Cancan.1234 1
Cancan.1234
farkmt2official 1
farkmt2official
kralhakan2009 1
kralhakan2009
Vahsi Uzman 1
Vahsi Uzman
Hikaye Ekle

PixelJunk Eden

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan SilentDream
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 3
  • Görüntüleme Görüntüleme 279

Ayyıldız2 | 2008 TR Yapısı • 1-99 Orta Emek Destan • Oto Avsız • 10 Temmuz 21:00 HEMEN TIKLA!

Cennetimden Kaçarken

H.png
adi itiraf edin. Sizin de içinizde oyun oynarken bir şeyleri deli gibi toplama isteği geçmiyor mu? Şu altını da alayım, bu hazineyi de bulayım derken oyun sürenizi normal şartların ötesinde uzattığınızı ancak oyunu bitirdikten sonra fark etmiyor musunuz? Bu his bende inanılmaz bir sapkınlık olmuş durumda. Sebebini tam olarak bilemiyorum aslında. Çocukken komşunun oğluna Mario oynamaya giderdik kardeşimle. Daha doğrusu o oynardı biz izlerdik. Çoğu altını toplamazdı oynarken ve ben içten içe kendimi yerdim toplamadığı her altın için. Neyse yazarın çocukluk anılarından hareketle oyunumuzu bağlamaya çalışırsak eğer, Pixeljunk Eden sadeliğin kusursuz görünüşüyle, size bölümler içindeki herşeyi toplamaya iten oradan oraya zıpladığınız, zaman zaman inanılmaz eğlendiren, kimi zaman da sinir krizleri geçirmenize sebebiyet veren bir platform oyunu. Dağılın!

i1.jpg

Meşhur bahçemiz, biricik cennetimiz işte burası.
Emeksiz Yemek, Tohumsuz Ağaç Olmaz

Farkındayım garip bir giriş oldu ama inanın böylesine garip bir oyun için fazlasıyla normal bir giriş olduğunu söyleyebilirim. Daha önce PSN`ye çıkmış olan oyunun adı aslında sadece EDEN. Pixeljunk dağıtıcı firmanın adı ama her yerde oyunlarını bu şekilde yansıttıklarından ben de öyle yazma gereği duydum. Oyunu ilk açtığınızda tamamen zıt renklerin sizi karşıladığı bir menüyle karşılaşacaksınız. Bu menüye iyi bakın çünkü oyunda görüp görebileceğiniz neredeyse her şey bu menüde mevcut. Koç,pire,domuz ve tenis topu kırması karakterimizi (kızmayın ama o karakteri görünce siz ne yorum yaparsınız bilemiyorum) oradan oraya zıplatarak menüde seçimlerimizi yapıyoruz. Her ne kadar ilginç bir menü seçimi gibi görünse de menümüz koca bir bahçe olduğundan bölüm seçimi için sağa sola zıplayarak gitmek ve hangi bölümün nerede olduğunu tam olarak kestirememek sıkıntı yaratabiliyor.

Dedik ya bu bir platform oyunu diye. Amacımız yukarıda bahsettiğim karakterimizi farenin sadece sağ ve sol tuşlarıyla oradan oraya zıplatarak bahçelerin içinde bulunan ve cennetimizdeki diğer bahçelere gidiş yolunu açacak yaşam kaynaklarına ulaşmak. Bunu yapmak ise hem çok eğlenceli hem de çok zor...

i2.jpg

Aman dikkat! Baş dönmesi yapabilir.
Peki bu yaşam kaynaklarına, ab-ı hayatlara nasıl ulaşacağız? Bahçelerde bizden bağımsız hareket eden polenler var. Bu polenlere çarptığımız anda içlerinden daha küçük polenler çıkıyor. Polenleri topladıkça, bahçenin içindeki ağaç tohumlarına doluyorlar teker teker ve bir tohumun ihtiyacı olan polen miktarını topladığınızda o tohuma dokunduğunuz vakit ya kocaman bir ağaç ya da tutunabileceğiniz ufak bir dal parçası çıkabiliyor. Bu dal parçalarına ve ağaçlara tutunarak, ondan ona zıplayarak asıl hedefimize ulaşmaya çalışıyoruz. Bir yaşam kaynağına ulaştığınız anda o bölüm bitiyor ve skorunuz hesaplanıyor. Bölüme tekrar girdiğinizde topladığınız son yaşam kaynağından itibaren yeniden oynamaya başlıyorsunuz. Kısacası bir nevi kayıt yeri oluyor bu yaşam kaynakları. Oyunun mantığı tamamen bundan oluşuyor.
 
Oyunda ölmek yok... Sonuçta burası cennet değil mi? (konusu olmayan oyuna konu uyduran yazarı ne yaparlar?) Ama her bölümde kısıtlı bir zamanımız var. Bu zaman sürekli olarak azalıyor ve zamanınız bitince o kadar uğraşıp didinerek ortaya çıkardığınız ağaçların hepsi tohumlarına geri dönüyor... Bölümler içerisinde bulunan irili ufaklı kristalleri topladıkça zamanınızı artırabilme şansına sahipsiniz. Önemli olan yok edeceğiniz polenleri ardı ardına komboya bağlayarak toplamanız. Bunu ya uzun mesafeden düşerken art arda yapıyorsunuz (ki bu zor olanı), ya da Örümcek Adam gibi sicim gibi bir ağ atıp ağaç dallarının etrafında dönerek yapıyorsunuz. Hazır bahsetmişken bu ağ olayının artılarını eksilerini anlatayım.

i3.jpg

Fazla mı gri. Polenleri bir toplayın bakalım ne oluyor.
Bahçelerimiz ciddi anlamda kocaman ve bu kocaman bahçede ulaşım aracımız sadece tohumlardan çıkan ağaçlar. Bu ağaçlara karakteriniz zıplar zıplamaz tutunuyor. Dallardan sarkmamızı sağlayacak bir de ağımız var. Yalnız bu ağ Worms`deki zıpkın ya da örümcek adamın ağı gibi değil ne yazık ki. Yani sabit bir noktadan diğer bir noktaya ağ atamıyorsunuz. Sadece olduğunuz yerden sarkma ve kendi etrafınızda dönme olanağınız var. Eğer tam aksi şekilde olsaydı o zaman bu oyunun kazanacağı ivmeyi ve eğlenceği düşünemezdim. Ne yazık ki tam zıttı tercih de bulunmuşlar ve oyunun temposu baya bir düşmüş. Çoğu zaman bir daldan bir dala zıplarken ağınızı atıp o dala tutunmak istiyorsunuz ama bu mümkün olmuyor. Yapmanız gereken atladığınız yüksekliği ve ağınızı bırakma hızınızı olabildiğince iyi ayarlayıp, zıplayacağınız yeri iyi kestirmek ve ardından kendinizi yer çekimiyle birlikte fizik kurallarına bırakmak.

Bazı bölümlerde atlama yerleriniz çok yakın olduğu için bu ağ sıkıntısı çok sorun yaşatmıyor ama kimi bölümlerde sadece birkaç dal üzerinden ilerlemeniz gerektiğinden kendinizi tırmanmak için dakikalar harcadığınız o yüksekliği gerisin geri düşerken buluyorsunuz. Bunu da son noktaya geri ışınlanmak olarak çözmeye çalışmışlar ama ne yazık ki bu seçenek de zaten kısıtlı olan zamanınızı biraz daha azalttığından pek tercih edilir bir seçenek olarak görünmüyor.

Eden`ın esas amacı sizi görsel olarak vurmak. Bunun için de olabildiğince sade bir tasarım ve zıt renklerin muhteşem uyumunu kullanmışlar. Zaten ilk bölüme girdiğinizde mavi ve beyaz renklerle birlikte oluşan kocaman bir bahçede kendinizi bulduğunuzda ne demek istediğimi anlayacaksınız. Her şey iki boyutlu olsa da, herhangi bir özel efekt katılmamış olsa da bu sade tasarım o kadar etkiliyor ki şu dala da zıplayayım, bu tohumu da açayım, e gelmişken şu polenlere de bir kombo çakayım derken saatlerin nasıl geçtiğini anlayamıyorsunuz.

Modern bir tasarımla çizilen bu güzelim bahçeleri önce hep aynı şekilde tasarlanmış sanmıştım. İki zıt renk, açılacak kocaman ağaçlar ve yaşam özleri. Ama ilk üç bölümü devirdikten sonra işin rengi (gerçek anlamda) değişiyor. O kocaman ağaçlar bir bakıyorsunuz incecik sarmaşıklar olmuş, diğer bölümde ağaçlar apartmanlara dönüşüyor, bir başka bölümde yerçekimini değiştiren garip yaratıklar çıkıyor karşınıza ve oyun gittikçe rengârenk bir hale geliyor. Kimi bölümlerde de tek bir renk varken, siz içindeki yaşam özlerini topladıkça farklı renkler bölüme dahil oluyor. Kısacası oyun görsel anlamda işini çok ama çok güzel yapıyor.

i4.jpg

Sinir krzinin eşiğindeki adam haline gelmemin sebebi işte bu bölüm.
Müzikler ise herkese göre değil. Elektronik ve tekno müzik karışımı müzikler oyunun modern havasına çok güzel yakışıyor hatta bazı bölümlerde kendinizi müziğin temposuna uydurmaya çalışıyorsunuz. Ama kimi bölümlerde de kendini biraz fazla tekrar ediyor. Yanlış anlaşılmasın, aynı şarkılar çalmıyor ama aynı tınıların tekrarı çok fazla olduğundan beni biraz sıktı açık konuşmak gerekirse. Yine de oyuna yakışmadığını söylemek büyük haksızlık olur. Bütüne aykırı değil müzikler.

PixelJunk Eden kimler tarafından oynanmalı sorusuna bir açıklık getirelim. Eğer platform oyunlarını seviyor, toplanacak her şeyi toplarım ben arkadaş, bir tane elimden kaçırmam saplantınız varsa yaklaşık 17 saatlik bir macera sizi bekliyor. Ama sinir bozucu düşüşlerden, geçemediğiniz bir yeri tekrar tekrar oynamaktan nefret ediyorsanız bu oyundan uzak durun. Herkese göre bir oyun olmadığı daha videosundan belli, ama platform oyuncuları ve iflah olmaz toplayıcılar için müthiş bir deneyim. Kaçırmayın.

Neden Oynanmalı?

Minimalist bir yaklaşımla tasarlanan her şeyin nasıl bu derece büyük bir etki yarattığını görmek için.

Sevdiklerim:

Özgün bölüm tasarımları, Bir şeyleri toplama arzunuzu feci halde tetiklemesi, fiyatına göre uzun mu uzun oyun süresi.

Sevmediklerim:

Kimi bölümlerin saç baş yoldurması, menünün gereksiz yere karmaşıklaşması, özgür bir şekilde ağ atamamak.
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst