Reklam vermek için [email protected]

türkiye turizminde doal çekicilikler

turkmmo

Level 1
Üye
Katılım
17 Eyl 2008
Konular
31,096
Mesajlar
0
Reaksiyon Skoru
206
Altın Konu
0
Başarım Puanı
711
TM Yaşı
14 Yıl 15 Gün
Online Süresi
0
MmoLira
9
DevLira
0
Takipçiler
127
T.C.
DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ
BUCA EĞİTİM FAKÜLTESİ
ORTA ÖĞRETİM SOSYAL ALANLAR
EĞİTİMİ BÖLÜMÜ
COĞRAFYA EĞİTİMİ ANA BİLİM DALI
TÜRKİYE TURİZMİNDE DOĞAL ÇEKİCİLİKLER
(YERŞEKİLLERİ + BİTKİ ÖRTÜSÜ)
HAZIRLAYANLAR
2000211008 FİLİZ ÇOBAN
2000211011 MAKBULE EĞER
DANIŞMAN
YRD.DOÇ.DR. ADNAN SEMENDEREOĞLU
İZMİR - 2003¬¬¬¬
İÇİNDEKİLER
1. Giriş
2. Botanik Turizmi
3. Turizmde Yer Şekilleri
3.1. Volkanik Şekiller
3.1.1. Volkanlar, Kraterler ve Volkan Tapoğrafyası
3.1.2. Peribacaları
3.1.2.1. Peribacalarının yer şekilleri olarak turizmde önemi
3.1.2.1.2 Peribacalarının kültür turizmindeki yeri
3.1.2.1.3. Ürgüp-Göreme yöresindeki turizmin gelişimi
3.2. Karstik Şekiller
3.2.1. Pamukkale Travertenlerinin yer şekli olarak turizmde önemi
3.2.1.1. Pamukkale çevresinde kaplıca turizmi
3.2.1.2. Pamukkale’de turizmin gelişimi
3.2.2. Kanyanlar
3.2.3. Mağaralar
3.3. Dağ Turizmi
3.3.1. Kış turizmi ve yayılış alanları
3.3.2. Alpinizm
3.3.3. Yayla turizmi
4. Sonuç
1-) GİRİŞ
Turizm alanlarının yer seçiminde coğrafi görünüm büyük önem taşımaktadır. Coğrafi görünüm başlıca çekici unsurları yer şekilleri (peribacası, traverten, mağara, krater, kanyon vadi, falez) ve bitki örtüsüdür.
Doğa anıtları olarak adlandırılan yer şekilleri, turizm için zengin kaynak alanlar oluşturmaktadır. Yer şekilleri ve kültür ilişkisi mekanın turizmde çekim gücünü arttırmaktadır.
BOTANİK TURİZMİ
Alt Menliler
Botanik Turizmi
Akdeniz Bitki Toplulukları
Karadeniz (Avrupa-Sibirya) Bitki Topluluğu
İran-Turan Bitki Alanı (bozkırlar)
Alpin Kuşak Bitki Topluluğu
Endemik (özgün) Bitki Türlerimiz
Yemeklik Endemik Bitkiler
Çeşitli coğrafi özellikleri, coğrafi farklılığın getirdiği iklim çeşitliliği, üç kıta arasında doğal bir köprü olması. Anadolu Yarımadası'nı dünyada benzerine az rastlanan bir bitki çeşitliliğine sahip kılmıştır. Avrupa'nın tamamında varolan bitki sayısı toplam 12.000 adet iken bu sayı ülkemizde 9.000 adettir.
Ülkemiz bitki çeşitliliği açısından ise Avrupa'dan üstündür. Zira dünyada sadece belli bir bölgede yetişen veya anavatanı belli bir bölge olan (endemik) bitkiler açısından ülkemiz Avrupa'dan üstün olmanın da ötesinde dünyanın birkaç bölgesinden biridir. Avrupa'nın endemik bitki sayısı toplam 2.750 adet iken bu sayı ülkemizde 3.000 adettir. Sadece Antalya ilimizdeki endemik bitki sayısı 600'dür. İngiltere'nin toplam bitki sayısı 2.000 dır (Ülkemizde 9,000). Akdeniz ülkelerinden İspanya île Eski Yugoslavya'nın 500'er adet endemik bitkiye sahip olduğu bilinmektedir. Toplam bitki sayısı bazında Bulgaristan'ın 3.650. Yunanistan'ın 5.000. Kıbrıs'ın 2.000, Suriye-Lübnan'ın 3.500 Irak'ın 4.000, İran'ın 8.000. Fransa'nın 4.500, Almanya'nın 2.500, İtalya'nın 5-600. İspanya'nın 5.000, Romanya'nın 3.400, İngiltere'nin 2.000,
Macaristan'ın 2.214, İzlanda'nın 377, Norveç'in 1715 adet bitkiye sahip oldukları bilinmektedir.
Ülkemizde en çok endemik bitkiye sahip 3 ilimiz 578 bitkiyle Antalya, 478 bitkiyle Konya ve 366 bitkiyle Mersin'dir. Görüleceği üzere Antalya ili tek başına İspanya, Eski Yugoslavya gibi ülkelerden daha zengindir.
Mersin îlimizin de Endemik (ve Endemik olmayan) bitki zenginliği açısından çoğu Avrupa ülkesinden zengin olduğu kolayca tahmin edilebilir. Antalya ve Mersin bir arada düşünülürse, bu iki îlimizin bitki potansiyeliyle Avrupa ülkeleri karşısında rakipsiz olacakları kolayca görülür.
Türkiye haricinde Avrupa'nın en çok endemik bitkisine sahip ülkesi Yunanistan 800 endemik bitkiye sahiptir Rakip ülke olan İtalya’nın endemik bitki sayısı 712’dir. Japonya'nın endemik bitki sayısı 2.000. ABD’nin 4.036, İsviçre’nin ise 1'dır. Dikkat edileceği üzere ülkemizin vilayetleri Avrupa ülkeleri ile karşılaştırılabilmekte, ancak Avrupa kıtası toplamda Türkiye'den daha fakir kalmaktadır.
Türkiye'nin bitki zenginliğinin en önemli nedenlerinden biri, buzul çağlarında Anadolu'nun bitkiler için bir sığınak olmasıdır. Günümüzde de Türkiye hiçbir Avrupa ülkesinde olmayan bir şekilde 3 farklı bitki alanının kesişme noktasında yer almaktadır. Bu bitki alanları Akdeniz Bitki Alanı (Akdeniz ve Ege bölgelerim kapsamaktadır), Avrupa-Sibirya Bitki Alanı (Karadeniz ve Marmara bölgesini kapsamaktadır), İran-Turan Bitki Alanı (İç Anadolu ve Doğu Anadolu bölgesini kapsamaktadır.) dır.
3.1. Volkanik Şekiller
Turizmde dünyada ilgi çeken bir diğer yer şekli volkanlardır. Volkan konileri, kraterleri, kalderaları açısından olduğu kadar bir kısmı da volkanik faaliyetlerin devam etmekte olması ile ilgili çekmektedir. Ülkemiz hem genç volkan topoğrafyasına alt patlama çukurları kraterler, kaldera, lav çıkıntıları hem de volkan arazisinin taşınması ile oluşan volkan topoğrafyası açısından son derece zengindir. Doğu Anadolu’da Nemrut dağı üzerinde kaldera içerisinde görülen Nemrut gölü ile küçük volkan kriteri ve genç bozalt akıntıları sıcak su ve sıcak buhar çıkaran merkezler yer alır. Türkiye’nin turizmde en önemli volkanik yer şekli Nemrut kalderasıdır. Bu kaldera Avrupa’nın dördüncü büyük kalderasıdır. Süphan, Tendürek, Ağrı ve Erciyes volkanik konileri çevresine genç bozalt lavları yayılmıştır. Kula çevresine 3 farklı dönemde çıkmış volkan faaliyetlerine ait şekiller ve Demirköprü barajı civarında cüruflar üzerinde insan ayak izleri bulunmaktadır. Dünyada ender bir volkanik yer şekli Karapınar-Ereğli karayolunun güneyinde Meke Dağı, Tuzla Gölü’dür. Volkanik patlama sonucu bir patlama çukur oluşmuştur. Ağrı Dağı’nın karşısında Telçeker’deki bir yamaçta yer alan lav akıntısının oluşturduğu görüntünün bir gemiyi andırması Nuh’un gemisinin burada karaya oturduğu inancına destek vermiştir. Bundan dolayı Ağrı büyük ilgi görmekte bu inanca sahip olanlar için kutsal sayılmaktadır.
3.1.2. PERİ BACALARI
Peribacalarının Yer Şekli Olarak Turizmde Önemi
Turizmde görsel kaynak olarak kullanılan ve “doğa anıtları” olarak kabul edilen yer şekillerinin başlıca çekim gücü oluşturduğu yerler arasında Ürgüp-Göreme yöresinin önemli bir yeri bulunmaktadır. Bu yöre birkaç yönden turizmin ilgi alanı içine girmektedir. Jeomorfoloji’de “peribacası” adı verilen volkanik aşınım şekilleri “doğa turizminin konusu içine girerken yöre de yamaçların, yeraltını ve peribacalarının içlerinin oyularak yerleşim yeri olarak kullanılması “kültür turizmi”’nin aynı şekilde yumuşak tüfler oyularak yapılan kilise ve manastırlar “inanç turizmi”nin konusu olmaktadır.
Peribacalarının turizmde başta gelen önemi, dünyada bu kadar geniş alana yayılmış ender bir yer şekli olmasıdır. Turizmde görsel açıdan değerlendirilen yer şekilleri, Ürgüp-Göreme yöresinde biçim, renk, yoğunluk ve boyutları açısından yüksek değere sahip bir çekim gücü oluşturur. Doğal görünüm içinde peribacalarının gösterdiği biçimsel farklılıklar görsel önem taşımaktadır.
- Turizm açısından bir çekici özellik, çevrede ve vadilerde, beyaz, sarı, pembe, gri, siyah gibi renklerin açık ve koyu tonlarının yarattığı renk çeşitliliğidir.
- Yörede peribacaları kadar ilgi çeken bir başka yer şeklini geniş anlamda badlands (kırgıbayır) topoğrafyası oluşturur. Bu manzaraların çekim gücü en yüksek noktalarında ilginin yoğunlaşması bu yerleri “manzara seyir yerleri” konumuna getirmektedir.
- Yer şekillerinin manzara seyri olarak çekim gücü değişik noktalardan olduğu kadar günü farklı zaman birimlerine göre de değişir. Kızıl vadide güneş batarken renklerin oluşturduğu manzara buraya gün batarken ilgi çekmektedir. Peribacaları görsel olarak mevsimlere göre de farklılık gösteren çekim gücüne sahiptir. Bu özelliğiyle yöre bütün yıl boyunca turist çekmektedir.
- Araç yolunun belirli kesimlere kadar sokulabildiği vadilere “atlı geziler” düzenlenmektedir. Eski çağlarda atçılığı ile ünlü Kapadokya’nın Pers kaynaklarında Katbatuka şeklinde geçen isminin “Güzel Atlar Ülkesi” anlamına geldiği belirtilmektedir.
- Manzara seyri açısından havadan toplu görünüm, uçak, balon turları veya yamaç paraşütü ile daha ilgi çekicidir. Bir Fransız şirket 4-8 kişilik gruplarla 2-2,5 saat süren balon turları düzenlemektedir.
Peribacalarının Kültür Turizmindeki Yeri
- Ürgüp-Göreme yöresinde hakim kayaçların yumuşak kolay oyulabilir özellikte volkanik tüflerden oluşması nedeniyle yamaçlar, peribacaları ve yer altı oyularak yerleşim amacıyla kullanılmıştır. İnsan eliyle oyulmamış alanlar, doğa turizminin konusu içine girerken insan eliyle oyulmuş alanlar yerleşim tarihinin izlerini taşıması açısından kültür turizminin, kilise ve manastırlar inanç turizminin konusu içine girmektedir.
- Yumuşak kayaçlar mağara şeklinde oyularak yerleşim amacıyla kullanılmış, güvenliğin olmadığı dönemlerde yer altı kat kat oyularak yer altı şehirleri yapılmıştır. Yer altı kentlerinin bazıları üst katları aydınlatılarak turizme açılmıştır.
- Bizans döneminde peribacalarının içleri oyularak 360 kadar kilise ve manastır yapılmıştır. Bu yapıların duvarları dinsel resimlerle donatılmıştır. Milli Park Göreme 6 Aralık 1985’de UNESCO tarafından dünyanın olağanüstü güzellikte doğal ve kültürel yerlerinden biri olarak tanınmış ve Dünya Kültür Mirası’na dahil edilmiştir.
ÜRGÜP-GÖREME YÖRESİNDE TURİZMİN GELİŞİMİ
- Yöre dış turizmde oldukça ilgi çekmektedir. Aksaray’da turizm belgeli tesislerde 443 bin turist (% 51 yerli- % 48 yabancı) konaklamıştır. Yine son dönemde bölgede çevrilen “Asmalı Konak” dizisi de yerli turist talebi açısından çok büyük bir getirisi olmuştur. Yerli turist oranı % 5 iken şimdi % 25-30’lara çıkmıştır.
- Turizmin gelişimi birtakım sorunları da beraberinde getirmiştir. Turistik konaklama tesisleri büyük kapasiteli oteller şeklindedir. Ancak bu konaklama tesisleri peribacalarının doğal görünümünü bozmakta kırsal turizmle uyum göstermemektedir. Ancak yörede doğal görünümü ve sivil mimari yapıyı korumak için bu tesislerin motel şeklinde yapılması ve köylerde pansiyonculuğun geliştirilmesi gerekmektedir.
Karstik Şekiller
Karbondioksitli suların başta kireçtaşı olmak üzere jips, kaya tuzu gibi çözünebilir kayaların kimyasal yönden aşınması ile karst topoğrafyası oluşmaktadır. Karstlaşma sonucu oluşan karstik şekiller hem bilimsel hem de görsel anlamda büyük ilgi görmektedir.
Ülkemizde en önemli karstik şekiller Pamukkale travertenleridir.
Ülkemizdeki bu karstik şekiller son derece önemli tabiat harikaları olup doğa bilimcileri ve doğa tutkunları için büyük bir çekiciliğe sahiptir.
Pamukkale Travertenlerinin Yer Şekli Olarak Turizmde Önemi
Pamukkale traverten alanının turizmde ilgi çekici özelliği, traverten şekilleridir.
Dünyada ve Türkiye’de kayak suları ve çevresinde traverten şekilleri görülmesine rağmen Pamukkale travertenleri kapladığı alan, biçim, renk gibi özellikleriyle dünyada eşsizdir. Turizmde başta gelen önemi de aynı görselliğe sahip bir eşinin olmamasıdır.
Travertenlerin teraslarının ilgi çekici özelliği, beyazlığıdır. Beyaz traverten alanları pembe zakkum çiçekleriyle görsel bir ahenk oluşturmaktadır.
Turizmde yer şekillerinin görsel olarak değerlendirilmesi, düzenlenmiş patikalarda gezilmesi ve manzara seyir yerlerinden seyredilmesi şeklinde olmaktadır. Bu yerler çekim gücünün yoğunlaştığı noktalarda oluşur.
Pamukkale traverten alanının doğa turizminde kullanımı manzara çekim gücünün yüksek olduğu yerlerde “manzara seyir” yerlerinden seyretmek, fotoğraf çekmekle birlikte insanların travertenler üzerinde yürümesi ve traverten havuzlarında yüzmesi gibi insanın traverten ve suyla teması şeklindedir.
Pamukkale tarım alanları ve köylerle kırsal ortam içindedir. Doğa, kaplıca ve kültür turizmi kırsal turizmle birlikte yapılmalıdır.
Köylerin çevrelerine 4-5 yıldızlı büyük yatak kapasiteli oteller yerine pansiyonların ve apart otellerin geliştirilmesi, büyük yatak kapasiteli tesislerin Denizli’de toplanması daha uygun olacaktır.
Pamukkale Çevresinde Kaplıca Turizmi
Pamukkale’de doğal güzelliğin yanında gelişen turizm kaplıca turizmidir.
Halk arasında “şifalı su” olarak bilinen suların bilimsel olarak sıcak su tedavisi için uygunluğu 1971 yılında ortaya konmuştur. Pamukkale kaynaklarının sıcaklığının vücut sıcaklığına yakın olması (sıcaklık derecesi 35 civarında) kaplıca turizminde kullanımı kolaylaştırmıştır. Yine sular kalsiyum, sodyum, magnezyum ve karbondioksitli bir bileşime sahip olduğu için
- Banyo halinde kullanıldığında dolaşım sistemine ait hastalıklara ve romatizma sendromuna, içme kürleri halinde sindirim sistemi üzerinde olumlu etkileri görülür.
Sıcak su tedavisi belirli bir süreyi gerektirir. Kaplıca turizminde tatil ve tedavi birlikte düşünüldüğünden belirli bir süre kalmayı gerektirir. Pamukkale’de konaklama tesislerinin sayısı arttıktan sonra iç ve dış turizmde gelen turist sayısı da artmıştır.
TURİZMİN DURUMU
Fakat günümüzde turizmde kullanımı arttıkça turistik tesislerin atık suları ve katı atıkların çürümesinden oluşan yoğunlaşma kirlilik ve suyun tesislerde kullanımı sonucu üzerinde su akmayan travertenlerde kararma görülmektedir.
Turistlerin traverten terasları üzerinde dolaşması ve havuzlarda yüzmesi –tahribat çok olduğu için- 1997 Mayıs ayından itibaren yasaklanmıştır.
KANYONLAR
Kanyonlar dik ve derin yamaçlarıyla genellikle turistleri manzara seyretmek amacıyla spora meraklı, macera sever turistler ise uzun yürüyüş (trekking) su sporları (kano, rafting) kaya tırmanışı için çekmektedir.
Türkiye’de iç ve dış turizme ilk açılan yerlerden birisi de ıhlara kanyonu olmuştur. Türkiye’de çok sayıda kanyon bulunmasına rağmen ıhlara Ihlara Kanyonu’nun turizme erken açılmasının ve tanınmasının sebebi Ürgüp-Göreme yöresine yakın olmasıdır.
Kanyonun tabanına merdivenle inildiği için Türkiye’nin en çok geçilen kanyonu olmasını sağlamıştır (yılda 70-80 bin turist)
Saklıkent Kanyonu ve köprülü Kanyonda son yıllarda turizmde canlanan yerlerdir. Trekking, kano ve rafting amaçlı turistlerin de büyük ilgisini çekmektedir.
Mağara Turizmi
Mağaraların görsel, sportif, sağlık ve kültür açısından sahip olduğu özellikler, turizme kaynak olarak mağara turizmini ortaya çıkarmıştır. Mağara turizmi, sportif ve bilimsel amaçlı olarak mağaracıların, mağara içlerinin doğal güzelliklerini keşfetmeleri ve tanıtmaları ile olmuştur. Mağaralar, mağaracılık sporu açısından aktif turistleri çekerken diğer taraftan giriş açılması, dolaşımın düzeltilmesi, aydınlatma hizmetleri ile her yaştan ve her gruptan turistleri çekmektedir. Mağaralar sarkıt ve dikitler, travertenler vb. oluşumlarla süslü salonları, gölleri, yer altı dereleri doğa turizminin, mikroklima sağlık turizmi, yerleşim ve dini ibadet yerleri/kültür ve inanç turizminin konusu içine girmektedir.
Mağaralar turizmde çok büyük bir öneme sahiptir. Nitekim; yeryüzünde görülen dere, şelale, göl, traverten vb. doğal güzelliklerin yer altında varlığı, insan için daima karanlık ve bilinmeyen olan yer altı düşüncesini, aydınlığa ve hayranlığa dönüştürmüştür. Mağaraların doğa turizmi açısından en önemli özelliği mağara ortamında damlama, akma, buharlaşma, durgun su ortamı gibi çökelme mekanizmaları ile oluşan speleotem (mağara oluşumu) adı verilen şekillerin, biçim, renk, yoğunluk ve boyutları açısından sunduğu görselliktir. Çökelme mekanizmalarından damlama ve akma çeşitli boyutlarda sarkıt,dikit,perde ve akma taşı tabakaları oluşturmaktadır. Yerçekimine aykırı gelişen speleotem şekilleri ise heliktit (spiral şekilli sarkıt), antonit (çiçek şekilli oluşum), yumrusal yapılar şeklindedir Sualtında ise kenartaşı havuzları, mağara incileri, havuz çökelleri, krista kaplamalar oluşmaktadır. Mağara göllerinin özelliği speleotem şekillerin özellikle mağara incilerinin durgun su ortamında net bir şekilde gözlenmesidir.
Oldukça zengin bir coğrafyaya sahip ülkemizde oluşumları bakımından farklılıklar gösteren binlerce mağara vardır. Mağara oluşumları açısından önemli bir jeolojik ve jeomorfolojik nitelik olan karşılaşma (karstik alanlar) ülkemizde Toroslar, Orta Anadolu, G.Doğu Anadolu, Trakya ve Kuzeybatı Anadolu bölgelerinin mağaralar açısından zengin olmasını sağlamıştır. Türkiye'de görsel olarak turizme açılan ilk mağaralar Akdeniz Bölgesinde yer almaktadır. Türkiye'nin aydınlatılarak görsel olarak ilk turizme açılan mağarası Damlataş'ın, iki küçük salonundan üst salon sarkıt ve dikitlerle süslüdür. Alanya'da şehir içinde deniz kıyısında (100m) olması bakımından Türkiye'nin en fazla gezilen mağarasıdır. Karain mağarası (Antalya) Türkiye'nin en büyük doğal mağarasıdır.
Akdeniz bölgesindeki diğer mağaralar ise; Burdur'da İnsuyu mağarası, Antalya'da Beldibi, Belbaşı (Paleolotik yerleşme alanlarıdır), Mersin'de Ashab-ı Kehf mağarası, Seydişehir'de Tınaztepe mağarası, Anamur'da Köşekbükü mağarası, Dim Çayı vadisinde Dim mağarası, Silifke-Erdemli arasında Dilek mağarası ve Cennet Cehennem obruklarıdır. Mağaraların tavanlarının çökmesiyle oluşan cennet ve Cehennem obrukları derinlikleriyle ilgi çekmektedir. Cehennem obruğuna ancak sportif amaçlı iniş yapılmaktadır. Fakat, görsel olarak derinliği ilgi çekmektedir. Cennet obruğuna iniş için bir patika bulunmaktadır. Obruğun batı ucundaki mağara ağzında bir kilise kalıntısı yer alır. Bu kalıntı obruğun turizmindeki çekiciliğini daha da arttırır.
Diğer bölgelerden Ege Bölgesinde Sırtlanini (Aydın-Karacasu-Y.Çamarası köyü) mağarası, Aslanlı (Yaren) mağarası, Karadeniz Bölgesinde Ballıca köyü yakınında (Tokat-Pazar) Ballıca mağarası, Cebeli köyü (Gümüşhane-Torul) karaca mağarası, Kastamonu Ilgarini mağarası (FAO tarafından dünyanın dördüncü büyük mağarası olarak kabul edilmiştir). Doğu Anadolu Bölgesinde Buzluk (Elazığ-Harput) mağarası (sarkıt, dikit, duvar ve örtü damlataşları,damlataş havuzlarıyla süslü bu mağaranın en ilginç özelliği mağara sistemi içinde gerçekleşen klimatolojik şartlara bağlı olarak yaz aylarında buzdan sarkıt ve dikitlerin oluşmasıdır), iç Anadolu Bölgesinde Manazan mağaraları (Kar,man) 20 dolayında odadan oluşan Bizans dönemine ait bir yerleşme yeridir. Mağarada bulunan bir mezarlıkta günümüze kadar organik yönden bozulmadan kalmış cesetler vardır.
Doğa turizmine konu olan bir başka mağaralar grubu deniz mağaralarıdır. Deniz mağaralarının özelliği mağara içerisine deniz altından yansıyarak giren güneş ışınlarının meydana getirdiği fosforlu turkuaz renktir. Deniz mağaraları günlük deniz turlarında özellikle Akdeniz kıyılarında ilgi görmektedir. En çok tanınan içine sandallarında girebildiği Kalkan-Kaş arasında Kapıtaş kumsalında "Mavi Mağaradır". Marmaris'te ada ağzında bir deniz mağarası, Alanya kıyılarında Korsanini, Aşıklar ve fosforlu Mağarada tekne turlarında ilgi çekmektedir.
Mağaraların olağanüstü güzelliği bu güzelliklere tırmanma, iniş, dalma, akarsu geçişleri gibi özel bilgi ve beceri gerektiren mağara sporu sayesinde ilk defa görebilme heyecanını taşıyan mağaracıları çekmektedir. Türkiye'de özellikle Batı ve Orta Toroslar, Zonguldak ve Kastamonu mağaraları sportif mağaracılık açısından ilgi çekmektedir. Bu bakımdan en tanınmış mağaralar arasında Altınbeşik-Düdensuyu (Antalya-Akseki- Ürünlü Köyü), Körukini,Suluin, Balatini (Konya-Derebucak-Çamlıkköy), Gökgöl,Cumayanı, Kızılelma mağaraları (Zonguldak) yer almaktadır.
Mağaracılıkta en derin ve en uzun mağaralara girmek alpinizmde doruklara ulaşmak gibi önem taşımaktadır. Türkiye'nin şimdiye kadar yapılan araştırmalarda en derin mağarası Anamur'un kuzeyindeki Çukurpınar yaylasındaki Çukurpınar Düdenidir (1190 m). Bunun dışında Düdencik-Düden Mağarası (330 m), Pınargözü (İsparta- Yenişarbademli), Subatağı (Kayseri-Yahyalı), Sakaltutan (Akseki- cevizli) mağaraları 300 m'yi aşan derinlikleri ile Türkiye'nin en derin mağaralarıdır.
DAĞ TURİZMİ
Dağların ilk olarak Turizme açılması sportif etkinliklerden dağcılık ve kayak sporu sayesinde olmuştur. Dağcılara ulaşım, konaklama, ağırlama ve rehberlik gibi hizmetlerin verilmesi alpinizm olarak adlandırılan turizm çeşidini dağların kayak sporuna uygun alanlarının konaklama, ağırlama ve eğlence tesislerinin yapımıyla kayak merkezinde dönüşmesine kış turizmini ortaya çıkarmıştır.
Alpinizm bütün yıl yapılabildiği için bu turizm iklime bağlı değildir. Fakat kış turizmi kayak sporuyla ilişkili olduğu için kar yağışları, kar kalınlığı, karın yerde kalma süresi bu turizmin çeşidinin yıl içindeki süresini belirlemektedir.
Dağlar alpinizm, yayla turizmi, kış turizmi dışında ekoturizm, kırsal turizm, klimatizme de olanak sağlamaktadır. Dağlar ekoturizmi seçen turistlere bitki örtüsü ve yaban hayatı kaynaklarını gerçek doğal ortamında inceleme ve izleme olanağı verir. Ayrıca Dağ köyleri turistlere ülkeyi yerel mimari özelliklerinin korunduğu ortamlarda yerel yaşam biçimleriyle tanınmasını sağlayan kırsal turizm için uygundur. Sağlık turizminin bir kolu olan klimatizm açısından da orta yükseklikteki dağlık ve ormanlık alanların ikliminin uygun olduğu bilinmektedir.
Dağlar macera, heyecan ve değişiklik arayanlara çeşitli rekreasyonel faaliyetler ve yeni sporlar sağlamaktadır. Rekreasyonel faaliyetlerden birkaç günlük doğa yürüyüşleri (trekking) günlük doğa yürüyüşleri (hiking) dağ bisikletiyle geziler sayılabilir. Bunların dışında dağlara yapılan çeşitli sporlar arasında dik yamaçlara serbest tırmanma (kaya tırmanıcılığı) yamaç paraşütü (parapente) ve asılma planörü (hanggliding) yanında karlı alanlarda yapılan kar ve buzda botla kaymak (snow-speed rafting) kızak (snow-scoting) buzul kayağı, snow-boarding sayılabilir.
1) Kış Turizmi
kış turizmi, kar yağışına bağlı olarak dağların kar alabilen yükselti kuşağında sporun ağırlık kazandığı bir turizm çeşididir. Bir mekanik tesis ve kayak eviyle başlayan kayak alanından, konaklama, hizmet, eğlence, spor rekreasyon tesisleriyle kayak merkezleri ortaya çıkmıştır. Kış turizmi alanlarında yaz mevsiminde iklim ve yüzey şekilleri etkili olmaktadır.
a) Türkiye’de Kış Turizmi Yayılış Alanları
Yüzey şekilleri ve iklim açısından Türkiye’nin kış turizmi olanakları incelenirsen en uygun koşullar Doğu Anadolu Bölgesinde görülür. Mevcut 6 kış turizm alanı Erzurum, Kars, Ardahan, Erzincan, Bitlis, Bingöl illerinde yer almaktadır. Bu bölgede verilen hizmetler bakımından en gelişmiş olanı “Palandöken Kayak Merkezi”dir. Bunun dışında “Sarıkamış Kayak Alanı”, “Sarıçam Kayak Alanı” gibi bir çok kayak alanı da mevcuttur.
Kış turizminde sayı bakımından ikinci yaygın alan Karadeniz Bölgemizde yer alır. Batı Karadeniz’de “Kartalkaya Kayak Alanı” ile “Ilgaz Kayak Alanı” ile Doğu Karadeniz’de “Gümüş Kayak Alanı” mevcuttur. İç Anadolu Bölgesinde kış turizmi iki büyük kente (Ankara, Kayseri) yakın iki dağ arasındaki “Erciyes Kayak Merkezi”dir. Bunun yanında Ankara’nın güneyindeki Elmadağ’ın kuzey yamaçlarında “Elmadağ Kayak Alanı” mevcuttur. Marmara Bölgesinde yüksek dağlar fazla yer kaplamamasına rağmen Türkiye’nin en gelişmiş kayak merkezi bu bölgededir. Bursa kentinin güneydoğusunda yer Uludağ’ın kuzey yamacında yer almaktadır.
Akdeniz bölgesi dağlık bir bölge olmasına rağmen bulunduğu enleme göre iklimi daha sıcak olduğundan kış turizminde daha kısa bir mevsime sahiptir. Bu nedenle kayak alanları uygun değildir. Bölgede Beydağları üzerindeki Bakırlı Dağ’ın kuzey yamacında Saklıkent Kayak Alanı ile Davroz dağı kuzey yamacında kayak alanı mevcuttur. Ege Bölgesinde Bozdağların kuzeye bakan yamaçlarında, Büyük Çavdar, Küçük Çavdar ve Gündoğan yaylaları turizm açısından uygundur. Büyükçavdar mevki mevcut tesisleri ile kış turizmine hizmet etmektedir. Güney Doğu Anadolu Bölgesinde Karacadağ batısında 1700 m’de 1998’de 1 mekanik tesisle kayak alanı hizmete girmiştir.
Sonuç olarak yüzey şekilleri bakımından kış turizmine uygun yükselti kuşaklarına sahiptir ve dağların kayak pistleri için uygun eğim ve uzunlukta çok sayıda yamaçları bulunmaktadır. Özellikle yaz mevsiminde hayvancılık için kullanılan yaylalar, doğal kayak alanları olarak çok uygundur. Dağlar sahip oldukları potansiyele rağmen kış turizminde kullanılan alanlar çok az yer kaplamaktadır. Türkiye Alp-Himalaya dağ kuşağı üzerinde bulunmasına rağmen Avrupa ülkelerinde kış turizmi çok daha önce başlamış ve bu turizme çok fazla yatırım yapılmıştır.
Avrupa kış turizm merkezleri, konaklama, mekanik, eğlence, ulaşım, alışveriş, rekreasyon tesisleri bakımından çok gelişmiştir. Kayak sporu dışında çeşitli spor olanakları (kış golfü, binicilik, tenis, jimnastik, paraşütle atlama, okçuluk, yüzme, buz pateni vb..) sağlanmakta yürüyüş patikaları, güneşlenme terasları, kayak koşu alanları düzenlenmektedir. Bu özellikleriyle Türkiye’den de turist çekmektedir. Bu nedenle Türkiye’de kış turizmi alanlarında rekreasyonal faaliyetlerin kar kayağı dışında da çeşitlenmesi gerekmektedir. Türkiye’de kış turizmi iç turizme yöneliktir. Uludağ, Palandöken,Erciyes, Kartalkaya bölgeler arası öneme sahip diğerlerinin yerel önemi bulunmaktadır. En gelişmiş kayak merkezi Uludağ’dır. Gelişmesinin nedenleri arasında coğrafi konum ve verilen hizmetlerin gelişmiş olması sayılabilir.
Dağlarda turizm amaçlı yapılaşma ekolojik dengeyi (bitki örtüsü, yer altı suyu kaynakları, yaban hayatı) bozacağı için ekolojik planlama yapılmalıdır. Turizm merkezi ilave edilerek yapılaşmaya açılan kaynak alanlarında planlı bir gelişmeye yer verilmeli kitle turizmine yönelik büyük yatak kapasiteli tesisleri yerine yaklaşıl 50 yataklı dağ otelleri (oberj) yapılmalıdır. Türkiye’de kış turizmi alanları Uludağ haricinde henüz tesislerle betonlaşmamıştır. Fakat mevcut tesisler de doğayla uyumlu değillerdir. Dağların kıyılarda yaşanan ikinci konut sorunundan uzak tutulması gerekir. Kış turizminde tesisler doğayla uyumlu dağ evi niteliğinde yapıldığı zaman yaz mevsiminde de yayla turizmine hizmet verebilirler.
Alpinizm (Dağcılık)
İsmini Alp Dağları'ndan alan Alpinizm, dorukları hedefleyen dağcılık sporu ve daha alçak seviyelerde bilimsel ve rekreasyon amaçlı tırmanışlar için verilen ulaşım, konaklama, ağırlama, taşıma, güvenlik vb.. hizmetleri kapsayan bir turizm çeşididir.
Dağlar, öncelikle spor açısından dağcıları ve oluşumları açısından özellikle volkan ve buzul jeomorfolojisi konusunda çalışan bilim adamlarının ilgisini çekmiştir. Spor açısından en yüksek ve zorlu doruklar seçilirken, bilimsel araştırma gezileri volkan kraterleri ve buzullara yönelmekledir. Buzul gölleri, şelale, kırsal yaşam, alpin flora sahası....vb doğal güzellikleri olan yükseklikte dağlar ise her yaştan ve meslekten grupları kendisine çekmektedir. Seyahat acentelerinin düzenlediği, kamping, yayla evleri ve köy evlerinde konaklayarak yapılan birkaç günlük yürüyüşleri ve kolay tırmanışları kapsayan "trekking" adı verilen turlar, turizmde sporcular dışında daha geniş kitlelere açılmıştır. Alpinizm sportif olarak bütün yıl yapılmakla beraber, rekreasyon amaçlı geziler için iklim koşulları göz önüne alınarak yaz sonu ve sonbahar başları genellikle seçilmektedir.
Türkiye'de Alp-Himalaya kıvrım kuşağının bir parçası olan Kuzey ve Güney Anadolu sıradağlarının ve volkanik dağların alpinizm için uygun olan çeşitli dorukları bulunmaktadır. En yüksek doruklar Ağrı (5122 m), Cilo (4135 m), Süphan (4058 m) dağlarıdır.
Alpinizmde yükseklikleri ile en çok ilgi çeken dağlar; Ağrı Dağı (5122 m), Kaçkar Dağı (3932 m), Erciyes Dağı (3917 m), Süphan Dağı (4058 m), Aladağlar (3588 m), Demirkazık (3756 m) ve Medetsiz (3524 m) doruklarıdır. Antalya Körfezi'nin batısındaki Beydağları (3086 m) ve Marmara Bölgesindeki Uludağ (2543 m) ise yükseklikleri açısından değil ama eğitim amaçlı çıkışlar için ilgi görürler.
Alpinizm açısından Türkiye önemli bir potansiyele sahip olmasına rağmen, alpinizimden sadece belirli dağlardan faydalanılmaktadır. Spor amaçlı çıkışlar için en çok Ağrı, Erciyes, Kaçkar ve Aladağlar ilgi çekerken, rekreasyonel amaçlı çıkışlarda Kaçkar Dağları ve Aladağlar ilgi çekmektedir.
YAYLA TURİZMİ
Yayla turizmi jeomorfoloji de yüksek düzlükleri ifade eden yaylaların turizm amaçlı kullanılması sonucunda ortaya çıkmıştır. Yayla turizminde asıl çekici etmen sıcaklığın fazla olduğu aşağı kesimlerden, ılıman değerlere doğru kaçıştır. Yayla turizmine en uygun olan yükselti kuşağı insan sağlığı açısından uygun sıcaklık ve basınç şartlarına sahip olan 800-2000 m'ler arasında yer almaktadır. Yatay yönde ve aşağı seviyelerdeki yaylalar, daimi yerleşmelerinde yer aldığı bir kuşak olarak kırsal turizmin konuşu içine girmektedir. Dağlık alanlarda orta yükseklikteki yaylalar, konaklama amacıyla kullanılırken, 2000 m'nin üzerindeki yaylalar, insan sağlığı açısından rekreasyonel faaliyetler için günlük olarak kullanılmaktadır.
Yaylalar, bitki örtüsü, yaban hayatı kaynakları, göl, şelale, kanyon...vb doğal çekiciliklerle üstün peyzaj özelliklerde sahip, yerel mimari tarzın korunduğu, geleneksel kırsal yaşam ortamıyla, ekoturizm özellikleri göstermektedir. Büyük gruplara kısa zamanda hızlı ulaşım araçlarıyla, sabit programlarla yapılan ve kıyılarda yoğunlaşan kitle turizmin aksine, yayla turizmi küçük gruplardan oluşan, geniş zamanlara yayılan ve sabit olmayan , programlarla yapılır. Yaylalar çevreye saygılı, sakin ortamları seven, doğa seven turistleri çekmektedir. Turistler aktif olarak trekking, binicilik, golf, çim kayağı gibi rekreasyonel aktivitelere katılmaya isteklidirler.
Türkiye'de dağlık alanların geniş yer kaplaması ve yaylacılık faaliyetin yaygını olması nedeniyle, yayla turizmi açısından çok geniş potansiyeller bulunmaktadır Dağlık alanların yayla turizmine en uygun bölümü Doğu Karadeniz Dağlarıdır. Bunun nedeni arasında kıyıya ve birbirine ve de bir yerleşim birimine çok sayıda yaylanın bulunması, yaylaların zengin bitki örtüsü ile yeşil turizm, ayrıca klimatizm, alpinizm, sıcak su kaynaklarıyla termalizm, dağınık yerleşim düzeni ve ahşap sivil mimari örnekleriyle kırsal turizme uygun olmasıdır Burada bulunan Ayder Yaylası sıcak su kaynaklarıyla termalizimde ilgi görmektedir. Zigana Yaylası kış turizminde kullanılmaktadır.
Turizmde verilen hizmetler açısından en gelişmiş ve tanınmış olan Rize-Ayder Yaylası (1350 m) sadece yayla turizmi açısından değil, sıcak su kaynaklarıyla termalizm ve Kaçkar Doruklarına çıkış imkanı sağlaması nedeniyle de alpinizme de hizmet etmektedir. Ayder Yaylası'nda daimi bir yerleşim birimi olan Uzungöl Yaylası da turizm de büyük bir ilgi görmektedir. Buraya 1991 yılında 2 otel yapılmıştır. Uzungöl Yaylası'nda 1625 hektar alan Tabiat Parkı olarak koruma altına alınmıştır.
Giresun ilinde Kümbet, Bektaş, Trabzon ilinde Düzköy, Kurudağ, Kuruçam, Bayburt-Kop Dağı, Artvin-Kafkasör yaylaları yol, su elektrik gibi alt yapı hizmetleri yanında konaklama tesisi olan yaylalardır. Doğu Karadeniz Bölümün'de yer alan yaylalara yakın bazı köylerde pansiyon da bulunmaktadır.
Yayla turizmi açısından geniş olanaklara sahip olan bir diğer dağlık alanımız da Toros Dağları'dır. Özellikle Orta Toroslar'da yaylacılık faaliyeti çok yaygındır. Toros Dağlarında yapılan yaylacılık faaliyetin Doğu Karadeniz'de yaylacılık faaliyetlerinden farklı özellikleri bulunmaktadır. Toros Dağları'nda su kaynaklarının azlığı, yerleşmenin yaylalarda toplu olmasına neden olmuştur. Bitki örtüsü bakımından Karadeniz Bölgesi'yle aynı özellikte olmamakla beraber, kireç taşının geniş yer kaplaması nedeniyle çevre, karstik şekiller, vadi, mağara..-vb yerşekilleri açısından zengindir. Akdeniz Bölgesi'nin Adana Bölümü'ndeki Hatay-Batıayaz, Belen-Güzelyayla, İçel-Çamlıyayla'da konaklamak için otel ve pansiyonlar bulunmaktadır. Antalya Bölümü'nde ise bazı yaylalar deniz turizmine katılanlar için düzenlenen günlük turlarda kullanılmaktadır. Örneğin; Alanya Dereköy-Turbelinas, Köyceğiz-Ağla...vb
Ege Bölgesi'nde de Spil Dağı Milli Parkının yerleşim alanı olan Atalanı yaylasında kamu kurumlarına ait 16 tane dağ evi bulunmaktadır. Ödemiş-Bozdağ ve Gölcük Yaylaları konaklama tesisleri ve ikincil konutlarıyla turizmde kullanılmaktadır.
Türkiye'nin dağlık alanlarının yayla turizmi açısından potansiyeli fazla olmakla beraber gelişiminde bazı etmenler rol oynamaktadır. Doğu Karadeniz Bölümü'nde yaz mevsiminde yağış, özellikle kamp şeklinde konaklamanın yapıldığı yayla turizmini olumsuz etkilemektedir. Yüksek alanlarda daha fazla olmakla beraber kıyı istasyonlarının verileriyle, Trabzon'da yaz mevsiminde aylık ortalama yağışlı gün sayısı 9, Rize'de ise 17 gündür. Çok sık görülen siste manzarayı olumsuz olarak etkilemektedir. Heyelan olayları da yayla yollarının kapanmasına neden olmaktadır.
Yayla turizmi günümüzde turizmin diğer çeşitlerinden etkilenmektedir. Batı Akdeniz kıyılarında deniz ve ören turizminin kitle turizmi şeklinde gelişmiş olması, Batı-Toroslar üzerindeki yaylaların günlük rekreasyonel alanlar olarak turizme açılmasını sağlamıştır. Doğu Karadeniz Bölümü ise turizmde en fazla yayla turizmi ve alpinizmle ilgi çekmektedir.
SONUÇ
Turistlerin coğrafi görünüm bakımından tercihleri özellikle reliefi fazla, arızalı bir yapıya dayanan manzaradan yana olduğu anlaşılmaktadır. Daha düz alanlar uzun mesafelerde manzaralar oluşturmadıkları için genelde sıkıcı olarak algılanırlar; Buna karşın araştırmalara göre turizm açısından en çok tercih edilen alanlar yer şekillerinin çok çeşitli olduğu alanlardır. Türkiye’de yer şekilleri turizm için zengin kaynaklar oluşturmaktadır.
Tüm bu koşulları göz önüne aldığımızda Türkiye yüzey şekilleri ve bitki örtüsü bakımından önemli bir turizm potansiyeline sahiptir. Gerekli tesisler ve tanıtım yapılarak, Türkiye kıyı turizmi yanında bu alanda da büyük kazanımlar elde edebilir. Bütün yıl boyunca turist çeken bir ülke konumuna gelebilir.
Kaynakça


Doğaner, Suna, Türkiye Turizm Coğrafyası
Özgüç, Nazmiye, Turizm Coğrafyası
 
Moderatör tarafında düzenlendi:

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 1, Üye: 0, Misafir: 1)

Üst