mavzermete 1
mavzermete
Bvural41 1
Bvural41
noisiv 1
noisiv
Manwe Work 1
Manwe Work
xranzei 1
xranzei
Hikaye Ekle

Turzmn Tanimi Ve TÜrler

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan turkmmo
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 0
  • Görüntüleme Görüntüleme 2K

HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!

GİRİŞ
20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren, turizm, dünya ekonomisinde en hızlı gelişen ve genişleyen sektörlerden biri haline gelmiştir. Turizm çoğu zaman diğer birçok endüstri gibi bölgesel veya ulusal kalkınma için bir araç olarak kullanılmıştır. Turizm sektörü, yaygın biçimde gelir, iş ve vergi gelirlerinin oluşturulmasında, ödemeler dengesi probleminin hafifletilmesinde, bölgesel ve ulusal ekonomik gelişmelere katkıda bulunmada rol oynayan önemli bir faktör olarak yerini almıştır. Türkiye’nin aktif dış turizmi özellikle 1980’lerden itibaren önemli bir gelişme göstermeye başlamış ve ülke ekonomisine çok büyük katkı sağlayan gelir kaynaklarından biri durumuna gelmiştir. Ayrıca dünyadaki bütün turistler içinde Türkiye popüler bir turist çekim bölgesi halini almış, özellikle 1983-1989 yılları arasında turist sayıları ve turizm gelirleri bakımından Türk Dış Turizminin, diğer geleneksel turizm gelirlerine göre artış oranı bir önceki yılla karşılaştırıldığında %127 ile rekor düzeye çıkmıştır. Turizm gelirlerinin GSMH içindeki payı 1980 yılında %0,6’dan, 2001 yılında %6’ya bununla beraber turizm gelirlerinin toplam ihracat içindeki payı da aynı dönemlerde %11-2’den %28,8’e yükselmiştir.
Turizm, Türkiye için önemli bir döviz kaynağı oluşturarak, yeni istihdam olanaklarının meydana getirilmesinde dolayısıyla da işsizliğin azaltılmasında ve ödemeler dengesi problemlerinin giderilmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Bu nedenle de turizm sektörü, Türkiye’nin ekonomik kalkınma stratejisinde anahtar sektör olarak kabul edilebilecek bir konuma sahiptir.
TURİZMİN TANIMI VE TÜRLERİ
Günümüzde insanlar, sürekli yaşadıkları yerlerden geçici sürelerde ayrılarak başka ülke veya bölgelere gitmekte ve buralarda gezme, görme, dinlenme, eğlenme ve öğrenme gibi sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını gidermektedirler. İşte bu olay “Turizm” olarak isimlendirilmekte hem ekonomik ve hem de sosyal anlamda geniş etkiler doğurmaktadır.
Tüketicilerin turizm hizmeti desteklenen arzu, istek ve özlemlerinin değerlendirilerek geliştirilen kültür turizmi, inanç turizmi, tatil turizmi, av turizmi, yat turizmi, agro-turizm (çiftçilik turizmi), yayla turizmi gibi turizm türleri”ni şu üç başlık altında sınıflayabiliriz:
1. Rekreasyon Turizmi: Eğlence ve boş zamanları değerlendirme amaçlı
2. İş Turizmi: İş, ticari, bilimsel vb. amaçlı
3. Sağlık Turizmi : Dinlenme, tedavi amaçlı turizm hareketleri
TURİZMİN TÜRK EKONOMİSİNDEKİ YERİ
Turizm günümüzde döviz girdisini arttırıcı ve istihdam sağlayıcı özellikleriyle ulusal ekonomiye katkıda bulunan , uluslar arası kültürel ve toplumsal iletişimi sağlayıcı ve bütünleştirici etkisi ile dünya barışının korunmasında büyük payı olan bir sektördür. Türk ekonomisinin de vazgeçilmez temel taşlarından biri olan turizm, bu gün ki dış ticaret açığına, enflasyona ve işsizliğe çare arayan hükümetlerin önemle üzerinde durduğu bir konudur.
İlk devirlerden beri kıtalar arası ilişkileri büyük ölçüde Anadolu toprakları üzerinde olmuştur . Göçler, savaşlar ,istilalar , ticaret yolları ve haberleşme için Anadolu toprakları sürekli kullanılmış ve bir çok uygarlığın beşiği olmuştur. Tüm bu uygarlıkların birleşimi , bu günkü Anadolu kültürünün temelini oluşturmuştur.
Türkiye’de ekonomi politikaları geniş bir perspektifle tartışılmaya başlandığı 1960’lı yıllar turizmin öneminin de kavranmaya başladığı yılları ifade etmektedir. Ancak hedefler ve gerçekleşme sonuçlarına göre turizm yatırımlarına ayrılan pay 1980’li yıllara kadar toplam sabit sermaye yatırımlarının %0,7’sini geçememiştir. 1982 yılında yürürlüğe giren 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu sektörün bu gün ki düzeyine ulaşmasında belirleyici rol oynamıştır.. Avrupa turizm pastasında %2.5, dünya turizm pastasından %1.8’lik pay alan Turizmi özellikle gelişmiş batı Avrupa ülkelerinde moda ülke konumunda gelmiştir. Turizmin Türk ekonomisindeki yerini değerlendirirken uluslar arası turizm deki gelişmeler de dikkate alınmalıdır. Özellikle son yıllar da büyük bir büyüme göstermiştir. 1988 yılında 204 milyar Dolar olan dünya turizm gelirleri, 2001’de 463 milyar Dolara ulaşmıştır.
Uluslar arası turizm sürekli ve kesintisiz artışı, gelişen bir çok ülkenin devamlı büyüyen endüstriye ilgi duymasına neden olmuştur. Türkiye gibi gelişen bir ülkenin pazar payı almak üzere uluslar arası turizm endüstrisine ilgi duymasının nedenleri ise kısaca şöyle belirtmelidir
• Turizm talebi her geçen gün hızla artmaktadır.
• Turizm döviz darboğazı sorunlarına çözüm getirebilir.
• Turizm endüstrisinin gelişme maliyetleri düşük olabilmektedir.
• Turizm ekonomik kısıtlamalardan , tarife ve kontratlardan daha az etkilenmektedir.
Türk ekonomisinin genele trendi hem hizmet ve hem de sanayi sektörlerinde üretimin ve talebin gelişmesi yönündedir. Bu nedenle turizm, ekonominin genel trendine uygun olarak gelişmektedir. Türkiye’nin geleneksel tarım ve sanayi ürünleri ihracatından, gerekli döviz gereksinimini bütünüyle kapatacak bir gelişme beklemek , kısa ve uzun vadede gerçekleşmesi zor bir olasılıktır. İşçi dövizleri ve dış finansman girdileri ise her zaman istenen boyutlara ulaşamamaktadır. Bundan dolayı dış aktif turizmin, Türkiye için önemli döviz girdisi sağlayabileceği görülmektedir. Çünkü turizm de bir ülkenin mal ve hizmetleri müşterinin ülkesine kadar göndermek zorunluluğu yoktur. Böylelikle ihracatı mümkün olmayan servet ve hizmetler bir döviz kaygısı haline getirebilmektedir.
Bir başka önemli olguda Türkiye’de hızlı nüfus artışı karşısında fazla iş gücünün massedilmesidir. Bu durum bir yandan çarpık sanayileşmeye, öte yandan tarım kesiminde gizli işsizliğe yol açmaktadır. Kırsal alanlardan kentlere olan göç sosyo-ekonomik neden turizm , işsizlik sorununu çözmede de önemli bir rol oynamaktadır. Ayrıca turizmin Türk ekonomisi içinde artan etkinliğinin bir sonucu olarak özellikle 1980’li yıllardan sonra yabancı turist sayılarında , turizm gelirlerinde ve turist başına yapılan harcamada bir artış gözlenmektedir. (Bknz. Tablo 1) 1980 yılında Türkiye’ye gelen turist sayısı 1.288.060 bin kişi iken bu sayı 1996 yaklaşık sekiz kat artarak 8.614.058 bin kişiye ulaşmıştır, 1997 yılında %11.1 artarak 9.689.004 bin kişi olmuştur. 2000 yılında da önceki yıla göre % 45 artarak 10.428.153 bin kişiye ulaşmış ve 2001 yılında ise 11.618.969 kişi olmuştur. 1980 yılında elde edilen turizm geliri 326.654 bin dolar iken 1997 yılında yaklaşık 22 kat artarak 8.0088.549 dolar olmuş, 1998 yılında %3.5 azalarak 7.808.940 dolara gerilemiştir ve 2000 yılında bir önceki yıla göre %46 artarak 7.636.000 Dolar a yükselmiştir.
Aynı şekilde, 1980 yılında 253.6 dolar olan turist başına harcama , 2001 yılında 717.5 dolara ulaşmıştır. 1980 yılından günümüze kadar, hem ülkeye gelen turist sayısında hem de turizm gelirinde artış gözlenmekle birlikte, 1998 ve 1999 yılında bir gerileme söz konusudur. Bunun nedeni, ülkede son yıllarda yaşanan terör olgusunun belirdin bir rol oynaması, yaşanan deprem felaketi, dünya ülkelerinde kapitalizm durgunluk sürecinde bulunması,ispanya, Yunanistan,Portekiz , gibi ülkelerin fiyatlarda önemli oranda dampinge gitmesi ve Türkiye’nin sezonluk turizm anlayışından 12 ay turizm stratejisi anlayışına geçmemesi etkin rol oynamıştır.
Tablo 1:Yıllar İtibariyle Türkiye’ye Gelen Toplam Turist sayısı,Turizm Geliri ve Turist Başına Harcama
Yıllar Toplam Turist Sayısı Turizm Geliri (milyar $) Turist Başına Harcama ($)
1980 1,288,060 326,654 253,6
1981 1,405,311 381,268 217,3
1982 1,391,717 370,320 266,1
1983 1,625,099 411,088 253,0
1984 2,117,094 840,000 396,8
1985 2,614,924 1,482,000 566,7
1986 2,391,085 1,215,000 508,1
1987 2,855,546 1,721,117 562,7
1988 4,172,727 2,355,295 567,5
1989 4,459,151 2,556,529 570,3
1990 5,389,308 3,225,000 621,3
1991 5,517,897 2,654,000 519,7
1992 7,076,096 3,639,000 533,0
1993 6,500,638 3,959,000 668,1
1994 6,670,618 4,325,000 674,0
1995 7,726,886 4,957,000 684,0
1996 8,614,085 5,962,100 748,0
1997 9,689,004 8,088,549 876,0
1998
9,752,697
7,808,940
879,0
1999 7,485,308 5,203,000 736,0
2000 10,428,153 7,636,000 764,3
2001 11,618,969 8,932,000 717,5
Kaynak:
Türkiye’nin sahip olduğu turistik potansiyele karşın, dünya genelinde ve özelliklede Akdeniz bölgesindeki Pazar payı küçüktür. Dünya turizminin odak noktalarından birini oluşturan Türkiye dünya turizminde, gelen turist sayısı ve turizm gelirleri açısından ancak % 1.5-2 düzeyinde düşük bir paya sahiptir. Türkiye kendisine yönelik turizm talebini arttırabilmek ve ekonomik gelişmeleri tamamlayabilmek için turizm talep koşullarını çok iyi analiz etmek durumundadır.
TÜRKİYE’DE TURİZM SEKTÖRÜ
Türkiye’de turizm uzun yıllar güneş, deniz, kum, doğal güzellikler gibi kaynakları kullanma ve teknolojisi düşük bir iktisadi faaliyet olarak görülmüştür. Ülkenin döviz darboğazı ve işsizlik gibi başlıca sorunlarına turizmin çözüm getireceği beklenmiş ve sektörün son yıllarda gösterdiği büyük gelişmeyle Türk ekonomisinin ve dolayısıyla kalkınmanın önemli unsurlarından biri olmuştur.
Türkiye’de turizmin ekonomik, sosyal ve kültürel etkileri 1940’lardan sonra fark edilmiş, 1963 yılından 1980’li yıllara kadar, zamanla gelişme eğilimi göstermiştir. Türkiye’ye yönelik yabancı turizm talebinin dünya ortalamasının üstünde olduğu 1980 sonrası ise Türk turizmi için bir dönüm noktası olmuştur. Turizm bu yıllardan sonra ekonomik, sosyal ve çevresel yönleri ile birlikte ele alınmaya başlanmıştır. Çünkü Türkiye’de de elde edilen sayısal büyüklüklerin sahip olduğumuz doğal ve tarihi zenginliklerin karşılığı olmadığı görülmüştür. Bunun için yasal düzenlemeler yapılarak turizm teşvik kanunları çıkarılmış, vergi ve gümrük muafiyetleri özel döviz tahsisleri verilmiştir. Bu önlemlerle büyük gelişmeler sağlanmış 1984-1990 yılları arasında turizm ortalama %12,1 büyüyen bir sektör olmuştur.
Turizmin lokomotif görevi üstlenerek kalkınmada oynadığı rol, devlet politikalarının belirlenmesinde göz ardı edilmemiştir. Sektör 1985’den sonra ekonominin geneli içinde üstüne düşeni fazlasıyla yerine getirmiştir. Son yıllarda, global olarak yaşanan mali kriz ve durgunluk sektörünü de etkilemiş ve bu durum devletin kalkınma politikaları içinde ağırlıklı olarak yerini almıştır. Toplam ihracatın %28,8’ine ulaşan turizm gelirleri daha da arttırılmaya çalışılmaktadır.
Görüldüğü gibi Türk turizmi son yıllarda uluslararası turizme uyum sağlayacak şekilde bir gelişme göstermekte ve ekonominin karşılaştığı darboğazların aşılmasında da en önemli politikalardan biri olma yolundadır. Çünkü turizm sektörü dünyada hızla gelişmekte, teknolojideki ilerleme ve hız da bu gelişmenin yakıtını oluşmaktadır. Dolayısıyla Türkiye’nin ekonomik yönden gelişmesinde, turizmin taşıdığı rolün ileriye dönük korunabilmesi ve sürdürülebilmesi şarttır.
TURİZMİN GENEL EKONOMİK ETKİLERİ
Çalışmamızın bu kısmında Turizmin;
1- Ödemeler dengesine etkisi
2- Enflasyon üzerine etkisi
3- Milli gelir üzerine etkisi
4- GSMH içindeki yeri
5- İstihdama etkisi
6- Ekonomik kalkınma
7- Ana üretim sektörlerine etkisi
1) TURİZMİN ÖDEMELER DENGESİNE ETKİSİ
a) Turizmin Dış Ödemeler Dengesindeki Yeri ve Önemi
Turizm olayının ülkeler arasında gerçekleşmesi diğer bir değişle dış turizm hareketleri ; Turist’in kendi ülkesi açısından döviz talebini, ziyaret ettiği ülke açısından da döviz arzının artmasına yol açar.Bir ülkeye hem dış ülkelerden turist geldiği, hem de o ülkeden diğer ülkelere turist gittiği kabul edilirse ; bu turistik hareketler ülkenin dış ödemeler dengesinin hem aktif bölümünde hem de pasif bölümünde yer alan kalemlere yansıyacaktır. Turist ziyaret ettiği ülkenin milli parasını talep ederek döviz arz edecek, böylece döviz girdisi sağlandığı için ziyaret ettiği ülkenin ödemeler bilançosundaki aktif bölümün artmasına neden olacaktır. Kendi ülke ekonomisinden döviz çıkışına neden olmasıyla da , kendi ülkesinin ödemeler bilançosunun pasif bölümünün artışına neden olacaktır.
b)Turizmin İhracata Etkisi
Herhangi bir mal veya bir hizmetin diğer ülke veya ülkelerdeki tüketicilere arz edilmesi sonucunda bu ticari ilişki ; mal veya hizmetin üretildiği ülke açısından ihracat olarak adlandırılmaktadır.
i)Turizmin görünmeyen İhracat Olarak Etkisi
Bir Turist ziyaret ettiği tabancı ülkeden çeşitli ihtiyaçlarını (ulaşım, konaklama, yeme içme vb.) karşılayabilmek amacıyla harcamalarda bulunur. Bu harcamaların yö kişi veya firmaların elde ettikleri gelirler bir bakıma ihracat geliri gibidirler. Çünkü burada da ülkede üretilen bir mal veya bir hizmet yabancı bir tüketiciye arz ediliyor. Tek fark ise arz yabancı tüketicinin ülkesinde değil mal veya hizmeti üretenin ülkesinde gerçekleşiyor.
ii)Turizmin Ek İhracat Olarak Etkisi
Turizm milli ekonomi için bir ek ihracat ve dolayısıyla milli geliri artırıcı yönde etkileyen bir kaynaktır. Ülkelerde ki ekonomik gelişme ve refah artışı ve buna paralel olarak turizmin sonradan gelişmesi; turistlerin yabancı ülkelere gitme eğilimlerinin artmasına neden olmuştur.
Değişik ülkelere seyahat eden turistler , buralardaki zorunlu (ulaşım, konaklama, yeme içme vb.) harcamalarından başka harcamalarda yapmaktadırlar. Kişilerin turizm olayına katıldıklarında “Normal yaşamını sürdürdüğü yerde alıştığından fazla harcama eğilimi içinde” oldukları da göz önün de tutulursa turistlerin diğer harcamaları genellikle yaptıkları söylenebilir. Bu harcamalar turistlerin zevk ve tercihlerinin yanı sıra ülkelerin özelliklerine göre değişik şekil ve boyutlarda gerçekleşmektedir.
c)Turizmin İthalata Etkisi
Başka bir ülkede üretilen bir mal veya hizmetin, diğer bir ülkede talep edilmesi durumunda; talep edilen ülke açısından bu ticari değişim ithalat olarak adlandırılır. Milli gelir eşitliğinde ise negatif işaretle (M) olarak gösterilir.
i) Turizmin Görünmeyen İthalata Etkisi
Bir turist ziyaret ettiği ülkede çeşitli harcamalarda (ulaştırma, konaklama vb.) bulunur. Bu harcamalarını, kendi ülkesinde elde etmiş olduğu geliri ile yapmaktadır. Yani kendi ülkesinde elde ettiği, gelirini, bir başka ülkede harcayarak ; ziyaret ettiği ülke lehine bir gelir transferi yaratmaktadır. Turist bu harcamasını dövizle yapabileceğinden kendi ülke ekonomisinden döviz çıkmasına neden olmaktadır. Harcamasını yönelttiği mal veya hizmeti ise yabancı bir ülkede talep ederek, orada tüketmektedir.
ii) Turizmin Ek İthalat Etkisi
Turist ziyaret ettiği ülkedeki zorunlu harcamalar ve turistik harcamalarda yapabilmektedir. Kendi özellikleri ve çeşitli alternatifleri göz önünde bulundurularak yaptığı bu harcamalar ziyaret ettiği ülke açısından ek ihracat olarak adlandırılmaktaydı. Bu harcamalar kendi ülkesi açısından ise ek ithalat olarak adlandırılabilir. Çünkü bir yabancı ülkede üretilen mal, döviz harcanarak talep edilmekte ve bu yabancı mal turistin kendi ülkesine getirilmektedir. Böylece hem turistin kendi ülkesinden bir döviz kaybı olmakta, hem de milli geliri azaltıcı bir etki yaratılmaktadır.
Tablo 2
YILLAR İTİBARİYLE ÖDEMELER DENGESİ (Milyon $)
1996 1997 1998 1999
A.Cari İşlemler Dengesi
İhracat 23,225 26,261 26,973 26,588
İthalat -43,627 -48,005 -45,922 -40,692
Trasit Ticaret -347 -492 -514 -442
DIŞ TICARET DENGESI -10,582 -15,358 -14,220 -10,447
Diğer Mal ve Hizmet Gelirleri 14,628 21,273 28,802 18,748
Faiz Gelirleri 1,577 1,900 2,481 2,350
TURİZM 5,650 7,002 7,177 5,203
Faiz ödemeleri -4,200 -4,588 -4,823 -5,450
Diğer Mal ve Hizmet Giderleri -10,930 -13,419 -15,325 -14,840
TURİZM -1265 -1,716 -1,754 -1,471
İşçi Gelirleri 48 32 41 47
CARİ İŞLEMLER DENGESİ -2,437 -2,638 1,984 -1,364
2) TURİZMİN ENFLASYON ÜZERİNE ETKİSİ
Enflasyon : Genel fiyat düzeyindeki sürekli artışa denir. Zaman birimi başına genel fiyat düzeyindeki oransal artış.
Turizm olayının her g gün giderek gelişmesi e’buna bağlı olarak turizm talebinin artması; kısa dönemde turizm arzının bu artışa cevap verememesi nedeniyle ortaya çıkabilmektedir.
a)Turizmin talep enfiasyonu yaratması
Turizm arzı esnek değildir.Arz esnekliğinin düşük olması kısa dönemde arzın arttırılmaı-nası sonucunu doğurmaktadır. Turizm talebi arttığırıda ; esnek olamayan arz nedeniyle ortaya çıkan bu ek talep fiyat artışlarına neden olabilmektedir. Bu, kişilerin iç turizme yönelmeleriyle ortaya çıkan ek turizm talebi fiyatlar üzerindeki yeni artış eğilimlerine neden olabilmektedir. Böylece turizm talep enfiasyonu yaratan bir faktör olmaktadır.
b)Turizmin Maliyet Enflasyonunu Yaratması
Turistlere arz edilen mal ve hizmetlerin üretim maliyctlerinin artması enflasyona neden olabilir. Söz konusu mal ve hizmetlerin üretiminde kullanılan üretim faktörlerine yapılan ödernelerde ortaya çıkacak artış fıyatlara yansıyarak enflasyonist bir baskı yaratabilir. Faktör fiyatlarının artma nedenleri şöyle sıralana bilir:
- Turizm işletmelerinin tam kapasite ile çalışmadığı bir durumda, turizm talebinde ortaya çıkacak bir artış kapasiteye kullanımı artırılarak karşılanmaya çalışılır.
- Teknolojik gelişmeler ve makinelerden yeterli yararlanma imkanlarının yeterli olmaması nedeni ile, turizm sektöründe kullanılan emeğinin verimliliğin belirli bir seviyederi sonra artırılamaz.
- İşletmeler arsındaki rekabet, reklam ve tarutma giderlerinin artmasına ve dolayısıyla maliyet artışına neden olabilmektedir.
- Turizm talebinin esnek bir yapıya sahip olması turistlerin memnun edilebilmesi için daha kaliteli mal ve hizmetin sunulmasını gerekli kılmaktadır.
- Eğer ülkede devalüasyon yapılıyorsa ithal edilen malların fiyatları milli para cinsinden pahalı hale gelir.
c)Turizm Yatırımlarının Enflasyon Yaratması
Yatırım kararının alınarak yatırıma haşlarımasıyla, hemen mal veya hizmet üretimi gerçekleşmeyi bilir.Mal veya hizmetin üretilerek piyasaya arz edilebilmesi için belli bir süre gereke bilir. Turizm yatırımları ile turistik mal veya hizmetin piyasaya arz edilmesi arsında da böyle bir gecikmeden söz edilebilir. Oysa bir turistik yatırım kararı alınarak, yatırıma başlandığında yatırım harcamaları da başlar. Bu harcamaları gelir olarak elde edenlerde , tekrar harcamaya dönüştürerek toplam talebin artmasına neden olurlar. Bu talep artışının ortaya çıktığı dönemde toplam arzda bir artış gerçekleştirilemezse fiyatlar genel seviyesinde bir yükselme ile enflasyonist bir baskı doğar veya ekonomi de var olan enflasyon artma eğilimi gösterir.
III)Enflasyonun Turizm Üzerine Etkisi
Ekonominin herhangi bir sektöründe ortaya çıkan enflasyon, giderek diğer sektörlerde ve bu arada turizm sektöründe enflasyonist baskılara yol açabilmektedir.Böyle bir etki turizm sektöründe arz edilen mal ve hizmetlerin fiyatlarını arttırmaktadır. Turizm sektörünün bizzat yarattığı enflasyonist etkiler de fiyat artışlarına neden olabilmektedir.
Enflasyonun getireceği fiyat istikrarsızlığı sonucu turist hep aldatılma korkusunu hissedecek, bu korku psikolojik bir memnunsuzluk yaratacaktır. Bu istikrarsızlık seıahat acentelerini da; uzun vadeli tatil programları yaparken güç durumlara sokacaktır. Kişiler turizm olayına katılmaya genellikle bir süre önceden karar vermektedirler.Özellikle yabancı bir ülkeye gidecek turist, seyahat acentelerinin düzenlediği programlı seyahatlere katılmaya tercih etmektedir. Seyahat acenteleri iyi bir organizasyon gereği turizm mevsimi başlamadan çok önce rezervasyonlarının yaptırmak zorundadır. Fiyatların istikrarsızlığı turistik işletmelerle seyahat acentelerinin anlaşabilecekleri ortak ve sabit fiyatın bulunmaması veya ikisinden birinin zarar etmesi gibi sonuçlar doğurabilmektedir.böyle bir olayda,turizm için olumsuz bir gelişme olarak nitelenebilir.
IV) Türkiye’de Turizm ve Enflasyon
Türkiye’de son yıllarda enflasyon oranlarının %30-40 civarında olduğu söylenebilir.bu enflasyonist ortamda fiyatlar genel seviyesi yükselmiş ve dolayısıyla turizm sektöründeki mal ve hizmet fiyatları da artma eğilimine girmiştir.ayrıca fiyatlar genel seviyesindeki artış,üretim faktörü fiyatlarına da yansımış ve maliyet enfiasyonunun ortaya çıktığı görülmüştür.Bu arada turizm olayının yarattığı turistik talep;turistik tüketim harcamaları ve turistik yatırım harcamaları kanalıyla ekonomideki toplam hnrc azda nisa arttırarak,talep artışına yard olmuş, buda fiyatlar genel seviyesinin artışına yol açmıştır.
Esnek kur sisteminin bu olumlu etkisine karşın:turizm yatırımlarının yapılması esnasında ithal edilen teknoloji,aramalı v.b harcamaları arttırır.buda maliyet açısından enflasyonist bir etki yaratabilir. Son olarak Türkiye’de gerek turizmin enflasyon üzerine etkisini ve gerekse enflasyonun turizm üzerine etkisini net ve kesin olarak belirtmek;gerekli istatistiki verilerin yeterli olmaması sonucu mümkün olmamaktadır. Fakat genel olarak belirttiğimizetkilerin varolduğunu söyleyebiliriz.
3) TURİZMİN MİLLİ GELİR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ
TÜRKİYENİN TURİZM GELİRLERİ
Türkiye de turizmin talep koşulları dünyadaki bir çok turist için çekici
Gelmektedir. Bu nedenle turizm ülke ekonomisin de hiç de küçümsenmeyecek bir paya sahip olmaktadır. Özellikle bu sektörün değerinin anlaşılarak nem verilmeye başlandığı 1980 den sonra, elde edilen turizm gelirlerinde artış olduğu gözlenmiştir. Son 30-35 yılda gerek turizm gelirleri, gerekse ülkeye gelen turist sayısından %40 dan fazla artış olmuştur. 1996 yılı turist geliş sayısındaki yıllık artış itibarı ile Türkiye Avrupa sıralamasında İtalya dan sonra %12 ile ikinci sırada yer almıştır.
Turizmden elde edilen döviz gelirlerinin ülke ekonomisindeki önemini en net şekilde ortaya koyan veriler turizmin ulusal gelir içindeki payı ve turizm gelirlerinin ihracat gelirlerine oranıdır.
TURİZM GELİRLERİNİN ULİSAL GELİR İÇİNDEKİ PAYI
Türkiyede turizm gelirlerinin ulusal gelir içindeki payı planlı kalkınma dnemiyle birlikte çok küçük oranlarda artmış ve bu pay ancak1984 yılından sonra % 1 in üzerine çıkabilmiştir.bunun nedeni de 1980den sonra bu sektöre önem verilmiş olması ve yatırmlırın hızla artmış olmasındır. 1980 sonrası turizm ile ilgili olarak alınan kararlar içerisinde en önemli olanı 1983 yılında çıkarılan 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu dur.
Tablo: 3 Turizm Gelirlerinin Ulusal Gelir İçindeki Payı (Milyon $)
Yıllar Ulusal Gelir Turizm Gelirleri Ulusal Gelir İçindeki Pay (%)
1963 7,422,2 7,7 0,1
1966 10,157,7 12,1 0,1
1970 9,951,3 51,6 0,5
1975 37,598,0 200,9 0,5
1980 57,198,3 326,7 0,6
1982 52,853,0 370,3 0,7
1984 48,986,5 840,0 1,7
1985 52,897,6 1,482,0 2,8
1990 150,060,7 3,225,0 2,1
1992 153,627,5 3,639,0 2,4
1993 158,171,0 3,959,0 2,3
1994 132,825,9 4,321,0 3,3
1995 165,519,4 4,957,0 3,0
1996 183,577,0 5,962,1 3,2
1997 194,305,0 8,088,5 4,2
1998 204,611,0 7,808,9 3,8
1999 185,267,0 5,203,0 2,8
2000 201,217,0 7,636,0 3,8
2001 148,166,0 8,932,0 6,0
Kaynak: .
Tablo: 3 de görüleceği gibi, turizmin ulusal gelir içindeki payı 1984 yılından itibaren önemli ölçüde artmış,1994 yılından sonra da ortalama %3 düzeyinde seyretmiş ve 2001 yılı itibariyle %6 olarak gerçekleşmiştir. Uygulamada, turizmin ulusal gelire olan etkisi hesaplanırken sadece dış turizm hesap edilmiş, iç turizm hesap edilmemiştir. İç turizmin de ulusal gelire eklendiği düşünülürse %3’lük bu oran daha yüksek seviyelere çıkacaktır. Dolayısıyla, turizmin ülke ekonomisi ve ulusal gelir içindeki payının görünenden daha yüksek olduğu kabul edilmektir.
Ancak bu oran tam olarak bilinmemektedir . turizmin genel ekonomi içindeki gerçek yerini belirleyebilmek için, dünya turizm ve seyahat konseyi ( WTTC) 5 yıl süren bir çalışma neticesinde birleşmiş milletlerinde kabul ettiği “ulusal uydu muhasebesi” adı verilen yeni bir muhasebe sistemini geliştirmiştir. Bu kavramla turizmin genel ekonomi içindeki yeri yeniden sorgulanmaktadır.
TURİZM GELİRLERİNİN İHRACAT GELİRLERİ İÇİNDEKİ PAYI
Turizmin ekonomik göstergelerinden bir diğeri de, turizmden elde edilen döviz gelirlerinin ihracattan elde edilen gelire oranıdır. Uluslar arası turizmden elde edilen gelirler, ek ihracat veya görünmeyen ihracat şeklinde ülkenin ödemeler dengesine olumlu katkılar yapmaktadır. başlangıçta sadece “güneş, doğa, kum “ turizmine ağırlık verilerek yapılan ve yalnızca turistik yatak kapasitesinin arttırılmasıyla, yabancı turistlerden sağlanacak dövizlerin mümkün olan en üst düzeye çıkarılabileceği şeklindeki turizm politikası son yıllardı yerini turizmin oldukça çeşitlendirilmesi ve tüm yıla yayılması, ayrıca çevre faktörünün ihmal edilmemesinin gerektiği şeklinde bir anlayışa bırakır olmuştur.
Tablo 4 de görüleceği üzere, Türkiye’nin turizm gelirlerinin ihracat gelirleri içindeki payı 1963 yılında %2.1 iken, son yıllarda ihracata teşvik pirimi verilmesi ve yukarıda bahsedilen politika değişiklikleri sonucu bu oran % 27-28 gibi oldukça yüksek değerlere ulaşmıştır.1980-1984 yılları arasında bu oran %11 iken,1984-1994 yıllarında iki katına çıkmış ve 2001 de ise % 28.8 e yükselmiştir.
Tablo 4 :Türkiye’nin Turizm Gelirlerinin İhracat Gelirleri İçindeki Payı ( Milyon $)
Yıllar İhracat Gelirleri Turizm Gelirleri İhracat Gel. İçindeki Pay (%)
1963 368,0 7,7 2,1
1966 490,0 12,1 2,5
1970 588,0 51,6 8,8
1975 1,401,1 200,9 14,3
1980 2,910,1 326,7 11,2
1982 5,746,0 370,3 6,5
1984 7,133,6 840,0 11,8
1985 7,958,0 1,482,0 18,6
1990 12,960,0 3,225,0 24,9
1992 14,715,0 3,639,0 24,7
1993 15,345,0 3,959,0 25,8
1994 18,106,0 4,321,0 23,9
1995 21,636,0 4,957,0 22,9
1996 23,082,1 5,962,1 25,8
1997 26,246,0 8,088,5 30,8
1998 26,881,4 7,808,9 29,0
1999 26,588,0 5,203,0 19,6
2000 27,485,0 7,636,0 27,8
2001 31,000,0 8,932,0 28,8
Bu bağlamda uluslar arası turizmin Türkiye ekonomisine büyük katkılar sağladığı görülmektedir. Ayrıca turizmde tüketim, üretimin yapıldığı yerde gerçekleştiğinden, ihracatçı ülke için navlun ve benzeri ihraç giderleri de söz konusu olmamaktadır. Dolayısıyla, Türkiye sahip olduğu eşsiz güzellikleri çevreyle de uyum içinde olacak şekilde kullanarak, turizm gelirlerini zaman içerisinde daha da arttırabilecektir.
TÜRKİYENİN TURİZM YATIRIMLARI VE GELİŞME SÜRECİ
Turizmde yatırım, turizm işletmesinin amacı olan faaliyetlerin tatmin edici koşullar içinde yapılabilmesi geliştirilmesi, rekabet gücünün korunabilmesi vb. için, bir yıldan uzun süre kullanılabilecek sermaye mallarının temin edilmesi ve gerekli döner sermaye varlıklarının satın alınmasıdır. Diğer bir deyimle: turizm yatırımları, turistlerin konaklamaları, yeme- içmeleri, eğlenme ve dinlenme ihtiyaçlarını karşılayan tesis, arasive teçhizatların bütünüdür. Turizm önemli bir ekonomik faaliyet olmasına rağmen, bu alanda planlanan yatırımlar 1983 lü yıllara varıncaya kadar tüm sektörler içerisindeki en düşük yatırımlar olmuştur. . 1983 yılında çıkarılan 2634 sayılı Turizm Teşvik Kanunu ile Türkiye’de turizm yatırımlarının teşviki artmış altyapı yatırımlarını devletin, üstyapı yatırımlarını da özel kesimin yapması öngörülmüştür. Turizm talebi, yatırımları uyarmış ve teşvik etmiştir. 1990 yılında sektöre yapılan yatırım 2.6 trilyon TL olmuş ve bunların %85 i özel kesim tarafından üst yapıya yönelik olarak yapılmıştır. Bu durum, toplam turizm yatırımları içinde özel sektörün payının arttığını ve çıkarılan teşvik yasalarının olumlu etkisinin olduğunu göstermektedir. Tablo 5 de, yıllar itibari ile turizm yatırımlarının sabit sermaye yatırımları içindeki payı gösterilmektedir. Tablo da görüldüğü üzere, turizm yatırımları, toplam yatırımlar içinde önemli bir yer tutmakla beraber 1984 yılına gelinceye kadar ortalama % 1,0 düzeylerinde seyretmiştir. Ancak1984 den sonra özel sektör yatırımlarının artmasıyla bu oran %4 seviyelerine yaklaşmıştır. Turizm sektörünün ulusal gelire katkısı %6 düzeyindedir. Kuşkusuz bu oranın Türkiye ekonomisinin kalkınmasına ve daha refah seviyelere çıkmasına fayda sağladığı apaçık ortadır. Bu nedenle de turizm sektörüne yatırım yapmak ülkenin ulusal gelirini ve turizm talebini artıracaktır. 2020 yılına doğru turizmde talep hacminin tüm dünyada 1.602 milyon kişi gibi çok büyük bir rakama ulaşacağı öngörülmektedir.böylesi bir talep artışının arz cephesini de ciddi ölçüde samsası ekonominin doğal mekanizması içinde beklenir bir durum olacaktır. Dolayısıyla talepteki genişleme arz piyasasında da şiddetli bir rekabeti beraberinde getirecek, hem dünyadaki diğer ülkelerin hem de Türkiye’nin yatırım kararlarını ve planlarını yeniden ve daha ciddi bir şekilde gözden geçirmelerine sebep olacaktır. Çünkü sektör, Türk ekonomisinde önemli bir görevi üstlenmiştir ve ilerleyen yıllarda ekonominin en önemli sektörü olmaya adaydır.
Tablo 5 : Türkiye’de Toplam Yatırımlar ve Turizm Yatırımlarının Yıllar İtibariyle Seyri (Milyon $)
Yıllar Toplam Yatırımlar Turizm Yatırımları Pay(%)
1963 5,443,142 23,908
1966 6,606,615 42,194
1970 10,890,761 83,014
1975 18,505,653 86,919
1980 17,774,502 83,832
1984 17,951,235 174,501
1985 20,982,513 274,511
1990 27,116,000 1,060,000
1993 29,403,000 620,000
1995 1,839,774,000 44,513
1996 3,543,800,000 79,477
1996 7,722,672 159,302
1998 12,977,101 368,200
1999 18,580,704 666,231
2000 18,600,000 469,400
Kaynak:TOBB Ekonomik Rapor 99, TOBB Yayını, Ankara 2000; .
4) TURİZMİN GSMH İÇİNDEKİ YERİ
Turizmin ekonomideki rolü ve önemi konusunda yapılan değerlendirmeler arasında en yaygın kullanılan yöntem, turizm gelirlerinin gayri safi milli hasıla (GSMH) ile olan ilişkisinin ölçülmesidir.Bir ekonomide belli bir dönem içinde (genellikle bir yıl), üretilen nihai mal ve hizmetlerin gayri safi değerleri toplamına GSMH denir. GSMH’nın değeri hesaplanırken; tüm nihai mal ve hizmetlerin piyasa fiyatları ile çarpımı yapılarak bir sonuca ulaşılır. Bu değer, ait olduğu yıl içerisinde üretilen tüm nihai mal ve hizmetlerden oluşur. Dolayısıyla, daha önceki yıllarda üretilmiş mallar GSMH kapsamına girmez. Bundan dolayı; işletmelerin bulundurdukları mal stokları, eski yıllarda üretilmiş oldukları sürece GSMH hesaplamalarında dikkate alınmazlar Fakat stok değişmeleri, yeni üretimi temsil ettikleri için hesaplamaya katılırlar.
Üzerinde durulması gereken bir diğer husus ise, GSMH’nın ara malları değil, nihai mal ve hizmetleri dikkate almasıdır. Eğer ara mallar da hesaplama içine girerse, çift hesaplama sorunu ile karşı karşıya kalınır. Bunu önlemek için, ya nihai mal ve hizmetlerin ya da katma değerlerin toplamı ile sonuca ulaşılır. GSMH’dan amortismanlar çıkarıldığı zaman safi milli hasılaya ulaşılır. Milli gelir kavramı ise, faktör gelirlerinin toplamına eşittir. Milli geliri; üretim, gelir ve kullanımı esas alarak hesaplamak olasıdır ve bu yöntemle de aynı sonuca ulaşılır. Milli gelire kullanım yönünden bakıldığında, bunun önemli bir kısmının tüketim harcamalarına (c), bir kısmının vergilere (T) ve bir kısmının da tasarruflara (s)gittiği görülür. Bir yıl içerisinde üretilen mal ve hizmetlerin değerlerinin toplanması, üretim yöntemi olarak adlandırılır. Gelir yöntemi ise; milli gelirin, tüm kişisel ve kurumsal gelirin toplanması yoluyla hesaplanmasını ifade eder. Bu üç yöntem, GSMH’yı değişik şekillerde sınıflandırmakta, aynı olguyu değişik yönlerden ele almakta ve dolayısıyla aynı sonuçlara ulaşmaktadır. Bu yöntemlerle hesaplanan gayri safi milli hasılanın bireyler tarafından harcanan kısmı, tüketici harcamaları olarak bilinir ve harcama türlerine göre sınıflandırılır. Bu harcamalar arasında, yaşadıkları yer dışında seyahat eden yabancı ülke sakinleri tarafından yapılan turizm harcamalarının GSMH’ya ve toplam tüketici harcamalarına oranlanması, turizmin ekonomik öneminin güvenilir bir göstergesini sağlar. Turizmin GSMH’ya katkısı, çoğunlukla yabancı ziyaretçi harcamalarını cari fiyatlarla tahmin ederek ve bundan turizm sektörü tarafından satın alınan mal ve hizmetlerin maliyetini çıkararak hesaplanır. Diğer bir ifadeyle; yabancı ziyaretçi harcamaları ile yaratılan GSMH miktarı, turistler tarafından yapılan harcamaların döviz geliri olarak kaydedilmesi ve bu gelirden söz konusu turistlere yapılan hizmetin maliyetinin çıkarılmasıyla bulunur. Böyle bir hesaplama, turizm gelirinin yalnızca yabancı turistlerin ülke içinde yaptıkları turistik tüketim harcamalarından doğan gelir olarak anlaşılmasının sonucudur. İç turizm hareketlerinin henüz yeterince önem taşımadığı ve uluslararası turizmden ekonomik anlamda önemli katkıların beklendiği azgelişmiş ülkelerde bu hesaplama anlamlıdır.Ancak, turizm gelirlerini yalnızca ‘dış aktif turizm” gelirleriyle sınırlamak doğru değildir. Yerleşiklerin yapmış olduğu turistik tüketim harcamalarının da turizm ürünleri satıcılarının gelirini oluşturduğunu ve ilgili sektörlerde harcama-gelir akımını hızlandırdığını ve ekonomi genelinde canlılık yarattığını göz önünde bulundurmak gerekir. Özellikle, gelişmiş ülkelerin çoğunda, iç turizm harcamaları; toplam turizm gelirlerinin çok önemli bir kısmını oluşturduğundan, hesaplamaların iç ve dış turizm için birlikte yapılması daha anlamlı olacaktır. Gelişmiş ülkelerin çoğu, iç turizme önem verirler. Çünkü; bu yolla kamunun sağlamış olduğu vergi gelirleri de o oranda artış gösterir. Normal olarak uluslararası turizm gelirlerinin GSMH’ya oranının üç katı kadar bir gelirin, iç turizm hareketlerinden sağlandığı tahmin edilmektedir. Örneğin; uluslararası turizm gelirlerinin 1976 yılında Kanada’nın GSMH içindeki payı, yaklaşık %1 olduğu halde; bu oran, iç turizmle birlikte %5e yükselmektedir. Bu oranlar İngiltere için sırasıyla %0.6 ve %2.4’tür. Turizm, gelişmiş ülkelerin çoğunda GSMH’ya çok önemli olmayan bir katkı yaptığı halde; Avusturya, Fransa, İtalya ve İspanya gibi gelişmiş ülkelerde sürekli bir gelişme göstererek GSMH içinde önemli bir paya ulaşmıştır. Bu payda, dış turizm kadar iç turizm hareketlerinin de önemli bir yeri vardır. Tüm dünya ülkeleri arasında; dış turizm gelirlerinin GSMH içindeki payı, %10’u aşan az sayıda ülke vardır. Bu durum; turizm gelirlerinin, GSMH içindeki payının önemsiz olduğu sonucunu doğurabilir. Ancak; İngiltere’de ülkenin en büyük sektörü olan motor endüstrisinin ulusal gelire katkısı, sadece %8’dir. Buna karşılık, Barbados gibi bazı ada ülkelerinde, turizmin GSMH’ya katkısı, %30’lara kadar çıkmaktadır. Ancak, ekonominin bir sektöre aşırı bağımlılığı o ülke ekonomisinin sağlıksız bir yapıya sahip olduğunu gösterir. Burada unutulmaması gereken bir nokta, turizmden sağlanan net kazançların, turizmin ekonomik anlamda net etkisini göstermekten uzak olduğudur. Zira, turistlerin gereksinimlerini karşılamak için kullanılan kaynaklar ve sermaye malları ekonominin diğer sektörlerindeki alternatif kullanım alanlarından çekilmektedir. Turizmin GSMH üzerindeki net etkisi hesaplanmak istendiğinde, bu alternatif maliyetlerin çıkarılması gerekmektedir ve bu da oldukça güç bir iştir. Turizmin Türkiye ekonomisindeki yeri ve öneminin incelenmesi sırasında göz önüne alınması gereken önemli bir nokta, turizm gelirlerinin GSMH içindeki payı olmaktadır. Türkiye’de GSMH, dış turizm gelirleri ve dış turizm gelirlerinin GSMH içindeki payı Tablo gösterilmektedir. Tablodan da izlenebileceği gibi: turizm sektörünün GSMH içindeki payı, oldukça düşüktür. Ancak; iç ur harcamaları ve turizm yatırımları da dikkate alındığı takdirde, turizmin Türkiye ekonomisinde önemsenmesi gereken bir sektör olduğu ortaya çıkmaktadır. Yukarıdaki açıklamalarımızın ışığında; iç turizm gelirlerinin GSMH’ya oranının, dış turizm gelirlerinin GSMH’ya oranının yaklaşık üç katı olduğunun kabulü ile 1996 yılında Türkiye’de turizm sektörünün GSMH içindeki payının, yaklaşık toplam olarak %9 seviyesinde gerçekleştiğini söyleyebiliriz. 1996 yılında dış turizm gelirimizin GSMH’ya oranı %3.2 dolaylarında gerçekleşmiştir. Bu rakamı;
Tablo 6:TÜRKİYEDE DIŞ TURİZM GELİRLERİNİN GSMH İÇİNDEKİ PAYI (Cari fiyatlarla)
Yıllar GSMH
(Milyon ABD doları) Turizm Gelirleri
(Milyon ABD doları) Dış turizm gelirlerinin GSMH içindeki payı (%)
1980 57,198 326 0,6
1981 46,087 381 0,8
1982 52,853 370 0,7
1983 50,153 411 0,8
1984 48,986 840 1,7
1985 52,597 1,482 2,8
1986 57,820 1,215 2,1
1987 87,142 1,721 2,0
1988 91,640 2,355 2,6
1989 109,017 2,557 2,3
1990 150,060 3,225 2,1
1991 147,367 2,654 1,8
1992 153,627 3,659 2,4
1993 178,714 3,959 2,2
1994 132,825 4,321 3,3
1995 165,519 4,957 3,0
1996 183,577 5,962 3,2
Kaynak: Turizm istatistikleri bülteni 1996,1997 sayfa 79
3 ile çarptığımız zaman yukarıda elde ettiğimiz %9 oranını, tüm turizm sektörünü kapsayacak şekilde bulmuş oluruz. Tablo 6 ya baktığımız zaman; Türkiye’nin dış turizm gelirlerinin GSMH içindeki payının, 1980-1996 yılları arasını kapsayacak şekilde verildiğini görürüz. Tablodan da izleneceği gibi; bu oranlar sürekli artış trendindedir.Bu oran, 1984 yılına kadar %1 barajını aşamamıştır. Bu nedenle, turizm sektörünün Türkiye ekonomisi içindeki gelir yaratma etkisi de sınırlı kalmıştır. 1980 öncesinde ise bu oran, yaklaşık %0.6 seviyesinde seyretmiştir. Oysa; 1984 yılından sonra bazı dalgalanmalar hariç bu oran, sürekli bir artış trendi ile 1996 yılında %3.2 seviyesine ulaşmıştır. 1994 yılında ise en yüksek seviyesi olan %3.3 düzeyinde gerçekleşmiştir. Bunda; bir önceki yıla göre önemli bir GSMH düşüşünün (5 Nisan Krizi nedeniyle) ve turizm sektörünün bu krizden etkilenmeyip gelirini, bir önceki yıla göre %8.3 arttırması büyük rol oynamıştır.Turizm sektörü gelirlerinin GSMH’ya oranı; Türkiye’de yaklaşık %3’ler seviyesindedir. Buna karşılık; turizm sektörü gelişmiş Akdeniz ülkelerinde (İspanya, İtalya ve Fransa) bu oran, ortalama %4.5-5 seviyesindedir. Ülkemizde de aynı seviye yakalandığı takdirde, turizmden 4 milyar dolara yakın ilave gelir sağlanması mümkün gözükmektedir. Turizm gelirinin ekonomide yarattığı etkinin bir diğer göstergesi de, katma değerdir. Milli gelir üzerinde; turistik mal ve hizmet üretiminin yarattı katma değer etkisi, diğer sektörlerden yüksek olduğundan önem kazanmaktadır. Bu nedenle; turizm sektöründe katma değer miktarının hesaplanması ve ortaya konulması gerekmeketedir. Bu bağlamda; katma değeri ve katma değer oranını tanımlayacak olursak; katma değer, satışa sunulan malın fiyatından, bu malı üretmek üzere daha önce başka kişiler ya da firmalar tarafından yapılmış ara tüketim harcamaları çıkarıldığında kalan fark olmakta ve ülkede bütün ekonomik birimlerin mal ve hizmet üretiminde yarattıkları katma değer toplamı milli geliri vermektedir. Bir sektör için katma değer oranı ise; sektördeki toplam katma değerin, sektördeki toplam çıktıya oranlanması ile bulunur.
Tablo 7 : 1990 YILI DIŞ TURİZM GELİRİ VE YARATTIĞI KATMA DEĞER
1990 yılı dış turizm geliri
(Milyon ABD doları) Turistik tüketim tipleri Harcamaların dağılımı
(%) Turistik tüketim tipinin payı Katma değer oranları Katma değer
(Milyon ABD doları) Katma Değer
(Milyar TL)
3,308 Konaklama 23,1 764,1 0,6353 485,4 1,256,7
3,308 Yiyecek-İçecek 23,3 770,8 0,4417 340,5 887,9
3,308 Yerel Ulaşım 14,7 486,3 0,6473 314,8 820,9
3,308 Alışveriş 20,6 681,4 0,8131 554,0 1,444,2
Kaynak: Dış turizm geliri İlkin A. Ve Dinçer M. Zeki turizm kesiminin Türkiye ekonomisindeki yeri sayfa:35
5) TURİZMİN İSTİHDAMA ETKİSİ
İstihdam, diğer üretim faktörleri göz önünde tutulmadığında sadece emek faktörünün farklılaşması ve üretimde kullandırılmasıdır gelir kadar istihdam yaratır Turistik tüketim harcamalarının ilk aşamasında elde edilen gelirler direkt istihdam etkisi yaratırken, elde edilen gelirlerin tekrar harcanmasıyla ikinci derecede istihdam etkisi ortaya çıkar. istihdam etkisi, turizmin gelişmesine ve turizm talebinin yoğunluğuna bağlı olarak artar. Turizmin gelişmesine paralel olarak turistik tesis yatırımlarının artması, işgücü talebini arttırdığı gibi, turizmin mevsimlik özelliğinin bir sonucu olarak talebin yoğunlaştığı dönmelerde turistik işletmelerin de işgücü talebi artar.
Turizmin istihdam sağlama olanaklarına gelindiğinde, 1995 yılında Türkiye’de turizm sektöründe istihdam edilenlerin 129000 kişi yani toplam işgücünün %0,07’si olduğu görülmektedir. 1997 verilerine göre ise konaklama sektöründe 262.000, turist rehberi olarak da 7000 kişinin istihdam edildiği bilinmektedir. Dolaylı ve doğrudan istihdam açısından aile fertleri ile birlikte yaklaşık 10.000.000 insan geçimini turizm sektöründen sağlamaktadır.
6) TURİZM VE EKONOMİK KALKINMA
Turizm, gelir ve istihdam kaynağı olmanın yanı sıra, özellikle turizm bölgesi halkı için bir refah ve gelişme ortamının hazırlayıcı olma özelliğini de taşır.Belirli bir bölgede turist trafiğinin yoğunlaşması, daha yüksek döviz geliri elde etmek, istihdamı ve milli geliri arttırmak isteyen devleti Ve bu arada bölgesel kamu idarelerini altyapı tesislerini geliştirmeye yöneltir. Turizmin uyarıcı etkisiyle bölgede yol, elektrik, kanalizasyon, su, liman ve hava alanı gibi yeni altyapı yatırımlarına girişilir. Böylelikle, bölge halkı yüksek standartlarda ulaştırma ve haberleşme sistemlerine, elektrik, su ve benzeri temel hizmetlere ve bir başka türlü elde edemeyecekleri alış-veriş, ve eğlence olanaklarına kavuşurlar.
Bu gelişme, azgelişmiş, ülke yada bölgelerdeki kapalı ekonomik yapıdan pazar ekonomisine geçişi hızlandıran, bölge halkının dünya görüşünün ve yaşam biçimini değiştiren bir olgudur. Ekonomik kalkınma biçimlerinin hemen hiçbirinde yaşam standartlarının değişmesi turizme dayalı kalkınmada olduğu ölçüde hızlı olamamaktadır. Turizmin geliştiği bölgelerde yaşayan halkın bilgi ye görgüsünde yaşama ve düşünme biçimlerinde önemli gelişmeler ve değişmeler ortaya çıkmaktadır. Toplum, değişikliğe ve yeniliğe daha açık, yaratıcılığa ve özel girişimciliğe daha yatkın olmaktadır.
Turizmin gelişmesi, bir taraftan belirli bölgelerde alt yapının geliştirilmesi açısından uyarıcı etki sağlarken diğer bir taraftan da mevcut ulaştırma, haberleşme ve benzeri sistemlerin ve daha önceden turizmden bağımsız olarak kurulmuş altyapı tesislerinin ekonomik anlamda daha etkin kullanımı gerçekleştirir ve bunların daha da geliştirilmesi için uygun bir ortam yaratır.
Bu gelişmeler, giderek ekonomik yapının çeşitlenmesine ve bölgede diğer endüstrilerin gelişmesine uygun bir ortam oluşturabilir. Öncelikle, turizm amaçlı alt ve üst yapı yatırımlarının yapılması sırasında demir, çimento, tuğla gibi çeşitli inşaat malzemelerine, su, elektrik, ısıtma gibi tesisatın gerektirdiği malzemelere ve bina donatım mallarına önemli boyutlarda talep doğar, Bunların üretilmesi, taşınması ve depolanması çeşitli endüstri ve hizmet kesimleri üzerinde uyarıcı etkiler yaratır.
Turizmi gelişmesi sonucu ortaya çıkan ve büyüyen turizm işletmeleri ve yan hizmet tesisleri faaliyetlerini sürdürürken çevreden et, süt yumurta, ekmek, balık, meyve-sebze gibi gıda maddeleri ve çeşitli tüketim malları satın alırlar. Ayrıca, turistler de çevredeki çeşitli mal ve hizmetleri doğrudan tüketici olarak talep edebilirler. Bunun sonucu olarak yeni iş alanları doğar ve bölge halkının gelir düzeyi yükselir. Bir taraftan gelir düzeyinin yükselmesi diğer taraftan yaşama biçimlerinin değişmesi, bu bölgelerdeki geniş, bir potansiyel talebi fiili talebe dönüştürür ve bölge ekonomisinde bir canlanma ve gelişme ortaya çıkar. Bu bölgesel gelişme daha sonra ülke ekonomisini canlandırıcı ve üretim olanaklarını uyarıcı etkiler yaratır.
Turizm işletmelerinin mal ve hizmet talepleri, öncelikle bazı bölgesel nitelikli ve küçük ölçekli üretim tesislerinin dogmasına ve gelişmesine yol açacaktır. Bunlar, turizm tesislerini yaşatmak, malzeme gereksinimlerini karşılamak ve doğrudan turistin isteklerini yerine getirmek üzere sınırlı bir kapasiteyle ve genellikle bölgesel hammadde ve malzemelere dayalı olarak mal ve hizmet üreten küçük endüstrilerdir. Fakat, bütün bunların ötesinde bölgede altyapının gelişmesi, satın alma gücünün yükselmesi, belirli hizmetlerin etkinlik kazanması ve benzeri nedenler bölgeyi çeşitli endüstri, ticaret ve hizmet isletmeleri açısından çekici kılmaktadır. Sonuç olarak, turist harcamalarının artması turizm endüstri dışında da ekonomi üzerinde genel olarak uyarıcı etki yaratmaktadır.
Turizmin ekonomik kalkınma açısından üzerinde durulması gereken bir diğer önemli yönü de kamu gelirlerini arttırmasıdır. Bir bölgede turizmin gelişmesi ile birlikte arazi fiyatlarının yükselmesi ve alım-satımların artması doğaldır. Bu aşamada alınan emlak alım-satım vergisinden başlayarak, işletmelerin satın aldığı hemen her çeşit yatırım ve tüketim malındaki katma değer vergisine; turizm işletmelerinden alınan kurumlar vergisinden bu işletmelerde çalışan maaş ve ücretlilerin ödediği gelir vergisine; özellikle seyahat işletmeleri açısından önemli olan motorlu taşıt vergisinden turistlerin harcamalarından alınan katma değer vergisine kadar değişen çeşitli vergi gelirleri devlet hazinesine girmektedir. Ayrıca, devletin ve bölgesel kamu idarelerinin sunduğu hizmetler ve verdiği izinler karşılığında aldığı harç ve resimler, kamu mülklerinin satışı yada kiralanması yoluyla sağlanan gelirler, vergi ve para cezalan ve benzerleri turizmin gelişmesine bağlı olarak önemli artışlar gösterebilmektedir. Bu gelirler, devletin ekonomik ve sosyal kalkınmaya yönelik yatırım ve transfer harcamalarına bir kaynak oluşturmaktadır.
Turizm ekonomik kalkınma açısından anlamlılığını ve önemini arttıran bir konuda bu olayın başlatılması ve geliştirilmesi için gerekli ortamı hazırlamanın hemen hiçbir karmaşık teknolojiyi gerektirmemesidir. Turizm hammadde ve teknoloji bakımından dışa bağımlılık doğurmayan bir endüstridir. Büyük ölçüde insan emeğine dayalı bir hizmet endüstrisi olması nedeniyle işsizliğin yoğun olduğu ülkeler ve bölgeler açısından büyük önem taşır. Turizmin gerektirdiği birçok işlemsel beceri oldukça basittir ve kolay kazanılır. Gerektiğinde uzmanlaşmış işgücü diğer bölgelerden getirtilebilir. Şüphesiz, bu açıklamalar bir bölgede turizm endüstrisini kurmanın ve geliştirmenin gerektirdiği planlamanın miktarının ve niteliğinin zayıf olabileceği anlamına gelmemelidir. Buradaki açıklamaların amacı, turizmin diğer kalkınma araçları ile karşılaştırıldığında sahip bulunduğu üstünlükleri göstermektir.
7) TURİZMİN ANA ÜRETİM SEKTÖRLERİNE ETKİSİ
Turizm sektörü, hizmetler sektörü içinde yer almasına rağmen taşıdığı özellikler nedeniyle diğer sektörlerle yakın bir ilişki içindedir. Ülke ekonomisinde iç ve dış turizm hareketlerinin yarattığı tüketim-gelir hacmi, özellikle tanın sektöründe ve turizm sektörü ile birlikte diğer sektörlerde de bir canlanma ve harekete neden olur.
a) Turizmin Tarım Sektörüne Etkisi
Turizmin gelişmesine paralel olarak, tarım sektöründe kalite artar, daha kaliteli ürün satışı yapılır. Böyle turistik tüketim tarım sektörü için görünmeyen ihracat yaratır. Üretimde bulunanlara da dolaysız gelir etkisi sağlar.
Yerli halkın tarımsal ürün talebi yanında iç ve dış turizmin yarattığı ek talep ve turizm mevsimindeki kısa süreli bölgesel fiyat artışları tarım sektörünün toplam gelirini arttırdığı gibi, turistik yiyecek içecek işletmelerinin işlenmiş tarım ürünleri ve turfanda meyve ve sebze talepleri, bu faaliyet alanlarında bir canlanmaya neden olur.
Tarımsal ürünlere yönelik direkt tüketim harcamaları yanında, turizmden gelir elde edenlerin harcamaları da dolaylı gelir etkisini yaratır. Milli tarım ürünleri piyasasında meydana gelen talep kaymayla an bir dereceye kadar turizm talebi tarafından giderildiğinden, dolaylı gelir etkisi tahmin edilenden de fazla olmaktadır
Tarım arazisini, çiftliğini, turizmden gelir sağlamak için turizmin hizmetine sunan köylüler, alanlarını kiralayarak veya satarak hem gelir elde ederler, hem de o turistik tanıtımına katkıda bulunurlar. Eski fakat konforlu koy evlerinde ağırlanan turistlerin ağzından tanıtımıyla turizm talebi artacaktır. Hem kiralama yoluyla, hem konaklama imkanı sağlayarak hem de ilgili kuruluşlardan turizm kredisi olarak yöre halkının refah düzeyi artmış olacaktır. Ancak, turizmin turistik mahal üzerinde ekonomik yönden yaptığı bir diğer etki, ekonomik hayatın seyri üzerinde görülür. Turizm sezonu sırasında bütün faaliyet kollarında is hacmi genişlemekte, yerli işgücü nicelik ve nitelik yönünden yetersiz kaldığından dışarıdan işgücü alanı olur. Turizm sezonu sona erdiğinde, mal ve hizmetlere olan talep düşer, is hacmi daralır.
b) Turizmin Sanayi Sektörüne Etkisi
Turizm sektörünün sanayi sektörüyle ilişkisi veya sanayi sektörüne etkisini üç şekilde ortaya çıkar.
i. Turizmin tüketim üreten sanayiler üzerinde etkisi fazladır. Turizmin yoğun olduğu bölgelerde, gıda ve içki sanayinde görülen üretim çok fazladır, hatta turistik tüketime yönelik üretim de bulunduğu söylenebilir.
ii. Ara mal üreten sanayilerde özellikle, deri, deri mamulleri ve seramik sanayi üzerinde turizmin etkisi yüksektir. Hediyelik eşya satışlarının girdilerinin çoğalmasında önemli bir unsurdur. Seramik, catm sıhhi tesisat, demir-çelik sanayilerinde ek bir talep söz konusudur.
iii. Yatırımın mal üreten sanayiler üzerinde turizme etkisi azdır. Sadece ulaştırma araçları üreten sanayilerde turizmin katkısı vardır. Turizmin gelişmesi yatırımlarının artması inşaat malzemeleri sanayinde bir canlanma yaratacaktır.
Turizmin sanayi üzerinde yarattığı diğer bir etki de çevre kirlenmesinin önlenmesi için, sanayi kuruluşlarının tedbir almaya teşvik etmesidir.
c) Turizmin Hizmet Sektörüne Etkisi
Bu hizmet üretimi olan turizmin gelişmekte olan ülkelerde ekonomik kalkınmayı gerçekleştiren faktörlerden biri olarak k edilmesi, hizmet sektörüne ne kadar etkilediğini kanıtlar. Ayrıca işsizliğin önlenmesini veya azaltılmasının amaçlayan ‘ ekonomi politikaları, emek-yoğun üretim tekniğini genellikle benimsediğinden turizm ekonomisi ayrı bir önem kazanmaktadır.
TURİZMİN OLUMSUZ EKONOMİK ETKİLERİ
Hiç kuşkusuz turizmin ülke ekonomisi üzerinde ortaya çıkaracağı bazı olumsuz etkilerde olacaktır. Bunları şu başlıklar altında ele alınması mümkündür:
1- Fırsat maliyeti.
2- Mevsimsel dalgalanma.
3- Dış ülkelere bağımlılık
4-Bölgesel enflasyon.
5- Dışalımlardaki artış.
1- Fırsat Maliyeti
Turizmin geliştirilmesinde kararlı olan ülkelerin öncelikle sahip oldukları kıt kaynakları turizme yatırmaları durumunda kazanacakları gelir ile başka sektörlere yatırılması sonucunda elde edecekleri geliri karşılaştırmaları zorunludur. Bu tür karşılaştırmalara “Fırsat maliyeti” denir.
2- Enflasyonist Baskı
Enflasyon. belirli dönem içinde mal ve hizmetlerin ortalama fiyatlarında meydana gelen artış miktarı” olarak tanımlanmaktadır. Turizm ve enflasyon arasında ilişki iki şekilde açıklanabilir:
Birincisi; Turizmde yoğunlaşmış bir bölgeye yönelik talebin artması sonucunda oluşan bölgesel enflasyon ve arazi değerindeki spekülatif artışın yer aldığı turizmin enflasyon üzerindeki etkileridir. İkincisi ise. ülkede yaşanan enflasyonist ortamın turizm üzerindeki etkisidir.
3- Mevsimsel Dalgalanma
Turizm için söz konusu olan mevsimlik talep dalgalanmasını kendisini en yoğun biçimde konaklama sektörüne hissettirir.Büyük kentler dışındaki konaklama tesislerinin çoğunun mevsim dışında kapalı olması, bir yandan yatırımların geri dönüş sürelerini uzatarak yatırımların çekingenliğine yol açarken, diğer yandan da mevsim boyunca yoğunlaşan talebin gereksinimlerinin karşılanabilmesi için gerekli kapasite artırımını da engellemektedir.
4- Dışalım Eğilimindeki Artış
Her bir turist dövizinin neden olduğu mal ve hizmet ithalatına yönelik döviz transferi ile ilgilidir.Bir anlamda gelir olarak elde edilen döviz, turizmle doğrudan ya da dolaylı ilişkisi olan mal ve hizmetlerin satın alınması nedeniyle uğranan döviz kaybını ifade eder.Bu bağlamda dış turizme katılan ülke vatandaşları “görünmeyen ithalat” adı verilen bu etki ödemeler dengesi üzerinde turizm nedeniyle oluşan döviz çıkışlarının ifadesidir.
TÜRKİYE DE TURİZMİN EKONOMİK SONUÇLARI
Turizmin ekonomik sonuçları olarak; dış ödemeler dengesi, istihdam ulusal gelir, yabancı sermaye girişi ve bölgesel gelişme üzerideki etkileri dikkate alınabilir. Dünyada turizm talebi ve bunun sonucunda turist harcamaları hızla artmakta ve mal ihracına göre turizm daha kolay döviz akışı sağlayan bir ticaret biçimi olmaktadır. Turistik mal ve hizmetlere yapılan harcamalar bir döviz akımı doğurarak döviz artışı yada azalışı şeklinde ödemeler dengesini olumlu veya olumsuz etkilemektedir.
Türkiye açısından da turizm, önemli döviz girdisi sağlayan bir yatırım ve pazarlama alanıdır. Turizm sayesinde, ihracı mümkün olmayan bir çok kaynak ülke ekonomisine döviz girdisi sağlamaktadır. Hiç kuşku yok ki,özellikle gelişmekte olan ülkelerin pek çoğu ciddi ödemeler dengesi açıkları ile karşı karşıyadır. Bu ülkelerin önemli bir bölümü, Türkiye de dahil olmak üzere, turizmi söz konusu açıklarını kapatmak için bir araç olarak görmektedir. 1998 yılı verilerine göre, Türkiye de turizmin dış ticaret açığını kapatma payı %40 olmuştur ki, bu oran 1980 yılında %6.5 olarak gerçekleşmiştir.
Ekonomik kalkınmanın en önemli amaçlarından biri, ülkenin tüm insanlarına gelir kazandırıcı iş sahaları açmaktır. Gelişmekte olan ülkelerin ortak özelliklerinden biri de, açık ya da gizli yüksek işsizlik oranlarıdır. Bu bakımdan turizmin emek yoğun bir endüstrisi oluşu gelişmekte olan ülkeler açısından bir dayanak oluşturmaktadır. Turizm işletmeleri, turistik ürün üretiminde ve bunu sunmada ve daha birçok faaliyetinini yerine getirilmesinde insan gücünden geniş ölçüde yararlanmaktadır. Dolayısıyla ülkedeki emek arzı fazlalığı bu sektörde büyük ölçüde istihdam edilebilecetir. Turkiye için turizmin. İstihdam oluşturduğu bilinen bir gerçek olmakla beraber. Etkisini tam anlamıyla belirlemek mümkün değildir. Çünkü turizm, yatırım aşamasında her hizmetin verildiği en son aşamaya kadar dolaysız ve dolaylı çok çeşitli iş olanakları oluşturmaktadır. Dolayısıylada turiste hizmet veren yerlerde, istihdam edilen kişilerin pek çoğu turizmle ilgisi olmayan ama aynı veya benzer işlerde çalışan kişilerden çok güç ayırtedilebildiğinden bu konuda güvenilir bir istatıstik ortaya koymak zordur. Ancak 1989 yılı sonunda sadece otel ve restoranlarda istihdam edilenlerin 135,000 kişi civarında olduğu bilinmektedir. oysa 1983 yılında aynı alanda istihdam edilenler bu sayının yarısından daha azdır. 1997 yılı verilerine göre dolaylı ve doğrudan istihdam açısından yaklaşık 10 milyon insan bu sektörde çalışmaktadır. Doğal olarak turizm belgeli tesislerin artması ile bu sayı her geçen gün artacaktır. Sonuç olarak turizm, emek yoğun özellik arz etmekte ve bu sektörde istihdam önemli bir unsur oluşturmaktadır.
Türkiye de II. Dünya savaşından sonra globalleşmeye paralel olarak, yabancı sermaye girişine ılımlı bakmaya başlamış ve 1954 yılında 6224 sayılı “Yabancı Sermayeyi Teşvik Yasası”nı çıkarmıştır. Bu yasanın çıkmasıyla beraber 1980 yılına kadar turizme yönelik yabancı sermaye miktarı 228 dolar iken 1995 itibariyle 14.649 milyon Dolara, firma sayısı 91 den 2930 a fiili girişler ise 7.609 milyon Dolara ulaşmıştır. Yabancı sermayenin etkisinin, ülke ekonomisi açısından önemli olduğu artık bilinen bir gerçektir. Çünkü Türkiye de sermayenin yetersiz, kaynakların kıt, dış borçlarında fazla olması, ülkenin yabancı sermaye çevrelerinden yüksek faizle borç almasını gerektirmektedir. Bu nedenle, Türk ekonomisi açısından turizm kesimine yönelik yabancı sermaye yatırımları finansmana katkısı, eğitim olanaklarının sağlanması, turistik tesislerin pazarlaması, dış talebin arttırılması, kalifiye insan gücü yetersizliğinin giderilmesi,ülkeye döviz girdisi sağlaması ve istihdam oluşturması açısından büyük önem arz etmektedir. Turizm ve bölgesel gelişme açısından Türkiyede turizmin ekonomik sonuçlarını incelemek gerekirse; turizm, ülkenin gelişmesine katkıda bulunurken, endüstri merkezleri dışında kalan bölgelerin dengeli kalkınmasına ve gelişmesine de yardımcı olmaktadır. Gerçekten de endüstriyel açıdan yeterli kaynak ve gelişme olanağı bulamamış bölgelerin, iyi bir planlama neticesinde turistik yönden kalkınmaları ve ekonomilerini düzeltmeleri mümkündür.
SONUÇ VE ÖNERİLER
Turizm milyonlarca etkileşimin bir arada ortaya çıktığı, kendine özgü tarihi ve dili olan ve çok sayıda insan katıldığı bir kitle hareketi niteliğini kazanmıştır.turizm uçak şirketleri, deniz yolları, tren, kiralık araba şirketleri, seyahat pazarlamacıları ile sorunlara çare bulan kişiler, pansiyonlar, restoranlar ve toplantı merkezleri gibi kimi büyük kimi küçük iş kollarından oluşan 41 farklı alt sektöre bağlantılıdır. Bünyesinde yüzlerce yan kuruluşu barındıran bir şemsiye görünümündedir. Ayrıca turizm, günümüzde telekomünikasyon ve enformasyondan sonra 21. yüzyıla damgasını vuran, dünyanın üç temel hizmet sektöründen biri durumundadır. Dünya Turizmi Örgütü (WTO) verilerine göre, 2000 yılında uluslar arası turizmin hareketleri bir önceki yıla göre %7.4 artış göstererek 476 milyar Dolar olarak gerçekleşmiştir. Yine WTO verilerine göre, 2020 yılında uluslar arası turizm hareketlerine katılan kişi sayısının 1.6 milyara ve turizm gelirlerinin de 2 trilyon Dolara ulaşması beklenmektedir. Ayrıca, yükselen refahı düzeyine paralel olarak, seyahate ayrılan ayrılan gelirin ve ulaşım olanaklarının artması ile büyüyen turizm pastasından en yüksek payı almak için turist çeken ülkeler arasındaki rekabetin de buna paralel olarak artacağı öngörülmektedir.
2001 yılında, Türkiye ye gelen yabancı turist sayısı bir önceki yıla göre % 11.4 artarak 11.618.969 bin kişiye ulaşmıştır. Aynı şekilde turizm gelirleri de % 16.9 luk artışla 8.932.000 milyar Dolar olmuştur. Türkiye’de 2001 yılı itibariyle turizm gelirlerinin ulusal gelir içindeki payı %6.0, ihracat gelirleri içindeki payı %28.8 ve toplam yatırımlar içinde turizm yatırımlarının payı da %4.0 dır. 1980 yılında sırasıyla bu rakamlar %0.6, %11.2 ve %0.5 dir. Yani turizmin, son yirmi yılda ülke ekonomisine çok büyük katkılar sağlayarak, kalkınmada önemli bir rol üstlendiğini belirtmek yanlış olmayacaktır. Ancak, Türkiye son yıllarda turizmde çok yüksek performans sergilemesine ve sahip olduğu turistik arz potansiyeline rağmen dünya genelinde ve özellikle de Akdeniz bölgesinde Pazar payı küçüktür. Dolayısıyla da, dünya turizminin odak noktalarından birini oluşturan Türk turizminin amacı, büyüyen dünya turizm pazarındaki payını daha üst seviyelere çıkarmak olmalıdır. Bu bağlamda turizm günümüzde döviz girdisini artırıcı ve istihdam sağlayıcı özellikleriyle ulusal ekonomiye katkıda bulunan, uluslar arası kültürel ve toplumsal iletişimi sağlayıcı ve bütünleştirici etkisi ile dünya barışının korunmasında büyük payı olan bir sektördür. Türk ekonomisinin vazgeçilmez temel taşlarından birisi olan turizm, bugünkü dış ticaret açığına, enflasyona, işsizliğe çare arayan ve hükümetlerin önemle üzerinde durduğu bir konudur. Çünkü turizm geliştirilmesi, ülkede ekonomik kriz nedeniyle son iki yıldır dar boğaza giren tüm sektörlerin ve ülke insanının ekonomik sorunlarını aşmasını kolaylaştıracak bir olgu olarak değerlendirilmektedir. Sonuç olarak turizm sektörü dünya da hızla gelişmekte, teknolojideki ilerleme ve hız da bu gelişmenin yakıtını oluşturmaktadır.dolayısıyla Türkiye’nin ekonomik yönden gelişmesinde, turizmin taşıdığı rolün ileriye dönük korunabilmesi ve sürdürülebilmesi şarttır.yapılan çalışma, Türkiyede diğer sektörlere nazaran turizm sektöründe istenilen ölçüde sağlıklı veri bulunamaması nedeniyle sınırlı kalmıştır. Bundan sonra yapılması düşünülen araştırmalar, özellikle birincil verilere dayandırılarak geliştirilebilir.
KAYNAKÇA
1. Turizm İstatistikleri Bülteni 1996,1997 s.79
2. TUNÇ,A.,SAÇ,F (1998) Genel Turizm, Detay Yayınevi, Ankara.
3. Turizm Bakanlığı(1998) Turizm 98,Turizm Bakanlığı Yayını, Ankara.
4. Turizm Bakanlığı (1998) Türk Turizminin Ekonomi ve Sosyal Yaşamı İçindeki yeri,1.Turizm Şurası, Ankara.
5. Turizm Bakanlığı Yatırımlar Genel Müdürlüğü (1997) Türkiye de Turizm Yatırım Olanakları ve Yatırım Süreci, Ankara.
6. TUTAR,E.(1994) OECD Üyesi Türkiye de Turizm Sektörünün Ekonomiye Katkıları, Mersin.
7. ÜNER,M.M.,KAYAMAN,R.(2001) Türkiye de Etkin Bir Turizm Teşvik ve Geliştirme Sisteminin Temelleri Üzerine Davranışsal Bir Deneme, Anatolia Turizm Araştırmaları Dergisi, Yıl 12, Güz.
8. YARCAN,Ş.(1996) Türkiye de Turizm ve Ulaslararasılaşma, B.Ü. Yayını, İstanbul.
9. http://
10.
11. .
12. AĞAOĞLU,O.K.(1994) Turizm Yatırımlarında Kaynak Kullanımı ve Verimlilik Sorunları, Milli Prodüktivite Merkezi Yayınları:520, Ankara.
13. Akat, ö. (1997) Turizm İşletmeciliği, Ekin Kitapevi, Bursa.
14. ARUOBA, Ç., ALPAR, C. (1992) Türkiye Ekonomisi Sektörel Gelişmeler, Özyurt Matbaacılık, Ankara
15. BAHAR, O.(2000) Turizm Talebini Etkileyen Faktörler ve Bu Faktörlerin Güney ege Turizmi Açısından İncelenmesi, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, Muğla Üniversitesi, S.B.E.
16. BAYER, M.Z. (1990) Turizm ve Çevre Konferansı, Türkiye Çevre Sorunları Vakfı Yayını.
17. ÇAKILCIOĞLU, M., Sürüdürlebilir Turizm, .20.03.2000.
18. ÇELİK, N., (1991) Turizm Sektörüne Retrospektif ve Prospektif Bir Bakış, Türkiye Kalkınma Bankası Yayını, Sayı 36.
19. DEMİRTAŞ, E. (2000) Türkiye ve Bazı Avrupa Birliği Ülkelerinde Turizm Yatırımlarına Verilen Teşvikler, İzmir Ticaret Odası Yayını, Yayın No:80.
20. İLKİN, A., DİNÇER, M. Z. (1991) Turizm Kesiminin Türk Ekonomisindeki Yeri ve Önemi, TOBB Yayın No:217, AYDB:106, Ankara.
21. KOZAK, M. (1995) Türkiye’de Turistik Arz ile İlgili Bazı Ekonomik Dış Turizm Talebi Üzerine Etkisi Tugev Dergisi, Sayı33.
22. KOZAK, N. (1999) Turizm Mevzuatı El Kitabı, Turhan Kitapevi, Ankara.
23. KOZAK, N. ve diğerleri(1997) Genel Turizm, Turhan Kitapevi, Ankara.
24. KURU, Ş., ÖZEN, T. (1998) Turizm Yatırımları, Özkan Ofset Matbaacılık, İstanbul.
25. KÜÇÜKTOPUZLU, F. (1991) Türkiye’ye Olan Turistik Talebin Yapısal Analizi, Turizm Yıllığı, Sınai Kalkınma Bankası Yayınları, Ankara.
26. KÜNTAY, B. (1992) Turizm Sektöründeki Zengin Potansiyelimiz İlgili Yabancı Çevrece de Biliniyor, Türkiye Kalkınma Bankası Yayını, sayı 40.
27. MANİSALI, E., YARCAN, Ş. (1987) Türk Turizm Endüstrisi Araştırması, Turizm Bakanlığı Yayını, Ankara.
28. ÖZASLAN, İ. (1992) Turizm Toplantıları, İstanbul ticaret Odası Yayını No: 1992-1, İstanbul.
29. SEYİDİOĞLU, H. (2001) Uluslararası İktisat, Teori, Politika ve Uygulama, Güzem Yayınları, İstanbul.
30. TAVMERGEN, İ. (1998) 2000 Yılı ve Türk Turizmi, Ticaret Borsası Dergisi, İzmir.
31. TOBB (2000) Ekonomik Rapor 99, TOBB Yayını, Ankara.
32. BOÇHAN, M. “Turizm Yatırımlarının Ekonomik Sonuçları”, Sevk ve İdare Dergisi, s.56, Nisan 1973
33. Akın İLKİN, Turizmin Türkiye Ekonomisindeki Yeri ve Önemi TOBB 1991
34. Enver TUTUCU, Turizmin Ekonomiye Etkileri, A.Ü. Eskişehir 1987 (Yüksek Lisans Tezi)
35. Hasan OLALı, Alp TİMUR, Turizmin Türkiye Ekonomisindeki Yeri, Ofis Matbaası, İzmir 1986
36. İlker PARASIZ, Ekonomi Sözlüğü, Ezgi Kitapevi, Bursa 1999
37. İsmet Sabit BARUTÇUGİL, Turizm İşletmeciliği, U.Ü Basımevi, Bursa, 1982
38. M.Zeki DİNÇER, Eonomik ve Sosyal Sorunlar Çözüm Önerileri 2 TOBB 1991
39. Tunca TOSKAY, Turizm Olayı Genel Yaklaşım, Der Yayınevi, İstanbul 1983.
40.
41. .
42. Çevre Sağlığı Daire Başkanlığı
 
Moderatör tarafında düzenlendi:

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst