HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
Müthiş bir güneş vardı.
Bir zamanlar Thomas Mannın oturduğu salondaydım.
Salonda beş-altı kişi vardı.
İşte tam o sırada, ışıl ışıl parlayan bir kadın içeri girdi.
Charlize Theron karşımdaydı.
Good morning deyip yan masaya oturdu.
O sempatiden istifade edip Dün akşam yaptığınız konuşma harikaydı dedim.
Gerçekten mi diye cevap verince, yaptığı konuşmanın en çarpıcı cümlelerini tekrarladım.
Aynı otelde kalıyormuşuz...
Benim için güzel bir sürpriz oldu.
* * *
Bir akşam önce, Promenade yolu üzerindeki Kirscher Müzesindeyiz.
Kürsüde Charlize Theron var. Konuşmasına Ben bakireyim diyerek başlıyor.
Yanlış duymadınız, aynı Madonnanın şarkısındaki gibi Im a virgin diyor.
Konuşmanın devamına geçmeden önce, davet hakkında bilgi vereyim. Geceyi, Global Fund düzenliyor. Hani tanıtım yüzleri arasında benim de yer aldığım dünyanın en güçlü yardım fonlarından biri.
Afrika kıtasında AIDS, malarya ve tüberkülozu tamamen ortadan kaldırmayı amaçlıyoruz.
Salonun hemen girişine, bu yardım kampanyasına katılanların fotoğraflarını asmışlar.
Arianne Huffington, Shaquil ONeil, Bill Gates, Bono, BM Genel Sekreteri Ban Ki-moonun fotoğrafları var.
Onların arasına benimkini de koymuşlar.
Gecenin en büyük sponsoru Coca-Cola.
Başta Muhtar Kent olmak üzere, Ahmet Bozer ve Gürtay Kıpçaktan oluşan ağır bir kadroyla oradalar.
* * *
Önce Muhtar Kent konuşuyor.
Afrikada yürüttükleri bu kampanyanın, Coca-Cola için büyük bir onur olduğunu söylüyor. Ve büyük bir iddiada bulunuyor:
Kendimi angaje ederek söylüyorum ki, 2015 yılına kadar Afrikada HIV virüsüyle doğan çocuk kalmayacak...
Bu arada kravatını gösteriyor ve Bunu, birazdan bu kürsüde konuşacak olan Charlize Therona, Güney Afrikayı ne kadar sevdiğimizi göstermek için taktım diyor.
Sonra benim kazağımı işaret ediyor. Benimki de Güney Afrika rengi...
Eee bu kadar güzel bir kadın için böyle bir jest çok mu fazla...
Şimdi geliyorum Charlize Theronun kestiğim sözüne.
* * *
Evet, Ben bir bakireyim deyip karşısındaki kalabalığı süzüyor. Yüzlerde şaşkınlıkla gülümseme arası bir ifade...
Sonra kendisi de gülmeye başlıyor ve devam ediyor:
Bakire dediysem, Davos bakiresiyim.
Yüzlerdeki ifadeler biraz daha belirginleşiyor ve cümlesinin sonu geliyor:
Yani Davosa ilk defa geliyorum demek istedim...
Bir anda kahkaha patlıyor...
* * *
Güney Afrikada AIDS çok yaygın...
Binlerce çocuk HIVle doğuyor. Charlize Theron bu faciayı önlemek için bir vakıf kurmuş ve doğup büyüdüğü Güney Afrikada çalışmalara başlamış. Gerisini ondan dinliyoruz:
İlk zamanlar çok zorlanıyorduk. Güney Afrikada cinsel konular tabudur. Çocuklar, gençler, bu konuyu konuşmak istemez. Ben elimde bir prezervatifle, Bakın bununla korunacaksınız demeye başladığım zaman, hepsi elleriyle yüzlerini kapatıyordu.
Yılmamışlar. Çocukların annelerini babalarını alıp gitmişler.
Onlarla birlikte anlatmışlar.
18 ay sonunda yine o okullara gittiğimizde psikolojik bariyer kırılmıştı. Çocuklar gelip Hadi seks konuşalım diyorlardı.
Komik bir anekdotu da anlatıyor. Bir gün bir genç elinde bir prezervatifle gelmiş ve şunları söylemiş:
Artık bilinçlendim. Hep prezervatif kullanıyorum. İşim bitince yıkayıp tekrar kullanıyorum...
Charlize Theron bu çalışmalarıyla bu yıl Davosta ödül kazandı.
Çok güzel kadın ama bana göre değil
TABİİ ki ayaklarında Christian Louboutinin Red soleu var. O yüksek topuklarla benden uzun görünüyor. Etkileyici bir kadın, ama itiraf edeyim bana göre değil. Çok ince, hatları çok düz... Ama etkileyici bir kadın. Koyu renk bir pantolon giymiş. Üzerinde kirli sarı bir tişört var. Onun üzerine önü açık bir yün ceket giymiş. Kulağında küçük pırlanta küpeler var. Saçlarını çok kısa kestirmiş. Erkek çocuğuna benzer bir hali var. Etkileyici bir kadın. Özellikle gözleri insanı çarpıyor. Ama dediğim gibi, benim kadın tipim değil. Scarlette Johannsonu tercih ederim...
Rus Başbakan Medvedeve sordum: Türk halkı daha ucuz gaz kullanabilecek mi
DÜN sabah dünya medya liderleri grubu olarak Rusya Başbakanı Medvedevle birlikteydik.
Çok modern görünümlü bir adam.
Kendinden çok emin. Bütün sorulara rahat bir havada cevap veriyor.
Tabii günün konusu, bir gün önce Bloomberg televizyonuna söylediği sözdü.
Doğalgaz ihracatı konusunda Gazprom tekelini kaldıracağız demişti.
Soru bir Türk gazetecisi olarak beni çok ilgilendiriyordu.
Tekel kaldırılır, Rus şirketleri arasında rekabet başlarsa, acaba fiyatlar iner miydi?
Rekabet başlarsa, Türk tüketiciler daha ucuz doğalgaz kullanabilir mi...
Güldü ve şu cevabı verdi:
Galiba Bloomberge söylediğim bu sözler fazla ileri gitti. Bir kere, Tekeli kaldıracağız demedim. Kaldırmayı tartışıyoruz dedim. Söylediğim bir şey daha vardı. Eğer bu olay Rusyanın doğalgaz gelirlerini düşürürse, o zaman bunu kaldırmayız. Elbette Türk tüketiciler daha ucuz doğalgaz isteyecek. Bizler de Rusyanın gelirleri düşmesin istiyoruz. Bir uzlaşma bulunur elbet.
Arkasından ilginç bir şey daha söyledi:
Dünyada enerjinin geleceği ne olacak henüz bilmiyoruz. 30 yıl sonra enerji sepeti değişebilir, çeşitlenebilir. Kaya gazları bir devrim yapacak mı yapmayacak mı bilmiyoruz. Ama şurası kesin ki, enerji sepeti sadece petrol ve gazdan ibaret kalmayacak.
Sünniler tek başlarına gelirlerse Alevileri Hıristiyanları kesebilirler
MEDVEDEV Suriye konusunda ilginç bir analiz yaptı.
- Suriyeye ilk gittiğimde çok etkilendim. Tabii demokrasilerinden değil. Demokrasi yoktu. Ama sokaktaki insanlar beni çok etkiledi. Çok modernlerdi. Kozmopolit bir toplumdu. Kadınların görünümü çok iyiydi. Müthiş bir hoşgörü toplumu izlenimi verdi bana.
Peki bugün?
- Suriyede sorunu Suriye halkı kendi çözmelidir. Dışarıdan bir ülke müdahale etmemeli. Suriyeye silah sokulmasını önlemeliyiz. Tabii ki taraflar anlaşarak çözmelidir. Öteki türlü taraflardan biri ötekini bastırarak çözerse, ne olacağını bilemeyiz. Silahlı Sünniler, yarın orada Alevileri, Şafileri, Hıristiyanları kesebilir.
Amerikan ailelerinin moral değerleri bizimkilerden yüksek
- BENİ çok etkileyen bir cevabı da, Rusyanın, Amerikalı ailelerin Rus çocuklarını evlat edinmelerini engelleyen bir kanunu çıkarmasıyla ilgili soruya verdiği çok içten ve cesur cevaptı.
- KENDİ ÇOCUKLARIMIZA BAKABİLİRİZ Rusya büyüyor. Orta sınıf gelişiyor. Öksüz ve yetim çocuklarla biz kendimiz ilgilenebiliriz. Buna imkânlarımız var.
Bunu söyledikten sonra Ancak dedi ve şöyle devam etti:
- ONLAR ENGELLİ ÇOCUKLARI DA ALIYOR Ancak şunu kabul edelim ki, evlat edinme konusunda Amerikan ailelerinin moral değerleri bizimkilerden yüksek. Ruslar bir çocuğu evlat edinirken fiziki görünümüne bakıyorlar. Engelli bir çocuksa istemiyorlar. Ama Amerikalılar çocuğun engelli olmasından etkilenmiyor. Yani bu konuda onlardan öğreneceğimiz şeyler var.
Bana Müslümanlar asansörde öpüşür dedirtemezsiniz mi diyorsun
İRANI karıştıran asansörde öpüşme olayına Ahmet Hakan da girdi. Benim analizimle aynı görüşte değilmiş. Yazısını dikkatle okudum.
Ben, Kızlara matematiği ve fen derslerini yasaklayan Müslümanın da şehvet duyguları olabilir dedim.
O ise başka yerden bakıyor.
Bu olay, benim yazdığım değil, sadece totaliter rejimlerin ikiyüzlülüğünü gösteriyormuş.
Açıkça söylenmiyor ama yazısına baştan sona şu duygu hâkim gibi geldi bana:
Bana Müslümanlar asansörde öpüşür dedirtemezsiniz.
Eee öpüştüler sevgili Ahmet. Adam mümin, kadının başı örtülü.
Yani o da mümin...
Basbayağı öpüştüler işte...
Şimdi ben de Bir mümin bir müminde diye başlayan o cümleyi mi bitireyim.
Cinsellik ne zamandan beri totaliter ikiyüzlülük oluyor.
Müslümanların öpüşmesine bahane aramayı bırak sen de benim gibi haykır:
Yaşasın asansörde öpüşme özgürlüğü...
Bak daha şimdiden AÖÖP kuruldu.
Açık adını merak ediyorsan onu da yazayım:
Asansörde öpüşme özgürlüğü platformu...
Bir zamanlar Thomas Mannın oturduğu salondaydım.
Salonda beş-altı kişi vardı.
İşte tam o sırada, ışıl ışıl parlayan bir kadın içeri girdi.
Charlize Theron karşımdaydı.
Good morning deyip yan masaya oturdu.
O sempatiden istifade edip Dün akşam yaptığınız konuşma harikaydı dedim.
Gerçekten mi diye cevap verince, yaptığı konuşmanın en çarpıcı cümlelerini tekrarladım.
Aynı otelde kalıyormuşuz...
Benim için güzel bir sürpriz oldu.
* * *
Bir akşam önce, Promenade yolu üzerindeki Kirscher Müzesindeyiz.
Kürsüde Charlize Theron var. Konuşmasına Ben bakireyim diyerek başlıyor.
Yanlış duymadınız, aynı Madonnanın şarkısındaki gibi Im a virgin diyor.
Konuşmanın devamına geçmeden önce, davet hakkında bilgi vereyim. Geceyi, Global Fund düzenliyor. Hani tanıtım yüzleri arasında benim de yer aldığım dünyanın en güçlü yardım fonlarından biri.
Afrika kıtasında AIDS, malarya ve tüberkülozu tamamen ortadan kaldırmayı amaçlıyoruz.
Salonun hemen girişine, bu yardım kampanyasına katılanların fotoğraflarını asmışlar.
Arianne Huffington, Shaquil ONeil, Bill Gates, Bono, BM Genel Sekreteri Ban Ki-moonun fotoğrafları var.
Onların arasına benimkini de koymuşlar.
Gecenin en büyük sponsoru Coca-Cola.
Başta Muhtar Kent olmak üzere, Ahmet Bozer ve Gürtay Kıpçaktan oluşan ağır bir kadroyla oradalar.
* * *
Önce Muhtar Kent konuşuyor.
Afrikada yürüttükleri bu kampanyanın, Coca-Cola için büyük bir onur olduğunu söylüyor. Ve büyük bir iddiada bulunuyor:
Kendimi angaje ederek söylüyorum ki, 2015 yılına kadar Afrikada HIV virüsüyle doğan çocuk kalmayacak...
Bu arada kravatını gösteriyor ve Bunu, birazdan bu kürsüde konuşacak olan Charlize Therona, Güney Afrikayı ne kadar sevdiğimizi göstermek için taktım diyor.
Sonra benim kazağımı işaret ediyor. Benimki de Güney Afrika rengi...
Eee bu kadar güzel bir kadın için böyle bir jest çok mu fazla...
Şimdi geliyorum Charlize Theronun kestiğim sözüne.
* * *
Evet, Ben bir bakireyim deyip karşısındaki kalabalığı süzüyor. Yüzlerde şaşkınlıkla gülümseme arası bir ifade...
Sonra kendisi de gülmeye başlıyor ve devam ediyor:
Bakire dediysem, Davos bakiresiyim.
Yüzlerdeki ifadeler biraz daha belirginleşiyor ve cümlesinin sonu geliyor:
Yani Davosa ilk defa geliyorum demek istedim...
Bir anda kahkaha patlıyor...
* * *
Güney Afrikada AIDS çok yaygın...
Binlerce çocuk HIVle doğuyor. Charlize Theron bu faciayı önlemek için bir vakıf kurmuş ve doğup büyüdüğü Güney Afrikada çalışmalara başlamış. Gerisini ondan dinliyoruz:
İlk zamanlar çok zorlanıyorduk. Güney Afrikada cinsel konular tabudur. Çocuklar, gençler, bu konuyu konuşmak istemez. Ben elimde bir prezervatifle, Bakın bununla korunacaksınız demeye başladığım zaman, hepsi elleriyle yüzlerini kapatıyordu.
Yılmamışlar. Çocukların annelerini babalarını alıp gitmişler.
Onlarla birlikte anlatmışlar.
18 ay sonunda yine o okullara gittiğimizde psikolojik bariyer kırılmıştı. Çocuklar gelip Hadi seks konuşalım diyorlardı.
Komik bir anekdotu da anlatıyor. Bir gün bir genç elinde bir prezervatifle gelmiş ve şunları söylemiş:
Artık bilinçlendim. Hep prezervatif kullanıyorum. İşim bitince yıkayıp tekrar kullanıyorum...
Charlize Theron bu çalışmalarıyla bu yıl Davosta ödül kazandı.
Çok güzel kadın ama bana göre değil
TABİİ ki ayaklarında Christian Louboutinin Red soleu var. O yüksek topuklarla benden uzun görünüyor. Etkileyici bir kadın, ama itiraf edeyim bana göre değil. Çok ince, hatları çok düz... Ama etkileyici bir kadın. Koyu renk bir pantolon giymiş. Üzerinde kirli sarı bir tişört var. Onun üzerine önü açık bir yün ceket giymiş. Kulağında küçük pırlanta küpeler var. Saçlarını çok kısa kestirmiş. Erkek çocuğuna benzer bir hali var. Etkileyici bir kadın. Özellikle gözleri insanı çarpıyor. Ama dediğim gibi, benim kadın tipim değil. Scarlette Johannsonu tercih ederim...
Rus Başbakan Medvedeve sordum: Türk halkı daha ucuz gaz kullanabilecek mi
DÜN sabah dünya medya liderleri grubu olarak Rusya Başbakanı Medvedevle birlikteydik.
Çok modern görünümlü bir adam.
Kendinden çok emin. Bütün sorulara rahat bir havada cevap veriyor.
Tabii günün konusu, bir gün önce Bloomberg televizyonuna söylediği sözdü.
Doğalgaz ihracatı konusunda Gazprom tekelini kaldıracağız demişti.
Soru bir Türk gazetecisi olarak beni çok ilgilendiriyordu.
Tekel kaldırılır, Rus şirketleri arasında rekabet başlarsa, acaba fiyatlar iner miydi?
Rekabet başlarsa, Türk tüketiciler daha ucuz doğalgaz kullanabilir mi...
Güldü ve şu cevabı verdi:
Galiba Bloomberge söylediğim bu sözler fazla ileri gitti. Bir kere, Tekeli kaldıracağız demedim. Kaldırmayı tartışıyoruz dedim. Söylediğim bir şey daha vardı. Eğer bu olay Rusyanın doğalgaz gelirlerini düşürürse, o zaman bunu kaldırmayız. Elbette Türk tüketiciler daha ucuz doğalgaz isteyecek. Bizler de Rusyanın gelirleri düşmesin istiyoruz. Bir uzlaşma bulunur elbet.
Arkasından ilginç bir şey daha söyledi:
Dünyada enerjinin geleceği ne olacak henüz bilmiyoruz. 30 yıl sonra enerji sepeti değişebilir, çeşitlenebilir. Kaya gazları bir devrim yapacak mı yapmayacak mı bilmiyoruz. Ama şurası kesin ki, enerji sepeti sadece petrol ve gazdan ibaret kalmayacak.
Sünniler tek başlarına gelirlerse Alevileri Hıristiyanları kesebilirler
MEDVEDEV Suriye konusunda ilginç bir analiz yaptı.
- Suriyeye ilk gittiğimde çok etkilendim. Tabii demokrasilerinden değil. Demokrasi yoktu. Ama sokaktaki insanlar beni çok etkiledi. Çok modernlerdi. Kozmopolit bir toplumdu. Kadınların görünümü çok iyiydi. Müthiş bir hoşgörü toplumu izlenimi verdi bana.
Peki bugün?
- Suriyede sorunu Suriye halkı kendi çözmelidir. Dışarıdan bir ülke müdahale etmemeli. Suriyeye silah sokulmasını önlemeliyiz. Tabii ki taraflar anlaşarak çözmelidir. Öteki türlü taraflardan biri ötekini bastırarak çözerse, ne olacağını bilemeyiz. Silahlı Sünniler, yarın orada Alevileri, Şafileri, Hıristiyanları kesebilir.
Amerikan ailelerinin moral değerleri bizimkilerden yüksek
- BENİ çok etkileyen bir cevabı da, Rusyanın, Amerikalı ailelerin Rus çocuklarını evlat edinmelerini engelleyen bir kanunu çıkarmasıyla ilgili soruya verdiği çok içten ve cesur cevaptı.
- KENDİ ÇOCUKLARIMIZA BAKABİLİRİZ Rusya büyüyor. Orta sınıf gelişiyor. Öksüz ve yetim çocuklarla biz kendimiz ilgilenebiliriz. Buna imkânlarımız var.
Bunu söyledikten sonra Ancak dedi ve şöyle devam etti:
- ONLAR ENGELLİ ÇOCUKLARI DA ALIYOR Ancak şunu kabul edelim ki, evlat edinme konusunda Amerikan ailelerinin moral değerleri bizimkilerden yüksek. Ruslar bir çocuğu evlat edinirken fiziki görünümüne bakıyorlar. Engelli bir çocuksa istemiyorlar. Ama Amerikalılar çocuğun engelli olmasından etkilenmiyor. Yani bu konuda onlardan öğreneceğimiz şeyler var.
Bana Müslümanlar asansörde öpüşür dedirtemezsiniz mi diyorsun
İRANI karıştıran asansörde öpüşme olayına Ahmet Hakan da girdi. Benim analizimle aynı görüşte değilmiş. Yazısını dikkatle okudum.
Ben, Kızlara matematiği ve fen derslerini yasaklayan Müslümanın da şehvet duyguları olabilir dedim.
O ise başka yerden bakıyor.
Bu olay, benim yazdığım değil, sadece totaliter rejimlerin ikiyüzlülüğünü gösteriyormuş.
Açıkça söylenmiyor ama yazısına baştan sona şu duygu hâkim gibi geldi bana:
Bana Müslümanlar asansörde öpüşür dedirtemezsiniz.
Eee öpüştüler sevgili Ahmet. Adam mümin, kadının başı örtülü.
Yani o da mümin...
Basbayağı öpüştüler işte...
Şimdi ben de Bir mümin bir müminde diye başlayan o cümleyi mi bitireyim.
Cinsellik ne zamandan beri totaliter ikiyüzlülük oluyor.
Müslümanların öpüşmesine bahane aramayı bırak sen de benim gibi haykır:
Yaşasın asansörde öpüşme özgürlüğü...
Bak daha şimdiden AÖÖP kuruldu.
Açık adını merak ediyorsan onu da yazayım:
Asansörde öpüşme özgürlüğü platformu...
