HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
Aksam/17.02.2009
Şizofren akıllıdır
Nobel ödüllü Profesör Nash'in şizofreni ile mücadelesini anlatan film Oscar Ödülü kazanınca, bu hastalık yeniden gündeme geldi. Toplumdan 'deli' diye dışlanan şizofrenler, bilgi eksikliği kurbanı
Dört dalda Oscar kazanan, 'A Beautiful Mind' (Akıl Oyunları) adlı film, kahramanı Nash'ın mücadelesi şizofreni hastalarının sorunlarına ışık tutuyor. Bu illet, bilim adamından sanatçıya, doktordan avukata kadar birçok insanı pençesine alabiliyor. Dünyada 60 milyon, Türkiye'de de 600 bin şizofren var. Şizofreni hakkındaki yanlış bilgiler, hastaların yaşamını kabusa dönüştürüyor. Son yıllarda tedavide sağlanan gelişmeler ise hastaların yüzünü güldürüyor. İlaçlar ile şizofreni kontrol altına alınabiliyor. Günümüzde şifayı cinci hocaların yaptığı büyülerde arayanların varlığı ise mücadeleyi olumsuz yönde etkiliyor. Bu arada birçok şizofren, 'deli' diye dışlanırım korkusu ile doktora gitmekten çekiniyor. Hastalık en çok 'düşüncede bozukluk' şikayeti ile ortaya çıkıyor. Şizofrenler, gerçekte olmayan ses ve görüntüleri algılıyorlar.
Hastalığı tanımıyoruz
İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sedat Özkan, Ortaçağ'da şizofreni hastalarının 'Deli' ya da 'Büyücü' damgası yiyip toplumdan soyutlandığını belirterek filmin hastaların mücadelesini ortaya koyduğunu söyledi. Hastalığın her toplumda her kültürde ortaya çıkabildiğini belirten Özkan, 'Depresyonda sosyal-kültürel faktörler daha çok rol oynar. Şizofrenide ise çevresel faktörlerin etkisi daha azdır. Hastalık sinsice ilerleyebilir. Beyinde kimyasal değişiklik görülür.' dedi.
Yanlış inanışlar
Şizofreninin ortaya çıkmasında büyülerin etkisine halen inanıldığına dikkat çeken Özkan, sözlerini şöyle sürdürdü: '17 yıl önce tıp fakültesi öğrencilerini kapsayan bir araştırma yaptım. Öğrencilerin yüzde 30'u hastalığın ortaya çıkmasında büyünün, cadıların, tabiatüstü güçlerin rolü olduğunu düşünüyordu. Ailesinde şizofreni hastası olanların hastalığa yaklaşımı tıp fakültesi öğrencilerinden daha bilimsel olabiliyor.'
Toplumdan uzaklaşıyor
Hastalarda en önemli değişikliğin toplumdan uzaklaşma olduğunu ifade eden Özkan, belirtileri şöyle anlatıyor: 'Kişinin dünyayı algılamasında, duygulanımında değişiklik, davranış ve düşüncesinde bozukluk ortaya çıkar. İnisiyatif ve idari işlev bozulur. Çevreye olan ilgisi sığlaşır.'
Beyin rahatsızlığı
Hastalık, beyindeki hücre sistemleri arasında iletişimin bozulmasından kaynaklanıyor. Şizofreninin bir beyin hastalığı olduğuna dikkati çeken İ.Ü İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alp Üçok, 'Şizofreni, epilepsi, multipl skleroz gibi bir beyin hastalığıdır. Tedavi edilebilir bir hastalık olmakla beraber bütün kronik hastalıklar (Şeker hastalığı, astım, romatizma) gibi alevlenme ve yatışma dönemleri gösterir. Hastaların önemli bir kısmında hastalık tamamen ortadan kalkmayabilir. Bu durum da kişinin çalışmasını, çevresindekilerle iletişim kurmasını, bağımsız bir yaşam sürmesini çok güçleştirir.'
Hastalığın 15-25 yaş aralarında ortaya çıktığını kaydeden Üçok, sözlerini şöyle sürdürdü: 'Orta yaşlarda başlaması da mümkündür. Hastalık ne kadar erken başlarsa kişilik üzerindeki harabiyet o kadar fazla oluyor, normal bir yaşam sürme şansı azalıyor.'
Prof. Dr. Alp Üçok, son yirmi yılda yapılan araştırmalarda şizofreninin nedenleri hakkında önemli bulgular elde edildiğini belirterek hastalığın ortaya çıkmasında rol oynayan başlıca etkenleri sıraladı:
Kalıtımsal nedenler
Beyindeki yapısal değişikliklerin rolü
Beyindeki kimyasal maddelerin rolü
Bu erken belirtilere dikkat
İsteksizlik, odasından dışarı çıkmama
Arkadaş çevresinden uzaklaşma
Garip uğraşılar edinme
Çevresindeki olayları, konuşmaları üzerine alınma ve özel anlam çıkarma
Duygularını ifade etmede gerileme ya da uygunsuz şekilde ifade etme (Kendi kendine gülme)
Temizliğine ve giyimine dikkat etmeme
Dikkat dağınıklığı, algılamada zorlanma
Okul başarısında nedensiz bir gerileme
Arkadaş ve öğretmenlerin dikkatini çeken davranış değişikliği
Doğru bilinen yanlışlar
Şizofrenler tehlikeli ve saldırgandır
Çalışamazlar
Tembeldirler
Ne zaman ne yapacakları belli olmaz
Her söyledikleri saçmadır
Mahalledeki şizofrenler çocuklarımıza zarar verebilir
Sanıldığından daha da tehlikelidirler
Hastalıkla ilgili hatalı düşünceler
Şizofrenini sebebi fazla mastürbasyon yapmaktır
Hastalığın tedavisi yoktur
Anne babanın hatalı tutumu
Karakter zayıflığı ve iradesizlikten dolayı ortaya çıkar (Hastalar yeterince çaba gösterseydi bu durumun üstesinden gelebilirdi.)
Hastalık ömür boyunca giderek ağırlaşır
Çifte ödüllü hasta
Toplumda her 100 kişiden birinin şizofren olduğu biliniyor. Bu yüz kişiden biri var ki dünyaca tanınmış Profesör John Forbes Nash... 30 yıl hastalıkla mücadele eden Nash, 1994 yılında Nobel Ekonomi Ödülü'ne layık görüldü. 66 yaşında olan ve çalışmalarına halen devam eden Nash'ın hastalıkla mücadelesi sinemaya uyarlanınca şizofrenlerin zorlu yaşamı yeniden gündeme geldi. Toplumda yaygın olan yanlış kanılardan biri, hastaların bazen normal yaşam süren, bazen de birden tehlikeli bir caniye dönüşen kişiler olarak hayal edilmesi.
ALINTIDIR
Şizofren akıllıdır
Nobel ödüllü Profesör Nash'in şizofreni ile mücadelesini anlatan film Oscar Ödülü kazanınca, bu hastalık yeniden gündeme geldi. Toplumdan 'deli' diye dışlanan şizofrenler, bilgi eksikliği kurbanı
Dört dalda Oscar kazanan, 'A Beautiful Mind' (Akıl Oyunları) adlı film, kahramanı Nash'ın mücadelesi şizofreni hastalarının sorunlarına ışık tutuyor. Bu illet, bilim adamından sanatçıya, doktordan avukata kadar birçok insanı pençesine alabiliyor. Dünyada 60 milyon, Türkiye'de de 600 bin şizofren var. Şizofreni hakkındaki yanlış bilgiler, hastaların yaşamını kabusa dönüştürüyor. Son yıllarda tedavide sağlanan gelişmeler ise hastaların yüzünü güldürüyor. İlaçlar ile şizofreni kontrol altına alınabiliyor. Günümüzde şifayı cinci hocaların yaptığı büyülerde arayanların varlığı ise mücadeleyi olumsuz yönde etkiliyor. Bu arada birçok şizofren, 'deli' diye dışlanırım korkusu ile doktora gitmekten çekiniyor. Hastalık en çok 'düşüncede bozukluk' şikayeti ile ortaya çıkıyor. Şizofrenler, gerçekte olmayan ses ve görüntüleri algılıyorlar.
Hastalığı tanımıyoruz
İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sedat Özkan, Ortaçağ'da şizofreni hastalarının 'Deli' ya da 'Büyücü' damgası yiyip toplumdan soyutlandığını belirterek filmin hastaların mücadelesini ortaya koyduğunu söyledi. Hastalığın her toplumda her kültürde ortaya çıkabildiğini belirten Özkan, 'Depresyonda sosyal-kültürel faktörler daha çok rol oynar. Şizofrenide ise çevresel faktörlerin etkisi daha azdır. Hastalık sinsice ilerleyebilir. Beyinde kimyasal değişiklik görülür.' dedi.
Yanlış inanışlar
Şizofreninin ortaya çıkmasında büyülerin etkisine halen inanıldığına dikkat çeken Özkan, sözlerini şöyle sürdürdü: '17 yıl önce tıp fakültesi öğrencilerini kapsayan bir araştırma yaptım. Öğrencilerin yüzde 30'u hastalığın ortaya çıkmasında büyünün, cadıların, tabiatüstü güçlerin rolü olduğunu düşünüyordu. Ailesinde şizofreni hastası olanların hastalığa yaklaşımı tıp fakültesi öğrencilerinden daha bilimsel olabiliyor.'
Toplumdan uzaklaşıyor
Hastalarda en önemli değişikliğin toplumdan uzaklaşma olduğunu ifade eden Özkan, belirtileri şöyle anlatıyor: 'Kişinin dünyayı algılamasında, duygulanımında değişiklik, davranış ve düşüncesinde bozukluk ortaya çıkar. İnisiyatif ve idari işlev bozulur. Çevreye olan ilgisi sığlaşır.'
Beyin rahatsızlığı
Hastalık, beyindeki hücre sistemleri arasında iletişimin bozulmasından kaynaklanıyor. Şizofreninin bir beyin hastalığı olduğuna dikkati çeken İ.Ü İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alp Üçok, 'Şizofreni, epilepsi, multipl skleroz gibi bir beyin hastalığıdır. Tedavi edilebilir bir hastalık olmakla beraber bütün kronik hastalıklar (Şeker hastalığı, astım, romatizma) gibi alevlenme ve yatışma dönemleri gösterir. Hastaların önemli bir kısmında hastalık tamamen ortadan kalkmayabilir. Bu durum da kişinin çalışmasını, çevresindekilerle iletişim kurmasını, bağımsız bir yaşam sürmesini çok güçleştirir.'
Hastalığın 15-25 yaş aralarında ortaya çıktığını kaydeden Üçok, sözlerini şöyle sürdürdü: 'Orta yaşlarda başlaması da mümkündür. Hastalık ne kadar erken başlarsa kişilik üzerindeki harabiyet o kadar fazla oluyor, normal bir yaşam sürme şansı azalıyor.'
Prof. Dr. Alp Üçok, son yirmi yılda yapılan araştırmalarda şizofreninin nedenleri hakkında önemli bulgular elde edildiğini belirterek hastalığın ortaya çıkmasında rol oynayan başlıca etkenleri sıraladı:
Kalıtımsal nedenler
Beyindeki yapısal değişikliklerin rolü
Beyindeki kimyasal maddelerin rolü
Bu erken belirtilere dikkat
İsteksizlik, odasından dışarı çıkmama
Arkadaş çevresinden uzaklaşma
Garip uğraşılar edinme
Çevresindeki olayları, konuşmaları üzerine alınma ve özel anlam çıkarma
Duygularını ifade etmede gerileme ya da uygunsuz şekilde ifade etme (Kendi kendine gülme)
Temizliğine ve giyimine dikkat etmeme
Dikkat dağınıklığı, algılamada zorlanma
Okul başarısında nedensiz bir gerileme
Arkadaş ve öğretmenlerin dikkatini çeken davranış değişikliği
Doğru bilinen yanlışlar
Şizofrenler tehlikeli ve saldırgandır
Çalışamazlar
Tembeldirler
Ne zaman ne yapacakları belli olmaz
Her söyledikleri saçmadır
Mahalledeki şizofrenler çocuklarımıza zarar verebilir
Sanıldığından daha da tehlikelidirler
Hastalıkla ilgili hatalı düşünceler
Şizofrenini sebebi fazla mastürbasyon yapmaktır
Hastalığın tedavisi yoktur
Anne babanın hatalı tutumu
Karakter zayıflığı ve iradesizlikten dolayı ortaya çıkar (Hastalar yeterince çaba gösterseydi bu durumun üstesinden gelebilirdi.)
Hastalık ömür boyunca giderek ağırlaşır
Çifte ödüllü hasta
Toplumda her 100 kişiden birinin şizofren olduğu biliniyor. Bu yüz kişiden biri var ki dünyaca tanınmış Profesör John Forbes Nash... 30 yıl hastalıkla mücadele eden Nash, 1994 yılında Nobel Ekonomi Ödülü'ne layık görüldü. 66 yaşında olan ve çalışmalarına halen devam eden Nash'ın hastalıkla mücadelesi sinemaya uyarlanınca şizofrenlerin zorlu yaşamı yeniden gündeme geldi. Toplumda yaygın olan yanlış kanılardan biri, hastaların bazen normal yaşam süren, bazen de birden tehlikeli bir caniye dönüşen kişiler olarak hayal edilmesi.
ALINTIDIR
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)
Benzer konular
- Cevaplar
- 2
- Görüntüleme
- 508
- Cevaplar
- 2
- Görüntüleme
- 279
