Bvural41 1
Bvural41
-TuRKuaZ- 1
-TuRKuaZ-
farkmt2official 1
farkmt2official
Sevdamsın 1
Sevdamsın
mavzermete 1
mavzermete
xranzei 1
xranzei
Best Studio 1
Best Studio
Hikaye Ekle

Başarının sırrı kimde?

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan zeyn0
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 5
  • Görüntüleme Görüntüleme 640

HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!

Hepimiz, bazı öğrencilerin ve genç profesyonellerin çok başarılı olacaklarını, fakat onlar kadar parlak olan diğerlerinin o kadar başarılı olamayacaklarını fark ederiz. Bu neden böyle oluyor? Neleri farklı yapıyorlar? Psikolog Hayes, bir öğrencisinin yüksek lisans programından atılmasının çok başarılı öğrencileri diğerlerinden ayıran şeyin tam olarak ne olduğunu düşünmesine sebep olduğunu söyleyerek Öğrencilere Bir Mesaj isimli makalesinde yukarıdaki sorulara cevap vermeye çalışıyor. Psikolog Hayes'e göre başarı izafi ve çok boyutlu bir kavram.

Sadece sonucu değil, süreci de önemseyin

Başarı çok azımız için aniden ortaya çıkmıştır. Çoğunlukla küçük parçalar halindeki gayretlerimiz teker teker yerlerine yerleşirler. Küçük gibi görünen şeyler bazen çok önemli olabilirler. Hangi davranışlarımızın, belirli bir zamanda kariyerimize ne gibi katkılar sağlayacağını önceden kestirmek mümkün değildir.

Eğer başarı, bir sonuç olarak çok önemliyse, genellikle bizi o başarıya ulaştıracak olan süreci önemsemeyiz. Mesela bir hocanın, �ilgisiz� bir entelektüel alanla ilgili ilginç bir konu ortaya attığını düşünelim. Eğer öğrenci, daha çok elde edeceği sonuca odaklanan bir öğrenciyse, entelektüel olarak kendini konuya kapatma eğiliminde olacağı için, bu konuda daha sonra önemli olabilecek bazı şeyleri öğrenme fırsatını kaçırmış olacaktır.

Başarılı öğrencilerde, bu gibi durumlara açık olmalarından ve genel olarak işi önemseme eğilimlerinin bir sonucu olarak, bir zenginlik gözlenir. Başarılı profesyonellerin çoğu, alanla ilgili geniş bir yelpazedeki konuları önemserler ve görevin taşıdığı değeri vurgularlar. Her zaman sonuca doğru ilerlerler ama sürecin değerini unutmazlar.

Konuşun ve yazın

Bilim, sözel bir iştir. Başarılı bilim adamları konuşmalı, yazmalı, ikna etmeli ve tartışmalıdır. Profesyonel sözel davranışta beceri kazanmanın tek yolu onu uygulamaktır. Sınıfta konuşun. Sohbetlerde konuşun. Koridorlarda konuşun. Dinleyin ve cevap verin. Varsayımlarda bulunun ve düşünün. Tartışın. Düşünceleri paylaşın. Eğer söyleyecek bir şeyiniz olduğunu düşünüyorsanız, söyleyin. Söyleyeceğinizin söylemeye değip değmeyeceğinden emin değilseniz bile söyleyin. Aynı şey yazıda da geçerlidir. Kolayca yazabilmek deneyimlerle gerçekleşir.

Kolaylıkla evet deyin ve yapın

Kariyerinizin başındayken kendinizi değişik şeylere zorlayın. Repertuarınızı genişletin. Biri iyi bir projeden bahsedince -haydi yapalım deyin. Eğer biri bir proje için sizden yardım isterse evet deyin. Sonra da yardım edin. Sizden beklenenden fazlasını yapın. Eğer sizden bir bilgisayar programı geliştirmeniz bekleniyorsa, bunu sonraki hafta yerine hemen ertesi gün hazırlayın ve programa değişik sesler de ekleyin. Eğer sizden laboratuarı düzenlemeniz istendiyse, bunu ayrıntılı ve itinalı bir şekilde yapın.

Başkalarıyla çalışın ve kolayca paylaşın

Başkalarından çok şey öğrenebilirsiniz. Sizin ilerlemenize yardımcı olurlar ve size yeni şeyler öğretirler. Yani iş birliği yapın. Takımlar oluşturun. Bir ağ kurun. Talep ettiğinizden daha fazlasını verin. İş birliğini engelleyen şey, katacağınız hiç bir şeyin olmadığını düşünmeniz ya da (daha kötüsü) başkasının sizden daha kazançlı olacağını düşünmenizdir. Başkasının daha kazançlı olması mümkündür ama bunun engellenmesinin hedeflenmesi iş birliğini öldürür.

Verdiğiniz sözleri tutun

Bu en önemli kuraldır. Bu kural, başarılı öğrenciyi başarısız öğrenciden en iyi ayıran kuraldır; ama kuralı uygulayana kadar değeri anlaşılmaz. Bu nedenle verdiğiniz sözü tutmanın mutlaka bir yolunu bulun.

Kendi gücünüzü tanıyın

Çok farklı bir alana geçebilirsiniz. İyi iş çıkartmış olmak için abartılı miktarlarda paraya ve zekâya sahip olunması gereken alanlardan bahsetmiyoruz. Burada genç ve ulaşılabilir, herkesin değişiklikler oluşturabileceği alanlardan bahsediyoruz. Gerçekten başarısız olan bir öğrenci ya bundan korkarak geri çekilecek ya da ulaşılmaz hayaller peşinde koşacaktır. Başarılı öğrenci ise kendi gücünü tanır ve onu ortaya koymak için kararlı ve büyük bir çaba harcar.

Sınırlarınızı bilin

Kaç yılınız olursa olsun, zaman, kesinlikle kısıtlı. Bu durumu hem eğlenceli hem de önemli çalışmalara dönüştürebilirsiniz. Mesela, ölene kadar sadece iki ya da üç araştırma yapma şansınız var. Bunlardan birini bu araştırmayla harcamak ister misiniz? Başarılı öğrenciler, zamanlarını bir değişiklik oluşturmak için kullanırlar.

Sizden iyi olanlarla iletişim ağı oluşturun

Öğrencilerde, kendilerinden daha tecrübeli ve çok başarılı profesyonelleri, iki hatalı şekilde düşünme eğilimi vardır: Onları ya kusursuz ve ulaşılmaz ya da bir kenara atılması gereken dinozorlar olarak düşünürler. Genellikle başarısız öğrenciler ilk hataya, başarılı öğrencilerse ikinci hataya düşerler. Ama en çok işe yarayan bakış açısı, onları çabalayarak ve ter dökerek saygınlık kazanmış, bir şeyler öğrenilebilecek insanlar olarak görmektir. Alanın önde gelen isimlerini tanıyın. Konuşmalarını dinleyin. Onlara yazın. Eğer uygun olursa, kendi çalışmalarınızı onlara yollayın. Hoş, zeki ve çalışkan insanlar, kendilerinden bir şeyler öğrenmek için en iyi insanlardır. Bu ağ, düşünceleriniz için bir arena oluşturmanıza yardım edecektir. Başarılı öğrenciler, entelektüel bağlantılarını oyun oynamak için bir fırsat oluşturma yönünde kullanma eğilimindedirler. Mesela henüz eğitimlerinin başında olan öğrenciler bile bir bilgi şöleni düzenleyip buna katılabilirler.

Mutluluğunuzu ve huzurunuzu koruyun

Başarılı öğrenciler kendilerine güvenirler. İlle de güvenli hissederler demek istemiyorum. Mutluluklarını takip ederler demek istiyorum. Kendilerine karşı dürüsttürler. Bu, kendine güvendir. Eğer tuhaf bir ilgiler karışımına sahipseniz, birisi ilginizi daha güvenli bir noktada odaklamanız gerektiğini söylese de vazgeçmeyin, bu sizi yeni ve heyecan verici bir şeye götürebilir. Riske girin. Eğer bu durum sizi endişelendiriyorsa, kendinize küçük bir güvenlik ağı oluşturun; fakat size önemli gelen şeyi çiğneyip geçmeyin.

Kolayca hayır deyin

Kariyeriniz ilerledikçe, doğal olarak odaklanacaksınız. Kaliteyi elde tutmanın tek yolu budur. Odaklandıkça, hayır demeyi öğrenin. Öncelikler belirleyin. Onlara uyun.

BAŞARILI OLMADA DİKKATİN ROLÜ...

Hayatın her alanında dikkatli olmak gerekir. Ancak dikkatimizi nerede ve ne zaman toplayacağımızı bilmek zorundayız. Uzmanlar sadece akademik anlamda değil, yaşamsal anlamda da dikkatin önemini vurguluyor.

Gündelik yaşamda, kendimize olduğu kadar çevremizdekilere en sık tekrarladığımız uyarılardan biri ''dikkatli olmak''tır. Yeni girdiğimiz bir ortamda ilk nereye yöneleceğimize, nerede durup, nerede hareket edeceğimize kısa bir ''seçici dikkat'' evresinden sonra hemen karar veririz. Karanlık bir ortamda ''pür dikkat'' kesiliriz. Yarış öncesi sporcuların start alışlarındaki ''olağanüstü dikkati'' heyecan içinde izleriz. Biliriz ki; yarışçı startı önce de alsa, geç de kalsa yarışı kaybeder. Heyecanlanınca söyleyeceklerimizi unutur, bu yüzden ''dikkatimizden kaçırdığımız'' fırsatlar adına yaşam boyu hayıflanırız. Ancak, çocuklarımızın ''dikkatsizlik hataları'' ile kaybettikleri sınavlarda, ''heyecandan bildiklerini unutmalarını'' bir türlü affetmeyiz. Bir korna sesinin sağdan mı soldan mı geldiğine anında karar verir, canımızı kurtaracak biçimde sağa sola yönelerek kaçarız. En affedilmezi ise; ''dikkatsizliklerimiz'' yüzünden kaybettiğimiz canlara rağmen, dikkatli olmayı ne kadar istesek de, yine de tam olarak başarılı olamamamızdır.

Ne olduğunu bilmiyoruz

Başaramayız. Çünkü dikkat nedir? Nasıl olur? Nasıl kaybedilir? Kaybedildiğinde neler olur? Kaybetmemek için ne yapılır? Bunları araştırmaz, sormayız. Hem sormaz, öğrenmez; hem de olur olmaz, bilir bilmez ahkam keseriz. Öğretmen çocuğumuzun dikkatsiz ve hiperaktif olduğunu ve bu nedenle sınıfın düzenini bozduğunu söylediğinde; bunun ne demek olduğuna kafa yormadan, üstelik sonunun nereye varacağını hiç düşünmeden çocuğumuzun yanında öğretmeni aşağılarız.

Çocuğa daha yakın olan anne onun sıkıntılarının farkına varsa olayı abarttığını düşünür, ailede benzer örnekleri sayar döker kendisinin bu konuda almak istediği tedbirlere karşı çıkarız. Bu da yetmez, anneyi çocuğun her istediğini yapmakla suçlar, annenin ruhsal dengesini bozarız. Çocuğa döner, her istediğinin olduğunu, oysa bizlerin ne zorluklarla bugünlere geldiğimizi, kendisinin de şımarıklığı bırakıp oturup çalışmasını, yoksa sonunun kötü olacağını söyleriz. Biz bu çözümden çok kaos yaratan tutumumuzla tatlı soğanımızı acı ettiğimizin farkına varmadan zaman, çözümlerin mümkün olamayacağı pişmanlıklara doğru akar durur. Ateş fark edilir, öksürük fark edilir ancak beynin yapabildikleri detaylar gözden kaçar. Bir bilsek her duygu ve davranışımızın mimarı olan beynimiz tüm yetenekleri ince detaylarda gerçekleştirir ve biz sadece sonucun farkına varırız. Basitçe, ''dikkat'' olarak nitelediğimiz yeteneğimizin sayısız mekanizma ile ortaya çıktığını bir bilsek, bir öğrensek; ''dikkatsiz'' diye nitelediğimiz kimselere ''dikkatli olsana'' diye aşağılayarak azarlayacağımıza, onun dikkatinin iyileşmesi için çaba harcarız.

Farkında olma hali olan dikkat, çevreye uyumu sağlayan en önemli beyin işlevlerinden biridir. Dikkat sayesinde olup bitenin, tehlikeli ve faydalının farkına varılır ve yararlıya yaklaşma, zararlıdan uzaklaşma davranışlarının ortaya çıkması mümkün olur. Bu şekilde yaşam devam edebilir. Ayrıca, fırsatlar yakalanır ve en üst seviyede çevreye uyabilme şansı elde edilir.

Önemli olanı ayırt etmek

Basitçe dikkat kelimesi ile özetlediğimiz bu yaşamsal yeteneğimizin beynin çeşitli mekanizmalarının ortaklaşa çalışması sayesinde ortaya çıkan muhteşem bir işlev olduğunu anlamak; bu yeteneğin yokluğunda ortaya çıkacak sorun ve çözümleri kavrayabilmemizi kolaylaştırır. Dikkat çevredeki her şeye değil, gerekli olana dikkati yöneltebilmektir! Yaşamak için çevresel uyaranları fark etmek şarttır. Ancak, önemli olan çevredeki tüm uyaranları fark etmek değil, bireyin kendisi için önemli olanları ayırt edebiliyor olmasıdır. Aksi halde, kişi tam bir enerji kaosu içinde kalır, ambale olur ve yaşam çekilmez hal alır. Bu bireyler gürültülü ortamlarda kulaklarını, dağınık ortamlarda ise gözlerini kapatırlar. Nitekim dikkat yetersizliği, hiperaktivite ve dürtüsellik sorunu olanlar, yapacaklarını planlayamadıklarından dağınık olur, başladıkları hiç bir işi tamamlayamazlar. Bu, onları hırçın, inatçı, saldırgan ve mutsuz kılar.

Dikkat; farkındalık, uyanıklık, tetikte olma halidir. Beynin, çevredeki benzerlikleri olduğu kadar, farklılıkları da ayırt edebilme işlevidir. Dikkat, zekanın ortaya çıkmasında önemli rol oynar. Ancak, dikkat sadece akademik anlamda değil; ''av ve avcıyı fark edebilmek'' gibi yaşamsal anlamda da önemlidir.

DOĞRU KARARLARLA HAYATINIZIN YÖNÜNÜ VE YOLUNU BULUN!

İş yaşamında her an önemli önemsiz birçok karar alıyoruz. Eğer karar alma konusunda iyi değilseniz ya da iyi olmadığınızı düşünüyorsanız endişelenmenize gerek yok. 10 adımda karar alma süreci, size başarılı ve akılcı kararlar almanızda yardımcı olacak.

Kararlar hayatımızın her alanında karşımıza çıkıyor. Her adımımızda, her girdiğimiz ortamda mutlaka karar alıyoruz. Burada önemli olan soru -Doğru karar alabiliyor musunuz?

İki tür karar vardır: biri belirli bir süreçten geçerek oluşan kararlar, diğeri de anında verilen kararlardır. Her iki tür kararda da belirli bir süreç izlemenin avantajları kesinlikle gözardı edilmemelidir. En açık avantajsa, karar alırken yaşadığınız stresi azaltmaktır.

Başarılı kararlar, belirli bir süreç izlenerek alınan kararlardır. Karar alanın değerlerine ve sezgilerine dayanır. Ayrıca dikkatice değerlendirilmiş alternatifler, seçenekler ve alınan kararın gelecekte yaratacağı etkiler de dikkate alınır. Başarılı kararlar her zaman toplumun normalarına ve beklentilerine uymayabilir. Ancak karar alanın bilgi, deneyim ve seçeneklerini değerlendirmesi sonucu aldığı karar doğru bir karardır.

BAŞARILI KARAR ALMADA 10 ADIM

Bu süreç, önemli karar almanızı gerektiren her durumda kullanabileceğiniz bir süreç. Bu 10 basit adımı kullandığınız taktirde, hem profesyonel iş hayatınızda hem özel yaşamınızda daha akıllıca ve başarılı kararlar alabilirsiniz.

Alınması gereken kararı olabildiğince açık ve kesin bir şekilde belirleyin. Bu gerçekten sizin kararınız mı, başkasının kararı mı? Gerçekten bir karar almanız gerekiyor mu? (Eğer önünüzde en az iki seçenek yoksa, alınması gereken bir karar da yoktur.) Kararın ne zaman alınması gerekiyor? Bu karar sizin için neden önemli? Bu karardan kimler etkilenecek? Sizin için ne gibi değerler içeriyor?

Aklınıza gelen tüm alternatifleri bir kağıda yazın. Beyin fırtınası yapın, hayal edebildiğiniz tüm olasılıkları yazın. Kendinize sınır koymayın, hüküm verici olmayın, sadece her şeyi yazdığınızdan emin olun.

Gerçekleşebilecek alternatifler hakkında daha fazla bilgiyi nereden bulabileceğinizi araştırın. Sadece birkaç seçenek bulduysanız, daha fazla bilgi edinmeye çalışın. Arkadaşlarınıza, ailenize, çalışma arkadaşlarınıza, profesyonel organizasyonlara, gazetelere, dergilere ve kitaplara başvurun.
Seçeneklerinizi kontrol edin. Kağıda döktüğünüz seçeneklerinizin her özelliği hakkında bilgi edinmeye çalışın. Daha fazla bilgi edindikçe aklınıza daha fazla fikir geldiğini göreceksiniz.

Seçeneklerinizi gruplara ayırın. Aklınıza gelen tüm seçenekleri bir liste haline getirdiğinize göre şimdi onları gruplara ayırmalısınız. öncelikle her seçeneğin size ifade ettiği değeri yazın. İkinci olarak, değerlerinizi en fazla temsil eden seçenekleri seçin. Son olarak, kişisel değer tablonuza uymayan alternatifleri listeden silin.

Her seçeneğin sonuçlarını kafanızda canlandırın. Listenizdeki her alternatif için, o alternatifin neler getireceğini canlandırın.
Seçenekleriniz gerçeğe ne kadar yakın? Listede geriye kalan alternatiflerden hangisi en olabilecek nitelikte? Gerçekleşmesi zor görünenleri listenizden çıkarın.

Hangi seçenek size uyuyor? Kalan seçeneklerinizi gözden geçirin ve hangisinin size daha uygun olduğuna karar verin. İşte bunlar sizin akılcı ve başarılı kararlarınız. Eğer aldığınız karar sizi mutlu ediyor ancak sonuçları konusunda rahat olamıyorsanız bu o halde pek de akılcı bir karar değildir. Öte yandan bir seçeneği pek de beğenmiyor olabilirsiniz ancak sonuçları sizi çok heyecanlandırıyor olabilir. Bu da pek akıllıca bir karar olmayacaktır. Eğer hem seçenek hem de muhtemel sonucu sizi tatmin ediyorsa işte almanız gereken karar budur.

Harekete geçin! Kararınızı verdikten sonra harekete geçin. Endişe etmek ya da başa dönüp tekrar tekrar düşünmek sizi sadece üzecektir. Şu an için elinizden geleni yaptınız. Gelecekte her zaman fikrinizi değiştirme özgürlüğüne sahipsiniz. Unutmayın, hiçbir karar değiştirilemez değildir.

Kararınızı uygulamaya koyduktan sonra geriye dönüp kararınızı gözden geçirin. Sonuçlar beklediğiniz gibi mi? Sonuçlardan memnun musunuz? Kararınıza sadık kalmak mı istiyorsunuz yoksa birkaç değişiklik yapmak mı? Eğer aldığınız karar planladığınız şekilde gitmiyorsa, sıraladığımız karar alma sürecinin üzerinden tekrar gidin. Şu soruları kendinize sorun: Elimde yeterli bilgi yok muydu? Hangi değerler rol oynadı? Değerler benim miydi başkasına mı aitti? Unutmayın, fikrinizi her zaman değiştirebilirsiniz.

Neden doğru kararları alamıyoruz?

Her ne kadar önyargılarımız bulunmadığına ve peşin hükümlü olmadığımıza inanmak istesek de gerçek şu ki hepimizin önyargıları var ve bazen peşin hükümlü olabiliyoruz. Bunun temel nedeni, herkes dünyayı kendine göre algılıyor çünkü beyinlerimiz etrafında olup biten her şeyi almıyor, en azından bilinçli olarak.

10 yeni şeyi tek bir seferde öğrenmeyi hiç denediniz mi? Eğer denediyseniz çok çabuk bunaldığınızı ve sonunda çok az şey öğrendiğinizi biliyor olmalısınız. Bu beynin çalışma şeklinden kaynaklanıyor. Beynimiz bilgileri görüntüler ve kategorize eder, böylece fazla bilgi nedeniyle bunalmadan çevremizi algılayabiliriz.

Aşağıda karar almada sıkça yapılan hatalar yer alıyor. Bu hataları gözden geçirip dikkat ederseniz, ilerde size yardımcı olduğunu göreceksiniz.

Uzman bilgisine fazla önem vermek. Genellikle insanlar uzmanların söylediklerine olması gerektiğinden daha fazla önem verirler. Unutmayın ki uzmanlar da bizim gibi insan ve onların da önyargıları var ve onlar da zaman zaman peşin hükümlü olabiliyor. Bir kaynakla yetinmek yerinde birkaç kaynaktan bilgi edinirseniz böyle bir hataya düşmezsiniz.

Başkalarından aldığınız bilgiye fazla değer biçmek. Birçok insan toplumda bazı insanların söylediklerine olması gerektiğinden daha fazla değer verirken, bazılarının söyledikleriniyse hafife alırlar. örneğin, uzmanlar, aileler, yüksek statü grupları fikrimizi etkilemede öncelikli sırayı alırlar çünkü onların bizden daha çok şey bildiğini varsayarız. Ancak kendinize şu soruları sorun: Onlar problem hakkında benden daha fazla şey mi biliyorlar? Onların hayattaki değerleri benimkilerle aynı mı? Benim problemime benzer bir problem yaşadılar mı? Onların fikirlerini dikkate alın ama kararlarınızı fazla etkilemelerine izin vermeyin.

Başkalarından aldığınız bilgiye az değer biçmek. Farkında olsak da olmasak da bazen çocuklardan, düşük statü gruplarından, yaşlılardan aldığımız bilgileri daha az ciddiye alırız. Ancak unutulmaması gereken onların sizin probleminize diğer taraftan bakabileceği gerçeğidir. Başka bir deyişle olaylara daha geniş bir açıdan bakmak için farklı insanların değerlendirmesine de ihtiyacınız vardır.

Sadece duymak istediğinizi duyup görmek istediğinizi görmek. Şu alıştırmayı deneyin: bir arkadaşınıza etrafına bakıp gördüğü her yeşil şeyi not etmesini söyleyin. Sonra gözlerini kapamalarını ve etrafta kırmızı olan şeyleri söylemelerini isteyin. Hemen hemen hiç kimse yeşil olanlara odaklandıklarından kırmızı şeyleri söyleyemeyecektir. Önyargılarımız da aynı şekildedir. Eğer farkında olmadığımız beklentilerimiz ve önyargılarımız varsa, görmek istediğimiz şeyi görmeye eğilimliyizdir. Aynı şekilde biri istemediğimiz bir şey söylemeye çalışıyorsa onu duymayız. Bu çoğu insanın yaptığı bir hatadır. önemli olan önyargılarımızın farkında olmak ve karşımıza çıkan her şeye gözümüzü ve kulağımızı açık tutmak.

Sezgilerinize ve hislerinize güvenmemek. Hiç midenize ağrılar girmesine neden olan bir karar verdiniz mi? Vücudunuz sizinle konuşmaya çalışıyor aslında. Beynimiz sürekli olarak, bilinçli bir şekilde işlem yapabileceği kadar bilgiden daha fazlasını alır. Fazla bilgiler bilinçaltımıza gömülür. Her ne kadar bu bilgiyi istediğimiz zaman çekip çıkaramasak da vücudumuz ihtiyacımız olana kadar bilgiyi saklar. Karar verme anı geldiğinde vücudumuz sezgiler ve hislerle bize ipuçları vermeye çalışır. Hislerinize daha çok güvenirseniz emin olun uzun vadede daha başarılı ve akılcı kararlar verirsiniz.
 
Güzel paylaşım teşekkürler
smile.gif
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst