Ayyıldız2 | 2008 TR Yapısı • 1-99 Orta Emek Destan • Oto Avsız • 10 Temmuz 21:00 HEMEN TIKLA!
Kılıç Ali`den bir anı:
“Atatürk bir akşam yemeği sırasında aniden Ankara Palas`ın altında bulunan lokantaya gitmeye karar verdi. Atatürk, çoğu zaman insana şaşkınlık veren benzer kararlar verirdi. Lokantaya vardığımızda, Atatürk, o günlerde Ankara`ya yeni gelmiş olan Fransız Yüksek Komiseri Ponçek`in de orada olduğunu haber aldı. Bu haberi alınca kendisi için hazırlanan sofraya oturmadı. Salonun ortasına yeni bir masanın hazırlanmasını emretti ve masasına Fransız Yüksek Komiseri Ponçek`i davet etti. Beni, Nuri Conker`i, Diyarbakır Milletvekili Kazım Paşa`yı da Yüksek Komisere ayrı ayrı takdim ederek sofraya oturttu. Hatay konusunda Fransız Hükümetinin zorluklar çıkardığı için Atatürk üzülüyordu, bu konuda misafiri Yüksek Komiserine şunları söylemiştir:
-‘Hatay işi, benim şahsi davamdır` dedikten sonra sertçe bir davranışla:
-‘Beni üzüyorsunuz. Korkarım ki beni, sorunu başka türlü halletmek zorunda bırakacaksınız` diye de ilave etti.
Atatürk bu sözleri yüksek sesle, Türkçe söylüyor ve etrafta herkes dinliyordu. Hazır bulunan arkadaşlarından Kazım Paşa Atatürk`ün sözlerini tercüme ediyordu. Atatürk`ün Fransız Yüksek Komiserine karşı olan bu coşkun hitabındaki, ‘Beni üzüyorsunuz` sözü salona yansır yansımaz salonda bulunanlardan bir genç ayağa kalkarak heyecanlı ve gür bir sesle:
-‘Atatürk! Üzülme! Arkanda biz varız` diye bağırdı.
Atatürk birden başını sesin geldiği tarafa doğru çevirdi. Kaşları kalkmıştı ve gence heybetli bir çehreyle bakıyordu. Salon bir anda derin bir sessizlik içinde kaldı. Herkes Atatürk`ün bu gencin araya girmesine sinirlendiğini sanıyordu. Hâlbuki tam bu sırada gözlerini gence diken Atatürk, onun:
-‘Üzülme arkanda biz varız` sözüne karşılık vererek:
-‘Biliyorum çocuğum. Onu bildiğim içindir ki, böyle konuşuyorum` demişti ve bütün salonun heyecanlı gösterileriyle karşılanmışlardı.“