- Katılım
- 7 Eki 2010
- Konular
- 9,213
- Mesajlar
- 34,101
- Reaksiyon Skoru
- 4,131
- Altın Konu
- 1
- TM Yaşı
- 15 Yıl 8 Ay 15 Gün
- Başarım Puanı
- 400
- MmoLira
- 183
- DevLira
- 0
HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
Biyoenformatik araştırma alanı bilgisayar bilimleri, matematik ve istatistik gibi hesaplamalı bilimlerin moleküler biyoloji ve genetik problemlerine uygulanması olarak tanımlanabilir. Son yıllarda biyoteknoloji ve nanoteknoloji gibi alanlarda yaşanan çok önemli gelişmeler 21. yüzyılda canlıların yaşamı ile ilgili hayal edilmesi güç detaylarda bilgi sahibi olma yönünde insanlığı umutlandırmıştır. Yaklaşık 60 yıl önce DNAnın çifte sarmal yapısının keşfedilmesinden bu yana en heyecan verici gelişme, milenyumun başında insanın genom sekansının elde edilmesi olmuştur
1995te ilk canlının tamamlanmış genom sekansının elde edilmesinden bu yana geçen sürede binlerce canlı türünün tüm genom sekansları tamamlanmış ve dünyanın çeşitli yerlerinde binlerce araştırmacı tarafından bu sayı arttırılmaya çalışılmaktadır
Organizmaların yaşam mekanizmaları ile ilgili bütün bilgiyi içeren ve nesilden nesile aktarılan bu kodun elde edilmesi, bir bilgisayar tutkununun en sevdiği programın kaynak kodunu bulmasına benzetilebilir. Tabii ki, buradaki önemli bir fark genomların içerdiği bilginin ne anlama geldiğini anlatan, Kendinize 20 günde Genom++ öğretin gibi bir kitabın bulunmamasıdır. Genomun yapısının bilgisayar bilimleri ile benzeşen ve bilimsel olarak oldukça ilginç bir özelliği, tamamen kesikli (İng. discrete) bir içeriği olmasıdır. Yani insan genomu dediğimiz 3.2 milyar harften oluşan
Bir karakter dizisinden başka birşey değildir. Yani bir ASCII txt dosyasına yazılabilecek ve 1 DVDye rahatlıkla sığabileck bu bilgi insanın bütün karmaşıklığını, büyüme sürecini, zekâsını, yakalanabileceği hastalıkları, kısacası insanın her şeyini içermektedir. Tam anlamıyla insanın kaynak kodudur. Ama ne yazık ki bilmediğimiz dilde yazılmış bir kaynak koddur. İşte biyoenformatik alanının çözmeye çalıştığı problem bu kaynak kodun en iyi şekilde anlaşılması, başka kaynak kodlar ile olan benzerlikleri ve farklılıklarının bulunmasıdır. Bu, insanlar arası karşılaştırma ya da farklı organizmalar arası karşılaştırma problemleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Sadece biyoenformatik alanında değil yaşam bilimlerinde son yıllarda yapılan araştırmaların önemli bir bölümü, elde edilen genom sekanslarının içeriği hakkında daha fazla bilgi edinmeyi amaçlamaktadır. Bu alanın ortaya çıkardığı problemler bilgisayar bilimleri açısından da oldukça zor problemlerdir. Mesela bir proteinin yapısının bir protein sekansı ile hizalanması probleminin NP-complete bir problem olduğu gösterilmiştir
Genom sekanslarına ek olarak, yüksek çıktılı teknolojiler sayesinde birbiri ile örtüşen ya da birbirini tamamlayan birçok verisetleri üretilmektedir. Bu durum son yıllarda yaşam bilimlerinde şimdiye kadar görülmemiş büyüklükte bir veri birikimine yol açmıştır5. Biyoenformatik alanı bu verilerin organizasyonu, anlaşılabilmesi, bu verilerden biyolojik süreçlerin modellerinin elde edilmesi ve yeni çıkarımlarda bulunulabilmesi için son derece önemlidir. Bu nedenle veri tabanları, veri madenciliği, algoritmalar, görselleştirme, simülasyon, yapay zeka gibi birçok farklı bilgisayar bilimi alt alanı biyoenformatik problemlerini çözmekte kullanılmaktadır. Fakat bunun yanında istatistik, matematik gibi bilimlere de oldukça ihtiyaç duyulmaktadır. Önümüzdeki yıllarda yaşamın sırlarının hücre seviyesinde ortaya çıkarılması Biyoloji, Bilgisayar Bilimleri, Matematik, İstatistik, Fizik, Kimya gibi farklı bilimlerden araştırmacıların birlikte çalışmaları ile mümkün olacaktır. Birçok hastalığın nedenleri, biyolojik mekanizmaları moleküler seviyede anlaşılabilecek ve yeni ilaç geliştirme süreçleri hızlandırılabilecektir.
1995te ilk canlının tamamlanmış genom sekansının elde edilmesinden bu yana geçen sürede binlerce canlı türünün tüm genom sekansları tamamlanmış ve dünyanın çeşitli yerlerinde binlerce araştırmacı tarafından bu sayı arttırılmaya çalışılmaktadır
Organizmaların yaşam mekanizmaları ile ilgili bütün bilgiyi içeren ve nesilden nesile aktarılan bu kodun elde edilmesi, bir bilgisayar tutkununun en sevdiği programın kaynak kodunu bulmasına benzetilebilir. Tabii ki, buradaki önemli bir fark genomların içerdiği bilginin ne anlama geldiğini anlatan, Kendinize 20 günde Genom++ öğretin gibi bir kitabın bulunmamasıdır. Genomun yapısının bilgisayar bilimleri ile benzeşen ve bilimsel olarak oldukça ilginç bir özelliği, tamamen kesikli (İng. discrete) bir içeriği olmasıdır. Yani insan genomu dediğimiz 3.2 milyar harften oluşan
Bir karakter dizisinden başka birşey değildir. Yani bir ASCII txt dosyasına yazılabilecek ve 1 DVDye rahatlıkla sığabileck bu bilgi insanın bütün karmaşıklığını, büyüme sürecini, zekâsını, yakalanabileceği hastalıkları, kısacası insanın her şeyini içermektedir. Tam anlamıyla insanın kaynak kodudur. Ama ne yazık ki bilmediğimiz dilde yazılmış bir kaynak koddur. İşte biyoenformatik alanının çözmeye çalıştığı problem bu kaynak kodun en iyi şekilde anlaşılması, başka kaynak kodlar ile olan benzerlikleri ve farklılıklarının bulunmasıdır. Bu, insanlar arası karşılaştırma ya da farklı organizmalar arası karşılaştırma problemleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Sadece biyoenformatik alanında değil yaşam bilimlerinde son yıllarda yapılan araştırmaların önemli bir bölümü, elde edilen genom sekanslarının içeriği hakkında daha fazla bilgi edinmeyi amaçlamaktadır. Bu alanın ortaya çıkardığı problemler bilgisayar bilimleri açısından da oldukça zor problemlerdir. Mesela bir proteinin yapısının bir protein sekansı ile hizalanması probleminin NP-complete bir problem olduğu gösterilmiştir
Genom sekanslarına ek olarak, yüksek çıktılı teknolojiler sayesinde birbiri ile örtüşen ya da birbirini tamamlayan birçok verisetleri üretilmektedir. Bu durum son yıllarda yaşam bilimlerinde şimdiye kadar görülmemiş büyüklükte bir veri birikimine yol açmıştır5. Biyoenformatik alanı bu verilerin organizasyonu, anlaşılabilmesi, bu verilerden biyolojik süreçlerin modellerinin elde edilmesi ve yeni çıkarımlarda bulunulabilmesi için son derece önemlidir. Bu nedenle veri tabanları, veri madenciliği, algoritmalar, görselleştirme, simülasyon, yapay zeka gibi birçok farklı bilgisayar bilimi alt alanı biyoenformatik problemlerini çözmekte kullanılmaktadır. Fakat bunun yanında istatistik, matematik gibi bilimlere de oldukça ihtiyaç duyulmaktadır. Önümüzdeki yıllarda yaşamın sırlarının hücre seviyesinde ortaya çıkarılması Biyoloji, Bilgisayar Bilimleri, Matematik, İstatistik, Fizik, Kimya gibi farklı bilimlerden araştırmacıların birlikte çalışmaları ile mümkün olacaktır. Birçok hastalığın nedenleri, biyolojik mekanizmaları moleküler seviyede anlaşılabilecek ve yeni ilaç geliştirme süreçleri hızlandırılabilecektir.
- Katılım
- 20 Şub 2011
- Konular
- 1,742
- Mesajlar
- 16,973
- Reaksiyon Skoru
- 1,920
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 15 Yıl 3 Ay 28 Gün
- Başarım Puanı
- 265
- MmoLira
- -326
- DevLira
- 0
Paylaşım İçin Teşekkürler.
- Katılım
- 28 Nis 2010
- Konular
- 3,895
- Mesajlar
- 68,415
- Online süresi
- 11d 9h
- Reaksiyon Skoru
- 2,784
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 16 Yıl 1 Ay 21 Gün
- Başarım Puanı
- 499
- Yaş
- 29
- MmoLira
- 1,155
- DevLira
- 0
Paylaşım için teşekkürler 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)
Benzer konular
- Cevaplar
- 3
- Görüntüleme
- 103
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 49



