Ayyıldız2 | 2008 TR Yapısı • 1-99 Orta Emek Destan • Oto Avsız • 10 Temmuz 21:00 HEMEN TIKLA!
U boot, yani Das Unterseeboot Almanca denizaltı demektir. Fakat ubootlarda ölen 30.000 kadar Alman denizcisi için çelikten bir mezarı ifade eder bu sözcük. 1939 yılından beri İngiliz gemilerine kan kusturan ubootlar, 2. Dünya Savaşının en büyük askeri başarılarından biriydiler. Denizlerin altından giderek düşmanlarını avlayan dev okyanus yaratıkları gibiydiler. Fark edilmeleri neredeyse imkânsızdı ve gizlilik en büyük silahlarıydı. Fakat sınırlı miktarda oksijen bulundurabildikleri ve pil ömürleri az oldukları için çoğunlukla su üstünden gitmeleri gerekirdi. 1944 yılından itibaren müttefik kuvvetleri giderek daha çok uçak sevk etmeye başladılar ubootları avlamak için ve sonarın icadıyla birlikte ubootlar avcı rolünden av rolüne geçtiler. Eğer Tanrı beni cezalandırıp beni 2. Dünya Savaşında savaşan bir asker olarak zamanda geriye gönderseydi olmak istediğim en son şey, "bir uboot ta görev yapan denizci olmaktı" diyebilirim. Bu inanılmaz klostrofobik ortam en sağlam sinirleri bile gevşetir, en cesur yürekleri bile hüngür hüngür ağlatabilirdi. Sonuçta denizaltıda bir acil çıkış kapısı yoktu. Tek kurtuluş yüzeyde sizi topları ile paramparça etmek için bekleyen savaş gemilerinin insafına bağlıydı. Bu anlatması zor atmosferi bize yaşatmak için türlü kitap yazıldı, film çekildi ve tabi ki bilgisayar oyunu yapıldı. Filmlerden en başarılısı olarak Das Boot, oyunlardan en başarılısı olarak ta Silent Hunter serisi gösterilebilir. İşte karşımızda serinin en son oyunu Silent Hunter 3 bütün görkemiyle duruyor. Vakit geçirmeden incelemeye başlayalım.
DVD-Rom Lazım Bana
Oyun bir adet DVDden oluşuyor. Giderek artan sayıları ile DVD oyunlar bir DVD-ROMu bilgisayarın eksik olursa olmaz bir parçası kılıyor artık. Yani bir DVD-ROMunuz yok ise bu oyuna baştan veda etmelisiniz. Yüklemeden sonra karşımıza türlü oyun modlarını bulunduran bir ekran çıkıyor. Naval Academy, adından da anlaşılacağı gibi sizi asıl oyuna hazırlamak için eğitim görevleri içeriyor. Career'de rahatlıkla anlaşılabileceği gibi kariyer modu. Single mission modunda ise tarihi birkaç senaryoyu oynayabiliyorsunuz. Keşke bu senaryoların sayısı daha fazla olsaydı. Museum, oyundaki bütün yüzen, uçan, kaçan savaş aletlerini yakından görüp tanımanıza imkân sunuyor. Tavsiyem şudur ki öncelikle Naval Academy görevlerinin hepsini oturup uğraşıp bitirin. Böylece hem ne yapmanız gerektiğini öğretici videolar ve görevler sayesinde anlıyor hem de asıl mod olan Career moduna başlarken yanınızda fazladan biraz "renown" puanı oluyor. Renown, sizin Hitler tarafından ne kadar sevildiğinizin, yani prestijinizin bir göstergesi. Kariyer modunda bu renown puanları ile yeni gemiler, tayfalar, alet ve edevat alıyorsunuz. Bunu kazanmak için yapmanız gereken şey ise basit, emirlere uyup olabildiğince fazla gemi batırmak. Oyunda batırdığınız gemi sayısı yerine gemilerin toplam tonajı önemli. Yani bir adet 10.000 tonluk yük gemisi yerine 10 adet 600 tonluk balıkçı gemisi batırdığınızda pek bir renown kazanamıyorsunuz. Kariyer moduna her şeyin günlük güneşlik olduğu 1939dan kıyametin koptuğu 1943 e kadar istediğiniz bir zamanda başlamanız mümkün. Görevlerdeki performansınıza göre madalya kazanabiliyor, tayfalarınıza madalya verebiliyorsunuz. AI son derece zeki ve kariyer modunu oynanabilir kılan en önemli şey.
Gerçekçilik Ön Planda
Her simülasyon oyununda olduğu gibi gerçekçilik ön planda. Fakat bu sizi korkutmasın, gerçekçiliği görevlere başlamadan önce ayarlayabiliyorsunuz. Bu ayarlarda gerçekçi sensörlerden bozuk torpido olasılıklarına, dış kameranın yasaklanmasından gerçekçi reload sürelerine kadar pek çok ayar mevcut. Gerçekçilik seviyesini %0 yaparsanız daha önce hayatınızda hiç denizaltı simülasyonu oynamamış olsanız bile fazla zorlanmazsınız. Aynı şekilde %100 seviyesinde benim gibi en sıkı ve sabırlı simülasyon oyuncuları bile soğuk soğuk terliyor. Sırf daha gerçekçi olsun diye bütün seslendirmeleri Almancaya bile ayarladım. Gerçekçilik açısından tek hoşuma gitmeyen olay oyunda, önceki oyunlardaki gibi hiçbir şekilde Nazi Almanyasının sembolü olan gamalı haç bulunmaması. Gamalı haç, ünlü Bismarck gemisinin üzerinde dev boyuttaki amblemlerden madalyalara kadar her yerde olması gerekirken, yok. Açıkçası Return To Castle Wolfensteinda bile olan bir şeyin bu oyunda olmaması enteresan bir muamma. Öte yandan oyundaki atmosfer inanılmaz. Tarihte ilk defa bir denizaltı simülasyonunda adamlarınızı bizzat görüp verdiğiniz emirlere cevap vermelerini izleyebiliyorsunuz. Yani denizaltının içini de görebilmeniz mümkün. Fakat adamlarınız çoğunlukla put gibi oldukları yerde duruyorlar. Tabi ki konuşuyorlar, tehlikeli durumlarda dikkatli ve meraklı şekilde etraflarına bakınıyorlar ama bence daha hareketli olmaları lazımdı. Örneğin; acil dalış emri verdiğinizde ortalıkta kıyamet kopması gerekirken son derece sakin bir şekilde birkaç vanayı çevirir gibi yapıyorlar. Fırtınalarda ya da tepenizdeki destroyerden birbiri ardına depth charge yerken kimsenin dengesi bozulup düşmüyor ve kimsenin burnu kanamıyor. Aynı şekilde içinden su sızan yerler ile bir Allahın kulunun ilgilendiği yok. Bir de subaylarınızın tipleri hep aynı ve yeni subay aldığınızda ya da yerine başka subay koyduğunuzda bile değişmiyor. Bu negatiflik yaratan bir etken. Kullanımı gayet kolay olan arayüz sayesinde her emri yaptırabiliyorsunuz. Bir şey hariç, o da size gelen radyo mesajları; onu M tuşuna basarak okuyabiliyorsunuz.
Silent Hunter 3, günümüzün en son grafik teknolojilerini en sonuna kadar kullanıyor
Deniz grafiğinin gerçekçiliği çarpıcı. Dalgalar çok gerçekçi, gemilerin arkada bıraktıkları köpükler, pervanelerin yarattığı kabarcıklar de gayet güzel yapılmış. Günün belli saatlerinde ışıklandırmalardaki değişim son derece başarılı. Gemiler ve ubootlar inanılmaz derecede detaylı. Ubootunuzla sakin denizlerde gezerken tayfalarınızın dürbünle etrafı gözetlemesi, savaş durumunda güverte topunu menzillemeleri, düşmanın destroyerlerinde ve savaş gemilerindeki personelin savaş pozisyonları almaları gayet iyi düşünülmüş detaylar ve bizi Silent Hunter 2nin hayalet gemilerinden kurtarıyor. Fakat ticari gemilerdeki tayfalara veya vurulan gemilerden panik içinde atlayan insanlara rastlayamadım maalesef. Vurulan gemilerden bazıları yana yatıyor, bazılarının kıç ya da burun tarafları önce suya gömülüyor, bazıları da ortadan ikiye ayrılıyorlar. Patlamalar etrafa bir sürü parça savuşturuyor ve ortalığı aydınlatıyorlar. Fakat çarpan torpidoların gemide yarattığı hasar, açtığı delikler modellenmemiş. Oyunda bir de yeni olarak sinematik kamera mevcut. Bu kamera sistemi aksiyon sahnelerinde, mesela bir destroyer tam tepenizden geçerken, attığınız torpido patlamak üzereyken ya da bir uçak üzerinize dalış yaparken devreye giriyor ve ekranın sol alt köşesinde beliriyor görüntüler. Üstlerine tıkladığınız zaman da tam ekran (hatta widescreen) olup tam anlamıyla size bir sinema filmi deneyimi yaşatıyorlar. Tek sıkıntılı durum çözünürlülüğün 1024x768x32ye sabitlenmiş olması ve değiştirilememesi. Her oyunu en az 1280x1024 ile oynamaya alıştığım için ilk başta biraz garibime gitti fakat daha sonra alıştım. Nedenini araştırdığımda ise oyundaki grafik motorunun azizliği yüzünden zamanı hızlandırdığınızda daha yüksek çözünürlüklerde inanılmaz performans düşüklüğü olduğunu öğrendim.
Mükemmel atmosfer için gereken en önemli şeylerden biri de kuşkusuz sestir.
Silent Hunter 3teki sesler özenle hazırlanmış. Her geminin kendine özgü ayrı bir sesi var ve bunlardan biri tepenizden geçerken pervanelerinin yarattığı ses içinizi korku ile dolduruyor. İngilizce seslendirme Alman aksanı kullanmadan yapılmış ve sanki bir Amerikan denizaltındasıymış gibi bir his verdiği için Almanca seslendirmeyi seçtim. Seslendirmeler gayet başarılı ve durumunuza göre değişiyorlar. Normalde güçlü ve sert seslerle tayfalarınız size cevap veriyorken kıran kırana bir savaş durumunda avazları çıktığı kadar bağırıyorlar. Sessiz ilerleme komutu verdiğinizde ise fısıltılarla konuşuyorlar. Patlama sesleri kafanızda yankılanıyor. Batan gemilerden ise türlü değişik mekanik sesler geliyor. Biraz hayal gücünüzü kullanarak o anda geminin omurgasının kırıldığını vs. hayal edebiliyorsunuz. Dibe oturan gemiler büyük bir sesle tabana çarpıyorlar. Derinlere dalarken denizaltının üstündeki basıncın etkisinden dolayı ürkütücü gacırtılar duyuluyor. Fakat Morrowinddeki bir ses efekti ile aynı olduğu için bu gacırtılar aklıma Morrowindi getiriyor ve bu yüzden korkmuyorum, korkamıyorum.
Her ne kadar Silent Hunter 3 şu ana kadar yapılmış en iyi denizaltı simülasyonu olsa da eksikleri de yok değil maalesef. Yazıda ara ara bahsettiğim eksikliklerin yanı sıra oyunda son derece sinir bozucu buglar bulunuyor. Denizin altında giderken köprüde gözüken tayfalardan tutun da hedefe çarpıp havaya birkaç metre sekip havada patlayan torpidolara kadar bir sürü bariz sorun var. Birbirinin içinden geçen gemiler de cabası. Ayrıca oyunun save game sistemi de çok sorunlu. Kariyer modunda oynarken bir single mission oynayayım derseniz yandınız. Görevi bitirip kariyere kaldığınız yerden devam etmeye çalıştığınızda oyun size o görevdeki denizaltıyı veriyor ve siz daha Öeh? Neler oluyor demeye varmadan kendinizi desktopta buluyorsunuz. Sırf bu yüzden kariyer moduna iki kere baştan başlamak zorunda kaldım. Silent Hunter 3, olayların son derece yavaş geliştiği bir oyun olduğu için çektiğim sıkıntıyı anlamışsınızdır umarım. Oyun aslında daha erken çıkacaktı, fakat, Ubisoft oyunun çıkışını ayrıntılı bir kariyer modu eklemek için uzattı. Ancak görüyorum ki oyun halen %100 bitmemiş. Bu sorunların çoğunu gideren 1.1 yaması çıkmış fakat henüz denemediğim için bir şey söyleyemeyeceğim.
Gelelim nihai karara, efendim Silent Hunter 3, daha önce 1.000.000 kere söylediğim gibi yapılan gelmiş geçmiş en iyi denizaltı simülasyonu ve Ubisoftun kısa süre önce yapımına başlandığını açıkladığı Silent Hunter 4e kadar da durum böyle kalacak büyük bir ihtimalle. Bu türü bilen bilmeyen herkes tarafından oynanması sevaptır. Hiddetle, şiddetle, ferazetle, delaletle, hıyanetle, asaletle, hidayetle, hile ve cebren ile tavsiye edilir.
DVD-Rom Lazım Bana
Oyun bir adet DVDden oluşuyor. Giderek artan sayıları ile DVD oyunlar bir DVD-ROMu bilgisayarın eksik olursa olmaz bir parçası kılıyor artık. Yani bir DVD-ROMunuz yok ise bu oyuna baştan veda etmelisiniz. Yüklemeden sonra karşımıza türlü oyun modlarını bulunduran bir ekran çıkıyor. Naval Academy, adından da anlaşılacağı gibi sizi asıl oyuna hazırlamak için eğitim görevleri içeriyor. Career'de rahatlıkla anlaşılabileceği gibi kariyer modu. Single mission modunda ise tarihi birkaç senaryoyu oynayabiliyorsunuz. Keşke bu senaryoların sayısı daha fazla olsaydı. Museum, oyundaki bütün yüzen, uçan, kaçan savaş aletlerini yakından görüp tanımanıza imkân sunuyor. Tavsiyem şudur ki öncelikle Naval Academy görevlerinin hepsini oturup uğraşıp bitirin. Böylece hem ne yapmanız gerektiğini öğretici videolar ve görevler sayesinde anlıyor hem de asıl mod olan Career moduna başlarken yanınızda fazladan biraz "renown" puanı oluyor. Renown, sizin Hitler tarafından ne kadar sevildiğinizin, yani prestijinizin bir göstergesi. Kariyer modunda bu renown puanları ile yeni gemiler, tayfalar, alet ve edevat alıyorsunuz. Bunu kazanmak için yapmanız gereken şey ise basit, emirlere uyup olabildiğince fazla gemi batırmak. Oyunda batırdığınız gemi sayısı yerine gemilerin toplam tonajı önemli. Yani bir adet 10.000 tonluk yük gemisi yerine 10 adet 600 tonluk balıkçı gemisi batırdığınızda pek bir renown kazanamıyorsunuz. Kariyer moduna her şeyin günlük güneşlik olduğu 1939dan kıyametin koptuğu 1943 e kadar istediğiniz bir zamanda başlamanız mümkün. Görevlerdeki performansınıza göre madalya kazanabiliyor, tayfalarınıza madalya verebiliyorsunuz. AI son derece zeki ve kariyer modunu oynanabilir kılan en önemli şey.
Gerçekçilik Ön Planda
Her simülasyon oyununda olduğu gibi gerçekçilik ön planda. Fakat bu sizi korkutmasın, gerçekçiliği görevlere başlamadan önce ayarlayabiliyorsunuz. Bu ayarlarda gerçekçi sensörlerden bozuk torpido olasılıklarına, dış kameranın yasaklanmasından gerçekçi reload sürelerine kadar pek çok ayar mevcut. Gerçekçilik seviyesini %0 yaparsanız daha önce hayatınızda hiç denizaltı simülasyonu oynamamış olsanız bile fazla zorlanmazsınız. Aynı şekilde %100 seviyesinde benim gibi en sıkı ve sabırlı simülasyon oyuncuları bile soğuk soğuk terliyor. Sırf daha gerçekçi olsun diye bütün seslendirmeleri Almancaya bile ayarladım. Gerçekçilik açısından tek hoşuma gitmeyen olay oyunda, önceki oyunlardaki gibi hiçbir şekilde Nazi Almanyasının sembolü olan gamalı haç bulunmaması. Gamalı haç, ünlü Bismarck gemisinin üzerinde dev boyuttaki amblemlerden madalyalara kadar her yerde olması gerekirken, yok. Açıkçası Return To Castle Wolfensteinda bile olan bir şeyin bu oyunda olmaması enteresan bir muamma. Öte yandan oyundaki atmosfer inanılmaz. Tarihte ilk defa bir denizaltı simülasyonunda adamlarınızı bizzat görüp verdiğiniz emirlere cevap vermelerini izleyebiliyorsunuz. Yani denizaltının içini de görebilmeniz mümkün. Fakat adamlarınız çoğunlukla put gibi oldukları yerde duruyorlar. Tabi ki konuşuyorlar, tehlikeli durumlarda dikkatli ve meraklı şekilde etraflarına bakınıyorlar ama bence daha hareketli olmaları lazımdı. Örneğin; acil dalış emri verdiğinizde ortalıkta kıyamet kopması gerekirken son derece sakin bir şekilde birkaç vanayı çevirir gibi yapıyorlar. Fırtınalarda ya da tepenizdeki destroyerden birbiri ardına depth charge yerken kimsenin dengesi bozulup düşmüyor ve kimsenin burnu kanamıyor. Aynı şekilde içinden su sızan yerler ile bir Allahın kulunun ilgilendiği yok. Bir de subaylarınızın tipleri hep aynı ve yeni subay aldığınızda ya da yerine başka subay koyduğunuzda bile değişmiyor. Bu negatiflik yaratan bir etken. Kullanımı gayet kolay olan arayüz sayesinde her emri yaptırabiliyorsunuz. Bir şey hariç, o da size gelen radyo mesajları; onu M tuşuna basarak okuyabiliyorsunuz.
Silent Hunter 3, günümüzün en son grafik teknolojilerini en sonuna kadar kullanıyor
Deniz grafiğinin gerçekçiliği çarpıcı. Dalgalar çok gerçekçi, gemilerin arkada bıraktıkları köpükler, pervanelerin yarattığı kabarcıklar de gayet güzel yapılmış. Günün belli saatlerinde ışıklandırmalardaki değişim son derece başarılı. Gemiler ve ubootlar inanılmaz derecede detaylı. Ubootunuzla sakin denizlerde gezerken tayfalarınızın dürbünle etrafı gözetlemesi, savaş durumunda güverte topunu menzillemeleri, düşmanın destroyerlerinde ve savaş gemilerindeki personelin savaş pozisyonları almaları gayet iyi düşünülmüş detaylar ve bizi Silent Hunter 2nin hayalet gemilerinden kurtarıyor. Fakat ticari gemilerdeki tayfalara veya vurulan gemilerden panik içinde atlayan insanlara rastlayamadım maalesef. Vurulan gemilerden bazıları yana yatıyor, bazılarının kıç ya da burun tarafları önce suya gömülüyor, bazıları da ortadan ikiye ayrılıyorlar. Patlamalar etrafa bir sürü parça savuşturuyor ve ortalığı aydınlatıyorlar. Fakat çarpan torpidoların gemide yarattığı hasar, açtığı delikler modellenmemiş. Oyunda bir de yeni olarak sinematik kamera mevcut. Bu kamera sistemi aksiyon sahnelerinde, mesela bir destroyer tam tepenizden geçerken, attığınız torpido patlamak üzereyken ya da bir uçak üzerinize dalış yaparken devreye giriyor ve ekranın sol alt köşesinde beliriyor görüntüler. Üstlerine tıkladığınız zaman da tam ekran (hatta widescreen) olup tam anlamıyla size bir sinema filmi deneyimi yaşatıyorlar. Tek sıkıntılı durum çözünürlülüğün 1024x768x32ye sabitlenmiş olması ve değiştirilememesi. Her oyunu en az 1280x1024 ile oynamaya alıştığım için ilk başta biraz garibime gitti fakat daha sonra alıştım. Nedenini araştırdığımda ise oyundaki grafik motorunun azizliği yüzünden zamanı hızlandırdığınızda daha yüksek çözünürlüklerde inanılmaz performans düşüklüğü olduğunu öğrendim.
Mükemmel atmosfer için gereken en önemli şeylerden biri de kuşkusuz sestir.
Silent Hunter 3teki sesler özenle hazırlanmış. Her geminin kendine özgü ayrı bir sesi var ve bunlardan biri tepenizden geçerken pervanelerinin yarattığı ses içinizi korku ile dolduruyor. İngilizce seslendirme Alman aksanı kullanmadan yapılmış ve sanki bir Amerikan denizaltındasıymış gibi bir his verdiği için Almanca seslendirmeyi seçtim. Seslendirmeler gayet başarılı ve durumunuza göre değişiyorlar. Normalde güçlü ve sert seslerle tayfalarınız size cevap veriyorken kıran kırana bir savaş durumunda avazları çıktığı kadar bağırıyorlar. Sessiz ilerleme komutu verdiğinizde ise fısıltılarla konuşuyorlar. Patlama sesleri kafanızda yankılanıyor. Batan gemilerden ise türlü değişik mekanik sesler geliyor. Biraz hayal gücünüzü kullanarak o anda geminin omurgasının kırıldığını vs. hayal edebiliyorsunuz. Dibe oturan gemiler büyük bir sesle tabana çarpıyorlar. Derinlere dalarken denizaltının üstündeki basıncın etkisinden dolayı ürkütücü gacırtılar duyuluyor. Fakat Morrowinddeki bir ses efekti ile aynı olduğu için bu gacırtılar aklıma Morrowindi getiriyor ve bu yüzden korkmuyorum, korkamıyorum.
Her ne kadar Silent Hunter 3 şu ana kadar yapılmış en iyi denizaltı simülasyonu olsa da eksikleri de yok değil maalesef. Yazıda ara ara bahsettiğim eksikliklerin yanı sıra oyunda son derece sinir bozucu buglar bulunuyor. Denizin altında giderken köprüde gözüken tayfalardan tutun da hedefe çarpıp havaya birkaç metre sekip havada patlayan torpidolara kadar bir sürü bariz sorun var. Birbirinin içinden geçen gemiler de cabası. Ayrıca oyunun save game sistemi de çok sorunlu. Kariyer modunda oynarken bir single mission oynayayım derseniz yandınız. Görevi bitirip kariyere kaldığınız yerden devam etmeye çalıştığınızda oyun size o görevdeki denizaltıyı veriyor ve siz daha Öeh? Neler oluyor demeye varmadan kendinizi desktopta buluyorsunuz. Sırf bu yüzden kariyer moduna iki kere baştan başlamak zorunda kaldım. Silent Hunter 3, olayların son derece yavaş geliştiği bir oyun olduğu için çektiğim sıkıntıyı anlamışsınızdır umarım. Oyun aslında daha erken çıkacaktı, fakat, Ubisoft oyunun çıkışını ayrıntılı bir kariyer modu eklemek için uzattı. Ancak görüyorum ki oyun halen %100 bitmemiş. Bu sorunların çoğunu gideren 1.1 yaması çıkmış fakat henüz denemediğim için bir şey söyleyemeyeceğim.
Gelelim nihai karara, efendim Silent Hunter 3, daha önce 1.000.000 kere söylediğim gibi yapılan gelmiş geçmiş en iyi denizaltı simülasyonu ve Ubisoftun kısa süre önce yapımına başlandığını açıkladığı Silent Hunter 4e kadar da durum böyle kalacak büyük bir ihtimalle. Bu türü bilen bilmeyen herkes tarafından oynanması sevaptır. Hiddetle, şiddetle, ferazetle, delaletle, hıyanetle, asaletle, hidayetle, hile ve cebren ile tavsiye edilir.
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)
Benzer konular
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 69
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 12
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 15
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 10