- Katılım
- 17 Eyl 2008
- Konular
- 31,034
- Mesajlar
- 0
- Online süresi
- 5m 10s
- Reaksiyon Skoru
- 208
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 17 Yıl 9 Ay 3 Gün
- Başarım Puanı
- 719
- MmoLira
- 40
- DevLira
- 0
HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
Genellemeler, tanımlar, tez veya teorilerin doğruluğunu veya yanlışlığını ancak kelimeler ile sınırlı olarak ifade edilir. âKelimeler kadar sınırlı bilgilere sahibiz.â Çok kelime bilen çok bilgiye sahiptir demek hatalı olacaktır! Lakin kelimeler birer inci gibi sıralanırsa; bir birine uyumlu veya bağlantılı cümlelere dönüşmeleri sonucunda, anlam bütünlüğü elde edilir. Ifade ne kadar doğruysa; anlamak bir o kadar kolaylaşır.
Kelimeler kelimelerle sırdaş gibidir! Eş anlamlı kelimeler ve zıt anlamlı kelimeler; kelimeler arasındaki gizemleri yok eder. Anlamı bilinmeyen kelimelerin, başka kelimeler ile açıklamak veya anlamak! Kelimelerin gizleri çözüldüğü an; cümlelerin veya paragraflarında kördüğümleri de çözülür. Örnek: âBu dâhil bütün genellemeler yanlıştır." Friedrich Wilhelm Nietzsche (15 Ekim 1844 â 25 Ağustos 1900) hangi genellemelerden bahsettiğini anlamak için yazının bütünü bilinmelidir. Bir cümleyi alıntı yapıp, istenilen yöne doğru sürükleye bilirsiniz. O yazıyı yazdığı tarihe kadar yapılan genellemelerden bahsetmektedir. O günün şartlarına göre Felsefi ( düşündüren ) yazılar yazanlara âBilim adamıâ gözüyle bakılıyordu. Aynı cümleyi alıp günümüze uyarlama yaparsak; Dünyayı düz düşünen insanlardan fazla farkımız kalmaz! Kişinin ne düşündüğü veya neye inandığı ancak o zaman dilimiyle sınırlıdır. Gerçekler görüldüğü an; âdüşünceler veya inançlarda zamanın (süreçlerin) değişkenliğiyle birlikte değişir.â Aynı özlü sözü doğru veya yanlış bir cümle olduğunu nasıl biliriz?
Cümledeki kelimelerin yerine zıt anlamlı kelimeleri sıralamayı bozmadan kullanırsak; âBu hariç bütün genellemeler doğrudur.â Cümlesiyle tüm genellemeleri doğru olarak varsayarsak; yazılan bu cümlenin hariç olması; tüm genellemelerin doğru olmadığı varsayımına ulaşırız. O zaman diliminde parmakla sayılı düşünür varken; şu an ki zaman diliminde herkes düşünür gibidir. Nedeni bilgi birikimleri olabilir. O zaman dilimindeki düşünürlerin özlü sözleri tarihe yazılırken; şu an ki zaman diliminde; gerçekler yazılsa bile, teori olarak kabul edilir. Ta ki gerçekler çıplak gözler ile görüldüğünde âDoğruâ olarak kabul edilir. Görüntülü telefon örnektir. âYanlışlar bilinmeseydi; doğruların doğru olduğu nasıl bilinecektir?â aynı cümleyi zıt anlamlı olarak ifade edersek; âDoğrular bilmeseydi; yanlışların yanlış olduğunu nasıl bilecektir?â, âHer düşünürün yazılarını anlamak için; düşünür(yazıyı yazan) gibi düşünmek zordur!â, âKişinin ne düşündüğü veya neye inandığı ancak o zaman dilimiyle sınırlıdır.â Gerçekler görüldüğü an; âdüşünceler veya inançlarda zamanın (süreçlerin) değişkenliğiyle birlikte değişir.â, âCümleler tarih ile birlikte kalıplaşırken; yeni cümleler için yeni kelimeler gerekecektir.â, âHayal gücüyle ilerliyorsak; ancak düşünebildiğimiz kadar ilerleyebilirizâ bunun gibi özlü sözlerimi yazmamdaki neden nedir(?) Bilmiyorum! Şu an ki zaman diliminde inanılmaz bilgi yoğunlaşması var. En basit örnek; tüm dilleri ( şive, ağız, lehçe, yerli ve yabancı⦠Dil lisanlarını) bilmek imkânsız gibidir. Hatta süper bilgisayarlar bile tüm dillerin çevirilerini tam olarak yapamıyorlar. Çevirilerin doğru yapıla bilmesi için tüm kelimelerin eşit anlamlı olması gerekecektir. Tüm dillerdeki kelimeler bire bir örtüşmediği için; zamanımızdaki teknoloji bile yetersizdir. Örnek: âYüzâ kelimesi dilimiz Türkçesinde kaç anlama geliyor âSuda yüzmekâ, âHayvan derisi yüzmekâ, âyüz = 100â, âyüz= suratâ⦠Eş anlamlı veya zıt anlamlı kelimeleri tüm dillerdeki kelimelerin eş anlamlılarıyla veya zıt anlamlılarıyla aynı olmadığından veya kelimelerin her cümle içinde farklı ifadelerde kullanılması, diğer lisanların dilbilgisi (gramer) yapılarının farklı olmasıâ¦
Gibi nedenlerden dolayı bire bir tercümelerin süper bilgisayarlar tarafından yapılması günümüz teknolojisiyle zordur. Ancak, kişi yaşamsal deneyimler ile bilinçaltına yerleşen ifadeleri bire bir tercüme edebilir. Süper bilgisayarların tam (bire bir) tercüme yapa bilmesi için; insan beyni gibi duygulanım, düşünce, espri(şaka, latife, gülütâ¦) gibi donatılara ihtiyacı olacaktır. Bilgisayarlarda biyolojik beyinler olması için; tüm kabloların, devrelerin⦠Biyolojik, sinirsel veya yaşamsal ihtiyaçları olacaktır. Şu an ki teknolojinin yaşamsal kaynağı âelektrikâ. Günümüzde elektrik olmaz ise teknolojide olmaz. Teknoloji olmaz ise insanoğlu bir asır geriye gider. Biyolojik teknoloji olur ise insanoğlu bir asır ileriye gider. âBugünkü hayallerimiz yarınların temelleri gibidir.â Örnek: Bir başka evrendeki sizin aynınız ile karşılaşırsanız ne yaparsınız? En iyi hayal ürünleri filmlerdedir. Bu örneğe uygun bir film olarak; Tek ( The One ) filmini seyrederseniz; ne ifade edildiği görsel olarak daha kolay anlaşılır. Bu örneği yazmamdaki neden bu gibi olağan üstü hayal ürünlerini filmlerde görsel olarak daha kolay algılanmasıdır.
Bu gibi örnekleri sinema seyrettikçe, görsel hayal gücümüzün ne kadar olduğunu fark edebiliriz. Kelimeleri oluşturan harfler olduğuna göre; günümüz Türkçesinde kullandığımız harfler Atatürk'ün Harf Devrimi sayesindedir. [âSinema öyle bir keşiftir ki, bir gün gelecek, barutun, elektriğin ve kıtaların keşfinden çok dünya medeniyetinin veçhesini değiştireceği görülecektir. Sinema, dünyanın en uzak köşelerinde oturan insanların birbirlerini sevmelerini, tanımalarını temin edecektir. Sinema, insanlar arasındaki görüş, düşünüş farklarını silecek, insanlık idealinin tahakkukuna en büyük yardımı yapacaktır.â Mustafa Kemal Atatürk]
Kelimeler kelimelerle sırdaş gibidir! Eş anlamlı kelimeler ve zıt anlamlı kelimeler; kelimeler arasındaki gizemleri yok eder. Anlamı bilinmeyen kelimelerin, başka kelimeler ile açıklamak veya anlamak! Kelimelerin gizleri çözüldüğü an; cümlelerin veya paragraflarında kördüğümleri de çözülür. Örnek: âBu dâhil bütün genellemeler yanlıştır." Friedrich Wilhelm Nietzsche (15 Ekim 1844 â 25 Ağustos 1900) hangi genellemelerden bahsettiğini anlamak için yazının bütünü bilinmelidir. Bir cümleyi alıntı yapıp, istenilen yöne doğru sürükleye bilirsiniz. O yazıyı yazdığı tarihe kadar yapılan genellemelerden bahsetmektedir. O günün şartlarına göre Felsefi ( düşündüren ) yazılar yazanlara âBilim adamıâ gözüyle bakılıyordu. Aynı cümleyi alıp günümüze uyarlama yaparsak; Dünyayı düz düşünen insanlardan fazla farkımız kalmaz! Kişinin ne düşündüğü veya neye inandığı ancak o zaman dilimiyle sınırlıdır. Gerçekler görüldüğü an; âdüşünceler veya inançlarda zamanın (süreçlerin) değişkenliğiyle birlikte değişir.â Aynı özlü sözü doğru veya yanlış bir cümle olduğunu nasıl biliriz?
Cümledeki kelimelerin yerine zıt anlamlı kelimeleri sıralamayı bozmadan kullanırsak; âBu hariç bütün genellemeler doğrudur.â Cümlesiyle tüm genellemeleri doğru olarak varsayarsak; yazılan bu cümlenin hariç olması; tüm genellemelerin doğru olmadığı varsayımına ulaşırız. O zaman diliminde parmakla sayılı düşünür varken; şu an ki zaman diliminde herkes düşünür gibidir. Nedeni bilgi birikimleri olabilir. O zaman dilimindeki düşünürlerin özlü sözleri tarihe yazılırken; şu an ki zaman diliminde; gerçekler yazılsa bile, teori olarak kabul edilir. Ta ki gerçekler çıplak gözler ile görüldüğünde âDoğruâ olarak kabul edilir. Görüntülü telefon örnektir. âYanlışlar bilinmeseydi; doğruların doğru olduğu nasıl bilinecektir?â aynı cümleyi zıt anlamlı olarak ifade edersek; âDoğrular bilmeseydi; yanlışların yanlış olduğunu nasıl bilecektir?â, âHer düşünürün yazılarını anlamak için; düşünür(yazıyı yazan) gibi düşünmek zordur!â, âKişinin ne düşündüğü veya neye inandığı ancak o zaman dilimiyle sınırlıdır.â Gerçekler görüldüğü an; âdüşünceler veya inançlarda zamanın (süreçlerin) değişkenliğiyle birlikte değişir.â, âCümleler tarih ile birlikte kalıplaşırken; yeni cümleler için yeni kelimeler gerekecektir.â, âHayal gücüyle ilerliyorsak; ancak düşünebildiğimiz kadar ilerleyebilirizâ bunun gibi özlü sözlerimi yazmamdaki neden nedir(?) Bilmiyorum! Şu an ki zaman diliminde inanılmaz bilgi yoğunlaşması var. En basit örnek; tüm dilleri ( şive, ağız, lehçe, yerli ve yabancı⦠Dil lisanlarını) bilmek imkânsız gibidir. Hatta süper bilgisayarlar bile tüm dillerin çevirilerini tam olarak yapamıyorlar. Çevirilerin doğru yapıla bilmesi için tüm kelimelerin eşit anlamlı olması gerekecektir. Tüm dillerdeki kelimeler bire bir örtüşmediği için; zamanımızdaki teknoloji bile yetersizdir. Örnek: âYüzâ kelimesi dilimiz Türkçesinde kaç anlama geliyor âSuda yüzmekâ, âHayvan derisi yüzmekâ, âyüz = 100â, âyüz= suratâ⦠Eş anlamlı veya zıt anlamlı kelimeleri tüm dillerdeki kelimelerin eş anlamlılarıyla veya zıt anlamlılarıyla aynı olmadığından veya kelimelerin her cümle içinde farklı ifadelerde kullanılması, diğer lisanların dilbilgisi (gramer) yapılarının farklı olmasıâ¦
Gibi nedenlerden dolayı bire bir tercümelerin süper bilgisayarlar tarafından yapılması günümüz teknolojisiyle zordur. Ancak, kişi yaşamsal deneyimler ile bilinçaltına yerleşen ifadeleri bire bir tercüme edebilir. Süper bilgisayarların tam (bire bir) tercüme yapa bilmesi için; insan beyni gibi duygulanım, düşünce, espri(şaka, latife, gülütâ¦) gibi donatılara ihtiyacı olacaktır. Bilgisayarlarda biyolojik beyinler olması için; tüm kabloların, devrelerin⦠Biyolojik, sinirsel veya yaşamsal ihtiyaçları olacaktır. Şu an ki teknolojinin yaşamsal kaynağı âelektrikâ. Günümüzde elektrik olmaz ise teknolojide olmaz. Teknoloji olmaz ise insanoğlu bir asır geriye gider. Biyolojik teknoloji olur ise insanoğlu bir asır ileriye gider. âBugünkü hayallerimiz yarınların temelleri gibidir.â Örnek: Bir başka evrendeki sizin aynınız ile karşılaşırsanız ne yaparsınız? En iyi hayal ürünleri filmlerdedir. Bu örneğe uygun bir film olarak; Tek ( The One ) filmini seyrederseniz; ne ifade edildiği görsel olarak daha kolay anlaşılır. Bu örneği yazmamdaki neden bu gibi olağan üstü hayal ürünlerini filmlerde görsel olarak daha kolay algılanmasıdır.
Bu gibi örnekleri sinema seyrettikçe, görsel hayal gücümüzün ne kadar olduğunu fark edebiliriz. Kelimeleri oluşturan harfler olduğuna göre; günümüz Türkçesinde kullandığımız harfler Atatürk'ün Harf Devrimi sayesindedir. [âSinema öyle bir keşiftir ki, bir gün gelecek, barutun, elektriğin ve kıtaların keşfinden çok dünya medeniyetinin veçhesini değiştireceği görülecektir. Sinema, dünyanın en uzak köşelerinde oturan insanların birbirlerini sevmelerini, tanımalarını temin edecektir. Sinema, insanlar arasındaki görüş, düşünüş farklarını silecek, insanlık idealinin tahakkukuna en büyük yardımı yapacaktır.â Mustafa Kemal Atatürk]

