HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
Suça itilen çocukların neredeyse yarısı hapse girmeden önce sokaklarda yaşıyor kardeş sayıları dört ve yukarısı aile içi şiddet çok yaygın
Türkiyenin çeşitli illerinde sokak çocukları üzerine çalışmalarımı yürütürken bu çocukların çok defa cezaevine girip çıktıklarını tespit ettim. Sokak çocuklarının jargonunda savcı beyin oteli olarak bilinen cezaevi bu çocukların yaşamlarının ayrılmaz parçasıydı. Yaşam bu grup çocuk için adeta sokakmahkeme ve cezaevi üçgeninde gidip gelen fasit bir daireden ibaretti. Bu bağlamda 2008 yılında ilkin Gaziantep sonra da Adana Pozantı Çocuk Ceza İnfaz Kurumunda kalan 142 çocukla yüz yüze görüşme yaptım.
Araştırma bulgularım şöyle: Cezaevinde kalan çocukların ağırlığını tutuklu olan veya hükümlülüğü kesinleşmemiş çocuklar oluşturuyor. Nitekim araştırma örneklemine giren çocukların yüzde 76sı tutuklu yüzde 24ü hükümlü konumunda. Anketlerin uygulanması aşamasında cezaevinde 250 civarında tutuklu ve hükümlü çocuk vardı. Çocuklar altı kişi kapasiteli odalarda kalıyorlardı. Ancak yoğunluğun arttığı dönemlerde odada kalan çocuk sayısı da yükseliyordu.
Türkiye cezaevlerinde tutuklu konumunda bulunan çocukların kapalı cezaevinde (oda sistemi) kapasiteyi aşan oranda ve uzunca bir süre tutulmaları çok ciddi riskler barındırıyor. Tuhaftır ki çocuk tutukluysa kapalı cezaevine hüküm giymişse açık cezaevine (eğitim evi) naklediliyor. Bu durum kanımca birçok olumsuzluğa davetiye çıkarıyor. Tutuklu çocukların mahkemeye çıkarılması ve yargılamanın uzaması bu olumsuzlukların başında geliyor. Bu durum ise çocukların aleyhine işliyor. Çünkü yargı sisteminden kaynaklanan gecikme ve aksama çocuğun tutukluluk süresinin uzamasına yol açıyor. Cezaevinde bulunan çocuk nüfusunun yarısından fazlasının tutuklu olduğu gözönüne alındığında geciken yargılama süreci ilk önce çocukların adil yargılanma hakkını zedeleyebileceği gibi yeni sorunların oluşmasına da zemin hazırlıyor.
Araştırma evrenimizi oluşturan çocuklar ağırlıklı olarak 14-18 yaş (139 çocuk) diliminde yer alıyor. Bu çocuklar bir bakıma kişilik gelişiminin en hassas aşamasındalar. Ergenlik çağı olarak bilinen bu dönemde çocuk suç işlemiş akranlarının olumsuz etkilerine açık ve duyarlı oluyor odada kalan diğer çocuklardan çok daha çabuk etkilenebiliyor. Bu etkileşimin sonucunda çocuk özdeşim kurma (model alma) yoluyla kolaylıkla odada kalan diğer çocukların olumsuz davranış ve tutumlarını öğrenebiliyor.
Çocuk cezaevlerinde dikkat çeken bir diğer önemli husus yeterli sayıda meslek elemanının kurumda olmaması. Bu kurumlarda daha fazla sayıda psikologsosyolog sosyal hizmet uzmanı eğitmen gibi meslek elemanının bulunması gerekmez mi? Bu derece hassas bir konuda üstelik şiddetle ihtiyaç duyulurken çok sayıda psikolog sosyolog sosyal hizmet uzmanı ve öğretmen adayının işsiz kalması veya mesleğiyle hiç ilgisi olmayan işlerde çalışmak zorunda kalmasıinsan kaynağının rasyonel kullanımını gündeme getirmiyor mu? Bu durum acaba ilgili kurumların dikkatini çekmiyor mu? Bu olumsuzluğu düzenlemek için gerekli girişimlerde bulunuluyor mu?
Kriminojen çevre
Çocukların suç işlemesinde içinde yaşadığı sosyal çevre tetikleyici rol oynuyor. Denilebilir ki çocuk suçluların aile ve akran çevresi kriminojen unsurlar barındırıyor.
Görüşme yapılan çocuklara ailesinden cezaevine giren olup olmadığı sorulduğunda çocukların yüzde 48i evet yanıtını veriyor akraba çevresinden cezaevine giren çocukların oranı (yüzde 63) daha da yüksek. Çocuk suçluların ve ailelerinin eğitim düzeyi de alarm veriyor. Görüşmeye katılan çocukların ebeveynlerinin eğitim seviyesine bakıldığında annelerin yüzde 70i okuryazar değil. Bu oran babalar için yüzde 30. Çocuk suçluların eğitim seviyeleri de oldukça düşük. Çocukların neredeyse yarısına yakını (yüzde 45) ortaokul düzeyinde eğitime sahip. Örneğin lise eğitimine başlamış çocukların oranı sadece yüzde 28.
Çocuklar çok kalabalık hanelerden geliyor. Hane sayısı Türkiye ortalamasının çok üzerinde. Örneğin örneklemimiz içinde dört kardeşe sahip olan çocukların oranı yüzde 16 beş kardeşe sahip olanlar yüzde 15 altı kardeşe sahip olanlar yüzde 17 yedi kardeşe sahip olanlar yüzde 14 sekiz kardeşe sahip olanlar yüzde 10. Aile içinde fiziki ve sözel şiddet çok yaygın. Bu durum parçalanmış ailelerde daha da fazla. Babanı kızdıracak bir şey yaptığında nasıl tepki verirdi? sorusuna çocukların yüzde 56sı bağırıp çağırdığını yüzde 24ü ise fiziksel şiddet kullandığını dile getiriyor. Görüşme yapılan çocukların çok büyük bir kısmının evden sıkça kaçtıkları (yüzde 57) cezaevine girmeden önce sokakta yaşadığı (yüzde 43) sigara alkoluçucu/uyuşturucu madde kullanma alışkanlığını sokakta edindiği görülüyor. Çocuk suçluların yüzde 80i sigara yüzde 24ü alkol yüzde 40ı uyuşturucu madde kullanma deneyimine sahip. Çocuklar bu maddeleri rahatlamak (yüzde 3723) arkadaş ve özenti (yüzde 1170) sıkıntı giderme (yüzde 958)alışkanlık (yüzde 16) zevk (yüzde 532) gibi nedenlerle kullandıklarını söylüyor. Cezaevinden çıkan çocuğun tekrar cezaevine girmesi sıkça gözlenen bir durum olduğu gibi aile ve yakın akraba çevresinden cezaevinde bulunan ya da bulunma deneyimine sahip çocuklara da rastlanıyor.
Çok bileşenli çözüm
Çocuk suçluluğu olgusunu doğru tespit etmek ve nedenleri konusunda bilgi sahibi olmak sorunun çözümü için nereden başlamamız veya nasıl bir yol izlememiz gerektiğine dair de kuşkusuz önemli kolaylıklar sağlayacaktır. Öncelikli olarak çocuk suçluluğunun arka planında yer alan yapısal sorunları bertaraf edecek koruyucu/önleyici sosyal hizmetleri vakit geçirmeden uygulamaya koymak gerekiyor. Bu noktada varolan yerel kurumların (eğitim sağlıksosyal hizmet güvenlik vb.) diğer paydaş kurumlarla eşgüdüm ve işbirliği içinde mobilize olmaları kaçınılmaz. Bununla birlikte kurumdan ayrılan çocukların takibinin yapılması da son derece önemli.
Kurumdan ayrılan çocuğun takibinin yapılması varsa ailesiyle iletişiminin sağlanması yoksa ilgili sosyal kurumlara yönlendirilmesi önem arz ediyor. Bu kurumlara gelen çocukların yeniden toplumsallaştırılması eğitim meslek ve istihdam gibi temel sosyal hizmetlere ulaşımının sürekli kılınması gerekiyor.
Risk altındaki ailelere gerekli sosyal desteğin sağlanması (örneğin bilinçlendirme seminerleri psikolojik danışmanlık ekonomik yardım envanter tutulmasıfarkındalık yaratıcı aktiviteler kampanyalar vb.) koruyucu/önleyici sosyal hizmetlerin en önemli ayağını oluşturuyor.
Yargı kurumuna da kuşkusuz önemli görevler/sorumluluklar düşüyor. Eğer bugün cezaevinde kalan çocuklardan yarısından fazlası tutukluysa ve tutukluluk süreleri giderek uzuyorsa bu durum yargı sisteminde de ciddi bir tıkanmanın varlığına işaret ediyor demektir. Bu tıkanmanın giderilmesi için gereksinim duyulan adımların bir an önce atılması kamuoyunun da beklentisi. Bu bağlamda yargı sisteminde yapılacak olası düzenlemeler salt yetişkin suçluluğu ile mücadele değil çocuk suçluluğu ile mücadelede de kuşkusuz önemli kazanımlar sağlayacaktır. Dahası yargı sistemimizdeki olası iyileştirmeler tüm uluslararası hukuk metinlerde açık bir biçimde yer alan çocuğun yüksek yararı her türlü ihmal ve istismardan korunma hakkı ve adil yargılanma hakkı gibi esasları da gözetmiş olacaktır.
ÖZKAN YILDIZ: Doç. Dr. Gaziantep Üni.
Türkiyenin çeşitli illerinde sokak çocukları üzerine çalışmalarımı yürütürken bu çocukların çok defa cezaevine girip çıktıklarını tespit ettim. Sokak çocuklarının jargonunda savcı beyin oteli olarak bilinen cezaevi bu çocukların yaşamlarının ayrılmaz parçasıydı. Yaşam bu grup çocuk için adeta sokakmahkeme ve cezaevi üçgeninde gidip gelen fasit bir daireden ibaretti. Bu bağlamda 2008 yılında ilkin Gaziantep sonra da Adana Pozantı Çocuk Ceza İnfaz Kurumunda kalan 142 çocukla yüz yüze görüşme yaptım.
Araştırma bulgularım şöyle: Cezaevinde kalan çocukların ağırlığını tutuklu olan veya hükümlülüğü kesinleşmemiş çocuklar oluşturuyor. Nitekim araştırma örneklemine giren çocukların yüzde 76sı tutuklu yüzde 24ü hükümlü konumunda. Anketlerin uygulanması aşamasında cezaevinde 250 civarında tutuklu ve hükümlü çocuk vardı. Çocuklar altı kişi kapasiteli odalarda kalıyorlardı. Ancak yoğunluğun arttığı dönemlerde odada kalan çocuk sayısı da yükseliyordu.
Türkiye cezaevlerinde tutuklu konumunda bulunan çocukların kapalı cezaevinde (oda sistemi) kapasiteyi aşan oranda ve uzunca bir süre tutulmaları çok ciddi riskler barındırıyor. Tuhaftır ki çocuk tutukluysa kapalı cezaevine hüküm giymişse açık cezaevine (eğitim evi) naklediliyor. Bu durum kanımca birçok olumsuzluğa davetiye çıkarıyor. Tutuklu çocukların mahkemeye çıkarılması ve yargılamanın uzaması bu olumsuzlukların başında geliyor. Bu durum ise çocukların aleyhine işliyor. Çünkü yargı sisteminden kaynaklanan gecikme ve aksama çocuğun tutukluluk süresinin uzamasına yol açıyor. Cezaevinde bulunan çocuk nüfusunun yarısından fazlasının tutuklu olduğu gözönüne alındığında geciken yargılama süreci ilk önce çocukların adil yargılanma hakkını zedeleyebileceği gibi yeni sorunların oluşmasına da zemin hazırlıyor.
Araştırma evrenimizi oluşturan çocuklar ağırlıklı olarak 14-18 yaş (139 çocuk) diliminde yer alıyor. Bu çocuklar bir bakıma kişilik gelişiminin en hassas aşamasındalar. Ergenlik çağı olarak bilinen bu dönemde çocuk suç işlemiş akranlarının olumsuz etkilerine açık ve duyarlı oluyor odada kalan diğer çocuklardan çok daha çabuk etkilenebiliyor. Bu etkileşimin sonucunda çocuk özdeşim kurma (model alma) yoluyla kolaylıkla odada kalan diğer çocukların olumsuz davranış ve tutumlarını öğrenebiliyor.
Çocuk cezaevlerinde dikkat çeken bir diğer önemli husus yeterli sayıda meslek elemanının kurumda olmaması. Bu kurumlarda daha fazla sayıda psikologsosyolog sosyal hizmet uzmanı eğitmen gibi meslek elemanının bulunması gerekmez mi? Bu derece hassas bir konuda üstelik şiddetle ihtiyaç duyulurken çok sayıda psikolog sosyolog sosyal hizmet uzmanı ve öğretmen adayının işsiz kalması veya mesleğiyle hiç ilgisi olmayan işlerde çalışmak zorunda kalmasıinsan kaynağının rasyonel kullanımını gündeme getirmiyor mu? Bu durum acaba ilgili kurumların dikkatini çekmiyor mu? Bu olumsuzluğu düzenlemek için gerekli girişimlerde bulunuluyor mu?
Kriminojen çevre
Çocukların suç işlemesinde içinde yaşadığı sosyal çevre tetikleyici rol oynuyor. Denilebilir ki çocuk suçluların aile ve akran çevresi kriminojen unsurlar barındırıyor.
Görüşme yapılan çocuklara ailesinden cezaevine giren olup olmadığı sorulduğunda çocukların yüzde 48i evet yanıtını veriyor akraba çevresinden cezaevine giren çocukların oranı (yüzde 63) daha da yüksek. Çocuk suçluların ve ailelerinin eğitim düzeyi de alarm veriyor. Görüşmeye katılan çocukların ebeveynlerinin eğitim seviyesine bakıldığında annelerin yüzde 70i okuryazar değil. Bu oran babalar için yüzde 30. Çocuk suçluların eğitim seviyeleri de oldukça düşük. Çocukların neredeyse yarısına yakını (yüzde 45) ortaokul düzeyinde eğitime sahip. Örneğin lise eğitimine başlamış çocukların oranı sadece yüzde 28.
Çocuklar çok kalabalık hanelerden geliyor. Hane sayısı Türkiye ortalamasının çok üzerinde. Örneğin örneklemimiz içinde dört kardeşe sahip olan çocukların oranı yüzde 16 beş kardeşe sahip olanlar yüzde 15 altı kardeşe sahip olanlar yüzde 17 yedi kardeşe sahip olanlar yüzde 14 sekiz kardeşe sahip olanlar yüzde 10. Aile içinde fiziki ve sözel şiddet çok yaygın. Bu durum parçalanmış ailelerde daha da fazla. Babanı kızdıracak bir şey yaptığında nasıl tepki verirdi? sorusuna çocukların yüzde 56sı bağırıp çağırdığını yüzde 24ü ise fiziksel şiddet kullandığını dile getiriyor. Görüşme yapılan çocukların çok büyük bir kısmının evden sıkça kaçtıkları (yüzde 57) cezaevine girmeden önce sokakta yaşadığı (yüzde 43) sigara alkoluçucu/uyuşturucu madde kullanma alışkanlığını sokakta edindiği görülüyor. Çocuk suçluların yüzde 80i sigara yüzde 24ü alkol yüzde 40ı uyuşturucu madde kullanma deneyimine sahip. Çocuklar bu maddeleri rahatlamak (yüzde 3723) arkadaş ve özenti (yüzde 1170) sıkıntı giderme (yüzde 958)alışkanlık (yüzde 16) zevk (yüzde 532) gibi nedenlerle kullandıklarını söylüyor. Cezaevinden çıkan çocuğun tekrar cezaevine girmesi sıkça gözlenen bir durum olduğu gibi aile ve yakın akraba çevresinden cezaevinde bulunan ya da bulunma deneyimine sahip çocuklara da rastlanıyor.
Çok bileşenli çözüm
Çocuk suçluluğu olgusunu doğru tespit etmek ve nedenleri konusunda bilgi sahibi olmak sorunun çözümü için nereden başlamamız veya nasıl bir yol izlememiz gerektiğine dair de kuşkusuz önemli kolaylıklar sağlayacaktır. Öncelikli olarak çocuk suçluluğunun arka planında yer alan yapısal sorunları bertaraf edecek koruyucu/önleyici sosyal hizmetleri vakit geçirmeden uygulamaya koymak gerekiyor. Bu noktada varolan yerel kurumların (eğitim sağlıksosyal hizmet güvenlik vb.) diğer paydaş kurumlarla eşgüdüm ve işbirliği içinde mobilize olmaları kaçınılmaz. Bununla birlikte kurumdan ayrılan çocukların takibinin yapılması da son derece önemli.
Kurumdan ayrılan çocuğun takibinin yapılması varsa ailesiyle iletişiminin sağlanması yoksa ilgili sosyal kurumlara yönlendirilmesi önem arz ediyor. Bu kurumlara gelen çocukların yeniden toplumsallaştırılması eğitim meslek ve istihdam gibi temel sosyal hizmetlere ulaşımının sürekli kılınması gerekiyor.
Risk altındaki ailelere gerekli sosyal desteğin sağlanması (örneğin bilinçlendirme seminerleri psikolojik danışmanlık ekonomik yardım envanter tutulmasıfarkındalık yaratıcı aktiviteler kampanyalar vb.) koruyucu/önleyici sosyal hizmetlerin en önemli ayağını oluşturuyor.
Yargı kurumuna da kuşkusuz önemli görevler/sorumluluklar düşüyor. Eğer bugün cezaevinde kalan çocuklardan yarısından fazlası tutukluysa ve tutukluluk süreleri giderek uzuyorsa bu durum yargı sisteminde de ciddi bir tıkanmanın varlığına işaret ediyor demektir. Bu tıkanmanın giderilmesi için gereksinim duyulan adımların bir an önce atılması kamuoyunun da beklentisi. Bu bağlamda yargı sisteminde yapılacak olası düzenlemeler salt yetişkin suçluluğu ile mücadele değil çocuk suçluluğu ile mücadelede de kuşkusuz önemli kazanımlar sağlayacaktır. Dahası yargı sistemimizdeki olası iyileştirmeler tüm uluslararası hukuk metinlerde açık bir biçimde yer alan çocuğun yüksek yararı her türlü ihmal ve istismardan korunma hakkı ve adil yargılanma hakkı gibi esasları da gözetmiş olacaktır.
ÖZKAN YILDIZ: Doç. Dr. Gaziantep Üni.
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)
Benzer konular
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 16
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 41
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 81
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 35
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 21
