Ayyıldız2 | 2008 TR Yapısı • 1-99 Orta Emek Destan • Oto Avsız • 10 Temmuz 21:00 HEMEN TIKLA!
Keyif verici madde kıvamındaki bağımsız oyunlar günden güne artıyor. Geliştiriciler bu pazardaki talep ve kalite artışını gördüklerinden mütevellit, yapımlarını farklı platformlarda da sergilemeye başladılar. PlayStation 3e iki ay erken gelen Rochard, geçtiğimiz günlerde Steam aracılığıyla PC sahipleriyle de buluştu nihayet. Oldukça sessiz ve az reklamlı bir biçimde oyun severlerin beğenisine sunulan oyun, gözden kaçırılmaması gereken bir yapımdı ve buna istinaden konuğumuz oldu.
Uçtum gittim gittim gittim bin ışık yılı!
Oyunda alabildiğine eğlenceli bir anlatıma sahip, adeta üst yapım havasında işlenen bir senaryo var klişe olsa da. Adamımız John Rochard, megalit firması Skyrig için madencilik yapıyor. Ancak işler istedikleri gitmiyor bir süre sonra ve maden bulamaz hale geliyorlar. Bu yüzden işten atılacakları esnada umut ışığı doğuyor ve çok iyi bir madene denk geliyorlar. Sonrası malum, işler tersine dönüyor ve yabancı yaşam formlarıyla kapışmalar başlıyor. Yalnız işin sadece görünen boyutu bu, oyunda ilerledikçe hikayenin ne hale geldiğini gördükçe şaşıp kalacaksınız. Oyunun hikâye akışı çizgi roman parçalarından fırlamış gibi duran cut scenelerle o kadar hoş anlatılmış, kamera açıları öylesine güzel seçilmiş ve gerek ses gerekse müziklerle öyle hoş yansıtılmış ki, Acaba hala aynı oyunda mıyım? diye sormadan edemedim kendime. Evet, kafam biraz karışık bu aralar.
Yapım eskiden beri var olan yandan ilerlemeli aksiyon oyunları temeline oturuyor. Günümüzde NyxQuest: Kindred Spirits, Trine ve ARES gibi (yazmadığım nicesi var) yapımlarla unutturulmayan tarzın son temsilcisi Rochard, bu oyunlardan farklı olarak olaya daha mizahi yönden bakıyor. Mizah öğeleri bilhassa karakter konuşmaları ve bizim adam Johnun karşılaştıkları veya anlık olarak sizin yönetiminizle ilgili verdiği tepkilerde de belirginleşiyor. Karşınıza çıkan uzaylı arkadaşlara görünmeden bir yerlerde durup beklediğinizde, onlar da sıkılıp kendi kendilerine söyleniyor, kıçlarını kaşıyor hatta eğer sizi anlık olarak görüp, sonra görüş alanlarından çıkarsanız cenaze marşı bile mırıldanıyorlar
E başlarına gelecek belli sonuçta.
Oyun bana takımı kurtar diyor, ben hala altın peşindeyim.
Oyun, fizik tabanlı bir oynanışa sahip ve karşınıza çıkan bulmacaları bu şekilde çözüp, düşmanlarınızı da ister fizik özelliğine göre isterseniz de sahip olduğunu cihazla ortadan kaldırabiliyorsunuz. Yönettiğiniz karakterin sahip olduğu bir silah var, aslında silah sayılmaz. İki özellikli bir cihaz bu. Öncelikli açılan özellik Half Life 2 ve sonrasında bazı başka oyunlarda gördüğümüz gravity gun tadında bir cihaz olan G-Lifter. Etraftaki nesneleri kaldırıp fırlatma imkânına sahip kılıyor sizi. Kaldırdığınız nesneleri düşmanlarınıza atarak onların vefat etmesine yardım edebilirsiniz, zaten her biri ölmek için yer arıyor adeta. Bunlara ek olarak, oyunda kullanabildiğimiz iki yer çekimi özelliği var, ilgili tuşa bastığınızda yer çekimini azaltıyor ve G-Lifter ile kaldıramadığınız nispeten büyük nesneleri kaldırabiliyorsunuz. Oynanış çeşitliliği açısından çok tatlı olmuş bu durum. Oyunda biraz ilerledikten sonra cihazınızı upgrade ederek, bir de Rock-Blaster özelliğine sahip olacaksınız ki, düşmanlarınıza ciuv efektiyle ateş etme imkânı sağlıyor size. Yalnız silahın ısınmayla ilgili bir sorunu var, sürekli ateş edince bir süre soğumasını beklemeniz icap ediyor. Oyunun tadını kaçırmamak için silaha sonradan eklenen eklentilerden pek bahis açmak istemiyorum.
Bu tip oyunlarda yaşanan en sıkıcı durum elbette ki mekânların tekdüze olması. Bahse konu tekdüzelik hatırlarsanız Trineda çok başarılı bir şekilde aşılmıştı. Bu oyunda da Trine gibi olmasa da gayet yaratıcı bölümler var, tasarımları ise yine ağzına kadar mizah dolu. Oyun tasarımı içerisine yerleştirilmiş toplanabilir altınlar da secret delileri için bire bir. Kendimi, bölüm içerisinde bu altınları ararken veya gördüğüm altınlara ulaşmak için çabalarken buldum çoğu defa.
Uçtum gittim gittim gittim bin ışık yılı!
Oyunda alabildiğine eğlenceli bir anlatıma sahip, adeta üst yapım havasında işlenen bir senaryo var klişe olsa da. Adamımız John Rochard, megalit firması Skyrig için madencilik yapıyor. Ancak işler istedikleri gitmiyor bir süre sonra ve maden bulamaz hale geliyorlar. Bu yüzden işten atılacakları esnada umut ışığı doğuyor ve çok iyi bir madene denk geliyorlar. Sonrası malum, işler tersine dönüyor ve yabancı yaşam formlarıyla kapışmalar başlıyor. Yalnız işin sadece görünen boyutu bu, oyunda ilerledikçe hikayenin ne hale geldiğini gördükçe şaşıp kalacaksınız. Oyunun hikâye akışı çizgi roman parçalarından fırlamış gibi duran cut scenelerle o kadar hoş anlatılmış, kamera açıları öylesine güzel seçilmiş ve gerek ses gerekse müziklerle öyle hoş yansıtılmış ki, Acaba hala aynı oyunda mıyım? diye sormadan edemedim kendime. Evet, kafam biraz karışık bu aralar.
Yapım eskiden beri var olan yandan ilerlemeli aksiyon oyunları temeline oturuyor. Günümüzde NyxQuest: Kindred Spirits, Trine ve ARES gibi (yazmadığım nicesi var) yapımlarla unutturulmayan tarzın son temsilcisi Rochard, bu oyunlardan farklı olarak olaya daha mizahi yönden bakıyor. Mizah öğeleri bilhassa karakter konuşmaları ve bizim adam Johnun karşılaştıkları veya anlık olarak sizin yönetiminizle ilgili verdiği tepkilerde de belirginleşiyor. Karşınıza çıkan uzaylı arkadaşlara görünmeden bir yerlerde durup beklediğinizde, onlar da sıkılıp kendi kendilerine söyleniyor, kıçlarını kaşıyor hatta eğer sizi anlık olarak görüp, sonra görüş alanlarından çıkarsanız cenaze marşı bile mırıldanıyorlar
E başlarına gelecek belli sonuçta.Oyun bana takımı kurtar diyor, ben hala altın peşindeyim.
Oyun, fizik tabanlı bir oynanışa sahip ve karşınıza çıkan bulmacaları bu şekilde çözüp, düşmanlarınızı da ister fizik özelliğine göre isterseniz de sahip olduğunu cihazla ortadan kaldırabiliyorsunuz. Yönettiğiniz karakterin sahip olduğu bir silah var, aslında silah sayılmaz. İki özellikli bir cihaz bu. Öncelikli açılan özellik Half Life 2 ve sonrasında bazı başka oyunlarda gördüğümüz gravity gun tadında bir cihaz olan G-Lifter. Etraftaki nesneleri kaldırıp fırlatma imkânına sahip kılıyor sizi. Kaldırdığınız nesneleri düşmanlarınıza atarak onların vefat etmesine yardım edebilirsiniz, zaten her biri ölmek için yer arıyor adeta. Bunlara ek olarak, oyunda kullanabildiğimiz iki yer çekimi özelliği var, ilgili tuşa bastığınızda yer çekimini azaltıyor ve G-Lifter ile kaldıramadığınız nispeten büyük nesneleri kaldırabiliyorsunuz. Oynanış çeşitliliği açısından çok tatlı olmuş bu durum. Oyunda biraz ilerledikten sonra cihazınızı upgrade ederek, bir de Rock-Blaster özelliğine sahip olacaksınız ki, düşmanlarınıza ciuv efektiyle ateş etme imkânı sağlıyor size. Yalnız silahın ısınmayla ilgili bir sorunu var, sürekli ateş edince bir süre soğumasını beklemeniz icap ediyor. Oyunun tadını kaçırmamak için silaha sonradan eklenen eklentilerden pek bahis açmak istemiyorum.
Bu tip oyunlarda yaşanan en sıkıcı durum elbette ki mekânların tekdüze olması. Bahse konu tekdüzelik hatırlarsanız Trineda çok başarılı bir şekilde aşılmıştı. Bu oyunda da Trine gibi olmasa da gayet yaratıcı bölümler var, tasarımları ise yine ağzına kadar mizah dolu. Oyun tasarımı içerisine yerleştirilmiş toplanabilir altınlar da secret delileri için bire bir. Kendimi, bölüm içerisinde bu altınları ararken veya gördüğüm altınlara ulaşmak için çabalarken buldum çoğu defa.
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)
Benzer konular
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 14
- Cevaplar
- 2
- Görüntüleme
- 51
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 37
- Cevaplar
- 2
- Görüntüleme
- 39
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 58