Ayyıldız2 | 2008 TR Yapısı • 1-99 Orta Emek Destan • Oto Avsız • 10 Temmuz 21:00 HEMEN TIKLA!
Sinema gösteriminin yapıldığı ilk mekan: Yıldız Sarayı (1896).
Sürekli film gösterilen ilk salon: Cinema Pathe (Beyoğlunda, Sigmund Weinberg tarafından 1908de açıldı).
İlk tarihsel film denemesi: Alemdar Vakıası Yahut Sultan Selim-i Salis (yarıda kaldı).
İlk Türk filmi: Ayastefanostaki Türk Abidesinin Yıkılışı (1914, Fuat Uzkınay).
Konulu ilk Türk filmi: Himmet Ağanın İzdivacı (1916, Sigmund Weinberg. Weinbergin yarıda bıraktığı bu filmi Fuat Uzkınay tamamladı).
Yurt dışında çevrilen ilk Türk filmi: Koruyan Ölü (1917).
Yurtdışına satılan ilk Türk filmi: Binnaz (1919).
Sansür uygulanan ilk Türk filmi: Mürebbiye (1919).
İşletmeciliğini Türkiyenin yaptığı ilk sinema, 19Mart 1919da Cevat Bayer ve Murat Beyler tarafından açıldı.
Türk sinemasındaki ilk vamp kadın: Madam Kalitea (Mürebbiye).
İlk güldürü tipi: Bican Efendi Vekilharç tiplemesi (Gerçekleştiren: Şadi Fikret, 1921de).
İlk özel prodüksiyon şirketi: Kemal Film (1922).
İlk polisiye film: İstanbulda Bir Facia-yı Aşk (1922, Muhsin Ertuğrul).
Çekim aşamasında tutucu grupların saldırısına uğrayarak taşlanan ilk film ekibi: İstanbulda Bir Facia-yı Aşk filminin ekibi (1922, Muhsin Ertuğrul).
Özgün senaryolu ilk Türk filmi: İstanbul'da Bir Facia-yı Aşk (1922, Muhsin Ertuğrul).
Türk sinemasında boy gösteren ilk kadın aktris: Bedia Muvahhit.
Türk sinemasında ilk yarışma, Cumhuriyet Gazetesi ile İpek Filmin ortaklaşa düzenledikleri Senaryo Müsabakasıdır. (Şevket Süreyya Aydemir yarışmada birinci gelmiştir).
İlk şarkılı film: İstanbul Sokaklarında. (Semiha Berksoy) (1931, Muhsin Ertuğrul).
Operet türündeki ilk film: Karım Beni Aldatırsa (M.Ertuğrul & Nazım Hikmet).
İlk sesli Türk filmi: İstanbul Sokaklarında (1931, Muhsin Ertuğrul).
İlk ortak yapım: İstanbul Sokaklarında (1931, Muhsin Ertuğrul).
İlk seslendirme stüdyosunu İpekçi Kardeşler Nişantaşı'nda açtılar (1932).
Türkiye güzeli seçildikten sonra sinema oyunculuğuna geçen ilk güzel: Feriha Tevfik.
Venedik Film Festivalinde Onur Diploması kazanan ilk yönetmen: Muhsin Ertuğrul (Leblebici Horhor Ağa {1934} filmiyle. Dikran Cuhaciyandan senaryolaştıran: Nazım Hikmet).
Türk sinemasında kamera karşısına çıkan ilk çocuk oyuncu: Ergun Köknar (1934, Aysel Bataklı Damın Kızı, Muhsin Ertuğrul).
Şarkıcı-oyuncu modasını başlatan ilk film: Allah'ın Cenneti (Muhsin Ertuğrul). Münir Nurettin Selçuk rol almıştır.
Türkiyedeki ilk sansür yönetmeliği Benito Mussolini'nin sansür yasasından esinlenilerek hazırlandı ve 1939da yürürlüğe girdi.
İlk üstün yapım denemesi: Bir Dağ Masalı (1947).
İlk film festivali Yerli Film Yapanlar Cemiyeti tarafından 1948de düzenlendi. Unutulan Sır adlı film en iyi film seçildi. En iyi kadın oyuncu ödülünü Nevin Aypar, en iyi erkek oyuncu ödülünü ise Kadri Erdoğan kazandı.
Türk sinemasında oyuncular sigorta kapsamına ilk kez Barbaros Hayrettin Paşa filminde, İpek Film Şirketi tarafından alındı (1951).
Dergi yarışması sonucu Türk sinemasına gelen ilk oyuncular: Ayhan Işık, Belgin Doruk ve Mahir Özerdem.
Sinemasal anlatımın ilk örneği ve ilk çağdaş Türk polisiyesi: Kanun Namına (1952, Lütfi Ö. Akad).
Türk sinemasının bir kaza sonucu yanan ilk film: Deniz Kızı.
İlk renkli Türk filmi: Halıcı Kız (1953, Muhsin Ertuğrul).
İlk Kurtuluş Savaşı filmi: Ateşten Gömlek.
Berlin Film Festivalinde büyük ödül Altın Ayıyı kazanan ilk Türk filmi: Susuz Yaz. (1964, Metin Erksan) 1964te festivalin jüri üyelerinden bazıları şöyleydi: Anthony Mann (jüri başkanı, yönetmen), L. Demare, R. Todd ve G. Tzavellas.
Gazete ilanıyla sinemaya geçen ilk oyuncu: Neyyire Neyir.
Köy konulu ilk Türk filmi: Beyaz Geceler (1965, Lütfi Ömer Akad).
Sansür Kurulu tarafından yasaklanan ilk Türk filmi: Aşık Veyselin Hayatı (Metin Erksan).
Türk sinemasındaki ilk jön tipi: Suavi Tedü.
İlk masal film: Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler (1970).
Sinema tarihinde cezaevinde film çeken ilk ve şimdilik tek yönetmen: Yılmaz Güney.
Sinemamızda tele objektifin kullanıldığı ilk film: Umutsuzlar (1971, Yılmaz Güney).
Cannes Film Festivalinde büyük ödül Altın Palmiyeyi kazanan ilk Türk filmi: Yol. (1982, Şerif Gören ve Yılmaz Güney) Yol, Altın Palmiyeyi Constantin Costa-Gavrasın The Missing (Kayıp) filmiyle paylaşmıştı. 1982de Cannesın jüri üyelerinden bazıları şöyleydi: Giorgio Strehler (jüri başkanı, sanatçı), Jean-Jacques Annaud (yönetmen), Sidney Lumet (yönetmen), Gabriel Garcia Marquez (yazar) ve Geraldine Chaplin (oyuncu).
Berlin Film Festivalinde En İyi Erkek Oyuncu Ödülünü kazanan ilk Türk aktör Tuncel Kurtiz (1986, Kuzunun Gülümseyişi).
Cannes Film Festivalinde Jüri Büyük Ödülünü kazanan ilk Türk filmi: Uzak (2003, Nuri Bilge Ceylan).
Cannes Film Festivalinde En İyi Erkek Oyuncu Ödülünü kazanan ilk aktörler: Muzaffer Özdemir ve Mehmet Emin Toprak (2003, Uzak)
Filme alınan 400ün üzerinde senaryo yazarak Guinness Dünya Rekorlar Kitabına giren ilk Türk senaristi: Safa Önal (2005).
Bazı Ayrıntılı ilkler;
İlk Türk Filmi:
Ayastefanostaki Rus Abidesinin Yıkılışı (1914)
Osmanlı İmparatorluğu 1. Dünya Savaşına girince, Rusyanın İtilaf Devletleri arasında olması nedeniyle Yeşilköydeki Rus Anıtının yıkılmasına karar verildi. 14 Kasım 1914te anıt yıkılırken, bu sırada yedek subay olan Fuat Uzkınay, bu tarihi olayı görüntüledi. Bu belgesel sinemamızın ilk filmi oldu ancak film günümüze ulaşamamıştır.
İlk Konulu Türk Filmi:
Pençe ve Casus (1917)
Sinemamızda konulu film çeken ilk yönetmen Hürriyet Gazetesinin de kurucusu olan Sedat Simavidir. İki film de 1917 yılında çekilmiştir ancak hangisinin daha önce çekilmiş olduğuyla ilgili rivayet muhtelif. Casus, 1.Dünya Savaşı sırasında geçen bir casusluk macerası. Pençe ise şehvet düşkünü bir kadın ile ilişki kuran Pertev ile evli bir kadın uğruna yuvasını dağıtan Vasfi adlı iki arkadaşın hikâyesi. Ne yazık ki iki film de kayıptır. Aslında ilk konulu film denemesi Leblebici Horhordu. Fakat bu film, oyunculardan birinin vefat etmesi nedeniyle tamamlanamadı. İkinci deneme ise Himmet Ağanın İzdivacı idi. Ancak çekimlerin başlamasından kısa süre sonra filmin oyuncuları Çanakkale Savaşı nedeniyle askere alınır. Çekimleri Pençe ve Casustan önce başlamıştır ama tamamlanması 1918 yılını bulur.
Sansürlenen İlk Türk Filmi:
Mürebbiye (1919)
Hüseyin Rahmi Gürpınarın aynı adlı eserinden uyarlanan filmin yönetmeni Ahmet Fehimdir. Anjel adlı Fransız, bir konakta mürebbiye (dadı, bakıcı) olarak işe alınır. Kısa sürede cazibesiyle konağın sahibinden aşçısına kadar herkesi parmağında oynatmaya başlar Filmin sansürlenme sebebi de ilginçtir. Yıl 1919dur ve İstanbul işgal altındadır. İşgal kuvvetleri komutanı Fransız General Franchet DEsperey Bir Fransız kızının, bu şekilde ahlaksızca gösterilemeyeceği, Anjelin şahsında Fransızların küçük düşürüldüğü gerekçesiyle filmi yasaklar. Fakat film yasak olmasına rağmen gizlice gösterilir ve büyük ilgi görür.
İlk Türk Komedi Filmi:
Bican Efendi Vekilharç (1921)
Şadi Fikret Karagözoğlunun yönetmenliğini üstlendiği filmde, Bican Efendi bir köşke vekilharç (bir konağın alışverişini yapmakla yükümlü kimse) olarak alınır. İşgüzarlığı nedeniyle ortalığı karıştıran Bican Efendinin macerası, sinemamızın ilk güldürü denemesidir. Film başarı kazanınca, Bican Efendi Mektep Hocası ve Bican Efendinin Rüyası isimli devam filmleri çekildi. Filmler aynı zamanda sinemamızın ilk seri filmleridir.
İlk Sesli Türk Filmi:
İstanbul Sokaklarında (1931)
1931 yılında Muhsin Ertuğrul tarafından çekilen film, iki kardeşin aynı kadına aşık olması üzerine hayatlarının mahvolmasını anlatıyor. Bankada çalışan Rahmi şarkıcı bir kadına aşık olur. Aynı kadınla kardeşi Talatın da ilişkisi vardır. Rahmi aşkı uğruna bütün parasını kadın ile harcamaktadır. Bir süre sonra çalıştığı bankanın parasını da aşık olduğu kadın için kullanmaya başlar. Banka yönetimi durumu fark edip Rahmiyi işten atar, kullandığı parayı da Rahminin ailesinden tahsil eder. Aile bütün birikimini kaybetmiştir. Talat bunun hesabını sormak üzere kardeşinin yanına gider ve kardeşiyle şarkıcı kadını sarhoş halde bulur. Şarkıcı kadının ortağı olan garson, Rahmiyi dolandırmak için içkisinin içine uyutucu ilaçlar atmıştır. Talat kardeşine saldırır, kavga sırasında dolu içki bardağını Rahmiye fırlatır. İlaçlı içki Rahminin gözlerine gelir ve gözleri kör olur. Film doktorların göz ameliyatı için çok büyük para istemesi, iki kardeşin zengin dayılarının yanına gidip yardım istemeye karar vermesi, ancak bu sırada dayılarının ölmesi, dayılarından kalan tek şey olan evin yanması, iftiraya uğrayan Talatın hapse düşmesi şeklinde ilerliyor Ne var ki filmin sonlarına doğru ortaya çıkan, Mısırlı bir yazar olan Semira Hanım, Rahmiyi ameliyat ettirir, kardeşler eski saadetlerine kavuşur. Film, abartılı ve absürd konusuna rağmen; gerek dönemine göre yüksek maliyeti, gerek ilk sesli film olması nedeniyle, sinema tarihimizde önemli bir yer ediniyor.
İlk Türk Korku Filmi:
Çığlık (1949)
Bazı kaynaklarda ilk korku filmimiz olarak Mehmet Muhtarın 1953 yapımı filmi Drakula İstanbulda geçer. Ancak bu doğru değildir. Türk sinemasında ilk korku filmi denemesi, Aydın Arakonun 1949da yönettiği Çığlıktır. Bir doktor fırtınalı bir gecede, bir köşke sığınmak zorunda kalır. Köşkte miras meselesi nedeniyle dayısı tarafından delirtilmiş bir kızla karşılaşır. Doktor, bu karanlık ve deli kızın çığlıkları ile inleyen köşkte birileri tarafından öldürülmeye çalışılır. Ancak ölen, deli kız olur.
İlk Renkli Türk Filmi:
Halıcı Kız (1953)
Halıcı Kız ilk renkli film olmasının yanı sıra, 20 yılı aşkın süre Türk sinemasında tekel oluşturan, çektiği 30u aşkın filme rağmen sinemasal açıdan iyi işler çıkaramayan Muhsin Ertuğrulun son filmi olması nedeniyle de önemlidir. Güllü, halı dokuma tezgahında çalışan çok güzel bir kızdır. Patronunun oğlunun tecavüzüne uğrayınca çareyi İstanbula kaçmakta bulur. Gittiği her yerde erkeklerin ilgisini çeken Güllü, gerçek aşkı ve mutluluğu Bursanın bir köyünde bulur. 1953 yapımı filmin kadrosunda Suna Pekuysal, Sadri Alışık, Şükran Güngör, Münir Özkul gibi isimler de yer almıştır.
Uluslararası Ödül Alan İlk Türk Filmi:
Susuz Yaz (1963)
Susuz Yaz, Necati Cumalının aynı adlı hikâyesinden uyarlanmıştır. Yönetmeni Metin Erksandır. Osman, arazisinden çıkan suyu köylülerle paylaşmak istememektedir. Kardeşi Hasan bu durumu kabullenemez, köylüleri haklı bulur ama abisine de karşı gelemez. Su yüzünden çıkan kavgada Osman bir köylüyü öldürür, ancak hapse giren Hasan olur. Bu sırada kardeşinin karısına göz koyan Osman, yıllar sonra hapisten çıkan Hasan tarafından köylülerle paylaşmak istemediği suda öldürülür. Film, dönemin sansür kurulunca başakların cılız gösterilmesi gibi garip gerekçelerle yasaklanır. Ancak film, filmin başrol oyuncularından Ulvi Doğan tarafından yurtdışına kaçırılır ve Berlin Film Festivalinde Altın Ayı Ödülünü kazanır. Daha sonra Meksikada Altın Maya Ödülünü de alan film, 1973 yılında renkli olarak Orhan Duru tarafından tekrar çekilir ama bu film Metin Erksanın Susuz Yazı kadar başarılı olmaz.
Milliyetçi yıkım :
Fuat Uzkınay'ın kızı Mutena Uzkınay, 14 Kasım 1989 tarihli Hürriyet Gazetesi'nde, İlk Türk Filminin çekimini şöyle anlatıyor: 1876 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Rusların diktikleri Ayastefanos Anıtı'nı, İttihat ve Terakki Fırkası yıkma kararı aldı. Yıkımı bir Avusturya şirketi filme almak istiyordu, ancak bir Türkün filme alması istendi. Göreve babam uygun görüldü. Avusturya şirketinin kameramanı Mordo, babama alıcıyı kullanmasını öğretti ve ilk Türk filmi çekilmiş oldu. Dinamitle yıkılan anıtın çekiminde babamı ve kamerayı bir yere bağlamışlar zarar görmesin diye. Buna hep gülmüşümdür.''
Yüksek maliyetli testi :
Türk sinema tarihinin ilk konulu filmlerinden biri olan Binnaz, kontrollü bütçeyle çekilen bir film. Cemil Filmer Hatıralar adlı kitabında çekimlerle ilgili anısını şöyle anlatıyor. Yapımcılığı üstlenen Malul Gaziler cemiyeti, masrafları kısmak için bir memur görevlendirmişti. Bir sahnede evin beyinin karısına sinirlenerek sürahiyi aynaya doğru fırlatıp ikisini birden parçalaması gerekiyordu. Memur itiraz etti. Ahmet Fehim 'Kuzum efendim, cam sürahi yerine, toprak testi kullanırız, ayna yerine pencereden dışarı fırlar, olur biter.' dedi. Görevli bu sefer 'O zaman dekorun gerisinde biri dursun da testiyi düşmeden yakalasın' demez mi?''
İlk sansür :
Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın romanından sinemaya aktarılan;Mürebbiyenin (1919) Türk sinema tarihindeki yeri çok farklı. Fotoğrafta görülen Madam Kalitea (üstte), filmlerinde aileleri parçalayan vamp oyuncu... Mürebbiye'de canlandırdığı Anjel, Paris'ten İstanbul'a birlikte geldiği sevgilisinden ayrıldıktan sonra İstanbullu bir ailenin yanına mürebbiye olarak girip ailenin üç erkeğini baştan çıkarıyor. Filmi seyreden işgal makamları 'Anjel'in şahsında işgalciler küçük düşürülüyor' diyerek filmin İstanbul dışında gösterilmesini yasaklıyorlar. Böylelikle Mürebbiye de Türk sinema tarihinin ilk sansürlü filmi oluyor.
Eklenmemiş İlk'ler Bulursanız Özel Mesaj iLe Bana Ulaşın.
Son düzenleme:
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)
Benzer konular
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 19
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 23
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 21
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 25