bir delik açtı ve kurtuldular. Evlerine vardıklarında ise vakit gece yansını geçi*yordu. Kasabayı yeniden bir sevinç dalgası sardı. Tom yeniden kahraman olmuştu. Çocuklar günlerce kendilerine gelemediler.
Bu arada, Kızılderili Conun arkadaşlarının cesedi Missisipi nehrinde bulunmuştu. On beş gün sonra tamamen iyileşmiş olan Tom, bu haberi duyunca, Kızılderili Coyu mağarada gördüklerini hatırladı ve bunu Mahkeme Başkanı olan Beckynin babasına anlattı. Hemen, elli atmış kişilik bir erkek grubu kayıklara binerek mağaranın yolunu tuttular. Aralarında Tomda vardı.
Mağaranın sonradan yapılmış kapısını açtıklarında, Kızılde*rili Conun cesedini gördüler. Artık, Tom ve arkadaşları için hiçbir tehlike kalmamıştı. Bu sefer, Conun hazinesini bulmaya karar verdiler. Bu defa, tedbirli oldukları için yanlarında mum, ip, vs. getirmişlerdi. Bir müddet sonra, hazineyi buldular. Sonra da, hazine ile birlikte kasabaya dönüp, altınları Hucku evlatlık almış bulunan Bayan Daglısm samanlığına sakladılar.
Bu arada, kendilerini arıyorlardı. Bayan Daglısm evinde ka*sabanın bütün ileri gelenleri toplanmışlardı. Bayan Daglıs her şeyini Hucka bıraktığını açıkladı. Tom arkadaşının paraya ihtiya*cı olmadığını, şu an kasabanın en zengin insanı olduğunu açıkla*dı. Toplanan insanların sevinçleri daha da artmıştı.
Ancak, bu ev yaşamı Hucka göre değildi. Bu nedenle evden kaçmıştı. Kaç gündür ortalıkta görünmüyordu. Tom, onu bir sa*manlıkta buldu ve yeniden Bayan Daglısm evine dönmesi için ikna etti. Birlikte, ilerde yeni maceralar peşinde koşacaklarına dair birbirlerine söz verip, yürüdüler.
Tom Sawyer, her türlü yaramazlıkları yapan, ele avuca sığ*mayan bir çocuktur. Missisipi ırmağı kıyısında bulunan St. Ptersburg kasabasında, kendisini çok sevdiğine inandığı Polly Teyzesinin yanında yaşamaktadır. Bu yüzden teyzesinin kendisi*ni azarlamalarına ve zaman zaman kamçıyla dövmelerine aldırış etmez. Üvey kardeşi Sid, zaman zaman teyzesini kışkırtıp dayak yemesine sebep olduğu için, Tom onu hiç sevmemektedir. Ama teyzesinin kızı Maryyi ise kendsine yakın bulmakta ve sevmek*tedir. Çünkü Mary ona karşı çok şefkatli davranmakta, onun her işinde yardımcı olmaktadır.
Yeni taşınan komşunun Becky Thatcher isimli güzel bir kız*ları vardır. Tom, daha önce sevdiği Amy Lawrensi unutarak, bu kızla ilgilenmeye başlar.
Bir gün okula geç kalır. Öğretmen niçin geciktiğini sordu*ğunda, o da, doğruyu söyleyerek Huck isimli serseri bir çocukla dalaştığını anlatır. Bunun üzerine Öğretmen Tomu döver ve ceza*landırmak için, kızlara ayrılan sıralardan birine oturmasını söyler. Tom da, başka boş yerler varken, hiç çekinmeden gidip Beckynin yanına oturur. Kızın ilgisini çekecek hareketler yapar, örneğin, silginin üzerine seni seviyorum diye yazar. Kızla samimiyeti ilerletir. Dışarıda da buluşup, dolaşmaya başlarlar. Tom, kıza evlenme teklif eder. Kız da kabul eder. Ancak, Tom geçmişteki kız arkadaşlarından söz edince, aralan açılır.
Aynı gece Tom, yatak odasının penceresinin altına gelerek ıs*lıkla kendisini çağıran Hucku görünce, hemen yanma koşar. Huckun elinde ölü bir kedi vardır. Ölü kedinin siğilleri iyi edece*ğine inandıkları için, ellerindeki siğilli yerleri, Ölü kediye sürmek için mezarlığa giderler. Mezarlıkta, kasabanın tanıdığı Kızılderili Co, Muf Potter isimli iki haydutla, Roktor Robinsonu bir arada görürler. Baktıklarında, bir mezarı açarak, çıkardıkları cesedi soyduklarını görürler. Sonra da aralarında tartışma çıkar ve dok*toru öldürürler. Haydutlardan daha azılı olan Kızılderili Co, diğe*rine baskı yapar ve cinayeti üstlenmesini ister. O da kabul eder. Tom ve Huck, gördükleri olayların etkisiyle korku içinde evleri*nin yolunu tutarlar. Tom, bütün gece gördüğü olayları sayıklar. Teyzesi, hangi ilacı verdiyse faydası olmaz.
Becky de Tomla tartıştıkları günden beri okula gelmemek*tedir. Hasta olduğu söylenmektedir. Kız okula geldiği vakit, karşı*laştıklarında Toma yüz vermez. Tom için, okul artık cazibesini yitirmiştir. Bu nedenle okuldan kaçarak, arkadaşı Huck ile birlikte korsancılık oynamayı aklına koyar. Joe Harper isimli arkadaşını alır ve Jacksonun adasına korsancılık oynamaya giderler.
Burası, Missisipi ırmağı üzerinde, küçücük bir adadır. Tom ve arkadaşları adada kamp kurup, yaşamaya başlarlar. Günler geçip, evlerine dönmeyince aileleri ve kasaba halkı meraklanarak aramaya başlarlar. Çocukların ırmakta boğulduklarını sanmakta*dırlar. Tom, teyzesinin kendisi için nasıl üzüldüğünü merak et*mektedir. Bir gün, gizlice eve yaklaşır ve onun ağladığını görür. Sonra da adaya döner. Bu arada, adada yaşamaktan bıkmış ve evlerine dönmek istemektedirler. Tom, bunu kabul eder. Ancak, cenaze törenlerinin nasıl yapıldığını görecek, sonra da birden bire ortaya çıkacaklardır.
Pazar günü, kilisenin çanları acı acı çalmaya başladı. Hemen hemen bütün kasaba halkı oradaydı. Çocukların anne babaları ve Polly Teyzede hep karalar giyinmişlerdi. Rahip, duaya başlamış, çocukların iyi yanlarını birer birer anlatıyor, dinleyenler hıçkıra*rak gözyaşları döküyorlardı. O sırada kilisenin kapısı açıldı ve Tom önde olmak üzere üç çocuk birden İçeri girdiler. Üzüntü gözyaşları, bu defada yerini sevinç gözyaşlarına bırakmıştı.
Bir hafta sonra, kasabada Doktor Robensonu Öldürdüğünü kabul eden, Muf Potterin yargılanması başladı. Mahkeme salonu tıklım tıklımdı. Dinlenen tanıklar hep cinayeti Mutun işlediğini söylüyorlardı. Mufun avukatı, Tom Sawyerin de şahit olarak dinlenmesini istedi. Tom, ilk başlarda biraz çekinse de, mahkeme başkanının kendisini cesaretlendirmesi üzerine her şeyi açıkça anlattı. Bu arada cinayeti kendisinin işlediği açığa çıkan Kızılderili Co, bulunduğu yerden hızla koşarak, pencereden atlayıp kaçtı.
Gerçek katilin ortaya çıkmasını sağladığı için, Tom artık ka*sabada bir kahraman muamelesi görmektedir. Ancak, gündüzleri gayet memnun görünen Tomun, geceleri ise katilin korkusundan dolayı bir kâbusa dönüşmektedir. Aradan günler geçip de, katil*den bir ses seda çıkmayınca, yavaş yavaş rahatlamaya, geceleri korkulu rüyalar görmemeye başladı.
Korkusu ortadan kalkınca, maceracı kimliği yine ön plana çıkan Tom, bu sefer de arkadaşları ile birlikte define aramanın peşine düşerler. Bu amaçla girdikleri perili evde dolaşırken, içeri*ye birilerinin girmesi üzerine hiç kıpırdamadan konuşmaları din*lediler. Konuşanlardan biri kaçak katil Kızılderili Co idi. Elinde altın dolu küçük bir sandık vardı ve intikamımı almadan bir yere gitmem diyordu. O ve yanındakiler oradan ayrıldıktan sonra, çocukları yine bir korku sarmıştı. Acaba Co kimden intikam ala*caktı?
Korkulu bekleyiş birkaç gün sürdü. Her hangi bir olay olma*dığı için çocuklar yine eski hallerine döndüler. Tom artık tamamiyle Becky ile ilgileniyor, onunla birlikte oluyordu.
Bir gün, Beckyin babasının önderliğinde bir kır gezisi yapı*lacaktı. Kiralanan vapurla, beş kilometre ötedeki sahile çıktılar. Çocuklar birlikte oynarlarken, ilerde gördükleri mağaralar gitmek için harekete geçtiler. Mağaranın içine girdiklerinde, dehlizleri çok geniş bir mağara olduğunu gördüler. Akşam olunca, yine herkes vapura doluşup, evlerine döndüler. Ancak, Tom ve Becky aralarında yoktu.
Polly Teyze ve Beckynin annesi, ertesi gün bir araya geldik*lerinde durumu anladılar. Çünkü her biri, çocuğunun diğerinin evinde kaldığını sanıyordu. Aradan birkaç gün geçtiği halde, çocuklar ortaya çıkmayınca, kasaba halkı, bu dega da onlar için yas tutmaya başladı.
Tom ve Becky ise, mağarada kaybolmuşlardı. Bir de üstelik Kızılderili Coyu da mağara görmüş olmaları, korkularını arttır*dıkça artırıyordu. Her ne kadar Tom, Beckye belli etmemeye çalışsada, o da çok korkuyordu. Günler geçiyor, aç ve susuz mağaranın karanlık dehlizlerinde dolaşıp duruyorlardı. Günleri dahi unutmuşlardı. Nihayet, hafif bir güneş ışığının sızdığı yeri gören Tom, Beckynin de yardımıyla çıkacakları kadar bir delik açtı ve kurtuldular. Evlerine vardıklarında ise vakit gece yansını geçi*yordu. Kasabayı yeniden bir sevinç dalgası sardı. Tom yeniden kahraman olmuştu. Çocuklar günlerce kendilerine gelemediler.
Bu arada, Kızılderili Conun arkadaşlarının cesedi Missisipi nehrinde bulunmuştu. On beş gün sonra tamamen iyileşmiş olan Tom, bu haberi duyunca, Kızılderili Coyu mağarada gördüklerini hatırladı ve bunu Mahkeme Başkanı olan Beckynin babasına anlattı. Hemen, elli atmış kişilik bir erkek grubu kayıklara binerek mağaranın yolunu tuttular. Aralarında Tomda vardı.
Mağaranın sonradan yapılmış kapısını açtıklarında, Kızılde*rili Conun cesedini gördüler. Artık, Tom ve arkadaşları için hiçbir tehlike kalmamıştı. Bu sefer, Conun hazinesini bulmaya karar verdiler. Bu defa, tedbirli oldukları için yanlarında mum, ip, vs. getirmişlerdi. Bir müddet sonra, hazineyi buldular. Sonra da, hazine ile birlikte kasabaya dönüp, altınları Hucku evlatlık almış bulunan Bayan Daglısm samanlığına sakladılar.
Bu arada, kendilerini arıyorlardı. Bayan Daglısm evinde ka*sabanın bütün ileri gelenleri toplanmışlardı. Bayan Daglıs her şeyini Hucka bıraktığını açıkladı. Tom arkadaşının paraya ihtiya*cı olmadığını, şu an kasabanın en zengin insanı olduğunu açıkla*dı. Toplanan insanların sevinçleri daha da artmıştı.
Ancak, bu ev yaşamı Hucka göre değildi. Bu nedenle evden kaçmıştı. Kaç gündür ortalıkta görünmüyordu. Tom, onu bir sa*manlıkta buldu ve yeniden Bayan Daglısm evine dönmesi için ikna etti. Birlikte, ilerde yeni maceralar peşinde koşacaklarına dair birbirlerine söz verip, yürüdüler.
- Durum
- Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...


