- Katılım
- 2 Ocak 2012
- Konular
- 291
- Mesajlar
- 564
- Reaksiyon Skoru
- 29
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 14 Yıl 5 Ay 16 Gün
- Başarım Puanı
- 115
- Yaş
- 49
- MmoLira
- 0
- DevLira
- 0
HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
Bazı yapımların oyun dünyasında çok farklı yerleri vardır. Bu tip yapımlar ardından gelecek oyunlara yol gösterir. Mesela Grand Theft Auto 3 böyle bir yapımdır. Şehirde serbest dolaşabilme sistemiyle yepyeni bir tarz ortaya çıkarmış ve diğer yapımcılara yeni fikirler üretmeleri yönünde yol gösterici olmuştur. Gta 3`ün tarzıyla yakaladığı başarının ardından şehirde özgür dolaşma sistemine dayanan pek çok oyun çıkmıştır. True Crime, Saints Row, Mafia, Godfather ve Just Cause bu türe örnek olabilecek gözde yapımlar arasında gösterilebilir. Tabi bu saydığım oyunlarında kendine has bir çok özelliği bulunmakta. Her ne kadar Rockstar`ın, Gta 3 ile açtığı çizgiden ilerleseler de, her yapımcı kendi oyununun üzerine mutlaka bir şeyler ekliyor. Bu konuda ise kuşkusuz en iyi yapımcı Eidos firmasıdır. Gta türüne benzeyen Just Cause isimli yapımı bir taklitten öteye taşımak için bir çok yaratıcı fikir ortaya koyan firma özgün bir oyun yapmayı da başarmıştı. 2006 yılında çıkan ilk Just Cause oyunu büyük bir oyuncu kitlesi tarafından beğenilmiş ve Eidos`un yüzünü güldürmeyi başarmıştı. Yüksek tepelere çıkıp kendini boşluğa bırakan, paraşütünü açıp oradan oraya süzülen, arabaların tepesine çıkıp paraşütüyle göklere doğru yükselen Rico karakteri oyuncular tarafından çok sevilmişti. Nitekim Eidos`ta bu sevgiyi karşılıksız bırakmadı ve 4 sene sonra Rico`yu bir kez daha oyuncuların kontrolüne bırakabilmek için Just Cause 2`yi piyasaya sürdü. Bir Kez Daha Panau Semalarındayız
Just Cause 2 aynı ilk oyunda olduğu gibi Panau Adası`nda geçiyor. (Hemen belirteyim, bu hayali bir ada, yani gerçek dünyada Panau adında bir ada bulunmuyor.) Oyun genel olarak bir senaryoya sahip değil. Zaten bu tarz oyunlarda temel bir senaryo anlayışının olmasını beklemek biraz abeste iştigal olurdu. Çünkü sürekli görevler alıp onları yerine getiriyoruz ve görevleride sürekli değişik kişilerden alıyoruz. Yaptığımız görevlere göre de, oyundaki dostalarımız da, konumumuzda sürekli değişiklik gösteriyor. Değişmeyen tek şey ise, kimin için çalışırsak çalışalım, Panau Adası Hükümeti`nin bize karşı olan tutumu. Panau Hükümeti`ne göre Rico Rodrugez, yani biz, Panau`daki en azılı suçluyuz. İş böyle olunca adadaki bütün büyük çetelerde, en zor görevleri için serbest olarak çalışan Rico`yu kiralıyorlar. Tabi eğer bir çeteyle çok fazla yakınlaşırsak, diğer çeteler bu duruma bozulup bize karşı cephe alabiliyorlar. Bu durumdan kurtulmak için ise yapmamız gerek ufak görevler bulunuyor. Bu görevleri yaptığımızda bize düşman olan çete durumunu değiştirerek tekrardan görev alabileceğimiz bir nokta haline geliyor. Yani oyunda, çetelerle olan ilişkilerimizi dengede tutmakta yarar var diyebilirim.
Oyuna ilk olarak bir görev içinde başlıyoruz ve dolayısıyla direk aksiyonun içine dalmış oluyoruz. Bu görevde aynı zamanda hangi tuşu nasıl kullanacağımız, Rico`nun sahip olduğu araçlardan nasıl yararlanabileceğimiz vb. türden oyun hakkındaki bilgileri öğreniyoruz. Yani oyunun başındaki bu görev için klasik bir eğitim turuda diyebilirim. Oyunun başındanki %4`lük kısımda şehirde dolaşma şansını bulamıyoruz. Bize verilen bu görevleri tamamladıktan sonra ise aynı ilk oyunda olduğu gibi Panau adasının haritası önümüzde açılıyor ve dilediğimiz gibi dolaşıp gezebiliyoruz. Fakat belirttiğim gibi oyuna ilk başladığımız andan, %4`ünü bitirene kadar sadece verilen görevleri yapabiliyorsunuz. Sizi bir araçla görevi yapacağınız bölgeye bırakıyorlar. Sizde istenilen veri ve bilgileri topluyorsunuz. Eğer görev bölgesinden uzaklaşırsanız başarısız olmuş sayılıyorsunuz ve otomatikman görevin başına dönüyorsunuz. Bunları sizlere anlatmamın sebebi ise JC 2`yi tek düze bir oyun sanmanız. JC 2`nin başında verilen bu sabit görevler sanki oyunun hep böyle devam edeceğini sanmanıza yol açabilir. Ben şahsen böyle düşünmüştüm =) Ama sonradan gördüm ki JC 2`de aynı ilk oyunda olduğu gibi gayet serbest bir oynanışa sahipmiş. Hatta oyunu biraz oynadıktan sonra, düşüncelerim Just Cause 2`nin ilk oyundan çok daha fazla özgürlüğe olanak tanıdığı yönünde değişti diyebilirim.
Onlarca Çete… Tek Bir Adam
Yazımın başlarında da bahsettiğim gibi oyun boyunca çetelerden görevler alıyoruz. JC 2`nin geçtiği Panau Adası, her ne kadar hükümet tarafından yönetiliyor olarak gözükse bile, adada çetelerin hâkimiyeti de bir hayli fazla. Her çetenin kendine ait bir bölgesi var. Bu bölgeye ne başka çeteler, ne de hükümet giremiyor. Tabi hükümetin askerleri bu bölgelere zaman zaman baskınlar düzenliyor. Fakat bölgeyi tamamen ele geçiremiyorlar. Eğer adada dolaşırken böyle bir çatışmaya denk gelirsek, hemen görevi başlatıp, bizde savaşa dâhil olabiliyoruz. Doğal olarak taraf seçme lüksümüz olmuyor. Hükümete göre daima suçlu olduğumuz için, çetelerin tarafında çatışmaya giriyoruz. Olurda yanlışlıkla çete üyelerinden birini öldürürsek, çetedeki diğer elemanlarda bize ateş etmeye başlıyor. Böyle bir durumda yapacağınız en iyi şey ise derhal oradan kaçmak olacaktır. Çünkü bir yandan hükümetin askerleri, diğer yandan çetenin elemanları, böyle bir çatışmayı tek başınıza kazanmanız gerçekten imkânsız. Çetelerin bölgelerine her ne kadar serbest bir şekilde girebilsek bile, hükümetin baskın olduğu bölgelere öyle elimizi kolumuzu sallayarak giremiyoruz. Bizi fark ettikleri anda ateş açıyorlar, devriye araçlarını peşimize takıyorlar. Panau Adası`nın büyük bir kısmı hükümetin kontrolünde bulunuyor. Zaten oyundaki görevlerin %90`ı hükümetin planlarını ve projelerini bozma yönünde olduğu için, ister istemez, hükümetin hâkim olduğu bölgelere de sık sık girmek zorunda kalıyoruz.
Oyunda görev aldığımız çetelerin bize belli bir yakınlık seviyesi bulunuyor. Mesela bir çetenin görevlerini fazlasıyla yerine getirirsek, o çetenin elemanları, bize ateş açan bir hükümet askeri olduğunda direk araya giriyor ve bizi korumaya çalışıyorlar. Aynı şekilde bir çetenin işlerini bozduğumuzda da, onlar için düşman statüsüne giriyoruz ve aynı hükümetin askerleri gibi, bizi gördükleri yerde kovalamaya ateş etmeye başlıyorlar. Böyle durumlarda ise, o çeteyle yakınlaşmamızı sağlayacak bir görev yapıyoruz ve o çetede bize olan tavrını değiştiriyor. Panau üzerinde bir çok çete bulunduğundan hepsiyle ilişkilerinizi normal düzeyde tutmanızı öneririm. Yani tek bir çeteye yoğulaşmak yerine bütün hepsinin görevlerini sırayla yapın. Böyle yaptığınız zaman zorlanmasınız ve oyununuzda dengeli bir şekilde ilerler. Yani, mesela a çetesinde 6. Görevi aldığınızda bu görev sizi çok zorlarken, b çetesinden hiç görev almadıysanız, oradan alacağını ilk görev size o aşamada çok saçma gelebilir. O yüzden görevlerinizi de dengeli bir biçimde yapmaya çalışın. Böylece bütün çetelerle de aranız iyi olmuş olur.
Fazlasıyla Özgür Bir Oynanış…
Just Cause serisini diğer oyunlardan ayıran en büyük özelliği kuşkusuz oynanışındaki özgürlüktür. Oradan oraya atlamak, haritada gördüğünüz, istediğiniz yere gitmek bir yana dursun, tepenizden geçen helikoptere kancanızla tutunup, onu çalmak ya da helikopterden kendinizi boşluğa bırakıp Panau sahillerine paraşütünüzle hafif bir iniş yapmak başka hiçbir oyunda tadamayacağınız kadar özgürlüğü size tek bir arada sunuyor. İlk JC oyununda da gayet özgür bir oynayışa sahiptik. Yükseklere çıkıp kendimizi boşluğa bırakıp paraşütümüzle süzülebiliyorduk, helikopter, araba, tekne, motosiklet vb araçları kullanabiliyorduk. JC 2`de de bu özgürlüğümüz aynen devam ediyor. Yani ilk oyunda olan her şey ikinci oyunda da bulunuyor. Fazlalık olarak ise Rico`ya bir kanca verilmiş. Bu kanca sayesine Rico bir nevi Örümce Adam`lık yapıyor diyebilirim. Şimdi bu kancanın ne işe yaradığından biraz bahsedelim. Mesela diyelim ki hemen tepenizde bir helikopter bulunuyor. Bu kancayı helikoptere atarak kendinizi yukarı çekebiliyorsunuz. Ya da bir binanın balkonuna tırmanmak için kancayı balkona atarak, kısa yoldan balkona girebiliyorsunuz. Kancayı böyle ulaşım aracı olarak kullanmanın haricinde silah olarak ta kullanmanız mümkün. Size yüksek yerlerden, balkonlardan, çatılardan ateş eden düşmanlarınızı bu kanca vasıtasıyla aşağı çekip öldürebiliyorsunuz. Aynı şekilde etraftan size ateş eden elemanları da kancanızı atıp, çekerek sağa sola savurabiliyorsunuz. Her ne kadar küçük bir aparat olarak gözükse de, bu kanca JC 2`ye bir hayli renk katmış.
Başlığı özgürlükten açmışken paraşütle atlama sisteminden bahsetmemek olmaz. JC serisinin geçtiği Panau Adası fazlalıkla dağlık ve engebeli bir yapıya sahip. Olabildiğince dik yamaçları bulunan adada paraşütle atlayabileceğimizde birçok alan bulunuyor. Bu alanların haricinde kancamızı kullanarak, bir ağacın ya da binanın tepesine çıkarakta paraşütümüzle atlayabiliyoruz. Ayrıca Rico, ilk oyunda olduğu gibi bu oyunda da hareket halindeki araçlardan paraşüt açarak atlayabiliyor. Eee koskoca hükümet Rico`yu durduk yere baş terörist ilan etmemiş. Adamda her türlü yetenek mevcut. Özellikle kaçma konusunda üstüne yok diyebilirim. Bir yerde sıkıştığınız zaman kancanızı oradan oraya atarak bile anında kaçabiliyorsunuz. Tabi kalıp savaşmakta isteyebilirsiniz. Eğer yeteri kadar merminiz varsa düşmanlarını öldürmek Rico için o kadar da zor olmuyor. Düşmanlarımız 3-5 mermide ölüyorlar. Yani öyle saatlerce taramamıza gerek yok. Fakat bazı akıllı elemanlar çelik yelek giymiş olarak karşımıza çıkıyor. Onları öldürmek, diğerlerini öldürmekten biraz daha zor olabiliyor fakat sonuç olarak bütün düşmanlarımız tahtalı köyü boyluyorlar.
Genel Yorum, Artılar ve Eksiler
Aslında yazımın başından beri yazdıklarım JC 2`nin artılarıydı diyebilirim. Özetlemek gerekirse, oyundaki serbest oynanış, Panau Adası`nın güzel görüntüsü, oyuna eklenen kanca, paraşütümüzü her durumda açabilmemiz vs. hepsi oyunun güzel olan yönleri. Fakat birde buz dağının üst kısmı bulunuyor. Yani görünen kısmı. (Oyunun artıları daha fazla olduğu için buz dağının görünmeyen kısmını oyunun artıları olarak göstermem sanırım daha doğru olur=))
JC serisinin geçtiği, Panau Adası bahsettiğim gibi gayet dağlık ve engebeli bir araziye sahip. Bu yüzden her an bir yerden yuvarlanıp metrelerce aşağıya düşebiliyorsunuz. Fakat bunu bir sorun olarak görmeyin. Çünkü Rico, Everest`ten de düşse mucizevi bir şekilde yaşayacak bir bünyeye sahip. Diyelim ki düştünüz ve mucizevi bir biçimde hayatta kaldınız (!) Şimdi ben oraya yeniden nasıl tırmanırım diye dert etmeyin. Çünkü Rico neredeyse düz duvara bile tırmanıyor. Çıkacağınız yerde hafif bir eğim olsun, o tepeye atlaya zıplaya çıkabiliyorsunuz. Bu kısımlar bana açıkçası fazlasıyla saçma geldi. Diğer bir eleştireceğim konu ise araç kontrollerindeki zorluklar. Arabayı kullanmak bile sizi bazen haddinden fazla zorluyor diyebilirim. Her ne kadar zamanla alışsanız bile, siz alışana kadar iş işten geçmiş olabiliyor.
Genel olarak ortalamanın üzerinde olan Just Cause 2`nin grafikleri de o kadar fena değil. Ama karakter tasarımları biraz daha farklı olsaydı daha güzel olurmuş. Gerçi yapımcılarında işi zor. Koskoca ada halkı, kaç farklı karakter yapabilirler ki? Neyse bu kusuru görmezden gelebiliriz. Eğer Gta tarzındaki yapımları seviyorsanız JC 1`i zaten oynamışsınızdır. Eğer oynamadıysanız da çok şey kaçırmışsınız demektir. Oyun mevsiminin durgun olduğu bu günlerde JC 2 size ilaç gibi gelecektir. Bol aksiyon, uzun oynanış süresi ve aşırı özgür oynanış sistemi ile JC 2`yi oynamanızı tavsiye ederim. Unutmayın… Herkes oyun oynar!
Onlarca Çete… Tek Bir Adam
Fazlasıyla Özgür Bir Oynanış…
Genel Yorum, Artılar ve Eksiler
Aslında yazımın başından beri yazdıklarım JC 2`nin artılarıydı diyebilirim. Özetlemek gerekirse, oyundaki serbest oynanış, Panau Adası`nın güzel görüntüsü, oyuna eklenen kanca, paraşütümüzü her durumda açabilmemiz vs. hepsi oyunun güzel olan yönleri. Fakat birde buz dağının üst kısmı bulunuyor. Yani görünen kısmı. (Oyunun artıları daha fazla olduğu için buz dağının görünmeyen kısmını oyunun artıları olarak göstermem sanırım daha doğru olur=))
Genel olarak ortalamanın üzerinde olan Just Cause 2`nin grafikleri de o kadar fena değil. Ama karakter tasarımları biraz daha farklı olsaydı daha güzel olurmuş. Gerçi yapımcılarında işi zor. Koskoca ada halkı, kaç farklı karakter yapabilirler ki? Neyse bu kusuru görmezden gelebiliriz. Eğer Gta tarzındaki yapımları seviyorsanız JC 1`i zaten oynamışsınızdır. Eğer oynamadıysanız da çok şey kaçırmışsınız demektir. Oyun mevsiminin durgun olduğu bu günlerde JC 2 size ilaç gibi gelecektir. Bol aksiyon, uzun oynanış süresi ve aşırı özgür oynanış sistemi ile JC 2`yi oynamanızı tavsiye ederim. Unutmayın… Herkes oyun oynar!
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)
Benzer konular
- Cevaplar
- 2
- Görüntüleme
- 31
- Cevaplar
- 2
- Görüntüleme
- 90
- Cevaplar
- 2
- Görüntüleme
- 40



