ShadowFon 1
ShadowFon
bikral 1
bikral
-TuRKuaZ- 1
-TuRKuaZ-
SLyFeLLowTR 1
SLyFeLLowTR
TGamesZeus 1
TGamesZeus
Best Studio 1
Best Studio
berkmenoo 1
berkmenoo
InfernoShade 1
InfernoShade
noisiv 1
noisiv
Manwe Work 1
Manwe Work
Agora Metin2 1
Agora Metin2
Bvural41 1
Bvural41
Hikaye Ekle

Naif Sanat Nedir

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan zeyn0
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 1
  • Görüntüleme Görüntüleme 3K

zeyn0

Gönüllerin Admini
Fahri Üye
TM Üye
Katılım
7 Eki 2010
Konular
9,213
Mesajlar
34,101
Reaksiyon Skoru
4,131
Altın Konu
1
TM Yaşı
15 Yıl 8 Ay 14 Gün
Başarım Puanı
400
MmoLira
183
DevLira
0
Ticaret - 0%
0   0   0

HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!

Naif sanat, çocuksu bir basitlik taşıyan bir sanat türüdür. Tür olarak primitif sanatla oldukça benzeşir. Naif sanatın çok az sanat eğitimi almış, ya da hiç eğitim almamış insanlar tarafından yaratılmış olduğunu söylemek bu türü fazlasıyla basite indirgemek olur.

Herhangi bir mesleki eğitim görmemiş ressamlarca üretilen ve çocuksu bir betimleme anlayışını yansıtan resim sanatı ürünleri. Naif resim perspektifin kuralların yadsıyışı ve çocuksu anlatımı dışında genel üslup özellikleri göstermez. Naif ressamlarca geliştirilen teknik ve üsluplar, hemen daima kişisel niteliktedir. Bunlarda çoğu kez büyük bir ayrıntı zenginliği gözlemlenir. Dış gerçekliği akademikleşmiş yanılsama teknikleriyle değil de, adeta masum bir gözle algılayıp betimlemeleri açısından sanatsal değer taşırlar. 19.yüzyılın ikinci yarısında beliren Naif Resim'in en tanınmış ustaları H.Rousseau ve G.Moses'dir.


Güz. San. (Fr. Naif: safyürek) Eğitim görmemiş amatör ressamların eseri Naif ressam kendi kendini yetiştirmiş ve sanatını bir hobi olarak gören, hafta içinde mesleğinde çalışan ve genellikle hafta sonunda paleti eline alan kişidir. Bu nedenle kendilerine "pazar ressamları" da denen naifler, resimlerinde teknik deneylere girişmezler, insan ve eşyaları yalın görünümleriyle ve açık-seçik kenar çizgileriyle, neşeli bir renk cümbüşü içinde betimlerler. Mimarlık, iç mekân ve giysi ayrıntıları sonsuz bir sabırla, aslına bağlı kalınarak işlenir. Bu ressamların tablolarında aşırı biçimleştirme de görülebilir. Kompozisyonda seri, hızlı hareketlere çoğunlukla yer verilmez. İnsanlar hareketleri içinde ansızın durdurularak, çoğu kez katı biçimde cepheden gösterilirler. Resimlerde dünya uyumlu, sakin ve çocuksu bir sorunsuzluk içindeyse de düşlemsel ve masalsı bir havaya da bürünebilir. Perspektiv ve normal oranlara uyma zorunluluğu yoktur
Fransada naif resmin klasikleri arasında Louis Vivin, Camille Bombois, André Bauchant, bir hizmetçi olan Séraphine Louis sayılabilir.
Yugoslavyada başını İvan Generaliç’ in çektiği güçlü bir ressamlar topluluğu vardır. ABD’dekı "pazar ressamları” nın en tanınmışı bir çiftçinin eşi olan Grandma Moses’tir. Türkiye’de Hüseyin Yüce (1928) naif resmin önde gelen temsilcisidir.
Halk resimleri çocuk resimleri ve amatör sanatçıların resimleri kolaylıkla anlaşılabilecek evrensel niteliklere sahiptir. Eğitim görmüş sanatçıların yapıtlarına kıyasla, bu tür resimlerde çarpıcı renklerin ve kolaylıkla fark edilebilen biçim niteliklerinin abartıldığı ve ince renk geçişlerine, çizgi ve biçim ilişkilerine betimlemenin gerektirdiğinin ötesinde girilmediği görülür. Ağaç yapraklarının tek tek boyanması gibi, nesnelerin kişiliklerini belirleyen özellikler vurgulanır; portrelerde, yine en tanıtıcı özellikler olarak gözler, kaşlar, saçlar, bıyıklar abartılır. Bu tür abartmalar birçok naif resimde mizahi, hatta karikatüre kadar varabilen bir nitelik yarattığı gibi. sanatçı için öznel anlam taşıyan özellikler vurgulandığı için, naif resme "anlatımcı" bir espri de kazandırır. Naif resim konularını çoğunlukla güncel olaylardan, doğadan ve resmi yapan kişinin yakın çevresinden alır. Bu bakımdan, "beceriksiz" ve "inceliksiz" uygulamasıyla tümüyle gerçekçi olmasa da naif resimler belirli bir zamanın ve yörenin en içten ve dolaysız belgelerini oluşturabilirler.
Batı sanatı geleneği içinde nail resim bir tür olarak Fransada 19,yy sonlarında boş vakitlerini resim yaparak değerlendiren bir grup sanatçıyla başlar Alman asıllı koleksiyoncu Wilhelm Uhde (1874-1947) bunların ürünlerine dikkati çeken ilk kişidir. Bu sanatçıların içinde en ünlüsü ROUSSEAUdur. Hatta, gümrükçü Henri Rousseauyu, sanata içtenliği, akademizme karşı görüşü ve kalıplardan bağımsızlığı getirdiği için modern sanatın öncüsü olarak değerlendirenler de olmuştu.
20.yy da, YAĞLIBOYA resim yaygınlaşmasıyla o zamana kadar Avrupanın genel resim ve heykel gelişmeleri dışında kalmış olan ülkelerde, çoğu halk kültürünün bir anlatımı olarak naif resmin geliştiği görülür. Yugoslavya, Bulgaristan ve Romanya (BALKANLAR) gibi ülkelerde resim yaygın olarak, günümüze kadar naif bir anlayış içinde uygulama kazanmıştır. Bu örneklere Pasifikten, Uzakdoğudan (ÇİN, JAPONYA, ÇİNHİNDİ), hatta Güney Amerikadan birçok 20.yy uygulaması eklenebilir. İnsan, hayvan ve doğa figürlerine verilen anlatımcı ifade, yerel ve kişisel özelliklerin, ayrıntıların, ton karşıtlıklarının ve renklerin vurgulanması gibi ortaklıklar yanında, giysi, mimari ve coğrafi özelliklerin vurgulanması bu örneklere belirgin kültürel nitelikler kazandırabilmekte, çoğu kez ulusal bir espri de verebilmektedir.
Naif resim için sözü edilen genel nitelikleri, naif olarak tanımlanan heykelde aynı.zenginlikte bulmak söz konusu değildir. Çünkü, heykelde ister istemez sanatçılar biçim özellikleri üzerinde durmuşlar, hayvan ve insan figürlerinde uyguladıkları anlatımcı abartmalar dışında naif sayılabilecek özelliklerin çoğunu heykelde kullanamamalardır. Bununla birlikte, Avrupa, Kuzey ve Latin Amerikada ve Batı dışında birçok kültürde amatör heykel sanatçılarının fantezi dolu ve bulunmuş gereçlerle yapılmış heykellerine rastlamak olasıdır. Resmin heykele oranla daha yaygın olmasının nedenleri sergileme ve pazar koşullarına ve maddi olanaklara bağlanabilir.



Yapıtları, Ortaçağ sonu ustalarının perspektif yasalarına pek uymayan primitif anlayışını anımsatan, kendi kendini yetiştirmiş sanatçıların çalış*malarına verilen ad.
NAİFLER VE PRİMİTİFLER
Çağdaş naif sanatçılarla Ortaçağ so*nu ustaları olan primitifler arasında kurulmak istenen benzerlik, temelde perspektif yasalarına pek uymayan bir resim tarzının ortaya koyduğu saf*lık üstüne dayanır. Fransız yazarı Andre Breton'a göre "naifler" olarak adlandırılan kendi kendini yetiştirmiş sanatçılar zinciri, Giotto'nun, Avignonlu ustaların, Fouquet'nin "primi*tif görüşü" ile, XIX. yy. sonlarında, öğ*retilen sanatsal yol ve olanakların saçma olduğunu gösteren Gümrükçü Rousseau'nun yapıtlarından geçer. Naiflerle primitifler arasında bir yakınlık arayanlardan olan yazar An*dre Malraux'ya göreyse, naif resmin dirilmesi için Gümrükçü Rousseau'yu beklemek gereksizdir ve bu iş için pri*mitifler yeterlidir. Öte yandan, res*sam ve eleştirmen Andre Lhote naif sanatçıların resmini yadsır; ona göre resimdeki tek ve gerçek saflık, naiflik ressamın kişisel görüşüdür ve bunu yalnızca kendisi görmeyi bilir.
GÜMRÜKÇÜ ROUSSEAU VE ÖBÜRLERİ 1895'ten başlayarak Alfred Jarry ve Remy de Gourmont gibi yazarların il*gi duydukları Gümrükçü Rousseau'nun yapıtlarının 1905-1906 yılları arasında yeniden keşfedilmesi, yakla*şık yirmi yıldır Bağımsızlar Sergisi'nde Gümrükçü Rousseau'yla birlikte yapıtlarını sergileyen amatör ressam*ların resmi üstüne dikkatlerin çevril*mesine yol açtı.Gümrükçü Rousseau'ya hayranlık duyanlar arasında yer alan Alman eleştirmen Wilhelm Uh*de, 1912'de kendi evine gündeliğe gelen ve "Seraphine" olarak anılan Se*raphine Louis'nin bu tür resimler yap*tığına dikkati çekti; öte yandan 1925'te kent görünümlerini titizlikle işleyen eski bir posta memuru Louis Vivin'i keşfetti (Notre-Dame de Pa*ris).
Aynı biçimde kendi yaşamından kesit*leri işleyen Camille Bombois da Uhde tarafından fark edildi.
SERGİLER
Naif sanatçıların anlatım biçimleri yavaş yavaş alay konusu olmaktan çıktı; aldatılma korkusunun ortadan kalkmasıyla, naif sanatçılarda görülen heyecan ve ciddilik karışımı, bir çe*şit saygıya yol açtı. Naif sanatçılarla ilgili önemli ilk sergi 1927'de Paris'te Bernheim Jeune Galerisi'nde açıldı. Bu tarihten yirmi yıl sonra Paris'te (özellikle 1932 ve 1937'de), Zürih'te (1937), New York'ta (1938) bir dizi karma sergi düzenlendi; Modern Sa*nat Ulusal Müzesi'nde "XX. yy. Primitifleri"ne Wilhelm Uhde Salonu ayrıldı.
Naif resmin kendini açığa vurması yalnızca Avrupa'ya özgü bir olgu de*ğildir. A.B.D' inde, XVIII. ve XIX. yy.larda kurulmuş olan uzun bir ama*törlük geleneği çok çeşitli yetenekle*rin doğmasına olanak sağladı. Bunlar arasında yer alan Morris Hirshfield'in (1872-1946) Aslan ve Penceredeki Nü'sü," Grandma Moses" olarak ad*landırılan Anna Mary Moses'in (1860-1961) Ev'i, Joseph Pickett'in (1848-1918) Manchester Valley'i, bu yapıtları oluşturanların duyarlık, iç*tenlik ve mizah anlayışıyla, A.B.D 'i kendi kendini yetiştirmiş sanatçıların tartışılmaz özgünlük ve değerlerine tanıklık eden ünlü yapıtlardır. Aşağı yukarı bütün naif sanatçılarda, gerçeği "en sadık" biçimde yansıtma isteğiyle bunu gerçekleştirmenin ola*naksızlığı göze çarpar. Naiflerin yapıtlarının ulaştığı "sanat*sal" değer ne olursa olsun, genel ola*rak, naif resimde duygusallığın önemli bir yeri olduğu herkesçe kabuledilir.


grandmamoseschurch.jpg


4cm650.jpg


Anna-Silivonchik.jpg


HirshfieldLion1939.jpg


HirshView.jpg


HirshDogandPups.jpg



 
Teşekkürler.
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst