Ayyıldız2 | 2008 TR Yapısı • 1-99 Orta Emek Destan • Oto Avsız • 10 Temmuz 21:00 HEMEN TIKLA!
Yazarı: KERİME NADİR
Haluk Girayın babası çeşitli Avrupa ülkelerinde sefirlikle dolaşmıştır. Moskova sefiriyken bir Rus kızını sevmiş ve ailesinin itirazlarına rağmen onunla evlenmiştir. Serbest yaşamaya alışkın olan Rus kızı bir süre sonra bu hayattan sıkılır. İki yaşındaki oğlunu ve kendisini deli gibi seven kocasını terk ederek memleketine döner. Haluk Girayın babası karısının yokluğunu dayanamayıp peşinden gider; ama kadın gider gitmez orada evlenmiştir. Buna dayanamayan eski koca, uzun bir hastalıktan sonra genç yaşta ölür. Halukun bakımını büyük halası üstlenir. Büyük halasının Hadiye adında Haluktan 8 yaş büyük veremli bir kızı vardır. Bir de küçük halası var ki o biraz farklı bir kadındır. Onun da Haluktan 5 yaş küçük Nüvit adlı bir kızı vardır.
Haluk Giray, 18 yaşında Kuleli Askeri Lisesinde öğrenciyken bir hafta tatilinde eve geldiğinde Hadiyeyi çok hasta bulur. Hadiye ona vasiyette bulunur. İki şey ister;birincisi Halukun babasının vasiyetidir, ikincisi ise Hadiyenin isteğidir. Babası Haluktan annesinin evlendiği adamı öldürmesini istemiştir. Hadiye ise Nüvitle evlenmesini ister ve bunları yapacağına dair yemin ettirir.
Haluk Giray, Nüvite talip olana kadar temiz ruhlu, iyi kalpli, babası gibi büyük adam olmak isteyen bir çocuktur. Nüviti isteyince halası Ben kızımı bir gavurun oğluna vermem. (s. 39) der. Gavurun oğlu sözü Haluku çok sarsar ve kendinden nefret etmeye başlar. Büyük halası, küçük halasını ikna eder ve Halukla Nüvit evlenirler. Çok mutlu bir evlilikleri vardır. İkisi de birbirini taparcasına sevmektedir. Haluk Giray, Balkan Savaşına gider. Döndüğünde uzak akrabalarından Muhtar adında bir gencin geldiğini ve halasının ısrarlarıyla evlerine yerleştiğini görür. Muhtar veremli olduğu için Nüvit ona ilgi göstermektedir. Haluk karısını bu adamdan kıskanır. Bir akşam Muhtarın Nüvite sarıldığını görür ve o öfkeyle karısını boşar. Anadoluya tayinini ister. Halasının ve karısının gözyaşlarına aldırmadan çeker, gider.
Haluk Giray Anadoluya tayin edilince seferberlik ilan edilir. Bu, onun için bir meşgale olur. Pasinlerdeyken İstanbul, 1913 imzalı bir mektup alır. Mektup ıslanmış, okunamaz hale gelmiştir. Ama Nüvitin yazısını tanır. Bu olaydan birkaç gün sonra İstanbulda evlerine teklifsiz bir aile dostu gibi giren eczacı çırağı Şerifle karşılaşır. Nüvit mektubu ona vermiş, o da Erzurumdan göndermiştir.
Bir akşam karargahta otururken bir uçak sesi duyarlar, uçak karşı dağa çarpıp parçalanır. Bu, havanın iyi oluşuna aldanıp keşfe çıkan, hava bozunca kontrolü kaybedip düşen bir Rus uçağıdır. Bu bilgileri uçaktan paraşütle atlayan esirden öğrenirler. Haluk Giray anadili gibi Rusça ve Fransızca bildiği için esirle anlaşmakta zorlanmaz. Yanlarında hiç kimsenin olmadığı bir zamanda esir, kendisini çok seven hasta bir nişanlısının olduğunu, onun için kendisini serbest bırakmasını ister. Haluk, nasıl olduğunu anlamadan adamı serbest bırakır.
Bu olaydan birkaç gün sonra Haluk Giray, birkaç kişi kalan müfrezesiyle birlikte Ruslara esir düşer. Esirleri Kansk şehrinde bir garnizona götürürler. Orada haftada bir gün askerler nezaretinde hamama gitme hakları vardır. Hamamda çalışan Lida adında bütün esirlerin kendisine aşık olduğu bir kız vardır. Lida aşıklarının hiç birisinin yüzüne bile bakmaz. Haluk Giray onunla hiç ilgilenmemektedir. Bir gün eğlenmek için kızla arkadaş olmaya karar verir ve olur. Lida zaten ona aşıktır, iyice bağlanır ve evlenmek ister. Haluk, savaşı bahane ederek kızı atlatır.
Kansktaki garnizonda serbest bıraktığı esir Piyer Varonikofla karşılaşır. Piyer, Haluka şehirde serbest dolaşma izni alır. Varonikof, onu bir akşam baloya götürür. Orada babası Kont Varonikofla tanıştırır. Burada şok edici bir olay olur ki bu romanın düğüm noktasıdır. Haluk Giray bu baloda Nüvitle karşılaşır. Nüvit, Ali Rıza adında bir avukatla evlenmiştir. Ali Rıza, Rusyada doğup büyümüştür. Arada sırada Türkiyeye gitmektedir. Bu gidişlerin birinde Nüviti ister ve uzun bir bekleyişten sonra evlenirler. Ali Rıza Rusyaya sürgün edilir.
Kont Varonikof, Haluk Girayı Ali Rıza ve Nüvitle tanıştırır. İkisi de birbirlerini tanıdıklarını belli etmezler. Bu konuşmalar sırasında Haluk, Nüvitin Ali Rıza ile evlenmeden önce çocuğu olduğunu öğrenir. Varonikoflar, Halukun tavırlarından onun Nüviti daha önceden tanıdığını anlarlar. Eski karısı olduğunu söylemek zorunda kalır.
Halukvaronikoflar sayesinde Nüvitin evine gider, onunla konuşur ama kötü sözler söyler. Sonra pişman olur. Bir gün Nüviti dışarıda görür, takip eder. Onunla konuşur, çocuğun kendisinden olduğunu ve öldüğünü öğrenir. Nüvitten af diler ve kendisine dönmesini ister. Ama Nüvit kabul etmez.
Bu arada Lida Haluk Giraya mektuplar gönderip kendisiyle görüşmek istediğini bildirir.
Haluk Giray, Nüvitle konuşmasından beş gün sonra gece Piyer Varonikofun evine gider. Ali Rızanın orada olduğunu ve Nüvitin evde yalnız olduğunu öğrenir. Hemen Nüvitin evine gider ve gizlice eve girer. İkisi konuşurken sokak kapısının sesi duyulur; Ali Rıza gelmektedir. Haluk, pencereden Ali Rızanın kafasına vazo atar ve oradan kaçar. Bu olaydan sonra bir hafta hasta yatar. Kont Varonikoftan Ali Rızanın ölmediğini, ağır yarlı olduğunu ve Nüvitin olayı örtbas ettiğini öğrenir.
Bir süre sonra ali Rıza iyileşir. Onun hastalığı sırasında Nüvit ve Haluk görüşürler. Nüvit, Haluku eskisi gibi sevmesine rağmen ona dönmez. Bir çocukları olduğunu ancak öldüğünü söyler. Öldüğünü söylemesinin sebebi; Halukun Ali Rızaya yaptığından sonra her şeyi göze alabileceğini düşünmesidir.
Bütün bu olaylar olurken Bolşevik İhtilali çıkar. Bu nedenle Haluk Girayın bulunduğu garnizonun Dauriyaya nakledileceği söylentileri çıkar. Bu günlerden birinde Haluk, Kont Varonikofun evindeyken Varonikofun misafiri gelir ve Haluk yan odaya geçer. Haluk bu odada annesinin resmini görür ve onca iyiliklerine rağmen babasının vasiyetini hatırlar ve Kontu öldürür. Piyere bir not bırakır. Sonra Nüvite gider. Nüvit onu kurtaracağını söyler ve dediğini yapar. Garnizon, Dauriyaya nakledilir. Oradan Nüvite üç tane mektup gönderir ama cevap alamaz. Nihayet Nüvitten 3 Mayıs 1918 tarihli bir mektup gelir. Mektup Samaradan yollanmıştır. Bu mektupta Ali Rızanın aklandığı, yeni görev yerinin Samara olduğu yazılıdır.
