- Katılım
- 7 Eki 2010
- Konular
- 9,213
- Mesajlar
- 34,101
- Reaksiyon Skoru
- 4,131
- Altın Konu
- 1
- TM Yaşı
- 15 Yıl 8 Ay 13 Gün
- Başarım Puanı
- 400
- MmoLira
- 183
- DevLira
- 0
HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
Sene 2003, ilk kitabım Bu Spiritüalizm Ne Ola ki? yayınlanmış, Esquire ve Cosmopolitan dergilerinde yazmaya başlamış, yazılarım internetteki zincir postalarda dolaşır hale gelmişti. Gelen övgü maillerine her ne kadar alçakgönüllü yanıtlar vermeye çalışsam da, aslında üzerinde oturduğum sevgili popom yerden 1 metre 75 santim kadar havada geziyordu. Öyle ki, yeni yazdığım bir yazıyı, e-posta grubuna gönderirken altına Bu bir Sonsuz yazısıdır. ifadesini eklemiştim. Vay be, olaya bak sen! Olmuştum artık ben ve artık bu ifadeyi kullanabilirdim. Adım bir markaydı ve kendimi diğerlerinden farklı konumlandırabilirdim. Artık tepe noktasındaydım
Çok sevgili bir hocam, hayatında hiçbir zaman not kabilinden 100 vermediğini ve vermeyeceğini de şöyle söylemişti bana: Çünkü 100 tamamen bittiğini gösterir gelişimin, son noktasına ulaşıldığının ifadesidir ve ben, kimsenin gelişimine bitti diyemem. Bazılarına çok anlamsız gelebilir bu düşünce, ama beni çok etkilemişti ki hayatımdaki düsturlarımın başına yerleşmişti. Yine aynı sevgili hocamın yardımıyla fakültemde Kulis adında bir dergi çıkartmış ve derginin üzerine de Şahsına münasır derginin ilk ve son sayısı yazmıştım. Bir gün başka bir sevgili hocam, bana neden böyle yazdığımı sordu: Hocam, daha iyisini yapabileceğime inanmıyorum, o yüzden tek sayı çıkartacağım yanıtını verdim. O hocamın sözleri bana büyük bir ders oldu: Evet, çok güzel bir dergi yapmışsın, çitayı da yukarı koymuşsun, ama daha da iyisini yapabileceğini göreceksin. Kulisin sonraki her sayısında ve daha sonra da yaptığım tüm işlerde, o hocamın sözleri aklıma geldi. Her seferinde de daha iyisini yapmayı başarmıştım.
Durdurun Şu Evreni, Ben Oldum!
Aslında aynı durum yaşadığımız evren için de geçerli. Aklımızın alamayacağı büyüklükteki evrenimiz, onca büyüklüğüne rağmen sürekli genişliyor. Keza benim için önemli bir referans olan Tanrı ile Sohbet kitaplarında da varoluşun sürekli gelişip ilerleyen ve sonu olmayan bir deneyim olduğundan bahsediliyor. Şimdi her şey böyle sürekli gelişir ve ilerlerken, birilerinin çıkıp da Ben oldum! deyip kendince bayrağını dikmesi bana komik geliyor. Aslında bu durum kendini tanıma yolundaki en sıkı tuzaklardan birisi de aynı zamanda. Biraz hitabet, biraz marifet, bazen de keramet gösterince etrafınıza insanları ve övgüleri toplarsınız ve kısa zaman sonra da etrafına toplanılan bu kişiler kendilerini farklı hissetmeye başlarlar. Onlar artık olmuşlardır ve diğerlerini kurtarmaya hazırlardır. Bu tuzağa düşmemek de çok zordur hani, pozitif egoyu ayırt edebilmek negatife oranla daha geniş farkındalık gerektirir ve bu ego, insana haz verdiğinden bağımlılık yapıcıdır. Birçok usta adayının yola devam edemediği nokta işte burasıdır. Şeytan, kendisinin basit tuzaklarından yırtanlar için, beyaz tüller içinde enfes bir kahve açmıştır ve gülümseyen bir kahve sahibi edasıyla, yoldan geçenlere ooo, çok yorulmuşsun belli, gel biraz soluklan da hikayeni anlatıver gari, bak burada seni dinlemek isteyecek kişiler de var deyip sizi içeri çeker. Siz orada maceranızı anlatırken, benliğinizi okşar da okşar. Eh çevredeki masalardan da bir sürü kişi başınıza birikiverip, sizi alkışlayınca oradan kalkasınız gelmez ve çöktüğünüz yerde kalıverirsiniz. Ama yol orada halen sizi bekliyordur ve tabii yolun üzerinde de bir nevi gelişim test uzmanı olan Şeytanın daha nice oyunları da Ama daha zekice, ama daha zorlu, ama daha geliştirici Her birinden geçebilmek için, hadi bana müsaade demesini bilmek ve akıldan hiçbir zaman bu sınavda 100ün alınamadığını çıkartmamak gerek
Hadi Len, Olmuşmuş!
Başta belirttiğim yazıyı tam, e-posta grubuna yollamak üzereyken Yahu Hasan, sen ne yapıyorsun, çıkart o ifadeyi sesi geldi içimden ve zorlu da olsa ona uydum. O sese çok teşekkür ettim sonrasında. Aradan yıllar geçti ve şimdi altına o ifadeyi atmayı düşündüğüm yazıya bakıyorum da, ne kadar amatör geliyor anlatamam. Hatta bırakın o seneleri, bundan 2-3 sene önce, yine Akşamın Brunch ekine yazdığım yazıları bile beğenmiyorum artık. Muhtemelen bundan birkaç sene sonra da bu yazılarıma bakıp, hafif kaş kaldıracağım.
İnsan ne oldum değil, ne olacağım demeli demiş atalarımız, ama biz bu lafı nedense Hani birader, bir elin yağda, diğeri baldaydı; noldu şimdi nasıl sürünüyorsun bak, çekersin böyle işte! mealinde değerlendiriyoruz. Halbuki bu söz aslında büyük bir ruhsal gelişim bilgisini de içeriyor: Yol hiç bitmiyor ve bitmeyecek, sen hiçbir zaman oldum deyip de yaşamını duraksatma, sürekli daha neler olabileceğim diye düşünerek yolculuğuna devam et
Bu bir Sonsuz yazısıdır Sonsuzun, sonsuz yolculuğunda yazdığı ve yazacağı binlerce yazıdan sadece bir tanesi İçinizde ona ulaşamayacağınızı bilerek, hep 100ün peşinde ilerlemeniz dileğiyle
Alıntıdır
Yazan Hasan Sonsuz Çeliktaş
Çok sevgili bir hocam, hayatında hiçbir zaman not kabilinden 100 vermediğini ve vermeyeceğini de şöyle söylemişti bana: Çünkü 100 tamamen bittiğini gösterir gelişimin, son noktasına ulaşıldığının ifadesidir ve ben, kimsenin gelişimine bitti diyemem. Bazılarına çok anlamsız gelebilir bu düşünce, ama beni çok etkilemişti ki hayatımdaki düsturlarımın başına yerleşmişti. Yine aynı sevgili hocamın yardımıyla fakültemde Kulis adında bir dergi çıkartmış ve derginin üzerine de Şahsına münasır derginin ilk ve son sayısı yazmıştım. Bir gün başka bir sevgili hocam, bana neden böyle yazdığımı sordu: Hocam, daha iyisini yapabileceğime inanmıyorum, o yüzden tek sayı çıkartacağım yanıtını verdim. O hocamın sözleri bana büyük bir ders oldu: Evet, çok güzel bir dergi yapmışsın, çitayı da yukarı koymuşsun, ama daha da iyisini yapabileceğini göreceksin. Kulisin sonraki her sayısında ve daha sonra da yaptığım tüm işlerde, o hocamın sözleri aklıma geldi. Her seferinde de daha iyisini yapmayı başarmıştım.
Durdurun Şu Evreni, Ben Oldum!
Aslında aynı durum yaşadığımız evren için de geçerli. Aklımızın alamayacağı büyüklükteki evrenimiz, onca büyüklüğüne rağmen sürekli genişliyor. Keza benim için önemli bir referans olan Tanrı ile Sohbet kitaplarında da varoluşun sürekli gelişip ilerleyen ve sonu olmayan bir deneyim olduğundan bahsediliyor. Şimdi her şey böyle sürekli gelişir ve ilerlerken, birilerinin çıkıp da Ben oldum! deyip kendince bayrağını dikmesi bana komik geliyor. Aslında bu durum kendini tanıma yolundaki en sıkı tuzaklardan birisi de aynı zamanda. Biraz hitabet, biraz marifet, bazen de keramet gösterince etrafınıza insanları ve övgüleri toplarsınız ve kısa zaman sonra da etrafına toplanılan bu kişiler kendilerini farklı hissetmeye başlarlar. Onlar artık olmuşlardır ve diğerlerini kurtarmaya hazırlardır. Bu tuzağa düşmemek de çok zordur hani, pozitif egoyu ayırt edebilmek negatife oranla daha geniş farkındalık gerektirir ve bu ego, insana haz verdiğinden bağımlılık yapıcıdır. Birçok usta adayının yola devam edemediği nokta işte burasıdır. Şeytan, kendisinin basit tuzaklarından yırtanlar için, beyaz tüller içinde enfes bir kahve açmıştır ve gülümseyen bir kahve sahibi edasıyla, yoldan geçenlere ooo, çok yorulmuşsun belli, gel biraz soluklan da hikayeni anlatıver gari, bak burada seni dinlemek isteyecek kişiler de var deyip sizi içeri çeker. Siz orada maceranızı anlatırken, benliğinizi okşar da okşar. Eh çevredeki masalardan da bir sürü kişi başınıza birikiverip, sizi alkışlayınca oradan kalkasınız gelmez ve çöktüğünüz yerde kalıverirsiniz. Ama yol orada halen sizi bekliyordur ve tabii yolun üzerinde de bir nevi gelişim test uzmanı olan Şeytanın daha nice oyunları da Ama daha zekice, ama daha zorlu, ama daha geliştirici Her birinden geçebilmek için, hadi bana müsaade demesini bilmek ve akıldan hiçbir zaman bu sınavda 100ün alınamadığını çıkartmamak gerek
Hadi Len, Olmuşmuş!
Başta belirttiğim yazıyı tam, e-posta grubuna yollamak üzereyken Yahu Hasan, sen ne yapıyorsun, çıkart o ifadeyi sesi geldi içimden ve zorlu da olsa ona uydum. O sese çok teşekkür ettim sonrasında. Aradan yıllar geçti ve şimdi altına o ifadeyi atmayı düşündüğüm yazıya bakıyorum da, ne kadar amatör geliyor anlatamam. Hatta bırakın o seneleri, bundan 2-3 sene önce, yine Akşamın Brunch ekine yazdığım yazıları bile beğenmiyorum artık. Muhtemelen bundan birkaç sene sonra da bu yazılarıma bakıp, hafif kaş kaldıracağım.
İnsan ne oldum değil, ne olacağım demeli demiş atalarımız, ama biz bu lafı nedense Hani birader, bir elin yağda, diğeri baldaydı; noldu şimdi nasıl sürünüyorsun bak, çekersin böyle işte! mealinde değerlendiriyoruz. Halbuki bu söz aslında büyük bir ruhsal gelişim bilgisini de içeriyor: Yol hiç bitmiyor ve bitmeyecek, sen hiçbir zaman oldum deyip de yaşamını duraksatma, sürekli daha neler olabileceğim diye düşünerek yolculuğuna devam et
Bu bir Sonsuz yazısıdır Sonsuzun, sonsuz yolculuğunda yazdığı ve yazacağı binlerce yazıdan sadece bir tanesi İçinizde ona ulaşamayacağınızı bilerek, hep 100ün peşinde ilerlemeniz dileğiyle
Alıntıdır
Yazan Hasan Sonsuz Çeliktaş


