HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
Irak (Arapça: العراق el-Irāk; Tam adı: Irak Cumhuriyeti, الجمهورية العراقية el-Cumhūrīyyetü'l-Irākīye; Kürtçe: كۆماری عێراق Komara êraqê, Türkçe:Irak Cumhuriyeti), dünyanın en eski medeniyetlerine ev sahipliği yapmış olan Aşağı Mezopotamya bölgesinde kurulmuş bir devlettir. Bugün Irak, Orta Doğuda yer alan stratejik mevkisiyle, sahip olduğu petrol rezervleri ile Körfez'in önemli ülkelerinden biri durumundadır. Irak bir ara (savaştan önce), Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nden sonra dünyanın en büyük üçüncü petrol rezervine sahipti ancak savaştan sonra bu sıralamada baya geriledi.[kaynak belirtilmeli]
Irak uzun yıllar Birleşik Krallığın hakim gücü altında idare edilmiştir. Birleşik Krallığın 1971de Orta Doğudan tamamen çekilmesi ile, bu bölge üzerinde ABD başat güç olmaya başlamıştır. Soğuk Savaş sonrası Orta Doğuda etkisini artıran ABDnin Iraka özel bir politik ilgisi vardır. Yakın dönem Irak tarihi ABD tarafından şekillendirilmiştir.
En eski şark medeniyetlerinin doğduğu Mezopotamya, 633-642 yılları arasında İslam toprakları arasına girdi. Emeviler ve Abbasiler dönemlerinde, en parlak devresini yaşadı. O zamanlar Bağdat dünyanın en önemli kültür ve ticaret merkeziydi. Irak, 637 yılında Müslümanlar tarafından fethedilmesinden sonra Ali bin Ebu Talib döneminde İslam'ın merkezi haline getirilmiş ve başkent Kufa'ya taşınmıştır. Ali ile Emeviler arasındaki Saffayin savaşı da Irak sınırları içinde olmuştur. Bu savaşın ardında bu bölge günümüze kadar süren farklı mezhep ve etnik grupların mücadelelerine sahne olmuştur. Emeviler döneminden sonra Abbasiler bu bölgeye hakim olmuş ardından 1055 yılından itibaren Selçukluların hakimiyetine girmiştir.
1258 yılından itibaren Moğol istilasına uğramış ve iki yüzyıl onların kontrolünde kalmıştır. Tarihi kaynaklar, Bağdat Kütüphanesindeki eserlerin atıldığı Dicle Nehrinin günlerce mürekkep renginde aktığı ve binlerce ciltlik kitabı Basra Körfezine taşıdığını kaydederler. Ve telef edilen/yok edilen binlerce kitapla ilimde kaç asır geri gidildiği dikkate değer bir nokta olup aynı zamanda bize Bağdatın o günkü ilmi seviyesini gösteren önemli bir husustur.
Daha sonraları Akkoyunluların hakimiyetine (1444-1467) giren Irak, 1499-1508 yılları arasında Safevilerin istilasına uğradı. Şiilik ve Sünnilik arasındaki fark Safeviler döneminde özellikle yaratılmıştır. Safeviler kendi iktidarlarını bu mezhep farklılığına dayandırıp oluşturmuşlardır. Irak, Osmanlı Devleti ile İran'lı hanedanları arasındaki hakimiyet mücadelesine sahne oldu. Bu mücadele 1534'te Osmanlıların lehine sonuçlanmış ve ülke 1917'ye kadar Osmanlı yönetiminde kalmıştır.
Abbasi dönemi 750-1258 hariç, Irak başka bir yerde merkezi olan bir imparatorluğa tabi olmuştur, (Umaydiler, Moğollar, İlhanlılar ve Osmanlılar) ya da Doğu Akdeniz ülkeleri ile İran arasındaki sınır bölgesini oluşturmuştur.
I. Dünya Savaşı esnasında Osmanlının Ortadoğu'dan çekilmesine neden olan bazı yerel isyanlar olmuştur. Bu isyanlarda İngilizlerin kışkırtmalarıyla Mekke Emiri Şerif Hüseyin kullanıldı. Şerif Hüseyin ve oğullarına Osmanlının yıkılmasından sonra kurulacak olan Büyük Arap Devletinin krallığı vadedildi. Fakat gerçekler söylendiği gibi değildi. Ortadoğu farklı bir paylaşıma sahne oluyordu.
Britanya, Fransa ile yapılan Sykes-Picot Anlaşması uyarınca Musulu, Fransızların Verimli Hilalin (Mısırda Nil nehrinin suladığı alanı, Levantı -bugün İsrailin bulunduğu yer dahil- ve Fıratla Dicle nehirlerinin suladıkları alanı kapsar) kuzeyindeki etki alanından uzaklaştırmıştır ve bilahare Milletler Cemiyetinin de Filistin ve Irak yönetimini Britanyaya bir hak olarak tanımasıyla Britanya Nilden İnduse kadar kırılmaz bir stratejik üstünlük sağlamıştır.
Sykes-Picot Anlaşması 1916 yılında Fransız ve İngilizler arasında bir anlaşma yapıldı. Bu anlaşma özellikle Ortadoğu'nun bugünkü haline gelmesine sebep olması açısından önemlidir. İngiliz subay Mark Sykes ile Fransız subay François Georges-Picot Kahire'de bir araya gelerek masa başında Ortadoğu'yu iki ülke arasında paylaştırdılar. Bu anlaşmaya göre yeni yapay devletler kuruldu. Sykes-Picot hattı denilen bu sınırlar, o dönemin koşullarında Dünyanın iki büyük emperyalist gücü olan İngiltere ve Fransa'nın Ortadoğu'ya bakış açılarını yansıtmaktadır. Fransız ve İngiliz subaylar bölgenin etnik ve dinsel yapısını göz önünde bulundurmadan sadece kendi çıkarları doğrultusunda harita üzerinde yeni ülkeler oluşturup bazı etnik grupları da parçaladılar. Bu anlaşma sonucunda kurulan devletlerden Irak, Ürdün, Filistin İngiliz bölgesi; Suriye, Lübnan Fransız bölgesi oldu.
örfez ülkeleri arasında Irak, Suudi Arabistan ve İrandan sonra 437.072 km² ile en büyük yüzölçüme sahip ülkedir. Arap olmayan dünya ile komşu tek Arap körfez devleti Irak, kuzeyde Türkiye, batıda Suriye ve Ürdün, doğuda İran, güneyde Suudi Arabistan ve Kuveyt ile çevrilidir. Irakın Körfez ile ilgisi denize çok kısa olan cephesinden kaynaklanır: 924 km² su alanına (kara suları) sahiptir. Bu görünümü ile tipik bir kara devleti olarak Irak, sınırlı bir stratejik derinliğe sahip olan Kuzey Iraktaki dağlık arazi dışında her taraftan savunmasız sınırlarla çevrili ve denize ulaşımı ise yetersizdir. Körfezin üç büyüklerinden Irakın komşuları İran (1.458 km), Suudi Arabistan (814 km), Suriye (605 km), Türkiye (331 km), Kuveyt (242 km) ve Ürdün (181 km) ile olan toplam sınır uzunluğu 3.631 kmdir.
Sahip olduğu petrol rezervleri ve tarıma elverişli toprakları ile jeopolitik öneme sahip olan Irak; Saddam Hüseyinin etkisi ve bölgede (özellikle Irak üzerinde) hakim unsur olan ABD politikaları ile de Orta Doğu ve Körfezin stratejik hassasiyete ve öneme sahip önemli bir ülkesi durumundadır. Ülkede başkent Bağdat'taki Bağdat Havalimanı başta olmak üzere altı adet uluslararası uçuşlara açık havalimanı bulunmaktadır.
İklimini irdelediğimizde Irakta, soğuk ve kurak kışlar, sıcak, bulutsuz yazlar görülür.Çoğunlukla çöl olması bu sayılan iklimsel sonuçları doğurur.İran ve Türkiye sınırı boyunca uzanan kuzeydeki dağlık bölgeler, yoğun kar yağışı altındadır.Bazen Orta ve Güney Irakta sel görülür.Toz ve kum fırtınaları da diğer doğal afetler arasında yer alır.Çoğunlukla geniş düzlüklerden oluşan bir arazi yapısı vardır.İran sınırında büyük bataklıklar görülür.
008 yılı nüfus tahminlerine göre Irak, 28.221.181 kişilik bir nüfusa sahiptir.[2] Toplam nüfusun % 70-75-'i Araplar, % 15-16'si Kürtler ve % 10'i ise Irak Türkmenleri, Süryaniler ve diğer etnik gruplara mensuptur.[2][3]
%97si Müslüman olan halkın %60-65'i Şii Müslümanlar, %32-37si Sünni Müslümanlardan oluşmaktadır. [2]
Şiiler Araplar Irak'ın güneyinde yaşarken, Bağdat civarında Sünni ve Şii Araplar, Irak'ın kuzeyinde ise Sünni, Yezidi Kürtleri ve Irak Türkmenleri yaşamaktadır.
Irak oldukça genç bir nüfusa sahip olup nüfusun %55i 15-64 yaş grubuna, %42si 0-14 yaş grubuna, % 3ü 65 yaş ve üzeri gruba dahildir. Ortalama ömrün yaklaşık 66.5 yıl olduğu Irakta bebek ölüm oranlarının yüksekliği (%6,2) önemli bir sorundur. Irak nüfusunun %58i okuma yazma bilmektedir. Bu oran erkeklerde %70.7ye çıkarken, kadınlarda %45e inmektedir. 2000 yılı nüfus artış hızı %2.86 olarak tahmin edilmiştir. Bu itibarla günümüzde Irakın nüfusu verilen nüfus artış hızını dikkate alırsak 26 milyonun üzerinde seyrettiği muhtemeldir.
Irak nüfusu (2009):31,000,000 kişi.
Dinsel olarak:
% 55-60 Şii Müslüman (Arap-Türkmen) nüfus: 17.050.000-18.600.000
% 37-40 Sünni Müslüman (Arap-Kürt-Türkmen) nüfus: 11.470.000-12.400.000
% 2-3 Hristiyan (Süryani,Keldani,Asuri-şabak-diğer) nüfus:620.000-930.000
Etnik olarak:
% 51-54 Şii Arap ,nüfus:15.810.000-16.740.000
% 20-21 Sünni Arap ,nüfus:6.200.000-6.510.000
% 8-9 Kürt ,nüfus:1.650.000-1.960.000
% 15-16 Türkmen ,nüfus:1.500.000
% 2-3 Hristiyan,(süryani-keldani,asuri),nüfus:620.000-930.000
Kaynak : Vikipedi
Irak uzun yıllar Birleşik Krallığın hakim gücü altında idare edilmiştir. Birleşik Krallığın 1971de Orta Doğudan tamamen çekilmesi ile, bu bölge üzerinde ABD başat güç olmaya başlamıştır. Soğuk Savaş sonrası Orta Doğuda etkisini artıran ABDnin Iraka özel bir politik ilgisi vardır. Yakın dönem Irak tarihi ABD tarafından şekillendirilmiştir.
En eski şark medeniyetlerinin doğduğu Mezopotamya, 633-642 yılları arasında İslam toprakları arasına girdi. Emeviler ve Abbasiler dönemlerinde, en parlak devresini yaşadı. O zamanlar Bağdat dünyanın en önemli kültür ve ticaret merkeziydi. Irak, 637 yılında Müslümanlar tarafından fethedilmesinden sonra Ali bin Ebu Talib döneminde İslam'ın merkezi haline getirilmiş ve başkent Kufa'ya taşınmıştır. Ali ile Emeviler arasındaki Saffayin savaşı da Irak sınırları içinde olmuştur. Bu savaşın ardında bu bölge günümüze kadar süren farklı mezhep ve etnik grupların mücadelelerine sahne olmuştur. Emeviler döneminden sonra Abbasiler bu bölgeye hakim olmuş ardından 1055 yılından itibaren Selçukluların hakimiyetine girmiştir.
1258 yılından itibaren Moğol istilasına uğramış ve iki yüzyıl onların kontrolünde kalmıştır. Tarihi kaynaklar, Bağdat Kütüphanesindeki eserlerin atıldığı Dicle Nehrinin günlerce mürekkep renginde aktığı ve binlerce ciltlik kitabı Basra Körfezine taşıdığını kaydederler. Ve telef edilen/yok edilen binlerce kitapla ilimde kaç asır geri gidildiği dikkate değer bir nokta olup aynı zamanda bize Bağdatın o günkü ilmi seviyesini gösteren önemli bir husustur.
Daha sonraları Akkoyunluların hakimiyetine (1444-1467) giren Irak, 1499-1508 yılları arasında Safevilerin istilasına uğradı. Şiilik ve Sünnilik arasındaki fark Safeviler döneminde özellikle yaratılmıştır. Safeviler kendi iktidarlarını bu mezhep farklılığına dayandırıp oluşturmuşlardır. Irak, Osmanlı Devleti ile İran'lı hanedanları arasındaki hakimiyet mücadelesine sahne oldu. Bu mücadele 1534'te Osmanlıların lehine sonuçlanmış ve ülke 1917'ye kadar Osmanlı yönetiminde kalmıştır.
Abbasi dönemi 750-1258 hariç, Irak başka bir yerde merkezi olan bir imparatorluğa tabi olmuştur, (Umaydiler, Moğollar, İlhanlılar ve Osmanlılar) ya da Doğu Akdeniz ülkeleri ile İran arasındaki sınır bölgesini oluşturmuştur.
I. Dünya Savaşı esnasında Osmanlının Ortadoğu'dan çekilmesine neden olan bazı yerel isyanlar olmuştur. Bu isyanlarda İngilizlerin kışkırtmalarıyla Mekke Emiri Şerif Hüseyin kullanıldı. Şerif Hüseyin ve oğullarına Osmanlının yıkılmasından sonra kurulacak olan Büyük Arap Devletinin krallığı vadedildi. Fakat gerçekler söylendiği gibi değildi. Ortadoğu farklı bir paylaşıma sahne oluyordu.
Britanya, Fransa ile yapılan Sykes-Picot Anlaşması uyarınca Musulu, Fransızların Verimli Hilalin (Mısırda Nil nehrinin suladığı alanı, Levantı -bugün İsrailin bulunduğu yer dahil- ve Fıratla Dicle nehirlerinin suladıkları alanı kapsar) kuzeyindeki etki alanından uzaklaştırmıştır ve bilahare Milletler Cemiyetinin de Filistin ve Irak yönetimini Britanyaya bir hak olarak tanımasıyla Britanya Nilden İnduse kadar kırılmaz bir stratejik üstünlük sağlamıştır.
Sykes-Picot Anlaşması 1916 yılında Fransız ve İngilizler arasında bir anlaşma yapıldı. Bu anlaşma özellikle Ortadoğu'nun bugünkü haline gelmesine sebep olması açısından önemlidir. İngiliz subay Mark Sykes ile Fransız subay François Georges-Picot Kahire'de bir araya gelerek masa başında Ortadoğu'yu iki ülke arasında paylaştırdılar. Bu anlaşmaya göre yeni yapay devletler kuruldu. Sykes-Picot hattı denilen bu sınırlar, o dönemin koşullarında Dünyanın iki büyük emperyalist gücü olan İngiltere ve Fransa'nın Ortadoğu'ya bakış açılarını yansıtmaktadır. Fransız ve İngiliz subaylar bölgenin etnik ve dinsel yapısını göz önünde bulundurmadan sadece kendi çıkarları doğrultusunda harita üzerinde yeni ülkeler oluşturup bazı etnik grupları da parçaladılar. Bu anlaşma sonucunda kurulan devletlerden Irak, Ürdün, Filistin İngiliz bölgesi; Suriye, Lübnan Fransız bölgesi oldu.
örfez ülkeleri arasında Irak, Suudi Arabistan ve İrandan sonra 437.072 km² ile en büyük yüzölçüme sahip ülkedir. Arap olmayan dünya ile komşu tek Arap körfez devleti Irak, kuzeyde Türkiye, batıda Suriye ve Ürdün, doğuda İran, güneyde Suudi Arabistan ve Kuveyt ile çevrilidir. Irakın Körfez ile ilgisi denize çok kısa olan cephesinden kaynaklanır: 924 km² su alanına (kara suları) sahiptir. Bu görünümü ile tipik bir kara devleti olarak Irak, sınırlı bir stratejik derinliğe sahip olan Kuzey Iraktaki dağlık arazi dışında her taraftan savunmasız sınırlarla çevrili ve denize ulaşımı ise yetersizdir. Körfezin üç büyüklerinden Irakın komşuları İran (1.458 km), Suudi Arabistan (814 km), Suriye (605 km), Türkiye (331 km), Kuveyt (242 km) ve Ürdün (181 km) ile olan toplam sınır uzunluğu 3.631 kmdir.
Sahip olduğu petrol rezervleri ve tarıma elverişli toprakları ile jeopolitik öneme sahip olan Irak; Saddam Hüseyinin etkisi ve bölgede (özellikle Irak üzerinde) hakim unsur olan ABD politikaları ile de Orta Doğu ve Körfezin stratejik hassasiyete ve öneme sahip önemli bir ülkesi durumundadır. Ülkede başkent Bağdat'taki Bağdat Havalimanı başta olmak üzere altı adet uluslararası uçuşlara açık havalimanı bulunmaktadır.
İklimini irdelediğimizde Irakta, soğuk ve kurak kışlar, sıcak, bulutsuz yazlar görülür.Çoğunlukla çöl olması bu sayılan iklimsel sonuçları doğurur.İran ve Türkiye sınırı boyunca uzanan kuzeydeki dağlık bölgeler, yoğun kar yağışı altındadır.Bazen Orta ve Güney Irakta sel görülür.Toz ve kum fırtınaları da diğer doğal afetler arasında yer alır.Çoğunlukla geniş düzlüklerden oluşan bir arazi yapısı vardır.İran sınırında büyük bataklıklar görülür.
008 yılı nüfus tahminlerine göre Irak, 28.221.181 kişilik bir nüfusa sahiptir.[2] Toplam nüfusun % 70-75-'i Araplar, % 15-16'si Kürtler ve % 10'i ise Irak Türkmenleri, Süryaniler ve diğer etnik gruplara mensuptur.[2][3]
%97si Müslüman olan halkın %60-65'i Şii Müslümanlar, %32-37si Sünni Müslümanlardan oluşmaktadır. [2]
Şiiler Araplar Irak'ın güneyinde yaşarken, Bağdat civarında Sünni ve Şii Araplar, Irak'ın kuzeyinde ise Sünni, Yezidi Kürtleri ve Irak Türkmenleri yaşamaktadır.
Irak oldukça genç bir nüfusa sahip olup nüfusun %55i 15-64 yaş grubuna, %42si 0-14 yaş grubuna, % 3ü 65 yaş ve üzeri gruba dahildir. Ortalama ömrün yaklaşık 66.5 yıl olduğu Irakta bebek ölüm oranlarının yüksekliği (%6,2) önemli bir sorundur. Irak nüfusunun %58i okuma yazma bilmektedir. Bu oran erkeklerde %70.7ye çıkarken, kadınlarda %45e inmektedir. 2000 yılı nüfus artış hızı %2.86 olarak tahmin edilmiştir. Bu itibarla günümüzde Irakın nüfusu verilen nüfus artış hızını dikkate alırsak 26 milyonun üzerinde seyrettiği muhtemeldir.
Irak nüfusu (2009):31,000,000 kişi.
Dinsel olarak:
% 55-60 Şii Müslüman (Arap-Türkmen) nüfus: 17.050.000-18.600.000
% 37-40 Sünni Müslüman (Arap-Kürt-Türkmen) nüfus: 11.470.000-12.400.000
% 2-3 Hristiyan (Süryani,Keldani,Asuri-şabak-diğer) nüfus:620.000-930.000
Etnik olarak:
% 51-54 Şii Arap ,nüfus:15.810.000-16.740.000
% 20-21 Sünni Arap ,nüfus:6.200.000-6.510.000
% 8-9 Kürt ,nüfus:1.650.000-1.960.000
% 15-16 Türkmen ,nüfus:1.500.000
% 2-3 Hristiyan,(süryani-keldani,asuri),nüfus:620.000-930.000
Kaynak : Vikipedi
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)
Benzer konular
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 26
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 46
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 22
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 50
