raderde 1
raderde
Cannn6161 1
Cannn6161
noisiv 1
noisiv
Manwe Work 1
Manwe Work
Mt2Hizmet 1
Mt2Hizmet
melankolıa18 1
melankolıa18
romegames 1
romegames
Krutzo 1
Krutzo
shrpnl 1
shrpnl
Hikaye Ekle
Reklam vermek için turkmmo@gmail.com

Webmasterların Bilmesi Gereken Kavramlar

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan umit99
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 13
  • Görüntüleme Görüntüleme 2K

umit99

Level 8
TM Üye
Katılım
22 Tem 2009
Konular
525
Mesajlar
3,195
Online süresi
2m 58s
Reaksiyon Skoru
254
Altın Konu
0
TM Yaşı
16 Yıl 10 Ay 21 Gün
Başarım Puanı
207
MmoLira
14
DevLira
0
Ticaret - 0%
0   0   0

ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!

Flash Nedir ?

Flash vektörel grafiklerle animasyonlar hazırlayabileceğiniz, bu animasyonların birbirleriyle etkileşmesini sağlayabileceğiniz, ve en son sürümlerinin (flash 4 ve 5 ) özelliği olan veritabanları ile asp, php ve cgi gibi script dillerinin yardımıyla haberleşebileceğiniz bir web sayfası nesne geliştirme programıdır.


Önce bahsettiğimiz vektörel grafiği açıklayalım. Photoshop vb. programlarda grafikler hazırladığınızda bu grafikleri daha yakından görmek isterseniz görüntünün bozulduğunu resimde veya grafiğinizde kareleşmeler oluştuğunu, yani bazı yerlerin olması gerektiği gibi yuvarlakça görünmediğini fark edersiniz. Bunun sebebi grafik programlarının, daha doğrusu Windowsun grafikleri -veya resimleri de diyebilirsiniz- her noktası için ayrı tanımlama yaparak tanımasıdır. Yani her bir nokta tanınır ve yan yana getirilince grafik ortaya çıkar. Vektörel grafiklerde ise grafik bir başlangıç noktası, uzunluğu ve yönü vardır diyebilirsiniz.


Bu tanımlamayı direk vektör grafikler için yapamasak bile en azından vektörel büyüklüklerin genel tanımı olarak düşünürsek vektörel grafiklerin de bu çeşit grafikler olduğunu söyleyebiliriz. Yani vektörel grafikler için yapılan tanımlamada bu şekilde birkaç unsur vardır ve bu unsurları belirttiğinizde grafiği tanımlamış olursunuz. Bu da demektir ki kaba bir tabirle bilgisayarınız da vektörel grafikleri bu şekilde birkaç özelliğiyle tanıyabilecektir. Aynı zamanda bu da bilgisayarınızın daha az alanının işgal edilmesi demektir. Yani daha az dosya boyutu. Üstelik nesne noktasal olarak belirlenmediği için, photoshop gibi bir programdaki gibi zoom yaptığınızda görüntü bozulmayacaktır. Nesne büyütülse bile tanımlama olarak başlangıç, son, uzunluk, yön, renk vb değerler kullanıldığı için, cisim bozulmadan görüntülenir.



Flash Window Menüsü
New Window: Yeni pencere açmamıza yarar.

Arrange All: Bütün pencereleri tek pencerede gösterir.

Cascade: Pencereleri küçülterek ard arda sıralar.

Toolbar: Araç Kutusunun ayarlanmasını sağlar.

Inspector: Scenelerin müfettişliğini denetlemesini yapar onlar hakkında bilgi verir.

Controller: Kontrol tablosunun çıkmasına yarar.

Colors: Renk ayarlaması yapmaya yarar.

Output: Çıkışta verilerin alınmasına yarar.

Library: Kendi çalıştığımız penceredeki kullandığımız buton, movie vs. burada saklar.


Backlink adındanda anlaşıldığı gibi "Geri Link" demektir. Yani mantık bir sitenin sizin sitenizi önermesidir. Bunuda sitesinde sizin sitenizin linkini vererek sağlar.

Örnek verecek olursak, ben abc.com adlı sitemde xxx.com sitesinin linkini verirsem o siteye backlink sağlamış olurum.

BackLink ne işe yarar?

Google özgün içeriğe baktığı gibi, öneriyede önem verir. Öneri dediğimiz olay ise bir sitenin sizin linkinizi yayınlamasıdır. Bu sayede üst sıralara çıkarsınız.

Ne kadar çok backlinkiniz olursa o kadar üste çıkarsınız arama motorlarında. Back link içinde Link değişimi gerekir.

Not: Link değişimini çok abartırsanız sandboxa düşebilirsiniz

Pagerank teriminin türkçe karşılığı ''Sayfa Değeri'' dir. Pagerank Google tarafından geliştirilmiş bir sistem olup, sadece google'da geçerlidir. Tüm siteleri 0'dan 10' a kadar sıralayan bir sisteme dayanır. Bir sitenin pagerank değeri ne kadar yüksekse Google'nin o siteye verdiği önem o kadar fazladır. Daha öncede söylediğim gibi
pagerank diğer arama motorları tarafından değerlendirilmez, yalnız google'ye özgüdür.

Network Nedir? Nasıl Kurulur?

Network ikiden fazla bilgisayarın birbirleriyle iletişim halinde olmasıdır. Bu iletişim internet üzerinden farklı kıtalardaki iki bilgisayar arasında da olabilir , aynı mekan içinde olan iki bilgisayar arasında da. Eğer bu bilgisayarlar aynı yerel alan içinde bulunurlarsa bu network ,

LAN (local area network) olarak adlandırılır. Bu iş için her bilgisayarda iletişimi sağlayan ethernet kartları ve gerekli kablolar mutlaka olmalıdır. LAN büyüdükçe bu sisteme HUB , Server gibi LAN`ın hızını ve yeteneğini arttıracak üniteler eklenir.

LAN İLE YAPILABİLECEKLERİNİZ
LAN`ın temel faydası verilerin paylaşımıdır. Ancak bunu çok farklı yollarla kullanabilirsiniz. Örneğin ofislerde tek bir yazıcının bütün ofis çalışanlarınca kullanılabilmesi , bütün kullanıcılar arasında haberleşmenin bilgisayar ekranından yapılabilmesi , gelen faksların kullanıcıların ekranında görüntülenebilmesi ve her kullanıcının kendi sisteminden faks çekebilmesi , bir uygulamanın server üzerinde çalışırken birden fazla kullanıcı tarafından kullanılabilmesi. Ev ve ofis kullanıcıları tek bir internet bağlantısı ile birden fazla bilgisayarı internet?e bağlayabilir , e-mail alıp verebilir ve hatta oyun oynayabilirler.

LAN TİPLERİ
İki bilgisayar arasındaki LAN : Bu en küçük lan tipi aynı zamanda en hesaplım olanıdır da. Her iki bilgisayara ethernet kartı takmak ve bu kartları CAT5 standardında cross bir kablo ile bağlamak yeterlidir.

İkiden fazla bilgisayar arasında BNC ile kurulan LAN: Bilgisayar sayısı ikiden fazla ise izlenebilecek iki yol vardır. Bunlardan birincisi tüm bilgisayarlardaki ethernet kartlarını BNC kablolar yardımıyla seri olarak bağlamaktır. Bu sistemde her bilgisayar bir sonrakine bağlanarak bir zincir kurulur. Zincirin başına ve sonuna ise sonlandırıcı adı verilen bir parça yerleştirilir. Ancak oldukça eski olan bu sistemin pek çok dezavantajı var. Bunlardan birincisi BNC kablolarla 100Mbitlik bağlantı kurulamaması. Diğer bir dezavantaj ise kablo ağının herhangi bir noktasındaki kopma veya arızanın tüm LAN`ın iletişiminin kopmasına yol açması. Ancak üç-dört bilgisayar arasında ucuza mal olacak bir LAN kurmak istiyorsanız bu sistemi tercih edebilirsiniz.
İkiden fazla bilgisayarlar arasında CAT5 ile kurulan LAN : Günümüzde daha yaygın olan sistem ise tüm bilgisayarların CAT5 tipi kablolarla bir HUB`a bağlanması. Bu sistemde isterseniz her workstation aynı HUB`a bağlanarak birbirleriyle iletişim kurmaları sağlanabildiği gibi HUB`a bir server bağlanarak server üzerinden bilgi paylaşımı sağlanabilir. Bu sistem 100Mbit ile 1Gigabit arasındaki hızlarla çalışabildiği gibi her makine HUB`a ayrı bir kablo ile bağlandığından bağlantılardan birindeki arıza diğerlerini etkilememektedir. Ayrıca günümüzde network üzerinden kullanılabilen programların pek çoğunda veri iletimi bu sisteme göre tasarlanmıştır. Örneğin Logo veya ETA gibi bazı ticari programlar BNC sistemi üzerinde çalışmamaktadır.

BİR LAN`IN KURULMASI:

Kablolama
LAN`ınızı kurarken yapmanız gereken ilk iş kabloların döşenmesi. Bu sanıldığından çok daha fazla dikkat gerektiren bir iş. Kablolarınızın nereden geçeceğine karar verirken kablonun üzerine basılmayacağından ve elektrik hattınıza minimum 10 cm mesafeden geçtiğinden emin olun. Ayrıca kablonun üzerine ağır şeyler konmaması gerektiğini de unutmayın. Sağlıklı bir yapı için kablolarınızın zemin altındaki ya da duvar kenarındaki kanallardan geçmesi en uygun çözümdür. Zemin altından geçen kanallar daha çok mimari işlemler gerektiğinden ancak yeni yapılan veya tadilat halinde olan bir mekanda düşünülebilir. Ancak duvar kenarından giden plastik kanallar hem daha pratik hem de daha hesaplı bir çözüm sunar.
Network`ler de kullanılan kablolar diğer kablolardan farlıdır. Bu kabloların döşenmesindeki en önemli problem konnektörlerinin takılmasıdır. Eğer bilgisayarlar birbirine yakınsa 3 veya 5 metrelik hazır kablolar kullanabilirsiniz. Ancak daha fazla uzunluklar için kendi kablolarınızın ucuna kendi konnektörlerinizi bağlamanız gerekebilir. CAT5 kabloların uçlarındaki konnektörler bağlanırken kablo demeti içindeki renkli ince kabloların belli bir sıraya dizilmesi ve konnektörün özel bir pense ile sıkılması gerekir. Bu yüzden kabloların uzunluklarını tespit edip sipariş üzerine yaptırmak işinizi oldukça kolaylaştıracaktır. Eğer siz konnektörleri kendiniz takma imkanına sahipseniz konnektörlerin iyi sıkıldığından emin olun. Eğer BNC kablo ile seri bağlantılı bir LAN kuracaksanız işiniz daha kolay. Çünkü BNC`lerin konnektörlerini normal bir pense ile takmanız mümkün. Ama BNC konnektörler daha önce bahsettiğimiz özel pense yardımıyla sıkılmak üzere tasarlandığından normal pense ile bu iş biraz zordur.

ETHERNET KARTLARININ KURULMASI

Ethernet kartları bilgisayarın LAN ile iletişim kurmasını sağlar. Bu kartların takılması diğer kartlardan farklı değildir. İsterseniz 10Mbit isterseniz 10/100Mbit bir ethernet kartı seçin bulacağınız kart büyük ihtimalle PCI olacaktır. İlk yapmanız gereken bilgisayarınızın kasasını açtıktan sonra boş bir PCI yuvası seçmek. Bu yuvanın arka tarafını kapayan metal parçasını çıkarın ; kartınızı yuvaya dik olarak yerleştirip arka tarafını sabitleyen vidayı takın. Hepsi bu.

Daha sonra yapmanız gereken kartı windows`a tanıtmak. Kartı takıp PC`nizi açtıktan sonra Windows`unuz Plug and Play sayesinde yeni kartınızı algıladığını tanıyacak ve sizden driverların yerini soracaktır. Kart ile birlikte gelen sürücü disketini ya da CD sini bilgisayara takın ve Windows`a sürücülerin yerini gösterin. Aldığı sürücüleri yükledikten sonra Windows sistemi açıp kapamanızı isteyecektir. Tekrar açıldıktan sonra yapmanız gereken Başlat menusundan Ayarlar ? Denetim masasını seçin. Burada sistem aygıt yöneticisi sekmesine geçin. Buradaki listede Network Bağdaştırıcıları isminde bir satır göreceksiniz. Bunun yanındaki artı işaretine basarak altındakilere baktığınızda az önce yüklediğiniz ethernet kartını göreceksiniz. Kartınızın yanındaki ikonun üzerindeki sarı ünlem veya kırmızı çarpı ethernet kartınızın sürücülerinde bir hata olduğunu gösterir. Bu durumda sürücüleri tekrar yüklemeyi veya daha yeni bir sürücü bulmayı düşünmelisiniz. Eğer herhangi bir işaret görünmüyorsa ethernetiniz büyük olasılıkla çalışacaktır.
Bundan sonraki adım Network ayarlarını yapmak. Denetim masasına girerek Network ikonuna ikim kere tıklayın ve network ayarlarına girin. Buradaki pencerede yine ethernet kartınızın ismini göreceksiniz. Burası konfigürasyon penceresidir. İlk yapmanız gereken networkünüzün cilent tipini , ardından bu networkün konuşacağı dil olan protokolü seçmek.
Windows 95 PC lerin network tipi Client for Microsoft Network`tür. Önce ekleye tıklayın , ardından İstemci ve Microsoft`u seçip sonunda Client For Microsoft`a kadar ilerleyin ve bunu seçin. Ardından ekle , iletişim kuralları , Microsoft`tan TCP/IP , Netbeui ve IPX/SPX protokollerinden birini seçebilirsiniz. Hepsini de işaretleme şansınız da var. Fakat bu durumda sistem %3 oranında yavaşlayacaktır. Konfigürasyon penceresine geri döndükten sonra tanımlama sekmesinden PC`nizi diğer PC`lere tanıtmanız gerekecek. Bilgisayar ismi kısmına sisteminize verdiğiniz herhangi bir ismi Türkçe karakterler kullanmadan yazın. Aynı durum çalışma grubu için isim verirken de geçerli yalnız aynı gruba dahil etmek istediğiniz tüm bilgisayarlara aynı çalışma grubu ismi vermeyi unutmayın. Bilgisayar tanımı kısmı doldurulmayabilir de. Artık Enter`a basabilirsiniz. Dosyalar yüklenecek ve Windows sizden sistemi açıp kapamanızı isteyecektir. Windows tekrar açıldığında sizden Microsoft Network`a girmeniz için bir şifre soracaktır. İstediğiniz bir şifreyi yine Türkçe karakter kullanmamaya dikkat ederek yazınız. Enter`a bastıktan sonra şifrenizi tekrar yazmanızı isteyecek. Şifrenizi tekrarlayın.
KABLOLARIN TAKILMASI
Yapacağımız son işlemlerden biri kabloların takılması. Eğer iki bilgisayar kullanıyorsanız CAT5 Cross kablonuzu iki bilgisayarın ethernet kartları üzerindeki yuvalara takın. Eğer ikiden fazla bilgisayarınız varsa bir HUB`a ihtiyacınız var. HUB fiyatları son zamanlarda oldukça düştü. Küçük bir network için 10Mbit`lik bir HUB`ı 60$`ın altına bulabilirsiniz. HUB`lar 5`lik , 8`lik , 16`lık vs. gibi kullanıcı sayılarına göre sınıflandırılır. Eğer ileride sisteme birkaç bilgisayar daha ekleyecekseniz HUB`ınızı bayiden buna göre almak mantıklı bir hareket olacaktır. Ancak HUB`ınız da yer kalmadıysa ve bağlamak istediğiniz yeni bir bilgisayar varsa bir HUB daha alıp iki HUB`ı yine CAT5 kablo yardımıyla birbirine bağlayarak kullanıcı sayınızı arttırabilirsiniz. Bilgisayarınızı HUB`a bağlamak oldukça kolay. Her bilgisayarın ethernet kartını tek tek CAT5 kablolar yardımıyla HUB`a girmeniz yeterli. Bilgisayarları hangi sıra ile girdiğinizin önemi yok. Ayrıca HUB`ı adaptörü yardımıyla fişe takmak dışında bir işlem yapmak zorunda değilsiniz.
NETWORK SEÇİMİ VE KURULUMU

Bir bilgisayar ağı kurmadan önce tasarım konusunda belli kararlar almamız gerekiyor. Eğer küçük bir ağ planlıyorsanız, bu süreç oldukça kısalmakla beraber kesinlikle önemini yitirmeyecektir. İlk olarak , ağınızla hangi amaçlara ulaşmak istediğinizi belirlemek için bir fizibilite ve sistem analizi çalışması yapmanız gerekiyor. Böyle bir çalışma size doğru kit ‘in seçiminde kuşkusuz çok yardımcı olacaktır.

YÖNETİCİ ATANMASI
Bu safhada yarı veya tam zamanlı bir ağ sorumlusu atamanız ve ona gerekli yetkileri vermeniz akıllıca olacaktır. Ağın verimliliği güvenirliliği ve güvenliği açısından sorumluluğun tek noktada toplanması yararlıdır.

TEMEL ALTYAPISAL KARARLAR
Artık, ağ projenizi meydana getirme aşamasına geldiniz. Bu çalışmanın en sıkıcı ve yorucu yanı kablo döşenmesidir. Ancak bu aşamada yapılacak dikkatsizlikler ileride pahalı bir başağırısı kaynağınız olabilir.

Peki seçenekler ne ? İşte küçük bir liste:

Koaksiyel kablo veya korumasız telefon kablosu (UTP) kullanan 10 MB/sn veya 100MB/sn hızında Ethernet (diğer adıyla 10BaseT)
4 veya 16MB/sn hızında Token Ring
100MB/s hızında Fiber-optik dağılımlı veya bakır dağılımlı Veri Arabirimi (FDDI-Fiber Distributed Data İnterface- Copper DDI)
Asenkron Transfer Modu (ATM),155 MB/sn
En iyi seçenek hangisi? Herhalde 10 MB/sn hızındaki kategori 5 UTP üzerinden Ethernet ,çünkü bu sistem oldukça ucuz ve genişletilmesi kolay. Toptan alındıklarında daha da ucuzlayan Ethernet NICleri (Network Interface Card) 100-200 dolara gibi fiyatlarla satın alabilirsiniz. Kartların yazılım yoluyla ayarlanabilir olmasına dikkat ederseniz , hem her değişiklikte PC`leri açmaktan kurtulur hem de şalter ayarlarının kaybedilmesi olasılığını yok edersiniz. Ayrıca alacağınız kart , Novell NE2000 standardı ile uyumlu olmalı ve çok kullanılan işletim sistemleri için sürücülerle beraber satılmalıdır. Çalıştığınız teknisyenlerin çoğu NICkonusunda deneyimli olacaklardır.

NIC`lerinizi koaksiyel kablolar yardımıyla birbirine bağlayabilirsiniz ancak sisteminiz kablolarda meydana gelecek arızalara karşı savunmasız olacaktır ve en küçük hasarda bütün ağ kullanım dışı kalacaktır.

Katagori 5 tipi UTP kullanılan sistemler ise bütün kablolar tek bir kutuda toplandıkları için daha hızlı ve güvenilirdirler. Kablolardan birinde meydana gelecek olan arıza sadece bir PC`yi etkiler.

Bu kutulardan biri olan Hewlett-Packard J2610A, fiyat verim oranı en yüksek ürünlerden biridir. Küçük çalışma grupları için tasarlanan sekiz kapılı bu kutu ,250-350 dolar arasında fiyatlara bulunabiliyor. Kutuyu aldığınızda yapmanız gereken tek işlem , kutuya NIC`lerden gelen kabloları ön panel aracılığıyla bağlamak. Sonra Windows For Workgroups kullanarak yazıcıları ve sabit diskleri paylaşabilirsiniz.

Ayrıca iki ayrı çalışma grubunuz varsa ve bunları birleştirmek istiyorsanız, bir kutunun herhangi bir kapısını diğer bir kutunun birinci kapısına bağlamanız ve bir düğmeye basmanız yeterlidir. Arka panelde , koaksiyel , hatta fiber-optik kablo bağlantıları imkanı sunan ve birçok ağı birleştirmeye yarayan modül yuvası ve bütün ağı yönetebilecek bir PC bağlamak için bir kart girişi bulunuyor. Bu PC yardımıyla kutuya bağlı terminalleri görebilir, bir kapının statüsünü inceleyip değiştirebilir, LAN trafiğini ve aşırı yükleme verilerini görebilir ve kutuyu sıfırlayabilirsiniz.

Diğer kablo şemaları, özel ihtiyaçlarınızın olmadığını varsayarsak , maliyet açısından Ethernet ile baş edemiyorlar. IBM tarafından tasarlanan Token Ring sisteminin çeşitli avantajları var. Yıldız biçimindeki bu yapılanma cinsi 4MB/sn hızında olmasına rağmen 10MB/sn hızında Ethernet kadar hızlı çalışıyor (eğer ağ çok yüklüyse daha da hızlı. Koaksiyel Ethernet`den daha güvenli olan bu sistemin maliyeti de oldukça yüksek tutuyor.
100MB/sn hızında Ethernet sistemlerine , bant genişliği önemli değilse pek rağbet etmeyin. Yalnız kablolarınız ilerideki bir genişleme olasılığına karşılık 100MB/sn hızında olsunlar. Kapasite sorunlarını yeni bir kutu ekleyerek çözmek daha etkili oluyor.
Şu sırada hızlı Ethernet için üç standart rekabet ediyor ve yanlış seçim yapma olasılığı hayli yüksek. Ayrıca seçim yaptığınızda yeni bir teknoloji olan ATM hepsinin pabucunu dama atmış olabilir. Fiber-Optik teknolojisiyle uğraşmanız gereksiz: bakır UTP`ler 100MB/sn Ethernet ve hatta 155MB/sn ATM için bile yeterli oluyorlar.
BAŞKA BİRİMİ ? KENDİNİZ Mİ ?

Sisteminizi kendiniz kurarak maliyeti düşürebilirsiniz ancak kablo ağınız güvenilir olmazsa kazandığınızdan daha fazlasını kaybedebilirsiniz. İzlenecek en akıllıca yol önce sistemin nasıl kurulacağını esaslıca öğrenmek, sonra da uzmanları çağırıp sistemi kurması onlara bırakmak. Böylece hem onların anlattıklarını anlayabilecek , hem de işlerinin ehli olup olmadıklarını anlayabileceksiniz. Seçtiğiniz uzmanların daha önce çalıştıkları firmalarla görüşmek de oldukça yararlı bir adım olacaktır.
Kablo ve konnektör alımında tasarrufa gitmeyin. Bütün işiniz o ince kabloların içinden akacak. Eğer koaksiyel kablo kullanacaksanız en kaliteli T-fişleri seçin. Eğer tavsiye edilen 10BaseT sistemini kullanacaksanız 100MB/sn hızında kategori 5 UTP seçin; ileride sistem genişlediğinde kabloları değiştirmek zorunda kalmazsınız. Kabloları yerden yürütmeyin, tavana döşeyip bütün çalışma masalarına kablo indirin (zamanla tüm çalışanların ağa katılacaklarını hesaplayın). Bütün şemayı kağıda dökün ve sık sık güncelleştirerek bir yerde saklayın.

PEER TO PEER VEYA SERVER
Kablo döşeme safhasını tamamladığınızda, ağ tipinizi belirlemenin zamanı gelmiştir. Windows for workgroups tarafından temsil edilen peer-to-peer ağlar, elde bulunan PC`ler kullanılarak teşkil edilebilmesi açısından yüzeyde kullanışlı görülüyor. Ağın üzerindeki herhangi bir makinenin sabit diskine ,CD-ROM sürücüsüne veya yazıcısına ulaşabilirsiniz. Ancak madalyonun bir de öteki yüzü var. Ulaştığınız PC ,başkası tarafından da kullanıldığı için üzerine iki kat yük binmiş oluyor. Düşük güçte çalışan bir PC bu yükü kaldıramayabilir. Ulaşmak istediğiniz bilginin bulunduğu PC`nin sahibi verileri yedeklemeyi ihmal edebilir veya yazıcının bağlı olduğu makina kapalı olabilir. Diğer alternatif olan Server sistemlerinde ortak kullanılan tüm kaynaklar kendi işletim sistemine sahip olan (Novell Netware veya WindowsNT ) ayrı bir PC`de , yani Serverda bulunur. Server uygulamalarının çalıştırılmasında kullanılmayıp sadece dosya yönetimine ayrılırsa ağın hızı önemli artışlar gösterecektir. Bütün veriler Server içinde saklanacağından yedeklenmeleri çok kolay olacaktır. Server`ın güç kaynağı korumalı olabilir, ve hatta güvenli bir yerde kilitli durabilir.
İŞLETİM SİSTEMİ SEÇİMİ
Ağ işletim sistemi, tamamen kullanıcılar ağ biçimine bağlı olarak yapılmalıdır. Bu sistemlerden en çok kullanılanı olan Windows For Workgroups ,LANtastics veya PowerLan kadar güçlü olmasa da çok popüler ve geniş bir destek hizmetine sahip.
Novell firması da , server ağları alanında 50.000 sertifikalı mühendis ile sektörün %72`sini elinde tutuyor. WindowsNT ise Microsoft`un bilgisayar ağları alanındaki tecrübe eksikliğinden dolayı yüksek bir pazar payına sahip değil. Sistemin yönetiminin kolay olması da dikkat edilmesi gereken bir husus teşkil ediyor. Örneğin Netware 3, çok etkili bir güvenlik sistemine sahip olmasına rağmen , ek ağ yönetim araçlarının yardımı olmaksızın ,özellikle birçok server?ı olan sistemlerde kurulması çok zor olan bir işletim sistemi. Kurulmadaki aksaklıklardan dolayı şifrelere ve dizinlere çok fazla insan ulaşabilecektir. Netware 4 ve WindowsNT ,bu konuda gayet iyiler ancak Windows For Workgroups`u etkili bir biçimde yönetebilmek için sisteme bir NT server katmalısınız

HANGİ UYGULAMALAR ?
Uygulamaların çalıştırılması için iki ayrı şekil mevcut: Client Server ve File Server. Client Server, uygulamanın kullanıcı ara birimiyle bilgi işlem birimlerini birbirinden ayırır. İsteğinizi ve gerekli verileri terminalinizden girersiniz ve bunlar serverda işlenip terminalinize geri gelir. Terminalde bu sonuçları belli bir şekle sokarak size sunar. Böylece ağ içerisinde en az miktarda veri dolaşmış olur. Veri tabanları bunun en önemli örneklerindendir. File Server uygulamaları ise ,bütün verileri terminale kopyalar, bunları terminalde işler ve sonuçları gösterir. Bu işlemler trafiği oldukça yoğunlaştırdığı için sadece düşük hacimli sistemlerde kullanışlıdır. Seçtiğiniz uygulamaların çok kullanıcılı bir ortam için yazılmış olmaları da çok önemlidir. Özellikle kullanıcısı arttıkça sürüne sürüne çalışmaya başlayan veri tabanlarına dikkat edin. Ağınızın bakımına da dikkat etmelisiniz. İşlenen veri miktarı, hatalar ve güvenlik ihlalleri ile ilgili raporlar çok yararlı olacaktırlar. Ortak kullanılan veriler ,kimsenin hatırlamasına gerek kalmadan, otomatik olarak yedeklenmelidir.
HANGİ DONANIM ?
Kullanıcı iş istasyonları için PC seçimi işletim sistemi ve kullanılan yazılıma bağlı olmasa da , peer-to-peer sistemlerde PC kapasiteleri ne kadar yüksek kapasitede olursa o kadar iyi verim alınacaktır. Eğer server alacaksanız, asla en azıyla yetinmeyin. Ağın hızı bellek miktarı ile doğru orantılı olduğundan ,özellikle bu alanda hiç tasarrufa gitmeyin. Satın alabileceğiniz en büyük ve en hızlı sabit diski seçin eğer ağınız iyi çalışıyorsa ,yere olan talep sizi şaşırtacaktır.
Herhangi bir PC server görevi görebilse de sadece bu görev için üretilen sistemleri tercih etmek akıllıca olacaktır. SCSI, PCI veri yolu üzerinde çalışıp ,işlemcinin yükünü azalttığı için multitasking ortamlarda çok daha kullanışlıdır. Saklanan verileri birkaç yere birden yazan sistemleri seçin . Bu konuda parayı esirgemezseniz, hatalı bir diski hiçbir veri kaybına uğramadan ve servere kapatmadan değiştirmenize olanak tanıyan sistemler alabilirsiniz.
Eğer sisteminiz ortak kullanımdaki prize bağlı tek bir güç kaynağı ile çalışıyorsa , gelişmiş bir RAID sistemine yatırım yapmak aptalca olacaktır. Daima kesintisiz güç kaynağı kullanın ve serverı elektrik şebekesine fiş kullanmadan direkt bağlayın. Ayrıca server`ın kutusunun kilitlenebilir olması da kontrollerle oynamasını engelleyecektir. Hatta kutunun alarmı bile olabilir.
BAŞARI NASIL ANLAŞILIR ?
Eğer insanlar verileri hala birbirlerine disketlerle geçiriyorlarsa , verilerini ağa yazmaktan korkuyorlarsa , bazıları kendilerine ait yazıcılar kullanıyorlarsa ve serverdan ortak olarak kullanılan uygulamalar oldukça az ise ,ağınız beklentilerinize cevap vermiyor demektir. Başarılı bir ağ ise kendini fark ettirmeden çok yoğun bir şekilde kullanılır. Başarının en ideal göstergesi bir çalışanın ağzından çıkacak şu sözlerdir: “Biz bilgisayar ağı kullanmıyoruz. Ben bütün verilerimi M sürücümde saklıyorum.
SPEED TRAPS:Uygulamalarda yaşanan hız sorunlarının nedenleri arasında çok kullanıcılı sistemler için tasarlanmamış olmaları,ağa çok yük binmesi serverın hafızasının az olması veya disket sisteminin yavaş olması ve NIC`lerin yavaş olmaları sıralanabilir.
BYTE RAID:RAID(Redundant Array of Inexpensive Disks, ucuz diskler serisi), hızlı modemlerdeki hata düzeltme mekanizması gibi çalışırlar. Veriler tek bir yere yazılacaklarına birçok diske ya kopyalanır ya da yayılır. Bir disk bozulduğunda , diğer disklerde eksikliğini gidermek için yeterli bilgi mevcuttur.
POINT TO POINT :ATM(Asenkron Transfer Mode) aynı bir telefon santrali gibi şalterler yardımıyla bir noktayı diğerine bağlar; ağın bant genişliği paylaşılmaz ve görüntü iletimi gibi zanam hassasiyeti olan uygulamalara öncelik tanınabilir.
IN CHARGE:Sadece tek bir insanın bütün bir ağa erişimi olmalıdır. Eğer bu mümkün değilse, rutin işlemlerin genel şifreye gereksinim duymamalarına dikkat edin.
TCP/IP NEDİR?
Protokol , bir iletişim sürecinde , internet bağlantısını sağlayan noktalar arasındaki , gidip gelen mesajlaşmayı düzenleyen kurallar dizisidir. Bu protokoller birbirleriyle iletişim içinde bulunan gerek donanım gerekse yazılımlar arasında oluşur. İletişimin gerçekleşmesi için her öğenin bu protokolü kabul etmiş ve uyguluyor olması gerekir.
TCP/IP de bu şekilde oluşan yüzden fazla bilgi iletişim protokolün toplandığı bir protokoller ailesidir. Bunlardan en önemlileri TCP ( Transmission Control Protocol ) ve IP ( Internet Protokol ) olduğu için bu ismi almıştır.
Bir bilgisayar ağında kullanılan protokol ne olursa olsun aslında bilgisayarlar fiziksel adresleri ile birbirlerini tanır ve iletişimde bulunurlar. Bu fiziksel adres ağ kartı veya ağa bağlanmayı sağlayan her hangi bir donanımın içinde hiçbir şekilde değiştirilmesi mümkün olmayan 48 bit olan bir numaradır. TCP/IP protokolünde diğer bilgisayarlardan farklı olarak her bilgisayar bir IP numarası alır.
Görünüşü ? 194.62.15.2 ? şeklindedir. İnternet`te bulunan her bilgisayarın kendine ait bir IP numarası vardır ve sadece ona aittir. IP adresleri 32 bitlik düzendedirler ama kolay okunabilmeleri için 8 bitlik 4 gruba ayrılmışlardır.
Internet üzerinde veri alış verişi yapan alıcı ve göndericiyi tanımlamaktadırlar. Veriler gönderilirken mutlaka gönderenin IP adresini taşırlar. Alıcının adresi de adresteki ? domain ? , adrese göre çözümlenir ve gönderilir.
IP adres yapısının 2 bölümü vardır. Birincisi bilgisayarın bağlı olduğu özel bir ağın numarası ikincisi ise bilgisayarların özel numarasıdır. Veriler dolaşım sırasında Router denilen yönlendiricilerden geçerken sadece bu özel ağın numarasına bakılır. IP adresleri a,b,c,d,e adı verilen beş sınıfa ayrılmışlardır. A sınıfı adresleri ilk ?oktet? ile belirlenir ve 0 ile 126 arasında olmalıdır. Örneğin 124.0.0.0 A sınıfı bir IP dir. Aynı şekilde B ilk iki oktetle belirlenir ve ilk okteti 129 ile 191 arasındadır. C sınıfı ise ilk üç okteti kullanır ve ilk okteti 192 ile 223 arasındadır. D ve E sınıfı IP`ler ise kullanılmazlar zira sadece test amaçlıdırlar.
Bir örnek vermek gerekirse , siz ISS`a telefon hattı ile bağlandığınızda ISS`in ağına dahil oluyorsunuz. Daha evvel alınmış olan IP adresi havuzundan size bir adres veriliyor. Mesela IP adresiniz 194.62.15.2 ise , ISS`nizin aldığı IP adresinin sınıfı C`dir. Yani üç oktet içinde bulunduğunuz ağı , sonda bulunan oktet da sizin bilgisayarınızın o andaki adresini temsil eder.

ROUTER
Router internet üzerinde kullanılan , paketlerin varış noktalarına giderken ki bir sonraki uğrak noktalarını belirleyen bir donanım veya kimi zaman bir yazılımdır. Router en az iki ağı birbirine bağlar ve paketlerin hangi yönde gideceğini bağlı olduğu ağların yapılarına ve durumlarına göre belirler. Router`lar olası her türlü yön hakkında bilgileri ve durumlarına ilişkin bir tablo oluştururlar. Bu bilgiyi paketlerin iletilmesi sırasında en güvenli ve en masrafsız yo hesaplayarak yönlendirme işlemini gerçekleştirirler.
İNTERNET PROTOKOLÜ IP
Internet`te herhangi bir veri gönderirken veya alırken , örneğin bir eposta ya da web sitesi , mesajlar küçük paketlere bölünür. Her paketin üzerinde gönderenin ve alıcının IP adresleri yazılı olarak bulunur. Her paket öncelikle ?Gateway? adı verilen bilgisayardan geçer. Bu bilgisayar paketletin üzerindeki alıcının adresini okur ve buna göre paketleri yönlendirir. Bu işlem alıcının adresine en yakın bilgisayara kadar böyle devam eder. Bu en son bilgisayar da paketleri alıcı bilgisayara gönderir. Internet protokolüne göre yol alan bu paketler birçok değişik yönden giderek alıcıya ulaşabilirler. Hatta paketler olması gerektiği sırada da alıcıya ulaşmayabilirler. Internet protokolünün amacı sadece bu paketleri göndermektir. Paketleri eski düzenine getirmek bir başka protokolün yani TCP`nin görevidir.
DOMAİN NAME SYSTEM

IP adresleri ezberlenmesinin zorluğu nedeniyle , genellikle bilgisayarlar ? host ? adlarıyla anılırlar. Yani internet üzerindeki her bilgisayarın bir IP adresi bir de ? host ? ismi bulunur. Fakat iletişimin sağlanması için bu isimlerin tekrardan IP adreslerine çevrilmeleri gerekir. Bu yüzden bu çevirme işlemini yapması amacıyla DNS Domain Name System kullanılır. İnternet`te bulunan her IP adresini ve alan adını barındıran bir veribankasıdır. Bu sistem, öyle kurulmuştur ki , bu veritabanı belirli kriterlere göre ayrılır ve sınıflandırılır.
Bir bilgisayarın alan adı , isim.com şeklindedir. Ayrıca bulunduğu ülkeye göre sonuna ülkenin kodu da eklenir. Örneğin Türkiye`de bulunan bir alan adı şu şekilde olacaktır : ? isim.com.tr ? .
Bu her alanla ilgili birer DNS sunucusu vardır. ?tr? domainini alan bütün bilgisayarların listesi bir sunucuda tutular. Veya sonu sadece ?.com?la bitenler Amerika`da bir DNS sunucu bilgisayarda tutulur. Bu adresler sondan başa doğru ayrıştırılır. Yani ?isim.com.tr? adına göre ayrılır. Ve diğer aynı adlı bilgisayarlarla birlikte düzenlenir. Eğer sonunda bir ülke adı yoksa, ki bu sadece Amerika`daki bilgisayarlar için geçerlidir , direkt ?.com? adına bakılarak ayrıştırılır. Bunlara üst düzey domain de denilir.
.com ticari şirketler
.edu eğitim kurumları
.org ticari olmayan organizasyonlar
.net internet omurgası görevini üstlenen ağlar
.gov hükümete bağlı kurumlar
.mil askeri kurumlar
Bilgisayarımızda bir adres girdiğimizde bu bilgiler direkt olarak ilgili DNS sunucusuna ulaştırılır. Bu DNS sunucu eğer bu bilgisayarın bilgisini içeriyorsa DNS istemcisine hemen ilgili adresin IP adresini ulaştırır.

ARP ADSRESS RESOLUTİON PROTOCOL
Yerel bir ağ üzerinde IP adresleri belirlenmiş bilgisayarlar mesajlaşmaya başlamadan önce normalde IP adresinin sahibinin fiziksel adresini sorgulayan gelen bir yayın yaparlar ( broadcasting ). IP adresine sahip bilgisayar kendi fiziksel adresini içeren bir mesajı istemci bilgisayara gönderir ve böylece gerçek veri gönderimi bu adres üzerinden yapılmış olur.
IP ROUTİNG
Paketlerin net ortamında yönlendirilmesi ve gönderilmesi işlemi Internet Protokolünün görevidir. Paketlerin üzerlerinde yazılı olan adreslere bakarak bunu bir yönlendirme tablosundaki bilgilerle karşılaştırır ve yönlendirmeyi yapar. Bu tablonun oluşturulması görevi ise routing protocolün görevidir. Routing protokolün de çeşitleri vardır ama bunlardan sadece bir tanesi internet yönlendirme domainleri arasında bilgi alışverişi yapar.
ICMP
Internet Control Message Protokol bu protokol internet protokolün veri iletişimi sırasında beklenmedik bir olay gerçekleşmesi halinde göndereni uyarma görevi üstlenmiştir. ICMP mesajlarına örnek verecek olursak :
Destination Unreachable : Bu mesaj varış noktası olan hostun erişilmez olduğunu belirtmek için kullanılır. Yani alıcının bulunduğu ağ tanımsız ya da ulaşılamaz haldedir.
Echo And Echo Reply : Bu iki mesaj türü alıcının erişilebilir olup olmadığını anlamak için kullanılır. Gönderen bilgisayar alıcıya veri içeren bir echo mesajı atar. Karşılığında alıcı bilgisayardan cevap yani echo reply gelirse , alıcı bilgisayarın ağ üzerinde erişilebilir olduğunu gösterir.
TCP
Daha önce de belirtildiği gibi veriler küçük paketlere ayrılıp gönderilirken değişik yollardan ve değişik sıralar ile gönderilirler. Bu paketlerin sıralamasını sağlayan protokolün adı TCP (Transmission Control Protokol)`dir. Örneğin bize gelen herhangi bir veri önce paketlere ayrılır. Bu paketleme işlemini gerçekleştiren TCP aynı zamanda bu paketleri sırası ile numaralandırır ve adreslendirir ve IP katmanına gönderir. Artık gönderme işlemi sadece internet protokolünün elindedir. Paketler yola çıktıktan sonra birbirlerinden ayrılır ve farklı yönleri takip ederler. Bilgisayarımıza ulaştığında bizim bu paketleri bir bütün olarak ve tam sırasıyla görmemizi sağlayan gene TCP`dir. Aynı zamanda TCP/IP `nin en güvenilir protokol olmasını sağlayan işlevi de yerine getirir. Paketlerin belirli bir kısmı ulaştıktan sonra eğer paket sağlam ise TCP bize bir onay gönderir. Eğer paketlerde bir sorun var ise , bu onay gelmez ve biz bu verileri baştan göndermek zorunda kalırız. Yani diğer protokollerden farkı paketlere bir şey olması halinde biz bunu mutlaka biliriz ve eksikleri tekrardan göndermek suretiyle iletişimi kesin tamamlamış oluruz.
UDP
User Datagram Protokol TCP`nin aksine az güvenilir ama daha hızlı olmayı amaçlayan bir protokoldür. Bazı basit istem ve cevap ile işleyen uygulamalarda kullanılması işlemin daha hızlı gelişmesini sağlar. UDP`nin yaptığı paket üzerinde bulunan IP numarasını yanına bir adet port numarası eklemek ve böylece uygulamaların çalışması için gereken socketleri oluşturmak. İnternet`i oluşturan TCP/IP`nin bir başka katmanında bulunan bazı protokol ve uygulamalar da şöyledir:
TELNET: ? Telecommunication Network ? ibaresinin kısaltılmışı, kullanıcıya başka bir hosta bağlanıp ağ üzerindeki diğer hostlara ulaşma imkanı veren bir terminal protokolü
FTP: ? File Tranfer Protokol? kullanıcıya kendi bilgisayarı ile başka bir bilgisayar arasında dosya transferi yapabilmesine olanak veren bir protokol
ARCHİE: Kullanıcıya kayıtlı tüm anonymous FTP sunucularında belirli bir dosyanın adını aramasına olanak veren bir araç.
GOPHER: İnsanlara mönü bazlı ve hiyerarşik bir arayüz kullanarak veri repositories arasında arama yapılmasına olanak verev bir araç
SMTP: ?Simple Mail Transfer Protokol? internet üzerinde elektronik olarak posta alım ve gönderimini sağlayan standart bir protokol. SMTP internet üzerindeki e-posta sunucuları arasında ve herhangi bir bilgisayardan e-posta sunucuları arasında ve herhangi bilgisayardan e-posta sunucusuna posta ulaşmasını sağlar.
HTTP: ?The Hypertext Transfer Protokol? internet üzerinde bilgi değişimini sağlayan baz protokol. WWW üzerinde bilgiler kullanıldığı sisteme bakmaksızın HTML formatında yazılır ve her sistem bu formatı tanır.
FİNGER: Diğer kullanıcıların ya da hostların internet üzerindeki durumunu öğrenmek için kullanılır.
POP: ?The Post Office Protokol? bir kullanıcının e-posta programı ile e-posta sunucu arasındaki POP e-posta sunucusundan istemciye postaların alınmasını ve kullanıcıların kendi posta kutularını yönetmelerine olanak verir.
DNS: ?The Domain Name System? internet üzerinde bulunan isimleri ve bunlara ait IP adreslerini düzenler. Aynı zamanda posta ve isim sunucularını da alan adları ilişkilendirir.
SNMP: ?The Simple Network Management Protokol? TCP/IP bazlı network araçlarını yönetmeye yönelik prosedürleri ve veritabanlarını belirler. SNMP (RFC 1157) is widely deployed in local and wide area network
PİNG: ?The Packet Internet Groper? , bir sistemdeki kullanıcıya diğer bağlı bilgisayarların durumu ve mesajlaşma süresinde yaşanan gecikmeleri öğrenmesine olanak verir. ICMP Echo mesajlarını kullanır.
Whois/NICKNAME: Kullanıcıya internet üzerindeki ?domain? ve ?domain?`ler hakkındaki irtibat bilgilerini derleyen veri tabanlarında arama yapma olanağı verir.
TRACEROUTE: Paketlerin uzaktaki başka bir bilgisayara giderken ki yolunu takip edip öğrenmeye yarayan bir araçtır.

Link değişimi iki sitenin birbirine karşılıklı olarak link (bağlantı) vermesidir. Link değişiminin amacı sitenin arama motorlarında popülerliğini arttırmaktır.
Bu değişimler sayesinde arama motorlarında daha üst sıralara çıkma şansınız artar.

Hangi sitelerle link değişimi yapmalıyım ?

Link değişiminde dikat edilmesi gerekenlerden biride, kendi sitenize benzer içerikte sitelerle link değişimi yapılmasıdır. Çünkü en çok benzer içerikli sitelerden alınan linklerin faydası vardır.Örnek olarak
oyun içerikli siteniz varsa, oyun içerikli sitelerle link değişimi yapmanızın daha çok faydası olur.

Link değişimi nasıl yapılır ?

Link değişimi yapacağınız siteye aşağıdaki şekilde bir kod vermeniz gerekir.

<a href="http://Site adınız" title="başlığınız" target="_blank">Başlığınız</a>

Yukarıdaki kodda site adınız yazan yere kendi sitenizin linkini yazmalısınız. Başlığınız yazan yerede arama motorlarında yükselmek istediğiniz kelime ya da kelimeleri yazın. Bu kelimeleri yazarken site başlığı ile uyumlu olmasına dikkat edin.
yukarıdaki kodu kendinize göre düzenledikten sonra link değişimi yapacağınız siteye - kişiye vermelisiniz. Karşı tarafta size buna benzer bir link verecektir. Sizde, size verilen linki kendi sitenize, karşı tarafta sizin linkinizi kendi sitesine eklemelidir.
Linkler genelde footer denilen sitenin enl altı veya header denilen sitenin en üstüne yerleştirilmelidir. Kendi kodunuzu hazırlarken Title kısmındaki kelimeleri kısa tutmalısınız. Çünkü bu kelimeleri çok fazla tutmanız sizin ve siteniniz zararına olabilir. Çünkü
arama motorları sizin sitenizi istenmeyen site konumuna düşürebilir. Title kısmını olabildiğince kısa tutmaya özen gösterin.
Bunun dışında daha kolay link değişimi imkanları sunan sitelerde vardır. Bu sitelere öncelikle, kaydınızı yapıp daha sonra size verdiği kodu sitenize eklersiniz. Daha sonra mail adresinize gelen varsa aktivasyon kodu ya da şifrenizle işlemleri yapabilir ve güncellemeler yapabilirsiniz.
Sitenizin eklenip eklenmediğide size mail yoluyla bildirilir. Bu sitelere google'dan ulaşabilirsiniz.

Link değişimi kaça ayrılır ?

Link değişimi 'Düz Link Değişimi' ve 'Çapraz Link Değişimi' olmak üzere ikiye ayrılır.

Çapraz link değişimi yapmak daha iyidir. Düz link değişimi arama motorları tarafından pek sevilmeyen bir değişim çeşididir. Bu link değişimlerinde arama motorları link değişimi yapıldığını anlıyor ve sitenizi yükseltmek yerine düşürebiliyorlar.

Düz link değişimi : İki sitenin birbirleriyle link paylaşımıdır.

Çapraz link değişimi : 1 numaralı site, 2 numaralı sitenin linkini yayınlıyor.3 numaralı site ise 1 numaralı sitenin linkini yayınlıyor. Bu tür link değişimi google tarafından anlaşılmadığı için daha mantıklıdır.

Her siteyle link değişimi yapılırsa ne olur ?

Link değişimi arama motorlarında daha iyi bir konumda, üst sıralarda olabilmek için yapılır. Yaptığınız her link değişiminde sitenizden bir link çıkışı yapmış olursunuz. Yani yayınladığınız her link için, sitenizden bir link çıkışı olur.
Link çıkışı sayısı arttıkça, sitenizin arama motorlarda yükselmesini zorlaştırabilir. Bunun için link değişimi yaparken fazla değişim yapmamanız yararınıza olur. Sizin sitenizde link çıkışı fazla yok fakat değişim yaptığınız sitede link çıkışı çoksa bu da sizin yararınıza olmaz.
Çünkü; link aldığınız sitenin değeri, o sitede kaç link çıkışı varsa o sayıya bölünür ve size yollanır. Bu sebepten Link çıkışı az olan siteleri tercih etmeniz sizin yararınıza olacaktır.

Sitenizin değerleri nelerdir ?

Yaptığınız her link değişiminde, değişim yaptığınız siteden bir ''backlink'' almış olursunuz. BackLink bir sitenin size verdiği linktir. Bu link arama motorlarına sizin sitenizi önerir. Arama motorlarınca sevilen sitelerden aldığınız backlink'ler arama motorlarında değerinizi yükseltebilir. Arama motorlarında
yüksek sıralarda olan sitelerle link değişimi yapmak sizin yararınıza olacaktır. Arama motorları arasında google'da en yüksek pagerank'a sahip sitelerden alınmış pageranklar dikkate alınır.

Pagerank nedir ?

Pagerank teriminin türkçe karşılığı ''Sayfa Değeri'' dir. Pagerank Google tarafından geliştirilmiş bir sistem olup, sadece google'da geçerlidir. Tüm siteleri 0'dan 10' a kadar sıralayan bir sisteme dayanır. Bir sitenin pagerank değeri ne kadar yüksekse Google'nin o siteye verdiği önem o kadar fazladır. Daha öncede söylediğim gibi
pagerank diğer arama motorları tarafından değerlendirilmez, yalnız google'ye özgüdür.

Sitemin pagerank değerini nasıl öğrenebilirim ?




adresinden sitenizin pagerank değerlerini öğrenebilirsiniz.

NOT : Çok fazla link değişimi sitenize zarar verebilir. Çünkü biranda yapılan backlink artışları sitenizi arama motorlarında istenmeyen site durumunua düşürebilir ve sitenizi arama sonuçlarından kaldırabilirler.

Internet: TCP/IP tabanlı herkese açık ağdır. Özel bir ağ olmayıp, kimseye ait değil ve kimse tarafından kontrol edilemez.
TCP/IP: (Transmission Control Protocol / Internet Protocol) Ağ ortamında bilgisayarların iletişimini sağlayan protokoldür. İlk olarak Amerikan Savunma Bakanlığı tarafından hazırlanmış ve 1970 in sonlarında genel kullanım için geliştirilmiştir.
İntranet: Bir firmanın kendi iletişim alanı içerisindeki ağ ortamında bilgisayarlar arası iletişime verilen addır. Internet`in özel bir versiyonudur.
World Wide Web: Bir web browser kullanılarak görüntülenebilen Internet`in grafiksel yüzüdür.
Web Page (Web Sayfası): Internet üzerinde görüntülenebilen her dosya web sayfasıdır. Web sayfası ASCII karakterleri kullanılarak yazılan HTML denen bir işaretleme dili ile yazılır.
Web Browser (Web Tarayıcısı): World Wide Web üzerinde bulunan sayfaları yükleyip görüntülemeyi sağlayan program.
Web Server: HTML sayfalarını Web Tarayıcınıza gönderen Internet üzerindeki sunucu makinelerde çalışan programdır. Web Serverlar günümüzde HTML nin daha gelişmişi olan CGI (Common Gateway Interface), ASP (Active Server Page) vs gibi sayfaları da istemcilere gönderebilmektedir.
HTML: (Hyper Text Markup Language) Web Sayfası hazırlama dilidir. Metinlerin görünümünü, konumunu vs. şekillendirmek için metin ve etiketlerle (yani etiketlerle) kontrol edilen oldukça basit bir işaretleme dilidir.
URL: (Uniform Resource Locator) Internet üzerideki adreslerin genel adıdır. Mesela Web Sayfamızın URL`sidir.
Hyperlink: Tıklandığında bağlı olduğu diğer bir sayfanın açılmasını sağlayan bir bağlantıdır.
Hotspot Area: Tıklanabilir alandır.
HTTP: (Hyper Text Transfer Protocol) HTML sayfalarının Web tarayıcınıza aktarılmasında kullanılan protokoldür.
FTP: (File Transfer Protocol) Internet üzerinden dosya aktarımını sağlayan protokoldür. Örneğin sitemizin FTP sinin URL`sidir.
ISP: (Internet Service Provider) Internet Servis Sağlayıcı
DNS: (Domain Name Server=Alan Adı Sunucusu): Web sitelerinin alan adlarının hangi IP`ye yönlendirileceğinin saklandığı sunucudur.







Bunlar da sql

1.2.A.Tablolar : Bir yani günlük hayattaki &#8216;liste` kavramı, satırlardan ve sütunlardan oluşur. Mesela Kitap listemizi(yani Kitap tablomuzu) ele alacak olursak, her bir satırda bir kitaba ait bilgiler yer almaktadır.

Alan(Field): Yapılandırılmış bilginin her bir kısmını saklamak üzere yapılan tanımlamadır.

Her bir alan, yapılandırılmış verinin bir birimini tutmak üzere tanımlanır. Her bir sütunun adı ile birlikte diğer bilgilerinin(en fazla kaç birimlik bilgi bu hücrede saklanabilecek, ne tür bilgi saklanacak vs.) ortaya koyduğu tanıma alan denir.

Satır(Row) : Bir tabloda yer alan her bir kayıt bir satıra karşılık gelir. Örneğin Kitap tablosunda her bir satırda farklı bir kitap hakkındaki bilgi yer almaktadır.

Sütun(Column) : Tablolar dikey sütunların yan yana gelmesiyle meydana gelmiştir. İlk sütunda kitap numaraları, ikinci sütunda kitap isimleri, üçüncü sütunda, ISBN numaraları yer almaktadır.

Kayıt(Record) : Yapılandırılmış verilerden her birine bir kayıt denir. Yani, alan bilgileri ile birlikte her bir satır bir kayıttır. Bir kitap bilgisini ele alacak olursak,

Bir kayıttır. Kayıt ile satır arasındaki temel , kayıt ile kastedilen yapının sütunlar hakkındaki bilgileri de içermesidir.

Veri Tipi(Data Type) : Bilgisayar, kayıtları yapısal olarak tutarken, onların yapıları hakkında fikir sahibi olabilmek için bazı özelliklerinin önceden tanımlanması gerekir. Örneğin, kitap numarası alanının mutlaka bir tam sayı olacağını, Kitap adının harf ya da rakamlardan oluşacağını anlatmamız gerekir. Bir veritabanı oluşturulurken, her bir alanın tipinin ne olacağı tanımlanmak zorundadır. Bir alana tamsayı mı yoksa harf mi; tarih mi yoksa ondalıklı bir sayı mı geleceği ancak tanımlandıktan sonra kayıt girilebilir.

Ayrıca, bir alanın uzunluğu ne kadar olacak, harf girilebiliyorsa en fazla kaç harf girilebilecek, rakam ise en fazla kaç basamaklı olabilir... türden soruları yanıtlamak için de yine VTYS bir alan için veri tipi belirlememizi ister. Bir alan için hangi tip seçeneklerimizin olduğunu ilerleyen kısımlarda öğreneceğiz.

Zorlayıcı(Constraint) : Herhangi bir alan için girilebilecek verileri kısıtlayıcı kurallara Zorlayıcılar denir. Kullanıcı, zorlayıcının istediği şekilde veri girmezse, VTYS hata verir. Böylelikle veritabanına kullanıcının keyfi değerler girmesi önlenmiş olur. Örneğin, kitap listemizde yer almayan bir kitabı ödünç vermeye kalktığımızda hata verecek bir kısıtlama tanımlayabiliriz.
İki ana grup zorlayıcı vardır; programlanabilir zorlayıcılar ve tanımlanabilir zorlayıcılar. İleride detaylandırılacaktır.

Anahtar(Key) : Anahtar bir veya birden fazla alanın bir satır için niteleyici olarak girilmesi için tanımlanan özel bir çeşit zorlayıcıdır. Tekrarlamayacak bir anahtar alan tanımlandığında, Bu anahtar alana birincil anahtar alan denir. Primary Key, , Foreign Key gibi türeleri vardır.


Fake Pr Nedir? Nasıl Yapılır? Nasıl Anlaşılır?

Fake Pr Nedir?
Fake pagerank adı üstünde sahte pagerank değeridir.Sitemize gelen googlebot larını kandırarak fake pr yapılabilir.Ve tüm google toolbarlarında bu fake değer görünür.


Nasıl yapılır?
Yapılışı benim bildigim kadarıyla iki yol mevcuttur.
Birincisi sayfa koduna yerleştirilen googlebot u kandırma amaçlı php kodudur.
<?php
if (strstr($_SERVER['HTTP_USER_AGENT'], "Googlebot")) {
header("HTTP/1.1 301 Moved Permanently");
header("Location: http://www.belgeler.org/");
exit;
}
else {
//normal sayfa kodumuz
};
?>


Görüldüğü gibi googlebot geldiği zaman direk belgeler.org a yönlenerek onun pr değeri okutulmakta ve bunun sonucunda sayfamız belgeler.org un pr değeri olan pr7 yi almakta.
İkinci yol ise direk prli domaini prsiz domaine yönlendirme yada tam tersi prsiz domaini pr li domaine yönlendirme.
Nekadar sürede sitem pr değeri kazanır diye bir soru soracak olursanız bende tam emin değilim ama 1-3 hafta arası sürebilir.

Veritabanı nedir? Bu yazımda sizlere veritabanı nedir onu anlatmaya çalışacağım. PHPNuke, PostNuke diyoruz ama bu iki portal sistemi de veritabanı kullanıyor. Peki acaba kimler veritabanını biliyor? Bana ve arkadaşlarıma gelen mesajlar bu durumu iyice ortaya çıkardı. Bazı kişilere kalkıp şunu yap, ondan sonra bunu yap demek kolay ama bilmediğiniz bir nokta var. Bu kişi veritabanı nedir bilmiyor ki!

Veritabanı neye benziyor biliyor musunuz? Eğer Microsoft Office yada OpenOffice kullandı iseniz tablolama yazılımını bilirsiniz. Örneğin Excel de nasıl satır ve sütunlar varsa veritabanı da aynı şey diyebilirim. Biraz kafanız karışmış olabilir.

Web tasarımında perl gibi dillerle çeşitli dosyalara eklemeler yapma, dosyadaki verileri okutmayı yada veri silmeyi duymuşsunuzdur. En basit şekilde bir sayfa sayacı bu şekilde olabilir. Yani bir dosya oluşturursunuz, onun içine bir sayı yazarsınız. Sonra bir script yardımı ile bu dosyadaki sayıyı her ziyaretçi gelişince okutur, ekleme yaptırır ve sayfaya son halini yansıtırsınız.

Elinizde çok miktarda bilgi olduğunu düşünün. Bu bilgileri bir düz yazı dosyasında saklamak bir yere kadar mümkündür. Bir de bırakın verinin çok yada az oluşunu, düz yazı dosyası şeklinde bu veriyi saklayıp, daha sonra istediğiniz zaman düzenlemeye yada değiştirmeye kalkmak bir deveye hendek atlakmaktan zordur. Durum böyle olunca çözüm veritabanı oluyor. Başka bir açıdan daha bakalım. Site trafiğiniz yüksekse, dosyalar üzerinde açma, kapama veri okuma, veri yazma gibi işlemlerde sunucunuz yerlerde sürünür. Açıkçası veri dosyaları ile çalışmak sitenin efektifliğini ve dinamik yapısını bozan bir etkendir. Çözüm yine aynı veritabanı sunucusu kullanmak. Veritabanı sunucusu olarak hemen aklıma, Office'den bileceğiniz access, Ms-Sql, PostgreSQL, InterBase, mSQL, Oracle, SyBase ve tabii ki mySQL geliyor. Bunlara database engine ( yani veritabanı motoru ) adı verilir. Bu bilgilerden sonra gelelim veritabanı üzerinde detaylı bilgilere. Veritabanı sunucusu birbirinden bağımsız birçok veritabanını bünyesinde barındırabilir. Her bir veritabanının tabloları olur ve veriler bu tablolarda saklanır. Structured Query Language (SQL) yani türkçesiyle yapısal sorgulama dili adı verilen veritabanı sorgulama dili ile tablolar sorgulanabilir, üzerinde veri ekleme, silme ve değiştirme gibi işlemler yapılabilir. Bir veritabanındaki veriler tablolarda tutulur. Şöyle bir yapı mevcuttur. Aşağıdaki şekilde mysql veritabanındaki tabloları görüyorsunuz.

+-----------------+| Tables_in_mysql |+-----------------+| columns_priv || db || func || host || tables_priv || user |+-----------------+SQL, veritabanları ile iletişimde bulunmak için geliştirilen standart bir dildir. SQL komutlarına ilerde değineceğim. Peki tabloların içerisi nasıldır? Satır ve sütunlar mevcuttur. Sütunların her biri farklı veri tutabilir. Şimdi nukeden örnek vereyim. nuke_main tablosu şu şekildedir.

+-------------+| main_module |+-------------+| Bos |+-------------+Yukarıda göreceğiniz gibi nuke_main tablosunda main_module sütunun adını tanımlayan bir alan ve Bos ise bu sütunun içeriğidir. Başka bir veritabanı tablosunun içeriğine bakalım. Bu tablomuz nuke_session olsun. Bu tablomuzun yapısı ve içeriği ise şu şekilde.

+-----------+------------+-----------+-------+| username | time | host_addr | guest |+-----------+------------+-----------+-------+| 127.0.0.1 | 1040062479 | 127.0.0.1 | 1 |+-----------+------------+-----------+-------+Burada göreceğiniz üzere bu tabloda ise 4 tane sütun var. Bunlar sırayla, username, time, host_addr ve guest adındadırlar. İçeriğini görüyorsunuz. Burada time anlaşılacağı üzere bir zaman. Ancak zamanı değil anlamsız sayıları gösteriyor değil mi? Bu bir hata değildir. PHP tarih ve saat verisini sunucudan epoch adı verilen bir formatta okur. Bu veriyi biz düzenler ve anlaşılır hale getiririz. Yukarıdaki iki tabloda da sadece tek veri vardı. Şimdi birden fazla verinin bulunduğu nuke_access tablosunun içeriğini vereyim.

+-----------+-----------------+| access_id | access_title |+-----------+-----------------+| -1 | Deleted || 1 | User || 2 | Moderator || 3 | Super Moderator || 4 | Administrator |+-----------+-----------------+Sizlere elimden geldiğince veritabanı nedir, nasıl yapıdadır gibi bilgiler vermeye çalıştım. Umarım anlaşılmıştır.

Anchor web tasarımcılarına tarayıcıya (Browser) bir url girildiğinde sayfanın direkt anchor olarak işaretlenmiş yere gidilmesini / zıplamasını sağlayan bir HTML ögesidir.


Örnek olarak ornek.com ' u alalım. Bu adreste varolan bir deneme.html dosyasının alt tarafında aşağıdaki kodun olduğunu varsayalım:

<a name="arabaslik">Ara Başlık </a>

veya basitçe :
<a name="arabaslik"></a>

da olabilir.

Eger tarayıcınızda (Browser) ornek.com adresi girilirse, tarayıcı (Browser) direkt olarak sayfada yukardaki kodun olduğu bölüme gider/zıplar.



Anchor / Çapa Tanımlaması

Anchor ilk karakteri harf olmak kaydıyla aslında her ismi alabilir. İlk karakterden sonra rakam da kullanılabilir. Anchor 'un (Çapa) çok uzun olmamasına dikkat ediniz yoksa tarayıcı (Browser) tarafından kesilip işlevini görememe söz konusu olabilir. Anchor kullanırken boşluk kullanılmasına izin verilmiyor. Anchor'da özel işaret olarak sadece alt çizgi (_), çizgi (eksi) (-) , iki nokta üstüste ( ve nokta (.) kullanılabilir.




Anchor (Çapa) Kullanarak Optimize Etme

Sayfaların anchor kullanılarak arama motoru optimizasyonu için kullanılıp kullanılmayacaği çogu zaman söz konusu olmuştur. Temel olarak bu mümkün değildir.


Eğer tarayıcımızda (Browser) ornek.com adresini çağırırsak sadece ornek.com sayfasına istekte bulunulmuş olur. Anchor server tarafından dikkate alınmaz ve dolayısıyla kullanılmaz.

Javascript ile bir çalışma yapmak mümkün olabilir ama pek tavsiye edilmez. Harcanacak zamanla getirecegi faydası arasında çok fark vardır.







Arkadaşlar bir bölümünü başka sitelerden aldım bir bölümünü forumdan aldım derledim buyrun öğrenin :D


 
Biraz uzun ama teşekkürler :D
 
Paylaşım İçin Teşekkürler.
 
Rica ederim.
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst