- Katılım
- 17 Eyl 2008
- Konular
- 31,034
- Mesajlar
- 0
- Online süresi
- 5m 10s
- Reaksiyon Skoru
- 208
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 17 Yıl 8 Ay 29 Gün
- Başarım Puanı
- 719
- MmoLira
- 40
- DevLira
- 0
ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!
GİRİŞ
Katma Değer Vergisi günümüzde satış vergilerinde görülen sakıncaları gideren modern ve en gelişmiş bir vergilendirme sistemi olarak kabul edilmektedir.
Gelişmiş bir tüketim vergisi olan ve günümüz modern ekonomik sistemlerinde kullanılan Katma Değer Vergisi (KDV), ülkemizde 1985 yılından beri başarı ile uygulanmakta olup,bütçe gelirlerinde önemli bir işlevi yerine getirmektedir.
Katma Değer Vergisi; üretim-tüketim zincirinin her aşamasında, malların ve hizmetlerin satışından alınan ve vergi indirimine imkan tanıyarak değer artışını temel alan , nesnel çok aşamalı ve genel bir satış vergisidir. Yürürlüğe girdiği tarihte tek orana sahip olan KDV sisteminde, 1996 temmuz ayından itibaren çok oranlı uygulamaya geçilmiştir. KDVânin başarılı bir şekilde uygulanmasında yeri olan düzenli belge ve kayıt sisteminin yerleştirilebilmesi için başta vergi iadesi olmak üzere çeşitli tedbirler alınmıştır.
Ülkemizde Katma Değer Vergisinin 1.1.1985 tarihinde yürürlüğe girmesiyle ihracatımız, âihracat istisnasıâ yoluyla teşvik edilmeye çalışılmıştır. İhracat istisnasının uygulamaya konulmasındaki amaç, ihracatın artırılmasıyla döviz girdisini ve mallarımızın dünya pazarlarındaki rekabet gücünü artırmak olmuştur. Bilindiği gibi yurt dışı pazarlarda bütün ülkeler mallarını satmak ve yurt dışı gelirlerini arttırmak için kıyasıya rekabet yapmaktadırlar. Bu nedenle KDV uygulanan bütün ülkelerde , ihracat vergiden muaf tutulmuştur.
İhracat istisnası KDVânin 11, 12, 32. Maddeleri ve ilgili KDV tebliğleriyle düzenlenmiştir.
Bu çalışmanın iki temel amacı bulunmaktadır. Birincisi Türkiyeâde KDV uygulamalarını değerlendirmek, ikincisi ise Türkiyeâde uygulanan ihracat istisnası uygulamasının ana hatlarıyla anlatılmasına değinmekti. Bu çalışmamızda katma değer vergisinin tanıtımıyla başlayıp, ihracat, iade ve mahsup işlemlerinin neler olduğunu ve ne gibi hesapların kullanacağına değindim.
Birinci bölümde , Katma Değer Vergisi ile ilgili genel bilgilerin açıklanmasına yer verilmiştir.
İkinci bölümde ise, Katma Değer Vergisinin teorik anlamda ne olduğu ele alınmıştır. Bu bölüm üç kısımdan oluşur.
Bu bölümün birinci kısmında önce, katma değerin tanıtımı ve hesaplama yöntemleri açıklanmıştır. İkinci kısmında ise ,Katma Değer Vergisinin tanımı ,türleri ,hesaplama yöntemleri, fayda ve sakıncalarına yer verilmiştir. Üçüncü kısımda da Katma Değer Vergisinin genel özelliklerine yer verilmiştir.
Üçüncü bölümde, Türkiyeâde Katma Değer Vergisiânde ihracat istisnası uygulaması alınmıştır. Bu kısım dört bölümden oluşmaktadır.
Bölümün birinci kısmında ihracat istisnası incelenmiştir. İkinci kısmında mal ihracı, üçüncü kısmında ihracat edilmek şartıyla ihracatçılara mal tesliminde ihracat, dördüncü kısımda ise hizmet ihracatından bahsedilmiştir.
Çalışmanın son bölümü, sonuç adını taşımaktadır.
BİRİNCİ BÖLÜM
1.KATMA DEĞER VERGİSİN HAKKINDA GENEL BİLGİLER
1.1. KATMA DEĞER VERGİSİNİN VERGİ İÇİNDEKİ YERİ
Vergilendirmede esas itibarıyla iki ana yöntem vardır. Bunlar;
1)Gelirin elde edilmesi sırasın da vergilendirme
2)Gelirin harcanması sırasında vergilendirme, yöntemidir
.
Bu yöntemlerden birincisine bağlı olarak âgelir vergileriâ adı altında dolaysız vergiler grubu, ikincisine bağlı olarak da âmuamele vergileriâ adı altında dolaylı vergiler grubu oluşmuştur.
Gelir vergisine dolaysız vergi adı verilmesinin nedeni, bu verginin doğrudan kişilerin belli bir dönemde elde ettiği gelir üzerinden ve bu gelirlerin özelliklerine ve meydana gelen değişmelere bağlı olarak alınmıştır.
Muamele vergilerinin özelliği ise, verginin mal ve hizmet fiyatlarına eklenerek alınması dolayısıyla tüketicilere yansıtılmasıdır.
Katma değer vergisi de bir muamele vergisidir. Harcamaların vergilendirilmesi alanında günümüze ulaşmış en ileri aşama olup modern bir vergilendirme tekniğine sahiptir.
1.2. KATMA DEĞER VERGİSİNİN TARİHÇESİ
İdaresi kolay, ucuz ve bol hasılat sağlayan bir vergi türü olan muamele vergilerini tarihi çok eskilere dayanmakta olup, verginin normal bir kamu geliri sayılmadığı ilk ve orta çağlarda da uygun bir uygulama alanı bulmuşlardır. Sanayi devrimine kadar gelen bu dönemde, muamele vergileri daha çok geçişlerde uygulanan bir nitelik taşırlar.
Sanayi devriminden sonra ise, sağlanan büyük verimlilik artışıyla ekonomide sanayi ve ticaret ön plana çıkmış, kitle üretimi ve kitle tüketimine ve böylece de kapalı ekonomi yapısında pazar ekonomisine geçilmiştir. Üretim ve ticaret hacmindeki bu artış, muamele vergilerinin de yaygınlaşmasına ve öneminin artmasına yol açmıştır.
Katma değer vergisi sistemi, ilk olarak Yale Üniversitesi profesörlerinden olan Thomas S. Adams tarafından 1918 yılında New Havenâde , Milli Vergilendirme Kurulunâdaki konferansta ortaya atılmıştır.
Aynı yılda, Alman iş adamı ve o zaman hükümetin ekonomik danışmanı olan Dr. Wilhem Van Simene tarafından bu sistem âyeni bir muamele vergisiâ olarak hükümete tavsiye edilmiştir.
Katma Değer Vergisinin ilk uygulanmaya başlanması ise, 10 Mayıs 1953âte Amerika Birleşik Devletlerinin Michigan eyaletinde olmuştur. Avrupa kıtasında ise, Katma Değer Vergisi ilk olarak en geniş anlamıyla 1954 yılında Fransaâda uygulanmaya başlanmıştır. Fransa, Katma Değer Vergi sistemini uzun süre İngiltereânin satış vergisi tezine karşın savunmuştur. İki ülke arasındaki bu tartışma uzun yıllar devam etmiş ve Katma Değer Vergisinin,Avrupa Ekonomik Topluluğuna üye ülkeler tarafından, 1967 yılında ortak muamele vergisi olarak kabulü ile Katma Değer Vergisi lehine sonuçlanmıştır.
Ancak Katma Değer Vergisinin asıl gelişimi Avrupa Ekonomik Topluluğuânun kuruluşundan sonra olmuştur. Bilindiği üzere 25 Mart 1957âde Fransa , Almanya , Belçika, İtalya, Lüksemburg, ve Hollanda tarafından imzalanan Roma Antlaşmasıâyla AET kurulmuştur. Ortak pazarın ana ilkeleri arasında üye ülkelerindeki vergilerin uyumlulaştırılmada bulunulması Ortak Pazar Bakanlar Konseyinin topluluk amaçlarına uygun müşterek bir muamele vergisi modeli olarak Katma Değer Vergisiâni benimsemeleri sonucuna ulaşmıştır. Ortak Pazarâa üye ülkelerde uygulanması 1967 yılında kabul edilen Katma Değer Vergisi ile ilk olarak yaylı tip vergiler kaldırılmış ve konuyla ilgili olarak iki direktif yayımlamıştır. Birincisine göre, üye ülkeler Katma Değer Vergisiânin ana prensiplerini de ortaya koymuştur. İkinci direktif ise ,esas olarak verginin hangi yöntemlerle uygulanacağı açıklanmaktadır.
Katma Değer Vergisi halen 34 ülkede uygulanmaktadır.
Türkiyeâde 1963 yılında AET ile imzalanan ortaklık anlaşması ile, ortak pazarla ortak bir ilişkiye geçmiştir. Bu nedenle, Türk vergi sistemi çok yakın bir gelecekte AET vergi sistemi içinde yerini almak ve AET ortak Katma Değer Vergisini uygulamak zorunda kalacaktır.
1.3. TÜRKİYEâDE KATMA DEĞER VERGİSİ TARİHÇESİ
25.10.1984 tarih ve 3065 sayılı kanun ile. 1 Ocak 1985 tarihinden itibaren Türkiyeâde KDV uygulamasına geçilmiştir. Ancak, KDV uygulaması fikri bu tarihten çok öncelere kadar uzanmaktadır. İkinci Beş Yıllık Kalkınma Planıânda konu ile ilgili çalışmalara başlandığı ve bu amaçla 1972 yılında Maliye Bakanlığıânda bir komisyon kurularak ilk tasarının hazırlandığı görülmektedir. Bu ilk Türk KDV kanun tasarısı hazırlığı sırasında Almanya ile işbirliğine gidilerek tasarının iyileştirilmesinde Almanyaâdaki tecrübelerden faydalanılmaya çalışılmıştır. 1971, 1974, 1976, 1977 ve 1978 yıllarında Maliye Bakanlığıânca beş kez kanun tasarısı taslağı hazırlanmıştır. Ayrıca 1980 yılında iki ayrı kanun tasarısı hazırlanarak parlamentoya sunulmuş fakat kanunlaştırılamamıştır.
1.4. TÜRKİYEâDE KATMA DEĞER VERGİSİNE GEÇİŞİ ZORUNLU KILAN NEDENLER
KDV uygulamasına geçilmesinde çeşitli nedenler bulunmaktadır. Bu nedenlerin başında bu verginin çekiciliği yanında kaldırılan gider vergilerinin olumsuz etkileri de gelmektedir. Bilindiği üzere, KDVâden önce üretim aşamasını kapsayan toplu muamele vergileri uygulanmaktaydı. Bu vergilerin, üretimin vergilendirilmesine dönük olması nedeniyle, sanayi ve firmalar üzerinde baskı yaratarak kaynak dağılımını olumsuz yönde etkilediği ve finansman sıkıntısına neden olduğu bilinmekteydi.
Diğer yandan, belli aşamalarını yüksek oranlarda vergileme vergi kaçakçılığını çekici hale getirmekte, bu durum ise gelir ve kurumlar vergilerinin matrahlarının aşınmaları sonucunu doğurmaktaydı. Ayrıca, ekonomik gelişmelerin gerisinde bulunan kaldırılan gider vergileriyle ekonomide genel talep düzeyinin vergi yoluyla kontrolü sağlanamamakta ve verginin tüketim üzerindeki etkisinden yeterli ölçüde faydalanamamaktaydı.
KDVâden önceki mevcut vergileme sisteminde, sanayi üzerinde yoğunlaşan vasıtalı vergilerin yükünü ileri kademelere kaydırarak gelir ve kurumlar vergilerinin etki alanı dışında kalan vergi potansiyelini de harcamalar sırasında kavrayıp vergi gelirlerini artırmak için, KDVâye geçmek zorunlu hale gelmişti.
KDV uygulamasına geçilmesinin diğer bir nedeni de Türkiyeânin uluslar arası ilişkilerinden kaynaklanmaktadır. Avrupa Birliği (AB) ile ekonomik ve mali işbirliğinin sağlanması için üye ülkelerin vergi sistemlerinin uyumlulaştırılması konusuna önem verilmekte ve KDV, AB için ortak bir vergi sistemi olarak kabul edilmiş bulunmaktadır. ABâye tam üye oluncaya kadar geçen süre içinde , KDVânin ülkemizde tam anlamıyla yerleştirilmesi sağlanarak, ABâye üte ülkelerle ortak bir KDV uygulamasında zorluk çekilmemesi amaçlanmıştır.
Yukarıda belirtildiği gibi, çeşitli haklı gerekçeleri ve uzunca bir tarihi olan KDV uygulamasına geçilmesi çabaları, 2.11.1984 tarihli resmi gazetede yayımlanan 3065 sayılı kanun ile sonuca ulaşmış ve 1 ocak 1985 tarihinden itibaren Türkiyeâde KDV uygulamasına geçilmiştir.
Katma değer vergisi kanunun yürürlüğe girmesiyle aşağıdaki vergiler 1.1.1985 tarihinden itibaren yürürlükten kaldırılmıştır.
⢠Dahilde Alınan İstihsal Vergisi
⢠İthalden Alınan İstihsal Vergisi
⢠Nakliyat Vergisi
⢠PTT Hizmetleri Vergisi
⢠İlan ve Reklam Hizmetleri Vergisi
â¢ İşletme Vergisi
⢠Spor Toto Vergisi
⢠Şeker İstihlak Vergisi
1.5. KATMA DEĞER VERGİSİNİN ÖZELLİKLER
İ) Katma değer vergisi tarafsız bir vergidir. Ekonomik sektör ve toplumsal kesimler arasında fark gözetmez ve vergi yükü taşıyıcı kesimler arasında paylaşılır. Böylece vergi mümkün olduğu kadar geniş bir tabana ince bir tabaka halinde yayılır.
Diğer taraftan, birbirinden farklı üretim malları ve hizmetler açısından tam bir tarafsızlığın sağlana bilmesi için, Katma Değer Vergisinin tek oranla uygulanması ve hiçbir istisnanın bulunmaması gerekir. Ancak uygulamada böyle bir tarafsızlığın sağlanmadığını ve hemen her ülkede birden fazla oranın uygulanmakta olduğu ve ayrıca belli mal ve hizmetlerin vergiden istisna edildiği görülmektedir.
ii)Katma Değer Vergisinin ikinci özelliği, bu vergide vergi yükü el değiştirme safhalarının sayısından etkilenmemesidir. Bunu sağlayan da sistemin bünyesindeki indirim mekanizmasıdır. Bu mekanizma ise vergiye bir maliyet unsuru olmaktan çıkarmaktadır.
Katma değer vergisi sistemindeki indirim mekanizması ve dolayısıyla verginin el değiştirme safhalarının sayısından etkilenmemesi, yayılı muamele vergilerinde olduğu gibi firmaları dikey entegrasyona ve organizasyon sapmalarına zorlamadığından, ekonomik gelişmenin ve verimliliğin azalmasına yol açmaz.
iii) Katma değer vergisi şeffaftır. Bir mal veya hizmetin bünyesindeki vergi yükü herhangi bir safhada tam olarak bilinebilir. Çünkü Katma değer vergisi her aşamada satış fiyatının belli bir oranıdır. Bu özellik başta ihracat olmak üzere çeşitli istisnaların uygulanmasında kolaylık ve objektiflik sağlar.
1.6. KATMA DEĞER VERGİSİNİN AVANTAJLARI VE DEZAVANTAJLARI
1.6.1. Katma Değer Vergisinin Avantajları :
a) Katma değer vergisi, konusunun çok geniş olması nedeniyle, net vergi hasılatı açısından olumlu bir vergi türüdür.
b) Katma değer vergisi, yatırımları ve ihracatı teşvik eder. Yatırımlar, alışta borçlanılan vergilerin indirilmesiyle, ihracat ise tam istisna uygulamasıyla vergiden arındırılır.
c) Kapsamının oldukça geniş olması nedeniyle düşük oranlı uygulanabilen katma değer vergisi, vergi kaçakçılığını en alt düzeye indirir.
d) Vergi yükü, üretime katılan değer oranında, çeşitli sektörler aşamalar ve kişiler arasında yayılır. Bu durum vergi yükünün adaletli dağıtılması açısından olumludur.
e) Katma değer vergisi, mal ve hizmet akımını ve kaynakların dağıtımını hiçbir şekilde etkilememektedir.
f) Teorik olarak katma değer vergisi, gümrük ve özel tüketim vergilerinde ithal anında birlik sağlamaya ve bütün dolaylı vergilerin çıkış ülkesi esası üzerinden uygulamasına imkan vermektedir.
g) Vergi, malın her el değiştirişinde alındığından, üretimden tüketime kadar ne derece az el değiştirirse o kadar az vergi ödenmekte ve maliyet düşmektedir. Bu durum gereksiz el değiştirmelerin ve aracıların önlenmesini sağlayan önemli bir etkendir.
h) Katma değer vergisi, malın artan değeri ile ilk birlikte arttığından, milli gelir artışlarını , diğer bir dolaylı vergiden çok daha iyi izler ve vergi sistemine yapısal bir esneklik getirmiş olur.
i) Katma değer vergisi bazı yönlerden tarafsız bir vergidir. Bu vergi ile endüstriyel yapı ve ekonomik kaynakların dağılımı, optimal denge noktasından ciddi ölçüde sapmaz. Çünkü vergi sonuçta üretim birimleri üzerine değil, tüketiciler üzerinde kalmaktadır.
j) Tüketimi hedef alan diğer vergiler gibi Katma değer vergisi tasarrufları teşvik eder, enflasyonist baskıları önler. Hatta fiyat artışları ile savaşın yeni bir aracı olarak nitelendirilmektedir.
k) Katma değer vergisi sektörler arasında haksız rekabeti önler, dengeli sanayileşmeye ortam hazırlar, vergisiz sektörler yaratmaz.
l) Vergi indiriminden yararlanmak için katma değer vergisinin belgeye bağlanması, vergide oto kontrol mekanizmasının kurulmasını sağlamaktadır.
m) Katma değer vergisi, tüketimi kısma aracı olarak, selektif vergilere oranla daha genel ve etkili bir araçtır. Bu yönü ile Katma değer vergisi otomatik stabilizör niteliğindedir.
n) Katma değer vergisi, ekonomik kalkınma ve politika ile ilgili olarak daha düzenli ve güvenilir rakamlar sağlamaya yardımcı olabilir.
o) Katma değer vergisi, uluslar arası ekonomik bütünleşmeler ve uluslar arası ekonomik bütünleşmeler ve uluslar arası ticaretin geliştirilmesi açısından en uygun vergidir.
1.6.2. Katma Değer Vergisinin Dezavantajları
a) Katma değer vergisi, özellikle muhasebesi gelişmemiş olan küçük firmalar açısından karışık bir nitelik göstermektedir.
b) Tek aşamalı bir vergiden katma değer vergisine geçilen bir ülkede vergi mükellefleri birkaç kat artmakta , bu ise vergi idaresinin masraflarını yükseltmektedir.
c) Katma değer vergisinde gerektiği yerde istisna konulması ve çeşitli maddelerde vergi oranlarının farklılaştırılması diğer satış vergilerinden daha güçtür. İstisnaların fazla olması sistemin işleyişini bozabilir.
d) Hizmetlerin. Katma değer vergisi dışında tamamlayıcı bazı vergilere tabii tutulması, verginin genelliğini bozmaktadır. Servis işletmelerinde satılan malların vergiye dahil olması durumunda ise fiyat yapısında sapmalar ortaya çıkmakta ve vergi maliyetlere eklenmektedir.
e) Katma değer vergisi, ihraç mallarının fiyatlarının yükselmesine ve sonuçta satış imkanlarının kısıtlanmasına yol açmaktadır.
İKİNCİ BÖLÜM
2. KATMA DEĞER VERGİ TEORİSİ
Katma değer vergisi doğrudan doğruya yaratılan katma değer ile ilgili olduğundan öncelikle katma değerin açıklanmasında fayda vardır.
2.1 KATMA DEĞERİN TANITILMASI
2.1.1. Katma Değerin Tanımı
Katma değer, en basit ifade ile mal veya hizmetin alış bedeliyle,satış bedeli arasındaki pozitif farktır. Örneğin alış bedeli 400 lira olan bir malın 500 liraya satılması halinde, Katma Değer (500-400)=100 liradır.
Diğer bir ifade ile; Makro ekonomi ve milli gelirler açısından katma değer bir mal veya hizmetin üretimi faaliyetinde, üretime katılan bu ekonomik faktörlerin yarattıkları ek değerdir. Makro ekonomi açısından başka bir tanımı ise, üretim faktörlerinin âemek,sermaye,doğal kaynaklar,teşebbüsâgibi üretime katılmaları karşılığında ödenen paylarının,âücret,faiz,rant,karâkatma değeri oluşturduğu belirtilmektedir. Makro ekonomik açıdan bakıldığında, katma değeri üretim faaliyetlerine katılan faktörlerin yarattığı ek değer olarak tanımlamak mümkündür.
- Bir üretim devresinde gelir,üretime katılan faktörlere ödenen,
- Ücret ve aylıklar,
- Faiz ve rant ile,
- Müteşebbüsün net karından teşekkül etmektedir. Bu nedenle sayılan payları toplamı, gelir olarak katma değeri ile ifade eder.
Mikro ekonomik açıdan ise katma değeri bir işletme veya kişinin sattığı mal veya ifa ettiği hizmetin satış bedeli ile maliyeti arasındaki pozitif farktır. Mikro ekonomik açıdan yapılan diğer bir tanım ise bir işletmenin teslim ettiği bir mal veya yaptığı bir hizmet nedeniyle aldığı bedel ile söz konusu teslim veya hizmetin maliyet bedeli arasındaki fark âkatma değerâ olarak bilinmektedir.
2.1.2. Katma Değerin Hesaplama Yöntemleri
Mikro ekonomik açıdan, katma değerin hesaplanmasında çeşitli yöntemler kullanılmaktadır. Bunlar âdolaysız ve dolaylıâ olmak üzere iki şekildedir.
2.1.2.1. Dolaysız Hesaplama Yöntemleri
Dolaysız hesaplama yöntemleri, toplama yöntemi ve çıkarma yöntemi olmak üzere ikiye ayrılır.
2.1.2.1.1.Toplama Yöntemi
Bu yöntem, makro ekonomik açıdan katma değerin hesabında kullanılır.Bu yöntemde katma değer, üretim faktörlerine ödenen ücret,faiz,rant ve karlar toplanmak suretiyle hesaplanır. Bu şekilde hesaplanan katma değer, Katma Değer Vergisinin matrahını oluşturur. Bu açıklamalardan sonra katma değer toplama yöntemini şu şekilde formüle edebiliriz.
Katma Değer=Ücret+Kar,Rant,Kira
2.1.2.1.2. Çıkarma Yöntemi
Mikro ekonomik açıdan çıkarma yöntemi katma değerin hesabında kullanılır. Bu yöntemde üretim veya satış değerinden mal ve hizmet alışları için yapılan ödemeler ve borçlanmalar düşünmek suretiyle katma değer saptanır.
Yatırım malları alışları tutarı,alış bedelleri tutarına dahil edilmezse elde edilen katma değer, gayrisafi hasıla tipi katma değer vergisinin matrahıdır. Yatırım mallarının alış tutarı, alış bedelleri tutarından düşülürse ulaşılan katma değer,tüketim tipi katma değer vergisi matrahıdır. Alış bedelleri tutarına sadece yatırım mallarına ilişkin amortisman malları eklenirse elde edilen katma değer, safi milli gelir tipi katma değer vergisi matrahıdır.
Bu açıklamalardan sonra,bu yönteme göre katma değeri şu şekilde formüle edebiliriz.
Katma Değer=Toplam Çıktılar-Toplam Girdiler
2.1.2.1.3. Toplama ve Çıkarma Yöntemlerinin Karşılaştırılması
Toplama yöntemi hesaplamalarında kullanılan terimler, benimsenmiş terimler olup bunlara ilişkin toplamalar,muhasebe kayıtlarında kolaylık sağlanabilmek içindir.
Çıkartma Yönteminde ise, işletmenin kattığı değer ancak üretim faktörleri satışlar üzerindeki vergiler aracılığı ile dolaylı olarak hesaplanabilir.
(AT) bu iki yöntemden Çıkarma yöntemini önermektedir. ATânin çıkarma yöntemini önermesinin en önemli nedeni,bu yöntemde satış fiyatları içindeki verginin,üretiminin herhangi bir aşamasında hesaplanabilmesi ve vergilenebilmenin ona göre yapılabilmesi olmuştur.
2.1.2.2. Dolaylı Hesaplama Yöntemi
Bu yöntemde katma değerin hesabı yapılmadan, doğrudan doğruya Katma Değer Vergisi hesaplanmıştır. Bu hesaplanan Katma Değer Vergisinden gerekiyorsa âkatma değerinâ hesabı yapılmaktadır.
2.2.KATMA DEĞER VERGİSİNİN TANITILMASI
Katma değer vergisi yayılı karakterde bir muamele vergisi olup vergi her el değiştirme safhasında alınır. Ancak verginin matrahı o safhanın satış fiyatı değil, yaratılan katma değerdir.
2.2.1.Katma Değer Vergisinin Tanımı
Katma değer vergisi, mal ve hizmetlerin üretiminden tüketimine kadar geçen üretici, tüketici, yarı toptancı, perakendeci gibi her aşamada katılan değer üzerinden alınan, her aşamada matrahı katma değer olan ve sonunda tümü tüketici üzerine kalan bir vergidir.
Katma Değer Vergisi (KDV),üretim ve tüketim zincirinin her aşamasında, malların ve hizmetlerin satışından alınan ve vergi indirimine imkan tanımak suretiyle değer artışını temel alan , gayri şahsi, çok aşamalı,genel bir satış vergisidir.
Ticari işletmeler diğer işletmelerden aldıkları mal ve hizmetler üzerine kendi iş gücünü, sermayesini kullanarak bir değer katmaktadırlar.
Bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere katma değer , bir malın satış değeri ile bunun yapılması için gerekli olan girdilerin (maliyet unsurlarının) alış fiyatı arasındaki farktan oluşmaktadır.
2.2.2. Katma Değer Vergisinin Türleri
Yatırım malı satın alımlarına ilişkin olarak ödenen girdi vergisinin indirilip indirilmemesi konusunda, teoride üç ayrı yöntem vardır. Bu yöntemlerden hangisi uygulanmaktaysa KDV buna göre şekil almaktadır. Teoride üç ayrı katma değer anlayışı ve bunun sonucu olarak da üç ayrı Katma Değer Vergisi tipi mevcuttur.
Birbirinden farklı bu değerlerin matrah olarak kabul edilmesine göre sırasıyla, âGayrisafi Hasıla tipi, Gelir tipi ve Tüketim tipiâ Katma Değer Vergisi olmak üzere üç ayrı sistem ortaya çıkar.
2.2.2.1. Gayrisafi Hasıla Tipi Katma Değer Vergisi
Bu türe göre, KDVânin matrahı gayrisafi katma değerdir. Bir başka deyişle , bu tip KDVâde diğer firmalardan satın alınan sermaye mallarının bedellerinin, bunların yıpranma payı olan amortismanların ve yıl içerisindeki stok artışlarının matrahtan düşülmesine izin verilmemektedir.
Kapalı bir ekonomide gayrisafi hasıla türü KDVânin makro düzeyde toplam matrahı
Matrah=GSMH=Tüketim +Yatırım=Ücret+Kar+Faiz+Rant+Amortisman,
şeklinde hesaplanmaktadır.
Firma açısından KDV matrahı ise,
Matrah=Katma Değer=(Satışlar+Stok Artışları)-Alışlar,
şeklinde hesaplanmaktadır.
Bu tür KDV uygulaması sermaye yoğun üretim metotlarını kullanan teşebbüsleri cezalandırmaktadır. Çünkü, sermaye malları önce satın aldığı sonra da amortisman ayrıldığı zaman olmak üzere iki kez vergilendirilmektedir.
2.2.2.2. Gelir Tipi Katma Değer Vergisi
Gayrisafi hasıla tipi KDVâde olduğu gibi, gelir tipi KDVâde de satın alınan sermaye malları bedelleri ve yıl içindeki stok artışları matrahtan indirilememektedir. Ancak, gayrisafi hasıla tipinden farklı olarak, sermaye mallarının amortismanlarını vergi matrahından indirilmektedir.
Böylece, kapalı ekonomide gelir türü KDVânin toplam matrahı milli gelire eşit olmaktadır. Gelir türü KDVânin makro düzeydeki toplam matrahı:
Matrah=Tüketim+Yatırım-Amortisman=Ücret+Kar+Faiz+Rant,
şeklinde hesaplanmaktadır.
Firma açısından matrah ise;
Matrah=Net Katma Değer= (Satışlar+Stok Artışları)-(Alışlar+Amortismanlar),
Şeklinde hesaplanmaktadır.
Böylece, gelir türü KDVâde sermaye mallarının çifte vergilendirilmesi, amortismanlara indirim imkanı tanınarak, önlenmiş olmaktadır.
2.2.2.3.Tüketim Tipi Katma Değer Vergisi
Tüketim tipi KDVâde, diğer firmalardan sarın alınan mal ve hizmet bedelleri sermaye mallarının bedelleri de dahil olmak üzere firmanın satış hasılatından düşülmektedir. Dolayısıyla , tüketim tipinde amortismanların vergi matrahından düşülmesi söz konusu değildir. Bir başka deyişle, tüketim türü KDVâde yüzde 100 oranında hızlandırılmış amortisman uygulanmaktadır ki, bu da sermaye mallarının vergiden istisnası demektir.
Kapalı ekonomide tüketim tipi KDVânin matrahı:
Matrah=Tüketim=Ücret+Kar+Faiz+Rant+Amortisman-Yatırım,
şeklinde hesaplanmaktadır.
Firma açısından mikro düzeyde matrah ise:
Matrah=Satışlar-Alışlar,
şeklinde hesaplanmaktadır.
Finlandiya ve Türkiye hariç, KDVâyi uygulayan bütün ülkeler tüketim tipi KDVâyi kullanmaktadır. Ülkemizde uygulanan KDV türü gelir tipi KDV ile tüketim tipi KDVânin karışımı şeklindedir. Katma Değer Vergisi Kanunun (KDVK)31âinci maddesine göre amortismana tabi kıymetlerin katma değer vergisi, bunların aktife girdiği yada kullanılmaya başlanıldığı vergilendirme döneminden itibaren 3 yıl içinde ve 3 eşit miktarda indirim konusu yapılabilmektedir. Ancak, yatırım teşvik belgesine bağlanan yatırımlarda kullanılacak amortismana tabi iktisadi kıymetlerin KDVâsi, bunların aktife girdiği veya kullanılmaya başlandığı tarihten itibaren 1 yıl içinde indirilmektedir. Dolayısıyla, Türk KDV Sisteminde teşvik belgeli yatırımlar için tüketim tipi, diğer yatırımlar için ise, gelir tipi KDV benimsenmiştir.
2.2.3. Katma Değer Vergisini Hesaplama Yöntemleri
KDVânin hesaplanmasında üç ana yöntem vardır. Bu yöntemler:
⢠Toplama yöntemi
⢠Çıkarma yöntemi
⢠Vergi mahsubu yöntemi
Bunlardan ilk ikisi dolaysız, üçüncüsü ise dolaylı hesaplama yöntemidir.
2.2.3.1. Toplama Yöntemi
Gelir tipi KDVâye uygun olan toplama metoduna göre, KDVânin matrahı üretim faktörlerine yapılan ödemelerin toplamıdır. Diğer bir ifadeyle ücret,kar,rant ve faiz toplamı KDV matrahını oluşturmaktadır. Ancak, karın hesabında amortismanların düşülmesi gerekmektedir.
2.2.3.2. Çıkarma Yöntemi
Çıkarma metodunda , KDV matrahına ulaşmak için satışlardan alışların ve sermaye mallarının düşülmesi gereklidir. Ayrıca, firma içinde üretilen yatırım malları ve stok artışları toplam yatırıma dahil olduklarından bunlarında matrahtan düşülmesi gerekmektedir. Bu yöntem stok değerlendirmelerine ve amortisman ayrılmasına ihtiyaç göstermemesi nedeniyle, yönetimi kolay bir yöntem olup tüketim KDVâye uygundur.
2.2.3.3. Vergi Mahsubu Yöntemi
Dolaylı hesaplama yöntemi olarak da adlandırılan bu yöntem KDVâyi uygulayan tüm ülkelerde kabul görmektedir.
Bu yöntemde ödenecek KDV, satış tutarları üzerinde hesaplanacak KDVâden alışlar üzerinden ödenen KDVânin mahsup edilmesi suretiyle bulunur.
Bu yöntemin başlıca faydası toplam vergi yükü ve hasılatını azaltmadan, üretim ve dağıtımın çeşitli aşamalarına ait vergi oranlarının farklılaştırılabilmesine imkan tanımasıdır. Toplama ve çıkarma yöntemlerinde mümkün olmayan bu avantajın nedeni, bu yöntemde malın tüm değeri üzerinden hesaplanan vergi miktarını perakende satış aşamasında uygulanan vergi oranının belirtilmesidir.
Vergi mahsup yönteminin diğer bir faydası, gerek kendi bünyesinde, gerekse vergi sisteminin tümünde bir oto kontrol mekanizması kurmasıdır. En basit şekliyle ifade edecek olursa, KDVâye tabi mükellef indirim yapabilmek için kendisine teslimde bulunan veya hizmet ifa eden diğer mükelleflerden belge talep edecek ve bu şekilde tüm alımlar ve satışlar belgeye tabi olacaktır. Diğer yandan, KDV vesilesiyle mükelleflerin tanzim atmak zorunda oldukları belgeler aynı zamanda gelir ve kurumlar vergilerinin matrahının belirlenmesinde de kullanıldıklarından , bu vergilerin hasılatlarının da garanti altına alınması mümkün olabilecektir.
2.2.3.4. Katma Değer Vergisinin Diğer Satış Vergileriyle Karşılaştırılması
KDV teorisiyle ilgili yukarıdaki açıklamalardan sonra , KDV ile diğer satış vergilerinin karşılaştırılmasında yarar görülmektedir. Ancak, özel satış vergileri tek bir malı vergilendirdiğinden KDVâye bir alternatif oluşturmakta ve bu nedenle karşılaştırma dışı bırakılmaktadır.
KDVânin diğer genel satış vergilerine göre sahip olduğu avantajlar şunlardır.
⢠Tarafsız bir vergi olan KDV, tüketici tercihlerini, faktör hızını ve üretim metotlarının seçimini etkilememektedir.
⢠Tasarruflarını, sermaye kazançlarını ve yatırımlarını vergilendirmediği için yatırımları teşvik etmektedir.
⢠İhracat KDVâden muaf tutulduğu için ihracat teşvik edilmekte ve ödemeler dengesine olumlu etkide bulunmaktadır.
⢠KDVâde üretim ve dağıtım sürecinin her bir aşaması o aşamada yaratılan katma değer üzerinden verildiğinden, ciro tipi genel satış vergisindeki gibi mükerrer vergileme söz konusu olmamaktadır. Ayrıca KDV, vergi indirimi mekanizması aracılığıyla , ciro(şelale) tipi genel satış vergisinin yarattığı dikey entegrasyonu önlemekte, böylece çeşitli mallarla farklı oranlar uygulanmasını ve hizmetlerin aynı düzenleme içinde vergilenmesini mümkün kılmaktadır.
⢠KDVânin vergi mahsubu Yöntemiyle birlikte uygulanması fatura kullanımını çekici hale getirerek vergi kaçakçılığı önlenmekte yada azalmaktadır. Halbuki, tek aşamada uygulanan toplu genel satış vergilerinde oranın yüksek tutulması zorunluluğu vergi kaçakçılığını özendirmektedir.
Yukarıda belirtilen avantajlara karşılık,KDVânin bazı dezavantajları da bulunmaktadır. KDVânin en önemli dezavantajı, tıpkı ciro tipi genel satış vergisinde olduğu gibi, mükellef sayısının artmasıdır. KDVânin çok sayıda mükellefe ve mala uygulanma zorunluluğu, tüm mal ve hizmetler için tek oranlı bir uygulamayı yönetim kolaylığı açısından en uygun çözüm haline getirmektedir. Ancak ,uygulamada, çeşitli nedenlerle birden fazla oran uygulanmakta ve bazı istisnalara yer verilmektedir. Bu ise, esasen hayli zor olan KDV uygulamasını daha da güçleştirmektedir.
2.3.TÜRK KATMA DEĞER VERGİSİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ
3065 sayılı ve 25.01.1984 kabul tarihi âKatma Değer Vergisi Kanunuâ 1.1.1935 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu tarihten günümüze daha sonra çıkarılan çeşitli kanunlarla Katma Değer Vergisinin bazı maddeleri değiştirilmiştir.
Türkiyeâde Katma Değer Vergisi Kanunu hazırlanırken, katma değer vergisi teorisi, Avrupa Topluluğuânun direktifleri ve ATâye üye belli başlı ülkelerin uygulamaları ile Türkiyeânin ekonomik ve mali yönden özellikleri, vergi sistemi ve kanunları göz önünde bulundurulmuştur.
Katma Değer Vergisi Kanunu,altı kısımdan oluşmaktadır. Bunlar sırasıyla; Mükellefiyet, İstisnalar, Matrah, Nispet ve İndirim Verginin Tarhının Ödenmesi, Usul Hükümleri, Çeşitli Hükümler ana başlıklarından oluşmaktadır. Bu bölümde yukarıda söz edilen kısımları, Katma Değer Vergisinin ana yapısı içerisinde açıklamaya çalışacağız.
2.3.1. Vergi Mükellefiyeti
Katma Değer Vergisi mükellefi, vergi konusuna giren işlemleri yapandır. Kişinin gerçek ya da tüzel kişi olması vergi yükümlülüğünü etkilememektedir.
AT Konseyi mükellefi;imalat, ticaret veya hizmet ifası faaliyetlerine bağlı işlemleri kar gayesi güderek veya gütmeyerek bağımsız bir şekilde ve devamlı olarak icra eden kimseler olarak tanımlamıştır.
Mükellef sayılmak içim bağımsız olarak ve devamlı şekilde yapılması zorunludur. Buna göre ücretliler Katma Değer Vergisine (bağımsız çalışmadıkları için) tabi değildirler.
Türk Katma Değer Vergisi Kanunuânun birinci kısmı olan mükellefiyet,üç bölümde düzenlenmiştir. Bunlar âVerginin Konusu, Mükellef ve Vergi Sorumlusu, Vergiyi doğuran olayâdır.
2.3.1.1 Verginin Konusu
Katma Değer Vergisiânin konusu, vergiye tabi olan malların üreticiden toptancıya,toptancıdan perakendeciye, perakendeciden tüketiciye intikali sırasında
meydana gelen katma değerlerdir.
KDVânin konusu, basit bir ifadeyle, Kanun 1.maddesinde belirtilen işlemlerdir. İşlem ise, â mal teslimi veya hizmet ifası âolarak tarif olunabilir.
KDV Kanunuânun 1. Maddesi, hangi işlemlerin bu vergi kapsamına girdiğini belirtmektedir. Maddenin kapsamına girmeyen işlemler KDVâye tabi tutulamaz. Bu itibarla 1.madde KDV Kanunuânun en önemli en karmaşık maddelerinden biridir.
KDVâden söz edebilmek için;
⢠Mal teslimi veya hizmet ifası şeklindeki bir işlem mevcudiyeti,
â¢ İşlemin Türkiyeâde yapılmış olması,
â¢ İşlemin ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılması gerekir.
İşlemin Türkiyeâde Yapılması
Bir işlemin vergiye tabi tutulabilmesi için, o işlemin Türkiye Cumhuriyeti hükümranlık sahası içinde yapılmış olması gerekir. KDV uygulamasında işlemin Türkiyeâde yapılmış sayılması bakımından hangi esasların geçerli olduğunu, Kanunâun 6.maddasinde belirtilmiş olup, söz konusu madde ile ilgili bölümde bu esaslar açıklanmıştır.
Türk Katma Değer Vergisi Kanunuânda vergi konusunun âverginin konusunu teşkil eden işlemler, teslim, teslim sayılan haller,hizmet, hizmet sayılan haller, işlemlerin Türkiyeâde yapılması, uluslar arası taşıma işleriâ başlıkları altında toplandığı görülmektedir.
2.3.1.1.1. Teslim
Mal teslimi, hem KDVânin konusunu teşkil eden işlemlerinden biridir, hem de bu işlemin vergilendirilebilir hale gelmesini sağlayan önemli bir fiildir. Tabiatıyla vergilendirilebilmeden bahsedebilmek için söz konusu teslimin KDV kapsamına (md:1) girmesi şarttır.
Katma Değer Vergisinin Kanunuânun 2.maddesi teslimin ne olduğu, 1.maddede sözü edilen şekline uygun olarak belirtilmek istenmiştir. Çünkü teslim bir yandan vergiyi doğuran olay olmakta, diğer yandan da bu olayın ilk ve en önemli öğesini teşkil etmektedir. İşte bu nedenle teslim kavramının bu yasa açısından çeşitli yöneliriyle açıklanmasında zorunluluk duymuştur.
Katma Değer Vergisinin 2.maddesinin 1 nolu bendinde yer alan teslim tanımı şöyledir.
âTeslim bir mal üzerindeki tasarruf hakkının malik veya onun adına hareket edenlerce, alıcıya veya adına hareket edenlere devredilmesidir. Bir malın alıcı veya onun adına hareket edenlerin gösterdiği yere veya kişilere tevdii teslim hükmündedir. Malın alıcıya veya onun adına hareket edenlere gönderilmesi halinde, malın nakliyesinin başlatılması veya nakliyeci veya sürücüye tevdii edilmesi de mal teslimidir.â
Bu hükümde teslim, genel ifade ile bir mal üzerindeki tasarruf hakkının devri olarak tanımlanmıştır. Bu tanıma göre Katma Değer Vergisi açısından teslim olayının iki ana unsuru bulunmaktadır.
Bunlardan birincisi malın mevcut olmasıdır. İkincisi ise mal üzerindeki tasarruf hakkının devredilmesidir.
Bu nedenle bir malın ödünç olarak başkasına verilmesi teslim hükmü dışında kalmaktadır. Bununla birlikte aynı şeyin doğrudan doğruya alıcıya verilmemekle birlikte mülkiyetini ve intikal ettirecek şekilde alıcı adına hareket edenlere verilmesi, alıcının ve alıcı adına yetkili olanların gösterdiği herhangi bir yere veya kişilere tevdii ve gönderilmesi teslim hükmünde sayılmıştır.
2.3.1.1.2. Teslim Sayılan Haller
Mal mübadelesinde KDVâyi doğuran işlem, malın teslimidir. 3.madde ile ilgili gerekçede de belirtildiği üzere, genel ve teorik anlamda KDVâye tabi tutulması gerektiği halde, tam olarak teslim tarifine girmemiş veya bu tarife girip girmediği konusunda tereddüt duyulabilecek işlemlerin vergi dışı kalmasını önlemek amacıyla, bazı işlemlerin teslim sayıldığı hususu, KDV Kanunuânun 3.maddesiyle hükme bağlanmıştır.
2.3.1.1.3. Hizmet ve Hizmet Sayılan Haller
Ticari,sınai,zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan hizmetler,hizmet ithalatı ve 1.maddenin 2.fıkrasında sayılan diğer hizmetler KDVâye tabi bulunmaktadır.
Hizmetin tanımı KDVKânın 4.maddesinde şu şekilde yapılmıştır.
âHizmet, teslim ve teslim sayılan haller ile mal ithalatı dışında kalan işlemlerdir.â (KDVK md. 4/1)
Katma Değer Vergisi Kanunuânda hizmet sayılan haller ise, âVergiye tabi bir hizmetten, işletme sahibinin, işletme personelinin veya diğer şahısların karşılıksız yararlandırılması hizmet sayılır.âşeklinde açıklanmıştır.(KDVK mad.5)
2.3.1.2.Vergi Mükellefi ve Vergi Sorumlusu
Vergi mükellefi ve vergi sorumlusu Türk Katma Değer Vergisi Kanunuânun birinci kısmının ikinci bölümünde iki madde halinde düzenlenmiştir. Bunlardan bir madde âMükellefâ diğer madde ise âVergi Sorumlusuâtanımlanmıştır.
2.3.1.2.1. Vergi Mükellefiyeti
Katma Değer Vergisinin 8.maddesinde, mükellef vergiye tabi işlemleri yapan kişiler olarak tanımlanmıştır. Katma Değer Vergisi Kanunuânda vergiye tabi işlemlerin mahiyetleri sayılarak bunlara göre mükellef tutulacak kişiler ayrı ayrı belirtilmiştir.
Diğer yandan vergiye tabi işlem söz konusu olmadığı veya Katma Değer Vergisini fatura veya benzeri vergilerle göstermeye hakkı bulunmadığı halde, düzenlediği belgelerde, Katma Değer Vergisi gösterenlerde vergi ödemekle mükellef kılınmışlardır.
2.3.1.2.2. Vergi Sorumlusu
Bilindiği üzere Katma Değer Vergisinde asıl mükellef teknik açıdan, vergi yükü üzerinde kalan kişi olmaktadır.(yani mükellef) 8.madde de ise mükellef olarak tanımlananlar, gerçekte vergi mükellefi olmayıp, topladığı vergileri idareye yatırmakla yükümlü kılınan kişidir .Ancak vergilendirmenin bütün yükümlülükleri bu kişilere yüklendiği için mükellef gibi sayılıp sorumlu tutulmuşlardır denilebilir.
Türk Katma Değer Vergisi Kanunuânda vergi sorumlusu, vergi alacağını güvence altına almak amacıyla düzenlenmiştir. Kanuna göre âmükellefin Türkiye içinde ikametgahının, işyerinin, kanuni merkez veya iş merkezinin bulunmaması hallerinde veya gerekli görülen diğer hallerde Maliye ve Gümrük Bakanlığı,vergi alacağının emniyet altına alınması bakımından vergiye tabi işlemlere taraf olanları veya diğer bir şahsı veya şahısları verginin ödenmesinden sorumlu tutabileceklerdir.â(KDVK mad.9)
Madde de belirlenen âgerekli görülen diğer hallerâden hedef, mükelleflerin idarece takibin güç olduğu, dolayısıyla verginin tarh,tahakkuk ve tahsilat safhalarında kaybının muhtemel ve mümkün olabileceği durumlar olmalıdır.
2.3.1.3. Vergiyi Doğuran Olay
Genel olarak her vergi kanununda o verginin özelliklerine göre doğuşu için geçerli sayılan olaylar ve hukuki koşullar belirlenmiştir. Bu genel ilke çerçevesinde vergiyi doğuran olay Türk Vergi Usul Kanunuânun 19.maddesinde, vergi alacağı vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın oluşumu veya hukuki durumun gerçekleşmesi ile doğar biçiminde tanımlanmıştır. Buna göre vergi kanunlarında verginin doğuşu yada maddi bir olayın meydana gelmesine veya hukuki işlem veya durumun gerçekleşmesine bağlanmalı, söz konusu durumlar uygulamada duraksamaya meydan vermeyecek bir biçimde belirlenmiş olmalıdır.
Katma Değer Vergisi genel anlamda nal teslimini veya hizmet ifasını kapsamına alan bir vergi olduğundan bir bu vergi türünde vergiyi doğuran olay malın teslim veya hizmetin yapılaması ile ortaya çıkar. Ancak istisnai olarak teslim veya ifa daha önce fatura veya benzeri belge düzenlenmesi,vergilemesi veya alınması halinde vergiyi doğuran olay vesikanın düzenlediği anda meydana gelmiş sayılmaktadır. Bu anlayış biçimi tüm Katma Değer Vergisini uygulayan ülkelerde geçerlidir. Teslim ve ifadeden önce vesika düzenlediği anda vergiyi doğuran olayın meydana geldiği kabul edilmekte,vergi alacağının zamanında kavranması ve emniyet altına alınması amacı güdülmektedir.
1985 yılı başından itibaren uygulamaya giren Katma Değer Vergisiânin en önemli konularından biri vergiyi doğuran olayın kesin olarak saptanabilmesidir. Bu nedenle vergiyi doğuran olayın tam olarak bilinmesi ve kavranması kanunun sağlıklı bir biçimde işlerlik kazanabilmesi için zorunludur.
Madde 10 â Vergiyi Doğuran Olay
a) Mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde, malın teslimi veya hizmetin yapılması,
b) Malın tesliminden veya hizmet yapılmasından önce fatura veya benzeri belgeler verilmesi hallerinde, bu belgelerde gösterilen miktarlarla sınırlı omak üzere fatura veya benzeri belgelerin düzenlenmesi,
c) Kısım kısım mal teslimi veya hizmet yapılması mutad olan veya bu hususlarda mutabık kalınan hallerde, her bir kısmın teslimi veya bir kısım hizmetin yapılması,
d) Komisyoncular vasıtasıyla veya konsinyasyon suretiyle yapılan satışlarda, malların alıcıya teslimi,
e) Malın alıcıya veya onun adına hareket edenlere gönderilmesi halinde,malın nakliyesine başlanması veya nakliyeci veya sürücüye tevdii,
2.3.2. İstisnalar
KDVKânın 11-17âinci maddeleri ile Geçici 6, 8 ve 9âuncu maddelerinde düzenlenmiş bulunan istisnaların bir kısmı tam istisna , diğerleri ise kısmi istisna niteliğindedir. Söz konusu Kanunun 32ânci maddesi hükmüne göre tam istisna niteliğinde olan işlemler nedeniyle yüklenilen vergiler indirim konusu yapılmakta, indirim mümkün olmaması halinde ise mükelleflere iade olunmaktadır. Oysa, bu istisnalar dışında kalan ve kısmi istisna niteliğinde olan işlemlerde yüklenilen vergiler ne indirim ne de iade konusu yapılabilmekte, işin mahiyetine göre gelir veya kurumlar vergisi matrahlarının tespitinde gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınmaktadırlar.
2.3.2.1. Tam İstisna Niteliğinde Olan İşlemler
KDVKânın 32âinci maddesi hükmüne göre tam istisna niteliğinde olan işlemler şunlardır:
⢠İhracat istisnası
KDVKânın 11âinci maddesinde düzenlenmiş bulunan ihracat istisnası kapsamı içinde KDVâden müstesna teslim ve hizmetler şunlardır:
ï§ İhracat teslimleri ve bu teslimlere ilişkin hizmetler ile yurt dışındaki müşteriler için yapılan hizmetler.
ï§ Türkiyeâde ikamet etmeyen yolcuların satın alarak Türkiye dışına götürdükleri mallar. Bu malların teslimi anında KDV tahsil edilir, ancak gümrükten malın çıkışı anında faturanın veya belgenin ibrazında tahsil edilen KDV iade olunur.
ï§ İhraç dilmek şartıyla imalatçılar tarafından kendilerine teslim edilen mallara ait KDV , ihracatçılar tarafından ödenmez mükelleflerce tahsil edilmeyen ancak ilgili dönem beyannamesinde beyan edilecek olan bu vergi, vergi dairesince tarh ve tahakkuk ettirilerek tecil olunur. Söz konusu malların, ihracatçıya teslim tarihini takip eden ay başından itibaren üç ay içinde ihraç edilmesi halinde, tecil edilen vergi terkin olunur
⢠Araçlar ve petrol aramalarında istisna
Bu istisna kapsamı içinde olup KDVKânın 13âüncü maddesinde yer alan KDVâden müstesna teslim ve hizmetler şunlardır:
ï§ Mükelleflere işletmelerinde kullanacakları deniz, hava ve demir yolu taşıma araçlarının, yüzer tesis ve araçlarının teslimleri ile bunların tadili, onarımı ve bakımı şeklinde ortaya çıkan teslim ve hizmetler.
ï§ Deniz ve hava taşıma araçları için liman ve hava meydanlarında yapılan hizmetler.
ï§ Petrol Kanunu hükümleri gereğince petrol arama faaliyetlerine münhasır olmak üzere, bu faaliyetleri yürütenlere yapılan hizmetler ile mal teslimleri.
⢠Transit Taşımacılık İstisnası
Transit ve Türkiye ile yabancı ülkeler arasında deniz, hava, kara ve demiryolu ile yapılan yük ve yolcu taşıma işleri, KDVKânın 14âüncü maddesi kapsamında, vergiden müstesnadır.
⢠Diplomatik İstisnalar
KDVKânın 15âinci maddesinde düzenlenen aşağıdaki teslim ve hizmetler diplomatik istisnalar kapsamı içinde KDVâden müstesnadır.
ï§ Karşılıklı olmak kaydıyla, yabancı devletlerin Türkiyeâdeki diplomatik temsilciliklerine, konsolosluklarına ve bunların diplomatik haklarına sahip mensuplarına yapılan teslim ve hizmetler.
ï§ Uluslar arası anlaşmalar gereğince vergi muafiyeti tanınan uluslar arası kuruluşlara ve bunların mensuplarına yapılan teslim ve hizmetler .
2.3.2.2. Kısmi İstisna Niteliğinde Olan İşlemler
KDVKânın 32âinci maddesi kapsamı dışında kalan ve kısmi istisna niteliğinde olan işlemler ise şunlardır:
⢠İthalat İstisnası
Aşağıdaki teslim ve hizmetler KDVKânın 16âıncı maddesine göre ithalat istisnası kapsamı içinde KDVâden müstesnadır.
ï§ Yurt içinde teslim veya ifası KDVâye tabi bulunmayan mal veya hizmet ithali
ï§ Gümrük Kanunun 7âinci maddesinin 3, 4, 5, 6, 7 numaralı bentleri ile 8, 9, 10, 12, 13, 119 ve 132âinci maddeleri uyarınca gümrük vergisinden muaf veya müstesna olarak ithal edilen eşyanın, aynı kayıt ve şartlarla ithali .
ï§ Transit, aktarma , gümrük antreposu, geçici depo, gümrük sahası, serbest bölge rejimleri çevresinde yapılan mal teslimleri ve hizmet ifaları.
ï§
⢠Sosyal ve Askeri Amaçlı İstisnalarla Diğer İstisnalar
KDVKânın 17âinci maddesinde düzenlenmiş bulunan bu istisnalar şunlardır:
ï§ Kültür ve Eğitim Amacı Taşıyan İstisnalar: Kamu kurum ve Kuruluşları ile sendikalar, siyasi partiler, kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları, emekli ve yardım sendikaları, kamu menfaatine yararlı dernekler, tarımsal amaçlı kooperatifler ve Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıfların ;
⢠İlim, fen, güzel sanatları ve tarımı yaymak, ıslah ve teşvik etmek amacıyla yaptıkları teslim ve hizmetleri,
⢠Tiyatro, konser salonu, kütüphane, sergi, okuma ve konferans salonları ile spor tesisleri işletmek veya yönetmek suretiyle ifa ettikleri kültür ve eğitim faaliyetlerine ilişkin teslim ve hizmetleri,KDVâden müstesnadır.
ï§ Sosyal Amaç Taşıyan İstisnalar: Yukarıda sayılan kurum ve kuruluşların hastane, dispanser, kan bankası, parklar, laboratuvarlar, yurtlar, huzurevleri ve benzeri yerleri işletmek veya yönetmek suretiyle ifa ettikleri kuruluş amaçlarına uygun teslim ve hizmetleri ile bu kuruluşlara bedelsiz olarak yapılan her türlü mal ve hizmet ifaları ve kanunların gösterdiği gerek üzerine bedelsiz olarak yapılan mal teslimi ve hizmet ifaları KDVâden istisna edilmiştir.
ï§ Askeri Amaç Taşıyan İstisnalar: Askeri fabrika, tersane ve atölyelerin kuruluş amaçlarına uygun olarak yaptıkları teslim ve hizmetleri KDVâden müstesnadır.
ï§ Diğer İstisnalar:
ï§
- Gelir Vergisi Kanununa göre vergiden muaf esnaf tarafından yapılan teslim ve hizmetler,
- Gelir Vergisi Kanununa göre vergiden muaf olan küçük çiftçiler ile kazançları götürü gider usulüne göre tespit edilen çiftçiler tarafından yapılan teslim ve hizmetler,
- İktisadi işletmelere dahil olmayan gayri menkullerin kiralanması işlemleri,
- Banka ve sigorta muameleleri vergisi kapsamına giren işlemler ile sigorta acente ve prodüktörlerinin sigorta muamelelerine ilişkin işlemler,
- Darphane ve Damga Matbaası tarafından yapılan teslim ve hizmetler,
- Külçe altın, döviz, para,damga pulu, harç pulu, değerli kağıtlar, taşıt pulu, hisse senedi ve tahvil teslimleri ,
- Zirai sulama amaçlı su teslimleri,kamu kuruluşları, tarımsal kooperatifler ve çiftçi birliklerince yapılan arazi ıslahına ait hizmetler,
- Boru hattıyla yapılan yabancı ham petrol, gaz ve bunların ürünlerinin taşınması hizmetleri,
- Gelir Vergisi Kanunun 81âinci maddesinde tarif edilen, sahibi ölen işletmelerin mirasçıları tarafından işletilmek üzere aynen devralması işlemleri ve şahıs şirketlerinin anılan maddede yazılı şartlarla sermaye şirketleri haline dönüşmeleri ile Kurumlar Vergisi Kanunun 37 ve 39âuncu maddelerinde belirtilen kurumların devir işlemleri KDVâden müstesnadır.
⢠Konut İnşaatlarında İstisna
ï§ KDVK Geçici 8âinci maddeye göre net alanı 150 metrekareye kadar olan konutların teslimi ile konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt 31.12.1997 tarihine kadar KDVâden müstesnadır.
ï§ Sadece 150 metrekareyi aşmayan konutlar için yapılan inşaat taahhüt işlerine münhasıran olmak üzere, kanunla kurulmuş sosyal güvenlik kuruluşları ile belediyelere yapılan inşaat taahhüt işleri KDVK Geçici 9âuncu maddesi gereği 31.12.1997 tarihine kadar KDVâden müstesnadır.
KDVâden İstisna edilmiş olan son bir teslim ve hizmet de, 285 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede düzenlenmiş bulunan, Olağanüstü Hal Bölge Valiliğine yapılan teslim ve hizmetlerdir. Yapılan bu düzenleme, KDVKânın 29âuncu maddesinin 1âinci fıkrası hükmüne göre geçersiz sayılmalıdır. Çünkü, adı geçen madde hükmüne göre, KDVâye ilişkin istisna ve muafiyetler ancak KDVKâya hüküm eklemek veya bu kanunda değişiklik yapmak suretiyle düzeltilebilir.
2.3.3. Katma Değer Vergisinde Matrah, Oran, İndirim
Türkiyeâde KDVKânda , üçüncü kısımda âmatrah, oran, indirimâ, üç bölüm olarak yer almıştır.
2.3.3.1. Katma Değer Vergisinde Matrah
Katma değer vergisinin matrahı, üretim-dağıtım zincirinin her aşamasında oluşan âkatma değerlerâ toplamıdır.
KDVKânun 20-27âinci maddelerinde KDV matrahının nasıl tespit edileceğine dair hükümler yer almaktadır. Matrah, üzerinden KDV hesaplanacak olan (KDV oranının uygulanacağı) meblağdır.
Kanunun 20âinci maddesinin 1 noâlu fıkrasında , KDV;ye tabii mal ve hizmet ifalarında KDV matrahının , o teslim veya hizmetin BEDELİ olduğu hükme bağlanmıştır.
2.3.3.2.Katma Değer Vergisinde Oran
22.12.1992 tarih ve 92/3896 sayılı BKK. İle mal ve hizmetlere uygulanacak KDV oranları aşağıdaki gibidir.(KDVK Md. 28) (1.11.1993 tarihinden itibaren yürürlüğe giren ve 27.11.99 tarih ve 99/13648 sayılı BKK. İle değişik)
a) Ekli listelerde yer alanlar hariç olmak üzere, vergiye tabi her işlem için %17
b) 1 sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için, %1
c) 2 sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için %8
d) 3 sayılı listede Gümrük tarife istatistik Pozisyon numaraları belirtilen
malların teslimleri ile aynı listede yer alan teslim ve hizmetler için %25
e) ( 1.1.1996 tarihinde yürürlüğe giren 95/7612 sayılı BKK ile ek ) IV sayılı listede yer alan malların teslimlerinde ve Finansal Kiralama Kanunuâna göre finansal kiralama şirketlerine veya finansal kiralama şirketlerince teslimi veya kiralanmasında katma değer vergisi %40
Ancak son günlerde BKK yeni kararıyla KDV oranları tekrar değişikliğe uğradı.
(2001/2344 22/12/1992 tarihli ve 92/3896 sayılı Kararnameye ektir.)
Mal ve hizmetlere uygulanacak katma değer vergisi oranlarının tespitine ilişkin Kararâda ekte belirtildiği şekilde değişiklik yapılması; Maliye Bakanlığıânın 2/5/2001 tarih ve 24191 sayılı yazısı üzerine, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunuânun 28 inci maddesine göre, Bakanlar Kuruluânca 7/5/2001 tarihinde kararlaştırılmıştır.
7/5/2001 Tarihli ve 2001/2344 Sayılı Kararnamenin Eki Karar
MADDE 1- ıı27.11.1999 tarihli ve 99/13648 sayılı Kararname ile değişik 22.12.1992 tarihli ve 92/3896 sayılı Kararnamenin eki Kararâın 1 inci maddesinin (a) bendinde yer alan â% 17â oranı â %18â, (d) bendinde yer alan â% 25â oranı â% 26â olarak değiştirilmiştir.
MADDE 2- Bu Karar 15.05.2001 tarihinde yürürlüğe girer.
Bu karar 10.05.2001. tarihinde 24398 nolu resmi gazetede yayınlanmıştır.
KDV âTek oranlı â olabileceği gibi, âçok oranıâ ve âsıfır oranlıâ olarak da uygulanabilmektedir. KDVânin tek oranlı olması halinde, tüm malların teslimi ve hizmet ifası için aynı oran uygulanır. Yani KDVâne dahil tüm mallar teslimi ve hizmet ifası için hesaplamada tek oran uygulanmaktadır. KDVânin çok oranlı uygulanması , genellikle mal ve hizmetler arasında âzorunlu-lüksâ mal ve hizmet veya âteşviki icap ettiren veya ettirmeyenâ mal ve hizmet biçiminde ayırımlar yapılması gerektiğinden zorunlu olmaktadır. Çok oranlı bir KDVânde oranlar, aşağıdaki oranlardan oluşmaktadır.
- Standart Oran: Genel olarak malların teslimi ve hizmet ifası durumlarında uygulanan bir orandır.
- İndirimli Oran: Daha çok zorunlu veya teşviki gereken mal ve hizmetlere uygulanan bu oran , standart oranın altında olur.
- Yükseltilmiş Oran: Bu oran lüks veya teşviki gerekmeyen mal ve hizmetlere uygulanır ve standart oranın üstündedir.
âKDVânde, oranların hangi miktarlarda belirleneceğine ilişkin yaygın bir görüş yoktur. Bu nedenle ülkeler kendi koşullarına en uygun oranı seçip uygulanmaktadırlar.
2.3.3.3. Katma Değer Vergisinde İndirim
KDVâni diğer işlem vergilerinden ayıran en önemli özellik, vergi indirimi mekanizmasıdır. Mekanizmanın işleyişi, satışlar üzerinden hesaplanan KDVâden, bu satışların girdilerine ilişkin olarak ödenen KDVânin indirilmesi esasına dayanmaktadır.
Vergi mükellefi, KDV sistemi içinde, aracı görevi yapar. Sattığı mal ve hizmetler üzerinden tahsil ettiği vergiden mal ve hizmet alışında ödediği vergiyi indirir, bakiyesini devlete öder. Bu işlem her safhadaki mükellef tarafından tekrarlanır. Sonuçta devlete ödenen KDV, tüketicinin mal ve hizmet satın aldığı zaman, vergisiz satış bedeli ile vergi oranının çarpımı suretiyle ortaya çıkan vergiye eşit olur.
2.3.4. Verginin Tarhı ve Ödenmesi
KDVâde, verginin tarhı ve ödenmesi başlığı altında , vergilendirme usulleri, vergilendirme dönemi ve beyan esası, tarh işlemleri, verginin ödenmesi ve gümrük idarelerince KDVâye ilişkin hükümlerin neler olduğu hususu saptanmıştır.
2.3.4.1. Vergilendirme Usulleri
KDVKânda esas itibarıyla iki vergilendirme usulü öngörülmüştür. Bunlar, Gerçek usulde vergilendirme ve Götürü usulde vergilendirme usulleridir.
KDVânde temel vergilendirme usul gerçek usulde vergilendirmedir.
2.3.4.2. Vergilendirme Dönemi ve Beyan Esası
KDVânde vergilendirme dönemi, faaliyet gösterilen takvim yılının üçer aylık dönemleridir. Ancak Maliye ve Gümrük Bakanlığı mükelleflerin yıllık gayri safi hasılatlarına göre birer aylık vergilendirme dönemi saptaya yetkili kılınmıştır. Yine kanunda, götürü usulle vergilendirilen mükellefler için takvim yılı , vergi kesintisi yapmakla sorumlu tutulanlar için bir ay, ithalat transit ve Türkiye ile yabancı ülkeler arasındaki taşımacılık işlerinde gümrük hattından geçildiği an vergilendirme dönemi olarak belirtilmiştir.
KDVânda aksine hüküm bulunmadıkça mükelleflerin yazılı beyanları üzerine tarh olunur ve bu durum vergi kesintisi yapmakla sorumlu olanlar içinde geçerlidir. Herhangi bir vergilendirme döneminde vergiye tabi işlemleri bulunmayan mükelleflerde beyanname vermeye mecburdurlar.
Kanunda beyanname verme zamanı da düzenlenmiştir. Buna göre mükellefler ve vergi kesintisi yapmakla sorumlu tutulanlar KDV beyannamelerini, vergilendirme dönemini takiben ayın 25âinci günü akşamına kadar ilgili vergi dairesine vermekle yükümlüdürler.(KDVK Md. 44)
2.3.4.3. Tarh İşlemleri
KDV, mükellefin iş yerinin bulunduğu yer vergi dairesince tarh olunur.
KDV, gerçek ve tüzel kişiler adına tarh olunur. Başka bir ifade ile bunlar, verginin muhatabıdırlar.(KDVK Md 44)
KDV, mükellefin iş yerinin bulunduğu yer vergi dairesince tarh olunur.(KDVK Mad.43)
2.3.4.4. Verginin Ödenmesi
Beyanname vermek mecburiyetinde olan mükellefler ile vergi kesmekle sorumlu tutulanlar, bir vergilendirme dönemine ilişkin KDVâni, beyannameyi verme süresi içinde ödemeye mecburdurlar.(KDVK Md. 46)
2.3.4.5. Gümrük Dairelerince Alınan Katma Değer Vergisine İlişkin Hükümler
İthal sırasında alınan KDB, gümrük makbuzunda ayrıca gösterilir. Bu kanuna göre vergisi, işlemleri eksik yapılarak hiç alınmamış veya eksik alınmış KDV hakkında düzeltme işlemleri Gümrük Kanunlarıâna göre yapılır.
2.3.5. Usul Hükümleri
KDVKânda usul hükümleri, fatura ve benzeri vesikaların düzenlenmesi ve kayıt düzeni konularını içermektedir. Fatura ve kayıt düzeni için ayrıca bir düzenleme, kanunda yapılmamıştır. Fatura ve benzeri vesikalardaki, VUKânda yer alan düzenlemeler be kanun yönünden de geçerli kılınmıştır.
2.4 TEK DÜZEN HESAP PLANINDA KDV ile İLGİLİ HESAPLAR
Tekdüzen Hesap Planında KDV ile ilgili aşağıdaki hesaplara yer verilmiştir.
2.4.1. 190 Devreden Katma Değer Vergisi
Bir dönemde indirilemeyen ve izleyen döneme devreden KDVânin kaydedildiği ve izlendiği hesaptır.
Hesabın alt bölümlerini KDV beyannamesine göre düzenlemekte yarar vardır.
190 01- Önceki Dönemden Devreden İndirilecek KDV
190 02- Önceki Dönemden Devreden Amortismana Tabi İktisadi Kıymet KDV
(ATİK KDV)
191- İNDİRİLECEK KDV hesabının 391- HESAPLANACAK KDV hesabı ile karşılaştırılmasından sonraki kalan bakiye bu hesaba borç kaydedilir.
2.4.2. 191 İndirilecek KDV
Her türlü mal ve hizmet alımları için ödenen veya borçlanılan KDVânin kaydedildiği ve izlendiği hesaptır.
KDV beyannamesinin düzenlemesinde kolaylık sağlaması açısından alt hesapların açılışı aşağıdaki şekilde olabilir:
⢠191 01- Bu Döneme Ait ATİK KDV
⢠191 02- Bu Döneme Ait İndirilebilir KDV
⢠191 03- Satışlardan İade ve Vazgeçilen İşlem KDV
⢠191 04- Yabancı ve Diplomatlara İade
Bu hesapta aşağıda belirtilen işlemlere ilişkin yüklenilen KDVâler takip edilir.
- Yurt içinde satın alınan her türlü mal ve hizmet için satıcılara ödenen veya borçlanılan KDV,
- Satılan malın iadesi durumunda geri gelen mala ilişkin KDV,
2.4.3. 192 Diğer KDV
Bu hesapta,
a) Teşvikli yatırım mallarının ithalinde ödenmesi gerektiği halde ödenmeyip, fiilen indirilmesi mümkün olacağı tarihe kadar ertelenen KDV,
b) İhraç kayıtlı satışlarda tahsil edilmeyen Tecil Edilebilir KDV,
c) Türkiyeâde ikamet etmeyen yolculara yapılan satışta;
- âİstisna Belgesiâ kapsamında KDV tahsil edilmeden yapılan satışlarda, ihracat istisnasının gerçekleştiği tarihe kadar tahsil edilmeyen KDV,
- KDVânin tahsil edilip iade için çek verildiği durumlarda indirim konusu yapılacak KDV, izlenip kaydedilir.
192- DİĞER KDV hesabının alt hesabının alt hesapları aşağıdaki şekilde açıklanabilir.:
192 01- Teşvik Yatırım İthal KDV,
192 02- Tecil KDV,
192 03- Yolcu Beraberi KDV,
Bu hesapta ;
- Teşvikli Yatırım mallarının ithalinde ertelenen KDV,
Ertelenen KDV indirilebilir duruma gelince, bu hesap alacaklandırılıp 392 hesap borçlandırılarak terkin edilir.
- İhraç kayıtlı satışlarda, alıcıdan tahsil edilemeyen KDV,
Düzenlenen KDV beyannamesinde , indirimlerden sonra ödeme çıkması durumunda tecil edilip 392 nolu hesapta izlenen KDV bu hesaba alacak verilerek, kalan bakiye iade konu edilir, (malın yurtdışı edilip mal bedeli dövizin gelmesi durumunda)
İade alınacak KDV 193- PEŞİN ÖDENEN VERGİLER VE FONLAR hesabı altında iade alınacak KDV olarak izlenir.
- ⢠Türkiyeâde ikamet etmeyen yolculara KDV tahsil etmeden yapılan satışlarda tahsil edilmeyen KDV,
Satışlarla ilgili dönemin beyanname verme süresi içerisinde gümrükten onaylanıp genel ve döviz alım belgesine bağlanan özel fatura KDVâleri ihracat istisnası kapsamına alınır.
Beyanname verme süresinden sonra ulaşan özel fatura KDVâleri ödenmiş oldukları için, ilk beyannamede indirim konusu yapılır.
- Yolcu beraberi satışta tahsil edilen ancak onaylı faturanın ibrazı karşılığında gümrükteki bankadan tahsili için çek verilen KDVâde bu hesaptan izlenir.
Onaylı faturanın ibrazı karşılığında çekin ödenmesi durumunda hesaplanan KDV kadar indirim konusu yapılır.
2.4.4. 291 Gelecek Yıllarda İndirilecek KDV
Satın alınan veya imal edilen amortismana tabi iktisadi kıymetlerle ilgili, bir yıldan daha uzun sürede indirilebilecek KDVânin kaydedildiği ve izlendiği hesaptır.
ATİK KDV 2. Ve 3. Yıl taksitleri; ilk taksidinin indirim konusu yapıldığı aylarda indirileceğinden, hesap detayında bu ayrıntının izlenmesinde fayda vardır.
Alt hesaplar yıllara göre;
291 01 01- 2000/Ocak Ayı İnd. ATİK KDV
291 02 01- 2001/Ocak Ayı İnd. ATİK KDV
gibi açılabilir.
Amortismana tabi iktisadi kıymet alımları için yüklenilen Kdvânin bir yıldan daha uzun sürede indirilecek kısmı bu defa borç yazılır.
Dönem sonunda bit yıldan daha kısa sürede indirim konusu yapılacak ATİK KDV taksitleri, 191- İNDİRİLECEK KDV hesabına aktarılarak kapatılır.
2.4.5. 292 Diğer KDV
Ertelenen , iadesi gereken veya ileride terkin edilecek KDVânin bir yılı aşan tutarlarının kaydedildiği hesaptır.
- Alt hesapları, bir yıldan kısa vadeli 192 DİĞER KDV hesabında olduğu gibi açılabilir.
- 292 DİĞER KDV hesabının işleyişi, 192 DİĞER KDV hesabının işleyişi ile aynıdır.
- 292 DİĞER KDV hesabının karşı hesabı 492 GELECEK YILLARA ERTELENEN VEYA TERKİN EDİLECEK KDV hesabıdır.
Dönem sonlarında ise ertelemenin bir yıldan daha az bir zamana inmesi halinde 192 DİĞER KDV hesabına aktarılarak kapatılır.
2.4.6. 391 Hesaplanan KDV
Bu hesap, genel olarak mal ve hizmet teslimleri üzerinden hesaplanan KDVâlerin kaydedilip izlendiği hesaptır.
391 HESAPLANAN KDV hesabının alt hesaplarını da KDV beyannamesine göre düzenlemekte yarar vardır.
391 01- Mal ve hizmet teslimleri KDV
391 02- Alışlardan iade KDV
391 03- Fazla ve yersiz hesaplanan KDV
391 04- İndirilmiş zayi ve istisna
gibi.
Bu hesapta incelenen KDVâler aşağıdaki gibidir.
- Teslim edilen mal veya yapılan hizmetler üzerinden hesaplanan KDV,
İhraç kaydıyla yapılan satışlarda ihracatçıdan tahsil edilmeyen KDVâde bu hesaptan izlenir.
- Satın alınan malın veya hizmetin iade edilmesinde halinde hesaplanan KDV,
- Gerçekleşmeyen veya yapımından vazgeçilen mal veya hizmetler nedeniyle hesaplanan KDV,(Ertelenen veya tecil edilen KDVânin işlemden vazgeçilmesi veya tamamlanamaması)
- Önceki dönemde indirim konusu yapılan , KDVK Md.30âda belirtilen;
a) Vergiye tabi olmayan veya vergiden istisna edilmiş bulunan malların teslimi ve hizmet ifası ile ilgili alış vesikalarında gösterilen KDV,
b) Zayi olan malların alış vesikalarında gösterilen KDV,
391 Hesaplanan KDV hesabı, dönem sonlarında 191 İndirilecek KDV ve varsa 190 Devreden KDV hesabı ile karşılaştırılarak kapatılır.
Hesaplanan KDVânin İndirilecek KDVâden daha az olması durumunda :
- Sonraki dönemlere devreden KDV doğar veya
- KDVK Md. 11, 13, 14, 15 kapsamında bir işlem varsa, indirilemeyen KDV iadeye konu edilir.
Hesaplanan KDVânin indirim konusu yapılan KDVâden daha fazla olması durumunda da Ödenecek KDV doğar.
2.4.7. 392 Diğer KDV
Bu hesapta
- Teşvikli yatırım mallarının ithalinden doğan ve ertelenen , yatırımın tamamlanması sonucu terkin edilecek KDV,
- İhraç kaydıyla satış nedeniyle ertelenen ve ihracat işleminin gerçekleştirilmesi sonucu terkin edilecek KDV
- Türkiyeâde ikamet etmeyen yolculara yapılan teslimlerde
ï± Onaylı Özel Faturaânın gelmemesi durumunda istisna konusu edilecek KDV,
ï± Onaylı Özel Faturaânın beyanname verme süresi içinde gelmemesi durumunda ödenecek KDV takip edilir.
- ⢠Bu hesap, genel olarak 192 Diğer KDV hesabı ile karşılıklı olarak işler.
- Hesabın işleyişi 192 Diğer KDV bölümünde anlatıldığı gibidir.
- Ertelenen veya tecil edilen KDV, işlemden vazgeçilmesi veya yerine getirilmemesi durumunda 391 Hesaplanan KDV bölümünde anlatıldığı gibi ödeme konusu yapılır ve 391 Hesaplanan KDV hesabına aktarılarak kapatılır.
392 Diğer KDV Hesabının alt hesapları 192 Diğer KDV ile karşılıklı olarak açılabilir.
392 01- Teşviki 192 Diğer KDV ile karşılıklı olarak açılabilir.
392 01- Teşviki Yatırım İthal KDV,
392 02- Tecil KDV,
392 03- Yolcu Beraberi KDV gibi.
2.4.8. 492 Gelecek Yıllara Ertelenen veya Terkin Edilecek KDV
Ertelenen veya ileride terkin edilecek KDVânin bir yılı aşan tutarlarının kaydedildiği hesaptır.
Alt hesapları, bir yıldan kısa vadeli 392 Diğer KDV hesabında olduğu gibi açılabilir.
492 Gelecek Yıllara Ertelenen veya Terkin Edilecek KDV Hesabının işleyişi 392 Diğer KDV ile aynıdır.
Bu hesabın karşı hesabı 292 Diğer KDV hesabıdır.
Dönem sonlarında ise ertelemenin 1 yıldan daha az bir zamana inmesi halinde 292 Diğer KDV hesabına aktarılarak kapatılır.
Ertelenen veya tecil edilen KDV, işlemden vazgeçilmesi veya yerine getirilmemesi durumunda 391 Hesaplanan KDV hesabına aktarılarak kapatılır.
2.4.9. 360 Ödenecek Vergi ve Fonlar
İşletmelerin mal veya hizmet teslimleri esnasında hesapladıkları KDVâden, söz konusu mal veya faaliyetlerini gerçekleştirmek için yüklendikleri KDVâyi indirim konusu yaptıktan sonra, hesaplanan, KDV fazla ise ; mükellef olarak ödenecek KDV,
Yurt dışından veya dar mükellef kurumlarından alınan hizmetlerde, KDVK Md.6 uyarınca ve yurt içinde KDV kesintisine tabi işlemler dolayısıyla Sorumlu Sıfatıyla kesilen ve 2 nolu KDV beyannamesi ile ödenecek Katma Değer Vergisi360 Ödenecek Vergi ve Fonlar hesabı altında takip edilir.
360 Ödenecek Vergi ve Fonlar hesabı altında KDV ile ilgili açılacak alt hesaplar şöyledir.
a) Mükellef Sıfatıyla Ödenecek KDV
391 Hesaplanan KDV hesabının, dönem sonlarında 191 İndirilecek KDV ve varsa 190 Devreden KDV hesabı ile karşılaştırılarak kapatılması durumunda;
Hesaplanan KDVânin indirim konusu yapılan KDVâden fazla olması durumunda da ödenecek KDV bu hesapta takip edilir.
b) Sorumlu Sıfatıyla Ödenecek KDV
Hizmet alımı esnasında fatura veya ödeme üzerinden yapılan KDV kesintileri, her işlem anında kayda alınır.
Her iki KDV hesabı da, takip edilen ayın25 inci günü veya daha sonra gecikme ceza ve faizi ile birlikte ödenmesi sonucu kapatılır.
2.4.10. İadesi Gereken KDV
Dönem sonunda KDVKânun ihracat istisnası hükümlerine göre iade talebinde bulunan firmalar iadesini istedikleri KDVâni bu hesaba borç, İndirilecek KDV hesabına alacak kaydederler. İade işlemi gerçekleştiği zaman hesap alacaklandırılarak kapatılır. Eğer bu verginin başka bir vergiye mahsubu isteniyor ise bu hesap alacaklandırılıp KDVâden mahsup edilecek vergiler hesabı borçlandırılır.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
3. KATMA DEĞER VERGİSİNDE İHRACAT UYGULAMASI
İHRACAT
Bir malın yürürlükteki ihracat mevzuatı ile gümrük mevzuatına uygun şekilde fiili ihracatının yapılması ve Türk Parasının Kıymetini Koruma Mevzuatıâna göre bedelin yurda getirilmesidir.
3.1. İHRACAT İSTİSNASI
3065 Sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanunuânun 11 inci maddesinde ihracat teslimleri ve bu teslimlere ilişkin hizmetler ile yurt dışındaki müşteriler için yapılan hizmetler KDVâden istisna edilmiştir. Aynı kanunun 11. Maddesinin 2. Bendinde verilen yetkiye dayanılarak5, 6 ve 9 nolu genel tebliğlerle durum açıklığa kavuşturulmuştur.
İhracat istisnası KDVKânun 11, 12, ve 32. Maddelerinde düzenlenmiştir. BU düzenlemeye göre amaç, ihracatı teşvik etmek olduğundan, yapılan ihracat KDVâden muaf tutularak ihracatçıya bir vergi avantajı sağlanmak istenmiştir.
İhracat istisnası, İhracatçının yurt dışına ihraç ettiği mal ve hizmetlerin, KDVâden muaf tutulmasıyla gerçekleşmektedir. Ancak yurt dışına yapılan ihracatın KDVâden muaf tutulmasıyla ihracat tam olarak teşvik edilememektedir. Çünkü ihracatçının ihraç ettiği mal ve hizmetlerin meydana getirilmesiyle ilgili her türlü mal ve hizmet alımları dolayısıyla ödediği KDV , üzerinde yük olarak kalmaktadır. İhracatçı bu yükü indirim, iade, mahsup ve ihracat öncesi istisna yoluyla gidermektedir. Böylece ihracat tam olarak teşvik edilmiş olmaktadır.
a) İndirim Yoluyla Giderme:
KDVKânun 11 ve32. Maddelerinden anlaşılacağı gibi ihracatçılar, ihracatın meydana getirilmesi esnasında yüklendikleri bu KDVâlerini mal ve hizmet ihracatını yaptıkları vergilendirme dönemini beklemeden, vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan katma değer vergilerini indirebileceklerdir.
b) İade Yoluyla Giderme :
Bu yolla gidermede ihracatçı yüklendiği ve indirim konusu yapıp indiremediği bu katma değer vergilerini belli esaslar çerçevesinde talep ederek geri alabilecektir.
c) Mahsup Yoluyla Giderme :
İhracatçının yüklendiği katma değer vergilerini, kendisinin veya alt firmalarının diğer vergi borçlarına saydırmasıdır.
d) İhracat Öncesi Vergi İstisnasıyla Giderme :
Bu yolla gidermede KDVKânun 11. Maddesinin ( c) bendinde ihracatta vergi istisnası imalatçı safhaya kaydırılarak âİhracat Öncesi Vergi İstisnası âdenilebilecek bir uygulama başlatılmıştır. Bu uygulama imalatçının ihracatçıya ihraç edilmek şartıyla sattığı mallar KDVââen muaf tutulmuştur. Böylece ihracatçı açısından vergi olayı imalatçı safhasında sona ermekte, dolayısıyla ihracatçıya KDV yükü geçmemektedir. Fakat vergi yükü bu sefer de imalatçının üzerinde kalmaktadır. Çünkü imalatçı ihraç edilmek şartıyla sattığı malın KDVâsini faturasında gösterip beyannamesine ilave etmek zorundadır. İmalatçı da yüklendiği bu vergileri indirim, tecil-terkin, iad ve mahsup yoluyla giderecektir.
3.1.1. İHRACAT İSTİSNASINDAN YARARLANCAKLAR
3.1.1.1. İhracatçılar
4 nolu KDV genel Tebliğiânin A/2 bölümü hükmüne göre ihracat istisnası uygulamasından sadece âihracatçılar â yararlanabilir. İhracat yönetmeliği uyarınca ihracatçı , âihraç belgesine sahip olan gerçek ve tüzel kişidir.â Ancak yurt dışında inşaat, tesisat v montaj işi alan müteahhitler de yurt dışına bir daha ülkeye geri getirmemek üzere götürdükleri makine, teçhizat, inşaat malzemeleri ve işçilerin ihtiyacı olan tüketim maddeleri nedeniyle ihracatçı olarak kabul edilmişlerdir.
İhracatçı türleri şunlardır:
1) İmalatçı-İhracatçı:
İhracat belgesine sahip, sanayi sicil belgesi almış, ihraç ettiği malları imal eden ihracatçılar.
2) Aracı İhracatçı:
İhracat belgesine sahip imalatçıdan mal alıp olduğu gibi ihraç eden ihracatçılar.
3) Dış Ticaret sermaye şirketleri:
Ödenmemiş sermayeleri en az 5 milyar TL olan ve bir önceki takvim yılında gümrük çıkış beyannamesi bazında;
- FOB 100milyon ABD doları veya eşdeğerdeki fiili ihracatı gerçekleştiren Anonim şirketler
- FOB 75 milyon ABD doları veya eşdeğerdeki fiili ihracatı gerçekleştiren ve ihracatının en az % 50âsi aynı mal grubunu kapsayan Anonim Şirketler.
- FOB 50 milyon ABD doları veya eşdeğerdeki fiili ihracatı gerçekleştiren ve ihracatının tamamını aynı mal grubu kapsayan Anonim Şirketler dış ticaret sermaye şirketidir.
4) Çok ortaklı dış ticaret şirketleri:
En az 10 imalatçı veya imalatçı,ihracatçının ilgili tebliğdeki listede (2) yer alan fasıllardan birinde imalat faaliyetlerinde bulunan ve her birinin hissesi & 10âdan fazla olmayan en az 1 milyar TL ödenmemiş sermayeleri olan şirketlerdir.
3.1.1.2. İmalatçılar
Sanayi Sicil Belgesi almış ve ihracatçıya ihraç edilmek şartıyla mal satan imalatçılar. Bu grupta yer alanlarda, ihracatçılar gibi ergi istinasından yararlanırlar.
3.1.2. İHRACAT İSTİSNASI TÜRLERİ
1) Mal İhracatı; Türkiyeâde üretilen , ithalat rejimi çerçevesinde ithal veya yurt içinde serbest dolaşım durumunda bulunan yabancı menşeli yeni veya kullanılmış malların yurt dışına gönderilmesine , mal ihracatı denir.
2) Hizmet İhracı; Türkiyeâden yurt dışındaki firma ve şahıslara yapılan ve yurt dışında faydalanılan hizmetleri içeren ihracata, hizmet ihracı adı verilir.
KDVKâya göre, fiili ifa yeri Türkiye olan veya yurt dışında ifa edilmekle beraber, değerlendirme yeri veya faydalanma yeri Türkiye olan bir hizmet Türkiyeâde yapılmış sayılır. Fiili ifa yeri Türkiye olan bir hizmette vergilendirme yetkisi Türkiyeâye aittir ancak, bu hizmet yurt dışındaki müşterilere verildiğinde vergiden istisna edilir.
3) Özel Fatura; Türkiyeâde oturmayan ( ikametgahı yurt dışında olan) yolcuların satın alarak yurt dışına götürdükleri malları içeren ihracattır.
3.2. MAL İHRACATI
3.2.1. İHRACAT TESLİMLERİ
İhracat teslimleri ile ilgili belirtilmesi gereken en önemli husus, teslim kavramının ne olduğu ve hangi konuları içerdiğidir. Bu nedenle KDVKânun 2. Maddesinde teslim kavramına değinilmiş, 1, fıkrasında da teslimin âBir mal üzerindeki tasarruf hakkının devredilmesi â olduğu açıklanmıştır. Bu açıklamayla teslimin konusunun mal olduğu belirtilmiştir. Yalnız buradaki mal kavramı dar anlamda olmayıp maddenin üçüncü fıkrasında elektrik, su, gaz, ısıtma, soğutma gibi dağıtıma konu olan şeylerinde mal teslimi olduğu kabul edilmiştir. Aynı kanunun 11. ve 12. Maddelerinde değinilen ihracat teslimleri, yukarıda belirtilen mal kavramını ifade ettiği konuları kapsamaktadır.
3.2.1.1. İHRACAT TESLİMLERİNİN ŞARTLARI
Katma Değer Vergisi kanununda ihracat teslimi ile yurt dışındaki müşteri tabirlerine açıklık getirmiştir. Bu kanuna göre, bu teslimin ihracat sayılabilmesi için teslimin yurt dışındaki bir müşteriye yapılması ve teslim konusu malın T.C. Gümrük hattından geçerek bir dış ülkeye varması gerekmektedir. Yurt dışındaki müşteri tabiri de, ikametgahı, işyeri, kanuni ve iş merkezi yurt dışında olan alıcılar ile yurt içindeki bir firmanın yurt dışında kendi adına müstakilen faaliyet gösteren şubeleri olarak tanımlanmıştır. Bu kurum ve firmaların, yurt dışında kendi adına müstakil faaliyet gösteren şubelerine yaptıkları ihracat teslimlerinde vergiye tabi tutulmayacaktır.
3.2.2. İHRACAT İSTİSNASININ UYGULANMASINA İLŞKİN USUL VE ESASLAR
A) İhracatın gerçekleşme zamanı:
Türkiyeâden ihracat, ihracat rejimi ve kararı ve yönetmelikleri ile Türk
parasının kıymetini koruma hakkındaki kararlar ve bu kararlara ilişkin tebliğler ve talimatlar çerçevesinde yapılmaktadır.
Bu düzenlemelere göre fiili ihracat gümrük çıkış beyannamesinin ilgili bölümünde belirtilen çıkış tarihidir. Ancak uygulamada bazen âİntaçâ tarihinin dikkate alındığı anlaşılmaktadır. Bu tarih bazen fiili ihracat tarihini ifade etmeyebilir. Zira bu tarih malın sevk işlemlerinin bitirildiğini gösteren tarihtir. Bazen mal aynı günde çıkmayabilir. Bu yüzden bu tarihin dışında malın çıkış tarihini ve geçtiği gümrük hattını gösteren bir ibarenin gümrük çıkış beyannamelerine işaretlenmesi lazımdır.
Ayrıca, Türkiye Gümrük hattı dışındaki satış mağazalarında yapılan satış işlemleri de ihracat niteliğindedir. Bu mağazalara satılmak üzere gönderilen mallar için gümrük çıkış beyannamesi düzenlenmektedir. Bunu yerine gümrük idaresince tasdikli bir belge düzenlenmekte ve mallar gümrük hattından bu belgeyle geçirilmektedir. Bu nedenle fiili ihraç tarihi bu belgede yazılı tarihtir.
B) Vergi Dairesine bildirim:
İhracat istisnasından yararlanmak için ihracat yapılmadan önce vergi dairesine başvurulmasında ve her hangi bir belge verilmesine veya alınmasına gerek yoktur. Ancak ihracat yapıldıktan sonra vergi dairesine verilen kdv beyannamesinin ilgili bölümünde belirtilecek ve beyannameye, gümrük çıkış beyannamesinin asıl veya noter onaylı suretleri eklenecektir. Vergi daireleri de bu beyannamelerin usulune uygun doldurulup doldurulmadığını, gümrük çıkış beyannamelerinin kdv nüshalarının olup olmadığını kontrol edeceklerdir.
C) İhracat İstisnasının Uygulanması ve Uygulanacağı Vergi Dönemi:
İhracat teslimleri KDVâden muaf olduğu için, ihracı yapan işletmeler bu ihracatla ilgili yabancı müşteriye kesecekleri faturada, mal bedeli üzerinden KDV hesaplamayacak ve bu vergiyi faturada göstermeyecektir. Ancak işletmeler KDV kanunun 32.maddesine göre ihracat ile ilgili yüklendikleri vergiyi indirim konusu yapacak çıkarsa indirimden artan kısım iade edilecektir.
İstisna, malın gümrük hattını geçtiği dönem beyannamesi ile beyan edilecektir. Ancak bazen faturanın kesildiği tarihteki dönem ile, malın gümrük hattını geçtiği tarihteki dönemler aynı olmayabilir. İstisnanın gösterilmesinde dikkate alınacak dönme malın gümrük hattını geçtiği tarihteki dönemdir. İhracatın olduğu dönemde ihraç edilen mal bedeli fatura tarihindeki kur üzerinden Türk lirasına çevrilip KDV beyannamesinin teslim ve hizmetlerinin karşılığını teşkil eden bedel kısmına dahil edilecektir. Daha sonra bu mal bedeli KDV beyannamesinin ihracat istisnası kısmında gösterilmek suretiyle vergi matrahının tespitinde toplam bedel işlem bedelinden indirilecektir.
D) İhracat Öncesi İstisna:
Mal ve hizmet ihraç edilinceye kadar bu mal hizmetlerin meydana getirilmesi
ile ilgili her türlü mal ve hizmet alımları KDV tabidir. Yani ihracat öncesi istisna söz konusu değildir. Ancak 3297 sayılı kanunun 3.maddesi ile buna bir istisna getirilmiştir. Buna göre ihracatçılar ihraç edilmek şartı ile imalatçılardan satın aldıkları mallara ait kdvâ âi ödemeyeceklerdir. Bu nedenle imalatçılar dışındaki şahıslardan ihraç edilmek şartıyla dahi olsa satın aldıkları mallara ait KDVâleri ödeyeceklerdir. Ayrıca satın aldıkları malları işledikten sonra ihraç edenler imalatçı-ihracatçı sayıklarından bu malları vergi ödemeden satın almaları mümkün değildir. Ancak 05.03.1998 tarihinde yayınlanan 27 sayılı KDVGTânin âbâ bölümü ile imalatçı olmayan firmaların dış ticaret sermaye şirketlerinin ihraç edilmek şartı ile mal teslimleri de ihraç öncesi vergi istisnası kapsamına alınmıştır.
E) Belge ve Kayıt Düzeni:
Fatura ve belgeler yurt dışındaki müşteriler adına düzenlenecektir.
Düzenlenecek fatura belgelerde ihracata ilişkin mal teslimine hizmet ifalarına kdv tahakkuk ettirilmeyecek ve gösterilmeyecektir. Defter ve belgeler saklanacak, inceleme talebinde ibraz edilecektir.
3.2.3. İSTİSNA EDİLMİŞ İŞLEMLERDE İNDİRİM
KDVKânın 32. Maddesinde vergiden muaf tutulmuş işlemlerde, vergi indirimi
Olayı getirilmiştir. Bu maddede;
âBu kanunun 11, 13, 14 ve 15. Maddeleri uyarınca vergiden istisna edilmiş bulunan işlemlerle ilgili fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen Katma Değer Vergisi, mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanacak katma değer vergisi üzerinden indirilir. Vergiye tabi işlemlerin mevcut olmama sı veya hesaplanan verginin indirilecek vergiden az olması halinde indirilemeyen Katma Değer Vergisi, Maliye ve Gümrük Bakanlığıânca tespit edilecek esaslara göre bu işlemleri yapanlara iade olunur.â denilmektedir. Bu madde hükmüne göre konumuzla ilgili vergi iadesi hakkı tanınan işlemler şunlardır:
1. Mal ve hizmet ihracatı(Katma Değer Vergisi Kanunu Md. 11/1-a ve b);
2. İhraç edilmek şartıyla, imalatçıların yaptıkları mal teslimleri (Katma Değer Vergisi Kanunu Md. 11/c).
Bu işlemlerin kapsamına giren vergiden muaf tutulmuş mal ve hizmetlerin tesliminde vergi hesaplanmayacaktır. Ancak burada bir özellik vardır: vergiden muaf tutulmuş mal ve hizmetleri meydana getirmek için bunların girdileri ve genel giderlerle ödenen vergiler indirim konusu olabilecektir. Bu girdilere ödenen vergiler ihracatçıların yurt içi satışlarından dolayı hesaplanan vergiden indirilebilecektir. İndirim yapılması için fiili ihracat tarihini beklemeye gerek yoktur. Bu vergiler, indirim mekanizmasının normal çerçevesi içinde yapılacak, fiili ihracat tarihindeki dönemde de iade alınabilecektir.
3.2.4. İSTİSNA EDİLMİŞ İŞLEMLERLE İLGİLİ VERGİ İADESİ
K.D.V.K.ânun 32. Maddesine göre yurt dışına yapılan mal ve hizmet ihracatının meydana getirilmesi için ödenen Katma Değer Vergileri ihracatçıya iade edilecektir. İhracatçının bu iadeyi nasıl alacağı, tebliğler, genelgeler ve yazılarla belirlenmiştir.
Vergi iadesi Katma Değer Vergisi mükellefi olan gerçek ve tüzel kişilere vergilendirme dönemleri esas alınarak yapılır. Katma Değer Vergisi Beyannamesiânde, ihracat teslimleri ile yurt dışındaki müşteriler için yapılan hizmetler tutarı üzerinden , kanuni vergi nispetine göre hesaplanan vergi ile ihraç edilen malların bünyesine giren A.T.İ.K KDVâler, mal ve hizmet alımlarına veya imal edilmesine ve genel giderlere ait toplamının mukayese edilmesi gerekir. Çünkü iade edilecek verginin tavanı ihracat teslimleri üzerinden kanuni vergi nispetine göte hesaplanacak vergi kadar olacaktır.
KDVKânın 11. Maddesinde yer alan ihraç teslimleri ile ihraç kaydıyla tecil-terkin uygulaması kapsamında yapılan teslimlerde, ihraç edilen mal bedelinin Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkındaki 32 sayılı kararla belirtilen genel, özel ve ek sürelerde getirilmesi hallerinde, KDVânin iade işlemleri aşağıdaki gibi olacaktır.
3.2.4.1. İadesi Gereken KDV Hakkında Yapılacak işlemler
i. İhracatın fiilen gerçekleştirildiği tarihten itibaren 90 gün içinde bu ihracata ait dövizin %70âinin yurda getirilerek bankalara veya özel finans kurumlarına bozdurulması halinde, o aya ait iadesi gereken KDVânin tamamı iade edilmekte veya mahsup işlemleri uygulanmaktadır. Diğer taraftan söz konusu ihracat dövizlerinin en az % 70ânin fiili ihraç tarihinden itibaren 90 gün içerisinde getirilerek bankalara veya özel finans kurumlarına satılması halinde bakiye %30âuna tekabül eden kısım üzerinde ihracatçı serbestçe tasarruf hakkına sahiptir. Dolayısıyla bu kısmına isabet eden KDVânin iade veya mahsup işlemine tabi tutulmasında bir sakınca yoktur.
ii. İhracatın fiilen gerçekleştirildiği tarihten itibaren 90 gün geçtikten sonra ihraç bedelinin yurda getirilerek bankalara veya özel finans kuruluşlarına bozdurulması halinde o aya ait iadesi gereken KDV, getirilen döviz miktarı ile orantılı olarak iade veya mahsup işlemine tabi tutulmaktadır. İhracat bedelinin fiili ihraç tarihinden itibaren 180 güm içinde yurda döviz olarak getirilmesi halinde, iade veya mahsup aşağıdaki sürelere göre şöyle olacaktır:
- Döviz 180 günü izleyen ve bankalarla özel finans kurumlarının kambiyo müdürlüklerine yapacakları 10 iş günlük ihbar süresince,
- Kambiyo müdürlüklerinin ihbardan sonraki 20 gün içinde ihracatçıya ihracat döviz hesaplarını kapatılmasını teminen 90 gün süre vererek yaptıkları ihbarname süresinde,
- T.P.K.K. hakkındaki 32 sayılı karara ilişkin 91-32/5 sayılı tebliğde sözü edilen mücbir sebep halinin devamından dolayı verilen ek süre içerisinde,
- T.P.K.K. hakkındaki 32 sayılı karara ilişkin 91-32/5 sayılı tebliğde belirtilen mücbir sebeplerin mevcudiyeti dışındaki nedenlerle döviz uyrda getirilmişse, Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığıânca ihracatçıya verilen üçer aylık dönemler halindeki ek sürede.
Yukarıda belirtilen şart ve süreler içerisinde dövizin yurda getirilerek bankalara veya özel finans kuruluşlarına bozdurulması halinde, döviz süresinde yurda getirilmiş sayılmakta ve dolayısıyla dövizin getirildiği dönemle ilgili ay KDV iade veya mahsubuna hak kazanmaktadır. Aksi halde ihracatçı ihraç bedeline ait dövizi yurda getirmemekten dolayı haklarında kambiyo mevzuatı yönünden takibata geçilmekte ve KDVâleri iade veya mahsup işlemine tabi tutulmamaktadır.
3.2.4.2. Terkini Gereken KDV Hakkında Yapılacak İşlemler
KDVK 11/1-c maddesi uyarınca, ihraç kaydıyla yapılan teslimlerde, malın teslim tarihini takip eden aybaşından itibaren üç ay içinde ihraç edildiği, Gümrük Çıkış Beyannamesi ile vergi dairesine müracaat edilerek tevsik edilecektir. Konu dilen üç ay içerisinde malın ihraç edilmediğinin anlaşılması üzerine, ilgili vergi dairesince imalatçıya bir yazı yazılarak 7 günlük süre verilmekte ve bu süre içerisinde ihracata ait Gümrük Çıkış Beyannamesiânin ibraz edilmemesi halinde, vergi dairesi 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki yasaya göre takibata geçerek, daha önce tecil edilen vergiyi gecikme zammının %50 fazlasıyla tahsili yoluna gitmektedir.
Diğer taraftan ihraç kaydıyla yapılan işlemlerde, malın teslim tarihini takip eden3 ay içerisinde ihraç edilmesi halinde, imalatçı tarafından iade alınacak veya mahsup edilecek KDV, daha önceki kısımda açıklanan süre ve şartların tümünde dövizin yurda getirilerek bankalara veya özel finans kurumlarınca bozdurulduğunu anlaşılması hallerine göre imalatçıya iade veya mahsup edilecektir.
3.2.4.3. İade Edilecek KDVânin Hesaplanması
KDVKânın 92/2 ve 32. Maddelerine göre söz edilen teslim ve hizmetler için yüklenilen vergiler, öncelikle indirim konusu yapılacaktır. Yani mükellefler önce iade hakkı doğuran işlemleriyle ilgili olarak yüklendikleri vergileri, genel indirim uygulaması dahilinde , vergiye tabi diğer işlemleri nedeniyle hesapladıkları KDVâlerden indireceklerdir. Bu uygulama sonunda indirilmeyen KDV kalması durumunda, bu tutarın iade hakkı doğuran işlemlere isabet eden kısmı, genel hükümler dahilinde iade talebinde bulunan mükelleflere iade edilecektir. Başka bir ifade ile , iade hakkı doğuran işlemlere ilişkin olarak yüklenilen vergilerin diğer işlemlere ait yüklenilen vergilerden ayrılması gerekir.
3.2.4.4. KDV İadeleriyle İlgili Mahsup İşlemleri
Mahsup işlemi, karşılıklı olarak ve borç ilişkisi içinde bulunan kişi v kurumların kendi rızalarıyla ilgili alacak ve borçlarının karşılaştırılıp, tamamen veya kısmen alacak ve borç ilişkisinin sona erdirilmesidir.
Vergi hukukunda mahsup işlemi ise, devletin mükelleften vergi alacağının, vergi iadesi veya diğer şekillerde mükellefe olan borcu ile karşılaştırmasıdır. Bu şekilde devlet vergi alacağından vazgeçerek mükellefe yapacağı iadeden kurtulur.
Başka bir ifade ile mahsup, ihracat istisnasından kaynaklanan KDV iadesinin yerin getirilmesinin diğer bir yoludur.
3.3. İHRAÇ EDİLMEK ŞARTIYLA İHRACATÇILARA MAL TESLİMİNDE İHRACAT
İhraç edilmek şartıyla ihracatçılara mal teslim eden işletmeler, imal ettikleri malları kendileri ihraç etmeyip, ihraç kaydıyla ihracatçı firmalara satarlar. Bu işletmeler de imalatçı oldukları için imalatçı işletmelerin sahip oldukları özelliklere sahiptirler. Yani bu işletmelerde, diğer işletmelerden satın aldıkları hammadde ve yardımcı malzemeleri işleyerek, ürettikleri malları ihracatçı işletmelere teslim ederler. Bu işletmelerin satın aldıkları hammadde ve yardımcı malzemeler, ihtiyaçlarından fazla olduğu zaman bunları depolarına stoklarlar. Ayrıca ürettikleri mallar da, müşterilerinin talebinden fazla olur ki, bu durumda bu malları stok edip daha sonra satarlar. Görüldüğü gibi ihraç kaydıyla ihracatçılar mal teslim eden imalatçı işletmelerde, hem girdi stoku hem de çıktı stoku söz konusudur.
İhraç edilmek şartıyla ihracatçılara mal teslim eden imalatçı işletmeler de uygulanan KDV, imalatçı yurt dışına satış yapan işletmelerdeki gibidir. Bu işletmelerde ihracat istisnasından yararlanırlar.
3.3.1. İmalatçıların İhraç Edilmek Şartıyla İhracatçılara Yaptıkları Teslimlerde İstisna Uygulaması
İhracatçıların, ihraç edecekleri malı yurtiçinden satın alırken bazı şartlarda KDV yüklenmeksizin tedarik edilebilmesini sağlamak amacıyla 20.06.1986 tarihli Resmi Gazeteâde yayınlanan 3297 Sayılı Kanunun 11. Maddesinin .fıkrasına ( c) bendi eklenmiştir. Buna göre ,ihraç edilmek üzere ihracatçılara mal teslim eden imalatçılar, teslim ettikleri mallar için hesapladıkları KDVâsini tahsil etmeyeceklerdir. İmalatçılar tarafından hesaplandığı ve faturada gösterildiği halde ihracatçılardan tahsil edilemeyen bu vergi, ilgili dönem beyannamesi ile beyan edilecek , ancak beyan edilen KDV, vergi dairesine ödenmeyerek, vergi dairesince tecil edilecektir.
Söz konusu Kanun ile ihracatçı firmaların KDV ödemeksizin mal temin edebilme ve KDV iadesi ile uğraşmaktan kurtulmasına olanak sağlanmıştır.
Sistem, her ne kadar ihraç kaydı ile mal tesliminde imalatçı ve ihracatçı firmalara müteselsil sorumluluk getirse de, KDV bakımından tüm risk ve sorumluluk imalatçı firmaya yüklenmiştir.
İmalatçı Tanımı
Bir mükellefin imalatçı sayılabilmesi için ;
- Sanayi siciline kayıtlı ve sanayi belgesine haiz olması,
- Sanayi Odası, Ticaret Odası veya Esnaf ve Sanatkarlar Derneğiâne kayıtlı bulunması,
- İmalat işinde en az 5 işçi çalıştırması,
- Sanayi sicil belgesinde yer alan üretim konusunda gerekli araç parkına sahi olması.
Gerekmektedir.
3.3.2. Uygulama esasları
3.3.2.1. Tecil-Terkin Uygulaması
İmalatçılar tarafından ihraç edilmek şartıyla ihracatçılara yapılan teslimler nedeniyle tahsil edilmeyen KDV, ilgili dönemde diğer mal satışları üzerinden hesaplanan KDV gibi muhasebeleştirilecek ve beyan edilecektir.
İlgili vergi daireleri, mükellef tarafından verilen bu beyannameler üzerine gerekli tarhiyat işlemlerini yapacaklardır. Bu tarh işlemleri sonucunda mükellefin ödemesi gereken verginin çıkması halinde bu miktardan ihracatçıya tslim edilem mallara isabet eden kısmı tecil olunacaktır.
İhracatın usulüne uygun ve süresinde gerçekleşmesi durumunda , imalatçılar ihracatçıya ait Gümrük Çıkış Beyannamesiânin aslı veya noterce onaylı örneği ile bağlı oldukları vergi dairesin başvururlar. İlgili vergi dairesi de bu başvuru üzerine tecil edilen vergileri terkin eder.
Bazen ihracatçılar aynı Gümrük Çıkış Beyannameleriyle, birden çok imalatçıdan
İhraç şartıyla satın aldıkları malları ihraç ederler. Bu mallar Gümrük Çıkış Beyannamesiânde imalatçılar itibarıyla ayrı ayrı belirtilmemişse bu mallara ait tecil edilen verginin terkini için imalatçılar kendileri tarafından teslim edilen malların ihraç edildiğini gösteren bir belgeyi ihracatçı firmadan alarak Gümrük Çıkış Beyannamesiâne eklerler.
3.3.2.2. İndirim İşlemleri
KDV Genel Tebliği çerçevesinde, imalatçıların ihracat şartıyla ihracatçılara mal teslimlerinin uygulama esaslarına yeni düzenlemeler getirilmiştir. Bu düzenlemelerden biri, indirim mekanizmasıdır. İhraç şartıyla teslim edilen faturalardaki KDV tutarının tecil suretiyle giderilmeyen kısmı beyannamede 102âinci satır, ihracatın gerçekleştiği dönemde eskiden olduğu gibi gerekli belgelerin ibrazı halinde nakden veya mahsuben iade edilebilecektir. Ancak mükellef isterse iade hakkını nakden veya başka vergi borçlarına mahsup suretiyle kullanmak yerine, ihracatın gerçekleştiği ( ihraç şartıyla teslim edilen malın gümrük hattını geçtiği) dönem KDV Beyannamesiânde 102 numaralı satırdaki tutarı, 50 numaralı satırda göstermek ve sadece bu konuda bağlı olduğu vergi dairesine bilgi vermek suretiyle ihracatın gerçekleştiği dönemde indirim konusu yapılabilecektir.
3.3.2.3. Ek Süre Verilmesi
İhracat, alıcı ülke veya firmanın içinde bulunduğu şartlardan dolayı üç aylık süresi içinde gerçekleşmeyebilir, veya gecikme ihracatçının kusuru dışında ve elde olmayan bir sebepten meydana gelebilir. Bu nedenle ihracatçının bu durumu resmi belgelerle ispat ve tesvik etmesi halinde V.U.K.ânun 17. Maddesi hükmüne göre, M.G.B.ândan ek süre alması mümkün olur. Bu sürenin verilmesi için ;
a) Süre isteyenin, sürenin bitmesinden evvel bir yazı ile istemde bulunması.
b) İstemde gösterilen mazeretin süre verilecek makam tarafından kabule layık görülmesi.
c) Sürenin verilmesi durumunda verginin alınmasının tehlikeye girmemesi gerekir. Ek süre alınarak bu süre içinde ihracatın gerçekleştirilmesi durumunda tecil edilen vergi terkin edilecektir.
3.3.2.4. İhracatın Gerçekleşmemesi
İmalatçılar tarafından, ihraç edilmek şartıyla ihracatçılara teslim edilen mallarla ilgili verginin tecil edilesi için ihracatın gerçekleşmesi gerekir. İhracatın gerçekleşmemesi durumunda KDVKânun 11/1-c maddesinin üçüncü paragrafındaki açıklamalara göre işlem yapılır. Bu paragrafta "İhracatın şartlara uygun olarak gerçekleştirilemememsi halinde tecil olunan vergi , tahakkuk ettirildiği tarihten itibaren 6183 sayılı A.A.T.U.H.K.ânun 51. Maddesine göre belirlenen gecikme zammının % 50 fazlası ile birlikte tahsil olunacaktırâ denilmektedir. İhracatın gerçekleştirilmemesi, hiç yapılmaması, kısmen yapılması veya süresi içinde yapılmaması gibi şekiller de ortaya çıkabilir. Bu durumlarda tecil edilen vergi gerçekleştirilmeyen ihracatın tutarına göre kısmen veya tamamen tahsil edilir. Ayrıca vergiye gecikme zammı da uygulanır
3.3.2.5. Mücbir sebeplerle İhracatın gerçekleştirilememesi
İhraç edilmek şartıyla teslim edilen mallar, V.U.K.ânun 13. Maddesinde belirtilen mücbir sebeplerle ihraç edilmemiş olabilir. Bu sebeplerden dolayı ihracat gerçekleştirilmemişse ve bu durum resmi evraklarla ispatlanmışsa tecil edilen vergi,6183 sayılı A.A.T.U.H.K.ânun 48. Maddesine göre ilgili dönemer için geçerli tecil faizi ile birlikte tahsil edilir.
3.3.2.6. İhraç Edilmeyip İmalatçıya İade Edilen Mallarla İlgili olarak İmalatçılar Tarafından Yapılacak İşlemler
İmalatçılar daha önce ihraç kaydıyla satışını yaptıkları mallardan iade edilen kısım ile ilgili olarak ihracatçılar tarafından kesilen faturada gösterilen KDVâni ilgili dönem beyannamesinde indirilecek KDV olarak beyan edeceklerdir.
3.3.2.7. İhraç Edilmeyip İmalatçıya İade Edilen Mallarla İlgili olarak İhracatçılar Tarafından Yapılacak İşlemler
İhraç edilmek şartıyla imalatçılardan alınan malların bir kısmının ihraç edilmemesi durumunda ihracatçılar, imalatçılarla iade edilen mallara ait fatura düzenleyecekler ve bu faturada KDV göstereceklerdir. Bu vergi malın iade edildiği dönem beyannamesinde hesaplanan KDV olarak beyan edilecektir. Öte Yandan alış faturasında gösterilen ancak ihracatçı tarafından ödenmeyen KDVânin iade edilen mala ait kısmı, iade edilen dönem beyannamesinde indirilecek KDV olarak gösterilecektir.
3.3.3. İhracat Öncesi Vergi İstisnasında Sınırlama
KDVKânun 11. Maddesinde 2 numaralı fıkrasıyla, Maliye ve Gümrük Bakanlığıâna ihracat öncesi vergi istisnası ile ilgili olarak aşağıdaki düzenlemeleri yapma yetkisi verilmiştir . Buna göre Maliye Bakanlığı;
Her bir imalatçının, KDV ödemeden imalatçılardan satın alacağı mal miktarını sınırlayabilecektir.
Her bir ihracatçının,KDV ödemeden imalatçılardan satın alacağı mal miktarını belirleyecektir.
Söz konusu sınırlamalarda, her bir imalatçı ve ihracatçının bir önceki yıldaki iş hacmi, cari yıldaki işlemleri ile vergi alacağının güvenliği ölçü olarak alınacatır.
Fakat Maliye ve Gümrük Bakanlığı bu konuda şimdiye kadar her hangi bir uygulama yapmamıştır.
3.3.4. İmalatçıya Ödenen Vergi İadesi, Kur Farkı ve Fonlarda İstisna
Malın ihracından ve mal bedeli döviz geldikten sonra ihracatçı vergi iadesi, kur farkı, kaynak kullanımı fonu altında ek gelirler elde ederek bunları imalatçıya ödeyebilir. İhracatçıların malın ihracında elde ettiği bu ek gelirleri KDVâne tabi değildir. Ancak ihracatçıların imalatçılara ödediği vergi iadesi, kur farkı kaynak kullanımı fonu KDVKânun 20.maddesine göre malın bedeli içinde değerlendirilen vergiye tabidir.
Kanun 11/1-c maddesi çerçevesinde yapılacak mal alımlarında hesaplanan KDVânin ihracatçı tarafından ödenmeyeceği esası getirildiğine göre, malın bedeli içinde değerlendirilen söz konusu ödemelere ait KDVânin de ihracatçı tarafından ödenmesi ve tecil-terkin müessesinin çalıştırılması gerekmekteyse de,söz konusu ödemeler ihracat gerçekleştikten sonra yapıldığı için tecil-terkin uygulaması yapılmamakta, dolayısıyla yukarıda sayılan ödemelerin vergiden arındırılması için indirim mekanizmasının işletilmesi gerekmektedir.
Bu nedenle ihracatın yapılmasından sonra ihracatçı tarafından kendilerine intikal ettirilen söz konusu ödemeler karşılığında, imalatçı keseceği faturalarda bu ödemeleri tek tek belirtecek ve ödemeler üzerinden hesaplanan KDVâni ayrıca göstererek, asıl mala ilişkin fatura ile ihracata ilişkin gümrük çıkış beyannamesine atıfta bulunacaktır. Ayrıca bu verginin tahsil edilmediğine dair, bir şerh koyacaktır. Bilahare fatura ile ilgili dönemde KDV beyannamesinde gösterilecek, bu vergi aynı beyannamede indirim konusu yapılmak suretiyle bu ödemeler vergiden arındırılacaktır.
3.3.5. İmalatçı ve İhracatçı Tarafından Yapılacak İşlemler
İmalatçılar ihraç edilmek şartıyla mal teslim ettikleri ihracatçılara, yaptıkları bu teslimleri ile ilgili V.U.K.ânda belirtilen şekil şartlarına uygun olarak fatura düzenlemek zorundadırlar. Ayrıca imalatçılar , bu faturada KDVâni açıkça gösterecekler, ancak bu vergiyi ihracatçılardan tahsil etmeyeceklerdir. Ayrıca verilen bu fatura üzerine â3065 sayılı KDVK hükümlerine göre , ihraç edilmek suretiyle teslim edildiğinden KDV tahsil edilmemiştir.â İbaresi yazacaklardır.
İmalatçılar ihraç edilmek şartıyla ihracatçılara yaptıkları teslimler dolayısıyla tahsil etmedikleri bu vergiyi, ilgili dönem KDV Beyannamesiânin âHesaplanan KDVâ içinde göstereceklerdir. İmalatçılar bu teslimleri dolayısıyla vergi dairesine KDV beyannamesi dışında bir beyanname vermeyeceklerdir.
İhracatçılar ise ödedikleri bu vergileri ilgili KDV beyannamelerine intikal ettirmeyecekler, dolayısıyla bu vergileri indirim veya iade konusu yapmayacaklardır.
3.3.6. Tecil ve İade Edilecek Verginin Hesaplanması
Yukarıda da açıklandığı üzere, ihracatçılar ihraç edilmek şartıyla mal teslim eden imalatçılar, bu teslimlere ilişkin KDVâni hesaplayıp Faturada gösterecekler, fakat ihracatçılar tahsil etmedikleri KDVâni ilgili dönemin KDV beyannamesinde beyan edecekler ve bu beyan üzerine vergi dairesinin gerekli tarhiyatı yapacağı, ancak bu tarhiyat sonucu ödenmesi gereken KDVânin çıkması halinde bu verginin ihracatçıya teslim edilen mallara isabet eden kısmı tecil edilebilecektir.
Ayrıca Kanunun 32. Maddesinde belirtildiği üzere ihraç etmek şartıyla ihracatçılara mal tesliminden imalatçıların imal ettikleri bu malların meydana getirilmesi sırasında ödedikleri KDVâni , varsa vergiye tabi satışları üzerinden hesapladıkları KDVânden indirecekler, vergiye tabi işlemlerin bulunmaması veya hesaplanan verginin indirilecek vergiden az olması halinde indirilmeyen KDVânin mükellefe iade edileceği hükme bağlanmıştır.
İmalatçılar tarafından tahsil edilmeyen bu vergi ,ilgili dönem beyannamesinde beyan edilen âhesaplanan KDVâ içinde yer almaktadır. İmalatçılar bu kapsamdaki teslimleri için aylık KDV beyannameleri dışında başka bir beyanname vermemektedirler.
İhracatçılar mal teslim eden mükellefler için tecil edilecek vergi miktarı, mükellefin bu şekildeki teslimleri için hesaplanan vergi miktarından fazla olmamaktadır. Ancak imalatçının ödemesi gereken vergi miktarı, tecil edilebilir vergi miktarından daha az ise bu miktar esas alınmaktadır. Öte yandan iade edilecek KDV miktarı, mükellefin ilgili dönem beyannamesinde yer alan bilgilerin mukayese edilmesi suretiyle hesaplanmaktadır.
Bu hükümlere göre mükellefe iade edilecek KDV miktarı, mükellefin ilgili dönem beyannamesine göre ihraç şartıyla yapılan satışları için tahsil edilmeyen miktarlardan ödenmesi gereken KDV düşüldükten sonra kalan olumlu fark olmaktadır.
3.4. HİZMET İHRACI
KDV uygulaması açısından hizmet ihracı kavramı, âyurt dışında ki müşteriler için yapılan hizmetler â şeklinde anlaşılmalıdır.
Hizmetin Tanımı
KDVKânun 4. Maddesinde hizmetin genel bir tanımı yapılmıştır. Bu tanıma göre âHizmet ,teslim ve teslim sayılan haller ile mal ithalatı dışında kalan işlemlerdir.â Denilmiştir.
Bu işlemler bir şeyi yapmak ,işletmek , meydana getirmek , imal etmek, onamak, temizlemek, muhafaza etmek , hazırlamak , değerlemek ,kiralamak, bir şeyi yapmayı taahhüt etmek gibi şekillerde gerçekleşebilir.
Maddenin 1. Fıkrasında genel tarifi yapılan işlemlerin ne şekilde görülebileceği sayılmış, ayrıca âgibiâ edatı ile hizmet kapsamına girmekle birlikte fıkrada sayılmayan işlemlerinde vergiye tabi olduğu belirtilmiştir. KDVKândaki hizmet tanımı sınırlayan değil, mal satışı dışındaki işlemleri kapsayıcı niteliktedir.
3.4.1. Hizmet ihracına Giren İşlemler
KDVKânun 11/1-a maddesinde mal ihracatı ile birlikte hizmet ihracı da vergiden istisna edilmiştir. İstisna edilen bu hizmetler 17, 26 ve 30 seri numaralı KDVGTâlerinde belirtilmiştir. Bu tebliğlere göre mümessillik, müşavirlik , mühendisli, gözetmenlik ve yurt dışındaki firmaların Türkiyeâden ithal edecekleri mal ve hizmetleri karşılığında aldıkları komisyonlar 26 seri numaralı KDVGTâinde belirtilen şartları topluca taşıması halinde hizmet ihracı kapsamına girecektir.
3.4.2. Hizmet İhracının Uygulama Esasları
26 seri numaralı KDVGTâne göre Katma Değer Vergisi istisnasının uygulanabilmesi için aşağıdaki dört şartın birlikte gerçekleşmesi lazımdır:
a) Hizmet Türkiyeâde yurt dışındaki bir müşteri için yapılmış olmalıdır:
Yurt dışındaki müşteriden kasıt, hizmet sunulan kişinin ikametgahı, işyeri, kanuni ve iş merkezinin yurt dışında bulunması veya yurt içinde bulunan bir firmanın yurt dışında kendi adına müstakil olarak faaliyet gösteren şube, acente, temsilcilik ve bürosunun olması gerekir.
b) Fatura veya benzeri nitelikteki belge yurt dışındaki müşteri adına düzenlenmelidir:
Hizmetlerden yurt dışında faydalanıldığının tespitinde hizmetle ilgili fatura ve benzeri belgelerin yurt dışındaki müşteriler adın düzenlenmiş olması gerekir.
c) Hizmet bedeli döviz olarak Türkiyeâye getirilmelidir:
Yurt dışındaki müşteri için yapılan hizmete ait bedelin Türkiyeâye döviz olarak getirilmesi zorunludur. Döviz Alım Bordrosu veya dövizin Türkiyeâye getirildiğini tesvik den, kambiyo mevzuatına göre geçerli diğer bir belge ile bunu tevsik etmesi gerekir.
d) Hizmetten yurt dışında yararlanmalıdır:
İstisnanın uygulanabilmesi için hizmetten yurt dışında yararlanılmış olması gerekir. Diğer bir deyişle hizmet olayının yurt dışında gerçekleşmesi gerekir. Eğer hizmet yurt içinde gerçekleşmişse istisnadan yararlanma söz konusu olamaz.
3.4.3. Hizmet İhracında İade İşlemleri
Hizmet ihracatına ilişkin vergi iadesi uygulamaları tamamen mal ihracatında olduğu gibidir. Yani teminatsız olarak ve teminatlı karşılığı inceleme raporu beklenilmeden iade uygulaması ve mahsup işlemleri aynen mal teslimlerindeki gibidir.
İade ve mahsup talepleriyle ilgili başvurularda,- mal ihracatındaki farklı olarak döviz alım belgelerinin şerhli ve tasdikli fotokopileri yerine , aslı istenmektedir. Ayrıca hizmet ihracatında Gümrük Çıkış Beyannamesi aranmaz. Bir de hizmet ihraç faturaları ve bu hizmetlerle ilgili mal ve hizmet alış faturalarını gösteren listeler de ibraz edilir.
3.4.4. Kullanılacak Hesaplar
Hizmet ihracatında da mal ihracatında kullanılan hesapların hemen hepsi kullanılır.
SONUÇ ve DEĞERLENDİRME
Katma Değer Vergisi, harcalar üzerinden alınan en modern vergi şeklidir. Bu vergi her üretim ve satış aşamasında yaratılan Katma Değer üzerinden hesaplandığından ve maliyet içerisine girmediğinden vergi mükerrerliğine yol açmaktadır.
Türk Katma Değer Vergisi Kanununa göre ticari, sınai, zirai ve serbest meslek faaliyetleri çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler, her türlü mal ve hizmet ithalatı ve özellikler arz eden bir kısım faaliyetlerden doğan teslim ve hizmetler vergi konusu içerisinde yer almıştır. Verginin mükellefi mal teslimi ve hizmetler vergi konusu içerisine alınmıştır. Verginin mükellefi mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde bu işleri yapanlar ve ithalatta mal ve hizmet ithal edenlerdir.
İşletmeler diğer işletmelerden satın aldıkları mal ve hizmetler üzerine kendi iş gücünü ve sermayesini kullanarak bir değer katmaktadırlar. Katma Değer Vergisiânin matrahı bu katılan değer olup, Katma Değer Vergisi bu değer üzerinden alınmaktadır. Başka bir ifade ile Katma Değer Vergisiânin matrahı, genel olarak mal teslimi ve hizmet ifası karşılığında alınan bedeldir. Katma Değer Vergisi mal ve hizmetlerin üretiminden tüketimine kadar her aşamasında katılan değer üzerinden alınan, her aşamada matrahı katma değer olan ve sonuçta tümü tüketiciye intikal edilen dolaylı bir vergidir. Kanunda ayrıca bir kısım mal ve hizmet teslimleri için özel matrah şekilleri düzenlenmiştir.
Katma Değer Vergisi, sermaye mallarına uygulanan indirim yöntemine göre üç gruba ayrılmaktadır. Bunlardan birincisi, gayrisafi hasıla tipi Katma Değer Vergisiâdir. Bu tür Katma Değer Vergisi, indiriminde sermaye mallarına ilişkin indirilecek KDVâyi dikkate almamaktadır. İkincisi, gelir tipi Katma Değer Vergisiâdir. Bu tür Katma Değer Vergisi, sermaye mallarına ilişkin indirilecek Katma Değer Vergisini öngörülen kullanım süresinde indirilmesini amaçlayan bir vergi türüdür. Üçüncüsü ise, tüketim tipi Katma Değer Vergisiâdir. Bu tür Katma Değer Vergisi, sermaye mallarına ilişkin indirilecek KDVâyi dikkate almamaktadır. Günümüzde bu gruplardan, ATâye üye ülkelerde tüketim tipi ve Türkiyeâde ise, gelir tipi KDV uygulanmaktadır.
Katma Değer Vergisiânin konusu, vergiye tabi olan malların üreticiden toptancıya , toptancıdan perakendeciye , perakendeciden tüketiciye intikali sırasında meydana gelen katma değerlerdir. Ayrıca Katma Değer Vergisiânin konusu sadece mallar olabileceği gibi, bütün veya bazı hizmetleri de içerir.
Katma Değer Vergisinde kısmi vergi indirimi öngörülmektedir. Buna göre , vergiye tabi işlemlerle, vergiden istisna edilmiş işlemleri birlikte yürüten mükelleflerin kısmi vergi indirimi hakları bulunmaktadır.
Katma Değer Vergisiânin temel vergilendirme yöntemi, gerçek usulde vergilendirmedir. Bu yöntemin temel mekanizması faturadır. Başka bir ifade ile bu yöntemde mükelleflerin fatura alıp vermesi ve bunların kaydı için defter tutmaları esastır.
Katma Değer Vergisiânde beyanname verme zamanı olarak, vergilendirme dönemini takip eden ayın 25âinci günü akşamına kadar olan süre belirlenmiştir. Maliye ve Gümrük Bakanlığıânca vergilendirme bir ay olduğundan, bir aylık işlemlerle ilgili olarak beyannamenin ertesi ayın 25âinci günü akşamına kadar verilmesi gerekmektedir.
Yaptığımız çalışmada 1.1.1985 tarihinde 3065 sayılı Katma Değer Vergisi kanunu ile yürürlüğe giren ihracat istisnasının uygulama esaslarını incelemeye çalıştık.
Dünyadaki bütün ülkelerin amacı, insanlarının yaşam düzeyini artırmak ve onların daha mutlu yaşamalarını sağlamaktır. Bu amaçların gerçekleştirilmesinde en önemi faktör ülke ekonomisinin iyi bir düzeye gelmesidir. Ekonominin iyi bir düzeye gelmesi de , büyük ölçüde ülkenin gelir kaynaklarının yüksek olmasına dayanır. İhracat, ülkeye döviz girdisi sağlayan bir işlemdir. Dolayısıyla döviz girdisi, gelir kaynaklarını artırıcı bir faktördür. Bu nedenle ülke yöneticileri, her zaman ihracatın artması, yurt dışı pazarlarda mallarının satılması amacıyla çeşitli teşvik tedbirleri ortaya koymuşlardır.
Türkiyeâde ihracatı teşvik tedbirleri alarak âihracat istinasıâ, Katma Değer Vergisi kanunu ile birlikte yürürlüğe girmiştir. İlk yıllarda Katma Değer Vergisiânde olduğu gibi istisnanın uygulanmasında da tam anlaşılmamaktan veya yanlış anlaşılmadan dolayı çeşitli aksaklıklar ortaya çıkmış, bu arada bazı kişiler haksız kazanç
elde etmişlerdir. Bu eksiklikler ortaya çıkınca, çıkarılan tebliğler giderilmeye çalışılmıştır.
İstisnanın, ihracatçılar için en önemli bölümü olan Katma Değer Vergisi iadelerinin doğru bir şekilde hesaplanıp geri alınması işlemlerini mümkün olduğu kadar anlatmaya çalıştık.
Sonuçta diyebiliriz ki ihracat istisnası, ülkeye döviz kazandıran en etkili bir araçtır. İyi uygulanırsa sonuçları iyi, kötü uygulanırsa sonuçları kötü olur. Kötü uygulandığı takdirde, ülke zararlı çıkar. Bu nedenle istisnanın iyi uygulanması ve verimli olması için ilgili bütün taraflara büyük görevler düşmektedir.
KAYNAKLAR:
1) Mardani Mohammad,Türkiyeâde Katma Değer Vergi Sistemi ve Uygulamadan Örnekler, istanbul, İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yayınları, Yüksek Lisans Tezi, 1994,
2) Aydemir Birol, Türkiyeâde KDV Uygulamasının Değerlendirilmesi ve Efektif KDV Oranlarının Hesaplanması, Ankara, Devlet Planlama Teşkilatı Yayın No: DPT 2458 Yıllık Programlar ve Konjoktör Değerlendirme Genel Müdürlüğü, Uzmanlık Tezi, Ağustos-1996
3) Şemin İsmet, Katma Değer Vergisi, Ankara, Türkiye Büyük Millet Meclisi Basımevi,1984
4) Doğan Abdullah Akyon, Katma Değer Vergisi Kanunu Açıklaması ve Yorumu,Ankara, Feryal Matbacılık, Mart-1985
5) Maç Mehmet, KDV Uygulaması, İstanbul, Denet Yayıncılık A.Ş., şubat-1993
6) Yıldırım Haşmet, Katma Değer Vergisiânde İhracat İstisnası ve Muhasebeleştirilmesi, İstanbul, İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi Muhasebe Enstitüsü Muhasebe Denetim Yüksek Lisans Programı Yay.,Yüksek Lisans Tezi, temmuz-1992
7) Arifoğlu Naki, Dış Ticaret İşletmelerinin Katma Değer Vergisi Kanunu Açısından İncelenmesi ve Muhasebeleştirilmesi, İstanbul, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İşletme Ana Bilim Dalı Muhasebe Finansman Bilim Dalı Yay., Yüksek Lisans Tezi, 1997
8) Soydan Doç. Dr. Billur Yaltı, Hizmet İşlemlerinde Katma Değer Vergisi, İstanbul, Beta yayınları, Kasım-1998
9) Seyhan Hasan Süha ,Türkiyeâdeki ihracat işletmelerinde Muhasebe Uygulaması, İstanbul, İstanbul üniversitesi , İstanbul Üniversitesi Sosyal bilimler Enstitüsü Yay., 1989
10) Alver Cemil, İthalat ve İhracata KDV Uygulaması ve Katma Değer Vergisi Genel Muhasebesi,Alver Yay., Akademi matbaası, Ankara, 1985
11) Saygılıoğlu Nevzat, Vergi Reformu,( Eski Kanun- Yeni Kanun- Gerekçe) ,3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu, Maliye Bakanlığı Gelirler Müdürlüğü , Ümit Yayıncılık A.Ş. , 1999
Dergiler:
12) Vergi Sorunları Dergisi,Katma Değer Vergisi Oranları, Vergi Kılavuzu 2000(Özel ek), Maliye Gelirler Kontrolörleri Derneği Yayını,M.G.K.D. Yay. Mayıs/2000 , Mahmut Sayın Gelirler Baş Kontrolörü, İstanbul,S. 57
İnternet Web sayfaları:
13)
14)
Kanunlar:
15) Katma Değer Vergisi Kanunu
16) Katma Değer Vergisi Genel tebliğleri ve Bakanlar Kurulu Kararları
Katma Değer Vergisi günümüzde satış vergilerinde görülen sakıncaları gideren modern ve en gelişmiş bir vergilendirme sistemi olarak kabul edilmektedir.
Gelişmiş bir tüketim vergisi olan ve günümüz modern ekonomik sistemlerinde kullanılan Katma Değer Vergisi (KDV), ülkemizde 1985 yılından beri başarı ile uygulanmakta olup,bütçe gelirlerinde önemli bir işlevi yerine getirmektedir.
Katma Değer Vergisi; üretim-tüketim zincirinin her aşamasında, malların ve hizmetlerin satışından alınan ve vergi indirimine imkan tanıyarak değer artışını temel alan , nesnel çok aşamalı ve genel bir satış vergisidir. Yürürlüğe girdiği tarihte tek orana sahip olan KDV sisteminde, 1996 temmuz ayından itibaren çok oranlı uygulamaya geçilmiştir. KDVânin başarılı bir şekilde uygulanmasında yeri olan düzenli belge ve kayıt sisteminin yerleştirilebilmesi için başta vergi iadesi olmak üzere çeşitli tedbirler alınmıştır.
Ülkemizde Katma Değer Vergisinin 1.1.1985 tarihinde yürürlüğe girmesiyle ihracatımız, âihracat istisnasıâ yoluyla teşvik edilmeye çalışılmıştır. İhracat istisnasının uygulamaya konulmasındaki amaç, ihracatın artırılmasıyla döviz girdisini ve mallarımızın dünya pazarlarındaki rekabet gücünü artırmak olmuştur. Bilindiği gibi yurt dışı pazarlarda bütün ülkeler mallarını satmak ve yurt dışı gelirlerini arttırmak için kıyasıya rekabet yapmaktadırlar. Bu nedenle KDV uygulanan bütün ülkelerde , ihracat vergiden muaf tutulmuştur.
İhracat istisnası KDVânin 11, 12, 32. Maddeleri ve ilgili KDV tebliğleriyle düzenlenmiştir.
Bu çalışmanın iki temel amacı bulunmaktadır. Birincisi Türkiyeâde KDV uygulamalarını değerlendirmek, ikincisi ise Türkiyeâde uygulanan ihracat istisnası uygulamasının ana hatlarıyla anlatılmasına değinmekti. Bu çalışmamızda katma değer vergisinin tanıtımıyla başlayıp, ihracat, iade ve mahsup işlemlerinin neler olduğunu ve ne gibi hesapların kullanacağına değindim.
Birinci bölümde , Katma Değer Vergisi ile ilgili genel bilgilerin açıklanmasına yer verilmiştir.
İkinci bölümde ise, Katma Değer Vergisinin teorik anlamda ne olduğu ele alınmıştır. Bu bölüm üç kısımdan oluşur.
Bu bölümün birinci kısmında önce, katma değerin tanıtımı ve hesaplama yöntemleri açıklanmıştır. İkinci kısmında ise ,Katma Değer Vergisinin tanımı ,türleri ,hesaplama yöntemleri, fayda ve sakıncalarına yer verilmiştir. Üçüncü kısımda da Katma Değer Vergisinin genel özelliklerine yer verilmiştir.
Üçüncü bölümde, Türkiyeâde Katma Değer Vergisiânde ihracat istisnası uygulaması alınmıştır. Bu kısım dört bölümden oluşmaktadır.
Bölümün birinci kısmında ihracat istisnası incelenmiştir. İkinci kısmında mal ihracı, üçüncü kısmında ihracat edilmek şartıyla ihracatçılara mal tesliminde ihracat, dördüncü kısımda ise hizmet ihracatından bahsedilmiştir.
Çalışmanın son bölümü, sonuç adını taşımaktadır.
BİRİNCİ BÖLÜM
1.KATMA DEĞER VERGİSİN HAKKINDA GENEL BİLGİLER
1.1. KATMA DEĞER VERGİSİNİN VERGİ İÇİNDEKİ YERİ
Vergilendirmede esas itibarıyla iki ana yöntem vardır. Bunlar;
1)Gelirin elde edilmesi sırasın da vergilendirme
2)Gelirin harcanması sırasında vergilendirme, yöntemidir
.
Bu yöntemlerden birincisine bağlı olarak âgelir vergileriâ adı altında dolaysız vergiler grubu, ikincisine bağlı olarak da âmuamele vergileriâ adı altında dolaylı vergiler grubu oluşmuştur.
Gelir vergisine dolaysız vergi adı verilmesinin nedeni, bu verginin doğrudan kişilerin belli bir dönemde elde ettiği gelir üzerinden ve bu gelirlerin özelliklerine ve meydana gelen değişmelere bağlı olarak alınmıştır.
Muamele vergilerinin özelliği ise, verginin mal ve hizmet fiyatlarına eklenerek alınması dolayısıyla tüketicilere yansıtılmasıdır.
Katma değer vergisi de bir muamele vergisidir. Harcamaların vergilendirilmesi alanında günümüze ulaşmış en ileri aşama olup modern bir vergilendirme tekniğine sahiptir.
1.2. KATMA DEĞER VERGİSİNİN TARİHÇESİ
İdaresi kolay, ucuz ve bol hasılat sağlayan bir vergi türü olan muamele vergilerini tarihi çok eskilere dayanmakta olup, verginin normal bir kamu geliri sayılmadığı ilk ve orta çağlarda da uygun bir uygulama alanı bulmuşlardır. Sanayi devrimine kadar gelen bu dönemde, muamele vergileri daha çok geçişlerde uygulanan bir nitelik taşırlar.
Sanayi devriminden sonra ise, sağlanan büyük verimlilik artışıyla ekonomide sanayi ve ticaret ön plana çıkmış, kitle üretimi ve kitle tüketimine ve böylece de kapalı ekonomi yapısında pazar ekonomisine geçilmiştir. Üretim ve ticaret hacmindeki bu artış, muamele vergilerinin de yaygınlaşmasına ve öneminin artmasına yol açmıştır.
Katma değer vergisi sistemi, ilk olarak Yale Üniversitesi profesörlerinden olan Thomas S. Adams tarafından 1918 yılında New Havenâde , Milli Vergilendirme Kurulunâdaki konferansta ortaya atılmıştır.
Aynı yılda, Alman iş adamı ve o zaman hükümetin ekonomik danışmanı olan Dr. Wilhem Van Simene tarafından bu sistem âyeni bir muamele vergisiâ olarak hükümete tavsiye edilmiştir.
Katma Değer Vergisinin ilk uygulanmaya başlanması ise, 10 Mayıs 1953âte Amerika Birleşik Devletlerinin Michigan eyaletinde olmuştur. Avrupa kıtasında ise, Katma Değer Vergisi ilk olarak en geniş anlamıyla 1954 yılında Fransaâda uygulanmaya başlanmıştır. Fransa, Katma Değer Vergi sistemini uzun süre İngiltereânin satış vergisi tezine karşın savunmuştur. İki ülke arasındaki bu tartışma uzun yıllar devam etmiş ve Katma Değer Vergisinin,Avrupa Ekonomik Topluluğuna üye ülkeler tarafından, 1967 yılında ortak muamele vergisi olarak kabulü ile Katma Değer Vergisi lehine sonuçlanmıştır.
Ancak Katma Değer Vergisinin asıl gelişimi Avrupa Ekonomik Topluluğuânun kuruluşundan sonra olmuştur. Bilindiği üzere 25 Mart 1957âde Fransa , Almanya , Belçika, İtalya, Lüksemburg, ve Hollanda tarafından imzalanan Roma Antlaşmasıâyla AET kurulmuştur. Ortak pazarın ana ilkeleri arasında üye ülkelerindeki vergilerin uyumlulaştırılmada bulunulması Ortak Pazar Bakanlar Konseyinin topluluk amaçlarına uygun müşterek bir muamele vergisi modeli olarak Katma Değer Vergisiâni benimsemeleri sonucuna ulaşmıştır. Ortak Pazarâa üye ülkelerde uygulanması 1967 yılında kabul edilen Katma Değer Vergisi ile ilk olarak yaylı tip vergiler kaldırılmış ve konuyla ilgili olarak iki direktif yayımlamıştır. Birincisine göre, üye ülkeler Katma Değer Vergisiânin ana prensiplerini de ortaya koymuştur. İkinci direktif ise ,esas olarak verginin hangi yöntemlerle uygulanacağı açıklanmaktadır.
Katma Değer Vergisi halen 34 ülkede uygulanmaktadır.
Türkiyeâde 1963 yılında AET ile imzalanan ortaklık anlaşması ile, ortak pazarla ortak bir ilişkiye geçmiştir. Bu nedenle, Türk vergi sistemi çok yakın bir gelecekte AET vergi sistemi içinde yerini almak ve AET ortak Katma Değer Vergisini uygulamak zorunda kalacaktır.
1.3. TÜRKİYEâDE KATMA DEĞER VERGİSİ TARİHÇESİ
25.10.1984 tarih ve 3065 sayılı kanun ile. 1 Ocak 1985 tarihinden itibaren Türkiyeâde KDV uygulamasına geçilmiştir. Ancak, KDV uygulaması fikri bu tarihten çok öncelere kadar uzanmaktadır. İkinci Beş Yıllık Kalkınma Planıânda konu ile ilgili çalışmalara başlandığı ve bu amaçla 1972 yılında Maliye Bakanlığıânda bir komisyon kurularak ilk tasarının hazırlandığı görülmektedir. Bu ilk Türk KDV kanun tasarısı hazırlığı sırasında Almanya ile işbirliğine gidilerek tasarının iyileştirilmesinde Almanyaâdaki tecrübelerden faydalanılmaya çalışılmıştır. 1971, 1974, 1976, 1977 ve 1978 yıllarında Maliye Bakanlığıânca beş kez kanun tasarısı taslağı hazırlanmıştır. Ayrıca 1980 yılında iki ayrı kanun tasarısı hazırlanarak parlamentoya sunulmuş fakat kanunlaştırılamamıştır.
1.4. TÜRKİYEâDE KATMA DEĞER VERGİSİNE GEÇİŞİ ZORUNLU KILAN NEDENLER
KDV uygulamasına geçilmesinde çeşitli nedenler bulunmaktadır. Bu nedenlerin başında bu verginin çekiciliği yanında kaldırılan gider vergilerinin olumsuz etkileri de gelmektedir. Bilindiği üzere, KDVâden önce üretim aşamasını kapsayan toplu muamele vergileri uygulanmaktaydı. Bu vergilerin, üretimin vergilendirilmesine dönük olması nedeniyle, sanayi ve firmalar üzerinde baskı yaratarak kaynak dağılımını olumsuz yönde etkilediği ve finansman sıkıntısına neden olduğu bilinmekteydi.
Diğer yandan, belli aşamalarını yüksek oranlarda vergileme vergi kaçakçılığını çekici hale getirmekte, bu durum ise gelir ve kurumlar vergilerinin matrahlarının aşınmaları sonucunu doğurmaktaydı. Ayrıca, ekonomik gelişmelerin gerisinde bulunan kaldırılan gider vergileriyle ekonomide genel talep düzeyinin vergi yoluyla kontrolü sağlanamamakta ve verginin tüketim üzerindeki etkisinden yeterli ölçüde faydalanamamaktaydı.
KDVâden önceki mevcut vergileme sisteminde, sanayi üzerinde yoğunlaşan vasıtalı vergilerin yükünü ileri kademelere kaydırarak gelir ve kurumlar vergilerinin etki alanı dışında kalan vergi potansiyelini de harcamalar sırasında kavrayıp vergi gelirlerini artırmak için, KDVâye geçmek zorunlu hale gelmişti.
KDV uygulamasına geçilmesinin diğer bir nedeni de Türkiyeânin uluslar arası ilişkilerinden kaynaklanmaktadır. Avrupa Birliği (AB) ile ekonomik ve mali işbirliğinin sağlanması için üye ülkelerin vergi sistemlerinin uyumlulaştırılması konusuna önem verilmekte ve KDV, AB için ortak bir vergi sistemi olarak kabul edilmiş bulunmaktadır. ABâye tam üye oluncaya kadar geçen süre içinde , KDVânin ülkemizde tam anlamıyla yerleştirilmesi sağlanarak, ABâye üte ülkelerle ortak bir KDV uygulamasında zorluk çekilmemesi amaçlanmıştır.
Yukarıda belirtildiği gibi, çeşitli haklı gerekçeleri ve uzunca bir tarihi olan KDV uygulamasına geçilmesi çabaları, 2.11.1984 tarihli resmi gazetede yayımlanan 3065 sayılı kanun ile sonuca ulaşmış ve 1 ocak 1985 tarihinden itibaren Türkiyeâde KDV uygulamasına geçilmiştir.
Katma değer vergisi kanunun yürürlüğe girmesiyle aşağıdaki vergiler 1.1.1985 tarihinden itibaren yürürlükten kaldırılmıştır.
⢠Dahilde Alınan İstihsal Vergisi
⢠İthalden Alınan İstihsal Vergisi
⢠Nakliyat Vergisi
⢠PTT Hizmetleri Vergisi
⢠İlan ve Reklam Hizmetleri Vergisi
â¢ İşletme Vergisi
⢠Spor Toto Vergisi
⢠Şeker İstihlak Vergisi
1.5. KATMA DEĞER VERGİSİNİN ÖZELLİKLER
İ) Katma değer vergisi tarafsız bir vergidir. Ekonomik sektör ve toplumsal kesimler arasında fark gözetmez ve vergi yükü taşıyıcı kesimler arasında paylaşılır. Böylece vergi mümkün olduğu kadar geniş bir tabana ince bir tabaka halinde yayılır.
Diğer taraftan, birbirinden farklı üretim malları ve hizmetler açısından tam bir tarafsızlığın sağlana bilmesi için, Katma Değer Vergisinin tek oranla uygulanması ve hiçbir istisnanın bulunmaması gerekir. Ancak uygulamada böyle bir tarafsızlığın sağlanmadığını ve hemen her ülkede birden fazla oranın uygulanmakta olduğu ve ayrıca belli mal ve hizmetlerin vergiden istisna edildiği görülmektedir.
ii)Katma Değer Vergisinin ikinci özelliği, bu vergide vergi yükü el değiştirme safhalarının sayısından etkilenmemesidir. Bunu sağlayan da sistemin bünyesindeki indirim mekanizmasıdır. Bu mekanizma ise vergiye bir maliyet unsuru olmaktan çıkarmaktadır.
Katma değer vergisi sistemindeki indirim mekanizması ve dolayısıyla verginin el değiştirme safhalarının sayısından etkilenmemesi, yayılı muamele vergilerinde olduğu gibi firmaları dikey entegrasyona ve organizasyon sapmalarına zorlamadığından, ekonomik gelişmenin ve verimliliğin azalmasına yol açmaz.
iii) Katma değer vergisi şeffaftır. Bir mal veya hizmetin bünyesindeki vergi yükü herhangi bir safhada tam olarak bilinebilir. Çünkü Katma değer vergisi her aşamada satış fiyatının belli bir oranıdır. Bu özellik başta ihracat olmak üzere çeşitli istisnaların uygulanmasında kolaylık ve objektiflik sağlar.
1.6. KATMA DEĞER VERGİSİNİN AVANTAJLARI VE DEZAVANTAJLARI
1.6.1. Katma Değer Vergisinin Avantajları :
a) Katma değer vergisi, konusunun çok geniş olması nedeniyle, net vergi hasılatı açısından olumlu bir vergi türüdür.
b) Katma değer vergisi, yatırımları ve ihracatı teşvik eder. Yatırımlar, alışta borçlanılan vergilerin indirilmesiyle, ihracat ise tam istisna uygulamasıyla vergiden arındırılır.
c) Kapsamının oldukça geniş olması nedeniyle düşük oranlı uygulanabilen katma değer vergisi, vergi kaçakçılığını en alt düzeye indirir.
d) Vergi yükü, üretime katılan değer oranında, çeşitli sektörler aşamalar ve kişiler arasında yayılır. Bu durum vergi yükünün adaletli dağıtılması açısından olumludur.
e) Katma değer vergisi, mal ve hizmet akımını ve kaynakların dağıtımını hiçbir şekilde etkilememektedir.
f) Teorik olarak katma değer vergisi, gümrük ve özel tüketim vergilerinde ithal anında birlik sağlamaya ve bütün dolaylı vergilerin çıkış ülkesi esası üzerinden uygulamasına imkan vermektedir.
g) Vergi, malın her el değiştirişinde alındığından, üretimden tüketime kadar ne derece az el değiştirirse o kadar az vergi ödenmekte ve maliyet düşmektedir. Bu durum gereksiz el değiştirmelerin ve aracıların önlenmesini sağlayan önemli bir etkendir.
h) Katma değer vergisi, malın artan değeri ile ilk birlikte arttığından, milli gelir artışlarını , diğer bir dolaylı vergiden çok daha iyi izler ve vergi sistemine yapısal bir esneklik getirmiş olur.
i) Katma değer vergisi bazı yönlerden tarafsız bir vergidir. Bu vergi ile endüstriyel yapı ve ekonomik kaynakların dağılımı, optimal denge noktasından ciddi ölçüde sapmaz. Çünkü vergi sonuçta üretim birimleri üzerine değil, tüketiciler üzerinde kalmaktadır.
j) Tüketimi hedef alan diğer vergiler gibi Katma değer vergisi tasarrufları teşvik eder, enflasyonist baskıları önler. Hatta fiyat artışları ile savaşın yeni bir aracı olarak nitelendirilmektedir.
k) Katma değer vergisi sektörler arasında haksız rekabeti önler, dengeli sanayileşmeye ortam hazırlar, vergisiz sektörler yaratmaz.
l) Vergi indiriminden yararlanmak için katma değer vergisinin belgeye bağlanması, vergide oto kontrol mekanizmasının kurulmasını sağlamaktadır.
m) Katma değer vergisi, tüketimi kısma aracı olarak, selektif vergilere oranla daha genel ve etkili bir araçtır. Bu yönü ile Katma değer vergisi otomatik stabilizör niteliğindedir.
n) Katma değer vergisi, ekonomik kalkınma ve politika ile ilgili olarak daha düzenli ve güvenilir rakamlar sağlamaya yardımcı olabilir.
o) Katma değer vergisi, uluslar arası ekonomik bütünleşmeler ve uluslar arası ekonomik bütünleşmeler ve uluslar arası ticaretin geliştirilmesi açısından en uygun vergidir.
1.6.2. Katma Değer Vergisinin Dezavantajları
a) Katma değer vergisi, özellikle muhasebesi gelişmemiş olan küçük firmalar açısından karışık bir nitelik göstermektedir.
b) Tek aşamalı bir vergiden katma değer vergisine geçilen bir ülkede vergi mükellefleri birkaç kat artmakta , bu ise vergi idaresinin masraflarını yükseltmektedir.
c) Katma değer vergisinde gerektiği yerde istisna konulması ve çeşitli maddelerde vergi oranlarının farklılaştırılması diğer satış vergilerinden daha güçtür. İstisnaların fazla olması sistemin işleyişini bozabilir.
d) Hizmetlerin. Katma değer vergisi dışında tamamlayıcı bazı vergilere tabii tutulması, verginin genelliğini bozmaktadır. Servis işletmelerinde satılan malların vergiye dahil olması durumunda ise fiyat yapısında sapmalar ortaya çıkmakta ve vergi maliyetlere eklenmektedir.
e) Katma değer vergisi, ihraç mallarının fiyatlarının yükselmesine ve sonuçta satış imkanlarının kısıtlanmasına yol açmaktadır.
İKİNCİ BÖLÜM
2. KATMA DEĞER VERGİ TEORİSİ
Katma değer vergisi doğrudan doğruya yaratılan katma değer ile ilgili olduğundan öncelikle katma değerin açıklanmasında fayda vardır.
2.1 KATMA DEĞERİN TANITILMASI
2.1.1. Katma Değerin Tanımı
Katma değer, en basit ifade ile mal veya hizmetin alış bedeliyle,satış bedeli arasındaki pozitif farktır. Örneğin alış bedeli 400 lira olan bir malın 500 liraya satılması halinde, Katma Değer (500-400)=100 liradır.
Diğer bir ifade ile; Makro ekonomi ve milli gelirler açısından katma değer bir mal veya hizmetin üretimi faaliyetinde, üretime katılan bu ekonomik faktörlerin yarattıkları ek değerdir. Makro ekonomi açısından başka bir tanımı ise, üretim faktörlerinin âemek,sermaye,doğal kaynaklar,teşebbüsâgibi üretime katılmaları karşılığında ödenen paylarının,âücret,faiz,rant,karâkatma değeri oluşturduğu belirtilmektedir. Makro ekonomik açıdan bakıldığında, katma değeri üretim faaliyetlerine katılan faktörlerin yarattığı ek değer olarak tanımlamak mümkündür.
- Bir üretim devresinde gelir,üretime katılan faktörlere ödenen,
- Ücret ve aylıklar,
- Faiz ve rant ile,
- Müteşebbüsün net karından teşekkül etmektedir. Bu nedenle sayılan payları toplamı, gelir olarak katma değeri ile ifade eder.
Mikro ekonomik açıdan ise katma değeri bir işletme veya kişinin sattığı mal veya ifa ettiği hizmetin satış bedeli ile maliyeti arasındaki pozitif farktır. Mikro ekonomik açıdan yapılan diğer bir tanım ise bir işletmenin teslim ettiği bir mal veya yaptığı bir hizmet nedeniyle aldığı bedel ile söz konusu teslim veya hizmetin maliyet bedeli arasındaki fark âkatma değerâ olarak bilinmektedir.
2.1.2. Katma Değerin Hesaplama Yöntemleri
Mikro ekonomik açıdan, katma değerin hesaplanmasında çeşitli yöntemler kullanılmaktadır. Bunlar âdolaysız ve dolaylıâ olmak üzere iki şekildedir.
2.1.2.1. Dolaysız Hesaplama Yöntemleri
Dolaysız hesaplama yöntemleri, toplama yöntemi ve çıkarma yöntemi olmak üzere ikiye ayrılır.
2.1.2.1.1.Toplama Yöntemi
Bu yöntem, makro ekonomik açıdan katma değerin hesabında kullanılır.Bu yöntemde katma değer, üretim faktörlerine ödenen ücret,faiz,rant ve karlar toplanmak suretiyle hesaplanır. Bu şekilde hesaplanan katma değer, Katma Değer Vergisinin matrahını oluşturur. Bu açıklamalardan sonra katma değer toplama yöntemini şu şekilde formüle edebiliriz.
Katma Değer=Ücret+Kar,Rant,Kira
2.1.2.1.2. Çıkarma Yöntemi
Mikro ekonomik açıdan çıkarma yöntemi katma değerin hesabında kullanılır. Bu yöntemde üretim veya satış değerinden mal ve hizmet alışları için yapılan ödemeler ve borçlanmalar düşünmek suretiyle katma değer saptanır.
Yatırım malları alışları tutarı,alış bedelleri tutarına dahil edilmezse elde edilen katma değer, gayrisafi hasıla tipi katma değer vergisinin matrahıdır. Yatırım mallarının alış tutarı, alış bedelleri tutarından düşülürse ulaşılan katma değer,tüketim tipi katma değer vergisi matrahıdır. Alış bedelleri tutarına sadece yatırım mallarına ilişkin amortisman malları eklenirse elde edilen katma değer, safi milli gelir tipi katma değer vergisi matrahıdır.
Bu açıklamalardan sonra,bu yönteme göre katma değeri şu şekilde formüle edebiliriz.
Katma Değer=Toplam Çıktılar-Toplam Girdiler
2.1.2.1.3. Toplama ve Çıkarma Yöntemlerinin Karşılaştırılması
Toplama yöntemi hesaplamalarında kullanılan terimler, benimsenmiş terimler olup bunlara ilişkin toplamalar,muhasebe kayıtlarında kolaylık sağlanabilmek içindir.
Çıkartma Yönteminde ise, işletmenin kattığı değer ancak üretim faktörleri satışlar üzerindeki vergiler aracılığı ile dolaylı olarak hesaplanabilir.
(AT) bu iki yöntemden Çıkarma yöntemini önermektedir. ATânin çıkarma yöntemini önermesinin en önemli nedeni,bu yöntemde satış fiyatları içindeki verginin,üretiminin herhangi bir aşamasında hesaplanabilmesi ve vergilenebilmenin ona göre yapılabilmesi olmuştur.
2.1.2.2. Dolaylı Hesaplama Yöntemi
Bu yöntemde katma değerin hesabı yapılmadan, doğrudan doğruya Katma Değer Vergisi hesaplanmıştır. Bu hesaplanan Katma Değer Vergisinden gerekiyorsa âkatma değerinâ hesabı yapılmaktadır.
2.2.KATMA DEĞER VERGİSİNİN TANITILMASI
Katma değer vergisi yayılı karakterde bir muamele vergisi olup vergi her el değiştirme safhasında alınır. Ancak verginin matrahı o safhanın satış fiyatı değil, yaratılan katma değerdir.
2.2.1.Katma Değer Vergisinin Tanımı
Katma değer vergisi, mal ve hizmetlerin üretiminden tüketimine kadar geçen üretici, tüketici, yarı toptancı, perakendeci gibi her aşamada katılan değer üzerinden alınan, her aşamada matrahı katma değer olan ve sonunda tümü tüketici üzerine kalan bir vergidir.
Katma Değer Vergisi (KDV),üretim ve tüketim zincirinin her aşamasında, malların ve hizmetlerin satışından alınan ve vergi indirimine imkan tanımak suretiyle değer artışını temel alan , gayri şahsi, çok aşamalı,genel bir satış vergisidir.
Ticari işletmeler diğer işletmelerden aldıkları mal ve hizmetler üzerine kendi iş gücünü, sermayesini kullanarak bir değer katmaktadırlar.
Bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere katma değer , bir malın satış değeri ile bunun yapılması için gerekli olan girdilerin (maliyet unsurlarının) alış fiyatı arasındaki farktan oluşmaktadır.
2.2.2. Katma Değer Vergisinin Türleri
Yatırım malı satın alımlarına ilişkin olarak ödenen girdi vergisinin indirilip indirilmemesi konusunda, teoride üç ayrı yöntem vardır. Bu yöntemlerden hangisi uygulanmaktaysa KDV buna göre şekil almaktadır. Teoride üç ayrı katma değer anlayışı ve bunun sonucu olarak da üç ayrı Katma Değer Vergisi tipi mevcuttur.
Birbirinden farklı bu değerlerin matrah olarak kabul edilmesine göre sırasıyla, âGayrisafi Hasıla tipi, Gelir tipi ve Tüketim tipiâ Katma Değer Vergisi olmak üzere üç ayrı sistem ortaya çıkar.
2.2.2.1. Gayrisafi Hasıla Tipi Katma Değer Vergisi
Bu türe göre, KDVânin matrahı gayrisafi katma değerdir. Bir başka deyişle , bu tip KDVâde diğer firmalardan satın alınan sermaye mallarının bedellerinin, bunların yıpranma payı olan amortismanların ve yıl içerisindeki stok artışlarının matrahtan düşülmesine izin verilmemektedir.
Kapalı bir ekonomide gayrisafi hasıla türü KDVânin makro düzeyde toplam matrahı
Matrah=GSMH=Tüketim +Yatırım=Ücret+Kar+Faiz+Rant+Amortisman,
şeklinde hesaplanmaktadır.
Firma açısından KDV matrahı ise,
Matrah=Katma Değer=(Satışlar+Stok Artışları)-Alışlar,
şeklinde hesaplanmaktadır.
Bu tür KDV uygulaması sermaye yoğun üretim metotlarını kullanan teşebbüsleri cezalandırmaktadır. Çünkü, sermaye malları önce satın aldığı sonra da amortisman ayrıldığı zaman olmak üzere iki kez vergilendirilmektedir.
2.2.2.2. Gelir Tipi Katma Değer Vergisi
Gayrisafi hasıla tipi KDVâde olduğu gibi, gelir tipi KDVâde de satın alınan sermaye malları bedelleri ve yıl içindeki stok artışları matrahtan indirilememektedir. Ancak, gayrisafi hasıla tipinden farklı olarak, sermaye mallarının amortismanlarını vergi matrahından indirilmektedir.
Böylece, kapalı ekonomide gelir türü KDVânin toplam matrahı milli gelire eşit olmaktadır. Gelir türü KDVânin makro düzeydeki toplam matrahı:
Matrah=Tüketim+Yatırım-Amortisman=Ücret+Kar+Faiz+Rant,
şeklinde hesaplanmaktadır.
Firma açısından matrah ise;
Matrah=Net Katma Değer= (Satışlar+Stok Artışları)-(Alışlar+Amortismanlar),
Şeklinde hesaplanmaktadır.
Böylece, gelir türü KDVâde sermaye mallarının çifte vergilendirilmesi, amortismanlara indirim imkanı tanınarak, önlenmiş olmaktadır.
2.2.2.3.Tüketim Tipi Katma Değer Vergisi
Tüketim tipi KDVâde, diğer firmalardan sarın alınan mal ve hizmet bedelleri sermaye mallarının bedelleri de dahil olmak üzere firmanın satış hasılatından düşülmektedir. Dolayısıyla , tüketim tipinde amortismanların vergi matrahından düşülmesi söz konusu değildir. Bir başka deyişle, tüketim türü KDVâde yüzde 100 oranında hızlandırılmış amortisman uygulanmaktadır ki, bu da sermaye mallarının vergiden istisnası demektir.
Kapalı ekonomide tüketim tipi KDVânin matrahı:
Matrah=Tüketim=Ücret+Kar+Faiz+Rant+Amortisman-Yatırım,
şeklinde hesaplanmaktadır.
Firma açısından mikro düzeyde matrah ise:
Matrah=Satışlar-Alışlar,
şeklinde hesaplanmaktadır.
Finlandiya ve Türkiye hariç, KDVâyi uygulayan bütün ülkeler tüketim tipi KDVâyi kullanmaktadır. Ülkemizde uygulanan KDV türü gelir tipi KDV ile tüketim tipi KDVânin karışımı şeklindedir. Katma Değer Vergisi Kanunun (KDVK)31âinci maddesine göre amortismana tabi kıymetlerin katma değer vergisi, bunların aktife girdiği yada kullanılmaya başlanıldığı vergilendirme döneminden itibaren 3 yıl içinde ve 3 eşit miktarda indirim konusu yapılabilmektedir. Ancak, yatırım teşvik belgesine bağlanan yatırımlarda kullanılacak amortismana tabi iktisadi kıymetlerin KDVâsi, bunların aktife girdiği veya kullanılmaya başlandığı tarihten itibaren 1 yıl içinde indirilmektedir. Dolayısıyla, Türk KDV Sisteminde teşvik belgeli yatırımlar için tüketim tipi, diğer yatırımlar için ise, gelir tipi KDV benimsenmiştir.
2.2.3. Katma Değer Vergisini Hesaplama Yöntemleri
KDVânin hesaplanmasında üç ana yöntem vardır. Bu yöntemler:
⢠Toplama yöntemi
⢠Çıkarma yöntemi
⢠Vergi mahsubu yöntemi
Bunlardan ilk ikisi dolaysız, üçüncüsü ise dolaylı hesaplama yöntemidir.
2.2.3.1. Toplama Yöntemi
Gelir tipi KDVâye uygun olan toplama metoduna göre, KDVânin matrahı üretim faktörlerine yapılan ödemelerin toplamıdır. Diğer bir ifadeyle ücret,kar,rant ve faiz toplamı KDV matrahını oluşturmaktadır. Ancak, karın hesabında amortismanların düşülmesi gerekmektedir.
2.2.3.2. Çıkarma Yöntemi
Çıkarma metodunda , KDV matrahına ulaşmak için satışlardan alışların ve sermaye mallarının düşülmesi gereklidir. Ayrıca, firma içinde üretilen yatırım malları ve stok artışları toplam yatırıma dahil olduklarından bunlarında matrahtan düşülmesi gerekmektedir. Bu yöntem stok değerlendirmelerine ve amortisman ayrılmasına ihtiyaç göstermemesi nedeniyle, yönetimi kolay bir yöntem olup tüketim KDVâye uygundur.
2.2.3.3. Vergi Mahsubu Yöntemi
Dolaylı hesaplama yöntemi olarak da adlandırılan bu yöntem KDVâyi uygulayan tüm ülkelerde kabul görmektedir.
Bu yöntemde ödenecek KDV, satış tutarları üzerinde hesaplanacak KDVâden alışlar üzerinden ödenen KDVânin mahsup edilmesi suretiyle bulunur.
Bu yöntemin başlıca faydası toplam vergi yükü ve hasılatını azaltmadan, üretim ve dağıtımın çeşitli aşamalarına ait vergi oranlarının farklılaştırılabilmesine imkan tanımasıdır. Toplama ve çıkarma yöntemlerinde mümkün olmayan bu avantajın nedeni, bu yöntemde malın tüm değeri üzerinden hesaplanan vergi miktarını perakende satış aşamasında uygulanan vergi oranının belirtilmesidir.
Vergi mahsup yönteminin diğer bir faydası, gerek kendi bünyesinde, gerekse vergi sisteminin tümünde bir oto kontrol mekanizması kurmasıdır. En basit şekliyle ifade edecek olursa, KDVâye tabi mükellef indirim yapabilmek için kendisine teslimde bulunan veya hizmet ifa eden diğer mükelleflerden belge talep edecek ve bu şekilde tüm alımlar ve satışlar belgeye tabi olacaktır. Diğer yandan, KDV vesilesiyle mükelleflerin tanzim atmak zorunda oldukları belgeler aynı zamanda gelir ve kurumlar vergilerinin matrahının belirlenmesinde de kullanıldıklarından , bu vergilerin hasılatlarının da garanti altına alınması mümkün olabilecektir.
2.2.3.4. Katma Değer Vergisinin Diğer Satış Vergileriyle Karşılaştırılması
KDV teorisiyle ilgili yukarıdaki açıklamalardan sonra , KDV ile diğer satış vergilerinin karşılaştırılmasında yarar görülmektedir. Ancak, özel satış vergileri tek bir malı vergilendirdiğinden KDVâye bir alternatif oluşturmakta ve bu nedenle karşılaştırma dışı bırakılmaktadır.
KDVânin diğer genel satış vergilerine göre sahip olduğu avantajlar şunlardır.
⢠Tarafsız bir vergi olan KDV, tüketici tercihlerini, faktör hızını ve üretim metotlarının seçimini etkilememektedir.
⢠Tasarruflarını, sermaye kazançlarını ve yatırımlarını vergilendirmediği için yatırımları teşvik etmektedir.
⢠İhracat KDVâden muaf tutulduğu için ihracat teşvik edilmekte ve ödemeler dengesine olumlu etkide bulunmaktadır.
⢠KDVâde üretim ve dağıtım sürecinin her bir aşaması o aşamada yaratılan katma değer üzerinden verildiğinden, ciro tipi genel satış vergisindeki gibi mükerrer vergileme söz konusu olmamaktadır. Ayrıca KDV, vergi indirimi mekanizması aracılığıyla , ciro(şelale) tipi genel satış vergisinin yarattığı dikey entegrasyonu önlemekte, böylece çeşitli mallarla farklı oranlar uygulanmasını ve hizmetlerin aynı düzenleme içinde vergilenmesini mümkün kılmaktadır.
⢠KDVânin vergi mahsubu Yöntemiyle birlikte uygulanması fatura kullanımını çekici hale getirerek vergi kaçakçılığı önlenmekte yada azalmaktadır. Halbuki, tek aşamada uygulanan toplu genel satış vergilerinde oranın yüksek tutulması zorunluluğu vergi kaçakçılığını özendirmektedir.
Yukarıda belirtilen avantajlara karşılık,KDVânin bazı dezavantajları da bulunmaktadır. KDVânin en önemli dezavantajı, tıpkı ciro tipi genel satış vergisinde olduğu gibi, mükellef sayısının artmasıdır. KDVânin çok sayıda mükellefe ve mala uygulanma zorunluluğu, tüm mal ve hizmetler için tek oranlı bir uygulamayı yönetim kolaylığı açısından en uygun çözüm haline getirmektedir. Ancak ,uygulamada, çeşitli nedenlerle birden fazla oran uygulanmakta ve bazı istisnalara yer verilmektedir. Bu ise, esasen hayli zor olan KDV uygulamasını daha da güçleştirmektedir.
2.3.TÜRK KATMA DEĞER VERGİSİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ
3065 sayılı ve 25.01.1984 kabul tarihi âKatma Değer Vergisi Kanunuâ 1.1.1935 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu tarihten günümüze daha sonra çıkarılan çeşitli kanunlarla Katma Değer Vergisinin bazı maddeleri değiştirilmiştir.
Türkiyeâde Katma Değer Vergisi Kanunu hazırlanırken, katma değer vergisi teorisi, Avrupa Topluluğuânun direktifleri ve ATâye üye belli başlı ülkelerin uygulamaları ile Türkiyeânin ekonomik ve mali yönden özellikleri, vergi sistemi ve kanunları göz önünde bulundurulmuştur.
Katma Değer Vergisi Kanunu,altı kısımdan oluşmaktadır. Bunlar sırasıyla; Mükellefiyet, İstisnalar, Matrah, Nispet ve İndirim Verginin Tarhının Ödenmesi, Usul Hükümleri, Çeşitli Hükümler ana başlıklarından oluşmaktadır. Bu bölümde yukarıda söz edilen kısımları, Katma Değer Vergisinin ana yapısı içerisinde açıklamaya çalışacağız.
2.3.1. Vergi Mükellefiyeti
Katma Değer Vergisi mükellefi, vergi konusuna giren işlemleri yapandır. Kişinin gerçek ya da tüzel kişi olması vergi yükümlülüğünü etkilememektedir.
AT Konseyi mükellefi;imalat, ticaret veya hizmet ifası faaliyetlerine bağlı işlemleri kar gayesi güderek veya gütmeyerek bağımsız bir şekilde ve devamlı olarak icra eden kimseler olarak tanımlamıştır.
Mükellef sayılmak içim bağımsız olarak ve devamlı şekilde yapılması zorunludur. Buna göre ücretliler Katma Değer Vergisine (bağımsız çalışmadıkları için) tabi değildirler.
Türk Katma Değer Vergisi Kanunuânun birinci kısmı olan mükellefiyet,üç bölümde düzenlenmiştir. Bunlar âVerginin Konusu, Mükellef ve Vergi Sorumlusu, Vergiyi doğuran olayâdır.
2.3.1.1 Verginin Konusu
Katma Değer Vergisiânin konusu, vergiye tabi olan malların üreticiden toptancıya,toptancıdan perakendeciye, perakendeciden tüketiciye intikali sırasında
meydana gelen katma değerlerdir.
KDVânin konusu, basit bir ifadeyle, Kanun 1.maddesinde belirtilen işlemlerdir. İşlem ise, â mal teslimi veya hizmet ifası âolarak tarif olunabilir.
KDV Kanunuânun 1. Maddesi, hangi işlemlerin bu vergi kapsamına girdiğini belirtmektedir. Maddenin kapsamına girmeyen işlemler KDVâye tabi tutulamaz. Bu itibarla 1.madde KDV Kanunuânun en önemli en karmaşık maddelerinden biridir.
KDVâden söz edebilmek için;
⢠Mal teslimi veya hizmet ifası şeklindeki bir işlem mevcudiyeti,
â¢ İşlemin Türkiyeâde yapılmış olması,
â¢ İşlemin ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılması gerekir.
İşlemin Türkiyeâde Yapılması
Bir işlemin vergiye tabi tutulabilmesi için, o işlemin Türkiye Cumhuriyeti hükümranlık sahası içinde yapılmış olması gerekir. KDV uygulamasında işlemin Türkiyeâde yapılmış sayılması bakımından hangi esasların geçerli olduğunu, Kanunâun 6.maddasinde belirtilmiş olup, söz konusu madde ile ilgili bölümde bu esaslar açıklanmıştır.
Türk Katma Değer Vergisi Kanunuânda vergi konusunun âverginin konusunu teşkil eden işlemler, teslim, teslim sayılan haller,hizmet, hizmet sayılan haller, işlemlerin Türkiyeâde yapılması, uluslar arası taşıma işleriâ başlıkları altında toplandığı görülmektedir.
2.3.1.1.1. Teslim
Mal teslimi, hem KDVânin konusunu teşkil eden işlemlerinden biridir, hem de bu işlemin vergilendirilebilir hale gelmesini sağlayan önemli bir fiildir. Tabiatıyla vergilendirilebilmeden bahsedebilmek için söz konusu teslimin KDV kapsamına (md:1) girmesi şarttır.
Katma Değer Vergisinin Kanunuânun 2.maddesi teslimin ne olduğu, 1.maddede sözü edilen şekline uygun olarak belirtilmek istenmiştir. Çünkü teslim bir yandan vergiyi doğuran olay olmakta, diğer yandan da bu olayın ilk ve en önemli öğesini teşkil etmektedir. İşte bu nedenle teslim kavramının bu yasa açısından çeşitli yöneliriyle açıklanmasında zorunluluk duymuştur.
Katma Değer Vergisinin 2.maddesinin 1 nolu bendinde yer alan teslim tanımı şöyledir.
âTeslim bir mal üzerindeki tasarruf hakkının malik veya onun adına hareket edenlerce, alıcıya veya adına hareket edenlere devredilmesidir. Bir malın alıcı veya onun adına hareket edenlerin gösterdiği yere veya kişilere tevdii teslim hükmündedir. Malın alıcıya veya onun adına hareket edenlere gönderilmesi halinde, malın nakliyesinin başlatılması veya nakliyeci veya sürücüye tevdii edilmesi de mal teslimidir.â
Bu hükümde teslim, genel ifade ile bir mal üzerindeki tasarruf hakkının devri olarak tanımlanmıştır. Bu tanıma göre Katma Değer Vergisi açısından teslim olayının iki ana unsuru bulunmaktadır.
Bunlardan birincisi malın mevcut olmasıdır. İkincisi ise mal üzerindeki tasarruf hakkının devredilmesidir.
Bu nedenle bir malın ödünç olarak başkasına verilmesi teslim hükmü dışında kalmaktadır. Bununla birlikte aynı şeyin doğrudan doğruya alıcıya verilmemekle birlikte mülkiyetini ve intikal ettirecek şekilde alıcı adına hareket edenlere verilmesi, alıcının ve alıcı adına yetkili olanların gösterdiği herhangi bir yere veya kişilere tevdii ve gönderilmesi teslim hükmünde sayılmıştır.
2.3.1.1.2. Teslim Sayılan Haller
Mal mübadelesinde KDVâyi doğuran işlem, malın teslimidir. 3.madde ile ilgili gerekçede de belirtildiği üzere, genel ve teorik anlamda KDVâye tabi tutulması gerektiği halde, tam olarak teslim tarifine girmemiş veya bu tarife girip girmediği konusunda tereddüt duyulabilecek işlemlerin vergi dışı kalmasını önlemek amacıyla, bazı işlemlerin teslim sayıldığı hususu, KDV Kanunuânun 3.maddesiyle hükme bağlanmıştır.
2.3.1.1.3. Hizmet ve Hizmet Sayılan Haller
Ticari,sınai,zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan hizmetler,hizmet ithalatı ve 1.maddenin 2.fıkrasında sayılan diğer hizmetler KDVâye tabi bulunmaktadır.
Hizmetin tanımı KDVKânın 4.maddesinde şu şekilde yapılmıştır.
âHizmet, teslim ve teslim sayılan haller ile mal ithalatı dışında kalan işlemlerdir.â (KDVK md. 4/1)
Katma Değer Vergisi Kanunuânda hizmet sayılan haller ise, âVergiye tabi bir hizmetten, işletme sahibinin, işletme personelinin veya diğer şahısların karşılıksız yararlandırılması hizmet sayılır.âşeklinde açıklanmıştır.(KDVK mad.5)
2.3.1.2.Vergi Mükellefi ve Vergi Sorumlusu
Vergi mükellefi ve vergi sorumlusu Türk Katma Değer Vergisi Kanunuânun birinci kısmının ikinci bölümünde iki madde halinde düzenlenmiştir. Bunlardan bir madde âMükellefâ diğer madde ise âVergi Sorumlusuâtanımlanmıştır.
2.3.1.2.1. Vergi Mükellefiyeti
Katma Değer Vergisinin 8.maddesinde, mükellef vergiye tabi işlemleri yapan kişiler olarak tanımlanmıştır. Katma Değer Vergisi Kanunuânda vergiye tabi işlemlerin mahiyetleri sayılarak bunlara göre mükellef tutulacak kişiler ayrı ayrı belirtilmiştir.
Diğer yandan vergiye tabi işlem söz konusu olmadığı veya Katma Değer Vergisini fatura veya benzeri vergilerle göstermeye hakkı bulunmadığı halde, düzenlediği belgelerde, Katma Değer Vergisi gösterenlerde vergi ödemekle mükellef kılınmışlardır.
2.3.1.2.2. Vergi Sorumlusu
Bilindiği üzere Katma Değer Vergisinde asıl mükellef teknik açıdan, vergi yükü üzerinde kalan kişi olmaktadır.(yani mükellef) 8.madde de ise mükellef olarak tanımlananlar, gerçekte vergi mükellefi olmayıp, topladığı vergileri idareye yatırmakla yükümlü kılınan kişidir .Ancak vergilendirmenin bütün yükümlülükleri bu kişilere yüklendiği için mükellef gibi sayılıp sorumlu tutulmuşlardır denilebilir.
Türk Katma Değer Vergisi Kanunuânda vergi sorumlusu, vergi alacağını güvence altına almak amacıyla düzenlenmiştir. Kanuna göre âmükellefin Türkiye içinde ikametgahının, işyerinin, kanuni merkez veya iş merkezinin bulunmaması hallerinde veya gerekli görülen diğer hallerde Maliye ve Gümrük Bakanlığı,vergi alacağının emniyet altına alınması bakımından vergiye tabi işlemlere taraf olanları veya diğer bir şahsı veya şahısları verginin ödenmesinden sorumlu tutabileceklerdir.â(KDVK mad.9)
Madde de belirlenen âgerekli görülen diğer hallerâden hedef, mükelleflerin idarece takibin güç olduğu, dolayısıyla verginin tarh,tahakkuk ve tahsilat safhalarında kaybının muhtemel ve mümkün olabileceği durumlar olmalıdır.
2.3.1.3. Vergiyi Doğuran Olay
Genel olarak her vergi kanununda o verginin özelliklerine göre doğuşu için geçerli sayılan olaylar ve hukuki koşullar belirlenmiştir. Bu genel ilke çerçevesinde vergiyi doğuran olay Türk Vergi Usul Kanunuânun 19.maddesinde, vergi alacağı vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın oluşumu veya hukuki durumun gerçekleşmesi ile doğar biçiminde tanımlanmıştır. Buna göre vergi kanunlarında verginin doğuşu yada maddi bir olayın meydana gelmesine veya hukuki işlem veya durumun gerçekleşmesine bağlanmalı, söz konusu durumlar uygulamada duraksamaya meydan vermeyecek bir biçimde belirlenmiş olmalıdır.
Katma Değer Vergisi genel anlamda nal teslimini veya hizmet ifasını kapsamına alan bir vergi olduğundan bir bu vergi türünde vergiyi doğuran olay malın teslim veya hizmetin yapılaması ile ortaya çıkar. Ancak istisnai olarak teslim veya ifa daha önce fatura veya benzeri belge düzenlenmesi,vergilemesi veya alınması halinde vergiyi doğuran olay vesikanın düzenlediği anda meydana gelmiş sayılmaktadır. Bu anlayış biçimi tüm Katma Değer Vergisini uygulayan ülkelerde geçerlidir. Teslim ve ifadeden önce vesika düzenlediği anda vergiyi doğuran olayın meydana geldiği kabul edilmekte,vergi alacağının zamanında kavranması ve emniyet altına alınması amacı güdülmektedir.
1985 yılı başından itibaren uygulamaya giren Katma Değer Vergisiânin en önemli konularından biri vergiyi doğuran olayın kesin olarak saptanabilmesidir. Bu nedenle vergiyi doğuran olayın tam olarak bilinmesi ve kavranması kanunun sağlıklı bir biçimde işlerlik kazanabilmesi için zorunludur.
Madde 10 â Vergiyi Doğuran Olay
a) Mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde, malın teslimi veya hizmetin yapılması,
b) Malın tesliminden veya hizmet yapılmasından önce fatura veya benzeri belgeler verilmesi hallerinde, bu belgelerde gösterilen miktarlarla sınırlı omak üzere fatura veya benzeri belgelerin düzenlenmesi,
c) Kısım kısım mal teslimi veya hizmet yapılması mutad olan veya bu hususlarda mutabık kalınan hallerde, her bir kısmın teslimi veya bir kısım hizmetin yapılması,
d) Komisyoncular vasıtasıyla veya konsinyasyon suretiyle yapılan satışlarda, malların alıcıya teslimi,
e) Malın alıcıya veya onun adına hareket edenlere gönderilmesi halinde,malın nakliyesine başlanması veya nakliyeci veya sürücüye tevdii,
2.3.2. İstisnalar
KDVKânın 11-17âinci maddeleri ile Geçici 6, 8 ve 9âuncu maddelerinde düzenlenmiş bulunan istisnaların bir kısmı tam istisna , diğerleri ise kısmi istisna niteliğindedir. Söz konusu Kanunun 32ânci maddesi hükmüne göre tam istisna niteliğinde olan işlemler nedeniyle yüklenilen vergiler indirim konusu yapılmakta, indirim mümkün olmaması halinde ise mükelleflere iade olunmaktadır. Oysa, bu istisnalar dışında kalan ve kısmi istisna niteliğinde olan işlemlerde yüklenilen vergiler ne indirim ne de iade konusu yapılabilmekte, işin mahiyetine göre gelir veya kurumlar vergisi matrahlarının tespitinde gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınmaktadırlar.
2.3.2.1. Tam İstisna Niteliğinde Olan İşlemler
KDVKânın 32âinci maddesi hükmüne göre tam istisna niteliğinde olan işlemler şunlardır:
⢠İhracat istisnası
KDVKânın 11âinci maddesinde düzenlenmiş bulunan ihracat istisnası kapsamı içinde KDVâden müstesna teslim ve hizmetler şunlardır:
ï§ İhracat teslimleri ve bu teslimlere ilişkin hizmetler ile yurt dışındaki müşteriler için yapılan hizmetler.
ï§ Türkiyeâde ikamet etmeyen yolcuların satın alarak Türkiye dışına götürdükleri mallar. Bu malların teslimi anında KDV tahsil edilir, ancak gümrükten malın çıkışı anında faturanın veya belgenin ibrazında tahsil edilen KDV iade olunur.
ï§ İhraç dilmek şartıyla imalatçılar tarafından kendilerine teslim edilen mallara ait KDV , ihracatçılar tarafından ödenmez mükelleflerce tahsil edilmeyen ancak ilgili dönem beyannamesinde beyan edilecek olan bu vergi, vergi dairesince tarh ve tahakkuk ettirilerek tecil olunur. Söz konusu malların, ihracatçıya teslim tarihini takip eden ay başından itibaren üç ay içinde ihraç edilmesi halinde, tecil edilen vergi terkin olunur
⢠Araçlar ve petrol aramalarında istisna
Bu istisna kapsamı içinde olup KDVKânın 13âüncü maddesinde yer alan KDVâden müstesna teslim ve hizmetler şunlardır:
ï§ Mükelleflere işletmelerinde kullanacakları deniz, hava ve demir yolu taşıma araçlarının, yüzer tesis ve araçlarının teslimleri ile bunların tadili, onarımı ve bakımı şeklinde ortaya çıkan teslim ve hizmetler.
ï§ Deniz ve hava taşıma araçları için liman ve hava meydanlarında yapılan hizmetler.
ï§ Petrol Kanunu hükümleri gereğince petrol arama faaliyetlerine münhasır olmak üzere, bu faaliyetleri yürütenlere yapılan hizmetler ile mal teslimleri.
⢠Transit Taşımacılık İstisnası
Transit ve Türkiye ile yabancı ülkeler arasında deniz, hava, kara ve demiryolu ile yapılan yük ve yolcu taşıma işleri, KDVKânın 14âüncü maddesi kapsamında, vergiden müstesnadır.
⢠Diplomatik İstisnalar
KDVKânın 15âinci maddesinde düzenlenen aşağıdaki teslim ve hizmetler diplomatik istisnalar kapsamı içinde KDVâden müstesnadır.
ï§ Karşılıklı olmak kaydıyla, yabancı devletlerin Türkiyeâdeki diplomatik temsilciliklerine, konsolosluklarına ve bunların diplomatik haklarına sahip mensuplarına yapılan teslim ve hizmetler.
ï§ Uluslar arası anlaşmalar gereğince vergi muafiyeti tanınan uluslar arası kuruluşlara ve bunların mensuplarına yapılan teslim ve hizmetler .
2.3.2.2. Kısmi İstisna Niteliğinde Olan İşlemler
KDVKânın 32âinci maddesi kapsamı dışında kalan ve kısmi istisna niteliğinde olan işlemler ise şunlardır:
⢠İthalat İstisnası
Aşağıdaki teslim ve hizmetler KDVKânın 16âıncı maddesine göre ithalat istisnası kapsamı içinde KDVâden müstesnadır.
ï§ Yurt içinde teslim veya ifası KDVâye tabi bulunmayan mal veya hizmet ithali
ï§ Gümrük Kanunun 7âinci maddesinin 3, 4, 5, 6, 7 numaralı bentleri ile 8, 9, 10, 12, 13, 119 ve 132âinci maddeleri uyarınca gümrük vergisinden muaf veya müstesna olarak ithal edilen eşyanın, aynı kayıt ve şartlarla ithali .
ï§ Transit, aktarma , gümrük antreposu, geçici depo, gümrük sahası, serbest bölge rejimleri çevresinde yapılan mal teslimleri ve hizmet ifaları.
ï§
⢠Sosyal ve Askeri Amaçlı İstisnalarla Diğer İstisnalar
KDVKânın 17âinci maddesinde düzenlenmiş bulunan bu istisnalar şunlardır:
ï§ Kültür ve Eğitim Amacı Taşıyan İstisnalar: Kamu kurum ve Kuruluşları ile sendikalar, siyasi partiler, kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları, emekli ve yardım sendikaları, kamu menfaatine yararlı dernekler, tarımsal amaçlı kooperatifler ve Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıfların ;
⢠İlim, fen, güzel sanatları ve tarımı yaymak, ıslah ve teşvik etmek amacıyla yaptıkları teslim ve hizmetleri,
⢠Tiyatro, konser salonu, kütüphane, sergi, okuma ve konferans salonları ile spor tesisleri işletmek veya yönetmek suretiyle ifa ettikleri kültür ve eğitim faaliyetlerine ilişkin teslim ve hizmetleri,KDVâden müstesnadır.
ï§ Sosyal Amaç Taşıyan İstisnalar: Yukarıda sayılan kurum ve kuruluşların hastane, dispanser, kan bankası, parklar, laboratuvarlar, yurtlar, huzurevleri ve benzeri yerleri işletmek veya yönetmek suretiyle ifa ettikleri kuruluş amaçlarına uygun teslim ve hizmetleri ile bu kuruluşlara bedelsiz olarak yapılan her türlü mal ve hizmet ifaları ve kanunların gösterdiği gerek üzerine bedelsiz olarak yapılan mal teslimi ve hizmet ifaları KDVâden istisna edilmiştir.
ï§ Askeri Amaç Taşıyan İstisnalar: Askeri fabrika, tersane ve atölyelerin kuruluş amaçlarına uygun olarak yaptıkları teslim ve hizmetleri KDVâden müstesnadır.
ï§ Diğer İstisnalar:
ï§
- Gelir Vergisi Kanununa göre vergiden muaf esnaf tarafından yapılan teslim ve hizmetler,
- Gelir Vergisi Kanununa göre vergiden muaf olan küçük çiftçiler ile kazançları götürü gider usulüne göre tespit edilen çiftçiler tarafından yapılan teslim ve hizmetler,
- İktisadi işletmelere dahil olmayan gayri menkullerin kiralanması işlemleri,
- Banka ve sigorta muameleleri vergisi kapsamına giren işlemler ile sigorta acente ve prodüktörlerinin sigorta muamelelerine ilişkin işlemler,
- Darphane ve Damga Matbaası tarafından yapılan teslim ve hizmetler,
- Külçe altın, döviz, para,damga pulu, harç pulu, değerli kağıtlar, taşıt pulu, hisse senedi ve tahvil teslimleri ,
- Zirai sulama amaçlı su teslimleri,kamu kuruluşları, tarımsal kooperatifler ve çiftçi birliklerince yapılan arazi ıslahına ait hizmetler,
- Boru hattıyla yapılan yabancı ham petrol, gaz ve bunların ürünlerinin taşınması hizmetleri,
- Gelir Vergisi Kanunun 81âinci maddesinde tarif edilen, sahibi ölen işletmelerin mirasçıları tarafından işletilmek üzere aynen devralması işlemleri ve şahıs şirketlerinin anılan maddede yazılı şartlarla sermaye şirketleri haline dönüşmeleri ile Kurumlar Vergisi Kanunun 37 ve 39âuncu maddelerinde belirtilen kurumların devir işlemleri KDVâden müstesnadır.
⢠Konut İnşaatlarında İstisna
ï§ KDVK Geçici 8âinci maddeye göre net alanı 150 metrekareye kadar olan konutların teslimi ile konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt 31.12.1997 tarihine kadar KDVâden müstesnadır.
ï§ Sadece 150 metrekareyi aşmayan konutlar için yapılan inşaat taahhüt işlerine münhasıran olmak üzere, kanunla kurulmuş sosyal güvenlik kuruluşları ile belediyelere yapılan inşaat taahhüt işleri KDVK Geçici 9âuncu maddesi gereği 31.12.1997 tarihine kadar KDVâden müstesnadır.
KDVâden İstisna edilmiş olan son bir teslim ve hizmet de, 285 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede düzenlenmiş bulunan, Olağanüstü Hal Bölge Valiliğine yapılan teslim ve hizmetlerdir. Yapılan bu düzenleme, KDVKânın 29âuncu maddesinin 1âinci fıkrası hükmüne göre geçersiz sayılmalıdır. Çünkü, adı geçen madde hükmüne göre, KDVâye ilişkin istisna ve muafiyetler ancak KDVKâya hüküm eklemek veya bu kanunda değişiklik yapmak suretiyle düzeltilebilir.
2.3.3. Katma Değer Vergisinde Matrah, Oran, İndirim
Türkiyeâde KDVKânda , üçüncü kısımda âmatrah, oran, indirimâ, üç bölüm olarak yer almıştır.
2.3.3.1. Katma Değer Vergisinde Matrah
Katma değer vergisinin matrahı, üretim-dağıtım zincirinin her aşamasında oluşan âkatma değerlerâ toplamıdır.
KDVKânun 20-27âinci maddelerinde KDV matrahının nasıl tespit edileceğine dair hükümler yer almaktadır. Matrah, üzerinden KDV hesaplanacak olan (KDV oranının uygulanacağı) meblağdır.
Kanunun 20âinci maddesinin 1 noâlu fıkrasında , KDV;ye tabii mal ve hizmet ifalarında KDV matrahının , o teslim veya hizmetin BEDELİ olduğu hükme bağlanmıştır.
2.3.3.2.Katma Değer Vergisinde Oran
22.12.1992 tarih ve 92/3896 sayılı BKK. İle mal ve hizmetlere uygulanacak KDV oranları aşağıdaki gibidir.(KDVK Md. 28) (1.11.1993 tarihinden itibaren yürürlüğe giren ve 27.11.99 tarih ve 99/13648 sayılı BKK. İle değişik)
a) Ekli listelerde yer alanlar hariç olmak üzere, vergiye tabi her işlem için %17
b) 1 sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için, %1
c) 2 sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için %8
d) 3 sayılı listede Gümrük tarife istatistik Pozisyon numaraları belirtilen
malların teslimleri ile aynı listede yer alan teslim ve hizmetler için %25
e) ( 1.1.1996 tarihinde yürürlüğe giren 95/7612 sayılı BKK ile ek ) IV sayılı listede yer alan malların teslimlerinde ve Finansal Kiralama Kanunuâna göre finansal kiralama şirketlerine veya finansal kiralama şirketlerince teslimi veya kiralanmasında katma değer vergisi %40
Ancak son günlerde BKK yeni kararıyla KDV oranları tekrar değişikliğe uğradı.
(2001/2344 22/12/1992 tarihli ve 92/3896 sayılı Kararnameye ektir.)
Mal ve hizmetlere uygulanacak katma değer vergisi oranlarının tespitine ilişkin Kararâda ekte belirtildiği şekilde değişiklik yapılması; Maliye Bakanlığıânın 2/5/2001 tarih ve 24191 sayılı yazısı üzerine, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunuânun 28 inci maddesine göre, Bakanlar Kuruluânca 7/5/2001 tarihinde kararlaştırılmıştır.
7/5/2001 Tarihli ve 2001/2344 Sayılı Kararnamenin Eki Karar
MADDE 1- ıı27.11.1999 tarihli ve 99/13648 sayılı Kararname ile değişik 22.12.1992 tarihli ve 92/3896 sayılı Kararnamenin eki Kararâın 1 inci maddesinin (a) bendinde yer alan â% 17â oranı â %18â, (d) bendinde yer alan â% 25â oranı â% 26â olarak değiştirilmiştir.
MADDE 2- Bu Karar 15.05.2001 tarihinde yürürlüğe girer.
Bu karar 10.05.2001. tarihinde 24398 nolu resmi gazetede yayınlanmıştır.
KDV âTek oranlı â olabileceği gibi, âçok oranıâ ve âsıfır oranlıâ olarak da uygulanabilmektedir. KDVânin tek oranlı olması halinde, tüm malların teslimi ve hizmet ifası için aynı oran uygulanır. Yani KDVâne dahil tüm mallar teslimi ve hizmet ifası için hesaplamada tek oran uygulanmaktadır. KDVânin çok oranlı uygulanması , genellikle mal ve hizmetler arasında âzorunlu-lüksâ mal ve hizmet veya âteşviki icap ettiren veya ettirmeyenâ mal ve hizmet biçiminde ayırımlar yapılması gerektiğinden zorunlu olmaktadır. Çok oranlı bir KDVânde oranlar, aşağıdaki oranlardan oluşmaktadır.
- Standart Oran: Genel olarak malların teslimi ve hizmet ifası durumlarında uygulanan bir orandır.
- İndirimli Oran: Daha çok zorunlu veya teşviki gereken mal ve hizmetlere uygulanan bu oran , standart oranın altında olur.
- Yükseltilmiş Oran: Bu oran lüks veya teşviki gerekmeyen mal ve hizmetlere uygulanır ve standart oranın üstündedir.
âKDVânde, oranların hangi miktarlarda belirleneceğine ilişkin yaygın bir görüş yoktur. Bu nedenle ülkeler kendi koşullarına en uygun oranı seçip uygulanmaktadırlar.
2.3.3.3. Katma Değer Vergisinde İndirim
KDVâni diğer işlem vergilerinden ayıran en önemli özellik, vergi indirimi mekanizmasıdır. Mekanizmanın işleyişi, satışlar üzerinden hesaplanan KDVâden, bu satışların girdilerine ilişkin olarak ödenen KDVânin indirilmesi esasına dayanmaktadır.
Vergi mükellefi, KDV sistemi içinde, aracı görevi yapar. Sattığı mal ve hizmetler üzerinden tahsil ettiği vergiden mal ve hizmet alışında ödediği vergiyi indirir, bakiyesini devlete öder. Bu işlem her safhadaki mükellef tarafından tekrarlanır. Sonuçta devlete ödenen KDV, tüketicinin mal ve hizmet satın aldığı zaman, vergisiz satış bedeli ile vergi oranının çarpımı suretiyle ortaya çıkan vergiye eşit olur.
2.3.4. Verginin Tarhı ve Ödenmesi
KDVâde, verginin tarhı ve ödenmesi başlığı altında , vergilendirme usulleri, vergilendirme dönemi ve beyan esası, tarh işlemleri, verginin ödenmesi ve gümrük idarelerince KDVâye ilişkin hükümlerin neler olduğu hususu saptanmıştır.
2.3.4.1. Vergilendirme Usulleri
KDVKânda esas itibarıyla iki vergilendirme usulü öngörülmüştür. Bunlar, Gerçek usulde vergilendirme ve Götürü usulde vergilendirme usulleridir.
KDVânde temel vergilendirme usul gerçek usulde vergilendirmedir.
2.3.4.2. Vergilendirme Dönemi ve Beyan Esası
KDVânde vergilendirme dönemi, faaliyet gösterilen takvim yılının üçer aylık dönemleridir. Ancak Maliye ve Gümrük Bakanlığı mükelleflerin yıllık gayri safi hasılatlarına göre birer aylık vergilendirme dönemi saptaya yetkili kılınmıştır. Yine kanunda, götürü usulle vergilendirilen mükellefler için takvim yılı , vergi kesintisi yapmakla sorumlu tutulanlar için bir ay, ithalat transit ve Türkiye ile yabancı ülkeler arasındaki taşımacılık işlerinde gümrük hattından geçildiği an vergilendirme dönemi olarak belirtilmiştir.
KDVânda aksine hüküm bulunmadıkça mükelleflerin yazılı beyanları üzerine tarh olunur ve bu durum vergi kesintisi yapmakla sorumlu olanlar içinde geçerlidir. Herhangi bir vergilendirme döneminde vergiye tabi işlemleri bulunmayan mükelleflerde beyanname vermeye mecburdurlar.
Kanunda beyanname verme zamanı da düzenlenmiştir. Buna göre mükellefler ve vergi kesintisi yapmakla sorumlu tutulanlar KDV beyannamelerini, vergilendirme dönemini takiben ayın 25âinci günü akşamına kadar ilgili vergi dairesine vermekle yükümlüdürler.(KDVK Md. 44)
2.3.4.3. Tarh İşlemleri
KDV, mükellefin iş yerinin bulunduğu yer vergi dairesince tarh olunur.
KDV, gerçek ve tüzel kişiler adına tarh olunur. Başka bir ifade ile bunlar, verginin muhatabıdırlar.(KDVK Md 44)
KDV, mükellefin iş yerinin bulunduğu yer vergi dairesince tarh olunur.(KDVK Mad.43)
2.3.4.4. Verginin Ödenmesi
Beyanname vermek mecburiyetinde olan mükellefler ile vergi kesmekle sorumlu tutulanlar, bir vergilendirme dönemine ilişkin KDVâni, beyannameyi verme süresi içinde ödemeye mecburdurlar.(KDVK Md. 46)
2.3.4.5. Gümrük Dairelerince Alınan Katma Değer Vergisine İlişkin Hükümler
İthal sırasında alınan KDB, gümrük makbuzunda ayrıca gösterilir. Bu kanuna göre vergisi, işlemleri eksik yapılarak hiç alınmamış veya eksik alınmış KDV hakkında düzeltme işlemleri Gümrük Kanunlarıâna göre yapılır.
2.3.5. Usul Hükümleri
KDVKânda usul hükümleri, fatura ve benzeri vesikaların düzenlenmesi ve kayıt düzeni konularını içermektedir. Fatura ve kayıt düzeni için ayrıca bir düzenleme, kanunda yapılmamıştır. Fatura ve benzeri vesikalardaki, VUKânda yer alan düzenlemeler be kanun yönünden de geçerli kılınmıştır.
2.4 TEK DÜZEN HESAP PLANINDA KDV ile İLGİLİ HESAPLAR
Tekdüzen Hesap Planında KDV ile ilgili aşağıdaki hesaplara yer verilmiştir.
2.4.1. 190 Devreden Katma Değer Vergisi
Bir dönemde indirilemeyen ve izleyen döneme devreden KDVânin kaydedildiği ve izlendiği hesaptır.
Hesabın alt bölümlerini KDV beyannamesine göre düzenlemekte yarar vardır.
190 01- Önceki Dönemden Devreden İndirilecek KDV
190 02- Önceki Dönemden Devreden Amortismana Tabi İktisadi Kıymet KDV
(ATİK KDV)
191- İNDİRİLECEK KDV hesabının 391- HESAPLANACAK KDV hesabı ile karşılaştırılmasından sonraki kalan bakiye bu hesaba borç kaydedilir.
2.4.2. 191 İndirilecek KDV
Her türlü mal ve hizmet alımları için ödenen veya borçlanılan KDVânin kaydedildiği ve izlendiği hesaptır.
KDV beyannamesinin düzenlemesinde kolaylık sağlaması açısından alt hesapların açılışı aşağıdaki şekilde olabilir:
⢠191 01- Bu Döneme Ait ATİK KDV
⢠191 02- Bu Döneme Ait İndirilebilir KDV
⢠191 03- Satışlardan İade ve Vazgeçilen İşlem KDV
⢠191 04- Yabancı ve Diplomatlara İade
Bu hesapta aşağıda belirtilen işlemlere ilişkin yüklenilen KDVâler takip edilir.
- Yurt içinde satın alınan her türlü mal ve hizmet için satıcılara ödenen veya borçlanılan KDV,
- Satılan malın iadesi durumunda geri gelen mala ilişkin KDV,
2.4.3. 192 Diğer KDV
Bu hesapta,
a) Teşvikli yatırım mallarının ithalinde ödenmesi gerektiği halde ödenmeyip, fiilen indirilmesi mümkün olacağı tarihe kadar ertelenen KDV,
b) İhraç kayıtlı satışlarda tahsil edilmeyen Tecil Edilebilir KDV,
c) Türkiyeâde ikamet etmeyen yolculara yapılan satışta;
- âİstisna Belgesiâ kapsamında KDV tahsil edilmeden yapılan satışlarda, ihracat istisnasının gerçekleştiği tarihe kadar tahsil edilmeyen KDV,
- KDVânin tahsil edilip iade için çek verildiği durumlarda indirim konusu yapılacak KDV, izlenip kaydedilir.
192- DİĞER KDV hesabının alt hesabının alt hesapları aşağıdaki şekilde açıklanabilir.:
192 01- Teşvik Yatırım İthal KDV,
192 02- Tecil KDV,
192 03- Yolcu Beraberi KDV,
Bu hesapta ;
- Teşvikli Yatırım mallarının ithalinde ertelenen KDV,
Ertelenen KDV indirilebilir duruma gelince, bu hesap alacaklandırılıp 392 hesap borçlandırılarak terkin edilir.
- İhraç kayıtlı satışlarda, alıcıdan tahsil edilemeyen KDV,
Düzenlenen KDV beyannamesinde , indirimlerden sonra ödeme çıkması durumunda tecil edilip 392 nolu hesapta izlenen KDV bu hesaba alacak verilerek, kalan bakiye iade konu edilir, (malın yurtdışı edilip mal bedeli dövizin gelmesi durumunda)
İade alınacak KDV 193- PEŞİN ÖDENEN VERGİLER VE FONLAR hesabı altında iade alınacak KDV olarak izlenir.
- ⢠Türkiyeâde ikamet etmeyen yolculara KDV tahsil etmeden yapılan satışlarda tahsil edilmeyen KDV,
Satışlarla ilgili dönemin beyanname verme süresi içerisinde gümrükten onaylanıp genel ve döviz alım belgesine bağlanan özel fatura KDVâleri ihracat istisnası kapsamına alınır.
Beyanname verme süresinden sonra ulaşan özel fatura KDVâleri ödenmiş oldukları için, ilk beyannamede indirim konusu yapılır.
- Yolcu beraberi satışta tahsil edilen ancak onaylı faturanın ibrazı karşılığında gümrükteki bankadan tahsili için çek verilen KDVâde bu hesaptan izlenir.
Onaylı faturanın ibrazı karşılığında çekin ödenmesi durumunda hesaplanan KDV kadar indirim konusu yapılır.
2.4.4. 291 Gelecek Yıllarda İndirilecek KDV
Satın alınan veya imal edilen amortismana tabi iktisadi kıymetlerle ilgili, bir yıldan daha uzun sürede indirilebilecek KDVânin kaydedildiği ve izlendiği hesaptır.
ATİK KDV 2. Ve 3. Yıl taksitleri; ilk taksidinin indirim konusu yapıldığı aylarda indirileceğinden, hesap detayında bu ayrıntının izlenmesinde fayda vardır.
Alt hesaplar yıllara göre;
291 01 01- 2000/Ocak Ayı İnd. ATİK KDV
291 02 01- 2001/Ocak Ayı İnd. ATİK KDV
gibi açılabilir.
Amortismana tabi iktisadi kıymet alımları için yüklenilen Kdvânin bir yıldan daha uzun sürede indirilecek kısmı bu defa borç yazılır.
Dönem sonunda bit yıldan daha kısa sürede indirim konusu yapılacak ATİK KDV taksitleri, 191- İNDİRİLECEK KDV hesabına aktarılarak kapatılır.
2.4.5. 292 Diğer KDV
Ertelenen , iadesi gereken veya ileride terkin edilecek KDVânin bir yılı aşan tutarlarının kaydedildiği hesaptır.
- Alt hesapları, bir yıldan kısa vadeli 192 DİĞER KDV hesabında olduğu gibi açılabilir.
- 292 DİĞER KDV hesabının işleyişi, 192 DİĞER KDV hesabının işleyişi ile aynıdır.
- 292 DİĞER KDV hesabının karşı hesabı 492 GELECEK YILLARA ERTELENEN VEYA TERKİN EDİLECEK KDV hesabıdır.
Dönem sonlarında ise ertelemenin bir yıldan daha az bir zamana inmesi halinde 192 DİĞER KDV hesabına aktarılarak kapatılır.
2.4.6. 391 Hesaplanan KDV
Bu hesap, genel olarak mal ve hizmet teslimleri üzerinden hesaplanan KDVâlerin kaydedilip izlendiği hesaptır.
391 HESAPLANAN KDV hesabının alt hesaplarını da KDV beyannamesine göre düzenlemekte yarar vardır.
391 01- Mal ve hizmet teslimleri KDV
391 02- Alışlardan iade KDV
391 03- Fazla ve yersiz hesaplanan KDV
391 04- İndirilmiş zayi ve istisna
gibi.
Bu hesapta incelenen KDVâler aşağıdaki gibidir.
- Teslim edilen mal veya yapılan hizmetler üzerinden hesaplanan KDV,
İhraç kaydıyla yapılan satışlarda ihracatçıdan tahsil edilmeyen KDVâde bu hesaptan izlenir.
- Satın alınan malın veya hizmetin iade edilmesinde halinde hesaplanan KDV,
- Gerçekleşmeyen veya yapımından vazgeçilen mal veya hizmetler nedeniyle hesaplanan KDV,(Ertelenen veya tecil edilen KDVânin işlemden vazgeçilmesi veya tamamlanamaması)
- Önceki dönemde indirim konusu yapılan , KDVK Md.30âda belirtilen;
a) Vergiye tabi olmayan veya vergiden istisna edilmiş bulunan malların teslimi ve hizmet ifası ile ilgili alış vesikalarında gösterilen KDV,
b) Zayi olan malların alış vesikalarında gösterilen KDV,
391 Hesaplanan KDV hesabı, dönem sonlarında 191 İndirilecek KDV ve varsa 190 Devreden KDV hesabı ile karşılaştırılarak kapatılır.
Hesaplanan KDVânin İndirilecek KDVâden daha az olması durumunda :
- Sonraki dönemlere devreden KDV doğar veya
- KDVK Md. 11, 13, 14, 15 kapsamında bir işlem varsa, indirilemeyen KDV iadeye konu edilir.
Hesaplanan KDVânin indirim konusu yapılan KDVâden daha fazla olması durumunda da Ödenecek KDV doğar.
2.4.7. 392 Diğer KDV
Bu hesapta
- Teşvikli yatırım mallarının ithalinden doğan ve ertelenen , yatırımın tamamlanması sonucu terkin edilecek KDV,
- İhraç kaydıyla satış nedeniyle ertelenen ve ihracat işleminin gerçekleştirilmesi sonucu terkin edilecek KDV
- Türkiyeâde ikamet etmeyen yolculara yapılan teslimlerde
ï± Onaylı Özel Faturaânın gelmemesi durumunda istisna konusu edilecek KDV,
ï± Onaylı Özel Faturaânın beyanname verme süresi içinde gelmemesi durumunda ödenecek KDV takip edilir.
- ⢠Bu hesap, genel olarak 192 Diğer KDV hesabı ile karşılıklı olarak işler.
- Hesabın işleyişi 192 Diğer KDV bölümünde anlatıldığı gibidir.
- Ertelenen veya tecil edilen KDV, işlemden vazgeçilmesi veya yerine getirilmemesi durumunda 391 Hesaplanan KDV bölümünde anlatıldığı gibi ödeme konusu yapılır ve 391 Hesaplanan KDV hesabına aktarılarak kapatılır.
392 Diğer KDV Hesabının alt hesapları 192 Diğer KDV ile karşılıklı olarak açılabilir.
392 01- Teşviki 192 Diğer KDV ile karşılıklı olarak açılabilir.
392 01- Teşviki Yatırım İthal KDV,
392 02- Tecil KDV,
392 03- Yolcu Beraberi KDV gibi.
2.4.8. 492 Gelecek Yıllara Ertelenen veya Terkin Edilecek KDV
Ertelenen veya ileride terkin edilecek KDVânin bir yılı aşan tutarlarının kaydedildiği hesaptır.
Alt hesapları, bir yıldan kısa vadeli 392 Diğer KDV hesabında olduğu gibi açılabilir.
492 Gelecek Yıllara Ertelenen veya Terkin Edilecek KDV Hesabının işleyişi 392 Diğer KDV ile aynıdır.
Bu hesabın karşı hesabı 292 Diğer KDV hesabıdır.
Dönem sonlarında ise ertelemenin 1 yıldan daha az bir zamana inmesi halinde 292 Diğer KDV hesabına aktarılarak kapatılır.
Ertelenen veya tecil edilen KDV, işlemden vazgeçilmesi veya yerine getirilmemesi durumunda 391 Hesaplanan KDV hesabına aktarılarak kapatılır.
2.4.9. 360 Ödenecek Vergi ve Fonlar
İşletmelerin mal veya hizmet teslimleri esnasında hesapladıkları KDVâden, söz konusu mal veya faaliyetlerini gerçekleştirmek için yüklendikleri KDVâyi indirim konusu yaptıktan sonra, hesaplanan, KDV fazla ise ; mükellef olarak ödenecek KDV,
Yurt dışından veya dar mükellef kurumlarından alınan hizmetlerde, KDVK Md.6 uyarınca ve yurt içinde KDV kesintisine tabi işlemler dolayısıyla Sorumlu Sıfatıyla kesilen ve 2 nolu KDV beyannamesi ile ödenecek Katma Değer Vergisi360 Ödenecek Vergi ve Fonlar hesabı altında takip edilir.
360 Ödenecek Vergi ve Fonlar hesabı altında KDV ile ilgili açılacak alt hesaplar şöyledir.
a) Mükellef Sıfatıyla Ödenecek KDV
391 Hesaplanan KDV hesabının, dönem sonlarında 191 İndirilecek KDV ve varsa 190 Devreden KDV hesabı ile karşılaştırılarak kapatılması durumunda;
Hesaplanan KDVânin indirim konusu yapılan KDVâden fazla olması durumunda da ödenecek KDV bu hesapta takip edilir.
b) Sorumlu Sıfatıyla Ödenecek KDV
Hizmet alımı esnasında fatura veya ödeme üzerinden yapılan KDV kesintileri, her işlem anında kayda alınır.
Her iki KDV hesabı da, takip edilen ayın25 inci günü veya daha sonra gecikme ceza ve faizi ile birlikte ödenmesi sonucu kapatılır.
2.4.10. İadesi Gereken KDV
Dönem sonunda KDVKânun ihracat istisnası hükümlerine göre iade talebinde bulunan firmalar iadesini istedikleri KDVâni bu hesaba borç, İndirilecek KDV hesabına alacak kaydederler. İade işlemi gerçekleştiği zaman hesap alacaklandırılarak kapatılır. Eğer bu verginin başka bir vergiye mahsubu isteniyor ise bu hesap alacaklandırılıp KDVâden mahsup edilecek vergiler hesabı borçlandırılır.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
3. KATMA DEĞER VERGİSİNDE İHRACAT UYGULAMASI
İHRACAT
Bir malın yürürlükteki ihracat mevzuatı ile gümrük mevzuatına uygun şekilde fiili ihracatının yapılması ve Türk Parasının Kıymetini Koruma Mevzuatıâna göre bedelin yurda getirilmesidir.
3.1. İHRACAT İSTİSNASI
3065 Sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanunuânun 11 inci maddesinde ihracat teslimleri ve bu teslimlere ilişkin hizmetler ile yurt dışındaki müşteriler için yapılan hizmetler KDVâden istisna edilmiştir. Aynı kanunun 11. Maddesinin 2. Bendinde verilen yetkiye dayanılarak5, 6 ve 9 nolu genel tebliğlerle durum açıklığa kavuşturulmuştur.
İhracat istisnası KDVKânun 11, 12, ve 32. Maddelerinde düzenlenmiştir. BU düzenlemeye göre amaç, ihracatı teşvik etmek olduğundan, yapılan ihracat KDVâden muaf tutularak ihracatçıya bir vergi avantajı sağlanmak istenmiştir.
İhracat istisnası, İhracatçının yurt dışına ihraç ettiği mal ve hizmetlerin, KDVâden muaf tutulmasıyla gerçekleşmektedir. Ancak yurt dışına yapılan ihracatın KDVâden muaf tutulmasıyla ihracat tam olarak teşvik edilememektedir. Çünkü ihracatçının ihraç ettiği mal ve hizmetlerin meydana getirilmesiyle ilgili her türlü mal ve hizmet alımları dolayısıyla ödediği KDV , üzerinde yük olarak kalmaktadır. İhracatçı bu yükü indirim, iade, mahsup ve ihracat öncesi istisna yoluyla gidermektedir. Böylece ihracat tam olarak teşvik edilmiş olmaktadır.
a) İndirim Yoluyla Giderme:
KDVKânun 11 ve32. Maddelerinden anlaşılacağı gibi ihracatçılar, ihracatın meydana getirilmesi esnasında yüklendikleri bu KDVâlerini mal ve hizmet ihracatını yaptıkları vergilendirme dönemini beklemeden, vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan katma değer vergilerini indirebileceklerdir.
b) İade Yoluyla Giderme :
Bu yolla gidermede ihracatçı yüklendiği ve indirim konusu yapıp indiremediği bu katma değer vergilerini belli esaslar çerçevesinde talep ederek geri alabilecektir.
c) Mahsup Yoluyla Giderme :
İhracatçının yüklendiği katma değer vergilerini, kendisinin veya alt firmalarının diğer vergi borçlarına saydırmasıdır.
d) İhracat Öncesi Vergi İstisnasıyla Giderme :
Bu yolla gidermede KDVKânun 11. Maddesinin ( c) bendinde ihracatta vergi istisnası imalatçı safhaya kaydırılarak âİhracat Öncesi Vergi İstisnası âdenilebilecek bir uygulama başlatılmıştır. Bu uygulama imalatçının ihracatçıya ihraç edilmek şartıyla sattığı mallar KDVââen muaf tutulmuştur. Böylece ihracatçı açısından vergi olayı imalatçı safhasında sona ermekte, dolayısıyla ihracatçıya KDV yükü geçmemektedir. Fakat vergi yükü bu sefer de imalatçının üzerinde kalmaktadır. Çünkü imalatçı ihraç edilmek şartıyla sattığı malın KDVâsini faturasında gösterip beyannamesine ilave etmek zorundadır. İmalatçı da yüklendiği bu vergileri indirim, tecil-terkin, iad ve mahsup yoluyla giderecektir.
3.1.1. İHRACAT İSTİSNASINDAN YARARLANCAKLAR
3.1.1.1. İhracatçılar
4 nolu KDV genel Tebliğiânin A/2 bölümü hükmüne göre ihracat istisnası uygulamasından sadece âihracatçılar â yararlanabilir. İhracat yönetmeliği uyarınca ihracatçı , âihraç belgesine sahip olan gerçek ve tüzel kişidir.â Ancak yurt dışında inşaat, tesisat v montaj işi alan müteahhitler de yurt dışına bir daha ülkeye geri getirmemek üzere götürdükleri makine, teçhizat, inşaat malzemeleri ve işçilerin ihtiyacı olan tüketim maddeleri nedeniyle ihracatçı olarak kabul edilmişlerdir.
İhracatçı türleri şunlardır:
1) İmalatçı-İhracatçı:
İhracat belgesine sahip, sanayi sicil belgesi almış, ihraç ettiği malları imal eden ihracatçılar.
2) Aracı İhracatçı:
İhracat belgesine sahip imalatçıdan mal alıp olduğu gibi ihraç eden ihracatçılar.
3) Dış Ticaret sermaye şirketleri:
Ödenmemiş sermayeleri en az 5 milyar TL olan ve bir önceki takvim yılında gümrük çıkış beyannamesi bazında;
- FOB 100milyon ABD doları veya eşdeğerdeki fiili ihracatı gerçekleştiren Anonim şirketler
- FOB 75 milyon ABD doları veya eşdeğerdeki fiili ihracatı gerçekleştiren ve ihracatının en az % 50âsi aynı mal grubunu kapsayan Anonim Şirketler.
- FOB 50 milyon ABD doları veya eşdeğerdeki fiili ihracatı gerçekleştiren ve ihracatının tamamını aynı mal grubu kapsayan Anonim Şirketler dış ticaret sermaye şirketidir.
4) Çok ortaklı dış ticaret şirketleri:
En az 10 imalatçı veya imalatçı,ihracatçının ilgili tebliğdeki listede (2) yer alan fasıllardan birinde imalat faaliyetlerinde bulunan ve her birinin hissesi & 10âdan fazla olmayan en az 1 milyar TL ödenmemiş sermayeleri olan şirketlerdir.
3.1.1.2. İmalatçılar
Sanayi Sicil Belgesi almış ve ihracatçıya ihraç edilmek şartıyla mal satan imalatçılar. Bu grupta yer alanlarda, ihracatçılar gibi ergi istinasından yararlanırlar.
3.1.2. İHRACAT İSTİSNASI TÜRLERİ
1) Mal İhracatı; Türkiyeâde üretilen , ithalat rejimi çerçevesinde ithal veya yurt içinde serbest dolaşım durumunda bulunan yabancı menşeli yeni veya kullanılmış malların yurt dışına gönderilmesine , mal ihracatı denir.
2) Hizmet İhracı; Türkiyeâden yurt dışındaki firma ve şahıslara yapılan ve yurt dışında faydalanılan hizmetleri içeren ihracata, hizmet ihracı adı verilir.
KDVKâya göre, fiili ifa yeri Türkiye olan veya yurt dışında ifa edilmekle beraber, değerlendirme yeri veya faydalanma yeri Türkiye olan bir hizmet Türkiyeâde yapılmış sayılır. Fiili ifa yeri Türkiye olan bir hizmette vergilendirme yetkisi Türkiyeâye aittir ancak, bu hizmet yurt dışındaki müşterilere verildiğinde vergiden istisna edilir.
3) Özel Fatura; Türkiyeâde oturmayan ( ikametgahı yurt dışında olan) yolcuların satın alarak yurt dışına götürdükleri malları içeren ihracattır.
3.2. MAL İHRACATI
3.2.1. İHRACAT TESLİMLERİ
İhracat teslimleri ile ilgili belirtilmesi gereken en önemli husus, teslim kavramının ne olduğu ve hangi konuları içerdiğidir. Bu nedenle KDVKânun 2. Maddesinde teslim kavramına değinilmiş, 1, fıkrasında da teslimin âBir mal üzerindeki tasarruf hakkının devredilmesi â olduğu açıklanmıştır. Bu açıklamayla teslimin konusunun mal olduğu belirtilmiştir. Yalnız buradaki mal kavramı dar anlamda olmayıp maddenin üçüncü fıkrasında elektrik, su, gaz, ısıtma, soğutma gibi dağıtıma konu olan şeylerinde mal teslimi olduğu kabul edilmiştir. Aynı kanunun 11. ve 12. Maddelerinde değinilen ihracat teslimleri, yukarıda belirtilen mal kavramını ifade ettiği konuları kapsamaktadır.
3.2.1.1. İHRACAT TESLİMLERİNİN ŞARTLARI
Katma Değer Vergisi kanununda ihracat teslimi ile yurt dışındaki müşteri tabirlerine açıklık getirmiştir. Bu kanuna göre, bu teslimin ihracat sayılabilmesi için teslimin yurt dışındaki bir müşteriye yapılması ve teslim konusu malın T.C. Gümrük hattından geçerek bir dış ülkeye varması gerekmektedir. Yurt dışındaki müşteri tabiri de, ikametgahı, işyeri, kanuni ve iş merkezi yurt dışında olan alıcılar ile yurt içindeki bir firmanın yurt dışında kendi adına müstakilen faaliyet gösteren şubeleri olarak tanımlanmıştır. Bu kurum ve firmaların, yurt dışında kendi adına müstakil faaliyet gösteren şubelerine yaptıkları ihracat teslimlerinde vergiye tabi tutulmayacaktır.
3.2.2. İHRACAT İSTİSNASININ UYGULANMASINA İLŞKİN USUL VE ESASLAR
A) İhracatın gerçekleşme zamanı:
Türkiyeâden ihracat, ihracat rejimi ve kararı ve yönetmelikleri ile Türk
parasının kıymetini koruma hakkındaki kararlar ve bu kararlara ilişkin tebliğler ve talimatlar çerçevesinde yapılmaktadır.
Bu düzenlemelere göre fiili ihracat gümrük çıkış beyannamesinin ilgili bölümünde belirtilen çıkış tarihidir. Ancak uygulamada bazen âİntaçâ tarihinin dikkate alındığı anlaşılmaktadır. Bu tarih bazen fiili ihracat tarihini ifade etmeyebilir. Zira bu tarih malın sevk işlemlerinin bitirildiğini gösteren tarihtir. Bazen mal aynı günde çıkmayabilir. Bu yüzden bu tarihin dışında malın çıkış tarihini ve geçtiği gümrük hattını gösteren bir ibarenin gümrük çıkış beyannamelerine işaretlenmesi lazımdır.
Ayrıca, Türkiye Gümrük hattı dışındaki satış mağazalarında yapılan satış işlemleri de ihracat niteliğindedir. Bu mağazalara satılmak üzere gönderilen mallar için gümrük çıkış beyannamesi düzenlenmektedir. Bunu yerine gümrük idaresince tasdikli bir belge düzenlenmekte ve mallar gümrük hattından bu belgeyle geçirilmektedir. Bu nedenle fiili ihraç tarihi bu belgede yazılı tarihtir.
B) Vergi Dairesine bildirim:
İhracat istisnasından yararlanmak için ihracat yapılmadan önce vergi dairesine başvurulmasında ve her hangi bir belge verilmesine veya alınmasına gerek yoktur. Ancak ihracat yapıldıktan sonra vergi dairesine verilen kdv beyannamesinin ilgili bölümünde belirtilecek ve beyannameye, gümrük çıkış beyannamesinin asıl veya noter onaylı suretleri eklenecektir. Vergi daireleri de bu beyannamelerin usulune uygun doldurulup doldurulmadığını, gümrük çıkış beyannamelerinin kdv nüshalarının olup olmadığını kontrol edeceklerdir.
C) İhracat İstisnasının Uygulanması ve Uygulanacağı Vergi Dönemi:
İhracat teslimleri KDVâden muaf olduğu için, ihracı yapan işletmeler bu ihracatla ilgili yabancı müşteriye kesecekleri faturada, mal bedeli üzerinden KDV hesaplamayacak ve bu vergiyi faturada göstermeyecektir. Ancak işletmeler KDV kanunun 32.maddesine göre ihracat ile ilgili yüklendikleri vergiyi indirim konusu yapacak çıkarsa indirimden artan kısım iade edilecektir.
İstisna, malın gümrük hattını geçtiği dönem beyannamesi ile beyan edilecektir. Ancak bazen faturanın kesildiği tarihteki dönem ile, malın gümrük hattını geçtiği tarihteki dönemler aynı olmayabilir. İstisnanın gösterilmesinde dikkate alınacak dönme malın gümrük hattını geçtiği tarihteki dönemdir. İhracatın olduğu dönemde ihraç edilen mal bedeli fatura tarihindeki kur üzerinden Türk lirasına çevrilip KDV beyannamesinin teslim ve hizmetlerinin karşılığını teşkil eden bedel kısmına dahil edilecektir. Daha sonra bu mal bedeli KDV beyannamesinin ihracat istisnası kısmında gösterilmek suretiyle vergi matrahının tespitinde toplam bedel işlem bedelinden indirilecektir.
D) İhracat Öncesi İstisna:
Mal ve hizmet ihraç edilinceye kadar bu mal hizmetlerin meydana getirilmesi
ile ilgili her türlü mal ve hizmet alımları KDV tabidir. Yani ihracat öncesi istisna söz konusu değildir. Ancak 3297 sayılı kanunun 3.maddesi ile buna bir istisna getirilmiştir. Buna göre ihracatçılar ihraç edilmek şartı ile imalatçılardan satın aldıkları mallara ait kdvâ âi ödemeyeceklerdir. Bu nedenle imalatçılar dışındaki şahıslardan ihraç edilmek şartıyla dahi olsa satın aldıkları mallara ait KDVâleri ödeyeceklerdir. Ayrıca satın aldıkları malları işledikten sonra ihraç edenler imalatçı-ihracatçı sayıklarından bu malları vergi ödemeden satın almaları mümkün değildir. Ancak 05.03.1998 tarihinde yayınlanan 27 sayılı KDVGTânin âbâ bölümü ile imalatçı olmayan firmaların dış ticaret sermaye şirketlerinin ihraç edilmek şartı ile mal teslimleri de ihraç öncesi vergi istisnası kapsamına alınmıştır.
E) Belge ve Kayıt Düzeni:
Fatura ve belgeler yurt dışındaki müşteriler adına düzenlenecektir.
Düzenlenecek fatura belgelerde ihracata ilişkin mal teslimine hizmet ifalarına kdv tahakkuk ettirilmeyecek ve gösterilmeyecektir. Defter ve belgeler saklanacak, inceleme talebinde ibraz edilecektir.
3.2.3. İSTİSNA EDİLMİŞ İŞLEMLERDE İNDİRİM
KDVKânın 32. Maddesinde vergiden muaf tutulmuş işlemlerde, vergi indirimi
Olayı getirilmiştir. Bu maddede;
âBu kanunun 11, 13, 14 ve 15. Maddeleri uyarınca vergiden istisna edilmiş bulunan işlemlerle ilgili fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen Katma Değer Vergisi, mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanacak katma değer vergisi üzerinden indirilir. Vergiye tabi işlemlerin mevcut olmama sı veya hesaplanan verginin indirilecek vergiden az olması halinde indirilemeyen Katma Değer Vergisi, Maliye ve Gümrük Bakanlığıânca tespit edilecek esaslara göre bu işlemleri yapanlara iade olunur.â denilmektedir. Bu madde hükmüne göre konumuzla ilgili vergi iadesi hakkı tanınan işlemler şunlardır:
1. Mal ve hizmet ihracatı(Katma Değer Vergisi Kanunu Md. 11/1-a ve b);
2. İhraç edilmek şartıyla, imalatçıların yaptıkları mal teslimleri (Katma Değer Vergisi Kanunu Md. 11/c).
Bu işlemlerin kapsamına giren vergiden muaf tutulmuş mal ve hizmetlerin tesliminde vergi hesaplanmayacaktır. Ancak burada bir özellik vardır: vergiden muaf tutulmuş mal ve hizmetleri meydana getirmek için bunların girdileri ve genel giderlerle ödenen vergiler indirim konusu olabilecektir. Bu girdilere ödenen vergiler ihracatçıların yurt içi satışlarından dolayı hesaplanan vergiden indirilebilecektir. İndirim yapılması için fiili ihracat tarihini beklemeye gerek yoktur. Bu vergiler, indirim mekanizmasının normal çerçevesi içinde yapılacak, fiili ihracat tarihindeki dönemde de iade alınabilecektir.
3.2.4. İSTİSNA EDİLMİŞ İŞLEMLERLE İLGİLİ VERGİ İADESİ
K.D.V.K.ânun 32. Maddesine göre yurt dışına yapılan mal ve hizmet ihracatının meydana getirilmesi için ödenen Katma Değer Vergileri ihracatçıya iade edilecektir. İhracatçının bu iadeyi nasıl alacağı, tebliğler, genelgeler ve yazılarla belirlenmiştir.
Vergi iadesi Katma Değer Vergisi mükellefi olan gerçek ve tüzel kişilere vergilendirme dönemleri esas alınarak yapılır. Katma Değer Vergisi Beyannamesiânde, ihracat teslimleri ile yurt dışındaki müşteriler için yapılan hizmetler tutarı üzerinden , kanuni vergi nispetine göre hesaplanan vergi ile ihraç edilen malların bünyesine giren A.T.İ.K KDVâler, mal ve hizmet alımlarına veya imal edilmesine ve genel giderlere ait toplamının mukayese edilmesi gerekir. Çünkü iade edilecek verginin tavanı ihracat teslimleri üzerinden kanuni vergi nispetine göte hesaplanacak vergi kadar olacaktır.
KDVKânın 11. Maddesinde yer alan ihraç teslimleri ile ihraç kaydıyla tecil-terkin uygulaması kapsamında yapılan teslimlerde, ihraç edilen mal bedelinin Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkındaki 32 sayılı kararla belirtilen genel, özel ve ek sürelerde getirilmesi hallerinde, KDVânin iade işlemleri aşağıdaki gibi olacaktır.
3.2.4.1. İadesi Gereken KDV Hakkında Yapılacak işlemler
i. İhracatın fiilen gerçekleştirildiği tarihten itibaren 90 gün içinde bu ihracata ait dövizin %70âinin yurda getirilerek bankalara veya özel finans kurumlarına bozdurulması halinde, o aya ait iadesi gereken KDVânin tamamı iade edilmekte veya mahsup işlemleri uygulanmaktadır. Diğer taraftan söz konusu ihracat dövizlerinin en az % 70ânin fiili ihraç tarihinden itibaren 90 gün içerisinde getirilerek bankalara veya özel finans kurumlarına satılması halinde bakiye %30âuna tekabül eden kısım üzerinde ihracatçı serbestçe tasarruf hakkına sahiptir. Dolayısıyla bu kısmına isabet eden KDVânin iade veya mahsup işlemine tabi tutulmasında bir sakınca yoktur.
ii. İhracatın fiilen gerçekleştirildiği tarihten itibaren 90 gün geçtikten sonra ihraç bedelinin yurda getirilerek bankalara veya özel finans kuruluşlarına bozdurulması halinde o aya ait iadesi gereken KDV, getirilen döviz miktarı ile orantılı olarak iade veya mahsup işlemine tabi tutulmaktadır. İhracat bedelinin fiili ihraç tarihinden itibaren 180 güm içinde yurda döviz olarak getirilmesi halinde, iade veya mahsup aşağıdaki sürelere göre şöyle olacaktır:
- Döviz 180 günü izleyen ve bankalarla özel finans kurumlarının kambiyo müdürlüklerine yapacakları 10 iş günlük ihbar süresince,
- Kambiyo müdürlüklerinin ihbardan sonraki 20 gün içinde ihracatçıya ihracat döviz hesaplarını kapatılmasını teminen 90 gün süre vererek yaptıkları ihbarname süresinde,
- T.P.K.K. hakkındaki 32 sayılı karara ilişkin 91-32/5 sayılı tebliğde sözü edilen mücbir sebep halinin devamından dolayı verilen ek süre içerisinde,
- T.P.K.K. hakkındaki 32 sayılı karara ilişkin 91-32/5 sayılı tebliğde belirtilen mücbir sebeplerin mevcudiyeti dışındaki nedenlerle döviz uyrda getirilmişse, Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığıânca ihracatçıya verilen üçer aylık dönemler halindeki ek sürede.
Yukarıda belirtilen şart ve süreler içerisinde dövizin yurda getirilerek bankalara veya özel finans kuruluşlarına bozdurulması halinde, döviz süresinde yurda getirilmiş sayılmakta ve dolayısıyla dövizin getirildiği dönemle ilgili ay KDV iade veya mahsubuna hak kazanmaktadır. Aksi halde ihracatçı ihraç bedeline ait dövizi yurda getirmemekten dolayı haklarında kambiyo mevzuatı yönünden takibata geçilmekte ve KDVâleri iade veya mahsup işlemine tabi tutulmamaktadır.
3.2.4.2. Terkini Gereken KDV Hakkında Yapılacak İşlemler
KDVK 11/1-c maddesi uyarınca, ihraç kaydıyla yapılan teslimlerde, malın teslim tarihini takip eden aybaşından itibaren üç ay içinde ihraç edildiği, Gümrük Çıkış Beyannamesi ile vergi dairesine müracaat edilerek tevsik edilecektir. Konu dilen üç ay içerisinde malın ihraç edilmediğinin anlaşılması üzerine, ilgili vergi dairesince imalatçıya bir yazı yazılarak 7 günlük süre verilmekte ve bu süre içerisinde ihracata ait Gümrük Çıkış Beyannamesiânin ibraz edilmemesi halinde, vergi dairesi 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki yasaya göre takibata geçerek, daha önce tecil edilen vergiyi gecikme zammının %50 fazlasıyla tahsili yoluna gitmektedir.
Diğer taraftan ihraç kaydıyla yapılan işlemlerde, malın teslim tarihini takip eden3 ay içerisinde ihraç edilmesi halinde, imalatçı tarafından iade alınacak veya mahsup edilecek KDV, daha önceki kısımda açıklanan süre ve şartların tümünde dövizin yurda getirilerek bankalara veya özel finans kurumlarınca bozdurulduğunu anlaşılması hallerine göre imalatçıya iade veya mahsup edilecektir.
3.2.4.3. İade Edilecek KDVânin Hesaplanması
KDVKânın 92/2 ve 32. Maddelerine göre söz edilen teslim ve hizmetler için yüklenilen vergiler, öncelikle indirim konusu yapılacaktır. Yani mükellefler önce iade hakkı doğuran işlemleriyle ilgili olarak yüklendikleri vergileri, genel indirim uygulaması dahilinde , vergiye tabi diğer işlemleri nedeniyle hesapladıkları KDVâlerden indireceklerdir. Bu uygulama sonunda indirilmeyen KDV kalması durumunda, bu tutarın iade hakkı doğuran işlemlere isabet eden kısmı, genel hükümler dahilinde iade talebinde bulunan mükelleflere iade edilecektir. Başka bir ifade ile , iade hakkı doğuran işlemlere ilişkin olarak yüklenilen vergilerin diğer işlemlere ait yüklenilen vergilerden ayrılması gerekir.
3.2.4.4. KDV İadeleriyle İlgili Mahsup İşlemleri
Mahsup işlemi, karşılıklı olarak ve borç ilişkisi içinde bulunan kişi v kurumların kendi rızalarıyla ilgili alacak ve borçlarının karşılaştırılıp, tamamen veya kısmen alacak ve borç ilişkisinin sona erdirilmesidir.
Vergi hukukunda mahsup işlemi ise, devletin mükelleften vergi alacağının, vergi iadesi veya diğer şekillerde mükellefe olan borcu ile karşılaştırmasıdır. Bu şekilde devlet vergi alacağından vazgeçerek mükellefe yapacağı iadeden kurtulur.
Başka bir ifade ile mahsup, ihracat istisnasından kaynaklanan KDV iadesinin yerin getirilmesinin diğer bir yoludur.
3.3. İHRAÇ EDİLMEK ŞARTIYLA İHRACATÇILARA MAL TESLİMİNDE İHRACAT
İhraç edilmek şartıyla ihracatçılara mal teslim eden işletmeler, imal ettikleri malları kendileri ihraç etmeyip, ihraç kaydıyla ihracatçı firmalara satarlar. Bu işletmeler de imalatçı oldukları için imalatçı işletmelerin sahip oldukları özelliklere sahiptirler. Yani bu işletmelerde, diğer işletmelerden satın aldıkları hammadde ve yardımcı malzemeleri işleyerek, ürettikleri malları ihracatçı işletmelere teslim ederler. Bu işletmelerin satın aldıkları hammadde ve yardımcı malzemeler, ihtiyaçlarından fazla olduğu zaman bunları depolarına stoklarlar. Ayrıca ürettikleri mallar da, müşterilerinin talebinden fazla olur ki, bu durumda bu malları stok edip daha sonra satarlar. Görüldüğü gibi ihraç kaydıyla ihracatçılar mal teslim eden imalatçı işletmelerde, hem girdi stoku hem de çıktı stoku söz konusudur.
İhraç edilmek şartıyla ihracatçılara mal teslim eden imalatçı işletmeler de uygulanan KDV, imalatçı yurt dışına satış yapan işletmelerdeki gibidir. Bu işletmelerde ihracat istisnasından yararlanırlar.
3.3.1. İmalatçıların İhraç Edilmek Şartıyla İhracatçılara Yaptıkları Teslimlerde İstisna Uygulaması
İhracatçıların, ihraç edecekleri malı yurtiçinden satın alırken bazı şartlarda KDV yüklenmeksizin tedarik edilebilmesini sağlamak amacıyla 20.06.1986 tarihli Resmi Gazeteâde yayınlanan 3297 Sayılı Kanunun 11. Maddesinin .fıkrasına ( c) bendi eklenmiştir. Buna göre ,ihraç edilmek üzere ihracatçılara mal teslim eden imalatçılar, teslim ettikleri mallar için hesapladıkları KDVâsini tahsil etmeyeceklerdir. İmalatçılar tarafından hesaplandığı ve faturada gösterildiği halde ihracatçılardan tahsil edilemeyen bu vergi, ilgili dönem beyannamesi ile beyan edilecek , ancak beyan edilen KDV, vergi dairesine ödenmeyerek, vergi dairesince tecil edilecektir.
Söz konusu Kanun ile ihracatçı firmaların KDV ödemeksizin mal temin edebilme ve KDV iadesi ile uğraşmaktan kurtulmasına olanak sağlanmıştır.
Sistem, her ne kadar ihraç kaydı ile mal tesliminde imalatçı ve ihracatçı firmalara müteselsil sorumluluk getirse de, KDV bakımından tüm risk ve sorumluluk imalatçı firmaya yüklenmiştir.
İmalatçı Tanımı
Bir mükellefin imalatçı sayılabilmesi için ;
- Sanayi siciline kayıtlı ve sanayi belgesine haiz olması,
- Sanayi Odası, Ticaret Odası veya Esnaf ve Sanatkarlar Derneğiâne kayıtlı bulunması,
- İmalat işinde en az 5 işçi çalıştırması,
- Sanayi sicil belgesinde yer alan üretim konusunda gerekli araç parkına sahi olması.
Gerekmektedir.
3.3.2. Uygulama esasları
3.3.2.1. Tecil-Terkin Uygulaması
İmalatçılar tarafından ihraç edilmek şartıyla ihracatçılara yapılan teslimler nedeniyle tahsil edilmeyen KDV, ilgili dönemde diğer mal satışları üzerinden hesaplanan KDV gibi muhasebeleştirilecek ve beyan edilecektir.
İlgili vergi daireleri, mükellef tarafından verilen bu beyannameler üzerine gerekli tarhiyat işlemlerini yapacaklardır. Bu tarh işlemleri sonucunda mükellefin ödemesi gereken verginin çıkması halinde bu miktardan ihracatçıya tslim edilem mallara isabet eden kısmı tecil olunacaktır.
İhracatın usulüne uygun ve süresinde gerçekleşmesi durumunda , imalatçılar ihracatçıya ait Gümrük Çıkış Beyannamesiânin aslı veya noterce onaylı örneği ile bağlı oldukları vergi dairesin başvururlar. İlgili vergi dairesi de bu başvuru üzerine tecil edilen vergileri terkin eder.
Bazen ihracatçılar aynı Gümrük Çıkış Beyannameleriyle, birden çok imalatçıdan
İhraç şartıyla satın aldıkları malları ihraç ederler. Bu mallar Gümrük Çıkış Beyannamesiânde imalatçılar itibarıyla ayrı ayrı belirtilmemişse bu mallara ait tecil edilen verginin terkini için imalatçılar kendileri tarafından teslim edilen malların ihraç edildiğini gösteren bir belgeyi ihracatçı firmadan alarak Gümrük Çıkış Beyannamesiâne eklerler.
3.3.2.2. İndirim İşlemleri
KDV Genel Tebliği çerçevesinde, imalatçıların ihracat şartıyla ihracatçılara mal teslimlerinin uygulama esaslarına yeni düzenlemeler getirilmiştir. Bu düzenlemelerden biri, indirim mekanizmasıdır. İhraç şartıyla teslim edilen faturalardaki KDV tutarının tecil suretiyle giderilmeyen kısmı beyannamede 102âinci satır, ihracatın gerçekleştiği dönemde eskiden olduğu gibi gerekli belgelerin ibrazı halinde nakden veya mahsuben iade edilebilecektir. Ancak mükellef isterse iade hakkını nakden veya başka vergi borçlarına mahsup suretiyle kullanmak yerine, ihracatın gerçekleştiği ( ihraç şartıyla teslim edilen malın gümrük hattını geçtiği) dönem KDV Beyannamesiânde 102 numaralı satırdaki tutarı, 50 numaralı satırda göstermek ve sadece bu konuda bağlı olduğu vergi dairesine bilgi vermek suretiyle ihracatın gerçekleştiği dönemde indirim konusu yapılabilecektir.
3.3.2.3. Ek Süre Verilmesi
İhracat, alıcı ülke veya firmanın içinde bulunduğu şartlardan dolayı üç aylık süresi içinde gerçekleşmeyebilir, veya gecikme ihracatçının kusuru dışında ve elde olmayan bir sebepten meydana gelebilir. Bu nedenle ihracatçının bu durumu resmi belgelerle ispat ve tesvik etmesi halinde V.U.K.ânun 17. Maddesi hükmüne göre, M.G.B.ândan ek süre alması mümkün olur. Bu sürenin verilmesi için ;
a) Süre isteyenin, sürenin bitmesinden evvel bir yazı ile istemde bulunması.
b) İstemde gösterilen mazeretin süre verilecek makam tarafından kabule layık görülmesi.
c) Sürenin verilmesi durumunda verginin alınmasının tehlikeye girmemesi gerekir. Ek süre alınarak bu süre içinde ihracatın gerçekleştirilmesi durumunda tecil edilen vergi terkin edilecektir.
3.3.2.4. İhracatın Gerçekleşmemesi
İmalatçılar tarafından, ihraç edilmek şartıyla ihracatçılara teslim edilen mallarla ilgili verginin tecil edilesi için ihracatın gerçekleşmesi gerekir. İhracatın gerçekleşmemesi durumunda KDVKânun 11/1-c maddesinin üçüncü paragrafındaki açıklamalara göre işlem yapılır. Bu paragrafta "İhracatın şartlara uygun olarak gerçekleştirilemememsi halinde tecil olunan vergi , tahakkuk ettirildiği tarihten itibaren 6183 sayılı A.A.T.U.H.K.ânun 51. Maddesine göre belirlenen gecikme zammının % 50 fazlası ile birlikte tahsil olunacaktırâ denilmektedir. İhracatın gerçekleştirilmemesi, hiç yapılmaması, kısmen yapılması veya süresi içinde yapılmaması gibi şekiller de ortaya çıkabilir. Bu durumlarda tecil edilen vergi gerçekleştirilmeyen ihracatın tutarına göre kısmen veya tamamen tahsil edilir. Ayrıca vergiye gecikme zammı da uygulanır
3.3.2.5. Mücbir sebeplerle İhracatın gerçekleştirilememesi
İhraç edilmek şartıyla teslim edilen mallar, V.U.K.ânun 13. Maddesinde belirtilen mücbir sebeplerle ihraç edilmemiş olabilir. Bu sebeplerden dolayı ihracat gerçekleştirilmemişse ve bu durum resmi evraklarla ispatlanmışsa tecil edilen vergi,6183 sayılı A.A.T.U.H.K.ânun 48. Maddesine göre ilgili dönemer için geçerli tecil faizi ile birlikte tahsil edilir.
3.3.2.6. İhraç Edilmeyip İmalatçıya İade Edilen Mallarla İlgili olarak İmalatçılar Tarafından Yapılacak İşlemler
İmalatçılar daha önce ihraç kaydıyla satışını yaptıkları mallardan iade edilen kısım ile ilgili olarak ihracatçılar tarafından kesilen faturada gösterilen KDVâni ilgili dönem beyannamesinde indirilecek KDV olarak beyan edeceklerdir.
3.3.2.7. İhraç Edilmeyip İmalatçıya İade Edilen Mallarla İlgili olarak İhracatçılar Tarafından Yapılacak İşlemler
İhraç edilmek şartıyla imalatçılardan alınan malların bir kısmının ihraç edilmemesi durumunda ihracatçılar, imalatçılarla iade edilen mallara ait fatura düzenleyecekler ve bu faturada KDV göstereceklerdir. Bu vergi malın iade edildiği dönem beyannamesinde hesaplanan KDV olarak beyan edilecektir. Öte Yandan alış faturasında gösterilen ancak ihracatçı tarafından ödenmeyen KDVânin iade edilen mala ait kısmı, iade edilen dönem beyannamesinde indirilecek KDV olarak gösterilecektir.
3.3.3. İhracat Öncesi Vergi İstisnasında Sınırlama
KDVKânun 11. Maddesinde 2 numaralı fıkrasıyla, Maliye ve Gümrük Bakanlığıâna ihracat öncesi vergi istisnası ile ilgili olarak aşağıdaki düzenlemeleri yapma yetkisi verilmiştir . Buna göre Maliye Bakanlığı;
Her bir imalatçının, KDV ödemeden imalatçılardan satın alacağı mal miktarını sınırlayabilecektir.
Her bir ihracatçının,KDV ödemeden imalatçılardan satın alacağı mal miktarını belirleyecektir.
Söz konusu sınırlamalarda, her bir imalatçı ve ihracatçının bir önceki yıldaki iş hacmi, cari yıldaki işlemleri ile vergi alacağının güvenliği ölçü olarak alınacatır.
Fakat Maliye ve Gümrük Bakanlığı bu konuda şimdiye kadar her hangi bir uygulama yapmamıştır.
3.3.4. İmalatçıya Ödenen Vergi İadesi, Kur Farkı ve Fonlarda İstisna
Malın ihracından ve mal bedeli döviz geldikten sonra ihracatçı vergi iadesi, kur farkı, kaynak kullanımı fonu altında ek gelirler elde ederek bunları imalatçıya ödeyebilir. İhracatçıların malın ihracında elde ettiği bu ek gelirleri KDVâne tabi değildir. Ancak ihracatçıların imalatçılara ödediği vergi iadesi, kur farkı kaynak kullanımı fonu KDVKânun 20.maddesine göre malın bedeli içinde değerlendirilen vergiye tabidir.
Kanun 11/1-c maddesi çerçevesinde yapılacak mal alımlarında hesaplanan KDVânin ihracatçı tarafından ödenmeyeceği esası getirildiğine göre, malın bedeli içinde değerlendirilen söz konusu ödemelere ait KDVânin de ihracatçı tarafından ödenmesi ve tecil-terkin müessesinin çalıştırılması gerekmekteyse de,söz konusu ödemeler ihracat gerçekleştikten sonra yapıldığı için tecil-terkin uygulaması yapılmamakta, dolayısıyla yukarıda sayılan ödemelerin vergiden arındırılması için indirim mekanizmasının işletilmesi gerekmektedir.
Bu nedenle ihracatın yapılmasından sonra ihracatçı tarafından kendilerine intikal ettirilen söz konusu ödemeler karşılığında, imalatçı keseceği faturalarda bu ödemeleri tek tek belirtecek ve ödemeler üzerinden hesaplanan KDVâni ayrıca göstererek, asıl mala ilişkin fatura ile ihracata ilişkin gümrük çıkış beyannamesine atıfta bulunacaktır. Ayrıca bu verginin tahsil edilmediğine dair, bir şerh koyacaktır. Bilahare fatura ile ilgili dönemde KDV beyannamesinde gösterilecek, bu vergi aynı beyannamede indirim konusu yapılmak suretiyle bu ödemeler vergiden arındırılacaktır.
3.3.5. İmalatçı ve İhracatçı Tarafından Yapılacak İşlemler
İmalatçılar ihraç edilmek şartıyla mal teslim ettikleri ihracatçılara, yaptıkları bu teslimleri ile ilgili V.U.K.ânda belirtilen şekil şartlarına uygun olarak fatura düzenlemek zorundadırlar. Ayrıca imalatçılar , bu faturada KDVâni açıkça gösterecekler, ancak bu vergiyi ihracatçılardan tahsil etmeyeceklerdir. Ayrıca verilen bu fatura üzerine â3065 sayılı KDVK hükümlerine göre , ihraç edilmek suretiyle teslim edildiğinden KDV tahsil edilmemiştir.â İbaresi yazacaklardır.
İmalatçılar ihraç edilmek şartıyla ihracatçılara yaptıkları teslimler dolayısıyla tahsil etmedikleri bu vergiyi, ilgili dönem KDV Beyannamesiânin âHesaplanan KDVâ içinde göstereceklerdir. İmalatçılar bu teslimleri dolayısıyla vergi dairesine KDV beyannamesi dışında bir beyanname vermeyeceklerdir.
İhracatçılar ise ödedikleri bu vergileri ilgili KDV beyannamelerine intikal ettirmeyecekler, dolayısıyla bu vergileri indirim veya iade konusu yapmayacaklardır.
3.3.6. Tecil ve İade Edilecek Verginin Hesaplanması
Yukarıda da açıklandığı üzere, ihracatçılar ihraç edilmek şartıyla mal teslim eden imalatçılar, bu teslimlere ilişkin KDVâni hesaplayıp Faturada gösterecekler, fakat ihracatçılar tahsil etmedikleri KDVâni ilgili dönemin KDV beyannamesinde beyan edecekler ve bu beyan üzerine vergi dairesinin gerekli tarhiyatı yapacağı, ancak bu tarhiyat sonucu ödenmesi gereken KDVânin çıkması halinde bu verginin ihracatçıya teslim edilen mallara isabet eden kısmı tecil edilebilecektir.
Ayrıca Kanunun 32. Maddesinde belirtildiği üzere ihraç etmek şartıyla ihracatçılara mal tesliminden imalatçıların imal ettikleri bu malların meydana getirilmesi sırasında ödedikleri KDVâni , varsa vergiye tabi satışları üzerinden hesapladıkları KDVânden indirecekler, vergiye tabi işlemlerin bulunmaması veya hesaplanan verginin indirilecek vergiden az olması halinde indirilmeyen KDVânin mükellefe iade edileceği hükme bağlanmıştır.
İmalatçılar tarafından tahsil edilmeyen bu vergi ,ilgili dönem beyannamesinde beyan edilen âhesaplanan KDVâ içinde yer almaktadır. İmalatçılar bu kapsamdaki teslimleri için aylık KDV beyannameleri dışında başka bir beyanname vermemektedirler.
İhracatçılar mal teslim eden mükellefler için tecil edilecek vergi miktarı, mükellefin bu şekildeki teslimleri için hesaplanan vergi miktarından fazla olmamaktadır. Ancak imalatçının ödemesi gereken vergi miktarı, tecil edilebilir vergi miktarından daha az ise bu miktar esas alınmaktadır. Öte yandan iade edilecek KDV miktarı, mükellefin ilgili dönem beyannamesinde yer alan bilgilerin mukayese edilmesi suretiyle hesaplanmaktadır.
Bu hükümlere göre mükellefe iade edilecek KDV miktarı, mükellefin ilgili dönem beyannamesine göre ihraç şartıyla yapılan satışları için tahsil edilmeyen miktarlardan ödenmesi gereken KDV düşüldükten sonra kalan olumlu fark olmaktadır.
3.4. HİZMET İHRACI
KDV uygulaması açısından hizmet ihracı kavramı, âyurt dışında ki müşteriler için yapılan hizmetler â şeklinde anlaşılmalıdır.
Hizmetin Tanımı
KDVKânun 4. Maddesinde hizmetin genel bir tanımı yapılmıştır. Bu tanıma göre âHizmet ,teslim ve teslim sayılan haller ile mal ithalatı dışında kalan işlemlerdir.â Denilmiştir.
Bu işlemler bir şeyi yapmak ,işletmek , meydana getirmek , imal etmek, onamak, temizlemek, muhafaza etmek , hazırlamak , değerlemek ,kiralamak, bir şeyi yapmayı taahhüt etmek gibi şekillerde gerçekleşebilir.
Maddenin 1. Fıkrasında genel tarifi yapılan işlemlerin ne şekilde görülebileceği sayılmış, ayrıca âgibiâ edatı ile hizmet kapsamına girmekle birlikte fıkrada sayılmayan işlemlerinde vergiye tabi olduğu belirtilmiştir. KDVKândaki hizmet tanımı sınırlayan değil, mal satışı dışındaki işlemleri kapsayıcı niteliktedir.
3.4.1. Hizmet ihracına Giren İşlemler
KDVKânun 11/1-a maddesinde mal ihracatı ile birlikte hizmet ihracı da vergiden istisna edilmiştir. İstisna edilen bu hizmetler 17, 26 ve 30 seri numaralı KDVGTâlerinde belirtilmiştir. Bu tebliğlere göre mümessillik, müşavirlik , mühendisli, gözetmenlik ve yurt dışındaki firmaların Türkiyeâden ithal edecekleri mal ve hizmetleri karşılığında aldıkları komisyonlar 26 seri numaralı KDVGTâinde belirtilen şartları topluca taşıması halinde hizmet ihracı kapsamına girecektir.
3.4.2. Hizmet İhracının Uygulama Esasları
26 seri numaralı KDVGTâne göre Katma Değer Vergisi istisnasının uygulanabilmesi için aşağıdaki dört şartın birlikte gerçekleşmesi lazımdır:
a) Hizmet Türkiyeâde yurt dışındaki bir müşteri için yapılmış olmalıdır:
Yurt dışındaki müşteriden kasıt, hizmet sunulan kişinin ikametgahı, işyeri, kanuni ve iş merkezinin yurt dışında bulunması veya yurt içinde bulunan bir firmanın yurt dışında kendi adına müstakil olarak faaliyet gösteren şube, acente, temsilcilik ve bürosunun olması gerekir.
b) Fatura veya benzeri nitelikteki belge yurt dışındaki müşteri adına düzenlenmelidir:
Hizmetlerden yurt dışında faydalanıldığının tespitinde hizmetle ilgili fatura ve benzeri belgelerin yurt dışındaki müşteriler adın düzenlenmiş olması gerekir.
c) Hizmet bedeli döviz olarak Türkiyeâye getirilmelidir:
Yurt dışındaki müşteri için yapılan hizmete ait bedelin Türkiyeâye döviz olarak getirilmesi zorunludur. Döviz Alım Bordrosu veya dövizin Türkiyeâye getirildiğini tesvik den, kambiyo mevzuatına göre geçerli diğer bir belge ile bunu tevsik etmesi gerekir.
d) Hizmetten yurt dışında yararlanmalıdır:
İstisnanın uygulanabilmesi için hizmetten yurt dışında yararlanılmış olması gerekir. Diğer bir deyişle hizmet olayının yurt dışında gerçekleşmesi gerekir. Eğer hizmet yurt içinde gerçekleşmişse istisnadan yararlanma söz konusu olamaz.
3.4.3. Hizmet İhracında İade İşlemleri
Hizmet ihracatına ilişkin vergi iadesi uygulamaları tamamen mal ihracatında olduğu gibidir. Yani teminatsız olarak ve teminatlı karşılığı inceleme raporu beklenilmeden iade uygulaması ve mahsup işlemleri aynen mal teslimlerindeki gibidir.
İade ve mahsup talepleriyle ilgili başvurularda,- mal ihracatındaki farklı olarak döviz alım belgelerinin şerhli ve tasdikli fotokopileri yerine , aslı istenmektedir. Ayrıca hizmet ihracatında Gümrük Çıkış Beyannamesi aranmaz. Bir de hizmet ihraç faturaları ve bu hizmetlerle ilgili mal ve hizmet alış faturalarını gösteren listeler de ibraz edilir.
3.4.4. Kullanılacak Hesaplar
Hizmet ihracatında da mal ihracatında kullanılan hesapların hemen hepsi kullanılır.
SONUÇ ve DEĞERLENDİRME
Katma Değer Vergisi, harcalar üzerinden alınan en modern vergi şeklidir. Bu vergi her üretim ve satış aşamasında yaratılan Katma Değer üzerinden hesaplandığından ve maliyet içerisine girmediğinden vergi mükerrerliğine yol açmaktadır.
Türk Katma Değer Vergisi Kanununa göre ticari, sınai, zirai ve serbest meslek faaliyetleri çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler, her türlü mal ve hizmet ithalatı ve özellikler arz eden bir kısım faaliyetlerden doğan teslim ve hizmetler vergi konusu içerisinde yer almıştır. Verginin mükellefi mal teslimi ve hizmetler vergi konusu içerisine alınmıştır. Verginin mükellefi mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde bu işleri yapanlar ve ithalatta mal ve hizmet ithal edenlerdir.
İşletmeler diğer işletmelerden satın aldıkları mal ve hizmetler üzerine kendi iş gücünü ve sermayesini kullanarak bir değer katmaktadırlar. Katma Değer Vergisiânin matrahı bu katılan değer olup, Katma Değer Vergisi bu değer üzerinden alınmaktadır. Başka bir ifade ile Katma Değer Vergisiânin matrahı, genel olarak mal teslimi ve hizmet ifası karşılığında alınan bedeldir. Katma Değer Vergisi mal ve hizmetlerin üretiminden tüketimine kadar her aşamasında katılan değer üzerinden alınan, her aşamada matrahı katma değer olan ve sonuçta tümü tüketiciye intikal edilen dolaylı bir vergidir. Kanunda ayrıca bir kısım mal ve hizmet teslimleri için özel matrah şekilleri düzenlenmiştir.
Katma Değer Vergisi, sermaye mallarına uygulanan indirim yöntemine göre üç gruba ayrılmaktadır. Bunlardan birincisi, gayrisafi hasıla tipi Katma Değer Vergisiâdir. Bu tür Katma Değer Vergisi, indiriminde sermaye mallarına ilişkin indirilecek KDVâyi dikkate almamaktadır. İkincisi, gelir tipi Katma Değer Vergisiâdir. Bu tür Katma Değer Vergisi, sermaye mallarına ilişkin indirilecek Katma Değer Vergisini öngörülen kullanım süresinde indirilmesini amaçlayan bir vergi türüdür. Üçüncüsü ise, tüketim tipi Katma Değer Vergisiâdir. Bu tür Katma Değer Vergisi, sermaye mallarına ilişkin indirilecek KDVâyi dikkate almamaktadır. Günümüzde bu gruplardan, ATâye üye ülkelerde tüketim tipi ve Türkiyeâde ise, gelir tipi KDV uygulanmaktadır.
Katma Değer Vergisiânin konusu, vergiye tabi olan malların üreticiden toptancıya , toptancıdan perakendeciye , perakendeciden tüketiciye intikali sırasında meydana gelen katma değerlerdir. Ayrıca Katma Değer Vergisiânin konusu sadece mallar olabileceği gibi, bütün veya bazı hizmetleri de içerir.
Katma Değer Vergisinde kısmi vergi indirimi öngörülmektedir. Buna göre , vergiye tabi işlemlerle, vergiden istisna edilmiş işlemleri birlikte yürüten mükelleflerin kısmi vergi indirimi hakları bulunmaktadır.
Katma Değer Vergisiânin temel vergilendirme yöntemi, gerçek usulde vergilendirmedir. Bu yöntemin temel mekanizması faturadır. Başka bir ifade ile bu yöntemde mükelleflerin fatura alıp vermesi ve bunların kaydı için defter tutmaları esastır.
Katma Değer Vergisiânde beyanname verme zamanı olarak, vergilendirme dönemini takip eden ayın 25âinci günü akşamına kadar olan süre belirlenmiştir. Maliye ve Gümrük Bakanlığıânca vergilendirme bir ay olduğundan, bir aylık işlemlerle ilgili olarak beyannamenin ertesi ayın 25âinci günü akşamına kadar verilmesi gerekmektedir.
Yaptığımız çalışmada 1.1.1985 tarihinde 3065 sayılı Katma Değer Vergisi kanunu ile yürürlüğe giren ihracat istisnasının uygulama esaslarını incelemeye çalıştık.
Dünyadaki bütün ülkelerin amacı, insanlarının yaşam düzeyini artırmak ve onların daha mutlu yaşamalarını sağlamaktır. Bu amaçların gerçekleştirilmesinde en önemi faktör ülke ekonomisinin iyi bir düzeye gelmesidir. Ekonominin iyi bir düzeye gelmesi de , büyük ölçüde ülkenin gelir kaynaklarının yüksek olmasına dayanır. İhracat, ülkeye döviz girdisi sağlayan bir işlemdir. Dolayısıyla döviz girdisi, gelir kaynaklarını artırıcı bir faktördür. Bu nedenle ülke yöneticileri, her zaman ihracatın artması, yurt dışı pazarlarda mallarının satılması amacıyla çeşitli teşvik tedbirleri ortaya koymuşlardır.
Türkiyeâde ihracatı teşvik tedbirleri alarak âihracat istinasıâ, Katma Değer Vergisi kanunu ile birlikte yürürlüğe girmiştir. İlk yıllarda Katma Değer Vergisiânde olduğu gibi istisnanın uygulanmasında da tam anlaşılmamaktan veya yanlış anlaşılmadan dolayı çeşitli aksaklıklar ortaya çıkmış, bu arada bazı kişiler haksız kazanç
elde etmişlerdir. Bu eksiklikler ortaya çıkınca, çıkarılan tebliğler giderilmeye çalışılmıştır.
İstisnanın, ihracatçılar için en önemli bölümü olan Katma Değer Vergisi iadelerinin doğru bir şekilde hesaplanıp geri alınması işlemlerini mümkün olduğu kadar anlatmaya çalıştık.
Sonuçta diyebiliriz ki ihracat istisnası, ülkeye döviz kazandıran en etkili bir araçtır. İyi uygulanırsa sonuçları iyi, kötü uygulanırsa sonuçları kötü olur. Kötü uygulandığı takdirde, ülke zararlı çıkar. Bu nedenle istisnanın iyi uygulanması ve verimli olması için ilgili bütün taraflara büyük görevler düşmektedir.
KAYNAKLAR:
1) Mardani Mohammad,Türkiyeâde Katma Değer Vergi Sistemi ve Uygulamadan Örnekler, istanbul, İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yayınları, Yüksek Lisans Tezi, 1994,
2) Aydemir Birol, Türkiyeâde KDV Uygulamasının Değerlendirilmesi ve Efektif KDV Oranlarının Hesaplanması, Ankara, Devlet Planlama Teşkilatı Yayın No: DPT 2458 Yıllık Programlar ve Konjoktör Değerlendirme Genel Müdürlüğü, Uzmanlık Tezi, Ağustos-1996
3) Şemin İsmet, Katma Değer Vergisi, Ankara, Türkiye Büyük Millet Meclisi Basımevi,1984
4) Doğan Abdullah Akyon, Katma Değer Vergisi Kanunu Açıklaması ve Yorumu,Ankara, Feryal Matbacılık, Mart-1985
5) Maç Mehmet, KDV Uygulaması, İstanbul, Denet Yayıncılık A.Ş., şubat-1993
6) Yıldırım Haşmet, Katma Değer Vergisiânde İhracat İstisnası ve Muhasebeleştirilmesi, İstanbul, İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi Muhasebe Enstitüsü Muhasebe Denetim Yüksek Lisans Programı Yay.,Yüksek Lisans Tezi, temmuz-1992
7) Arifoğlu Naki, Dış Ticaret İşletmelerinin Katma Değer Vergisi Kanunu Açısından İncelenmesi ve Muhasebeleştirilmesi, İstanbul, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İşletme Ana Bilim Dalı Muhasebe Finansman Bilim Dalı Yay., Yüksek Lisans Tezi, 1997
8) Soydan Doç. Dr. Billur Yaltı, Hizmet İşlemlerinde Katma Değer Vergisi, İstanbul, Beta yayınları, Kasım-1998
9) Seyhan Hasan Süha ,Türkiyeâdeki ihracat işletmelerinde Muhasebe Uygulaması, İstanbul, İstanbul üniversitesi , İstanbul Üniversitesi Sosyal bilimler Enstitüsü Yay., 1989
10) Alver Cemil, İthalat ve İhracata KDV Uygulaması ve Katma Değer Vergisi Genel Muhasebesi,Alver Yay., Akademi matbaası, Ankara, 1985
11) Saygılıoğlu Nevzat, Vergi Reformu,( Eski Kanun- Yeni Kanun- Gerekçe) ,3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu, Maliye Bakanlığı Gelirler Müdürlüğü , Ümit Yayıncılık A.Ş. , 1999
Dergiler:
12) Vergi Sorunları Dergisi,Katma Değer Vergisi Oranları, Vergi Kılavuzu 2000(Özel ek), Maliye Gelirler Kontrolörleri Derneği Yayını,M.G.K.D. Yay. Mayıs/2000 , Mahmut Sayın Gelirler Baş Kontrolörü, İstanbul,S. 57
İnternet Web sayfaları:
13)
Linkleri görebilmek için Turkmmo Forumuna ÜYE olmanız gerekmektedir.
11e7647b031e4642c2256a480041f4ff?OpenDocument14)
Linkleri görebilmek için Turkmmo Forumuna ÜYE olmanız gerekmektedir.
istisnasi.htmKanunlar:
15) Katma Değer Vergisi Kanunu
16) Katma Değer Vergisi Genel tebliğleri ve Bakanlar Kurulu Kararları

