Fethi Polat 1
Fethi Polat
Mt2Hizmet 1
Mt2Hizmet
Sevdamsın 1
Sevdamsın
Nedved35 1
Nedved35
Bvural41 1
Bvural41
-TuRKuaZ- 1
-TuRKuaZ-
farkmt2official 1
farkmt2official
Hikaye Ekle

Osmanye’nn Turzm Corafyasi

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan turkmmo
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 0
  • Görüntüleme Görüntüleme 879

HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!

İÇİNDEKİLER
OSMANİYE’NİN TURİZM COĞRAFYASI
A. COĞRAFİ BİLGİLERİ
1. Coğrafi Konumu
2. Bitki Örtüsü
3. İklimi
4. Su Kaynakları
5. Nüfus Dağılımı
B. TARİHİ
C. AÇIK HAVA MÜZELERİ VE KALELERİ
1. Aslantaş Açık Hava Müzesi
2. Hierapolis Açıkhava Müzesi
3. Çardak Kalesi
4. Hemite Kalesi
5. Kaypak (Savranda) Kalesi
6. Toprakkale Kalesi
D. DAĞ VE DOĞA TURİZMİ
E. KAPLICALAR
1. Haruniye Kaplıcaları
2. Kadirli Kokar Kaplıcaları
F. YAYLALAR
1. Zorkun, Olukbaşı, Ürün Yaylaları
2. Hasanbeyli-Alman Pınarı Yaylası
G. İNANÇ TURİZMİ
1. Ala Cami (Kadirli)
2. Ağcabey Cami
H. BARAJLARI
1. Aslantaş Barajı
OSMANİYE’NİN TURİZM COĞRAFYASI
A. COĞRAFİ BİLGİLERİ
Yüzölçümü : 974 Km²
Nüfus : 173.977 (Merkez)
: 458.782 (Genel)
Trafik Kodu : 80
Tlf. Kodu : 328
İlçeler : Merkez
Bahçe
Düziçi
Hasanbeyli
Kadirli
Sumbas
Toprakkale
1. Coğrafi Konumu
Osmaniye; Akdeniz Bölgesi’nin doğusunda yer alan, aynı bölgenin iklim özelliklerini taşıyan, batıdan kuzeye doğru Orta Toroslar , doğu ve güneydoğu kesiminde Amanos Dağları ile yükselen, kuzey yarımkürede, 30.00-37.08 kuzey enlemi ile 36.13-36.20 doğu boylamları arasında yer alan , Çukurova’ya has zengin tarım toprakları ve geniş ormanları ile şirin bir ildir. Doğusunda Gaziantep, güneyinde Hatay, batısında Adana, kuzeyinde ise Kahramanmaraş illeri vardır. İskenderun körfezine 20 Km. mesafede olup, etrafını çevreleyen dağlarda irili ufaklı onlarca yayla bulunmaktadır. Dört mevsimin bir gün içerisinde yaşandığı nadir bölgelerdendir. İlin yüzölçümü 3.222 Km2’dir
2. Bitki Örtüsü
Akdeniz ikliminin hüküm sürdüğü Osmaniye’de, yine Akdeniz bitkilerinin tamamına yakınını görmek mümkündür. Topraklarının %42’sini oluşturan orman ve fundalıklardaki flora zenginliği, ilaç firmalarının ilgisini çekmektedir. Örneğin; dünyanın hiçbir yerinde bulunmayan yöremize has nadir bitkilerden olan Krakos (Çukurova Çiğdemi), Çukurova orkidesi, Çukurova menekşesi ve zakkum bunlardan birkaçıdır. Ağaçlar; Kızılçam, Halep çamı, Karaçam, meşe, selvi, sakızağacı, köknar, sedir, ardıçlar, karaağaç , kızılağaç. Ağaççıklar; pırnal meşesi, sandal, akça kesme, defne, alıç. Çalılar; çırpıntı, sumak, tesbih, murt, melengiç, hayıt, kördiken, yabani zeytin, yalancı sumak, akçakesme, incir, böğürtlen, katır tırnağı, azgan dikeni, dikenlimersin. Sarılıcalar; orman sarmaşığı, gıcır kuşkonmaz ve perpil ( kuş üzümü ). Yıllık Bitkiler; buğdaygiller ve baklagillerin çok çeşitli türleri bulunmaktadır. Ayrık, domuz ayrığı, yabani arpa, yabani yulaf, köpek dişi, ingiliz çimi, yumakotu, kantoron otu, çoban düğmesi, mürdümük, üçgül, yonca, yabani korunga, acıbakla, çiğdem, (orkide) menekşe, sümbül, domuz pıtrağı, ladenler, (pembe veya beyaz çiçekli eğreltiler, yosunlar, nevrazlar, süsenler, civanperçemi).
3. İklimi
Tipik Akdeniz ikliminin hüküm sürdüğü Osmaniye’de sıcak havanın etkisiyle yayla kültürü çok gelişmiştir. Haziran–Eylül döneminde; Zorkun, Ürün, Fenk, Almanpınarı ve Maksudoğlu yaylasına büyük göçler olur. Yıllık ortalama sıcaklık 19 oC, yıllık yağış ortalama 76.1 mm./m. olup nisbi nem oranı % 77’dir.
4. Su Kaynakları
Bütünüyle Çukurova yöresinin özelliklerini taşıyan Osmaniye’de, su kaynaklarının önemi çok fazladır. Yılda üç kez ürün alınan toprakların suya olan ihtiyacını nehirler önemli ölçüde karşılamaktadır. Taşıdıkları alüvyonlarla meydana getirdikleri verimli tarım toprakları , nehirlerin önemini bir kat daha arttırmaktadır. Osmaniye çevresi su kaynakları bakımından zengin bir ildir. Topraklarından geçen Ceyhan nehri ve bu nehir üzerine inşa edilmiş bulunan Aslantaş Barajı hidroelektrik santralı, kanallarla ilin topraklarını büyük kısmının sulanmasında kullanılmaktadır. Aslantaş Barajının haricinde Berke Barajı’da vardır. İl sınırları içerisinde doğan ve ilden geçen bazı akarsular; Ceyhan, Savrun, Sumbas, Hamus, Kesiksu, Karaçay ve Sabun çayıdır. Bu akarsular üzerinde Aslantaş, Berke, Mehmetli ve Kalecik önemli barajlarıdır.
5. Nüfus Dağılımı
1997 yılı nüfus sayımına göre toplam nüfusu 428.349 kişidir. Nüfusun 287.268’i şehirde (% 67) ve 141.081’ i köylerde (% 33) yaşamaktadır. Merkez ilçe nüfusu 155.600 olup, nüfus yoğunluğu kilometrekareye 141 kişidir. Nüfus artış oranı ise % 0,13.9’dur. İl genelinde 6 ilçe, 3 bucak, 166 köy, 11 belediye, 104 mahalle mevcuttur.
B. TARİHİ
Osmaniye kuruluşundan günümüze kadar Avrupa-Asya ve Afrika kıtalarına açılan, Adana-Gaziantep-Hatay yol kavşağında önemli bir yerde gelişmesini sürdürmüştür. Bu konumu nedeni ile önemli idari yapılanmalar görülmektedir.
Türk’lerin 1071 yılında Malazgirt Zaferi ile Anadolu’ya yerleşmesine müteakip 1082 yılında Ulaşlılar Aşireti Toroslar’ın güneyine inmişler, bugünkü Osmaniye’nin Haraz mahallesi mevkisine yerleşmişlerdir. Bu olay Osmaniye’nin kuruluşunun başlangıcı sayılmaktadır.
Fransızlara karşı Kovanbaşı ve Kanlı Geçit savaşlarıyla anılan önemli muhabereler cereyan etmiş, bu savaşlarda ağır kayıplar veren Fransa 20 Ekim 1921’de Türkiye ile Ankara Antlaşmasını imzalayarak bölgeyi terk etmeye başlamış, 7 Ocak 1922’de Osmaniye’den çekilerek geldikleri gibi geri gitmişlerdir.
Bu sebeple her yıl 7 Ocak Osmaniye’nin Düşman İşgalinden Kurtuluş günü olarak kutlanmaktadır.
Osmaniye’nin 3 Kasım 1996 tarihinde yapılan Mahalli İdareler Ara Seçimleri (Belediye Başkanlığı) öncesinde İl olması gündeme gelmiş, TBMM’de 23 Ekim 1996 tarihinde yapılan oylamada İl olması karara bağlanmış, 28.10.1996 tarih ve 22801 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.
C. AÇIK HAVA MÜZELERİ VE KALELERİ
1. Aslantaş Açık Hava Müzesi
Karatepe-Aslantaş; Kadirli İlçesi sınırlarında M.Ö. 8. yüzyılda, yani Geç Hitit Çağında, kendisini Adana Ovası hükümdarı olarak tanıtan Asativatas tarafından, kuzeydeki vahşi kavimlere karşı bir sınır kalesi olarak kurulmuş, Asativadaya diye adlandırılmıştır. Kalenin batısında, güney ovalardan Orta Anadolu yaylasına geçit veren bir kervan yolu, doğusunda Ceyhan Irmağı (Pyramos), bugün ise Aslantaş baraj gölü yer almaktadır. Yüksek kulelerle donatılmış T-biçimli anıtsal iki kapı binası kale içine açılıyordu. İki kule arasından, üstü açık bir geçitten sonra bir eşiğin arkasında bazalttan mil yatakları içinde dönen anıtsal ahşap bir kapı aşılarak bir sahanlığa, bunun yanında iki yan odaya, gene sahanlıktan da kale içine giriliyordu. Güneybatı kapı binasının iç tarafındaki kutsal alanda çifte boğa kaidesi üstünde Fırtına Tanrısı'nın boy heykeli yer alıyordu. Kapı binalarının iç duvarları bazalt bloklara işlenmiş arslanlar, sfenksler, yazıtlar ile günün inanç ve yaşayışını sergileyen kabartmalardan oluşan duvar kaplamaları ile donatılmıştır. Bugüne kadar bilinen Fenike ve Hiyelogrif (Luvca) yazı sistemlerindeki en uzun çift dilli metin birer kere her iki kapı binasına; Fenikece 3. bir örneği de kutsal heykel üzerine işlenmiştir. Böylelikle, Fenike metninin okunabilmesi sayesinde, henüz tam anlamıyla çözümlenmemiş olan, Anadolu'da M.Ö.2.bin yılının başlarına kadar geri giden hiyerogliflerin nihai çözümüne olanak sağlayan bir anahtar ele geçmiş oldu. İşte bu yüzdendir ki Karatepe-Aslantaş yazıtları Mısır hiyerogliflerinin okunmasını sağlayan ünlü Rosetta taşına benzetilmiş, uluslararası bir üne kavuşmuştur.
2. Hierapolis Açıkhava Müzesi
Osmaniye İl merkezinin 12 km. kuzeyindeki Ceyhan Nehrinin kuzeybatıya döndüğü kıvrımın içinde, Kesmeburun ile Bahçeköy arasında bulunan ovaya hakim olan bir kaya çıkıntısı üzerinde Bodrum Kalesi adını taşıyan 13. yy. dan kalma bir kale yükselmektedir. Osmaniye'den Cevdetiye, Kesmeburun üzerinden Karatepe-Aslantaş ören yerine ulaşan yolun doğusunda bulunan kalenin eteklerinden başlayarak kalıntıları çepeçevre birkaç km²'lik alanı kaplayan Kastabala Ören Yerini ilk kez 1875 yılında İngiliz diplomat E.J. Davis ziyaret etmiş ve ayrıntılı olarak tanımlamıştır. Kentin antik devirdeki diğer bir adının da Hierapolis olduğu ancak 1890 yılında İngiliz araştırmacı Th. Bent tarafından burada bulunan antik yazıtlar sayesinde anlaşılmıştır. Çeşitli uluslara mensup gezgin ve araştırmacıların Kastabala'nın anıtları, yazıtları ve sikkeleri hakkında 20. yy. da yaptıkları araştırmalar sayesinde antik kent tarihinin karanlıkta kalan bazı noktalarını aydınlatmak mümkün olabilmektedir.
Anfi Tiyatro Bodrum Kalesi
3. Çardak Kalesi
Osmaniye'nin doğusunda ve 6 km'lik uzaklıktadır. Kale, Çardak köyünün üst tarafında 200 metrelik sarp bir tepe üzerindedir.
Çardak köyünden yaya olarak gidilebilir. Kale, dikdörtgen biçiminde ve 10 burçludur. Romalılardan kalma bir kaledir.
4. Hemite Kalesi
Ceyhan Nehri kenarında aynı adı taşıyan köydedir. Ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. Osmaniye'nin 20 km kuzey batısında bulunan Hemite kalesi, il merkezine asfalt yol ile bağlıdır.
Yılan kale ve Toprakkale gibi iki ünlü kalenin görüş ve kontrol alanı içerisindedir. İkişer katlı 20 burçtan ibaret surlar 8-10 metre yükseklikte ve
1500 metre uzunluğundadır. Romalılardan kalan tiyatro, tapınak ve hamam dış surların içindedir.
5. Kaypak (Savranda) Kalesi
Osmaniye'nin doğusunda, Kaypak yolu üzerinde 30 km'lik asfalt yol ile bağlıdır. Kalecik barajının yanında yer almaktadır. Kalenin çevresi 800 metredir. Dikdörtgen biçiminde olup surları 7-10 metre, burçları ise 8-10 metre yüksekliktedir. 12 burcu ve kulesi vardır. Kale Romalılardan kalmadır.
Osmaniye'den Gaziantep' e giden transit yolun 30. km.den sağa sapıp Kaypak bucağına giderken yolun kenarında tatlı bir eğimle akan Kaypak çayının güney sırtlarında inşa edilen kalenin çevresi 800 metre kadardır. Araziye uydurularak dikdörtgen biçimde kurulmuştur. Güneydoğu, kuzey ve batı yönlerini Kaypak çayının keskin yamaçlarına, doğusunu sert kalkerli kayaların dikleşen böğrüne dayayarak o taraflardan gelecek tehlikeleri bu şekildeki tabii setrelerle önlemiş bulunmaktadır. Bütün gücünü güneydeki bir noktaya veren Savranda kalesi bu yöndeki sur ve burçları aşılması güç denecek derecede yükseltilmiştir. Bu sebeple kaleye açık bulunan tek kapısından girilir. Tabandan itibaren kayalar üzerinden oyulan merdivenler bu kapıya kadar yükselir. Etrafında müdafaa suru veya hendeği yoktur. Kale içerisindeki düzlük çam ağaçları ile kaplıdır. Kale meydanında su sarnıçları, bina kalıntıları vardır. Güneyden kuzeye doğru girişin devamı olan ince bir yol uzanır. Kuzeye bakan surun dibinde 2 metre tabii setreli bir geçit, Kaypak çayına kadar iner. Burçların içleri boş, ikişer katlıdır.
Hepsinin altından kale meydanına açılan kapılar bulunmaktadır. Surun üzerinden geçen yol, burçları birbirine bağlamıştır. Çamların arasından fışkırırcasına yükselen kale, tabiat güzellikleri ortasında görülmeye değer bir durumdadır. Ortaçağ kalelerindendir. Bir çok defa yenilenmiştir.
6. Toprakkale Kalesi
Kale M.Ö. 312-64 yılları arasında Selevkoslar (Selefküsler) tarafından 75 m. yükseklikteki yığma bir tepe üzerinde kurulmuştur. Abbasiler döneminde Harun Reşit’in Çukurova’yı fethinde (786) siyah taş kullanılarak yeniden yapılmıştır.
İskenderun-Osmaniye yol kavşağında bulunan kaleye Abbasiler “Al-Kenisat-Tüs Savda” (Kara Kilise), Hamdaniler (1O.yy) “Tel-Hamdün” adını vermişlerdir. Kaledeki beyaz taş dekorasyon ve yuvarlak formlu mazgal delikleri Memluk dönemi mimarisi üslubundadır. Kale 1517’den sonra Osmanlı döneminde bir süre kışla olarak kullanılmış ve terk edilmiştir.
Osmanlılar’ın “Kınık Kalesi” dedikleri Toprakkale; Çardak, Bodrum Kalesi, Hemite, Anavarza ve Tumlu Kalelerinin görüş ve kontrol alanı içerisindedir. Çevresi dış sunana çevrili olup 12 burcu vardır. Yuvarlak burçiarı kalın sunana birbirine bağlanmıştır.
Osmaniye’ye 7 km asfalt yolla bağlı olan Toprakkale 1966 yılında restore edilmiş ve çevresi ağaçlandırılmıştır.
Toprakkale Kalesinin kuzeyinde, Adana yolu üzerinde eski Kınık Şehri (Örenşar) mevcuttur.
D. DAĞ VE DOĞA TURİZMİ
Güney Amanos dağlarının eteğinde kurulmuş olan Osmaniye topraklarının %42 si ormanlarla kaplanmış olup, tabi güzellikleri ve eşsiz doğası ile tırmanma ve doğa yürüyüşleri için uygun koşullar sağlamaktadır.
Son yıllarda, Amanos dağlarında doğayı yakından tanıma, kaynak değerlerini yakından görme, bilinçsiz avcılık, tahribatın önlenmesi ve doğanın içinde olmanın hazzını yaşamak amacıyla müdürlüğümüz ile birlikte , Milli Parklar Doğu Akdeniz Bölge Müdürlüğü ve dernekler, günübirlik yürüyüşler tertip etmektedir.
Amanos Dağlarında yapılan Doğa Yürüyüşleri günübirlik olduğu gibi, çadırlar ve yayla evlerinde konaklama yapmak üzere birkaç gün de devam edebilmektedir.
E. KAPLICALAR
1. Haruniye Kaplıcaları
Düziçi ilçesine 22 km uzaklıkta, Ceyhan ırmağının kenarındadır. Belediye ve mücavir alan sınırları dışındadır.
Kaynak, doğal çıkışlıdır. 25 lt/sn akım değerine 3542 banyo/ kişi / gün ve termal yatak
arz kapasitesine sahiptir. Termal suyun artışı ve korunması için özel bir teknikle kaptaj ve sondaj gereği vardır.
Kaplıca sahasında PTT, elektrik, içme suyu vardır. Bu kaplıcada sadece küvet ve havuz banyo uygulaması yapılmaktadır.
Vasıflı konaklama ve yan tesisler geliştirilmemiştir. 115 oda vasıfsız yatak mevcuttur. Yatırım bazında ön çalışmalar devam etmektedir. Kaplıca suyunun kullanma hakkı İl Özel İdaresine aittir. Özellikle Arap ülkelerine dönük bir "Kaplıca merkezi" olarak geliştirilmesi hedef alınmıştır.
Özellikleri:
Romatizma, kadın hastalıkları, deri, sinirsel hastalıklar, beslenme bozuklukları, karaciğer ve safra kesesi, mide ve bağırsak rahatsızlıkları gibi hastalıklara olumlu etki yapmaktadır.
2. Kadirli Kokar Kaplıcaları
Kokar, Kadirli'nin Koçlu (Avluk) köyü sınırları içerisindeki şifalı suya verilen isimdir.Burası Karakütük köyü üzerinden ilçe merkezine 15 km uzaklıktadır.
Buradaki kalıntılar, bu sudan roma ve Bizans dönemlerinde de yararlanıldığını göstermektedir.1960'ta Kaymakam Mehmet Can'ın gayretleriyle şu anki banyo binası yapılırken temelinden hamam kalıntıları çıkmıştır.Ayrıca çevrede 15 kadar bina kalıntısı olduğu bilinmektedir.
Buraya Bizans döneminde, 5 km uzaklıktaki Ağınağat denilen mevkiden içme suyu getirildiği, yol yapımı sırasında çıkan kalıntılardan anlaşılmakta; bu şifalı sudan eski çağlardan beri yararlanıldığı ve buranın bir "şifa merkezi" olduğu bilinmektedir.
Bugünkü tesisin bir km güneydoğusundaki su ise, dere yatağına (Hançer'in Deresi) akmaktadır.
"İçme" olarak kullanılan diğer şifalı suyun kuyusu ise, maalesef ilkel bir durumdadır.
Kokar; mide, böbrek, bağırsak ve cilt hastalarının şifa bulmak için geldikleri, çevresi çam ormanıyla çevrili güzel bir yerdir.yüzyıllar önce bile bir "şifa merkezi" olarak kullanılan bu yer, bugün ulaşım ve barınma olmak üzere yeterli alt yapıdan yoksundur.
Alt yapısının tamamlanmasından sonra burası, doğal güzelliği ile Kadirli halkının yaz ve güz aylarında dinlenebileceği, hastaların şifa bulabileceği bir yer olacaktır.
Yine Sarıtanışmanlı köyünün güney kesimindeki "Hamam Suyu" ile Akçadağ'daki suyun da çevre halkı tarafından şifa aranan sular olduğunu unutmamak gerekir.
F. YAYLALAR
1. Zorkun, Olukbaşı, Ürün Yaylaları
Osmaniye'nin güneydoğusunda, Nurdağı eteğinde bulunan bu yaylalar, Zorkun yaylası yolu üzerine kurulmuş olup, toplam 26 km asfalt yolla ulaşılır. Yolun l2. km' sinde bulunan Ürün yaylasının ulaşımı kolaydır.
Sayfiye yeri olarak da kullanılan Olukbaşı yaylasından Osmaniye'yi seyretmek mümkündür. 16. km' de bulunan Olukbaşı yaylası, çok şirin, çam ağaçları arasında, tamamen ahşap yayla evleri ile kurulmuştur. Zorkun yaylası ise çok geniş bir tabana yayılmıştır. Çam ve ardıç ağaçları içerisine kurulmuş olan yaylada, ahşap
yayla evlerinin yanında çok değişik mimari tarzda yapılmış villalar ve diğer evlere rastlamak mümkündür. Halkın yoğun olarak rağbet ettiği yaylada; bakkallar, kır kahve ve lokantaları, kasap, manav, fırın bulunmakta olup, yaz aylarında seyyar Sağlık Ocağı ile Jandarma Karakolu görev yapmaktadır. Yayla mevsiminde, Zorkun ve yakın yaylalarla birlikte bölgenin nüfusu 50.000 civarında olmaktadır.
Osmaniye merkezi ile Zorkun yaylası arasında belediye otobüsü, minibüs ve taksiler yolcu taşımacılığı yapmaktadır.
2. Hasanbeyli-Alman Pınarı Yaylası
Hasanbeyli ilçesine 4 km uzaklıkta bulunan yaylaya,asfalt yolla ulaşılmaktadır. Bu bölgenin en eski yaylalarından olan Alman Pınarı, bağlar ve bahçeler arasında kurulmuştur. Kır kahve ve lokantaları ile bakkal ve fırınların hizmet verdiği yaylada kamp kurarak piknik yapılabilir.
G. İNANÇ TURİZMİ
1. Ala Cami (Kadirli): Cami, aslında Roma dönemine ait bir bazilikadır ve bu dönemin ayakta kalmış ender örneklerindendir.
Suriye tarzının etkileri görülen bazilika, XII. yy.da apsisten yararlanılarak kiliseye, 1489'da ise Dulkadiroğulları Beyi Alaüddevle tarafından bir minare ve mihrap ilavesi ile camiye
dönüştürülmüştür. Hem Roma, hem Bizans, hem de Osmanlı döneminde önemli bir dini yapıdır. Altında Bizans dönemine ait mezar odaları vardır.
2. Ağcabey Cami: Bahçe ilçe merkezi Atatürk meydanında bulunan caminin kitabesine göre Ağcabey isimli kişi tarafından 1809’da yapılmıştır. Diğer taraftan bugün yarı ahşap olan caminin kargir kısımlarının Dulkadiroğullarından Alaü’d Devle zamanında (1489-1490) yapılmış olduğu ileri sürülmektedir. Gerçekten de bugünkü caminin gösterişli minaresi, eserin, daha eski bir tarihe ait olduğunu göstermektedir. Bahçe ilçesi dışında ve istasyon yakınında bir mezarlık içindeki iki türbeden biri Ağcabey’e, diğeri ise ailesine aittir. Türbelerin her ikisi de kare planda etrafı açık ve üzeri kubbelidir.
H. BARAJLARI
1. Aslantaş Barajı
Aslantaş Barajı ve Hidroelektrik Santralı, Aşağı Ceyhan Projesi'nin kilit yapısıdır. Bu proje 60 km uzunluğunda taşkın şeddeleri, sulama ve drenaj şebekesi ve şebekeye bağlı servis yollarından oluşmaktadır.Aslantaş Barajı, Kadirli'ye bağlı Karatepe köyü yakınlarında olup adını yöredeki tarihî "Aslantaş" harabelerinden almıştır. Aslantaş Barajı'na Kadirli ve Osmaniye'den asfalt yolla ulaşmak mümkündür.
Baraj Kadirli'ye 25, Osmaniye'ye 30 km uzaklıktadır.Aslantaş Barajı enerji, sulama ve taşkınları kontrol amacıyla yapılmıştır. 1975 yılında başlayan inşaat, 1984 yılında tamamlanmıştır.
Toprak dolgu tipinde olup gövde dolgu hacmi 8 milyon m3 tür. Barajın temelden yüksekliği 95 metre, göl hacmi ise 1150 hm3 (1.150 milyar m3) tür.Projenin başlangıcında 97.000 hektar arazinin sulanması amaçlanırken bugün 150.000 hektar arazinin sulanması için gerekli çalışmalar yapılmaktadır.Aslantaş Barajı hidroelektrik santralından yılda 605 milyon kilovatsaat enerji üretimi yapılmakta ve 35 bin hektar arazi taşkınlardan korunmaktadır.
 
Moderatör tarafında düzenlendi:

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst