Ayyıldız2 | 2008 TR Yapısı • 1-99 Orta Emek Destan • Oto Avsız • 10 Temmuz 21:00 HEMEN TIKLA!
CTRL+F YAPARAK BULABİLİRSİNİZ.
BÖLGELER COĞRAFYASI
Türkiyenin Coğrafi Konumu
Türkiyenin Coğrafi Konumu ve Özellikleri
Türkiye Kuzey Yarım Kürede, eski dünya karalarının birbirine en çok yaklaştıkları stratejik bir bölgede yer alır. Buna bağlı olarak matematiksel ve özel konumu ülkenin sosyal, politik ve ekonomik durumu üzerinde etkili olmaktadır.
Türkiyenin Matematiksel Konumu
Türkiye 36° - 42° Kuzey enlemleri, 26°-45° Doğu boylamları arasında yer alır. Buna bağlı olarak;
1. Türkiye dört mevsimin belirgin olarak yaşandığı ılıman kuşakta yer alır
2. Güneş ışınları yıl içinde düz zeminlere dik gelmez. Bu nedenle yatay düzleme dik duran cisimlerin gölge boyları sıfır olmaz.
3. Ülkenin doğusu ile batısı arasında 76 dakikalık zaman farkı vardır.
Türkiyenin Özel Konumu
Türkiyenin eski dünya karaları olan Asya ve Avrupa kıtalarında toprakları bulunur. Üç tarafı denizlerle çevrili yarımada özelliği taşır. Ortalama yüksekliği fazla olup (1130 m), yükseklik batıdan doğuya doğru artar. Yakın jeolojik zamanda oluştuğundan kırıklı arazisi fazladır. Bu nedenle tektonik depremler sık görülür. Maden çeşitleri fazladır. Ortadoğu ve Asya petrollerine yakınlığı, boğazlara sahip olması jeopolitik önemini artırır.
Türkiyeyi Çevreleyen Denizler
Karadeniz
Sularının Özellikleri
Karadeniz, bol su taşıyan akarsularla beslendiğinden ve bol yağışlı bir bölgede bulunduğundan su seviyesi yüksektir.
Bulunduğu enlem nedeniyle suların sıcaklığı Akdeniz sularına göre daha düşüktür
Derinlerde kükürtlü hidrojen gazının bulunması, 200 mnin altındaki derinliklerde deniz canlılarının yaşamını engeller.
Tuzluluk oranı, %o 18dir.
Akıntılar
Karadenizin su seviyesinin yüksek ve tuzluluk oranının düşük olması nedeniyle Karadenizden Marmara Denizine doğru bir üst akıntı bulunmaktadır. Marmara Denizinden de Karadenize doğru alt akıntı bulunur.
Kıyı Tipi
Karadenizin Anadolu kıyıları, dağlar kıyıya paralel uzandığından genellikle dik ve yüksek kıyılar şeklindedir. Boyuna kıyı tipi özelliğindedir. Bu nedenle, Anadolu kıyılarının gerçek uzunluğu ile kuş uçuşu uzunluğu arasındaki fark azdır.
Marmara Denizi
Sularının Özellikleri
Marmara Denizi sularının özelliği bakımından, Akdeniz ile Karadeniz arasında bir geçiş özelliği gösterir. Karadenizden olan üst akıntı nedeniyle yüzeyde %o 23 tuzluluk oranı, Akdenizden olan alt akıntının etkisiyle derinlerde %o 36 civarındadır.
Akıntılar
Akdenizin tuzlu suları alt akıntı ile Karadenizin az tuzlu suları ise üst akıntı ile Marmara Denizi sularına karışır.
Kıyı Tipi
Marmara Denizi kıyılarında birden fazla kıyı tipi görülmektedir. Örneğin, İstanbul ve Çanakkale Boğazı kıyılarında ria kıyı tipi, İzmit-Yalova arasında enine kıyı tipi, kuzey kıyılarında limanlı kıyı tipi görülür.
Ege Denizi
Sularının Özellikleri
Sularının özellikleri bakımından Akdenize benzerlik gösterir. Tuzluluk oranı, Ege Denizinin kuzeyinde yaklaşık %o33, güneyinde ise yaklaşık %o 37 dir.
Akıntılar
Akdenizin tuzlu suları alt akıntı ile Ege Denizi sularına karışmaktadır. Karadenizden ise Ege Denizine doğru üst akıntı bulunmaktadır.
Kıyı Tipi
Ege Denizinin Edremit Kuşadası arası, dağlar kıyıya dik uzandığından enine kıyı tipindedir. Güneybatı Anadolu kıyıları ise (Bodrum, Marmaris, Datça) ria tipi kıyılardır.
Akdeniz
Sularının Özellikleri
Akdeniz sularının sıcaklığı diğer denizlerimizden daha yüksektir.
Bulunduğu enlem nedeniyle sıcaklık ve buharlaşma fazladır. Buna bağlı olarak, tuzluluk oranı %o 36 ilse %o 39 arasında değişir.
Akıntılar
Akdenizin çok tuzlu yoğun suları dip akıntı ile Marmara Denizine ulaşır.
Kıyı Tipi
Akdenizin Anadolu Kıyıları genlikle boyuna kıyı özelliğindedir. Finike Kaş arasında Dalmaçya kıyı tipi görülür.
Türkiyenin Sınırları ve Komşuları
Türkiyenin kara ve deniz sınırlarının toplam uzunluğu yaklaşık 11.000 kmdir. Burada Türkiyenin kara sınırları ve komşuları incelenecektir.
Sınırları
Türkiyenin kara sınırları yaklaşık 2753 kmdir. Irak ve İran sınırları doğal sınır özelliği taşımaktadır. Diğer sınırlarımız yer yer bazı engellerden geçseler bile büyük çoğunluğu politik sınır özelliğindedir. En uzun sınırımız 877 kmlik Suriye, en kısa sınırımız 18 kmlik Nahçıvan sınırıdır.
Komşuları
Asya ile Avrupa kıtalarını birbirine bağlayan bir köprü özelliğindeki Türkiye, Asyada Gürcistan, Ermenistan, Nahçıvan, İran, Irak, Suriye, Avrupada Yunanistan ve Bulgaristan ile sınır komşusudur.
Türkiyenin Coğrafi Bölgeleri
Türkiyenin bölgelerini incelerken öncelikle bazı kavramların bilinmesi gerekir. Bunlar coğrafi bölge, coğrafi bölüm ve yöredir.
Coğrafi Bölge : Taşıdığı belirli Coğrafi özellikleri ile çevresinden ayrılan, kendi içinde benzerlik gösteren en geniş coğrafi birimdir. Coğrafi bölgelerin sınırları belirlenirken doğal koşullar, sosyal ve ekonomik özellikler temel alınır.
Coğrafi Bölüm : Bir coğrafi bölge içinde doğal koşullar, sosyal ve ekonomik özellikler bakımından farklılık gösteren küçük birimlerdir.
Yöre : Bölüm içerisinde farklı özelliklere sahip, bölümden daha küçük birimlerdir. Iğdır Yöresi, Göller Yöresi, Menteşe Yöresi gibi.
Türkiyenin Coğrafi Bölgeleri
Ülkemiz 1941 yılında toplanan Birinci Coğrafya Kongresinde 7 coğrafi bölgeye ve 21 bölüme ayrılmıştır. Bunlar,
1. Karadeniz Bölgesi
2. Marmara Bölgesi
3. Ege Bölgesi
4. Akdeniz Bölgesi
5. İç Anadolu Bölgesi
6. Doğu Anadolu Bölgesi
7. Güneydoğu Anadolu Bölgesi
Karadeniz Bölgesi
Bölge adını komşu olduğu Karadenizden almıştır. Bölgenin tümü doğal, ekonomik ve beşeri özellikler bakımından benzer özellikler gösterir. Ancak yer şekilleri, iklim, tarım, yerleşme ve ekonomik etkinliklere bağlı olarak 3 bölüme ayrılmıştır. Bunlar Batı, Orta ve Doğu Karadenizdir.
Yer şekilleri
Dağlar : Batı Karadenizde birbirine paralel 3 sıra halinde uzanan dağlar, Orta Karadenizde kıyıdan uzaklaşıp, tek sıra halinde uzanır. Ortalama yükselti azalmıştır. Doğu Karadenizde ise dağlar iki sıra halinde uzanır. Bölgenin en yüksek dağları bu bölümdedir. Dağ sıraları arasında batı-doğu yönlü uzanan çöküntü ovaları ile Çoruh-Kelkit, Gökırmak ve Devres vadiler yer alır.
Ovalar : Bölgenin en geniş kıyı ovaları Çarşamba ve Bafra delta ovalarıdır. İç kesimlerde Suluova, Taşova, Turhal, Merzifon, Tosya, Boyabat gibi çöküntü ovaları yer alır. Bu çöküntü ovaları Türkiyenin en aktif deprem bölgeleridir.
Akarsular ve Göller
Akarsular : Yenice, Bartın, Kızılırmak, Yeşilırmak ve Çoruh bölgenin önemli akarsularıdır. Yatak eğimleri fazla, rejimleri düzensiz akarsulardır. Kar erimelerine bağlı olarak ilkbahar aylarında akım yüksektir.
Göller : Bölgede buzul gölleri ve heyelan set gölleri fazladır. Özellikle Doğu Karadeniz Dağlarında buzul etkisiyle oluşmuş buzul gölleri yaygındır. Sera (Uzungöl), Tortum, Borabay, Abant ve Yedigöller başlıca heyelan set gölleridir. Ayrıca bölgede çok sayıda baraj gölü bulunmaktadır.
İklim
Bölgenin kıyı şeridinde her mevsim yağışlı, yazları serin, kışları ılık geçen Karadeniz iklimi etkilidir. Bu iklimi etkileri Orta Karadenizde yer şekillerine bağlı olarak iç kesimlere kadar ulaşır. Batı ve Doğu Karadenizin iç kesimlerinde iklim karasallaşır, yağış miktarı azalır.
Doğal Bitki Örtüsü
İklim koşullarının orman yetişmesine uygun olduğu Karadeniz Bölgesinde özellikle denize dönük dağ yamaçlarında sık orman örtüsü görülür. Ormanlar deniz seviyesinden başlar ve 2200 metrelere kadar ulaşır.
Nüfus ve Yerleşme
Bölge, nüfus sayısı bakımından 3. sırada yer alır. Nüfusun büyük bölümü Doğu Karadeniz kıyıları , Orta Karadenizdeki ovalar ve Batı Karadenizde Zonguldak Yöresinde toplanmıştır. Bölgede iklimin nemli olması ve tarımsal koşullar, kırsal nüfusun fazlalığına yol açmıştır. Arazinin engebeli olması, su kaynaklarının bolluğu dağınık yerleşmeyi yaygınlaştırmıştır. Konut tipi olarak ahşap evler yaygındır.
İller
Amasya, Artvin, Bartın, Bayburt, Bolu, Çorum, Giresun, Gümüşhane, Karabük, Kastamonu, Ordu, Rize, Samsun, Sinop, Tokat, Trabzon, Zonguldak.
Ekonomik Özellikler
Tarım
Bölge ikliminin nemli olması, kıyıda yaz mevsiminin yağışlı geçmesi, buğday arpa gibi tahıl tarımını engellemiştir. Bol neme gereksinim duyan tarım ürünlerini yaygınlaştırmıştır. Tarım arazileri parçalı ve dar olup, genellikle eğimli arazilerdir. Bu durum tarımda makine kullanımını engellemiştir. Doğu Karadeniz kıyılarında bahçe tarımı yaygındır.
Tarım Ürünleri
Mısır : Kıyı kesiminde buğdayın yerini almıştır. Halkın temel besin maddesidir. Bölge mısır üretiminde 1. sırada yer alır. Ancak üretilen mısırın tümü bölge içinde tüketildiğinden ticari değeri yoktur.
Tütün : Karadeniz Bölgesi, üretimde Ege Bölgesinden sonra 2. sırada yer alır. Bafra Ovası (Samsun) en yoğun ekim yapılan alandır. Ayrıca Tokat, Amasya, Düzce Ovası (Bolu) ve Rize Yöresinde yetiştirilir.
Fındık : Kış ılıklığına gereksinim duyan fındık Karadeniz iklimine en uyumlu üründür. Türkiye üretiminin %84ü Karadeniz Bölgesi tarafından karşılanır. Bütün Karadeniz kıyılarında, yer yer iç kesimlerde yetişmesine karşın, en yoğun olarak Ordu ve Giresunda üretilir.
Çay : Muson iklimine uyumlu bir tarım ürünüdür. Bol nem ve kış ılıklığına gereksinim duyar. Trabzon Rize arasında Doğu Karadeniz kıyılarında, denize dönük yamaçlarda yetiştirilir. Ülke üretiminin tamamını Karadeniz Bölgesi karşılar.
Pirinç : Bol suya gereksinim duyar. Akarsu vadi tabanlarında ekimi yapılır. Tosya, Boyabat, Çarşamba ovaları başlıca ekim alanlarıdır.
Şekerpancarı : Bol yağışlı olan Doğu Karadeniz kıyıları dışında tüm bölgede yetişme koşulları vardır. Ekim alanları Kastamonu, Çorum, Tokat, Amasya illerinde geniştir.
Keten-kenevir : Nemli iklim bitkisi olan keten Batı Karadeniz Bölümünde Kastamonu ve Sinopta yetiştirilir. Kenevir ise uyuşturucu özelliği nedeniyle devlet kontrolünde üretilir.
Meyve : Amasyada elma, Kastamonuda erik, Rizede turunçgiller, Orta Karadenizde üzüm, Batı Karadenizde kestane tarımı yaygındır.
Hayvancılık
Gür otlaklar ve nemli iklimi büyükbaş hayvancılığı yaygınlaştırmıştır
Batı ve Orta Karadeniz iç kesimlerinde tiftik keçisi yetiştirilir.
Balıkçılık önemli geçim kaynağıdır.
Bolu Yöresinde arıcılık ve kümes hayvancılığı yaygındır.
Ormancılık
Ormanların geniş yer kaplaması, ormancılığı önemli bir geçim kaynağına dönüştürmüştür. Batı ve Doğu Karadenizde kereste, tomruk, parke ve kağıt fabrikaları bulunur.
Madenler ve Enerji Kaynakları
Madenler : Doğu Karadenizde Artvin ve Murgul (Göktaş), Batı Karadenizde, Kastamonu Kürede bakır çıkartılır. Bölgede çıkarılan bakır, Samsun bakır fabrikasında işlenir.
Enerji Kaynakları : Zonguldak havzasında taşkömürü çıkartılır. Türkiye üretiminin tamamını burası karşılar. Demir-çelik endüstrisinde enerji kaynağı olarak kullanılır. Taşkömürü tozundan Çatalağzı termik santralinde elektrik üretilir. Bolu, Çorum, Amasya ve Havzada linyit yatakları işletilmektedir.
Enerji Üretim Tesisleri : Kızılırmak üzerinde Altınkaya, Yeşilırmak üzerinde Almus, Hasan ve Suat Uğurlu hidroelektrik santralleri kuruludur. Hopada petrolle çalışan termik santral yer alır.
Endüstri
Başlıca endüstri tesisleri şunlardır :
UYARI : Endüstri Batı Karadeniz Bölümünde gelişmiştir. Zonguldak Havzası Türkiyenin ağır sanayi bölgesidir.
Şeker : Kastamonu, Turhal (Tokat), Suluova (Amasya), Çorum, Çarşamba (Samsun)
Çay : Rize ve çevresi
Demir çelik : Ereğli (Zonguldak) ve Karabük
Kağıt : Çaycuma (Zonguldak), Taşköprü (Zonguldak), Aksu (Giresun)
Kereste : Bolu, Düzce, Bartın, Ayancık
Ulaşım
Yer şekilleri nedeniyle Orta Karadeniz Bölümü dışında bölgede ulaşım zordur. Samsun ve Zonguldak dışında demiryolu ile ard bölgesine bağlı olan liman yoktur. Samsun ve Trabzon bölgenin gelişmiş liman kentleridir. Trabzon Limanı, Zigana ve Kop geçitleri ile bölge içine ve oradan da komşu ülkelere bağlanmıştır.
Turizm
Bölgede gerek tarihi kalıntılar gerekse doğal güzellikler turizm için önemli potansiyel oluşturmaktadır. Bölge iklimi deniz turizminin gelişmesini engellemiştir. Batı Karadenizde Amasya ve Sinopta deniz turizmi gelişmeye başlamıştır. Özellikle Kaçkar Dağlarındaki buzul gölleri, değişik bitki türleri bölgenin deniz turizmindeki açığını kapatacak derecede ilgi görmektedir. Bolu Aladağlar ve Abant çevresi kış sporlarının yapıldığı önemli merkezlerdir.
Bölgenin Ülke Ekonomisindeki Yeri
Karadeniz Bölgesi ekonomik gelişmişlik açısından 5. sırada yer alır. Aşağıda bölge ekonomisinde önemli yer tutan ürün ve ekonomik faaliyet türlerinin listesi verilmiştir.
Çay
Fındık
Kenevir
Pirinç
Mısır
Tütün
Deniz ürünleri
Taşkömürü
Bakır
Marmara Bölgesi
Marmara Bölgesi, yer şekilleri ve sosyo-ekonomik özelliklerine göre dört bölüme ayrılmıştır. Bunlar, Yıldız Dağları Bölümü, Çatalca - Kocaeli Bölümü, Ergene Bölümü ve Güney Marmara Bölümüdür.
Yer şekilleri
Dağlar : Yer şekilleri bakımından sade görünümlü olan bölge, bölgeler arasında ortalama yüksekliği en az olandır. Samanlı, Yıldız, Koru, Ganos, ve Biga Dağları bölgedeki başlıca dağ sıralarıdır. En yüksek dağ kütlesi Uludağdır.
Ovalar : Ergene, Adapazarı, Yenişehir, Karacabey, İnegöl ve Balıkesir bölgenin önemli ovalarıdır.
Platolar : Bölgede aşınmış tepelikler, dalgalı araziler, geniş yer tutar. Çatalca, Kocaeli, Biga ve Gelibolu platoları yer alır.
Akarsular ve Göller
Akarsular : Ergene, Susurluk ve Sakarya bölgenin önemli akarsularıdır. Ayrıca Biga Yarımadasında (Çanakkale Boğazı çıkışında) denize dökülen Karamenderes ile Marmara Denizine dökülen Kocabaş çayları bulunur.
Göller : Bölgenin Güney Marmara Bölümünde tektonik oluşumlu, büyük tatlı su gölleri bulunur. Bunlar İznik Gölü, Ulubat Gölü, Manyas Gölü ve Sapanca Gölüdür. Durusu (Terkos), Büyük Çekmece ve Küçük Çekmece gölleri ise kıyı set gölleridir. Ayrıca bölgede birçok baraj gölü de bulunmaktadır.
İklim
Bölge, Akdeniz iklimi, Karadeniz iklimi ve karasal iklim arasında geçiş alanıdır. Ergene Bölümü dışında, bölgede bozulmuş Akdeniz iklimi görülür. Karadeniz ikliminin ve enlemin etkisine bağlı olarak yaz kuraklığı Akdeniz Bölgesine göre daha azdır. Kışın kar yağışı olağandır. Ergene Bölümünde ise karasal iklim özellikleri görülür. Bölgenin kış mevsiminde en soğuk bölümü burasıdır.
UYARI : Marmara Bölgesinde çeşitli iklim tiplerinin görülmesi, bitki örtüsünün ve tarım ürünlerinin çeşitlenmesine yol açmıştır.
Doğal Bitki Örtüsü
Marmara kıyılarında 250-300 m yükseltiye kadar maki görülür. Karadeniz kıyıları ile Uludağda ormanlar yer alır. Yıldız Dağları Bölümü ise ormanların en geniş alan kapladığı yerdir. Orman bakımından 4. sırada yer alan bölgede iç kesimlere doğru gidildikçe antropojen bozkırlar görülür.
Nüfus ve Yerleşme
Marmara en kalabalık bölgedir ve nüfus yoğunluğu bakımından ilk sırada yer alır. Nüfuslanması, çok göç almasının bir sonucudur. Buna bağlı olarak kentleşme oranı en yüksek olan bölgedir. Çatalca Kocaeli Bölümü ile Bursa Yöresi yoğun nüfuslanmıştır. Yıldız Dağları Bölümü, Biga ve Gelibolu Yarımadası bölgenin en tenha yerleridir.
İller
Balıkesir, Bilecik, Bursa, Çanakkale, Edirne, İstanbul, Kırklareli, Kocaeli, Sakarya, Tekirdağ, Yalova
Ekonomik Özellikler
Tarım
Bölgenin fazla engebeli olmaması nedeniyle, yüzölçümüne göre ekli-dikili arazinin en geniş alan kapladığı bölgedir. Tarımsal ürün çeşitliliğinin en fazla olduğu bölge olmasında yükselti azlığı ve çeşitli iklimlerin geçiş alanında bulunması etkili olmuştur. Modern tarım yöntemleri kullanıldığından, elde edilen verim yüksektir. Ancak tüketici nüfus fazlalığı nedeniyle tarım ürünleri bölge gereksinimini karşılayamaz.
Tarım Ürünleri
Buğday : Trakyada Ergene Bölümünde yoğun olarak yetiştirilir. Bölge, üretimde İç Anadoludan sonar 2. sırada yer alır.
Ayçiçeği : Tohumlarından yağ elde etmek için yetiştirilir. Türkiye üretiminin % 80 ini bu bölge karşılar. Ergene ve Güney Marmara Bölümlerinde ekimi yoğunlaşır.
Şekerpancarı : Trakya, Güney Marmara ve Adapazarı ovalarında ekim yapılır.
Tütün : Bölge, Türkiye üretiminde 3. sırayı alır. Bursa, Balıkesir, Adapazarında ekimi yoğunlaşır.
Mısır : Bölge, üretimde Karadenizden sonra 2. sırayı alır. Adapazarı ve Bursa önemli ekim alanlarıdır.
Pirinç : Meriç ovalarında ekimi yoğunlaşır. Edirne bölge üretiminde ilk sırayı alır.
Şerbetçi otu : Bira sanayinde tad ve koku verici olarak kullanılır. Bilecik Yöresinde ekimi yapılır.
Zeytin : Güney Marmara Bölümünde Gemlik ve Mudanya Yöresinde üretimi yoğunlaşır. Bölge, üretimde Egeden sonar 2. sırayı alır. İri kalitede sofralık zeytin yetiştirilir.
Dut : Bölgede ipek böceği yetiştiriciliğine bağlı olarak dutçuluk önem taşır. Bursa, Balıkesir, Bilecik Yöresinde yoğun olarak yetiştirilir.
Meyve : Bursa Yöresinde yoğun olarak yetiştirilir. Şeftali, kiraz, çilek, kestane ve üzüm başlıcalarıdır.
Sebze : Bursa ve Adapazarı ovalarında yoğun olarak yetiştirilir. Domates, patates, sarımsak, soğan, patlıcan, kabak, biber başlıcalarıdır.
Hayvancılık
Makineli tarım nedeniyle otlak alanları daraldığından besi hayvancılığı ve mandıracılık gelişmiştir. Büyük kentler çevresinde kümes hayvancılığı yaygındır. Bursa Yöresinde ipek böcekçiliği önem taşır ve merinos koyunu yetiştirilir. Boğazlar ve Marmarada balıkçılık yapılır.
Ormancılık
Yıldız Dağlarının kuzeye bakan yamaçlarında, Samanlı Dağları üzerinde ve Uludağ çevresinde verimli ormanlar bulunur. Özellikle Karadeniz kıyılarındaki meşe ormanlarından yakacak odun üretiminde yararlanılır. Yıldız Dağları Bölümündeki ormanlardan odun kömürü ve kereste üretimi yapılır. Güney Marmara Bölümündeki ormanlar ise üretime en elverişli ormanlar arasındadır.
Madenler ve Enerji Kaynakları
Madenler
Maden ve enerji üretiminde Marmara Bölgesinin Türkiye ekonomisine katkısı azdır. En önemli yer altı zenginliği Susurluk, Bigadiç ve Mustafa Kemal Paşa Havzasında çıkarılan bor mineralleridir.
Enerji Kaynakları
Trakya (Saray, Harmanlı), Çan ve Bilecikte önemli bir enerji kaynağı olan linyit yatakları bulunmaktadır. Trakya Hamitabat ve Marmara Ereğlisinde doğal gaz çıkarılır.
Enerji Üretim Tesisleri
Enerji üretiminin en az, tüketiminin ise en çok olduğu bölgedir. Hamitabattaki doğalgaz çevrim tirübünü ile Orhanelide linyitle çalışan termik santral başlıca üretim tesisleridir.
Endüstri
Başlıca endüstri tesisleri şunlardır :
Şeker : Alpulu, Susurluk, Adapazarı
Konserve : Bursa, Çanakkale
Bitkisel Yağ : Trakyada yoğunlaşır
İçki-Sigara : Tekirdağ, İstanbul
İlaç : İstanbul
Dokuma : Bursa, İstanbul
Seramik : İstanbul, Çanakkale, Bilecik
Elektrikli Ev Eşyaları : İstanbul, İzmit
Kağıt : İzmit, Balıkesir başlıcalarıdır.
Cam : Kırklareli, İstanbul
Petrol Rafinerisi : İzmit (İpraş)
Petro kimya : İzmit
Otomotiv : Bursa, İstanbul, İzmit, Adapazarı
Traktör Vagon : Adapazarı
Gemi Yapımı : İstanbul, Gölcük
Ulaşım
Asya ve Avrupa kıtalarını birbirine bağlayan en kısa kara ve demiryolları bu bölgeden geçer. Yer şekillerinin sade olması ve yükseltinin azlığı ulaşımı kolaylaştırmıştır. Yıldız Dağları Bölümü ile Biga Yöresinde arazinin engebeli olması nedeniyle ulaşım gelişmemiştir. İstanbul, kara, hava, deniz ve demiryolu ulaşımının kesiştiği noktada yer alır. Bursa ve Edirne de önemli yolların geçtiği diğer merkezlerdir. Bandırma, Kocaeli (İzmit) ve Tekirdağ ise diğer önemli liman kentleridir.
Turizm
Marmara Bölgesi doğal güzelliklerinin yanı sıra tarihi ve kültürel zenginliğiyle de turizmde önemli bir paya sahiptir. Türkiye turizm gelirinin % 50 sini bu bölge sağlamaktadır. İstanbul ve Bursa bölgenin iki önemli turizm merkezidir. Ayrıca Edirne, İznik, Çanakkale ve Gelibolu tarihi turizmin geliştiği yerlerdir. Özellikle Bursa ve Gönen çevresinde kaplıca turizmi gelişmiştir. Güney Marmara Bölümündeki Kuş Cenneti ve Uludağ milli parkları da bölge turizmine önemli katkıda bulunmaktadır.
Bölgenin Ülke Ekonomisindeki Yeri
Marmara Bölgesi endüstri ve ticaret sektörünün yoğunlaştığı Türkiyenin en gelişmiş bölgesidir. Aşağıda bölge ekonomisinde önemli yer tutan ürün ve ekonomik faaliyetlerin listesi verilmiştir.
Ayçiçeği
Sebze
Zeytin
Buğday
Deniz Ürünleri
İpek Böcekçiliği
Endüstri ürünleri
Turizm
Ege Bölgesi
Ege Bölgesi, yer şekilleri, iklim ve bunun etkisine bağlı olarak beşeri ve ekonomik yönden farklı olan iki bölüme ayrılmıştır. Bunlar Ege Bölümü ve İç Batı Anadolu Bölümüdür.
Yer şekilleri
Yer şekillerinin oluşmasında 3. zaman sonları ile 4. zaman başlarındaki tektonik hareketler belirleyici olmuştur.
Dağlar : Bölgenin batısında, Ege Denizine dik uzanan, doğu-batı yönlü dağlar ile bu dağlar arasındaki çöküntü ovaları yer alır. Kuzeyden güneye doğru sıralanan Kaz Dağı, Mardan Dağı, Yunt Dağı, Bozdağlar ve Aydın Dağları kırılma sonucu oluşan horstlardır. Manisanın Kula ilçesi yakınlarında genç volkan konileri yer alır.
Ovalar : Doğu batı yönlü uzanan dağ sıraları arasında yer alan Edremit, Bakırçay, Gediz, Küçük Menderes ve Büyük Menderes ovaları kırılma sonucu oluşan grabenlerdir. Ege Bölümünde yüksekliği 250 metreden daha az olan çöküntü ovaları yer alır ve iç kesimlere doğru uzanır. Bölgenin en güneyindeki Menteşe Yöresinde ise karstik ovalar yaygındır.
Platolar : Bölgedeki platolar Ege grabenlerinin doğusunda, İç Batı Anadolu Bölümündeki yüksek düzlüklerdir. Kıyı Ege ovalarının bittiği yerde, plato görünümündeki İç Batı Anadolu eşiği başlar. İç Batı Anadolu Platosu üzerinde yüksekliği 2000 metreden az olan Demirci, Eğrigöz, Şaphane, Murat, Emir ve Sandıklı Dağları yer alır.
Akarsular ve Göller
Akarsular : Bölgenin akarsuları Bakırçay, Gediz, Küçük Menderes ve Büyük Menderestir. Hepsi Ege Denizine dökülür. Akarsuların aşağı çığırlarında arazi eğimi azaldığı için menderesler, akarsu ağızlarında ise akarsularla aynı adları taşıyan irili-ufaklı delta ovaları oluşmuştur. Akarsuların yatak eğimi az olduğu için hidroelektrik potansiyelleri de azdır.
Göller : Göl bakımından fakir olan Ege Bölgesinde Bafa (Çamiçi) ve Marmara gölleri yer alır. Bu göller alüvyal set gölleridir. Suları tatlıdır.
İklim
Kıyı kesimindeki Asıl Ege Bölümünde Akdeniz iklimi özellikleri görülür. Akdeniz ikliminin etkileri, çöküntü ovaları boyunca, kıyıdan yer yer 100-150 km kadar içerilere sokulur. Kıyı kesiminde kar yağışları ve don olayları çok ender görülür. Kışları oldukça ılımandır. Yaz mevsimi kıyı ovalarında oldukça sıcak ve kurak geçer. İç Batı Anadolu Bölümünde ise Akdeniz ikliminden karasal iklime geçiş özelliği görülür. Sıcaklık farkları artar. İç Batı Anadoluda kış mevsimi kıyı kesime göre daha soğuktur. Kar yağışları ve don olayları görülür. Yaz mevsimi ise kıyı kesime göre daha sıcaktır. İç Batı Anadoluda kıyı kesimine göre azalan yağışlar, ilkbahar mevsimine doğru kayar. Yaz kuraklığı kıyı kesimden daha azdır.
Doğal Bitki Örtüsü
Ege Bölümünde 500-600 metreler kadar makiler, daha yükseklerde iğne yapraklı ağaçlardan oluşan ormanlar yer alır. İç Batı Anadolu Bölümünde çalılık ve ormanlarla, İç Anadoluya doğru bozkırlar göürülür.
Nüfus ve Yerleşme
Nüfus sayısı bakımından Marmara, İç Anadolu ve Karadeniz bölgelerinden sonra 4. sırayı alır. Bölgede doğum oranı düşüktür. Yüzölçümü küçük olduğundan, nüfus yoğunluğu bakımından Marmara Bölgesinden sonra 2. sırayı alır. Nüfusun dağılışı düzenli değildir. Kıyı kesimindeki ovalar sık nüfuslu, iç kesimler ise dağlık Menteşe Yöresi ise oldukça tenhadır. Ege Bölümünde kentleşme oranı yüksek, göçler nedeniyle nüfus artışı fazladır. Ayrıca bu bölümde yer alan Kuşadası, Bodrum, Marmaris gibi turizm merkezlerinde yaz mevsiminde turizm nedeniyle nüfus artar.
İller
Afyon, Aydın, Denizli, İzmir, Kütahya, Manisa, Muğla, Uşak
Ekonomik Özellikler
Tarım
Kıyı kesimindeki Ege Bölümünde verimli tarım topraklarının bulunması ve Akdeniz ikliminin etkisi nedeniyle, ekonomik değeri yüksek olan ihraç ürünleri yetiştirilir. Bu bölümde tarımda makine kullanımı yaygındır. İntansif (modern) tarım yöntemleri uygulanır. Tarımsal nüfus yoğunluğu fazla olan bu bölümde seracılık da yaygındır. İç Batı Anadolu Bölümünde iklimin karasallaşması ve sulamanın yaygın olmaması, tarımsal ürün çeşitliliğini azaltır. Kıyıda yetiştirilen ürünler bu bölümde yetiştirilemez.
Tarım Ürünleri
Asıl Ege Bölümünün Başlıca Tarım Ürünleri
Tütün : Türkiye tütün üretiminin % 50sini bu bölge karşılar. Tüm kıyı ovalarında ekimi yapılan ve yurt dışına ihraç edilen tütün en çok Bakırçay Ovasında yetiştirilir.
Zeytin : Akdeniz ikliminin tanıtıcı kültür bitkisi olan zeytin en çok Ege Bölgesinde yetiştirilir. Türkiye üretiminin % 48ini Ege Bölgesi sağlar. Edremit Ayvalık Yöresi başta olmak üzere tüm kıyı kesiminde ve yer yer 100 km içerilere kadar zeytin yetiştirilir.
Üzüm : Türkiyede üzüm üretiminin % 40ını sağlayan bölge 1. sırada yer alır. Kurutularak ihraç edilen çekirdeksiz üzümün tamamını Ege Bölgesi üretir. Başta Gediz Ovası olmak üzere Büyük ve Küçük Menderes ovalarında yetiştirilir.
İncir : Kış ılıklığı isteyen ve Akdeniz iklimine uyumlu olan incirin %82si bu bölgede yetiştirilir. Büyük Menderes, Küçük Menderes ve Gediz ovalarında incir üretimi yoğunlaşır. Kurutularak yurt dışına ihraç edilen incirin en çok yetiştirildiği yer ise Aydındır.
Pamuk : Akdeniz iklimine uyumlu olduğundan kıyı ovalarında ekimi yapılır. Büyük Menderes ve Gediz ovalarında üretimi yoğunlaşır. Türkiye üretiminin % 42sini sağlayan Ege Bölgesi üretimde ilk sırayı alır.
Turunçgiller : Akdeniz iklimine uyumlu olan ve kış ılıklığı isteyen turunçgil üretimi, İzmirin güneyindeki kıyı ovalarında yapılrı. Türkiye üretiminin %10unu sağlayan bölge, Akdeniz Bölgesinden sonra 2. sırayı alır.
Pirinç : Çöküntü ovalarında ekimi yoğunlaşır.
Sebze : Bölgenin sebze üretiminde önemli bir yeri vardır. Domates, biber, patlıcan, patates, salata, kereviz, pırasa, başlıcalarıdır.
Meyve : Bölge kendine özgü meyve üretimi ile diğer bölgelerden ayrılır. İncir, turunçgil ve üzümün yanı sıra elma ve kiraz üretimi de önem taşır.
İç Batı Anadolu Bölümünün Başlıca Tarım Ürünleri
Haşhaş : Tohumundan yağ ve kozasından morfin yapımında kullanılan afyon sakızının elde edildiği bir bitkidir. Bu nedenle ekimi devlet kontrolünde yapılır. Türkiye üretiminin %90ını Ege Bölgesi karşılar. Afyonkarahisar çevresinde ekimi yoğunlaşır.
Tahıllar : Bölgede üretilen tahıl ülke üretiminin % 10a yakın bölümünü karşılar. Tahıllardan buğday ve arpa, Afyon, Kütahya, Denizli ve Uşakta üretilir.
Şekerpancarı : Önemli bir endüstri bitkisi olan şekerpancarı Afyon, Kütahya ve Denizlide üretilir.
Ayçiçeği : Denizel etkilerin sokulmadığı İç Batı Anadoluda sulanabilen alanlarda yetişir.
Baklagiller : Uşak, bölgede nohut üretiminin en fazla yapıldığı yerdir.
Hayvancılık
Bölgede hayvan otlatmaya elverişli alanlar pek fazla değildir. Otlaklar daha çok İç Batı Anadoluda görülür. Bölgenin kıyı kesiminde besi hayvancılığı, İç Batı Anadolu Bölümünde dağlıç ve sakız ırkı, İç Batı Anadolu platolarında karaman ırkı koyun yetiştirilir. Özellikle maki alanlarında kıl keçisi yetiştiriciliği önem taşır. Menteşe Yöresinde arıcılık gelişmiştir. Kümes hayvancılığı son yıllarda gelişme göstermiştir. Ayrıca doğal balıkçılığın yanı sıra kültür balıkçılığı da yapılır.
Ormancılık
Türkiye ormanlarının %19u Ege Bölgesinde yer alır. Ormanlar Asıl Ege Bölümünde yoğunlaşır. Menteşe Yöresi, Aydın Dağları, Bozdağlar ve Kaz Dağı orman bakımından en zengin alanlardır. Menteşe Yöresinde sığla yağı üretimi yapılır. Günlük ağacı ve meyan kökü de bölgedeki diğer önemli orman ürünleridir.
Madenler ve Enerji Kaynakları
Madenler : Krom üretiminde ikinci sırayı alan bölgede, Köyceğiz, Marmaris, Emette krom çıkarılır. Menteşe Yöresinde zımpara taşı, Afyonda mermer, Eymir, Ayazmand ve Torbalıda demir, Kütahya-Emette bor minerali çıkartılır. Ayrıca İzmir Çamaltı tuzlasında tuz üretilir.
Enerji Kaynakları : Türkiyenin en önemli linyit yatakları bu bölgede yer alır. Linyit üretiminin %90ı Ege Bölgesinden sağlanır. Çıkarıldığı yerler; Muğla Yatağan, Manisa Soma, Kütahyada Tavşanlı, Tunçbilek, Seyitömer ve Değirmisazdır. Linyitin önemli bir bölümü termik santrallerde yakılarak elektrik enerjisi üretilir.
Enerji Üretim Tesisleri
Termik santrallerin en çok olduğu bölgedir. Bu santraller; Manisa-Soma, Muğla-Yatağan ve Gökova ile Kütahya-Seyitömer ve Tunçbilekte kuruludur. Termik enerjinin yanı sıra hidroelektrik enerjisi üretimi de yapılır. Demirköprü (Gediz), Kemer ve Adıgüzel (Büyük Menderes) barajları bu bölgededir. Denizli-Sarayköyde jeotermal santral kuruludur.
Endüstri
Başlıca endüstri tesisleri şunlardır :
Besin, Sıvı Yağ : İzmir, Ayvalık, Edremit
Şeker : Uşak, Afyon, Kütahya
Sigara ve İçki : İzmir
Petrol Arıtma ve Petro Kimya : İzmir - Aliağa
Seramik, Çini, Porselen : Kütahya, Uşak, İzmir
Pamuklu Dokuma : İzmir, Aydın, Nazilli, Söke, Bergama, Denizli ve Uşak
Otomotiv : İzmir
Tarım Makineleri : Manisa, Aydın
Kağıt : Afyon (Çay)
Azot Gübre : Kütahya
Ulaşım
Doğu batı yönlü uzanan dağlar ve arasındaki ovalar, kıyı kesimle iç kesimi birbirine bağlayan yolların yapımını kolaylaştırmıştır. Dağlık Menteşe Yöresi dışında bölgede ulaşım sorunu yoktur. İzmit limanı ard bölgesine kara ve demiryollarıyla bağlanmıştır. Türkiyenin en önemli ihraç limanıdır. Afyon ve Denizli de önemli yolların kesiştiği, ulaşımın geliştiği merkezlerdir.
Turizm
Ege Bölgesinde özellikle kıyı kesimler tarihi ve doğal güzellikleriyle turizmin çok geliştiği yerlerdir. Bodrum, Marmaris, Kuşadası, Çeşme, Didim, Foça deniz turizminin geliştiği merkezlerdir. Denizli Pamukkaledeki travertenler, kaplıcalar, Selçuk-Efeste Meryem Ana Kilisesi ve antik kent, Bergama, Sard, Didim, Milet, Afrodisyas anitk kentleri, Afyon ve Kütahya kaplıcaları bölgenin diğer turizm zenginlikleridir.
Bölgenin Ülke Ekonomisindeki Yeri
Ege Bölgesi sosyo-ekonomik gelişmişlik açısından Marmara Bölgesinden sonra 2. sırada yer alır. Aşağıda bölge ekonomisinde önemli yer tutan ürün ve ekonomik faaliyet türlerinin listesi verilmiştir.
Akdeniz Bölgesi
Bölge adını komşu olduğu Akdenizden alır. Bölge, yer şekilleri ve bun bağlı olarak ekonomik özelliklerin farklılığı nedeniyle iki bölüme ayrılmıştır. Bunlar Antalya ve Adana Bölümüdür
Yer şekilleri
Bölgede yüksek dağlar ve platolar geniş alan kaplar.
Dağlar : Bölgenin çatısını oluşturan Toros Dağları, Alp kıvrım kuşağının ülkemizdeki uzantısıdır. Teke Yarımadasından itibaren başlayan Toroslar Batı, Orta ve Güneydoğu Toros Dağları adını alarak Anadolunun güneyinde uzanır. Bölgenin doğusunda yükseltisi 3500 metreyi aşan dağlar burada kıyıdan uzaklaşır. İskenderun körfezinin doğusunda yer alan Amanos Dağları kırılma ile oluşmuş horstlardır.
Ovalar : Adana Bölümündeki Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin oluşturduğu Çukurova ile Göksunun oluşturduğu Silifke Ovası bölgedeki delta ovalarıdır. Bu bölümde yer alan Amik ve Maraş ovaları ise çöküntü ovalarıdır. Antalya Bölümünde yer alan Acıpayam, Tefenni, Elmalı ve Göller Yöresi ovaları karstik oluşumlu polyelerdir.
Platolar : Batı ve Orta Toroslar arasında, yüksekliği 2000 metreyi bulan, Göksu Irmağı ve kollarınca parçalanmış Taşeli Platosu yer alır. Bölgede kalker taşlar yaygın olduğundan karstik oluşumlar fazladır. Teke Yarımadası ve Taşeli Platosu karstik oluşumların en sık görüldüğü alanlardır.
Akarsular ve Göller
Akarsular : Antalya Bölümünde Dalaman, Aksu, Köprüçayı ve Manavgat çayları, Adana Bölümünde ise Göksu, Seyhan, Ceyhan ve Asi ırmakları Akdenize dökülen önemli akarsulardır. Akarsuların rejimleri düzensizdir. En çok suyu kış aylarında taşıyan akarsuların, yaz aylarında yağış azalması ve sıcaklık nedeniyle suları çekilir.
Göller : Göl oluşumları bakımından zengin olan bölgenin önemli gölleri Antalya Bölümündedir. Dağlar arasındaki çukurluklarda, tektonik oluşumlu Beyşehir, Eğirdir, Burdur, Acıgöl, Suğla Gölü gibi büyük göller yer alır. Buraya Göller Yöresi denir. Beyşehir ve Eğirdirin yer altı kaynaklarıyla denize bağlantısı olduğundan suları tatlıdır. Teke Yarımadasındaki Kovada, Salda, Yarışlı, Elmalı ve Ketsel karstik oluşumlu küçük göllerdir. Köyceğiz Gölü alüvyal set gölüdür.
İklim
Bölgenin kıyı kesiminde Akdeniz iklimi görülür. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlıdır. Yıllık ortalama yağış miktarı 750-1000 mm kadardır. Subtropikal yüksek basıncın etkisi nedeniyle yaz kuraklığı şiddetlidir. Torosların İç Anadoludan gelen soğuk hava kütlelerini engellemesi, enlem ve denizellik özelliği nedeniyle kış mevsiminin en ılıman geçtiği bölgedir. Antalya Bölümündeki Göller Yöresinde iklim değişir ve karasala dönüşür. Bu bölümde yağışlar azalıp, sıcaklık farkları artar.
Doğal Bitki Örtüsü
Doğal bitki örtüsü Akdeniz iklimine ve yaz kuraklığına uyumlu, her zaman yeşil kalabilen, sert yapraklı, bodur bitki topluluğu olan makidir. Kıyıdan itibaren 700-800 metrelere kadar görülebilen maki topluluğu içinde zeytin, mersin, keçiboynuzu, defne, zakkum, sandal ve kocayemiş gibi ağaçlar bulunur. Daha yüksek kesimlerde kuraklığa uyumlu kızılçam, toros sediri ve karaçam türlerinden oluşan iğne yapraklı ormanlara geçilir. Bölge orman bakımından Karadeniz Bölgesinden sonra ikinci sırayı alır. Torosların içe dönük yamaçları ile Göller Yöresinde ormanlar seyrekleşir 2000 m yükseltiden sonra dağ çayırları başlar.
Nüfus ve Yerleşme
Bölge genişliğine oranla çok az nüfuslanmıştır. Çünkü Toros Dağları ve karstik arazi geniş yer kaplar. Nüfus daha çok kıy ovalarında ve Göller Yöresinde toplanmıştır. Adana Bölümünde nüfus daha fazla olup, bu bölümdeki Çukurova ve Amik ovaları Türkiyenin en yoğun nüfuslu yerlerindendir. Nedeni tarım arazisinin geniş olması ve ulaşım kolaylığıdır. Ayrıca Adana Bölümünün göç alması da etkendir. Taşeli ve Teke platoları ile Torosların yüksek kesimleri tenhadır.
İller
Adana, Antalya, Burdur, Hatay, Isparta, İçel, Kahramanmaraş, Kilis, Osmaniye.
Ekonomik Özellikler
Tarım
Yazların uzun ve sıcak, kışların ılık geçmesi nedeniyle yılda 2, 3 kez tarımsal ürün alınır. Yaz kuraklığının tarımı olumsuz etkilemesi sulamayı zorunlu kılmıştır. Kışların ılık geçmesi ve güneşlenme süresinin uzunluğu seracılık faaliyetlerini geliştirmiştir. Bölgede ekonomik değeri yüksek olan ve ihraç edilen tarım ürünlerinin yetiştirilmesi tercih edilir.
UYARI : Antalya Bölümünde kalkerli arazinin yaygınlığı ve yaz kuraklığının belirginliği tarımı olumsuz yönde etkiler.
Tarım Ürünleri
Kıyı Bölgesi Tarım Ürünleri
Kış ılıklığına bağlı olarak turunçgil ve muz üretimi yapılır. Muzun %100ü, turunçgillerin % 88i bu bölgede üretilir. Ayrıca Türkiye pamuk üretiminin % 35i, sebzenin % 26sı, yerfıstığının % 88i anasonun % 65i ve susamın % 80i bu bölgeden sağlanmaktadır.
Göller Yöresi Tarım Ürünleri
Burada yetiştirilen ürünler kıyı kesiminden farklılaşır. Tahıl, haşhaş, anason, şeker pancarı, gül ve tütün yetiştirilir.
Hayvancılık
Akdeniz Bölgesinde çayır ve otlakların az yer tutmasına karşın beslenen hayvan sayısı bir hayli fazladır. Bu durumun nedeni her zaman yeşil kalabilen ve 800 mlere kadar çıkabilen maki topluluğunun varlığıdır. Teke Yarımadası, Taşeli Platosu ve Torıs Dağlarında küçükbaş hayvancılık yaygındır. Özellikle kıl keçisi beslenir. Dağların yüksek kesimlerinde koyun yetiştirilir. Arazinin çok engebeli olması nedeniyle hayvanların et ve süt verimi düşüktür. Antalya Yöresinde arıcılık önemlidir.
Ormancılık
Türkiye ormanlarının yaklaşık % 24ü bu bölgede bulunur. Buna bağlı olarak ormancılık gelişmiştir. Orman ürünleri Göller Yöresindeki kereste fabrikalarında işlenir. Dalaman (Muğla), Silifke-Taşucunda (Mersin) ise kağıt fabrikaları bulunur.
Madenler ve Enerji Kaynakları
Madenler : Antalya Bölümü maden bakımından daha zengindir. Bu bölümdeki Fethiye Dalaman havzası önemli bir krom çıkarım alanıdır. Ayrıca Adana-Kozan, Hatay, Amanos Dağlarında krom çıkartılır. Antalya-Akseki ile Konya-Seydişehir arasında Türkiyenin en büyük ***sit yatakları yer alır. Keçiborluda kükürt yatakları bulunur. Kahramanmaraş-Faraşa, İskenderun-Payasta demir yatakları işletilir.
Enerji Üretim Tesisleri
Seyhan, Aslantaş, Menzelet, Oymapınar bölgedeki önemli hidroelektrik santrallerdir.
Endüstri
Başlıca endüstri tesisleri şunlardır :
UYARI : Antalya Bölümünde endüstriyel gelişim, ulaşım zorluğu nedeniyle daha geridir.
Besin Bitkisel Yağ : Adana, Kahramanmaraş, Antalya
Şeker : Burdur
İplik ve Pamuklu Dokuma : Adana, Tarsus, Kahramanmaraş, Antalya
Halı Dokuma : Isparta, Burdur
Sigara İçki : Adana
Demir Çelik : İskenderun
Petrol Rafinerisi : Mersin (Ataş)
Alüminyum : Seydişehir
Gübre : Mersin, İskenderun
Tarım Makineleri : Çukurova, Adana
Pil : Antalya
Ulaşım
Toros Dağlarının kıyıya paralel uzanması, ulaşımı güçleştirir. Adana Bölümü ulaşım bakımından daha elverişlidir. Çukurova, Gülek ve Belen geçitleri ile diğer bölgelere bağlanmıştır. Silifke ovası Sertavul geçidi ile Antalya ise Çubuk geçidi ile iç kesime bağlantılıdır. Antalya dışındaki kentler demiryolu ile diğer bölgelere bağlantılıdır. Mersin ve İskenderun Limanları ard bölgelerine demiryolu ile bağlantılı olduğundan gelişmiştir. Dörtyol ve Yumurtalık önemli petrol limanlarıdır.
Turizm
Bölgenin kıyı kesimindeki elverişli iklim koşulları, doğal güzellikler ve tarihi zenginlikler turizmin gelişmesini sağlamıştır. Özellikle Antalya Bölümünde turizm gelişmiştir. Antalya, Alanya, Side, Kaş, Kalkan bu bölümde deniz turizminin geliştiği merkezlerdir. Akdeniz medeniyetini simgeleyen Olimpus, Patara gibi tarihi şehir kalıntıları önemli turistik çekiciliklerdir. Bölgede geniş alan kaplayan karstik şekiller, özellikle Damlataş ve İnsuyu mağaraları ile Cennet Cehennem obrukları doğa harikasıdır. Pek çok milli park ile uluslararası yarışma ve festivallere duyulan aşırı ilgi bölge turizminin gelişmesine katkıda bulunmaktadır.
Bölgenin Ülke Ekonomisindeki Yeri
Akdeniz Bölgesi Türkiyenin 4. gelişmiş bölgesidir. Aşağıda bölge ekonomisinde önemli yer tutan ürün ve ekonomik faaliyet türlerinin listesi verilmiştir.
Muz
Turunçgiller
Pamuk
Yerfıstığı
Sebze
Meyve
Orman ürünleri
Turizm
İç Anadolu Bölgesi
Kuzeyinden Kuzey Anadolu, güneyinden Toros Dağları ile çevrili olan bölge, topoğrafik yönden Anadolunun ortasında bir çanak şeklindedir. Yer şekilleri ölçüt alınarak bölge 4 bölüme ayrılmıştır. Bunlar Konya Bölümü, Yukarı Sakarya Bölümü, Orta Kızılırmak Bölümü ve Yukarı Kızılırmak Bölümüdür.
Yer şekilleri
Yüzölçümü bakımından 2. büyük bölge olan İç Anadoluda yüksek ve uzun dağ sıraları bulunmaz. Ortalama yüksekliği 1000 m olan platolarla ovalar yaygındır. Bölgenin yüksekliği doğuya doğru artar.
UYARI : İç Anadolu Bölgesinde yağışların yetersiz olmasının nedeni çevresindeki yüksek dağlardır.
Dağlar : Bölgede orojenik ve volkanik dağ sıraları bulunur. Bunlar Akdağlar, Hınzır ve Tecer Dağlarıdır. Elmadağı ve Sündiken gibi dağ kuşaklarının yükseltisi fazla değildir. Erciyes, Hasan Dağı, Melendiz Dağı, Karacadağ ve Karadağ bölgenin sönmüş volkanlarıdır.
Ovalar : Ankara, Eskişehir, Kayseri ve Konya bölgenin önemli ovalarıdır.
Platolar : Yer şekilleri sade olan bölgede Haymana, Cihanbeyli, Obruk, Orta Kızılırmak, Bozok ve Yazılıkaya platolarının yüksekliği 1000 metreyi bulur. Kireçtaşlarından oluşmuş bu platolarda karstik şekillerden obruk yaygın olarak görülür.
Akarsular ve Göller
Akarsular : Kızılırmak ve Sakarya Nehri ile Zamantı Çayı denize ulaşan önemli akarsulardır. İç Anadolunun güneyinde Tuz Gölü, Konya, Develi ve Afyon kapalı havzalarında çok sayıda kısa boylu akarsu boşalır.
Göller : Tuz Gölü, Eber, Akşehir, Çavuşçu, Seyfe Gölleri tektonik oluşumlu başlıca göllerdir. Acıgöl ve Meke Tuzlası Gölleri volkanik oluşumludur. Bölgedeki en büyük baraj gölü Kızılırmak üzerindeki Hirfanlıdır.
İklim
Çevresindeki yüksek dağların etkisi ile deniz etkilerine kapalı olan bölgede iklim karasallaştığından ılıman karasal (step) iklim özellikleri görülür. Kış mevsimi Doğu Anadoludaki kadar sert geçmez. Ancak doğuya doğru iklim sertleşir. Yaz mevsimi odlukça sıcak geçer. Yağış miktarı en az olan bölgedir. Tuz Gölü ve çevresi Türkiyenin en az yağış düşen yöresidir. Bölgenin kuzeyine doğru yağışlar biraz artar.
Doğal Bitki Örtüsü
Doğal bitki örtüsü yazın kuruyan ot topluluklarının oluşturduğu bozkırdır. Yağışların azlığı ve ormanların çok tahrip edilmiş olması nedeniyle antropojen bozkırlar geniş yer kaplar. Akarsu kıyılarında kavak ve söğüt ağaçları yoğunlaşır. Yozgat, Akdağlarda ve Sündiken Dağlarında bölgenin en geniş ormanları yer alır. Ancak mevcut ormanlar bölgenin sadece %7lik bir bölümünü kaplar.
Nüfus ver Yerleşme
Marmaradan sonra en kalabalık bölgedir. Genişliğine oranla az nüfusludur. Nüfusun büyük bölümü su kaynaklarının daha bol olduğu, bölge kenarındaki dağ eteklerinde toplanmıştır. En yoğun nüfuslanan bölüm ulaşım yollarının kavşağında olan ve endüstrinin geliştiği Yukarı Sakaryadır. En az nüfuslanan bölüm ise yüksek, engebeli ve iklimi sert olan Yukarı Kızılırmaktır. Tuz Gölü çevresi Türkiyenin en tenha yeridir. Kırsal kesimde evlerin bir arada olduğu toplu yerleşmeler yaygındır.
İller
Aksaray, Ankara, Çankırı, Eskişehir, Karaman, Sivas, Kayseri, Kırıkkale, Kırşehir, Konya, Nevşehir, Niğde, Yozgat
Ekonomik Özellikler
Tarım
Bölgenin ekonomisi tarıma dayanır. Ekili-dikili arazi bölgenin yaklaşık üçte birini kaplar. Nadasa bırakılan arazi fazladır. Yaz kuraklığı tarımsal faaliyetleri sınırlandırır. Erozyon nedeniyle tarımsal faaliyetler olumsuz etkilenir. Bölgenin iklimi tahıl tarımını yaygınlaştırır. Sulama yapılamayan alanlarda tahıl tarımı ön plandadır. Arpanın %39u, buğdayın %31i bu bölgede üretilir.
Tarım Ürünleri
Tahıllar : En önemli buğday ve arpa üretim alanı Konya Ovasıdır. Burayı Ankara, Yozgat ve Kayseri takip eder.
Baklagiller : Nohut, fasulye, yeşil mercimek gibi baklagillerin üretimi önemlidir. Bu ürünler üretimde ilk sırayı alır. Konya ve Yozgat mercimek üretiminde birinci sırada gelir.
Patates : Üretiminde bölge ilk sırayı alır. Niğde ve Nevşehirde üretilir. Buralardaki volkanik arazi patatesin büyümesi açısından çok elverişlidir.
Şekerpancarı : Sulama yapılan yerlerde özellikle Konya, Eskişehir ve Aksaraydaki tarım alanlarının büyük bölümü şekerpancarına ayrılmıştır.
Sebze : Sulamanın yaygın olmayışı sebze tarımını olumsuz etkilemiştir. Sulanabilen yerlerdeki sebze üretimi yetersiz kalmaktadır.
Meyve : Volkanik alanlarda bağcılık gelişmiştir. Kayısı gibi meyve üretimi yaygındır.
Hayvancılık
Kurak iklimi, bitki örtüsünün bozkır olması ve düzlüklerin geniş yer kaplaması küçükbaş hayvancılığı yaygınlaştırır. Tiftik keçisinin %78i bu bölgede beslenir. Torosların İç Anadoluya bakan yamaçlarında yaygındır: Özellikle Konya başta olmak üzere Karaman, Kayseri ve Sivasta karaman ırkı koyun beslenir. En çok koyun beslenen bölge olan İç Anadoluda mera hayvancılığı yaygındır. Kırsal kesimde ailenin ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik beslenen büyükbaş hayvanların sayısında son yıllarda artış olmuştur. Bölgede kümes hayvancılığı ile arıcılık (Toros yamaçlarında) da gelişmiştir.
Ormancılık
Yağışların çok az olduğu ve ormanların tahrip edildiği İç Anadolu Bölgesinde ormanlar çok dar bir alanda görülür. Ormanlar daha çok Sündiken Dağları ve Akdağlarda bulunur ve bölgenin sadece %7lik bölümünü kaplar. Bu nedenle bölgede ormancılık gelişmemiştir.
Madenler ve Enerji Kaynakları
Madenler : Eskişehirde bor ve borasit, Ankarada manganez, Kayseride demir çıkarılır. Tuz Gölü, Çankırı, Kırşehir ve Sivasta tuz üretimi yapılır.
Enerji Kaynakları : Ankarada linyit çıkarılır.
Enerji Üretim Tesisleri : Enerji üretimi fazla değildir. Ankara Çayırhan ve Sivas Kangalda linyitle çalışan termik santraller kuruludur. Sarıyar, Gökçekaya, Hirfanlı ve Kesikköprü önemli hidroelektrik santralleridir.
Endüstri
Başlıca endüstri tesisleri şunlardır :
Şeker : Eskişehir, Ankara, Konya, kayseri, Sivas, Niğde
İçki : Ankara, Nevşehir, Yozgat
Lokomotif : Eskişehir
Vagon Demiryolu Malzemesi : Sivas
Uçak : Eskişehir, Ankara
Silah : Kırıkkale
Çelik : Kırıkkale
Petrol Rafinerisi : Kırıkkale
Pamuklu Dokuma : Eskişehir, Ereğli, Karaman, Kayseri ve Nevşehir
Madeni Eşya : Kayseri
Ulaşım
Topoğrafyasının fazla engebeli olmaması nedeniyle kara ve demiryolu ağının en çok geliştiği bölgedir. Demiryolu ağı tüm bölgelerle bağlantıyı sağlayacak durumdadır. Ankara, Eskişehir, Kayseri ve Sivas önemli yolların kavşağı durumundadır. Ayrıca bölgede Ankara, Eskişehir, Konya ve Sivasta havaalanı bulunmaktadır.
Turizm
Bölgenin çok çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapmış olması nedeniyle tarihi turizm açısından zengindir. Neolitik döneme ait yerleşmeler, Hititlerden kalma çeşitli eserler önemli turizm çekicilikleridir. Kayseri, Nevşehir, Niğde arasındaki Kapadokya Yöresinde peribacası oluşumları, yer altı kentleri ve kiliseler turizm bakımından önem taşıyan yerlerdir. Konya, Selçuklu eserleri ve Mevlana Müzesi ile turizmin geliştiği bir merkezdir. Ayrıca Eskişehir, Ankara, Konya, Niğde ve Kayseride kaplıca turizmi önem taşımaktadır.
Bölgenin Ülke Ekonomisindeki Yeri
İç Anadolu Türkiyenin gelişmişlik açısından 3. büyük bölgesidir. Aşağıda bölge ekonomisinde önemli yer tutan ürün ve ekonomik faaliyet türlerinin listesi verilmiştir.
Arpa
Şekerpancarı
Baklagiller
Buğday
Yapağı
Hayvancılık
Doğu Anadolu Bölgesi
Kenarları dağ sırası ile kuşatılmış, Türkiyenin 1/5 lik yüzölçümüne sahip en geniş coğrafi bölgedir. Yer şekilleri ve iklim özelliklerinin etkisiyle 4 bölüme ayrılmıştır. Bunlar Yukarı Fırat Bölümü, Erzurum-Kars Bölümü, Yukarı Murat-Van Bölümü ve Hakkari Bölümüdür.
Yer şekilleri
Bölgenin coğrafi özelliğini veren yükseltinin fazlalığıdır. Yüksekliği 3000 metreyi aşan, doğu-batı yönlü uzanan birbirine paralel dağ sıraları ve bu dağlar arasında yer alan çöküntü ovaları ile yüksek plotalar önemli yerşekilleridir.
Dağlar : Bölgeyi kuzeyden çevreleyen Karasu-Aras Dağları ile güneyden çevreleyen Güneydoğu Toroslar, Şerafettin Dağları, Hakkari Dağları Türkiyenin çatısını oluşturan önemli dağ sıralarıdır. Volkanik arazinin en geniş yer kapladığı bölgedir. Ağrı, Süphan, Nemrut ve Tendürek başlıca sönmüş volkanlardır.
Ovalar : Bölgenin düzlükleri kuzeyde, Erzincan, Tercan, Erzurum, Iğdır çöküntü ovalarıdır. Iğdır ovası, 800 metre ile bölgenin en çukur yeridir. Güneyde ise Elbistan, Malatya, Elazığ, Bingöl ve Muş çöküntü ovaları yer alır. Yüksekova ve Başkale ovalarının yüksekliği 2000 metreden fazladır. Bölge, kuzeydeki ve güneydeki çöküntü ovaları boyunca uzanan fay hatlarıyla, Türkiyenin önemli bir deprem bölgesidir.
Platolar : Doğu Anadoluda akarsularla yarılmış, çevresine göre alçakta ve yüksekte olan değişik platolar bulunmaktadır. Fırat ve kollarınca parçalanmış Uzunyayla, Erzurum-Kars platoları başlıcalarıdır.
Akarsular ve Göller
Akarsular
Bölgede yer alan Aras ve Kura nehirleri Hazar Denizine dökülür ve kapalı havza oluştururlar. Dicle, Fırat ve kolları olan Karasu ile Murat nehirleri bölgenin en önemli akarsularıdır. Bölge akarsularının rejimi düzensizdir. Kar erimeleri ile beslendiklerinden yazın suları kabarır. Yatak eğimleri fazla olduğundan hidroelektrik potansiyelleri fazladır. Van Gölü havzası Türkiyenin en geniş kapalı havzasıdır.
Göller
Göl bakımından Türkiyenin en zengin bölgesidir. Volkanik set gölü olan Van Gölü Türkiyenin en büyük gölüdür. Suları sodalı olan gölde feribot taşımacılığı yapılır. Diğer önemli gölleri; Erçek, Çıldır, Aktaş (Hazapin), Hazar, Balık, Haçlı ve Nemrut gölleridir.
İklim
Bölgenin denize uzak ve yüksek olması nedeniyle karasal iklimin etkisi görülür. Çok geniş bir bölge olması ve yükseklik farklarına bağlı olarak iklim özellikleri farklılaşır. Erzurum-Kars Bölümü kış mevsiminin en soğuk geçtiği, ortalama sıcaklıkların en düşük değerler gösterdiği yerdir. Burada yaz yağışları fazladır. Yukarı Fırat Bölümü daha güneyde yer alması ve yüksekliğin azalması nedeniyle bölgenin sıcaklık bakımından en elverişli yeridir. Kış yağışları fazla olur, yaz mevsimi ise kurak geçer.
Doğal Bitki Örtüsü
Bölgede orman örtüsü tahrip edilmiş olup, genellikle antropojen bozkırlar görülür. Kars-Sarıkamış Yöresinde sarıçam ormanları yer alır. Bingöl ve Tunceli çevresinde meşe ormanları yer alır. Yüksek kısımlar ile Erzurum-Kars Bölümünde gür çayırlar ve otlaklar bulunur.
Nüfus ve Yerleşme
Türkiyenin en seyrek ve Güneydoğu Anadoludan sonra en az nüfuslu bölgesidir. Doğum oranı çok yüksek olmasına karşın çok göç verdiğinden nüfusu azdır. Bölgenin dağlık olması, iklim özellikleri ve terör olayları göçleri artırıcı etki yapmaktadır. Kentleşme oranı düşüktür. Bölge nüfusunun büyük bölümü Yukarı Fırat Bölümündeki ovalarla, Iğdır Yöresinde toplanmıştır. Erzurum, Erzincan, Malatya ve Elazığ bölgenin en kalabalık merkezleridir.
İller
Ağrı, Ardahan, Bingöl, Bitlis, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Hakkari, Iğdır, Kars, Malatya, Muş, Şırnak, Tunceli, Van
Ekonomik Özellikler
Tarım
Bölgenin yüksek ve engebeli olması nedeniyle tarım alanları oldukça azdır. Bunlar daha çok tektonik kökenli oluklar ve platolarda yer alır. Malatya, Erzurum, Elazığ, Iğdır, Muş, Bingöl ve Erzincan ovaları en çok ekim yapılan alanlardır. Karasallığın şiddetli olması nedeniyle 2000 mnin üstünde tahıl tarımı yapılır. Tarım ürünü çeşidi az olan bölgede buğday, arpa, şekerpancarı ve patates başlıca tarım ürünlerini oluşturur.
Tarım Ürünleri
Pamuk : Iğdır ve Malatya ovalarında yetiştirilir.
Tütün : Muş, Bitlis ve Malatyada ekimi yapılır.
Tahıllar : Buğday Malatya, Elazığ, Erzurum-Pasinler ve Horasan ovalarında yetiştirilir. Buğdaya göre daha az sıcaklık isteyen arpa ise Kuzeydoğu Anadolu platolarında yetiştirilir.
Şekerpancarı : Sulanabilen tarım alanlarında yetiştirilir.
Sebze : Lahana ve patates Erzurum-Pasinler ve Horasan ovalarında yetiştirilir.
Meyve : Kayısı yoğun olarak Malatyada sulanabilen alanlarda, özellikle Fırat ve Tohma kıyılarında yetiştirilir. Ayrıca Malatya, Elazığ ve Erzincanda dut üretimi yapılır. Akarsu boylarında elma bahçeleri bulunur.
Hayvancılık
Hayvancılık tarıma göre daha çok önemlidir. Nedeni iklim koşullarının olumsuzluğu ve tarım alanlarının azlığıdır. Erzurum-Kars Bölümünde yaz yağışları ve gür otlaklara bağlı olarak büyükbaş hayvancılık, diğer bölümlerde ise küçükbaş hayvancılık yapılır. Hayvancılık mera hayvancılığı şeklinde yapılır ve verim azdır. Hakkari ve Kars yörelerinde arıcılık önemlidir.
Ormancılık
Türkiye ormanlarının %7si bu bölgededir. Bölge ekonomisinde ormancılık önem taşımaz.
Madenler ve Enerji Kaynakları
UYARI : Doğu Anadolu Bölgesinde volkanik arazi yaygın olduğundan maden çeşidi boldur.
Madenler : Bölge maden ve enerji üretiminde ilk sırayı alır. Bölge krom, demir, bakır, kurşun, kaya tuzu, barit, oltu taşı, manganez yatakları işletir.
Krom : Elazığda Alacakaya (Guleman) Havzası, Türkiyenin en büyük krom çıkarım alanıdır.
Demir : En çok bu bölgede çıkarılır. Sivas-Divriği, Malatya-Hekimhan, Hasançelebi, Çetinkaya havzalarında çıkarılır.
Bakır : Elazığ Maden, Diyarkbakır-Ergani havzasında çıkarılır. Bakır üretiminin yarısını bu bölge sağlar.
Enerji Kaynakları : En önemli linyit yatağı Afşin-Elbistan Havzasındadır. Kalorisi düşük ve rezervi bol olan linyitler Afşin-Elbistan termik santralinde kullanılır.
Enerji Üretim Tesisleri : Hidroelektrik üretiminin en fazla olduğu yerdir. Fırat üzerinde Keban, Karakaya ve Tercan barajları ile Karstaki Arpaçay önemli hidroelektrik santralleridir. Afşin Elbistan termik santralinde linyit kömürü yakılarak elektrik üretilir. Enerji tüketiminin en az olduğu bölgedir.
Endüstri
Başlıca endüstri tesisleri şunlardır :
Şeker : Erzurum, Malatya, Erzincan, Elazığ, Ağrı, Muş, Van-Erciş
Süt Ürünleri : Kars
Et Ürünleri : Van, Erzurum, Elazığ
Sigara : Malatya, Bitlis
Pamuklu Dokuma : Malatya, Erzincan
Fosfat : Sivrice-Elazığ
Ferrokrom : Elazığ
Kurşun : Keban
Ulaşım
Kışların sert ve uzun geçmesi, arazinin dağlık olması ulaşımı güçleştirir. Bölgede doğu-batı yönünde uzanan tektonik oluklar ve akarsu vadileri ulaşım açısından kolaylıklar sağlamaktadır. Dağlık Hakkari Bölümü ulaşımın en zor sağlandığı yerdir. Diğer bölümler kara ve demiryolu ile iç bölgelere bağlanmıştır. Ayrıca hava yolu ile ülkenin bir çok kentine ulaşım sağlanmaktadır.
Turizm
Ulaşım güçlüğü ve konaklama tesislerinin yetersizliği nedeniyle turizm gelişmemiştir. Dağcılık, kış turizmi, ve doğal güzellikleri açısından önemli bir potansiyele sahiptir. Nemrut Kaldera Gölü, Van Gölü, Gürlevik ve Bendimahi çağlayanları ilgi çeken doğa güzellikleridir. Doğu Beyazıttaki İshakpaşa Sarayı, Karstaki Ani Harabeleri, Erzurum ve Ahlattaki Selçuklu eserleri önemli tarihi zenginliklerdir.
Bölgenin Ülke Ekonomisindeki Yeri
Aşağıda bölge ekonomisinde önemli yer tutan ürün ve ekonomik faaliyet türlerinin listesi verilmiştir.
Kayısı
Şekerpancarı
Tahıl
Tütün
Süt
Et
Yapağı
Hayvancılık
Bakır
Demir
Krom
Manganez
Linyit
UYARI : Bölgede halkın ana geçim kaynağı tarımdır. Daha çok madencilik ve hayvancılığa dayalı sanayi kolları yer alır. Ulaşımın güçlüğü endüstrinin gelişmesini engellemiştir.
Güneydoğu Anadolu Bölgesi
En küçük coğrafi bölge olan Güneydoğu Anadolu Bölgesi yer şekilleri ve Buna bağlı olarak yerleşme ve ekonomik özellikler açısından iki bölüme ayrılmıştır. Bunlar, Orta Fırat Bölümü ve Dicle Bölümüdür. Bölgeyi bölümlere ayıran sınır Karacadağ volkan konisinden geçer.
Yer şekilleri
Yer şekilleri sade olan bölgede yükseltisi fazla olmayan ova ve platolar geniş yer kaplar.
Dağlar : Bölgenin kuzey kesiminde Toros dağ sırasının güney yamaçları uzanır. Burada asıl Toroslar ile onun önünde ikinci bir kıvrımlı dağ kuşağı uzanır. Bölgenin ortasında 1938 m yükseltiye sahip sönmüş Karacadağ Volkanı yer alır. Bölgenin batısında ise Gaziantep Platosu üzerinde yükselen Kartal Dağları önemli yükseklik oluşturur.
Ovalar : Karadağın batısında Altınbaşak (Harran), Ceylanpınar ve Birecik ovaları yer alır. Dicle nehri ve kollarının toplandığı Diyarbakır Havzasında fazla geniş olmayan ancak çok verimli bir ovaya geçilir.
Platolar : Karacadağın batısındaki Şanlıurfa, Gaziantep, Adıyaman platoları Fırat ve kolları tarafından derin bir şekilde yarılmıştır. Karacadağın doğusu ise daha engebeli bir yapı gösterir. Bu bölümün güneyinde Mardin-Midyat Eşiği yer alır.
Akarsular ve Göller
Akarsular
Bölgenin iki önemli akarsuyundan biri olan Fırat, kaynağını Doğu Anadolu Bölgesinden alır. Bölgede ise Toroslardan gelen Kahta ve Karadağdan gelen küçük akarsularla beslenir. Güneydoğu Torosların güneye bakan yamaçlarından birçok kol halinde çıkan Dicle Nehri ise bölgenin diğer önemli akarsuyudur. Her iki akarsu da Basra Körfezine sularını boşaltır.
Göller
Bölgede doğal oluşumlu göl yoktur. Ancak Fırat ve Dicle üzerinde kurulmuş baraj gölleri bulunmaktadır. Bölgenin ve ülkenin en büyük baraj gölü olan Atatürk Barajı bu bölge sınırları içindedir.
İklim
Denizden uzak olduğu için sıcaklık bakımından karasal iklim özellikleri görülür. Kışlar oldukça soğuk olup, en çok yağış bu mevsimde düşer. Yaz mevsimi ise enlemin, karasallığın ve güneyden esen çöl rüzgarlarının etkisiyle çok sıcak ve kurak geçer. Buharlaşma şiddeti çok fazla odluğundan yaz mevsiminin en kurak geçtiği bölgedir. Ayrıca batıdaki Gaziantep Yöresinde belirgin olarak Akdeniz ikliminin ektileri görülür.
Doğal Bitki Örtüsü
Bölgenin doğal bitki örtüsü bozkırdır. İç Anadolu bozkırlarına göre çok fakirdir. Bölgede antropojen bozkırlar da geniş yer kaplamaktadır. Ormanların en az alan kapladığı bölge olan Güneydoğu Anadoluda mevcut ormanların büyük bölümü de tahrip edilmiştir. Toros Dağları eteklerinde görülebilen ormanlar ise kuraklık nedeniyle çok zayıftır. Dicle Nehri boylarında yer yer kavak ve söğüt toplulukları görülür.
Nüfus ve Yerleşme
Nüfusu en az olan bölgemizdir. Ancak doğum oranının yüksek, yüzölçümünün küçük olması nüfus yoğunluğunun fazla olmasına neden olmuştur. Orta Fırat Bölümü ve özellikle Gaziantep Yöresi yoğun nüfuslanmıştır. Yağışın azaldığı düzlüklerde nüfus azalır. Bölgede ekonomik gelişmenin yavaş olması, terör olayları gibi nedenlerden dolayı göç veren bir bölgedir. Ayrıca mevsimlik işçi göçleri de olmaktadır.
İller
Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Mardin, Siirt, Şanlıurfa
Ekonomik Özellikler
Tarım
Tarım halkın temel geçim kaynağıdır. Tarım arazisi geniş olmasına karşın kuraklık nedeniyle tarımın en önemli sorunu sulamadır. Tarım topraklarının çok parçalı, tarım işletmelerinin küçük işletmeler şeklinde olması tarımsal verimi düşürmektedir. Tarım alanlarının üçte biri nadasa alınmaktadır. G.A.P. (Güneydoğu Anadolu Projesi) ile birlikte sulu tarım alanları genişlemekte, nadas arazisi azalmakta, tarım ürünü çeşitliliği artmaktadır.
Tarım Ürünleri
Buğday : Bölgedeki tarım alanlarının yarısından fazlasında buğday ekilir. En fazla ekim alanına sahip Şanlıurfayı Diyarbakır izler.
Arpa : Bölgede yetiştirilen diğer önemli tahıl olan arpa, en fazla Şanlıurfa, Siirt ve Adıyamanda yetiştirilir.
Pamuk : Bölgede en fazla ekilen endüstri bitkileri arasında yer alan pamuk, halen sulanmakta olan Akçakale ve Gaziantepte yetiştirilir.
Kırmız Mercimek : Kuraklığa dayanıklı bir baklagildir. Türkiye üretiminin tam***** yakınını bu bölge sağlar. En çok Şanlıurfa ve Gaziantepte yetiştirilir.
Susam : Az bir alanda ekimi yapılmaktadır. Ancak üretimi bölge için önem taşır.
Çeltik : Siverekte yetiştirilmektedir.
Antep Fıstığı : Bölgenin karakteristik ürünüdür. Üretimin % 90ı bu bölgede gerçekleşir.
Üzüm : Özellikle Gaziantep çevresinde bağcılık gelişmiştir. Üretilen üzüm yaş olarak tüketilmesinin yanı sıra pekmez, pestil ya da içki yapımında kullanılır.
Zeytin : Akdeniz ikliminin etkileri görülen Gaziantep yöresinde Kilis ve Islahiye çevresinde yetiştirilir.
Tütün : Sulama ile birlikte ekim alanları genişlemektedir. Üretimde Adıyaman ve Batman önde gelir.
Sebze : Sulanabilen alanlarda domates, biber, patlıcan gibi çeşitli sebzeler yetiştirilmektedir.
Meyve : Bölgenin karpuz üretiminde ayrı bir yeri vardır. Özellikle Diyarbakır çevresinde ağırlığı 20 kgı aşan karpuz yetiştirilmektedir.
Hayvancılık
Bölgede hayvancılık önemli bir ekonomik faaliyettir. Bölgenin doğal özellikleri ve gelenekleri hayvancılığın gelişmesine zemin hazırlamıştır. Bitki örtüsünün bozkır olması nedeniyle küçükbaş hayvancılık yaygındır. Bölgede en çok koyun yetiştirilir. Koyundan sonra en fazla yetiştirilen kıl keçisidir ve Toros Dağları eteklerinde otlatılır. Ayrıca Toros Dağlarında arıcılık yapılmaktadır.
Ormancılık
Kuraklık nedeniyle ormanların en az bulunduğu bölgedir. Torosların eteklerinde bulunan ormanlar da çok zayıftır. Bu nedenle bölgede ormancılık gelişmemiştir.
Madenler ve Enerji Kaynakları
Madenler : Bölge maden bakımından zengin değildir. Gaziantep, Islahiye ve Kiliste krom ve bakır yatakları bulunur. Kilis-Gölbaşında fosfat çıkartılır. Ayrıca Toros Dağlarında krom ve çinko yatakları vardır.
Enerji Kaynakları : Petrolün çıkarıldığı tek bölgedir. Diyarbakır Havzasında Raman, Garzan, Şelmon yatakları ile Adıyamanda Yanarsu Havzasında çıkartılır. Türkiyenin petrol boru hatları bu bölge topraklarından geçer. Ayrıca Cizrede önemli bir enerji kaynağı olan linyit çıkarılır.
Enerji Üretim Tesisleri : Bölge enerji üretiminde giderek önem kazanmaktadır. G.A.P. kapsamında 22 hidroelektrik santral kurulması planlanmıştır. Önemli barajları Atatürk, Kralkızı ve Deve Geçididir.
Endüstri
Başlıca endüstri tesisleri şunlardır :
Besin : Diyarbakır, Şanlıurfa
İçki : Gaziantep, Şanlıurfa, Diyarbakır
Pamuklu Dokuma : Gaziantep, Adıyaman, Diyarbakır
Battaniye, Kilim, Halı : Siirt, Gaziantep
Petrol Rafinerisi : Batman
Ulaşım
Bölgede önemli dağ sıralarının olmaması ulaşımı kolaylaştırmıştır. Ancak Güneydoğu Toroslar, İç ve Doğu Anadolu ile olan ulaşıma engel olmaktadır. Irak ve Suriyeye bağlanan önemli yollar da bölgeden geçmektedir. Bölgede iki ana demiryolu hattı vardır. Bunlardan biri Kurtalan-Diyabakır-Gaziantep üzerinden Doğu ve İç Anadolu ile bağlantıyı sağlar. Diğeri Adana-Gaziantep üzerinden geçerek Nusaybine ulaşır. Güneydoğu Anadoludaki demiryolu hattında çoğunlukla tarımsal ürün ve maden taşınır.
Turizm
Doğal güzellikleri ve tarihi zenginliğine karşın bölge turizm açısından yeterince gelişememiştir. Adıyamandaki Nemrut Dağında bulunan Komagene krallığına ait mezarlar ve çeşitli anıtlar adeta açık hava müzesi durumundadır. Şanlıurfadaki Balıklı Göl halk tarafından kutsal sayılmakta, dinsel turizm için potansiyel oluşturmaktadır. Diyarbakırda bulunan Orta Çağa ait surlar, kuleler bölgedeki diğer turistik zenginliklerdir. Ayrıca Gaziantep Yöresindeki Karkamış ve Roma dönemine ait kalıntılar çok fazla turist çekmektedir.
Bölgenin Ülke Ekonomisindeki Yeri
Bölgenin Türkiye ekonomisine katkısı çok azdır. Doğu Anadolu Bölgesinden sonra geri kalmış ikinci bölgemizdir. Aşağıda bölge ekonomisinde önemli yer tutan ürün ve ekonomik faaliyet türlerinin listesi verilmiştir.
Petrol
Antep Fıstığı
Baklagiller
Üzüm
Pamuk
Hayvancılık
DÜNYANIN ŞEKLİ VE BOYUTLARI
Dünya, Güneş Sistemi'nin 9 gezegeninden biridir ve Güneş'e olan uzaklığı bakımından 3. Sırada bulunur. Coğrafya'nın asıl konusunu oluşturan Dünya'yı incelemek için bazı kavramların bilinmesi gerekir:
Eksen
Kutup Noktası
Ekvator
Paralel
Meridyen
Dünya'nın Şekli :
Dünyanın Şekli ve Boyutları :
Dünya, Kutup Noktaları'nda basık, Ekvator'da şişkindir. Dünya'nın kendisine özgü bu şekline geoid denir. Geoide en yakın geometrik şekil elipsoiddir. Verilen boyutlar "Hayford Elipsoidi" ne aittir.
Dünya'nın Boyutları
Ekvator yarıçapı = 6.378,4 km
Kutuplar yarıçapı = 6.356,9 km
Ekvator çevresi = 40.076,6 km
Kutuplar çevresi = 40.009,1 km
Pratikte bu uzunluklar yaklaşık olarak alınmaktadır.
Paralellerin Özellikleri :
Ekvator'a paralel uzanırlar
Çapları ve uzunlukları Ekvator'dan kutuplara doğru kısalır.
Ekvator'dan kutuplara doğru sayısız paralel çizilebilir. Ancak değerlendirme kolaylığı bakımından birer derece aralıklarla çizildikleri varsayılır.
Paralellerin 90 tanesi Kuzey Yarım Küre'de, 90 tanesi Güney Yarım Küre'de bulunur.
60. paraleller Dünya'nın küreselliğinden dolayı Ekvator'un yarısı uzunluğundadır.
Birbirini izleyen 2 paralel arasındaki uzaklık her yerde yaklaşık 111 km'dir.
UYARI : Dünya'nın geoid şekli nedeniyle 2 paralel arasındaki uzaklık Ekvator'dan kutuplara doğru artar. Örneğin, Ekvator ile 10 (kuzey-güney) enlemleri arasındaki uzaklık 110.596 m iken, 890-900 (kuzey-güney) enlemleri arasındaki uzaklık 110.700 m'dir. Ancak birbirini izleyen 2 paralel arasındaki uzaklık pratikte 111 km olarak kabul edilmiştir.
Özel Paraleller
Bazı paralellerin yerleri, güneş ışınlarının yere değme açısına bağlı olarak doğa tarafından belirlenmiştir. Bunlar :
Ekvator
Dönenceler
Kutup Daireleri
Kutup Noktaları
Ekvatorun Özellikleri
En uzun paraleldir.
Güneşin önünden en hızlı geçen noktaların oluşturduğu paraleldir.
Dünya'nın eksen çevresindeki dönüş hızı Ekvator'da yaklaşık 1670 km/saat'tir.
Güneş ışınlarını 21 Mart ve 23 Eylül'de dik açıyla alır.
Yıl boyunca sıcak olduğundan termik alçak basınç kuşağıdır.
Yükseltici hava hareketleri görüldüğü için bol yağış alır.
Gece ve gündüz süreleri yıl boyunca birbirine eşit ve 12'şer saattir.
Akdeniz Bölgesi
Bölge adını komşu olduğu Akdenizden alır. Bölge, yer şekilleri ve bun bağlı olarak ekonomik özelliklerin farklılığı nedeniyle iki bölüme ayrılmıştır. Bunlar Antalya ve Adana Bölümüdür
Yer şekilleri
Bölgede yüksek dağlar ve platolar geniş alan kaplar.
]
Dağlar : Bölgenin çatısını oluşturan Toros Dağları, Alp kıvrım kuşağının ülkemizdeki uzantısıdır. Teke Yarımadasından itibaren başlayan Toroslar Batı, Orta ve Güneydoğu Toros Dağları adını alarak Anadolunun güneyinde uzanır. Bölgenin doğusunda yükseltisi 3500 metreyi aşan dağlar burada kıyıdan uzaklaşır. İskenderun körfezinin doğusunda yer alan Amanos Dağları kırılma ile oluşmuş horstlardır.
Ovalar : Adana Bölümündeki Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin oluşturduğu Çukurova ile Göksunun oluşturduğu Silifke Ovası bölgedeki delta ovalarıdır. Bu bölümde yer alan Amik ve Maraş ovaları ise çöküntü ovalarıdır. Antalya Bölümünde yer alan Acıpayam, Tefenni, Elmalı ve Göller Yöresi ovaları karstik oluşumlu polyelerdir.
Platolar : Batı ve Orta Toroslar arasında, yüksekliği 2000 metreyi bulan, Göksu Irmağı ve kollarınca parçalanmış Taşeli Platosu yer alır. Bölgede kalker taşlar yaygın olduğundan karstik oluşumlar fazladır. Teke Yarımadası ve Taşeli Platosu karstik oluşumların en sık görüldüğü alanlardır.
Akarsular ve Göller
Akarsular : Antalya Bölümünde Dalaman, Aksu, Köprüçayı ve Manavgat çayları, Adana Bölümünde ise Göksu, Seyhan, Ceyhan ve Asi ırmakları Akdenize dökülen önemli akarsulardır. Akarsuların rejimleri düzensizdir. En çok suyu kış aylarında taşıyan akarsuların, yaz aylarında yağış azalması ve sıcaklık nedeniyle suları çekilir.
Göller : Göl oluşumları bakımından zengin olan bölgenin önemli gölleri Antalya Bölümündedir. Dağlar arasındaki çukurluklarda, tektonik oluşumlu Beyşehir, Eğirdir, Burdur, Acıgöl, Suğla Gölü gibi büyük göller yer alır. Buraya Göller Yöresi denir. Beyşehir ve Eğirdirin yer altı kaynaklarıyla denize bağlantısı olduğundan suları tatlıdır. Teke Yarımadasındaki Kovada, Salda, Yarışlı, Elmalı ve Ketsel karstik oluşumlu küçük göllerdir. Köyceğiz Gölü alüvyal set gölüdür.
İklim
Bölgenin kıyı kesiminde Akdeniz iklimi görülür. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlıdır. Yıllık ortalama yağış miktarı 750-1000 mm kadardır. Subtropikal yüksek basıncın etkisi nedeniyle yaz kuraklığı şiddetlidir. Torosların İç Anadoludan gelen soğuk hava kütlelerini engellemesi, enlem ve denizellik özelliği nedeniyle kış mevsiminin en ılıman geçtiği bölgedir. Antalya Bölümündeki Göller Yöresinde iklim değişir ve karasala dönüşür. Bu bölümde yağışlar azalıp, sıcaklık farkları artar.
Doğal Bitki Örtüsü
Doğal bitki örtüsü Akdeniz iklimine ve yaz kuraklığına uyumlu, her zaman yeşil kalabilen, sert yapraklı, bodur bitki topluluğu olan makidir. Kıyıdan itibaren 700-800 metrelere kadar görülebilen maki topluluğu içinde zeytin, mersin, keçiboynuzu, defne, zakkum, sandal ve kocayemiş gibi ağaçlar bulunur. Daha yüksek kesimlerde kuraklığa uyumlu kızılçam, toros sediri ve karaçam türlerinden oluşan iğne yapraklı ormanlara geçilir. Bölge orman bakımından Karadeniz Bölgesinden sonra ikinci sırayı alır. Torosların içe dönük yamaçları ile Göller Yöresinde ormanlar seyrekleşir 2000 m yükseltiden sonra dağ çayırları başlar.
Nüfus ve Yerleşme
Bölge genişliğine oranla çok az nüfuslanmıştır. Çünkü Toros Dağları ve karstik arazi geniş yer kaplar. Nüfus daha çok kıy ovalarında ve Göller Yöresinde toplanmıştır. Adana Bölümünde nüfus daha fazla olup, bu bölümdeki Çukurova ve Amik ovaları Türkiyenin en yoğun nüfuslu yerlerindendir. Nedeni tarım arazisinin geniş olması ve ulaşım kolaylığıdır. Ayrıca Adana Bölümünün göç alması da etkendir. Taşeli ve Teke platoları ile Torosların yüksek kesimleri tenhadır.
İller
Adana, Antalya, Burdur, Hatay, Isparta, İçel, Kahramanmaraş, Kilis, Osmaniye.
Ekonomik Özellikler
Tarım
Yazların uzun ve sıcak, kışların ılık geçmesi nedeniyle yılda 2, 3 kez tarımsal ürün alınır. Yaz kuraklığının tarımı olumsuz etkilemesi sulamayı zorunlu kılmıştır. Kışların ılık geçmesi ve güneşlenme süresinin uzunluğu seracılık faaliyetlerini geliştirmiştir. Bölgede ekonomik değeri yüksek olan ve ihraç edilen tarım ürünlerinin yetiştirilmesi tercih edilir.
UYARI : Antalya Bölümünde kalkerli arazinin yaygınlığı ve yaz kuraklığının belirginliği tarımı olumsuz yönde etkiler.
Tarım Ürünleri
Kıyı Bölgesi Tarım Ürünleri
Kış ılıklığına bağlı olarak turunçgil ve muz üretimi yapılır. Muzun %100ü, turunçgillerin % 88i bu bölgede üretilir. Ayrıca Türkiye pamuk üretiminin % 35i, sebzenin % 26sı, yerfıstığının % 88i anasonun % 65i ve susamın % 80i bu bölgeden sağlanmaktadır.
Göller Yöresi Tarım Ürünleri
Burada yetiştirilen ürünler kıyı kesiminden farklılaşır. Tahıl, haşhaş, anason, şeker pancarı, gül ve tütün yetiştirilir.
Hayvancılık
Akdeniz Bölgesinde çayır ve otlakların az yer tutmasına karşın beslenen hayvan sayısı bir hayli fazladır. Bu durumun nedeni her zaman yeşil kalabilen ve 800 mlere kadar çıkabilen maki topluluğunun varlığıdır. Teke Yarımadası, Taşeli Platosu ve Torıs Dağlarında küçükbaş hayvancılık yaygındır. Özellikle kıl keçisi beslenir. Dağların yüksek kesimlerinde koyun yetiştirilir. Arazinin çok engebeli olması nedeniyle hayvanların et ve süt verimi düşüktür. Antalya Yöresinde arıcılık önemlidir.
Ormancılık
Türkiye ormanlarının yaklaşık % 24ü bu bölgede bulunur. Buna bağlı olarak ormancılık gelişmiştir. Orman ürünleri Göller Yöresindeki kereste fabrikalarında işlenir. Dalaman (Muğla), Silifke-Taşucunda (Mersin) ise kağıt fabrikaları bulunur.
Madenler ve Enerji Kaynakları
Madenler : Antalya Bölümü maden bakımından daha zengindir. Bu bölümdeki Fethiye Dalaman havzası önemli bir krom çıkarım alanıdır. Ayrıca Adana-Kozan, Hatay, Amanos Dağlarında krom çıkartılır. Antalya-Akseki ile Konya-Seydişehir arasında Türkiyenin en büyük ***sit yatakları yer alır. Keçiborluda kükürt yatakları bulunur. Kahramanmaraş-Faraşa, İskenderun-Payasta demir yatakları işletilir.
Enerji Üretim Tesisleri
Seyhan, Aslantaş, Menzelet, Oymapınar bölgedeki önemli hidroelektrik santrallerdir.
Endüstri
Başlıca endüstri tesisleri şunlardır :
UYARI : Antalya Bölümünde endüstriyel gelişim, ulaşım zorluğu nedeniyle daha geridir.
Besin Bitkisel Yağ : Adana, Kahramanmaraş, Antalya
Şeker : Burdur
İplik ve Pamuklu Dokuma : Adana, Tarsus, Kahramanmaraş, Antalya
Halı Dokuma : Isparta, Burdur
Sigara İçki : Adana
Demir Çelik : İskenderun
Petrol Rafinerisi : Mersin (Ataş)
Alüminyum : Seydişehir
Gübre : Mersin, İskenderun
Tarım Makineleri : Çukurova, Adana
Pil : Antalya
Ulaşım
Toros Dağlarının kıyıya paralel uzanması, ulaşımı güçleştirir. Adana Bölümü ulaşım bakımından daha elverişlidir. Çukurova, Gülek ve Belen geçitleri ile diğer bölgelere bağlanmıştır. Silifke ovası Sertavul geçidi ile Antalya ise Çubuk geçidi ile iç kesime bağlantılıdır. Antalya dışındaki kentler demiryolu ile diğer bölgelere bağlantılıdır. Mersin ve İskenderun Limanları ard bölgelerine demiryolu ile bağlantılı olduğundan gelişmiştir. Dörtyol ve Yumurtalık önemli petrol limanlarıdır.
Turizm
Bölgenin kıyı kesimindeki elverişli iklim koşulları, doğal güzellikler ve tarihi zenginlikler turizmin gelişmesini sağlamıştır. Özellikle Antalya Bölümünde turizm gelişmiştir. Antalya, Alanya, Side, Kaş, Kalkan bu bölümde deniz turizminin geliştiği merkezlerdir. Akdeniz medeniyetini simgeleyen Olimpus, Patara gibi tarihi şehir kalıntıları önemli turistik çekiciliklerdir. Bölgede geniş alan kaplayan karstik şekiller, özellikle Damlataş ve İnsuyu mağaraları ile Cennet Cehennem obrukları doğa harikasıdır. Pek çok milli park ile uluslararası yarışma ve festivallere duyulan aşırı ilgi bölge turizminin gelişmesine katkıda bulunmaktadır.
BÖLGELER COĞRAFYASI
Türkiyenin Coğrafi Konumu
Türkiyenin Coğrafi Konumu ve Özellikleri
Türkiye Kuzey Yarım Kürede, eski dünya karalarının birbirine en çok yaklaştıkları stratejik bir bölgede yer alır. Buna bağlı olarak matematiksel ve özel konumu ülkenin sosyal, politik ve ekonomik durumu üzerinde etkili olmaktadır.
Türkiyenin Matematiksel Konumu
Türkiye 36° - 42° Kuzey enlemleri, 26°-45° Doğu boylamları arasında yer alır. Buna bağlı olarak;
1. Türkiye dört mevsimin belirgin olarak yaşandığı ılıman kuşakta yer alır
2. Güneş ışınları yıl içinde düz zeminlere dik gelmez. Bu nedenle yatay düzleme dik duran cisimlerin gölge boyları sıfır olmaz.
3. Ülkenin doğusu ile batısı arasında 76 dakikalık zaman farkı vardır.
Türkiyenin Özel Konumu
Türkiyenin eski dünya karaları olan Asya ve Avrupa kıtalarında toprakları bulunur. Üç tarafı denizlerle çevrili yarımada özelliği taşır. Ortalama yüksekliği fazla olup (1130 m), yükseklik batıdan doğuya doğru artar. Yakın jeolojik zamanda oluştuğundan kırıklı arazisi fazladır. Bu nedenle tektonik depremler sık görülür. Maden çeşitleri fazladır. Ortadoğu ve Asya petrollerine yakınlığı, boğazlara sahip olması jeopolitik önemini artırır.
Türkiyeyi Çevreleyen Denizler
Karadeniz
Sularının Özellikleri
Karadeniz, bol su taşıyan akarsularla beslendiğinden ve bol yağışlı bir bölgede bulunduğundan su seviyesi yüksektir.
Bulunduğu enlem nedeniyle suların sıcaklığı Akdeniz sularına göre daha düşüktür
Derinlerde kükürtlü hidrojen gazının bulunması, 200 mnin altındaki derinliklerde deniz canlılarının yaşamını engeller.
Tuzluluk oranı, %o 18dir.
Akıntılar
Karadenizin su seviyesinin yüksek ve tuzluluk oranının düşük olması nedeniyle Karadenizden Marmara Denizine doğru bir üst akıntı bulunmaktadır. Marmara Denizinden de Karadenize doğru alt akıntı bulunur.
Kıyı Tipi
Karadenizin Anadolu kıyıları, dağlar kıyıya paralel uzandığından genellikle dik ve yüksek kıyılar şeklindedir. Boyuna kıyı tipi özelliğindedir. Bu nedenle, Anadolu kıyılarının gerçek uzunluğu ile kuş uçuşu uzunluğu arasındaki fark azdır.
Marmara Denizi
Sularının Özellikleri
Marmara Denizi sularının özelliği bakımından, Akdeniz ile Karadeniz arasında bir geçiş özelliği gösterir. Karadenizden olan üst akıntı nedeniyle yüzeyde %o 23 tuzluluk oranı, Akdenizden olan alt akıntının etkisiyle derinlerde %o 36 civarındadır.
Akıntılar
Akdenizin tuzlu suları alt akıntı ile Karadenizin az tuzlu suları ise üst akıntı ile Marmara Denizi sularına karışır.
Kıyı Tipi
Marmara Denizi kıyılarında birden fazla kıyı tipi görülmektedir. Örneğin, İstanbul ve Çanakkale Boğazı kıyılarında ria kıyı tipi, İzmit-Yalova arasında enine kıyı tipi, kuzey kıyılarında limanlı kıyı tipi görülür.
Ege Denizi
Sularının Özellikleri
Sularının özellikleri bakımından Akdenize benzerlik gösterir. Tuzluluk oranı, Ege Denizinin kuzeyinde yaklaşık %o33, güneyinde ise yaklaşık %o 37 dir.
Akıntılar
Akdenizin tuzlu suları alt akıntı ile Ege Denizi sularına karışmaktadır. Karadenizden ise Ege Denizine doğru üst akıntı bulunmaktadır.
Kıyı Tipi
Ege Denizinin Edremit Kuşadası arası, dağlar kıyıya dik uzandığından enine kıyı tipindedir. Güneybatı Anadolu kıyıları ise (Bodrum, Marmaris, Datça) ria tipi kıyılardır.
Akdeniz
Sularının Özellikleri
Akdeniz sularının sıcaklığı diğer denizlerimizden daha yüksektir.
Bulunduğu enlem nedeniyle sıcaklık ve buharlaşma fazladır. Buna bağlı olarak, tuzluluk oranı %o 36 ilse %o 39 arasında değişir.
Akıntılar
Akdenizin çok tuzlu yoğun suları dip akıntı ile Marmara Denizine ulaşır.
Kıyı Tipi
Akdenizin Anadolu Kıyıları genlikle boyuna kıyı özelliğindedir. Finike Kaş arasında Dalmaçya kıyı tipi görülür.
Türkiyenin Sınırları ve Komşuları
Türkiyenin kara ve deniz sınırlarının toplam uzunluğu yaklaşık 11.000 kmdir. Burada Türkiyenin kara sınırları ve komşuları incelenecektir.
Sınırları
Türkiyenin kara sınırları yaklaşık 2753 kmdir. Irak ve İran sınırları doğal sınır özelliği taşımaktadır. Diğer sınırlarımız yer yer bazı engellerden geçseler bile büyük çoğunluğu politik sınır özelliğindedir. En uzun sınırımız 877 kmlik Suriye, en kısa sınırımız 18 kmlik Nahçıvan sınırıdır.
Komşuları
Asya ile Avrupa kıtalarını birbirine bağlayan bir köprü özelliğindeki Türkiye, Asyada Gürcistan, Ermenistan, Nahçıvan, İran, Irak, Suriye, Avrupada Yunanistan ve Bulgaristan ile sınır komşusudur.
Türkiyenin Coğrafi Bölgeleri
Türkiyenin bölgelerini incelerken öncelikle bazı kavramların bilinmesi gerekir. Bunlar coğrafi bölge, coğrafi bölüm ve yöredir.
Coğrafi Bölge : Taşıdığı belirli Coğrafi özellikleri ile çevresinden ayrılan, kendi içinde benzerlik gösteren en geniş coğrafi birimdir. Coğrafi bölgelerin sınırları belirlenirken doğal koşullar, sosyal ve ekonomik özellikler temel alınır.
Coğrafi Bölüm : Bir coğrafi bölge içinde doğal koşullar, sosyal ve ekonomik özellikler bakımından farklılık gösteren küçük birimlerdir.
Yöre : Bölüm içerisinde farklı özelliklere sahip, bölümden daha küçük birimlerdir. Iğdır Yöresi, Göller Yöresi, Menteşe Yöresi gibi.
Türkiyenin Coğrafi Bölgeleri
Ülkemiz 1941 yılında toplanan Birinci Coğrafya Kongresinde 7 coğrafi bölgeye ve 21 bölüme ayrılmıştır. Bunlar,
1. Karadeniz Bölgesi
2. Marmara Bölgesi
3. Ege Bölgesi
4. Akdeniz Bölgesi
5. İç Anadolu Bölgesi
6. Doğu Anadolu Bölgesi
7. Güneydoğu Anadolu Bölgesi
Karadeniz Bölgesi
Bölge adını komşu olduğu Karadenizden almıştır. Bölgenin tümü doğal, ekonomik ve beşeri özellikler bakımından benzer özellikler gösterir. Ancak yer şekilleri, iklim, tarım, yerleşme ve ekonomik etkinliklere bağlı olarak 3 bölüme ayrılmıştır. Bunlar Batı, Orta ve Doğu Karadenizdir.
Yer şekilleri
Dağlar : Batı Karadenizde birbirine paralel 3 sıra halinde uzanan dağlar, Orta Karadenizde kıyıdan uzaklaşıp, tek sıra halinde uzanır. Ortalama yükselti azalmıştır. Doğu Karadenizde ise dağlar iki sıra halinde uzanır. Bölgenin en yüksek dağları bu bölümdedir. Dağ sıraları arasında batı-doğu yönlü uzanan çöküntü ovaları ile Çoruh-Kelkit, Gökırmak ve Devres vadiler yer alır.
Ovalar : Bölgenin en geniş kıyı ovaları Çarşamba ve Bafra delta ovalarıdır. İç kesimlerde Suluova, Taşova, Turhal, Merzifon, Tosya, Boyabat gibi çöküntü ovaları yer alır. Bu çöküntü ovaları Türkiyenin en aktif deprem bölgeleridir.
Akarsular ve Göller
Akarsular : Yenice, Bartın, Kızılırmak, Yeşilırmak ve Çoruh bölgenin önemli akarsularıdır. Yatak eğimleri fazla, rejimleri düzensiz akarsulardır. Kar erimelerine bağlı olarak ilkbahar aylarında akım yüksektir.
Göller : Bölgede buzul gölleri ve heyelan set gölleri fazladır. Özellikle Doğu Karadeniz Dağlarında buzul etkisiyle oluşmuş buzul gölleri yaygındır. Sera (Uzungöl), Tortum, Borabay, Abant ve Yedigöller başlıca heyelan set gölleridir. Ayrıca bölgede çok sayıda baraj gölü bulunmaktadır.
İklim
Bölgenin kıyı şeridinde her mevsim yağışlı, yazları serin, kışları ılık geçen Karadeniz iklimi etkilidir. Bu iklimi etkileri Orta Karadenizde yer şekillerine bağlı olarak iç kesimlere kadar ulaşır. Batı ve Doğu Karadenizin iç kesimlerinde iklim karasallaşır, yağış miktarı azalır.
Doğal Bitki Örtüsü
İklim koşullarının orman yetişmesine uygun olduğu Karadeniz Bölgesinde özellikle denize dönük dağ yamaçlarında sık orman örtüsü görülür. Ormanlar deniz seviyesinden başlar ve 2200 metrelere kadar ulaşır.
Nüfus ve Yerleşme
Bölge, nüfus sayısı bakımından 3. sırada yer alır. Nüfusun büyük bölümü Doğu Karadeniz kıyıları , Orta Karadenizdeki ovalar ve Batı Karadenizde Zonguldak Yöresinde toplanmıştır. Bölgede iklimin nemli olması ve tarımsal koşullar, kırsal nüfusun fazlalığına yol açmıştır. Arazinin engebeli olması, su kaynaklarının bolluğu dağınık yerleşmeyi yaygınlaştırmıştır. Konut tipi olarak ahşap evler yaygındır.
İller
Amasya, Artvin, Bartın, Bayburt, Bolu, Çorum, Giresun, Gümüşhane, Karabük, Kastamonu, Ordu, Rize, Samsun, Sinop, Tokat, Trabzon, Zonguldak.
Ekonomik Özellikler
Tarım
Bölge ikliminin nemli olması, kıyıda yaz mevsiminin yağışlı geçmesi, buğday arpa gibi tahıl tarımını engellemiştir. Bol neme gereksinim duyan tarım ürünlerini yaygınlaştırmıştır. Tarım arazileri parçalı ve dar olup, genellikle eğimli arazilerdir. Bu durum tarımda makine kullanımını engellemiştir. Doğu Karadeniz kıyılarında bahçe tarımı yaygındır.
Tarım Ürünleri
Mısır : Kıyı kesiminde buğdayın yerini almıştır. Halkın temel besin maddesidir. Bölge mısır üretiminde 1. sırada yer alır. Ancak üretilen mısırın tümü bölge içinde tüketildiğinden ticari değeri yoktur.
Tütün : Karadeniz Bölgesi, üretimde Ege Bölgesinden sonra 2. sırada yer alır. Bafra Ovası (Samsun) en yoğun ekim yapılan alandır. Ayrıca Tokat, Amasya, Düzce Ovası (Bolu) ve Rize Yöresinde yetiştirilir.
Fındık : Kış ılıklığına gereksinim duyan fındık Karadeniz iklimine en uyumlu üründür. Türkiye üretiminin %84ü Karadeniz Bölgesi tarafından karşılanır. Bütün Karadeniz kıyılarında, yer yer iç kesimlerde yetişmesine karşın, en yoğun olarak Ordu ve Giresunda üretilir.
Çay : Muson iklimine uyumlu bir tarım ürünüdür. Bol nem ve kış ılıklığına gereksinim duyar. Trabzon Rize arasında Doğu Karadeniz kıyılarında, denize dönük yamaçlarda yetiştirilir. Ülke üretiminin tamamını Karadeniz Bölgesi karşılar.
Pirinç : Bol suya gereksinim duyar. Akarsu vadi tabanlarında ekimi yapılır. Tosya, Boyabat, Çarşamba ovaları başlıca ekim alanlarıdır.
Şekerpancarı : Bol yağışlı olan Doğu Karadeniz kıyıları dışında tüm bölgede yetişme koşulları vardır. Ekim alanları Kastamonu, Çorum, Tokat, Amasya illerinde geniştir.
Keten-kenevir : Nemli iklim bitkisi olan keten Batı Karadeniz Bölümünde Kastamonu ve Sinopta yetiştirilir. Kenevir ise uyuşturucu özelliği nedeniyle devlet kontrolünde üretilir.
Meyve : Amasyada elma, Kastamonuda erik, Rizede turunçgiller, Orta Karadenizde üzüm, Batı Karadenizde kestane tarımı yaygındır.
Hayvancılık
Gür otlaklar ve nemli iklimi büyükbaş hayvancılığı yaygınlaştırmıştır
Batı ve Orta Karadeniz iç kesimlerinde tiftik keçisi yetiştirilir.
Balıkçılık önemli geçim kaynağıdır.
Bolu Yöresinde arıcılık ve kümes hayvancılığı yaygındır.
Ormancılık
Ormanların geniş yer kaplaması, ormancılığı önemli bir geçim kaynağına dönüştürmüştür. Batı ve Doğu Karadenizde kereste, tomruk, parke ve kağıt fabrikaları bulunur.
Madenler ve Enerji Kaynakları
Madenler : Doğu Karadenizde Artvin ve Murgul (Göktaş), Batı Karadenizde, Kastamonu Kürede bakır çıkartılır. Bölgede çıkarılan bakır, Samsun bakır fabrikasında işlenir.
Enerji Kaynakları : Zonguldak havzasında taşkömürü çıkartılır. Türkiye üretiminin tamamını burası karşılar. Demir-çelik endüstrisinde enerji kaynağı olarak kullanılır. Taşkömürü tozundan Çatalağzı termik santralinde elektrik üretilir. Bolu, Çorum, Amasya ve Havzada linyit yatakları işletilmektedir.
Enerji Üretim Tesisleri : Kızılırmak üzerinde Altınkaya, Yeşilırmak üzerinde Almus, Hasan ve Suat Uğurlu hidroelektrik santralleri kuruludur. Hopada petrolle çalışan termik santral yer alır.
Endüstri
Başlıca endüstri tesisleri şunlardır :
UYARI : Endüstri Batı Karadeniz Bölümünde gelişmiştir. Zonguldak Havzası Türkiyenin ağır sanayi bölgesidir.
Şeker : Kastamonu, Turhal (Tokat), Suluova (Amasya), Çorum, Çarşamba (Samsun)
Çay : Rize ve çevresi
Demir çelik : Ereğli (Zonguldak) ve Karabük
Kağıt : Çaycuma (Zonguldak), Taşköprü (Zonguldak), Aksu (Giresun)
Kereste : Bolu, Düzce, Bartın, Ayancık
Ulaşım
Yer şekilleri nedeniyle Orta Karadeniz Bölümü dışında bölgede ulaşım zordur. Samsun ve Zonguldak dışında demiryolu ile ard bölgesine bağlı olan liman yoktur. Samsun ve Trabzon bölgenin gelişmiş liman kentleridir. Trabzon Limanı, Zigana ve Kop geçitleri ile bölge içine ve oradan da komşu ülkelere bağlanmıştır.
Turizm
Bölgede gerek tarihi kalıntılar gerekse doğal güzellikler turizm için önemli potansiyel oluşturmaktadır. Bölge iklimi deniz turizminin gelişmesini engellemiştir. Batı Karadenizde Amasya ve Sinopta deniz turizmi gelişmeye başlamıştır. Özellikle Kaçkar Dağlarındaki buzul gölleri, değişik bitki türleri bölgenin deniz turizmindeki açığını kapatacak derecede ilgi görmektedir. Bolu Aladağlar ve Abant çevresi kış sporlarının yapıldığı önemli merkezlerdir.
Bölgenin Ülke Ekonomisindeki Yeri
Karadeniz Bölgesi ekonomik gelişmişlik açısından 5. sırada yer alır. Aşağıda bölge ekonomisinde önemli yer tutan ürün ve ekonomik faaliyet türlerinin listesi verilmiştir.
Çay
Fındık
Kenevir
Pirinç
Mısır
Tütün
Deniz ürünleri
Taşkömürü
Bakır
Marmara Bölgesi
Marmara Bölgesi, yer şekilleri ve sosyo-ekonomik özelliklerine göre dört bölüme ayrılmıştır. Bunlar, Yıldız Dağları Bölümü, Çatalca - Kocaeli Bölümü, Ergene Bölümü ve Güney Marmara Bölümüdür.
Yer şekilleri
Dağlar : Yer şekilleri bakımından sade görünümlü olan bölge, bölgeler arasında ortalama yüksekliği en az olandır. Samanlı, Yıldız, Koru, Ganos, ve Biga Dağları bölgedeki başlıca dağ sıralarıdır. En yüksek dağ kütlesi Uludağdır.
Ovalar : Ergene, Adapazarı, Yenişehir, Karacabey, İnegöl ve Balıkesir bölgenin önemli ovalarıdır.
Platolar : Bölgede aşınmış tepelikler, dalgalı araziler, geniş yer tutar. Çatalca, Kocaeli, Biga ve Gelibolu platoları yer alır.
Akarsular ve Göller
Akarsular : Ergene, Susurluk ve Sakarya bölgenin önemli akarsularıdır. Ayrıca Biga Yarımadasında (Çanakkale Boğazı çıkışında) denize dökülen Karamenderes ile Marmara Denizine dökülen Kocabaş çayları bulunur.
Göller : Bölgenin Güney Marmara Bölümünde tektonik oluşumlu, büyük tatlı su gölleri bulunur. Bunlar İznik Gölü, Ulubat Gölü, Manyas Gölü ve Sapanca Gölüdür. Durusu (Terkos), Büyük Çekmece ve Küçük Çekmece gölleri ise kıyı set gölleridir. Ayrıca bölgede birçok baraj gölü de bulunmaktadır.
İklim
Bölge, Akdeniz iklimi, Karadeniz iklimi ve karasal iklim arasında geçiş alanıdır. Ergene Bölümü dışında, bölgede bozulmuş Akdeniz iklimi görülür. Karadeniz ikliminin ve enlemin etkisine bağlı olarak yaz kuraklığı Akdeniz Bölgesine göre daha azdır. Kışın kar yağışı olağandır. Ergene Bölümünde ise karasal iklim özellikleri görülür. Bölgenin kış mevsiminde en soğuk bölümü burasıdır.
UYARI : Marmara Bölgesinde çeşitli iklim tiplerinin görülmesi, bitki örtüsünün ve tarım ürünlerinin çeşitlenmesine yol açmıştır.
Doğal Bitki Örtüsü
Marmara kıyılarında 250-300 m yükseltiye kadar maki görülür. Karadeniz kıyıları ile Uludağda ormanlar yer alır. Yıldız Dağları Bölümü ise ormanların en geniş alan kapladığı yerdir. Orman bakımından 4. sırada yer alan bölgede iç kesimlere doğru gidildikçe antropojen bozkırlar görülür.
Nüfus ve Yerleşme
Marmara en kalabalık bölgedir ve nüfus yoğunluğu bakımından ilk sırada yer alır. Nüfuslanması, çok göç almasının bir sonucudur. Buna bağlı olarak kentleşme oranı en yüksek olan bölgedir. Çatalca Kocaeli Bölümü ile Bursa Yöresi yoğun nüfuslanmıştır. Yıldız Dağları Bölümü, Biga ve Gelibolu Yarımadası bölgenin en tenha yerleridir.
İller
Balıkesir, Bilecik, Bursa, Çanakkale, Edirne, İstanbul, Kırklareli, Kocaeli, Sakarya, Tekirdağ, Yalova
Ekonomik Özellikler
Tarım
Bölgenin fazla engebeli olmaması nedeniyle, yüzölçümüne göre ekli-dikili arazinin en geniş alan kapladığı bölgedir. Tarımsal ürün çeşitliliğinin en fazla olduğu bölge olmasında yükselti azlığı ve çeşitli iklimlerin geçiş alanında bulunması etkili olmuştur. Modern tarım yöntemleri kullanıldığından, elde edilen verim yüksektir. Ancak tüketici nüfus fazlalığı nedeniyle tarım ürünleri bölge gereksinimini karşılayamaz.
Tarım Ürünleri
Buğday : Trakyada Ergene Bölümünde yoğun olarak yetiştirilir. Bölge, üretimde İç Anadoludan sonar 2. sırada yer alır.
Ayçiçeği : Tohumlarından yağ elde etmek için yetiştirilir. Türkiye üretiminin % 80 ini bu bölge karşılar. Ergene ve Güney Marmara Bölümlerinde ekimi yoğunlaşır.
Şekerpancarı : Trakya, Güney Marmara ve Adapazarı ovalarında ekim yapılır.
Tütün : Bölge, Türkiye üretiminde 3. sırayı alır. Bursa, Balıkesir, Adapazarında ekimi yoğunlaşır.
Mısır : Bölge, üretimde Karadenizden sonra 2. sırayı alır. Adapazarı ve Bursa önemli ekim alanlarıdır.
Pirinç : Meriç ovalarında ekimi yoğunlaşır. Edirne bölge üretiminde ilk sırayı alır.
Şerbetçi otu : Bira sanayinde tad ve koku verici olarak kullanılır. Bilecik Yöresinde ekimi yapılır.
Zeytin : Güney Marmara Bölümünde Gemlik ve Mudanya Yöresinde üretimi yoğunlaşır. Bölge, üretimde Egeden sonar 2. sırayı alır. İri kalitede sofralık zeytin yetiştirilir.
Dut : Bölgede ipek böceği yetiştiriciliğine bağlı olarak dutçuluk önem taşır. Bursa, Balıkesir, Bilecik Yöresinde yoğun olarak yetiştirilir.
Meyve : Bursa Yöresinde yoğun olarak yetiştirilir. Şeftali, kiraz, çilek, kestane ve üzüm başlıcalarıdır.
Sebze : Bursa ve Adapazarı ovalarında yoğun olarak yetiştirilir. Domates, patates, sarımsak, soğan, patlıcan, kabak, biber başlıcalarıdır.
Hayvancılık
Makineli tarım nedeniyle otlak alanları daraldığından besi hayvancılığı ve mandıracılık gelişmiştir. Büyük kentler çevresinde kümes hayvancılığı yaygındır. Bursa Yöresinde ipek böcekçiliği önem taşır ve merinos koyunu yetiştirilir. Boğazlar ve Marmarada balıkçılık yapılır.
Ormancılık
Yıldız Dağlarının kuzeye bakan yamaçlarında, Samanlı Dağları üzerinde ve Uludağ çevresinde verimli ormanlar bulunur. Özellikle Karadeniz kıyılarındaki meşe ormanlarından yakacak odun üretiminde yararlanılır. Yıldız Dağları Bölümündeki ormanlardan odun kömürü ve kereste üretimi yapılır. Güney Marmara Bölümündeki ormanlar ise üretime en elverişli ormanlar arasındadır.
Madenler ve Enerji Kaynakları
Madenler
Maden ve enerji üretiminde Marmara Bölgesinin Türkiye ekonomisine katkısı azdır. En önemli yer altı zenginliği Susurluk, Bigadiç ve Mustafa Kemal Paşa Havzasında çıkarılan bor mineralleridir.
Enerji Kaynakları
Trakya (Saray, Harmanlı), Çan ve Bilecikte önemli bir enerji kaynağı olan linyit yatakları bulunmaktadır. Trakya Hamitabat ve Marmara Ereğlisinde doğal gaz çıkarılır.
Enerji Üretim Tesisleri
Enerji üretiminin en az, tüketiminin ise en çok olduğu bölgedir. Hamitabattaki doğalgaz çevrim tirübünü ile Orhanelide linyitle çalışan termik santral başlıca üretim tesisleridir.
Endüstri
Başlıca endüstri tesisleri şunlardır :
Şeker : Alpulu, Susurluk, Adapazarı
Konserve : Bursa, Çanakkale
Bitkisel Yağ : Trakyada yoğunlaşır
İçki-Sigara : Tekirdağ, İstanbul
İlaç : İstanbul
Dokuma : Bursa, İstanbul
Seramik : İstanbul, Çanakkale, Bilecik
Elektrikli Ev Eşyaları : İstanbul, İzmit
Kağıt : İzmit, Balıkesir başlıcalarıdır.
Cam : Kırklareli, İstanbul
Petrol Rafinerisi : İzmit (İpraş)
Petro kimya : İzmit
Otomotiv : Bursa, İstanbul, İzmit, Adapazarı
Traktör Vagon : Adapazarı
Gemi Yapımı : İstanbul, Gölcük
Ulaşım
Asya ve Avrupa kıtalarını birbirine bağlayan en kısa kara ve demiryolları bu bölgeden geçer. Yer şekillerinin sade olması ve yükseltinin azlığı ulaşımı kolaylaştırmıştır. Yıldız Dağları Bölümü ile Biga Yöresinde arazinin engebeli olması nedeniyle ulaşım gelişmemiştir. İstanbul, kara, hava, deniz ve demiryolu ulaşımının kesiştiği noktada yer alır. Bursa ve Edirne de önemli yolların geçtiği diğer merkezlerdir. Bandırma, Kocaeli (İzmit) ve Tekirdağ ise diğer önemli liman kentleridir.
Turizm
Marmara Bölgesi doğal güzelliklerinin yanı sıra tarihi ve kültürel zenginliğiyle de turizmde önemli bir paya sahiptir. Türkiye turizm gelirinin % 50 sini bu bölge sağlamaktadır. İstanbul ve Bursa bölgenin iki önemli turizm merkezidir. Ayrıca Edirne, İznik, Çanakkale ve Gelibolu tarihi turizmin geliştiği yerlerdir. Özellikle Bursa ve Gönen çevresinde kaplıca turizmi gelişmiştir. Güney Marmara Bölümündeki Kuş Cenneti ve Uludağ milli parkları da bölge turizmine önemli katkıda bulunmaktadır.
Bölgenin Ülke Ekonomisindeki Yeri
Marmara Bölgesi endüstri ve ticaret sektörünün yoğunlaştığı Türkiyenin en gelişmiş bölgesidir. Aşağıda bölge ekonomisinde önemli yer tutan ürün ve ekonomik faaliyetlerin listesi verilmiştir.
Ayçiçeği
Sebze
Zeytin
Buğday
Deniz Ürünleri
İpek Böcekçiliği
Endüstri ürünleri
Turizm
Ege Bölgesi
Ege Bölgesi, yer şekilleri, iklim ve bunun etkisine bağlı olarak beşeri ve ekonomik yönden farklı olan iki bölüme ayrılmıştır. Bunlar Ege Bölümü ve İç Batı Anadolu Bölümüdür.
Yer şekilleri
Yer şekillerinin oluşmasında 3. zaman sonları ile 4. zaman başlarındaki tektonik hareketler belirleyici olmuştur.
Dağlar : Bölgenin batısında, Ege Denizine dik uzanan, doğu-batı yönlü dağlar ile bu dağlar arasındaki çöküntü ovaları yer alır. Kuzeyden güneye doğru sıralanan Kaz Dağı, Mardan Dağı, Yunt Dağı, Bozdağlar ve Aydın Dağları kırılma sonucu oluşan horstlardır. Manisanın Kula ilçesi yakınlarında genç volkan konileri yer alır.
Ovalar : Doğu batı yönlü uzanan dağ sıraları arasında yer alan Edremit, Bakırçay, Gediz, Küçük Menderes ve Büyük Menderes ovaları kırılma sonucu oluşan grabenlerdir. Ege Bölümünde yüksekliği 250 metreden daha az olan çöküntü ovaları yer alır ve iç kesimlere doğru uzanır. Bölgenin en güneyindeki Menteşe Yöresinde ise karstik ovalar yaygındır.
Platolar : Bölgedeki platolar Ege grabenlerinin doğusunda, İç Batı Anadolu Bölümündeki yüksek düzlüklerdir. Kıyı Ege ovalarının bittiği yerde, plato görünümündeki İç Batı Anadolu eşiği başlar. İç Batı Anadolu Platosu üzerinde yüksekliği 2000 metreden az olan Demirci, Eğrigöz, Şaphane, Murat, Emir ve Sandıklı Dağları yer alır.
Akarsular ve Göller
Akarsular : Bölgenin akarsuları Bakırçay, Gediz, Küçük Menderes ve Büyük Menderestir. Hepsi Ege Denizine dökülür. Akarsuların aşağı çığırlarında arazi eğimi azaldığı için menderesler, akarsu ağızlarında ise akarsularla aynı adları taşıyan irili-ufaklı delta ovaları oluşmuştur. Akarsuların yatak eğimi az olduğu için hidroelektrik potansiyelleri de azdır.
Göller : Göl bakımından fakir olan Ege Bölgesinde Bafa (Çamiçi) ve Marmara gölleri yer alır. Bu göller alüvyal set gölleridir. Suları tatlıdır.
İklim
Kıyı kesimindeki Asıl Ege Bölümünde Akdeniz iklimi özellikleri görülür. Akdeniz ikliminin etkileri, çöküntü ovaları boyunca, kıyıdan yer yer 100-150 km kadar içerilere sokulur. Kıyı kesiminde kar yağışları ve don olayları çok ender görülür. Kışları oldukça ılımandır. Yaz mevsimi kıyı ovalarında oldukça sıcak ve kurak geçer. İç Batı Anadolu Bölümünde ise Akdeniz ikliminden karasal iklime geçiş özelliği görülür. Sıcaklık farkları artar. İç Batı Anadoluda kış mevsimi kıyı kesime göre daha soğuktur. Kar yağışları ve don olayları görülür. Yaz mevsimi ise kıyı kesime göre daha sıcaktır. İç Batı Anadoluda kıyı kesimine göre azalan yağışlar, ilkbahar mevsimine doğru kayar. Yaz kuraklığı kıyı kesimden daha azdır.
Doğal Bitki Örtüsü
Ege Bölümünde 500-600 metreler kadar makiler, daha yükseklerde iğne yapraklı ağaçlardan oluşan ormanlar yer alır. İç Batı Anadolu Bölümünde çalılık ve ormanlarla, İç Anadoluya doğru bozkırlar göürülür.
Nüfus ve Yerleşme
Nüfus sayısı bakımından Marmara, İç Anadolu ve Karadeniz bölgelerinden sonra 4. sırayı alır. Bölgede doğum oranı düşüktür. Yüzölçümü küçük olduğundan, nüfus yoğunluğu bakımından Marmara Bölgesinden sonra 2. sırayı alır. Nüfusun dağılışı düzenli değildir. Kıyı kesimindeki ovalar sık nüfuslu, iç kesimler ise dağlık Menteşe Yöresi ise oldukça tenhadır. Ege Bölümünde kentleşme oranı yüksek, göçler nedeniyle nüfus artışı fazladır. Ayrıca bu bölümde yer alan Kuşadası, Bodrum, Marmaris gibi turizm merkezlerinde yaz mevsiminde turizm nedeniyle nüfus artar.
İller
Afyon, Aydın, Denizli, İzmir, Kütahya, Manisa, Muğla, Uşak
Ekonomik Özellikler
Tarım
Kıyı kesimindeki Ege Bölümünde verimli tarım topraklarının bulunması ve Akdeniz ikliminin etkisi nedeniyle, ekonomik değeri yüksek olan ihraç ürünleri yetiştirilir. Bu bölümde tarımda makine kullanımı yaygındır. İntansif (modern) tarım yöntemleri uygulanır. Tarımsal nüfus yoğunluğu fazla olan bu bölümde seracılık da yaygındır. İç Batı Anadolu Bölümünde iklimin karasallaşması ve sulamanın yaygın olmaması, tarımsal ürün çeşitliliğini azaltır. Kıyıda yetiştirilen ürünler bu bölümde yetiştirilemez.
Tarım Ürünleri
Asıl Ege Bölümünün Başlıca Tarım Ürünleri
Tütün : Türkiye tütün üretiminin % 50sini bu bölge karşılar. Tüm kıyı ovalarında ekimi yapılan ve yurt dışına ihraç edilen tütün en çok Bakırçay Ovasında yetiştirilir.
Zeytin : Akdeniz ikliminin tanıtıcı kültür bitkisi olan zeytin en çok Ege Bölgesinde yetiştirilir. Türkiye üretiminin % 48ini Ege Bölgesi sağlar. Edremit Ayvalık Yöresi başta olmak üzere tüm kıyı kesiminde ve yer yer 100 km içerilere kadar zeytin yetiştirilir.
Üzüm : Türkiyede üzüm üretiminin % 40ını sağlayan bölge 1. sırada yer alır. Kurutularak ihraç edilen çekirdeksiz üzümün tamamını Ege Bölgesi üretir. Başta Gediz Ovası olmak üzere Büyük ve Küçük Menderes ovalarında yetiştirilir.
İncir : Kış ılıklığı isteyen ve Akdeniz iklimine uyumlu olan incirin %82si bu bölgede yetiştirilir. Büyük Menderes, Küçük Menderes ve Gediz ovalarında incir üretimi yoğunlaşır. Kurutularak yurt dışına ihraç edilen incirin en çok yetiştirildiği yer ise Aydındır.
Pamuk : Akdeniz iklimine uyumlu olduğundan kıyı ovalarında ekimi yapılır. Büyük Menderes ve Gediz ovalarında üretimi yoğunlaşır. Türkiye üretiminin % 42sini sağlayan Ege Bölgesi üretimde ilk sırayı alır.
Turunçgiller : Akdeniz iklimine uyumlu olan ve kış ılıklığı isteyen turunçgil üretimi, İzmirin güneyindeki kıyı ovalarında yapılrı. Türkiye üretiminin %10unu sağlayan bölge, Akdeniz Bölgesinden sonra 2. sırayı alır.
Pirinç : Çöküntü ovalarında ekimi yoğunlaşır.
Sebze : Bölgenin sebze üretiminde önemli bir yeri vardır. Domates, biber, patlıcan, patates, salata, kereviz, pırasa, başlıcalarıdır.
Meyve : Bölge kendine özgü meyve üretimi ile diğer bölgelerden ayrılır. İncir, turunçgil ve üzümün yanı sıra elma ve kiraz üretimi de önem taşır.
İç Batı Anadolu Bölümünün Başlıca Tarım Ürünleri
Haşhaş : Tohumundan yağ ve kozasından morfin yapımında kullanılan afyon sakızının elde edildiği bir bitkidir. Bu nedenle ekimi devlet kontrolünde yapılır. Türkiye üretiminin %90ını Ege Bölgesi karşılar. Afyonkarahisar çevresinde ekimi yoğunlaşır.
Tahıllar : Bölgede üretilen tahıl ülke üretiminin % 10a yakın bölümünü karşılar. Tahıllardan buğday ve arpa, Afyon, Kütahya, Denizli ve Uşakta üretilir.
Şekerpancarı : Önemli bir endüstri bitkisi olan şekerpancarı Afyon, Kütahya ve Denizlide üretilir.
Ayçiçeği : Denizel etkilerin sokulmadığı İç Batı Anadoluda sulanabilen alanlarda yetişir.
Baklagiller : Uşak, bölgede nohut üretiminin en fazla yapıldığı yerdir.
Hayvancılık
Bölgede hayvan otlatmaya elverişli alanlar pek fazla değildir. Otlaklar daha çok İç Batı Anadoluda görülür. Bölgenin kıyı kesiminde besi hayvancılığı, İç Batı Anadolu Bölümünde dağlıç ve sakız ırkı, İç Batı Anadolu platolarında karaman ırkı koyun yetiştirilir. Özellikle maki alanlarında kıl keçisi yetiştiriciliği önem taşır. Menteşe Yöresinde arıcılık gelişmiştir. Kümes hayvancılığı son yıllarda gelişme göstermiştir. Ayrıca doğal balıkçılığın yanı sıra kültür balıkçılığı da yapılır.
Ormancılık
Türkiye ormanlarının %19u Ege Bölgesinde yer alır. Ormanlar Asıl Ege Bölümünde yoğunlaşır. Menteşe Yöresi, Aydın Dağları, Bozdağlar ve Kaz Dağı orman bakımından en zengin alanlardır. Menteşe Yöresinde sığla yağı üretimi yapılır. Günlük ağacı ve meyan kökü de bölgedeki diğer önemli orman ürünleridir.
Madenler ve Enerji Kaynakları
Madenler : Krom üretiminde ikinci sırayı alan bölgede, Köyceğiz, Marmaris, Emette krom çıkarılır. Menteşe Yöresinde zımpara taşı, Afyonda mermer, Eymir, Ayazmand ve Torbalıda demir, Kütahya-Emette bor minerali çıkartılır. Ayrıca İzmir Çamaltı tuzlasında tuz üretilir.
Enerji Kaynakları : Türkiyenin en önemli linyit yatakları bu bölgede yer alır. Linyit üretiminin %90ı Ege Bölgesinden sağlanır. Çıkarıldığı yerler; Muğla Yatağan, Manisa Soma, Kütahyada Tavşanlı, Tunçbilek, Seyitömer ve Değirmisazdır. Linyitin önemli bir bölümü termik santrallerde yakılarak elektrik enerjisi üretilir.
Enerji Üretim Tesisleri
Termik santrallerin en çok olduğu bölgedir. Bu santraller; Manisa-Soma, Muğla-Yatağan ve Gökova ile Kütahya-Seyitömer ve Tunçbilekte kuruludur. Termik enerjinin yanı sıra hidroelektrik enerjisi üretimi de yapılır. Demirköprü (Gediz), Kemer ve Adıgüzel (Büyük Menderes) barajları bu bölgededir. Denizli-Sarayköyde jeotermal santral kuruludur.
Endüstri
Başlıca endüstri tesisleri şunlardır :
Besin, Sıvı Yağ : İzmir, Ayvalık, Edremit
Şeker : Uşak, Afyon, Kütahya
Sigara ve İçki : İzmir
Petrol Arıtma ve Petro Kimya : İzmir - Aliağa
Seramik, Çini, Porselen : Kütahya, Uşak, İzmir
Pamuklu Dokuma : İzmir, Aydın, Nazilli, Söke, Bergama, Denizli ve Uşak
Otomotiv : İzmir
Tarım Makineleri : Manisa, Aydın
Kağıt : Afyon (Çay)
Azot Gübre : Kütahya
Ulaşım
Doğu batı yönlü uzanan dağlar ve arasındaki ovalar, kıyı kesimle iç kesimi birbirine bağlayan yolların yapımını kolaylaştırmıştır. Dağlık Menteşe Yöresi dışında bölgede ulaşım sorunu yoktur. İzmit limanı ard bölgesine kara ve demiryollarıyla bağlanmıştır. Türkiyenin en önemli ihraç limanıdır. Afyon ve Denizli de önemli yolların kesiştiği, ulaşımın geliştiği merkezlerdir.
Turizm
Ege Bölgesinde özellikle kıyı kesimler tarihi ve doğal güzellikleriyle turizmin çok geliştiği yerlerdir. Bodrum, Marmaris, Kuşadası, Çeşme, Didim, Foça deniz turizminin geliştiği merkezlerdir. Denizli Pamukkaledeki travertenler, kaplıcalar, Selçuk-Efeste Meryem Ana Kilisesi ve antik kent, Bergama, Sard, Didim, Milet, Afrodisyas anitk kentleri, Afyon ve Kütahya kaplıcaları bölgenin diğer turizm zenginlikleridir.
Bölgenin Ülke Ekonomisindeki Yeri
Ege Bölgesi sosyo-ekonomik gelişmişlik açısından Marmara Bölgesinden sonra 2. sırada yer alır. Aşağıda bölge ekonomisinde önemli yer tutan ürün ve ekonomik faaliyet türlerinin listesi verilmiştir.
Akdeniz Bölgesi
Bölge adını komşu olduğu Akdenizden alır. Bölge, yer şekilleri ve bun bağlı olarak ekonomik özelliklerin farklılığı nedeniyle iki bölüme ayrılmıştır. Bunlar Antalya ve Adana Bölümüdür
Yer şekilleri
Bölgede yüksek dağlar ve platolar geniş alan kaplar.
Dağlar : Bölgenin çatısını oluşturan Toros Dağları, Alp kıvrım kuşağının ülkemizdeki uzantısıdır. Teke Yarımadasından itibaren başlayan Toroslar Batı, Orta ve Güneydoğu Toros Dağları adını alarak Anadolunun güneyinde uzanır. Bölgenin doğusunda yükseltisi 3500 metreyi aşan dağlar burada kıyıdan uzaklaşır. İskenderun körfezinin doğusunda yer alan Amanos Dağları kırılma ile oluşmuş horstlardır.
Ovalar : Adana Bölümündeki Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin oluşturduğu Çukurova ile Göksunun oluşturduğu Silifke Ovası bölgedeki delta ovalarıdır. Bu bölümde yer alan Amik ve Maraş ovaları ise çöküntü ovalarıdır. Antalya Bölümünde yer alan Acıpayam, Tefenni, Elmalı ve Göller Yöresi ovaları karstik oluşumlu polyelerdir.
Platolar : Batı ve Orta Toroslar arasında, yüksekliği 2000 metreyi bulan, Göksu Irmağı ve kollarınca parçalanmış Taşeli Platosu yer alır. Bölgede kalker taşlar yaygın olduğundan karstik oluşumlar fazladır. Teke Yarımadası ve Taşeli Platosu karstik oluşumların en sık görüldüğü alanlardır.
Akarsular ve Göller
Akarsular : Antalya Bölümünde Dalaman, Aksu, Köprüçayı ve Manavgat çayları, Adana Bölümünde ise Göksu, Seyhan, Ceyhan ve Asi ırmakları Akdenize dökülen önemli akarsulardır. Akarsuların rejimleri düzensizdir. En çok suyu kış aylarında taşıyan akarsuların, yaz aylarında yağış azalması ve sıcaklık nedeniyle suları çekilir.
Göller : Göl oluşumları bakımından zengin olan bölgenin önemli gölleri Antalya Bölümündedir. Dağlar arasındaki çukurluklarda, tektonik oluşumlu Beyşehir, Eğirdir, Burdur, Acıgöl, Suğla Gölü gibi büyük göller yer alır. Buraya Göller Yöresi denir. Beyşehir ve Eğirdirin yer altı kaynaklarıyla denize bağlantısı olduğundan suları tatlıdır. Teke Yarımadasındaki Kovada, Salda, Yarışlı, Elmalı ve Ketsel karstik oluşumlu küçük göllerdir. Köyceğiz Gölü alüvyal set gölüdür.
İklim
Bölgenin kıyı kesiminde Akdeniz iklimi görülür. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlıdır. Yıllık ortalama yağış miktarı 750-1000 mm kadardır. Subtropikal yüksek basıncın etkisi nedeniyle yaz kuraklığı şiddetlidir. Torosların İç Anadoludan gelen soğuk hava kütlelerini engellemesi, enlem ve denizellik özelliği nedeniyle kış mevsiminin en ılıman geçtiği bölgedir. Antalya Bölümündeki Göller Yöresinde iklim değişir ve karasala dönüşür. Bu bölümde yağışlar azalıp, sıcaklık farkları artar.
Doğal Bitki Örtüsü
Doğal bitki örtüsü Akdeniz iklimine ve yaz kuraklığına uyumlu, her zaman yeşil kalabilen, sert yapraklı, bodur bitki topluluğu olan makidir. Kıyıdan itibaren 700-800 metrelere kadar görülebilen maki topluluğu içinde zeytin, mersin, keçiboynuzu, defne, zakkum, sandal ve kocayemiş gibi ağaçlar bulunur. Daha yüksek kesimlerde kuraklığa uyumlu kızılçam, toros sediri ve karaçam türlerinden oluşan iğne yapraklı ormanlara geçilir. Bölge orman bakımından Karadeniz Bölgesinden sonra ikinci sırayı alır. Torosların içe dönük yamaçları ile Göller Yöresinde ormanlar seyrekleşir 2000 m yükseltiden sonra dağ çayırları başlar.
Nüfus ve Yerleşme
Bölge genişliğine oranla çok az nüfuslanmıştır. Çünkü Toros Dağları ve karstik arazi geniş yer kaplar. Nüfus daha çok kıy ovalarında ve Göller Yöresinde toplanmıştır. Adana Bölümünde nüfus daha fazla olup, bu bölümdeki Çukurova ve Amik ovaları Türkiyenin en yoğun nüfuslu yerlerindendir. Nedeni tarım arazisinin geniş olması ve ulaşım kolaylığıdır. Ayrıca Adana Bölümünün göç alması da etkendir. Taşeli ve Teke platoları ile Torosların yüksek kesimleri tenhadır.
İller
Adana, Antalya, Burdur, Hatay, Isparta, İçel, Kahramanmaraş, Kilis, Osmaniye.
Ekonomik Özellikler
Tarım
Yazların uzun ve sıcak, kışların ılık geçmesi nedeniyle yılda 2, 3 kez tarımsal ürün alınır. Yaz kuraklığının tarımı olumsuz etkilemesi sulamayı zorunlu kılmıştır. Kışların ılık geçmesi ve güneşlenme süresinin uzunluğu seracılık faaliyetlerini geliştirmiştir. Bölgede ekonomik değeri yüksek olan ve ihraç edilen tarım ürünlerinin yetiştirilmesi tercih edilir.
UYARI : Antalya Bölümünde kalkerli arazinin yaygınlığı ve yaz kuraklığının belirginliği tarımı olumsuz yönde etkiler.
Tarım Ürünleri
Kıyı Bölgesi Tarım Ürünleri
Kış ılıklığına bağlı olarak turunçgil ve muz üretimi yapılır. Muzun %100ü, turunçgillerin % 88i bu bölgede üretilir. Ayrıca Türkiye pamuk üretiminin % 35i, sebzenin % 26sı, yerfıstığının % 88i anasonun % 65i ve susamın % 80i bu bölgeden sağlanmaktadır.
Göller Yöresi Tarım Ürünleri
Burada yetiştirilen ürünler kıyı kesiminden farklılaşır. Tahıl, haşhaş, anason, şeker pancarı, gül ve tütün yetiştirilir.
Hayvancılık
Akdeniz Bölgesinde çayır ve otlakların az yer tutmasına karşın beslenen hayvan sayısı bir hayli fazladır. Bu durumun nedeni her zaman yeşil kalabilen ve 800 mlere kadar çıkabilen maki topluluğunun varlığıdır. Teke Yarımadası, Taşeli Platosu ve Torıs Dağlarında küçükbaş hayvancılık yaygındır. Özellikle kıl keçisi beslenir. Dağların yüksek kesimlerinde koyun yetiştirilir. Arazinin çok engebeli olması nedeniyle hayvanların et ve süt verimi düşüktür. Antalya Yöresinde arıcılık önemlidir.
Ormancılık
Türkiye ormanlarının yaklaşık % 24ü bu bölgede bulunur. Buna bağlı olarak ormancılık gelişmiştir. Orman ürünleri Göller Yöresindeki kereste fabrikalarında işlenir. Dalaman (Muğla), Silifke-Taşucunda (Mersin) ise kağıt fabrikaları bulunur.
Madenler ve Enerji Kaynakları
Madenler : Antalya Bölümü maden bakımından daha zengindir. Bu bölümdeki Fethiye Dalaman havzası önemli bir krom çıkarım alanıdır. Ayrıca Adana-Kozan, Hatay, Amanos Dağlarında krom çıkartılır. Antalya-Akseki ile Konya-Seydişehir arasında Türkiyenin en büyük ***sit yatakları yer alır. Keçiborluda kükürt yatakları bulunur. Kahramanmaraş-Faraşa, İskenderun-Payasta demir yatakları işletilir.
Enerji Üretim Tesisleri
Seyhan, Aslantaş, Menzelet, Oymapınar bölgedeki önemli hidroelektrik santrallerdir.
Endüstri
Başlıca endüstri tesisleri şunlardır :
UYARI : Antalya Bölümünde endüstriyel gelişim, ulaşım zorluğu nedeniyle daha geridir.
Besin Bitkisel Yağ : Adana, Kahramanmaraş, Antalya
Şeker : Burdur
İplik ve Pamuklu Dokuma : Adana, Tarsus, Kahramanmaraş, Antalya
Halı Dokuma : Isparta, Burdur
Sigara İçki : Adana
Demir Çelik : İskenderun
Petrol Rafinerisi : Mersin (Ataş)
Alüminyum : Seydişehir
Gübre : Mersin, İskenderun
Tarım Makineleri : Çukurova, Adana
Pil : Antalya
Ulaşım
Toros Dağlarının kıyıya paralel uzanması, ulaşımı güçleştirir. Adana Bölümü ulaşım bakımından daha elverişlidir. Çukurova, Gülek ve Belen geçitleri ile diğer bölgelere bağlanmıştır. Silifke ovası Sertavul geçidi ile Antalya ise Çubuk geçidi ile iç kesime bağlantılıdır. Antalya dışındaki kentler demiryolu ile diğer bölgelere bağlantılıdır. Mersin ve İskenderun Limanları ard bölgelerine demiryolu ile bağlantılı olduğundan gelişmiştir. Dörtyol ve Yumurtalık önemli petrol limanlarıdır.
Turizm
Bölgenin kıyı kesimindeki elverişli iklim koşulları, doğal güzellikler ve tarihi zenginlikler turizmin gelişmesini sağlamıştır. Özellikle Antalya Bölümünde turizm gelişmiştir. Antalya, Alanya, Side, Kaş, Kalkan bu bölümde deniz turizminin geliştiği merkezlerdir. Akdeniz medeniyetini simgeleyen Olimpus, Patara gibi tarihi şehir kalıntıları önemli turistik çekiciliklerdir. Bölgede geniş alan kaplayan karstik şekiller, özellikle Damlataş ve İnsuyu mağaraları ile Cennet Cehennem obrukları doğa harikasıdır. Pek çok milli park ile uluslararası yarışma ve festivallere duyulan aşırı ilgi bölge turizminin gelişmesine katkıda bulunmaktadır.
Bölgenin Ülke Ekonomisindeki Yeri
Akdeniz Bölgesi Türkiyenin 4. gelişmiş bölgesidir. Aşağıda bölge ekonomisinde önemli yer tutan ürün ve ekonomik faaliyet türlerinin listesi verilmiştir.
Muz
Turunçgiller
Pamuk
Yerfıstığı
Sebze
Meyve
Orman ürünleri
Turizm
İç Anadolu Bölgesi
Kuzeyinden Kuzey Anadolu, güneyinden Toros Dağları ile çevrili olan bölge, topoğrafik yönden Anadolunun ortasında bir çanak şeklindedir. Yer şekilleri ölçüt alınarak bölge 4 bölüme ayrılmıştır. Bunlar Konya Bölümü, Yukarı Sakarya Bölümü, Orta Kızılırmak Bölümü ve Yukarı Kızılırmak Bölümüdür.
Yer şekilleri
Yüzölçümü bakımından 2. büyük bölge olan İç Anadoluda yüksek ve uzun dağ sıraları bulunmaz. Ortalama yüksekliği 1000 m olan platolarla ovalar yaygındır. Bölgenin yüksekliği doğuya doğru artar.
UYARI : İç Anadolu Bölgesinde yağışların yetersiz olmasının nedeni çevresindeki yüksek dağlardır.
Dağlar : Bölgede orojenik ve volkanik dağ sıraları bulunur. Bunlar Akdağlar, Hınzır ve Tecer Dağlarıdır. Elmadağı ve Sündiken gibi dağ kuşaklarının yükseltisi fazla değildir. Erciyes, Hasan Dağı, Melendiz Dağı, Karacadağ ve Karadağ bölgenin sönmüş volkanlarıdır.
Ovalar : Ankara, Eskişehir, Kayseri ve Konya bölgenin önemli ovalarıdır.
Platolar : Yer şekilleri sade olan bölgede Haymana, Cihanbeyli, Obruk, Orta Kızılırmak, Bozok ve Yazılıkaya platolarının yüksekliği 1000 metreyi bulur. Kireçtaşlarından oluşmuş bu platolarda karstik şekillerden obruk yaygın olarak görülür.
Akarsular ve Göller
Akarsular : Kızılırmak ve Sakarya Nehri ile Zamantı Çayı denize ulaşan önemli akarsulardır. İç Anadolunun güneyinde Tuz Gölü, Konya, Develi ve Afyon kapalı havzalarında çok sayıda kısa boylu akarsu boşalır.
Göller : Tuz Gölü, Eber, Akşehir, Çavuşçu, Seyfe Gölleri tektonik oluşumlu başlıca göllerdir. Acıgöl ve Meke Tuzlası Gölleri volkanik oluşumludur. Bölgedeki en büyük baraj gölü Kızılırmak üzerindeki Hirfanlıdır.
İklim
Çevresindeki yüksek dağların etkisi ile deniz etkilerine kapalı olan bölgede iklim karasallaştığından ılıman karasal (step) iklim özellikleri görülür. Kış mevsimi Doğu Anadoludaki kadar sert geçmez. Ancak doğuya doğru iklim sertleşir. Yaz mevsimi odlukça sıcak geçer. Yağış miktarı en az olan bölgedir. Tuz Gölü ve çevresi Türkiyenin en az yağış düşen yöresidir. Bölgenin kuzeyine doğru yağışlar biraz artar.
Doğal Bitki Örtüsü
Doğal bitki örtüsü yazın kuruyan ot topluluklarının oluşturduğu bozkırdır. Yağışların azlığı ve ormanların çok tahrip edilmiş olması nedeniyle antropojen bozkırlar geniş yer kaplar. Akarsu kıyılarında kavak ve söğüt ağaçları yoğunlaşır. Yozgat, Akdağlarda ve Sündiken Dağlarında bölgenin en geniş ormanları yer alır. Ancak mevcut ormanlar bölgenin sadece %7lik bir bölümünü kaplar.
Nüfus ver Yerleşme
Marmaradan sonra en kalabalık bölgedir. Genişliğine oranla az nüfusludur. Nüfusun büyük bölümü su kaynaklarının daha bol olduğu, bölge kenarındaki dağ eteklerinde toplanmıştır. En yoğun nüfuslanan bölüm ulaşım yollarının kavşağında olan ve endüstrinin geliştiği Yukarı Sakaryadır. En az nüfuslanan bölüm ise yüksek, engebeli ve iklimi sert olan Yukarı Kızılırmaktır. Tuz Gölü çevresi Türkiyenin en tenha yeridir. Kırsal kesimde evlerin bir arada olduğu toplu yerleşmeler yaygındır.
İller
Aksaray, Ankara, Çankırı, Eskişehir, Karaman, Sivas, Kayseri, Kırıkkale, Kırşehir, Konya, Nevşehir, Niğde, Yozgat
Ekonomik Özellikler
Tarım
Bölgenin ekonomisi tarıma dayanır. Ekili-dikili arazi bölgenin yaklaşık üçte birini kaplar. Nadasa bırakılan arazi fazladır. Yaz kuraklığı tarımsal faaliyetleri sınırlandırır. Erozyon nedeniyle tarımsal faaliyetler olumsuz etkilenir. Bölgenin iklimi tahıl tarımını yaygınlaştırır. Sulama yapılamayan alanlarda tahıl tarımı ön plandadır. Arpanın %39u, buğdayın %31i bu bölgede üretilir.
Tarım Ürünleri
Tahıllar : En önemli buğday ve arpa üretim alanı Konya Ovasıdır. Burayı Ankara, Yozgat ve Kayseri takip eder.
Baklagiller : Nohut, fasulye, yeşil mercimek gibi baklagillerin üretimi önemlidir. Bu ürünler üretimde ilk sırayı alır. Konya ve Yozgat mercimek üretiminde birinci sırada gelir.
Patates : Üretiminde bölge ilk sırayı alır. Niğde ve Nevşehirde üretilir. Buralardaki volkanik arazi patatesin büyümesi açısından çok elverişlidir.
Şekerpancarı : Sulama yapılan yerlerde özellikle Konya, Eskişehir ve Aksaraydaki tarım alanlarının büyük bölümü şekerpancarına ayrılmıştır.
Sebze : Sulamanın yaygın olmayışı sebze tarımını olumsuz etkilemiştir. Sulanabilen yerlerdeki sebze üretimi yetersiz kalmaktadır.
Meyve : Volkanik alanlarda bağcılık gelişmiştir. Kayısı gibi meyve üretimi yaygındır.
Hayvancılık
Kurak iklimi, bitki örtüsünün bozkır olması ve düzlüklerin geniş yer kaplaması küçükbaş hayvancılığı yaygınlaştırır. Tiftik keçisinin %78i bu bölgede beslenir. Torosların İç Anadoluya bakan yamaçlarında yaygındır: Özellikle Konya başta olmak üzere Karaman, Kayseri ve Sivasta karaman ırkı koyun beslenir. En çok koyun beslenen bölge olan İç Anadoluda mera hayvancılığı yaygındır. Kırsal kesimde ailenin ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik beslenen büyükbaş hayvanların sayısında son yıllarda artış olmuştur. Bölgede kümes hayvancılığı ile arıcılık (Toros yamaçlarında) da gelişmiştir.
Ormancılık
Yağışların çok az olduğu ve ormanların tahrip edildiği İç Anadolu Bölgesinde ormanlar çok dar bir alanda görülür. Ormanlar daha çok Sündiken Dağları ve Akdağlarda bulunur ve bölgenin sadece %7lik bölümünü kaplar. Bu nedenle bölgede ormancılık gelişmemiştir.
Madenler ve Enerji Kaynakları
Madenler : Eskişehirde bor ve borasit, Ankarada manganez, Kayseride demir çıkarılır. Tuz Gölü, Çankırı, Kırşehir ve Sivasta tuz üretimi yapılır.
Enerji Kaynakları : Ankarada linyit çıkarılır.
Enerji Üretim Tesisleri : Enerji üretimi fazla değildir. Ankara Çayırhan ve Sivas Kangalda linyitle çalışan termik santraller kuruludur. Sarıyar, Gökçekaya, Hirfanlı ve Kesikköprü önemli hidroelektrik santralleridir.
Endüstri
Başlıca endüstri tesisleri şunlardır :
Şeker : Eskişehir, Ankara, Konya, kayseri, Sivas, Niğde
İçki : Ankara, Nevşehir, Yozgat
Lokomotif : Eskişehir
Vagon Demiryolu Malzemesi : Sivas
Uçak : Eskişehir, Ankara
Silah : Kırıkkale
Çelik : Kırıkkale
Petrol Rafinerisi : Kırıkkale
Pamuklu Dokuma : Eskişehir, Ereğli, Karaman, Kayseri ve Nevşehir
Madeni Eşya : Kayseri
Ulaşım
Topoğrafyasının fazla engebeli olmaması nedeniyle kara ve demiryolu ağının en çok geliştiği bölgedir. Demiryolu ağı tüm bölgelerle bağlantıyı sağlayacak durumdadır. Ankara, Eskişehir, Kayseri ve Sivas önemli yolların kavşağı durumundadır. Ayrıca bölgede Ankara, Eskişehir, Konya ve Sivasta havaalanı bulunmaktadır.
Turizm
Bölgenin çok çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapmış olması nedeniyle tarihi turizm açısından zengindir. Neolitik döneme ait yerleşmeler, Hititlerden kalma çeşitli eserler önemli turizm çekicilikleridir. Kayseri, Nevşehir, Niğde arasındaki Kapadokya Yöresinde peribacası oluşumları, yer altı kentleri ve kiliseler turizm bakımından önem taşıyan yerlerdir. Konya, Selçuklu eserleri ve Mevlana Müzesi ile turizmin geliştiği bir merkezdir. Ayrıca Eskişehir, Ankara, Konya, Niğde ve Kayseride kaplıca turizmi önem taşımaktadır.
Bölgenin Ülke Ekonomisindeki Yeri
İç Anadolu Türkiyenin gelişmişlik açısından 3. büyük bölgesidir. Aşağıda bölge ekonomisinde önemli yer tutan ürün ve ekonomik faaliyet türlerinin listesi verilmiştir.
Arpa
Şekerpancarı
Baklagiller
Buğday
Yapağı
Hayvancılık
Doğu Anadolu Bölgesi
Kenarları dağ sırası ile kuşatılmış, Türkiyenin 1/5 lik yüzölçümüne sahip en geniş coğrafi bölgedir. Yer şekilleri ve iklim özelliklerinin etkisiyle 4 bölüme ayrılmıştır. Bunlar Yukarı Fırat Bölümü, Erzurum-Kars Bölümü, Yukarı Murat-Van Bölümü ve Hakkari Bölümüdür.
Yer şekilleri
Bölgenin coğrafi özelliğini veren yükseltinin fazlalığıdır. Yüksekliği 3000 metreyi aşan, doğu-batı yönlü uzanan birbirine paralel dağ sıraları ve bu dağlar arasında yer alan çöküntü ovaları ile yüksek plotalar önemli yerşekilleridir.
Dağlar : Bölgeyi kuzeyden çevreleyen Karasu-Aras Dağları ile güneyden çevreleyen Güneydoğu Toroslar, Şerafettin Dağları, Hakkari Dağları Türkiyenin çatısını oluşturan önemli dağ sıralarıdır. Volkanik arazinin en geniş yer kapladığı bölgedir. Ağrı, Süphan, Nemrut ve Tendürek başlıca sönmüş volkanlardır.
Ovalar : Bölgenin düzlükleri kuzeyde, Erzincan, Tercan, Erzurum, Iğdır çöküntü ovalarıdır. Iğdır ovası, 800 metre ile bölgenin en çukur yeridir. Güneyde ise Elbistan, Malatya, Elazığ, Bingöl ve Muş çöküntü ovaları yer alır. Yüksekova ve Başkale ovalarının yüksekliği 2000 metreden fazladır. Bölge, kuzeydeki ve güneydeki çöküntü ovaları boyunca uzanan fay hatlarıyla, Türkiyenin önemli bir deprem bölgesidir.
Platolar : Doğu Anadoluda akarsularla yarılmış, çevresine göre alçakta ve yüksekte olan değişik platolar bulunmaktadır. Fırat ve kollarınca parçalanmış Uzunyayla, Erzurum-Kars platoları başlıcalarıdır.
Akarsular ve Göller
Akarsular
Bölgede yer alan Aras ve Kura nehirleri Hazar Denizine dökülür ve kapalı havza oluştururlar. Dicle, Fırat ve kolları olan Karasu ile Murat nehirleri bölgenin en önemli akarsularıdır. Bölge akarsularının rejimi düzensizdir. Kar erimeleri ile beslendiklerinden yazın suları kabarır. Yatak eğimleri fazla olduğundan hidroelektrik potansiyelleri fazladır. Van Gölü havzası Türkiyenin en geniş kapalı havzasıdır.
Göller
Göl bakımından Türkiyenin en zengin bölgesidir. Volkanik set gölü olan Van Gölü Türkiyenin en büyük gölüdür. Suları sodalı olan gölde feribot taşımacılığı yapılır. Diğer önemli gölleri; Erçek, Çıldır, Aktaş (Hazapin), Hazar, Balık, Haçlı ve Nemrut gölleridir.
İklim
Bölgenin denize uzak ve yüksek olması nedeniyle karasal iklimin etkisi görülür. Çok geniş bir bölge olması ve yükseklik farklarına bağlı olarak iklim özellikleri farklılaşır. Erzurum-Kars Bölümü kış mevsiminin en soğuk geçtiği, ortalama sıcaklıkların en düşük değerler gösterdiği yerdir. Burada yaz yağışları fazladır. Yukarı Fırat Bölümü daha güneyde yer alması ve yüksekliğin azalması nedeniyle bölgenin sıcaklık bakımından en elverişli yeridir. Kış yağışları fazla olur, yaz mevsimi ise kurak geçer.
Doğal Bitki Örtüsü
Bölgede orman örtüsü tahrip edilmiş olup, genellikle antropojen bozkırlar görülür. Kars-Sarıkamış Yöresinde sarıçam ormanları yer alır. Bingöl ve Tunceli çevresinde meşe ormanları yer alır. Yüksek kısımlar ile Erzurum-Kars Bölümünde gür çayırlar ve otlaklar bulunur.
Nüfus ve Yerleşme
Türkiyenin en seyrek ve Güneydoğu Anadoludan sonra en az nüfuslu bölgesidir. Doğum oranı çok yüksek olmasına karşın çok göç verdiğinden nüfusu azdır. Bölgenin dağlık olması, iklim özellikleri ve terör olayları göçleri artırıcı etki yapmaktadır. Kentleşme oranı düşüktür. Bölge nüfusunun büyük bölümü Yukarı Fırat Bölümündeki ovalarla, Iğdır Yöresinde toplanmıştır. Erzurum, Erzincan, Malatya ve Elazığ bölgenin en kalabalık merkezleridir.
İller
Ağrı, Ardahan, Bingöl, Bitlis, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Hakkari, Iğdır, Kars, Malatya, Muş, Şırnak, Tunceli, Van
Ekonomik Özellikler
Tarım
Bölgenin yüksek ve engebeli olması nedeniyle tarım alanları oldukça azdır. Bunlar daha çok tektonik kökenli oluklar ve platolarda yer alır. Malatya, Erzurum, Elazığ, Iğdır, Muş, Bingöl ve Erzincan ovaları en çok ekim yapılan alanlardır. Karasallığın şiddetli olması nedeniyle 2000 mnin üstünde tahıl tarımı yapılır. Tarım ürünü çeşidi az olan bölgede buğday, arpa, şekerpancarı ve patates başlıca tarım ürünlerini oluşturur.
Tarım Ürünleri
Pamuk : Iğdır ve Malatya ovalarında yetiştirilir.
Tütün : Muş, Bitlis ve Malatyada ekimi yapılır.
Tahıllar : Buğday Malatya, Elazığ, Erzurum-Pasinler ve Horasan ovalarında yetiştirilir. Buğdaya göre daha az sıcaklık isteyen arpa ise Kuzeydoğu Anadolu platolarında yetiştirilir.
Şekerpancarı : Sulanabilen tarım alanlarında yetiştirilir.
Sebze : Lahana ve patates Erzurum-Pasinler ve Horasan ovalarında yetiştirilir.
Meyve : Kayısı yoğun olarak Malatyada sulanabilen alanlarda, özellikle Fırat ve Tohma kıyılarında yetiştirilir. Ayrıca Malatya, Elazığ ve Erzincanda dut üretimi yapılır. Akarsu boylarında elma bahçeleri bulunur.
Hayvancılık
Hayvancılık tarıma göre daha çok önemlidir. Nedeni iklim koşullarının olumsuzluğu ve tarım alanlarının azlığıdır. Erzurum-Kars Bölümünde yaz yağışları ve gür otlaklara bağlı olarak büyükbaş hayvancılık, diğer bölümlerde ise küçükbaş hayvancılık yapılır. Hayvancılık mera hayvancılığı şeklinde yapılır ve verim azdır. Hakkari ve Kars yörelerinde arıcılık önemlidir.
Ormancılık
Türkiye ormanlarının %7si bu bölgededir. Bölge ekonomisinde ormancılık önem taşımaz.
Madenler ve Enerji Kaynakları
UYARI : Doğu Anadolu Bölgesinde volkanik arazi yaygın olduğundan maden çeşidi boldur.
Madenler : Bölge maden ve enerji üretiminde ilk sırayı alır. Bölge krom, demir, bakır, kurşun, kaya tuzu, barit, oltu taşı, manganez yatakları işletir.
Krom : Elazığda Alacakaya (Guleman) Havzası, Türkiyenin en büyük krom çıkarım alanıdır.
Demir : En çok bu bölgede çıkarılır. Sivas-Divriği, Malatya-Hekimhan, Hasançelebi, Çetinkaya havzalarında çıkarılır.
Bakır : Elazığ Maden, Diyarkbakır-Ergani havzasında çıkarılır. Bakır üretiminin yarısını bu bölge sağlar.
Enerji Kaynakları : En önemli linyit yatağı Afşin-Elbistan Havzasındadır. Kalorisi düşük ve rezervi bol olan linyitler Afşin-Elbistan termik santralinde kullanılır.
Enerji Üretim Tesisleri : Hidroelektrik üretiminin en fazla olduğu yerdir. Fırat üzerinde Keban, Karakaya ve Tercan barajları ile Karstaki Arpaçay önemli hidroelektrik santralleridir. Afşin Elbistan termik santralinde linyit kömürü yakılarak elektrik üretilir. Enerji tüketiminin en az olduğu bölgedir.
Endüstri
Başlıca endüstri tesisleri şunlardır :
Şeker : Erzurum, Malatya, Erzincan, Elazığ, Ağrı, Muş, Van-Erciş
Süt Ürünleri : Kars
Et Ürünleri : Van, Erzurum, Elazığ
Sigara : Malatya, Bitlis
Pamuklu Dokuma : Malatya, Erzincan
Fosfat : Sivrice-Elazığ
Ferrokrom : Elazığ
Kurşun : Keban
Ulaşım
Kışların sert ve uzun geçmesi, arazinin dağlık olması ulaşımı güçleştirir. Bölgede doğu-batı yönünde uzanan tektonik oluklar ve akarsu vadileri ulaşım açısından kolaylıklar sağlamaktadır. Dağlık Hakkari Bölümü ulaşımın en zor sağlandığı yerdir. Diğer bölümler kara ve demiryolu ile iç bölgelere bağlanmıştır. Ayrıca hava yolu ile ülkenin bir çok kentine ulaşım sağlanmaktadır.
Turizm
Ulaşım güçlüğü ve konaklama tesislerinin yetersizliği nedeniyle turizm gelişmemiştir. Dağcılık, kış turizmi, ve doğal güzellikleri açısından önemli bir potansiyele sahiptir. Nemrut Kaldera Gölü, Van Gölü, Gürlevik ve Bendimahi çağlayanları ilgi çeken doğa güzellikleridir. Doğu Beyazıttaki İshakpaşa Sarayı, Karstaki Ani Harabeleri, Erzurum ve Ahlattaki Selçuklu eserleri önemli tarihi zenginliklerdir.
Bölgenin Ülke Ekonomisindeki Yeri
Aşağıda bölge ekonomisinde önemli yer tutan ürün ve ekonomik faaliyet türlerinin listesi verilmiştir.
Kayısı
Şekerpancarı
Tahıl
Tütün
Süt
Et
Yapağı
Hayvancılık
Bakır
Demir
Krom
Manganez
Linyit
UYARI : Bölgede halkın ana geçim kaynağı tarımdır. Daha çok madencilik ve hayvancılığa dayalı sanayi kolları yer alır. Ulaşımın güçlüğü endüstrinin gelişmesini engellemiştir.
Güneydoğu Anadolu Bölgesi
En küçük coğrafi bölge olan Güneydoğu Anadolu Bölgesi yer şekilleri ve Buna bağlı olarak yerleşme ve ekonomik özellikler açısından iki bölüme ayrılmıştır. Bunlar, Orta Fırat Bölümü ve Dicle Bölümüdür. Bölgeyi bölümlere ayıran sınır Karacadağ volkan konisinden geçer.
Yer şekilleri
Yer şekilleri sade olan bölgede yükseltisi fazla olmayan ova ve platolar geniş yer kaplar.
Dağlar : Bölgenin kuzey kesiminde Toros dağ sırasının güney yamaçları uzanır. Burada asıl Toroslar ile onun önünde ikinci bir kıvrımlı dağ kuşağı uzanır. Bölgenin ortasında 1938 m yükseltiye sahip sönmüş Karacadağ Volkanı yer alır. Bölgenin batısında ise Gaziantep Platosu üzerinde yükselen Kartal Dağları önemli yükseklik oluşturur.
Ovalar : Karadağın batısında Altınbaşak (Harran), Ceylanpınar ve Birecik ovaları yer alır. Dicle nehri ve kollarının toplandığı Diyarbakır Havzasında fazla geniş olmayan ancak çok verimli bir ovaya geçilir.
Platolar : Karacadağın batısındaki Şanlıurfa, Gaziantep, Adıyaman platoları Fırat ve kolları tarafından derin bir şekilde yarılmıştır. Karacadağın doğusu ise daha engebeli bir yapı gösterir. Bu bölümün güneyinde Mardin-Midyat Eşiği yer alır.
Akarsular ve Göller
Akarsular
Bölgenin iki önemli akarsuyundan biri olan Fırat, kaynağını Doğu Anadolu Bölgesinden alır. Bölgede ise Toroslardan gelen Kahta ve Karadağdan gelen küçük akarsularla beslenir. Güneydoğu Torosların güneye bakan yamaçlarından birçok kol halinde çıkan Dicle Nehri ise bölgenin diğer önemli akarsuyudur. Her iki akarsu da Basra Körfezine sularını boşaltır.
Göller
Bölgede doğal oluşumlu göl yoktur. Ancak Fırat ve Dicle üzerinde kurulmuş baraj gölleri bulunmaktadır. Bölgenin ve ülkenin en büyük baraj gölü olan Atatürk Barajı bu bölge sınırları içindedir.
İklim
Denizden uzak olduğu için sıcaklık bakımından karasal iklim özellikleri görülür. Kışlar oldukça soğuk olup, en çok yağış bu mevsimde düşer. Yaz mevsimi ise enlemin, karasallığın ve güneyden esen çöl rüzgarlarının etkisiyle çok sıcak ve kurak geçer. Buharlaşma şiddeti çok fazla odluğundan yaz mevsiminin en kurak geçtiği bölgedir. Ayrıca batıdaki Gaziantep Yöresinde belirgin olarak Akdeniz ikliminin ektileri görülür.
Doğal Bitki Örtüsü
Bölgenin doğal bitki örtüsü bozkırdır. İç Anadolu bozkırlarına göre çok fakirdir. Bölgede antropojen bozkırlar da geniş yer kaplamaktadır. Ormanların en az alan kapladığı bölge olan Güneydoğu Anadoluda mevcut ormanların büyük bölümü de tahrip edilmiştir. Toros Dağları eteklerinde görülebilen ormanlar ise kuraklık nedeniyle çok zayıftır. Dicle Nehri boylarında yer yer kavak ve söğüt toplulukları görülür.
Nüfus ve Yerleşme
Nüfusu en az olan bölgemizdir. Ancak doğum oranının yüksek, yüzölçümünün küçük olması nüfus yoğunluğunun fazla olmasına neden olmuştur. Orta Fırat Bölümü ve özellikle Gaziantep Yöresi yoğun nüfuslanmıştır. Yağışın azaldığı düzlüklerde nüfus azalır. Bölgede ekonomik gelişmenin yavaş olması, terör olayları gibi nedenlerden dolayı göç veren bir bölgedir. Ayrıca mevsimlik işçi göçleri de olmaktadır.
İller
Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Mardin, Siirt, Şanlıurfa
Ekonomik Özellikler
Tarım
Tarım halkın temel geçim kaynağıdır. Tarım arazisi geniş olmasına karşın kuraklık nedeniyle tarımın en önemli sorunu sulamadır. Tarım topraklarının çok parçalı, tarım işletmelerinin küçük işletmeler şeklinde olması tarımsal verimi düşürmektedir. Tarım alanlarının üçte biri nadasa alınmaktadır. G.A.P. (Güneydoğu Anadolu Projesi) ile birlikte sulu tarım alanları genişlemekte, nadas arazisi azalmakta, tarım ürünü çeşitliliği artmaktadır.
Tarım Ürünleri
Buğday : Bölgedeki tarım alanlarının yarısından fazlasında buğday ekilir. En fazla ekim alanına sahip Şanlıurfayı Diyarbakır izler.
Arpa : Bölgede yetiştirilen diğer önemli tahıl olan arpa, en fazla Şanlıurfa, Siirt ve Adıyamanda yetiştirilir.
Pamuk : Bölgede en fazla ekilen endüstri bitkileri arasında yer alan pamuk, halen sulanmakta olan Akçakale ve Gaziantepte yetiştirilir.
Kırmız Mercimek : Kuraklığa dayanıklı bir baklagildir. Türkiye üretiminin tam***** yakınını bu bölge sağlar. En çok Şanlıurfa ve Gaziantepte yetiştirilir.
Susam : Az bir alanda ekimi yapılmaktadır. Ancak üretimi bölge için önem taşır.
Çeltik : Siverekte yetiştirilmektedir.
Antep Fıstığı : Bölgenin karakteristik ürünüdür. Üretimin % 90ı bu bölgede gerçekleşir.
Üzüm : Özellikle Gaziantep çevresinde bağcılık gelişmiştir. Üretilen üzüm yaş olarak tüketilmesinin yanı sıra pekmez, pestil ya da içki yapımında kullanılır.
Zeytin : Akdeniz ikliminin etkileri görülen Gaziantep yöresinde Kilis ve Islahiye çevresinde yetiştirilir.
Tütün : Sulama ile birlikte ekim alanları genişlemektedir. Üretimde Adıyaman ve Batman önde gelir.
Sebze : Sulanabilen alanlarda domates, biber, patlıcan gibi çeşitli sebzeler yetiştirilmektedir.
Meyve : Bölgenin karpuz üretiminde ayrı bir yeri vardır. Özellikle Diyarbakır çevresinde ağırlığı 20 kgı aşan karpuz yetiştirilmektedir.
Hayvancılık
Bölgede hayvancılık önemli bir ekonomik faaliyettir. Bölgenin doğal özellikleri ve gelenekleri hayvancılığın gelişmesine zemin hazırlamıştır. Bitki örtüsünün bozkır olması nedeniyle küçükbaş hayvancılık yaygındır. Bölgede en çok koyun yetiştirilir. Koyundan sonra en fazla yetiştirilen kıl keçisidir ve Toros Dağları eteklerinde otlatılır. Ayrıca Toros Dağlarında arıcılık yapılmaktadır.
Ormancılık
Kuraklık nedeniyle ormanların en az bulunduğu bölgedir. Torosların eteklerinde bulunan ormanlar da çok zayıftır. Bu nedenle bölgede ormancılık gelişmemiştir.
Madenler ve Enerji Kaynakları
Madenler : Bölge maden bakımından zengin değildir. Gaziantep, Islahiye ve Kiliste krom ve bakır yatakları bulunur. Kilis-Gölbaşında fosfat çıkartılır. Ayrıca Toros Dağlarında krom ve çinko yatakları vardır.
Enerji Kaynakları : Petrolün çıkarıldığı tek bölgedir. Diyarbakır Havzasında Raman, Garzan, Şelmon yatakları ile Adıyamanda Yanarsu Havzasında çıkartılır. Türkiyenin petrol boru hatları bu bölge topraklarından geçer. Ayrıca Cizrede önemli bir enerji kaynağı olan linyit çıkarılır.
Enerji Üretim Tesisleri : Bölge enerji üretiminde giderek önem kazanmaktadır. G.A.P. kapsamında 22 hidroelektrik santral kurulması planlanmıştır. Önemli barajları Atatürk, Kralkızı ve Deve Geçididir.
Endüstri
Başlıca endüstri tesisleri şunlardır :
Besin : Diyarbakır, Şanlıurfa
İçki : Gaziantep, Şanlıurfa, Diyarbakır
Pamuklu Dokuma : Gaziantep, Adıyaman, Diyarbakır
Battaniye, Kilim, Halı : Siirt, Gaziantep
Petrol Rafinerisi : Batman
Ulaşım
Bölgede önemli dağ sıralarının olmaması ulaşımı kolaylaştırmıştır. Ancak Güneydoğu Toroslar, İç ve Doğu Anadolu ile olan ulaşıma engel olmaktadır. Irak ve Suriyeye bağlanan önemli yollar da bölgeden geçmektedir. Bölgede iki ana demiryolu hattı vardır. Bunlardan biri Kurtalan-Diyabakır-Gaziantep üzerinden Doğu ve İç Anadolu ile bağlantıyı sağlar. Diğeri Adana-Gaziantep üzerinden geçerek Nusaybine ulaşır. Güneydoğu Anadoludaki demiryolu hattında çoğunlukla tarımsal ürün ve maden taşınır.
Turizm
Doğal güzellikleri ve tarihi zenginliğine karşın bölge turizm açısından yeterince gelişememiştir. Adıyamandaki Nemrut Dağında bulunan Komagene krallığına ait mezarlar ve çeşitli anıtlar adeta açık hava müzesi durumundadır. Şanlıurfadaki Balıklı Göl halk tarafından kutsal sayılmakta, dinsel turizm için potansiyel oluşturmaktadır. Diyarbakırda bulunan Orta Çağa ait surlar, kuleler bölgedeki diğer turistik zenginliklerdir. Ayrıca Gaziantep Yöresindeki Karkamış ve Roma dönemine ait kalıntılar çok fazla turist çekmektedir.
Bölgenin Ülke Ekonomisindeki Yeri
Bölgenin Türkiye ekonomisine katkısı çok azdır. Doğu Anadolu Bölgesinden sonra geri kalmış ikinci bölgemizdir. Aşağıda bölge ekonomisinde önemli yer tutan ürün ve ekonomik faaliyet türlerinin listesi verilmiştir.
Petrol
Antep Fıstığı
Baklagiller
Üzüm
Pamuk
Hayvancılık
DÜNYANIN ŞEKLİ VE BOYUTLARI
Dünya, Güneş Sistemi'nin 9 gezegeninden biridir ve Güneş'e olan uzaklığı bakımından 3. Sırada bulunur. Coğrafya'nın asıl konusunu oluşturan Dünya'yı incelemek için bazı kavramların bilinmesi gerekir:
Eksen
Kutup Noktası
Ekvator
Paralel
Meridyen
Dünya'nın Şekli :
Dünyanın Şekli ve Boyutları :
Dünya, Kutup Noktaları'nda basık, Ekvator'da şişkindir. Dünya'nın kendisine özgü bu şekline geoid denir. Geoide en yakın geometrik şekil elipsoiddir. Verilen boyutlar "Hayford Elipsoidi" ne aittir.
Dünya'nın Boyutları
Ekvator yarıçapı = 6.378,4 km
Kutuplar yarıçapı = 6.356,9 km
Ekvator çevresi = 40.076,6 km
Kutuplar çevresi = 40.009,1 km
Pratikte bu uzunluklar yaklaşık olarak alınmaktadır.
Paralellerin Özellikleri :
Ekvator'a paralel uzanırlar
Çapları ve uzunlukları Ekvator'dan kutuplara doğru kısalır.
Ekvator'dan kutuplara doğru sayısız paralel çizilebilir. Ancak değerlendirme kolaylığı bakımından birer derece aralıklarla çizildikleri varsayılır.
Paralellerin 90 tanesi Kuzey Yarım Küre'de, 90 tanesi Güney Yarım Küre'de bulunur.
60. paraleller Dünya'nın küreselliğinden dolayı Ekvator'un yarısı uzunluğundadır.
Birbirini izleyen 2 paralel arasındaki uzaklık her yerde yaklaşık 111 km'dir.
UYARI : Dünya'nın geoid şekli nedeniyle 2 paralel arasındaki uzaklık Ekvator'dan kutuplara doğru artar. Örneğin, Ekvator ile 10 (kuzey-güney) enlemleri arasındaki uzaklık 110.596 m iken, 890-900 (kuzey-güney) enlemleri arasındaki uzaklık 110.700 m'dir. Ancak birbirini izleyen 2 paralel arasındaki uzaklık pratikte 111 km olarak kabul edilmiştir.
Özel Paraleller
Bazı paralellerin yerleri, güneş ışınlarının yere değme açısına bağlı olarak doğa tarafından belirlenmiştir. Bunlar :
Ekvator
Dönenceler
Kutup Daireleri
Kutup Noktaları
Ekvatorun Özellikleri
En uzun paraleldir.
Güneşin önünden en hızlı geçen noktaların oluşturduğu paraleldir.
Dünya'nın eksen çevresindeki dönüş hızı Ekvator'da yaklaşık 1670 km/saat'tir.
Güneş ışınlarını 21 Mart ve 23 Eylül'de dik açıyla alır.
Yıl boyunca sıcak olduğundan termik alçak basınç kuşağıdır.
Yükseltici hava hareketleri görüldüğü için bol yağış alır.
Gece ve gündüz süreleri yıl boyunca birbirine eşit ve 12'şer saattir.
Akdeniz Bölgesi
Bölge adını komşu olduğu Akdenizden alır. Bölge, yer şekilleri ve bun bağlı olarak ekonomik özelliklerin farklılığı nedeniyle iki bölüme ayrılmıştır. Bunlar Antalya ve Adana Bölümüdür
Yer şekilleri
Bölgede yüksek dağlar ve platolar geniş alan kaplar.
]
Dağlar : Bölgenin çatısını oluşturan Toros Dağları, Alp kıvrım kuşağının ülkemizdeki uzantısıdır. Teke Yarımadasından itibaren başlayan Toroslar Batı, Orta ve Güneydoğu Toros Dağları adını alarak Anadolunun güneyinde uzanır. Bölgenin doğusunda yükseltisi 3500 metreyi aşan dağlar burada kıyıdan uzaklaşır. İskenderun körfezinin doğusunda yer alan Amanos Dağları kırılma ile oluşmuş horstlardır.
Ovalar : Adana Bölümündeki Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin oluşturduğu Çukurova ile Göksunun oluşturduğu Silifke Ovası bölgedeki delta ovalarıdır. Bu bölümde yer alan Amik ve Maraş ovaları ise çöküntü ovalarıdır. Antalya Bölümünde yer alan Acıpayam, Tefenni, Elmalı ve Göller Yöresi ovaları karstik oluşumlu polyelerdir.
Platolar : Batı ve Orta Toroslar arasında, yüksekliği 2000 metreyi bulan, Göksu Irmağı ve kollarınca parçalanmış Taşeli Platosu yer alır. Bölgede kalker taşlar yaygın olduğundan karstik oluşumlar fazladır. Teke Yarımadası ve Taşeli Platosu karstik oluşumların en sık görüldüğü alanlardır.
Akarsular ve Göller
Akarsular : Antalya Bölümünde Dalaman, Aksu, Köprüçayı ve Manavgat çayları, Adana Bölümünde ise Göksu, Seyhan, Ceyhan ve Asi ırmakları Akdenize dökülen önemli akarsulardır. Akarsuların rejimleri düzensizdir. En çok suyu kış aylarında taşıyan akarsuların, yaz aylarında yağış azalması ve sıcaklık nedeniyle suları çekilir.
Göller : Göl oluşumları bakımından zengin olan bölgenin önemli gölleri Antalya Bölümündedir. Dağlar arasındaki çukurluklarda, tektonik oluşumlu Beyşehir, Eğirdir, Burdur, Acıgöl, Suğla Gölü gibi büyük göller yer alır. Buraya Göller Yöresi denir. Beyşehir ve Eğirdirin yer altı kaynaklarıyla denize bağlantısı olduğundan suları tatlıdır. Teke Yarımadasındaki Kovada, Salda, Yarışlı, Elmalı ve Ketsel karstik oluşumlu küçük göllerdir. Köyceğiz Gölü alüvyal set gölüdür.
İklim
Bölgenin kıyı kesiminde Akdeniz iklimi görülür. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlıdır. Yıllık ortalama yağış miktarı 750-1000 mm kadardır. Subtropikal yüksek basıncın etkisi nedeniyle yaz kuraklığı şiddetlidir. Torosların İç Anadoludan gelen soğuk hava kütlelerini engellemesi, enlem ve denizellik özelliği nedeniyle kış mevsiminin en ılıman geçtiği bölgedir. Antalya Bölümündeki Göller Yöresinde iklim değişir ve karasala dönüşür. Bu bölümde yağışlar azalıp, sıcaklık farkları artar.
Doğal Bitki Örtüsü
Doğal bitki örtüsü Akdeniz iklimine ve yaz kuraklığına uyumlu, her zaman yeşil kalabilen, sert yapraklı, bodur bitki topluluğu olan makidir. Kıyıdan itibaren 700-800 metrelere kadar görülebilen maki topluluğu içinde zeytin, mersin, keçiboynuzu, defne, zakkum, sandal ve kocayemiş gibi ağaçlar bulunur. Daha yüksek kesimlerde kuraklığa uyumlu kızılçam, toros sediri ve karaçam türlerinden oluşan iğne yapraklı ormanlara geçilir. Bölge orman bakımından Karadeniz Bölgesinden sonra ikinci sırayı alır. Torosların içe dönük yamaçları ile Göller Yöresinde ormanlar seyrekleşir 2000 m yükseltiden sonra dağ çayırları başlar.
Nüfus ve Yerleşme
Bölge genişliğine oranla çok az nüfuslanmıştır. Çünkü Toros Dağları ve karstik arazi geniş yer kaplar. Nüfus daha çok kıy ovalarında ve Göller Yöresinde toplanmıştır. Adana Bölümünde nüfus daha fazla olup, bu bölümdeki Çukurova ve Amik ovaları Türkiyenin en yoğun nüfuslu yerlerindendir. Nedeni tarım arazisinin geniş olması ve ulaşım kolaylığıdır. Ayrıca Adana Bölümünün göç alması da etkendir. Taşeli ve Teke platoları ile Torosların yüksek kesimleri tenhadır.
İller
Adana, Antalya, Burdur, Hatay, Isparta, İçel, Kahramanmaraş, Kilis, Osmaniye.
Ekonomik Özellikler
Tarım
Yazların uzun ve sıcak, kışların ılık geçmesi nedeniyle yılda 2, 3 kez tarımsal ürün alınır. Yaz kuraklığının tarımı olumsuz etkilemesi sulamayı zorunlu kılmıştır. Kışların ılık geçmesi ve güneşlenme süresinin uzunluğu seracılık faaliyetlerini geliştirmiştir. Bölgede ekonomik değeri yüksek olan ve ihraç edilen tarım ürünlerinin yetiştirilmesi tercih edilir.
UYARI : Antalya Bölümünde kalkerli arazinin yaygınlığı ve yaz kuraklığının belirginliği tarımı olumsuz yönde etkiler.
Tarım Ürünleri
Kıyı Bölgesi Tarım Ürünleri
Kış ılıklığına bağlı olarak turunçgil ve muz üretimi yapılır. Muzun %100ü, turunçgillerin % 88i bu bölgede üretilir. Ayrıca Türkiye pamuk üretiminin % 35i, sebzenin % 26sı, yerfıstığının % 88i anasonun % 65i ve susamın % 80i bu bölgeden sağlanmaktadır.
Göller Yöresi Tarım Ürünleri
Burada yetiştirilen ürünler kıyı kesiminden farklılaşır. Tahıl, haşhaş, anason, şeker pancarı, gül ve tütün yetiştirilir.
Hayvancılık
Akdeniz Bölgesinde çayır ve otlakların az yer tutmasına karşın beslenen hayvan sayısı bir hayli fazladır. Bu durumun nedeni her zaman yeşil kalabilen ve 800 mlere kadar çıkabilen maki topluluğunun varlığıdır. Teke Yarımadası, Taşeli Platosu ve Torıs Dağlarında küçükbaş hayvancılık yaygındır. Özellikle kıl keçisi beslenir. Dağların yüksek kesimlerinde koyun yetiştirilir. Arazinin çok engebeli olması nedeniyle hayvanların et ve süt verimi düşüktür. Antalya Yöresinde arıcılık önemlidir.
Ormancılık
Türkiye ormanlarının yaklaşık % 24ü bu bölgede bulunur. Buna bağlı olarak ormancılık gelişmiştir. Orman ürünleri Göller Yöresindeki kereste fabrikalarında işlenir. Dalaman (Muğla), Silifke-Taşucunda (Mersin) ise kağıt fabrikaları bulunur.
Madenler ve Enerji Kaynakları
Madenler : Antalya Bölümü maden bakımından daha zengindir. Bu bölümdeki Fethiye Dalaman havzası önemli bir krom çıkarım alanıdır. Ayrıca Adana-Kozan, Hatay, Amanos Dağlarında krom çıkartılır. Antalya-Akseki ile Konya-Seydişehir arasında Türkiyenin en büyük ***sit yatakları yer alır. Keçiborluda kükürt yatakları bulunur. Kahramanmaraş-Faraşa, İskenderun-Payasta demir yatakları işletilir.
Enerji Üretim Tesisleri
Seyhan, Aslantaş, Menzelet, Oymapınar bölgedeki önemli hidroelektrik santrallerdir.
Endüstri
Başlıca endüstri tesisleri şunlardır :
UYARI : Antalya Bölümünde endüstriyel gelişim, ulaşım zorluğu nedeniyle daha geridir.
Besin Bitkisel Yağ : Adana, Kahramanmaraş, Antalya
Şeker : Burdur
İplik ve Pamuklu Dokuma : Adana, Tarsus, Kahramanmaraş, Antalya
Halı Dokuma : Isparta, Burdur
Sigara İçki : Adana
Demir Çelik : İskenderun
Petrol Rafinerisi : Mersin (Ataş)
Alüminyum : Seydişehir
Gübre : Mersin, İskenderun
Tarım Makineleri : Çukurova, Adana
Pil : Antalya
Ulaşım
Toros Dağlarının kıyıya paralel uzanması, ulaşımı güçleştirir. Adana Bölümü ulaşım bakımından daha elverişlidir. Çukurova, Gülek ve Belen geçitleri ile diğer bölgelere bağlanmıştır. Silifke ovası Sertavul geçidi ile Antalya ise Çubuk geçidi ile iç kesime bağlantılıdır. Antalya dışındaki kentler demiryolu ile diğer bölgelere bağlantılıdır. Mersin ve İskenderun Limanları ard bölgelerine demiryolu ile bağlantılı olduğundan gelişmiştir. Dörtyol ve Yumurtalık önemli petrol limanlarıdır.
Turizm
Bölgenin kıyı kesimindeki elverişli iklim koşulları, doğal güzellikler ve tarihi zenginlikler turizmin gelişmesini sağlamıştır. Özellikle Antalya Bölümünde turizm gelişmiştir. Antalya, Alanya, Side, Kaş, Kalkan bu bölümde deniz turizminin geliştiği merkezlerdir. Akdeniz medeniyetini simgeleyen Olimpus, Patara gibi tarihi şehir kalıntıları önemli turistik çekiciliklerdir. Bölgede geniş alan kaplayan karstik şekiller, özellikle Damlataş ve İnsuyu mağaraları ile Cennet Cehennem obrukları doğa harikasıdır. Pek çok milli park ile uluslararası yarışma ve festivallere duyulan aşırı ilgi bölge turizminin gelişmesine katkıda bulunmaktadır.
Bölgenin Ülke Ekonomisindeki Yeri
Akdeniz Bölgesi Türkiyenin 4. gelişmiş bölgesidir. Aşağıda bölge ekonomisinde önemli yer tutan ürün ve ekonomik faaliyet türlerinin listesi verilmiştir.
Muz
Turunçgiller
Pamuk
Yerfıstığı
Sebze
Meyve
Orman ürünleri
Turizm
İç Anadolu Bölgesi
Kuzeyinden Kuzey Anadolu, güneyinden Toros Dağları ile çevrili olan bölge, topoğrafik yönden Anadolunun ortasında bir çanak şeklindedir. Yer şekilleri ölçüt alınarak bölge 4 bölüme ayrılmıştır. Bunlar Konya Bölümü, Yukarı Sakarya Bölümü, Orta Kızılırmak Bölümü ve Yukarı Kızılırmak Bölümüdür.
Yer şekilleri
Yüzölçümü bakımından 2. büyük bölge olan İç Anadoluda yüksek ve uzun dağ sıraları bulunmaz. Ortalama yüksekliği 1000 m olan platolarla ovalar yaygındır. Bölgenin yüksekliği doğuya doğru artar.
UYARI : İç Anadolu Bölgesinde yağışların yetersiz olmasının nedeni çevresindeki yüksek dağlardır.
Dağlar : Bölgede orojenik ve volkanik dağ sıraları bulunur. Bunlar Akdağlar, Hınzır ve Tecer Dağlarıdır. Elmadağı ve Sündiken gibi dağ kuşaklarının yükseltisi fazla değildir. Erciyes, Hasan Dağı, Melendiz Dağı, Karacadağ ve Karadağ bölgenin sönmüş volkanlarıdır.
Ovalar : Ankara, Eskişehir, Kayseri ve Konya bölgenin önemli ovalarıdır.
Platolar : Yer şekilleri sade olan bölgede Haymana, Cihanbeyli, Obruk, Orta Kızılırmak, Bozok ve Yazılıkaya platolarının yüksekliği 1000 metreyi bulur. Kireçtaşlarından oluşmuş bu platolarda karstik şekillerden obruk yaygın olarak görülür.
Akarsular ve Göller
Akarsular : Kızılırmak ve Sakarya Nehri ile Zamantı Çayı denize ulaşan önemli akarsulardır. İç Anadolunun güneyinde Tuz Gölü, Konya, Develi ve Afyon kapalı havzalarında çok sayıda kısa boylu akarsu boşalır.
Göller : Tuz Gölü, Eber, Akşehir, Çavuşçu, Seyfe Gölleri tektonik oluşumlu başlıca göllerdir. Acıgöl ve Meke Tuzlası Gölleri volkanik oluşumludur. Bölgedeki en büyük baraj gölü Kızılırmak üzerindeki Hirfanlıdır.
İklim
Çevresindeki yüksek dağların etkisi ile deniz etkilerine kapalı olan bölgede iklim karasallaştığından ılıman karasal (step) iklim özellikleri görülür. Kış mevsimi Doğu Anadoludaki kadar sert geçmez. Ancak doğuya doğru iklim sertleşir. Yaz mevsimi odlukça sıcak geçer. Yağış miktarı en az olan bölgedir. Tuz Gölü ve çevresi Türkiyenin en az yağış düşen yöresidir. Bölgenin kuzeyine doğru yağışlar biraz artar.
Doğal Bitki Örtüsü
Doğal bitki örtüsü yazın kuruyan ot topluluklarının oluşturduğu bozkırdır. Yağışların azlığı ve ormanların çok tahrip edilmiş olması nedeniyle antropojen bozkırlar geniş yer kaplar. Akarsu kıyılarında kavak ve söğüt ağaçları yoğunlaşır. Yozgat, Akdağlarda ve Sündiken Dağlarında bölgenin en geniş ormanları yer alır. Ancak mevcut ormanlar bölgenin sadece %7lik bir bölümünü kaplar.
Nüfus ver Yerleşme
Marmaradan sonra en kalabalık bölgedir. Genişliğine oranla az nüfusludur. Nüfusun büyük bölümü su kaynaklarının daha bol olduğu, bölge kenarındaki dağ eteklerinde toplanmıştır. En yoğun nüfuslanan bölüm ulaşım yollarının kavşağında olan ve endüstrinin geliştiği Yukarı Sakaryadır. En az nüfuslanan bölüm ise yüksek, engebeli ve iklimi sert olan Yukarı Kızılırmaktır. Tuz Gölü çevresi Türkiyenin en tenha yeridir. Kırsal kesimde evlerin bir arada olduğu toplu yerleşmeler yaygındır.
İller
Aksaray, Ankara, Çankırı, Eskişehir, Karaman, Sivas, Kayseri, Kırıkkale, Kırşehir, Konya, Nevşehir, Niğde, Yozgat
Ekonomik Özellikler
Tarım
Bölgenin ekonomisi tarıma dayanır. Ekili-dikili arazi bölgenin yaklaşık üçte birini kaplar. Nadasa bırakılan arazi fazladır. Yaz kuraklığı tarımsal faaliyetleri sınırlandırır. Erozyon nedeniyle tarımsal faaliyetler olumsuz etkilenir. Bölgenin iklimi tahıl tarımını yaygınlaştırır. Sulama yapılamayan alanlarda tahıl tarımı ön plandadır. Arpanın %39u, buğdayın %31i bu bölgede üretilir.
Tarım Ürünleri
Tahıllar : En önemli buğday ve arpa üretim alanı Konya Ovasıdır. Burayı Ankara, Yozgat ve Kayseri takip eder.
Baklagiller : Nohut, fasulye, yeşil mercimek gibi baklagillerin üretimi önemlidir. Bu ürünler üretimde ilk sırayı alır. Konya ve Yozgat mercimek üretiminde birinci sırada gelir.
Patates : Üretiminde bölge ilk sırayı alır. Niğde ve Nevşehirde üretilir. Buralardaki volkanik arazi patatesin büyümesi açısından çok elverişlidir.
Şekerpancarı : Sulama yapılan yerlerde özellikle Konya, Eskişehir ve Aksaraydaki tarım alanlarının büyük bölümü şekerpancarına ayrılmıştır.
Sebze : Sulamanın yaygın olmayışı sebze tarımını olumsuz etkilemiştir. Sulanabilen yerlerdeki sebze üretimi yetersiz kalmaktadır.
Meyve : Volkanik alanlarda bağcılık gelişmiştir. Kayısı gibi meyve üretimi yaygındır.
Hayvancılık
Kurak iklimi, bitki örtüsünün bozkır olması ve düzlüklerin geniş yer kaplaması küçükbaş hayvancılığı yaygınlaştırır. Tiftik keçisinin %78i bu bölgede beslenir. Torosların İç Anadoluya bakan yamaçlarında yaygındır: Özellikle Konya başta olmak üzere Karaman, Kayseri ve Sivasta karaman ırkı koyun beslenir. En çok koyun beslenen bölge olan İç Anadoluda mera hayvancılığı yaygındır. Kırsal kesimde ailenin ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik beslenen büyükbaş hayvanların sayısında son yıllarda artış olmuştur. Bölgede kümes hayvancılığı ile arıcılık (Toros yamaçlarında) da gelişmiştir.
Ormancılık
Yağışların çok az olduğu ve ormanların tahrip edildiği İç Anadolu Bölgesinde ormanlar çok dar bir alanda görülür. Ormanlar daha çok Sündiken Dağları ve Akdağlarda bulunur ve bölgenin sadece %7lik bölümünü kaplar. Bu nedenle bölgede ormancılık gelişmemiştir.
Madenler ve Enerji Kaynakları
Madenler : Eskişehirde bor ve borasit, Ankarada manganez, Kayseride demir çıkarılır. Tuz Gölü, Çankırı, Kırşehir ve Sivasta tuz üretimi yapılır.
Enerji Kaynakları : Ankarada linyit çıkarılır.
Enerji Üretim Tesisleri : Enerji üretimi fazla değildir. Ankara Çayırhan ve Sivas Kangalda linyitle çalışan termik santraller kuruludur. Sarıyar, Gökçekaya, Hirfanlı ve Kesikköprü önemli hidroelektrik santralleridir.
Endüstri
Başlıca endüstri tesisleri şunlardır :
Şeker : Eskişehir, Ankara, Konya, kayseri, Sivas, Niğde
İçki : Ankara, Nevşehir, Yozgat
Lokomotif : Eskişehir
Vagon Demiryolu Malzemesi : Sivas
Uçak : Eskişehir, Ankara
Silah : Kırıkkale
Çelik : Kırıkkale
Petrol Rafinerisi : Kırıkkale
Pamuklu Dokuma : Eskişehir, Ereğli, Karaman, Kayseri ve Nevşehir
Madeni Eşya : Kayseri
Ulaşım
Topoğrafyasının fazla engebeli olmaması nedeniyle kara ve demiryolu ağının en çok geliştiği bölgedir. Demiryolu ağı tüm bölgelerle bağlantıyı sağlayacak durumdadır. Ankara, Eskişehir, Kayseri ve Sivas önemli yolların kavşağı durumundadır. Ayrıca bölgede Ankara, Eskişehir, Konya ve Sivasta havaalanı bulunmaktadır.
Turizm
Bölgenin çok çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapmış olması nedeniyle tarihi turizm açısından zengindir. Neolitik döneme ait yerleşmeler, Hititlerden kalma çeşitli eserler önemli turizm çekicilikleridir. Kayseri, Nevşehir, Niğde arasındaki Kapadokya Yöresinde peribacası oluşumları, yer altı kentleri ve kiliseler turizm bakımından önem taşıyan yerlerdir. Konya, Selçuklu eserleri ve Mevlana Müzesi ile turizmin geliştiği bir merkezdir. Ayrıca Eskişehir, Ankara, Konya, Niğde ve Kayseride kaplıca turizmi önem taşımaktadır.
Bölgenin Ülke Ekonomisindeki Yeri
İç Anadolu Türkiyenin gelişmişlik açısından 3. büyük bölgesidir. Aşağıda bölge ekonomisinde önemli yer tutan ürün ve ekonomik faaliyet türlerinin listesi verilmiştir.
Arpa
Şekerpancarı
Baklagiller
Buğday
Yapağı
Hayvancılık
Doğu Anadolu Bölgesi
Kenarları dağ sırası ile kuşatılmış, Türkiyenin 1/5 lik yüzölçümüne sahip en geniş coğrafi bölgedir. Yer şekilleri ve iklim özelliklerinin etkisiyle 4 bölüme ayrılmıştır. Bunlar Yukarı Fırat Bölümü, Erzurum-Kars Bölümü, Yukarı Murat-Van Bölümü ve Hakkari Bölümüdür.
Yer şekilleri
Bölgenin coğrafi özelliğini veren yükseltinin fazlalığıdır. Yüksekliği 3000 metreyi aşan, doğu-batı yönlü uzanan birbirine paralel dağ sıraları ve bu dağlar arasında yer alan çöküntü ovaları ile yüksek plotalar önemli yerşekilleridir.
Dağlar : Bölgeyi kuzeyden çevreleyen Karasu-Aras Dağları ile güneyden çevreleyen Güneydoğu Toroslar, Şerafettin Dağları, Hakkari Dağları Türkiyenin çatısını oluşturan önemli dağ sıralarıdır. Volkanik arazinin en geniş yer kapladığı bölgedir. Ağrı, Süphan, Nemrut ve Tendürek başlıca sönmüş volkanlardır.
Ovalar : Bölgenin düzlükleri kuzeyde, Erzincan, Tercan, Erzurum, Iğdır çöküntü ovalarıdır. Iğdır ovası, 800 metre ile bölgenin en çukur yeridir. Güneyde ise Elbistan, Malatya, Elazığ, Bingöl ve Muş çöküntü ovaları yer alır. Yüksekova ve Başkale ovalarının yüksekliği 2000 metreden fazladır. Bölge, kuzeydeki ve güneydeki çöküntü ovaları boyunca uzanan fay hatlarıyla, Türkiyenin önemli bir deprem bölgesidir.
Platolar : Doğu Anadoluda akarsularla yarılmış, çevresine göre alçakta ve yüksekte olan değişik platolar bulunmaktadır. Fırat ve kollarınca parçalanmış Uzunyayla, Erzurum-Kars platoları başlıcalarıdır.
Akarsular ve Göller
Akarsular
Bölgede yer alan Aras ve Kura nehirleri Hazar Denizine dökülür ve kapalı havza oluştururlar. Dicle, Fırat ve kolları olan Karasu ile Murat nehirleri bölgenin en önemli akarsularıdır. Bölge akarsularının rejimi düzensizdir. Kar erimeleri ile beslendiklerinden yazın suları kabarır. Yatak eğimleri fazla olduğundan hidroelektrik potansiyelleri fazladır. Van Gölü havzası Türkiyenin en geniş kapalı havzasıdır.
Göller
Göl bakımından Türkiyenin en zengin bölgesidir. Volkanik set gölü olan Van Gölü Türkiyenin en büyük gölüdür. Suları sodalı olan gölde feribot taşımacılığı yapılır. Diğer önemli gölleri; Erçek, Çıldır, Aktaş (Hazapin), Hazar, Balık, Haçlı ve Nemrut gölleridir.
İklim
Bölgenin denize uzak ve yüksek olması nedeniyle karasal iklimin etkisi görülür. Çok geniş bir bölge olması ve yükseklik farklarına bağlı olarak iklim özellikleri farklılaşır. Erzurum-Kars Bölümü kış mevsiminin en soğuk geçtiği, ortalama sıcaklıkların en düşük değerler gösterdiği yerdir. Burada yaz yağışları fazladır. Yukarı Fırat Bölümü daha güneyde yer alması ve yüksekliğin azalması nedeniyle bölgenin sıcaklık bakımından en elverişli yeridir. Kış yağışları fazla olur, yaz mevsimi ise kurak geçer.
Doğal Bitki Örtüsü
Bölgede orman örtüsü tahrip edilmiş olup, genellikle antropojen bozkırlar görülür. Kars-Sarıkamış Yöresinde sarıçam ormanları yer alır. Bingöl ve Tunceli çevresinde meşe ormanları yer alır. Yüksek kısımlar ile Erzurum-Kars Bölümünde gür çayırlar ve otlaklar bulunur.
Nüfus ve Yerleşme
Türkiyenin en seyrek ve Güneydoğu Anadoludan sonra en az nüfuslu bölgesidir. Doğum oranı çok yüksek olmasına karşın çok göç verdiğinden nüfusu azdır. Bölgenin dağlık olması, iklim özellikleri ve terör olayları göçleri artırıcı etki yapmaktadır. Kentleşme oranı düşüktür. Bölge nüfusunun büyük bölümü Yukarı Fırat Bölümündeki ovalarla, Iğdır Yöresinde toplanmıştır. Erzurum, Erzincan, Malatya ve Elazığ bölgenin en kalabalık merkezleridir.
İller
Ağrı, Ardahan, Bingöl, Bitlis, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Hakkari, Iğdır, Kars, Malatya, Muş, Şırnak, Tunceli, Van
Ekonomik Özellikler
Tarım
Bölgenin yüksek ve engebeli olması nedeniyle tarım alanları oldukça azdır. Bunlar daha çok tektonik kökenli oluklar ve platolarda yer alır. Malatya, Erzurum, Elazığ, Iğdır, Muş, Bingöl ve Erzincan ovaları en çok ekim yapılan alanlardır. Karasallığın şiddetli olması nedeniyle 2000 mnin üstünde tahıl tarımı yapılır. Tarım ürünü çeşidi az olan bölgede buğday, arpa, şekerpancarı ve patates başlıca tarım ürünlerini oluşturur.
Tarım Ürünleri
Pamuk : Iğdır ve Malatya ovalarında yetiştirilir.
Tütün : Muş, Bitlis ve Malatyada ekimi yapılır.
Tahıllar : Buğday Malatya, Elazığ, Erzurum-Pasinler ve Horasan ovalarında yetiştirilir. Buğdaya göre daha az sıcaklık isteyen arpa ise Kuzeydoğu Anadolu platolarında yetiştirilir.
Şekerpancarı : Sulanabilen tarım alanlarında yetiştirilir.
Sebze : Lahana ve patates Erzurum-Pasinler ve Horasan ovalarında yetiştirilir.
Meyve : Kayısı yoğun olarak Malatyada sulanabilen alanlarda, özellikle Fırat ve Tohma kıyılarında yetiştirilir. Ayrıca Malatya, Elazığ ve Erzincanda dut üretimi yapılır. Akarsu boylarında elma bahçeleri bulunur.
Hayvancılık
Hayvancılık tarıma göre daha çok önemlidir. Nedeni iklim koşullarının olumsuzluğu ve tarım alanlarının azlığıdır. Erzurum-Kars Bölümünde yaz yağışları ve gür otlaklara bağlı olarak büyükbaş hayvancılık, diğer bölümlerde ise küçükbaş hayvancılık yapılır. Hayvancılık mera hayvancılığı şeklinde yapılır ve verim azdır. Hakkari ve Kars yörelerinde arıcılık önemlidir.
Ormancılık
Türkiye ormanlarının %7si bu bölgededir. Bölge ekonomisinde ormancılık önem taşımaz.
Madenler ve Enerji Kaynakları
UYARI : Doğu Anadolu Bölgesinde volkanik arazi yaygın olduğundan maden çeşidi boldur.
Madenler : Bölge maden ve enerji üretiminde ilk sırayı alır. Bölge krom, demir, bakır, kurşun, kaya tuzu, barit, oltu taşı, manganez yatakları işletir.
Krom : Elazığda Alacakaya (Guleman) Havzası, Türkiyenin en büyük krom çıkarım alanıdır.
Demir : En çok bu bölgede çıkarılır. Sivas-Divriği, Malatya-Hekimhan, Hasançelebi, Çetinkaya havzalarında çıkarılır.
Bakır : Elazığ Maden, Diyarkbakır-Ergani havzasında çıkarılır. Bakır üretiminin yarısını bu bölge sağlar.
Enerji Kaynakları : En önemli linyit yatağı Afşin-Elbistan Havzasındadır. Kalorisi düşük ve rezervi bol olan linyitler Afşin-Elbistan termik santralinde kullanılır.
Enerji Üretim Tesisleri : Hidroelektrik üretiminin en fazla olduğu yerdir. Fırat üzerinde Keban, Karakaya ve Tercan barajları ile Karstaki Arpaçay önemli hidroelektrik santralleridir. Afşin Elbistan termik santralinde linyit kömürü yakılarak elektrik üretilir. Enerji tüketiminin en az olduğu bölgedir.
Endüstri
Başlıca endüstri tesisleri şunlardır :
Şeker : Erzurum, Malatya, Erzincan, Elazığ, Ağrı, Muş, Van-Erciş
Süt Ürünleri : Kars
Et Ürünleri : Van, Erzurum, Elazığ
Sigara : Malatya, Bitlis
Pamuklu Dokuma : Malatya, Erzincan
Fosfat : Sivrice-Elazığ
Ferrokrom : Elazığ
Kurşun : Keban
Ulaşım
Kışların sert ve uzun geçmesi, arazinin dağlık olması ulaşımı güçleştirir. Bölgede doğu-batı yönünde uzanan tektonik oluklar ve akarsu vadileri ulaşım açısından kolaylıklar sağlamaktadır. Dağlık Hakkari Bölümü ulaşımın en zor sağlandığı yerdir. Diğer bölümler kara ve demiryolu ile iç bölgelere bağlanmıştır. Ayrıca hava yolu ile ülkenin bir çok kentine ulaşım sağlanmaktadır.
Turizm
Ulaşım güçlüğü ve konaklama tesislerinin yetersizliği nedeniyle turizm gelişmemiştir. Dağcılık, kış turizmi, ve doğal güzellikleri açısından önemli bir potansiyele sahiptir. Nemrut Kaldera Gölü, Van Gölü, Gürlevik ve Bendimahi çağlayanları ilgi çeken doğa güzellikleridir. Doğu Beyazıttaki İshakpaşa Sarayı, Karstaki Ani Harabeleri, Erzurum ve Ahlattaki Selçuklu eserleri önemli tarihi zenginliklerdir.
Bölgenin Ülke Ekonomisindeki Yeri
Aşağıda bölge ekonomisinde önemli yer tutan ürün ve ekonomik faaliyet türlerinin listesi verilmiştir.
Kayısı
Şekerpancarı
Tahıl
Tütün
Süt
Et
Yapağı
Hayvancılık
Bakır
Demir
Krom
Manganez
Linyit
UYARI : Bölgede halkın ana geçim kaynağı tarımdır. Daha çok madencilik ve hayvancılığa dayalı sanayi kolları yer alır. Ulaşımın güçlüğü endüstrinin gelişmesini engellemiştir.
Güneydoğu Anadolu Bölgesi
En küçük coğrafi bölge olan Güneydoğu Anadolu Bölgesi yer şekilleri ve Buna bağlı olarak yerleşme ve ekonomik özellikler açısından iki bölüme ayrılmıştır. Bunlar, Orta Fırat Bölümü ve Dicle Bölümüdür. Bölgeyi bölümlere ayıran sınır Karacadağ volkan konisinden geçer.
Yer şekilleri
Yer şekilleri sade olan bölgede yükseltisi fazla olmayan ova ve platolar geniş yer kaplar.
Dağlar : Bölgenin kuzey kesiminde Toros dağ sırasının güney yamaçları uzanır. Burada asıl Toroslar ile onun önünde ikinci bir kıvrımlı dağ kuşağı uzanır. Bölgenin ortasında 1938 m yükseltiye sahip sönmüş Karacadağ Volkanı yer alır. Bölgenin batısında ise Gaziantep Platosu üzerinde yükselen Kartal Dağları önemli yükseklik oluşturur.
Ovalar : Karadağın batısında Altınbaşak (Harran), Ceylanpınar ve Birecik ovaları yer alır. Dicle nehri ve kollarının toplandığı Diyarbakır Havzasında fazla geniş olmayan ancak çok verimli bir ovaya geçilir.
Platolar : Karacadağın batısındaki Şanlıurfa, Gaziantep, Adıyaman platoları Fırat ve kolları tarafından derin bir şekilde yarılmıştır. Karacadağın doğusu ise daha engebeli bir yapı gösterir. Bu bölümün güneyinde Mardin-Midyat Eşiği yer alır.
Akarsular ve Göller
Akarsular
Bölgenin iki önemli akarsuyundan biri olan Fırat, kaynağını Doğu Anadolu Bölgesinden alır. Bölgede ise Toroslardan gelen Kahta ve Karadağdan gelen küçük akarsularla beslenir. Güneydoğu Torosların güneye bakan yamaçlarından birçok kol halinde çıkan Dicle Nehri ise bölgenin diğer önemli akarsuyudur. Her iki akarsu da Basra Körfezine sularını boşaltır.
Göller
Bölgede doğal oluşumlu göl yoktur. Ancak Fırat ve Dicle üzerinde kurulmuş baraj gölleri bulunmaktadır. Bölgenin ve ülkenin en büyük baraj gölü olan Atatürk Barajı bu bölge sınırları içindedir.
İklim
Denizden uzak olduğu için sıcaklık bakımından karasal iklim özellikleri görülür. Kışlar oldukça soğuk olup, en çok yağış bu mevsimde düşer. Yaz mevsimi ise enlemin, karasallığın ve güneyden esen çöl rüzgarlarının etkisiyle çok sıcak ve kurak geçer. Buharlaşma şiddeti çok fazla odluğundan yaz mevsiminin en kurak geçtiği bölgedir. Ayrıca batıdaki Gaziantep Yöresinde belirgin olarak Akdeniz ikliminin ektileri görülür.
Doğal Bitki Örtüsü
Bölgenin doğal bitki örtüsü bozkırdır. İç Anadolu bozkırlarına göre çok fakirdir. Bölgede antropojen bozkırlar da geniş yer kaplamaktadır. Ormanların en az alan kapladığı bölge olan Güneydoğu Anadoluda mevcut ormanların büyük bölümü de tahrip edilmiştir. Toros Dağları eteklerinde görülebilen ormanlar ise kuraklık nedeniyle çok zayıftır. Dicle Nehri boylarında yer yer kavak ve söğüt toplulukları görülür.
Nüfus ve Yerleşme
Nüfusu en az olan bölgemizdir. Ancak doğum oranının yüksek, yüzölçümünün küçük olması nüfus yoğunluğunun fazla olmasına neden olmuştur. Orta Fırat Bölümü ve özellikle Gaziantep Yöresi yoğun nüfuslanmıştır. Yağışın azaldığı düzlüklerde nüfus azalır. Bölgede ekonomik gelişmenin yavaş olması, terör olayları gibi nedenlerden dolayı göç veren bir bölgedir. Ayrıca mevsimlik işçi göçleri de olmaktadır.
İller
Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Mardin, Siirt, Şanlıurfa
Ekonomik Özellikler
Tarım
Tarım halkın temel geçim kaynağıdır. Tarım arazisi geniş olmasına karşın kuraklık nedeniyle tarımın en önemli sorunu sulamadır. Tarım topraklarının çok parçalı, tarım işletmelerinin küçük işletmeler şeklinde olması tarımsal verimi düşürmektedir. Tarım alanlarının üçte biri nadasa alınmaktadır. G.A.P. (Güneydoğu Anadolu Projesi) ile birlikte sulu tarım alanları genişlemekte, nadas arazisi azalmakta, tarım ürünü çeşitliliği artmaktadır.
Tarım Ürünleri
Buğday : Bölgedeki tarım alanlarının yarısından fazlasında buğday ekilir. En fazla ekim alanına sahip Şanlıurfayı Diyarbakır izler.
Arpa : Bölgede yetiştirilen diğer önemli tahıl olan arpa, en fazla Şanlıurfa, Siirt ve Adıyamanda yetiştirilir.
Pamuk : Bölgede en fazla ekilen endüstri bitkileri arasında yer alan pamuk, halen sulanmakta olan Akçakale ve Gaziantepte yetiştirilir.
Kırmız Mercimek : Kuraklığa dayanıklı bir baklagildir. Türkiye üretiminin tam***** yakınını bu bölge sağlar. En çok Şanlıurfa ve Gaziantepte yetiştirilir.
Susam : Az bir alanda ekimi yapılmaktadır. Ancak üretimi bölge için önem taşır.
Çeltik : Siverekte yetiştirilmektedir.
Antep Fıstığı : Bölgenin karakteristik ürünüdür. Üretimin % 90ı bu bölgede gerçekleşir.
Üzüm : Özellikle Gaziantep çevresinde bağcılık gelişmiştir. Üretilen üzüm yaş olarak tüketilmesinin yanı sıra pekmez, pestil ya da içki yapımında kullanılır.
Zeytin : Akdeniz ikliminin etkileri görülen Gaziantep yöresinde Kilis ve Islahiye çevresinde yetiştirilir.
Tütün : Sulama ile birlikte ekim alanları genişlemektedir. Üretimde Adıyaman ve Batman önde gelir.
Sebze : Sulanabilen alanlarda domates, biber, patlıcan gibi çeşitli sebzeler yetiştirilmektedir.
Meyve : Bölgenin karpuz üretiminde ayrı bir yeri vardır. Özellikle Diyarbakır çevresinde ağırlığı 20 kgı aşan karpuz yetiştirilmektedir.
Hayvancılık
Bölgede hayvancılık önemli bir ekonomik faaliyettir. Bölgenin doğal özellikleri ve gelenekleri hayvancılığın gelişmesine zemin hazırlamıştır. Bitki örtüsünün bozkır olması nedeniyle küçükbaş hayvancılık yaygındır. Bölgede en çok koyun yetiştirilir. Koyundan sonra en fazla yetiştirilen kıl keçisidir ve Toros Dağları eteklerinde otlatılır. Ayrıca Toros Dağlarında arıcılık yapılmaktadır.
Ormancılık
Kuraklık nedeniyle ormanların en az bulunduğu bölgedir. Torosların eteklerinde bulunan ormanlar da çok zayıftır. Bu nedenle bölgede ormancılık gelişmemiştir.
Madenler ve Enerji Kaynakları
Madenler : Bölge maden bakımından zengin değildir. Gaziantep, Islahiye ve Kiliste krom ve bakır yatakları bulunur. Kilis-Gölbaşında fosfat çıkartılır. Ayrıca Toros Dağlarında krom ve çinko yatakları vardır.
Enerji Kaynakları : Petrolün çıkarıldığı tek bölgedir. Diyarbakır Havzasında Raman, Garzan, Şelmon yatakları ile Adıyamanda Yanarsu Havzasında çıkartılır. Türkiyenin petrol boru hatları bu bölge topraklarından geçer. Ayrıca Cizrede önemli bir enerji kaynağı olan linyit çıkarılır.
Enerji Üretim Tesisleri : Bölge enerji üretiminde giderek önem kazanmaktadır. G.A.P. kapsamında 22 hidroelektrik santral kurulması planlanmıştır. Önemli barajları Atatürk, Kralkızı ve Deve Geçididir.
Endüstri
Başlıca endüstri tesisleri şunlardır :
Besin : Diyarbakır, Şanlıurfa
İçki : Gaziantep, Şanlıurfa, Diyarbakır
Pamuklu Dokuma : Gaziantep, Adıyaman, Diyarbakır
Battaniye, Kilim, Halı : Siirt, Gaziantep
Petrol Rafinerisi : Batman
Ulaşım
Bölgede önemli dağ sıralarının olmaması ulaşımı kolaylaştırmıştır. Ancak Güneydoğu Toroslar, İç ve Doğu Anadolu ile olan ulaşıma engel olmaktadır. Irak ve Suriyeye bağlanan önemli yollar da bölgeden geçmektedir. Bölgede iki ana demiryolu hattı vardır. Bunlardan biri Kurtalan-Diyabakır-Gaziantep üzerinden Doğu ve İç Anadolu ile bağlantıyı sağlar. Diğeri Adana-Gaziantep üzerinden geçerek Nusaybine ulaşır. Güneydoğu Anadoludaki demiryolu hattında çoğunlukla tarımsal ürün ve maden taşınır.
Turizm
Doğal güzellikleri ve tarihi zenginliğine karşın bölge turizm açısından yeterince gelişememiştir. Adıyamandaki Nemrut Dağında bulunan Komagene krallığına ait mezarlar ve çeşitli anıtlar adeta açık hava müzesi durumundadır. Şanlıurfadaki Balıklı Göl halk tarafından kutsal sayılmakta, dinsel turizm için potansiyel oluşturmaktadır. Diyarbakırda bulunan Orta Çağa ait surlar, kuleler bölgedeki diğer turistik zenginliklerdir. Ayrıca Gaziantep Yöresindeki Karkamış ve Roma dönemine ait kalıntılar çok fazla turist çekmektedir.
Bölgenin Ülke Ekonomisindeki Yeri
Bölgenin Türkiye ekonomisine katkısı çok azdır. Doğu Anadolu Bölgesinden sonra geri kalmış ikinci bölgemizdir. Aşağıda bölge ekonomisinde önemli yer tutan ürün ve ekonomik faaliyet türlerinin listesi verilmiştir.
Petrol
Antep Fıstığı
Baklagiller
Üzüm
Pamuk
Hayvancılık
DÜNYANIN ŞEKLİ VE BOYUTLARI
Dünya, Güneş Sistemi'nin 9 gezegeninden biridir ve Güneş'e olan uzaklığı bakımından 3. Sırada bulunur. Coğrafya'nın asıl konusunu oluşturan Dünya'yı incelemek için bazı kavramların bilinmesi gerekir:
Eksen
Kutup Noktası
Ekvator
Paralel
Meridyen
Dünya'nın Şekli :
Dünyanın Şekli ve Boyutları :
Dünya, Kutup Noktaları'nda basık, Ekvator'da şişkindir. Dünya'nın kendisine özgü bu şekline geoid denir. Geoide en yakın geometrik şekil elipsoiddir. Verilen boyutlar "Hayford Elipsoidi" ne aittir.
Dünya'nın Boyutları
Ekvator yarıçapı = 6.378,4 km
Kutuplar yarıçapı = 6.356,9 km
Ekvator çevresi = 40.076,6 km
Kutuplar çevresi = 40.009,1 km
Pratikte bu uzunluklar yaklaşık olarak alınmaktadır.
Paralellerin Özellikleri :
Ekvator'a paralel uzanırlar
Çapları ve uzunlukları Ekvator'dan kutuplara doğru kısalır.
Ekvator'dan kutuplara doğru sayısız paralel çizilebilir. Ancak değerlendirme kolaylığı bakımından birer derece aralıklarla çizildikleri varsayılır.
Paralellerin 90 tanesi Kuzey Yarım Küre'de, 90 tanesi Güney Yarım Küre'de bulunur.
60. paraleller Dünya'nın küreselliğinden dolayı Ekvator'un yarısı uzunluğundadır.
Birbirini izleyen 2 paralel arasındaki uzaklık her yerde yaklaşık 111 km'dir.
UYARI : Dünya'nın geoid şekli nedeniyle 2 paralel arasındaki uzaklık Ekvator'dan kutuplara doğru artar. Örneğin, Ekvator ile 10 (kuzey-güney) enlemleri arasındaki uzaklık 110.596 m iken, 890-900 (kuzey-güney) enlemleri arasındaki uzaklık 110.700 m'dir. Ancak birbirini izleyen 2 paralel arasındaki uzaklık pratikte 111 km olarak kabul edilmiştir.
Özel Paraleller
Bazı paralellerin yerleri, güneş ışınlarının yere değme açısına bağlı olarak doğa tarafından belirlenmiştir. Bunlar :
Ekvator
Dönenceler
Kutup Daireleri
Kutup Noktaları
Ekvatorun Özellikleri
En uzun paraleldir.
Güneşin önünden en hızlı geçen noktaların oluşturduğu paraleldir.
Dünya'nın eksen çevresindeki dönüş hızı Ekvator'da yaklaşık 1670 km/saat'tir.
Güneş ışınlarını 21 Mart ve 23 Eylül'de dik açıyla alır.
Yıl boyunca sıcak olduğundan termik alçak basınç kuşağıdır.
Yükseltici hava hareketleri görüldüğü için bol yağış alır.
Gece ve gündüz süreleri yıl boyunca birbirine eşit ve 12'şer saattir.
Dönencelerin Özellikleri
Yerleri, yer ekseninin eğikliğine bağlı olarak belirlenen Dönenceler, 23027' Kuzey ve Güney paralelleridir.
Kuzey Yarım Küre'dekine Yengeç Dönencesi, Güney Yarım Küre'dekine Oğlak dönencesi denir.
Orta kuşak ile Tropikal kuşağı birbirinden ayırırlar.
Güneş ışınlarının düz zeminlere dik geldiği en son noktalardır.
5. Yengeç Dönencesi 21 Haziran'da, Oğlak Dönencesi 21 Aralık'ta Güneş ışınlarını dik açı ile alır.
Kutup Noktalarının Özellikleri
90. Kuzey ve Güney paralelleridir.
Güneş ışınlarının düz zeminlere en dar açıyla geldiği yerlerdir.
Sürekli soğuk olduğundan kutuplar ve çevresinde yıl boyunca termik yüksek basınç kuşakları oluşur.
Aydınlanma çemberinin 21 mart ve 23 Eylül'de teğet geçtiği yerlerdir.
Bir yıl içinde 6 ay sürekli gündüz, 6 ay sürekli gece yaşanır.
Çizgisel hızın sıfır, yerçekiminin en fazla olduğu yerlerdir.
Kutup Dairelerinin Özellikleri
Yerleri, yer ekseninin eğikliğine bağlı olarak belirlenen Kutup Daireleri, 66033' Kuzey ve Güney paralelleridir.
Kutup kuşağı ile Orta kuşağı birbirinden ayırırlar.
Aydınlanma çemberinin yıl içinde yer değiştirdiği ve 21 Haziran ile 21 Aralık'ta teğet geçtiği paralellerdir.
21 Haziran'da Kuzey Kutup Dairesi'nde, 21 Aralık'ta Güney Kutup Dairesi'nde 24 saat gündüz yaşanır.
Meridyenlerin Özellikleri
Bir kutuptan diğerine uzanan meridyenler de paraleller gibi sayısızdır. Ancak pratikte her 1 dereceden bir yay geçtiği varsayılarak, 360 tane oldukları kabul edilmiştir.
Birbirini izleyen 2 meridyen arasındaki uzaklık Ekvator üzerinde 111 km olarak kabul edilmiştir.
Başlangıç meridyeni olarak Londra yakınlarındaki Greenwich kabul edilmiştir.
Bir meridyenin, karşıt (anti) meridyeniyle arasında 180 meridyen fark vardır.
UYARI : Meridyen yayları eşit uzunluktadır. Aralarındaki uzaklık Ekvator'dan kutuplara doğru azalır ve tüm meridyenle kutuplarda birleşir.
Birbirini izleyen 2 meridyen arasındaki uzaklık; Ekvator üzerinde 111.322 m. (pratikte 111 km olarak kabul edilmiştir, 45. (Kuzey - Güney) paralellerinde 78.850 m, 90. (Kuzey - Güney) paralellerinde ise 0 m'dir.
Dünyanın Şekline Bağlı Sonuçlar
Dünya'nın geoid şekli nedeniyle, yerçekimi Ekvator'dan kutuplara doğru artar. Dünya, geoid değil de küre şeklinde olsaydı, yerçekimi Dünya'nın her yerinde aynı olurdu.
Dünya'nın geoid şekli nedeniyle Ekvator diğer paralellerden ve meridyenlerden daha uzundur. Dünya küre şeklinde olsaydı, Ekvator çevresi (kutupları çevreleyen iki meridyenin uzunluğu) birbirine eşit olurdu.
Ekvator çevresi =40.077 km
Kutuplar çevresi=40.009 km
Dünya'nın küreselliği nedeniyle, ekseni çevresindeki dönüş hızı Ekvator'dan kutuplara doğru azalır. Ekvator üzerindeki noktalar saatte 1666,6 km yol katederken, Kutup Noktaları'nda alınan yol sıfır km olduğu için, eksen çevresindeki dönüş hızı 0 km/saat'tir.
Dünya'nın küreselliği nedeniyle Kutup Noktaları'nda birleşen meridyen yaylarının uzunluğu birbirine eşittir. Bir kutuptan diğerine uzanan bir meridyen yayının uzunluğu yaklaşık 20.005 km'dir.
Dünya'nın küreselliği nedeniyle meridyenler arası uzaklık, Ekvator'dan kutuplara doğru azalır ve meridyenler Kutup Noktaları'nda birleşirler.
Birbirini izleyen iki meridyen arası uzaklık Ekvator üzerinde 111.322 m iken (pratikte bu uzunluk 111 km kabul edilmiştir), 45. paraleller üzerinde 78.850 m, 90. paralellerde (Kutup Noktaları) 0 m'dir.
Dünya'nın küreselliği nedeniyle, paralellerin uzunluğu Ekvator'dan kutuplara doğru küçülür. Ekvator en uzun paraleldir. Kutuplarda ise paraleller nokta halini alır.
Dünya'nın küreselliği nedeniyle aydınlık ve karanlık yarıküreler oluşur. Böylece yeryüzünün bir yarısı gündüzken, diğer yarısında gece yaşanır.
Dünya'nın küreselliği nedeniyle 21 Mart ve 23 Eylül'de Ekvator'dan kutuplara doğru Güneş ışınlarının yere değme açısı daralır. Bu tarihlerde Ekvator Güneş ışınlarını dik açı ile alır. Bu nedenle yatay düzleme dik duran cisimlerin gölgesi oluşmaz. Kutuplara doğru güneş ışınlarının yere değme açısı daraldığı için cisimlerin gölge boyu uzar.
Dünya'nın küreselliği nedeniyle güneş ışınlarını yıl boyunca dik ve dike yakın açı ile alan Ekvator'un güneşten aldığı ısı enerjisi daha fazladır. Kutuplara doğru ışınların gelme açısının daralması nedeniyle alınan ısı enerjisi azalır.
Dünya'nın küreselliği nedeniyle yerden yükseldikçe görülebilen alan genişler.
Dünya'nın küreselliği nedeniyle termik basınç kuşakları oluşur.
Termik Basınç Kuşakları
Dünya'nın küreselliği nedeniyle ısınma ve soğumaya bağlı oluşan basınçlara termik basınç denir. Güneş ışınlarını, yıl boyunca dik ve dike yakın açılarla alan Ekvator fazla ısınır. Isınan hava genleşerek yükselir ve basınç düşer. Kutuplar, ışınları dar açı ile aldığından her zaman soğuktur.Soğuk hava ağır olduğu için yere çöker ve basınç yükselir.
Dünya'nın küreselliği nedeniyle, Kutup Yıldızı'nın görünüm açısı Kuzey Kutbu'ndan Ekvator'a doğru daralır. Bu nedenle 60. Kuzey paralelinde 60° açı ile görülen Kutup Yıldızı Güney Kutbu'nda görülmez.
Dünya'nın küreselliği nedeniyle hep aynı yönde hareketle başlangıç noktasına ulaşılır. 1519 yılında Macellan tarafından, hep batıya gidilerek çıkış noktasına varılabileceği düşüncesi ile İspanya'nın Cadiz Körfezi'ndeki Sancular Limanı'nda başlatılan ve aynı limanda 1522 yılında son bulan Dünya seyahati ile bu sonuca ulaşılmıştır.
Dünyanın Hareketleri
Dünyanın Günlük Hareketi (Eksen Çevresindeki Hareketi)
Dünya, batıdan doğuya doğru ekseni çevresindeki dönüşünü 24 saatte tamamlar. Buna 1 Güneş günü denir. Dünya'nın ekseni çevresindeki hareketinin hızı, 2 farklı şekilde ifade edilir.
Çizgisel Hız
Dairesel hareket yapan Yerküre üzerindeki bir noktanın birim zamanda eksen üzerindeki yer değiştirme hızıdır. Çizgisel hız, dünyanın küreselliği nedeniyle Ekvator'da en fazladır, kutuplara doğru azalır.
Açısal Hız
Dairesel hareket yapan Dünya üzerindeki bir noktanın birim zamanda oluşturduğu dönüş açısıdır.
Dünya, ekseni çevresindeki hareketi sırasında 4 dakikada 1 derecelik, 1 saatte 15 derecelik, 24 saatte 360 derecelik dönüş yapar.
Açısal hız, dünya üzerindeki her noktada aynıdır.
UYARI : Dünya kendi ekseni çevresinde,
4 dakikada 10' lik,
1 saatte 150' lik,
24 saatte 360°'lik dönüş yapar.
Günlük Hareketin Sonuçları
Dünya'nın ekseni çevresindeki dönüşünün etkisiyle,
Bir noktaya Güneş ışınlarının gelme açısı ve yatay düzleme dik duran cisimlerin gölge boyları günün saatlerine göre değişir.
Güneş ışınları öğle saatinde en büyük açıyla gelir ve en kısa gölgeler oluşur.
Gece ve gündüzler birbirini izler.
Günlük sıcaklık farkları oluşur.
Dünya'nın ekseni çevresindeki dönüşünün etkisiyle, rüzgarlar esme yönlerinden saparlar. Bu sapma, Kuzey Yarım Küre'de esme yönünün sağına, Güney Yarım Küre'de esme yönünün soluna doğrudur.
Dünya'nın ekseni çevresindeki dönüşünün etkisiyle, okyanus akıntıları yönlerinden sapar ve halkalar oluştururlar. Okyanus akıntılarını başlatan sürekli rüzgarlardır. Bu nedenle rüzgarların esme yönlerinden sapmasına bağlı olarak akıntılar da yönlerinden sapar.
Dünyanın Yıllık Hareketi
Dünya ekseni çevresinde hareket ederken aynı zamanda saat ibresinin tersi yönde, Güneş'in çevresinde de döner. Bu hareketini elips bir yörüngede 365 gün 6 saatte tamamlar. Buna 1 Güneş yılı denir. Dünya'nın yıllık hareketi sırasında, Güneş'in çevresinde çizdiği yörünge düzlemine ekliptik denir. Yörünge şeklinin elips olması nedeniyle Dünya yıllık hareket sırasında Günöte - Günberi konumuna gelir.
Günöte (Aphel)
Dünya'nın, Güneş'ten en çok uzaklaştığı, yörüngede en yavaş döndüğü gündür. Dünya Günöte konumuna 4 Temmuz'da gelir.
Günberi (Perihel)
Dünya'nın, Güneş'e en çok yaklaşıp, yörüngede en hızlı döndüğü gündür. Dünya Günberi konumuna 3 Ocak'ta gelir.
Yörünge Şeklinin Sonuçları
Dünya Güneş'in etrafında elips bir yörüngede döner. Yörünge şeklinin elips olması nedeniyle;
Dünya'nın yörüngedeki dönüş hızı, Güneş'e yaklaştıkça artar, Güneş'ten uzaklaştıkça azalır. Dolayısıyla sonbahar ekinosuna 2 gün gecikme ile 23 Eylül'de ulaşılır.
Her iki yarımkürede mevsim süreleri değişir.
Mevsim Süreleri : Yörünge şekli tam daire biçiminde olsaydı, Dünya'nın yörüngedeki dönüş hızı değişmez, her iki yarım kürede mevsim süreleri eşit olurdu.
Dünya'nın eksen eğikliği nedeniyle Kuzey Yarım Küre'de ve Güney Yarım Küre'de aynı anda birbirine göre zıt mevsim yaşanır. Birinin yaz süresi diğerinin kış süresi olur. Dünya'nın yörüngedeki dönüş hızının Güneş'e yaklaştıkça artması, uzaklaştıkça azalması nedeniyle Kuzey Yarım Küre'de İlkbahar ve yaz süresi Güney yarım Küre'de sonbahar ve kış süresi daha uzundur.
Eksen Eğikliği
Dünya'nın yıllık hareketi sırasında oluşan yörünge düzlemi (ekliptik) ile Dünya'nın Ekvator düzlemi üst üste çakışmaz.
Aralarında 23°27' lık bir açı bulunur.
Yörünge düzlemi ile eksen arasında ise 66°33' lık bir açı oluşur. Buna Dünya'nın Eksen Eğikliği denir.
Ekliptikünya'nın yörüngesinden geçtiği varsayılan düzleme Ekliptik veya Yörünge Düzlemi denir.
UYARI : Dünya ekseniyle, yörünge düzlemi arasında 66°33'lık,
Ekvator ile yörünge düzlemi arasında 23°27' lık açı bulunmaktadır.
Bu açı daha küçük ya da daha büyük olsaydı, dönence ve kutup dairelerinin enlem dereceleri değişirdi.
Eksen Eğikliğinin Sonuçları
 Dünya'nın Güneşe karşı konumu yıl içinde değişir.
Dünya'nın Güneşe Karşı Konumları
21 Mart - 23 Eylül Durumları (Ekinokslar)
a) 21 Mart ve 23 Eylül'de Ekvator üzerindeki noktalar yerel saat 12.00'de Güneş ışınlarını dik açı ile alır.
(IMG:style_emoticons/default/cool.gif) (IMG:style_emoticons/default/cool.gif) Ekvator'da yatay düzleme dik duran cisimlerin yerel saat 12.00' de gölgesi oluşmaz.
c) Aydınlanma çemberi, Kutup Noktalarından geçer.
d) Dünya'nın her yerinde gündüz ve gece süresi birbirine eşittir.
e) Aynı meridyen üzerinde yer alan tüm noktalarda Güneş, yerel saatle aynı anda doğar ve aynı anda batar.
f) 21 Mart'tan sonra Kuzey Y.'de, 23 Eylül'den sonra da Güney Y.' de gündüzler gecelere göre daha uzun olmaya başlar.
21 Haziran Durumu (Solstisi)
a) Güneş ışınları dik açı ile yerel saat 12.00'de Yengeç Dönencesi'ne gelir.
(IMG:style_emoticons/default/cool.gif) Yengeç Dönencesi'nde yatay düzleme dik duran cisimlerin yerel saat 12.00'de gölgesi
oluşmaz.
c) Aydınlanma çemberi Kutup Dairelerine teğet geçer.
d) Bir noktadan kuzeye doğru gidildiğinde gece süresi uzamaya başlar.
e) Kuzey Yarım Küre'de yılın en uzun gündüzü, Güney Yarım Küre'de ise yılın en uzun gecesi
yaşanır. Bu tarihten itibaren Kuzey Yarım Küre'de gündüzler, Güney Yarım Küre'de ise geceler
kısalmaya başlar.
21 Aralık Durumu (Solstisi)
a) Güneş ışınları dik açı ile yerel saat 12.00'de Oğlak dönencesi'ne gelir.
(IMG:style_emoticons/default/cool.gif) Oğlak dönencesi'nde yatay düzleme dik duran cisimlerin yerel saat 12.00'de gölgesi oluşmaz.
c) Aydınlanma çemberi Kutup Daireleri'ne teğet geçer.
d) Bir noktadan kuzeye doğru gidildikçe gündüz süresi uzamaya başlar.
e) Kuzey Yarım Küre'de yılın en uzun gecesi, Güney Yarım Küre'de ise yılın en uzun gündüzü
yaşanır. Bu tarihten itibaren Kuzey Yarım Küre'de geceler, Güney Yarım Küre'de gündüzler
kısalmaya başlar.
UYARI : 21 Haziran'da Yengeç Dönencesi, 21 Aralık'ta Oğlak dönencesi, 21 Mart ve 23 Eylül'de Ekvator üzerindeki noktalarda, cisimlerin saat 12.00'da oluşan gölgesi tam dibe düşer. Ekinokslarda, 450 enlemlerinde oluşan gölge boyu cismin boyuna eşittir.
UYARI : 21 Haziran'da,
- Güney Kutup Dairesi ile Güney Kutbu arasındaki enlemlerde gece süresi 24 saatten fazladır.
- Türkiye'de saat 12.00'de cisimlerin yıl içindeki en kısa gölgeleri oluşur.
UYARI : 21 Aralık'ta;
- Kuzey Kutup Dairesi ile Kuzey Kutbu arasındaki enlemlerde gece süresi 24 saatten fazladır.
- Türkiye'de yerel saat 12.00'de cisimlerin yıl içindeki en uzun gölgeleri oluşur.
Dünya'nın eksen eğikliğine bağlı olarak Dönenceler ve Kutup Daireleri'nin yerleri belirlenir.
Dönenceler
23°27' Kuzeye paralelleridir. Güneş ışınlarının düz zeminlere dik açı ile geldiği en son yerlerdir.
Kutup Daireleri
66°33' Kuzey ve Güney paralelleridir. Aydınlanma çemberinin yıl içinde yer değiştirdiği, 21 Haziran ve 21 Aralık tarihlerinde teğet geçtiği paralellerdir.
 Dünya'nın eksen eğikliğine bağlı olarak matematik iklim kuşakları oluşur.
Matematik İklim Kuşakları
Dünya'nın 23°27' lık eksen eğikliği dikkate alınarak belirlenmiştir. Dönenceler arasında kalan alan, güneş ışınlarının yıl içinde iki kez dik açı ile geldiği Tropikal Kuşak'tır. Dönenceler ile Kutup Daireleri arasında kalan alanlar, güneş ışınlarının yıl içinde gelme açısının en çok değiştiği, bu nedenle 4 mevsimin belirgin olarak yaşandığı Orta Kuşak, Kutup Daireleri ile Kutup Noktaları arasında kalan alanlar ise Kutup Kuşağıdır.
 Dünya'nın eğikliğine bağlı olarak mevsimler oluşur.
Dünya'nın ekseni 23°27' eğik olduğu için Güneş ışınlarının yıl içinde gelme açısı ve buna bağlı
olarak ısıtma miktarı değişir.
21 Haziran'da Kuzey Yarım Küre'de yaz mevsimi,
Güney Yarım Küre'de tam tersine kış mevsimi başlar.
23 Eylül, Kuzey Yarım Küre'de sonbahar,
Güney Yarım Küre'de ilkbahar mevsiminin başlangıcıdır.
21 Aralık'ta Güney Yarım Küre'de yaz mevsimi, Kuzey Yarım Küre'de kış mevsimi başlar.
21 Mart'ta Kuzey Yarım Küre'de ilkbahar, Güney Yarım Küre'de sonbahar mevsimi başlar.
 Dünya'nın eksen eğikliği nedeniyle bir noktaya Güneş ışınlarının gelme açısı ve atmosferde tutulma miktarı yıl içinde değişir.
Örnek : Güneş ışınları 21 Aralık'ta Oğlak Dönencesi'ne dik gelir. Bu tarihte ışınlar Ankara'ya yıl içindeki en dar açı (260) ile ulaşır. Işınların gelme açısının daralmasının yanı sıra, atmosferde en uzun yolu geçerek yeryüzüne ulaşmaları nedeniyle atmosfer tarafından tutulma oranı da en fazladır.
21 Haziran'da ise ışınların Ankara'ya 73° ile ulaşmasına bağlı olarak atmosferde kat ettikleri yol ve atmosfer tarafından tutulma oranı en azdır.
 Eksen eğikliği nedeniyle Güneş'in ufuk düzleminde öğle vakti ulaştığı tepe noktasının yeri yıl içinde değişir.
 Dünya üzerinde aynı anda gece ve gündüz yaşayan alanları birbirinden ayıran sınıra aydınlanma çemberi denir. Dünya'nın eksen eğikliğine bağlı olarak aydınlanma çemberi Kutup noktaları ile Kutup Daireleri arasında yer değiştirir. Bu yer değiştirme soncunda gece ve gündüz süreleri değişir, aralarındaki fark Ekvator'dan kutuplara doğru artar. Bu fark 21 Haziran ve 21 Aralık'ta en fazla olur.
 Bir noktada Güneş'în doğuş ve batış saatleri yıl boyunca değişir. Güneş, yaz aylarında erken doğup geç batarken kış aylarında geç doğup erken batar.
Örnek : 21 Haziran'da Güneş ışınları Yengeç Dönencesi'ne dik gelir. Aydınlanma çemberi Kutup Daireleri'ne teğet geçer. Bunun doğal sonucu olarak Kuzey Yarım Küre'de gündüzler gecelere göre uzundur.
Eksen Eğikliği Olmasaydı
Dünya'nın ekseni 23°27' eğik olmasaydı eksen ile yörünge düzlemi (ekliptik) arasındaki açı 90° olurdu.
Yerleri eksen eğikliğine bağlı olarak belirlenen Dönenceler, Kutup Daireleri ve Matematik İklim Kuşakları oluşmazdı.
Işınlar yıl boyunca Ekvator'a dik gelirdi.
Aydınlanma çemberi yıl boyunca Kutup Noktaları'ndan geçeceği için yeryüzünde gece ve gündüz süreleri sürekli 12 şer saat olurdu.
Dünya üzerindeki bir nokta Güneş ışınlarını yıl boyunca aynı açı ile alacağı için mevsimler oluşmazdı.
Eksen Eğikliği Daha Fazla Olsaydı
Dünya'nın ekseni 23°27' dan daha fazla eğik olsaydı, Dönenceler ve Kutup Daireleri'nin yerleri değişirdi.
Buna bağlı olarak;
Tropikal kuşak ve Kutup kuşağı genişler, Orta kuşak daralırdı.
Orta kuşakta yazlar daha sıcak, kışlar daha soğuk geçerdi.
Aydınlanma çemberinin yer değiştirme alanı genişleyeceği için gece ve gündüz süreleri arasındaki fark daha da artardı.
Eksen Eğikliği Daha Az Olsaydı
Dünya'nın ekseni 23°27' dan daha aza eğik olsaydı, dönencelerin ve kutup dairelerinin yerleri değişirdi. Buna bağlı olarak;
Tropikal kuşak ve Kutup Kuşağı daralır, Orta Kuşak genişlerdi.
Orta Kuşak'ta yazlar daha serin, kışlar daha ılık geçerdi.
Aydınlanma çemberinin yer değiştirme alanı daralacağı için gece ve gündüz süreleri arasındaki fark daha da azalırdı.
Coğrafi Konum
Yeryüzündeki herhangi bir alanın bulunduğu yere, o alanın coğrafi konumu denir. Coğrafi konum, matematik konum ve özel konum olarak iki şekilde ifade edilir.
Matematik Konum
Dünya üzerinde bir nokta veya alanın yerinin belirlenmesi için, o noktanın Ekvator'a ve başlangıç meridyenine olan uzaklığının bilinmesi gerekir. Bunun için enlem ve boylam kavramlarından yararlanılır.
Örnek : Türkiye 36° - 42° Kuzey enlemleri,
26° - 45° Doğu boylamları arasında yer alır.
Özel Konum
Dünya üzerindeki bir yerin çevresine, denizlere, yer şekillerine, anayollara, geçitlere ve komşularına göre konumudur.
Özel Konum;
İklim koşullarını,
Doğal bitki örtüsünü,
Tarımsal etkinlikleri,
Nüfus ve yerleşme biçimini,
Ekonomik etkinlikleri,
Ulaşım olanaklarını,
Siyasal ve kültürel yapıyı etkiler.
Enlem
Dünya üzerindeki herhangi bir noktanın başlangıç paraleli olan Ekvator'a uzaklığının açısal değeridir.
Q açısı, D noktasının Ekvator'a olan uzaklığının açı cinsinden değeridir ve D noktasının enlem derecesini verir.
Örnek :
Q açısının değeri 45 ise, D noktasının enlem derecesi 45° dir.
Enlemin Etkileri
Bir yerin enlemi,
Güneş'in ufukta ulaşabileceği yükseklik
Güneş ışınlarının yere değme açısı,
Gölge boylarının yıl içindeki değişimi,
Gece - gündüz sürelerindeki değişim,
İklim koşulları, hakkında bilgi verir.
İklim koşullarına bağlı olarak,
Bitki örtüsü,
Tarım ürünleri ve hayvan ürünleri,
Akarsu rejimleri,
Deniz sularının özelliği,
Nüfus ve yerleşme özelliği
Tarımın ve ormanların üst yükseklik sınırı,
Kalıcı karların başlama yüksekliği hakkında bilgi edinilebilir.
Boylam
Dünya üzerindeki herhangi bir noktanın başlangıç meridyenine olan uzaklığının açısal değeridir.
Q açısı, D noktasının başlangıç meridyenine olan uzaklığının açı cinsinden değeridir ve D noktasının boylam derecesini verir.
Örnek : D noktasına ait Q açısının değeri 30 derece ise,
D noktasının boylam derecesi 30° dir.
Boylamın Etkileri
Bir yerin boylamı ;
Yerel saatler,
Saat dilimleri,
Aynı enlem üzerindeki noktalarda Güneşin doğuş ve batış saatleri hakkında bilgi verir.
Yerel Saat : Bir noktada Güneş'in gökyüzündeki konumuna göre belirlenen saate yerel saat denir. Aynı boylam üzerindeki noktalarda yerel saat aynıdır. Herhangi bir meridyenin Güneşin tam karşısına geldiği an, meridyen üzerindeki tüm noktalarda yerel saat 12.00'dir.
Güneş, doğudaki bir noktada batıdaki yerlere göre daha önce doğar ve daha önce batar; bu nedenle yerel saat doğudaki yerlerde daha ileridir.
Yerel Saat Hesaplamalarında İzlenecek Yol
Meridyen farkı hesaplanır.
Meridyenler başlangıç boyl***** göre aynı yönde ise çıkarma, farklı yönde ise toplama işlemi yapılarak meridyen farkı bulunur.
Zaman farkı hesaplanır.
Birbirini izleyen iki meridyen arasındaki zaman farkı 4 dakikadır. Meridyen farkı ile 4 dakika çarpılarak zaman farkı bulunur.
Zaman farkı soruda verilen yerel saate eklenir veya çıkartılır.
Doğuda olan bir yerin yerel saati ileridir. Bu nedenle soruda verilen yerin yerel saati ileri ise zaman farkı çıkarılır, yerel saati geri ise zaman farkı eklenir.
Örnek : 20. Doğu meridyeni üzerindeki A noktasında yerel saat 21.00 iken,
B noktasının yerel saati kaçtır? Çözüm :
Meridyenler başlangıç boyl***** göre aynı yönde oldukları için çıkarma işlemi yapılır.
Meridyen farkı = 40 - 20 = 20 meridyen
Zaman farkı = 4 * 20 = 80 dakika ise 80 / 60 = 1 saat 20 dakika
B noktası A noktasına göre daha doğuda olduğu için yerel saati ileridir.
B'nin yerel saati = 21.00 + 01.20 = 22.20 dir.
Güneş'in Doğuş veya Batış Saatinin Bulunması
Bir noktada Güneş'in doğuş veya batış saati verildiğinde, aynı paralel üzerinde bulunan başka bir noktada Güneş'in doğuş veya batış saatini bulmak için,
Aradaki zaman farkı bulunur.
Güneş doğudaki yerlerde daha erken doğup battığı için, Güneş'in doğuş ve batış saatinin sorulduğu nokta doğuda ise zaman farkı verilen saatten çıkarılır. Sorulan nokta batıda ise zaman farkı verilen saate eklenir.
UYARI : Meridyenler, Greenwich'e (0°) göre farklı yönde ise, meridyen farkını bulmak için toplama işlemi yapılır.
UYARI : 21 Mart ve 23 Eylül tarihlerinde (ekinokslarda) bir yerdeki Güneş'in doğuş veya batış saati verilirse, bir başka yerdeki Güneş'in doğuş veya batış saati bulunabilir. Çünkü bu tarihlerde gece - gündüz süreleri eşit olduğu için Güneş doğduktan 12 saat sonra batar ve battıktan 12 saat sonra doğar.
Saat Dilimleri
Dünya 15 derecelik aralıklarla 24 saat dilimine ayrılmıştır. Her saat diliminin ortasından geçen meridyen o saat dilimini kullanan ülkelerin ortak saat ayar meridyenidir. Türkiye 2. Ve 3. Saat dilimlerinde yer alır.
UYARI : Bir ülkede birden çok saat dilimi kullanılması için, ülkenin doğu - batı doğrultusunda en az 2 saat dilimini kapsayacak kadar geniş olması gerekir.
HARİTA BİLGİSİ
Harita, Plan, Kroki
Dünya üzerindeki bir yerin kuşbakışı görünümü, kroki, plan ya da harita olarak düzleme aktarılır.
Harita : Dünya'nın bütününün ya da bir bölümünün kuşbakışı görünümünün belli bir oranda küçültülerek düzleme aktarılmış şekline harita denir.
Bir çizimin harita özelliği taşıyabilmesi için;
- Kuşbakışı görünüme göre çizilmesi,
- Arazi üzerindeki uzunlukların belli bir oranda küçültülmesi gerekir.
UYARI : Kuşbakışı görünüm temel alınarak yapılan çizimlerin harita özelliği taşıyabilmesi için küçültme oranının (ölçek) bulunması gerekir.
Plan : Bir yerin kuşbakışı görünümünün belli bir oranda küçültülerek düzleme aktarılmasıdır. Plan bir tür büyük ölçekli haritadır.
Akdeniz Bölgesi Türkiyenin 4. gelişmiş bölgesidir. Aşağıda bölge ekonomisinde önemli yer tutan ürün ve ekonomik faaliyet türlerinin listesi verilmiştir.
Muz
Turunçgiller
Pamuk
Yerfıstığı
Sebze
Meyve
Orman ürünleri
Turizm
İç Anadolu Bölgesi
Kuzeyinden Kuzey Anadolu, güneyinden Toros Dağları ile çevrili olan bölge, topoğrafik yönden Anadolunun ortasında bir çanak şeklindedir. Yer şekilleri ölçüt alınarak bölge 4 bölüme ayrılmıştır. Bunlar Konya Bölümü, Yukarı Sakarya Bölümü, Orta Kızılırmak Bölümü ve Yukarı Kızılırmak Bölümüdür.
Yer şekilleri
Yüzölçümü bakımından 2. büyük bölge olan İç Anadoluda yüksek ve uzun dağ sıraları bulunmaz. Ortalama yüksekliği 1000 m olan platolarla ovalar yaygındır. Bölgenin yüksekliği doğuya doğru artar.
UYARI : İç Anadolu Bölgesinde yağışların yetersiz olmasının nedeni çevresindeki yüksek dağlardır.
Dağlar : Bölgede orojenik ve volkanik dağ sıraları bulunur. Bunlar Akdağlar, Hınzır ve Tecer Dağlarıdır. Elmadağı ve Sündiken gibi dağ kuşaklarının yükseltisi fazla değildir. Erciyes, Hasan Dağı, Melendiz Dağı, Karacadağ ve Karadağ bölgenin sönmüş volkanlarıdır.
Ovalar : Ankara, Eskişehir, Kayseri ve Konya bölgenin önemli ovalarıdır.
Platolar : Yer şekilleri sade olan bölgede Haymana, Cihanbeyli, Obruk, Orta Kızılırmak, Bozok ve Yazılıkaya platolarının yüksekliği 1000 metreyi bulur. Kireçtaşlarından oluşmuş bu platolarda karstik şekillerden obruk yaygın olarak görülür.
Akarsular ve Göller
Akarsular : Kızılırmak ve Sakarya Nehri ile Zamantı Çayı denize ulaşan önemli akarsulardır. İç Anadolunun güneyinde Tuz Gölü, Konya, Develi ve Afyon kapalı havzalarında çok sayıda kısa boylu akarsu boşalır.
Göller : Tuz Gölü, Eber, Akşehir, Çavuşçu, Seyfe Gölleri tektonik oluşumlu başlıca göllerdir. Acıgöl ve Meke Tuzlası Gölleri volkanik oluşumludur. Bölgedeki en büyük baraj gölü Kızılırmak üzerindeki Hirfanlıdır.
İklim
Çevresindeki yüksek dağların etkisi ile deniz etkilerine kapalı olan bölgede iklim karasallaştığından ılıman karasal (step) iklim özellikleri görülür. Kış mevsimi Doğu Anadoludaki kadar sert geçmez. Ancak doğuya doğru iklim sertleşir. Yaz mevsimi odlukça sıcak geçer. Yağış miktarı en az olan bölgedir. Tuz Gölü ve çevresi Türkiyenin en az yağış düşen yöresidir. Bölgenin kuzeyine doğru yağışlar biraz artar.
Doğal Bitki Örtüsü
Doğal bitki örtüsü yazın kuruyan ot topluluklarının oluşturduğu bozkırdır. Yağışların azlığı ve ormanların çok tahrip edilmiş olması nedeniyle antropojen bozkırlar geniş yer kaplar. Akarsu kıyılarında kavak ve söğüt ağaçları yoğunlaşır. Yozgat, Akdağlarda ve Sündiken Dağlarında bölgenin en geniş ormanları yer alır. Ancak mevcut ormanlar bölgenin sadece %7lik bir bölümünü kaplar.
Nüfus ver Yerleşme
Marmaradan sonra en kalabalık bölgedir. Genişliğine oranla az nüfusludur. Nüfusun büyük bölümü su kaynaklarının daha bol olduğu, bölge kenarındaki dağ eteklerinde toplanmıştır. En yoğun nüfuslanan bölüm ulaşım yollarının kavşağında olan ve endüstrinin geliştiği Yukarı Sakaryadır. En az nüfuslanan bölüm ise yüksek, engebeli ve iklimi sert olan Yukarı Kızılırmaktır. Tuz Gölü çevresi Türkiyenin en tenha yeridir. Kırsal kesimde evlerin bir arada olduğu toplu yerleşmeler yaygındır.
İller
Aksaray, Ankara, Çankırı, Eskişehir, Karaman, Sivas, Kayseri, Kırıkkale, Kırşehir, Konya, Nevşehir, Niğde, Yozgat
Ekonomik Özellikler
Tarım
Bölgenin ekonomisi tarıma dayanır. Ekili-dikili arazi bölgenin yaklaşık üçte birini kaplar. Nadasa bırakılan arazi fazladır. Yaz kuraklığı tarımsal faaliyetleri sınırlandırır. Erozyon nedeniyle tarımsal faaliyetler olumsuz etkilenir. Bölgenin iklimi tahıl tarımını yaygınlaştırır. Sulama yapılamayan alanlarda tahıl tarımı ön plandadır. Arpanın %39u, buğdayın %31i bu bölgede üretilir.
Tarım Ürünleri
Tahıllar : En önemli buğday ve arpa üretim alanı Konya Ovasıdır. Burayı Ankara, Yozgat ve Kayseri takip eder.
Baklagiller : Nohut, fasulye, yeşil mercimek gibi baklagillerin üretimi önemlidir. Bu ürünler üretimde ilk sırayı alır. Konya ve Yozgat mercimek üretiminde birinci sırada gelir.
Patates : Üretiminde bölge ilk sırayı alır. Niğde ve Nevşehirde üretilir. Buralardaki volkanik arazi patatesin büyümesi açısından çok elverişlidir.
Şekerpancarı : Sulama yapılan yerlerde özellikle Konya, Eskişehir ve Aksaraydaki tarım alanlarının büyük bölümü şekerpancarına ayrılmıştır.
Sebze : Sulamanın yaygın olmayışı sebze tarımını olumsuz etkilemiştir. Sulanabilen yerlerdeki sebze üretimi yetersiz kalmaktadır.
Meyve : Volkanik alanlarda bağcılık gelişmiştir. Kayısı gibi meyve üretimi yaygındır.
Hayvancılık
Kurak iklimi, bitki örtüsünün bozkır olması ve düzlüklerin geniş yer kaplaması küçükbaş hayvancılığı yaygınlaştırır. Tiftik keçisinin %78i bu bölgede beslenir. Torosların İç Anadoluya bakan yamaçlarında yaygındır: Özellikle Konya başta olmak üzere Karaman, Kayseri ve Sivasta karaman ırkı koyun beslenir. En çok koyun beslenen bölge olan İç Anadoluda mera hayvancılığı yaygındır. Kırsal kesimde ailenin ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik beslenen büyükbaş hayvanların sayısında son yıllarda artış olmuştur. Bölgede kümes hayvancılığı ile arıcılık (Toros yamaçlarında) da gelişmiştir.
Ormancılık
Yağışların çok az olduğu ve ormanların tahrip edildiği İç Anadolu Bölgesinde ormanlar çok dar bir alanda görülür. Ormanlar daha çok Sündiken Dağları ve Akdağlarda bulunur ve bölgenin sadece %7lik bölümünü kaplar. Bu nedenle bölgede ormancılık gelişmemiştir.
Madenler ve Enerji Kaynakları
Madenler : Eskişehirde bor ve borasit, Ankarada manganez, Kayseride demir çıkarılır. Tuz Gölü, Çankırı, Kırşehir ve Sivasta tuz üretimi yapılır.
Enerji Kaynakları : Ankarada linyit çıkarılır.
Enerji Üretim Tesisleri : Enerji üretimi fazla değildir. Ankara Çayırhan ve Sivas Kangalda linyitle çalışan termik santraller kuruludur. Sarıyar, Gökçekaya, Hirfanlı ve Kesikköprü önemli hidroelektrik santralleridir.
Endüstri
Başlıca endüstri tesisleri şunlardır :
Şeker : Eskişehir, Ankara, Konya, kayseri, Sivas, Niğde
İçki : Ankara, Nevşehir, Yozgat
Lokomotif : Eskişehir
Vagon Demiryolu Malzemesi : Sivas
Uçak : Eskişehir, Ankara
Silah : Kırıkkale
Çelik : Kırıkkale
Petrol Rafinerisi : Kırıkkale
Pamuklu Dokuma : Eskişehir, Ereğli, Karaman, Kayseri ve Nevşehir
Madeni Eşya : Kayseri
Ulaşım
Topoğrafyasının fazla engebeli olmaması nedeniyle kara ve demiryolu ağının en çok geliştiği bölgedir. Demiryolu ağı tüm bölgelerle bağlantıyı sağlayacak durumdadır. Ankara, Eskişehir, Kayseri ve Sivas önemli yolların kavşağı durumundadır. Ayrıca bölgede Ankara, Eskişehir, Konya ve Sivasta havaalanı bulunmaktadır.
Turizm
Bölgenin çok çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapmış olması nedeniyle tarihi turizm açısından zengindir. Neolitik döneme ait yerleşmeler, Hititlerden kalma çeşitli eserler önemli turizm çekicilikleridir. Kayseri, Nevşehir, Niğde arasındaki Kapadokya Yöresinde peribacası oluşumları, yer altı kentleri ve kiliseler turizm bakımından önem taşıyan yerlerdir. Konya, Selçuklu eserleri ve Mevlana Müzesi ile turizmin geliştiği bir merkezdir. Ayrıca Eskişehir, Ankara, Konya, Niğde ve Kayseride kaplıca turizmi önem taşımaktadır.
Bölgenin Ülke Ekonomisindeki Yeri
İç Anadolu Türkiyenin gelişmişlik açısından 3. büyük bölgesidir. Aşağıda bölge ekonomisinde önemli yer tutan ürün ve ekonomik faaliyet türlerinin listesi verilmiştir.
Arpa
Şekerpancarı
Baklagiller
Buğday
Yapağı
Hayvancılık
Doğu Anadolu Bölgesi
Kenarları dağ sırası ile kuşatılmış, Türkiyenin 1/5 lik yüzölçümüne sahip en geniş coğrafi bölgedir. Yer şekilleri ve iklim özelliklerinin etkisiyle 4 bölüme ayrılmıştır. Bunlar Yukarı Fırat Bölümü, Erzurum-Kars Bölümü, Yukarı Murat-Van Bölümü ve Hakkari Bölümüdür.
Yer şekilleri
Bölgenin coğrafi özelliğini veren yükseltinin fazlalığıdır. Yüksekliği 3000 metreyi aşan, doğu-batı yönlü uzanan birbirine paralel dağ sıraları ve bu dağlar arasında yer alan çöküntü ovaları ile yüksek plotalar önemli yerşekilleridir.
Dağlar : Bölgeyi kuzeyden çevreleyen Karasu-Aras Dağları ile güneyden çevreleyen Güneydoğu Toroslar, Şerafettin Dağları, Hakkari Dağları Türkiyenin çatısını oluşturan önemli dağ sıralarıdır. Volkanik arazinin en geniş yer kapladığı bölgedir. Ağrı, Süphan, Nemrut ve Tendürek başlıca sönmüş volkanlardır.
Ovalar : Bölgenin düzlükleri kuzeyde, Erzincan, Tercan, Erzurum, Iğdır çöküntü ovalarıdır. Iğdır ovası, 800 metre ile bölgenin en çukur yeridir. Güneyde ise Elbistan, Malatya, Elazığ, Bingöl ve Muş çöküntü ovaları yer alır. Yüksekova ve Başkale ovalarının yüksekliği 2000 metreden fazladır. Bölge, kuzeydeki ve güneydeki çöküntü ovaları boyunca uzanan fay hatlarıyla, Türkiyenin önemli bir deprem bölgesidir.
Platolar : Doğu Anadoluda akarsularla yarılmış, çevresine göre alçakta ve yüksekte olan değişik platolar bulunmaktadır. Fırat ve kollarınca parçalanmış Uzunyayla, Erzurum-Kars platoları başlıcalarıdır.
Akarsular ve Göller
Akarsular
Bölgede yer alan Aras ve Kura nehirleri Hazar Denizine dökülür ve kapalı havza oluştururlar. Dicle, Fırat ve kolları olan Karasu ile Murat nehirleri bölgenin en önemli akarsularıdır. Bölge akarsularının rejimi düzensizdir. Kar erimeleri ile beslendiklerinden yazın suları kabarır. Yatak eğimleri fazla olduğundan hidroelektrik potansiyelleri fazladır. Van Gölü havzası Türkiyenin en geniş kapalı havzasıdır.
Göller
Göl bakımından Türkiyenin en zengin bölgesidir. Volkanik set gölü olan Van Gölü Türkiyenin en büyük gölüdür. Suları sodalı olan gölde feribot taşımacılığı yapılır. Diğer önemli gölleri; Erçek, Çıldır, Aktaş (Hazapin), Hazar, Balık, Haçlı ve Nemrut gölleridir.
İklim
Bölgenin denize uzak ve yüksek olması nedeniyle karasal iklimin etkisi görülür. Çok geniş bir bölge olması ve yükseklik farklarına bağlı olarak iklim özellikleri farklılaşır. Erzurum-Kars Bölümü kış mevsiminin en soğuk geçtiği, ortalama sıcaklıkların en düşük değerler gösterdiği yerdir. Burada yaz yağışları fazladır. Yukarı Fırat Bölümü daha güneyde yer alması ve yüksekliğin azalması nedeniyle bölgenin sıcaklık bakımından en elverişli yeridir. Kış yağışları fazla olur, yaz mevsimi ise kurak geçer.
Doğal Bitki Örtüsü
Bölgede orman örtüsü tahrip edilmiş olup, genellikle antropojen bozkırlar görülür. Kars-Sarıkamış Yöresinde sarıçam ormanları yer alır. Bingöl ve Tunceli çevresinde meşe ormanları yer alır. Yüksek kısımlar ile Erzurum-Kars Bölümünde gür çayırlar ve otlaklar bulunur.
Nüfus ve Yerleşme
Türkiyenin en seyrek ve Güneydoğu Anadoludan sonra en az nüfuslu bölgesidir. Doğum oranı çok yüksek olmasına karşın çok göç verdiğinden nüfusu azdır. Bölgenin dağlık olması, iklim özellikleri ve terör olayları göçleri artırıcı etki yapmaktadır. Kentleşme oranı düşüktür. Bölge nüfusunun büyük bölümü Yukarı Fırat Bölümündeki ovalarla, Iğdır Yöresinde toplanmıştır. Erzurum, Erzincan, Malatya ve Elazığ bölgenin en kalabalık merkezleridir.
İller
Ağrı, Ardahan, Bingöl, Bitlis, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Hakkari, Iğdır, Kars, Malatya, Muş, Şırnak, Tunceli, Van
Ekonomik Özellikler
Tarım
Bölgenin yüksek ve engebeli olması nedeniyle tarım alanları oldukça azdır. Bunlar daha çok tektonik kökenli oluklar ve platolarda yer alır. Malatya, Erzurum, Elazığ, Iğdır, Muş, Bingöl ve Erzincan ovaları en çok ekim yapılan alanlardır. Karasallığın şiddetli olması nedeniyle 2000 mnin üstünde tahıl tarımı yapılır. Tarım ürünü çeşidi az olan bölgede buğday, arpa, şekerpancarı ve patates başlıca tarım ürünlerini oluşturur.
Tarım Ürünleri
Pamuk : Iğdır ve Malatya ovalarında yetiştirilir.
Tütün : Muş, Bitlis ve Malatyada ekimi yapılır.
Tahıllar : Buğday Malatya, Elazığ, Erzurum-Pasinler ve Horasan ovalarında yetiştirilir. Buğdaya göre daha az sıcaklık isteyen arpa ise Kuzeydoğu Anadolu platolarında yetiştirilir.
Şekerpancarı : Sulanabilen tarım alanlarında yetiştirilir.
Sebze : Lahana ve patates Erzurum-Pasinler ve Horasan ovalarında yetiştirilir.
Meyve : Kayısı yoğun olarak Malatyada sulanabilen alanlarda, özellikle Fırat ve Tohma kıyılarında yetiştirilir. Ayrıca Malatya, Elazığ ve Erzincanda dut üretimi yapılır. Akarsu boylarında elma bahçeleri bulunur.
Hayvancılık
Hayvancılık tarıma göre daha çok önemlidir. Nedeni iklim koşullarının olumsuzluğu ve tarım alanlarının azlığıdır. Erzurum-Kars Bölümünde yaz yağışları ve gür otlaklara bağlı olarak büyükbaş hayvancılık, diğer bölümlerde ise küçükbaş hayvancılık yapılır. Hayvancılık mera hayvancılığı şeklinde yapılır ve verim azdır. Hakkari ve Kars yörelerinde arıcılık önemlidir.
Ormancılık
Türkiye ormanlarının %7si bu bölgededir. Bölge ekonomisinde ormancılık önem taşımaz.
Madenler ve Enerji Kaynakları
UYARI : Doğu Anadolu Bölgesinde volkanik arazi yaygın olduğundan maden çeşidi boldur.
Madenler : Bölge maden ve enerji üretiminde ilk sırayı alır. Bölge krom, demir, bakır, kurşun, kaya tuzu, barit, oltu taşı, manganez yatakları işletir.
Krom : Elazığda Alacakaya (Guleman) Havzası, Türkiyenin en büyük krom çıkarım alanıdır.
Demir : En çok bu bölgede çıkarılır. Sivas-Divriği, Malatya-Hekimhan, Hasançelebi, Çetinkaya havzalarında çıkarılır.
Bakır : Elazığ Maden, Diyarkbakır-Ergani havzasında çıkarılır. Bakır üretiminin yarısını bu bölge sağlar.
Enerji Kaynakları : En önemli linyit yatağı Afşin-Elbistan Havzasındadır. Kalorisi düşük ve rezervi bol olan linyitler Afşin-Elbistan termik santralinde kullanılır.
Enerji Üretim Tesisleri : Hidroelektrik üretiminin en fazla olduğu yerdir. Fırat üzerinde Keban, Karakaya ve Tercan barajları ile Karstaki Arpaçay önemli hidroelektrik santralleridir. Afşin Elbistan termik santralinde linyit kömürü yakılarak elektrik üretilir. Enerji tüketiminin en az olduğu bölgedir.
Endüstri
Başlıca endüstri tesisleri şunlardır :
Şeker : Erzurum, Malatya, Erzincan, Elazığ, Ağrı, Muş, Van-Erciş
Süt Ürünleri : Kars
Et Ürünleri : Van, Erzurum, Elazığ
Sigara : Malatya, Bitlis
Pamuklu Dokuma : Malatya, Erzincan
Fosfat : Sivrice-Elazığ
Ferrokrom : Elazığ
Kurşun : Keban
Ulaşım
Kışların sert ve uzun geçmesi, arazinin dağlık olması ulaşımı güçleştirir. Bölgede doğu-batı yönünde uzanan tektonik oluklar ve akarsu vadileri ulaşım açısından kolaylıklar sağlamaktadır. Dağlık Hakkari Bölümü ulaşımın en zor sağlandığı yerdir. Diğer bölümler kara ve demiryolu ile iç bölgelere bağlanmıştır. Ayrıca hava yolu ile ülkenin bir çok kentine ulaşım sağlanmaktadır.
Turizm
Ulaşım güçlüğü ve konaklama tesislerinin yetersizliği nedeniyle turizm gelişmemiştir. Dağcılık, kış turizmi, ve doğal güzellikleri açısından önemli bir potansiyele sahiptir. Nemrut Kaldera Gölü, Van Gölü, Gürlevik ve Bendimahi çağlayanları ilgi çeken doğa güzellikleridir. Doğu Beyazıttaki İshakpaşa Sarayı, Karstaki Ani Harabeleri, Erzurum ve Ahlattaki Selçuklu eserleri önemli tarihi zenginliklerdir.
Bölgenin Ülke Ekonomisindeki Yeri
Aşağıda bölge ekonomisinde önemli yer tutan ürün ve ekonomik faaliyet türlerinin listesi verilmiştir.
Kayısı
Şekerpancarı
Tahıl
Tütün
Süt
Et
Yapağı
Hayvancılık
Bakır
Demir
Krom
Manganez
Linyit
UYARI : Bölgede halkın ana geçim kaynağı tarımdır. Daha çok madencilik ve hayvancılığa dayalı sanayi kolları yer alır. Ulaşımın güçlüğü endüstrinin gelişmesini engellemiştir.
Güneydoğu Anadolu Bölgesi
En küçük coğrafi bölge olan Güneydoğu Anadolu Bölgesi yer şekilleri ve Buna bağlı olarak yerleşme ve ekonomik özellikler açısından iki bölüme ayrılmıştır. Bunlar, Orta Fırat Bölümü ve Dicle Bölümüdür. Bölgeyi bölümlere ayıran sınır Karacadağ volkan konisinden geçer.
Yer şekilleri
Yer şekilleri sade olan bölgede yükseltisi fazla olmayan ova ve platolar geniş yer kaplar.
Dağlar : Bölgenin kuzey kesiminde Toros dağ sırasının güney yamaçları uzanır. Burada asıl Toroslar ile onun önünde ikinci bir kıvrımlı dağ kuşağı uzanır. Bölgenin ortasında 1938 m yükseltiye sahip sönmüş Karacadağ Volkanı yer alır. Bölgenin batısında ise Gaziantep Platosu üzerinde yükselen Kartal Dağları önemli yükseklik oluşturur.
Ovalar : Karadağın batısında Altınbaşak (Harran), Ceylanpınar ve Birecik ovaları yer alır. Dicle nehri ve kollarının toplandığı Diyarbakır Havzasında fazla geniş olmayan ancak çok verimli bir ovaya geçilir.
Platolar : Karacadağın batısındaki Şanlıurfa, Gaziantep, Adıyaman platoları Fırat ve kolları tarafından derin bir şekilde yarılmıştır. Karacadağın doğusu ise daha engebeli bir yapı gösterir. Bu bölümün güneyinde Mardin-Midyat Eşiği yer alır.
Akarsular ve Göller
Akarsular
Bölgenin iki önemli akarsuyundan biri olan Fırat, kaynağını Doğu Anadolu Bölgesinden alır. Bölgede ise Toroslardan gelen Kahta ve Karadağdan gelen küçük akarsularla beslenir. Güneydoğu Torosların güneye bakan yamaçlarından birçok kol halinde çıkan Dicle Nehri ise bölgenin diğer önemli akarsuyudur. Her iki akarsu da Basra Körfezine sularını boşaltır.
Göller
Bölgede doğal oluşumlu göl yoktur. Ancak Fırat ve Dicle üzerinde kurulmuş baraj gölleri bulunmaktadır. Bölgenin ve ülkenin en büyük baraj gölü olan Atatürk Barajı bu bölge sınırları içindedir.
İklim
Denizden uzak olduğu için sıcaklık bakımından karasal iklim özellikleri görülür. Kışlar oldukça soğuk olup, en çok yağış bu mevsimde düşer. Yaz mevsimi ise enlemin, karasallığın ve güneyden esen çöl rüzgarlarının etkisiyle çok sıcak ve kurak geçer. Buharlaşma şiddeti çok fazla odluğundan yaz mevsiminin en kurak geçtiği bölgedir. Ayrıca batıdaki Gaziantep Yöresinde belirgin olarak Akdeniz ikliminin ektileri görülür.
Doğal Bitki Örtüsü
Bölgenin doğal bitki örtüsü bozkırdır. İç Anadolu bozkırlarına göre çok fakirdir. Bölgede antropojen bozkırlar da geniş yer kaplamaktadır. Ormanların en az alan kapladığı bölge olan Güneydoğu Anadoluda mevcut ormanların büyük bölümü de tahrip edilmiştir. Toros Dağları eteklerinde görülebilen ormanlar ise kuraklık nedeniyle çok zayıftır. Dicle Nehri boylarında yer yer kavak ve söğüt toplulukları görülür.
Nüfus ve Yerleşme
Nüfusu en az olan bölgemizdir. Ancak doğum oranının yüksek, yüzölçümünün küçük olması nüfus yoğunluğunun fazla olmasına neden olmuştur. Orta Fırat Bölümü ve özellikle Gaziantep Yöresi yoğun nüfuslanmıştır. Yağışın azaldığı düzlüklerde nüfus azalır. Bölgede ekonomik gelişmenin yavaş olması, terör olayları gibi nedenlerden dolayı göç veren bir bölgedir. Ayrıca mevsimlik işçi göçleri de olmaktadır.
İller
Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Mardin, Siirt, Şanlıurfa
Ekonomik Özellikler
Tarım
Tarım halkın temel geçim kaynağıdır. Tarım arazisi geniş olmasına karşın kuraklık nedeniyle tarımın en önemli sorunu sulamadır. Tarım topraklarının çok parçalı, tarım işletmelerinin küçük işletmeler şeklinde olması tarımsal verimi düşürmektedir. Tarım alanlarının üçte biri nadasa alınmaktadır. G.A.P. (Güneydoğu Anadolu Projesi) ile birlikte sulu tarım alanları genişlemekte, nadas arazisi azalmakta, tarım ürünü çeşitliliği artmaktadır.
Tarım Ürünleri
Buğday : Bölgedeki tarım alanlarının yarısından fazlasında buğday ekilir. En fazla ekim alanına sahip Şanlıurfayı Diyarbakır izler.
Arpa : Bölgede yetiştirilen diğer önemli tahıl olan arpa, en fazla Şanlıurfa, Siirt ve Adıyamanda yetiştirilir.
Pamuk : Bölgede en fazla ekilen endüstri bitkileri arasında yer alan pamuk, halen sulanmakta olan Akçakale ve Gaziantepte yetiştirilir.
Kırmız Mercimek : Kuraklığa dayanıklı bir baklagildir. Türkiye üretiminin tam***** yakınını bu bölge sağlar. En çok Şanlıurfa ve Gaziantepte yetiştirilir.
Susam : Az bir alanda ekimi yapılmaktadır. Ancak üretimi bölge için önem taşır.
Çeltik : Siverekte yetiştirilmektedir.
Antep Fıstığı : Bölgenin karakteristik ürünüdür. Üretimin % 90ı bu bölgede gerçekleşir.
Üzüm : Özellikle Gaziantep çevresinde bağcılık gelişmiştir. Üretilen üzüm yaş olarak tüketilmesinin yanı sıra pekmez, pestil ya da içki yapımında kullanılır.
Zeytin : Akdeniz ikliminin etkileri görülen Gaziantep yöresinde Kilis ve Islahiye çevresinde yetiştirilir.
Tütün : Sulama ile birlikte ekim alanları genişlemektedir. Üretimde Adıyaman ve Batman önde gelir.
Sebze : Sulanabilen alanlarda domates, biber, patlıcan gibi çeşitli sebzeler yetiştirilmektedir.
Meyve : Bölgenin karpuz üretiminde ayrı bir yeri vardır. Özellikle Diyarbakır çevresinde ağırlığı 20 kgı aşan karpuz yetiştirilmektedir.
Hayvancılık
Bölgede hayvancılık önemli bir ekonomik faaliyettir. Bölgenin doğal özellikleri ve gelenekleri hayvancılığın gelişmesine zemin hazırlamıştır. Bitki örtüsünün bozkır olması nedeniyle küçükbaş hayvancılık yaygındır. Bölgede en çok koyun yetiştirilir. Koyundan sonra en fazla yetiştirilen kıl keçisidir ve Toros Dağları eteklerinde otlatılır. Ayrıca Toros Dağlarında arıcılık yapılmaktadır.
Ormancılık
Kuraklık nedeniyle ormanların en az bulunduğu bölgedir. Torosların eteklerinde bulunan ormanlar da çok zayıftır. Bu nedenle bölgede ormancılık gelişmemiştir.
Madenler ve Enerji Kaynakları
Madenler : Bölge maden bakımından zengin değildir. Gaziantep, Islahiye ve Kiliste krom ve bakır yatakları bulunur. Kilis-Gölbaşında fosfat çıkartılır. Ayrıca Toros Dağlarında krom ve çinko yatakları vardır.
Enerji Kaynakları : Petrolün çıkarıldığı tek bölgedir. Diyarbakır Havzasında Raman, Garzan, Şelmon yatakları ile Adıyamanda Yanarsu Havzasında çıkartılır. Türkiyenin petrol boru hatları bu bölge topraklarından geçer. Ayrıca Cizrede önemli bir enerji kaynağı olan linyit çıkarılır.
Enerji Üretim Tesisleri : Bölge enerji üretiminde giderek önem kazanmaktadır. G.A.P. kapsamında 22 hidroelektrik santral kurulması planlanmıştır. Önemli barajları Atatürk, Kralkızı ve Deve Geçididir.
Endüstri
Başlıca endüstri tesisleri şunlardır :
Besin : Diyarbakır, Şanlıurfa
İçki : Gaziantep, Şanlıurfa, Diyarbakır
Pamuklu Dokuma : Gaziantep, Adıyaman, Diyarbakır
Battaniye, Kilim, Halı : Siirt, Gaziantep
Petrol Rafinerisi : Batman
Ulaşım
Bölgede önemli dağ sıralarının olmaması ulaşımı kolaylaştırmıştır. Ancak Güneydoğu Toroslar, İç ve Doğu Anadolu ile olan ulaşıma engel olmaktadır. Irak ve Suriyeye bağlanan önemli yollar da bölgeden geçmektedir. Bölgede iki ana demiryolu hattı vardır. Bunlardan biri Kurtalan-Diyabakır-Gaziantep üzerinden Doğu ve İç Anadolu ile bağlantıyı sağlar. Diğeri Adana-Gaziantep üzerinden geçerek Nusaybine ulaşır. Güneydoğu Anadoludaki demiryolu hattında çoğunlukla tarımsal ürün ve maden taşınır.
Turizm
Doğal güzellikleri ve tarihi zenginliğine karşın bölge turizm açısından yeterince gelişememiştir. Adıyamandaki Nemrut Dağında bulunan Komagene krallığına ait mezarlar ve çeşitli anıtlar adeta açık hava müzesi durumundadır. Şanlıurfadaki Balıklı Göl halk tarafından kutsal sayılmakta, dinsel turizm için potansiyel oluşturmaktadır. Diyarbakırda bulunan Orta Çağa ait surlar, kuleler bölgedeki diğer turistik zenginliklerdir. Ayrıca Gaziantep Yöresindeki Karkamış ve Roma dönemine ait kalıntılar çok fazla turist çekmektedir.
Bölgenin Ülke Ekonomisindeki Yeri
Bölgenin Türkiye ekonomisine katkısı çok azdır. Doğu Anadolu Bölgesinden sonra geri kalmış ikinci bölgemizdir. Aşağıda bölge ekonomisinde önemli yer tutan ürün ve ekonomik faaliyet türlerinin listesi verilmiştir.
Petrol
Antep Fıstığı
Baklagiller
Üzüm
Pamuk
Hayvancılık
DÜNYANIN ŞEKLİ VE BOYUTLARI
Dünya, Güneş Sistemi'nin 9 gezegeninden biridir ve Güneş'e olan uzaklığı bakımından 3. Sırada bulunur. Coğrafya'nın asıl konusunu oluşturan Dünya'yı incelemek için bazı kavramların bilinmesi gerekir:
Eksen
Kutup Noktası
Ekvator
Paralel
Meridyen
Dünya'nın Şekli :
Dünyanın Şekli ve Boyutları :
Dünya, Kutup Noktaları'nda basık, Ekvator'da şişkindir. Dünya'nın kendisine özgü bu şekline geoid denir. Geoide en yakın geometrik şekil elipsoiddir. Verilen boyutlar "Hayford Elipsoidi" ne aittir.
Dünya'nın Boyutları
Ekvator yarıçapı = 6.378,4 km
Kutuplar yarıçapı = 6.356,9 km
Ekvator çevresi = 40.076,6 km
Kutuplar çevresi = 40.009,1 km
Pratikte bu uzunluklar yaklaşık olarak alınmaktadır.
Paralellerin Özellikleri :
Ekvator'a paralel uzanırlar
Çapları ve uzunlukları Ekvator'dan kutuplara doğru kısalır.
Ekvator'dan kutuplara doğru sayısız paralel çizilebilir. Ancak değerlendirme kolaylığı bakımından birer derece aralıklarla çizildikleri varsayılır.
Paralellerin 90 tanesi Kuzey Yarım Küre'de, 90 tanesi Güney Yarım Küre'de bulunur.
60. paraleller Dünya'nın küreselliğinden dolayı Ekvator'un yarısı uzunluğundadır.
Birbirini izleyen 2 paralel arasındaki uzaklık her yerde yaklaşık 111 km'dir.
UYARI : Dünya'nın geoid şekli nedeniyle 2 paralel arasındaki uzaklık Ekvator'dan kutuplara doğru artar. Örneğin, Ekvator ile 10 (kuzey-güney) enlemleri arasındaki uzaklık 110.596 m iken, 890-900 (kuzey-güney) enlemleri arasındaki uzaklık 110.700 m'dir. Ancak birbirini izleyen 2 paralel arasındaki uzaklık pratikte 111 km olarak kabul edilmiştir.
Özel Paraleller
Bazı paralellerin yerleri, güneş ışınlarının yere değme açısına bağlı olarak doğa tarafından belirlenmiştir. Bunlar :
Ekvator
Dönenceler
Kutup Daireleri
Kutup Noktaları
Ekvatorun Özellikleri
En uzun paraleldir.
Güneşin önünden en hızlı geçen noktaların oluşturduğu paraleldir.
Dünya'nın eksen çevresindeki dönüş hızı Ekvator'da yaklaşık 1670 km/saat'tir.
Güneş ışınlarını 21 Mart ve 23 Eylül'de dik açıyla alır.
Yıl boyunca sıcak olduğundan termik alçak basınç kuşağıdır.
Yükseltici hava hareketleri görüldüğü için bol yağış alır.
Gece ve gündüz süreleri yıl boyunca birbirine eşit ve 12'şer saattir.
Dönencelerin Özellikleri
Yerleri, yer ekseninin eğikliğine bağlı olarak belirlenen Dönenceler, 23027' Kuzey ve Güney paralelleridir.
Kuzey Yarım Küre'dekine Yengeç Dönencesi, Güney Yarım Küre'dekine Oğlak dönencesi denir.
Orta kuşak ile Tropikal kuşağı birbirinden ayırırlar.
Güneş ışınlarının düz zeminlere dik geldiği en son noktalardır.
5. Yengeç Dönencesi 21 Haziran'da, Oğlak Dönencesi 21 Aralık'ta Güneş ışınlarını dik açı ile alır.
Kutup Noktalarının Özellikleri
90. Kuzey ve Güney paralelleridir.
Güneş ışınlarının düz zeminlere en dar açıyla geldiği yerlerdir.
Sürekli soğuk olduğundan kutuplar ve çevresinde yıl boyunca termik yüksek basınç kuşakları oluşur.
Aydınlanma çemberinin 21 mart ve 23 Eylül'de teğet geçtiği yerlerdir.
Bir yıl içinde 6 ay sürekli gündüz, 6 ay sürekli gece yaşanır.
Çizgisel hızın sıfır, yerçekiminin en fazla olduğu yerlerdir.
Kutup Dairelerinin Özellikleri
Yerleri, yer ekseninin eğikliğine bağlı olarak belirlenen Kutup Daireleri, 66033' Kuzey ve Güney paralelleridir.
Kutup kuşağı ile Orta kuşağı birbirinden ayırırlar.
Aydınlanma çemberinin yıl içinde yer değiştirdiği ve 21 Haziran ile 21 Aralık'ta teğet geçtiği paralellerdir.
21 Haziran'da Kuzey Kutup Dairesi'nde, 21 Aralık'ta Güney Kutup Dairesi'nde 24 saat gündüz yaşanır.
Meridyenlerin Özellikleri
Bir kutuptan diğerine uzanan meridyenler de paraleller gibi sayısızdır. Ancak pratikte her 1 dereceden bir yay geçtiği varsayılarak, 360 tane oldukları kabul edilmiştir.
Birbirini izleyen 2 meridyen arasındaki uzaklık Ekvator üzerinde 111 km olarak kabul edilmiştir.
Başlangıç meridyeni olarak Londra yakınlarındaki Greenwich kabul edilmiştir.
Bir meridyenin, karşıt (anti) meridyeniyle arasında 180 meridyen fark vardır.
UYARI : Meridyen yayları eşit uzunluktadır. Aralarındaki uzaklık Ekvator'dan kutuplara doğru azalır ve tüm meridyenle kutuplarda birleşir.
Birbirini izleyen 2 meridyen arasındaki uzaklık; Ekvator üzerinde 111.322 m. (pratikte 111 km olarak kabul edilmiştir, 45. (Kuzey - Güney) paralellerinde 78.850 m, 90. (Kuzey - Güney) paralellerinde ise 0 m'dir.
Dünyanın Şekline Bağlı Sonuçlar
Dünya'nın geoid şekli nedeniyle, yerçekimi Ekvator'dan kutuplara doğru artar. Dünya, geoid değil de küre şeklinde olsaydı, yerçekimi Dünya'nın her yerinde aynı olurdu.
Dünya'nın geoid şekli nedeniyle Ekvator diğer paralellerden ve meridyenlerden daha uzundur. Dünya küre şeklinde olsaydı, Ekvator çevresi (kutupları çevreleyen iki meridyenin uzunluğu) birbirine eşit olurdu.
Ekvator çevresi =40.077 km
Kutuplar çevresi=40.009 km
Dünya'nın küreselliği nedeniyle, ekseni çevresindeki dönüş hızı Ekvator'dan kutuplara doğru azalır. Ekvator üzerindeki noktalar saatte 1666,6 km yol katederken, Kutup Noktaları'nda alınan yol sıfır km olduğu için, eksen çevresindeki dönüş hızı 0 km/saat'tir.
Dünya'nın küreselliği nedeniyle Kutup Noktaları'nda birleşen meridyen yaylarının uzunluğu birbirine eşittir. Bir kutuptan diğerine uzanan bir meridyen yayının uzunluğu yaklaşık 20.005 km'dir.
Dünya'nın küreselliği nedeniyle meridyenler arası uzaklık, Ekvator'dan kutuplara doğru azalır ve meridyenler Kutup Noktaları'nda birleşirler.
Birbirini izleyen iki meridyen arası uzaklık Ekvator üzerinde 111.322 m iken (pratikte bu uzunluk 111 km kabul edilmiştir), 45. paraleller üzerinde 78.850 m, 90. paralellerde (Kutup Noktaları) 0 m'dir.
Dünya'nın küreselliği nedeniyle, paralellerin uzunluğu Ekvator'dan kutuplara doğru küçülür. Ekvator en uzun paraleldir. Kutuplarda ise paraleller nokta halini alır.
Dünya'nın küreselliği nedeniyle aydınlık ve karanlık yarıküreler oluşur. Böylece yeryüzünün bir yarısı gündüzken, diğer yarısında gece yaşanır.
Dünya'nın küreselliği nedeniyle 21 Mart ve 23 Eylül'de Ekvator'dan kutuplara doğru Güneş ışınlarının yere değme açısı daralır. Bu tarihlerde Ekvator Güneş ışınlarını dik açı ile alır. Bu nedenle yatay düzleme dik duran cisimlerin gölgesi oluşmaz. Kutuplara doğru güneş ışınlarının yere değme açısı daraldığı için cisimlerin gölge boyu uzar.
Dünya'nın küreselliği nedeniyle güneş ışınlarını yıl boyunca dik ve dike yakın açı ile alan Ekvator'un güneşten aldığı ısı enerjisi daha fazladır. Kutuplara doğru ışınların gelme açısının daralması nedeniyle alınan ısı enerjisi azalır.
Dünya'nın küreselliği nedeniyle yerden yükseldikçe görülebilen alan genişler.
Dünya'nın küreselliği nedeniyle termik basınç kuşakları oluşur.
Termik Basınç Kuşakları
Dünya'nın küreselliği nedeniyle ısınma ve soğumaya bağlı oluşan basınçlara termik basınç denir. Güneş ışınlarını, yıl boyunca dik ve dike yakın açılarla alan Ekvator fazla ısınır. Isınan hava genleşerek yükselir ve basınç düşer. Kutuplar, ışınları dar açı ile aldığından her zaman soğuktur.Soğuk hava ağır olduğu için yere çöker ve basınç yükselir.
Dünya'nın küreselliği nedeniyle, Kutup Yıldızı'nın görünüm açısı Kuzey Kutbu'ndan Ekvator'a doğru daralır. Bu nedenle 60. Kuzey paralelinde 60° açı ile görülen Kutup Yıldızı Güney Kutbu'nda görülmez.
Dünya'nın küreselliği nedeniyle hep aynı yönde hareketle başlangıç noktasına ulaşılır. 1519 yılında Macellan tarafından, hep batıya gidilerek çıkış noktasına varılabileceği düşüncesi ile İspanya'nın Cadiz Körfezi'ndeki Sancular Limanı'nda başlatılan ve aynı limanda 1522 yılında son bulan Dünya seyahati ile bu sonuca ulaşılmıştır.
Dünyanın Hareketleri
Dünyanın Günlük Hareketi (Eksen Çevresindeki Hareketi)
Dünya, batıdan doğuya doğru ekseni çevresindeki dönüşünü 24 saatte tamamlar. Buna 1 Güneş günü denir. Dünya'nın ekseni çevresindeki hareketinin hızı, 2 farklı şekilde ifade edilir.
Çizgisel Hız
Dairesel hareket yapan Yerküre üzerindeki bir noktanın birim zamanda eksen üzerindeki yer değiştirme hızıdır. Çizgisel hız, dünyanın küreselliği nedeniyle Ekvator'da en fazladır, kutuplara doğru azalır.
Açısal Hız
Dairesel hareket yapan Dünya üzerindeki bir noktanın birim zamanda oluşturduğu dönüş açısıdır.
Dünya, ekseni çevresindeki hareketi sırasında 4 dakikada 1 derecelik, 1 saatte 15 derecelik, 24 saatte 360 derecelik dönüş yapar.
Açısal hız, dünya üzerindeki her noktada aynıdır.
UYARI : Dünya kendi ekseni çevresinde,
4 dakikada 10' lik,
1 saatte 150' lik,
24 saatte 360°'lik dönüş yapar.
Günlük Hareketin Sonuçları
Dünya'nın ekseni çevresindeki dönüşünün etkisiyle,
Bir noktaya Güneş ışınlarının gelme açısı ve yatay düzleme dik duran cisimlerin gölge boyları günün saatlerine göre değişir.
Güneş ışınları öğle saatinde en büyük açıyla gelir ve en kısa gölgeler oluşur.
Gece ve gündüzler birbirini izler.
Günlük sıcaklık farkları oluşur.
Dünya'nın ekseni çevresindeki dönüşünün etkisiyle, rüzgarlar esme yönlerinden saparlar. Bu sapma, Kuzey Yarım Küre'de esme yönünün sağına, Güney Yarım Küre'de esme yönünün soluna doğrudur.
Dünya'nın ekseni çevresindeki dönüşünün etkisiyle, okyanus akıntıları yönlerinden sapar ve halkalar oluştururlar. Okyanus akıntılarını başlatan sürekli rüzgarlardır. Bu nedenle rüzgarların esme yönlerinden sapmasına bağlı olarak akıntılar da yönlerinden sapar.
Dünyanın Yıllık Hareketi
Dünya ekseni çevresinde hareket ederken aynı zamanda saat ibresinin tersi yönde, Güneş'in çevresinde de döner. Bu hareketini elips bir yörüngede 365 gün 6 saatte tamamlar. Buna 1 Güneş yılı denir. Dünya'nın yıllık hareketi sırasında, Güneş'in çevresinde çizdiği yörünge düzlemine ekliptik denir. Yörünge şeklinin elips olması nedeniyle Dünya yıllık hareket sırasında Günöte - Günberi konumuna gelir.
Günöte (Aphel)
Dünya'nın, Güneş'ten en çok uzaklaştığı, yörüngede en yavaş döndüğü gündür. Dünya Günöte konumuna 4 Temmuz'da gelir.
Günberi (Perihel)
Dünya'nın, Güneş'e en çok yaklaşıp, yörüngede en hızlı döndüğü gündür. Dünya Günberi konumuna 3 Ocak'ta gelir.
Yörünge Şeklinin Sonuçları
Dünya Güneş'in etrafında elips bir yörüngede döner. Yörünge şeklinin elips olması nedeniyle;
Dünya'nın yörüngedeki dönüş hızı, Güneş'e yaklaştıkça artar, Güneş'ten uzaklaştıkça azalır. Dolayısıyla sonbahar ekinosuna 2 gün gecikme ile 23 Eylül'de ulaşılır.
Her iki yarımkürede mevsim süreleri değişir.
Mevsim Süreleri : Yörünge şekli tam daire biçiminde olsaydı, Dünya'nın yörüngedeki dönüş hızı değişmez, her iki yarım kürede mevsim süreleri eşit olurdu.
Dünya'nın eksen eğikliği nedeniyle Kuzey Yarım Küre'de ve Güney Yarım Küre'de aynı anda birbirine göre zıt mevsim yaşanır. Birinin yaz süresi diğerinin kış süresi olur. Dünya'nın yörüngedeki dönüş hızının Güneş'e yaklaştıkça artması, uzaklaştıkça azalması nedeniyle Kuzey Yarım Küre'de İlkbahar ve yaz süresi Güney yarım Küre'de sonbahar ve kış süresi daha uzundur.
Eksen Eğikliği
Dünya'nın yıllık hareketi sırasında oluşan yörünge düzlemi (ekliptik) ile Dünya'nın Ekvator düzlemi üst üste çakışmaz.
Aralarında 23°27' lık bir açı bulunur.
Yörünge düzlemi ile eksen arasında ise 66°33' lık bir açı oluşur. Buna Dünya'nın Eksen Eğikliği denir.
Ekliptikünya'nın yörüngesinden geçtiği varsayılan düzleme Ekliptik veya Yörünge Düzlemi denir.
UYARI : Dünya ekseniyle, yörünge düzlemi arasında 66°33'lık,
Ekvator ile yörünge düzlemi arasında 23°27' lık açı bulunmaktadır.
Bu açı daha küçük ya da daha büyük olsaydı, dönence ve kutup dairelerinin enlem dereceleri değişirdi.
Eksen Eğikliğinin Sonuçları
 Dünya'nın Güneşe karşı konumu yıl içinde değişir.
Dünya'nın Güneşe Karşı Konumları
21 Mart - 23 Eylül Durumları (Ekinokslar)
a) 21 Mart ve 23 Eylül'de Ekvator üzerindeki noktalar yerel saat 12.00'de Güneş ışınlarını dik açı ile alır.
(IMG:style_emoticons/default/cool.gif) (IMG:style_emoticons/default/cool.gif) Ekvator'da yatay düzleme dik duran cisimlerin yerel saat 12.00' de gölgesi oluşmaz.
c) Aydınlanma çemberi, Kutup Noktalarından geçer.
d) Dünya'nın her yerinde gündüz ve gece süresi birbirine eşittir.
e) Aynı meridyen üzerinde yer alan tüm noktalarda Güneş, yerel saatle aynı anda doğar ve aynı anda batar.
f) 21 Mart'tan sonra Kuzey Y.'de, 23 Eylül'den sonra da Güney Y.' de gündüzler gecelere göre daha uzun olmaya başlar.
21 Haziran Durumu (Solstisi)
a) Güneş ışınları dik açı ile yerel saat 12.00'de Yengeç Dönencesi'ne gelir.
(IMG:style_emoticons/default/cool.gif) Yengeç Dönencesi'nde yatay düzleme dik duran cisimlerin yerel saat 12.00'de gölgesi
oluşmaz.
c) Aydınlanma çemberi Kutup Dairelerine teğet geçer.
d) Bir noktadan kuzeye doğru gidildiğinde gece süresi uzamaya başlar.
e) Kuzey Yarım Küre'de yılın en uzun gündüzü, Güney Yarım Küre'de ise yılın en uzun gecesi
yaşanır. Bu tarihten itibaren Kuzey Yarım Küre'de gündüzler, Güney Yarım Küre'de ise geceler
kısalmaya başlar.
21 Aralık Durumu (Solstisi)
a) Güneş ışınları dik açı ile yerel saat 12.00'de Oğlak dönencesi'ne gelir.
(IMG:style_emoticons/default/cool.gif) Oğlak dönencesi'nde yatay düzleme dik duran cisimlerin yerel saat 12.00'de gölgesi oluşmaz.
c) Aydınlanma çemberi Kutup Daireleri'ne teğet geçer.
d) Bir noktadan kuzeye doğru gidildikçe gündüz süresi uzamaya başlar.
e) Kuzey Yarım Küre'de yılın en uzun gecesi, Güney Yarım Küre'de ise yılın en uzun gündüzü
yaşanır. Bu tarihten itibaren Kuzey Yarım Küre'de geceler, Güney Yarım Küre'de gündüzler
kısalmaya başlar.
UYARI : 21 Haziran'da Yengeç Dönencesi, 21 Aralık'ta Oğlak dönencesi, 21 Mart ve 23 Eylül'de Ekvator üzerindeki noktalarda, cisimlerin saat 12.00'da oluşan gölgesi tam dibe düşer. Ekinokslarda, 450 enlemlerinde oluşan gölge boyu cismin boyuna eşittir.
UYARI : 21 Haziran'da,
- Güney Kutup Dairesi ile Güney Kutbu arasındaki enlemlerde gece süresi 24 saatten fazladır.
- Türkiye'de saat 12.00'de cisimlerin yıl içindeki en kısa gölgeleri oluşur.
UYARI : 21 Aralık'ta;
- Kuzey Kutup Dairesi ile Kuzey Kutbu arasındaki enlemlerde gece süresi 24 saatten fazladır.
- Türkiye'de yerel saat 12.00'de cisimlerin yıl içindeki en uzun gölgeleri oluşur.
Dünya'nın eksen eğikliğine bağlı olarak Dönenceler ve Kutup Daireleri'nin yerleri belirlenir.
Dönenceler
23°27' Kuzeye paralelleridir. Güneş ışınlarının düz zeminlere dik açı ile geldiği en son yerlerdir.
Kutup Daireleri
66°33' Kuzey ve Güney paralelleridir. Aydınlanma çemberinin yıl içinde yer değiştirdiği, 21 Haziran ve 21 Aralık tarihlerinde teğet geçtiği paralellerdir.
 Dünya'nın eksen eğikliğine bağlı olarak matematik iklim kuşakları oluşur.
Matematik İklim Kuşakları
Dünya'nın 23°27' lık eksen eğikliği dikkate alınarak belirlenmiştir. Dönenceler arasında kalan alan, güneş ışınlarının yıl içinde iki kez dik açı ile geldiği Tropikal Kuşak'tır. Dönenceler ile Kutup Daireleri arasında kalan alanlar, güneş ışınlarının yıl içinde gelme açısının en çok değiştiği, bu nedenle 4 mevsimin belirgin olarak yaşandığı Orta Kuşak, Kutup Daireleri ile Kutup Noktaları arasında kalan alanlar ise Kutup Kuşağıdır.
 Dünya'nın eğikliğine bağlı olarak mevsimler oluşur.
Dünya'nın ekseni 23°27' eğik olduğu için Güneş ışınlarının yıl içinde gelme açısı ve buna bağlı
olarak ısıtma miktarı değişir.
21 Haziran'da Kuzey Yarım Küre'de yaz mevsimi,
Güney Yarım Küre'de tam tersine kış mevsimi başlar.
23 Eylül, Kuzey Yarım Küre'de sonbahar,
Güney Yarım Küre'de ilkbahar mevsiminin başlangıcıdır.
21 Aralık'ta Güney Yarım Küre'de yaz mevsimi, Kuzey Yarım Küre'de kış mevsimi başlar.
21 Mart'ta Kuzey Yarım Küre'de ilkbahar, Güney Yarım Küre'de sonbahar mevsimi başlar.
 Dünya'nın eksen eğikliği nedeniyle bir noktaya Güneş ışınlarının gelme açısı ve atmosferde tutulma miktarı yıl içinde değişir.
Örnek : Güneş ışınları 21 Aralık'ta Oğlak Dönencesi'ne dik gelir. Bu tarihte ışınlar Ankara'ya yıl içindeki en dar açı (260) ile ulaşır. Işınların gelme açısının daralmasının yanı sıra, atmosferde en uzun yolu geçerek yeryüzüne ulaşmaları nedeniyle atmosfer tarafından tutulma oranı da en fazladır.
21 Haziran'da ise ışınların Ankara'ya 73° ile ulaşmasına bağlı olarak atmosferde kat ettikleri yol ve atmosfer tarafından tutulma oranı en azdır.
 Eksen eğikliği nedeniyle Güneş'in ufuk düzleminde öğle vakti ulaştığı tepe noktasının yeri yıl içinde değişir.
 Dünya üzerinde aynı anda gece ve gündüz yaşayan alanları birbirinden ayıran sınıra aydınlanma çemberi denir. Dünya'nın eksen eğikliğine bağlı olarak aydınlanma çemberi Kutup noktaları ile Kutup Daireleri arasında yer değiştirir. Bu yer değiştirme soncunda gece ve gündüz süreleri değişir, aralarındaki fark Ekvator'dan kutuplara doğru artar. Bu fark 21 Haziran ve 21 Aralık'ta en fazla olur.
 Bir noktada Güneş'în doğuş ve batış saatleri yıl boyunca değişir. Güneş, yaz aylarında erken doğup geç batarken kış aylarında geç doğup erken batar.
Örnek : 21 Haziran'da Güneş ışınları Yengeç Dönencesi'ne dik gelir. Aydınlanma çemberi Kutup Daireleri'ne teğet geçer. Bunun doğal sonucu olarak Kuzey Yarım Küre'de gündüzler gecelere göre uzundur.
Eksen Eğikliği Olmasaydı
Dünya'nın ekseni 23°27' eğik olmasaydı eksen ile yörünge düzlemi (ekliptik) arasındaki açı 90° olurdu.
Yerleri eksen eğikliğine bağlı olarak belirlenen Dönenceler, Kutup Daireleri ve Matematik İklim Kuşakları oluşmazdı.
Işınlar yıl boyunca Ekvator'a dik gelirdi.
Aydınlanma çemberi yıl boyunca Kutup Noktaları'ndan geçeceği için yeryüzünde gece ve gündüz süreleri sürekli 12 şer saat olurdu.
Dünya üzerindeki bir nokta Güneş ışınlarını yıl boyunca aynı açı ile alacağı için mevsimler oluşmazdı.
Eksen Eğikliği Daha Fazla Olsaydı
Dünya'nın ekseni 23°27' dan daha fazla eğik olsaydı, Dönenceler ve Kutup Daireleri'nin yerleri değişirdi.
Buna bağlı olarak;
Tropikal kuşak ve Kutup kuşağı genişler, Orta kuşak daralırdı.
Orta kuşakta yazlar daha sıcak, kışlar daha soğuk geçerdi.
Aydınlanma çemberinin yer değiştirme alanı genişleyeceği için gece ve gündüz süreleri arasındaki fark daha da artardı.
Eksen Eğikliği Daha Az Olsaydı
Dünya'nın ekseni 23°27' dan daha aza eğik olsaydı, dönencelerin ve kutup dairelerinin yerleri değişirdi. Buna bağlı olarak;
Tropikal kuşak ve Kutup Kuşağı daralır, Orta Kuşak genişlerdi.
Orta Kuşak'ta yazlar daha serin, kışlar daha ılık geçerdi.
Aydınlanma çemberinin yer değiştirme alanı daralacağı için gece ve gündüz süreleri arasındaki fark daha da azalırdı.
Coğrafi Konum
Yeryüzündeki herhangi bir alanın bulunduğu yere, o alanın coğrafi konumu denir. Coğrafi konum, matematik konum ve özel konum olarak iki şekilde ifade edilir.
Matematik Konum
Dünya üzerinde bir nokta veya alanın yerinin belirlenmesi için, o noktanın Ekvator'a ve başlangıç meridyenine olan uzaklığının bilinmesi gerekir. Bunun için enlem ve boylam kavramlarından yararlanılır.
Örnek : Türkiye 36° - 42° Kuzey enlemleri,
26° - 45° Doğu boylamları arasında yer alır.
Özel Konum
Dünya üzerindeki bir yerin çevresine, denizlere, yer şekillerine, anayollara, geçitlere ve komşularına göre konumudur.
Özel Konum;
İklim koşullarını,
Doğal bitki örtüsünü,
Tarımsal etkinlikleri,
Nüfus ve yerleşme biçimini,
Ekonomik etkinlikleri,
Ulaşım olanaklarını,
Siyasal ve kültürel yapıyı etkiler.
Enlem
Dünya üzerindeki herhangi bir noktanın başlangıç paraleli olan Ekvator'a uzaklığının açısal değeridir.
Q açısı, D noktasının Ekvator'a olan uzaklığının açı cinsinden değeridir ve D noktasının enlem derecesini verir.
Örnek :
Q açısının değeri 45 ise, D noktasının enlem derecesi 45° dir.
Enlemin Etkileri
Bir yerin enlemi,
Güneş'in ufukta ulaşabileceği yükseklik
Güneş ışınlarının yere değme açısı,
Gölge boylarının yıl içindeki değişimi,
Gece - gündüz sürelerindeki değişim,
İklim koşulları, hakkında bilgi verir.
İklim koşullarına bağlı olarak,
Bitki örtüsü,
Tarım ürünleri ve hayvan ürünleri,
Akarsu rejimleri,
Deniz sularının özelliği,
Nüfus ve yerleşme özelliği
Tarımın ve ormanların üst yükseklik sınırı,
Kalıcı karların başlama yüksekliği hakkında bilgi edinilebilir.
Boylam
Dünya üzerindeki herhangi bir noktanın başlangıç meridyenine olan uzaklığının açısal değeridir.
Q açısı, D noktasının başlangıç meridyenine olan uzaklığının açı cinsinden değeridir ve D noktasının boylam derecesini verir.
Örnek : D noktasına ait Q açısının değeri 30 derece ise,
D noktasının boylam derecesi 30° dir.
Boylamın Etkileri
Bir yerin boylamı ;
Yerel saatler,
Saat dilimleri,
Aynı enlem üzerindeki noktalarda Güneşin doğuş ve batış saatleri hakkında bilgi verir.
Yerel Saat : Bir noktada Güneş'in gökyüzündeki konumuna göre belirlenen saate yerel saat denir. Aynı boylam üzerindeki noktalarda yerel saat aynıdır. Herhangi bir meridyenin Güneşin tam karşısına geldiği an, meridyen üzerindeki tüm noktalarda yerel saat 12.00'dir.
Güneş, doğudaki bir noktada batıdaki yerlere göre daha önce doğar ve daha önce batar; bu nedenle yerel saat doğudaki yerlerde daha ileridir.
Yerel Saat Hesaplamalarında İzlenecek Yol
Meridyen farkı hesaplanır.
Meridyenler başlangıç boyl***** göre aynı yönde ise çıkarma, farklı yönde ise toplama işlemi yapılarak meridyen farkı bulunur.
Zaman farkı hesaplanır.
Birbirini izleyen iki meridyen arasındaki zaman farkı 4 dakikadır. Meridyen farkı ile 4 dakika çarpılarak zaman farkı bulunur.
Zaman farkı soruda verilen yerel saate eklenir veya çıkartılır.
Doğuda olan bir yerin yerel saati ileridir. Bu nedenle soruda verilen yerin yerel saati ileri ise zaman farkı çıkarılır, yerel saati geri ise zaman farkı eklenir.
Örnek : 20. Doğu meridyeni üzerindeki A noktasında yerel saat 21.00 iken,
B noktasının yerel saati kaçtır? Çözüm :
Meridyenler başlangıç boyl***** göre aynı yönde oldukları için çıkarma işlemi yapılır.
Meridyen farkı = 40 - 20 = 20 meridyen
Zaman farkı = 4 * 20 = 80 dakika ise 80 / 60 = 1 saat 20 dakika
B noktası A noktasına göre daha doğuda olduğu için yerel saati ileridir.
B'nin yerel saati = 21.00 + 01.20 = 22.20 dir.
Güneş'in Doğuş veya Batış Saatinin Bulunması
Bir noktada Güneş'in doğuş veya batış saati verildiğinde, aynı paralel üzerinde bulunan başka bir noktada Güneş'in doğuş veya batış saatini bulmak için,
Aradaki zaman farkı bulunur.
Güneş doğudaki yerlerde daha erken doğup battığı için, Güneş'in doğuş ve batış saatinin sorulduğu nokta doğuda ise zaman farkı verilen saatten çıkarılır. Sorulan nokta batıda ise zaman farkı verilen saate eklenir.
UYARI : Meridyenler, Greenwich'e (0°) göre farklı yönde ise, meridyen farkını bulmak için toplama işlemi yapılır.
UYARI : 21 Mart ve 23 Eylül tarihlerinde (ekinokslarda) bir yerdeki Güneş'in doğuş veya batış saati verilirse, bir başka yerdeki Güneş'in doğuş veya batış saati bulunabilir. Çünkü bu tarihlerde gece - gündüz süreleri eşit olduğu için Güneş doğduktan 12 saat sonra batar ve battıktan 12 saat sonra doğar.
Saat Dilimleri
Dünya 15 derecelik aralıklarla 24 saat dilimine ayrılmıştır. Her saat diliminin ortasından geçen meridyen o saat dilimini kullanan ülkelerin ortak saat ayar meridyenidir. Türkiye 2. Ve 3. Saat dilimlerinde yer alır.
UYARI : Bir ülkede birden çok saat dilimi kullanılması için, ülkenin doğu - batı doğrultusunda en az 2 saat dilimini kapsayacak kadar geniş olması gerekir.
HARİTA BİLGİSİ
Harita, Plan, Kroki
Dünya üzerindeki bir yerin kuşbakışı görünümü, kroki, plan ya da harita olarak düzleme aktarılır.
Harita : Dünya'nın bütününün ya da bir bölümünün kuşbakışı görünümünün belli bir oranda küçültülerek düzleme aktarılmış şekline harita denir.
Bir çizimin harita özelliği taşıyabilmesi için;
- Kuşbakışı görünüme göre çizilmesi,
- Arazi üzerindeki uzunlukların belli bir oranda küçültülmesi gerekir.
UYARI : Kuşbakışı görünüm temel alınarak yapılan çizimlerin harita özelliği taşıyabilmesi için küçültme oranının (ölçek) bulunması gerekir.
Plan : Bir yerin kuşbakışı görünümünün belli bir oranda küçültülerek düzleme aktarılmasıdır. Plan bir tür büyük ölçekli haritadır.
Kroki : Bir yerin kuşbakışı görünümünün ölçeksiz olarak düzleme aktarılmasıdır.
Haritalarda Bozulmalar
Dünya'nın küreselliği harita çizimini güçleştirmektedir. Dünya'nın tümü ya da bir bölümü düzleme aktarırken şekillerde, alanlarda, uzunluk ve açılarda bozulmalar olur. Bu nedenle küresel yüzeyi düzleme aktarmak için çeşitli çizim yöntemleri geliştirilmiştir.
Özellikle yeryüzü şekillerini gösteren haritalar tam olarak gerçeği yansıtmazlar. Engebesi fazla, geniş alanların gösterildiği haritalarda hata payı artar. Az engebeli, küçük alanların gösteriminde hata payı azalır.
UYARI : Dünya'nın küreselliği harita çizimini zorlaştırır.
- Engebeli ve geniş alanların gösterildiği haritalarda bozulmalar fazladır.
- Engebesiz ve küçük alanların gösterildiği haritalarda bozulmalar azdır.
Projeksiyon
Dünya'nın küreselliği nedeniyle, haritalarda ortaya çıkan hataları en aza indirmek için çeşitli yöntemler kullanılır. Bunun için yerkürenin paralel ve meridyen ağının belirli kurallara göre düz bir kağıda geçirilmesi gerekir. Bu sisteme projeksiyon denir.
Projeksiyon Sistemleri
- Alan Koruyan Projeksiyon
Alan koruyan projeksiyon ile çizilen haritalarda, şekil, açı ve uzunluk oranları bozulur. Ancak, paralel daireleri ile meridyenler arasındaki alanlar bozulmadan, orantılı olarak düzleme geçirilir. Böylece gerçek alan korunmuş olur.
- Açı Koruyan Projeksiyon
Açı koruyan projeksiyon ile çizilen haritalarda, meridyenler ile paraleller arasındaki 90°lik açık iler kara ve denizlerin şekilleri korunur. Ancak, bunların alanları bozulur. Bu tip haritalarda kutup bölgelerine doğru gidildikçe, kara ve denizlerin alanı büyür.
- Uzunluk Koruyan Projeksiyon
Uzunluk koruyan projeksiyon ile çizilen haritalarda, merkezden çevreye doğru tüm yönlerdeki uzunlukların oranı korunur. Açı ve alan korunmaz.
Harita Çizimi
Bir bölgenin haritası çizilirken öncelikle;
- Bölgenin enlem ve boylamının,
- Haritanın kullanım amacının,
- Haritanın küçültme oranının belirlenmesi gerekir.
Harita yapımında kullanılacak çizim yöntemi, küçültme oranı ve harita işaretleri ise haritanın kullanım amacına göre belirlenir.
Harita Elemanları
Tüm haritalarda bulunması gereken 5 temel eleman vardır. Bunlar, enlem-boylam, ölçek, harita anahtarı (lejant), başlık ve çerçevedir.
Enlem-boylam : Haritası yapılacak alanın öncelikle enlem ve boylamları belirlenir. Çünkü haritanın ölçeği, bu alanın genişliğine ve kullanım amacına göre belirlenir.
**çek : Haritanın kullanım amacına göre belirlenmelidir.
Harita Anahtarı (Lejant) : Haritada kullanılan özel işaretlerin ne anlama geldiğini gösteren bölümdür. Her haritanın kullanım amacına göre farklı işaretler kullanılır.
Başlık : Haritanın kullanım amacını belirtmeli, haritayı tanıtmaya yeterli, açık ve kısa olmalıdır.
Çerçeve : Tüm haritalarda, haritası yapılacak alanı sınırlayan bir iç çerçeve ve diğer harita elemanlarını sınırlayan dış çerçeve çizilmelidir.
Harita **çeği
Harita üzerinde belli iki nokta arasındaki uzunluğun, yeryüzündeki aynı noktalar arasındaki uzunluğa oranıdır.
Diğer bir deyişle, gerçek uzunlukları harita üzerine aktarırken kullanılan küçültme oranıdır.
Örneğin : Boğaz Köprüsü'nün gerçekte 1074 m olan iki ayağı arası uzaklık, ölçeği bilinmeyen bir haritada yaklaşık 0.5 cm gösterilmiştir. Haritanın ölçeğini bulmak için harita üzerindeki uzunluğu gerçek uzunluğa oranlarız.
Buna göre haritanın ölçeği yaklaşık 1/200.000'dir.
**çek = Harita Üzerindeki Uzunluk / Arazi Üzerindeki Uzunluk (Gerçek Uzunluk)
Kesir **çek
Haritalardaki küçültme oranını basit kesirle ifade eden ölçek türüdür.
1 / 25.000 , 1 / 500.000, 1 / 1.000.000 birer kesir ölçektir.
Kesir ölçekte, pay ile paydanın birimleri aynıdır. Uzunluk birimi olarak santimetre (cm) kullanılır.
Örneğin : 1 / 1.000.000 ölçeğinde, arazi üzerindeki 1.000.000 cm (10 km)'lik uzunluk harita üzerinde 1 cm gösterilmiştir.
Çizgi (grafik) **çek
Haritalardaki küçültme oranını çizgi grafiği üzerinde gösteren ölçek türüdür.
Kesir ölçeğe göre düzenlenir ve santimetre (cm)'nin üstündeki tüm uzunluk birimleri kullanılır.
Kesir **çeği Çizgi **çeğe Çevirme
Kesir ölçeği, çizgi ölçeğe çevirirken önce 1 cm'nin kaç km'yi gösterdiği bulunur.
Örnek : 1 / 2.500.000 ölçeğinde 1 cm 25km'yi gösterdiğine göre çizgi ölçekte de 1 cm 25 km'yi göstermelidir.
Bir doğru parçası çizilerek eşit aralıklara bölünür. Üzerine, 1 cm 25 km'yi gösterecek şekilde değerler yazılır.
Sıfırın sol tarafındaki aralık 25 km'den daha kısa uzunlukların ölçülmesine yarayacak biçimde bölümlenir.
Çizgi **çeği Kesir **çeğe Çevirme
Çizgi ölçeği kesir ölçeğe çevirirken önce ölçeğin uzunluğunun, toplam kaç km'yi gösterdiği bulunur. 1 cm'nin kaç km'yi gösterdiğini bulmak için orantı kurulur.
Örneğin : Çizgi ölçeğin uzunluğu 5 cm'dir.
5 cm 20 km gösterdiğine göre
1 cm x km'yi gösterir.
----------------------------------------
x = 20 / 5 = 4 km
Bulunan değer cm'ye çevrilir.
Buna göre kesir ölçek 1 / 400.000'dir.
UYARI : Çizgi ölçeği kesir ölçeğe çevirirken, grafiğin sonundaki uzunluk birimine dikkat etmemiz gerekir.
Konularına Göre Haritalar
Konularına göre haritalar, kullanım amaçlarına göre genel haritalar ve özel haritalar olarak ikiye ayrılır.
Genel Haritalar
Toplumun geniş kesimi tarafından kullanılabilen haritalardır.
- Topoğrafya Haritaları
İzohips (eş yükselti) eğrisi yöntemi ile yapılır. Araziyi ölçekleri oranında ayrıntıları ile gösterirler. **çekleri 1 / 20.000 ile 1 / 500.000 arasında değişir. 1 / 20.000'den büyük ölçekli olanlar kadastro işlerinde ve askeri amaçlarla kullanılır. Bu haritalardan ölçek, uzunluk alan ve eğim hesaplamada yararlanılır.
- Fiziki Haritalar
Fiziki haritalar, yeryüzünün kabartı ve çukurluklarını gösteren orta ya da büyük ölçekli haritalardır.
Fiziki haritalar hazırlanırken eş yükselti ve eş derinlik eğrileri geniş aralıklarla geçirilir. Bu aralıklar çeşitli renklerle boyanır. Yükseltiler genellikle yeşil, sarı ve kahverenginin çeşitli tonları ile, derinlikler ise açıktan koyuya mavi rengin tonları ile gösterilir.
- Siyasi ve İdari Haritalar
Yeryüzünde veya bir kıtada bulunan ülkeleri, bir ülkenin idari bölünüşünü, yerleşim merkezlerini gösteren haritalardır. Bu haritalardan uzunluk ve alan bulmada yararlanılır. Ancak yer şekilleri hakkında bilgi edinilemez.
- Duvar ve Atlas Haritaları
Eğitim ve öğretim amacına yönelik haritalardır. **çekleri 1 / 1.100.000'dan daha küçüktür. Dünya'nın tümünü, kıtaları veya ülkeleri gösterirler.
Özel Haritalar
Belirli bir konu için hazırlanmış haritalardır. Bu haritalardan bazıları şunlardır:
- Araziden Yararlanma Haritaları
Bir bölgede arazinin nasıl kullanıldığını gösteren haritalardır. Bu haritalar yardımıyla ekili-dikili alanların, çayır ve mera alanlarının, orman alanlarının, bölünüşü ile kayalık, bataklık gibi kullanılmayan alanlar hakkında bilgi edinilir. Tarımın türü ve tarım ürünleri de bu haritalarda gösterilir.
- Ekonomi Haritaları
Dünya'nın bütününün ya da bir bölümünün ekonomik özelliklerini gösteren haritalardır. Bu haritalar yardımıyla endüstri kuruluşlarının türü, sayısı, dağılışı, çalışanların sayısı hakkında bilgi edinilir.
- Hidrografya Haritaları
Bir bölgenin su potansiyeli (akarsular, göller, yeraltı suları, kaynaklar) hakkında bilgi veren haritalardır. Bu haritalar yardımıyla akarsuların drenaj tipi, akım miktarı, kanallar, göl sularının özellikleri, yeraltı sularının türü, kaynakların türü sayısı ve verimlilik derecesi hakkında bilgi edinilir.
- İzoterm Haritaları
Bir bölgede, eş sıcaklıktaki noktaları birleştiren eğriye izoterm denir.
İzotermler yardımıyla çizilen izoterm haritalarından, bir bölgedeki sıcaklık dağılışı hakkında bilgi edinilir.
Sıcaklık dağılışını daha iyi gösterebilmek için, bu haritalar sıcaklık basamaklarına uygun olarak renklendirilir. Sıcak yerler için kırmızının tonları soğuk yerler için mavinin tonları kullanılır.
- Jeomorfoloji Haritaları
Bir bölgedeki şekillenme süreci yani iç ve dış güçlerin etkisiyle oluşan yer şekilleri hakkında bilgi veren haritalardır.
Bu haritalarda faylar, yamaçlar, vadi türleri, birikinti konileri, sekiler, ovalar ve daha bir çok yer şekli taranarak gösterilir. Yer şekillerinin kolay ayırt edilmesi amacıyla bu haritalar renklendirilir.
- Nüfus Haritaları
Dünya'nın bütününde ya da bir bölümündeki nüfusun dağılışı ve özellikleri hakkında bilgi veren haritalardır. Bu haritalarda nüfus dağılışı noktalama ile gösterilir. Nüfus yoğunluğu haritaları ise renklendirilir.
- Toprak Haritaları
Bir bölgenin toprak özellikleri ve dağılışları hakkında bilgi veren haritalardır. Bu haritalardan, yetiştirilecek ürünlerin belirlenmesi, buna bağlı olarak topraklardan daha iyi verim alınabilmesi gibi bir çok konuda yararlanılır.
**çeklerine Göre Haritalar
- Büyük **çekli Haritalar
**çekleri 1 / 200.000'e kadar olan bu haritalarda :
Küçültme oranı azdır.
Ayrıntı fazladır.
Birim düzlemde gösterilen gerçek alan küçüktür.
Eşyükselti eğrileri arasındaki yükselti farkı azdır.
Planlar ve topoğrafya haritaları bu gruba girer.
- Orta **çekli Haritalar
**çekleri 1 / 200.000 ile 1 / 1.000.000 arasında olan haritalardır.
Ayrıntılar, büyük ölçekli haritalar göre daha azdır.
- Küçük **çekli Haritalar
**çekleri 1 / 1.000.000'dan daha küçük olan haritalarda;
Ayrıntı en azdır.
Küçültme oranı en fazladır.
Birim düzlemde gösterilen gerçek alan büyüktür.
Eşyükselti eğrileri arasındaki farkı fazladır.
Duvar ve atlas haritaları bu gruba girer.
Haritalarda Yer şekillerinin Gösterilmesi
Haritalarda Kullanılan Çizim Yöntemleri
Yeryüzü şekillerini harita üzerine aktarmak için kullanılan yöntemler;
- Kabartma Yöntemi
Kabartma yöntemi ile yapılan haritalarda, yükseltiler belli oranda küçültülür.
Yer şekilleri kabartılarak gösterilir.
- Gölgelendirme Yöntemi
Gölgelendirme yönteminde, Güneş ışınlarının yer şekilleri üzerine 45 derece açı ile geldiği kabul edilerek arazi yapısı gösterilir. Bu yöntemde gölgelerin açık veya koyu oluşu arazinin eğimi hakkında bilgi verir.
Gölgelerin koyulaştığı yerlerde eğim azalır. Yer şekilleri ayrıntılı bir şekilde gösterilemediği için günümüzde yardımcı bir yöntem olarak kullanılır.
- Tarama Yöntemi
Tarama yöntemi ile yapılan haritalarda, yer şekilleri kısa, kalın, sık ya da ince, uzun, seyrek çizgilerle taranmış olarak gösterilir.
Eğim arttıkça taramaların boyları kısalır, sıklaşır ve kalınlığı artar. Eğimin az olduğu yerlerde ise taramalar uzar, seyrekleşir ve incelir. Taramanın yapılmadığı yerler ise düzlükleri göstermektedir.
Tarama yöntemi ile harita yapımının zor olması, yükselti, eğim bulma gibi hesaplamaların yapılamaması gibi nedenlerden dolayı bu yöntem günümüzde kullanılmamaktadır.
- Renklendirme Yöntemi
Eşyükselti eğrileriyle birlikte kullanılan bu yöntemde yükselti ve derinlik basamakları renklerle gösterilir. Fiziki haritalarda yükseltiler genellikle, yeşil, sarı ve kahverenginin çeşitli tonları, derinlikler ise açıktan koyuya mavi rengin tonları ile gösterilir.
UYARI : Fiziki haritalarda kullanılan renkler, yer şekillerini göstermez. Yükselti ve derinlik basamaklarını göstermek için kullanılır.
- İzohips (Eş yükselti) Eğrisi Yöntemi
Bu yöntemle yapılan haritalarda yer şekilleri izohipsler yardımıyla gösterilir.
İzohips (Eş yükselti) Eğrisi
Deniz seviyesinden aynı yükseklikteki noktaları birleştiren eğriye eş yükselti (izohips) eğrisi, aynı derinlikteki noktaları birleştiren eğriye eş derinlik (izobath) eğrisi denir.
İzohips Aralığı (Eş Aralık)
İzohipsler haritaların ölçeğine uygun olarak belirlenen yükselti aralıkları ile çizilir. Bu aralığa izohips aralığı ya da eş aralık denir.
İzohipslerin Özellikleri
İzohipsler iç içe kapalı eğrilerdir.
Her izohips, kendisinden daha yüksek izohipslerin çevresini dolaşır.
Dik yamaçlarda izohipsler sık geçer
Eğimin azaldığı yerlerde izohipsler seyrek geçer
Doruk nokta ya da üçgen ile gösterilir.
Çevresine göre çukurda kalan yerler yani çanaklar, içe doğru çizilen oklarla gösterilir.
UYARI : Kıyı çizgisinden 0 m eğrisi geçer. Her eğri, kendisinden daha yüksek izohipslerin çevresini dolaşır. İzohipslerin sıklaştığı yerlerde eğim artar.
Haritalarda Yer şekillerinin Gösterilmesi
Yer şekillerinin gösteriminde en çok kullanılan yöntem izohips yöntemidir.
İzohips yöntemi ile yapılan haritalarda izohipslerin uzanışına göre, tepe, sırt, boyun, yamaç, vadi, delta gibi yer şekillerini harita üstünde tanımlamak mümkündür.
Tepe : Bir doruk noktası ve onu çevreleyen yamaçlardan oluşmaktadır.
Sırt : İki akarsu vadisini birbirinden ayıran ve birbirine ters yönde eğimli yüzeyleri birleştiren yeryüzü şeklidir. Sırtların üzeri düz olabileceği gibi keskin de olabilir.
Boyun : Birbirine ters yönde açılmış iki akarsu vadisinin en yüksek, iki doruk arasındaki alanın en alçak yerine boyun denir. Buralara bel ya da geçit de denir.
Yamaç : Yeryüzündeki eğimli yüzeylerdir.
Vadi : Akarsuyun açtığı, sürekli inişi bulunan, uzun, doğal oluktur.
Delta : Akarsuyun taşıdığı maddeleri denize ya da göle ulaştığı yerde biriktirmesi ile oluşan yeryüzü şeklidir.
UYARI : İzohipslerin "V" şeklini aldığı yerlerde, açık taraf akarsu akış yönünü gösterir. Akarsuların delta oluşturdukları yerlerde, izohipsler deniz veya göl yüzeyine doğru çıkıntı yapar.
İzohipsin "V" şeklini aldığı yerlerde yükselti "V" nin açık ucuna doğru artıyorsa sırt, sivri ucuna doğru artıyorsa vadi vardır.
Boyun olabilmesi için, karşılıklı iki tepe arasında, birbirine ters yönde uzanan iki akarsu vadisinin bulunması gerekir.
Profil Çıkartma
Topoğrafya yüzeyinin düşey düzlemde yaptığı ara kesite topoğrafik profil denir.
Haritalarda yeryüzü kuşbakışı olarak görüldüğü için profil, yer şekillerinin yandan görünüşü hakkında bilgi verir.
Profil eş yükselti eğrisi yöntemi ile yapılan haritalardan yararlanarak çizilir.
Harita Hesaplamaları
Gerçek Uzunluğu Hesaplama
Gerçek uzunluk, diğer bir deyişle arazi üzerindeki uzunluk,
Gerçek Uzunluk = **çek (Payda) * Harita Uzunluğu
formülü ile ya da doğru orantı kurularak hesaplanır.
Örnek : 1 / 850.000 ölçekli bir haritada A - B kentleri arası 8 cm ölçülmüştür. Buna göre iki kent arasındaki kuş uçuşu uzaklık kaç km'dir?
Orantıyla Çözüm :
**çeğe göre, arazi üzerindeki 850.000 cm haritada 1 cm gösterilmiştir.
1 cm 850.000 cm'yi gösterdiğine göre
8 cm x cm'yi gösterir.
----------------------------------------------------------------
x = 8 * 850.000 / 1 = 6.800.000 cm
cm'yi km'ye çevirmek için 5 basamak sola doğru gitmek gerekir.
6.800.000 cm = 68 km'dir.
Formülle Çözüm :
Gerçek Uzunluk = **çek * Harita Uzunluğu
Gerçek Uzunluk = 850.000 * 8
Gerçek Uzunluk = 6.800.000 cm = 68 km'dir.
Haritadaki Uzunluğu Hesaplama
Harita üzerindeki uzunluk
Harita Uzunluğu = Gerçek Uzunluk / **çek (payda)
formülü ile ya da doğru orantı kurularak hesaplanır.
Örnek : Arazi üzerindeki 180 km'lik uzunluk 1 / 900.000 ölçekli haritada kaç cm ile gösterilir?
Orantıyla Çözüm :
1 / 900.000 ölçeğinde,
1 cm 9 km'yi gösteriyorsa
x cm 180 km'yi gösterir.
----------------------------------
x = 1* 180 / 9 = 20 cm'dir.
Formülle Çözüm :
**çeğe göre, arazi üzerindeki 900.00 cm haritada 1 cm gösterilmiştir.
Harita Uzunluğu = Gerçek Uzunluk / **çek (payda)
Harita Uzunluğu = 18.000.000 / 900.000
Harita Uzunluğu = 20 cm'dir.
Haritadaki Uzunlukların Karşılaştırılması
İki harita uzunluğunun karşılaştırılması esasına dayanan sorular ters orantı kurularak ya da iki aşamalı olarak çözülür.
Örnek : 1 / 750.000 ölçekli bir haritada A-B noktaları arasındaki uzaklık 12 cm ölçülmüştür. Aynı uzaklık
1 / 1.500.00 ölçekli bir haritada kaç cm ile gösterilir.
Çözüm l :
1 / 750.000 ölçekli haritada 12 cm'lik uzaklık, 1 / 1.500.000 ölçekli haritada x cm gösterilir.
**çekler arasında 750.000 / 1.500.000 oranı bulunduğuna göre harita uzunlukları arasında 12 / x oranı vardır.
x = 750.00 * 12 / 1.500.000 = 6 cm'dir.
Çözüm 2:
1. haritadan yararlanarak gerçek uzaklığı bulalım
1 cm 7.5 km'yi gösteriyorsa,
12 cm x km'yi gösterir.
-----------------------------------------------------
x = 12 * 7.5 / 1 = 90 km'dir.
2. haritadan yararlanarak haritadaki uzunluğu bulalım :
15 km'yi 1 cm gösteriyorsa
90 km'yi x cm gösterir
---------------------------------
x = 90 * 1 / 15 = 6 cm'dir.
İzdüşümsel Alanın Hesaplanması
İzdüşümsel alan, yer şekillerinin izdüşümünün alınması ile hesaplanan alandır. Arazi üzerindeki gerçek alan hesaplamalarında ise yer şekilleri yüzölçümü dikkate alınır. Bu nedenle bir yerin izdüşümü alanı ile gerçek alanı arasındaki fark yardımıyla arazinin engebeliliği hakkında bilgi edinilebilir.
İzdüşüm alanı ile gerçek alan arasındaki fark fazla ise, arazinin engebesi de fazladır.
İzdüşümsel alan,
İzdüşümsel Alan = **çek (Payda)2 * Haritadaki Alana
formülü ile ya da doğru orantı kurularak hesaplanır.
Örnek : 1 / 700.000 ölçekli bir haritada bir adanın kapladığı alan 15 cm2 olduğuna göre adanın izdüşümsel alanı kam km2 dir?
Orantıyla Çözüm :
**çeğe göre, 1 cm 700.000 cm'yi göstermektedir.
1 cm2 49 * 1010 km2 yi gösterdiğine göre,
15 cm2 x km2'yi gösterir.
--------------------------------------------------------------
x = 15 * 49 * 1010 = 735 * 1010 cm2 dir.
cm2'yi km2'ye çevirmek gerekir. 735 * 10 cm2 = 735 km2'dir.
Formülle Çözüm :
İzdüşümsel Alan = (**çek Paydası)2 * Haritadaki Alan
İzdüşümsel Alan = (700.000)2 * 15
İzdüşümsel Alan = 49 * 1010 * 15 = 735 * 1010 cm2
cm2'yi km2'ye çevirmek gerekir. 735 * 1010 cm2 = 735 km2'dir.
Haritadaki Alanı Hesaplama
Haritadaki alan,
Haritadaki Alan = Gerçek Alan / **çek (Payda)2
formülü ile ya da doğru orantı kurularak hesaplanır.
Örnek : Gerçek alanı 590.4 km2 olan göl 1 / 1.200.000 ölçekli haritada kaç cm2 gösterilir.
Orantıyla Çözüm :
**çeğe göre ;
1 cm 12 km'yi göstermektedir.
1 cm2 144 km2'yi gösteriyorsa
x cm2 590.4 km2'yi gösterir.
--------------------------------------------------------
x = 590.4 / 144 = 4.1 cm2 dir.
Formülle Çözüm :
Haritadaki Alan = Gerçek Alan / **çek2 (Payda)
Haritadaki Alan = 590.4 / (12)2
Haritadaki Alan = 590.4 / 144 = 4.1 cm2
UYARI : Haritalardaki alan hesaplanırken ölçek paydasının karesi mutlaka alınmalıdır.
**çek Hesaplama
Harita ve arazi üzerindeki uzunlukların verildiği sorularda ölçek,
**çek (Payda) = Harita Uzunluğu / Gerçek Uzunluk
formülü ya da doğru orantı kurularak hesaplanır.
Örnek : Arazi üzerindeki 84 km'lik uzunluk, ölçeği bilinmeyen haritada 7 cm gösterildiğine göre, haritanın ölçeği nedir?
Orantıyla Çözüm :
84 km cm'ye çevrilir.
7 cm 8.400.000 cm'yi gösteriyorsa
1 cm x cm'yi gösterir.
-----------------------------------------------
x = 1 * 8.400.000 / 7 = 1.200.000 cm'dir.
**çek : 1 / 1.200.000'dir.
Formülle Çözüm :
**çek (Payda) = Harita Uzunluğu / Gerçek Uzunluk
**çek (Payda) = 7 / 8.400.000
**çek (Payda) = 1.200.000 cm
**çek : 1 / 1.200.000'dir.
**çek Hesaplama
Harita ve arazi üzerindeki alanların verildiği sorularda ölçek
**çek (Payda) = Haritadaki Alan / Gerçek Alan kesrinin karekökü
formülü ya da doğru orantı kurularak hesaplanır.
Örnek : Gerçek Alanı 4375 km2 olan bir göl, ölçeği bilinmeyen haritada 7 cm2 gösterildiğine göre haritanın ölçeği nedir?
UYARI : Harita ve arazi üzerindeki alanların verildiği sorularda ölçeği hesaplarken kare kök almayı unutmayınız.
Eğim Hesaplama :
Eğim : Topoğrafya yüzeyinin yatay düzlemle yaptığı açıya eğim denir.
Eğim,
Eğim = Yükseklik (m) * 100 / Yatay Uzaklık
formülü ile hesaplanır.
Örnek : A - B arasındaki uzaklık 1 / 600.000 ölçekli haritada 4 cm gösterilmiştir. Aralarındaki yükselti farkı 1200 m. olduğuna göre, A ile B arasındaki eğim binde (%o) kaçtır?
Çözüm A B arasındaki gerçek uzaklık;
4 * 6 = 24 km olduğuna göre,
Eğim = Yükseklik Farkı (m) / Yatay Uzaklık (m) * 1000
Eğim = 1200 / 24.000 * 1000
Eğim = %o 50'dir.
UYARI : Eğim yüzde (%) olarak hesaplanırken 100 ile, binde (%o) olarak hesaplanırken 1000 ile çarpılır.
İKLİM TİPLERİ
Dünyada İklim ve Doğal Bitki Örtüsü
Dünyada Görülen İklim Tipleri
Bir yerde benzer sıcaklık, basınç, rüzgar, nemlilik ve yağış özelliklerinin uzun süre etkili olmasıyla iklim tipleri belirmektedir. İklimi oluşturan bu öğelerden birinin ya da ikisinin farklı olması, değişik iklim tiplerinin ortaya çıkmasına neden olur.
Dünyada görülen iklimler, sıcak kuşak iklimleri, ılıman kuşak iklimleri ve soğuk kuşak iklimleri olarak üöç ana bölümde toplanır.
Sıcak Kuşak İklimleri
Sıcak Kuşak İklimlerinin Ortak Özellikleri
Yıllık sıcaklık ortalamaları 20°Cnin üstündedir.
Sıcaklık farkları Ekvatordan uzaklaşdıkça artar.
Soğuk mevsim yoktur.
Yağış özellikleri farklılık gösterir.
Ekvatoral İklim
Ekvatoral İklimin Özellikleri
Yıllık sıcaklık ortalamasının 20°Cnin üstünde olduğu ekvatoral iklimde yıl boyunca yaz koşulları yaşanır.
Güneş ışınları, yıl boyunca dik ve dike yakın açılarla geldiğinden yıllık sıcaklık farkı azdır.
Yıl boyunca yükseltici hava hareketlerine bağlı olarak konveksiyonel yağış görülür.
Yıllık yağış miktarı 2000 mmnin üzerindedir. Her mevsimin yağışlı olduğu ekvatoral bölge akarsularının rejimleri düzenlidir ve yıl boyunca bol su taşır. Güneş ışınlarının dik geldiği Mart ve Eylül aylarında yağışlar artar. Bu nedenle ekinokslarda (21 Mart 23 Eylül) akarsularda kabarma olur.
Konveksiyonel Yağış : Isınan havanın yükselerek soğuması ile oluşan yağışlardır.
UYARI : Ekvatoral iklimde yıllık sıcaklık farklarının az olması güneş ışınlarının yere değme açılarının az değişmesiyle, günlük sıcaklık farklarının az olması ise nem oranının yüksek olmasıyla ilgilidir.
Ekvatoral İklimin Doğal Bitki Örtüsü
Yıl boyunca sıcaklık ve nem koşulları elverişli olduğundan sürekli yeşil kalabilen yayvan yapraklı ağaçlardan oluşan gür ormanlardır. Yağmur ormanları adı verilen bu ormanlardaki ağaçların boyu yağış miktarının fazla olması nedeniyle 40-60 m lere kadar çıkabilir. Ormanaltı floarası da çok zengindir.
Ormanaltı Florası : Orman örtüsü altında loş ortamda yetişen, çoğunlukla ot ve sarmaşık türlerinin oluşturduğu bitki topluluğudur.
Ekvatoral İklimin Görüldüğü Yerler
10° Kuzey ve Güney enlemleri arasında,
Güney Amerikada Amazon Havzasında,
Afrikada Kongo Havzasında ve Gine Körfezi kıyılarında,
Asyada Endonezya Adalarında görülür.
Yazları Yağışlı Tropikal İklim (Savan)
Yıllık sıcaklık ortalaması 20°Cnin üstündedir.
Yazlar sıcak ve yağışlı, kışlar sıcak ve kurak geçer
Güneş ışınlarının dik açıyla geldiği yaz aylarında konveksiyonel yağışlar görülür.
Kış aylarında subtropikal yüksek basıncın (DYB) etkisinde kaldığından kış kuraklığı belirgindir.
Yıllık yağış miktarı 1000 mm civarındadır.
UYARI : Savan ikliminde günlük sıcaklık farkları, nemlilik nedeniyle yazın az, kışın fazladır.
Yazları Yağışlı Tropikal İklimin (Savan İklimi) Doğal Bitki Örtüsü
Yaz yağışlarıyla yeşeren, uzun boylu, gür ot topluluklarıdır. Bunlara savan adı verilir. Savanlar arasında yer yer kurakçıl ağaçlar görülür. Akarsu boylarında ise galeri ormanları görülür.
Galeri Ormanları : Savanlardaki, küçük akarsu boylarında görülen, çoğunlukla 50-100 m genişliğinde, bir akarsu ağı biçiminde uzanan ve sürekli yeşil kalabilen nemli ormanlardır. Galeri ormanları olarak adlandırılmalarının nedeni, ağaçların, akarsuyun üstünü bir galeri şeklinde kapatmasıdır.
Yazları Yağışlı Tropikal İklimin (Savan İklimi) Görüldüğü Yerler
10° enlemleri ile dönenceler arasında,
Orta Amerikada,
Sahra Çölü ile Ekvatoral Afrika arasında,
Güney Afrikada,
Güney Amerikada,
Kuzey Avustralyada,
Madagaskarın batısında görülür.
Muson İklimi
Muson İkliminin Özellikleri
Kış sıcaklığı 10°C - 20°C arasında değişir. Yıllık sıcaklık ortalaması 20°C nin üstündedir.
Muson rüzgarlarının etkisiyle yazlar sıcak ve bol yağışlı geçer. Kışlar ise ılık ve kuraktır.
Çoğunlukla 2000 5000 mm arasında değişen yıllık yağış miktarı bazı yerlerde 10000 mmyi geçmektedir. Örneğin Hindistanın Çerapunçi kasabasında yıllık yağış miktarı 12000 mmyi bulmaktadır.
Yaz aylarında orografik yağışlar görülür.
Orografik Yağışlar : Nemli hava kütlelerinin bir dağ yamacına çarparak yükselmesi sonucunda oluşan yağışlardır.
Muson İkliminin Doğal Bitki Örtüsü
Yağışın fazla olduğu yerlerde, kış aylarında yapraklarını döken yayvan yapraklı ağaçlardan oluşan ormanlar görülür. Bu ormanlara muson ormanları denir.
Muson İkliminin Görüldüğü Yerler
Güney, Doğu ve Güneydoğu Asya kıyılarında,
Madagaskarın doğusunda,
Avustralyanın kuzeydoğusunda,
Kuzey Amerikanın güneydoğu kıyılarında görülür.
Çöl İklimi
Çöl İkliminin Özellikleri
Günlük ve mevsimlik sıcaklık farklarının azla olması karakteristik özelliğidir.
Yağışlar yok denecek kadar azdır.
Sıcaklık farklarının fazla olması, kayaların fiziksel olarak parçalanıp ufalanmasına neden olur.
Kimyasal çözülme yetersiz olduğundan toprak oluşumu zordur.
Çöl İkliminin Doğal Bitki Örtüsü
Kuraklığa uyum sağlamış olan kurakçıl otlar ve çalılardan oluşur. Kuraklığa en iyi uyum sağlamış bitkiler, gövdesinde çok miktarda su biriktirebilen kaktüslerdir. Üzerlerindeki küçük dikenler, bitkinin ısı kaybını azaltmaktadır. Ayrıca yer altı sularının yüzeye çıktığı yerlerde vahalar oluşmuştur.
Vaha : Çöllerde suyun bulunduğu, bitkilerin yetişebildiği, insanların yerleşip barındığı yerdir. Vahalar akarsu boylarında, kuyuların açıldığı yerlerde, büyük su kaynakları yanında gelişmiştir.
Çöl İkliminin Görüldüğü Yerler
Asya Kıtasında; Arabistan, Gobi, Taklamakan Çöllerinde,
Kuzey Amerikada; Kaliforniya, Nevada, Kolorado, Meksika Çöllerinde,
Afrikada; Büyük sahra, Kalahari, Namibya Çöllerinde,
Avustralyada; Büyük Kum Çölünde,
Güney Amerikada; Atakama Çölünde görülür.
UYARI : Çöllerin en büyük bölümü Kuzey yarım Kürededir. Bu durum, karaların Kuzey Yarım Kürede Güney Yarım Küreden daha fazla olmasının sonucudur.
Ilıman Kuşak İklimleri
Ilıman Kuşak İklimlerinin Ortak Özellikleri
Yıllık sıcaklık ortalamaları 20°Cnin altındadır.
Sıcaklık farkları belirgindir.
4 mevsim yaşanır.
Akdeniz İklimi
Akdeniz İkliminin Özellikleri
Yazları sıcak ve kurak geçer.
Yıllık ortalama sıcaklık 18°C - 20°C arasında değişir.
Yazın genişleyen subtropikal antisiklon (DYB), Akdeniz iklim bölgesinde yaz kuraklığını belirginleştirir.
Kışlar ılık ve yağışlıdır. Çünkü kış aylarında gezici alçak basınçlar cephesel yağışlara neden olur.
Yıllık ortalama yağış miktarı 600-1000 mm arasında değişir ve yağış rejimi düzensizdir.
Kar yağışı ve don olayı ender görülür.
Don Olayı : Havanın açık ve durgun olduğu kış gecelerinde aşırı ısınma nedeniyle toprak donar. Don olayı tarımsal üretime büyük ölçüde zarar verir. Karasal bölgelerde don olayı sık görülür.
Akdeniz İkliminin Doğal Bitki Örtüsü
Kısa, bodur ağaç ve çalılardır. Bu bitki örtüsüne maki adı verilir. Yaz kuraklığına uyum sağladığından yaprakları genellikle sert, tüylü, ince ve uzundur.
Zeytin, defne, keçiboynuzu, mersin, lavanta, kekik ve zakkum maki bitki topluluğu içinde yer alır.
Akdeniz İkliminin Görüldüğü Yerler
Akdeniz çevresindeki ülkelerde,
Güney Portekiz kıyılarında,
Afrikada Kap Bölgesinde,
Güneybatı Avustralya kıyılarında,
Orta Şilide,
Kuzey Amerikada Kaliforniya yöresinde,
Güney Afrika Cumhuriyetinin Güney kıyılarında görülür.
UYARI : Akdeniz iklimi genellikle 30°-40° enlemleri arasında görülür.
Ilıman Kuşak Okyanus İklimi
Ilıman Kuşak Okyanus İkliminin Özellikleri
Orta Kuşak kıtalarının batı kıyılarında, batı rüzgarlarının ve sıcak su akıntılarının etkisiyle gelişen bir iklim tipidir.
Yıllık ortalama sıcaklık 20°Cnin altındadır.
Sıcaklık farkları belirgin değildir.
Yazlar serin ve yağışlı, kışlar ılık ve yağışlı geçer.
Her mevsim yağışlıdır. Sonbahar ve kış yağışları daha belirgindir.
Kar yağışı ve don olayı ender görülür.
Kış aylarında cephesel, yaz aylarında hem cephesel hem de yükselim yağışları görülür.
UYARI : Okyanus ikliminin belirmesinde temel etken batı rüzgarları ve sıcak su akıntılarıdır.
Ilıman Kuşak Okyanus İkliminin Doğal Bitki Örtüsü
Yayvan ve iğne yapraklı ağaçlardan oluşan karma ormanlardır.
Yer yer çayırlar görülür.
Ilıman Kuşak Okyanus İkliminin Görüldüğü Yerler
Kuzey Amerikanın batı ve güneydoğu kıyılarında,
Güney Amerikanın güneybatı kıyılarında,
Batı Avrupanın Atlas Okyanusu kıyılarında,
Yeni Zellandada,
Afrikanın güneyinde,
Avustralyanın doğusunda,
Tasmanyada görülür.
Ilıman Kuşak Karasal İklim
Ilıman Kuşak Karasal İklimin Özellikleri
Yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve kar yağışlı geçer.
Günlük ve mevsimlik sıcaklık farkları belirgindir.
En yağışlı mevsim ilkbahardır.
Don olayı sık görülür.
Sıcak çöllerin kenarlarında görülen karasal iklimde yaz mevsimi kısa sürer.
UYARI : Ilıman karasal iklimde kış aylarındaki yağış azlığı, termik yüksek basıncın etkili olmasına bağlıdır. Yazın görülen yağışlar ise konveksiyoneldir.
Ilıman Kuşak Karasal İklimin Doğal Bitki Örtüsü
İlkbahar yağışlarıyla yeşeren, yaz kuraklığı ile sararan kısa boylu otlardır. Bunlara step ya da bozkır denir. Steplere Kuzey Amerikada preri, Güney Amerikada pampa adı verilir. Yüksek yerlerde yer yer iğne yapraklı ağaçlar görülür.
Ilıman Kuşak Karasal İkliminin Görüldüğü Yerler
Kuzey ve Güney Amerikanın iç kısımlarında,
Anadolunun iç kısımlarında,
Irakta,
İranda,
Türkistanda,
Afrikanın iç kısımlarında,
Avustralyanın iç kısımlarında görülür.
Soğuk Kuşak İklimleri
60° - 90° enlemleri arasında görülür.
Sıcaklık yıl boyunca düşüktür.
İklimin elverişsiz olması tarımı sınırlandırmaktadır.
Soğuk Kuşak Karasal İklim
Soğuk Kuşak Karasal İklimin Özellikleri
Bu iklim iki alt bölüme ayrılır.
Yazı ve Kışı Soğuk Karasal İklim
Yıllık sıcaklık farkları belirgindir.
Yazlar soğuk, yer yer serin ve kısa, kışlar ise çok soğuk, uzun ve karlı geçer. Kar uzun süre toprakta kalır.
En yağışlı mevsim yazdır ve konveksiyonel yağış görülür.
Sıcaklık ortalamalarının Ekvatora doğru gidildikçe artmasına bağlı olarak bu iklim tipi değişir ve yazları sıcak karasal iklime geçilir.
Yazları Sıcak Karasal İklim
Kış sıcakları -10°Cnin altına inmez.
Yaz sıcaklıkları 20°C nin üstüne çıkar.
Yağış miktarı fazladır. İlkbahar ve yaz yağışları daha belirgindir.
Soğuk Kuşak Karasal İklimin Doğal Bitki Örtüsü
İğne yapraklı ağaçlardan oluşan ormanlardır. Bu bitki örtüsüne tayga adı verilir.
Yer yer çayırlar görülür.
Soğuk Kuşak Karasal İklimin Görüldüğü Yerler
Soğuk kuşağın yazları sıcak karasal iklimi,
ABDnin kuzeydoğusunda,
Kanadada,
Kuzey Çinde,
Mançuryada,
Rusyada,
Orta Sibiryada görülür.
Soğuk kuşağın yazları da soğuk karasal iklimi,
Asya, Avrupa ve Amerika kıtalarının kuzeyinde, tundra ikliminin altında bir kuşak halinde görülür.
Tundra İklimi
Tundra İkliminin Özellikleri
Yazlar çok kısa ve serin geçer. Yaz sıcaklığı 10°Cnin üstüne çıkmaz.
Yıllık yağış miktarı 250 mm civarındadır.
Kışlar çok soğuk ve uzun geçer.
Toprak kış aylarında donmuş haldedir.
Yaz aylarında toprağın üst kısımlarında çözülmeler görülür ve bataklıklar oluşur.
Tundra İkliminin Doğal Bitki Örtüsü
Düşük sıcaklığa ve kuraklığa uyum sağlamış olan kısa boylu çalılar, otlar ve yosunlardır.
Bu bitki örtüsüne tundra adı verilir.
Tundra İkliminin Görüldüğü Yerler
60°-70° enlemleri arasında,
Asyada,
Avrupada,
Kanadanın kuzey kısımlarında,
Güney Amerikanın güney kısımlarında görülür.
Kutup İklimi
Kutup İkliminin Özellikleri
Sıcaklık yıl boyunca 0°Cnin altındadır.
Sıcaklığın düşük olması buharlaşmayı engellediği için yağış az ve kar biçimindedir.
Sürekli donmuş halde olan toprak kar ve buz ile kaplıdır.
Kutup İkliminin Doğal Bitki Örtüsü
Toprak , sürekli kar ve buz örtüsü ile kaplı olduğu için bitki örtüsünden söz edilemez.
Kutup İkliminin Görüldüğü Yerler
Kutuplar çevresinde,
Grönlandda,
Antartikada görülür.
Türkiyede İklim ve Doğal Bitki Örtüsü
Türkiyede Görülen İklim Tipleri
Türkiye, matematik ve özel konumu nedeniyle çeşitli iklim tiplerinin görüldüğü bir ülkedir. Türkiyede, çevresindeki denizlerin, kara kütlelerinin, basınç merkezlerinin, enlemin ve yeryüzü şekillerinin etkisiyle 3 ana iklim tipi belirmiştir. Ana iklim tipleri arasında her iki iklim tipinin de özelliğini taşıyan geçiş iklimleri görülür.
Karadeniz İklimi
Karadeniz İkliminin Özellikleri
Karadeniz Bölgesinin kıyı kesimlerinde görülür.
Her mevsim yağışlıdır. En çok yağış sonbahar ile kış aylarında düşer.
Türkiyede görülen iklimler içinde yıllık yağış miktarı en fazla olandır.
Yazlar serin ve yağışlı, kışlar ılık ve yağışlı geçer.
Yıllık sıcaklık farkı azdır.
Bulutluluk oranı yüksek, güneşli gün sayısı azdır.
Karadeniz iklimi yer şekillerinin farklılığı nedeniyle 3 alt tipe ayrılmıştır.
UYARI : Karadeniz iklimi sıcaklık ve nem koşulları bakımından okyanusal iklime benzer. Bu iklim tipinde yağış miktarı dağların konumuna ve yükseltilerine bağlı olarak farklılık gösterir.
Doğu Karadeniz Tipi
Dağların kıyıdan hemen sonra yükselmesi, uzanış yönleri ve bunların yağış getiren rüzgarlara dönük olması gibi etkenlerden dolayı Türkiyenin ve bölgenin en yağışlı bölümüdür.
Yıllık sıcaklık ortalaması : 14°C - 15°C
Ocak ayı sıcaklık ortalaması : 7°C
Temmuz ayı sıcaklık ortalaması : 23°C
Yıllık yağış miktarı 1500-2500 mm
Orta Karadeniz Tipi
Bu bölümde dağlar kıyıdan uzaklaştığı ve yükseltileri azaldığı için yıllık yağış miktarı azalmıştır.
Yıllık sıcaklık farkları azdır.
Yıllık sıcaklık ortalaması : 14°C - 15°C
Ocak ayı sıcaklık ortalaması : 7°C
Temmuz ayı sıcaklık ortalaması : 23°C
Yıllık yağış miktarı : 700 900 mm
Batı Karadeniz Tipi
Yaz ve kış sıcaklıkları Orta ve Doğu Karadeniz tipine göre biraz daha düşüktür.
Yıllık yağış miktarı, Orta Karadenizdekinden daha azdır.
Kar yağışı ile don olayı Doğu ve Orta Karadenize göre daha sık görülür.
Yıllık sıcaklık ortalaması : 13°C - 14°C
Ocak ayı sıcaklık ortalaması : 5°C
Temmuz ayı sıcaklık ortalaması : 21°C
Yıllık yağış miktarı : 1000-1500 mm
Karadeniz İkliminin Doğal Bitki Örtüsü
Sıcaklık ve yağış koşulları gür ormanların ve ormanaltı florasının gelişmesini sağlamıştır. Ancak Orta Karadeniz Bölümünde yıllık yağış miktarının azalmasına bağlı olarak orman örtüsü zayıflar.
Karadeniz Bölgesi Bitki Katları
Geniş yapraklı ağaçlardan oluşan orman
Geniş ve iğne yapraklı ağaçlardan oluşan orman
İğne yapraklı ağaçlardan oluşan orman
Alpin çayırlar
Akdeniz İklimi
Akdeniz İkliminin Özellikleri
Yazları sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlı geçer.
Kar yağışı ve don olayı ender görülür.
En yağışlı mevsim kış, en kurak mevsim yazdır.
Yaz kuraklığı belirgindir.
Akdeniz iklimi sıcaklık ortalamaları farklı olduğu için 2 tipe ayrılır.
UYARI : Akdeniz ikliminin etki alanı Akdeniz Bölgesinde Toros Dağlarının varlığı nedeniyle dar, Ege Bölgesinde ise dağların kıyıya dik uzanması nedeniyle geniştir.
Asıl Akdeniz Tipi
Akdeniz ve Ege kıyılarında görülür.
Dağların kıyıdan hemen sonra yükseldiği yerlerde yağış miktarı artar.
Kış sıcaklığının en yüksek olduğu yerler Akdeniz kıyılarıdır.
Yıllık sıcaklık ortalaması : 18°C - 19°C
Ocak ayı sıcaklık ortalaması : 8°C - 9°C
Temmuz ayı sıcaklık ortalaması : 28°C - 30°C
Yıllık yağış miktarı : 750 1000 mm
Bozulmuş Akdeniz Tipi (Marmara Tipi)
Gelibolu Yarımadası ile Güney Marmara kıyılarında daha yaygın olan bu iklim tipi, Trakyanın büyük bir bölümünde de görülür.
Akdeniz iklimi ile Karadeniz iklimi arasında geçiş özelliği gösterir.
Enlem farkı nedeniyle sıcaklık ortalamaları Asıl Akdeniz tipine göre düşüktür.
Kar yağışı ve don olayı Asıl Akdeniz tipine göre daha sık görülür.
Yıllık sıcaklık ortalaması : 12°C - 15°C
Ocak ayı sıcaklık ortalaması : 5°C - 6°C
Temmuz ayı sıcaklık ortalaması : 24°C
Yıllık yağış miktarı : 600 800 mm
UYARI : Akdeniz İkliminin Marmara tipinde sıcaklıkların daha düşük olması, enlem farkı ve kuzeyden gelen rüzgarların etkisiyle açıklanır, Karadeniz ikliminin etkisiyle yaz yağışlarında artış görülür.
Akdeniz İkliminin Doğal Bitki Örtüsü
Kısa, bodur ağaç ve çalılardan oluşan makilerdir. Maki bütün yıl boyunca yeşil kalır.
Makilerin yükselti sınırı enlemin etkisine bağlı olarak değişir.
Akdenizde 700 800 m
Egede 400 500 m
Güney Marmarada ise 250 300 mdir.
Karasal İklim
Karasal İklimin Özellikleri
Kuzey Anadolu ve Toros Dağları denizel etkilerin iç bölgelere girmesini zorlaştırdığı için iç kesimlerde iklim karasallaşmıştır.
Yıllık yağış miktarı az, sıcaklık farkları belirgindir.
Karasal iklim, enlem ve yükselti farkı nedeniyle 3 tipe ayrılır:
UYARI : Karasal iklimde yaz kuraklığının görülmesi, Akdeniz yağış rejiminin etkili olduğunu gösterir.
İç Anadolu Tipi
İç Anadolu, İç Batı Anadolu, Göller Yöresi ve Ergene Havzasında görülür.
Yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve kar yağışlı geçer.
En yağışlı mevsim ilkbahardır.
Yıllık sıcaklık ortalaması : 10°C - 12°C
Ocak ayı sıcaklık ortalaması : 2°C - 4°C
Temmuz ayı sıcaklık ortalaması : 25°C
Yıllık yağış miktarı : 250 500 mm
Güneydoğu Anadolu Tipi
Türkiyenin en sıcak iklim bölgesidir.
Yazlar çok sıcak, kurak ve uzun, kışlar ılık, yer yer soğuk ve kısa geçer.
Yaz kuraklığının en belirgin olduğu bölgedir.
Bölgenin batısında kış yağışları, doğusunda ilkbahar yağışları belirgindir.
Yıllık sıcaklık ortalaması : 15°C 19°C
Ocak ayı sıcaklık ortalaması : 1°C - 2°C
Temmuz ayı sıcaklık ortalaması :30°C den yüksek
Yıllık yağış miktarı : 400 700 mm
Doğu Anadolu Tipi (Yazın Yağışlı Tip)
Bölgenin yüksek bölümlerinde karasal iklim özellikleri daha belirgindir.
Kışlar çok soğuk, karlı ve uzun, yazlar serin, yağışlı ve kısa geçer.
En yağışlı mevsimler, yaz ve ilkbahardır.
Kar yağışı ve don olayı çok sık görülür.
Yükseltinin etkisiyle kar yağışı diğer bölgelere göre erken başlar.
Yıllık sıcaklık ortalaması : 3°C - 6°C
Ocak ayı sıcaklık ortalaması : -12°Cden düşük
Temmuz ayı sıcaklık ortalaması :21°C - 22°C
Yıllık yağış miktarı : 400 600 mm
Doğu Anadolu Tipi (Yazları Kurak Tip)
Bölgenin Çukurda kalan alanlarında (Yukarı Fırat, Orta ve Yukarı Murat Bölümleri) kış sıcaklığı biraz daha yüksektir. Ancak İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu tipine göre kışlar sert geçer.
İlkbahar yağışları belirgindir.
Yazlar daha sıcak ve kurak geçer.
Bu iklim tipi yükseltisi düşük çöküntü ovalarında ve akarsularca derin yarılmış vadi tabanlarında görülür.
Yıllık sıcaklık ortalaması : 12°C 12°C
Ocak ayı sıcaklık ortalaması : -8°C
Temmuz ayı sıcaklık ortalaması :25°C den yüksek
Yıllık yağış miktarı : 300 500 mm
Karasal İklimin Doğal Bitki Örtüsü
İlkbahar yağışlarıyla yeşeren, yaz kuraklığı ile fazla boy atmadan sararan ve step (bozkır) adı verilen bitki örtüsü geniş yer kaplar. Step alanlarının bir bölümü antropojendir.
Yüksek yerlerde yer yer iğne yapraklı ağaçlardan oluşan ormanlar bulunur. Dağ doruklarına yakın yerlerde düşük sıcaklık nedeniyle dağ çayırları yer alır.
Antropojen Step (Bozkır) : Ağaçların tahrip edildiği alanlarda gelişen steplere antropojen step (bozkır) adı verilir.
İklimin İnsan ve Çevre Üzerindeki Etkileri
İnsanların yaşantısını, ekonomik etkinliklerini belirleyen en önemli etken iklimdir.
İklimin Doğal Bitki Örtüsüne Etkisi
Bir bölgede ormanın bulunması, alt ve üst sınırının belirlenmesi doğrudan iklimin kontrolü altındadır. Ormanın yataydaki (enleme bağlı) ve dikeydeki (yükseltiye bağlı) üst sınırını sıcaklık belirler. Yağış ise orman örtüsünün alt sınırını belirleyen önemli bir iklim elemanıdır. Ayrıca yağış miktarı ormanın yoğunluğu üzerinde etkindir. Bir yerde bitki örtüsündeki çeşitlilik de iklim elemanlarına bağlıdır.
İklimin Tarım Koşullarına Etkisi
Bir bölgenin sıcaklık ve nem koşulları tarım ürünlerini, sulamaya duyulan gereksinimi etkilemektedir.Yaz kuraklığının belirgin olduğu bir yerde sulamaya duyulan gereksinim fazladır. Buna kuraklık sınırı denir.
Tarımsal etkinlikleri sınırlandıran diğer bir etken de düşük sıcaklıktır.
Sıcaklık kutuplara doğru ve yükseklere çıkıldıkça düşer. Belli bir yerden sonra tarımsal etkinlik sona erer. Ancak, bazı ürünler düşük sıcaklığa daha dayanıklı olduğundan tarım alanları kutuplara daha yakındır.
UYARI : Tarımın yükselti sınırı, tropikal kuşakta 4000 m, Türkiyede 2000 m civarındadır.
İklimin Toprak Oluşumuna Etkisi
Bir bölgedeki toprağın türü, oluşum süresi ve derinliği iklimle yakından ilişkilidir. Değişik iklim bölgelerindeki topraklar birbirinden farklıdır. Örneğin nemli bir bölgede yağışlar ve yüzey suları ile toprağın içindeki kireç ve mineraller yıkanır. Çöllerde ise yağış azlığı nedeniyle topraktaki yıkanma minimum düzeydedir.
İklimin Kara ve Deniz Sularına Etkisi
İklimin, karalardaki suların oluşumu ve özellikleri üzerinde önemli etkisi vardır. Akarsular, göller, yer altı suları ve kaynaklardan oluşan kara sularının fiziksel ve kimyasal özellikleri ile su potansiyelleri iklimle yakından ilişkilidir. İklim, akıntılar, denizlerin su sıcaklığı ve tuzluluk oranı üzerinde de etkilidir.
İklimin Yer şekillerine Etkisi
Bir bölgede etkili olan dış güçler (akarsular, buzullar, rüzgarlar) bölgenin iklim koşullarına bağlı olarak değişir.
Örneğin Türkiyede akarsuların oluşturduğu yer şekilleri yaygınken, İsveç, Norveç gibi soğuk enlemlerdeki ülkelerde buzul şekilleri yaygın olarak görülmektedir.
İklimin Nüfus ve Yerleşmeler Üzerine Etkisi
Yeryüzünde nüfusun dağılışı büyük ölçüde iklimin kontrolü altındadır. Nüfusun yatay dağılışı incelendiğinde, nüfusun yoğun olduğu ülkelerin Orta Kuşakta toplandığı görülür. Buna karşın sıcak ve kurak çöller ile kutuplarda nüfus yok denecek kadar azdır. Yerleşmelerin dikey dağılışı ise yükseltiye ve denize olan uzaklığa bağlıdır. Ayrıca nüfusa bağlı olarak yerleşmelerin yoğunluğu ve büyüklüğü de iklimle ilişkilidir.
İklimin Konut Tiplerine Etkisi
Bir yerin iklim koşulları ile konut tipleri ve yapı malzemesi arasında yakın bir ilişki vardır. Örneğin kar yağışının etkin olduğu yerlerde evler dik çatı yapılırken, sıcak ve kurak iklim koşullarının etkin olduğu yerlerde kalın duvarlı, küçük pencereli ve düz çatılı yapılır. Kent yerleşmelerinde ise yapılaşma, iklim koşullarından bağımsızdır.
İklimin Turizme Etkisi
Yıl boyunca sıcaklık koşullarının uygun olduğu kıyı bölgeleri deniz turizminin geliştiği yerlerdir. Örneğin Akdenize kıyısı olan ülkelerde deniz turizmi çok gelişmiştir.
Ayrıca yüksek dağlarda ve yüksek enlemlerdeki kar yağışına bağlı olarak yapılan kış turizmi de iklimin kontrolü altında gelişmiştir.
UYARI : İklim özellikleri benzer bölgelerde;
doğal bitki örtüsü,
tarımsal etkinlikler,
akarsu rejimleri,
konut tipleri ve yapı malzemesi,
turizm etkinlikleri,
insanların gereksinimleri (giyim beslenme) benzer özellikler gösterir.
TÜRKİYE NİN YERŞEKİLLERİ VE OLUŞUMU
Ülkemizin yer şekilleri de dünyadaki diğer yerler gibi İç ve Dış Kuvvetlerle oluşmuştur.
İç Kuvvetler: Volkanizma, Depremler ve Tektonik Hareketlerdir. Bunlar yeryüzünü çok hızlı şekillendirirler ve büyük yer şekilleri oluştururlar. Bu kuvvetlerin sonucunda yer şekilleri yükselir, kıvrılır yada kırılır, yeni dağlar yada çukur alanlar oluşur v.s.
Dış Kuvvetler: Akarsular, Buzullar, Rüzgarlar, Dalgalar gibi aşındırıcı güçlerdir. Bu güçler yavaş şekillendirme yaparlar. İç kuvvetler yeryüzüne engebe kazandırırken dış kuvvetler onları törpüleyip aşındırarak aşınan malzemeyi çukur alanlara doldururlar. Böylece yeryüzünü düzleştirmeye çalışmaktadırlar. Bu aşındırma ve biriktirmenin son safhası ise dümdüz yeryüzü yani Peneplenler dir.
İç ve Dış kuvvetlerin faaliyetleri günümüzde hala devam etmektedir. Oluşumu milyonlarca yıl öncesine dayanan ülkemizin oluşumunu jeolojik zaman çizelgesi içerisinde inceleyelim.
1.ZAMAN: (4 milyar yıl öncesi) Türkiye nin arazisinde Tethys Denizi vardı. Daha sonra bu denizin tabanı yükselerek ülkemizin çekirdeğini oluşturmuştur. 1. Zamanda oluşmuş araziler sertleşmiş (Masif) haldedir. Bu yüzden esnemezler, kırılmazlar. Trakya da Yıldız Dağl. Egede Menteşe, İç Anadoluda Kırşehir ve Doğuda Bitlis masif alanlardır. Bu zamanda gür olan bitki örtüsü kalıntıları bu günkü Taşkömürü yataklarını oluşturmuştur.
2.ZAMAN: (360 Milyon yıl önce) Bu zamanda yerkabuğu hareketleri (Tektonizma) fazla olmamış. Ülkemizin su yüzüne çıkan masif alanları dış kuvvetlerce aşındırmalara maruz kalmıştır.
3.ZAMAN: (160 Milyon yıl önce) Bu zaman da Alp- Himalaya kıvrım kuşağı ile ülkemizin arazisi de yükselmeye uğramış ve Anadolu Yarımadası genel görünümünü almıştır. Bunun sonucunda Toroslar ve K.Anadolu Dağ Kuşakları oluşmuştur. Volkanizma ve faylanma etkili olmuş, Volkan dağları oluşmuştur. Bu zamandan kalan bitki kalıntıları ise bu günkü Linyit Yataklarının oluşmasını sağlamıştır. Ayrıca Petrol, Tuz ve Bor Mineralleri de bu zamanda meydana gelmişlerdir.
4.ZAMAN: (2 Milyon yıl öncesinden günümüze) Buzul Dönemi ve Buzul sonrası diye iki dönem yaşanmıştır. Ülkemiz son şeklini almıştır. (Delta ovaları ve Akarsu sistemi oluşmuş) Ege denizi nin olduğu Egeit karası çökerek Ege Denizi, bunu takiben İst. ve Ç.Kale Boğazları oluşmuştur. Bugün bu çökme Marmara, Karadeniz ve Akdeniz Havzalarında hala devam etmektedir.
Türkiyenin Yerşekillerinin Genel Özellikleri
1) Ülkemiz yükseltisi fazla olan bir ülkedir.Ortalama 1132 m. İle Avrupanın en yüksek ülkesidir. (Asya;1000m. Avrupa;300m.)
Bu durumun nedeni;
Alp-Himalaya Orojenezi sunucu oluşan genç bir arazi olması,
Epirojenik hareketlerle toptan yükselmiş olmasıdır.(Ancak yüksek olmasının yanı sıra iç kısımlarında birçok çöküntü ovası bulunmaktadır.Erzurum, Muş ovaları v.s.)
2) Ülkenin dağlarının Doğu-Batı uzantılı olması, (Alp-Himalaya kuşağının arasında kaldığı için)
3) Kuzey ve Güneyde uzanan sıradağlar Doğuda birleşirler buda Doğunun yükseltisini arttırmıştır,
4) Kuzey ve Güneyde kıyıya paralel uzanan dağlar bu kıyıların girintisi çıkıntısı az sade bir özellik göstermesini sağlamıştır.
5) Türkiyede batıdan doğuya gidildikçe yükselti artar.
Sonuç; Türkiye yükseltisi faz
TÜRKİYE NİN YERŞEKİLLERİ VE OLUŞUMU
Ülkemizin yer şekilleri de dünyadaki diğer yerler gibi İç ve Dış Kuvvetlerle oluşmuştur.
İç Kuvvetler: Volkanizma, Depremler ve Tektonik Hareketlerdir. Bunlar yeryüzünü çok hızlı şekillendirirler ve büyük yer şekilleri oluştururlar. Bu kuvvetlerin sonucunda yer şekilleri yükselir, kıvrılır yada kırılır, yeni dağlar yada çukur alanlar oluşur v.s.
Dış Kuvvetler: Akarsular, Buzullar, Rüzgarlar, Dalgalar gibi aşındırıcı güçlerdir. Bu güçler yavaş şekillendirme yaparlar. İç kuvvetler yeryüzüne engebe kazandırırken dış kuvvetler onları törpüleyip aşındırarak aşınan malzemeyi çukur alanlara doldururlar. Böylece yeryüzünü düzleştirmeye çalışmaktadırlar. Bu aşındırma ve biriktirmenin son safhası ise dümdüz yeryüzü yani Peneplenler dir.
İç ve Dış kuvvetlerin faaliyetleri günümüzde hala devam etmektedir. Oluşumu milyonlarca yıl öncesine dayanan ülkemizin oluşumunu jeolojik zaman çizelgesi içerisinde inceleyelim.
1.ZAMAN: (4 milyar yıl öncesi) Türkiye nin arazisinde Tethys Denizi vardı. Daha sonra bu denizin tabanı yükselerek ülkemizin çekirdeğini oluşturmuştur. 1. Zamanda oluşmuş araziler sertleşmiş (Masif) haldedir. Bu yüzden esnemezler, kırılmazlar. Trakya da Yıldız Dağl. Egede Menteşe, İç Anadoluda Kırşehir ve Doğuda Bitlis masif alanlardır. Bu zamanda gür olan bitki örtüsü kalıntıları bu günkü Taşkömürü yataklarını oluşturmuştur.
2.ZAMAN: (360 Milyon yıl önce) Bu zamanda yerkabuğu hareketleri (Tektonizma) fazla olmamış. Ülkemizin su yüzüne çıkan masif alanları dış kuvvetlerce aşındırmalara maruz kalmıştır.
3.ZAMAN: (160 Milyon yıl önce) Bu zaman da Alp- Himalaya kıvrım kuşağı ile ülkemizin arazisi de yükselmeye uğramış ve Anadolu Yarımadası genel görünümünü almıştır. Bunun sonucunda Toroslar ve K.Anadolu Dağ Kuşakları oluşmuştur. Volkanizma ve faylanma etkili olmuş, Volkan dağları oluşmuştur. Bu zamandan kalan bitki kalıntıları ise bu günkü Linyit Yataklarının oluşmasını sağlamıştır. Ayrıca Petrol, Tuz ve Bor Mineralleri de bu zamanda meydana gelmişlerdir.
4.ZAMAN: (2 Milyon yıl öncesinden günümüze) Buzul Dönemi ve Buzul sonrası diye iki dönem yaşanmıştır. Ülkemiz son şeklini almıştır. (Delta ovaları ve Akarsu sistemi oluşmuş) Ege denizi nin olduğu Egeit karası çökerek Ege Denizi, bunu takiben İst. ve Ç.Kale Boğazları oluşmuştur. Bugün bu çökme Marmara, Karadeniz ve Akdeniz Havzalarında hala devam etmektedir.
Türkiyenin Yerşekillerinin Genel Özellikleri
1) Ülkemiz yükseltisi fazla olan bir ülkedir.Ortalama 1132 m. İle Avrupanın en yüksek ülkesidir. (Asya;1000m. Avrupa;300m.)
Bu durumun nedeni;
Alp-Himalaya Orojenezi sunucu oluşan genç bir arazi olması,
Epirojenik hareketlerle toptan yükselmiş olmasıdır.(Ancak yüksek olmasının yanı sıra iç kısımlarında birçok çöküntü ovası bulunmaktadır.Erzurum, Muş ovaları v.s.)
2) Ülkenin dağlarının Doğu-Batı uzantılı olması, (Alp-Himalaya kuşağının arasında kaldığı için)
3) Kuzey ve Güneyde uzanan sıradağlar Doğuda birleşirler buda Doğunun yükseltisini arttırmıştır,
4) Kuzey ve Güneyde kıyıya paralel uzanan dağlar bu kıyıların girintisi çıkıntısı az sade bir özellik göstermesini sağlamıştır.
5) Türkiyede batıdan doğuya gidildikçe yükseLir
Sonuç; Türkiye yükseltisi fazla ama yerşekilleri yönüyle çok çeşitlilik gösteren bir ülkedir. Bu da çok çeşitli iklim tiplerinin görülmesine, tarımsal ve doğal bitki örtüsü çeşitliliğinin artmasına neden olmuştur.
TÜRKİYENİN DAĞLAR
Türkiyede dağlar çok geniş bir alan kaplar. Dağ; çevresine göre 500m. Ve daha yüksek kabarıklıklardır. Bazıları tek bulunurken bazıları da sıradağlar şeklindedir.Oluşumlarına göre dağlar ikiye ayrılır.1-Orojenik Hareketlerle Oluşan Dağlar:
Orojenez dağ oluşumu demektir. Yan basınçla sıkışan yerkabuğu plakaları kıvrılarak yada kırılarak engebe kazanır ve sıradağlar oluşur. Ülkemizde orojenez iki şekilde görülür. A) Kıvrılma ile (IMG:style_emoticons/default/cool.gif) Kırılma ile
a) Kıvrım Dağları: Orojenez sonucu esnek tabakalar kıvrılarak yükselir ve sıradağlar oluşturur. Ülkemizdeki dağlar Alp-Himalaya orojenezi sonucu oluşmuştur. Kuzey Anadolu ve Toros Dağları bu şekilde oluşmuştur.
B Kıvrılma sonucu yüksekte kalan kubbemsi kısımlara Antiklinal, alçakta kalan çanaksı yapıya ise Senklinal denir. Bu oluşumda da bazen kırılmalar dolayısıyla senklinaller boyunca fay hatları oluşabilir. Ülkemizi K.Anadolu (IMG:style_emoticons/default/cool.gif) Kırık Dağları: Orojenez sonucu sert tabakalar kıvrılmaz kırılır. Böylece yükselen kısımlar (Horst) sıradağları oluştururken, Alçalan kısımlar Çöküntü ovalarını (Graben) oluştururlar. Horst ve Grabenler arasında ise kırıklar (Fay Hatları) bulunur. Bu yüzden buralar hem deprem alanlarıdır hem de kaplıca kaynaklarının sık görüldüğü yerlerdir. Ege bölgesinde kıyıya dik uzanan dağlar bu şekilde oluşmuşlardır.
2- Volkanizma ile Oluşan Dağlar:
Yerin derinliklerindeki mağmanın yerkabuğunun zayıf ve çatlak kısımlarından yer üstüne çıkmasıyla oluşan genelde tek dağlardan ibaret olan dağlardır.
Not: Volkanik sahalar mineralce zengindir. O yüzden tarım arazileri de çok verimlidir. Ayrıca maden bakımından da zengin alanlardır.
Türkiyedeki volkanik dağlar;
Marmara Bölgesi : Uludağ
G.Doğu Anadolu Bölgesi : Karacadağ
Karadeniz Bölgesi : Köroğlu Dağları
Akdeniz Bölgesi : Hassa Bölgesi (Hatay)Ege Bölgesi : Kula Tepeleri (En genç)
Doğu Anadolu Bölgesi : Ağrı ,Tendürek, Nemrut, Süphan Dağları
İç Anadolu Bölgesi : Erciyes, Melendiz, Hasandağ, Karadağ, Karacadağ.
TÜRKİYEDEKİ DAĞLARIN DAĞILIŞI
Kuzey Anadolu Dağları: Alp-Himalaya sisteminin kuzey kanadını oluşturur. Kocaeli Yarımadasından Gürcistana kadar uzanır. Bu uzanış boyunca dağlar Batı Karadenizde yükselir Orta Karadenizde 1000m. lere alçalır D.Karadenizde ise tekrar yükselerek 3000 m. nin üstüne çıkar.
K.Anadolu Dağları kıyıya paralel uzanırlar. Bu yüzden bol yağış alan kıyı kesimde fındık, çay gibi mono kültür ürünler yetiştirilir. Ayrıca ormanlarında sık olmasını sağlar.
Güney Anadolu Dağları: Alp sisteminin güney koludur. Toros Dağları da denir. Girit ve Rodos Adalarından başlar İrana kadar uzanır. Bu dağlar özellikle Taşeli Yarımadası karstik arazilerden oluşmuştur. Bir sürü karstik şekle rastlanır.
B Kıvrılma sonucu yüksekte kalan kubbemsi kısımlara Antiklinal, alçakta kalan çanaksı yapıya ise Senklinal denir. Bu oluşumda da bazen kırılmalar dolayısıyla senklinaller boyunca fay hatları oluşabilir. Ülkemizi K.Anadolu (IMG:style_emoticons/default/cool.gif) Kırık Dağları: Orojenez sonucu sert tabakalar kıvrılmaz kırılır. Böylece yükselen kısımlar (Horst) sıradağları oluştururken, Alçalan kısımlar Çöküntü ovalarını (Graben) oluştururlar. Horst ve Grabenler arasında ise kırıklar (Fay Hatları) bulunur. Bu yüzden buralar hem deprem alanlarıdır hem de kaplıca kaynaklarının sık görüldüğü yerlerdir. Ege bölgesinde kıyıya dik uzanan dağlar bu şekilde oluşmuşlardır.
2- Volkanizma ile Oluşan Dağlar:
Yerin derinliklerindeki mağmanın yerkabuğunun zayıf ve çatlak kısımlarından yer üstüne çıkmasıyla oluşan genelde tek dağlardan ibaret olan dağlardır.
Not: Volkanik sahalar mineralce zengindir. O yüzden tarım arazileri de çok verimlidir. Ayrıca maden bakımından da zengin alanlardır.
Türkiyedeki volkanik dağlar;
Marmara Bölgesi : Uludağ
G.Doğu Anadolu Bölgesi : Karacadağ
Karadeniz Bölgesi : Köroğlu Dağları
Akdeniz Bölgesi : Hassa Bölgesi (Hatay)Ege Bölgesi : Kula Tepeleri (En genç)
Doğu Anadolu Bölgesi : Ağrı ,Tendürek, Nemrut, Süphan Dağları
İç Anadolu Bölgesi : Erciyes, Melendiz, Hasandağ, Karadağ, Karacadağ.
TÜRKİYEDEKİ DAĞLARIN DAĞILIŞI
Kuzey Anadolu Dağları: Alp-Himalaya sisteminin kuzey kanadını oluşturur. Kocaeli Yarımadasından Gürcistana kadar uzanır. Bu uzanış boyunca dağlar Batı Karadenizde yükselir Orta Karadenizde 1000m. lere alçalır D.Karadenizde ise tekrar yükselerek 3000 m. nin üstüne çıkar.
K.Anadolu Dağları kıyıya paralel uzanırlar. Bu yüzden bol yağış alan kıyı kesimde fındık, çay gibi mono kültür ürünler yetiştirilir. Ayrıca ormanlarında sık olmasını sağlar.
Güney Anadolu Dağları: Alp sisteminin güney koludur. Toros Dağları da denir. Girit ve Rodos Adalarından başlar İrana kadar uzanır. Bu dağlar özellikle Taşeli Yarımadası karstik arazilerden oluşmuştur. Bir sürü karstik şekle rastlanır.
Batı Anadolu Dağları: Kırıklı yapıda olduklarından horstlar şeklinde oluşmuşlardır. Aralarında ise Grabenler yani çöküntü ovaları uzanır. Denize dik uzandıkları için;
İç kısımlara ulaşımı zorlaştırmazlar.
Kıyıların çok girintili çıkıntılı olmasını sağlamıştır.
İklimin iç kısımlara kadar girebilmesini sağlamış. Bu da tarımı olumlu etkilemiştir.
Dağların Ekonomiye Etkileri
Olumlu Etkileri
Kıyı kesimleri iç bölgelerden ayırarak kıyıların yağışlı iç kısımları karasal olmasını sağlamış Bu durum mevsim çeşitliliğine neden olmuştur. Bu durumda tarımsal ürün çeşitliliğine imkan sağlar.
K.A.D.da gür ormanlar oluşmuştur.
Dağlar akarsuların su deposudur.
Yaban hayatının yaşama alanlarıdır.
Yer altı kaynaklarının temel depo alanlarıdır.
Avcılık,Dağ Sporları ve Kış Turizmine imkan sağlarlar.
Yaylacılık faaliyetleri ile hayvancılığı destekler.
Olumsuz Etkileri
Ulaşımı zorlaştırır. Yol yapım maliyetlerini arttırır.
Heyelanların fazla olduğu yerlerde can ve mal kayıplarına neden olurlar.
Tarım ve Yerleşme alanlarının sınırlanmasına neden olur
TÜRKİYE NİN PLATOLARI
Plato: Fiziki coğrafya terimidir. Yer şeklini ifade eder. Çevresine göre alçakta kalmış, akarsularca parçalanmış dalgalı ve eğimli geniş düzlüklerdir.
Yayla: Beşeri ve Ekonomik coğrafya terimidir. Belli bir şekli olmayan geçici bir yerleşim ve ekonomik etkinlik alanıdır. G.D.Anadoluda Hayvancılığa yönelik yapılırken Karadeniz ve Akdeniz yaylacılığı genellikle Sayfiye (Dinlenme) amaçlıdır.
Ülkemizde platolar çok geniş alanlar kaplar çünkü 4.zamanda epirojenez ile yükselen ülkemiz daha sonra akarsularca aşındırılarak platoların yayılış alanı haline gelmiştir. Platoların yükseltisi de Batıdan Doğuya doğru artar.
Ülkemizdeki Plato Çeşitleri
Aşındırma Platoları: Daha önceden aşınımını tamamlamış ve düzleşmiş platoların tekrar yükselmesi ve akarsularca parçalanması ile oluşmuşlardır. KOCAELİ PLATOSU
Tabaka Düzlüğü Platoları: Kalın ve sert arazilerin çevresinin aşınmasıyla yüksekte kalması sonucu oluşan geniş dalgalı düzlüklerdir. İç Anadoluda CİHANBEYLİ, OBRUK v.s.
Lav Platoları: Volkanizma sonucu yeryüzüne yayılan yüksek lav yığınlarının akarsularca parçalanmasıyla oluşurlar. D.Anadoluda ERZURUM-KARS, NEVŞEHİR-ÜRGÜP ÇEVRESİ PLATOLARI gibi.
Karstik Platolar: Kalkerli (Kireçtaşı) araziler üzerinde oluşurlar. Akdeniz çevresinde görülür. TAŞELİ PLATOSU gibi.
TÜRKİYEDEKİ PLATOLARIN DAĞILIŞI
İç Anadolu: Cihanbeyli, Obruk, Haymana, Uzunyayla ve Bozok Platoları.
Marmara Bölgesi : Çatalca-Kocaeli Platoları
G.Doğu Anadolu Bölgesi: Şanlıurfa, Gaziantep, Mardin Eşiği
Akdeniz Bölgesi : Taşeli Platosu
Ege Bölgesi : Yazılıkaya ve İç Batı Anadolu Platoları
Doğu Anadolu Bölgesi : Erzurum-Kars, Ardahan Platoları
Platoların Ekonomiye Etkileri
Yüksek platolar yaz aylarında hayvancılığa dayalı yaylacılık alanları olarak kullanılırlar.
Alçak platolar ise tarım alanlarıdır. Ancak kuru tarım yapılabilir. Az su isteyen Buğday, Şekerpancarı, Arpa v.s. ekimi yapılır.
Yüksek platolarda yerleşme seyrektir. Ülkemizin en tenha yerlerinden biri de Taşeli Platosudur.
Haritalarda Bozulmalar
Dünya'nın küreselliği harita çizimini güçleştirmektedir. Dünya'nın tümü ya da bir bölümü düzleme aktarırken şekillerde, alanlarda, uzunluk ve açılarda bozulmalar olur. Bu nedenle küresel yüzeyi düzleme aktarmak için çeşitli çizim yöntemleri geliştirilmiştir.
Özellikle yeryüzü şekillerini gösteren haritalar tam olarak gerçeği yansıtmazlar. Engebesi fazla, geniş alanların gösterildiği haritalarda hata payı artar. Az engebeli, küçük alanların gösteriminde hata payı azalır.
UYARI : Dünya'nın küreselliği harita çizimini zorlaştırır.
- Engebeli ve geniş alanların gösterildiği haritalarda bozulmalar fazladır.
- Engebesiz ve küçük alanların gösterildiği haritalarda bozulmalar azdır.
Projeksiyon
Dünya'nın küreselliği nedeniyle, haritalarda ortaya çıkan hataları en aza indirmek için çeşitli yöntemler kullanılır. Bunun için yerkürenin paralel ve meridyen ağının belirli kurallara göre düz bir kağıda geçirilmesi gerekir. Bu sisteme projeksiyon denir.
Projeksiyon Sistemleri
- Alan Koruyan Projeksiyon
Alan koruyan projeksiyon ile çizilen haritalarda, şekil, açı ve uzunluk oranları bozulur. Ancak, paralel daireleri ile meridyenler arasındaki alanlar bozulmadan, orantılı olarak düzleme geçirilir. Böylece gerçek alan korunmuş olur.
- Açı Koruyan Projeksiyon
Açı koruyan projeksiyon ile çizilen haritalarda, meridyenler ile paraleller arasındaki 90°lik açık iler kara ve denizlerin şekilleri korunur. Ancak, bunların alanları bozulur. Bu tip haritalarda kutup bölgelerine doğru gidildikçe, kara ve denizlerin alanı büyür.
- Uzunluk Koruyan Projeksiyon
Uzunluk koruyan projeksiyon ile çizilen haritalarda, merkezden çevreye doğru tüm yönlerdeki uzunlukların oranı korunur. Açı ve alan korunmaz.
Harita Çizimi
Bir bölgenin haritası çizilirken öncelikle;
- Bölgenin enlem ve boylamının,
- Haritanın kullanım amacının,
- Haritanın küçültme oranının belirlenmesi gerekir.
Harita yapımında kullanılacak çizim yöntemi, küçültme oranı ve harita işaretleri ise haritanın kullanım amacına göre belirlenir.
Harita Elemanları
Tüm haritalarda bulunması gereken 5 temel eleman vardır. Bunlar, enlem-boylam, ölçek, harita anahtarı (lejant), başlık ve çerçevedir.
Enlem-boylam : Haritası yapılacak alanın öncelikle enlem ve boylamları belirlenir. Çünkü haritanın ölçeği, bu alanın genişliğine ve kullanım amacına göre belirlenir.
**çek : Haritanın kullanım amacına göre belirlenmelidir.
Harita Anahtarı (Lejant) : Haritada kullanılan özel işaretlerin ne anlama geldiğini gösteren bölümdür. Her haritanın kullanım amacına göre farklı işaretler kullanılır.
Başlık : Haritanın kullanım amacını belirtmeli, haritayı tanıtmaya yeterli, açık ve kısa olmalıdır.
Çerçeve : Tüm haritalarda, haritası yapılacak alanı sınırlayan bir iç çerçeve ve diğer harita elemanlarını sınırlayan dış çerçeve çizilmelidir.
Harita **çeği
Harita üzerinde belli iki nokta arasındaki uzunluğun, yeryüzündeki aynı noktalar arasındaki uzunluğa oranıdır.
Diğer bir deyişle, gerçek uzunlukları harita üzerine aktarırken kullanılan küçültme oranıdır.
Örneğin : Boğaz Köprüsü'nün gerçekte 1074 m olan iki ayağı arası uzaklık, ölçeği bilinmeyen bir haritada yaklaşık 0.5 cm gösterilmiştir. Haritanın ölçeğini bulmak için harita üzerindeki uzunluğu gerçek uzunluğa oranlarız.
Buna göre haritanın ölçeği yaklaşık 1/200.000'dir.
**çek = Harita Üzerindeki Uzunluk / Arazi Üzerindeki Uzunluk (Gerçek Uzunluk)
Kesir **çek
Haritalardaki küçültme oranını basit kesirle ifade eden ölçek türüdür.
1 / 25.000 , 1 / 500.000, 1 / 1.000.000 birer kesir ölçektir.
Kesir ölçekte, pay ile paydanın birimleri aynıdır. Uzunluk birimi olarak santimetre (cm) kullanılır.
Örneğin : 1 / 1.000.000 ölçeğinde, arazi üzerindeki 1.000.000 cm (10 km)'lik uzunluk harita üzerinde 1 cm gösterilmiştir.
Çizgi (grafik) **çek
Haritalardaki küçültme oranını çizgi grafiği üzerinde gösteren ölçek türüdür.
Kesir ölçeğe göre düzenlenir ve santimetre (cm)'nin üstündeki tüm uzunluk birimleri kullanılır.
Kesir **çeği Çizgi **çeğe Çevirme
Kesir ölçeği, çizgi ölçeğe çevirirken önce 1 cm'nin kaç km'yi gösterdiği bulunur.
Örnek : 1 / 2.500.000 ölçeğinde 1 cm 25km'yi gösterdiğine göre çizgi ölçekte de 1 cm 25 km'yi göstermelidir.
Bir doğru parçası çizilerek eşit aralıklara bölünür. Üzerine, 1 cm 25 km'yi gösterecek şekilde değerler yazılır.
Sıfırın sol tarafındaki aralık 25 km'den daha kısa uzunlukların ölçülmesine yarayacak biçimde bölümlenir.
Çizgi **çeği Kesir **çeğe Çevirme
Çizgi ölçeği kesir ölçeğe çevirirken önce ölçeğin uzunluğunun, toplam kaç km'yi gösterdiği bulunur. 1 cm'nin kaç km'yi gösterdiğini bulmak için orantı kurulur.
Örneğin : Çizgi ölçeğin uzunluğu 5 cm'dir.
5 cm 20 km gösterdiğine göre
1 cm x km'yi gösterir.
----------------------------------------
x = 20 / 5 = 4 km
Bulunan değer cm'ye çevrilir.
Buna göre kesir ölçek 1 / 400.000'dir.
UYARI : Çizgi ölçeği kesir ölçeğe çevirirken, grafiğin sonundaki uzunluk birimine dikkat etmemiz gerekir.
Konularına Göre Haritalar
Konularına göre haritalar, kullanım amaçlarına göre genel haritalar ve özel haritalar olarak ikiye ayrılır.
Genel Haritalar
Toplumun geniş kesimi tarafından kullanılabilen haritalardır.
- Topoğrafya Haritaları
İzohips (eş yükselti) eğrisi yöntemi ile yapılır. Araziyi ölçekleri oranında ayrıntıları ile gösterirler. **çekleri 1 / 20.000 ile 1 / 500.000 arasında değişir. 1 / 20.000'den büyük ölçekli olanlar kadastro işlerinde ve askeri amaçlarla kullanılır. Bu haritalardan ölçek, uzunluk alan ve eğim hesaplamada yararlanılır.
- Fiziki Haritalar
Fiziki haritalar, yeryüzünün kabartı ve çukurluklarını gösteren orta ya da büyük ölçekli haritalardır.
Fiziki haritalar hazırlanırken eş yükselti ve eş derinlik eğrileri geniş aralıklarla geçirilir. Bu aralıklar çeşitli renklerle boyanır. Yükseltiler genellikle yeşil, sarı ve kahverenginin çeşitli tonları ile, derinlikler ise açıktan koyuya mavi rengin tonları ile gösterilir.
- Siyasi ve İdari Haritalar
Yeryüzünde veya bir kıtada bulunan ülkeleri, bir ülkenin idari bölünüşünü, yerleşim merkezlerini gösteren haritalardır. Bu haritalardan uzunluk ve alan bulmada yararlanılır. Ancak yer şekilleri hakkında bilgi edinilemez.
- Duvar ve Atlas Haritaları
Eğitim ve öğretim amacına yönelik haritalardır. **çekleri 1 / 1.100.000'dan daha küçüktür. Dünya'nın tümünü, kıtaları veya ülkeleri gösterirler.
Özel Haritalar
Belirli bir konu için hazırlanmış haritalardır. Bu haritalardan bazıları şunlardır:
- Araziden Yararlanma Haritaları
Bir bölgede arazinin nasıl kullanıldığını gösteren haritalardır. Bu haritalar yardımıyla ekili-dikili alanların, çayır ve mera alanlarının, orman alanlarının, bölünüşü ile kayalık, bataklık gibi kullanılmayan alanlar hakkında bilgi edinilir. Tarımın türü ve tarım ürünleri de bu haritalarda gösterilir.
- Ekonomi Haritaları
Dünya'nın bütününün ya da bir bölümünün ekonomik özelliklerini gösteren haritalardır. Bu haritalar yardımıyla endüstri kuruluşlarının türü, sayısı, dağılışı, çalışanların sayısı hakkında bilgi edinilir.
- Hidrografya Haritaları
Bir bölgenin su potansiyeli (akarsular, göller, yeraltı suları, kaynaklar) hakkında bilgi veren haritalardır. Bu haritalar yardımıyla akarsuların drenaj tipi, akım miktarı, kanallar, göl sularının özellikleri, yeraltı sularının türü, kaynakların türü sayısı ve verimlilik derecesi hakkında bilgi edinilir.
- İzoterm Haritaları
Bir bölgede, eş sıcaklıktaki noktaları birleştiren eğriye izoterm denir.
İzotermler yardımıyla çizilen izoterm haritalarından, bir bölgedeki sıcaklık dağılışı hakkında bilgi edinilir.
Sıcaklık dağılışını daha iyi gösterebilmek için, bu haritalar sıcaklık basamaklarına uygun olarak renklendirilir. Sıcak yerler için kırmızının tonları soğuk yerler için mavinin tonları kullanılır.
- Jeomorfoloji Haritaları
Bir bölgedeki şekillenme süreci yani iç ve dış güçlerin etkisiyle oluşan yer şekilleri hakkında bilgi veren haritalardır.
Bu haritalarda faylar, yamaçlar, vadi türleri, birikinti konileri, sekiler, ovalar ve daha bir çok yer şekli taranarak gösterilir. Yer şekillerinin kolay ayırt edilmesi amacıyla bu haritalar renklendirilir.
- Nüfus Haritaları
Dünya'nın bütününde ya da bir bölümündeki nüfusun dağılışı ve özellikleri hakkında bilgi veren haritalardır. Bu haritalarda nüfus dağılışı noktalama ile gösterilir. Nüfus yoğunluğu haritaları ise renklendirilir.
- Toprak Haritaları
Bir bölgenin toprak özellikleri ve dağılışları hakkında bilgi veren haritalardır. Bu haritalardan, yetiştirilecek ürünlerin belirlenmesi, buna bağlı olarak topraklardan daha iyi verim alınabilmesi gibi bir çok konuda yararlanılır.
**çeklerine Göre Haritalar
- Büyük **çekli Haritalar
**çekleri 1 / 200.000'e kadar olan bu haritalarda :
Küçültme oranı azdır.
Ayrıntı fazladır.
Birim düzlemde gösterilen gerçek alan küçüktür.
Eşyükselti eğrileri arasındaki yükselti farkı azdır.
Planlar ve topoğrafya haritaları bu gruba girer.
- Orta **çekli Haritalar
**çekleri 1 / 200.000 ile 1 / 1.000.000 arasında olan haritalardır.
Ayrıntılar, büyük ölçekli haritalar göre daha azdır.
- Küçük **çekli Haritalar
**çekleri 1 / 1.000.000'dan daha küçük olan haritalarda;
Ayrıntı en azdır.
Küçültme oranı en fazladır.
Birim düzlemde gösterilen gerçek alan büyüktür.
Eşyükselti eğrileri arasındaki farkı fazladır.
Duvar ve atlas haritaları bu gruba girer.
Haritalarda Yer şekillerinin Gösterilmesi
Haritalarda Kullanılan Çizim Yöntemleri
Yeryüzü şekillerini harita üzerine aktarmak için kullanılan yöntemler;
- Kabartma Yöntemi
Kabartma yöntemi ile yapılan haritalarda, yükseltiler belli oranda küçültülür.
Yer şekilleri kabartılarak gösterilir.
- Gölgelendirme Yöntemi
Gölgelendirme yönteminde, Güneş ışınlarının yer şekilleri üzerine 45 derece açı ile geldiği kabul edilerek arazi yapısı gösterilir. Bu yöntemde gölgelerin açık veya koyu oluşu arazinin eğimi hakkında bilgi verir.
Gölgelerin koyulaştığı yerlerde eğim azalır. Yer şekilleri ayrıntılı bir şekilde gösterilemediği için günümüzde yardımcı bir yöntem olarak kullanılır.
- Tarama Yöntemi
Tarama yöntemi ile yapılan haritalarda, yer şekilleri kısa, kalın, sık ya da ince, uzun, seyrek çizgilerle taranmış olarak gösterilir.
Eğim arttıkça taramaların boyları kısalır, sıklaşır ve kalınlığı artar. Eğimin az olduğu yerlerde ise taramalar uzar, seyrekleşir ve incelir. Taramanın yapılmadığı yerler ise düzlükleri göstermektedir.
Tarama yöntemi ile harita yapımının zor olması, yükselti, eğim bulma gibi hesaplamaların yapılamaması gibi nedenlerden dolayı bu yöntem günümüzde kullanılmamaktadır.
- Renklendirme Yöntemi
Eşyükselti eğrileriyle birlikte kullanılan bu yöntemde yükselti ve derinlik basamakları renklerle gösterilir. Fiziki haritalarda yükseltiler genellikle, yeşil, sarı ve kahverenginin çeşitli tonları, derinlikler ise açıktan koyuya mavi rengin tonları ile gösterilir.
UYARI : Fiziki haritalarda kullanılan renkler, yer şekillerini göstermez. Yükselti ve derinlik basamaklarını göstermek için kullanılır.
- İzohips (Eş yükselti) Eğrisi Yöntemi
Bu yöntemle yapılan haritalarda yer şekilleri izohipsler yardımıyla gösterilir.
İzohips (Eş yükselti) Eğrisi
Deniz seviyesinden aynı yükseklikteki noktaları birleştiren eğriye eş yükselti (izohips) eğrisi, aynı derinlikteki noktaları birleştiren eğriye eş derinlik (izobath) eğrisi denir.
İzohips Aralığı (Eş Aralık)
İzohipsler haritaların ölçeğine uygun olarak belirlenen yükselti aralıkları ile çizilir. Bu aralığa izohips aralığı ya da eş aralık denir.
İzohipslerin Özellikleri
İzohipsler iç içe kapalı eğrilerdir.
Her izohips, kendisinden daha yüksek izohipslerin çevresini dolaşır.
Dik yamaçlarda izohipsler sık geçer
Eğimin azaldığı yerlerde izohipsler seyrek geçer
Doruk nokta ya da üçgen ile gösterilir.
Çevresine göre çukurda kalan yerler yani çanaklar, içe doğru çizilen oklarla gösterilir.
UYARI : Kıyı çizgisinden 0 m eğrisi geçer. Her eğri, kendisinden daha yüksek izohipslerin çevresini dolaşır. İzohipslerin sıklaştığı yerlerde eğim artar.
Haritalarda Yer şekillerinin Gösterilmesi
Yer şekillerinin gösteriminde en çok kullanılan yöntem izohips yöntemidir.
İzohips yöntemi ile yapılan haritalarda izohipslerin uzanışına göre, tepe, sırt, boyun, yamaç, vadi, delta gibi yer şekillerini harita üstünde tanımlamak mümkündür.
Tepe : Bir doruk noktası ve onu çevreleyen yamaçlardan oluşmaktadır.
Sırt : İki akarsu vadisini birbirinden ayıran ve birbirine ters yönde eğimli yüzeyleri birleştiren yeryüzü şeklidir. Sırtların üzeri düz olabileceği gibi keskin de olabilir.
Boyun : Birbirine ters yönde açılmış iki akarsu vadisinin en yüksek, iki doruk arasındaki alanın en alçak yerine boyun denir. Buralara bel ya da geçit de denir.
Yamaç : Yeryüzündeki eğimli yüzeylerdir.
Vadi : Akarsuyun açtığı, sürekli inişi bulunan, uzun, doğal oluktur.
Delta : Akarsuyun taşıdığı maddeleri denize ya da göle ulaştığı yerde biriktirmesi ile oluşan yeryüzü şeklidir.
UYARI : İzohipslerin "V" şeklini aldığı yerlerde, açık taraf akarsu akış yönünü gösterir. Akarsuların delta oluşturdukları yerlerde, izohipsler deniz veya göl yüzeyine doğru çıkıntı yapar.
İzohipsin "V" şeklini aldığı yerlerde yükselti "V" nin açık ucuna doğru artıyorsa sırt, sivri ucuna doğru artıyorsa vadi vardır.
Boyun olabilmesi için, karşılıklı iki tepe arasında, birbirine ters yönde uzanan iki akarsu vadisinin bulunması gerekir.
Profil Çıkartma
Topoğrafya yüzeyinin düşey düzlemde yaptığı ara kesite topoğrafik profil denir.
Haritalarda yeryüzü kuşbakışı olarak görüldüğü için profil, yer şekillerinin yandan görünüşü hakkında bilgi verir.
Profil eş yükselti eğrisi yöntemi ile yapılan haritalardan yararlanarak çizilir.
Harita Hesaplamaları
Gerçek Uzunluğu Hesaplama
Gerçek uzunluk, diğer bir deyişle arazi üzerindeki uzunluk,
Gerçek Uzunluk = **çek (Payda) * Harita Uzunluğu
formülü ile ya da doğru orantı kurularak hesaplanır.
Örnek : 1 / 850.000 ölçekli bir haritada A - B kentleri arası 8 cm ölçülmüştür. Buna göre iki kent arasındaki kuş uçuşu uzaklık kaç km'dir?
Orantıyla Çözüm :
**çeğe göre, arazi üzerindeki 850.000 cm haritada 1 cm gösterilmiştir.
1 cm 850.000 cm'yi gösterdiğine göre
8 cm x cm'yi gösterir.
----------------------------------------------------------------
x = 8 * 850.000 / 1 = 6.800.000 cm
cm'yi km'ye çevirmek için 5 basamak sola doğru gitmek gerekir.
6.800.000 cm = 68 km'dir.
Formülle Çözüm :
Gerçek Uzunluk = **çek * Harita Uzunluğu
Gerçek Uzunluk = 850.000 * 8
Gerçek Uzunluk = 6.800.000 cm = 68 km'dir.
Haritadaki Uzunluğu Hesaplama
Harita üzerindeki uzunluk
Harita Uzunluğu = Gerçek Uzunluk / **çek (payda)
formülü ile ya da doğru orantı kurularak hesaplanır.
Örnek : Arazi üzerindeki 180 km'lik uzunluk 1 / 900.000 ölçekli haritada kaç cm ile gösterilir?
Orantıyla Çözüm :
1 / 900.000 ölçeğinde,
1 cm 9 km'yi gösteriyorsa
x cm 180 km'yi gösterir.
----------------------------------
x = 1* 180 / 9 = 20 cm'dir.
Formülle Çözüm :
**çeğe göre, arazi üzerindeki 900.00 cm haritada 1 cm gösterilmiştir.
Harita Uzunluğu = Gerçek Uzunluk / **çek (payda)
Harita Uzunluğu = 18.000.000 / 900.000
Harita Uzunluğu = 20 cm'dir.
Haritadaki Uzunlukların Karşılaştırılması
İki harita uzunluğunun karşılaştırılması esasına dayanan sorular ters orantı kurularak ya da iki aşamalı olarak çözülür.
Örnek : 1 / 750.000 ölçekli bir haritada A-B noktaları arasındaki uzaklık 12 cm ölçülmüştür. Aynı uzaklık
1 / 1.500.00 ölçekli bir haritada kaç cm ile gösterilir.
Çözüm l :
1 / 750.000 ölçekli haritada 12 cm'lik uzaklık, 1 / 1.500.000 ölçekli haritada x cm gösterilir.
**çekler arasında 750.000 / 1.500.000 oranı bulunduğuna göre harita uzunlukları arasında 12 / x oranı vardır.
x = 750.00 * 12 / 1.500.000 = 6 cm'dir.
Çözüm 2:
1. haritadan yararlanarak gerçek uzaklığı bulalım
1 cm 7.5 km'yi gösteriyorsa,
12 cm x km'yi gösterir.
-----------------------------------------------------
x = 12 * 7.5 / 1 = 90 km'dir.
2. haritadan yararlanarak haritadaki uzunluğu bulalım :
15 km'yi 1 cm gösteriyorsa
90 km'yi x cm gösterir
---------------------------------
x = 90 * 1 / 15 = 6 cm'dir.
İzdüşümsel Alanın Hesaplanması
İzdüşümsel alan, yer şekillerinin izdüşümünün alınması ile hesaplanan alandır. Arazi üzerindeki gerçek alan hesaplamalarında ise yer şekilleri yüzölçümü dikkate alınır. Bu nedenle bir yerin izdüşümü alanı ile gerçek alanı arasındaki fark yardımıyla arazinin engebeliliği hakkında bilgi edinilebilir.
İzdüşüm alanı ile gerçek alan arasındaki fark fazla ise, arazinin engebesi de fazladır.
İzdüşümsel alan,
İzdüşümsel Alan = **çek (Payda)2 * Haritadaki Alana
formülü ile ya da doğru orantı kurularak hesaplanır.
Örnek : 1 / 700.000 ölçekli bir haritada bir adanın kapladığı alan 15 cm2 olduğuna göre adanın izdüşümsel alanı kam km2 dir?
Orantıyla Çözüm :
**çeğe göre, 1 cm 700.000 cm'yi göstermektedir.
1 cm2 49 * 1010 km2 yi gösterdiğine göre,
15 cm2 x km2'yi gösterir.
--------------------------------------------------------------
x = 15 * 49 * 1010 = 735 * 1010 cm2 dir.
cm2'yi km2'ye çevirmek gerekir. 735 * 10 cm2 = 735 km2'dir.
Formülle Çözüm :
İzdüşümsel Alan = (**çek Paydası)2 * Haritadaki Alan
İzdüşümsel Alan = (700.000)2 * 15
İzdüşümsel Alan = 49 * 1010 * 15 = 735 * 1010 cm2
cm2'yi km2'ye çevirmek gerekir. 735 * 1010 cm2 = 735 km2'dir.
Haritadaki Alanı Hesaplama
Haritadaki alan,
Haritadaki Alan = Gerçek Alan / **çek (Payda)2
formülü ile ya da doğru orantı kurularak hesaplanır.
Örnek : Gerçek alanı 590.4 km2 olan göl 1 / 1.200.000 ölçekli haritada kaç cm2 gösterilir.
Orantıyla Çözüm :
**çeğe göre ;
1 cm 12 km'yi göstermektedir.
1 cm2 144 km2'yi gösteriyorsa
x cm2 590.4 km2'yi gösterir.
--------------------------------------------------------
x = 590.4 / 144 = 4.1 cm2 dir.
Formülle Çözüm :
Haritadaki Alan = Gerçek Alan / **çek2 (Payda)
Haritadaki Alan = 590.4 / (12)2
Haritadaki Alan = 590.4 / 144 = 4.1 cm2
UYARI : Haritalardaki alan hesaplanırken ölçek paydasının karesi mutlaka alınmalıdır.
**çek Hesaplama
Harita ve arazi üzerindeki uzunlukların verildiği sorularda ölçek,
**çek (Payda) = Harita Uzunluğu / Gerçek Uzunluk
formülü ya da doğru orantı kurularak hesaplanır.
Örnek : Arazi üzerindeki 84 km'lik uzunluk, ölçeği bilinmeyen haritada 7 cm gösterildiğine göre, haritanın ölçeği nedir?
Orantıyla Çözüm :
84 km cm'ye çevrilir.
7 cm 8.400.000 cm'yi gösteriyorsa
1 cm x cm'yi gösterir.
-----------------------------------------------
x = 1 * 8.400.000 / 7 = 1.200.000 cm'dir.
**çek : 1 / 1.200.000'dir.
Formülle Çözüm :
**çek (Payda) = Harita Uzunluğu / Gerçek Uzunluk
**çek (Payda) = 7 / 8.400.000
**çek (Payda) = 1.200.000 cm
**çek : 1 / 1.200.000'dir.
**çek Hesaplama
Harita ve arazi üzerindeki alanların verildiği sorularda ölçek
**çek (Payda) = Haritadaki Alan / Gerçek Alan kesrinin karekökü
formülü ya da doğru orantı kurularak hesaplanır.
Örnek : Gerçek Alanı 4375 km2 olan bir göl, ölçeği bilinmeyen haritada 7 cm2 gösterildiğine göre haritanın ölçeği nedir?
UYARI : Harita ve arazi üzerindeki alanların verildiği sorularda ölçeği hesaplarken kare kök almayı unutmayınız.
Eğim Hesaplama :
Eğim : Topoğrafya yüzeyinin yatay düzlemle yaptığı açıya eğim denir.
Eğim,
Eğim = Yükseklik (m) * 100 / Yatay Uzaklık
formülü ile hesaplanır.
Örnek : A - B arasındaki uzaklık 1 / 600.000 ölçekli haritada 4 cm gösterilmiştir. Aralarındaki yükselti farkı 1200 m. olduğuna göre, A ile B arasındaki eğim binde (%o) kaçtır?
Çözüm A B arasındaki gerçek uzaklık;
4 * 6 = 24 km olduğuna göre,
Eğim = Yükseklik Farkı (m) / Yatay Uzaklık (m) * 1000
Eğim = 1200 / 24.000 * 1000
Eğim = %o 50'dir.
UYARI : Eğim yüzde (%) olarak hesaplanırken 100 ile, binde (%o) olarak hesaplanırken 1000 ile çarpılır.
İKLİM TİPLERİ
Dünyada İklim ve Doğal Bitki Örtüsü
Dünyada Görülen İklim Tipleri
Bir yerde benzer sıcaklık, basınç, rüzgar, nemlilik ve yağış özelliklerinin uzun süre etkili olmasıyla iklim tipleri belirmektedir. İklimi oluşturan bu öğelerden birinin ya da ikisinin farklı olması, değişik iklim tiplerinin ortaya çıkmasına neden olur.
Dünyada görülen iklimler, sıcak kuşak iklimleri, ılıman kuşak iklimleri ve soğuk kuşak iklimleri olarak üöç ana bölümde toplanır.
Sıcak Kuşak İklimleri
Sıcak Kuşak İklimlerinin Ortak Özellikleri
Yıllık sıcaklık ortalamaları 20°Cnin üstündedir.
Sıcaklık farkları Ekvatordan uzaklaşdıkça artar.
Soğuk mevsim yoktur.
Yağış özellikleri farklılık gösterir.
Ekvatoral İklim
Ekvatoral İklimin Özellikleri
Yıllık sıcaklık ortalamasının 20°Cnin üstünde olduğu ekvatoral iklimde yıl boyunca yaz koşulları yaşanır.
Güneş ışınları, yıl boyunca dik ve dike yakın açılarla geldiğinden yıllık sıcaklık farkı azdır.
Yıl boyunca yükseltici hava hareketlerine bağlı olarak konveksiyonel yağış görülür.
Yıllık yağış miktarı 2000 mmnin üzerindedir. Her mevsimin yağışlı olduğu ekvatoral bölge akarsularının rejimleri düzenlidir ve yıl boyunca bol su taşır. Güneş ışınlarının dik geldiği Mart ve Eylül aylarında yağışlar artar. Bu nedenle ekinokslarda (21 Mart 23 Eylül) akarsularda kabarma olur.
Konveksiyonel Yağış : Isınan havanın yükselerek soğuması ile oluşan yağışlardır.
UYARI : Ekvatoral iklimde yıllık sıcaklık farklarının az olması güneş ışınlarının yere değme açılarının az değişmesiyle, günlük sıcaklık farklarının az olması ise nem oranının yüksek olmasıyla ilgilidir.
Ekvatoral İklimin Doğal Bitki Örtüsü
Yıl boyunca sıcaklık ve nem koşulları elverişli olduğundan sürekli yeşil kalabilen yayvan yapraklı ağaçlardan oluşan gür ormanlardır. Yağmur ormanları adı verilen bu ormanlardaki ağaçların boyu yağış miktarının fazla olması nedeniyle 40-60 m lere kadar çıkabilir. Ormanaltı floarası da çok zengindir.
Ormanaltı Florası : Orman örtüsü altında loş ortamda yetişen, çoğunlukla ot ve sarmaşık türlerinin oluşturduğu bitki topluluğudur.
Ekvatoral İklimin Görüldüğü Yerler
10° Kuzey ve Güney enlemleri arasında,
Güney Amerikada Amazon Havzasında,
Afrikada Kongo Havzasında ve Gine Körfezi kıyılarında,
Asyada Endonezya Adalarında görülür.
Yazları Yağışlı Tropikal İklim (Savan)
Yıllık sıcaklık ortalaması 20°Cnin üstündedir.
Yazlar sıcak ve yağışlı, kışlar sıcak ve kurak geçer
Güneş ışınlarının dik açıyla geldiği yaz aylarında konveksiyonel yağışlar görülür.
Kış aylarında subtropikal yüksek basıncın (DYB) etkisinde kaldığından kış kuraklığı belirgindir.
Yıllık yağış miktarı 1000 mm civarındadır.
UYARI : Savan ikliminde günlük sıcaklık farkları, nemlilik nedeniyle yazın az, kışın fazladır.
Yazları Yağışlı Tropikal İklimin (Savan İklimi) Doğal Bitki Örtüsü
Yaz yağışlarıyla yeşeren, uzun boylu, gür ot topluluklarıdır. Bunlara savan adı verilir. Savanlar arasında yer yer kurakçıl ağaçlar görülür. Akarsu boylarında ise galeri ormanları görülür.
Galeri Ormanları : Savanlardaki, küçük akarsu boylarında görülen, çoğunlukla 50-100 m genişliğinde, bir akarsu ağı biçiminde uzanan ve sürekli yeşil kalabilen nemli ormanlardır. Galeri ormanları olarak adlandırılmalarının nedeni, ağaçların, akarsuyun üstünü bir galeri şeklinde kapatmasıdır.
Yazları Yağışlı Tropikal İklimin (Savan İklimi) Görüldüğü Yerler
10° enlemleri ile dönenceler arasında,
Orta Amerikada,
Sahra Çölü ile Ekvatoral Afrika arasında,
Güney Afrikada,
Güney Amerikada,
Kuzey Avustralyada,
Madagaskarın batısında görülür.
Muson İklimi
Muson İkliminin Özellikleri
Kış sıcaklığı 10°C - 20°C arasında değişir. Yıllık sıcaklık ortalaması 20°C nin üstündedir.
Muson rüzgarlarının etkisiyle yazlar sıcak ve bol yağışlı geçer. Kışlar ise ılık ve kuraktır.
Çoğunlukla 2000 5000 mm arasında değişen yıllık yağış miktarı bazı yerlerde 10000 mmyi geçmektedir. Örneğin Hindistanın Çerapunçi kasabasında yıllık yağış miktarı 12000 mmyi bulmaktadır.
Yaz aylarında orografik yağışlar görülür.
Orografik Yağışlar : Nemli hava kütlelerinin bir dağ yamacına çarparak yükselmesi sonucunda oluşan yağışlardır.
Muson İkliminin Doğal Bitki Örtüsü
Yağışın fazla olduğu yerlerde, kış aylarında yapraklarını döken yayvan yapraklı ağaçlardan oluşan ormanlar görülür. Bu ormanlara muson ormanları denir.
Muson İkliminin Görüldüğü Yerler
Güney, Doğu ve Güneydoğu Asya kıyılarında,
Madagaskarın doğusunda,
Avustralyanın kuzeydoğusunda,
Kuzey Amerikanın güneydoğu kıyılarında görülür.
Çöl İklimi
Çöl İkliminin Özellikleri
Günlük ve mevsimlik sıcaklık farklarının azla olması karakteristik özelliğidir.
Yağışlar yok denecek kadar azdır.
Sıcaklık farklarının fazla olması, kayaların fiziksel olarak parçalanıp ufalanmasına neden olur.
Kimyasal çözülme yetersiz olduğundan toprak oluşumu zordur.
Çöl İkliminin Doğal Bitki Örtüsü
Kuraklığa uyum sağlamış olan kurakçıl otlar ve çalılardan oluşur. Kuraklığa en iyi uyum sağlamış bitkiler, gövdesinde çok miktarda su biriktirebilen kaktüslerdir. Üzerlerindeki küçük dikenler, bitkinin ısı kaybını azaltmaktadır. Ayrıca yer altı sularının yüzeye çıktığı yerlerde vahalar oluşmuştur.
Vaha : Çöllerde suyun bulunduğu, bitkilerin yetişebildiği, insanların yerleşip barındığı yerdir. Vahalar akarsu boylarında, kuyuların açıldığı yerlerde, büyük su kaynakları yanında gelişmiştir.
Çöl İkliminin Görüldüğü Yerler
Asya Kıtasında; Arabistan, Gobi, Taklamakan Çöllerinde,
Kuzey Amerikada; Kaliforniya, Nevada, Kolorado, Meksika Çöllerinde,
Afrikada; Büyük sahra, Kalahari, Namibya Çöllerinde,
Avustralyada; Büyük Kum Çölünde,
Güney Amerikada; Atakama Çölünde görülür.
UYARI : Çöllerin en büyük bölümü Kuzey yarım Kürededir. Bu durum, karaların Kuzey Yarım Kürede Güney Yarım Küreden daha fazla olmasının sonucudur.
Ilıman Kuşak İklimleri
Ilıman Kuşak İklimlerinin Ortak Özellikleri
Yıllık sıcaklık ortalamaları 20°Cnin altındadır.
Sıcaklık farkları belirgindir.
4 mevsim yaşanır.
Akdeniz İklimi
Akdeniz İkliminin Özellikleri
Yazları sıcak ve kurak geçer.
Yıllık ortalama sıcaklık 18°C - 20°C arasında değişir.
Yazın genişleyen subtropikal antisiklon (DYB), Akdeniz iklim bölgesinde yaz kuraklığını belirginleştirir.
Kışlar ılık ve yağışlıdır. Çünkü kış aylarında gezici alçak basınçlar cephesel yağışlara neden olur.
Yıllık ortalama yağış miktarı 600-1000 mm arasında değişir ve yağış rejimi düzensizdir.
Kar yağışı ve don olayı ender görülür.
Don Olayı : Havanın açık ve durgun olduğu kış gecelerinde aşırı ısınma nedeniyle toprak donar. Don olayı tarımsal üretime büyük ölçüde zarar verir. Karasal bölgelerde don olayı sık görülür.
Akdeniz İkliminin Doğal Bitki Örtüsü
Kısa, bodur ağaç ve çalılardır. Bu bitki örtüsüne maki adı verilir. Yaz kuraklığına uyum sağladığından yaprakları genellikle sert, tüylü, ince ve uzundur.
Zeytin, defne, keçiboynuzu, mersin, lavanta, kekik ve zakkum maki bitki topluluğu içinde yer alır.
Akdeniz İkliminin Görüldüğü Yerler
Akdeniz çevresindeki ülkelerde,
Güney Portekiz kıyılarında,
Afrikada Kap Bölgesinde,
Güneybatı Avustralya kıyılarında,
Orta Şilide,
Kuzey Amerikada Kaliforniya yöresinde,
Güney Afrika Cumhuriyetinin Güney kıyılarında görülür.
UYARI : Akdeniz iklimi genellikle 30°-40° enlemleri arasında görülür.
Ilıman Kuşak Okyanus İklimi
Ilıman Kuşak Okyanus İkliminin Özellikleri
Orta Kuşak kıtalarının batı kıyılarında, batı rüzgarlarının ve sıcak su akıntılarının etkisiyle gelişen bir iklim tipidir.
Yıllık ortalama sıcaklık 20°Cnin altındadır.
Sıcaklık farkları belirgin değildir.
Yazlar serin ve yağışlı, kışlar ılık ve yağışlı geçer.
Her mevsim yağışlıdır. Sonbahar ve kış yağışları daha belirgindir.
Kar yağışı ve don olayı ender görülür.
Kış aylarında cephesel, yaz aylarında hem cephesel hem de yükselim yağışları görülür.
UYARI : Okyanus ikliminin belirmesinde temel etken batı rüzgarları ve sıcak su akıntılarıdır.
Ilıman Kuşak Okyanus İkliminin Doğal Bitki Örtüsü
Yayvan ve iğne yapraklı ağaçlardan oluşan karma ormanlardır.
Yer yer çayırlar görülür.
Ilıman Kuşak Okyanus İkliminin Görüldüğü Yerler
Kuzey Amerikanın batı ve güneydoğu kıyılarında,
Güney Amerikanın güneybatı kıyılarında,
Batı Avrupanın Atlas Okyanusu kıyılarında,
Yeni Zellandada,
Afrikanın güneyinde,
Avustralyanın doğusunda,
Tasmanyada görülür.
Ilıman Kuşak Karasal İklim
Ilıman Kuşak Karasal İklimin Özellikleri
Yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve kar yağışlı geçer.
Günlük ve mevsimlik sıcaklık farkları belirgindir.
En yağışlı mevsim ilkbahardır.
Don olayı sık görülür.
Sıcak çöllerin kenarlarında görülen karasal iklimde yaz mevsimi kısa sürer.
UYARI : Ilıman karasal iklimde kış aylarındaki yağış azlığı, termik yüksek basıncın etkili olmasına bağlıdır. Yazın görülen yağışlar ise konveksiyoneldir.
Ilıman Kuşak Karasal İklimin Doğal Bitki Örtüsü
İlkbahar yağışlarıyla yeşeren, yaz kuraklığı ile sararan kısa boylu otlardır. Bunlara step ya da bozkır denir. Steplere Kuzey Amerikada preri, Güney Amerikada pampa adı verilir. Yüksek yerlerde yer yer iğne yapraklı ağaçlar görülür.
Ilıman Kuşak Karasal İkliminin Görüldüğü Yerler
Kuzey ve Güney Amerikanın iç kısımlarında,
Anadolunun iç kısımlarında,
Irakta,
İranda,
Türkistanda,
Afrikanın iç kısımlarında,
Avustralyanın iç kısımlarında görülür.
Soğuk Kuşak İklimleri
60° - 90° enlemleri arasında görülür.
Sıcaklık yıl boyunca düşüktür.
İklimin elverişsiz olması tarımı sınırlandırmaktadır.
Soğuk Kuşak Karasal İklim
Soğuk Kuşak Karasal İklimin Özellikleri
Bu iklim iki alt bölüme ayrılır.
Yazı ve Kışı Soğuk Karasal İklim
Yıllık sıcaklık farkları belirgindir.
Yazlar soğuk, yer yer serin ve kısa, kışlar ise çok soğuk, uzun ve karlı geçer. Kar uzun süre toprakta kalır.
En yağışlı mevsim yazdır ve konveksiyonel yağış görülür.
Sıcaklık ortalamalarının Ekvatora doğru gidildikçe artmasına bağlı olarak bu iklim tipi değişir ve yazları sıcak karasal iklime geçilir.
Yazları Sıcak Karasal İklim
Kış sıcakları -10°Cnin altına inmez.
Yaz sıcaklıkları 20°C nin üstüne çıkar.
Yağış miktarı fazladır. İlkbahar ve yaz yağışları daha belirgindir.
Soğuk Kuşak Karasal İklimin Doğal Bitki Örtüsü
İğne yapraklı ağaçlardan oluşan ormanlardır. Bu bitki örtüsüne tayga adı verilir.
Yer yer çayırlar görülür.
Soğuk Kuşak Karasal İklimin Görüldüğü Yerler
Soğuk kuşağın yazları sıcak karasal iklimi,
ABDnin kuzeydoğusunda,
Kanadada,
Kuzey Çinde,
Mançuryada,
Rusyada,
Orta Sibiryada görülür.
Soğuk kuşağın yazları da soğuk karasal iklimi,
Asya, Avrupa ve Amerika kıtalarının kuzeyinde, tundra ikliminin altında bir kuşak halinde görülür.
Tundra İklimi
Tundra İkliminin Özellikleri
Yazlar çok kısa ve serin geçer. Yaz sıcaklığı 10°Cnin üstüne çıkmaz.
Yıllık yağış miktarı 250 mm civarındadır.
Kışlar çok soğuk ve uzun geçer.
Toprak kış aylarında donmuş haldedir.
Yaz aylarında toprağın üst kısımlarında çözülmeler görülür ve bataklıklar oluşur.
Tundra İkliminin Doğal Bitki Örtüsü
Düşük sıcaklığa ve kuraklığa uyum sağlamış olan kısa boylu çalılar, otlar ve yosunlardır.
Bu bitki örtüsüne tundra adı verilir.
Tundra İkliminin Görüldüğü Yerler
60°-70° enlemleri arasında,
Asyada,
Avrupada,
Kanadanın kuzey kısımlarında,
Güney Amerikanın güney kısımlarında görülür.
Kutup İklimi
Kutup İkliminin Özellikleri
Sıcaklık yıl boyunca 0°Cnin altındadır.
Sıcaklığın düşük olması buharlaşmayı engellediği için yağış az ve kar biçimindedir.
Sürekli donmuş halde olan toprak kar ve buz ile kaplıdır.
Kutup İkliminin Doğal Bitki Örtüsü
Toprak , sürekli kar ve buz örtüsü ile kaplı olduğu için bitki örtüsünden söz edilemez.
Kutup İkliminin Görüldüğü Yerler
Kutuplar çevresinde,
Grönlandda,
Antartikada görülür.
Türkiyede İklim ve Doğal Bitki Örtüsü
Türkiyede Görülen İklim Tipleri
Türkiye, matematik ve özel konumu nedeniyle çeşitli iklim tiplerinin görüldüğü bir ülkedir. Türkiyede, çevresindeki denizlerin, kara kütlelerinin, basınç merkezlerinin, enlemin ve yeryüzü şekillerinin etkisiyle 3 ana iklim tipi belirmiştir. Ana iklim tipleri arasında her iki iklim tipinin de özelliğini taşıyan geçiş iklimleri görülür.
Karadeniz İklimi
Karadeniz İkliminin Özellikleri
Karadeniz Bölgesinin kıyı kesimlerinde görülür.
Her mevsim yağışlıdır. En çok yağış sonbahar ile kış aylarında düşer.
Türkiyede görülen iklimler içinde yıllık yağış miktarı en fazla olandır.
Yazlar serin ve yağışlı, kışlar ılık ve yağışlı geçer.
Yıllık sıcaklık farkı azdır.
Bulutluluk oranı yüksek, güneşli gün sayısı azdır.
Karadeniz iklimi yer şekillerinin farklılığı nedeniyle 3 alt tipe ayrılmıştır.
UYARI : Karadeniz iklimi sıcaklık ve nem koşulları bakımından okyanusal iklime benzer. Bu iklim tipinde yağış miktarı dağların konumuna ve yükseltilerine bağlı olarak farklılık gösterir.
Doğu Karadeniz Tipi
Dağların kıyıdan hemen sonra yükselmesi, uzanış yönleri ve bunların yağış getiren rüzgarlara dönük olması gibi etkenlerden dolayı Türkiyenin ve bölgenin en yağışlı bölümüdür.
Yıllık sıcaklık ortalaması : 14°C - 15°C
Ocak ayı sıcaklık ortalaması : 7°C
Temmuz ayı sıcaklık ortalaması : 23°C
Yıllık yağış miktarı 1500-2500 mm
Orta Karadeniz Tipi
Bu bölümde dağlar kıyıdan uzaklaştığı ve yükseltileri azaldığı için yıllık yağış miktarı azalmıştır.
Yıllık sıcaklık farkları azdır.
Yıllık sıcaklık ortalaması : 14°C - 15°C
Ocak ayı sıcaklık ortalaması : 7°C
Temmuz ayı sıcaklık ortalaması : 23°C
Yıllık yağış miktarı : 700 900 mm
Batı Karadeniz Tipi
Yaz ve kış sıcaklıkları Orta ve Doğu Karadeniz tipine göre biraz daha düşüktür.
Yıllık yağış miktarı, Orta Karadenizdekinden daha azdır.
Kar yağışı ile don olayı Doğu ve Orta Karadenize göre daha sık görülür.
Yıllık sıcaklık ortalaması : 13°C - 14°C
Ocak ayı sıcaklık ortalaması : 5°C
Temmuz ayı sıcaklık ortalaması : 21°C
Yıllık yağış miktarı : 1000-1500 mm
Karadeniz İkliminin Doğal Bitki Örtüsü
Sıcaklık ve yağış koşulları gür ormanların ve ormanaltı florasının gelişmesini sağlamıştır. Ancak Orta Karadeniz Bölümünde yıllık yağış miktarının azalmasına bağlı olarak orman örtüsü zayıflar.
Karadeniz Bölgesi Bitki Katları
Geniş yapraklı ağaçlardan oluşan orman
Geniş ve iğne yapraklı ağaçlardan oluşan orman
İğne yapraklı ağaçlardan oluşan orman
Alpin çayırlar
Akdeniz İklimi
Akdeniz İkliminin Özellikleri
Yazları sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlı geçer.
Kar yağışı ve don olayı ender görülür.
En yağışlı mevsim kış, en kurak mevsim yazdır.
Yaz kuraklığı belirgindir.
Akdeniz iklimi sıcaklık ortalamaları farklı olduğu için 2 tipe ayrılır.
UYARI : Akdeniz ikliminin etki alanı Akdeniz Bölgesinde Toros Dağlarının varlığı nedeniyle dar, Ege Bölgesinde ise dağların kıyıya dik uzanması nedeniyle geniştir.
Asıl Akdeniz Tipi
Akdeniz ve Ege kıyılarında görülür.
Dağların kıyıdan hemen sonra yükseldiği yerlerde yağış miktarı artar.
Kış sıcaklığının en yüksek olduğu yerler Akdeniz kıyılarıdır.
Yıllık sıcaklık ortalaması : 18°C - 19°C
Ocak ayı sıcaklık ortalaması : 8°C - 9°C
Temmuz ayı sıcaklık ortalaması : 28°C - 30°C
Yıllık yağış miktarı : 750 1000 mm
Bozulmuş Akdeniz Tipi (Marmara Tipi)
Gelibolu Yarımadası ile Güney Marmara kıyılarında daha yaygın olan bu iklim tipi, Trakyanın büyük bir bölümünde de görülür.
Akdeniz iklimi ile Karadeniz iklimi arasında geçiş özelliği gösterir.
Enlem farkı nedeniyle sıcaklık ortalamaları Asıl Akdeniz tipine göre düşüktür.
Kar yağışı ve don olayı Asıl Akdeniz tipine göre daha sık görülür.
Yıllık sıcaklık ortalaması : 12°C - 15°C
Ocak ayı sıcaklık ortalaması : 5°C - 6°C
Temmuz ayı sıcaklık ortalaması : 24°C
Yıllık yağış miktarı : 600 800 mm
UYARI : Akdeniz İkliminin Marmara tipinde sıcaklıkların daha düşük olması, enlem farkı ve kuzeyden gelen rüzgarların etkisiyle açıklanır, Karadeniz ikliminin etkisiyle yaz yağışlarında artış görülür.
Akdeniz İkliminin Doğal Bitki Örtüsü
Kısa, bodur ağaç ve çalılardan oluşan makilerdir. Maki bütün yıl boyunca yeşil kalır.
Makilerin yükselti sınırı enlemin etkisine bağlı olarak değişir.
Akdenizde 700 800 m
Egede 400 500 m
Güney Marmarada ise 250 300 mdir.
Karasal İklim
Karasal İklimin Özellikleri
Kuzey Anadolu ve Toros Dağları denizel etkilerin iç bölgelere girmesini zorlaştırdığı için iç kesimlerde iklim karasallaşmıştır.
Yıllık yağış miktarı az, sıcaklık farkları belirgindir.
Karasal iklim, enlem ve yükselti farkı nedeniyle 3 tipe ayrılır:
UYARI : Karasal iklimde yaz kuraklığının görülmesi, Akdeniz yağış rejiminin etkili olduğunu gösterir.
İç Anadolu Tipi
İç Anadolu, İç Batı Anadolu, Göller Yöresi ve Ergene Havzasında görülür.
Yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve kar yağışlı geçer.
En yağışlı mevsim ilkbahardır.
Yıllık sıcaklık ortalaması : 10°C - 12°C
Ocak ayı sıcaklık ortalaması : 2°C - 4°C
Temmuz ayı sıcaklık ortalaması : 25°C
Yıllık yağış miktarı : 250 500 mm
Güneydoğu Anadolu Tipi
Türkiyenin en sıcak iklim bölgesidir.
Yazlar çok sıcak, kurak ve uzun, kışlar ılık, yer yer soğuk ve kısa geçer.
Yaz kuraklığının en belirgin olduğu bölgedir.
Bölgenin batısında kış yağışları, doğusunda ilkbahar yağışları belirgindir.
Yıllık sıcaklık ortalaması : 15°C 19°C
Ocak ayı sıcaklık ortalaması : 1°C - 2°C
Temmuz ayı sıcaklık ortalaması :30°C den yüksek
Yıllık yağış miktarı : 400 700 mm
Doğu Anadolu Tipi (Yazın Yağışlı Tip)
Bölgenin yüksek bölümlerinde karasal iklim özellikleri daha belirgindir.
Kışlar çok soğuk, karlı ve uzun, yazlar serin, yağışlı ve kısa geçer.
En yağışlı mevsimler, yaz ve ilkbahardır.
Kar yağışı ve don olayı çok sık görülür.
Yükseltinin etkisiyle kar yağışı diğer bölgelere göre erken başlar.
Yıllık sıcaklık ortalaması : 3°C - 6°C
Ocak ayı sıcaklık ortalaması : -12°Cden düşük
Temmuz ayı sıcaklık ortalaması :21°C - 22°C
Yıllık yağış miktarı : 400 600 mm
Doğu Anadolu Tipi (Yazları Kurak Tip)
Bölgenin Çukurda kalan alanlarında (Yukarı Fırat, Orta ve Yukarı Murat Bölümleri) kış sıcaklığı biraz daha yüksektir. Ancak İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu tipine göre kışlar sert geçer.
İlkbahar yağışları belirgindir.
Yazlar daha sıcak ve kurak geçer.
Bu iklim tipi yükseltisi düşük çöküntü ovalarında ve akarsularca derin yarılmış vadi tabanlarında görülür.
Yıllık sıcaklık ortalaması : 12°C 12°C
Ocak ayı sıcaklık ortalaması : -8°C
Temmuz ayı sıcaklık ortalaması :25°C den yüksek
Yıllık yağış miktarı : 300 500 mm
Karasal İklimin Doğal Bitki Örtüsü
İlkbahar yağışlarıyla yeşeren, yaz kuraklığı ile fazla boy atmadan sararan ve step (bozkır) adı verilen bitki örtüsü geniş yer kaplar. Step alanlarının bir bölümü antropojendir.
Yüksek yerlerde yer yer iğne yapraklı ağaçlardan oluşan ormanlar bulunur. Dağ doruklarına yakın yerlerde düşük sıcaklık nedeniyle dağ çayırları yer alır.
Antropojen Step (Bozkır) : Ağaçların tahrip edildiği alanlarda gelişen steplere antropojen step (bozkır) adı verilir.
İklimin İnsan ve Çevre Üzerindeki Etkileri
İnsanların yaşantısını, ekonomik etkinliklerini belirleyen en önemli etken iklimdir.
İklimin Doğal Bitki Örtüsüne Etkisi
Bir bölgede ormanın bulunması, alt ve üst sınırının belirlenmesi doğrudan iklimin kontrolü altındadır. Ormanın yataydaki (enleme bağlı) ve dikeydeki (yükseltiye bağlı) üst sınırını sıcaklık belirler. Yağış ise orman örtüsünün alt sınırını belirleyen önemli bir iklim elemanıdır. Ayrıca yağış miktarı ormanın yoğunluğu üzerinde etkindir. Bir yerde bitki örtüsündeki çeşitlilik de iklim elemanlarına bağlıdır.
İklimin Tarım Koşullarına Etkisi
Bir bölgenin sıcaklık ve nem koşulları tarım ürünlerini, sulamaya duyulan gereksinimi etkilemektedir.Yaz kuraklığının belirgin olduğu bir yerde sulamaya duyulan gereksinim fazladır. Buna kuraklık sınırı denir.
Tarımsal etkinlikleri sınırlandıran diğer bir etken de düşük sıcaklıktır.
Sıcaklık kutuplara doğru ve yükseklere çıkıldıkça düşer. Belli bir yerden sonra tarımsal etkinlik sona erer. Ancak, bazı ürünler düşük sıcaklığa daha dayanıklı olduğundan tarım alanları kutuplara daha yakındır.
UYARI : Tarımın yükselti sınırı, tropikal kuşakta 4000 m, Türkiyede 2000 m civarındadır.
İklimin Toprak Oluşumuna Etkisi
Bir bölgedeki toprağın türü, oluşum süresi ve derinliği iklimle yakından ilişkilidir. Değişik iklim bölgelerindeki topraklar birbirinden farklıdır. Örneğin nemli bir bölgede yağışlar ve yüzey suları ile toprağın içindeki kireç ve mineraller yıkanır. Çöllerde ise yağış azlığı nedeniyle topraktaki yıkanma minimum düzeydedir.
İklimin Kara ve Deniz Sularına Etkisi
İklimin, karalardaki suların oluşumu ve özellikleri üzerinde önemli etkisi vardır. Akarsular, göller, yer altı suları ve kaynaklardan oluşan kara sularının fiziksel ve kimyasal özellikleri ile su potansiyelleri iklimle yakından ilişkilidir. İklim, akıntılar, denizlerin su sıcaklığı ve tuzluluk oranı üzerinde de etkilidir.
İklimin Yer şekillerine Etkisi
Bir bölgede etkili olan dış güçler (akarsular, buzullar, rüzgarlar) bölgenin iklim koşullarına bağlı olarak değişir.
Örneğin Türkiyede akarsuların oluşturduğu yer şekilleri yaygınken, İsveç, Norveç gibi soğuk enlemlerdeki ülkelerde buzul şekilleri yaygın olarak görülmektedir.
İklimin Nüfus ve Yerleşmeler Üzerine Etkisi
Yeryüzünde nüfusun dağılışı büyük ölçüde iklimin kontrolü altındadır. Nüfusun yatay dağılışı incelendiğinde, nüfusun yoğun olduğu ülkelerin Orta Kuşakta toplandığı görülür. Buna karşın sıcak ve kurak çöller ile kutuplarda nüfus yok denecek kadar azdır. Yerleşmelerin dikey dağılışı ise yükseltiye ve denize olan uzaklığa bağlıdır. Ayrıca nüfusa bağlı olarak yerleşmelerin yoğunluğu ve büyüklüğü de iklimle ilişkilidir.
İklimin Konut Tiplerine Etkisi
Bir yerin iklim koşulları ile konut tipleri ve yapı malzemesi arasında yakın bir ilişki vardır. Örneğin kar yağışının etkin olduğu yerlerde evler dik çatı yapılırken, sıcak ve kurak iklim koşullarının etkin olduğu yerlerde kalın duvarlı, küçük pencereli ve düz çatılı yapılır. Kent yerleşmelerinde ise yapılaşma, iklim koşullarından bağımsızdır.
İklimin Turizme Etkisi
Yıl boyunca sıcaklık koşullarının uygun olduğu kıyı bölgeleri deniz turizminin geliştiği yerlerdir. Örneğin Akdenize kıyısı olan ülkelerde deniz turizmi çok gelişmiştir.
Ayrıca yüksek dağlarda ve yüksek enlemlerdeki kar yağışına bağlı olarak yapılan kış turizmi de iklimin kontrolü altında gelişmiştir.
UYARI : İklim özellikleri benzer bölgelerde;
doğal bitki örtüsü,
tarımsal etkinlikler,
akarsu rejimleri,
konut tipleri ve yapı malzemesi,
turizm etkinlikleri,
insanların gereksinimleri (giyim beslenme) benzer özellikler gösterir.
TÜRKİYE NİN YERŞEKİLLERİ VE OLUŞUMU
Ülkemizin yer şekilleri de dünyadaki diğer yerler gibi İç ve Dış Kuvvetlerle oluşmuştur.
İç Kuvvetler: Volkanizma, Depremler ve Tektonik Hareketlerdir. Bunlar yeryüzünü çok hızlı şekillendirirler ve büyük yer şekilleri oluştururlar. Bu kuvvetlerin sonucunda yer şekilleri yükselir, kıvrılır yada kırılır, yeni dağlar yada çukur alanlar oluşur v.s.
Dış Kuvvetler: Akarsular, Buzullar, Rüzgarlar, Dalgalar gibi aşındırıcı güçlerdir. Bu güçler yavaş şekillendirme yaparlar. İç kuvvetler yeryüzüne engebe kazandırırken dış kuvvetler onları törpüleyip aşındırarak aşınan malzemeyi çukur alanlara doldururlar. Böylece yeryüzünü düzleştirmeye çalışmaktadırlar. Bu aşındırma ve biriktirmenin son safhası ise dümdüz yeryüzü yani Peneplenler dir.
İç ve Dış kuvvetlerin faaliyetleri günümüzde hala devam etmektedir. Oluşumu milyonlarca yıl öncesine dayanan ülkemizin oluşumunu jeolojik zaman çizelgesi içerisinde inceleyelim.
1.ZAMAN: (4 milyar yıl öncesi) Türkiye nin arazisinde Tethys Denizi vardı. Daha sonra bu denizin tabanı yükselerek ülkemizin çekirdeğini oluşturmuştur. 1. Zamanda oluşmuş araziler sertleşmiş (Masif) haldedir. Bu yüzden esnemezler, kırılmazlar. Trakya da Yıldız Dağl. Egede Menteşe, İç Anadoluda Kırşehir ve Doğuda Bitlis masif alanlardır. Bu zamanda gür olan bitki örtüsü kalıntıları bu günkü Taşkömürü yataklarını oluşturmuştur.
2.ZAMAN: (360 Milyon yıl önce) Bu zamanda yerkabuğu hareketleri (Tektonizma) fazla olmamış. Ülkemizin su yüzüne çıkan masif alanları dış kuvvetlerce aşındırmalara maruz kalmıştır.
3.ZAMAN: (160 Milyon yıl önce) Bu zaman da Alp- Himalaya kıvrım kuşağı ile ülkemizin arazisi de yükselmeye uğramış ve Anadolu Yarımadası genel görünümünü almıştır. Bunun sonucunda Toroslar ve K.Anadolu Dağ Kuşakları oluşmuştur. Volkanizma ve faylanma etkili olmuş, Volkan dağları oluşmuştur. Bu zamandan kalan bitki kalıntıları ise bu günkü Linyit Yataklarının oluşmasını sağlamıştır. Ayrıca Petrol, Tuz ve Bor Mineralleri de bu zamanda meydana gelmişlerdir.
4.ZAMAN: (2 Milyon yıl öncesinden günümüze) Buzul Dönemi ve Buzul sonrası diye iki dönem yaşanmıştır. Ülkemiz son şeklini almıştır. (Delta ovaları ve Akarsu sistemi oluşmuş) Ege denizi nin olduğu Egeit karası çökerek Ege Denizi, bunu takiben İst. ve Ç.Kale Boğazları oluşmuştur. Bugün bu çökme Marmara, Karadeniz ve Akdeniz Havzalarında hala devam etmektedir.
Türkiyenin Yerşekillerinin Genel Özellikleri
1) Ülkemiz yükseltisi fazla olan bir ülkedir.Ortalama 1132 m. İle Avrupanın en yüksek ülkesidir. (Asya;1000m. Avrupa;300m.)
Bu durumun nedeni;
Alp-Himalaya Orojenezi sunucu oluşan genç bir arazi olması,
Epirojenik hareketlerle toptan yükselmiş olmasıdır.(Ancak yüksek olmasının yanı sıra iç kısımlarında birçok çöküntü ovası bulunmaktadır.Erzurum, Muş ovaları v.s.)
2) Ülkenin dağlarının Doğu-Batı uzantılı olması, (Alp-Himalaya kuşağının arasında kaldığı için)
3) Kuzey ve Güneyde uzanan sıradağlar Doğuda birleşirler buda Doğunun yükseltisini arttırmıştır,
4) Kuzey ve Güneyde kıyıya paralel uzanan dağlar bu kıyıların girintisi çıkıntısı az sade bir özellik göstermesini sağlamıştır.
5) Türkiyede batıdan doğuya gidildikçe yükselti artar.
Sonuç; Türkiye yükseltisi faz
TÜRKİYE NİN YERŞEKİLLERİ VE OLUŞUMU
Ülkemizin yer şekilleri de dünyadaki diğer yerler gibi İç ve Dış Kuvvetlerle oluşmuştur.
İç Kuvvetler: Volkanizma, Depremler ve Tektonik Hareketlerdir. Bunlar yeryüzünü çok hızlı şekillendirirler ve büyük yer şekilleri oluştururlar. Bu kuvvetlerin sonucunda yer şekilleri yükselir, kıvrılır yada kırılır, yeni dağlar yada çukur alanlar oluşur v.s.
Dış Kuvvetler: Akarsular, Buzullar, Rüzgarlar, Dalgalar gibi aşındırıcı güçlerdir. Bu güçler yavaş şekillendirme yaparlar. İç kuvvetler yeryüzüne engebe kazandırırken dış kuvvetler onları törpüleyip aşındırarak aşınan malzemeyi çukur alanlara doldururlar. Böylece yeryüzünü düzleştirmeye çalışmaktadırlar. Bu aşındırma ve biriktirmenin son safhası ise dümdüz yeryüzü yani Peneplenler dir.
İç ve Dış kuvvetlerin faaliyetleri günümüzde hala devam etmektedir. Oluşumu milyonlarca yıl öncesine dayanan ülkemizin oluşumunu jeolojik zaman çizelgesi içerisinde inceleyelim.
1.ZAMAN: (4 milyar yıl öncesi) Türkiye nin arazisinde Tethys Denizi vardı. Daha sonra bu denizin tabanı yükselerek ülkemizin çekirdeğini oluşturmuştur. 1. Zamanda oluşmuş araziler sertleşmiş (Masif) haldedir. Bu yüzden esnemezler, kırılmazlar. Trakya da Yıldız Dağl. Egede Menteşe, İç Anadoluda Kırşehir ve Doğuda Bitlis masif alanlardır. Bu zamanda gür olan bitki örtüsü kalıntıları bu günkü Taşkömürü yataklarını oluşturmuştur.
2.ZAMAN: (360 Milyon yıl önce) Bu zamanda yerkabuğu hareketleri (Tektonizma) fazla olmamış. Ülkemizin su yüzüne çıkan masif alanları dış kuvvetlerce aşındırmalara maruz kalmıştır.
3.ZAMAN: (160 Milyon yıl önce) Bu zaman da Alp- Himalaya kıvrım kuşağı ile ülkemizin arazisi de yükselmeye uğramış ve Anadolu Yarımadası genel görünümünü almıştır. Bunun sonucunda Toroslar ve K.Anadolu Dağ Kuşakları oluşmuştur. Volkanizma ve faylanma etkili olmuş, Volkan dağları oluşmuştur. Bu zamandan kalan bitki kalıntıları ise bu günkü Linyit Yataklarının oluşmasını sağlamıştır. Ayrıca Petrol, Tuz ve Bor Mineralleri de bu zamanda meydana gelmişlerdir.
4.ZAMAN: (2 Milyon yıl öncesinden günümüze) Buzul Dönemi ve Buzul sonrası diye iki dönem yaşanmıştır. Ülkemiz son şeklini almıştır. (Delta ovaları ve Akarsu sistemi oluşmuş) Ege denizi nin olduğu Egeit karası çökerek Ege Denizi, bunu takiben İst. ve Ç.Kale Boğazları oluşmuştur. Bugün bu çökme Marmara, Karadeniz ve Akdeniz Havzalarında hala devam etmektedir.
Türkiyenin Yerşekillerinin Genel Özellikleri
1) Ülkemiz yükseltisi fazla olan bir ülkedir.Ortalama 1132 m. İle Avrupanın en yüksek ülkesidir. (Asya;1000m. Avrupa;300m.)
Bu durumun nedeni;
Alp-Himalaya Orojenezi sunucu oluşan genç bir arazi olması,
Epirojenik hareketlerle toptan yükselmiş olmasıdır.(Ancak yüksek olmasının yanı sıra iç kısımlarında birçok çöküntü ovası bulunmaktadır.Erzurum, Muş ovaları v.s.)
2) Ülkenin dağlarının Doğu-Batı uzantılı olması, (Alp-Himalaya kuşağının arasında kaldığı için)
3) Kuzey ve Güneyde uzanan sıradağlar Doğuda birleşirler buda Doğunun yükseltisini arttırmıştır,
4) Kuzey ve Güneyde kıyıya paralel uzanan dağlar bu kıyıların girintisi çıkıntısı az sade bir özellik göstermesini sağlamıştır.
5) Türkiyede batıdan doğuya gidildikçe yükseLir
Sonuç; Türkiye yükseltisi fazla ama yerşekilleri yönüyle çok çeşitlilik gösteren bir ülkedir. Bu da çok çeşitli iklim tiplerinin görülmesine, tarımsal ve doğal bitki örtüsü çeşitliliğinin artmasına neden olmuştur.
TÜRKİYENİN DAĞLAR
Türkiyede dağlar çok geniş bir alan kaplar. Dağ; çevresine göre 500m. Ve daha yüksek kabarıklıklardır. Bazıları tek bulunurken bazıları da sıradağlar şeklindedir.Oluşumlarına göre dağlar ikiye ayrılır.1-Orojenik Hareketlerle Oluşan Dağlar:
Orojenez dağ oluşumu demektir. Yan basınçla sıkışan yerkabuğu plakaları kıvrılarak yada kırılarak engebe kazanır ve sıradağlar oluşur. Ülkemizde orojenez iki şekilde görülür. A) Kıvrılma ile (IMG:style_emoticons/default/cool.gif) Kırılma ile
a) Kıvrım Dağları: Orojenez sonucu esnek tabakalar kıvrılarak yükselir ve sıradağlar oluşturur. Ülkemizdeki dağlar Alp-Himalaya orojenezi sonucu oluşmuştur. Kuzey Anadolu ve Toros Dağları bu şekilde oluşmuştur.
B Kıvrılma sonucu yüksekte kalan kubbemsi kısımlara Antiklinal, alçakta kalan çanaksı yapıya ise Senklinal denir. Bu oluşumda da bazen kırılmalar dolayısıyla senklinaller boyunca fay hatları oluşabilir. Ülkemizi K.Anadolu (IMG:style_emoticons/default/cool.gif) Kırık Dağları: Orojenez sonucu sert tabakalar kıvrılmaz kırılır. Böylece yükselen kısımlar (Horst) sıradağları oluştururken, Alçalan kısımlar Çöküntü ovalarını (Graben) oluştururlar. Horst ve Grabenler arasında ise kırıklar (Fay Hatları) bulunur. Bu yüzden buralar hem deprem alanlarıdır hem de kaplıca kaynaklarının sık görüldüğü yerlerdir. Ege bölgesinde kıyıya dik uzanan dağlar bu şekilde oluşmuşlardır.
2- Volkanizma ile Oluşan Dağlar:
Yerin derinliklerindeki mağmanın yerkabuğunun zayıf ve çatlak kısımlarından yer üstüne çıkmasıyla oluşan genelde tek dağlardan ibaret olan dağlardır.
Not: Volkanik sahalar mineralce zengindir. O yüzden tarım arazileri de çok verimlidir. Ayrıca maden bakımından da zengin alanlardır.
Türkiyedeki volkanik dağlar;
Marmara Bölgesi : Uludağ
G.Doğu Anadolu Bölgesi : Karacadağ
Karadeniz Bölgesi : Köroğlu Dağları
Akdeniz Bölgesi : Hassa Bölgesi (Hatay)Ege Bölgesi : Kula Tepeleri (En genç)
Doğu Anadolu Bölgesi : Ağrı ,Tendürek, Nemrut, Süphan Dağları
İç Anadolu Bölgesi : Erciyes, Melendiz, Hasandağ, Karadağ, Karacadağ.
TÜRKİYEDEKİ DAĞLARIN DAĞILIŞI
Kuzey Anadolu Dağları: Alp-Himalaya sisteminin kuzey kanadını oluşturur. Kocaeli Yarımadasından Gürcistana kadar uzanır. Bu uzanış boyunca dağlar Batı Karadenizde yükselir Orta Karadenizde 1000m. lere alçalır D.Karadenizde ise tekrar yükselerek 3000 m. nin üstüne çıkar.
K.Anadolu Dağları kıyıya paralel uzanırlar. Bu yüzden bol yağış alan kıyı kesimde fındık, çay gibi mono kültür ürünler yetiştirilir. Ayrıca ormanlarında sık olmasını sağlar.
Güney Anadolu Dağları: Alp sisteminin güney koludur. Toros Dağları da denir. Girit ve Rodos Adalarından başlar İrana kadar uzanır. Bu dağlar özellikle Taşeli Yarımadası karstik arazilerden oluşmuştur. Bir sürü karstik şekle rastlanır.
B Kıvrılma sonucu yüksekte kalan kubbemsi kısımlara Antiklinal, alçakta kalan çanaksı yapıya ise Senklinal denir. Bu oluşumda da bazen kırılmalar dolayısıyla senklinaller boyunca fay hatları oluşabilir. Ülkemizi K.Anadolu (IMG:style_emoticons/default/cool.gif) Kırık Dağları: Orojenez sonucu sert tabakalar kıvrılmaz kırılır. Böylece yükselen kısımlar (Horst) sıradağları oluştururken, Alçalan kısımlar Çöküntü ovalarını (Graben) oluştururlar. Horst ve Grabenler arasında ise kırıklar (Fay Hatları) bulunur. Bu yüzden buralar hem deprem alanlarıdır hem de kaplıca kaynaklarının sık görüldüğü yerlerdir. Ege bölgesinde kıyıya dik uzanan dağlar bu şekilde oluşmuşlardır.
2- Volkanizma ile Oluşan Dağlar:
Yerin derinliklerindeki mağmanın yerkabuğunun zayıf ve çatlak kısımlarından yer üstüne çıkmasıyla oluşan genelde tek dağlardan ibaret olan dağlardır.
Not: Volkanik sahalar mineralce zengindir. O yüzden tarım arazileri de çok verimlidir. Ayrıca maden bakımından da zengin alanlardır.
Türkiyedeki volkanik dağlar;
Marmara Bölgesi : Uludağ
G.Doğu Anadolu Bölgesi : Karacadağ
Karadeniz Bölgesi : Köroğlu Dağları
Akdeniz Bölgesi : Hassa Bölgesi (Hatay)Ege Bölgesi : Kula Tepeleri (En genç)
Doğu Anadolu Bölgesi : Ağrı ,Tendürek, Nemrut, Süphan Dağları
İç Anadolu Bölgesi : Erciyes, Melendiz, Hasandağ, Karadağ, Karacadağ.
TÜRKİYEDEKİ DAĞLARIN DAĞILIŞI
Kuzey Anadolu Dağları: Alp-Himalaya sisteminin kuzey kanadını oluşturur. Kocaeli Yarımadasından Gürcistana kadar uzanır. Bu uzanış boyunca dağlar Batı Karadenizde yükselir Orta Karadenizde 1000m. lere alçalır D.Karadenizde ise tekrar yükselerek 3000 m. nin üstüne çıkar.
K.Anadolu Dağları kıyıya paralel uzanırlar. Bu yüzden bol yağış alan kıyı kesimde fındık, çay gibi mono kültür ürünler yetiştirilir. Ayrıca ormanlarında sık olmasını sağlar.
Güney Anadolu Dağları: Alp sisteminin güney koludur. Toros Dağları da denir. Girit ve Rodos Adalarından başlar İrana kadar uzanır. Bu dağlar özellikle Taşeli Yarımadası karstik arazilerden oluşmuştur. Bir sürü karstik şekle rastlanır.
Batı Anadolu Dağları: Kırıklı yapıda olduklarından horstlar şeklinde oluşmuşlardır. Aralarında ise Grabenler yani çöküntü ovaları uzanır. Denize dik uzandıkları için;
İç kısımlara ulaşımı zorlaştırmazlar.
Kıyıların çok girintili çıkıntılı olmasını sağlamıştır.
İklimin iç kısımlara kadar girebilmesini sağlamış. Bu da tarımı olumlu etkilemiştir.
Dağların Ekonomiye Etkileri
Olumlu Etkileri
Kıyı kesimleri iç bölgelerden ayırarak kıyıların yağışlı iç kısımları karasal olmasını sağlamış Bu durum mevsim çeşitliliğine neden olmuştur. Bu durumda tarımsal ürün çeşitliliğine imkan sağlar.
K.A.D.da gür ormanlar oluşmuştur.
Dağlar akarsuların su deposudur.
Yaban hayatının yaşama alanlarıdır.
Yer altı kaynaklarının temel depo alanlarıdır.
Avcılık,Dağ Sporları ve Kış Turizmine imkan sağlarlar.
Yaylacılık faaliyetleri ile hayvancılığı destekler.
Olumsuz Etkileri
Ulaşımı zorlaştırır. Yol yapım maliyetlerini arttırır.
Heyelanların fazla olduğu yerlerde can ve mal kayıplarına neden olurlar.
Tarım ve Yerleşme alanlarının sınırlanmasına neden olur
TÜRKİYE NİN PLATOLARI
Plato: Fiziki coğrafya terimidir. Yer şeklini ifade eder. Çevresine göre alçakta kalmış, akarsularca parçalanmış dalgalı ve eğimli geniş düzlüklerdir.
Yayla: Beşeri ve Ekonomik coğrafya terimidir. Belli bir şekli olmayan geçici bir yerleşim ve ekonomik etkinlik alanıdır. G.D.Anadoluda Hayvancılığa yönelik yapılırken Karadeniz ve Akdeniz yaylacılığı genellikle Sayfiye (Dinlenme) amaçlıdır.
Ülkemizde platolar çok geniş alanlar kaplar çünkü 4.zamanda epirojenez ile yükselen ülkemiz daha sonra akarsularca aşındırılarak platoların yayılış alanı haline gelmiştir. Platoların yükseltisi de Batıdan Doğuya doğru artar.
Ülkemizdeki Plato Çeşitleri
Aşındırma Platoları: Daha önceden aşınımını tamamlamış ve düzleşmiş platoların tekrar yükselmesi ve akarsularca parçalanması ile oluşmuşlardır. KOCAELİ PLATOSU
Tabaka Düzlüğü Platoları: Kalın ve sert arazilerin çevresinin aşınmasıyla yüksekte kalması sonucu oluşan geniş dalgalı düzlüklerdir. İç Anadoluda CİHANBEYLİ, OBRUK v.s.
Lav Platoları: Volkanizma sonucu yeryüzüne yayılan yüksek lav yığınlarının akarsularca parçalanmasıyla oluşurlar. D.Anadoluda ERZURUM-KARS, NEVŞEHİR-ÜRGÜP ÇEVRESİ PLATOLARI gibi.
Karstik Platolar: Kalkerli (Kireçtaşı) araziler üzerinde oluşurlar. Akdeniz çevresinde görülür. TAŞELİ PLATOSU gibi.
TÜRKİYEDEKİ PLATOLARIN DAĞILIŞI
İç Anadolu: Cihanbeyli, Obruk, Haymana, Uzunyayla ve Bozok Platoları.
Marmara Bölgesi : Çatalca-Kocaeli Platoları
G.Doğu Anadolu Bölgesi: Şanlıurfa, Gaziantep, Mardin Eşiği
Akdeniz Bölgesi : Taşeli Platosu
Ege Bölgesi : Yazılıkaya ve İç Batı Anadolu Platoları
Doğu Anadolu Bölgesi : Erzurum-Kars, Ardahan Platoları
Platoların Ekonomiye Etkileri
Yüksek platolar yaz aylarında hayvancılığa dayalı yaylacılık alanları olarak kullanılırlar.
Alçak platolar ise tarım alanlarıdır. Ancak kuru tarım yapılabilir. Az su isteyen Buğday, Şekerpancarı, Arpa v.s. ekimi yapılır.
Yüksek platolarda yerleşme seyrektir. Ülkemizin en tenha yerlerinden biri de Taşeli Platosudur.
TÜRKİYE NİN OVALARI
Çevresine göre alçakta kalmış çoğu akarsuların biriktirmesiyle alüvyon dolgu alanı haline gelmiş geniş düzlüklerdir. Çevrelerine göre alçakta olmalarına karşın denizden yükseklikleri farklıdır. (Yüksekova 2000m., Adapazarı Ovası 17m. gibi)
Oluşumlarına Göre Ovalar
Tektonik Ovalar: Çöküntü ovaları da denir. Yerkabuğu hareketleri sonucu yükseltiler arasında çukurda kalan yada çöken sahaların zamanla alüvyonlarla dolmasıyla oluşmuşlardır. ERZURUM, ERZİNCAN,B. VE K. MENDERS OVALARI
Delta Ovaları: Akarsuların taşıdığı malzemeyi denize döküldükleri sığ kıyılarda biriktirmesiyle oluşan kabaca üçgen şekilli ovalardır. BAFRA, ÇARŞAMBA OVALARI
Gölyeri Ovaları: 3. Zamanda çok geniş alan kaplayan göllerin sularının çekilmesiyle ortaya çıkan geniş düzlüklerdir. TUZ G**Ü, AKŞEHİR G**Ü, EBER G**Ü
Karstik Ovalar: Karstik arazilerde dolin ve uvalaların birleşip genişlemesiyle oluşmuş ovalardır. Akdeniz Bölgesinde örnekleri görülür. MUĞLA, ELMALI, KESTEL OVALARI
Dağ Eteği Ovaları: Dağların eteğinde dağdan inen akarsuların biriktirdiği alüvyonlarla oluşmuş az eğimli düzlüklerdir. BURSA OVASI, NUR DAĞL. ETEKLERİ (İSKENDERUN)
Bulundukları yere göre Ovalar
A) İç Ovalar: D.Anadoludaki gibi dağların arasındaki tektonik çukurlarda oluşmuş ovalardır. Erzurum, Muş, Erzincan v.s. İç Anadoludaki gibi platolar arasına gömülmüş ovalardır. Konya , Aksaray ovaları gibi.
Tektonik kökenli oldukları için fay hatları üzerindedirler ve deprem alanlarıdır. Dolayısıyla fay kaynakları ve kaplıcalar sıkça görülür. Bazı iç ovalar plato-ova arası bir geçiş şekline benzerler böyle şekillere HAVZA denir. Ergene havzası, Diyarbakır, Malatya Havzası gibi. Akdenizdeki bazı iç ovalarda karstik ova şeklindedir.
Bölgelere Göre Önemli İç Ovalar;
İç Anadolu: Konya, Kayseri, Ankara Ovaları
Marmara Bölgesi : Ergene, Bursa, Adapazarı, Balıkesir Ovaları
G.Doğu Anadolu Bölgesi: Diyarbakır, Antep Ovaları
Akdeniz Bölgesi : Burdur, Amik, Isparta, Elmalı, Kestel (Karstik)
Ege Bölgesi : Bergama, Torbalı, Ödemiş, Salihli, Manisa, Afyon Ovaları
Doğu Anadolu Bölgesi : Erzurum, Malatya, Muş, Iğdır Ovaları
(IMG:style_emoticons/default/cool.gif) Kıyı Ovaları: Akarsuların kıyılarda oluşturduğu delta ovaları ve diğer kıyı şeridi düzlüklerdir.
Başlıca Delta Ovaları; ÇARŞAMBA (Yeşilırmak), BAFRA (Kızılırmak), SAKARYA (Sakarya), SİLİFKE (Göksu Irmağı) ÇUKUROVA (Seyhan, Ceyhan), DİKİLİ (Bakırçay), B. Ve K. MENDERES OVALARI
Kıyı Şeridi Ovaları; Dalaman, Köyceğiz, Manavgat, Finike ....
Ovaların Ekonomiye Etkileri
Tarımsal etkinlik sahalarıdır.
Hayvancılığa Katkısı vardır.
Ulaşıma elverişlidir.
Yerleşmeye uygun alanlardır.
Su kaynakları bakımından zengindirler. (Artezyen, kuyu, göl v.s.)
Ovaların Sorunları
Sanayi kuruluşlarıyla dolmaktadırlar.
Tuğla, Kiremit v.s. yapımı için toprak ihtiyacı ovalardan karşılanmakta buda toprak kaybına yol açmaktadır.
Taban suyu yüksek yerler bataklığa dönüşmektedir.
Türkiye'de Dalga ve Akıntıların Oluşturduğu Şekiller
Dalga ve Akıntılar aşındırma ve biriktirme yoluyla şekillendirmeler yaparlar. Akıntılar ülkemiz kıyılarında pek etkili olmayıp daha ziyade dalgalar şekillendirme yaparlar.
Falez (Yalıyar): Dalgaların kıyıya inen dik yamaçları dövmesiyle oluşan dik yamaçlı yada altı oyulmuş kıyılardır.
Ülkemizde en çok Karadeniz kıyılarında Ordu-Sinop kıyılarında, Akdenizde Teke ve Taşeli Y.Adl.da, Ege
bölgesindeki dik yamaçlı kıyılarda yer yer falezlere rastlanır.
Kumsal (Plaj): Dalgaların kıyıdan kopardığı malzemeler zamanla aşındırılarak ufalanır ve genişliği 50m. Civarlarında olan kum yığınlarını şeritler halinde kıyıya biriktirir. Bu oluşum falezli
dik kıyılar dışındaki alçak yamaçlı sığ kıyılarda oluşur. Orta ve Batı karadenizde, Antalya-Mersin kıyı hattında ve Ege kıyılarında grabenlerin uzandığı kıyı bölümlerinde birçok plajlar oluşmuştur.
Bu oluşum alanları deniz turizmi açısından önemli alanlardır.
Kıyı Oku (Kordonu): Dalga ve akıntıların ufaladığı malzemeyi sığ olan koyların ağızlarında biriktirmesiyle denize doğru ilerleyen çıkıntılardır.
Lagün (Deniz Kulağı): Koy ağzında gelişen kıyı oklarının koyun ağzını kapatıp denizden ayırması ve koyu bir göl haline getirmesiyle oluşur.
B. ve K. Çekmece, Durusu, **üdeniz bu şekilde oluşmuş göllerdir.
Tombolo: Kıyı yakınlarındaki bir adanın kıyı okunun gelişmesiyle anakaraya bağlanması sonucu oluşurlar. Böylece ada bir yarımadaya dönüşür.
Karadenizde Sinop ve Marmara Denizindeki Kapıdağ Yarımadaları birer Tombolodur.
TÜRKİYENİN AKARSULARI
Genel Özellikler;
Akarsularımızın boyları kısadır. (Türkiyenin bir yarımada olması ve dağların uzanış biçiminden dolayı)
Akış hızları (debileri) fazladır. (Dağların fazla olmasından dolayı)
Rejimleri (Mevsimlere göre akımı) düzensizdir. (Karadeniz bölgesi akarsuları hariç)
Ulaşım için elverişli değildirler. (h-Hızlı aktıkları ve düzensiz rejimli oldukları için)
Enerji üretimi için elverişlidirler.
Başlıca Akarsularımız;
Karadenize Dökülenler : Sakarya, Kızılırmak, Yeşilırmak, Çoruh
Marmaraya Dökülenler : Susurluk
Egeye Dökülenler : Meriç, Bakırçay, Gediz, Küçük ve Büyük Menderes
Akdenize Dökülenler : Aksu, Göksu, Seyhan, Ceyhan, Asi
Dışarıya Dökülenler: Fırat, Dicle  Basra Körfezi, Kura, Aras  Hazar Denizi, Çoruh (Gürcistan)  Karadeniz
Dışarıdan Gelenler: Asi(Suriye)  Akdeniz , Meriç (Bulgaristan)  Ege
Akarsu Havzalarımız;
Akarsularımızın çoğunun havzası açıktır. Sularını denize ulaştıramayan Kapalı Havzalarımızda vardır. Bunlar;
Konya Ovası, Tuz Gölü, Van Gölü, Akşehir-Eber gölleri ve Göller Yöresidir.
Akarsularımızın Rejimleri
Akarsu rejimi, akarsuyun yıl içinde gösterdiği akım grafiği ve akarsuyun beslenme şeklini ifade eder. Her mevsim birbirine yakın akım gösteren akarsuların rejimi DÜZENLİ REJİM, Kurak dönemlerdi olan ve suları azalan yada kuruyan akarsuların rejimine DÜZENSİZ REJİMLİ akarsular denir.
Akarsular Yağmur, Kaynak, Kar ve Buzul sularıyla bazıları da Göl sularıyla beslenirler. Akarsu, bunlardan biriyle besleniyorsa SADE REJİMLİ, birkaçı ile besleniyorsa KARMA REJİMLİ akarsu denir.
a) Yağmur Sularıyla Beslenenler: Genellikler yazın kururlar. Yağmurun fazla olduğu aylarda canlanırlar.
Ege, Akdeniz ve İç Anadolu akarsuları.
(IMG:style_emoticons/default/cool.gif) Kar ve Buzul Sularıyla Beslenenler: Yüksek Dağlardan beslenirler. Karların eridiği yaz aylarında canlanırlar.
D.Karadeniz (bir Kısmı), D.Anadolu akarsuları
c) Kaynak Suları ile Beslenenler: Genelde küçük akarsulardır. Akdeniz bölgesindeki Karstik sahalarda görülür.
Manavgat Çayı
d) Gölden Çıkan Akarsular: Bazı göllerin yaışlı dönemlerde taşan fazla sularını boşaltırlar. (Gideğen-Gölayağı denir)
Beyşehir Gölü  Çarşamba Suyu  Konya Ovası, Eğirdir Gölü  Kovada Çayı  Kovada Gölü
e) Karma Rejimli Akarsular: Uzun boylu akarsulardır, çok çeşitli beslenme kaynakları vardır.
Fırat, Dicle, Kızılırmak gibi.
TÜRKİYEDE İKLİM ELEMANLARI
1-SICAKLIK: En önemli iklim elemanıdır. Ekonomik faaliyetlere, yerleşme tiplerine v.s. gibi birçok alana etki eder. Türkiyede yıllık ortalama sıcaklık dağılışına baktığımızda ;
- En sıcak Yerler: YAZ G.D.ANADOLU (Nedeni;nem farklılığı)
KIŞ AKDENİZdir.
- En Soğuk Yerler: YAZ-KIŞ K.D.ANADOLUdur. (Erzurum,Kars,Ağrı)
- En fazla Sıcaklık Farkı: K.D.ANADOLU (30C)
- En Az ise: D.KARADENİZdir. (15c)
Ortalama Sıcaklık Dağılışı:
- Kıyılar iç kesimlere göre daha sıcaktır. Kıyılarda sıcaklığın dağılışı enleme göre (güneyden kuzeye doğru azalır) paralellik gösterir.
- İç kesimlerde ise sıcaklık yükseltiye göre (batıdan doğuya doru azalır) paralellik gösterir.
Kış Sıcaklık Dağılışı: Kışın iç ve doğu kesimler kuzeyden gelen hava kütlelerinin etkisiyle çok soğur. Akdeniz bölgesi ise enlem faktörü sayesinde daha sıcaktır. Kuzey kıyılara gidildikçe bu sıcaklık azalır ama D.Karadenizde föhn rüzgarlarının etkisi ve Gürcistandaki Kafkas dağlarının Sibiryadan gelen soğuk havayı engellemesiyle kış sıcaklığı Marmaradan daha yüksektir.
Yaz Sıcaklık Dağılışı: Yazın Güneydoğu Anadolu enlemin etkisinin yanı sıra Afrikadan gelen çöl rüzgarlarıyla kavrulur. Yüksekliğin etkisiyle Kuzeydoğu Anadolu yazın en serin yerdir. Kıyı kesimlerde de yazın nemlilik sayesinde aşırı sıcaklar olmaz.
Türkiyede Don Olayları ve Önemi: Don olayları da kıyıdan iç kesimlere ve batıdan doğuya gidildikçe artar. Bu olayı tarım yerleşme ve ulaşım gibi etkinlikleri çok etkiler. Özellikle mevsim normali dışındaki donlar ve dona alışkın olmayan Akdeniz bölgesi tarım ürünleri büyük zarar görür. Yollarda kazalara ve trenlerin raydan çıkmasına neden olur. Kışın görülen donlar bahar aylarındaki kadar zararlı olmaz. Çünkü karla kaplı tarım alanları dondan korunmuş olur.
2-BASINÇ VE RÜZGARLAR
Sıcaklıktan sonra iklimi etkileyen en önemli elemandır. Çünkü basınç rüzgarları oluşturur rüzgarlarda yağışın oluşmasına ve dağılmasına katkıda bulunur. Ayrıca estikleri yerlerin özelliklerini değişik bölgelere taşırlar. (Sıcak, Soğuk Nemli v.s.)
Sıcaklıktan etkilenen basıncın ülkemizde mevsimlere göre dağılış durumu şekildeki gibi olur.Kara ve Denizlerin farklı ısınması sonucu ülkemizde iç kesimlerle kıyı kesimler arasında oluşan rüzgarlar çevredeki daha büyük basınç merkezlerinin etkisi artınca kendi etkileri kaybolur. Bu büyük basınç merkezleri ise SibiryaYB, Basra AB, İzlanda AB. Ve Asor YB.dır.
Bu basınç merkezleri dışında daha küçük sıcaklık farklarından oluşan daha küçük basınç alanları ve rüzgarlarda ülkemizin heryerinde görülür. Bu rüzgarlar çok zayıf eserler ve herhangi bir yağışa neden olamazlar. Bunlara Meltem Rüzgarları denir.
Meltemler günlük sıcaklık farklarından doğan basınç farkları sonucu oluşurlar.
NEM VE YAĞIŞLAR
Atmosferdeki su buharına nem denir. Higrometre ile ölçülür. Gram (gr) olarak ifade edilir.
Havadaki nem en çok buharlaşma ile ve kısmen de bitkilerdeki terleme ile kazanılır.
Atmosferdeki nem 3 şekilde ifade edilir;
1-Mutlak Nem: 1m³ havadaki nem miktarıdır. Sıcaklığın ve buharlaşmanın fazla olduğu ekvator kuşağında çok, kutuplarda ve dağ zirvelerinde azdır.
2-Maksimum Nem: 1m³ havanın belli bir sıcaklıkta taşıyabileceği en fazla nem miktarına denir. Sıcaklık arttıkça max. Nem de artar.
3-Bağıl (Nisbi) Nem: Mutlak nemin max. Neme oranıdır. Kısacası havanın neminin % olarak ifadesidir.
Yoğunlaşma
Su buharının soğumaya uğrayıp tekrar sıvı yada katı hale gelmesine yoğunlaşma denir. Bunu için havadaki nem doyma noktasına ulaşmalı yani bağıl nem %100 olmalıdır.Böylece doyma noktasını aşan nem yoğunlaşır ve yağış oluşur.
Not: Yoğunlaşma için ilk şart SOĞUMA dır. Bunun için bir hava kütlesi;
Soğuk bir hava kütlesiyle karşılaşırsa,
Soğuk bir bölgeden geçerse
Yükselmeye uğrarsa, sıcaklık azalır doyma noktasına ulaşır ve YAĞIŞ OLUŞUR.
Yoğunlaşma Ürünleri
Bulut: Havadaki soğuma sonucu küçük su taneciklerinin bir araya gelmesiyle oluşan kümelerdir.
Sis : Yeryüzüne yakın yerde oluşan bulutlardır. Nemli havanın soğuk zeminle teması sonucu oluşur. Cephe alanlarında da yağışın yanında siste oluşur.
Yağış ve Türleri
Yağış: Atmosferdeki nemin yoğunlaşma ile sıvı yada katı hale gelip yeryüzüne düşmesidir. Plüviyometre ile ölçülür. Yağışın yıl içindeki dağılımına YAĞIŞ REJİMİ denir.
Yağış oluşma biçimleri
Yağışlar oluşumlarına göre 3e ayrılır.
1-Yamaç Yağışları (Orografik) : Nemli hava kütlelerinin karşılaştığı dağ yamaçları boyunca yükselip soğumaya uğramasıyla oluşurlar.Dünyada G.D. Asyada ,O.Kuşak karalarının Batı kıyılarında, Ülkemize Karadeniz, Yıldız ve GB. Torosların denize bakan yamaçlarında bolca görülür.
2- Konveksiyonel Yağışlar (Yükselim): Güneşli ve Rüzgarsız kara alanlarında ısınan havanın yükselip soğumasıyla oluşan yağışlardır. Dünyada en çok Ekvatoral Bölgede ülkemizde ise İç Anadoluda rastlanır (Kırkikindi Yağışları).
3- Cephesel Yağışlar (Frontal): Sıcak ve soğuk hava kütlelerinin karşılaşma alanlarında oluşan yağışlardır. Dünyada en çok 60 enlemlerinde görülür. Ülkemizde ise kış yağışları hep cephesel kökenlidir.
Türkiyede Yağış Çeşitleri ve Önemi
YAĞMUR: İkiye ayrılır. Küçük taneli ve yavaş yağana ÇİSELİ, iri taneli ve hızlı yağana SAĞANAK yağış denir. Çiseli yağmur daha zararsızdır. Ancak sağanak yağışlarla toprak fazla yağışı hemen ememez ve sellere, dolayısıyla erozyona neden olur. Tarımsal alanların, hidroelektrik santrallerinin su ihtiyacı, kurak bölgelerin içme ve sulama suyu, meraların yeşerebilmesi (hayvancılık açısından) yağmurların etkisiyle olur. Buda insan hayatı için çok önemlidir.
KAR: Kar aşırı yağmadıkça tarımsal ürünlere zarar vermez hatta onları dondan korur. Yavaş yavaş eriyerek erozyona sebep olmaz, toprağın su ihtiyacını karşılar yeraltı sularını besler. Ancak aşırı olanı ulaşımı etkiler. Karın yerde kalma süresi B dan D ya doğru artar.
DOLU: Zararlı etkileri fazla olan bir yağış çeşididir. Yere düşünce çabuk erir ve sellere yol açar, tarım ürünlerine ve hatta eşyalara zarar verir.
Bol Yağışlı Yerler (+1000 mm) Kurak Yerler (-500 mm)
-D.Karadeniz
-B.Karadeniz
-G.D.ve Orta Toroslar
-D. Ve İç Anadoludaki yüksek yerler -Iğdır ovası
-Konya Ovası
-Tuz Gölü Çevresi
-G.D.Anadolunun güneyi
-D.Anadoludaki çukur ovalar.
SİS: Kara, Kıyı Yamaç(orografik) ve cephe sisleri gibi çeşitleri vardır. Görüş mesafesi 1 kmden az olduğunda meteorolojik anlamda o gün sisli gün sayılır. En fazla sisli gün sayısı İç Anadoludadır. Akdeniz kıyı kesiminde ise sis neredeyse hiç görülmez. Ulaşımı olumsuz etkiler.
Türkiyede Yağışın Dağılışı
Türkiyede genel olarak kıyı kesimler ve yüksek dağ yamaçları bol yağışlı denize kapalı iç kesimler ve çukur yerler az yağışlıdır.Buna göre;
TÜRKİYEDEKİ BİTKİ TOPLULUKLARI
Relikt (Kalıntı) Bitki: 4.Zamandaki buzul devrinde yaşayabilen iklimlerin ısınmasıyla günümüzde dağların yüksek kesimlerindeki soğuk alanlarda yaşamını sürdüren eski devre ait bitkilerdir.
Endemik Bitki: Ancak sıcak iklimlerde yetişen ama ülkemizde Torosların güneye bakan sıcak yamaçlarında yetişme ortamı bulabilen bitkiler.
Geniş Yapraklılar: Kayın,Kestane,Meşe, Dişbudak,Ihlamur, Kavak
İğne Yapraklılar: Ladin, Köknar, Sarıçam, Karaçam, Kızılçam
A ORMANLAR
1.Karadeniz Ormanları: Türkiye ormanlarının %25idir. Nem ve Yağış fazla olduğundan çeşitlilik fazla ve bitki örtüsü gürdür. Bu ormanlar;
Doğudan Batıya
Alçaktan Yükseğe
Kuzeyden Güneye doğru yükselti ve yağışın değişmesine paralel olarak farklılaşır.
2.Batı Anadolu Ormanları: Çanakkale Boğazı ile Ege Kıyılarını kapsar. Kuzeyde Karadeniz ormanlarındaki benzerlik güneye doğru Akdeniz ormanlarına dönüşür.
2. Akdeniz Ormanları: Karedeniz ormanlarından farkı kuraklığa dayanıklı olmalarıdır. Kıyıda 1000 m.lere kadar çıkan Maki kuşağının sona erdiği yerde başlayan orman kuşağı Toros Dağları boyunca uzanır. Sadece kuraklığa dayanabilen iğne yapraklı orman kuşağı yer alır. Bu ormanlar Karadeniz ormanları kadar gür değildir.
4. Doğu ve İç Anadolu Ormanları: İç kesimlerde sık olmamakla birlikte dağların yağış alan yüksek yerlerinde bulunurlar. Daha alçak yerlerde ise insanların tahribi sonucu yok edilmiş orman artıkları olan tek tük ağaçlar vardır. (Antropojen Bozkır)
B MAKİ
Akdeniz iklimi etkisindeki kıyı bölgelerimizde insanların tahrip ettiği orman kuşağının yerinde oluşan bitki topluluğudur. Makiler çalı yada ağaççık olarak tanımlanır. Yüzlerce çeşidi vardır. (Tesbih, Sandal, Zakkum, ****ce Zeytin, Kocayemiş, Keçiboynuzu v.s. bazılarıdır. )
Makiler tüm kıyılarımızda görülür. Ancak Güney kıyılarımızdan Kuzeye doğru yükselti basamakları ve çeşitleri değişir. (enlemin etkisi) Akdenizde 800-1000m lere Egede 500-600m lere Marmarada ise 300mye kadar yetişebilirler. Karadenizde ise Yalancı Maki dediğimiz Garigler yer alır.
C BOZKIR
İklim şartlarının ağaç yetişmesine uygun olmadığı yarı kurak yerlerdeki otsu, dikensi küçük çalı topluluklarıdır. İlkbahar aylarında
yemyeşil olan bu ot toplulukları, yaz kuraklığı ile sapsarı kurak ve çorak çalı topluluğuna dönüşür.
İç bölgelerimizdeki alçak (çukur) alanlarda yayılan bozkırlar yağışın arttığı dağ yamaçlarında yerlerini iğne yapraklı ormanlara bırakır. İç Anadoluda bir çok yerde bu ormana geçiş kuşağı birden olmaz çünkü insanların tahribi sonucu eskiden orman olan alanlar tek tük ağaçlardan ibaret olan Antropojen Bozkırlara dönüşmüştür.
Doğu Anadoluda yüksek platolardaki bozkırlar kurak bir yaz yaşamadıkları için yazın yemyeşil kalırlar. Bu yüzden buralarda büyükbaş mera hayvancılığı yaygındır.
D DAĞ ÇAYIRLARI (Alpin Çayırları)
Ormanların yetişemeyeceği kadar soğuk ve az nemli yükseltilerde görülen yazın yeşeren kışın kar altında kalan soğuğa dayanıklı ot topluluklarıdır.
Çevresine göre alçakta kalmış çoğu akarsuların biriktirmesiyle alüvyon dolgu alanı haline gelmiş geniş düzlüklerdir. Çevrelerine göre alçakta olmalarına karşın denizden yükseklikleri farklıdır. (Yüksekova 2000m., Adapazarı Ovası 17m. gibi)
Oluşumlarına Göre Ovalar
Tektonik Ovalar: Çöküntü ovaları da denir. Yerkabuğu hareketleri sonucu yükseltiler arasında çukurda kalan yada çöken sahaların zamanla alüvyonlarla dolmasıyla oluşmuşlardır. ERZURUM, ERZİNCAN,B. VE K. MENDERS OVALARI
Delta Ovaları: Akarsuların taşıdığı malzemeyi denize döküldükleri sığ kıyılarda biriktirmesiyle oluşan kabaca üçgen şekilli ovalardır. BAFRA, ÇARŞAMBA OVALARI
Gölyeri Ovaları: 3. Zamanda çok geniş alan kaplayan göllerin sularının çekilmesiyle ortaya çıkan geniş düzlüklerdir. TUZ G**Ü, AKŞEHİR G**Ü, EBER G**Ü
Karstik Ovalar: Karstik arazilerde dolin ve uvalaların birleşip genişlemesiyle oluşmuş ovalardır. Akdeniz Bölgesinde örnekleri görülür. MUĞLA, ELMALI, KESTEL OVALARI
Dağ Eteği Ovaları: Dağların eteğinde dağdan inen akarsuların biriktirdiği alüvyonlarla oluşmuş az eğimli düzlüklerdir. BURSA OVASI, NUR DAĞL. ETEKLERİ (İSKENDERUN)
Bulundukları yere göre Ovalar
A) İç Ovalar: D.Anadoludaki gibi dağların arasındaki tektonik çukurlarda oluşmuş ovalardır. Erzurum, Muş, Erzincan v.s. İç Anadoludaki gibi platolar arasına gömülmüş ovalardır. Konya , Aksaray ovaları gibi.
Tektonik kökenli oldukları için fay hatları üzerindedirler ve deprem alanlarıdır. Dolayısıyla fay kaynakları ve kaplıcalar sıkça görülür. Bazı iç ovalar plato-ova arası bir geçiş şekline benzerler böyle şekillere HAVZA denir. Ergene havzası, Diyarbakır, Malatya Havzası gibi. Akdenizdeki bazı iç ovalarda karstik ova şeklindedir.
Bölgelere Göre Önemli İç Ovalar;
İç Anadolu: Konya, Kayseri, Ankara Ovaları
Marmara Bölgesi : Ergene, Bursa, Adapazarı, Balıkesir Ovaları
G.Doğu Anadolu Bölgesi: Diyarbakır, Antep Ovaları
Akdeniz Bölgesi : Burdur, Amik, Isparta, Elmalı, Kestel (Karstik)
Ege Bölgesi : Bergama, Torbalı, Ödemiş, Salihli, Manisa, Afyon Ovaları
Doğu Anadolu Bölgesi : Erzurum, Malatya, Muş, Iğdır Ovaları
(IMG:style_emoticons/default/cool.gif) Kıyı Ovaları: Akarsuların kıyılarda oluşturduğu delta ovaları ve diğer kıyı şeridi düzlüklerdir.
Başlıca Delta Ovaları; ÇARŞAMBA (Yeşilırmak), BAFRA (Kızılırmak), SAKARYA (Sakarya), SİLİFKE (Göksu Irmağı) ÇUKUROVA (Seyhan, Ceyhan), DİKİLİ (Bakırçay), B. Ve K. MENDERES OVALARI
Kıyı Şeridi Ovaları; Dalaman, Köyceğiz, Manavgat, Finike ....
Ovaların Ekonomiye Etkileri
Tarımsal etkinlik sahalarıdır.
Hayvancılığa Katkısı vardır.
Ulaşıma elverişlidir.
Yerleşmeye uygun alanlardır.
Su kaynakları bakımından zengindirler. (Artezyen, kuyu, göl v.s.)
Ovaların Sorunları
Sanayi kuruluşlarıyla dolmaktadırlar.
Tuğla, Kiremit v.s. yapımı için toprak ihtiyacı ovalardan karşılanmakta buda toprak kaybına yol açmaktadır.
Taban suyu yüksek yerler bataklığa dönüşmektedir.
Türkiye'de Dalga ve Akıntıların Oluşturduğu Şekiller
Dalga ve Akıntılar aşındırma ve biriktirme yoluyla şekillendirmeler yaparlar. Akıntılar ülkemiz kıyılarında pek etkili olmayıp daha ziyade dalgalar şekillendirme yaparlar.
Falez (Yalıyar): Dalgaların kıyıya inen dik yamaçları dövmesiyle oluşan dik yamaçlı yada altı oyulmuş kıyılardır.
Ülkemizde en çok Karadeniz kıyılarında Ordu-Sinop kıyılarında, Akdenizde Teke ve Taşeli Y.Adl.da, Ege
bölgesindeki dik yamaçlı kıyılarda yer yer falezlere rastlanır.
Kumsal (Plaj): Dalgaların kıyıdan kopardığı malzemeler zamanla aşındırılarak ufalanır ve genişliği 50m. Civarlarında olan kum yığınlarını şeritler halinde kıyıya biriktirir. Bu oluşum falezli
dik kıyılar dışındaki alçak yamaçlı sığ kıyılarda oluşur. Orta ve Batı karadenizde, Antalya-Mersin kıyı hattında ve Ege kıyılarında grabenlerin uzandığı kıyı bölümlerinde birçok plajlar oluşmuştur.
Bu oluşum alanları deniz turizmi açısından önemli alanlardır.
Kıyı Oku (Kordonu): Dalga ve akıntıların ufaladığı malzemeyi sığ olan koyların ağızlarında biriktirmesiyle denize doğru ilerleyen çıkıntılardır.
Lagün (Deniz Kulağı): Koy ağzında gelişen kıyı oklarının koyun ağzını kapatıp denizden ayırması ve koyu bir göl haline getirmesiyle oluşur.
B. ve K. Çekmece, Durusu, **üdeniz bu şekilde oluşmuş göllerdir.
Tombolo: Kıyı yakınlarındaki bir adanın kıyı okunun gelişmesiyle anakaraya bağlanması sonucu oluşurlar. Böylece ada bir yarımadaya dönüşür.
Karadenizde Sinop ve Marmara Denizindeki Kapıdağ Yarımadaları birer Tombolodur.
TÜRKİYENİN AKARSULARI
Genel Özellikler;
Akarsularımızın boyları kısadır. (Türkiyenin bir yarımada olması ve dağların uzanış biçiminden dolayı)
Akış hızları (debileri) fazladır. (Dağların fazla olmasından dolayı)
Rejimleri (Mevsimlere göre akımı) düzensizdir. (Karadeniz bölgesi akarsuları hariç)
Ulaşım için elverişli değildirler. (h-Hızlı aktıkları ve düzensiz rejimli oldukları için)
Enerji üretimi için elverişlidirler.
Başlıca Akarsularımız;
Karadenize Dökülenler : Sakarya, Kızılırmak, Yeşilırmak, Çoruh
Marmaraya Dökülenler : Susurluk
Egeye Dökülenler : Meriç, Bakırçay, Gediz, Küçük ve Büyük Menderes
Akdenize Dökülenler : Aksu, Göksu, Seyhan, Ceyhan, Asi
Dışarıya Dökülenler: Fırat, Dicle  Basra Körfezi, Kura, Aras  Hazar Denizi, Çoruh (Gürcistan)  Karadeniz
Dışarıdan Gelenler: Asi(Suriye)  Akdeniz , Meriç (Bulgaristan)  Ege
Akarsu Havzalarımız;
Akarsularımızın çoğunun havzası açıktır. Sularını denize ulaştıramayan Kapalı Havzalarımızda vardır. Bunlar;
Konya Ovası, Tuz Gölü, Van Gölü, Akşehir-Eber gölleri ve Göller Yöresidir.
Akarsularımızın Rejimleri
Akarsu rejimi, akarsuyun yıl içinde gösterdiği akım grafiği ve akarsuyun beslenme şeklini ifade eder. Her mevsim birbirine yakın akım gösteren akarsuların rejimi DÜZENLİ REJİM, Kurak dönemlerdi olan ve suları azalan yada kuruyan akarsuların rejimine DÜZENSİZ REJİMLİ akarsular denir.
Akarsular Yağmur, Kaynak, Kar ve Buzul sularıyla bazıları da Göl sularıyla beslenirler. Akarsu, bunlardan biriyle besleniyorsa SADE REJİMLİ, birkaçı ile besleniyorsa KARMA REJİMLİ akarsu denir.
a) Yağmur Sularıyla Beslenenler: Genellikler yazın kururlar. Yağmurun fazla olduğu aylarda canlanırlar.
Ege, Akdeniz ve İç Anadolu akarsuları.
(IMG:style_emoticons/default/cool.gif) Kar ve Buzul Sularıyla Beslenenler: Yüksek Dağlardan beslenirler. Karların eridiği yaz aylarında canlanırlar.
D.Karadeniz (bir Kısmı), D.Anadolu akarsuları
c) Kaynak Suları ile Beslenenler: Genelde küçük akarsulardır. Akdeniz bölgesindeki Karstik sahalarda görülür.
Manavgat Çayı
d) Gölden Çıkan Akarsular: Bazı göllerin yaışlı dönemlerde taşan fazla sularını boşaltırlar. (Gideğen-Gölayağı denir)
Beyşehir Gölü  Çarşamba Suyu  Konya Ovası, Eğirdir Gölü  Kovada Çayı  Kovada Gölü
e) Karma Rejimli Akarsular: Uzun boylu akarsulardır, çok çeşitli beslenme kaynakları vardır.
Fırat, Dicle, Kızılırmak gibi.
TÜRKİYEDE İKLİM ELEMANLARI
1-SICAKLIK: En önemli iklim elemanıdır. Ekonomik faaliyetlere, yerleşme tiplerine v.s. gibi birçok alana etki eder. Türkiyede yıllık ortalama sıcaklık dağılışına baktığımızda ;
- En sıcak Yerler: YAZ G.D.ANADOLU (Nedeni;nem farklılığı)
KIŞ AKDENİZdir.
- En Soğuk Yerler: YAZ-KIŞ K.D.ANADOLUdur. (Erzurum,Kars,Ağrı)
- En fazla Sıcaklık Farkı: K.D.ANADOLU (30C)
- En Az ise: D.KARADENİZdir. (15c)
Ortalama Sıcaklık Dağılışı:
- Kıyılar iç kesimlere göre daha sıcaktır. Kıyılarda sıcaklığın dağılışı enleme göre (güneyden kuzeye doğru azalır) paralellik gösterir.
- İç kesimlerde ise sıcaklık yükseltiye göre (batıdan doğuya doru azalır) paralellik gösterir.
Kış Sıcaklık Dağılışı: Kışın iç ve doğu kesimler kuzeyden gelen hava kütlelerinin etkisiyle çok soğur. Akdeniz bölgesi ise enlem faktörü sayesinde daha sıcaktır. Kuzey kıyılara gidildikçe bu sıcaklık azalır ama D.Karadenizde föhn rüzgarlarının etkisi ve Gürcistandaki Kafkas dağlarının Sibiryadan gelen soğuk havayı engellemesiyle kış sıcaklığı Marmaradan daha yüksektir.
Yaz Sıcaklık Dağılışı: Yazın Güneydoğu Anadolu enlemin etkisinin yanı sıra Afrikadan gelen çöl rüzgarlarıyla kavrulur. Yüksekliğin etkisiyle Kuzeydoğu Anadolu yazın en serin yerdir. Kıyı kesimlerde de yazın nemlilik sayesinde aşırı sıcaklar olmaz.
Türkiyede Don Olayları ve Önemi: Don olayları da kıyıdan iç kesimlere ve batıdan doğuya gidildikçe artar. Bu olayı tarım yerleşme ve ulaşım gibi etkinlikleri çok etkiler. Özellikle mevsim normali dışındaki donlar ve dona alışkın olmayan Akdeniz bölgesi tarım ürünleri büyük zarar görür. Yollarda kazalara ve trenlerin raydan çıkmasına neden olur. Kışın görülen donlar bahar aylarındaki kadar zararlı olmaz. Çünkü karla kaplı tarım alanları dondan korunmuş olur.
2-BASINÇ VE RÜZGARLAR
Sıcaklıktan sonra iklimi etkileyen en önemli elemandır. Çünkü basınç rüzgarları oluşturur rüzgarlarda yağışın oluşmasına ve dağılmasına katkıda bulunur. Ayrıca estikleri yerlerin özelliklerini değişik bölgelere taşırlar. (Sıcak, Soğuk Nemli v.s.)
Sıcaklıktan etkilenen basıncın ülkemizde mevsimlere göre dağılış durumu şekildeki gibi olur.Kara ve Denizlerin farklı ısınması sonucu ülkemizde iç kesimlerle kıyı kesimler arasında oluşan rüzgarlar çevredeki daha büyük basınç merkezlerinin etkisi artınca kendi etkileri kaybolur. Bu büyük basınç merkezleri ise SibiryaYB, Basra AB, İzlanda AB. Ve Asor YB.dır.
Bu basınç merkezleri dışında daha küçük sıcaklık farklarından oluşan daha küçük basınç alanları ve rüzgarlarda ülkemizin heryerinde görülür. Bu rüzgarlar çok zayıf eserler ve herhangi bir yağışa neden olamazlar. Bunlara Meltem Rüzgarları denir.
Meltemler günlük sıcaklık farklarından doğan basınç farkları sonucu oluşurlar.
NEM VE YAĞIŞLAR
Atmosferdeki su buharına nem denir. Higrometre ile ölçülür. Gram (gr) olarak ifade edilir.
Havadaki nem en çok buharlaşma ile ve kısmen de bitkilerdeki terleme ile kazanılır.
Atmosferdeki nem 3 şekilde ifade edilir;
1-Mutlak Nem: 1m³ havadaki nem miktarıdır. Sıcaklığın ve buharlaşmanın fazla olduğu ekvator kuşağında çok, kutuplarda ve dağ zirvelerinde azdır.
2-Maksimum Nem: 1m³ havanın belli bir sıcaklıkta taşıyabileceği en fazla nem miktarına denir. Sıcaklık arttıkça max. Nem de artar.
3-Bağıl (Nisbi) Nem: Mutlak nemin max. Neme oranıdır. Kısacası havanın neminin % olarak ifadesidir.
Yoğunlaşma
Su buharının soğumaya uğrayıp tekrar sıvı yada katı hale gelmesine yoğunlaşma denir. Bunu için havadaki nem doyma noktasına ulaşmalı yani bağıl nem %100 olmalıdır.Böylece doyma noktasını aşan nem yoğunlaşır ve yağış oluşur.
Not: Yoğunlaşma için ilk şart SOĞUMA dır. Bunun için bir hava kütlesi;
Soğuk bir hava kütlesiyle karşılaşırsa,
Soğuk bir bölgeden geçerse
Yükselmeye uğrarsa, sıcaklık azalır doyma noktasına ulaşır ve YAĞIŞ OLUŞUR.
Yoğunlaşma Ürünleri
Bulut: Havadaki soğuma sonucu küçük su taneciklerinin bir araya gelmesiyle oluşan kümelerdir.
Sis : Yeryüzüne yakın yerde oluşan bulutlardır. Nemli havanın soğuk zeminle teması sonucu oluşur. Cephe alanlarında da yağışın yanında siste oluşur.
Yağış ve Türleri
Yağış: Atmosferdeki nemin yoğunlaşma ile sıvı yada katı hale gelip yeryüzüne düşmesidir. Plüviyometre ile ölçülür. Yağışın yıl içindeki dağılımına YAĞIŞ REJİMİ denir.
Yağış oluşma biçimleri
Yağışlar oluşumlarına göre 3e ayrılır.
1-Yamaç Yağışları (Orografik) : Nemli hava kütlelerinin karşılaştığı dağ yamaçları boyunca yükselip soğumaya uğramasıyla oluşurlar.Dünyada G.D. Asyada ,O.Kuşak karalarının Batı kıyılarında, Ülkemize Karadeniz, Yıldız ve GB. Torosların denize bakan yamaçlarında bolca görülür.
2- Konveksiyonel Yağışlar (Yükselim): Güneşli ve Rüzgarsız kara alanlarında ısınan havanın yükselip soğumasıyla oluşan yağışlardır. Dünyada en çok Ekvatoral Bölgede ülkemizde ise İç Anadoluda rastlanır (Kırkikindi Yağışları).
3- Cephesel Yağışlar (Frontal): Sıcak ve soğuk hava kütlelerinin karşılaşma alanlarında oluşan yağışlardır. Dünyada en çok 60 enlemlerinde görülür. Ülkemizde ise kış yağışları hep cephesel kökenlidir.
Türkiyede Yağış Çeşitleri ve Önemi
YAĞMUR: İkiye ayrılır. Küçük taneli ve yavaş yağana ÇİSELİ, iri taneli ve hızlı yağana SAĞANAK yağış denir. Çiseli yağmur daha zararsızdır. Ancak sağanak yağışlarla toprak fazla yağışı hemen ememez ve sellere, dolayısıyla erozyona neden olur. Tarımsal alanların, hidroelektrik santrallerinin su ihtiyacı, kurak bölgelerin içme ve sulama suyu, meraların yeşerebilmesi (hayvancılık açısından) yağmurların etkisiyle olur. Buda insan hayatı için çok önemlidir.
KAR: Kar aşırı yağmadıkça tarımsal ürünlere zarar vermez hatta onları dondan korur. Yavaş yavaş eriyerek erozyona sebep olmaz, toprağın su ihtiyacını karşılar yeraltı sularını besler. Ancak aşırı olanı ulaşımı etkiler. Karın yerde kalma süresi B dan D ya doğru artar.
DOLU: Zararlı etkileri fazla olan bir yağış çeşididir. Yere düşünce çabuk erir ve sellere yol açar, tarım ürünlerine ve hatta eşyalara zarar verir.
Bol Yağışlı Yerler (+1000 mm) Kurak Yerler (-500 mm)
-D.Karadeniz
-B.Karadeniz
-G.D.ve Orta Toroslar
-D. Ve İç Anadoludaki yüksek yerler -Iğdır ovası
-Konya Ovası
-Tuz Gölü Çevresi
-G.D.Anadolunun güneyi
-D.Anadoludaki çukur ovalar.
SİS: Kara, Kıyı Yamaç(orografik) ve cephe sisleri gibi çeşitleri vardır. Görüş mesafesi 1 kmden az olduğunda meteorolojik anlamda o gün sisli gün sayılır. En fazla sisli gün sayısı İç Anadoludadır. Akdeniz kıyı kesiminde ise sis neredeyse hiç görülmez. Ulaşımı olumsuz etkiler.
Türkiyede Yağışın Dağılışı
Türkiyede genel olarak kıyı kesimler ve yüksek dağ yamaçları bol yağışlı denize kapalı iç kesimler ve çukur yerler az yağışlıdır.Buna göre;
TÜRKİYEDEKİ BİTKİ TOPLULUKLARI
Relikt (Kalıntı) Bitki: 4.Zamandaki buzul devrinde yaşayabilen iklimlerin ısınmasıyla günümüzde dağların yüksek kesimlerindeki soğuk alanlarda yaşamını sürdüren eski devre ait bitkilerdir.
Endemik Bitki: Ancak sıcak iklimlerde yetişen ama ülkemizde Torosların güneye bakan sıcak yamaçlarında yetişme ortamı bulabilen bitkiler.
Geniş Yapraklılar: Kayın,Kestane,Meşe, Dişbudak,Ihlamur, Kavak
İğne Yapraklılar: Ladin, Köknar, Sarıçam, Karaçam, Kızılçam
A ORMANLAR
1.Karadeniz Ormanları: Türkiye ormanlarının %25idir. Nem ve Yağış fazla olduğundan çeşitlilik fazla ve bitki örtüsü gürdür. Bu ormanlar;
Doğudan Batıya
Alçaktan Yükseğe
Kuzeyden Güneye doğru yükselti ve yağışın değişmesine paralel olarak farklılaşır.
2.Batı Anadolu Ormanları: Çanakkale Boğazı ile Ege Kıyılarını kapsar. Kuzeyde Karadeniz ormanlarındaki benzerlik güneye doğru Akdeniz ormanlarına dönüşür.
2. Akdeniz Ormanları: Karedeniz ormanlarından farkı kuraklığa dayanıklı olmalarıdır. Kıyıda 1000 m.lere kadar çıkan Maki kuşağının sona erdiği yerde başlayan orman kuşağı Toros Dağları boyunca uzanır. Sadece kuraklığa dayanabilen iğne yapraklı orman kuşağı yer alır. Bu ormanlar Karadeniz ormanları kadar gür değildir.
4. Doğu ve İç Anadolu Ormanları: İç kesimlerde sık olmamakla birlikte dağların yağış alan yüksek yerlerinde bulunurlar. Daha alçak yerlerde ise insanların tahribi sonucu yok edilmiş orman artıkları olan tek tük ağaçlar vardır. (Antropojen Bozkır)
B MAKİ
Akdeniz iklimi etkisindeki kıyı bölgelerimizde insanların tahrip ettiği orman kuşağının yerinde oluşan bitki topluluğudur. Makiler çalı yada ağaççık olarak tanımlanır. Yüzlerce çeşidi vardır. (Tesbih, Sandal, Zakkum, ****ce Zeytin, Kocayemiş, Keçiboynuzu v.s. bazılarıdır. )
Makiler tüm kıyılarımızda görülür. Ancak Güney kıyılarımızdan Kuzeye doğru yükselti basamakları ve çeşitleri değişir. (enlemin etkisi) Akdenizde 800-1000m lere Egede 500-600m lere Marmarada ise 300mye kadar yetişebilirler. Karadenizde ise Yalancı Maki dediğimiz Garigler yer alır.
C BOZKIR
İklim şartlarının ağaç yetişmesine uygun olmadığı yarı kurak yerlerdeki otsu, dikensi küçük çalı topluluklarıdır. İlkbahar aylarında
yemyeşil olan bu ot toplulukları, yaz kuraklığı ile sapsarı kurak ve çorak çalı topluluğuna dönüşür.
İç bölgelerimizdeki alçak (çukur) alanlarda yayılan bozkırlar yağışın arttığı dağ yamaçlarında yerlerini iğne yapraklı ormanlara bırakır. İç Anadoluda bir çok yerde bu ormana geçiş kuşağı birden olmaz çünkü insanların tahribi sonucu eskiden orman olan alanlar tek tük ağaçlardan ibaret olan Antropojen Bozkırlara dönüşmüştür.
Doğu Anadoluda yüksek platolardaki bozkırlar kurak bir yaz yaşamadıkları için yazın yemyeşil kalırlar. Bu yüzden buralarda büyükbaş mera hayvancılığı yaygındır.
D DAĞ ÇAYIRLARI (Alpin Çayırları)
Ormanların yetişemeyeceği kadar soğuk ve az nemli yükseltilerde görülen yazın yeşeren kışın kar altında kalan soğuğa dayanıklı ot topluluklarıdır.
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)
Benzer konular
- Cevaplar
- 2
- Görüntüleme
- 37
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 31
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 49
- Cevaplar
- 2
- Görüntüleme
- 206
rEPİN vERİLDİ