Ayyıldız2 | 2008 TR Yapısı • 1-99 Orta Emek Destan • Oto Avsız • 10 Temmuz 21:00 HEMEN TIKLA!
Her şey bir kırık camla başlıyor... Ama aklınıza gelebilecek her şey. Düzen, karmaşa... Bir kırık cam (kapak) nelere kadir?
Son günlerde Philip Zimbardonun çalışmalarını okuyorum. Kendisinin araştırmalarıyla tanışmam üniversite yıllarındaydı. Zimbardo suç ve suç eğilimleri üzerine çalışan Stanfordlu bir psikolog. Sıradan insanların bazı çevre koşulların değişmesiyle nasıl canavara dönüşebildiklerini araştıran ve bu durumu araştırmalarıyla ispatlamış biri. Çalışmalarında, özellikle çevre - suç ilişkisini araştırıyor. İçinde bulunulan ortamın, insanları nasıl suça teşvik edebileceğini herkesin anlayabileceği şekilde gözler önüne seriyor.
Birçok önemli araştırması var. Kanımca en ünlülerinden biri, 1969da yaptığı ve kırık cam teorisini ispatlayan araştırması... Daha sonraları New Yorkun efsanevi Belediye Başkanı Rudolph Giulianinin, şehrin yaşam kalitesini arttırmak ve suçlulardan temizlemek için ilham aldığı çalışma bu. Bu araştırmanın da kullanılmasıyla New York, daha güvenli bir şehir haline gelmiş, adeta suçtan arınıp büyük bir transformasyon yaşamıştı. O döneme bizzat ben de şahit olmuştum buna.
Yıllar sonra Giulianiye bunu nasıl başardığını sorduklarında ise şöyle diyordu: Metruk bir bina düşünün. Binanın camlarından sadece biri kırık olsa bile, o camı hemen tamir ettirmezseniz, yoldan geçen herkes bir taş atıp binanın tüm camlarını kırmaya başlar. Ben, ilk cam kırıldığında hemen tamir ettirdim. Bir elektrik direğinin dibine ya da binanın önüne biri, çöp bıraksın mesela. O çöpü hemen kaldırmazsanız herkes çöpünü oraya bırakır ve kıza zamanda çöplük haline dönüşür bu bölge. İlk çöp torbasını hemen kaldırttım...
Bir sokağın suç bölgesine dönüşme süreci de, önce tek bir pencere camının kırılmasıyla başlıyor. Çevreden tepki gelmez ve cam hemen tamir edilmezse oradan geçenler o bölgede düzeni sağlayan bir otorite olmadığını düşünüyor, diğer camları da kırmaya başlıyor. Ardından daha büyük suçlar geliyor. Bir süre sonra o sokak, polisin bile giremediği bir mahalleye dönüşüyor.
Bunu anlayan New York polisi önce küçük suçların peşine düşmüş. Toplu taşama araçlarına bilet almadan kaçak binenlerin, apartman girişlerini veya metroları tuvalet olarak kullananların, kamu malına zarar verenlerin, içki şişelerini yola atanların peşine düşüp yakalamış ve cezalandırmış. Polis bu kararlılığıyla küçük büyük fark etmez, bir sokağın, bir istasyonunun veya mahallenin suç üreten yere dönüşmesine izin vermeyeceğiz dediğini göstermiş. Sonunda da şehri suçtan arındırmayı başarmışlar.
Kıssadan hisse... Her şey o ilk masum(!) yanlışla başlıyor. Buna tedbir alınmadığı, kayıtsız kalındığında ise büyük suça davetiye çıkmış oluyor. İlk söylenen yalan, ilk atılan tokat, ilk aldatma, ilk hırsızlık... Her şey böyle başlıyor.
Gerek şehir yaşamımızda gerek sosyal ve özel hayatımızda Zimbardonun kırık cam teorisinden öğreneceğimiz çok yok mu sizce? Üstelik New York gibi bir şehir, bizim için denemesini yapıp başarmışken...
-alıntıdır-
Son günlerde Philip Zimbardonun çalışmalarını okuyorum. Kendisinin araştırmalarıyla tanışmam üniversite yıllarındaydı. Zimbardo suç ve suç eğilimleri üzerine çalışan Stanfordlu bir psikolog. Sıradan insanların bazı çevre koşulların değişmesiyle nasıl canavara dönüşebildiklerini araştıran ve bu durumu araştırmalarıyla ispatlamış biri. Çalışmalarında, özellikle çevre - suç ilişkisini araştırıyor. İçinde bulunulan ortamın, insanları nasıl suça teşvik edebileceğini herkesin anlayabileceği şekilde gözler önüne seriyor.
Birçok önemli araştırması var. Kanımca en ünlülerinden biri, 1969da yaptığı ve kırık cam teorisini ispatlayan araştırması... Daha sonraları New Yorkun efsanevi Belediye Başkanı Rudolph Giulianinin, şehrin yaşam kalitesini arttırmak ve suçlulardan temizlemek için ilham aldığı çalışma bu. Bu araştırmanın da kullanılmasıyla New York, daha güvenli bir şehir haline gelmiş, adeta suçtan arınıp büyük bir transformasyon yaşamıştı. O döneme bizzat ben de şahit olmuştum buna.
Yıllar sonra Giulianiye bunu nasıl başardığını sorduklarında ise şöyle diyordu: Metruk bir bina düşünün. Binanın camlarından sadece biri kırık olsa bile, o camı hemen tamir ettirmezseniz, yoldan geçen herkes bir taş atıp binanın tüm camlarını kırmaya başlar. Ben, ilk cam kırıldığında hemen tamir ettirdim. Bir elektrik direğinin dibine ya da binanın önüne biri, çöp bıraksın mesela. O çöpü hemen kaldırmazsanız herkes çöpünü oraya bırakır ve kıza zamanda çöplük haline dönüşür bu bölge. İlk çöp torbasını hemen kaldırttım...
Bir sokağın suç bölgesine dönüşme süreci de, önce tek bir pencere camının kırılmasıyla başlıyor. Çevreden tepki gelmez ve cam hemen tamir edilmezse oradan geçenler o bölgede düzeni sağlayan bir otorite olmadığını düşünüyor, diğer camları da kırmaya başlıyor. Ardından daha büyük suçlar geliyor. Bir süre sonra o sokak, polisin bile giremediği bir mahalleye dönüşüyor.
Bunu anlayan New York polisi önce küçük suçların peşine düşmüş. Toplu taşama araçlarına bilet almadan kaçak binenlerin, apartman girişlerini veya metroları tuvalet olarak kullananların, kamu malına zarar verenlerin, içki şişelerini yola atanların peşine düşüp yakalamış ve cezalandırmış. Polis bu kararlılığıyla küçük büyük fark etmez, bir sokağın, bir istasyonunun veya mahallenin suç üreten yere dönüşmesine izin vermeyeceğiz dediğini göstermiş. Sonunda da şehri suçtan arındırmayı başarmışlar.
Kıssadan hisse... Her şey o ilk masum(!) yanlışla başlıyor. Buna tedbir alınmadığı, kayıtsız kalındığında ise büyük suça davetiye çıkmış oluyor. İlk söylenen yalan, ilk atılan tokat, ilk aldatma, ilk hırsızlık... Her şey böyle başlıyor.
Gerek şehir yaşamımızda gerek sosyal ve özel hayatımızda Zimbardonun kırık cam teorisinden öğreneceğimiz çok yok mu sizce? Üstelik New York gibi bir şehir, bizim için denemesini yapıp başarmışken...
-alıntıdır-