Ayyıldız2 | 2008 TR Yapısı • 1-99 Orta Emek Destan • Oto Avsız • 10 Temmuz 21:00 HEMEN TIKLA!
B ve T. kasabaları arasındaki bozuk posta yolunda derenin kıyısındaki Andreyevin, kendisi gibi yaşlı söğüt ağacına yaslan*dığı için ayakta durabilen değirmeni ve iki kişilik kalın gövdeli söğüt ağacı vardır. Bu ağaç, sadece değirmene değil, yaşlı Arhipe de arkadaştır. Arhip, gündüz balık avladığı söğüdün dibinde, gecede oturur durur.
Otuz yıl öncesiydi. Arhİp yine oturmuş balık avlıyordu. Pos*ta arabasının geldiğini gördü. Ancak, her zaman yerinden daha ilerde duran arabanın sürücüsünün yanındaki postacıyı elindeki demirle vurup öldürdüğünü, sonra da arabadaki çantayı alıp, söğüt ağacının kovuğuna soktuğunu, sonra da, kendisine de bir*kaç tane vurup imdat diye bağırdığını işitti. Bu olaydan bir hafta sonra, soruşturmacılar gelip, bir şeyler konuşup, yazıp gittiler. Arhip korkudan tir tir titriyordu. Bir hafta daha böyle geçti. Arhip, çantayı kaptığı gibi ilçenin yolunu tuttu. Tarif edilen bir binaya girdi, durumu anlattı. Çantayı elinden alıp, biraz sonra hafiflemiş olarak geri verdiler ve yanlış gelmişsin, şu binaya git dediler. Gösterilen binaya gitti, yine ilgilenmediler. Çantayı bırak, git dediler. Denileni yaptı. Söğüt ağacının dibine geldiğinde, arabacının ağacın kovuğunu karıştırdığını gördü. Arabacıya yaptıklarını anlattı. O da, onu dövmeye başladı. Sonra da, bir daha oradan ayrılamadı. Aylarca, Arhiple beraber değir*mende kaldı. Vicdan azabından ölüyorum diyordu. Arhip, onun koluna girip karakola götürdü. Karakolda, git başımızdan, o cina*yetin faüi bulunamadı, dosyayı kapattık diyerek kovaladılar. Araba*cı, baktı ki başka çare yok, nehre atlayarak intihar etti.
Otuz yıl öncesiydi. Arhİp yine oturmuş balık avlıyordu. Pos*ta arabasının geldiğini gördü. Ancak, her zaman yerinden daha ilerde duran arabanın sürücüsünün yanındaki postacıyı elindeki demirle vurup öldürdüğünü, sonra da arabadaki çantayı alıp, söğüt ağacının kovuğuna soktuğunu, sonra da, kendisine de bir*kaç tane vurup imdat diye bağırdığını işitti. Bu olaydan bir hafta sonra, soruşturmacılar gelip, bir şeyler konuşup, yazıp gittiler. Arhip korkudan tir tir titriyordu. Bir hafta daha böyle geçti. Arhip, çantayı kaptığı gibi ilçenin yolunu tuttu. Tarif edilen bir binaya girdi, durumu anlattı. Çantayı elinden alıp, biraz sonra hafiflemiş olarak geri verdiler ve yanlış gelmişsin, şu binaya git dediler. Gösterilen binaya gitti, yine ilgilenmediler. Çantayı bırak, git dediler. Denileni yaptı. Söğüt ağacının dibine geldiğinde, arabacının ağacın kovuğunu karıştırdığını gördü. Arabacıya yaptıklarını anlattı. O da, onu dövmeye başladı. Sonra da, bir daha oradan ayrılamadı. Aylarca, Arhiple beraber değir*mende kaldı. Vicdan azabından ölüyorum diyordu. Arhip, onun koluna girip karakola götürdü. Karakolda, git başımızdan, o cina*yetin faüi bulunamadı, dosyayı kapattık diyerek kovaladılar. Araba*cı, baktı ki başka çare yok, nehre atlayarak intihar etti.
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)
Benzer konular
- Cevaplar
- 2
- Görüntüleme
- 121
- Cevaplar
- 2
- Görüntüleme
- 344
- Cevaplar
- 8
- Görüntüleme
- 964