Ayyıldız2 | 2008 TR Yapısı • 1-99 Orta Emek Destan • Oto Avsız • 10 Temmuz 21:00 HEMEN TIKLA!
kesinlikle kendi emeğim okuyup incelemesini yaptım kesinlikle ALINTI DEİL
(edebiyatım iidir
)
A-DIŞ YAPI İNCELENMESİ
ESERİN ADI: AĞRI DAĞI EFSANESİ
YAZARI: YAŞAR KEMAL
BASIMYERİ VE TARİHİ: YAPI KREDİ YAYINLARI
2006 9.BASKI
İSTANBUL
B-İÇYAPI İNCELENMESİ
1-Konu yönünden
Kır bir at Ahmetâin evinin kapısına gelir ve bir süre orda bekler. Bunun üzerine Ahmet atı kendi kısmeti olarak görür ve atı sahiplenir. Bir süre sonra atın Beyazıt Paşası Mahmut Hanâa ait olduğu anlaşılır. Mahmut Han atını ister. Fakat Ahmet atı vermek istemez. Çünkü Ağrı geleneklerinde bu böyledir ve o atın haktan yadigar olduğu düşünülür. Atı geri alamayınca Ahmetâin evine adamlarını gönderir ve bir süre sonra Ahmetâi zindana attırır. Burada paşaânın kızı Gülbahar ile Ahmet arasında büyük bir aşk başlar. Başta Mahmut Han olmak üzere tüm engelleri aşarlar.
Roman insanların geleneklerine bağlılığını, hiçbir gücün aşk karşısında duramayacağını ve aşkın her engeli aşabileceği anlatılıyor.
Sofi kır bir atın Ahmetâin evinin önünde durduğunu gördü. Bunun üzerine Ahmetâe haber verdi. Atı gören Ahmet bunun kısmeti olduğunu anlar. Bu Ağrı geleneklerine göre de böyledir. Fakat atın gerçek sahibi Mahmut Han bunu kabul etmez. Ahmetâin üzerine adamlarını gönderir. Ahmet atı adamlara da vermez. Herkes Mahmut Hana Ahmetâin haklı olduğunu söyler. Fakat O bunu anlamak istemez. Bunun üzerine tüm adamlarını alıp Ağrı yöresine gider. Fakat orda Sofi hariç kimseyi bulamaz. Sofiâyi zindana atar. Paşaânın kızı Gülbahar Sofiâden ve onun kavalından çok etkilenir ve sürekli onu dinlemeye gider. Bu sırada Mahmut Han Ahmetâi bulması için Musa Beyâi görevlendirir. Ahmetâi bulan Musa Bey Ahmetâi razı eder ve Paşaânın yanına dönerler. Paşa Ahmetâin geldiğine sevinmiştir. Bu sevinç Ahmetâin atı vermeyi kabul etmemesiyle kaybolur. Sinirlenen Mahmut Han hem Ahmetâi hem de Musa Beyâi zindana attırır. Zindanda tanışan Ahmet ile Gülbahar aşık olurlar. Gülbahar zindancı başı Memoânun yardımıyla sık sık zindana gelir. Atını geri alamayan Paşa Ahmetâi öldürmeye karar verir. Bu duruma çok üzülen Gülbahar kardeşinden yardım ister. Fakat istediğini alamaz. Çaresiz kalan Gülbahar Demirci Hüsoâdan yardım ister. Hüso Kervan Şeyhiânin de yardımıyla atı getirir ve sarayın kapısına bağlar. Gülbahar bu duruma çok sevinir ve Ahmetâin yanına koşar. Fakat Paşa Ahmetâi öldürmekten vazgeçmez. Bu durumu öğrenen Gülbahar bir şeyler yapmaya uğraşır. Kimseden yardım gelmeyince Ahmetâi kaçırmayı düşünür. Bunun için Memoâya gider. Memo ile konuşur. Gülbahar Ahmetâin kurtulması için her şeyini vermeye hazırdır. Memo Gülbaharâdan sadece saçının bir telini ister. Gülbahar seve seve kabul eder.Memo kapıları açar ve Ahmet ve arkadaşlarını dışarı çıkarır. Bunu öğrenen Paşa Memoâyu öldürür. Tüm bu olaylardan korkan Yusuf babasına gidip her şeyi anlatır. Bunun üzerine Mahmut Han kızı Gülbaharâı zindana atar. Halk bu olaya çok sinirlenir ve büyük bir kalabalık halinde saraya yürür ve Gülbaharâı alır. Gülbahar ve Ahmet demircinin evinde buluşup Hoşap Kalesine giderler. Mahmut Han onları burada da rahat bırakmaz. Fakat gelen kalabalıktan korkar ve biraz yumuşar. Ahmet ve Gülbahar saraya gelir. Mahmut Han Ahmetâten Ağrı Dağına çıkmasını ister. Eğer çıkıp dağın tepesine ateş yakarsa kızı vereceğini bildirir. Ahmet kabul eder ve yola çıkar. Bu sırada sarayın çevresini saran kalabalık gittikçe artmaktadır. Bundan korkan Paşa Ahmetâi affettiğini bildirir. Bunun üzerine birçok kişi Ahmetâi bulmak için yola çıktı. Fakat onlara gerek kalmadan Ağrıânın tepesinden bir ışık yükselmeye başladı. Herkes sevinç içindeydi. Geri dönen Ahmet Gülbaharâı alır ve tekrar dağa doğru yola çıkar. Küp Gölü yakınlarında bir mağarada dururlar. Fakat Ahmet durgunlaşmıştır. Bunu fark eden Gülbahar Ahmetâe durumu sorar. Ahmet Memoâdan bahseder. Gülbaharâa Memoâya ne verdiğini sorar. Hiçbir şey vermediğini söyleyen Gülbahar durumu anlamıştır. Ertesi gün Ahmet kalkar ve yürümeye başlar. Gülbahar seslenir; ama işe yaramaz. Gülbahar Ahmetâi Küp gölünde yitirmiştir.
2-Yazılış tekniği yönünden
Yazar eserde insanların geleneklerine bağlılığını ve aşkın gücünü yöresel bir hikayeyle anlatıyor. Eserde karşılıklı konuşmalardan yararlanılmış. Efsanevi ve akıcı bir dil kullanılmış. Arada resimlerden yararlanılmış
Eserin çeşidi romantik romandır. aşk duygusu ön plandadır.
3-Kahramanları yönünden
Eserin belli başlı kahramanları Ahmet, Gülbahar,Sofi ve Mahmut Hanâdır.
AHMET: Sarışın,mavi gözlü, sarı sakallı cesur bir insan. İnandıkları değerler için her şeyini verebilir. Geleneklerine bağlılığıyla eserde ön plana çıkıyor. Kimi zaman duygularını kaval çalarak ifade ediyor.
GÜLBAHAR: Orta boylu, açık tenli güzel bir kız. Babasını çok sevmesine karşın ondan çok korkuyor. Çok zeki ve çok duygusal. Az konuşuyor. Sarayda yaşıyor ve çok zengin. Babası Mahmut Han gibi zalim değil. İyi yürekli cesur bir kız.
SOFİ: Uzun, ak sakallı, akıllı ve yaşlı bir adam. Ahmetâin ustası. Ahmet2in sürekli akıl danıştığı iyi bir dost. Ahmet ile arasında çok yaş farkı olmasına rağmen çok iyi anlaşıyorlar.
MAHMUT HAN: Beyazıt paşası. Zalim inatçı ve korkak. Başa çıkılmaz, hep kendi dediğini yapan kibirli bir insan.
Bunların dışında Ahmetâe sürekli yardım eden onun yanında bulunan Ağrı halkı var. Bunlardan bazıları (Demirci Hüso, Kervan şeyhiâ¦9
Saraydaki insanlar :Memo (zindancı başı, Gülbahar ile Ahmetâe çok yardım ediyor.), Yusuf (Gülbaharâın kardeşi, babasından çok korkuyor.)
4- Yer ve zaman yönünden
Olayların büyük bölümü Ağrı dağı çevresinde, Küp Gölü kenarında ve sarayda geçiyor. Göle kuyu deniyor. Gölün dört tarafı kırmızı,keskin kayalarla çevrili. Yer yer çimenler var. Çiçeklerin renkleri alabildiğine parlak. Çobanlar sürülerini bu bölgeye getirip otlatıyor ve bir yandan Ağrı dağı türküsünü çalıyorlar.
Zaman kavramından bahsedilmeyen eserde kimi zaman âbahar, sonbaharâ gibi ifadeler kullanılıyor. Onun dışında belli bir zaman yok.
5- Dil ve anlatım yönünden
Dil anlaşılır bir nitelikte, kolayca anlaşılıyor, sade bir dil var. Dil akıcı, efsanevi bir şekilde anlatılmış. Anlatım 2. kişi ağzından yapılıyor. Kimi zaman 3. kişi ağzından da yapılan anlatımlar var. Anlatımda akıcılık sağlanmıştır. Eser ilerledikçe merak uyandırıyor.
6- Yazarın kişiliği yönünden
Asıl adı Kemal Sadık Gögceli olan Yasar Kemal kimi eserlerinde halk efsanelerine yer veriyor(Ağrı Dağı Efsanesi, Binboğalar Efsanesi )⦠Yapıtlarında Torosları, Çukurova'yı, Çukurova insanının acı yasamını, ezilişini, sömürülüşünü, kan davasını, ağalik ile toprak sorununu çarpıcı bir biçimde ortaya koyan yazarın eşsiz betimlemeleri yapıtlarının en önemli özelliğidir. Bu eserinde ise zengin fakir aşkını ve geleneklere bağlılığı anlatıyor.
(edebiyatım iidir
)A-DIŞ YAPI İNCELENMESİ
ESERİN ADI: AĞRI DAĞI EFSANESİ
YAZARI: YAŞAR KEMAL
BASIMYERİ VE TARİHİ: YAPI KREDİ YAYINLARI
2006 9.BASKI
İSTANBUL
B-İÇYAPI İNCELENMESİ
1-Konu yönünden
Kır bir at Ahmetâin evinin kapısına gelir ve bir süre orda bekler. Bunun üzerine Ahmet atı kendi kısmeti olarak görür ve atı sahiplenir. Bir süre sonra atın Beyazıt Paşası Mahmut Hanâa ait olduğu anlaşılır. Mahmut Han atını ister. Fakat Ahmet atı vermek istemez. Çünkü Ağrı geleneklerinde bu böyledir ve o atın haktan yadigar olduğu düşünülür. Atı geri alamayınca Ahmetâin evine adamlarını gönderir ve bir süre sonra Ahmetâi zindana attırır. Burada paşaânın kızı Gülbahar ile Ahmet arasında büyük bir aşk başlar. Başta Mahmut Han olmak üzere tüm engelleri aşarlar.
Roman insanların geleneklerine bağlılığını, hiçbir gücün aşk karşısında duramayacağını ve aşkın her engeli aşabileceği anlatılıyor.
Sofi kır bir atın Ahmetâin evinin önünde durduğunu gördü. Bunun üzerine Ahmetâe haber verdi. Atı gören Ahmet bunun kısmeti olduğunu anlar. Bu Ağrı geleneklerine göre de böyledir. Fakat atın gerçek sahibi Mahmut Han bunu kabul etmez. Ahmetâin üzerine adamlarını gönderir. Ahmet atı adamlara da vermez. Herkes Mahmut Hana Ahmetâin haklı olduğunu söyler. Fakat O bunu anlamak istemez. Bunun üzerine tüm adamlarını alıp Ağrı yöresine gider. Fakat orda Sofi hariç kimseyi bulamaz. Sofiâyi zindana atar. Paşaânın kızı Gülbahar Sofiâden ve onun kavalından çok etkilenir ve sürekli onu dinlemeye gider. Bu sırada Mahmut Han Ahmetâi bulması için Musa Beyâi görevlendirir. Ahmetâi bulan Musa Bey Ahmetâi razı eder ve Paşaânın yanına dönerler. Paşa Ahmetâin geldiğine sevinmiştir. Bu sevinç Ahmetâin atı vermeyi kabul etmemesiyle kaybolur. Sinirlenen Mahmut Han hem Ahmetâi hem de Musa Beyâi zindana attırır. Zindanda tanışan Ahmet ile Gülbahar aşık olurlar. Gülbahar zindancı başı Memoânun yardımıyla sık sık zindana gelir. Atını geri alamayan Paşa Ahmetâi öldürmeye karar verir. Bu duruma çok üzülen Gülbahar kardeşinden yardım ister. Fakat istediğini alamaz. Çaresiz kalan Gülbahar Demirci Hüsoâdan yardım ister. Hüso Kervan Şeyhiânin de yardımıyla atı getirir ve sarayın kapısına bağlar. Gülbahar bu duruma çok sevinir ve Ahmetâin yanına koşar. Fakat Paşa Ahmetâi öldürmekten vazgeçmez. Bu durumu öğrenen Gülbahar bir şeyler yapmaya uğraşır. Kimseden yardım gelmeyince Ahmetâi kaçırmayı düşünür. Bunun için Memoâya gider. Memo ile konuşur. Gülbahar Ahmetâin kurtulması için her şeyini vermeye hazırdır. Memo Gülbaharâdan sadece saçının bir telini ister. Gülbahar seve seve kabul eder.Memo kapıları açar ve Ahmet ve arkadaşlarını dışarı çıkarır. Bunu öğrenen Paşa Memoâyu öldürür. Tüm bu olaylardan korkan Yusuf babasına gidip her şeyi anlatır. Bunun üzerine Mahmut Han kızı Gülbaharâı zindana atar. Halk bu olaya çok sinirlenir ve büyük bir kalabalık halinde saraya yürür ve Gülbaharâı alır. Gülbahar ve Ahmet demircinin evinde buluşup Hoşap Kalesine giderler. Mahmut Han onları burada da rahat bırakmaz. Fakat gelen kalabalıktan korkar ve biraz yumuşar. Ahmet ve Gülbahar saraya gelir. Mahmut Han Ahmetâten Ağrı Dağına çıkmasını ister. Eğer çıkıp dağın tepesine ateş yakarsa kızı vereceğini bildirir. Ahmet kabul eder ve yola çıkar. Bu sırada sarayın çevresini saran kalabalık gittikçe artmaktadır. Bundan korkan Paşa Ahmetâi affettiğini bildirir. Bunun üzerine birçok kişi Ahmetâi bulmak için yola çıktı. Fakat onlara gerek kalmadan Ağrıânın tepesinden bir ışık yükselmeye başladı. Herkes sevinç içindeydi. Geri dönen Ahmet Gülbaharâı alır ve tekrar dağa doğru yola çıkar. Küp Gölü yakınlarında bir mağarada dururlar. Fakat Ahmet durgunlaşmıştır. Bunu fark eden Gülbahar Ahmetâe durumu sorar. Ahmet Memoâdan bahseder. Gülbaharâa Memoâya ne verdiğini sorar. Hiçbir şey vermediğini söyleyen Gülbahar durumu anlamıştır. Ertesi gün Ahmet kalkar ve yürümeye başlar. Gülbahar seslenir; ama işe yaramaz. Gülbahar Ahmetâi Küp gölünde yitirmiştir.
2-Yazılış tekniği yönünden
Yazar eserde insanların geleneklerine bağlılığını ve aşkın gücünü yöresel bir hikayeyle anlatıyor. Eserde karşılıklı konuşmalardan yararlanılmış. Efsanevi ve akıcı bir dil kullanılmış. Arada resimlerden yararlanılmış
Eserin çeşidi romantik romandır. aşk duygusu ön plandadır.
3-Kahramanları yönünden
Eserin belli başlı kahramanları Ahmet, Gülbahar,Sofi ve Mahmut Hanâdır.
AHMET: Sarışın,mavi gözlü, sarı sakallı cesur bir insan. İnandıkları değerler için her şeyini verebilir. Geleneklerine bağlılığıyla eserde ön plana çıkıyor. Kimi zaman duygularını kaval çalarak ifade ediyor.
GÜLBAHAR: Orta boylu, açık tenli güzel bir kız. Babasını çok sevmesine karşın ondan çok korkuyor. Çok zeki ve çok duygusal. Az konuşuyor. Sarayda yaşıyor ve çok zengin. Babası Mahmut Han gibi zalim değil. İyi yürekli cesur bir kız.
SOFİ: Uzun, ak sakallı, akıllı ve yaşlı bir adam. Ahmetâin ustası. Ahmet2in sürekli akıl danıştığı iyi bir dost. Ahmet ile arasında çok yaş farkı olmasına rağmen çok iyi anlaşıyorlar.
MAHMUT HAN: Beyazıt paşası. Zalim inatçı ve korkak. Başa çıkılmaz, hep kendi dediğini yapan kibirli bir insan.
Bunların dışında Ahmetâe sürekli yardım eden onun yanında bulunan Ağrı halkı var. Bunlardan bazıları (Demirci Hüso, Kervan şeyhiâ¦9
Saraydaki insanlar :Memo (zindancı başı, Gülbahar ile Ahmetâe çok yardım ediyor.), Yusuf (Gülbaharâın kardeşi, babasından çok korkuyor.)
4- Yer ve zaman yönünden
Olayların büyük bölümü Ağrı dağı çevresinde, Küp Gölü kenarında ve sarayda geçiyor. Göle kuyu deniyor. Gölün dört tarafı kırmızı,keskin kayalarla çevrili. Yer yer çimenler var. Çiçeklerin renkleri alabildiğine parlak. Çobanlar sürülerini bu bölgeye getirip otlatıyor ve bir yandan Ağrı dağı türküsünü çalıyorlar.
Zaman kavramından bahsedilmeyen eserde kimi zaman âbahar, sonbaharâ gibi ifadeler kullanılıyor. Onun dışında belli bir zaman yok.
5- Dil ve anlatım yönünden
Dil anlaşılır bir nitelikte, kolayca anlaşılıyor, sade bir dil var. Dil akıcı, efsanevi bir şekilde anlatılmış. Anlatım 2. kişi ağzından yapılıyor. Kimi zaman 3. kişi ağzından da yapılan anlatımlar var. Anlatımda akıcılık sağlanmıştır. Eser ilerledikçe merak uyandırıyor.
6- Yazarın kişiliği yönünden
Asıl adı Kemal Sadık Gögceli olan Yasar Kemal kimi eserlerinde halk efsanelerine yer veriyor(Ağrı Dağı Efsanesi, Binboğalar Efsanesi )⦠Yapıtlarında Torosları, Çukurova'yı, Çukurova insanının acı yasamını, ezilişini, sömürülüşünü, kan davasını, ağalik ile toprak sorununu çarpıcı bir biçimde ortaya koyan yazarın eşsiz betimlemeleri yapıtlarının en önemli özelliğidir. Bu eserinde ise zengin fakir aşkını ve geleneklere bağlılığı anlatıyor.