Reklam vermek için [email protected]

Uak l Turzm

turkmmo

Level 1
Üye
Katılım
17 Eyl 2008
Konular
31,096
Mesajlar
0
Reaksiyon Skoru
206
Altın Konu
0
Başarım Puanı
711
TM Yaşı
14 Yıl 15 Gün
Online Süresi
0
MmoLira
9
DevLira
0
Takipçiler
127
UŞAK İLİ TURİZMİ
A- ANTİK ŞEHİRLER
1- Sebaste (Selçikler)
2- Blaundos (Sülümenli)
3- Ahad Harabeleri :
B- KÖPRÜLER
1-Beylerhan Köprüsü
2-Çlandıras Köprüsü
3- Çataltepe Köprüsü
4- İnay Köprüsü
C- CAMİLER :
1- Ulu Camii
2- Burma Camii
3-Çakaloz Camisi
D- TARİHİ YAPILAR
1- Hacı Gedik Hanı
2- Paşa Hanı
3-Deve Hanı
4-Halitoğlu Hanı
5-Pekmez Hanı
6-Yılancı Hanı
7- Bedesten
E- KAPLICALAR
1- Hamamboğazı Kaplıcası
2- Örencik Kaplıcası
3- Aksaz Kaplıcası
4- Emirfakı Kaplıcası
5-Akbulak Kaplıcası
6-Hasköy Kaplıcası
F- TABİİ GÜZELLİKLER VE MESİRE YERLERİ :
1- Ulubey Kanyonları
2- Akse Çamlığı
3- Ilıcaksubaşı Parkı
4- Çokkozlar Piknik Alanı
5- Evrenli Parkı :
6- Evrendede Mesire Yeri
7- Ulubey Çamlığı
8- Göğem Göleti
9- Karaağaç Göleti
10- Anıt Ağaç
G. KÜLTÜR TESİSLERİ
1- Uşak Arkeoloji Müzesi
2- Uşak Atatürk ve Etnografya Müzesi
3-Uşak Kültür Merkezi
4- Eşme Kültür Merkezi
5- Uşak Oda Tiyatrosu
6- Atatürk Ve Kurtuluş Anıtı
H- EŞME KİLİMİ
KAYNAKLAR
UŞAK İLİ TURİZMİ
İlimiz doğal, tarihi, kültürel ve folklorik değerler bakımından çok zengindir. Yoğun olarak Lidya uygarlığının izlerine rastlanan Uşak’ta Blaundos (Sülümenli), Selçikler (Sabeste), Güre gibi Hellenistik ve Roma dönemine ait kentlerin yanısıra hanlar,hamamlar,köprüler,tarihi Uşak evleri, camiler gibi çok sayıda sivil mimari örneklerine de rastlamak mümkündür.
A- ANTİK ŞEHİRLER
1- Sebaste (Selçikler):
1966 yılında Dr. Nezih Fırat tarafından ilimizde yapılan ilk bilimsel kazı alanıdır. 1966-1978 yılları arasında yapılan arkeolojik kazılarda bulunan eserler Uşak Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir. Selçikler Kasabası Uşak ili, Sivaslı ilçesinin 2 km. Kadar güneybatısındadır. Sivaslı ve ile Selçikler arası Sebaste şehrinin antik kalıntılarıyla doludur. Şehir, Roma imparatoru Augustos tarafından
Apollon kahanet ocağının tavsiyesine uyularak M.Ö.20 yılında sadık anlamına gelen “ sebaste “ adıyla kurulmuş dini bir metropol merkezidir. Sit alanı kapsamındadır.
2- Blaundos (Sülümenli):
Uşak ili, Ulubey ilçesi, Sülümenli Köyü sınırları içinde kalan şehir il merkezine 40 km. Uzaktadır. Çevreye hakim, üç tarafı sarp dere yatağı ile çevrili yarımada görünümünde bir tepe üzerinde yer almaktadır. Kentin kuruluşu M.Ö. 2 bin yılına kadar dayanmaktadır. Kuzeyden şehre doğru ilerlerken kale kapısından şehre girmeden önce kare planlı yapı kalıntısı ile sağ tarafta yamaca yakın kısımda dört-beş adet yan yana aynı tip kemer kalıntıları bulunmaktadır. Bunlardan sadece bir adedi sağlamdır. Hellenistik devir özelliğini taşıyan düzgün, blok taşlardan haçsız olarak yapılmış kemerli bir girişi vardır. Şehir kapısı, tapınaklar, şehir surları, İdari yapıların temelleri ve kent duvarları halen ayaktadır. Sit alanı kapsamında olup kentin her iki yanından Ulubey kanyonlarına açılan vadilerin kenarlarında çok sayıda kaya oyma mezarlara rastlanmaktadır. Doğu yamacında şehir tiyatrosu bulunmaktadır. Askeri sınır niteliğinde olan kent geniş bir alana yayılmıştır.
3- Ahad Harabeleri :
Banaz ilçesi Ahad Köyü sınırları içersinde, Romalılardan kalma tarihi Triyana-Polis şehrinin harabeleridir. Burada bulunan eserlerden bir kısmı Afyon ve Uşak müzelerinde sergilenmektedir.
B- KÖPRÜLER :
1-Beylerhan Köprüsü :
Merkez ilçe Beylerhan Köyü sınırları içinde Gediz nehri üzerinde kurulmuştur. Üç büyük ve üç küçük olmak üzere 6 gözü vardır. Köprü kemerleri kasnak şeklinde yuvarlaktır. Mimari tarzına göre Germiyanoğulları veya Osmanlıların ilk zamanlarında yapılmış olduğu izlenimini vermektedir. Köprübaşı,Sarıkız,Güre Köprüsü diye de anılan köprünün uzunluğu 60 m., yüksekliği 7,5 m.dir.
2-Çlandıras Köprüsü :
Karahallı ilçesinde, Banaz çayı üzerinde Lidyalılar tarafından Kral Yolu güzergahında yapılmıştır. Kemer uzunluğu 24 m., derinliği 17 m., eni 1.75 m.dir. Kalemle işlenmiş kemer taşları zıvanalı olarak birbirine kenetlenmiştir.
3- Çataltepe Köprüsü :
Osmanlı dönemine ait 3 gözlü, 3,5 m. genişliğinde ve 45 m. uzunluğunda bir köprüdür. Eşme ilçesi Ulucak köyü sınırları içinde Gediz nehri üzerinde inşa edilen köprünün kimin tarafından yaptırılrığı bilinmemektedir. Temel yapı tipine göre Selçuklu eseri olduğu sanılmaktadır. Eski Kervan yolu üzerinde bulunan köprü bugün dahi kullanılmaktadır.
4- İnay Köprüsü :
Ulubey ilçesi İnay köyünde bulunan köprü, tek gözlüdür. Osmanlı yapıtlarından olduğu tahmin edilmektedir. Köylüler tarafından kullanılmaktadır.
C- CAMİLER :
1- Ulu Camii:
Germiyan oğulları tarafında Uşak’ta yapılan en görkemlisi yapıt Ulu Camidir.Uşak Şehrinde 14. yüzyılın ortalarında bina edilmiş olan bu mabet, şehirdeki diğer Camiler arasında metin yapısı ve cesametiyle ismine layık bir durum arzeden değerli bir eserdir.
Halen son cemaat mahalli orta kapısı balasına konulmuş bir kitabe bu camiinin yapısıyla alakalı görülüyorsa da bunun bir çeşmeye ait olduğu anlaşılmaktadır.Taçkapı üstündeki kitabesinde Germiyanoğlu Süleymanşah oğlu Yakup Bey’in 1419’da yaptırdığı Kocasu diye anılan çeşmenindir deninmektedir.
Kitabe Arapça ifadelidir ve bugünkü dilimizde “Bu bina (çeşme) büyük padişah, Germiyan illerinin beyi Süleyman Şah oğlu Yakup Bey Allak memleketlerini ebedi kılsın zamanında zayıf ve Allah rahmetine muhtaç kullara Kavşit oğlu Hasan oğlu Muhammed tarafından 822 Hicri senesinin Şaban ayında yapıldı ve suyu da geldi” cümleleriyle çevrilir.
Evliya Çelebi “Cümle çarşu içinde cemaatı firavanlı(cemaatı çok) Ulu Camii, kargir kubbe ve kargir minarelidir. Amma kubbesi tahtalar ile mesturdur (örtülüdür)” demektedir.
Konumuz olan Ulu Cami bu tarihte veya bundan birkaç sene evvel inşa edilmiş olabilir. Mezkur camii, Germiyan oğulları devrinin mimari ve hususiyetlerini taşıyan gayet tipik bir eserdir.
Germiyan oğullarının istiklal ve hakimiyeti Miladdan sonra 1300-1428 seneleri arasında devam etmiş olduğuna göre, bu bir asrı aşan zaman içinde hükümran oldukları ülkelerde büyük ehemmiyette imarda bulunmuşlar ve bilhassa çeşitli dini ve sosyal tesisler meydana getirmişlerdir.
1558 m2’lik alanda 575 M2’lik arsa üzerine inşa edilmiş, içten içe ibadet alanı 407 m2 ve 600 kişilik cemaat kapasitesine sahiptir.
Caminin Planı:
Uşak Ulu Camii son cemaat mahalli ve haremden ibaret tek kütle halinde bir binadır. Avlusunun Kıble ve Kısmen doğu tarafında bir mezarlık görülmektedir. Etrafını çeviren taş döşemeli avluda bugünkü yol seviyesinden takriben bir metre kadar çukurdadır.
Camiin batı duvarına sonradan bitişik olarak yapılmış olan minareside ayrı bir kitle ifadesi taşımaktadır.
Son cemaat mahalli beş kubbe ile örtünmüş, üç kapısı, iki namaz sahası ve bir orta kapı geçidini ihtiva eden plana sahiptir. Son cemaat mahallinin dış cephelerini teşkil eden büyük sivri kemerler, ön cephede dört köşe maktalı inşai direkler istinat eden bir nevi revaklar halindedir. Bu geliş kemer açıklıkları bol aydınlık temin eden camekanlarla kapatılmıştır. Harim içten içe 18.5x 22 m ölçüsünde, 407 m2 lik bir sahayı kaplamaktadır. Nefler birbirinden dört fil ayağı ve bunlar arasındaki geliş kemerli bölmelerle ayrılmaktadır. Fil ayakları 2,2x2,2m ölçüsünde kare şeklinde ve büyük kütleler halindedir. Merkez nef’in üstü 10m. Çapında muazzam bir kubbe ile örtülüdür. Sağ ve sol nefler ise 6 kubbe ile örtülüdür. Namaz sahalarındaki pencerelerin tadiliyle meydana getirilmiş iki mihrabı bulunmaktadır.
Bu ayaklardan doğu cihetindeki ikisine, binaya takviye maksadıyla bazı ilaveler yapılmıştır. Bunun sebebini camiin geçirdiği hareketi arzlardan sonra yapılmış tamir ve takviyelere bağlayanlar var.
Camiin cümle kapısı içine rastlayan büyük tonozlu kısım esere ilk bakışta şahane bir heybet bahşeden bir bölümdür. Buraya sonradan ilave edilmiş ahşap mahvel bile bu tesiri izale edememiş.
Mihrap kısmındaki kubbe, düz müselles-i kürreviler şeklindeki alikalar ve sade bir kaslak üzerine oturtulmuştur. Ve zeminde kandil askısına kadar olan irtifa 14 metreyi bulduğundan eserde azamet ve ferahlık hisleri sonsuzluğa doğru götürmektedir.
Binanın ağır kütlevi yapısı bu ferahlık hissinin karşısında adeta unutulur. Geliş açıklıktaki kemerler sağ ve sol sahnaları orta sahna gayet rahat bağlarlar. Yan neflerde de ahenkli kemerler ve hesaplı alikalar üzerine oturtulmuş daha küçük kubbeler birbirlerini tamamlayarak birbirlerini geliş bir sahada umumi kaynaşmayı temin edip eserde bütünlüğü meydana getirirler.
Uşak Ulu Camiinin mevcut bütün kemer ve alika ve kubbeler temiz bir şekilde kireç harçla sıvalıdır. Orta sahn zengin olmak şartıyla yan sahnlardan kubbe ortaları ampir üslubundan nakışlıdır. Büyük kubbenin alikalarında Cihar-ı yar-i Güzin isimlerini havi madalyonlar bulunduğu gibi mihrabın balasında da iki madalyon halinde Allah ve Muhammed ibareleri yer alır.
Mihrabın aslı bir taş yapıdır.Kenar çerçevesiyle imam hücresi ampir üslubuna sokulmak istenmiştir.
Camiin mevcut pencereleri bol aydınlık temini maksadıyla yine ampir üslubunda ve Yonu taşıyla dıştan sivri kemer ve dişli,içinden ise,yuvarlak kemer ve meyilli söveli olmak üzere genişletilmiştir.Yan kapıları da bu manada ve üslupta genişletilip yükseltilmiştir.Bu hal camiye bol aydınlık temin etmiş olmasına rağmen eski mimarisindeki uluhi ve sakin ifadeli manayı hal değiştirmiştir.
Camiin dış mimarisi oturaklı görünüşlü ve ciddi duruşludur.Yonu taşıyla olan pencere ve son cemaat revaklarından gayri duvarlar moloz taş yapı şeklindedir.Yüzleri de geniş derz tarzında sıvalıdır.Duvarların üst kenarları evvelce tuğlayla kirpi saçak şeklinde kurulmuş iken son tamirler sırasında sıvanarak bir nevi kademeli korniş haline konulmuştur.
Büyük ve küçük kubbelerin tanburları köşeli ve sıvalıdır camide bütün kubbelerle üst satıhlar muntazam kurşun kaplıdır.
İrili ufaklı kubbeler arasında intizamlı bir kademeleşme olduğu gibi merkez sahnın bir kısmını örten büyük kubbe haricen yüksek tanburlu traomplarındaki iki meyilli şekilde kurşunludur.Büyük tonozun üstü de semerdam şeklinde kurşunla kaplıdır.
Uşak Ulu Camiinde bir ilave yapı halinde körülen minaresi taş kaidesi tuğla kaval ve peteklidir.Şerefe korkuluğu demir parmaklı şeklindedir.Külahı da ahşap olup kurşunla kaplıdır.Minareye cami hariminden sağ sahnının kıbleye yakın kubbesinin ortasındaki duvara açılmış bir kapıdan girilir.
Beylik ile Osmanlı mimarisi arasında geçiş özelliği taşıyan camii, sonradan yapılan onarım sırasında Ampir biçimede benzemiştir. Bu onarım sırasında son cemaat yeri ileve edilmiştir. Beş bölümlü son cemaat yeri sekizgen kasnak üzerinde yandan tiflere oturan kubbelerle örtülüdür.
Caminin minaresi ilave yapı halinde görülüp taş kaideli tuğla kaval ve peteklidir. Şerefe korkuluğu demir parmaklık şeklindedir.
Doğu tarafında Belediyeye ait park, sonradan yapılan şadırvan ile aynı camide önceden görev yapmış İmam ve Müezzinlere ait beş mezar bulunmaktadır.
1982 yılında Vakıflar Gelen Müdürlüğü’nün müsaade ile şehir eşrafından Hacı Nihat Dülgeroğlu tarafından zemin kısmın toprakları temizlenerek yeniden taban yaptırılmış, duvarları lambri ile kaplanmıştır. Aynı şahıs tarafından Belediye işbirliği ile 1985 yılında kalorifer tesisatı döşenmiştir.
2000 yılı itibariyle Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore ettirilerek bugünkü son görünümünü almıştır.
2- Burma Camii:
Uşak merkezde bulunan caminin yapılış tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Ancak mimari özelliklerinden XVI, yüzyılda yapıldığı kaydedilmektedir. Evliya Çelebi’nin bu cami hakkındaki notlara göre Ulu Camiden 158 yıl sonra yapılmıştır.( 1577 Miladi. 980 Hicri)
1867 ve 1922 yıllarında yangın geçirmiş, 1922 ve 1988 yıllarında onarım görmüştür. İki kubbeli camii, minaresinin burmalı olmasından dolayı ‘Burma Camii’ adını almıştır.
Taşkapının sağındaki kitabe ise 1769’daki onarıma ilişkindir. Sivri kemerli taş kapı, cemakanlı giriş mekanına açılır. Burma camii, bir sonradan eklendiği anlaşılan iki kare mekandan oluşmajtadır. Ana mekan sekizken kasnağa oturan büyük kubbeyle örtülüdür. Pencereler küçük olduğundan cami oldukça loştur. Taş oyma mihrap üçgen biçiminde olup mukarnaslarla bezelidir. Geç dönemden minberde minare, sekizgen kaideli, silindirik gövdelidir. Gövdede tuğlalar çeşitli biçimlerde dizilerek desenler oluşturmuştur.
3-Çakaloz Camisi:
Kurtuluş mahallesinde, Çakaloz camii sokağındadır. Bu eserinde günümüze gelen kitabesi olmadığından yapılış tarihi kesin bir şekilde bilinememektedir. Ancak mimari ve taşkapı II. Abdulhamit tuğrasından XIX yüzyılda yapıldığı anlaşılmaktadır. Çeşitli tarihlerde yanmış, halkın yardımlarıyla onarılmış camiye Uşak’lı Çakaloz ailesinin adı verilmiştir. Dikdörtgen avlusunun güneydoğunun dahi, yapıda, Osmanlı mimarisinin tüm özelliklerini görmek mümkündür. Camiin ön yüzü duvarlara gömülmüş ayaklara oturmuştur.
Son yıllarda eklenen üç kubbeli son cemaat yerinden Rokoko şeklinde ki bir kapıyla ana mekana girilir. Dikdörtgen planlı ana mekan, düz çatı örtülüdür. Esas şeklinin kubbeli olduğu sanılmaktadır. Mihrap dışa çıkıntı yapan basit bir niş biçimindedir. Son cemaat yeri ile ana makanın birleştiği yerdeki minare kare kaideli, silindirik gövdelidir.
1954 yılında aynı adlı vilayetin merkez şehri olan Uşak da ve vilayet sınırları içinde gerek Germiyanoğulları çağından kalma,gerek müteakip devirlerde bina olunmuş daha nice varlıklarıyla iftihar duyacağımız değerli abideler mevcuttur.
D- TARİHİ YAPILAR :
1- Hacı Gedik Hanı
Şehrin Halı Pazarı mevkiinde iki, üç dönümlük saha üzerinde ku¬rulu iki katlı bir taş yapıdır. Üst katta 30 oda, alt katta da yine 30 kadar dükkân ve bir geniş kahvehane vardır.
Bu büyük yapının sahibi ve yaptıranı, şimdi Hacı Gedikler ailesinin dip dedesi Hacı Alioğlu Hacı Mustafa Efendi'dir. Hanın dış kapısı üstün¬de şu kitabeyi okuruz :
Müstedâm olsun beni methe lâyık ve seza Her kaçan gördükçe tahsin eylesün kim hubbazâ Sahip evlâdına rahm-eder rûz-u ceza İnnemel âmâl-ü binniyat buyurdu Rabbena Üçyüz dokuzda oldu bu bina inşâ tamam Her hatâdan hıfz-ede Rabbül enam Mustafa'dır ismi amma Hacı Gedik'le benâm İnnemel âmâl-ü binniyat buyurdu Rabbena. 1309 R. (1893 M.)
Bu güzel kitabeyi anlamlı dile çevirelim :
Beni takdire lâyık ve uygunlukta dâim olsun
Herkes gördükçe beğensin ve sevsin
Sahibine, evlâtlarına Allah ceza gününde merhamet etsin
Allah, insanların içgüdülerine göre işlem sağlanacağını buyurdu
Bu binanın yapılması üçyüz dokuzda tamamlandı
Hatâlardan muhafaza etsin bütün yaratıkların Tanrısı
Adı Mustafa'dır amma Hacı Gedik diye tanınır
Allah, insanların iç güdülerine göre işlem sağlanacağını
buyurdu.
Uşak'ı baştan aşağı yakıp kavuran meşhur Koca Yangın'da (1310-1894) Hacı Gedik Hanı yanmamış. Ziraat Bankası, Osmanlı Bankası gi¬bi malî müesseseler ile manifatura mağazaları — Paşa hanı ve bedesten yapılana kadar — bu handa kalmışlardır.
1940 yıllarında Han oldukça aktif olarak çalışmaktaydı. O dönemde Hanın alt katlarındaki odalar esnafın deposu olarak kullanılırken, üst katlarında gelen yolcular konaklıyorlardı. Ayrıca han, halka açık çeşitli organizasyonlar; konserler, tiyatrolar gibi etkinliklere de ev sahipliğini yapıyordu.
Daha sonraki yıllarda Han aktifliğini yitiriyor. Otel olarak kullanılan odalar esnafın deposu haline dönüşmüştür. Yün ticareti yapan esnaf burayı kullanmış, hanın parmaklarına bu yünleri serip, daha sonra ip haline dönüştürerek halkın alımına sunmuşlardır.
Bu büyük yapı eski görkemli zamanlarını yitirmiş olmakla beraber, bugün de hanın iç ve dış dükkânları esnaf ve sanatkârlarımızın iş yeri olarak çalışmaktadır.
2- Paşa Hanı
Tiritoğlu Mehmet Paşa'nın yaptırdığı görkemli bir yapıdır. Üçgen Konik bir arsa üzerine kurulmuş, fakat arsasının şekilsizliği, mimarî bir üslû¬ba alınarak hissettirilmemiş, bilâkis iç ve dış teşkilâta güzel, ferahlı ve rahat kullanışlı bir biçim verilmiştir. Dış cephenin her taşı bir usta iş¬çinin 3 - 5 günlük emeği ile taranmış, iç kısımda sütun vazifesi gören granit taşlar bilhassa aranıp bulunmuş ve işlenmiştir. Bina, yüzyılların ihtiyacına cevap verecek mükemmeliyettedir. Ayrıca ihtişamlı bir hey¬beti ve Uşak'a süs olan güzelliği vardır.
Alt katta içli dışlı dükkânlar, üst katta 30 kadar oda vardır. Bu hâli ile Paşa Hanı 1310 yangınından sonra duyulan han, mağaza ve oda sıkıntısını hafifletmiştir.
Uzun yıllar bu bina Osmanlı Bankası ve Uşak Belediye Başkanlığı olarak da hizmet vermiştir.
1970’li yıllarda hanın üst katındaki odalar halı tüccarlarına, alt kat¬taki içli dışlı mağazalar esnafın işlerine yaramaktaydı.
Paşa Hanı’nı Merhum Tirit Oğlu Mehmet Paşa bir Fransız mimara yaptırmış ve üç bin altın harcanmıştır. Hanın yapılması, devamlı çalış¬mak suretiyle üç sene sürmüş, (1314 R. - 1898 M.) tarihinde tamam¬lanmıştır..
Uşak'ta Paşa Hanı, Marsilya kiremitli ikinci yapıdır. Birinci yapı, Fran¬sızlara ait olan istasyon binaları ve lojmanlarıdır.
Paşa Hanı yapılıp bittikten sonra Mehmet Paşa ile bir İzmirli ara¬sında geçen dikkate değer bir kısa konuşma Uşaklıların hafızasında hâlâ yaşamaktadır. Paşa'nın memleketseverliğini yansıtan muhavere şu¬dur :
İzmirli — “Siz bu muhteşem binayı İzmir’de yapsaydınız daha çok kazanırdınız, bunu düşünmediniz mi?”
Paşa — “Düşünmeye düşündüm amma ben bunun parasını Uşak'¬ta kazandım. Bunun süsü ve yararlığı da Uşak'a yakışır.”
Günümüzde bu hanın mülkiyeti Dülgeroğlu ailesine geçmiştir. Aile 1996 yılına kadar 7-8 senelik bir restorasyon yaptırmış ve bu bine şu anda Dülgeroğlu oteli olarak Uşak’ın en gözde yapılarından bir tanesi olarak ayaktadır.
3-Deve Hanı
Halı Pazarı semtinde kısmen taş yapılı, kısmen ahşap bir handır. Devenin İbrahim Ağa diye tanınan ve zamanının altın babası olarak bi¬linen zat yaptırmıştır.
Üst katta kendisi halı ticareti yapar, alt kat han vazifesi görürdü. Hacmen pek büyük olmayan bu han, bugün, zevk ehli bir müstecir eliy¬le esaslı tâdil ve tamir edilmiş, çok şık bir otel haline getirilmiştir. Genç müstecir, Türk Milletinin çok kullandığı menus bir kelimeyi başa alarak otel olmuş bu yeni tesise “Kervan palas” adını vermiştir, isimlemedeki ince buluş gibi otelin içini de çiçeklerle, kıymetli mobilyalarla tezyin ederek şehir içinde âdeta bir kervansaray özelliği yaratmıştır. Bu suretle dünün Deve Hanı; bugünün güzel bir oteli olmuştur.
4-Halitoğlu Hanı
Dış cephesi kârgir mağazalarla çevrili bir handır. Halitoğlu ünü ile tanınan Osman Efendi tarafından yaptırılmıştır. Bu han, şimdi Ahmet Yılancıoğlu'na geçmiş ve bu zat tarafından tamir ettirilerek daha kulla¬nışlı hale getirilmiştir.
Bu han, 1310 yangınından sonra yapılmıştır.
5-Pekmez Hanı
Tek katlı kârgir mağazalarla çevrili bir geniş handır. Bugünkü du¬rumu ikinci yapılışıdır. Birinci yapı, Okkaoğlu Hacı Osman Efendi'ye aitti. 1894'deki meşhur Koca Yangın buradan çıkmış, bütün şehri sar¬mıştır.
1940’lı yıllarda Aktif olarak işleyen han, çevreden gelen tüccarların ve köylülerin uğrak yeridir. Bu Han’ın adı burada pekmez satılmasından dolayı “Pekmez Hanı” olarak geçmiştir. Pekmez’in yanında, kuruüzüm, bamya, peynir, ağda, yağ gibi çeşitli ürünlerde satılmaktaydı.
Sonra hanın yeri Hamzalar ailesine geçmiş çarşı merkezinde işlek bir han olarak çalışmıştır.
Bugün ise yıkılarak Müftü Han’ının arsasıyla beraber yerine Belediye İş Hanı yapılmıştır.
6-Yılancı Hanı
Çarşı içinde çok işlek hanlarımızdan birisi de Yılancı Hanı idi. Altlı üstlü birçok odası ve yine içli dışlı birçok dükkân ile bir büyük kahve¬hanesi vardı.
Bu hanın 204 senelik bir tarihe sahip olduğunu kitabesinden anlı¬yoruz. Kitabesi şudur:
Bârek-allah etti bünyâd Hacı Mehmet Ağa Selde-i Uşşak içinde bir güzel han dilküşâd Yapmadı mislini kimse beldemizde bir dahi Hak taalâ sahibine eylesün meyimin ata Âfetten hıfz-edip kilsun kazalardan emin Hem dahi evlâd-ı ensali gönensin daima. 1216 R. (1800 M.)
Hanı yaptıran Hacı Mehmet Ağa, Yılancılar ailesinin dip dedeleri¬dir, Osman, Bekir, Ömer, Ali, Hasan adlarında beş oğul bir kız bırak¬mıştır. 204 sene evvel Hacı Mehmet Ağa'nın yaptırdığı bu han 1310 yangınında yanmış, bitişiğinde bazı istimlâklar yapılarak yeniden, fa¬kat üst kısmı ahşap olarak yaptırılmıştır. Bugün o yapı eskimiş ve han yıkılmıştır.
Çarşı içinin işlek bir semtinde geniş bir alanı olan Yılancı Hanı'nın arsası üzerine vârislerce milyonluk değerde ve modern üslûpta bir si¬nema binası yapımına karar verilmiş fakat daha sonra vazgeçilerek büyük bir iş merkezi inşa edilmiştir.
Bugün Yılancıoğlu İş hanı olarak işlek bir iş merkezidir. Yakın geçmişte TEDAŞ merkezi olarak da kullanılmıştır.
7- Bedesten
Evliya Çelebi 300 sene evvel, 300 sene evvelki Uşak'ın hanlarını hamamlarını yazdıktan sonra Uşak için bir kusur gibi, bir noksanlık gibi (...amma Bezestanı yoktur.) der. Bu söz Uşaklılara dokunmuş olmalı ki, ilk fırsatta Hacı Gedikoğlu, Hacı Mustafa Efendi Uşak'ın bu noksa¬nını gidermiş, çok güzel bir bedesten yapmağa geçmiştir. Yapıl¬masına Paşa hanı'ndan üç sene sonra (1901) de başlanan bu yapı Paşa hanı'na nazire olacak bir mimarî güzelliktedir.
Altlı üstlü 30 kadar odası vardır. Hep demir malzeme ve kireç harç¬lıdır. Paşa Hanının bir Fransız, bedestenin bir italyan mimarı tarafından yapıldığı söylenir.
Bedestenin dış cephesindeki süsleme taşları binanın ihtişamını okşar. Bedesten da Paşa hanı gibi şehire süs ve güzellik veren yapıt de¬ğerde bir eserdir
E- KAPLICALAR :
1- Hamamboğazı Kaplıcası :
Banaz Hamamı da denilen bu kaplıca, Banaz ilçe merkezine 7 km. Uzaklıkta, Ankara-İzmir karayolu kenarındadır. Uşak-Afyon demiryolu da yanından geçmektedir. Güney ve doğusu çam ormanları ile kaplıdır. Kaplıcada gazoz, sarıkız ve karakız denilen üç ayrı su bulunmaktadır. Gazoz; kükürt, demir ve diğer şifalı madenleri içermektedir. Sarıkız; kükürtlü ve ılık, karakız orta sıcaklıktadır. Toplam debi 40 lt/sn olup sıcaklık 60 derecedir. Fiziksel, kimyasal ve bakteriyolojik analizleri yapılmış ve sağlık açısından çok yararlı görülmüştür. İstanbul Üniversitesi Tıbbi Ekoloji ve Hidro-Klimataloji Araştırma ve Uygulama Merkezi tarafından yapılan analizlere göre; hareket sistemi, kronik dejeneratif romatizmalar, rehabiltasyonu gerektiren nöroloji hastalıklarına banyo kürü şeklinde iyi gelmektedir. Kapalı ve açık havuz, bungalov tipi apartlar ve sosyal tesisler bulunmaktadır. Oldukça rağbet gören kaplıcaya 5 yıldızlı termal otel yapımına başlanmış olup, önümüzdeki 5 yıl içerisinde bitirilmesi planlanmaktadır.
2- Örencik Kaplıcası :
İl merkezine 35 km. Uzaklıkta merkeze bağlı Örencik köyü sınırları içinde, Ankara-İzmir karayoluna 2 km mesafededir. Sıcaklığı 38 derce olan kaplıcada İl Özel İdare marifetiyle 52 adet apart otel, iki adet osmanlı hamamı, üç katlı iş merkezi, açık yüzme havuzu, park ve oyun sahaları yapılmıştır. Aynı tahliller bu kaplıca içinde yaptırılmış, hareket sistemi, dolaşım sistemi ve romatizmal hastalıkları banyo kürü şeklinde, mide karaciğer ve barsak hastalıklarına içme kürleri olarak iyi gelmektedir.
3- Aksaz Kaplıcası :
Ulubey ilçesi Aksaz köyüne 3 km mesafede Aksaz deresinde bulunan ve 38 derece sıcaklıktaki kaplıca kaplıca, çevrede ağrılı, sancılı ve felçli insanlara şifa veren bir yer olarak bilinmektedir. Debisi 4 lt/sn.dir.
4- Emirfakı Kaplıcası :
Merkez ilçe Emirfakı Köyü yakınlarında bulunan kaplıcanın debisi 6 lt/sn, sıcaklığı 36 derecedir. Kırık-çıkık ve ağrılara iyi geldiği söylenmektedir.
5-Akbulak Kaplıcası
Merkez Akbulak Köyünde bulunan kaplıcanın debisi 1,8 lt/sn ve sıcaklığı 37.5 derecedir.
6-Hasköy Kaplıcası
Ulubey İlçesi Hasköy Belediyesi sınırları içinde bulunan kaplıcanın debisi 0,5 lt/sn ve sıcaklığı 30 derecedir.
F- TABİİ GÜZELLİKLER VE MESİRE YERLERİ :
1- Ulubey Kanyonları :
Uşak ilinin güney ve güneybatı kesiminde jeolojik yapının özelliğinden dolayı oluşmuş kanyonları bulunmaktadır. Uşak-Karahallı karayolunun doğusunda, Kazancı Deresi ve Banaz çayının oluşturduğu kanyonun toplam uzunluğu 75 km. Civarındadır. Belediye tarafından kanyonda peyzaj çalışmaları yaptırılmıştır. Blaundos Antik kentinden kanyona açılan bir geçit bulunmaktadır.
2-Akse Çamlığı :
Uşak kent merkezinin 3 km kuzeydoğusunda bulunan çamlık, günübirlik piknik alanı olarak tanzim edilmiştir. 70 hektar genişliğindeki alanda bulunan kızılçamların yaşları 100-150 civarındadır.
3- Ilıcaksubaşı Parkı :
Uşak-İzmir çıkışında bulunan park Uşak Belediyesi tarafından çok amaçlı bir şekilde tanzim edilmektedir. Park bünyesinde piknik ve dinlenme alanları, oyun alanları, futbol sahası, tenis kortu, yüzme havuzu anfi tiyatro, halı saha, misafirhaneler, lokanta gibi tesisler bulunmaktadır.
4- Çokkozlar Piknik Alanı :
İl merkezinde 3 km mesafede Uşak-Sorkun köyyolu kenarında bulunan piknik alanının genişliği 10 000 m2 dir. 70 000 m2 ye kadar genişletme imkanı bulunmaktadır.
5- Evrenli Parkı :
Sivaslı ilçe merkezine 1 km mesafede bulunan parka asfalt bir yolla ulaşılmaktadır. Dağın eteklerinde bulunan parkta kısmen doğal ağaçlık kısmen de çam ağaçlandırılması yapılmış ve piknik alanı olarak düzenlenmiştir.
6- Evrendede Mesire Yeri :
Banaz ilçesinde, Ankara-İzmir karayoluna 4 km mesafede bulunan ve asfalt bir yolla ulaşılan mesire yerinde Orman Bakanlığının tesisleri, açık yüzme havuzu ve bekçi evi yer almaktadır. Mesire yerinin altyapısı tamamlanmış ve çevre tanzimi yapılmıştır.
7- Ulubey Çamlığı :
Ulubey şehir girişinden 500 metre önce kanyonlara açılan kısımda belediye tarafından 1969 yılında tesis edilmiş 80 000 m2 limk bir piknik alanıdır.
8- Göğem Göleti :
Uşak il merkezine 17 km mesafede, Göğem Köyü sınırları içinde bulunan gölet köy hizmetleri tarafından 1979 yılında yapılmıştır. Çam ormanları, piknik alanları ve çevre tanzimi ile oldukça rağbet gören bir piknik alanıdır. Asfalt yolla ulaşım sağlanmaktadır.
9- Karaağaç Göleti :
Merkez ilçe Karaağaç Köyünde DSİ tarafından 1993 yılında yapılan gölet, Uşak-İzmir karayolu Uşak şehir çıkışından 7 km mesafededir. Piknik alanı yanında balık avı yapma imkanı da bulunan gölete asfalt yolla ulaşılmaktadır.
10- Anıt Ağaç:
İlimizin Banaz ilçesi Bahadır Köyü Tepedelen Mevkiinde bulunan çamın:
Boyu : 11 metre
Çapı : 3.05 Metre
Çevre : 9.60 Metre
Yaşı :500-1000 yıl arası
Kapladığı Yer :380 m2
Bulunduğu Yükseklik 1 870 Metre.
7 kişinin kolları ile gövdesini sarabildiğini çam ağacı Orman Bakanlığınca “ Anıt Ağaç “ olarak tescil edilmiş ve koruma altına alınmıştır. Görülmeye değer nadide tabiat varlıklarından biridir.
G. KÜLTÜR TESİSLERİ
1- Uşak Arkeoloji Müzesi :
1970 yılına kadar geçici binada hizmet veren Arkeoloji müzesi 23 Nisan 1970 yılında kendi binasında faaliyete geçmiştir. Bina, 994 m2 arsa üzerine kuruludur. Kronolojik teşhir düzenlemesi yanında mermer eserler ve sikkeler teşhir edilmektedir. Müzenin en önemli özelliği; 1965-67 yıllarında kaçırılan ve 1993 yılında Amerika’dan geri getirilen 363 eserle birlikte toplam 385 adet paha biçilemez ve eşsiz güzellikte Karun Hazinesinin burada sergileniyor olmasıdır
Müzede;
19 086 adet arkeolojik eser
13 043 adet sikke
58 adet mühür ve mühür baskısı
1 adet tablet olmak üzere toplam 33 600 adet arkeolojik eser bulunmaktadır. Müzenin yıllık ortalama ziyaretçi sayısı 15 000 civarındadır.
2- Uşak Atatürk ve Etnografya Müzesi :
Kurtuluş Savaşı sırasında ulu önder Atatürk’ün karargah olarak kullandığı bina, Cumhuriyetin ellinci yılı münasebetiyle kamulaştırılmış, 1978 yılında Uşak’ın Kurtuluş günü olan 1 Eylül tarihinde hizmete açılmıştır. Bina 1900 yılında yapılmış olup Uşak’ın tarihi evlerinden biridir. Müzede, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi giyim-kıyafet ve takıları, Ulu Önder Atatürk’ün yatak, çalışma ve misafir odaları ile bir takım eşyaları, Yunan mezalimine ait fotoğraflar olmak üzere 1412 adet etnografik eser sergilenmekte iken müze restorasyona alınmış ve restorasyon çalışmaları tamamlanmıştır. Teşhir ve tanzim çalışması için 150 milyar TL’ na ihtiyaç duyulmaktadır. Eserler depoda bekletilmektedir.
3-Uşak Kültür Merkezi:
1995 yılı yatırım programına dahil edilen Kültür Merkezinin yapımına 1997 yılında başlamış ve halen devam etmektedir.Uşak Kültür Merkezi 7 100 m2 arsa üzerine 2926 m2 alana oturmuş olup, toplam kullanım alanı 8 500 m2 dir. İki blok, zemin ve artı iki kat olarak düzenlenmiştir. Kompleks içersinde açık sergilemeye de imkan veren fuaye, çok amaçlı hareketli oturma düzeni ve taşınabilir ahşap sahneli salon, müzik çalışma salonu, 250 m2 kapalı sergi salonu, 400 seyirci kapasiteli büyük salon, 170 seyirci kapasiteli küçük salon, 50 kişilik kafeterya, 200 m2 çocuk okuma salonu, 300 m2 büyükler ve gençler okuma salonu gibi üniteler yer almaktadır.
4- Eşme Kültür Merkezi :
1995 yılında ihalesi yapılan Eşme Kültür Merkezi inşaatı 1996 yılında başlamış ve halen devam etmektedir.
5- Uşak Oda Tiyatrosu :
Uşak Belediyesi tarafından yapımı tamamlanan çok amaçlı, 280 koltuk kapasiteli ve döner sahneli Oda Tiyatrosu, halihazırda ilin hizmet veren en önem kültür tesisidir.
6- Atatürk Ve Kurtuluş Anıtı
Anıt ; bir kaidenin üzerinde üç ana grupta toplanan figürlerden meydana getirilmiştir.
Birinci grupta ,Uşak’ın Türk süvarileri tarafından kurtarılışını simgeleyen süvari figürleri bulunur.İkinci grupta,Türk ulusu’nun tutsak edilemeyeceğini,sonsuza kadar özgür kalacağını simgeleyen zafer sütunu yükseliyor.Bu sütunun önünde yerleştirilen Atatürk ile üzerinde bilim ve sanat yazan kitapları taşıyan genç kız ve genç erkek figürleri ise Cumhuriyetin kuruluşunu ve gençlere emanet edilişini,eğitime verilen önemi sembolize ediyor.Üçüncü grupta ise Türk kadınının kahramanlığının ve cesaretinin,Kurtuluş Savaşında ordumuza verdiği desteği simgeleyen kadın figürleri ve mermi yüklü kağnı yer alıyor.
H- EŞME KİLİMİ
Kilim dokumacılığı Anadolu'da yüzyıllardır süren geleneksel Türk el sanatlarından biridir. Anadolu kilimleri yapıldığı köy, kasabanın ya da dokunduğu desenlerden birinin adını alır. Uşak'ın Eşme ilçesinde dokunan kilimler de Eşme kilimleri olarak anılmaktadır.
Eşme Kilimleri kendine has desen, renk bakımından Anadolu'nun diğer kilimlerinden ayrı bir özelliğe sahiptir. Eşme Kilimleri, kök boya ve atkısı, çözgüsü yün olan pastel donuk renklerden oluşmaktadır.
Eşme ve köylerinde dokunan kilimlerde yün, pamuk, kıl, tiftik, gibi liflerden elde edilen iplikler kullanılmaktadır. Kırmızı, yeşil, mavi, siyah, beyaz, kahverengi ve lacivert Eşme kilimlerinde en yaygın kullanılan renklerdir.
Eşme Kilimlerinde yeşil murat, mavi ümit, kırmızı tutkulu sevgi, mor keder, anlamına gelmektedir.
KAYNAKLAR
1. TÜMER Haşim, Uşak Tarihi, Uşak Halk Eğitimine Yardım Derneği Kültür Yayınları, No:14 Gün Matbaası, İstanbul, 1971.
2. SUNUCU Yılmaz, Dünü Bugünü Yarınıyla Uşak Rehberi, Sunucu Yayınları.
3. Uşak İli Tanıtım CD’si
4.
5.
6. AKBIYIKOĞLU Kazım, Uşak Etnografya Müzesi Müdürü ile yapılan görüşmeler.
 
Moderatör tarafında düzenlendi:

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 1, Üye: 0, Misafir: 1)

Üst