Ayyıldız2 | 2008 TR Yapısı • 1-99 Orta Emek Destan • Oto Avsız • 10 Temmuz 21:00 HEMEN TIKLA!
Yazarı: MAHMUT YESARİ
Romanın başından itibaren, yeşil gözlü, son derece güzel, erkeklerin hayranlıklarını toplayan, yakut yüzüklü esrarlı bir kadın tanıtılır. Onun hayranları arında Avrupada tahsil yapmış, asıl mesleği elektrik mühendisliği olan Ali Tunç da vardır. Ali Tunç, Solmaz adlı bir genç kızla nişanlıdır ama sonradan adının Nilüfer olduğunu öğrendiğimiz bu esrarlı kadının roman boyunca peşindedir. Nişanlısı ile gittiği gazeteciler balosunda bir arkadaşının vasıtasıyla bu harikulade kadınla fırsatını bulur. Baloda birlikte içki içer, dans ederler. Balo sonrası, Tepebaşında bir otelin salonuna giderler.
Nilüferin otelde Aliye karşı kayıtsız olmadığı, ancak aralarında bir aşkın mümkün olamayacağı hissettirilir. Bir süre sonra gelen telefon, Nilüferin alelacele ayrılmasına yol açar. Kendisini bekleyen siyah otomobile binerek kaçar. Otelin lavabosunda unuttuğu akut yüzüğü Ali Tunç, günlerce bir sır gibi saklar.
Nilüferin kim olduğuyla ilgili yükselen aksiyon böylece zirveye çıkar ve dönüm noktasın ulaşır.
Bir adamla gönderilen mektuplar, aksiyonda düşüşü başlatır. Mektuplarda Nilüfer, kendi geçmişini ve durumu aydınlatır. Bir gücü kızı olan Nilüfer, küçük yaşta bir akrabasıyla nişanlanmış, sonra birlikte Türkiye aleyhinde faaliyette bulunan bir casus şebekesinin ekline düşmüşlerdir.
Nilüfer Aliyi gerçekten sevmiş ve onunla mutlu olmak istemiştir. Ancak böyle bir karar ikinin de ölümünü beraberinde getirecektir. Nilüfer, benzeri bir mektubu Solmaza da göndermiştir. Mektupta yakut yüzüğünü bir hatıra olarak Solmaza bıraktığını belirtmektedir.
Solmaz yüzüğü parmağına takar, Ali Tunçu kucaklar; Ali Tunç bu kucaklanışta yeşil gözlü kadının da kokusunu, ılıklığının duyar gibi olur.
Romanın başından itibaren, yeşil gözlü, son derece güzel, erkeklerin hayranlıklarını toplayan, yakut yüzüklü esrarlı bir kadın tanıtılır. Onun hayranları arında Avrupada tahsil yapmış, asıl mesleği elektrik mühendisliği olan Ali Tunç da vardır. Ali Tunç, Solmaz adlı bir genç kızla nişanlıdır ama sonradan adının Nilüfer olduğunu öğrendiğimiz bu esrarlı kadının roman boyunca peşindedir. Nişanlısı ile gittiği gazeteciler balosunda bir arkadaşının vasıtasıyla bu harikulade kadınla fırsatını bulur. Baloda birlikte içki içer, dans ederler. Balo sonrası, Tepebaşında bir otelin salonuna giderler.
Nilüferin otelde Aliye karşı kayıtsız olmadığı, ancak aralarında bir aşkın mümkün olamayacağı hissettirilir. Bir süre sonra gelen telefon, Nilüferin alelacele ayrılmasına yol açar. Kendisini bekleyen siyah otomobile binerek kaçar. Otelin lavabosunda unuttuğu akut yüzüğü Ali Tunç, günlerce bir sır gibi saklar.
Nilüferin kim olduğuyla ilgili yükselen aksiyon böylece zirveye çıkar ve dönüm noktasın ulaşır.
Bir adamla gönderilen mektuplar, aksiyonda düşüşü başlatır. Mektuplarda Nilüfer, kendi geçmişini ve durumu aydınlatır. Bir gücü kızı olan Nilüfer, küçük yaşta bir akrabasıyla nişanlanmış, sonra birlikte Türkiye aleyhinde faaliyette bulunan bir casus şebekesinin ekline düşmüşlerdir.
Nilüfer Aliyi gerçekten sevmiş ve onunla mutlu olmak istemiştir. Ancak böyle bir karar ikinin de ölümünü beraberinde getirecektir. Nilüfer, benzeri bir mektubu Solmaza da göndermiştir. Mektupta yakut yüzüğünü bir hatıra olarak Solmaza bıraktığını belirtmektedir.
Solmaz yüzüğü parmağına takar, Ali Tunçu kucaklar; Ali Tunç bu kucaklanışta yeşil gözlü kadının da kokusunu, ılıklığının duyar gibi olur.