Hikayeler

Reklam vermek için turkmmo@gmail.com

kapadokya

turkmmo

Level 1
Gold Üye
Katılım
17 Eyl 2008
Konular
31,097
Mesajlar
0
Online süresi
310s
Reaksiyon Skoru
208
Altın Konu
0
Başarım Puanı
719
TM Yaşı
17 Yıl 7 Ay 8 Gün
MmoLira
40
DevLira
0

Metin2 EP, Valorant VP dahil tüm oyun ürünlerini en uygun fiyatlarla bulabilir, Item ve Karakterlerinizi hızlıca satabilirsiniz. HEMEN TIKLA!

KAPADOKYA
KAPADOKYA'NIN KONUMU
Roma İmparatoru Augustus zamanında Antik Dönemyazarlarından Strabon 17 kitablık 'Geographika' adlı kitabında Kapadokya Bölgesi'nin sınırlarını güneyde Toros Dağları, batıda Aksaray, doğuda Malatya ve kuzeyde Doğu Karadeniz kıyılarına kadar uzanan geniş bir bölge olarak belirtir. Bu günkü Kapadokya Bölgesi Nevşehir, Aksaray, Niğde, Kayseri ve Kırşehir illerinin kapladığı alandır. Daha dar bir alan olan kayalık Kapadokya Bölgesi ise Uçhisar, Göreme, Avanos, Ürgüp, Derinkuyu, Kaymaklı, Ihlara ve çevresinden ibarettir.
KAPADOKYA'NIN DOĞAL, TARİH VE DİNİ ÖZELLİKTEKİ MERKEZLERİ
UÇHİSAR
Nevşehir- Göreme yolu üzerinde, Nevşehir'e 7km.uzaklıktadır. Bölgenin en yüksek noktasında yer alan ve en eski yerleşimin ne zaman yapıldığı bilinmeyen Uçhisar, yerleşim biçimi açısından Ortahisar'a ve Ihlara Bölgesi'ndeki Selime Kalesi'ne benzemektedir.
Uçhisar Kalesi'nin zirvesi aynı zamanda bölgenin panoramik seyir noktasıdır. Kale içerisinde bulunan çok sayıdaki odalar birbirine merdivenler, tüneller ve koridorlarla bağlanmıştır. Odaların girişlerinde ise -tıpkı yeraltı yerleşimlerinde olduğu gibi -giriş/ çıkışı kontrol altına almaya yarayan sürgü taşları bulunmaktadır. çok katlı bir özelliğe sahip olan Kale'nin bazı mekanları bugün yer yer göçtüğünden dolayı tüm mekanlara ulaşmak ne yazık ki mümkün olmamaktadır.
Uçhisar'ın doğu, batı ve kuzeyinde yeralan bazı peribacaları Roma dönemi'nde mezarlık amacıyla oyulmuştur. Girişleri genellikle batı yönüne bakan mezarların iç kısımlarında ölülerin yatırıldığı klineler bulunmaktadır. Gerek Kale'nin eteklerinde gerekse Kale'de çok az sayıda kaya oyma kiliseler tespit edilebilmiştir. Bunun nedeni belki de çok sayıda kilise ve manastıra sahip olan Göreme'nin Uçhisar'a yakın olmasındandır. Kale zirvesindeki Bizans Dönemi'ne ait basit kaya mezarlar ise oldukça tahrip olduklarından ve soyulduklarından pek özellik arzetmezler.
GÖREME (Maccan/Avcılar)
Nevşehir'e 10 km. uzaklıktaki Göreme, Nevşehir- Ürgüp- Avanos üçgeni arasındaki etrafı vadilerle çevrili bölgede yer alır. Göreme kasabası'nın eski adları ''Korama, Matiana, Maccan ve Avcılar'' dır. Göreme ile ilgili 6. yüzyıla ait bir belgede ilk olarak 'Korama' adına rastlandığından dolayı en eski adının bu olduğu düşünülmektedir.
Göreme Kiliseleri
Durmuş Kadir Kilisesi
Bazilika tipindeki bu kilisenin diğer kiliselerden farkı, kilisenin ortasındaki papaz tahtı, iri dörtgen sütunları, vaftiz yeri, birinci bölmedeki duvarlara oyulmuş irili ufaklı mezarlarıdır. Kaya kabartma süslemelerinin en güzel örneklerine sahip olan bu kilise 6. ve 7. yüzyıllara tarihlenmektedir.
Yusuf Koç Kilisesi
Durmuş Kadir gibi Yusuf Koç Kilisesi de adını içinde bulunduğu bağın sahibinden almaktadır. Çapraz tonozlu, haç planlı, iki apsisli, dört sütunludur. Ancak sütunları kırılmıştır. 11. yüzyıla tarihlenmektedir.
El Nazar Kilisesi
Göreme-Müze yolunun sağındaki vadide, yoldan yaklaşık 800 m. uzaklıkta El Nazar
vadisindedir. Bir peribacası içine oyulmuş El Nazar Kilisesi, ' T ' planlı, haç kolları beşik tonozludur. Ana apsis haç kollarının birleştiği merkez mekana açılır. Zeminin tamamı ve apsisin bir kısmı tahrip olmuştur. Sahneleri kronolojik olarak birbirini takip etmekte olan kilise 10. yüzyılın sonlarına tarihlenmektedir.
Saklı Kilise
1957 yılında bulunduğundan dolayı 'Saklı Kilise' adı verilmiştir. El Nazar Kilisesi yakınlarındadır. Enlemesine dikdörtgen planlı, ana mekan iki sütun ve üç kemerle ikiye ayrılmıştır. Üç apsislidir. Düz tavan haçlarla ve geometrik süslemelerle dekore edilmiştir. Kiliseyi süsleyen resimler sıva üzerine değil, doğrudan ana kaya üzerine yapılmıştır.Kilisenin etrafında bulunan boyalı bez parçalarının yapılan analizler sonucunda kilisenin boyanmasında fırça yerine kullanıldığı anlaşılmıştır. Kilise'nin mimarisi Mezopotamya Kilise mimari geleneğine benzemektedir. Kilise, 11.yüzyıllın ikinci yarısına tarihlenmektedir.
Meryem Ana ( Kılıçlar Kuşluk ) Kilisesi
Tokalı Kilise'nin arkasındaki sırtta, Göreme Açık Hava Müzesi'ne yaklaşık 250 m. uzaklıkta, Kılıçlar Kilisesi'nin güneyindeki dik yamaçta yer alır. Nef, enlemesine dikdörtgen planlı, farklı genişlik ve yükseklikteki iki beşik tomozla örtülüdür. Kilise aziz figürleri ve İncil siklusunun dört sahnesini içermektedir.
Kılıçlar Kilisesi
Kılıçlar vadisinde Göreme Açık Hava Müzesi'nin yaklaşık 600m. kuzey doğusunda-dır. Haç planlı dört sütunlu, merkezi kubbeli, haç kolları beşik tonozlu, batı köşe mekanları, düz tavanlı, doğu mekanları kubbeli olup üç apsislidir. Kilise'nin içi oldukça zengin bir şekilde fresklerle süslenmiş olup uzun bir incil siklusunu içermektedir. Kılıçlar Kilisesi, 9.yüzyıl sonlarına, 10.yüzyıl başlarına tarihlenmektedir.
Göreme Açık Hava Müzesi
Tokalı Kilise
Bölgenin bilinen en eski kaya kilisesi olup 4 mekandan oluşur. Tek Nefli eski Kilise, Yeni Kilise, Eski Kilise'nin altındaki Kilise, Yeni Kilise'nin kuzeyindeki Yan Şapel. 10.yüzyılın başlarına tarihlenen Eski Kilise, bugün Yeni Kilise'nin giriş mekanı şeklin-de ise de orjinalde tek nefli, beşik tonozlu bir yapıdır. Doğusuna Yeni Kilise'nin eklenmesi sırasında apsisi tamamen yıkılmıştır. Sahneler tonoz yüzeyine ve duvarların üst bölümüne yerleştirilmiştir. İsa'nın hayatını kapsayan siklus tonozda panellere ayrılmış olup, sahneler sağ kanatta başlayıp sol kanata doğru birbirini takip etmektedir.
Rahibeler ve Rahipler Manastırı
Açık Hava Müzesi'nin girişinin solunda yer alan 6-7 katlı kaya kütlesi 'Rahibeler Manastırı' olarak bilinir. Bu manastırın 1.katındaki yemekhanesi, mutfağı, birkaç odası; 2.katında yıkı şapeli gezilebilir durumdadır.3.kattaki-bir tünelle ulaşılan- kilisesi çapraz kubbeli, dört sütunlu üç apsislidir. Ana apsisteki templona Göreme'deki diğer kiliselerde pek rastlanmaz. Kilise'de doğrudan kaya üzerine yapılan İsa freskinin yanında kırmızı bezemeler görülür. Manastırda katlar arasındaki bağlantı tünellerler sağlanmıştır. Tehlike anında tünelleri kapatmak üzere yeraltı şehirlerinde olduğu gibi'Sürgü taşları' kullanılmıştır.
Aziz Basil Şapeli
Göreme Açık Hava Müzesi'nin girişindedir. Sütunlarla ayrılan nartekste mezar çukur-ları bulunmaktadır. Nef enine beşik tonozlu, dikdörtgen planlı ve üç apsislidir. Dik-
dörtgen nefin sol uzun yüzünde biri büyük, ikisi küçük, üç apsis bulunmaktadır. Kilise 11. yüzyıla tarihlenmektedir.
Elmalı kilise
Dokuz kubbeli, dört sütunlu, kapalı Yunan haçı planlı, üç apsislidir. Asıl girişi güney yönünden olan kiliseye, kuzeyden açılan bir tünel vasıtasıyla girilebilmektedir. Elmalı Kilise' nin ilk süslemeleri Aziz Basil ve Azize Barbara Şapeli' nde olduğu gibi doğru-dan duvara kırmızı boya ile yapılan haç ve geometrik motiflerdir. Kilise 11.yüzyılın ortası, 12. yüzyılın başına tarihlenmektedir.
Azize Barbara Şapeli
Elmalı Kilise'nin bulunduğu kaya blokunun arkasındadır. Haç planlı, iki sütunlu,batı, kuzey ve güney haç kolları beşik tonozlu, merkezi kubbeli, doğu haç kolu ve doğudaki iki köşe mekanı kubbelidir. Bir ana, iki yan apsisi bulunmaktadır.
Motifler kırmızı boya ile doğrudan kaya üzerine uygulanmıştır. Duvarda ve kubbede zengin geometrik motifler, mitolojik hayvanlar ve askeri semboller resmedilmiştir. Ayrıca duvarda taş izlenimi veren motifler de yer almaktadır. Kilise 11. yüzyılın ikinci yarısına tarihlenmektedir.
Yılanlı ( Aziz Onuphrius ) Kilise
Ana mekan enlemesine dikdörtgen planlı, beşik tonozlu, güneyde mezarların bulunduğu ek mekan ise düz tavanlıdır. Apsisi sol uzun duvara oyulmuş,kilise tamamlanmadan bırakılmıştır. Girişi kuzeydendir. Kilise tonozun her iki yanında Kapadokya'da saygın olan azizlerin tasvirleri bulunmaktadır. Kilise 11.yüzyıla tarihlenmektedir
Karanlık Kilise
Kuzeyde kavisli bir merdivenden kilisenin dikdörtgen, beşik tonozlu narteksine çıkılır. Narteksin güneyinde bir mezar bulunmaktadır. Kilise haç planlı, haç kolları çapraz tonozlu, merkezi kubbeli, dört sütunlu, üç apsislidir. Karanlık Kilise olarak adlandırılmasının nedeni,narteks kısmındaki küçük bir pencereden çok az ışık almasından dolayıdır. Bu sebeple fresklerdeki renkler oldukça canlıdır. Kilise ve narteks İncil ve İsa siklusunu içeren zengin süslemelere sahiptir. Ayrıca Elmalı ve Çarıklı Kilise'de olduğu gibi Tevrat kaynaklı sahneler de resmedilmiştir. Kilise, 11. yüzyıl sonu 12.yüzyıl başına tarihlenmektedir.
Azize Catherine Şapeli
Karanlık Kilise ile Çarıklı Kilise arasında yer alan Azize Catherine Şapeli, hem narteksi, hem de naosu serbest haç planlı, merkezi kubbeli, haç kolları beşik tonozlu ve apsisi templonludur. Narteks zemininde dokuz mezar, duvarında ise iki nişli mezar
(arkosolium) yer alır.
Şapelin sadece naos kısmı figürsel dekorasyonlar içermektedir. Pandatifler kabartma geometrik süslemelerle bezenmiştir.
Anna adındaki donör tarafından yaptırılan Azize Catherine Şapeli, 11.yüzyıla tarihlenmektedir.
Çarıklı Kilise
İki sütunlu, ( diğer sütunlar duvar köşelerinde paye şeklindedir.) çapraz tonozlu, üç apsisli ve dört kubbelidir. Sahnelerinde İsa'nın hayatını konu alan siklus, İbrahim Peygamber'in misafirperverliğini gösteren Tevrat sahnesi, aziz ve bani tasvirleri iyi muhafaza edilmiştir. Elmalı ve Karanlık Kilise'ye benzemekle beraber, İsa'nın çarmıha gidişi ve çarmıhtan alınış sahneleri kilisenin farklı özelliğidir. Figürler genelde büyük ve uzundur.
İsa'nın göye yükseliş sahnesinin altında bulunan ayak izlerinden dolayı kiliseye 'Çarıklı Kilise' adı verildiği sanılmaktadır. Kilise 12. yüzyıl sonu, 13. yüzyıl başına tarihlen mektedir.
Ana kubbenin ortasında pantokrator İsa, madalyonlarda melek büstleri bulunmaktadır. Ayrıca ana apsiste Deesis, kuzey apsiste Meryem ve çocuk İsa, güney apsiste ise Melek Michael tasviri yer alır.
ÇAVUŞİN
Bölgenin en eski yerleşim yerlerinden biri olan Çavuşin, Göreme -Avanos yolu üzerinde, Göreme'ye 2 km.uzaklıktadır. Çavuşin'deki Vaftizci Yahya adına yapılan kilise bölgeye hakim bir yerdedir. Muhtemelen 5.yüzyılda yapılmış boyanmış olduğundan bölgenin en eski kilisesidir.
Kapadokya'da pek görülmeyen geniş avlusu son yıllarda kayaların kopması sonucu yıkılmıştır. Eski Çavuşin vadisindeki harabeler hıristiyan dervişlerinin ve topluluklarının yaşadığı yerlerdir. Çavuşin'in hemen yanındaki Güllüdere'de 5 Kilise bulunmaktadır. Vadinin yakınındaki Haçlı Kilise aynı zamanda Arap akınlarına karşı savunma amaçlı olarak da kullanılmıştır.
AVANOS
Nevşehir'in 18 km.kuzeyinde olan Avanos'un antik dönemindeki adı 'Venessa'dır. Çok sayıda çanak çömlek atölyesi bulunan ilçede seramikyapım geleneği Hititlerden beri süregelmektedir. Kızılırmak'ın getirdiği kırmızı toprak ve milden elde edilen seramik çamuru, Avanoslu seramik sanatçılarının elinde şekil almaktadır. Avanos yakınlarında Kızılırmak'ın
hemen kenarındaki bir roma mezarlığında ele geçen mermerden lahit, Merkez Kapadokya Bölgesi' nde bugüne kadar ele geçen tek lahit olması açısından ilginçtir.
Lahit 1971 yılında tesadüfen ortaya çıkmış,semerdam biçimindeki kapağı kimliği tespit edilemeyen şahıslarca açılmış ve içindeki buluntular ne yazık ki çalın mıştır. Ceset üzerinde yapılan patolojik ve paleoantropolojik araştırmalar sonucunda lahitin, saçları kına ile boyanmış bir kadına ait olduğu anlaşılmıştır.
ZELVE
Avanos'a 5 km, Paşabağlarına 1 km. uzaklıktaki zelve, Aktepe'nin dik ve kuzey yamaçlarında kurulmuştur. Üç vadiden oluşan Zelve Ören Yeri, peribacalarının en yoğun olduğu yerdir. Vadideki peribacaları sivri uçlu ve geniş gövdelidir.
Uçhisar, Göreme, Çavuşin'de olduğu gibi kaya oyma mekanlardaki trogloditik yaşamın ne zaman başladığı bilinmeyen Zelve, özellikle 9.
ve 13. yüzyılda Hıristiyanların önemli yerleşim ve dini merkezlerinden biri olmuş; aynı zamanda rahiplere ilk dini seminerler de bu yörede verilmiştir.
Yamaçların dibinde yer alan 'Direkli Kilise' Zelve'deki manastır hayatının ilk yıllarına aittir. Kilise süslemelerinde tercih edilen kabartma haçlar daha çok ikonoklastik Dönem öncesine tarihlenen Balıklı, Üzümlü, ve Geyikli Kiliseler vadinin önemli kiliselerindendir.
1952 yılına kadar iskan edilmiş vadide manastır ve kiliselerden başka yerleşim yerleri, iki vadiye açılan tünel, değirmen, cami ve güvercinlikler bulunmaktadır.
Balıklı ve Üzümlü Kilise
Zelve'nin üçüncü vadisinde, bir manastıra ait doğal avlunun doğusundadır. Giriş kısmı yakılmış olan Üzümlü ve Balıklı Kilise'nin giriş kapısının üstünde tahtta oturan ve kucağında çocuk İsa bulunan Meryem tasviri yer alır. kısmen yıkık tonozda daire içinde malta haçı taşıyan Melek Michael ve Gabriel tasviri bulunur.
Girişin hemen sağında hücre şeklindeki 'Güney Şapel' i tek nefli, apsisli ve beşik tonozlu olup kenarlarda oturmaya yarayan platform bulunur. Apsisinde kırmızı çer-çeve içinde ayakta duran, bir elinde kitap, diğer eliyle takdis eden İsa; apsis cephesi ise içi noktalı basit üçgen ve daire dizileriyle, tonozu ise çizilerek yapılmış Malta Haçı ve konstantrik dairelerle süslenmiştir. Şapel büyük olasılıkla 10.yüzyılda yapılmıştır.
Paşabağları ve Aziz Simeon Hücresi
Göreme -Avanos yolunun sağında, yoldan 1 km. içeridedir. Eskiden 'Rahipler Vadisi'
bugün ' Paşabağı ' olarak adlandırılan bu alan, kendine özgü peribacalaryla doludur.
Çok gövdeli ve çok başlı olan bazı peribacalarının içlerine şapel ve oturma mekanları oyulmuştur.
Üç başlı peribacalarının birinde Aziz Simeon adına yapılmış bir şapel ve inziva hücresi bulunmaktadır. Dar bir baca vasıtasıyla ulaşılabilen hücrenin girişini antitetik haçlar süslemektedir. İçinde ocak, oturma ve yatma mekanları ile ışık girmesini sağlayan
pencere aralıkları mevcuttur.
ÜRGÜP
Nevşehir'in 20 km.doğusunda olan Ürgüp, Kapadokya bölgesinin en önemli merkezlerindendir. Göreme'de olduğu gibi tarihsel süreç içerisinde çoksayıda isme sahip olmuştur. Bizans döneminde Osiana ( Assiana), Hagios Prokopios; Selçuklular Dönemi'nde Başhisar; Osmanlılar zamanında Burgut Kalesi; Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren de Ürgüp adıyla anılmıştır.
Ürgüp ve civarındaki ilk yerleşim antik adı '' Tomissos'' olan Damsa çayı'nın doğusun-
daki Avla Dağı etekleridir. Daha geç dönemlere ait en önemli kalıntılar ise Ürgüp kasaba ve köylerinde bulunan Roma dönemi'ne ait kaya mezarlardır.
Bizans Döneminde de önemli bir dini merkez olan Ürgüp, köy, kasaba ve vadilerin-deki kaya kiliselerin ve manastırların piskoposluk merkeziydi.
11. yüzyılda Ürgüp, Selçuklular' ın kentleri Konya'ya ve Niğdeye açılan önemli bir kale konumundaydı. Bu döneme ait iki yapı kentin merkezindeki Altıkapılı ve Temenni Tepesi Türbeleri'dir. Bir anne ve kızına ait olan ve 13. yüzyılda yaptırılan' Altı Kapılı Türbe ' , altı cepheli, her cephesinde kemerli pencereli ve üstü açıktır. Ürgüp'ün temenni Tepesi'nde bulunan iki türbeden birinin, 1268 yılında Vecihi Paşa tarafından yaptırılan ve halk arasında ' Kılıçarslan Türbesi' olarak da anılan Selçuklu
Sultanı IV. Rüknettin Kılıçarslan'a, diğerinin ise III. Alaaddin Keykubat'a ait olabile-ceği düşünülmektedir. Ancak araştırmacılara göre bu olasılıklar oldukça zayıftır.
1515 yılında Osmanlı topraklarına katılan Ürgüp, 18. yüzyılda Osmanlı Sadrazamı Damat İbrahim Paşa'nın Kadılık makamını doğduğu kent olan Nevşehir'e ( Muşkara) bağlaması nedeniyle ilk kez ikinci planda kalır. Şemsettin Sami 1888- 1900 yıllarında yazdığı Kamus-ül Alam adlı tarih ve coğrafya ile ilgili eserinde Ürgüp'te 70 cami, 5 kilise ve 11 kütüphane olduğunu belirtir.
Aziz Theodore ( Tağar ) Kilisesi
Ürgüp- Kayseri yolunda 8.5km. sonra sağa dönülüp 8 km.daha gidilince Ürgüp ilçesinin Yeşilöz köyüne ulaşılır. Burada Kilise 'T' planlı, merkezi kubbelidir. ( Kubbe çöktüğünden camla kapatılmıştır.) Üst katta bulunan galeriye bir merdiven sayesinde çıkılmaktadır. Bu nedenle Kapadokya kiliseleri içinde tek örnektir.
Pancarlık Kilisesi
Ortahisar kasabasının güneyinde, Ürgüp - Mustafapaşa yolunun sağındaki Pancarlık vadisindedir. Düz tavanlı tek nefli ve tek apsislidir. Kilisedeki duvar resimleri daha çok yeşil zeminlidir ve oldukça iyi korunmuştur. İlk bakışta kiliseyi iki farklı sanatçının farklı zamanlarda boyadığı düşünülse de sahneler ve tüm yazılar ayrı ayrı incelendiğinde aynı sanatçı tarafından süslendiği anlaşılmaktadır. Zengin İncil siklusunu içeren kilisede sahneler firizle r halinde birbirini taki p etmekte, frizin her iki yanını madalyonlar içinde aziz tasvirleri sınırlamaktadır. Pancarlık Kilisesi 11. yüzyılın ilkyarısına tarihlenmektedir.
ORTAHİSAR
Nevşehir- Ürgüp karayolu üzerinde, Ürgüp'e 6 km. uzaklıktadır. Ortahisar Kalesi hem stratejik hem de yerleşim amacıyla kullanılmıştır. Kalenin eteklerinde Kapadokya'nın karakteristik sivil mimari örnekleri bulunmaktadır.
Ayrıca hemen hemen tüm vadilerin yamaçlarına oyulan soğuk hava depolarında yörede yetişen patates ve elma, Akdeniz Bölgesi'nden getirilen portakal ve limon saklanmaktadır. Ortahisar vadilerinde son derece ilginç manastır ve kiliseler bulunmaktadır. Bunlar Sarıca Kilise, Tavşanlı Kilise, Balkan Deresi Kiliseleri, Hallaç Dere Manastırı'dır.
MUSTAFAPAŞA ( SİNASOS )
Ürgüp'ün 6 km.güneyinde yer alan Mustafapaşa, 20.yüzyılın başlarına kadar Ortodoks
Rumların yaşadığı bir kasabadır. 19. yüzyıl sonları ve 20. yüzyıl başlarına tarihlenen eski Rum evleri oldukça zengin taş işçiliği arz eder.
Mustafapaşa' nın batısında yer alan Gömede vadisi' nin jeomorfolojik açıdan ıhlara vadisi'nin küçük bir benzeridir. Ihlara Vedisi'nde olduğu gibi kaya oyma kiliselere, barınaklara ve vadinin içinden geçen bir dereye sahiptir. Mustafapaşa' daki önemli kilise ve manastırlar; Aios Vasilios Kilisesi, Konstantin - Heleni Kilisesi, Manastır Vadisi Kiliseleri ve Gömede Vadisi' nde Alakara Kilise ve Aziz Basil Şapeli' dir.
Aziz Basil Şapeli
Mustafapaşa kasabasının yaklaşık 2km. batısında, Gömede vadisi'nin batı yakasın-dadır. İki apsisli, dikdörtgen planlı ve düz tavanlı 2nefli şapel, iki sütunla desteklidir.
Batı nefinin duvarlarında üzeri kırmızı aşı buyası ile süslü yarı kabartma sütunlar ve
aralarında nişler yer alır.Doğudaki nef ise oldukça zengin geometrik ve bitkisel motiflerle dekore edilmiştir. Gömede Vadisi' ne bakan, kısmen yıkılmış kapısı olan bu nefin yanında kilise banisine ait olabilecek bir mezar bulunmaktadır.
Doğu nefin apsisi herbirinde bir patriğin adı yazılı, etrafı palmetlerle çevreli üç malta haçı ile süslüdür. Tasvirlerin yerine isimleri yazılı bu üç malta haçlarından ortadaki Abraham'ı, diğerleri İsaac ve Yakup'u temsil etmektedir. Araştırmacılar bu malta haçlarının cenneti ya da Golgota'daki 3 haçı sembolize ettiğini belirtmektedirler. Tavandaki büyük boyutta, etrafı geometrik ve bitkisel motiflerle boyalı haç, kornişte yer alan yazıta göre Aziz Konstantin' i simgelemektedir. İkonoklastik düşünce ile ilgili bu motiflerin yanı sıra apsisin ön cephesine iki önemli aziz, Aziz Basil Şapeli, bazı araştırmacılara göre İkonoklastik Dönem'e ( 726 - 843 ) ya da daha geç döneme tarihlenmektedir.
TATLARİN
Acıgöl ilçesinin 10 km. kuzeyinde yer alan Tatlarin kasabası gerek yeraltı kenti ve kiliseleri gerekse konut mimarisi ile kapadokya Bölgesi' nin ilginç yörelerinden birisidir.
Tatlarin halkı tarafından 'Kale' olarak adlandırıldığı tepesinde yer alan yeraltı şehri ilk olarak 1975 yılında tespit edilmiş, 1991 yılında ziyarete açılmıştır. Halen iki katı gezilebilen yeraltı yerleşiminin mekanlarının büyüklüğü, Güzelyurt Yeraltı Yerleşimi dışında hiçbir yeraltı yerleşiminde bulunmayan tuvaletlere
sahip oluşu, erzak depolarının ve kiliselerin çokluğu normal bir yeraltı yerleşiminden ziyade askeri garnizon ya da manastır kompleksini akla getirir.
NEVŞEHİR
Antik dönemde adı ''Nyssa'' olan Nevşehir'in Osmanlı İmparatorluğu zamanındaki adı ''Muşkara'' idi. Osmanlı Padişahı III.Ahmet'in damadı ve sadrazamı olan İbrahim paşa ( 1660-1730 ) doğup büyüdüğü yer olan Nevşehir'e ilgi göstermiş, Ürgüp'e bağlı 18 haneli küçük bir köy olan Muşkara'da camiler, çeşmeler, okullar, imaretler, hanlar ve hamamlar yaptırtmış, adını da 'Nevşehir' olarak değiştirtmiştir.
Damat İbrahim Paşa Külliyesi
Damat İbrahim Paşa Külliyesi içinde yer alan Kurşunlu Camii 1726'da tamamlanmıştır. 3 kapılı bir avlu içinde caminin 44m. yüksekliğinde zarif bir minaresi vardır. Ana mekanı örten kubbesi kurşunla kaplandığı için bu adla anılır. Caminin iç kısmı çiçek motifleriyle bezenmiştir. Caminin hemen yanındaki külliyeye ait medrese, kütüphane ve imarethane ile hamam bulunur. Şehrin yüksek bir tepesindeki Kale Selçuklular tarafından kervan yollarının güvenliği için inşa edilmiştir.
GÜLŞEHİR
Nevşehir'e 20 km. uzaklıkta, kızılırmak' ın güney kenarında yer alan antik adı 'Zoropassos' olan Gülşehir'in eski adı ise 'Arapsun' dur. Damat İbrahim Paşa' nın Nevşehir'e yaptığı imarı, bir başka Osmanlı Sadrazamı Karavezir Mehmed Seyyid paşa da Gülşehir'e yapmış, 30 haneli Gülşehir'i bir külliye ile donatmıştır. Külliye cami, medrese ve çeşmeden oluşmaktadır.
Açık Saray Harabeleri
Nevşehir- Gülşehir yolu üzerinde, Gülşehir' e 3.km.uzaklıktaki Açık Saray Harabeleri
tüf kayalar içine oyulmuş sayısız mekanları, Roma Dönemi kaya mezarları, 9. ve 10. yüzyıla tarihlenen kaya kiliseleri ile önemli bir piskoposluk merkeziydi. Halk arasında ''Hacı Bektaş Veli Mescidi'' olarak adlandırılan mekanın mihrabının günümüze kadar korunmuş ve islami bir yapı olması açısından dikkat çekmektedir. Kareye yakın planlı mescidin batı kesiminde yüksekçe nişler yer almaktadır. Bu ören yerinde bulunan mantar biçimindeki peribacalarının benzeri yoktur.
Aziz Jean ( Karşı) Kilisesi
Gülşehir' in hemen girişinde yer alan ve iki katlı olan Aziz Jean Kilisesi' nin alt katında kilise, şarap mahzenleri, mezarlar, su kanalı ve görevlilere ait mekanlar, üst katında ise İncil' den alınmış sahnelerle süslenmiş bir diğer kilise yer almaktadır.
Alt kata ait kilise, tek apsisli, haç planlı, haç kolları, beşik tonozludur. Merkezi kubbesi çökmüştür. Süsleme açısından direk ana kaya üzerine kırmızı aşı boyası ile stilize hayvan, geometrik ve haç tasvirleri resmedilmiştir. Üst kattaki kilise ile tek apsisli ve beşik tonozludur. Ana apsisteki resimlerin dışında oldukça iyi korunmuş olan kilise siyah bir tabakası ile kaplıydı. Kilise restorasyonu ve konservasyonu 1995 yılında Restoratör Rıdvan İşler tarafından yapıldıktan sonra bugünkü haline gelmiştir.
İsa ve İncil siklusunu içeren kilisede sahneler bantlar içinde firizler halindedir. Siyah zemin üzerine sarı ve kahverengi renkler kullanılmıştır. Niş tonozlarında ve cephelerinde bitkisel ve geometrik motifler tercih edilmiştir. Batı ve güney duvarında Kapadokya Bölgesi'nde oldukça nadir olarak resmedilen Son yargı sahneleri yer alır.
HACI BEKTAŞ
Nevşehir - Kırşehir yolu üzerinde Nevşehir' e 45 km.uzaklıkta olan ilçeye adını veren
Hacı Bektaş-ı Veli, bugün İran sınırları içerisinde bulunan Horasan' da 13.yüzyılda dünyaya gelmiştir. Hacı Bektaş ilk eğitimini dönemin ünlü düşünürü Ahmet Yesevi'den almıştır. Hacı Bektaş'ın o yüzyıllarda Türklerin doğudan batıya göçlerini izleyerek Anadolu'ya gelişi, Anadolu Selçuklularının siyasi ve iktisadi düzenlerinin bozulduğu, yönetimde bölünmelerin ortaya çıktığı bir devreye rastlamıştır. Hacı Bektaş bu dönem de şehir şehir, köy köy gezerek Türk birliğinin sağlanması, Türk gelenek ve göreneklerinin islam inancıyla birleşmesi için çaba harcamıştır. Eski adı Sulucakara höyük olan ilçede kurduğu okulda öğrenciler yetişmiştir. Türk dili ve kültürünün yabancı etkilerden ve her türlü yozlaşmadan korunması için çalışmıştır.
İlçe merkezinde yapılan kazılar sonucunda Eski Tunç çağı, Hitit, Frig, Helenistik ve Roma Dönemi'ne ait ele geçen eserler Hacıbektaş Arkeoloji Müzesi'nde sergilenmektedir.
Hacı Bektaş-ı Veli Müzesi
İçinde Hacı Bektaş-ı Veli'nin ve Balım Sultan' ın Türbeleri' nin bulunduğu külliyede cami, çamaşırhane, hamam, aş evi, konuk evi ve çeşmeler yer alır.
Müze olarak ziyarete açılan külliye birbiri ardına sıralanan üç avludan ibarettir.
KOZAKLI
Nevşehir' in yaklaşık 100 km.kuzeyinde yer alan Kozaklı' nın eski adı Hamamorta' dır
Sağlık turizmi açısından önemli bir yere sahip Kozaklı kaplıcaları, Batı Alman kaplıcaları Birliği sınıflamasına göre sodyumlu, kalsiyumlu, klorlü olup A ve C grubu şifalı sular grubuna girmektedir.
Kozaklı kaplıcalarından iltihapı olmayan romatizmal hastalıkların, kireçlenmelerin, cilt hastalıklarının, kronik iltihaplı kadın hastalıklarının, damar sertliklerinin, mantar hastalıklarının tedavisinde başarılı sonuçlar alındığı gözlenmiştir.
IHLARA VADİSİ
Aksaray'a 40km.uzaklıktadır. Vadiye, Aksaray- Nevşehir karayolunun 11.km.'sinden sapılarak gidilir. Hasandağı' ndan çıkan bazalt ve andezit yoğunluklu lavların soğumasıyla ortaya çıkan çatlaklar ve çökmeler kanyonu oluşturmuştur. Bu çatlaklardan yol bulan kanyonun bugünkü halini almasını sağlayan Melendiz çağına ilk çağlarda Kapadokya ırmağı anlamına gelen 'Potamus Kapadukus' denilmekteydi. 14km. uzunluğundaki vadi Ihlara'dan başlar, Selime'de son bulur. Vadinin yüksekliği yer yer 100 -150 m.dir. Vadi boyunca kayalara oyulmuş sayısız barınaklar, mezarlar ve kiliseler bulunmaktadır. Bazı
barınaklar ve kiliseler yeraltı şehirlerinde olduğu gibi birbirine tünellerle bağlantılıdır.
Ihlara vadisi jeomorfolojik özelliklerinden dolayı keşiş ve rahipler için uygun bir inziva ve ibadet yeri olmuştur. Ihlara vadisi kiliselerindeki süslemeler 6.yüzyılda başlayarak 13. yüzyılın sonuna kadar devam etmiştir.
Vadi boyunca yer alan kiliseler iki gruba ayrılabilir. Ihlara'ya yakın olan kiliselerin duvar resimleri Kapadokya sanatından uzak, doğu etkisi taşırlar. Belisırma yakınında yer alanlar, Bizans tipi duvar resimleri ile süslüdür.
Ihlara bölgesi'nde Bizans Dönemi' ne ait bilinen kitabelerin sayısı oldukça azdır. Belisırma köyüne 500 m.uzaklıktaki Aziz Georgios (Kırkdamaltı) Kilisesi' nde Selçuklu Sultanı II. Mesud (1282 -1305) ve Bizans imparatoru II.Andronikos' un adlarını içeren 13. yüzyıla ait fresk üzerine yazılmış bir kitabe bulunmaktadır. Bu kitabe bölgeyi ellerinde bulunduran Selçukluların hoşgörülü yönetiminin varlığını kanıtlamaktadır.
Ihlara Vadisi' nde yer alan ve resimleri en iyi korunmuş olan kiliseler Ağaçaltı, Pürenliseki, Kokar, Yılanlı ve Kırkdamaltı Kiliseleridir.
Ağaçaltı Kilisesi
Haç planlı, kubbeli haç kolları beşik tonozlu, üç apsisli bir kilisedir.Ana apsis ve güney yan apsis yıkılmıştır. Kiliseye giriş yıkık olan bu ana apsistendir. Girişin tam
karşısındaki duvarda yer alan Aziz Daniel Kilisesi' de denilmektedir. Beyaz zemin üzerine kırmızı, gri ve sarı renkler kullanılmış, kuzey haç kolu tonozu oldukça zengin
bitkisel ve geometrik motiflerle süslenmiştir.
Kokar Kilise
Tek nefli ve Beşik tonozlu olan kiliseye bugün yıkılmış olan apsisinde girilebilmektedir. ihtiyaç nedeniyle kayanın iç kısımlarına doğru oyularak cenaze salonu nefe ilave edilmiştir.
Süslemelerin tonuna gri renk hakimdir. Oldukça iyi korunmuş olan tonozda büyükçe bir haç motifi vardır.Haç motifin ortasında yer alan kare çerçeve içindeki el motifi üçlü kutsama işaretidir.Çerçevesinde ise oldukça zengin dört alana ayrılmış geometrik
bezemeler yer alır. Kilise 9.yüzyılın sonlarına tarihlenmektedir.
Yılanlı Kilise
Haç planlı, beşik tonozlu ve apsislidir. Kuzey duvarında bulunan şapelin içinde keşiş mezarları yer alır. Batı duvarındaki yılanların saldırısına uyramış dört çıplak günahkar kadınla ilgili sahneden dolayı kiliseye bu ad verilmiştir. Sekiz yılanın saldırısına uğrayan birinci kadına ait kitabe tahrip olduğundan suçu anlaşılmamaktadır.
SELİME
Ihlara vadisinin bitiminde yer alır. Selime köyünde dik bir yamacın eteklerine yaslanmış peribacaları, bazilika tipindeki katedrali, köye adını veren ve Selçuklu Dönemi' ne ait Selime Sultan Türbesi, kayaya oyulmuş kalesi ve kaya kiliseleri bulunmaktadır.
GÜZELYURT
Aksaray' a 45km.,Ihlara vadisine ise 15km.uzaklıktadır. Doğal konumu, 19.yüzyıla ait mimarlık örnekleriyle Kapadokya merkezleri arasında seçkin bir yeri vardır. Hıristiyanlığın yayılması için çalışan Nazianuslu Gregor adlı din adamı Güzelyurt'u önemli bir merkez haline getirmiştir.
Güzelyurt' ta bulunan kiliseler Yüksek Kilise, Kızıl Kilise, Silvişli Kilise, Ahmatlı Kilise ve koç Kilisesi' dir. Ayrıca 1891 tarihinde kilise olarak inşa edilen ve halen cami olarak kullanılan kitabeli bir yapı da Güzelyurt' a ayrı bir özellik katmaktadır.
KAPADOKYA' NIN YERALTI YERLEŞİMLERİ
Kapadokya bölgesi' nin en ilginç kültürel zenginliklerinden biri olan çeşitli büyüklük-teki yeraltı yerleşimleri 150-200 civarındadır. Ancak 25000 km.karelik bir alanı kaplayan Kapadokya Bölgesi'nin bütün kasaba ve köylerinde büyüklü ve küçüklü kaya yerleşimi bulunduğundan bu sayı daha da artabilir. Bu kaya yerleşimlerinin büyük bir kısmı yumuşak tüfün aşağıya doğru derinlemesine oyulmasıyla inşa edilmişlerdir. Oyma esnasında oluşan alet izlerinden yapım teknikleri hakkında henüz yeterli bir bilgiye sahip değiliz.
Yeraltı şehirleri kavramı oldukça yaygın olarak kullanıldığından ve bazılarının otuzbin kişiyi barındırabilecek büyüklükte olmasından dolayı bir kısmını ' Yeraltı Şehri' olarak daha küçüklerini ise ' Yeraltı Köyü' olarak adlandırmak mümkündür.
Kapadokya Bölgesi, geçmişte sık sık çeşitli saldırılara maruz kaldığından, bu şehirlerin yapılış amacı, daha çok tehlike anında halkın geçici olarak sığınmasını sağlamaktır
Yeraltı şehirleri aynı zamanda yörede bulunan hemen hemen her evle gizli geçitlerle bağlantılıdır. Yörede yaşamış olan insanlar kendilerini daha fazla emniyete almak için yaşadıkları kayadan evleri çeşitli yerlerine geçilmesi zor odalar, tuzaklar hazırlamış, ihtiyaç karşısında kayaların dibine doğru yeni odalar açmışlardır. Böylece koridorlar ve galeriler çoğalarak yeraltı şehirlerini meydana getirmiştir.
YERLEŞİM MERKEZLERİ
Kaymaklı Yeraltı Şehri
Nevşehir' e 19 km.uzaklıkta, Nevşehir - Niğde karayolu üzerindedir. 1964 yılında ziyarete açılan yeraltı şehri, 'Kaymaklı kalesi' de denilen yerin altında bulunmaktadır. Antik adı 'Enegüp' olan Kaymaklı köyünde halk, evlerini yeraltı şehrininyüze yakın tünelinin etrafına yapmıştır.Yöre halkı halen avlulara açılan bu tünellerden geçerek yeraltı şehirlerinin uygun mekanlarını kiler, depo, ahır olarak kullanmaktadır.
Kaymaklı yeraltı şehri DerinkuyuYeraltı Şehri' nden gerek plan, gerekse kuruluş yönünden farklıdır.Pasajlar dar, alçak ve eğridir.Halen 4 katı açığa çıkarılmış, mekanlar daha çok havalandırma bacalarının etrafında toplanmıştır. Yeraltı şehrinin 1. katında ahır yer almaktadır. Bu mekanın küçüklüğü yeraltı şehrinin henüz temizlenmeyen alanlarında da ahırların varolması gerektiğini gösterir. Ahırın solundaki sürgü taşlı bir geçit vasıtasıyla kiliseye geçilir. Bu koridorun sağ tarafında günlük yaşam yeri olarak oyulmuş odalar bulunmaktadır. 2.kattaki kilise tek nefli 2 apsislidir. Apsislerin önünde vaftiz taşı, kenarlarda ise oturmaya yarayan platformlar yer alır. Bu kattaki mezarlık alanının kilisenin hemen yanında olması dini özellikleri olan kişilere ait olduğu fikrini güçlendirir. Bu katta ayrıca oturma mekanları da mevcuttur. Yeraltı şehrinin en önemli mekanları 3. kattadır. Bu miktarda erzak depoları, şirahaneler ve mutfakların bulunduğu bu kattaki çok çukurlu andezit taş oldukça ilginçtir. Son araştırmalar neticesinde bakır cevherini öğütmede kullanıldığı anlaşılmıştır. Bu taş dışarıdan getirilmeyip yeraltı şehrinin inşası esnasında açığa çıkan tüflerin altındaki andezit lavlarındandır. İhtiyaç duyulduğu için işlevine uygun olarak 57 adet kırma ezme çukurları açılmıştır. Yaklaşık 10cm. boyutundaki bakır cevheri çukurları içine konur. Kırma taşı ile kırılarak ergitmeye hazır hale getirilir. Bu teknik Prehistorik Dönemlerden beri bilinen bir yöntemdir.
Kaymaklı Yeraltı Şehrine getirilen bakır büyük olasılıkla Aksaray - Nevşehir arasındaki bir ocaktan getirilmiştir.(Bu ocağı Kapadokya Bölgesi' nin en eski yerleşimlerinden biri olan Aşıklı halkı da kullanmıştır.)
4.katta yeralan şırahanelerde bol miktarda erzak depolarının ve küp yerlerinin bulunması bu yeraltı şehrinde yaşayan halkın düzenli bir ekonomileri olduğunu gösterir. Yeraltı şehri henüz tam olarak temizlenmemesine ve sadece 4.katının açığa çıkarılmasına rağmen, bölgenin en büyük yeraltı yerleşimlerinden biri olduğu kesindir. Çünkü küçük bir alana yayılan erzak depolarının sayısı gözönüne alındığında burada çok sayıda insanın yaşamış olabileceği ihtimalini güçlendirmektedir.
Derinkuyu Yeraltı Şehri
Nevşehir - Niğde karayolu üzerinde Nevşehir'e 29 km.uzaklıktadır. Derinkuyu Yeraltı şehrinin derinliği yaklaşık 85m.dir. Bu yeraltı şehri bir yeraltı şehrinde bulunan tüm özelliklere sahiptir.( ahır, kiler, yemekhane, kilise, şırahane v.s.) Ayrıca 2.katta misyonerler okulu bulunmaktadır. Geniş bir alan olan okulun tavanı yeraltı şehirlerinde pek rastlanmayan beşik tonoz ile örtülüdür.
Salonun salondaki mekanlar çalışma odalarıdır. Yeraltı şehrinin 3 ve 4. katlarından sonra merdivenle doğrudan doğruya derinlemesine inilmekte ve alt katta bulunan haç planlı kiliseye ulaşılmaktadır.
Yeryüzü ile bağlantısı bulunan 55m. derinliğindeki havalandırma bacası,aynı zamanda
su kuyusu olarak da kullanılmaktadır. Alt kata kadar uzanan kuyulardan her kat yararlanamaz, ayrıca istila anında zehirlenmeyi önlemek için bazı kuyuların ağzı yeryüzü ile bağlantısızdır. 1965 yılında Derinkuyu Yeraltı şehrinin halen yüzde onu gezilebilmektedir.
Mazı Yeraltı Şehri
Antik adı ' Mazata ' olan Mazı köyü, Ürgüp' ün 18 km. güneyinde, Kaymaklı Yeraltı Şehri' nin ise 10 km.doğusundadır. Vadininher iki dik yamaçlarında Erken Roma Dönemi' ne ait kaya mezarları bulunmaktadır. Platoda ise çok sayıda Bizans Dönemi'ne ait mezarlar yer alır.
Yeraltı şehri, derin vadide yer alan Köyün batı dik yamacına oyulmuştur. Değişik yerlerde 4 giriş tespit edilebilmiştir, asıl giriş düzensiz taşlardan örülü bir koridorladır.
Girişin tam karşısında sütunlu mekan ahırdır. Yeraltı yerleşiminin geniş alanlarına yayılan ahırlar, diğerlerinden farksızdır. Ancak bir ahırın ortasında kayadan oyulmuş,
hayvanların su içmesini sağlayan yalak bulunması diğerlerinden farklı özelliğidir. Ahırların çok sayıda olması hayvansal üretimin bolluğunu dolayısıyla refah seviyesinin yüksek olduğunu gösterir.
Ahırların arasında kalan bir mekan şırahane olarak kullanılmıştır. Tavan kısmında moloz taşlardan örülmüş üzümleri aşağıya doğru dökmeye yarayan bir baca yer alır.
Ahırlardan kısa bir koridor vasıtasıyla yeraltı şehrinin kilisesine ulaşılır. Bu mekanın girişi sürgü taşı ile kapatılabilmektedir. Kilise apsisi, Kaymaklı Yeraltı Şehri' ndeki kilisenin aksine uzun kenar köşesine oyulmuş, fasatı kabartmalarla süslenmiştir.
Özkonak Yeraltı Şehri
Avano' un 14km.uzağında yer alan yeraltı şehri, İdiş Dağı' nın kuzey yamaçlarına volkanik granit bünyesi tüf tabakalarının oldukça yoğun olduğu yere yapılmıştır.Geniş alanlara yayılmış olan galeriler birbirlerine tünellerle bağlanmıştır.
Kaymaklı ve Derinkuyu yeraltı şehirlerinden farklı olarak katlar arası haberleşmeyi sağlayacak çok dar ve uzun delikler bulunmaktadır. Düzgün oyulmuş odaların girişleri kapatıldığında havalandırma da bu dar ( 5cm.) ve uzun deliklerle sağlanmıştır. Yine diğer yeraltı şehirlerinden farklı olarak sürgü taşından sonra, tünel
üzerine (Düşmana kızgın yağ dökmek maksadıyla) delikler oyulmuştur.
Özkonak yeraltı şehrinde Kaymaklı ve Derinkuyu yeraltı şehrinde olduğu gibi hava bacası, su kuyusu, şırahane ve sürgü taşları bulunmaktadır.
Tatlarin Yeraltı Şehri
Nevşehir ili, Acıgöl ilçesinin 10 km.kuzeyinde, Tatlarin kasabasının ' Kale ' olarak adlandırdığı tepesinde yer alır. Yeraltı şehri ilk olarak 1975 yılında tespit edilmiş, 1991 yılında ziyarete açılmıştır.
Kale mevkiinde yeraltı yerleşiminin dışında pek çok kilise bulunmakta, ancak bunların büyük bir bölümü doğal nedenlerle yıkılmıştır. Asıl giriş kapısı yıkılmış olan yeraltı şehrine batı yönündeki iki mekan sayesinde girilebilmektedir. Yeraltı şehri, oldukça geniş alanlara yayılmış, ancak küçük bir kısmı temizlenebilmiştir.
Halen iki katı gezilebilmektedir. Mekanların büyüklüğü, erzak depolarının sayısının ve kiliselerin çokluğu normal bir yeraltı yerleşiminden ziyade askeri garnizon ya da manastır kompleksini akla getirir.
Girişten 15 metre uzunluğundaki kavisli bir koridor vasıtasıyla dikdörtgen planla geniş bir mekana ulaşılır. Girişteki 1,5 metre çapında ortası delikli bir sürgü taşı bu mekanın giriş çıkışını kontrol altına alınmasını sağlamaktadır. Sağ taraftaki nişin içinden aşağıya doğru oyulan ve halk tarafından 'Zindan' olarak adlandırılan mekanda 3 iskelet bulunmuştur. Tuvaletin de yer aldığı bu ana mekanın sağ tarafında kiler/ mutfak bulunmaktadır. Bu alanın Roma Dönemi' nde mezarlık alanı, Bizans Dönemi' nde de kiler olarak kullanılmış olması gerekmektedir. Çünkü bu odadaki nişler, yöredeki Roma Dönemi kaya mezarlarındaki -ölülerin yatırıldığı- nişlerden farksızdır. Ancak daha sonraki dönemlerde bu nişlerin tabanları oyulmuş ve içine erzak konulmuştur. İkinci girişte ahır yer alır. Daha önce erzak deposu olarak kullanıldığı şüphe-siz olan bu geniş mekan sütunlarla desteklenmiştir. Tabanında beş adet ambar bulunmaktadır. Tavan kısmında yeraltı yerleşiminin başka mekanlarına ulaşılabilen havalandırma bacası yer alır. Birinci büyük mekan ile ikinci büyük mekan dar bir koridorla birbirine bağlanır. Zikzak biçimli bu koridorda tuzak ve bağlantıyı kesen sürgü taşı bulunmaktadır.
 
Moderatör tarafında düzenlendi:

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 1, Üye: 0, Misafir: 1)

Geri
Üst