Lida, Dauriyaya kadar Haluk Girayın peşinden gelir. Hala onunla evlenmek istemektedir, ama Haluk onu yine oyalar.
Haluk Giray, hastalık bahanesiyle İsveçe nakledilirken baskına uğrarlar ve Açınska indirilirler. Burada Aliof adında Tatar bir muallimle tanışır. Aliof, ona hep kaçmasını söylemektedir. Lida, Açınska da gelir. Bunun üzerine Haluk kaçmaya karar verir. aliofun yardımıyla kaçar. Kaçış yolu üzerinde bir köyde Şerifle karşılaşır, o da kaçmıştır. Birlikte Semipalatinsk şehrine gelirler. Burası bir Müslüman şehridir. Bir Kırgız mahallesine giderler. Burada bir camiye gidip namaz kılarlar. Namazdan sonra Şerif bir aşir okur. Bu, bir tüccarın hoşuna gider ve kaçmalarına yardım eder.
Haluk Giray, Rus hududundan çıkıp Çine gitmeyi ve savaş bittikten sonra memlekete dönmeyi istemektedir. Şerif hemen memlekete dönmek ister ve ayrılırlar.
Tüccar, Haluk Girayı Musa Bay adında başka bir tüccara gönderir. Musa Bay yazıhanesinde olmadığı için yardımcısı Abdurrahman Bay yardımcı olur. Türkistanın Çiveçek kasabasından gelen emin Bay adında bir onu evinde misafir edebileceğini söyler ve Çiveçeke götürür. Burada Ali Rızanın Emin Bayın arkadaşı olduğunu öğrenir. Ali Rızanın adresini alır ve böylece Nüvitle bir süre mektuplaşırlar. Bu arada Şerifin yakalandığını öğrenir. Çiveçekte üç ay kaldıktan sonra Kulcaya Musa Bayın yanına gider. Burada 16 yaşındaki kızı ve karısıyla birlikte Alman bir makinistin evine yerleşir. Abdurrahman Baydan bir mektup alır. Mektupta Şerifin tekrar kaçtığı ve yanına geleceği olduğu yazmaktadır.
Alman aile Haluktan kızları Lizete Türkçe öğretmesini ister,o da kabul eder. Bir gün öğrencisi Lizetle birlikte kırlara giderler. Burada Haluk Girayın kötülük damarları kabarır ve kızı iğfal eder. Lizet hamile kalır. haluk onunla evleneceğini söyler ama onu bırakıp kaçar. Musa Bayın yardımıyla Taşkente giderler. Yine Musa Bayın verdiği referansla Eskişehir adındaki Türk mahallesinde öğretmenlik yapmaya başlar. Taşkentte Lizetten anne babasının her şeyi öğrendiğini ve babasının onu bulmak için Taşkente geleceğini bildiren bir mektup alır. Bunun üzerine Taşkentten de kaçarlar ve Semerkanta gelirler. Burada da öğretmenlik yapar. Lizetten bir mektup daha gelir.
Kızcağız babasının kendisini reddettiğini, 9 aylık çocuğuyla bir komşuya sığındığını ve çocuğun çok hasta olduğunu yazmaktadır. Her şeyi Şerife anlatır ve anne babasıyla Lizetin arasını bulması için onu Kulcaya gönderir. Yirmi gün sonra Şeriften bir mektup alır. Şerif, Lizeti yanında getireceğini yazmaktadır. Haluk Giray bu olay karşısında Türkiyeye kaçmaya karar verir. Buhara, Merv, Aşkabat, Bakü, Batum yoluyla Rizeye gelir. Rizeden Trabzona oradan da deniz yoluyla İstanbula gelir. (1920) İstanbula gelince Bebekteki evine gider. Halasının bir yıl önce öldüğünü öğrenir.
Haluk Giray, İstiklal Harbine katılmaz, sivil memuriyette bulunur. Bu arada on beş yıl süreyle düzenli yazar. Bu on beş yıl içinde iki önemli olay olur. Bu olaylardan birincisi; Piyer Varonikofun onu bulmasıdır. Piyerden Nüvitin kocasıyla birlikte Avrupaya giderken bir tren kazasında öldüğünü öğrenir. Nüvit, Haluk Girayy-a bir mektup bırakmış, mecbur olmadıkça bu mektubu açmamasını istemiştir. Piyer, bu mektupla birlikte bir de kutu getirir. Kutunun içinde Nüzitin kafatası vardır. Varonikof, bunu Haluka teselli olması için getirdiğini söyler. Haluk, Piyerden af diler ve barışırlar. İkinci olay ise Şerifle karşılaşmasıdır. Şerifin yanında Lizet ve oğlu vardır. Şerif, Lizeti İstanbula getirmiş ve onunla evlenmiştir.
Haluk Giray kendi kendisini oyalamak için her mevsim başka bir yere taşınmakta bir göçebe hayatı yaşamaktadır. Erenköye taşınır. Bir eğlencede Ümranı görür; Nüvite benzediği için onunla tanışmak ister ve tanıştırılır. Ümrana kendisini çok sevdiği birine benzettiğini, bu nedenle her gece bir sigara içimi sürelik yüzünü seyretmek istediğini söyler. Ümran da kabul eder. Haluk ümranın ailesini araştırır ve onunla evlenmeye karar verir. Birlikte oturdukları gecelerin birinde Ümranın boynundaki pantantifi görür. Bu, Nüvite verdiği pantantife benzemektedir. İçine bakmak ister, içinde Nüvitin resmi vardır. Ümran annesi olduğunu söyleyince Haluk şüphelenir. Ümranı ertesi akşam için evine davet eder. Evine gidince Nüvitin kendisine bıraktığı mektubu okur ve Ümranın kendi kızı olduğunu öğrenir.
Ertesi akşam Ümran gelir. Haluk Giray, Ümrana kendisiyle evlenmek istediğini ancak önce kendisiyle ilgili her şeyi bilmesini istediğini söyler. Hayatını öğrenmesi için kendisine hayatını yazdığı evrakları vereceğini söyler ve ona bir kucak kağıt verir. Bunların arasında hayatının son sayfalarının olmadığını, onları da birkaç gün içinde göndereceğini söyler. Bu son yaprakları ümran gittikten sonra yazar, kızından af diler. En sonunda Ölüm beni bütün acılardan kurtaracaktır Ümran!... (s. 283) diyerek intihar edeceğini bildirir. O geceden sonra Ümran ve Haluk Giray bir daha görüşmezler.
Haluk Girayın babası çeşitli Avrupa ülkelerinde sefirlikle dolaşmıştır. Moskova sefiriyken bir Rus kızını sevmiş ve ailesinin itirazlarına rağmen onunla evlenmiştir. Serbest yaşamaya alışkın olan Rus kızı bir süre sonra bu hayattan sıkılır. İki yaşındaki oğlunu ve kendisini deli gibi seven kocasını terk ederek memleketine döner. Haluk Girayın babası karısının yokluğunu dayanamayıp peşinden gider; ama kadın gider gitmez orada evlenmiştir. Buna dayanamayan eski koca, uzun bir hastalıktan sonra genç yaşta ölür. Halukun bakımını büyük halası üstlenir. Büyük halasının Hadiye adında Haluktan 8 yaş büyük veremli bir kızı vardır. Bir de küçük halası var ki o biraz farklı bir kadındır. Onun da Haluktan 5 yaş küçük Nüvit adlı bir kızı vardır.
Haluk Giray, 18 yaşında Kuleli Askeri Lisesinde öğrenciyken bir hafta tatilinde eve geldiğinde Hadiyeyi çok hasta bulur. Hadiye ona vasiyette bulunur. İki şey ister;birincisi Halukun babasının vasiyetidir, ikincisi ise Hadiyenin isteğidir. Babası Haluktan annesinin evlendiği adamı öldürmesini istemiştir. Hadiye ise Nüvitle evlenmesini ister ve bunları yapacağına dair yemin ettirir.
Haluk Giray, Nüvite talip olana kadar temiz ruhlu, iyi kalpli, babası gibi büyük adam olmak isteyen bir çocuktur. Nüviti isteyince halası Ben kızımı bir gavurun oğluna vermem. (s. 39) der. Gavurun oğlu sözü Haluku çok sarsar ve kendinden nefret etmeye başlar. Büyük halası, küçük halasını ikna eder ve Halukla Nüvit evlenirler. Çok mutlu bir evlilikleri vardır. İkisi de birbirini taparcasına sevmektedir. Haluk Giray, Balkan Savaşına gider. Döndüğünde uzak akrabalarından Muhtar adında bir gencin geldiğini ve halasının ısrarlarıyla evlerine yerleştiğini görür. Muhtar veremli olduğu için Nüvit ona ilgi göstermektedir. Haluk karısını bu adamdan kıskanır. Bir akşam Muhtarın Nüvite sarıldığını görür ve o öfkeyle karısını boşar. Anadoluya tayinini ister. Halasının ve karısının gözyaşlarına aldırmadan çeker, gider.
Haluk Giray Anadoluya tayin edilince seferberlik ilan edilir. Bu, onun için bir meşgale olur. Pasinlerdeyken İstanbul, 1913 imzalı bir mektup alır. Mektup ıslanmış, okunamaz hale gelmiştir. Ama Nüvitin yazısını tanır. Bu olaydan birkaç gün sonra İstanbulda evlerine teklifsiz bir aile dostu gibi giren eczacı çırağı Şerifle karşılaşır. Nüvit mektubu ona vermiş, o da Erzurumdan göndermiştir.
Bir akşam karargahta otururken bir uçak sesi duyarlar, uçak karşı dağa çarpıp parçalanır. Bu, havanın iyi oluşuna aldanıp keşfe çıkan, hava bozunca kontrolü kaybedip düşen bir Rus uçağıdır. Bu bilgileri uçaktan paraşütle atlayan esirden öğrenirler. Haluk Giray anadili gibi Rusça ve Fransızca bildiği için esirle anlaşmakta zorlanmaz. Yanlarında hiç kimsenin olmadığı bir zamanda esir, kendisini çok seven hasta bir nişanlısının olduğunu, onun için kendisini serbest bırakmasını ister. Haluk, nasıl olduğunu anlamadan adamı serbest bırakır.
Bu olaydan birkaç gün sonra Haluk Giray, birkaç kişi kalan müfrezesiyle birlikte Ruslara esir düşer. Esirleri Kansk şehrinde bir garnizona götürürler. Orada haftada bir gün askerler nezaretinde hamama gitme hakları vardır. Hamamda çalışan Lida adında bütün esirlerin kendisine aşık olduğu bir kız vardır. Lida aşıklarının hiç birisinin yüzüne bile bakmaz. Haluk Giray onunla hiç ilgilenmemektedir. Bir gün eğlenmek için kızla arkadaş olmaya karar verir ve olur. Lida zaten ona aşıktır, iyice bağlanır ve evlenmek ister. Haluk, savaşı bahane ederek kızı atlatır.
Kansktaki garnizonda serbest bıraktığı esir Piyer Varonikofla karşılaşır. Piyer, Haluka şehirde serbest dolaşma izni alır. Varonikof, onu bir akşam baloya götürür. Orada babası Kont Varonikofla tanıştırır. Burada şok edici bir olay olur ki bu romanın düğüm noktasıdır. Haluk Giray bu baloda Nüvitle karşılaşır. Nüvit, Ali Rıza adında bir avukatla evlenmiştir. Ali Rıza, Rusyada doğup büyümüştür. Arada sırada Türkiyeye gitmektedir. Bu gidişlerin birinde Nüviti ister ve uzun bir bekleyişten sonra evlenirler. Ali Rıza Rusyaya sürgün edilir.
Kont Varonikof, Haluk Girayı Ali Rıza ve Nüvitle tanıştırır. İkisi de birbirlerini tanıdıklarını belli etmezler. Bu konuşmalar sırasında Haluk, Nüvitin Ali Rıza ile evlenmeden önce çocuğu olduğunu öğrenir. Varonikoflar, Halukun tavırlarından onun Nüviti daha önceden tanıdığını anlarlar. Eski karısı olduğunu söylemek zorunda kalır.
Halukvaronikoflar sayesinde Nüvitin evine gider, onunla konuşur ama kötü sözler söyler. Sonra pişman olur. Bir gün Nüviti dışarıda görür, takip eder. Onunla konuşur, çocuğun kendisinden olduğunu ve öldüğünü öğrenir. Nüvitten af diler ve kendisine dönmesini ister. Ama Nüvit kabul etmez.
Bu arada Lida Haluk Giraya mektuplar gönderip kendisiyle görüşmek istediğini bildirir.
Haluk Giray, Nüvitle konuşmasından beş gün sonra gece Piyer Varonikofun evine gider. Ali Rızanın orada olduğunu ve Nüvitin evde yalnız olduğunu öğrenir. Hemen Nüvitin evine gider ve gizlice eve girer. İkisi konuşurken sokak kapısının sesi duyulur; Ali Rıza gelmektedir. Haluk, pencereden Ali Rızanın kafasına vazo atar ve oradan kaçar. Bu olaydan sonra bir hafta hasta yatar. Kont Varonikoftan Ali Rızanın ölmediğini, ağır yarlı olduğunu ve Nüvitin olayı örtbas ettiğini öğrenir.
Bir süre sonra ali Rıza iyileşir. Onun hastalığı sırasında Nüvit ve Haluk görüşürler. Nüvit, Haluku eskisi gibi sevmesine rağmen ona dönmez. Bir çocukları olduğunu ancak öldüğünü söyler. Öldüğünü söylemesinin sebebi; Halukun Ali Rızaya yaptığından sonra her şeyi göze alabileceğini düşünmesidir.
Bütün bu olaylar olurken Bolşevik İhtilali çıkar. Bu nedenle Haluk Girayın bulunduğu garnizonun Dauriyaya nakledileceği söylentileri çıkar. Bu günlerden birinde Haluk, Kont Varonikofun evindeyken Varonikofun misafiri gelir ve Haluk yan odaya geçer. Haluk bu odada annesinin resmini görür ve onca iyiliklerine rağmen babasının vasiyetini hatırlar ve Kontu öldürür. Piyere bir not bırakır. Sonra Nüvite gider. Nüvit onu kurtaracağını söyler ve dediğini yapar. Garnizon, Dauriyaya nakledilir. Oradan Nüvite üç tane mektup gönderir ama cevap alamaz. Nihayet Nüvitten 3 Mayıs 1918 tarihli bir mektup gelir. Mektup Samaradan yollanmıştır. Bu mektupta Ali Rızanın aklandığı, yeni görev yerinin Samara olduğu yazılıdır.
Lida, Dauriyaya kadar Haluk Girayın peşinden gelir. Hala onunla evlenmek istemektedir, ama Haluk onu yine oyalar.
Haluk Giray, hastalık bahanesiyle İsveçe nakledilirken baskına uğrarlar ve Açınska indirilirler. Burada Aliof adında Tatar bir muallimle tanışır. Aliof, ona hep kaçmasını söylemektedir. Lida, Açınska da gelir. Bunun üzerine Haluk kaçmaya karar verir. aliofun yardımıyla kaçar. Kaçış yolu üzerinde bir köyde Şerifle karşılaşır, o da kaçmıştır. Birlikte Semipalatinsk şehrine gelirler. Burası bir Müslüman şehridir. Bir Kırgız mahallesine giderler. Burada bir camiye gidip namaz kılarlar. Namazdan sonra Şerif bir aşir okur. Bu, bir tüccarın hoşuna gider ve kaçmalarına yardım eder.
Haluk Giray, Rus hududundan çıkıp Çine gitmeyi ve savaş bittikten sonra memlekete dönmeyi istemektedir. Şerif hemen memlekete dönmek ister ve ayrılırlar.
Tüccar, Haluk Girayı Musa Bay adında başka bir tüccara gönderir. Musa Bay yazıhanesinde olmadığı için yardımcısı Abdurrahman Bay yardımcı olur. Türkistanın Çiveçek kasabasından gelen emin Bay adında bir onu evinde misafir edebileceğini söyler ve Çiveçeke götürür. Burada Ali Rızanın Emin Bayın arkadaşı olduğunu öğrenir. Ali Rızanın adresini alır ve böylece Nüvitle bir süre mektuplaşırlar. Bu arada Şerifin yakalandığını öğrenir. Çiveçekte üç ay kaldıktan sonra Kulcaya Musa Bayın yanına gider. Burada 16 yaşındaki kızı ve karısıyla birlikte Alman bir makinistin evine yerleşir. Abdurrahman Baydan bir mektup alır. Mektupta Şerifin tekrar kaçtığı ve yanına geleceği olduğu yazmaktadır.
Alman aile Haluktan kızları Lizete Türkçe öğretmesini ister,o da kabul eder. Bir gün öğrencisi Lizetle birlikte kırlara giderler. Burada Haluk Girayın kötülük damarları kabarır ve kızı iğfal eder. Lizet hamile kalır. haluk onunla evleneceğini söyler ama onu bırakıp kaçar. Musa Bayın yardımıyla Taşkente giderler. Yine Musa Bayın verdiği referansla Eskişehir adındaki Türk mahallesinde öğretmenlik yapmaya başlar. Taşkentte Lizetten anne babasının her şeyi öğrendiğini ve babasının onu bulmak için Taşkente geleceğini bildiren bir mektup alır. Bunun üzerine Taşkentten de kaçarlar ve Semerkanta gelirler. Burada da öğretmenlik yapar. Lizetten bir mektup daha gelir.
Kızcağız babasının kendisini reddettiğini, 9 aylık çocuğuyla bir komşuya sığındığını ve çocuğun çok hasta olduğunu yazmaktadır. Her şeyi Şerife anlatır ve anne babasıyla Lizetin arasını bulması için onu Kulcaya gönderir. Yirmi gün sonra Şeriften bir mektup alır. Şerif, Lizeti yanında getireceğini yazmaktadır. Haluk Giray bu olay karşısında Türkiyeye kaçmaya karar verir. Buhara, Merv, Aşkabat, Bakü, Batum yoluyla Rizeye gelir. Rizeden Trabzona oradan da deniz yoluyla İstanbula gelir. (1920) İstanbula gelince Bebekteki evine gider. Halasının bir yıl önce öldüğünü öğrenir.
Haluk Giray, İstiklal Harbine katılmaz, sivil memuriyette bulunur. Bu arada on beş yıl süreyle düzenli yazar. Bu on beş yıl içinde iki önemli olay olur. Bu olaylardan birincisi; Piyer Varonikofun onu bulmasıdır. Piyerden Nüvitin kocasıyla birlikte Avrupaya giderken bir tren kazasında öldüğünü öğrenir. Nüvit, Haluk Girayy-a bir mektup bırakmış, mecbur olmadıkça bu mektubu açmamasını istemiştir. Piyer, bu mektupla birlikte bir de kutu getirir. Kutunun içinde Nüzitin kafatası vardır. Varonikof, bunu Haluka teselli olması için getirdiğini söyler. Haluk, Piyerden af diler ve barışırlar. İkinci olay ise Şerifle karşılaşmasıdır. Şerifin yanında Lizet ve oğlu vardır. Şerif, Lizeti İstanbula getirmiş ve onunla evlenmiştir.
Haluk Giray kendi kendisini oyalamak için her mevsim başka bir yere taşınmakta bir göçebe hayatı yaşamaktadır. Erenköye taşınır. Bir eğlencede Ümranı görür; Nüvite benzediği için onunla tanışmak ister ve tanıştırılır. Ümrana kendisini çok sevdiği birine benzettiğini, bu nedenle her gece bir sigara içimi sürelik yüzünü seyretmek istediğini söyler. Ümran da kabul eder. Haluk ümranın ailesini araştırır ve onunla evlenmeye karar verir. Birlikte oturdukları gecelerin birinde Ümranın boynundaki pantantifi görür. Bu, Nüvite verdiği pantantife benzemektedir. İçine bakmak ister, içinde Nüvitin resmi vardır. Ümran annesi olduğunu söyleyince Haluk şüphelenir. Ümranı ertesi akşam için evine davet eder. Evine gidince Nüvitin kendisine bıraktığı mektubu okur ve Ümranın kendi kızı olduğunu öğrenir.
Ertesi akşam Ümran gelir. Haluk Giray, Ümrana kendisiyle evlenmek istediğini ancak önce kendisiyle ilgili her şeyi bilmesini istediğini söyler. Hayatını öğrenmesi için kendisine hayatını yazdığı evrakları vereceğini söyler ve ona bir kucak kağıt verir. Bunların arasında hayatının son sayfalarının olmadığını, onları da birkaç gün içinde göndereceğini söyler. Bu son yaprakları ümran gittikten sonra yazar, kızından af diler. En sonunda Ölüm beni bütün acılardan kurtaracaktır Ümran!... (s. 283) diyerek intihar edeceğini bildirir. O geceden sonra Ümran ve Haluk Giray bir daha görüşmezler.
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)
Benzer konular
- Cevaplar
- 2
- Görüntüleme
- 106
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 56
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 30
- Cevaplar
- 5
- Görüntüleme
- 400