HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
Kökeni
Osmanlı sarayına gelene kadarki yaşamı hakkında kesin bir bilgi yoktur. Lehistan Krallığı'nın sınırları içerisinde bulunan Rutenya'da 1504 yılında doğduğu rivayetler arasındadır, Tatar akıncılar tarafından 1520 tarihinde 20'li yaşlarında Rutenya'den kaçırıldığı, Kırım Hanı'nın himayesine girdikten sonra Osmanlı sarayına sunulduğu tarihçiler ve yazarlar tarafından kabul görmüş bir rivayettir.
16. yüzyıl kaynaklarına göre kızlık ismi bilinmiyordu. Ama daha sonraki kayıtlara göre - mesela 19. yüzyılın Ukrayna'daki ilk kayıtlarına göre[kaynak belirtilmeli] - Anastasia (Kısaca Nastia) Polonyalıların geleneğinde, Aleksandra Lisowska olarak bilinir. Genelde Hürrem Sultan ya da Hürrem balsaq sultan olarak bilinirdi; Avrupa dillerinde Roxolena, Roxolana, Roxelane, Rossa, Ruziac, Türkçe'de Hürrem (Farsça kökenliخرم Hürrem), neşeli olan kişi ve (Arapçada Kerîme -كريمة
Soylu olan kişianlamına gelir. Roxelana, onun gerçek ismi olmayabilir ama takma adı onun Ukraynalı soyuna ait olan (Günümüze ait yaygın isim Ruslana) ve doğu slav ismi olan, Roxolany ya da Roxelany, şimdiki Ukrayna halkında 15. yüzyıldan sonra kullanılıyordu.
Saraydaki yaşamı
Hürrem Sultanın saraya gelişi ve Kanuni ile tanışması hakkında kesin bilgiler yoktur. Kanuni'nin şehzadeliği sırasında veya padişahlığının ilk senesinde Harem'e girdiği düşünülür.ürrem Sultan saraya getirildiğinde Kanuni'nin Manisa valisi iken birlikte olduğu Mahidevran Sultan'dan Mustafa isimli bir oğlu vardı. Sarayın en nüfuzlu kadını padişahın annesi Ayşe Hafsa Sultan, ikinci derece nüfuzlu kadın Mahidevran Sultan idi. Hürrem, saraya girdikten sonra Kanuni ile ilişkisinden 1520/21de Şehzade Mehmet dünyaya geldi ve böylece Hürrem Sultan saraydaki en nüfuzlu üçüncü kadın durumuna geldi. İki haseki arasındaki rekabet , bir gün kavgaya dönüşmüştür.Hürrem Sultan bu kavgayı çeşitli entrikalarla lehine çevirmiştir.Pek çok yazara göre bu olaydan sonra gözden düşen Mahidevran Sultan, 1533de Manisa valiliğine atanan oğlu Şehzade Mustafanın yanına gönderildi ve Hürrem Sultan, onun yerini aldı.
Hürrem Sultan'ın sarayda pozisyonu, Kanuni'nin nikâhlı eşi olması ile arttı. Hürrem Sultan, Şehzade Mehmetin doğumundan sonra Kanuni ile görkemli bir düğün yapılarak evlendi ve aralarında nikah kıyıldı. Kesin tarihi belli olmamakla birlikte Haziran 1534te veya daha erken gerçekleştiği düşünülen[2] düğün, Hürremi Kanuninin meşru eşi yapan, Osmanlı geleneklerine aykırı düşen çok önemli ve devrimci bir hareket olarak değerlendirilir. Bu nikah ile Hürrem, Osmanlı tarihinde padişah tarafından nikahlanan ilk cariye oldu.Mahidevran ile Hürrem arasındaki mücadelede Mahidevran Sultan'ı tuttuğu düşünülen ve oğlu üzerinde büyük nüfuzu olduğu söylenen Valide Hafsa Sultanın 1534 yılındaki ölümü ile Hürremin saraydaki etkisi daha da artmıştır.Fakat Valide Sultan'ın ölümünden sonra Mahidevran Sultan veliaht annesi olduğu ve Şehzade Mustafa'nın tahta çıkmasına kesin gözle bakıldığı için Valide Sultan'lığa hazırlanmaya başlamıştır.
Hürrem Sultan Şehzade Mehmet'ten sonra Selim, Bayezid, Cihangir adlı 3 şehzade ve Mihrimah adlı bir kız çocuğu daha dünyaya getirdi. Çocuklarını büyütürken ileride oğullarından birinin tahta geçmesi için önlerindeki engelleri kaldırma mücadelesi verdi.
Sadrazam İbrahim Paşa'nın idamı
Sadrazam Pargalı Damat İbrahim Paşa, Hürrem Sultanın şehzadelerinden birisi yerine Şehzade Mustafayı hükümdarlığa aday gösterenler arasındaydı. İbrahim Paşanın Irakeyn Seferinden dönüşte saraya davet edilip 6 Mart 1536 gecesi dairesinde uyurken boğdurulması, önemli bir engelin ortadan kaldırılmasını sağladı. Çocukluğundan beri Kanuninin yakın arkadaşı ve danışmanı olan İbrahim Paşa'nın gözden düşürülüp boğdurulmasında Hürrem Sultanın büyük rolü olduğu rivayet edilir. Bu olaydan sonra Hürrem Sultanın Kanuniye hükmetmeye ve devlet işlerini idare etmeye başladığı kanısı yaygındır
Haremin Topkapı Sarayına taşınması
ehzadelerin sancak beyliklerine atanmasında da Hürrem Sultanın rolü olduğu düşünülür. 1541de, padişah adaylarının tayin edildiği Manisa Sancağında Sancak Beyliği yapmakta olan Şehzade Mustafanın oradan alınıp Amasyaya Sancak Beyi olarak atanması ve ertesi sene Manisa Sancak Beyliğine Şehzade Mehmetin getirilmesi, Hürremin etkisinde gerçekleşmiş işlerden kabul edilir. Ne var ki Şehzade Mehmet, tahta çıkamadan 1543de Manisa valisi iken hayatını kaybetmiştir. 1544te Manisaya, Konya sancak beyliğindeki Şehzade Selim tayin edildi.
Hürrem Sultan, çeşitli tarihlerde Manisa, Bursa, Konya, Kütahya, Amasya'ya giderek şehzadelerini ziyaret etti ancak bu ziyaretlerden sonra İstanbula döndü. Geleneklere aykırı olarak oğulları ile birlikte sancakta yaşamaması, onun hep Kanuninin yanında sırdaşı, danışmanı olarak kalmasını sağlamıştır
Rüstem Paşanın sadrazamlığa getirilmesi
Hürrem Sultanın tek kızı Mihrimah Sultan, 1539da Diyarbakır valisi ve III. Vezir Rüstem Paşa ile evlendirilmişti. Damat ünvanını alan Rüstem Paşa 1544te sadrazamlığa tayin oldu. Kaynakların çoğunda Sadrazam Hadım Süleyman Paşanın azledilmesinin ve yerine II. Vezir Divane Hüsrev Paşa'nın değil de III. Vezir Rüstem Paşanın getirilmesinin perde arkasında Mihrimah Sultan ile Hürrem Sultanın olduğu ifade edilir
Şehzade Mustafanın boğdurulması
Kanuniden sonra Şehzade Mustafanın tahta çıkarılacağından korkan Hürrem Sultan, çeşitli kaynaklara göre Mustafayı babasının gözünden düşürmek için kızı ve damadının yardımı ile komplo kurmuştur. Mustafanın, yaşlanan babasını tahttan devirmek için İran şahı Şah Tahmasb ile iletişim halinde olduğunu gösteren sahte mektuplar üretildi ve Kanuninin eline geçmesi sağlandı.Kanuninin emri ile Konya Sancak Beyi Şehzade Mustafa, 6 Kasım 1553te Nahcıvan Seferine giden Osmanlı ordusu Konyada konaklamakta iken elini öpmeye gittiği babasının otağında, kendisini bekleyen cellâtlara boğduruldu. Bu olaya tanık olan Şehzade Cihangir de olayın duygusal etkisini üzerinden atamadı ve hastalandı; babası ile birlikte sefere devam eden genç Şehzade, Halepte hayatını kaybetti. Tahta aday olarak Hürremin iki oğlu Şehzade Bayezid ve Şehzade Selim kaldı.
Dış siyaset meseleleri
Hürrem Sultan, o zamana kadar başka Osmanlı padişah eşlerinde görülmemiş şekilde dış siyasetle ilgilenmiş, diplomatik yazışmalar yapmıştır.[2] Kanuninin padişahlığının ikinci senesinde Rodos şövalyelerine karşı Rodos seferinin açılmasını teşvik ettiği ve sonraki yıllarda İran seferlerine destek verdiği düşünülen Hürrem Sultan, 1548te Kanuni İkinci İran seferinde iken Lehistan tahtına çıkan yeni krala tebrik mektubu yazmış; hediyeler göndermiştir.
Ölümü
Oğullarını tahta varis yapmayı başaran Hürrem Sultan, Valide Sultan olamadan 15 Nisan 1558de(Sultan Süleyman'dan yaklaşık 8 yıl önce) İstanbulda hayatını kaybetti. Son senelerini hastalığı sebebiyle rahatsız geçiren Hürrem Sultan, son kışını Kanuni ile birlikte Edirnede geçirmiş; rahatsızlığı artınca İstanbula dönmüştü. Büyük bir cenaze töreninin ardından Süleymaniye Camisi avlusuna gömüldü. Mezarı üzerine türbesi eşi Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırıldı.
Hayır işleri
Hürrem Sultan İstanbul'da günümüzde onun adıyla anılan Haseki semtinde, Mimar Sinan'a Haseki Külliyesini yaptırmıştır. 1538-1550 yılları arasında inşaatı tamamlanan külliyenin içinde bir hamam, medrese ve hastane bulunmaktadır; onun ilk ve en önemli hayratlarındandır. Günümüzde T.C. Sağlık Bakanlığı Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi olarak tanınan bu hastane Türkiye'de kesintisiz hizmet vermekte olan en eski hastane olma özelliğini taşır.
Hürrem Sultan ayrıca Ayasofya Camii civarında yardıma muhtaç ve fakirlerin karnını doyurmak için bir mutfak yaptırtmıştır.
Kabede, Şamda, Bağdatta, Konyada, Kudüste, Edirnede Hürrem Sultan adına çeşitli eserler yapılmıştır.
Ölümünden sonra
Hürrem Sultan; Avrupa'da ve Türkiye'de resim, müzik ve bale sanatlarındaki bir çok çalışmaya konu olmuştur. Avusturyalı besteci Joseph Haydn'ın 63. Senfonisi bu eserlere bir örnektir. Eser daha çok, ikinci bölümünün adı olan Roksalan ismiyle anılır.
Yusuf Niyazi'nin Mazlum Şehzadeler, Orhan Asena'nın Hürrem Sultan ve Ya Devlet Başa Ya Kuzgun Leşe adlı piyesleri, Hürrem Sultanı konu alan Türk tiyatro yapıtlarındandır.
Türkiyede yazılan ilk büyük bale eserlerinden Hürrem Sultan Balesi, Orhan Asenanın Hürrem Sultan adlı piyesinden ilham alarak Nevit Kodallı tarafından bestelenmiştir
Hürrem Sultan'ın doğduğu yer olduğuna inanılan Ukrayna'nın Rohatyn kentinde bir Hürrem Sultan Anıtı bulunur. 2007 yılında, Ukrayna'daki bir liman kenti olan Mariupol'daki Tatarlar Hürrem Sultan'ın onuruna bir cami açmıştır.
Osmanlı sarayına gelene kadarki yaşamı hakkında kesin bir bilgi yoktur. Lehistan Krallığı'nın sınırları içerisinde bulunan Rutenya'da 1504 yılında doğduğu rivayetler arasındadır, Tatar akıncılar tarafından 1520 tarihinde 20'li yaşlarında Rutenya'den kaçırıldığı, Kırım Hanı'nın himayesine girdikten sonra Osmanlı sarayına sunulduğu tarihçiler ve yazarlar tarafından kabul görmüş bir rivayettir.
16. yüzyıl kaynaklarına göre kızlık ismi bilinmiyordu. Ama daha sonraki kayıtlara göre - mesela 19. yüzyılın Ukrayna'daki ilk kayıtlarına göre[kaynak belirtilmeli] - Anastasia (Kısaca Nastia) Polonyalıların geleneğinde, Aleksandra Lisowska olarak bilinir. Genelde Hürrem Sultan ya da Hürrem balsaq sultan olarak bilinirdi; Avrupa dillerinde Roxolena, Roxolana, Roxelane, Rossa, Ruziac, Türkçe'de Hürrem (Farsça kökenliخرم Hürrem), neşeli olan kişi ve (Arapçada Kerîme -كريمة
Soylu olan kişianlamına gelir. Roxelana, onun gerçek ismi olmayabilir ama takma adı onun Ukraynalı soyuna ait olan (Günümüze ait yaygın isim Ruslana) ve doğu slav ismi olan, Roxolany ya da Roxelany, şimdiki Ukrayna halkında 15. yüzyıldan sonra kullanılıyordu.Saraydaki yaşamı
Hürrem Sultanın saraya gelişi ve Kanuni ile tanışması hakkında kesin bilgiler yoktur. Kanuni'nin şehzadeliği sırasında veya padişahlığının ilk senesinde Harem'e girdiği düşünülür.ürrem Sultan saraya getirildiğinde Kanuni'nin Manisa valisi iken birlikte olduğu Mahidevran Sultan'dan Mustafa isimli bir oğlu vardı. Sarayın en nüfuzlu kadını padişahın annesi Ayşe Hafsa Sultan, ikinci derece nüfuzlu kadın Mahidevran Sultan idi. Hürrem, saraya girdikten sonra Kanuni ile ilişkisinden 1520/21de Şehzade Mehmet dünyaya geldi ve böylece Hürrem Sultan saraydaki en nüfuzlu üçüncü kadın durumuna geldi. İki haseki arasındaki rekabet , bir gün kavgaya dönüşmüştür.Hürrem Sultan bu kavgayı çeşitli entrikalarla lehine çevirmiştir.Pek çok yazara göre bu olaydan sonra gözden düşen Mahidevran Sultan, 1533de Manisa valiliğine atanan oğlu Şehzade Mustafanın yanına gönderildi ve Hürrem Sultan, onun yerini aldı.
Hürrem Sultan'ın sarayda pozisyonu, Kanuni'nin nikâhlı eşi olması ile arttı. Hürrem Sultan, Şehzade Mehmetin doğumundan sonra Kanuni ile görkemli bir düğün yapılarak evlendi ve aralarında nikah kıyıldı. Kesin tarihi belli olmamakla birlikte Haziran 1534te veya daha erken gerçekleştiği düşünülen[2] düğün, Hürremi Kanuninin meşru eşi yapan, Osmanlı geleneklerine aykırı düşen çok önemli ve devrimci bir hareket olarak değerlendirilir. Bu nikah ile Hürrem, Osmanlı tarihinde padişah tarafından nikahlanan ilk cariye oldu.Mahidevran ile Hürrem arasındaki mücadelede Mahidevran Sultan'ı tuttuğu düşünülen ve oğlu üzerinde büyük nüfuzu olduğu söylenen Valide Hafsa Sultanın 1534 yılındaki ölümü ile Hürremin saraydaki etkisi daha da artmıştır.Fakat Valide Sultan'ın ölümünden sonra Mahidevran Sultan veliaht annesi olduğu ve Şehzade Mustafa'nın tahta çıkmasına kesin gözle bakıldığı için Valide Sultan'lığa hazırlanmaya başlamıştır.
Hürrem Sultan Şehzade Mehmet'ten sonra Selim, Bayezid, Cihangir adlı 3 şehzade ve Mihrimah adlı bir kız çocuğu daha dünyaya getirdi. Çocuklarını büyütürken ileride oğullarından birinin tahta geçmesi için önlerindeki engelleri kaldırma mücadelesi verdi.
Sadrazam İbrahim Paşa'nın idamı
Sadrazam Pargalı Damat İbrahim Paşa, Hürrem Sultanın şehzadelerinden birisi yerine Şehzade Mustafayı hükümdarlığa aday gösterenler arasındaydı. İbrahim Paşanın Irakeyn Seferinden dönüşte saraya davet edilip 6 Mart 1536 gecesi dairesinde uyurken boğdurulması, önemli bir engelin ortadan kaldırılmasını sağladı. Çocukluğundan beri Kanuninin yakın arkadaşı ve danışmanı olan İbrahim Paşa'nın gözden düşürülüp boğdurulmasında Hürrem Sultanın büyük rolü olduğu rivayet edilir. Bu olaydan sonra Hürrem Sultanın Kanuniye hükmetmeye ve devlet işlerini idare etmeye başladığı kanısı yaygındır
Haremin Topkapı Sarayına taşınması
ehzadelerin sancak beyliklerine atanmasında da Hürrem Sultanın rolü olduğu düşünülür. 1541de, padişah adaylarının tayin edildiği Manisa Sancağında Sancak Beyliği yapmakta olan Şehzade Mustafanın oradan alınıp Amasyaya Sancak Beyi olarak atanması ve ertesi sene Manisa Sancak Beyliğine Şehzade Mehmetin getirilmesi, Hürremin etkisinde gerçekleşmiş işlerden kabul edilir. Ne var ki Şehzade Mehmet, tahta çıkamadan 1543de Manisa valisi iken hayatını kaybetmiştir. 1544te Manisaya, Konya sancak beyliğindeki Şehzade Selim tayin edildi.
Hürrem Sultan, çeşitli tarihlerde Manisa, Bursa, Konya, Kütahya, Amasya'ya giderek şehzadelerini ziyaret etti ancak bu ziyaretlerden sonra İstanbula döndü. Geleneklere aykırı olarak oğulları ile birlikte sancakta yaşamaması, onun hep Kanuninin yanında sırdaşı, danışmanı olarak kalmasını sağlamıştır
Rüstem Paşanın sadrazamlığa getirilmesi
Hürrem Sultanın tek kızı Mihrimah Sultan, 1539da Diyarbakır valisi ve III. Vezir Rüstem Paşa ile evlendirilmişti. Damat ünvanını alan Rüstem Paşa 1544te sadrazamlığa tayin oldu. Kaynakların çoğunda Sadrazam Hadım Süleyman Paşanın azledilmesinin ve yerine II. Vezir Divane Hüsrev Paşa'nın değil de III. Vezir Rüstem Paşanın getirilmesinin perde arkasında Mihrimah Sultan ile Hürrem Sultanın olduğu ifade edilir
Şehzade Mustafanın boğdurulması
Kanuniden sonra Şehzade Mustafanın tahta çıkarılacağından korkan Hürrem Sultan, çeşitli kaynaklara göre Mustafayı babasının gözünden düşürmek için kızı ve damadının yardımı ile komplo kurmuştur. Mustafanın, yaşlanan babasını tahttan devirmek için İran şahı Şah Tahmasb ile iletişim halinde olduğunu gösteren sahte mektuplar üretildi ve Kanuninin eline geçmesi sağlandı.Kanuninin emri ile Konya Sancak Beyi Şehzade Mustafa, 6 Kasım 1553te Nahcıvan Seferine giden Osmanlı ordusu Konyada konaklamakta iken elini öpmeye gittiği babasının otağında, kendisini bekleyen cellâtlara boğduruldu. Bu olaya tanık olan Şehzade Cihangir de olayın duygusal etkisini üzerinden atamadı ve hastalandı; babası ile birlikte sefere devam eden genç Şehzade, Halepte hayatını kaybetti. Tahta aday olarak Hürremin iki oğlu Şehzade Bayezid ve Şehzade Selim kaldı.
Dış siyaset meseleleri
Hürrem Sultan, o zamana kadar başka Osmanlı padişah eşlerinde görülmemiş şekilde dış siyasetle ilgilenmiş, diplomatik yazışmalar yapmıştır.[2] Kanuninin padişahlığının ikinci senesinde Rodos şövalyelerine karşı Rodos seferinin açılmasını teşvik ettiği ve sonraki yıllarda İran seferlerine destek verdiği düşünülen Hürrem Sultan, 1548te Kanuni İkinci İran seferinde iken Lehistan tahtına çıkan yeni krala tebrik mektubu yazmış; hediyeler göndermiştir.
Ölümü
Oğullarını tahta varis yapmayı başaran Hürrem Sultan, Valide Sultan olamadan 15 Nisan 1558de(Sultan Süleyman'dan yaklaşık 8 yıl önce) İstanbulda hayatını kaybetti. Son senelerini hastalığı sebebiyle rahatsız geçiren Hürrem Sultan, son kışını Kanuni ile birlikte Edirnede geçirmiş; rahatsızlığı artınca İstanbula dönmüştü. Büyük bir cenaze töreninin ardından Süleymaniye Camisi avlusuna gömüldü. Mezarı üzerine türbesi eşi Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırıldı.
Hayır işleri
Hürrem Sultan İstanbul'da günümüzde onun adıyla anılan Haseki semtinde, Mimar Sinan'a Haseki Külliyesini yaptırmıştır. 1538-1550 yılları arasında inşaatı tamamlanan külliyenin içinde bir hamam, medrese ve hastane bulunmaktadır; onun ilk ve en önemli hayratlarındandır. Günümüzde T.C. Sağlık Bakanlığı Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi olarak tanınan bu hastane Türkiye'de kesintisiz hizmet vermekte olan en eski hastane olma özelliğini taşır.
Hürrem Sultan ayrıca Ayasofya Camii civarında yardıma muhtaç ve fakirlerin karnını doyurmak için bir mutfak yaptırtmıştır.
Kabede, Şamda, Bağdatta, Konyada, Kudüste, Edirnede Hürrem Sultan adına çeşitli eserler yapılmıştır.
Ölümünden sonra
Hürrem Sultan; Avrupa'da ve Türkiye'de resim, müzik ve bale sanatlarındaki bir çok çalışmaya konu olmuştur. Avusturyalı besteci Joseph Haydn'ın 63. Senfonisi bu eserlere bir örnektir. Eser daha çok, ikinci bölümünün adı olan Roksalan ismiyle anılır.
Yusuf Niyazi'nin Mazlum Şehzadeler, Orhan Asena'nın Hürrem Sultan ve Ya Devlet Başa Ya Kuzgun Leşe adlı piyesleri, Hürrem Sultanı konu alan Türk tiyatro yapıtlarındandır.
Türkiyede yazılan ilk büyük bale eserlerinden Hürrem Sultan Balesi, Orhan Asenanın Hürrem Sultan adlı piyesinden ilham alarak Nevit Kodallı tarafından bestelenmiştir
Hürrem Sultan'ın doğduğu yer olduğuna inanılan Ukrayna'nın Rohatyn kentinde bir Hürrem Sultan Anıtı bulunur. 2007 yılında, Ukrayna'daki bir liman kenti olan Mariupol'daki Tatarlar Hürrem Sultan'ın onuruna bir cami açmıştır.
- Durum
- Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
