Mt2Hizmet 1
Mt2Hizmet
Fethi Polat 1
Fethi Polat
farkmt2official 1
farkmt2official
BlackFullMoon 1
BlackFullMoon
Hikaye Ekle

Türk Sinemasının İlkleri;

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan NooFeaR
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 26
  • Görüntüleme Görüntüleme 2K

Ayyıldız2 | 2008 TR Yapısı • 1-99 Orta Emek Destan • Oto Avsız • 10 Temmuz 21:00 HEMEN TIKLA!


Sinema gösteriminin yapıldığı ilk mekan: Yıldız Sarayı (1896).
Sürekli film gösterilen ilk salon: Cinema Pathe (Beyoğlu’nda, Sigmund Weinberg tarafından 1908’de açıldı).
İlk tarihsel film denemesi: Alemdar Vakıası Yahut Sultan Selim-i Salis (yarıda kaldı).
İlk Türk filmi: Ayastefanos’taki Türk Abidesinin Yıkılışı (1914, Fuat Uzkınay).
Konulu ilk Türk filmi: Himmet Ağa’nın İzdivacı (1916, Sigmund Weinberg. Weinberg’in yarıda bıraktığı bu filmi Fuat Uzkınay tamamladı).
Yurt dışında çevrilen ilk Türk filmi: Koruyan Ölü (1917).
Yurtdışına satılan ilk Türk filmi: Binnaz (1919).
Sansür uygulanan ilk Türk filmi: Mürebbiye (1919).
İşletmeciliğini Türkiye’nin yaptığı ilk sinema, 19Mart 1919’da Cevat Bayer ve Murat Beyler tarafından açıldı.
Türk sinemasındaki ilk vamp kadın: Madam Kalitea (Mürebbiye).
İlk güldürü tipi: Bican Efendi Vekilharç tiplemesi (Gerçekleştiren: Şadi Fikret, 1921’de).
İlk özel prodüksiyon şirketi: Kemal Film (1922).
İlk polisiye film: İstanbul’da Bir Facia-yı Aşk (1922, Muhsin Ertuğrul).
Çekim aşamasında tutucu grupların saldırısına uğrayarak taşlanan ilk film ekibi: İstanbul’da Bir Facia-yı Aşk filminin ekibi (1922, Muhsin Ertuğrul).
Özgün senaryolu ilk Türk filmi: İstanbul'da Bir Facia-yı Aşk (1922, Muhsin Ertuğrul).
Türk sinemasında boy gösteren ilk kadın aktris: Bedia Muvahhit.
Türk sinemasında ilk yarışma, Cumhuriyet Gazetesi ile İpek Film’in ortaklaşa düzenledikleri “Senaryo Müsabakası”dır. (Şevket Süreyya Aydemir yarışmada birinci gelmiştir).
İlk şarkılı film: İstanbul Sokaklarında. (Semiha Berksoy) (1931, Muhsin Ertuğrul).
Operet türündeki ilk film: Karım Beni Aldatırsa (M.Ertuğrul & Nazım Hikmet).
İlk sesli Türk filmi: İstanbul Sokaklarında (1931, Muhsin Ertuğrul).
İlk ortak yapım: İstanbul Sokaklarında (1931, Muhsin Ertuğrul).
İlk seslendirme stüdyosunu İpekçi Kardeşler Nişantaşı'nda açtılar (1932).
Türkiye güzeli seçildikten sonra sinema oyunculuğuna geçen ilk güzel: Feriha Tevfik.
Venedik Film Festivali’nde “Onur Diploması” kazanan ilk yönetmen: Muhsin Ertuğrul (Leblebici Horhor Ağa {1934} filmiyle. Dikran Cuhaciyan’dan senaryolaştıran: Nazım Hikmet).
Türk sinemasında kamera karşısına çıkan ilk çocuk oyuncu: Ergun Köknar (1934, Aysel Bataklı Damın Kızı, Muhsin Ertuğrul).
Şarkıcı-oyuncu modasını başlatan ilk film: Allah'ın Cenneti (Muhsin Ertuğrul). Münir Nurettin Selçuk rol almıştır.
Türkiye’deki ilk sansür yönetmeliği Benito Mussolini'nin sansür yasasından esinlenilerek hazırlandı ve 1939’da yürürlüğe girdi.
İlk üstün yapım denemesi: Bir Dağ Masalı (1947).
İlk film festivali “Yerli Film Yapanlar Cemiyeti” tarafından 1948’de düzenlendi. Unutulan Sır adlı film en iyi film seçildi. En iyi kadın oyuncu ödülünü Nevin Aypar, en iyi erkek oyuncu ödülünü ise Kadri Erdoğan kazandı.
Türk sinemasında oyuncular sigorta kapsamına ilk kez Barbaros Hayrettin Paşa filminde, İpek Film Şirketi tarafından alındı (1951).
Dergi yarışması sonucu Türk sinemasına gelen ilk oyuncular: Ayhan Işık, Belgin Doruk ve Mahir Özerdem.
Sinemasal anlatımın ilk örneği ve ilk çağdaş Türk polisiyesi: Kanun Namına (1952, Lütfi Ö. Akad).
Türk sinemasının bir kaza sonucu yanan ilk film: Deniz Kızı.
İlk renkli Türk filmi: Halıcı Kız (1953, Muhsin Ertuğrul).
İlk Kurtuluş Savaşı filmi: Ateşten Gömlek.
Berlin Film Festivali’nde büyük ödül Altın Ayı’yı kazanan ilk Türk filmi: Susuz Yaz. (1964, Metin Erksan) 1964’te festivalin jüri üyelerinden bazıları şöyleydi: Anthony Mann (jüri başkanı, yönetmen), L. Demare, R. Todd ve G. Tzavellas.
Gazete ilanıyla sinemaya geçen ilk oyuncu: Neyyire Neyir.
Köy konulu ilk Türk filmi: Beyaz Geceler (1965, Lütfi Ömer Akad).
“Sansür Kurulu” tarafından yasaklanan ilk Türk filmi: Aşık Veysel’in Hayatı (Metin Erksan).
Türk sinemasındaki ilk jön tipi: Suavi Tedü.
İlk masal film: Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler (1970).
Sinema tarihinde cezaevinde film çeken ilk ve şimdilik tek yönetmen: Yılmaz Güney.
Sinemamızda tele objektifin kullanıldığı ilk film: Umutsuzlar (1971, Yılmaz Güney).
Cannes Film Festivali’nde büyük ödül Altın Palmiye’yi kazanan ilk Türk filmi: Yol. (1982, Şerif Gören ve Yılmaz Güney) Yol, Altın Palmiye’yi Constantin Costa-Gavras’ın The Missing (Kayıp) filmiyle paylaşmıştı. 1982’de Cannes’ın jüri üyelerinden bazıları şöyleydi: Giorgio Strehler (jüri başkanı, sanatçı), Jean-Jacques Annaud (yönetmen), Sidney Lumet (yönetmen), Gabriel Garcia Marquez (yazar) ve Geraldine Chaplin (oyuncu).
Berlin Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü kazanan ilk Türk aktör Tuncel Kurtiz (1986, Kuzunun Gülümseyişi).
Cannes Film Festivali’nde Jüri Büyük Ödülü’nü kazanan ilk Türk filmi: Uzak (2003, Nuri Bilge Ceylan).
Cannes Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü kazanan ilk aktörler: Muzaffer Özdemir ve Mehmet Emin Toprak (2003, Uzak)
Filme alınan 400’ün üzerinde senaryo yazarak Guinness Dünya Rekorlar Kitabı’na giren ilk Türk senaristi: Safa Önal (2005).


Bazı Ayrıntılı ilkler;


İlk Türk Filmi:
Ayastefanos’taki Rus Abidesi’nin Yıkılışı (1914)
Osmanlı İmparatorluğu 1. Dünya Savaşına girince, Rusya’nın İtilaf Devletleri arasında olması nedeniyle Yeşilköy’deki Rus Anıtı’nın yıkılmasına karar verildi. 14 Kasım 1914’te anıt yıkılırken, bu sırada yedek subay olan Fuat Uzkınay, bu tarihi olayı görüntüledi. Bu belgesel sinemamızın ilk filmi oldu ancak film günümüze ulaşamamıştır.

İlk Konulu Türk Filmi:
“Pençe” ve “Casus” (1917)
Sinemamızda konulu film çeken ilk yönetmen Hürriyet Gazetesi’nin de kurucusu olan Sedat Simavi’dir. İki film de 1917 yılında çekilmiştir ancak hangisinin daha önce çekilmiş olduğuyla ilgili rivayet muhtelif. “Casus”, 1.Dünya Savaşı sırasında geçen bir casusluk macerası. “Pençe” ise şehvet düşkünü bir kadın ile ilişki kuran Pertev ile evli bir kadın uğruna yuvasını dağıtan Vasfi adlı iki arkadaşın hikâyesi. Ne yazık ki iki film de kayıptır. Aslında ilk konulu film denemesi “Leblebici Horhor”du. Fakat bu film, oyunculardan birinin vefat etmesi nedeniyle tamamlanamadı. İkinci deneme ise “Himmet Ağa’nın İzdivacı” idi. Ancak çekimlerin başlamasından kısa süre sonra filmin oyuncuları Çanakkale Savaşı nedeniyle askere alınır. Çekimleri “Pençe” ve “Casus”tan önce başlamıştır ama tamamlanması 1918 yılını bulur.

Sansürlenen İlk Türk Filmi:
Mürebbiye (1919)
Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın aynı adlı eserinden uyarlanan filmin yönetmeni Ahmet Fehim’dir. Anjel adlı Fransız, bir konakta mürebbiye (dadı, bakıcı) olarak işe alınır. Kısa sürede cazibesiyle konağın sahibinden aşçısına kadar herkesi parmağında oynatmaya başlar… Filmin sansürlenme sebebi de ilginçtir. Yıl 1919’dur ve İstanbul işgal altındadır. İşgal kuvvetleri komutanı Fransız General Franchet D’Esperey “Bir Fransız kızının, bu şekilde ahlaksızca gösterilemeyeceği, Anjel’in şahsında Fransızların küçük düşürüldüğü” gerekçesiyle filmi yasaklar. Fakat film yasak olmasına rağmen gizlice gösterilir ve büyük ilgi görür.

İlk Türk Komedi Filmi:
Bican Efendi Vekilharç (1921)
Şadi Fikret Karagözoğlu’nun yönetmenliğini üstlendiği filmde, Bican Efendi bir köşke vekilharç (bir konağın alışverişini yapmakla yükümlü kimse) olarak alınır. İşgüzarlığı nedeniyle ortalığı karıştıran Bican Efendi’nin macerası, sinemamızın ilk güldürü denemesidir. Film başarı kazanınca, “Bican Efendi Mektep Hocası” ve “Bican Efendi’nin Rüyası” isimli devam filmleri çekildi. Filmler aynı zamanda sinemamızın ilk seri filmleridir.

İlk Sesli Türk Filmi:
İstanbul Sokakları’nda (1931)
1931 yılında Muhsin Ertuğrul tarafından çekilen film, iki kardeşin aynı kadına aşık olması üzerine hayatlarının mahvolmasını anlatıyor. Bankada çalışan Rahmi şarkıcı bir kadına aşık olur. Aynı kadınla kardeşi Talat’ın da ilişkisi vardır. Rahmi aşkı uğruna bütün parasını kadın ile harcamaktadır. Bir süre sonra çalıştığı bankanın parasını da aşık olduğu kadın için kullanmaya başlar. Banka yönetimi durumu fark edip Rahmi’yi işten atar, kullandığı parayı da Rahmi’nin ailesinden tahsil eder. Aile bütün birikimini kaybetmiştir. Talat bunun hesabını sormak üzere kardeşinin yanına gider ve kardeşiyle şarkıcı kadını sarhoş halde bulur. Şarkıcı kadının ortağı olan garson, Rahmi’yi dolandırmak için içkisinin içine uyutucu ilaçlar atmıştır. Talat kardeşine saldırır, kavga sırasında dolu içki bardağını Rahmi’ye fırlatır. İlaçlı içki Rahmi’nin gözlerine gelir ve gözleri kör olur. Film doktorların göz ameliyatı için çok büyük para istemesi, iki kardeşin zengin dayılarının yanına gidip yardım istemeye karar vermesi, ancak bu sırada dayılarının ölmesi, dayılarından kalan tek şey olan evin yanması, iftiraya uğrayan Talat’ın hapse düşmesi şeklinde ilerliyor… Ne var ki filmin sonlarına doğru ortaya çıkan, Mısır’lı bir yazar olan Semira Hanım, Rahmi’yi ameliyat ettirir, kardeşler eski saadetlerine kavuşur. Film, abartılı ve absürd konusuna rağmen; gerek dönemine göre yüksek maliyeti, gerek ilk sesli film olması nedeniyle, sinema tarihimizde önemli bir yer ediniyor.

İlk Türk Korku Filmi:
Çığlık (1949)
Bazı kaynaklarda ilk korku filmimiz olarak Mehmet Muhtar’ın 1953 yapımı filmi “Drakula İstanbul’da” geçer. Ancak bu doğru değildir. Türk sinemasında ilk korku filmi denemesi, Aydın Arakon’un 1949’da yönettiği “Çığlık”tır. Bir doktor fırtınalı bir gecede, bir köşke sığınmak zorunda kalır. Köşkte miras meselesi nedeniyle dayısı tarafından delirtilmiş bir kızla karşılaşır. Doktor, bu karanlık ve deli kızın çığlıkları ile inleyen köşkte birileri tarafından öldürülmeye çalışılır. Ancak ölen, deli kız olur.

İlk Renkli Türk Filmi:
Halıcı Kız (1953)
“Halıcı Kız” ilk renkli film olmasının yanı sıra, 20 yılı aşkın süre Türk sinemasında “tekel” oluşturan, çektiği 30’u aşkın filme rağmen sinemasal açıdan iyi işler çıkaramayan Muhsin Ertuğrul’un son filmi olması nedeniyle de önemlidir. Güllü, halı dokuma tezgahında çalışan çok güzel bir kızdır. Patronunun oğlunun tecavüzüne uğrayınca çareyi İstanbul’a kaçmakta bulur. Gittiği her yerde erkeklerin ilgisini çeken Güllü, gerçek aşkı ve mutluluğu Bursa’nın bir köyünde bulur. 1953 yapımı filmin kadrosunda Suna Pekuysal, Sadri Alışık, Şükran Güngör, Münir Özkul gibi isimler de yer almıştır.

Uluslararası Ödül Alan İlk Türk Filmi:
Susuz Yaz (1963)
Susuz Yaz, Necati Cumalı’nın aynı adlı hikâyesinden uyarlanmıştır. Yönetmeni Metin Erksan’dır. Osman, arazisinden çıkan suyu köylülerle paylaşmak istememektedir. Kardeşi Hasan bu durumu kabullenemez, köylüleri haklı bulur ama abisine de karşı gelemez. Su yüzünden çıkan kavgada Osman bir köylüyü öldürür, ancak hapse giren Hasan olur. Bu sırada kardeşinin karısına göz koyan Osman, yıllar sonra hapisten çıkan Hasan tarafından köylülerle paylaşmak istemediği suda öldürülür. Film, dönemin sansür kurulunca “başakların cılız gösterilmesi” gibi garip gerekçelerle yasaklanır. Ancak film, filmin başrol oyuncularından Ulvi Doğan tarafından yurtdışına kaçırılır ve Berlin Film Festivali’nde “Altın Ayı Ödülü”nü kazanır. Daha sonra Meksika’da “Altın Maya Ödülü”nü de alan film, 1973 yılında renkli olarak Orhan Duru tarafından tekrar çekilir ama bu film Metin Erksan’ın “Susuz Yaz”ı kadar başarılı olmaz.



Milliyetçi yıkım :
Fuat Uzkınay'ın kızı Mutena Uzkınay, 14 Kasım 1989 tarihli Hürriyet Gazetesi'nde, İlk Türk Filminin çekimini şöyle anlatıyor: ‘1876 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Rusların diktikleri Ayastefanos Anıtı'nı, İttihat ve Terakki Fırkası yıkma kararı aldı. Yıkımı bir Avusturya şirketi filme almak istiyordu, ancak bir Türkün filme alması istendi. Göreve babam uygun görüldü. Avusturya şirketinin kameramanı Mordo, babama alıcıyı kullanmasını öğretti ve ilk Türk filmi çekilmiş oldu. Dinamitle yıkılan anıtın çekiminde babamı ve kamerayı bir yere bağlamışlar zarar görmesin diye. Buna hep gülmüşümdür.''

Yüksek maliyetli testi :
Türk sinema tarihinin ilk konulu filmlerinden biri olan Binnaz, kontrollü bütçeyle çekilen bir film. Cemil Filmer ‘Hatıralar’ adlı kitabında çekimlerle ilgili anısını şöyle anlatıyor. ‘‘ Yapımcılığı üstlenen Malul Gaziler cemiyeti, masrafları kısmak için bir memur görevlendirmişti. Bir sahnede evin beyinin karısına sinirlenerek sürahiyi aynaya doğru fırlatıp ikisini birden parçalaması gerekiyordu. Memur itiraz etti. Ahmet Fehim 'Kuzum efendim, cam sürahi yerine, toprak testi kullanırız, ayna yerine pencereden dışarı fırlar, olur biter.' dedi. Görevli bu sefer 'O zaman dekorun gerisinde biri dursun da testiyi düşmeden yakalasın' demez mi?''

İlk sansür :
Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın romanından sinemaya aktarılan;Mürebbiye’nin (1919) Türk sinema tarihindeki yeri çok farklı. Fotoğrafta görülen Madam Kalitea (üstte), filmlerinde aileleri parçalayan vamp oyuncu... Mürebbiye'de canlandırdığı Anjel, Paris'ten İstanbul'a birlikte geldiği sevgilisinden ayrıldıktan sonra İstanbullu bir ailenin yanına mürebbiye olarak girip ailenin üç erkeğini baştan çıkarıyor. Filmi seyreden işgal makamları 'Anjel'in şahsında işgalciler küçük düşürülüyor' diyerek filmin İstanbul dışında gösterilmesini yasaklıyorlar. Böylelikle Mürebbiye de Türk sinema tarihinin ilk sansürlü filmi oluyor.


Eklenmemiş İlk'ler Bulursanız Özel Mesaj iLe Bana Ulaşın.
 
Son düzenleme:

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst