- Katılım
- 22 Nis 2010
- Konular
- 3,088
- Mesajlar
- 47,898
- Online süresi
- 3g 989s
- Reaksiyon Skoru
- 5,352
- Altın Konu
- 0
- Başarım Puanı
- 428
- TM Yaşı
- 16 Yıl 1 Gün
- MmoLira
- -488
- DevLira
- 0
Metin2 EP, Valorant VP dahil tüm oyun ürünlerini en uygun fiyatlarla bulabilir, Item ve Karakterlerinizi hızlıca satabilirsiniz. HEMEN TIKLA!
Diğer ülkelerde olduğu gibi, ülkemizdeki önyargısız gerçek bilim adamları da, dünya dışında canlılar ve zeki yaratıklar olması, gerektiği konusunda birleşmektedirler. Yıllardır ülkemizde olagelen ve bu yapıta ancak çok az bir kısmını alabildiğimiz uçan daire olayları aynı zamanda, sadece teorik, planda bile var oldukları giderek kabul edilebilen dünya dışı zekaların, pratik planda karşı konulmaz kanıtları olmaktadır.
Prof. Melih Koçer: Uzaylılar ve Uçan Daireler
Gezegenlerle münasebete geçmek fikri yeni değildi!'
Birinci Dünya Savaşı'ndan evvel' bir Rus astronomu, Büyük Sahra'ya veya Sibirya'ya büyük geometrik şekillerin çizilmesini teklif etmiştir. Merihliler tarafından görülecek olan bu şekillere, onların da cevap verecekleri ve bu suretle iki Gezegenin bir haberleşme sistemiyle münasebete geçirilebileceğini düşünmüştür. Bu teklifin tatbikata intikal ettiğini bilmiyoruz. Şayet böyle bir usul tatbik dahi olunsaydı cevabın tatmin edici olabileceğini düşünmek için bir sebep yoktur. Merih'te insan nevinden mahlükların bulunduğuna dair herhangi bir işaret şimdiye kadar tespit edilmiş değildir. Merkür ve Venüs'e gelince, buralarda da zeki canlıların bulunmadığı kuvvetle tahmin olunur.
Bununla beraber, milyarlarca yıldızın kaynaştığı birer feza adası olan 'Galaksi'lerin milyar ve milyarlarcasını barındıran, azamet sembolü Kainatın, milyarlarca köşesinde, bize benzeyen yahut benzemeyen fakat her halde zeki* bir takım canlıların varlığım kabul etmek: mantığa aykırı olmasa gerektir. Bu tip canlıların Kainatta, Dünya'dan başka yerlerde de var olduğu fikri, 'ilim aleminde çok revaç görmeye başlamıştır.
Uçan dairelerin medeni dünyayı nasıl ciddiyetle ve yıllarca meşgul ettiği hatta hala etmekte olduğu malumdur. Başka dünyalardan gelen canlıların varlığını ifade eden bu inanışa, ciddi alimlerin ortaya attıkları diğer tezleride katmak yerinde olur. Bunların arasında Merih Peykleri Delmos ve Phobos'un suni olduğunu ileri süren Rus teorisiyle, Baalbek Mabetleri'nin başka dünya mahluklarının eseri ve Ölü Deniz'in eski bir atom patlamasının bakiyesi olduğu iddiasını ve daha bir çoklarını saymak mümkündür.
Şunu hemen söylemek lazımdır ki, Merih yahut Venüs küreleri üzerinde hayatın bulunmadığına dair bugün için elimizdeki delillerin kifayetsizliğine karşılık, yalnız içinde Dünyamızın da bulunduğu Galaksimizde Saman yolunda- tipik Dünyamız gibi, kendi Güneşleri etrafında dönen en az 15 milyon dünyanın varlığını, teori ve hesap gösteriyor. Dünyamızın benzeri olan bu uzak gezegenlerde yer çekimi, benzer iklim, şartları ve muhtemelen insanların bulunduğunu düşünmemeye sebep görülmemektedir. Madem ki her tekamül, canlıları hayal romanlarının tasavvur ettiği canavarlara değil- insana götürüyor, şu halde Gök kubbede pırıldayan yıldızların çoğunda bizim kadar yahut bizden daha zeki başka hem cinslerimizin varlığını kabul etmek zorundayız. Kozmik kardeşlerimizin, bizim bilgilerimize ve hatta daha üstün ilimlere sahip oldukları ve bize erişmeye çalıştıkları elbette düşünülebilir,
(Bu yazı, Prof. Koçer'ın 'İnsan, Feza ve Ötesi 1962' 'kitabının 138'nci sayfasından alınmıştır.)
Prof. Dr. Muammer Bilge: Biyolojik Evrim ve Uzaylılar
. Yüz yılımızın ikinci yarısında, veya son yıllarda, biyolojik evrim anlayışını tamamlayan önemli bazı fikirlerde, uzay araştırmalarının getirdiği yeni olanaklardan ve yeni görüşlerden doğmaktadır. Şimdi artık, uzayda, başka planetlerde bizimkinden daha ileri uygarlıkların kullanabileceğini, hiç bir bilim adamı reddetmediği gibi; bu ileri uygarIıklardan uzay araçları ile, dünyamıza gelen bazı ziyaretçilerin,buraya yeni türler (ilkel canlı türleri veya hata insan türleri) bırakmış olabileceği, yada dünyamızda mevcut türlerle eşleştirilen uzaylı türlerden burada bazı melezlerin oluşmuş olacağı fikri de gitgide kuvvet kazanmaktadır, Bu fikir daha kesin bır şekilde kanıtlanıp yerteştiği zaman, biyolojik evrim teorisi bozulmuş olmaz; Sadece dünyamızın kendi içine kapanık, «izole», bir ortam olmadığı, evrendeki diğer «canlı dolu» adalarla birlikte ele alınması, biyolojik evrimin sadece planetimiz çapında» değil, . «galaksimiz», hatta «tüm astronomik evrenimiz» çapında düşünülmesi gerektiği anlaşılır.
(Bu yazı, Prof. Bilge'nin, 'Hormonlar Bilgisi' isimli kitabının 376- 377'nci sayfasından alınmıştır.)
Prof. Dr. Abdül Samet Marşoğulu:
Uçan Daireler Gerçek mi?
Gece gökyüzünde görduğümüz yıldızların her birisi yakınında olanlar için birer güneştir. Çok uzak olanları bir kenara bırakacak olursak sayıları yüz milyarı bulur. Garip olmakla beraber yüz milyar güneşten, kendi güneşimizi bir tarafa bırakacak olursak, hiçbirinin etrafında gezegenleri olup olmadığını bilmiyoruz. Fakat basit bir hesap yapabiliriz. Bir milyon yıldızdan yani güneşten yalnız birinin etrafında gezegenleri olsa, Yüz milyar güneş içinde Yüz bin tanesillin gezegenleri var demektir. On güneşten yalnız birinde koşulları dünyamızınkine benzeyen bir gezegen varsa, toplam olarak 'on bin gezegende hayat olmasını umabiliriz.
Yalnız dünyamızda hayat olmasına karşılık zeki canlılar da bulunmasından da on bin gezegenin hepsinde zeki yaratıklar bulunacağını söyleyebiliriz. Doğal olarak bunların insana benzemeleri gerekmez. Bir uygarlık geliştirmiş olmaları ve Alet yapabilmeleri şarttır. Buraya kadar olan düşünüşünülürsede her şey uçan dairelerin gerçek olabileceğinden yana ..Ancak Uçan dairelerin gerçekten var olabilmeleri için daha başka koşulların da gerçeklenmesi gerekmektedir. Bunlar*dan en önemlisi başka dünyalardaki yaratıkların uygarlıklarının bizimki ile çağdaş olmasıdır. Dünyamızda hayatın yüz milyon yıl önce başladığı kabul edilmektedir. İlk canlılardan ilk insana varılması için geçen zaman da hemen hemen bu kadardır. 'Çünkü ilk insanın ortaya çıkışından bugüne kadar sadece birkaç yüz bin sene geçmiştir. İnsan oğlu bu birkaç yüz bin senenin çoğunu mağara adamı olarak geçirmiştir.
Tarih ise ancak beş bin yıl öncesine uzanabiliyor. Uzaya açılma olayının sadece on beş yıllık bir geçmişi var. Henüz bizler için diğer dünyalara seyahat mümkün değil. Fakat böyle bir olasılığı düşünebileceğimiz bir uygarlık seviyesine erişmiş bulunuyoruz. Uçan dairelerin sahiplerinin bizden çok daha ileri bir uygarlık seviyesinde bulunmaları gerekir .. Talihsiz bir savaşla kendi kendilerini yok etmiş olsalar bile bu uygar yaratıcı nesli kaç yıl devam edecektir? Dünyamız dört milyar yıl yaşındadır. Bildiğimiz kadarıyla uygarlığımız sadece beş bin yıldır var. Hayat olduğunu kabul ettiğimiz gezegenlerde uygarlık yüz bin hatta milyon yıl sürse bile milyarlarca yılın içinde bizimki ile çağdaş olması çok zayıf bir olasılıktır.
Eğer gidebilseydik belki de birçok yok olmuş uygarlık kalıntısı bulabilecektik. Veya henüz zeki yaratıkların oluşmadığı canlılar görebilecektik. Uçan dairelerin gerçek olabilmesi için aşılması gereken bir diğer sorun, ünlü bilgin Einstein tarafından ortaya konulmuştu; Einstein' a göre hiçbir cismin hızı ışık hızını aşamaz, Işık hızıyla giden bir uzay gemimiz bile olsaydı, zeki yaratıkların yaşadığı gezegenleri bulabilmemiz yüzbinlerce yıl sürerdi. Hiçbir cisim ışık hızıyla gidemeyeceğine göre böyle bir araştırma milyonlarca yıl sürecektir, Uçan daire tipindeki uzay gemileri ile buna olanak yoktur. Olasılıklar gerçekler değildir. Ayrıca Einsteinda yanılıyor olabilir. Peki o zaman uygarlıkları bizim hayalimizin bile ötesınde olan bu yaratıklar neden aşağıya inip de anlaşma yolu aramıyorlar? Bizleri çok geri buldukları, için şöyle bir bakıp geçiyor olsalar gerek. Bu kadar uzun yol gelip şöyle bir bakıp gitmeye İnsanın aklı ermiyor. Ama aklımızın ermediği o kadar çok şey varki! ( İ. Ü. Fen Fakültesi Astronomi Bölümü'nden Dr. Marşoğlu'nun bu yazısı,28.1.1982'de yayımlandığı gazeteden kısaltılarak alınmıştır.)
Prof. Dr.Hakkı Ögelman:Uzay Uygarlıkları
ODTÜ Fizik Bölümünde öğretim üyesi olan Prof. Ögelman 'ın uzmanlık dalı astrofiziktir. Doktorasını Cornell Üniversitesi'nden almış ve NASA ile ortak bazı projelere katılmıştır. Uzay Uygarlıkları'na ilişkin kendisiyle yapılan bir diyalog, 26 Şubat 1983 tarihinde bir gazetede yayımlanmıştır:
Soru: Geçen yılın sonbaharında ABD'de yayınlanan ve birçok ünlü bilim adamının imzasını taşıyan bir mektup, uzayda hayat olasılığının ciddi ve planlı bir şekilde araştırılması için girişimlerde ve yatırımlarda bulunulmasını öneriyor . Bu durumda sizce bilim adamlarının genelde uzayda hayat olasılığına karşı tavırları nedir?
Yanıt , İlk önce şunu belirtmek gerekir ki bugüne kadar tüm uğraşılara rağmen, uzayda bilimsel düzeyde İnandırıcı , akılcı (veya çok ilkel bir hayat belirtisine rastlanmamıştır . Sadece birkaç çeşit organik molekül saptanabilmiştir; Bu nedenle de konu biraz da bilimin ötesinde, inanç dünyasında yer almaktadır; Ben şahsen uzayda akıllı yaratıklar olduğuna inanıyorum. İnancımın temelinde elbetteki bazı teknik bilgilerde var. Bunu anlatabilmek için biraz uzayın yapısını tanılayalım; Bizim yaşamımızı sürdürdüğümüz dünya güneşimizin etrafında yer alan on gezegenden biridir. Güneşimiz ise Samanyolu dediğimiz yıldız topluluğunun on milyar yıldızından bir tanesi ve de çok tipik bir tanesi. Bizim içinde bulunduğumuz Samanyolu gibi uzayda yaklaşık yüz milyar tane daha Samanyolu; gök adası var; Yani uzayda güneşe benzeyen yıldızlar, yaklaşık birin yanına 20 tane sıfır koyarsak çıkacak sayı kadar. Bu kadar Yıldız arasında bir tek dünyada akıllı uygarlık olduğunu iddia etmek, eskiden olduğu gibi dünyanın evrenin merkezi olduğunu iddia etmek kadar kendini beğenmişliktir.
Soru: Uzayda bizimki gibi veya farklı bir yaşam varsa, bunların sayısı konusunda birşey söylemek mümkün mü?
Yanıt: Konuyu bilimsel bir yaklaşım ile inceleyen bilim adamları evrende şu anda bizim seviyemizde veya daha ileri seviyede kaç tane uygarlık olabileceğinin hesaplarını yapmışlar. Bu hesapları şöyle yapıyorlar. Evrendeki bu kadar güneş gibi yıldızın kaçının etrafında gezegen olabilir? Gezegen olduktan sonra hayatın başlama olasılığı nedir? Evrimin yeterli derecede ilerleyip akıllı hayat oluşturma olasılığı nedir gibi, aslında hakkında çok az bilgimiz olan verileri kullanıyorlar. İşte bu nedenle de kesin bir şey söylemek zorsa da gökadası başına bir ile bir milyon arasında değişen yıldızda bize benzer hayatın olabileceği öne sürülüyor. Hesaplara bir de bizim dünyadaki seviyemize erişmiş bir uygarlığın ne kadar yaşıyabileceği tahmini girmektedir. Örneğin bizim seviyemizdeki bır uygarlık atom bombaları ile yüz sene, içinde kendisini yok mu edecek, yoksa yıldızımız, da güneşin parlamağa devam ettiği milyarlarca sene daha «insanca» yaşamağa devam edecek miyiz? Kötümser düşünürsek, insanların ileri medeniyete erişmesinden birkaç yüz sene sonra kendisini yok edeceğine inanırsak, şu anda uzayda bizim gibi 5-10 medeniyet yaşıyor olabilir sonucu çıkıyor. Eğer akıllı varlıkların geleceğine güvencemiz varsa, bu sayı 5- 10 milyona yükseliyor.
Soru: Evrende bunca akıllı uygarlık bulma olasılığına karşılık neden bugüne değin böyle bir uygarlıkla ilişki kurulamadı? Örneğin dünyaya uzaydan geldiği kanıtlanmış bir «ziyaret» olmadı?
Yanıt: Bu soru ve cevap vermekten önce evrenin boyutlarını biraz anlatmaya çalışayım. Evrenin 'boyutlarını anlatırken en kullanışlı ölçüm ;birimi ışığın belli bir mesafeyi ne kadar zamanda kat ettiğidir. (Işığın' hızı saniyede 300,000 kilometredir. Örneğin güneşin bize uzaklığı 8 ışık dakikasıdır, Yani güneşten çıkan ışık bize 8 dakikada gelir. Buna karşılık bize en yakın yıldız dört ışık yılı uzaktadır. Bizim içinde bulunduğumuz yıldız topluluğu olan Samanyolu'nun boyutları ise otuz bin ışık yılıdır. Evrenin boyutları ise on milyar ışık yılıdır. O halde ışığın bir saniyede, gittiği aya biz günümüzün en hızlı roketi ile üç günde gittiğimize göre, dört ışık yılı mesafe'deki en, yakın yıldıza bir milyon senede gidebiliriz. Aynı şekilde onların da bize erişmesi daha üst düzeyde bir uygarlığa, daha hızlı roketlere sahip olsalar bile çok zor görünmektedir.
Soru: Evrendeki olası uygarlıklarla, uzay aracı gônderme dışında bir bağlantı kurmanın olanağı var mı?
Yanıt: Diğer uygarlıklarla, veya onların bizimle irtibata geçmesinin daha kolay bir yolu var. Nitekim de deneniyor. O da birbirimize mesaj göndermek, veya onlardan gelebilecek olanları dinlemek. Bilim adamları dünyadan uzayın boşluklarına gönderilebilecek bir mesaj ürettiler ve ABD'nin Arecibo radyo teleskobu ile iki yıl evvel on ışık yılı uzaklıktaki bir yıldız kümesine kendimizi özetleyen bu mesajı gönderdiler. Yirmi yıl sonra belki cevabı gelir. Ayrıca şu anda güneş sisteminin herhangi bir gezegeninde bizim uygarIık düzeyimizde bir uygarlık olsaydı, onların TV'sindeki örneğin Flamingo Yolu'nu görebilecek güçte özel alıcılar var dünyada; Özetlersek, uzayda bulunabilecek uygarlıklar ile elektromanyetik dalgalar kullanarak haberleşmek fiziksel temas kurmaktan çok daha kolay.
Soru : Konuşmaınızın başlangıcında bazı bilim adamlarının ,bir mektupla uzayda yaşam olasılığının araştırılmasını önerdiklerine değinilmişti. Bu arada SETI adlı bir ' uzay projesinden söz ediliyor. Bu projenin niteliklerini kısaca anlatır mısınız?
Yanıt. SETI, 1975'te ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi NASA tarafından başlatılan bilimsel bir çalışma programı sonunda şekillenmiştir. Son senelerde gelişen elektronik ve bilgisayar olanaklarından faydalanarak, bu programın 'deneysel kısmında otuz ışık senesi uzaklık içinde bulunan 800 kadar yıldızın 8 milyon ayrı çok dar dalga boyunda taranması amaçlanmaktadır, bütçesi 1,5 milyon dolar cıvarındadır. Kanımca başarı olasılığı düşük olsa bile eski araştırmaların çok üstünde bir çaba olduğu için denenmesine gerek olan pir programdır. Her biri milyonlarca dolara mal olan binlerce uydunun şu anda dünyanın çevresinde döndüğünü ve bunların çoğunun insanların birbirlerine karşı kullanmaları için yapıldığını göz önüne alırsak:, SETI programını, insanları kısır döngülerden çıkarabilecek olumlu bir çaba olarak değerlendirmemek mümkün değil.
Uzay Uygarlıkları Araştırması: SETI Programı
Geçtiğimiz 1982 Ekim ayında Science dergisinde Uzayda Akıllı, Varlıklar; Uluslar arası Bir Dilekçe»,başlıklı bir açık mektup yayınlandı. On dört ülkeden, yedisi Nobel Ödülünü kazanmış 69 bilim adamının imzasını taşıyan bu mektup, uzayda başka uygarlıkların varlığının araştarılması için uluslar arası bir çağrı niteliğinde. Bu çağrının ilginç bir yanı Carl Sagan (Cornall Üniversitesi, ABD ve I.S. Shklov, skii (Kozmik Araştırmalar Enstitüsü, Moskova) gibi bu alanda uzun yıllar, çalışmış bilim adamlarının yanı sıra, fizikten sosyobiyolojiye değin çok değişik alımlarda uluslararası üne sahip bilim adamlarının da desteğini kazanmış olması. Mektup kısaca uzayda yeryüzündekine benzer veya değişik uygarlıkların , akıllı varlıkların bulunabileceğine değinirken, bu olasılığın araştırılması için dünya çapında, sistematik ve eşgüdümlü bir örgütlenmeye gidilmesini öneriyor.ABD'de yayımlanan ve bilim dünyasında özel bir saygınlığı olan -Sclence dergisınde çıkan bu çağrıyla, uzaydaki olası uygarlıklar ve onlarla iletişim çabaları yeniden güncellik kazanmış bulunuyor.
Mektubun da vurguladığı gibi,uzayda başka uygarlıkların varlığını araştırmanın en uygun yolu gözlemlere dayalı deneysel yöntemin Bir başka deyişle, uzay araçlarından, uzayda iletişimi sağlayacak radyo astronomik yöntemlere değin tüm olanaklardan yararlanarak etkin bir araştırma programı geliştirmek olanaklı. Nitekim, geçmişte uzaya insanlarla ilgili bilgileri iletmek de dahil olmak üzere bazı girişimlerde bulunulmuştu. Bu arada ABD'de NASA(ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi) bu doğrultuda yeni bir programı başlatmış durumda. SETI anlamında (Search for-Extraterrestrial Intelligence)' adlı beş yıllık bir programla uzayda yaşama olası varlıkların yayınlayabilecekleri radyo sinyalleri dinlenecek . Science te yayınlanan uluslararası çağrı ve bu tür girişimlerin yoğunlaşması ve dünya çapında yaygınlaşması beklenebilir.
Uzayda Bulunan Yeni Bir Dünya
Amerika'daki Arizona Üniversitesi bilim adamları, dünyamızdan 50 ışık yılı mesafe'de bulunan "Yeni Dünya daki İklim şartları ve bitki örtüsünün yeryüzünün aynısı olduğunu açıkladılar. Prof. Bradford Smit başkanlığındaki heyet Yeni Dünya'nın, insan yaşımına el verişli şartlara sahip olduğunu ve dünyadaki açlık sorununun Yeni Dünya'ya ulaşması halinde tamamen giderilebileceğini söyledi. 50 ışık yılı uzaklıktaki ve 100 milyon yaşında olduğu bilim adamları tarafından ifade edilen yeni dünya hakkında önümüz., deki günlerde daha etraflı bir açıklama yapılması bekleniyor. (28.10.1984, Gazeteler).
Sovyetler Birliği'nin Ufo'ları Kabul Etmesi
Moskova: Şimdiye kadar uçan dairelerin varlığını hep kuşku ile karşıladıklarını ifade etmiş bulunan Sovyet yöneticileri, şimdi, tanımlanamayan uçan nesneleri (Ufo'Iarı) incelemek için özel bir komite kurdular. Komite'nın başına eski kozmonot Pavel Popoviç getirildi. Şimdiye kadar Sovyet bilim adamlarının, semalarında uçan bütün nesneleri tanımladıkları ileri sürülüyordu. Ancak geçtiğimiz aylarda Trud Gazetesi'nde tanımlanamayan bazı ışıkların varlığı üzerine bir dizi makale çıkmıştı. Ayrıca Hava Savunma Komutanlığı'nın bazı bilinmeyen uçan nesneler tespit ettiği, ancak çok çabuk kaybolan bu nesnelere ateş açmadığı bildirilmişti. Gorki kenti üzerinde bir başka cisimde, tam 40 'dakika kadar ekranında izlenmişti. Popoviç başkanlığında kurulan Komite'ye «Anormal Atmosferik Olayları Araştırma Komisyonu» adı verildi. Bu kuruluşun, amatör gözlemcilerin ihbarlarına itibar etmeyeceği ve havacılıkla ilgili kuruluşların tespit ettiği olayları inceleyeceği açıklandı. (S.6 1984, Gazeteler )
Şekil 1 Soyvet kozmonotların uzaylılarla teması
Sovyet Kozmonotları'nın Uzaylılarla Temasları
Sovyetler Birliği uzay eğitim program Başkanı General Georgı Beregovoy .. Moskova Planlama Bakanlığının 3. katındaki 200 Sovyet yetkilisinin katıldığı Son derece gizli bir toplantıda, çok önemli bir konuya ilişkin şaşılacak detayları açıkladı. Toplantıya katılanlar gizlilik konusunda kesinlikle uyarıldıkları halde, bütün olay üç Enquirer kaynağı tarafından elde edildi, Sovyet kozmoncuları Vladimir Kovalyonok ve Viktor Savikh uzaydaki gôrevlerinin hemen hemen son 75. günündeydiler. Kozmonotlar 14 Mayıs 1981 tarihinde Salyuta'nın penceresinden uzay boşluğunu seyrederlerken. ansızın, kusursuz bir yuvarlalıkta ve gümüşi renkte yabancı bir uzay gemisi yanlarında belirmişti.
Toplantıda bulunan bir Sovyet mühendisi olayı şöyle anlatıyordu: «Salyut-6 yörünge uçuşundayken Uçan Daire'ye rastladı; Kozmonotlar bir süre boyunca Objeyi izlediler. Birlikte uçuyorlardı. Bir film kamerasıyla bu pozisyon metrelerce filme alındı. Obje ilkin 24 saat süresinde 300 metre uzaklıktaydi ve üzerinde herhangi bir yaşam belirtisi görünmüyordu. Sonra aniden 100 metre kadar yaklaşan uçan dairenin üst ve alt kısımlarında 24 küçük, ve orta kısımda ise yine yan yana üç adet büyük pencere sayan kozmonotlar, büyük pencerelerden kendilerine bakan üç insan; çehresi gördüler (Bkz.. Şekil - 1). Uzaylı varlıkları, kafalarına tam olarak oturmuş başlıklar giymişlerdi. Kozmonotlar dürbünle bakarak bu varlıkların kaşlarını ve sert, güçlü burunlarını görebiliyorlardı.
Gagarin: « Uçuşum esnasında her tasavvurun dışında ve insanın hayal gücünü aşan bir şey gördüm. Eğer söyleme izni alabilseydim, bununla bütün insanlığı yerinden oynatırdım.» (1934 1968)
Fakat asıl hayret verici olan, normalden iki kat büyüklükteki mavi renkli gözleriydi: Derileri, Doğulular gibi esmerdi. Ne varki, gözleri bir robotunki gibi ifadesizdi ..
Uçan daire yine aniden Salyut-6'nın 30 metre kadar yakınına geldi. Kozmonotlardan biri, içten gelen bir uyarıyla, uzaylı varlıklara bir gök haritası gösterdi. Yabancılar da kendi haritalarını gösterince kalbi sanki duracak gibi oldu. Kozmonotlar bu haritanın bizim Güneş Sistemine ait olduğunu görebiliyorlardı. Kozmonotlardan biri başparmağını yukarı doğru tutarak uzaylılara işaret verdi. Uzaylılar ise ifadesiz bir şekilde el hareketiyle cevap verdiler» Toplantıya katılan Sovyet bilim adamlarından bir diğerinin belirttiğine göre, kozmonotlar uzaylılara el lambası aracılığıyla mars işaretleri vermişler, fakat herhangi bir cevap alamamışlardı. Ancak bir süre sonra kozmanotlar uçan daireden mors alfabesi ile bir takım sinyaller aldılar. .Uzaylılar bir takım sayıları mars aIfabesi yoluyla veriyorlardı. Daha sonra bunları deşifre etmek üzere toplanan bilim adamları, kompleks bir matamatiksel formül sensiyle ilişkili görünen rakamlar kompleksi ile karşılaştılar. Onlardan birisi şöyle diyordu: İtiraz kabul etmez bir şekilde diyebilirizki, uzaylılar ile en azından matematik olarak aynı dili kullanmaktayız.»
Kozmonotlarla uzayda birlikte uçan uzaylılar, bu uçuşun üçüncü gününde değişik uçuş hareketleri yapıyorlardı. İki kozmonotu hayrete düşüren husus, 190 veya 195 'cm. boylarındaki bu uzaylıların uçan dairelerinden çıkarak uzay yürüyüşü yapmaları ve bu sırada koruyucu bir uzay elbisesi giymemiş olmalarıydı.. Uçan daireden çıkarak çeşitli uzaklıklara süzülüyorlardı ve görünen bir solunum cihazları da taşımıyorlardı.Dört gün sonra uzaklaştılar. Kozmonotlar bütün bu olayı filme almışlardı. ( National Enquİrer' 7 Ağustos 1984).
( Türkiye Ufo Raporu - Bilim Araştırma Merkezi )
Moderatör tarafında düzenlendi:
- Katılım
- 1 Şub 2011
- Konular
- 988
- Mesajlar
- 19,514
- Online süresi
- 56358s
- Reaksiyon Skoru
- 1,753
- Altın Konu
- 0
- Başarım Puanı
- 308
- TM Yaşı
- 15 Yıl 2 Ay 21 Gün
- MmoLira
- 33
- DevLira
- 0
Geçmişten günümüze kadar olan bilim adamları mevcut.Hepsinin Dünya dışı varlıklar ile ilgili anlayışı değişik veya birbirine çok az benzerdir.Anladığımıza göre ilerki zamanlarda Dünya dışı varlıklar ile ilgili düşüncelere değişecek ve yeni bilgilere eklenecektir.
Bilgi ve konu için teşekkürler.
- Katılım
- 23 Ağu 2011
- Konular
- 1,134
- Mesajlar
- 7,329
- Online süresi
- 2240s
- Reaksiyon Skoru
- 1,153
- Altın Konu
- 0
- Başarım Puanı
- 279
- TM Yaşı
- 14 Yıl 8 Ay 3 Gün
- MmoLira
- 2
- DevLira
- 0
Tesekkrler,Güzel Konu 
- Katılım
- 13 Mar 2009
- Konular
- 3,415
- Mesajlar
- 16,860
- Online süresi
- 2g 82591s
- Reaksiyon Skoru
- 1,542
- Altın Konu
- 2
- Başarım Puanı
- 421
- TM Yaşı
- 17 Yıl 1 Ay 11 Gün
- MmoLira
- 670
- DevLira
- 0
Paylaşımın için teşekkürler kardeşim. Dünya dışı zeki yaşam olgusunun objektif olarak, birinci kişiler tarafından açıklanması kesinlikle bu olgunun ne kadar büyük boyutlarda gerçekleştiğini ve çoğu astronotun açıklama izni olmadığını, dolayısıyla ben dahil çoğu araştırmacının açıklamalarını objektif olarak belirttiğini gösteriyor. Tekrar değerli paylaşımın için teşekkürlerimi sunarım
Sabitte olması kesinlikle uygun 
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 1, Üye: 0, Misafir: 1)
Benzer konular
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 23
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 18
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 23
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 34
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 19



