- Katılım
- 16 May 2014
- Konular
- 199
- Mesajlar
- 646
- Online süresi
- 8m 2s
- Reaksiyon Skoru
- 63
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 12 Yıl 24 Gün
- Başarım Puanı
- 109
- MmoLira
- 2
- DevLira
- 0
ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!
Kendi alanlarında ünlü olmuş, siyaset adamı, edebiyatçı, sporcu, bilim adamı, ses, sinema, tiyatro sanatçısı, gazeteci, ticaret adamı gibi kişilerin hayatlarını, neler yap-tıklarını, ülke ve dünya insanlığına neler kazandırdıklarını, hayatlarının önemli başarılarını ve dönüm noktalarını bütünüyle anlatan yazı ve kitaplara biyografi (yaşamöyküsü) denir.
Bir kişinin hayatını ayrıntılı olarak veren kişisel biyografi kitapları olduğu gibi, birden çok kişinin hayat hikâyelerini bir araya getiren genel biyografi eserleri de vardır.
Örneğin antolojilerde, ansiklopedilerde, yıllıklarda birden çok kişinin biyografileri çok kısa olarak ana hatlarıyla verilir. Bu eserlerde ya da yazarın kitabının arka kapağında veya iç sayfasında yer alan biyografiler genellikle kısadır. Ayrıntıları atılmış daha çok doğum ölüm tarihleri, doğum yerleri, bitirdikleri okullar, çalıştıkları işler, yazdıkları eserler ve önemli başarıları anılmakla yetinilir.
Her döneme, her mesleğe ve her millete ait kişilerin biyografilerini veren eserlere evrensel biyografi, bir millete ait kişilerin biyografilerini verenlere ulusal biyografi, bir bölgeye mensup kişilerin biyografilerinin toplandığı eserlere bölgesel biyografi, belli bir mesleğe mensup kişilerin yer aldığı eserlere meslekî biyografi, belli bir dönemde yaşayanların hayat hikâyelerinin verildiği eserlere de dönem biyografisi denir. Dönem biyografisine çağdaş insanların yer aldığı Whos Who? (Kim Kimdir?) adlı eseri gösterebiliriz.
Biyografiler yazım tekniğine göre de farklılıklar arz etmektedir. Bunları kısaca şöyle sınıflandırabiliriz:
Bilimsel Biyografi
Biyografik bilgileri kronolojik bir sıra içerisinde, alt başlıklar halinde, onun dönemi içindeki konumunu, getirdiği yenilikleri, gösterdiği başarıları, eserlerini, eserlerinin değişik özelliklerini eleştirel bir tutumla, belgelere, araştırma ve incelemelere dayalı olarak veren çalışmalara bilimsel biyografi ya da biyografik monografi denir. Bu tür eserlerde kişinin doğumu, yetişmesi, öğrenimi, çalışma hayatı, türlerine göre eserleri, eserlerinin önemi, şekil ve muhteva özellikleri, başarıları, ödülleri ve başka özellikleri bölümler halinde verilir. Bilimsel biyografi türüne şu örnekler verilebilir: Mehmet Kaplan, Tevfik Fikret Devir-Şahsiyet-Eser (1971); İsmail Parlatır.
************************************************************************************
Bilimsel Biyografi Nedir? Anlatım 2
Bilimsel biyografi: Biyografik bilgileri kronolojik bir sıra içerisinde, alt başlıklar halinde, onun dönemi içindeki konumunu, getirdiği yenilikleri, gösterdiği başarıları, eserlerini, eserlerinin değişik özelliklerini eleştirel bir tutumla, belgelere, araştırma ve incelemelere dayalı olarak veren çalışmalara bilimsel biyografi ya da biyografik monografi denir.
Bu tür eserlerde kişinin doğumu, yetişmesi, öğrenimi, çalışma hayatı, türlerine göre eserleri, eserlerinin önemi, şekil ve muhteva özellikleri, başarıları, ödülleri ve başka özellikleri bölümler halinde verilir.
Bilimsel biyografi türüne şu örnekler verilebilir: Mehmet Kaplan, Tevfik Fikret Devir-Şahsiyet-Eser (1971); İsmail Parlatır.
************************************************************************************
Biyografik Roman
Ünlü kişilerin hayatlarını konu alan, bunları roman tarzında işleyen edebî yazıLara biyografik roman denir. Roman, hikâye gibi tahkiye kurgusu içerisinde, olay anlatımı üslûbuyla kişiyi bir roman kahramanı gibi olayların içindeki konumlarıyla sunan eserlere de edebî biyografi ya da biyografik roman denir. Biyografik romanlarda kişinin ruhsal ve fiziksel özellikleri, davranışları, duyguları, düşünceleri, tepkileri, tavır alışları, giyinişi gibi pek çok değişik özellikleri ayrıntılı olarak verilip bir anlamda onun portresi çizilir. Hayatı içerisinde canlı, yaşayan bir kişilik olarak sergilenir. Buna örnek olarak M. Emin Erişirgil'in Mehmet Akif /İslâmcı Bir Şairin romanı (1956); Tahir Alangu'nun Ömer Seyfettin (1968) adlı eserleri verilebilir. Ayrıca Oğuz Atay'ın Bir bilim Adamının romanı (1975) adlı romanı da bu türün en iyi örneklerindendir. Yazar bu romanında hocası Mustafa İnan'ı merkez alarak bir dönemin idealist neslinin hayatını yansıtmıştır.
************************************************************************************
Biyografik Roman Anlatım 2
Ünlü kişilerin hayatlarını konu alan, bunları roman tarzında işleyen edebî yazılara biyografik roman denir.
Roman, hikâye gibi tahkiye kurgusu içerisinde, olay anlatımı üslûbuyla kişiyi bir roman kahramanı gibi olayların içindeki konumlarıyla sunan eserlere de edebî biyografi ya da biyografik roman denir. Biyografik romanlarda kişinin ruhsal ve fiziksel özellikleri, davranışları, duyguları, düşünceleri, tepkileri, tavır alışları, giyinişi gibi pek çok değişik özellikleri ayrıntılı olarak verilip bir anlamda onun portresi çizilir. Hayatı içerisinde canlı, yaşayan bir kişilik olarak sergilenir.
Biyografik Roman Örnekleri :
Örnek olarak M. Emin Erişirgil'in Mehmet Akif /İslâmcı Bir Şairin romanı (1956); Tahir Alangu'nun Ömer Seyfettin (1968) adlı eserleri verilebilir. Ayrıca Oğuz Atay'ın Bir bilim Adamının romanı (1975) adlı romanı da bu türün en iyi örneklerindendir. Yazar bu romanında hocası Mustafa İnan'ı merkez alarak bir dönemin idealist neslinin hayatını yansıtmıştır.
************************************************************************************
Nekroloji
Ölen ünlü bir kişinin hemen ölümünden sonraki günlerde genellikle gazete ve dergilerde yakın çevresinde yer alan kişiler tarafından onun üstün niteliklerinin, erdemlerinin, çalışmalarının ve diğer özelliklerinin anı üslûbuyla anlatıldığı yazılara denir. Bu yazılar bir anlamda öleni çok seven birinin ağıtları, duygusal, öznel açıklamalarıdır.
Bu tür yazıLara örnek olarak Yahya Kemal'in ölümü dolayısıyla kaleme alınmış şu yazıları verebiliriz: Vehbi Cem Aşkun, "İstanbul Aşığını Kaybetti" (Dün-ya, 5 Kasım 1958); Nimet Behsuz, "Büyük Şairin Arkasından" (Yeni Gün, 3 Kasım 1958); Cenap Gedikoğlu, "Bir Dev Şair Göçtü" (Yeni Gün, 5 Kasım 1958).
************************************************************************************
Ansiklopedik Yaşam Öyküsü
Ansiklopedilerde, özel bir alanla ilgili başvuru kaynaklarında yer alan kısa yaşam öyküleridir. Söz konusu kişinin yaşamının önemli kesitleri, belli başlı eserleri, ulusal ve uluslararası ödülleri hakkında bilgi yer alır; kişisel yaşamına dair bilgi aktarılmaz. Amaç, okurun bilgiye en hızlı ve kesin biçimde ulaşmasını sağlamaktır; daha çok genel bilgileri içerir, ayrıntılara pek yer verilmez. Aziz Çalışlarm Türk ve Dünya Edebiyatçıları Sözlüğünü, Behçet Necatigilin Edebiyatımızda İsimler Sözlüğffm, Meydan Larousse, Ana Britannica gibi temel başvuru ansiklopedilerindeki madde başlarını örnek olarak verebiliriz.
************************************************************************************
Belgesel Yaşam Öyküsü
Tanınmış bir kişinin yaşamını bütün yönleriyle aktarırken akademik bir tavrın egemen olduğu çalışmalardır. Genellikle akademik tez (yüksek lisans, doktora, doçentlik gibi) düzeyinde yapılan araştırmalar ve bazı makaleler buna örnek olarak verilebilir. Bu tür araştırmalarda yazar, kendini tamamen geri planda tutarken yaşamını aktardığı kişi hakkında son derece nesnel ve belgesel bir tutum içindedir. Çalışmanın odak noktasını sadece o kişinin hayatı oluşturmaz; eserleri hakkında derinlemesine bir incelemeyi de içeren bu tür araştırmalarda ele alınan kişinin yaşamı eserlerinin anlaşılmasını sağlamaya yardımcı olur.
Yeni Türk edebiyatı araştırmacılarından Prof. Dr. Mehmet Kaplanin Namık Kemal ve Teyfik Fikret, Devir Şahsiyet Eser, Prof. Dr. Kenan Akyüzün Teyfik Fikret, Prof. Dr. Niyazi Akının Yakup Kadri Karaosmanoğlu. Prof. Dr. Bilge Ercilasunun Ahmet İhsan Tokgöz, Prof. Dr. Şerif Aktaşın Refik Halit Karay ve Ahmet Rasim, Prof. Dr.İsmail Parlatırın, Recaizade Mahmut Ekrem, Prof. Dr. Nazan Bekıroglunun Şair Nigâr Hanım başlıklı çalışmaları akademik tarzda kaleme alınmış yaşam öykülerine örnek verilebilir. Beşir Ayvazoğlunun Ömrüm Benim Bir Ateşti: Ahmet Hâşim in Hayatı, Sanatı, Estetiği, Dramı ve Yahya Kemal: Eve Dönen Adam adlı kitapları, akademik olduğu kadar yazınsal zevk de veren eserlerdir. Üniversitedeki araştırmacıların dışında da edebiyat ve tarih araştırmacıları tarafından kaleme alınmış yaşam öyküleri vardır. Sennur Sezerin Türk Saphosu Mihri Hatun: Divan Edebiyatının Tek Kadın Şairinin Yaşam öyküsü adlı eseri, Asım Bezircinin Orhan Veli, Abdülhak Hamil Tarhan gibi araştırmalarını buna örnek verebiliriz.
************************************************************************************
Yazınsal Yaşam Öyküsü
Ünlü bir kişinin (yazar, sanatçı, devlet adamı, lider, pop şarkıcısı ya da sinema yıldızı, model ) yaşamının yazınsal bir değer taşıyacak şekilde, roman ya da başka bir türde kaleme alınmasıdır. Roman şeklinde kaleme alınan yaşam öykülerine biyografik roman ya da yaşam öyküsel roman adı verilir. Burada araştırmacının belgeselci kimliğiyle yaratıcı kimliği birleşir. Belge ve bilgiler kurmacaya dönüşür; bu da okuru metne bağlar. Yazarın amacı bir kahraman yaratmak değildir ama insanların kahraman olarak gördükleri kişilerin insanî yanlarını, duygusal dünyalarını anlatır. Öte yandan yazar, insanların pek de yakından tanımadığı kişilerin toplumun, insanların, ülkesinin yararına neler yaptığını gözler önüne sererek o kişinin hak ettiği saygının oluşmasını sağlamak, onun erdemlerini örnek göstermek amacındadır.
Yazar, yaşamını anlattığı kişiyi kurmacanın olanakları çerçevesinde ele almakla birlikte, kurmacadan farklı olarak o kişiyle ilgili topladığı bilgi ve belgelere dayanarak eserini yazmak, elindeki verilere sadık kalmak, kendi sanatsal kimliğini ortaya koyarken bile konu edindiği kişiye nesnel yaklaşmak zorundadır. Şevket Süreyya Aydemirin Tek Adam, İkinci Adam ve Enver Paşa, Mehmet Emin Erişirgilin Bir Fikir Adamının Romanı: Ziya Gökalp ve İslamcı Bir Şairin Romanı: Mehmet Akif, Tahir Alangunun Ülkücü Bir Yazarın Romanı: Ömer Seyfettin, Oğuz Atayın Bir Bilim Adamının Romanı: Mustafa İnan, Zeynep Oralın Tutkunun Romanı: Leyla Gencer, Ayşe Kulinin Füreya ve Adı Aylin, Mine Söğütün Adalet Cimcoz: Bir Yaşam öyküsü Denemesi, Gündüz Vassafın Annem Belkıs, Ayşe Sarısayının Çok Şey Yarım Hâlâ: Ayşe Sarısaym Babası Behçet Necatigil i Anlatıyor ve Erdal Öz adlı eserleri yazınsal yaşam öyküsüne örnek olarak verilebilir.
************************************************************************************
Söyleşi Biçiminde Yaşam Öyküsü
Son yıllarda giderek yaygınlaşan bir yaşam öyküsü yazma biçimidir. Bunun diğer yaşam öyküsü yazımlarından farkı, kişi hayattayken yazılması, dolayısıyla bilgilerin birinci elden aktarılmasıdır. Genellikle uzun süren bir ön araştırmanın ve yine uzun süren bir söyleşi ve yazım sürecinin ürünüdür. Araştırmacının ön araştırmayla edindiği bilgiler ve belgeler, söyleşi yapılan kişinin ışık tuttuğu gerçeklerle birleşir. Böylece edinilen bilgiler, yaşam öyküsü yazılan kişinin tanıklığıyla somutluk ve açıklık kazanır. Feridun Andaçın Herkesten Bir Şey Öğrendim: Emre Kongar; Nuri Dikeçin Silinmiş Alkışlar İçinde: Mücap Ofluoğlu, Şengül Kılıç Hristidisin Erozyon Dede: Hayrettin Karaca ve Sinemada Ulusal Tavır: Halil Refiğ, Emine Alganın iki Kalas Bir Heves: Erol Günaydın, Figen Yanıkın Doğaperest: Ali Demirsoy, Ümit Bayazoğlunun Hayat Tatlı Bir Zehir: Aydın Boysan, Halit Kıvançin Ağlama Palyaço Makyajın Bozulur: Müjdat Gezen, Mehmet Zaman Saçlıoğlunun Güneş Umuttan Şimdi Doğar: Türkân Saylan, Selim İlerinin Nâm-ı Diğer Kaptan: Attilâ İlhan, Kaan Özkanın Görünmez Adam: Tahsin Yücel Kitabı adlı eserini son yıllarda nehir söyleşi biçiminde gerçekleştirilmiş yaşam öyküsü yazımlarına örnek verebiliriz.
Sosyal, sanatsal, bilimsel çalışmalarıyla toplumda iz bırakan kişilerle gerçekleştirilen söyleşilerle oluşan bu tür yaşam öyküleri, bir yönleriyle öz yaşam öyküsel de sayılabilirler. Çünkü söyleşiyi gerçekleştiren kişilerin sorularıyla yön kazansa da, metnin odak kişisinin içsel bir yolculuğa çıkmasına yol açarlar ve kişinin o sorular sayesinde kendiyle ve yaşamıyla bir tür iç hesaplaşmasını da içerirler. Bununla birlikte, yaşam öyküsü üzerinde yoğunlaşan araştırmacının ayrıntıcı çalışmalarına, uzun soluklu bir araştırma ve söyleşi sürecine, dikkatli bir yeniden gözden geçirme ve yazım sürecine dayandıkları için aslında söyleşiyi gerçekleştiren kişilerin ürünüdür bu eserler. Onların sayesinde yaşamımızda belirli bir özellikleriyle yer eden kişilerin farklı yönlerini tanıma şansı elde ederiz.
Ölen ünlü bir kişinin hemen ölümünden sonraki günlerde genellikle gazete ve dergilerde yakın çevresinde yer alan kişiler tarafından onun üstün niteliklerinin, erdemlerinin, çalışmalarının ve diğer özelliklerinin anı üslûbuyla anlatıldığı yazılara denir. Bu yazılar bir anlamda öleni çok seven birinin ağıtları, duygusal, öznel açıklamalarıdır.
Bu tür yazıLara örnek olarak Yahya Kemal'in ölümü dolayısıyla kaleme alınmış şu yazıları verebiliriz: Vehbi Cem Aşkun, "İstanbul Aşığını Kaybetti" (Dün-ya, 5 Kasım 1958); Nimet Behsuz, "Büyük Şairin Arkasından" (Yeni Gün, 3 Kasım 1958); Cenap Gedikoğlu, "Bir Dev Şair Göçtü" (Yeni Gün, 5 Kasım 1958).
************************************************************************************
Ansiklopedik Yaşam Öyküsü
Ansiklopedilerde, özel bir alanla ilgili başvuru kaynaklarında yer alan kısa yaşam öyküleridir. Söz konusu kişinin yaşamının önemli kesitleri, belli başlı eserleri, ulusal ve uluslararası ödülleri hakkında bilgi yer alır; kişisel yaşamına dair bilgi aktarılmaz. Amaç, okurun bilgiye en hızlı ve kesin biçimde ulaşmasını sağlamaktır; daha çok genel bilgileri içerir, ayrıntılara pek yer verilmez. Aziz Çalışlarm Türk ve Dünya Edebiyatçıları Sözlüğünü, Behçet Necatigilin Edebiyatımızda İsimler Sözlüğffm, Meydan Larousse, Ana Britannica gibi temel başvuru ansiklopedilerindeki madde başlarını örnek olarak verebiliriz.
************************************************************************************
Belgesel Yaşam Öyküsü
Tanınmış bir kişinin yaşamını bütün yönleriyle aktarırken akademik bir tavrın egemen olduğu çalışmalardır. Genellikle akademik tez (yüksek lisans, doktora, doçentlik gibi) düzeyinde yapılan araştırmalar ve bazı makaleler buna örnek olarak verilebilir. Bu tür araştırmalarda yazar, kendini tamamen geri planda tutarken yaşamını aktardığı kişi hakkında son derece nesnel ve belgesel bir tutum içindedir. Çalışmanın odak noktasını sadece o kişinin hayatı oluşturmaz; eserleri hakkında derinlemesine bir incelemeyi de içeren bu tür araştırmalarda ele alınan kişinin yaşamı eserlerinin anlaşılmasını sağlamaya yardımcı olur.
Yeni Türk edebiyatı araştırmacılarından Prof. Dr. Mehmet Kaplanin Namık Kemal ve Teyfik Fikret, Devir Şahsiyet Eser, Prof. Dr. Kenan Akyüzün Teyfik Fikret, Prof. Dr. Niyazi Akının Yakup Kadri Karaosmanoğlu. Prof. Dr. Bilge Ercilasunun Ahmet İhsan Tokgöz, Prof. Dr. Şerif Aktaşın Refik Halit Karay ve Ahmet Rasim, Prof. Dr.İsmail Parlatırın, Recaizade Mahmut Ekrem, Prof. Dr. Nazan Bekıroglunun Şair Nigâr Hanım başlıklı çalışmaları akademik tarzda kaleme alınmış yaşam öykülerine örnek verilebilir. Beşir Ayvazoğlunun Ömrüm Benim Bir Ateşti: Ahmet Hâşim in Hayatı, Sanatı, Estetiği, Dramı ve Yahya Kemal: Eve Dönen Adam adlı kitapları, akademik olduğu kadar yazınsal zevk de veren eserlerdir. Üniversitedeki araştırmacıların dışında da edebiyat ve tarih araştırmacıları tarafından kaleme alınmış yaşam öyküleri vardır. Sennur Sezerin Türk Saphosu Mihri Hatun: Divan Edebiyatının Tek Kadın Şairinin Yaşam öyküsü adlı eseri, Asım Bezircinin Orhan Veli, Abdülhak Hamil Tarhan gibi araştırmalarını buna örnek verebiliriz.
************************************************************************************
Yazınsal Yaşam Öyküsü
Ünlü bir kişinin (yazar, sanatçı, devlet adamı, lider, pop şarkıcısı ya da sinema yıldızı, model ) yaşamının yazınsal bir değer taşıyacak şekilde, roman ya da başka bir türde kaleme alınmasıdır. Roman şeklinde kaleme alınan yaşam öykülerine biyografik roman ya da yaşam öyküsel roman adı verilir. Burada araştırmacının belgeselci kimliğiyle yaratıcı kimliği birleşir. Belge ve bilgiler kurmacaya dönüşür; bu da okuru metne bağlar. Yazarın amacı bir kahraman yaratmak değildir ama insanların kahraman olarak gördükleri kişilerin insanî yanlarını, duygusal dünyalarını anlatır. Öte yandan yazar, insanların pek de yakından tanımadığı kişilerin toplumun, insanların, ülkesinin yararına neler yaptığını gözler önüne sererek o kişinin hak ettiği saygının oluşmasını sağlamak, onun erdemlerini örnek göstermek amacındadır.
Yazar, yaşamını anlattığı kişiyi kurmacanın olanakları çerçevesinde ele almakla birlikte, kurmacadan farklı olarak o kişiyle ilgili topladığı bilgi ve belgelere dayanarak eserini yazmak, elindeki verilere sadık kalmak, kendi sanatsal kimliğini ortaya koyarken bile konu edindiği kişiye nesnel yaklaşmak zorundadır. Şevket Süreyya Aydemirin Tek Adam, İkinci Adam ve Enver Paşa, Mehmet Emin Erişirgilin Bir Fikir Adamının Romanı: Ziya Gökalp ve İslamcı Bir Şairin Romanı: Mehmet Akif, Tahir Alangunun Ülkücü Bir Yazarın Romanı: Ömer Seyfettin, Oğuz Atayın Bir Bilim Adamının Romanı: Mustafa İnan, Zeynep Oralın Tutkunun Romanı: Leyla Gencer, Ayşe Kulinin Füreya ve Adı Aylin, Mine Söğütün Adalet Cimcoz: Bir Yaşam öyküsü Denemesi, Gündüz Vassafın Annem Belkıs, Ayşe Sarısayının Çok Şey Yarım Hâlâ: Ayşe Sarısaym Babası Behçet Necatigil i Anlatıyor ve Erdal Öz adlı eserleri yazınsal yaşam öyküsüne örnek olarak verilebilir.
************************************************************************************
Söyleşi Biçiminde Yaşam Öyküsü
Son yıllarda giderek yaygınlaşan bir yaşam öyküsü yazma biçimidir. Bunun diğer yaşam öyküsü yazımlarından farkı, kişi hayattayken yazılması, dolayısıyla bilgilerin birinci elden aktarılmasıdır. Genellikle uzun süren bir ön araştırmanın ve yine uzun süren bir söyleşi ve yazım sürecinin ürünüdür. Araştırmacının ön araştırmayla edindiği bilgiler ve belgeler, söyleşi yapılan kişinin ışık tuttuğu gerçeklerle birleşir. Böylece edinilen bilgiler, yaşam öyküsü yazılan kişinin tanıklığıyla somutluk ve açıklık kazanır. Feridun Andaçın Herkesten Bir Şey Öğrendim: Emre Kongar; Nuri Dikeçin Silinmiş Alkışlar İçinde: Mücap Ofluoğlu, Şengül Kılıç Hristidisin Erozyon Dede: Hayrettin Karaca ve Sinemada Ulusal Tavır: Halil Refiğ, Emine Alganın iki Kalas Bir Heves: Erol Günaydın, Figen Yanıkın Doğaperest: Ali Demirsoy, Ümit Bayazoğlunun Hayat Tatlı Bir Zehir: Aydın Boysan, Halit Kıvançin Ağlama Palyaço Makyajın Bozulur: Müjdat Gezen, Mehmet Zaman Saçlıoğlunun Güneş Umuttan Şimdi Doğar: Türkân Saylan, Selim İlerinin Nâm-ı Diğer Kaptan: Attilâ İlhan, Kaan Özkanın Görünmez Adam: Tahsin Yücel Kitabı adlı eserini son yıllarda nehir söyleşi biçiminde gerçekleştirilmiş yaşam öyküsü yazımlarına örnek verebiliriz.
Sosyal, sanatsal, bilimsel çalışmalarıyla toplumda iz bırakan kişilerle gerçekleştirilen söyleşilerle oluşan bu tür yaşam öyküleri, bir yönleriyle öz yaşam öyküsel de sayılabilirler. Çünkü söyleşiyi gerçekleştiren kişilerin sorularıyla yön kazansa da, metnin odak kişisinin içsel bir yolculuğa çıkmasına yol açarlar ve kişinin o sorular sayesinde kendiyle ve yaşamıyla bir tür iç hesaplaşmasını da içerirler. Bununla birlikte, yaşam öyküsü üzerinde yoğunlaşan araştırmacının ayrıntıcı çalışmalarına, uzun soluklu bir araştırma ve söyleşi sürecine, dikkatli bir yeniden gözden geçirme ve yazım sürecine dayandıkları için aslında söyleşiyi gerçekleştiren kişilerin ürünüdür bu eserler. Onların sayesinde yaşamımızda belirli bir özellikleriyle yer eden kişilerin farklı yönlerini tanıma şansı elde ederiz.
- Katılım
- 23 Tem 2011
- Konular
- 8,791
- Mesajlar
- 17,663
- Online süresi
- 2h 35m
- Reaksiyon Skoru
- 440
- Altın Konu
- 1
- TM Yaşı
- 14 Yıl 10 Ay 22 Gün
- Başarım Puanı
- 431
- MmoLira
- -36
- DevLira
- 0
Konu sabite alındı.
- Katılım
- 28 May 2014
- Konular
- 62
- Mesajlar
- 110
- Reaksiyon Skoru
- 4
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 12 Yıl 12 Gün
- Başarım Puanı
- 62
- MmoLira
- 0
- DevLira
- 0
Paylaşım için teşekkürler.


