- Katılım
- 10 Eyl 2012
- Konular
- 251
- Mesajlar
- 2,311
- Reaksiyon Skoru
- 109
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 13 Yıl 9 Ay 1 Gün
- Başarım Puanı
- 135
- MmoLira
- -631
- DevLira
- 0
ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!
-
Linkleri görebilmek için Turkmmo Forumuna ÜYE olmanız gerekmektedir.
Başlangıçta yerle gök, aydınlıkla karanlık birdi. Herşey ezeli ve ebedi bir boşluktan ibaretti. Sonra iki tanrı belirdi dünya üzerinde, yaratmaya muktedir.
Leya, yaratılışı, yaşamı ve ahengi temsil ederken, Bergelius kendini karanlığa adar tam tersine. Gücümü hiç kimseyle paylaşmak zorunda değilim der, kibirli ve kuşkulu. Birbirleriyle düşmanca yaşar ikisi de. Ama sonunda Leya'nın kaybettiği ve Bergelius tarafından zindana atıldığı korkunç bir savaş kapıyı çalar bir gün.
Bergelius, mistik bir karanlıklar dünyası kurar, soğuk ve kasvetli. Ümidini hala yitirmemiş olan Leya, kalan gücünü kullanarak aydınlık ve karanlık arasında karşılıklı bir etkileşim yaratır. Bu olguya daha sonraları gece ve gündüz denir. Aynı zamanda yaşamın temel yapıtaşlarını; toprak, su, hava ve ateşi yaratır.
Dünyayı kıtalar ve bitki örtüleriyle donattıktan sonra o cennet mekanı türlü türlü su ve kara canlılarıyla süsler. Bu kıtalardan birine Andaron adını koyar (bugün İberia diye bilinir) ve buranın ilk zeki sakinlerine de Mu denir. Tutsak Leya kendi eserini kendi elleriyle koruyamadığı için, dünyayı korumak üzere sekiz muhafız tanrı yaratır.
Bergelius, Leyanın yarattığı dünyadan haberdar olunca iş işten geçer. Kendi dikkatsizliğine kızarak, en sadık adamlarından Parakelius'a Leya'nın yarattığı herşeyi en kısa sürede yok etme emri verir. Parakelius ve adamları, bu cennet gibi dünyaya doğru yola koyulur. Kasvetli bir sis bulutu şehrin üzerinden korku ve dehşet yayarak yükselir. Parakelius şeytani fikirleriyle Andaron sakinlerinin aklını çelip Karanlıklar Hükümdarı ile birleşmelerini sağlar. Andaraonnun barış duvarı yıkılır.
Sekiz muhafız tanrı, kötüyü yok edip Andaron'u kurtarabilmek için büyük bir su taşkını gönderir. Bu dev su kütlesi, dünyada bulunan bütün canlıların neredeyse hepsini yok eder. Hayatta kalabilenler, İberia'nın batı kıyısındaki Britron Ada'sına sığınır.
Kötünün gücü o kadar baskın ki, çoğu o tenha adada iğrenç yaratıklar haline gelir. Parakelius, gücünü kullanarak Briton sakinlerini canavara çevirir. Sonra bu canavarlar, savaşçı Rahulara dönüşür.
-
Linkleri görebilmek için Turkmmo Forumuna ÜYE olmanız gerekmektedir.
Efsaneye göre Bergelius, Kameria isimli ateş püsküren bir ejderha yaratıp korku ve dehşet dolu anlar yaşatır. Kara kanatlı iblis sürüsüyle birlikte ülkeden ülkeye gidip önüne gelen herkesi öldürür. Yerleşim yerleri tamamen viraneye çevrilir ve eski köylerden geriye sadece yıkık dökükler kalır.
Yurtlarından mahrum edilen ve yağmacılardan korkan birçok kişi çareyi kaçmakta bulur. Sürgün edilenler sıradan botlara atlar, hatta yüzerek okyanusu aşar, yorucu ve uzun bir yolculuğun sonunda da Andaron'a varır. Kurtuluş vaat eden sahile ulaşamayanlar Dragonrod'a defnedilir. Orada halâ çok eskide kalan olayları hatırlatan bir anıt - Ölülerin Mabedi - durur.
Yılların akışı içinde Andaron'da dört büyük Klan meydana gelir: Elfler, Periler, Feline ve İnsanlar. Eski medeniyetlerden sağ kalanlar arasında Parakelius'a kanmayanlara Mu Klanı denir.
Andaron'un Elfleri, zamanla bedensiz yaratıklara dönüşen, her türlü değişiklikten nefret eden ve halâ geleneklerine sadık kalan Bon Tuna Klanı olarak bilinir.
Mirhur Klanı olarak bilinen Periler ise küçük, sevecen ve üstün zekalıdır. Hafife alınmayacak derecede büyü ustalıkları vardır.
İki yüz yıl sonra Neved halkına mensup kedi yaratıklar Mirhur Klanı'yla birleşir. Onlara Feline denir ve halâ perilerle yakın dostlukları vardır.
Kurtulan insanlar da Parholn Klanı'nı teşkil eder. Yeni yurtlarına çabucak ayak uydurup yavaş yavaş bütün Andaron'a yerleşirler. Hırslı ve çok yönlü olmalarına rağmen diğer halklara kıyasen daha kısa ömürlüler.
Klanların farklı yaşam tarzları ve geleneklerinden doğan anlaşmazlıklar savaşa neden olur. Klanlar, Andaron'da birlikte yaşamanın tek yolu barış olduğunu anlayınca, savaş uzun sürmez.
Gizlice baskın planlayan Rahular, korkunç bir ordu kurup Andaron'a saldırır. Klanlar tüm güçlerini birleştirip Rahuları yener ve geri çekilmelerini sağlar.
O kargaşada kudretli kılıç Krawendyn Andaron askerlerinin eline geçer. Bu silahın bir zamanlar kara güçler tarafından yapıldığını bildikleri için karanlığın etkisinden korkarak kılıcı hemen ordunun başkomutanına götürürler. Silahı güvenli bir yere saklamış olsalar da, kılıcın zararlı aurası insanların kalbine işler ve halk arasında yeniden huzursuzluğa neden olur. Barış duvarı yıkılır ve yine savaş rüzgarı esmeye başlar.
Sekiz muhafız tanrı bunun üzerine Leya'ya koşar ve ona herşeyi anlatır. Tanrıça, bir zamanlar yarattığı barışçıl ülkenin bu hallere düştüğüne inanamaz. Muhafız tanrıları, Parakelius'u ebediyyen ortadan kaldırmak için Andaraon'a yollar. İlk işleri Krawendyn'i yok etmek olur. Kılıcın gücü kırıldıktan sonra halklar arasındaki savaşa da son verilir.
Ne var ki Rahular kolay kolay pes etmeyi düşünmez ve hiç beklenmedik bir anda birçok bölgeyi yakıp yıkar. Devam eden çatışmalara acımasız bir şekilde müdahale eden koruyucu tanrılar, ikinci kez gönderdikleri korkunç bir su taşkınıyla neredeyse bütün canlı varlıkları yok eder. Bu felaketten geriye çok az kişi kalır. Onlar da kıtada uzun süre göçebe hayatı yaşar.
Ülke ancak yüzyıllar sonra kendine gelmeyi başarır fakat tamamen yok edilemeyen kötülük, yüzünü bir gün yeniden gösterir.
-
Linkleri görebilmek için Turkmmo Forumuna ÜYE olmanız gerekmektedir.
İlk zamanlarda ülkeye yoğun bir hayatta kalma mücadelesi hakim olduğundan köye yerleşen bazı göçebeler, harap edilen topraklarda zar zor yetişen tohumlar yüzünden tarlada ekin sıkıntısı çeker. Kıtada gıda arayışına çıkan vahşi yaratıkların soygunları olağan hale gelir.
Yeni krallık yaşadığı bütün olumsuzluklara rağmen gittikçe güçlenmeye başlar. Iberialılar kendilerini daha iyi koruyabilmek için en eski dövüş tekniklerini öğrenir ve yaratıkların çoğunu ücra bölgelere sürgün edip ülkeye barışı geri getirir.
Küçük köylerden, gelişen şehirler olur. Yeni bölgeler keşfedilip yerleşime açılır. Ne var ki Iberia'nın yükselmesi beklenmedik sorunları da beraberinde getirir: yer kavgası yüzünden yine silahlı çatışmalar başlayınca, Kraliçe Blid Blonead harekete geçer.
En yakın dostlarıyla uzun süren görüşmelerden sonra ülkeyi bölüp Iberia'nın sınırlarını çizer. İlk kurulan ülkeler Ardir, Tibered ve Tarat olur. Bunlar, kıtanın merkezinde stratejik olarak çok önemli bir konuma sahip olduklarından dolayı yer kavgasına neden olur.
Sıkça baskın düzenleyen zalim Rahular, Ardir muharebesinde tüm kıtayı neredeyse yok eder. İyi ve kötü arasında bir savaş daha başlar: Bir tarafta yüzyıllardır dünyada özgür bir yaşam için uğraşan yaradılış gücü, diğer tarafta hakimiyeti zorla ele geçirip bir korku saltanatı kurma peşinde olan Bergelius orduları.
Ardir'in safında Arian Horus adında mücadele eden cesur yiğit, sayısız muharebe kazanır fakat uzun süren zorlu bir muharebede yalnızca yaralıları emniyetli bir yere götürebilmeyi başarır.
Buna rağmen pes etmez ve emri altına yeni birlikler toplar. Iberialılar birçok lidere mezar olan Tarat'ta nihayet büyük bir zafere imza atar. Son Rahular da sürgün edilince, kraliçe ile savaş kahramanı Arion Horus birden ortadan kaybolur.
-
Linkleri görebilmek için Turkmmo Forumuna ÜYE olmanız gerekmektedir.
Aradan fazla zaman geçmeden sık sık iktidar kavgasına düşmeye ve birbirlerine karşı entrikalar hazırlamaya başlarlar. Bitmek bilmeyen kavga ve zulüm yüzünden halk çok eziyet çeker. Bu kavgalara artık dayanamayan Edgar Seher Iberia'nın güneyine taşınır ve yoldaşlarının yardımıyla kutsal bir şehir kurar.
Halkın da morali bozulunca, adamakıllı bir isyan başlar. Armin von Remperd'in komutası altında toplanan isyancılar, Lezina şehrini işgal eder. İktidar güçleri, onları çember içine alıp şehir merkezinde bir araya toplamayı başarır.
Önleri kesildiğinden her türlü yardım imkanlarından yoksun kalan isyancılar, uzun bir süre oldukları yerde kalır. Gecelerden bir gece bu kuşatma kanlı sonuçlanır: gecenin karanlığına sığınarak şehir merkezine ulaşan iktidar güçlerinin isyancılara hücum etmesiyle 20.000 isyancının canına kıyması bir olur. Bu katliam tarihe "Kara Ay Gecesi" olarak geçer. Kaybolan savaş kahramanı Arşan Horus'unda bu kanlı katliamda parmağı olduğu söylenir.
Birkaç yıl sonra Ruard Lopesa kurnazca kurduğu entrikalarla Iberia'yı bölmeyi başarır. Doğudaki Derion'u kendi alır, batıdaki Valorian ise Neban Maha'nın idaresine verilir. Güneydeki kutsal şehirden ilerleyen zamanda Kral Tristan'ın hükmettiği Gor Krallığı meydana gelir.
Ruard Lopesa çok katı bir hükümdar olur ve halkını düşüneceği yerde gözünü güç hırsı bürür. Neban Maha ise tebaasının derdi ve sıkıntısıyla yakından ilgilenmekle kalmaz, disipline önem verdiği için düzenli bir ordu kurar.
Iberia'nın bölünmüş olması beylerin iktidar kavgasına devam etmesine engel olmaz. İkisi de kendilerini imparator ilan eder ve Valorian ile Derion arasındaki silahlı çatışmalar devam eder. Gor daima tarafsız kalmayı tercih eder. Herşeyden önce ticaretle yakından ilgilenen Kral Tristan, araları açılan krallıklara aynı oranda gıda ve silah yardımında bulunur.
Günün birinde halktan vergi toplamak için Valorian'a birkaç adam gönderir. Neban Maha bütün heyeti yakalatıp hepsinin kellesini uçurtunca, işler iyice çığırında çıkar ve iki krallık arasında savaş başlar. Neban Maha, ordusuna para yetiştirmek için Valorian'da vergiyi artırır.
Ruard'ın birlikleri Valorian'ın başkentine saldırı düzenlemeye kalkışır. Hemen başarı sergilerler fakat askerlerin istihkama yerleştiği kaleyi ele geçirmeye muktedir olamazlar. Kuşatmayı bıraktıktan sonra iki hükümdar ateşkes ilan eder. Gor'un Derion'a yardım ettiğinden şüphelenen Neban Maha kıtanın güneyinde bulunan krallığa saldırı düzenler. Birçok köy sakini iş işten geçmeden kaçıp şehirlere sığınmayı başarır.
Kral Tristan tarafsızlığını bir kere daha dile getirince, Volarianlı birlikler Gor'dan geri çekilir. Yurduna saldırılmış olunmasının şoku altında olan Kral Tristan, güçlü bir ordu kurmaya başlar.
Derion ile Valorian arasındaki ateşkes sürse de aralarındaki düşmanlık devam eder. Hükümdarlar, krallıkları birbirinden ayırmak için sağlam bir sınır çizmeye ve her türlü ticareti durdurmaya karar verir. İkisinin de tek ticaret ortağı Gor olur.
Aradan iki yıl bile geçmeden aralarındaki sınır kavgası, Derion ile Valorian arasındaki ikinci savaşın başlamasına neden olur. Savaşı yine hiçbiri kazanamaz.
Birçok çatışma sonucunda iki hükümdar nihayet anlaşıp ateşkes ilan eder ve ticaret yeniden gelişmeye başlar: Valorian'ın uzmanlık alanı gıda malzemesi, hammadde, tamir araç gereçleri ve zırhlar; Derion'da ise ağırlıklı olarak büyüyle takviye edilmiş silahlar ve büyülü iksirler imal edilir.
Birkaç yıldır, eğreti de olsa, barış içinde yaşanır. İki hükümdarın bu zamanı yeni birlikler kurmakla değerlendirmesi, bir sonraki savaşın yakında yine kapıya dayanacağına işaret eder...
-
Linkleri görebilmek için Turkmmo Forumuna ÜYE olmanız gerekmektedir.
- Valorian
- Yoğun bir şekilde askerileştirilen batı vilayetini Neban Maha yönetir. Burada gözlerden kaçmayan duvarlar ve gözetleme kuleleri, bu bölgenin Rahular'a karşı yaptırılmış bir bastiyon olduğuna işaret eder.
Bir zamanlar Valorian'a baş kaldırıp savaş açan güney vilayet Bina, gözetim altında tutulur ve düşman şehir Derion tarafından baskına uğrama tehlikesi altındadır.
Bu nedenden dolayı büyü gücüne hakim olan bir ordu yerine sağlam ve disiplinli olan güçlü bir ordu kurmaya çalışır.
Derion
Derion'u yöneten İmparator Ruad Lopesa, hakimiyetini büyü ve simya yoluyla sürdürür. Birçok kez savaşa bulaşan ülke yavaş yavaş kendine gelmeyi başarır. Temkinli imparatorun ordusunu büyü şövalyeleri yönetir.
Ruad, büyü ve simya dalını yatırımlarla ne kadar geliştirse de, her an Valorian ile aralarında tekrar savaş kopabileceği bilincinde yaşar.
Gor
Edgard Seher, güneyde bulunan Pandeon bölgesinde Gor krallığının gözdesi haline gelen kutsal bir şehir kurar. Bu şehir, bir ticaret ve tarım krallığı olur.
Burayı, ilk savaşta Valorian Krallığı ile birlikte Derion'a karşı savaşan Kral Tristan yönetir ve tarafsızlığa başvurarak barışı ayakta tutmaya çalışır. Gor, Derion'un misilleme harekatlarından yola çıkarak, birbirine düşmanlık besleyen iki gruptan korunmak için Arian Yolu'nu kurar.
Kopan ikinci savaşta Gor'un müdahale etmesiyle gruplar savaşa son verir.
-
Linkleri görebilmek için Turkmmo Forumuna ÜYE olmanız gerekmektedir.
- ​İnsanlar
- Eskiden Parholn Klanı olarak da bilinen insanlar, son mülteci akımı ile gelip Iberia'ya yerleşir.Diğer ırklara göre oldukça kısa süren yaşamlarına rağmen, azimleri sayesinde tamir araç gereçlerini kullanmakta ustalık gösterirler. İcatçı yönleriyle sürekli yeni teknolojiler geliştirerek Iberia'nın kalıcı güçlerinden biri olur ve en zayıf ırk kavramını üstlerinden atarlar.
Felineler
Felineler, Neved'den Iberia'ya gelen ve periler ile iyi bağlar kuran bir halktır. Bu iki halk, bilgilerini ve hayatlarını barış içerisinde paylaşır.
Feline halkı genel olarak doğaya bağlıdır, bu yüzden doğanın ve vahşi hayatın koruyucusudur. Görevlerini düzgün olarak yerine getirebilmek için sürekli olarak savaş yeteneklerini ve zihinsel güçlerini geliştirirler. Felineler, yakın mesafe dövüşlerde oldukça iyidir, zayıf yapılarına rağmen oldukça güçlü ve dayanıklıdır.15}
Periler
İkinci mülteci dalgası ile İberia'ya gelen Mirhur halkı burada kamp kurar.
Hemen Feline halkı ile kaynaşırlar; iki halk o zamandan beri birbirlerinin eksiklerini tamamlar bir şekilde yaşar. Iberia'ya büyü ve hayaletler getirip, en eski sihirli formülleri koruyan Mirhur halkı, olağanüstü bir zihinsel güce sahiptir.
Mirhurlar, sınırsız bilgileri ve akıl güçleri sayesinde inanılmaz büyü yeteneklerine sahiptir. Hayaletlerle herkesten çok onlar anlaşır.



