- Katılım
- 16 Şub 2013
- Konular
- 338
- Mesajlar
- 1,208
- Reaksiyon Skoru
- 47
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 13 Yıl 4 Ay 3 Gün
- Başarım Puanı
- 125
- MmoLira
- -52
- DevLira
- 0
HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
Linkleri görebilmek için Turkmmo Forumuna ÜYE olmanız gerekmektedir.
Hem lüks, hem sportif hem de şoförsüz kullanılabilecek bir üst sınıf sedan mı arıyorsunuz? BMW 640d Gran Coupe bunların tümüne cevap veren bir otomobilBMWnin son dönemdeki karşı konulamaz başarısı ve yükselişi ortaya çıkan ürünlerle de kendini fazlasıyla ispatlar hale geldi. Son dönemdeki başarının biraz öncesine, sancılı bir döneme götürmek istiyorum sizleri
BMWnin 1992 yılında yolları kesişen Amerika tasarımcı Chris Banglelı yıllara Opel ve Fiatın ardından BMWde çalışmaya başlayan Bangle, uzun yıllar tasarım direktörlüğü görevini yürütmüş olsa da kimilerine göre o yılların fütüristik çizgileriyle otomobilleri yaratan bir deha, kimilerine göreyse de BMWnin kalıplaşmış müşteri kitlesini uzaklaştıran bir tasarım dili vardı.
Görevde kaldığı 2009 yılına kadar, bugün bilinen bir çok BMW modelini yarattı. Satış rakamları kimi zaman doruklarda olan modellerde oldu, kimi zaman düşlenenin altında olanlarda
Ama kesin olan bir şey vardı o da, Chris Bangle tarzını hem otomotiv dünyası hem de BMW tutkunları çok fazla benimseyememişti. 2009 yılında dümeni devralan Adrian van Hooydonkun ardından BMW markası adeta kaybettiği kana kavuştu. Aslında BMW çatısı altında aynı yıl yolları kesişen Hooydonk ve Bangle uzun yıllar da birlikte çalışmışlardı.
Hooydonkun yeni tasarım dili ve markanın gelişen teknolojik özellikleriyle yeni modeller birbirini ardını izledi. F kasa koduyla anılan yeni jenerasyon BMWlerden bir yenisi de F12 kasa koduyla 6 Serisi oldu. BMWnin Nader Faghihzadeh adındaki İran asıllı Alman bir tasarımcısının elinden çıkan 6 Serisinin ardından bugün testini gerçekleştirdiğimiz F06 kasa koduyla üretilen BMW Gran Coupe de onun eseri
Yeni tarzlar, yeni çizgilere kavuşan otomobil tasarımının bir ürünü olan Gran Coupe, coupe formundaki lüks bir sedan kimliğini taşıyor. BMW Gran Coupede aslında hepsinden biraz var. 5, 6 ve 7 Serilerinin izlerine hemen her detayda rastlamak mümkün. Aslında markanın ezeli rakiplerine baktığımızda biraz da geç kalındı diye düşünüyorum.
Dizellere karşı ön yargınız mı var? O zaman 640dnin tork delisi motoruyla tanışın...
Çok uzun zamandır bu sınıfta yer alan Mercedes CLS, ardından gelen Porsche Panamera ve Audi A7den sonra belki de BMW, tüm rakiplerinin karşısında nasıl bir gard alması gerektiğini hesaplamak için bu kadar bekledi
Bence beklediğine de değdi.
Önden bakıldığında 6 Serisi ile birebir benzerlik gösteren Gran Coupeyi tasarım anlamında farklı kılan çok önemli öğeler var. Dört kapılı direksiz kapı formu ve A sütunundan C sütununa doğru devam eden çizginin otomobil ile mükemmel bir uyum içinde olması Gran Coupenin karakteristik görünümünü oluşturuyor. Geniş aks ve iz mesafesi sayesinde hem uzun hem de geniş bir otomobil olma özelliği taşıyan Gran Coupe, böylesine büyük boyutlarına rağmen oldukça zarif çizgilere sahip.
Gran Coupenin o şık kapılarını açıp içine geçtiğimizde ise bizi tamamıyla sofistike bir iç mekân karşılıyor. Lüks bir otomobilden bekleneni fazlasıyla sunan iç mekânda kokpitin kavisli yapısı dikkatimizi çekiyor. Kalite algısı oldukça yüksek malzemeden üretilmiş konsolun kavisli yapısı şanzıman tüneliyle birleşerek otomobilin arkasına kadar uzanıyor. Arka koltukların ortasında birleşen bu yapı sayesinde Gran Coupe arka koltuklarında sadece iki kişilik bir oturma alanı sunabiliyor.
Büyük boyutlarına rağmen Gran Coupe karoser yapısı itibariyle özellikle uzun boylular için çok rahat bir baş ve diz mesafesi sunmuyor. İşin özü Gran Coupeyi bir şoförle kullanacak ve siz de arkada yer alacaksanız bir 7 Serisinin rahatlığını bulmanız çok da kolay değil.
Zaten Gran Coupeyi şoförle falan kullanmayı düşünmeyin. Çünkü bu otomobilin direksiyonuna oturduğunuzda daha önce yaşamadığınızın bir dizel sınavı sizleri karşılıyor olacak. Ben bu motorla daha önce Almanyada test ettiğim 640d xDrive Coupe ile tanışmıştım. Ve ne kadar etkilendiğimi de o yazımda belirtmiştim.
O otomobil dört tekerlekten çekişliydi ve 313 bglik gücü yere verdiğinde bana tek kalan şey o beygirleri en verimli şekilde kontrol edebilmekti. Bugün ise direksiyonunda oturduğum Gran Coupede durum çok farklı. Coupeye oranla daha uzun ve en önemlisi de arkadan itişli. 313 bglik ve 630Nmlik torka sahip bu canavarın arkasını Polenezköyün virajlı yollarında zapt etmek hiçte kolay olmadı. BMWnin son dönemdeki tüm modellerinde yer alan Dynamic Drive özelliği Gran Coupede de yer alıyor. Vites kolunun hemen yanındaki Dynamic Drive Control butonuyla; Comfort, Sport, Sport+ ve Eco Pro gibi kendinize uygun sürüş seçeneklerinin yanı sıra Gran Coupede bir de Comfort seçeneğine yer verilmiş. Bu seçenek sayesinde otomobil size maksimum konforu; direksiyon tepkileri, süspansiyon ve
şanzıman üçlüsünü en yumuşak hale getirerek sunuyor.
Elektronik çekiş kontrol sistemleri devredeyken otomobil oldukça güvenli bir sürüş ortaya koyuyor fakat otomobilin gücünden ve sunduğu keyiften uzak kalıyorsunuz. Gücü ve torku saf bir şekilde hissedebilmek için sistemlerin tamamını devrede çıkarmak gerekiyor. Gerekmesine gerekiyor ama Gran Coupenin beş metrelik, iki ton ağırlığında, güçlü fakat spor bir otomobil olmadığını da unutmamak lazım.
Yüksek torku sistem devre dışındayken kontrol edebilmek gerçekten de güç. Arkadan hemen kaymaya meyilli olan Gran Coupeyle güzergâhı keyifli kontralar ile tamamlıyorum. Büyük boyutlarından dolayı otomobili viraj içinde arkadan kayma eğilimi gösterdiğinde tekrar yerine getirmenin biraz tecrübe gerektirdiğini söylemeliyim. Gran Coupeyi stressiz bir şekilde ama performanslı bir şekilde kullanmak istiyorsanız sürüş modunu Sport seçeneğine getirmeniz sizi fazlasıyla tatmin edecektir.
Virajlı yollarda Gran Coupe kendini fazlasıyla gösterdikten sonra sıra otoyoldaki tepkilere geliyor. Comfort modundayken yüksek hızlar Gran Coupenin fazla salınım yapmasına neden olabiliyor. Fakat
sürüş modunu Normal ya da Sporta aldığınızda gövdeyi kontrol edebilmeniz daha kolay bir hal alıyor. Gran Coupenin otoyol üzerinde yüksek sürüş kalitesi hız göstergesi saatte 180 km/snin üzerine çıktığında fark edilir bir şekilde ortaya çıkıyor.
Sonuç olarak, klasik dört kapılı lüks sedanlardan sıkılanlar ve lüks coupe sedan arayışı içinde olanlar için bence Gran Coupe şık ve niş bir otomobil. Böylesine özel bir araca sahip olmak tabii ki de beraberinde yüksek bir maliyeti de beraberinde getiriyor...
[h=3]Dişli rakip Panamera'dan daha mı iyi?[/h]
Mercedesin birinci olarak çıktığı karşılaştırmada BMW ikinci sırada yer alıyordu. Peki Porsche Panamera olsa işler değişir miydi? Bizce değişmeyecekti. BMWnin güçlü ve bir o kadar da ekonomik olan motoru performans anlamında yine Porscheyi geride bırakacaktı. Fakat geniş iç hacmi ve Porsche mühendisliğinin ortaya koyduğu sürüş dinamikleri uzun soluklu bir testin ardından BMWnin bulunduğu yeri sallayabilir.

