kralhakan2009 1
kralhakan2009
Vahsi Uzman 1
Vahsi Uzman
farkmt2official 1
farkmt2official
Bvural41 1
Bvural41
noisiv 1
noisiv
Manwe Work 1
Manwe Work
Hikaye Ekle

Genel Biyografi Kitapları

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan 34sago42
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 1
  • Görüntüleme Görüntüleme 236

Ayyıldız2 | 2008 TR Yapısı • 1-99 Orta Emek Destan • Oto Avsız • 10 Temmuz 21:00 HEMEN TIKLA!

Genel Biyografi Kitapları
75 Yılda Çarkları Döndürenler / Kolektif / Tarih Vakfı Yayınları
Sadece büyük aşkların, olağanüstü yaşamların değil; gündelik uğraşların, üretimin, tüketimin de bir romanı vardır. O romanın kahramanlarını, yani "insan"ı yakaladınız mı, kupkuru bir konudan renkli, sıcak bir hikaye çıkar.
Sanayi konusundan bile... Cumhuriyet döneminde sanayinin gelişmesinin, 75 Yılda Çarklardan Chip'lere nasıl gelindiğinin romanının kahramanları, "esas oğlan" ve "meşum kadınları; fabrikalar, işletmeler, kurumlar, şirketlerdi. 75 Yılda Çarkları Döndürenler'de ise insanlar ve insan ilişkileri var. Üretim sürecinde farklı konumda, farklı yanlarda, hatta farklı cephelerde yer alan insanlar: işçiler, işverenler, mühendisler...
Kitap dört bölümden oluşuyor: "Kalkınma Ütopyasının Askerleri", "Atölyelerden Holdinglere Sanayiciler", "Çarkların Emek Cephesi: İşçiler", "İşçi ve İşveren Örgütlenmesi". 75 Yılda Çarkları Döndürenler; portrelerle, anılarla, röportajlarla, araştırma yazılarıyla, çarkların hangi yanında, hangi cephede dururlarsa dursunlar, sanayileşme romanında tuzu ve rolü olanlar konusunda bir izlenim vermeye çalışıyor. Kısaca, Türkiye'de sanayi kesiminin 75 yıllık macerasının bir " aile albümü".

12 Mart 1971'den Portreler Cilt: 3 Portreler Üzerine Sorular - Eleştiriler - Cevaplar ve Son Bir Değerlendirme Sırrı Öztürk Sorun Yayınları / Sırrı Öztürk'ün Kitapları
Elimizdeki kitapta, 12 Mart 1971'lerin cezaevi mekanlarında, sisteme karşı koyan Devrimci ve Sosyalist Kadro'ların sosyal kimlikleri, teori pratik donanımları, devrimci kişiliklerin çerçevesinde ve yer yer anılar dizisi biçiminde tanıtılmaya çalışılmıştır. 12 Mart 1971 sürecinde yaşanan olay ve olgular karşısındaki düşünce ve davranış farklılıkları olabildiğince nesnel, ama yazarın taraflı kimliği ile değerlendirilmiştir; buna özen gösterilmiştir...

1938 Kuşağı
Olaylar, İnsanlar, Anılar Cahit Kayra Cem Yayınevi / Cem Kültür Dizisi
Bu kitap, Türkiye'de son yüzyıla yakın bir dönemin olayları içinde yaşayan bürokrat, politikacı bir yazarın öyküsüdür. "Cahit Kayra" anlatısına, çöken bir imparatorluğun karanlık ve acıklı görüntüleriyle başlıyor. Genç bir çocuk olarak Atatürk reformlarının heyecanını ve İnönü dönemini, İkinci Dünya Savaşı'nın acılarını, demokrasiye geçiş olaylarını yaşıyor. 1972'ye kadar büyük bürokrattır ve yurt içinde ve yabancı ülkelerde sorumlu devlet görevlisi hizmetinde görülmektedir. Bu tarihten sonra polikikaya karışıyor, koalisyon pazarlıklarının, Kıbrıs olaylarının ve seçim boğuşmalarının içinde yer alıyor.
Bu yıllar da sona eriyor ve yazar emeklilik döneminin ihtirassız, kavgasız iklimine giriyor. Burada, birikimlerini kitaplara dökerek kendi deyimiyle "Yaşama yanıt verme"nin yollarını aramaktadır. Zamanını öyküler, araştırmalar yazarak dolduruyor.
Okur bu anılarda, belki, yer yer kendi yaşam serüveninin olaylarını, kendi yaşam modelini ve yaşam felsefesinin yanıtlarını bulabilecektir.

A
Acılara Yenilmeyen Gülümseyişler
THKO'nun Kuruluş Öncesi ve Sonrasına İlişkin Anılar / Atilla Keskin / Gendaş Kültür / Yeni Seri
"68'li dönem"de, Denizler, Hüseyinler, Yusuflar, Sinanlarla aynı ideali paylaşıp, yeryüzü biraz daha aydınlık olsun diye yüreğinde kıvılcımlarla yola çıktığında, Atilla Keskin, Ortadoğu Teknik Üniversitesi son sınıf öğrencisiydi. Fedekarlık, inandığı yolda yürürken tehlikeyi hesap etmemek, ideal ve kader ortaklığı, o kuşağın en belirgin özellikleriydi. O günlerin önde yürüyenleri, ya öldürüldüler ya da hemen yanıbaşlarında bir arkadaş canında soludular ölümü. Denizlerin idam hükümlerinin okunduğu salonda, haklarında idam hükmü verilen on sekiz gençten biri de Atilla Keskin'di. En delikanlı yıllarını darağacının gölgesinde, dört duvar arasında, ömrünün yirmi yılını sürgünde gurbet elde geçiren Atilla'nın anılarında kuşağının, kavga günlerinin, kavga arkadaşlarının, özellikle insani değerleriyle iz bırakmış duyguları ışıldıyor. Gülümseyişlerinde acılar gizli, acılarında gülümseyişler. Sesi, yaşamın içinden gelen insanın sesi: eğilip bükülmemiş, sade, gerçek, içtenlikli... Ve zaten sivil tarih de ipuçlarını böylesi kaynaklardan toplamıyor mu?
Nihat Behram

Alkışlarla Geçen Yıllar "Hatırat" Sadun Aksüt Aksoy Yayıncılık
Müziğin bir yolcusu vardır. Müzikle uğraşan sanatçıların yaşamları bu yolda geçer. Ve bu yolculuk, her ülkede kendi "edebiyat"ını oluşturur. Müzik yolculuğu uzun, zor, tüketici, ama bir o kadar da bir yaşam kaynağıdır... Bu yüzden, gerçekten müziğe gönül vermiş bir insan asla onu başka bir şeyle paylaşamaz. Yaşamı pahasına da olsa...
Sadun Aksüt tam 50 yıldır Türk Sanat Müziğini düstlarıyla paylaşıyor. 50 yıldır müziğin devleriyle birlikte çalıp söylüyor. Radyoevi, gazino ve konser salonlarındaki müzisyenlerin, müziğin ve yankılarının tanıklığını yapıyor.
1940'lı yıllardan günümüze uzanan bir Türk Sanat Müziği şöleni yer alıyor bu kitapta. Sanatçıların taş plaklardan dışarı çıkıp, seyircisiyle yüz yüze, göz göze, ruh ruha olabildiği, sahnelerin tozunu yuttuğu yılların bir tarihi bu kitap.
Sadun Aksüt'ün anılar derlemesi, belge, bilgi ve titiz bir arşiv çalışmasından oluşuyor. İlk gazinolar, sahneye çıkan ilk kadın ve erkekler, sahnede ilkleri gerçekleştirenler; azmin yücelttiği isimler, yaşamın sillesini yemiş Türk Sanat Müziği sanatçıları vs... hepsi bu kitapta sahne alıyor...
"Alkışlarla Geçen Yıllar / Hatırat"ta, Türk Sanat Müziğinin 50 yıl içerisinde nereden nereye geldiğini ve sanatçıların yaşamöykülerini bulacaksınız. Kitap, Türk Sanat Müziğimizin olduğu kadar, müziğe emek vermiş bütün emekçilerin de "duygusal" tarihini içeriyor... Yükselen ve düşen sanatçılar... ve sahnelerden kimler geldi kimler geçti...

B
Babamın Arkadaşları Samet Ağaoğlu /İletişim Yayınevi / Anı Dizisi
Elinizdeki kitap adından da anlaşılacağı gibi Samet Ağaoğlu'nun, babası Ahmet Ağaoğlu'nun arkadaşlarıyla ilgili anıları, gözlemleri -kendi deyişiyle- "intibaları"... Ziya Gökalp'ten Tunalı Hilmi'ye, Kara Kemal'den Mehmet Emin Yurdakul'a, H. Suphi Tanrıöver'den H. Edip Adıvar'a, Recep Peker'den Yusuf Akçura'ya, Dr. Nazım'a, Dr. Abdullah Cevdet'e, H. Cahit Yalçın'a, Topçu İhsan'a uzanan bir yelpazede bir devrin önemli şahsiyetlerinin Samet Ağaoğlu'nun zihnindeki yansımaları ve portreleri var bu kitapta. Sözü yazara bırakacak olursak, "... her biri Türk tarihine muhtelif bakımlardan girmiş, yakından tanıdığım bazı insanların resimlerini çizdim. Hem de yalnız kafamın içinde bıraktıkları izlerden ibaret olarak..."

Bir Sıcak Merhaba Ayna Kırıkları 1 /Hüseyin Yurttaş /Bilgi Yayınevi / Hüseyin Yurttaş'ın Kitapları
"...Hüseyin Yurttaş" kitabında, yaşamın içinden süzülüp gelen birçok anı ve anekdot yer alıyor. Bu toprağın ünlü, ünsüz nice insanı "ayna kırıkları"na düşmüş yaşantılarıyla yansıtılıyor.

Boğaz'daki Aşiret Mahmut Çetin / Edille Yayınları
"Boğaz'daki Aşiret" başlığı ister istemez "Boğaz Neresi" ve "Aşiret Kim" sorularını akla getiriyor. Evet Boğaz, bildiğimiz Boğaziçi. Genelde kırsal kesimle alakalı bir kavram olan aşiret kelimesi ise Boğaziçi"nde bir kast oluşturan büyükçe bir ailenin tarihini anlatırken hassaten seçildi. Bir sülale tarihi diyebileceğimiz Boğaz'daki Aşiret yer yer Türk Solu tarihi, yer yer de Batılılaşma Tarihi'nin belirli dönemlerini resmediyor. Aileler arasında evliliklerle kurulan bağların, sanata, ticarete, eğitime, bürokrasiye ve giderek bir yabancılaşma zihniyeti şeklinde hayata nasıl yansıdığı eserdeki ipuçları yardımıyla daha iyi görülecektir zannediyoruz.
Boğaz'daki Aşiret, dört büyük ailenin birbirleriyle irtibatından oluşur. Eser bu sebeple dört bölüm olmuştur. Aile büyüklerinin asıl isimleri seçilerek de Konstantin'in Çocukarı, Detrois'in Çocukları, Sotori'nin Çocukları, Topal Osman Paşa - Namık Kemal kanadı bölümleri ortaya çıktı.
Boğaz'daki Aşiret! şenlikli bir kitap. Ali Fuat Cebesoy'dan Nazım Hikmet'e, Oktay Rifat'tan Refik Erduran'a, Rasih Nuri İleri'den Ali Ekrem Bolayır'a, Zeki Baştımar'dan Sabahattin Ali'ye, Numan Menemencioğlu'ndan Abidin Dino'ya uzanan ilginç akrabalık zinciri.
Polonez, Hırvat, Alman, Macar ve Rum kökenli meşhurların, yerlilerle evliliklerinden oluşan "Boğaz'daki Aşiret"in, batılılaşma tarihinde oynadığı roller...
Kimlerin kimlikleri, Çıldırtan çizelgelerle soyağaçları. Ve dipnotlar! Onlar hiç bu kadar sevimli olmamışlardır.

Bu Vatanı TerkedenlerBütün Eserleri / Vehbi Vakkasoğlu/Nesil Yayınları
Hazin Olarak Terkedenler: Cem Sultan, Namık Kemal, Sultan Abdülhamid Han, Talat Paşa, Enver Paşa, Sultan 6. Mehmed Vahideddin, Abdülmecid Efendi, Prens Sabahaddin Bey, Çerkez Ethem, Refik Halid Karay, Filozof Rıza Tevfik, Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi, Mehmed Akif Ersoy, Rıza Nur, Ord. Prof. Dr. Ali Fuat Başgil, Muhsin Alev.
Rezil Olarak Terkedenler: Mithat Paşa, Haluk Fikret, Mustafa Suphi, Sabiha ve Zekeriya Sertel, Nazım Hikmet, Sabahattin Ali, Zeki Baştımar, Dr. Hikmet Kıvılcımlı, Prof. Dr. İlhan Arsel.

C
Copların Askerleri / Rıza Müftüoğlu / Ocak Yayınları
Olağanüstü dönemler, yaşanılan anda insanlara kendinisini tam hissettirir. arkasından geçen yıllar acı ve zulümleri büyük ölçüde unutturur. Çünkü "Hafızay-ı beşer nisyan ile malüldür." Bu nedenle Rıza Müftüoğlu "Tarihe not düşmek" ve 12 Eylül 1980'den sonra yaşanılan acılardan gelecek nesilleri haberdar etmek için bu kitabı kaleme aldı. Acaba bu yazılanlar, Mamak Cezaevi'nde yaşanılanların ne kadarını yansıtıyordu? Şüphesiz o Cehennem'de yaşanılanların hepsini kaleme dökmek mümkün değil. Copların Askerleri bir döneme ışık tutması, o dönemin acılarını yaşayan bir insanın hislerini dile getirmesi bakımından, bir çırpıda okuyacağınız bir kitap.

Cumhuriyet'in Aile Albümleri
Kollektif /Tarih Vakfı Yayınları / Bilanço '98 Dizisi
Osmanlı coğrafyasından Cumhuriyet Türkiyesi'ne aramızdan on yedi aile: Karadağ'dan Amasra'ya, Kafkasya'dan İstanbul'a, Tebriz'den Adıyaman'a, Rusçuk'tan Eskişehir'e, Horasan'dan Hacımirza köyüne, Tuna boylarından Söke'ye... Savaşlarla savrulan yüzyılın ilk kuşağı ve ardından üç kuşak Cumhuriyet.
Farklı yöreler, farklı sınıflar, farklı meslekler, farklı inançlar, farklı diller... Farklılıklara rağmen, benzer sevinçler, benzer kederler. İster vaftiz edilmiş olsun, ister sünnet; bebekler ve bebeklerle gülen yüzler.
Umutlu nikah fotoğrafları, objektiflere gülümseyen gelinler, damatlar; siyah önlüklü, beyaz yakalı ya da özel okul üniformalı fotoğraflar; yılların bıraktığı izler, çizgiler ve yitirilenler... Başka aileler seçilmiş olsaydı da, pek değişmeyecek olan sevinler ve üzüntüler.
Aramızdan on yedi aile, albümlerini ve anılarını, Cumhuriyet'in 75. yılında bizlerle paylaşıyorlar.

Ç
Çarlık Dumasında Bolşevikler A.Y.Badayev
Evrensel Basım Yayın / Roman -Anı - Biyografi Dizisi
Çarlık rejiminin olağanüstü baskı ve engellemelerine rağmen, işçi sınıfının oy hakkının kısıtlanmış olmasına rağmen Bolşevikler, 1912 yılındaki Duma seçimlerine katıldılar ve 6 işçiyi Duma'ya göndermeyi başardılar.
Ekim Devrimi'ni örgütleyecek olan Bolşeviklerin, çarlık rejiminin temel kurumlarından biri olan Duma seçimlerine katılmaları ve Duma'ya temsilci göndermeleri ilk bakışta bir çelişki gibi görünebilir. Ama, Bolşevikler Duma'daki faaliyetleri başlı başına bir amaç olarak görmüyor, tam tersine işçi sınıfı hareketinin öncüsü olan partinin faaliyetlerinin bir parçası olarak ele alıyorlardı. Bolşevikler, Duma'yı, çürümüş çarlık rejimini teşhir etmenin ve işçi sınıfı hareketini güçlendirmenin bir aracı olarak kullandılar.
"Çarlık Duması'nda Bolşevikler", 1912 yılında Devlet Duması'na seçilmelerinden 1914 yılında savaşın başlamasından birkaç ay sonra Sibirya'ya sürgüne gönderilmelerine kadarki süreçte, Bolşevik vekillerin faaliyetlerini anlatıyor. Kitabın yazarı A.Y. Badayev, bu altı Bolşevikten biri.
Badayev'in kitabının önemi, yalnızca Duma deneyimine ilişkin zengin dersler içermesinde değil, aynı zamanda Çarlık rejiminin çürümesini ve onu alaşağı edecek olan işçi sınıfı hareketinin gelişimini olanca çıplaklığıyla yansıtmasında, "gideni ve gelmekte olanı" anlatmasında yatıyor.

Çete Ayşe / Sabahattin Burhan / Nesil Yayınları
İstiklal savaşı sırasında pek çok vatansever biraraya gelip düşmanı topraklarımızdan atabilmek için silaha sarılmıştır. Hiçbir mecburiyet yokken teşkilat kurup savaşan bu kahraman gruplara "Çete", teşkilatı kuran kişilere de "Çeteci" denmiştir. Çete Ayşe de bu kahramanlardan birisidir. Hem de ilk Çetecilerden, ilk defa Kuva-yı Milliye tarihinde efe elbisesi giymiş, ilk defa "Efe" ünvanını almış mücahit bir kadındır. Kastamonu'da Halime Çavuş, Erzurum'da Kara Fatma (Seher), Adana'da Melek Hanım, Erzurum'da Nene Hatun neyse; dağlarından yağ, ovalarından bal akan, efeler diyarı Aydın Eli'nde de Çete Ayşe odur.

D
Defterimde 40 Suret Beşir Ayvazoğlu/ Ötüken Neşriyat / Kültür Dizisi

Eskiler, insan için alem-i sugra, yani küçük alem derlermiş, ne kadar doğru. Bana sorarsanız, her insan ayrı bir aleme açılan bir kapı; o kapıdan içeri girdikten sonra, labirentlerinde kaybolmak işten bile değil, Freud'ların mroydların başlarına gelen nedir? Sıradan zannettiğimiz insanların bile uçsuz bucaksız iç dünyaları varsa, bilim, sanat ve hareket adamlarının dünyalarının büyüklüğünü varın siz hesap edin. Doğru söylüyorum, onları derinliğine anlamaya çalışmak, galaksiler arası yolculuğa çıkmak gibi bir şey olmalı. Ben mi? Ben sadece kapıları korka korka aralayıp "hoşça bak"tım, gözlerim kamaştı.

Deniz Gezmiş'ten Yaşar Kemal'e Portreler/
Oral Çalışlar/Çağdaş Yayınları
Deniz Gezmiş, Yaşar Kemal, Aziz Nesin, Yılmaz Güney, Mehmet Ali Aybar, Sabahattin Ali, Fikret Otyam, Panayot Abacı, Lefter ve... Bu kitapta onların öykülerini okuyacaksınız. Bütün bu portrelerin, bir dönemin güzel bir resini vereceğine inanıyoruz. Bazılarını yakından tanıdınız, bazılarının adını ise hiç duymadınız. Onlar bizi bize anlatıyor. Bir dönemin tanıklığını da içeren bu portreleri beğeneceğinizi umuyoruz.

Dünyayı Aldatanlar Sefa Saygılı -/Türdav Yayınları
Kimi filozof, kimi toplum lideriydi. Hepsinin ortak özelliği yaşadıkları yıllarda kitleleri peşlerinden sürüklemeleriydi. İnsanlar onlara hayranlık duyuyordu. Ama yıllar sonra taraftarlarının kalmadığı veya çok azaldığı görüldü. Yani dünyayı aldattıkları anlaşılmıştı. Bu insanları hangi şartlar öne çıkardı, fikirlerini oluşturan ortam nasıldı? "Dünyayı aldatanlar", dünyayı aldatan bu insanlardan önde gelenlerini inceliyor.

E
Erzurum'un Manevi Mimarları M.Sıtkı Arvas
Dergah Yayınları / Erzurum Kitaplığı
Yerel düzen ve değer yargılarının alt-üst olduğu; örf, adet ve üslubun yozlaştığı, herşeyin birbirine girdiği, globalleşme humması ve sevdasının dünya ve Türkiye'yi sardığı günümüzde "Erzurum Kitaplığı" ismi ile yeni bir diziye başlıyoruz.
Vatan coğrafyasının maddi zeminini bayındır kılan imar hamleleri kadar, ruh iklimini zenginleştiren manevi çabalar da nesiller boyu tesirini sürdüren bir büyük varoluşun eseridir.
"Erzurum'un Manevi Mimarları" böylesi bir oluşumun hatırasını yansıtıyor. Bu hatırayı bize miras bırakanlara şükran duyarken "Erzurum Kitaplığı"nin ilk eserini de okuyucularımıza sunmuş bulunuyoruz.

EDEBİYATÇILAR ÂLEMİNE BİR YOLCULUK
N. Tahir Ergün
Türk basın hayatının ünlü kişilerinden Sedat Simavi, Hürriyet gazetesini çıkarmadan önce Yedigün adlı, haftalık bir dergi çıkarıyordu. Bu dergi edebiyattan magazine, bir aydının ihtiyaç duyacağı her konuda yazılar, haberler yayınlardı. Bu derginin 1939-1941 yıllarında çıkan sayılarında “Edebiyatçılarımızı Tanıyalım“ başlıklı bir dizi de yer almıştı. Bu dizinin yazarı, o dönemin ünlü edebiyat öğretmenlerinden ve araştırmacılarından Mehmet Behçet Yazar idi. O, her hafta bir edebiyatçının hayatını anlatıyordu, bu yazılarda. Yazdıkları doğrudan o edebiyatçılarla yaptığı konuşmalarla tesbit ettiği, yâni onlardan dinlediği verilere dayanıyordu. Bu bilgileri kendi edebiyat imbiğinden geçiriyor, süzüyor, onlara yeni edebî çeşniler katarak yazıyordu. Böylece o yılların ünlü veya tanınmamış 97 (doksan yedi) edebiyatçısının “özgeçmişi“ hakkında önemli bilgiler sunan bir yazı dizisi ortaya çıktı. Fakat Yedigün dergisi ile birlikte onlar da unutulmaya mahkûm oldular.
Aradan altmış yıl geçtikten sonra, o yazılar titiz bir tarih ve özgeçmiş araştırmacısı olan Prof. Ali Birinci tarafından gün yüzüne çıkarıldı ve Mustafa Everdi`nin çabaları ile kitaplaştırıldı. Edebiyatçılar Âlemi: Edebiyatımızın Unutulan Simaları(*) adı ile yayınlanan eser, Yedigün`de yayınlanan yazıları aynen, hiçbir değişiklik ve ekleme yapmadan sunuyor. Bugün hepsi de ebedîlik âlemine göçmüş bu insanların hayatının 1939-1941`e kadar olan kesitini sunuyor bu yazılar. Onlar aracılığı ile 97 Türk edebiyatçısının hayatına ilişkin çok değerli bilgilere, çok önemli tesbitlere ulaşıyoruz. Kitaptaki yazılar, bu edebiyatçılarla ilgili araştırma yapacaklara önemli yardımlar ve yararlar sağlayacak niteliktedir.
Eserin önemli bir yanı da, Prof. Ali Birinci tarafından, kılı kırk yararcasına bir titizlikle hazırlanan ve kitabın başına konulan “A. Mehmet Behçet Yazar“ başlıklı araştırmadır (7-12. ss.). Sayın Birinci, bu araştırmasında Yazar`la ilgili birtakım bilinmeyenleri de gözler önüne seriyor. Ayrıca, kitabın ilk sayfalarına aktarılan “Yedigün`ün Mühim Bir Teşebbüsü“ adlı açıklamadan, özgemişinin verilmesi tasarlanan edebiyatçılardan bir bölümünün, yazık ki ele alınmadığı anlaşılıyor. Onlar hakkında da yazılabilseydi, ne iyi olurdu...
Kitap titiz bir sayfa düzenlemesi ile basılmış. Güzel bir kapak içinde. Özgeçmişi sunulan edebiyatçılar öz adlarının alfabe sırasında veriliyor. Her birine ayrılan bölümlerin ilk sayfasında da, o edebiyatçıların yine Yedigün dergisinden aktarılan çizimli resimleri veriliyor. Eserin sonuna konulan “Yazar ve Şahıs İsimleri İndeksi“, “Mecmua ve Gazete İndeksi“ ve “Eser İsimleri İndeksi“ adlı dizinler araştırmacılara yönelik önemli yardımcılar.
Birinci hamur kâğıda “numaralı olarak 1000 adet basılmış“ olan bu esere sahip olmak da bir ayrıcalık sayılabilir. Ayrıca o, büyük hazlarla okunacak bir bilgi hazinesidir. Yayınlanmasını sağlayanlara teşekkürler...
Sağlanabileceği adres: 21. Yüzyıl Yayınevi; Sıhhiye, Hanımeli Sokağı, 19/20 06430 Ankara. Telefon: (0312) 231 68 58
(*)Edebiyatçılar Âlemi: Edebiyatımızın Unutulan Simaları. Mehmet Behçet Yazar, Yayına Hazırlayan Mustafa Everdi. Ankara: 21. Yüzyıl Yayınevi, 1999.sayı 30

Eski Tüfeklerin Sonbaharı A.Emin Karaca /Gendaş Kültür
Yaşlı, eski kuşak komünistlerle bir seri röportaj yapma düşüncesi epeydir kafamdaydı. Geçtiğimiz yılın (1995) Temmuz ayı içinde Mehmet Ali Aybar'ın ölümünün ardından bir an önce somutlaştırmak istedim bu düşüncemi. İlk planım, bir büyük gazetede dizi yazı olarak yayınlatmaktı.
Projemi Milliyet'in Genel Yayın Yönetmeni Doğan Heper'e açtım. Sıcak karşıladı, "Hemen başlayalım" ededi. Yorucu ama zevkli bir çalışmayla, eski kuşak komünistlerden 10 kişiyle yaptığım röportajlardan oluşan "Eski Tüfeklerinn Sonbaharı" yazı dizisi Ağustos ayında bitmişti. Milliyet'in dizi yazılar sorumlusu Nail Güreli, fotoğraflar da çekilip herşey tamam olunca yazıyı kısa sürede yayına hazır hale getirdi.
Dizi adındaki espriye uygun olarak bir sonbahar ayı olan Ekimin 15'inde yayınlanmaya başlandı. Sürdüğü 10 gün boyunca uzak-yakın, eşden-dosttan pek çok beğeni telefonları geldi, yüzüme karşı takdirkar sözler edildi.
Röportajları dizi yazı sayfası hacmini kale almadan, sereserpe yazmıştım. Doğal olarak yayını sırasında kısaltma sonunu çıktı karşımıza, Gazetenin günlük yayın telaşı ve benim işlerimin yoğunluğu, kısaltırken ister istemez konuşmalarda bir kopukluk yarattı. Eksik olmasınlar, eş-dost da beğeni sölerinin ardından "Kitap olarak çıkacak değil mi?" sorusunu yöneltiyorlardı. Bütün bu beklentiler elinizdeki "Eski Tüfeklerin Sonbaharı"nın oluşmasını hızlandırdı.

Eski Zaman Eşkıyaları Muhsin Kızılkaya /Sel Yayıncılık / Edebiyat Dizisi
Topu topu birkaç adamdılar. Ölüm fermanlarını, boyunlarındaki hamaylın içinde taşıyorlardı. Oremarlı Settar, taştan bir yüz ifadesiyle uzaklara bakıyor, "Bu dağ güneşinin kralı olmalı, olmalı ya da ölmeli" diyordu. Maronisli Sadık bilgece konuşuyordu: "Dostluk kayıp bir eşyadır, alınıp satılmıyor. Düşmanlık ise arsız bir ottur bu dağlarda, her yerde bitiyor."
Gewdanlı Qerdeş, yol arkadaşı İsmail'e dönüyor, "Sınırdan öte yoldur, sınırdan öte kurtuluş... Bizi oraya Ehmede Kokel ulaştıracak" diyordu. "Hepsi çaprazasmışlardı türkülerine mavzerlerini."
Uzun bir yolculuğa çıkmışlardı. Yollarına ihanet, buhtan, sınırın öte yakasındaki savaş, bu yakasındaki kıtlık, kıran çıkıyordu. Eşkıyaydılar. Zaman, eski zamandı.

En Etkin 100: Hz. Muhammed'den Gorbaçov'a Özgün Bir Değerlendirme
(The 100: A Ranking of the Most Influential Persons in History)
Michael Hart
Sabah Kitapları / Olaylar – İnsanlar Dizisi
Akademik çalışmaları ışığında saptadığı 100 kişiyi etkinliklerine göre sıralayan bilim adamı, yazar Hart'a göre tarihe damgasını vuran en etkin 1. kişi Hz. Muhammed. Cengiz Han, Marx, Timurlenk, Hitler, Hz. Ömer, Darwin gibi isimlerin de yer aldığı bu eğlenceli ve bilgilendirici dereceleme sistemi tarihe sistematik bir bakış alışkanlığı kazandırıyor.

F
Felaket Günleri Mütareke Devrinin Feci Tarihi 1 /
Cavid Bey / Temel Yayınları / Tarih - Kültür Dizisi
Harp faciasının son perdesi iniyor... Enver Paşa kaçağına alnına kurşun sıkmalıydı... Nankörcesine tarih yazanlar ve Mustafa Kemal Paşa'nın bir telgrafı... Damat Ferit ve iplikleri yüksekten çekilen komplo... Ahmet Rıza ve Mustafa Kemal'in kabinesi... Ar ve hayadan yoksun bir adam... Fransız general ve kirlettiği toprakların nankörleri... Vahdettin Sarayda mı yoksa kümeste mi oturur. Hem cahil, hem aciz hem de mağrur bir sadrazam... Sipariş üzerine tarih yazanlar... Amerikalılar Halide Edip'ten rapor istemiş... Mustafa Kemal'in Amasya toplantısına katılmam isteniyor... Alçaklar defterine yazılacak bir isim daha... İngilizler Mustafa Kemal'in azlini istemişler... Yunus Nadi'ye herşey yazdırılabilir... Kürt Şerif Paşa ve Seyyit Abdülkadir... Damat Ferit Paşa'nın bir ihanet belgesi... Mustafa Kemal Paşa'nın ellibin liraya şiddetle ihtiyacı varmış... Fetva değil bir denaet vesikası... Sevr, Avrupa'nın bir intikam belgesidir... Bizde Sevr'i imzalayacak nice reziller bulunur... İngiliz kölesi Rıza Tevfik ve en temiz evlatlarına iftira gönderen memleket... Kürt Şerif Paşa'nın Venizelos'tan aldığı 250.000 frank... Mustafa Sabri Efendi en çok Mustafa Kemal'den korkuyormuş... Şu Ali Kemal de ne küçük adam...

Felaket Günleri Mütareke Devrinin Feci Tarihi-2
Maliye Nazırı Cavid Bey/ Temel Yayınları / Tarih - Kültür Dizisi
Vatanseverlik Anadolu'nun bağrında mücadele vermekle olur... Yarı ölü bir Sultan ile deli bir sadrazam... İttihatçıların Komünizm sevdası... Çehresi pek menhus ve tiksindirici bir adam... Ahmet Rıza'nın Kuva-yı Milliye'ye hariçten okuduğu gazel... Venizelos düştü, Mustafa Kemal'in bir darbesi yetecek... Kazım Karabekir ve Enver Paşa'nın Anadolu'ya girme planı... İttihatçıların Roma toplantısı ve Talat Paşa'yı yere seren kurşun... Talat Paşa büyük vatanperver.... Müslümanlar Türkleri değil, Türkler Müslümanları kurtaracak.... Mustafa Kemal Ahmet Rıza'ya cevap bile vermiyor... İstanbul şimdi alçaklar, satılmışlar ve oportünistlerle doludur... Mustafa Kemal'den yüz bulamayanlar Enver Paşa'nın peşinde...İttihatçılar artık vatanlarını unutsunlar.. Enver Paşa'nın Mustafa Kemal'e tehdit mektubu... Komünizm dininin yeni incili ile ibadet yapılamaz... Vahdettin'in yanında hocalarla Çerkezler, arkasında İngilizler var... Mustafa Kemal ne kadar ittihatçı idi?... İttihatçılar Mustafa Kemal'e liderlik teklif edecekler... Şerif Paşa'nın Türklük politikası... Ermeniler hala şaraplarına su katmamışlar... Saltanat ve Hilafetin artık sonu geliyor... Ali Kemal'i İzmit'te parçalamışlar.... İsmet Paşa ile Lozan üzerine uzun görüşmemiz...

Fransız Devrimi'nden Portreler Server Tanilli /Adam Yayınları
Devrim, elbette halk kitlelerinin eseri. Ama yığınların önüne düşüp yol gösterenler var: Aydınlar, örgütleyiciler, liderler... Onlarsız hareket başarıya ulaşamaz. Fransız Devrimi, belki her devrimden çok, eşsiz portreler koydu önümüze. Her biri, o dev yürüyüşü şu ya da ölçüde etkiledi. Bayrağı inandığı yolda sonuna değin taşıyanlar oldu; yarı yolda tükenip yıkılanlar da. Kimler yok ki bu görkemli galeride? Robespierre'ler, Mirabeau'lar, Marat'lar, Danton'lar, Saint Just'ler, Jacques Roux'lar, Babeuf'ler... Halkın davasına başkoymuş insanlar; özgürlüğün düşmanlarına karşı yükselttikleri ses karşısında bugün de ürperdiğimiz kişiler; çağımızın seherindeki yıldızlar.
Onların içinde, tarihin aktörü olacak yerde oyuncağı olanları bir yana bırakırsak, hepsi cumhuriyetçi, laik anlayışta ve ruhbana karşı kimselerdi; Aydınlanma'ya inanıyorlardı ve aklın dostu idiler. Devrim'in sloganı olan, özgürlük, eşitlik ve kardeşliği benimsemişlerdi. O adsız Sankülot'lar ise, üstelik düpedüz halktan geliyorlardı. Devrim'e inanmanın bir kabahat olarak görüldüğü; iktisadi, siyasal ve dinsel gericiliğin ayyuka çıktığı günümüz dünyası için çarpıcı kişilikler. Onları tanımamız gerekiyor. Fransız Devrimi'ni tanımak onları da tanımaya bağlı; onları tanırken biraz da kendimizi tanıyacağız. Okuyunuz göreceksiniz
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst