HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
Asperger sendromu (AS) ya da Asperger bozukluğu sosyal etkileşimde zorluklar ve sınırlı stereotipik ilgi ve etkinliklerle tanımlanan otistik spektrum bozukluklarından (OSB) biridir. AS diğer OSBlerden dil ve bilişsel gelişimde genel bir gecikme olmamasıyla ayrılır. Her ne kadar standart tanı ölçütleri arasında belirtilmemişse de motor sakarlık ve atipik dil kullanımına sıklıkla rastlanır.
Asperger sendromunun adı Avusturyalı çocuk doktoru Hans Aspergerden gelmektedir. Asperger 1944 yılında tedavi için gelen sözel olmayan iletişim becerileri olmayan yaşıtlarıyla empati kuramayan ve fiziksel olarak sakar olan çocukları tanımlamıştır. Elli yıl sonra AS Hastalıkların ve İlgili Sağlık Sorunlarının Uluslararası İstatistiksel Sınıflaması'nda (ICD-10) ve Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal Sınıflandırması'nda (DSM-IV) Asperger bozukluğu olarak tanınmıştır. ASnin birçok yönü hakkında cevaplanmamış sorular bulunmaktadır; örneğin AS ile yüksek işlevli otizm arasındaki ayrım şüphelidir; kısmen buna bağlı olarak ASnin prevalansı kesin olarak belirlenmemiştir. Her ne kadar araştırmalar genetik kökenli olduğunu desteklese ve beyin görüntüleme teknikleri beynin özel bölgelerinde yapısal ve işlevsel farklılıklar tespit etmiş olsa da ASnin kesin nedeni bilinmemektedir. Asperger sendromu için tek bir tedavi yoktur ve çeşitli müdahalelerin etkinliği yalnızca sınırlı veri ile desteklenmektedir. Müdahaleler belirtileri ve işlevselliği geliştirmeye yöneliktir. Tedavinin ana yöntemi davranışsal terapidir ve zayıf iletişim becerileri takıntılı ya da yineleyici rutinler ve sakarlık gibi özel bozukluklar üzerine yoğunlaşır. ASi olan bireylerin büyük çoğunluğu farklılıklarıyla başa çıkmayı öğrenebilmektedir ama bağımsız bir yaşam sürebilmeleri için sürekli moral desteğe ve teşviğe ihtiyaçları olabilir. Araştırmacılar ve ASli kişiler ASin iyileştirilmesi gereken bir hastalık ve normalden bir sapma olduğuna dair görüşlerden uzaklaşılıp bunun bir özürlülükten çok farklılık olduğu görüşüne yakınlaşılmasını sağlamıştır.
Özellikleri
Yaygın gelişimsel bozukluklar dan biri olan Asperger sendromu tek bir semptomdan çok bir dizi semptom ile ayrılır. Sosyal etkileşimde bozukluklar stereotipik ve sınırlı ilgi ve eylemler ve bilişimsel gelişimde klinik anlamda önemli olmayan gecikme görülmemesi ile dil becerisinde genel bir gecikme olmamasıyla belirlenir. Dar kapsamlı bir konuyla yoğun ilgilenme tek yönlü laf kalabalığı sınırlı prozodi ve tonlama ve motor sakarlık bu durumda tipik olarak rastlanır ancak tanı için gerekli değildir.
Sosyal etkileşim
Empati gösteriminin eksikliği büyük ihtimalle Asperger sendromunun en önemli fonksiyon bozukluğudur. ASi olan bireyler sosyal etkileşimin en temel noktalarında zorluklar çeker bunlar arkadaşlık kurmakta başarısızlık diğerleriyle kendiliğinden gelişen ilgilerden ya da başarılardan zevk alma sosyal ve duygusal karşılıklılık eksikliği ve göz teması yüz ifadesi duruş ve el hareketleri gibi sözel olmayan davranış eksiklikleridir.
Sınırlı ve yineleyici ilgi ve davranış
Asperger sendromu olan kişiler sınırlı ve yineleyici ve bazende anormal olarak yoğun davranışlar ilgiler ve eylemler gösterir. Katı rutinler ve ritüellere sadık kalır stereotipik ve yineleyici şekillerde hareket eder ya da nesnelerin parçalarıyla kendilerini meşgul ederler.
Konuşma ve dil
Her ne kadar Asperger sendromu olan çocuklar dikkate değer bir gecikme olmadan dilkullanma becerilerini kazansalar ve ASli olanların konuşmaları dikkate değer anomaliler içermese de dil becerisi edinme ve kullanımı sıklıkla atipiktir. Anormaliklerin içinde laf kalabalıklığı ani geçişler kelimeleri gerçek anlamıyla yorumlama ve nüansları yanlış anlama yalnızca konuşana anlamlı gelen metaforları kullanma işitsel algılama bozuklukları sıradışı bilgiçlik taslayan formel ve idiosinkratik konuşma ve ses şiddeti tonlama prozodi ve ritim gariplikleri bulunur.
Nedenleri
Hans Asperger hastalarının aile üyeleri arasında özellikle de babalar da olan ortak semptomları tanımlamıştır ve araştırmalar bu gözlemi doğrulayarak kalıtsallığın Asperger sendromuna bir etkisi olduğunu göstermektedir. Her ne kadar özel bir gen henüz tanımlanamamış olsa da otistik çocuklarda görülen fenotipik değişkenlik göz önüne alındığında birçok faktörün otizmin etkinlik derecesinde rol oynadığına inanılmaktadır. Genetik bağlantısına kanıt ASin aile içinde ortaya çıkma tandansı ve aile bireylerinde gözlemlenen ASin semptomlarına benzer ama daha sınırlı biçimde ortaya çıkan sosyal etkileşimde dil ve okuma becerisinde hafif zorluklar gibi davranışsal belirtilerin yüksek insidansıdır. Birçok araştırma otizm sprektrum bozukluklarının ortak genetik işleyişleri olduğunu önermektedir ancak ASin genetik bileşeni otizmden daha güçlü olabilir.Muhtemelen özel alelleri bireyin AS olma eğilimini artıran ortak bir grup gen olabilir; eğer durum buysa alellerin özel bir birleşimi bireylerin AS belirtilerini ve bunların şiddetini belirliyor olabilir.
Birkaç OSB vakası döllenmeyi takip eden ilk sekiz hafta içinde doğum sakatlıklarına yol açan faktörler olan teratojenlere temas edilmesiyle bağlantılı olabilir. Bu olasılık OSBnin daha sonra başlayabileceği ya da ortaya çıkabileceği olasılığını dışlamasa da OSBnin gelişimin çok erken aşamalarında ortaya çıktığına dair güçlü bir kanıttır. Doğum sonra birçok çevresel faktörün etkisi olabileceği varsayılmış ama bunlar bilimsel araştırmalarla kanıtlanamamıştır.
Asperger sendromunun adı Avusturyalı çocuk doktoru Hans Aspergerden gelmektedir. Asperger 1944 yılında tedavi için gelen sözel olmayan iletişim becerileri olmayan yaşıtlarıyla empati kuramayan ve fiziksel olarak sakar olan çocukları tanımlamıştır. Elli yıl sonra AS Hastalıkların ve İlgili Sağlık Sorunlarının Uluslararası İstatistiksel Sınıflaması'nda (ICD-10) ve Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal Sınıflandırması'nda (DSM-IV) Asperger bozukluğu olarak tanınmıştır. ASnin birçok yönü hakkında cevaplanmamış sorular bulunmaktadır; örneğin AS ile yüksek işlevli otizm arasındaki ayrım şüphelidir; kısmen buna bağlı olarak ASnin prevalansı kesin olarak belirlenmemiştir. Her ne kadar araştırmalar genetik kökenli olduğunu desteklese ve beyin görüntüleme teknikleri beynin özel bölgelerinde yapısal ve işlevsel farklılıklar tespit etmiş olsa da ASnin kesin nedeni bilinmemektedir. Asperger sendromu için tek bir tedavi yoktur ve çeşitli müdahalelerin etkinliği yalnızca sınırlı veri ile desteklenmektedir. Müdahaleler belirtileri ve işlevselliği geliştirmeye yöneliktir. Tedavinin ana yöntemi davranışsal terapidir ve zayıf iletişim becerileri takıntılı ya da yineleyici rutinler ve sakarlık gibi özel bozukluklar üzerine yoğunlaşır. ASi olan bireylerin büyük çoğunluğu farklılıklarıyla başa çıkmayı öğrenebilmektedir ama bağımsız bir yaşam sürebilmeleri için sürekli moral desteğe ve teşviğe ihtiyaçları olabilir. Araştırmacılar ve ASli kişiler ASin iyileştirilmesi gereken bir hastalık ve normalden bir sapma olduğuna dair görüşlerden uzaklaşılıp bunun bir özürlülükten çok farklılık olduğu görüşüne yakınlaşılmasını sağlamıştır.
Özellikleri
Yaygın gelişimsel bozukluklar dan biri olan Asperger sendromu tek bir semptomdan çok bir dizi semptom ile ayrılır. Sosyal etkileşimde bozukluklar stereotipik ve sınırlı ilgi ve eylemler ve bilişimsel gelişimde klinik anlamda önemli olmayan gecikme görülmemesi ile dil becerisinde genel bir gecikme olmamasıyla belirlenir. Dar kapsamlı bir konuyla yoğun ilgilenme tek yönlü laf kalabalığı sınırlı prozodi ve tonlama ve motor sakarlık bu durumda tipik olarak rastlanır ancak tanı için gerekli değildir.
Sosyal etkileşim
Empati gösteriminin eksikliği büyük ihtimalle Asperger sendromunun en önemli fonksiyon bozukluğudur. ASi olan bireyler sosyal etkileşimin en temel noktalarında zorluklar çeker bunlar arkadaşlık kurmakta başarısızlık diğerleriyle kendiliğinden gelişen ilgilerden ya da başarılardan zevk alma sosyal ve duygusal karşılıklılık eksikliği ve göz teması yüz ifadesi duruş ve el hareketleri gibi sözel olmayan davranış eksiklikleridir.
Sınırlı ve yineleyici ilgi ve davranış
Asperger sendromu olan kişiler sınırlı ve yineleyici ve bazende anormal olarak yoğun davranışlar ilgiler ve eylemler gösterir. Katı rutinler ve ritüellere sadık kalır stereotipik ve yineleyici şekillerde hareket eder ya da nesnelerin parçalarıyla kendilerini meşgul ederler.
Konuşma ve dil
Her ne kadar Asperger sendromu olan çocuklar dikkate değer bir gecikme olmadan dilkullanma becerilerini kazansalar ve ASli olanların konuşmaları dikkate değer anomaliler içermese de dil becerisi edinme ve kullanımı sıklıkla atipiktir. Anormaliklerin içinde laf kalabalıklığı ani geçişler kelimeleri gerçek anlamıyla yorumlama ve nüansları yanlış anlama yalnızca konuşana anlamlı gelen metaforları kullanma işitsel algılama bozuklukları sıradışı bilgiçlik taslayan formel ve idiosinkratik konuşma ve ses şiddeti tonlama prozodi ve ritim gariplikleri bulunur.
Nedenleri
Hans Asperger hastalarının aile üyeleri arasında özellikle de babalar da olan ortak semptomları tanımlamıştır ve araştırmalar bu gözlemi doğrulayarak kalıtsallığın Asperger sendromuna bir etkisi olduğunu göstermektedir. Her ne kadar özel bir gen henüz tanımlanamamış olsa da otistik çocuklarda görülen fenotipik değişkenlik göz önüne alındığında birçok faktörün otizmin etkinlik derecesinde rol oynadığına inanılmaktadır. Genetik bağlantısına kanıt ASin aile içinde ortaya çıkma tandansı ve aile bireylerinde gözlemlenen ASin semptomlarına benzer ama daha sınırlı biçimde ortaya çıkan sosyal etkileşimde dil ve okuma becerisinde hafif zorluklar gibi davranışsal belirtilerin yüksek insidansıdır. Birçok araştırma otizm sprektrum bozukluklarının ortak genetik işleyişleri olduğunu önermektedir ancak ASin genetik bileşeni otizmden daha güçlü olabilir.Muhtemelen özel alelleri bireyin AS olma eğilimini artıran ortak bir grup gen olabilir; eğer durum buysa alellerin özel bir birleşimi bireylerin AS belirtilerini ve bunların şiddetini belirliyor olabilir.
Birkaç OSB vakası döllenmeyi takip eden ilk sekiz hafta içinde doğum sakatlıklarına yol açan faktörler olan teratojenlere temas edilmesiyle bağlantılı olabilir. Bu olasılık OSBnin daha sonra başlayabileceği ya da ortaya çıkabileceği olasılığını dışlamasa da OSBnin gelişimin çok erken aşamalarında ortaya çıktığına dair güçlü bir kanıttır. Doğum sonra birçok çevresel faktörün etkisi olabileceği varsayılmış ama bunlar bilimsel araştırmalarla kanıtlanamamıştır.
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)
Benzer konular
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 56
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 101
