- Katılım
- 25 Eki 2011
- Konular
- 293
- Mesajlar
- 999
- Reaksiyon Skoru
- 112
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 14 Yıl 7 Ay 17 Gün
- Başarım Puanı
- 125
- MmoLira
- 0
- DevLira
- 0
ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!
KAN, TER VE GÖZYAŞI, KEVIN GARNETT
Blood, Sweat & Tears (Kan, Ter ve Gözyaşı)
KEVIN GARNETT
DA KID artık büyüdü ve tek hedefi takımını başarıya taşıyarak DA M.V.P olmak!!
Kevin Garnett, şüphesiz son yıllarda NBAdeki en büyük oyunculardan biri. Ama NCAAi pas geçerek doğrudan NBAe atılması onun önüne bir çok zorluk çıkarttı. NBA zaten acımasız ve büyük para oyunlarının döndüğü bir ligdir eğer insanlar sizin hassas olduğunuz bir noktayı yakalarsa, etik olsun ya da olmasın, kazanmak için bunu size karşı kullanmakta bir an için bile tereddüt etmez. KGde küçük yaşta kurtlar sofrasına atılmasına rağmen tanrı vergisi yeteneği ve mücadeleden asla kaçmayan yapısıyla sağ kalmasını bildi ve NBA değirmeninde öğütülen onca genç ve yetenekli oyuncudan biri olmamayı başardı. Kendi ifadesiyle o, her çıktığı maçta bir yaşam mücadelesi verdi ve takımı yenilse de çoğu kez bu mücadeleden galip ayrıldı. Artık O, NBAde herkesin saygı duyduğu bir oyuncu. Geçtiğimiz NBA All-Star maçında aldığı MVP ödülü, yıllardır bir ünvana susamış KGnin NBAin en iyi oyuncularından biri olduğunu tasdik ederken, KGi öyle bir kamçıladı ki 7-9 Şubat tarihindeki All-Star haftasonundan sonra çoşan KGyi ve onun Timberwolvesunu durdurmak neredeyse imkansız hale geldi. Bu kez Garnett, All Star MVP ödülünden çok daha büyük ve prestijli bir ödülü gözüne kestirdi ve şu ana kadar ortaya koyduğu performansla bu onuru sonuna kadar hakediyor: Normal Sezon MVP Ödülü!!..
Adam Olacak Çocuk
Kevin Maurice Garnett, 19 Mayıs 1976da Mauldin-Güney Carolinada doğdu. KG çocukken birazcık sokakta gezen belalı tiplerden de olsa (Okulda beyaz bir çocuğun bileğinin kırıldığı bir kavgaya karıştığı için tutuklanmıştı) genelde vaktinin çoğunu idolü Magic Johnson gibi iyi bir basketbolcu olabilmek için Springfield Parkta basketbol oynayarak geçiriyordu. Hatta Kevin, kendisini basketbola o kadar kaptırıyordu ki yanında biri olsun ya da olmasın çoğu kez gece yarısına kadar parkta kalarak şut atmaktaydı. Kevinın öz babası OLewis McCullough da tam anlamıyla bir basketbol delisiydi. KGnin üvey babası ise onun basketbol oynamasına pek de sıcak bakmıyordu. Annesi Shirley Irby Garnett de çocuğunun basketbol gibi boş işler ile uğraşacağına oturup ders çalışarak üniversiteye gitmesini arzulamaktaydı. Ama KGnin okul ve derslerle arası pek iyi değildi. Onun tek yapmak istediği basketbol oynamaktı. Bu yüzden Kevin, herkesten gizli olarak lisesinin basketbol takımı Mauldin Maverickste oynamaya başladı. Kevinın ailesinin ise bundan haberi yoktu. Öğrendiklerinde de çoktan iş işten geçmiş ve Garnett maçlara çıkmaya başlamıştı. Artık Kevinın basketbol oynamasının engellenemeyeceği aşikardı. Üstelik Kevin, bu oyunu gayet de iyi oynuyordu. Lisedeki ikinci yılında KGnin ünü giderek yayılmaya başladı. Garnettin maçlarını kaçırmak istemeyen insanlar Mauldin Lisesinin salonuna akın ederek onun basketbol şovunu izliyordu. KG, o günlerde basketbol vasıtasıyla Stephon Marbury isminde New Yorklu bir genç ile tanışıyor ve ikilinin arasındaki dostluk, kısa zamanda adeta iki kardeşin ilişkisine dönüşüyordu. KG, Güney Carolinada Mauldin Lisesinde Mr.Basketball seçildikten sonra son sınıfta Chicago, Illinois Eyaletindeki Farragut Akademisine geçmek zorunda kalmıştı. 1995 sezonunda %66.6 şut yüzdesi ile 25.2 sayı, 17.6 ribaund, 6.7 asist ve 6.5 blok ortalamarıyla oynayarak, spektaküler smaçları ile adını duyuran ama ne yazık ki kötü bir trafik kazası sonucunda bir lise efsanesi olmaktan öteye gidemeyen Ronnie Fields (1996da Amerikanın en iyi beş lise oyuncusundan biri olarak seçilmişti) ile birlikte takımını 28-2lik bir seride sırtlayan oyuncu olurken Amerikanın en yüksek tirajlı gazetelerinden USA TODAY tarafından yılın basketbol oyuncusu olarak seçilirken, Parade ve Slam Dergilerince de Amerikadaki en iyi beş lise oyuncusundan biri olarak gösterildi. Kevinın Brooklynli kankası Steph ise Parade tarafından 1995 yılının en iyi lise oyuncusu seçilmişti.
Garnett, Springfield'da düzenlenen birinci Nike Hoop Summit turnuvasında, Amerikan Genç Milli takıma davet edildi ve ilk defa Amerikan Ulusal formasını giydi. Yapılan maçta Amerikan Genç Milli Takımı, uluslararası oyunculardan oluşan karma takımı zor da olsa 86-77 mağlup ederken KG, 10 sayı, 10 ribaund ve 9 blokla triple-double'ı kıl payı kaçırıyordu. (1999'da KG, Porto Rikoda düzenlenen Amerika Kıtası Olimpiyat elemelerinde ikinci kez milli formayı giyme şansını yakaladı. KG'li Amerikan Milli takımı, 11 günde çıktığı 10 maçın 10'unda da galip gelerek altın madalyaya uzanırken, Garnett 11.9 sayı, 7.0 ribaund, 1.9 asist, 2.2 blok ve 1.7 top çalma ortalamaları ile Gary Payton, Tim Duncan ve Jason Kidd ile birlikte takıma kattığı yüksek enerji ve nefes kesen smaçlarıyla seyircilerin beğenisini toplamıştı)
Tekrar KGnin Lise son sınıftaki son günlerine dönelim. KG, Ron Mercer, Shareef Abdur-Rahim ve Stephon Marbury gibi ülkenin en iyi lise oyuncularını karşı karşıya getiren St.Louisdeki 1995 McDonalds All-American maçında 18 sayı, 11 ribaund, 4 asist ve 3 blok üreterek, Most Outstanding Player ödülünü kucaklarken (1995 McDonalds All-American maçında oynayan ve şimdi NBAde forma giyen diğer oyuncular: Kobe Bryant, Vince Carter, Paul Pierce, Chauncey Billups, Antawn Jamison ve Robert Traylor) ardında toplam 2533 sayı, 4807 ribaund ve 739 blokluk bir lise kariyeri bırakıyordu. Normal şartlar altında Kevin Garnett çapında bir oyuncuyu kapmak için çoğu NCAA takımı kıyasıya bir yarışa girerdi (KGnin NCAAde oynayamıyacağı belli olmadan önce Michigan, Michigan State, DePaul, North Carolina ve Illinois üniversiteleri ile görüştüğü söyleniyordu) ama Kevin, son SAT sınavında kaldığında artık koleje kabul edilme ihtimali ortadan kalkmıştı. İşte bu yüzden artık şansını NBAde denemeye karar verecekti.
Kuzu Postuna Bürünen Timberwolvesun Hain Planı!!..
1995 NBA Draftına; Jerry Stackhouse, Rasheed Wallace, Antonio McDyess, Joe Smith, Damon Stoudemire ve Michael Finley gibi bir çok bomba isim katıldığından Kevin Garnettin kaçıncı sıradan seçileceği merak konusuydu. Çünkü 1975 Draftında Philadelphia tarafından 5.sıradan seçilen Darryl Dawkinsden tam 20 yıl sonra ilk defa bir Lise oyuncusu NBA draftında seçilme şansına sahipti. (NBA tarihinde, üniversitede oynamadan liseden direk lige katılan ilk oyuncu efsanevi Moses Malonedur. NBA Draftında 1.sıradan seçilen ilk liseli oyuncu ise 2001de Washington Wizards tarafından seçilen Kwame Browndur)
Bu sırada Minnesotanın basketbol faaliyetlerinden sorumlu başkan yardımcısı eski Celtics efsanelerinden Kevin McHale ve takımın coachu Flip Saunders, Timberwolves için ilginç bir draft stratejisi belirlemişti. Ortalığa Kevin Garnettin bulunmaz bir Hint kumaşı olduğuna ve onu kesinlikle kaçırmayacaklarına dair söylentiler yayacaklardı. Böylelikle spekülasyonlara aldanıp paniğe kapılan takımlardan birinin Bu adamların kesin bir bildiği vardır!! Biz elimizi bunlardan önce tutalım da şu çocuğu alalım diye Garnettı seçeceğini ümit ediyorlardı. Hayallerindeki oyuncu ise North Carolinada Michael Jordanın tahtına aday gösterilen skorer guard- forvet Jerry Stackhouse idi. McHale ve Saunders planlarının tıkır tıkır işleyeceğini, bu şekilde de diğer takımları kekleyerek Stackin doğrudan kucaklarına düşmesini sağlayacaklarını hesaplamaktaydı.
Flip eğer bu çocuk başaramazsa ikimiz de kovuluruz!! Kevin McHale
Ama Garnett, Minnesotanın planlarını çöpe atan isim oldu. O güne kadar bir tek Minnesota yetkilisi bile Garnetti izlemeye gitmemişti. Bu yüzden KGnin nasıl bir oyuncu olduğuna dair en ufak bir fikirleri bile yoktu. Garnett, Chicagoda çıktığı bir work-outta öyle bir basketbol şovu sundu ki Saunders ve McHale salondan ayrılırken ikisinin de ağzı açık kalmıştı. Tam salonun dışına çıktıklarında Saunders döndü ve McHalee şunları söyledi: Kevin bu çocuğu alacağımızı kimse bilmemeli!! Eğer onu 5.sırada alabilirsek şanslıyız. Bir önceki sezonda ancak 21 galibiyet alabilen Timberwolves için yazarlar, takımı çekip çevirebilecek ve kendisini NCAAde ispatlamış Damon Stoudemire gibi bir guarda ihtiyaç duyulduğunu yazmaktaydı. Bırakın Garnett gibi daha olgunlaşmamış bir lise oyuncusunu Jerry Stackhouseun bile bir kumar olabileceğini iddia ediyorlardı. Yani Garnett gibi uzun yıllara yayılması gereken bir draft planının başlangıcı, değil kumar oynamak intiharın ta kendisiydi!! Drafttan evvel McHale, Saunders şöyle dedi: Flip eğer bu çocuk başaramazsa ikimiz de kovuluruz!!
Draft gecesinde Marylandli Joe Smith (ki gelecek yıllarda Minnesotayla usulsüz anlaşma yaparak Timberwolvesun başını oldukça ağrıtacaktı) 1.sırada Golden State tarafından seçiliyordu. Clippers hakkını Antonio McDyessdan, Sixers Jerry Stackhousetan ve Washington da Rasheed Wallacetan yana kullanmıştı. Beşinci sıradaki Timberwolvesta ise McHale ve Saunders, Garnettı kaçırmamanın getirdiği rahatlıkla oldukça derin bir nefes alıyordu.
Minneapolis Lakerstan Minnesota Timberwolvesa
Minnesota, 1989-90 sezonunda Orlando Magicle beraber NBAe katıldığında, Minneapolis ikinci kez bir NBA takımına ev sahipliği yapma şansını yakalamıştı. Şehrin ilk NBA takımı ise daha sonra Los Angelesa taşınacak olan ve George Mikan ve Elgin Baylor gibi efsanevi isimlerin oynadığı Minneapolis Lakers idi. Timberwolves bir anda Minnesotaya yeni bir heyecan getirdiyse de takımın aldığı kötü sonuçlar ve genelde sezonu hep 3 aşağı 5 yukarı 20 galibiyet alarak tamamlamaları neticesinde heyecan duygusu yerini hayal kırıklığına bıraktı.
Minnesota o kadar kötü bir takımdı ki hatırlarım babam, ben 12-13 yaşımdayken bana televizyona bağlanan oyunlardan almıştı. Tabii o zamanlar şimdiki gibi playstation falan yok. Benim de favori oyunum binbir güçlükle bulduğum dandik bir NBA oyunuydu. Oyunun tasarımcısı Çinli programcı, fanatik bir Knicks taraftarı ve Starks hayranı olduğu için John Starks oyundaki en iyi oyuncu olarak tasarlanmıştı. Ben de New York Knicksin karşısına ezik Minnesotayı alıp John Starksa 50 üçlük attırmaya ya da Patrick Ewinge 40 blok yaptırmaya uğraşırdım. İşte Kevin Garnett geldikten sonra Minnesotanın oyunlara bile yansıyan bu makus talihi tersine döndü.
Dikkat Koca Köpek Var!!
Garnett gerçek anlamda ilk profesyonel maçına Milwaukee Bucks karşısında çıktı. KG bu maçı şöyle anlatıyor: İlk maçımda karşımda Glenn Big Dog Robinson vardı. Başlarda maç oldukça keyifliydi. Çünkü posterleri odamın duvarlarını süsleyen biri karşısında oynamak bana heyecan veriyordu. Ama maç ilerledikçe çabuk öğrenmek zorunda kaldım. Big Dog bazı pozisyonlarda gerçekten bana günümü gösterdi. Ama ikinci karşılaşmamızda intikamımı aldım. Çünkü bu kez hazırlıklıydım. Rövanşta 6 kez Bucks potasına bastım. Ayrıca koca köpeği de %34 şut yüzdesiyle oynattım. Daha ne isteyebilirdim ki!!
Garnett kariyerinin ilk üç ayına takımın yedek kısa forveti olarak başladı. (Bu aradaGarnette de kısa forvet diyoruz ya insaf, adam 2.11!!) Bu 3 aylık sürede ise 6.2 sayı ve 3.8 ribaund ortalamaları ile oynuyordu. Hatırlayacaksınız, geçtiğimiz aylarda Kenny Smith ve Charles Barkleyin Yao Ming hakkında girdikleri iddia ve Sir Charlesın bir eşşeğin oldukça nazik bir kısmına buse kondurmasıyla neticelenen olaylar, Smithin Ming hakkında yorum yaparken KGnin de ilk aylarında pek parlak bir performans ortaya koyamadığını ama sonra kendisini yavaş yavaş toparladığını hatırlatmasıyla başlamıştı.
Gerçekten de Garnett, kendisine ilk beşte yer bulmaya başladığı Ocak ayında aniden ortalamalarını 14.0 sayı ve 8.4 ribaunda çıkardı. All-Star haftasonunda çaylaklar takımına da seçilen KG, Batı takımı hanesine 8 sayı, 6 asist, 4 ribaund eklerken Doğu takımında Damon Stoudemire ve Jerry Stackhouse etkili oyunlarıyla takımlarını 94-92lik skorla Batı karşısında galibiyete taşıyordu. KG çaylak sezonunda 10.4 sayı ve 6.3 ribaund ortalamaları ile oynayıp NBAin en iyi ikinci çaylak takımına (All Rookie Second Team) seçildi. Ama Minnesota KGnin katkısına rağmen bir kez daha 20li galibiyetlerden kurtulamamıştı.
Kevin hep 2.13e ulaşırsa onu pivot olarak oynatıp Shaq gibi uzunların üzerine salacağımı zannettiği için boyunun birazcık daha uzamasından ödü kopuyordu. Onu 3 numarada oynatıp rakiplere kan kusturmak varken hiç pivot oynatacak kadar budala olabilir miyim?? Flip Saunders
Yoksa siz boyunuz kısa diye mi üzülüyorsunuz??
Kevin Garnettin o dönemdeki en büyük korkusu uzun boyu nedeniyle Saundersın kendisini pivot olarak oynatmasıydı. KG draft edildiğinde takımın başkan yardımcısı Kevin McHale ile aynı boydaydı. Ama aradan 14 ay geçtikten sonra KG, artık McHale ile yan yana durduğunda ona 6 cm kadar yukarıdan bakıyordu. Kevin bu boy meselesini o kadar kafasına takmıştı ki periyodik boy ölçümlerinden birinde adeta gazetecilere yalvararak: Hayır!! Lütfen etrafta benim 2.11 olduğumu söyleyip durmayın!! şeklinde bir istekte bulundu. Garnettı asıl tedirgin eden şey ise coach Saundersın odasının duvarına astığı ve KGnin boy gelişimini takip ettiği bir çizelgeydi: Kevin hep 2.13e ulaşırsa onu pivot olarak oynatıp Shaq gibi uzunların üzerine salacağımı zannettiği için boyunun birazcık daha uzamasından ödü kopuyordu. Onu 3 numarada oynatıp rakiplere kan kusturmak varken hiç pivot oynatacak kadar budala olabilir miyim?? O, 1.88lik bir oyuncu kadar hızlı ve çabuk. Büyük oyuncuların tanrı vergisi bazı özellikleri vardır. Kevin Garnettin olduğu gibi. Bu tür şeylerin nasıl olduğunu sorgulayamazsınız sadece kabul edersiniz. Doug Collins de Garnettin fiziği hakkında şu yorumda bulunmuştu: Bence tüm büyük yıldızlar gibi Garnett de genetik bir kaçık !!
KGye dokunan yanar!!
İlk sezonunun ardından McHale ve Saunders takım ile ilgili tüm planlarını Garnett üzerine inşaa etmeye başlamıştı. Düşünün ki o yıla kadar takımın en önemli oyuncularından ve orjinal Dream Teamin de üyesi olan Christian Leattner, KGe yönelttiği bazı eleştirilerden sadece bir kaç gün sonra takımdan postalanıyordu. (KG ile arası hafif limoni olan Wally Szczerbiakın dikkatine!!) KG ise önceleri kendisinin üzerine bu kadar düşülmesinden rahatsızlık duyduysa da duruma çabucak alıştı: Sanırım herkes iyi iş çıkarttığımın farkındaydı. Sezon sonunda parçaları yerli yerine oturtmayı başardım. Skor üretiyordum, savunmada çemberin etrafını kolluyordum ve takımın sahada daha agresif olmasını sağlıyordum. Coach, sahada kendi başımın çaresine bakabildiğimi görünce benden daha fazlasını yapmamı istedi. Önce benim bir lider olmam gerektiğini sonra da takımı benim üzerime kurmak istediklerini söylediler. Herşey o kadar çabuk olmuştu ki!! Ben hala basketbolu ve NBAi öğrenmeye çalışıyordum. Ve onlar benim omuzlarıma sanki 8 yıllık oyuncularıymışım gibi sorumluluk yüklüyorlardı. Ama sonra bunu yapabileceğimi anladım.
İlk Play off sevinci ve bir kabusun başlangıcı
1996-97 sezonuna da McHale ve Saunders draftta büyük bir kumar oynarak başladı. Garnettin koca sezon boyunca Bakın adamım Steph, Georgia Techte ne güzel oynuyor seyretsenize, hadi onu bize alalım tarzındaki beyin eti yeme seanslarının da etkisiyle Wolves, draftta Ray Allenın hakları karşılığında KGnin kankası Stephon Marburyi takıma katıyordu. Kevin Garnett ve Stephon Marbury uyumu işe yarayıp üstüne üstlük onlara bir de Tom Gugliotta desteği eklenince Timberwolves, normal sezonu 40 galibiyet ile tamamlayarak tarihinde ilk defa play-offa kaldı.
Minnesota tarihinde bir diğer ilk de KG ve Gogliottanın All-Star maçında oynamasıydı. KG maçı 7/1 şut yüzdesiyle 6 sayı, 9 ribaund ile tamamlarken, Gugliotta 7/3 şut yüzdesiyle 9 sayı, 8 ribaund ile oynadı. