HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
Çocuklarda okul öncesi dönemde kekmelik
Konuşma kişinin kendisi ve çevresiyle dengeli ve sağlıklı iletişim kurmasını ve sürdürmesini sağlayan geleneksel sembollerin yer aldığı tümü bedensel tepkiye dayanan bir iletişim örüntüsüdür.
Sağlıklı konuşabilmenin temelinde zihinsel etkinliğin yanında kişinin anatomik ve psikolojik olarak ta sağlıklı olması gerekir. Konuşma sırasında birçok organ eşgüdüm içerisinde çalışmaktadır.
Konuşma sesinin çıkarılmasında rol alan organlar akciğerler (pulmones) soluk borusu (trachea) yutak (pharynx) sert damak (platum durum) yumuşak damak (platum molle) küçük dil (uvula) dil (lingua) altçene (mandibularis) üst çene (maxillaris) dişler(dentes) ağız boşluğu (cavum aris) burun boşluğu (cavum nasi) ve dudaklardır.
Kısaca konuşma birçok organın hazır bulunuşluk düzeyine gelip eşgüdüm içerisinde çalışmasıdır. Bunun yanında konuşma bozukluklarından da bahsedelim. Kişinin yaş ve gelişim düzeyinden beklenen psikomotor beceriyi gösterememesi durumu olarak tanımlanabilir. Okul öncesi dönemde karşılaşılan en önemli konuşma bozukluklarından biriside kekemeliktir.
Kekemelik kişinin yaşına lehçesine ve fiziksel özelliklerine göre çıkartması beklenen sesleri çıkaramamasıkonuşmanın akıcılığında ve zamanlama örüntüsündeki bozukluk gereksiz duraksamalar nefes düzensizlikleri olarak tanımlanabilir. Üç türlü kekemelikten bahsedebiliriz.
Bunlar;
Kronik kekemelik
Tonik kekemelik
Diğer kekemelikler
Kronik kekemelikte harf ya da heceler sürekli olarak yinelenir. Tonik kekemelikte ses devamlı olarak kesilir kişi düzensiz nefes alışı nedeniyle konuşmakta güçlük çeker. Diğer kekemeliklere örnek olarak ise palialik (konuşulan kelimeyle ilgisi olmayan harf ya da hecelerin gereksiz tekrarı) ve atonik kekemelik örnek verilebilir.(sesin aniden kesilmesi durumu)
Kekemelik daha çok ilk çocukluk dönemine denk gelen 24 yaşları arasında sık rastlanan durumlardan biridir. İlk çocukluk döneminde başlayan kekemelik yaş ilerledikçe gerekli önlemler alınmazsa artmakta ergenlik döneminde daha fazla artmakta ve 1820 yaşlarında giderek hafiflemektedi r. Kekemelik okul öncesi dönemde meydana gelen bir durum olarak düşünüldüğünde okul öncesi öğretmenlerine anne ve babaya yetersizliğin saptanmasında ve gerekli önlemlerin alınması konusunda büyük sorumluluk düşmektedir.
Kekemeliği erkek çocuklarda kız çocuklara oranla daha sık görülmekte ve kızlara oranla daha ağır geçirilen bir süreç olarak nitelendirebilir.
Kekeme olan kişiler konuşmanın tümünde kekelemezler. Kekeme olan bireyler bazen hiç kekelemeden konuşma yetisini gerçekleştirebilirler. Bu durumda kekemeliğin sürekli olduğundan bahsetmek yanlış olur.
Kekemeliğin ruhsal durumla ilgili olduğunu da vurgulamadan geçmek mümkün olmaz. Yapılan araştırmalara bakıldığında kekemeliğin anatomik bozukluklardan çok psikolojik bozukluklar ve ruhsal durumla ilgili olduğu gözlemlenmiştir. Ruhsal açıdan örneklersek;
Gergin bir ortamda bulunan birey kendini huzursuz hissettiği için konuşmada kesiklik gereksiz tekrarlara ve duraklamalara yer vermektedir. Bu durumda açıklıyor ki kekemelik ruhsal açıdan düşünüldüğünde çok sık rastlanan bir durum haline gelebilmekte.
Kekemeliğin başlıca nedenleri arasında;
Travmatik yaşantılar ve korkular
Yangın deprem vb felaketler
Ani patlamalar
Trafik ve çeşitli ev kazaları
Hayvan fobisi
Ani ve şiddetli sese maruz kalma
Şiddete maruz kalma
Kayıp ve ayrılık
Ölüm sonucunda aileden birinin kaybı
Boşanma nedeniyle anne ve babanın ayrılması
Çocuğun sevdiklerinden ve bağlı olduğu ortamdan ayrılması
Aile içi sorunlar
Evdeki kavga ve çeşitli şiddet olayları
Çocuğa uygulanan şiddet
Hatalı anne ve baba tutumları
Aşağılayıcı aile tutumları
Aşırı koruyucu aile tutumları
Baskıcı aile tutumları
Bu durumda anne baba ve öğretmenin yapması gerekenler arasında çocuğun bulunduğu ortamı daha rahat ve çocuğun kendini ifade edebilir hale getirilmesini sağlamalı çocuğun öz güvenin korunması amacı ile çocuğa karşı tutarlı davranış sergilemeli aşılayıcı tutum sergilemekten kaçınmalı çocuğu zorlamamalı çocuğa karşı yanlış davranışlardan kaçınmalı ve çocuğu travmatik durumlara maruz bırakılmamalıdır. Fakat tüm bunların yanında bir psikiyatrist ya da psikoterapistt en muhakkak yardım alınmalı ve çocuğun bu durumu en hafif şekilde geçirmesi sağlanmalıdır.
Alıntıdır.
Deniz YILMAZ
Konuşma kişinin kendisi ve çevresiyle dengeli ve sağlıklı iletişim kurmasını ve sürdürmesini sağlayan geleneksel sembollerin yer aldığı tümü bedensel tepkiye dayanan bir iletişim örüntüsüdür.
Sağlıklı konuşabilmenin temelinde zihinsel etkinliğin yanında kişinin anatomik ve psikolojik olarak ta sağlıklı olması gerekir. Konuşma sırasında birçok organ eşgüdüm içerisinde çalışmaktadır.
Konuşma sesinin çıkarılmasında rol alan organlar akciğerler (pulmones) soluk borusu (trachea) yutak (pharynx) sert damak (platum durum) yumuşak damak (platum molle) küçük dil (uvula) dil (lingua) altçene (mandibularis) üst çene (maxillaris) dişler(dentes) ağız boşluğu (cavum aris) burun boşluğu (cavum nasi) ve dudaklardır.
Kısaca konuşma birçok organın hazır bulunuşluk düzeyine gelip eşgüdüm içerisinde çalışmasıdır. Bunun yanında konuşma bozukluklarından da bahsedelim. Kişinin yaş ve gelişim düzeyinden beklenen psikomotor beceriyi gösterememesi durumu olarak tanımlanabilir. Okul öncesi dönemde karşılaşılan en önemli konuşma bozukluklarından biriside kekemeliktir.
Kekemelik kişinin yaşına lehçesine ve fiziksel özelliklerine göre çıkartması beklenen sesleri çıkaramamasıkonuşmanın akıcılığında ve zamanlama örüntüsündeki bozukluk gereksiz duraksamalar nefes düzensizlikleri olarak tanımlanabilir. Üç türlü kekemelikten bahsedebiliriz.
Bunlar;
Kronik kekemelik
Tonik kekemelik
Diğer kekemelikler
Kronik kekemelikte harf ya da heceler sürekli olarak yinelenir. Tonik kekemelikte ses devamlı olarak kesilir kişi düzensiz nefes alışı nedeniyle konuşmakta güçlük çeker. Diğer kekemeliklere örnek olarak ise palialik (konuşulan kelimeyle ilgisi olmayan harf ya da hecelerin gereksiz tekrarı) ve atonik kekemelik örnek verilebilir.(sesin aniden kesilmesi durumu)
Kekemelik daha çok ilk çocukluk dönemine denk gelen 24 yaşları arasında sık rastlanan durumlardan biridir. İlk çocukluk döneminde başlayan kekemelik yaş ilerledikçe gerekli önlemler alınmazsa artmakta ergenlik döneminde daha fazla artmakta ve 1820 yaşlarında giderek hafiflemektedi r. Kekemelik okul öncesi dönemde meydana gelen bir durum olarak düşünüldüğünde okul öncesi öğretmenlerine anne ve babaya yetersizliğin saptanmasında ve gerekli önlemlerin alınması konusunda büyük sorumluluk düşmektedir.
Kekemeliği erkek çocuklarda kız çocuklara oranla daha sık görülmekte ve kızlara oranla daha ağır geçirilen bir süreç olarak nitelendirebilir.
Kekeme olan kişiler konuşmanın tümünde kekelemezler. Kekeme olan bireyler bazen hiç kekelemeden konuşma yetisini gerçekleştirebilirler. Bu durumda kekemeliğin sürekli olduğundan bahsetmek yanlış olur.
Kekemeliğin ruhsal durumla ilgili olduğunu da vurgulamadan geçmek mümkün olmaz. Yapılan araştırmalara bakıldığında kekemeliğin anatomik bozukluklardan çok psikolojik bozukluklar ve ruhsal durumla ilgili olduğu gözlemlenmiştir. Ruhsal açıdan örneklersek;
Gergin bir ortamda bulunan birey kendini huzursuz hissettiği için konuşmada kesiklik gereksiz tekrarlara ve duraklamalara yer vermektedir. Bu durumda açıklıyor ki kekemelik ruhsal açıdan düşünüldüğünde çok sık rastlanan bir durum haline gelebilmekte.
Kekemeliğin başlıca nedenleri arasında;
Travmatik yaşantılar ve korkular
Yangın deprem vb felaketler
Ani patlamalar
Trafik ve çeşitli ev kazaları
Hayvan fobisi
Ani ve şiddetli sese maruz kalma
Şiddete maruz kalma
Kayıp ve ayrılık
Ölüm sonucunda aileden birinin kaybı
Boşanma nedeniyle anne ve babanın ayrılması
Çocuğun sevdiklerinden ve bağlı olduğu ortamdan ayrılması
Aile içi sorunlar
Evdeki kavga ve çeşitli şiddet olayları
Çocuğa uygulanan şiddet
Hatalı anne ve baba tutumları
Aşağılayıcı aile tutumları
Aşırı koruyucu aile tutumları
Baskıcı aile tutumları
Bu durumda anne baba ve öğretmenin yapması gerekenler arasında çocuğun bulunduğu ortamı daha rahat ve çocuğun kendini ifade edebilir hale getirilmesini sağlamalı çocuğun öz güvenin korunması amacı ile çocuğa karşı tutarlı davranış sergilemeli aşılayıcı tutum sergilemekten kaçınmalı çocuğu zorlamamalı çocuğa karşı yanlış davranışlardan kaçınmalı ve çocuğu travmatik durumlara maruz bırakılmamalıdır. Fakat tüm bunların yanında bir psikiyatrist ya da psikoterapistt en muhakkak yardım alınmalı ve çocuğun bu durumu en hafif şekilde geçirmesi sağlanmalıdır.
Alıntıdır.
Deniz YILMAZ
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)
Benzer konular
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 52
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 74
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 65
