Fethi Polat 1
Fethi Polat
InfernoShade 1
InfernoShade
Psych0SoociaL 1
Psych0SoociaL
onur akbaş 1
onur akbaş
noisiv 1
noisiv
xranzei 1
xranzei
Bvural41 1
Bvural41
D 1
delimuratt
ShadowFon 1
ShadowFon
Hikaye Ekle

Mass Effect 3 İnceleme

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan xRoYaLx
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 1
  • Görüntüleme Görüntüleme 725

xRoYaLx

Level 8
TM Üye
Katılım
20 Ara 2010
Konular
332
Mesajlar
3,870
Reaksiyon Skoru
554
Altın Konu
0
TM Yaşı
15 Yıl 6 Ay 2 Gün
Başarım Puanı
180
MmoLira
-581
DevLira
0
Ticaret - 0%
0   0   0

HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!

Geldiler… Hepimizi yok etmeye geldiler… Kariyerim boyunca dilimde tüy bitti söylemekten, Reaper saldırısı olacak, ayağımızı denk almalıyız diye. Sayısız göreve çıktım, sayısız kanıt gösterdim size, adam olun önlem alın, lütfen bir şeyler yapalım dedim ama siz beni dinlemediniz. Elli bin yıl sonra geri döndüler ve sadece dünyayı değil, galaksi üzerinde kalbi atan herkesi yok etmeye geldiler. Zamanında beni sallamadınız, şimdi gelmiş diyorsunuz ki Shepard gel galaksiyi birleştir, bizi bundan kurtar. Vay anasını arkadaş. İşim gücüm sizin peşinizden koşmak zaten. İyi bari, bir kez daha kurtaralım bakalım evreni, galaksiyi ve balıkları…

Kumandan Shepard

Bioware sanırım bu alemin en dengesiz ama yine de işini en iyi yapan firmalarından biri. Fikri Mülkleri gerçekten özene bezene, her detayı düşünülerek yazılmış eserler. Dragon Age deseniz ayrı, Mass Effect deseniz apayrı yerleri var bende. Ama aynı zamanda bu mülkleri dengesizleştirme konusunda da üstlerine yok. Dragon Age 2 faciasını bir kenara bırakalım ve Mass Effect serisine bakalım. Birinci oyun gerçekten seriye iyi bir giriş niteliğindeydi ama iki arada bir derede kalmıştı; aksiyon oyunu mu olsam, yoksa rol yapma oyunu mu karar verememişti. İkinci oyunda ise aksiyon tarafını düzeltmeye çalışmışlar, ama yine de mekanikleri tam oturtamamışlardı. Üçüncü oyun ise bana kalırsa eksik kalan birçok şeyi toparlıyor, yine birçok aksilik olmasına rağmen uzun süre unutulmayacak bir oyun olma yolunda sağlam adımlar atmış görünüyor.


i1.jpg

Bu gazeteci hanımı tavlayabilene aşk olsun.


Shepard dediğin bir küçük komutan

Giriş kısmında da belirttiğim gibi ilk iki oyunda görevde göreve koşarken burnumuza burnumuza sokulan ve aslında gerçek düşmanımızın bize saldıranlar değil de onları kukla olarak kullanan Reaperlar olduğunu öğrenmiştik. Gözlerini diktikleri içlerinde yaşayan varlıklara karşı inanılmaz bir öfke taşıyan Reaper dostlarımız, vakti zamanında yok edilmeye çalışıldıktan 50 bin yıl sonra geri geliyor ve galakside yaşayan herkesi yok etmeye çalışıyorlar. Bizim amacımız ise muhteşem karizmamızı ve liderlik vasıflarımızı kullanarak (kaleci Volkana bu kadar benzemeseydik keşke) galaksideki dost düşman herkesi birleştirmek ve Reaper saldırısına karşı koymak.

Mass Effect 3 serinin en duygusal ve karakterlerinin en iyi işlenmiş oyunu. Daha ilk dakikalarda dünyaya yapılan saldırılarda soydaşlarınızın birer birer uzaylı ellerinde ölmesi ve bu ölenlerin arasında kadın çocuk demeden herkesin bulunması Shepard`ın bütün benliğine yansıyor. Konuşmalarda ve verdiğiniz kararlarda ortaya çıkan duygu yükü, özellikle serinin ikinci oyununu derinlemesine oynamış olan oyuncular için ciddi biçimde hissediliyor. Karakter yaratma konusunda usta olan Bioware`i bu konuda tebrik etmek lazım. Şahsen gerçekten çok sevdiğim bir karakterin ne yaparsam yapayım hiç ummadığım ölümünü bir türlü engelleyemedim. Defalarca eski kayıt noktalarına geri döndüm, verdiğim kararları değiştirdim ama olmadı… Ve ölümünü gördüğüm o sahnede gözlerimin dolduğunu gerçekten hissettim. Her karakterin kişisel özellikleri, dünya görüşüne ve o anki ruh haline göre yazılmış diyalogları ve sizin onlara verdiğiniz karşılıklar gerçekten göz yaşartıcı.


Tam bu noktada oyunun karar mekanizmasındaki eksiği de belirtmek istiyorum. Sinematik anlayışı bozulmaz kılmak için Bioware hangi kararı verirseniz verin bazı karakterlerin sonunu önceden belirlemiş (ama iyi ama kötü). Bu bazı oyuncular tarafından hoş karşılanmasa da hikaye odaklı oyunlarda çizgisel anlatımı hikaye bütünlüğü ve etkileyiciliği açısından seviyorum. Ama bir rol yapma oyunu ve alternatif sonlardan ısrarla bahsediyorsa bir firma, üstüne üstlük farklı kararlar verdirme olanağı sunuyorsa oyuncuyu bu konuda her türlü olasılık dahilinde serbest bırakmalıdır. Yine de bunun eksikliğini ikinci kez oynamadan hissetmeyeceğinizden oyunun tutarlılığından bir şey götürmediğini söyleyerek içinizi rahatlatmak istiyorum.


i2.jpg

Citadel koca evrenin ortasında her zamanki ihtişamıyla.


Biliyorsunuz Shepard`la iki yönde karar verebiliyoruz. Birisi iyilik meleği, demokrasi kılıcı, hak yemeyen, zenginden alıp fakire veren Shepard yönümüz, diğeri de ağzı bozuk, en olumlu anlarda bile karşısındakinin kalbini bir şekilde kırabilen, serserilikte üstüne olmayan, vurdumduymaz ve acımasız Shepard tarafımız. O anki duruma göre bu iki özelliğimiz arasında seçim yapmamızı sağlayan diyalog sistemi sayesinde bir önceki oyunda olduğu gibi Paragon ve Renegade puanları kazanıyoruz. Ne işe yarıyor bu puanlar? Farz edelim çok kritik bir anda yanınızdaki ekip üyelerinden birisi o an diyalog içinde olduğunuz kişiyi vurma eğiliminde. Eğer Paragon yani iyi tarafa yatırım yapmışsanız sizin müdahalenizle ekip üyeniz o kişiyi vurmaktan vazgeçiyor. Ama Renegade puanlarınız yüksekse “Boşver, vur gitsin, bunu çoktan hak etmişti zaten“ gibi pek de insani olmayan bir müdahalede bulunabiliyorsunuz. Renegade oynamak hoşuma gidiyor benim. Sürekli olarak iyi adam olmak niyeyse sıkıcı geliyor bana. Arada radikal ve sert kararlar almanın gerekli olduğunu düşünüyorum. Hatta ikinci oyunun sonunda bile içinde kötülük barındırabilecek bir karar almıştım ki bu üçüncü oyuna aktardığım kayıt dosyalarımdan dolayı oyunu oynarken ayağıma dolanıverdi.

Amanın, yangın çıktı. Shepard`ı arayın, gelsin söndürsün.

İkinci oyunda daha çok ekip üyelerimizin bireysel sorunlarına odaklanan ve bu sorunlardan yola çıkarak bütüne varmaya çalışan bir görev sistemi vardı. Mass Effect 3`te ise evrendeki ayrıksı güçleri birleştirme gibi bir amacımız olduğundan görevlerimiz daha çok Reaper tehdidini ortadan kaldırmaya odaklı ve bu odak sandığınızdan çok ama çok daha karmaşık. Tüm bu karmaşanın arasında Shepard ne yapıp edip yüz yıllardır birbirine düşman olan ırkları bir araya getirmeye çalışıyor. Reaper saldırısı ve yıldız sisteminde yaşayan tüm canlıların yok olma ihtimaline karşılık hala ayak direyen bir CITADEL diplomasisi, hala eski kan davalarını ortaya koyan ve yardım etmek istemeyen ırklar ve tüm bu keşmekeşin ortasında kendi çıkarlarına katkıda bulunmak isteyen sefiller arasında, Shepard belki tek başına tüm galaksiyi kurtaramıyor ama onları bir araya getirecek katalizör görevini çok iyi üstleniyor. Bu görev ise ilk iki oyunda tanıdığımız Commander Shepard'ı her zamankinden daha duygusal, daha öfkeli, gerektiğinde mantıklı kararlar alıp insanların sağ duyusuna güvenerek hareket eden, gerektiğinde ise karşısındakini hırpalamaktan, sorgulamaktan ve sert kararlar almaktan çekinmeyen bir karakter haline getiriyor. Shepard her zamankinden çok daha insani ve gerçek bir karakter haline bürünüyor. Karakterlerin gerçeklik hissini son zamanlarda bu kadar iyi veren başka bir oyun daha görmedim sanırım

Görev sayılarımız rol yapma oyunlarından alışık olduğumuz üzere çok görünmese de kafanızı karıştıracak seviyede. Bu karışıklığın sebebi ise Seyir Defterinizin (journal) size zerre yardımcı olmaması. Birincisi görev sınıflamasında geriye gidilmiş. Öncede gezegen gezegen ayrılmış görevler şimdi bir bavulun içine rasgele tıkılmış elbiseler gibi karman çorman. Tamam, o görevin içeriğini yine barındırıyor ama Allah aşkına çok uzak bir yıldız sisteminde, rasgele bir gezegende bulduğum eski silah çizimlerini Citadel`de birini (kimi?) bul ve ver diyen bir görev sistemiyle benim o görevi bitirme ihtimalim fazlasıyla düşmüyor mu? Önemli görevlerin nerede olduğu yıldız sistemi haritamızda açık açık gösteriliyor ama zaten o görevler tıkla yap sisteminde olduğundan seyir defterinde detaylı bir şekilde katılmalarının anlamı yok. Bazı yan görevleri sırf bu sistemin karışıklığından yapmadığımı biliyorum.



Gerekli orduyu toplamak için atmadığınız takla kalmayacak.


Yine de genel olarak ana görevler doğrultusuna bakarsak işleri kolaylaştırmak için her şey yapılmış diyebilirim. İkinci oyunda olduğu gibi komuta odasından yıldız sistemi haritamızı açıp hangi gezegenlerde hangi görevlerin olduğunu anında görebiliyor, tek bir tıkla gidebiliyoruz. İkinci oyundaki beş adet kaynak içeren kaynak yönetim sistemini kaldırmışlar. E dünya tehdit altında, galaksiler çöküyor biz amelelik mi yapacağız. Artık tek bir kaynağımız var, o da para. Görevler sırasında oradan buradan bulduğumuz kaynaklar ya da gezegenlerde veya bazı sistemlerde rasgele sonar göndererek bulduğumuz kaynaklar dışında başka bir şey yok. Bu kaynakları da silahlarımızı geliştirmek için kullanıyoruz. Kimi sistemler ise doğrudan Reaper işgali altında. Hatta bu sistemlerde gidip araştırma yaparken Reaper avcıları bizim saçtığımız sinyaller doğrultusunda yerimizi bulup kovalamaya başlıyorlar. Eee koskoca Normandy, durur mu hiç, yapıştırıyor hemen ışık hızında atlamayı. Kaçıveriyoruz aralarından. O kadar hızlıyız yani. Aferin bize.

Normandy 7, seni seviyorum bebek.

İkinci oyunun başında yok olup da Cerberus tarafından yeniden inşa edilen Normandy, olduğu gibi Alliance kontrolüne verilmiş. Hiçbir farklılık yok. Komuta odası biraz geliştirilmiş, hangarı geminin en altına çekmişler ve bir de Reaper tehdidini yok etmek için gerekli olan orduyu toplama oranımızı gösteren bir de War Room eklenmiş. Bu ordu toplama oranından bahsetmek gerekirse; biliyorsunuz başta sadece Alliance güçleri var ve bu koca bir tehdidi yok etmek için ne yazık ki yeterli değil. Oyunda verdiğimiz kararlar ve seçtiğimiz taraf doğrultusunda yanımıza kattığımız kişiler ya da taraflar var. Mesela bir muhabiri ve doktoru kattınız ekibinize. Bu ikisi sizin toplam ordu puanınıza 50 puan ekliyor veya Bio güçleri olan bir okuldaki Cerberus tehdidini yok edip oradaki öğrencileri savunmalarınızı güçlendirmek için kendi tarafınıza çektiniz. Onlar da 200 puan ekledi. Bu puanları toplayarak Reaper ordusuna karşı olan gücünüzü artırmaya çabalıyorsunuz. Ordu toplamak için garibim Shepard`ın ne taklalar attığını görünce üzülmeden edemeyeceksiniz.



Hepinizsiniz. Ben tekim.


Normandy bizim biricik ilk göz ağrımız ya, en çok zamanı da neredeyse onun içinde geçiriyoruz. Mürettebatımızdaki yüksek rütbelilerle konuşup, durumlarına veya geçmişlerine dair bilgiler alabiliyoruz. Her ne kadar bu kişilerle olan diyaloglarımız eğlenceli olsa da oyunun tümüne yansımış “Shepard`ın omuzundaki yük“ hissi sizi asla bırakmadığından diyalogları hızlı hızlı geçesiniz geliyor. Sanki eğer acele etmezsem dünya ve evren yok olacakmış gibi hissettim çoğu zaman. Zaten bazı diyaloglar fazlasıyla alakasız. Yani banane senin diş fırçanın kaç para tuttuğundan. Milletin kökünü kırıyorlar ben sırf iki,üç tane Reputation puanı kazanacağım diye saçma sapan diyaloglara giriyorum. Allahtan bu bazı manasız diyaloglar ana karakterler için geçerli değil de dünyayı kurtarma hissi yitip gitmiyor. Normandy konusunda asıl şikayetim her görevden sonra WAR ROOM`da belirip, kırk saat güvenlik duvarından geçmek ve HER SEFERİNDE görev alabileceğiniz ana güverteye taban tepmek. Bir de o güvenlik duvarının orada dedikodu yapan iki hatun var ki şahsen benim gemimde olsalar direk Reaperlara verirdim, alın bunları, çocuk doğurmasın bunlar diye.

Aksiyon: Amaç değil araç

İşte size tartışılası bir konu. Bir rol yapma oyununda aksiyon dediğimiz şey amaç mıdır yoksa güzelim konunun tadını çıkarabilmek için bir araç mı? Bioware`in Mass Effect 3 için edindiği politikayı sevdim: Amacımız mülkümüzün finalini güzel bir şekilde anlatalım ve bu anlatım konusunda aksiyon anlayışımız işe yarar bir araç olsun. Bugüne kadar aksiyon yanı hep tökezleyen Mass Effect bu oyunla birlikte ciddi anlamda toparlamış. Siper alma sisteminde ufak aksaklıklar olsa dahi oynanış ciddi anlamda çeşitlenmiş. Shepard artık eskisi kadar hantal değil. Maşallah çekirge gibi sağa sola, öne arkaya (Dodge) zıplayabiliyor. Siper aldığı duvarın üstünden artık çok daha rahat atlıyor ve işin en güzel yanı da kız gibi koşmuyor. Bildiğiniz depar atıyor. Oyunu biraz daha hareketlendirmek adına basit boşluklar ve merdivenlerle çıkıp inebildiğiniz yükseklikler koymuşlar. Boşlukların kısa süreli zıplamalardan başka hiçbir işlevi yokken oyuna yükseklik kavramının gelmesi hoş olmuş. Düşmanlarımız çok daha zeki. Adam gibi siper alıyorlar, bir bakmışsınız öndekiler sizi oyalarken bir ikisi etrafınızdan dolanmış size arkadan ateş ediyorlar. Siperden çıkmanız için tam arkanıza el bombası atıp, hedef şaşırtma amaçlı sis bombası attıkları ya da sabit saldırı kulesi (turret) kurdukları da oluyor. Düşman çeşitliliği konusunda herhangi bir sıkıntınız olmasın. Yeterli miktarda, boyutta ve güçte canınızı yakacak birçok düşman mevcut. Hatta bazı vicdansızlar o kadar büyük ki onları indirmek için takım arkadaşlarınızla birlikte onların ve sizin bütün güçlerinizi kullanarak ekip işi çıkarmanız gerekiyor.

Ekibimiz yine biz dahil üç kişiden oluşuyor. Daha doğrusu yanımıza sadece iki kişi alabiliyoruz. Ben bunları seçerken genellikle üç ayrı özellikte olmamıza dikkat ediyorum çünkü karşınıza çıkacak düşmanların Biotic koruyucuları, ya da doğrudan kalkanları olabiliyor. Her silah veya her güç her koruyucuya işlemediğinden mecburen farklı özellikteki takım elemanlarının olması sizi savaş esnasında rahatlatabiliyor. Şimdi burada sınıflardan, ekstra özelliklerinden ve ne işe yaradıklarından bahsedip yazıyı sıkıcı hale getirmek istemiyorum ama seçebileceğiniz altı ayrı sınıf var. Bu sınıfların hepsi de kendilerine has özelliklere sahip. Ben yakın dövüşe odaklanan Vanguard`ı seçtim kendime ve düşmana ani bir hızla saldıran, saldırdıktan sonra yere büyük bir şok dalgası yayan ve yakın dövüşte diğer tüm sınıflara oranla yüzde yüz daha fazla etkili olan bir sınıf olduğunu gördüm. Bioware bu kez yetenek kullanımını daha bir ön plana çıkarmış ama yine bunu da kişinin kendi tercihine bırakmış. Nasıl mı? Shepard beş silaha kadar taşıyabiliyor ama silahları ne kadar ağır olursa güçlerinin yeniden dolma oranı o kadar ağır oluyor. İster beş silahı da üzerinize alabilir isterseniz de tek silahla kuşanıp tüm özelliklerinizi art arda kullanabilirsiniz. Ben başta bütün silahları aldım ama sonra fark ettim ki siper savaşından başka bir şeye yaramıyor bu. Daha sonra Vanguard olmanın avantajıyla sadece pompalı tüfeği mi kuşandım ve adeta bir ölüm makinesine döndüm. Oyun hiç olmadığı kadar büyük bir ivme kazandı. Düşmanlarımın ağzının üstünde patlayan dipçik ve pompalı mermilerinin ne kadar can yaktığını bizzat görmenizi isterdim. Peki büyük yaratıklara karşı bu kombinasyon işe yaradı mı? Ne yazık ki hayır. İşte ME 3`ün takım oyunundaki önemi burada yatıyor. Bir elin nesi var hesabı…. Tebrikler Bioware.



Ne var birader, bir sıkıntı mı var?


Grafikleri ve sesleri (bakın seslendirmeler demiyorum, çünkü muhteşem bir seslendirme kadrosuna sahip oyun) en sona bıraktım zira oyunun en büyük hayal kırıklığı yaratan kısmı burası. Yahu sene olmuş 2011, Battlefield 3, The Witcher 2 gibi insanın ağzını açıkta bırakacak görselliğe sahip oyunlar çıkmış, sen tutmuş bir önceki oyundan neredeyse hiçbir farkı olmayan ve hatta zaman zaman daha kötü hale gelebilen grafiklerle oyuncuların karşısına çıkıyorsun. Tamam, önemli olan içerik, eyvallah. Ama eğer 3d bir oyun yapıyor ve de oyununuzu AAA sınıfına sokma cüretinde bulunuyorsanız bir zahmet bu sınıfın gerekliliklerini yerine getirin. Zaten inceleme notlarına hayret ediyorum. Bütün oyun basını bir ağızdan birleşmiş grafiklere 100 üzerinden 95 veriyorlar. Shepard`ın müthiş yüz ifadesinin hemen bitiminde o iğrenç zırh kaplamasını gördükten sonra böyle bir notu vermek ya rüşvet ya da cüret ister, bu kadar da açık konuşuyorum.

Sanat yönetimine lafım yok, her şey olması gerektiği gibi atmosferi tamamlar nitelikte hazırlanmış. Özellikle arka planlar sahiden de galaksinin sonunun hiç iyiye gitmediğini müthiş bir şekilde yansıtıyor. Bazen inanılmaz büyüklükte bir Reaper gemisi zavallı bir gezegeni alevler içinde bırakırken, bazen de arka planda Reaper gemileriyle çarpışan Turian gemilerine tanık oluyoruz. Zaman zaman sanki çok geniş alanlarda savaşıyormuş hissi verse de bu dinamik arka planlar, aslında yine koridor benzeri yapılarda, her biri birbirine açılan siper sistemi altında savaşıyoruz. Yine de bu sefer ME 3`ün aksiyon olarak verdiği tatmin hissi üst düzey seviyede olmuş bu sanat yönetimiyle.



Shepard'ın en duygusal anlarını bu oyunda yaşıyoruz.


Bazı arkadaşların oyunda aşırı derecede konuşma olduğundan şikayet ettiğini görüyorum ama bunun bir Rol Yapma oyunu olduğunu unutuyorlar. Onlara tavsiyem ise oyunun çoklu oyuncu kısmına göz atmaları olacak. İlk iki oyunda olmayan çoklu oyunculu kısma bu kez yer veriliyor ama bildiğimiz vur kır parçala türünde değil. Takın bakayım gözlüklerinizi. Işınla yavrum Skati!

Çok Oluyoruz, Çoklu oynuyoruz

ME 3`ün çoklu oyunculu kısmı beklediğimizden daha değişik. Birbirini vurmak yerine oyuncuları aynı takıma koyup Reaper saldırılarına karşı koyan bir ekip haline getiriyor ve sizi savaşın başka bir yüzüne götürüyor.

Buradaki asıl değinilmesi gereken nokta, (ki benim pek de sevmediğim) co-op çoklu oyuncu kısmında kazandığımız başarıların tek kişilik oyundaki ordu toplama oranımıza katkıda bulunması. Hali hazırda tek kişilik oyunda yıldız sistemlerinin son savaşa ne kadar hazır olduğunu gösteren bir haritamız var. İşte bu haritadaki oranların artmasına çoklu oyuncudaki başarılarınız da eklenince oyunun sonuna dair beklentileriniz artmış oluyor.

Çoklu oyuncu kısmında amacınız akın akın gelen düşmanlara karşı sağ kalmak. Bir nevi Horde Mode diyebilir. Tam 11 aşamada üzerinize zorlukları kademe kademe artan düşmanlar akın ediyor. Siz ve ekibiniz bu dalgalara karşı ayakta kalmaya çalışıyorsunuz. Deneyim puanları kazanıyor, bunun yanında elde ettiğiniz nakitle de silahlarınızı geliştirebiliyorsunuz. Aslına bakarsanız tek kişilik savaşlardan çok da farklı değil ama gerçek yoldaşlarla oynamanın tadı bir başka oluyor. Ha tabii bazı gerzek kişilerin takımınıza yer alabileceğini hesap etmek durumunda kalmanız gerekecek. Benim bir oyunumda daha ilk dalgadan yere düşmüş halde oracıkta yatarken, tek tuşa basarak beni kaldırabilecek insan evladı, 7. dalgaya kadar inatla bekledi. 7. dalgada tam beni kaldıracakken ölüverdi. Birbirimize çok güzel şeyler söyledik. Neyse Salon terbiyemden ödün vermeyeceğim efem. Kısacası çoklu oyuncu kısmı tek kişilik senaryodaki aksiyonu uzun süreli yaşamak isteyenler için biçilmiş kaftan. Seviye atlama sistemiyle birlikte uzun süre oynanır.

Bir Uzay Senfonisi, Operası, Efsanesi ya da aklınıza gelebilecek her türlü güzel şey

Sonuç olarak Mass Effect 3 Bioware`in biricik gözdesinin harika bir finali olmuş. Sayısız eksiğine rağmen artıları oyunu o kadar güzel dengelemiş ki yapmayı hedeflediği şeyi; size bir şeyler anlatmak, senaryosunu ve karakterlerini derinlemesine işlemek gibi özelliklerin hepsini kusursuz kullanarak gerçekten galaksinin Reaper tehlikesi altında olduğuna ve bir şeyler yapmazsanız her şeyin biteceğine inandırmayı başarıyor. Oyunun kötü sonuna dair yığınla spekülasyon, yüzlerce forum başlığı ve hatta birkaç tane resmi dava var. Öyle ki Bioware çıkaracağı birkaç ücretsiz DLC ile oyunun sonunu adam edecek diye söylentiler bile dolaşıyor. Ne olursa olsun Mass Effect 3 serinin finalini çok güzel noktalıyor ve dolu dolu içeriğiyle bu senenin en iyi oyunlarından birisi olmayı hak ediyor.



Tek kelimeyle; EPİK!


Neden oynanmalı: Bir efsanenin en son ve en iyi halkasını tüm gerçekliğiyle tadabilmek için,

Ne iyi: Müthiş karakterler, Duyguları sonuna kadar hissedebilme imkanı, Sıkmayan oynanış, Rol yapma ve aksiyonun benzersiz kardeşliği, Renegade ve Paragon seçenekleri, Müzikler, Koca bir Evren, Sınıfların aksiyona getirdikleri yenilikler,
 
Paylasım icin tesekkurler..
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst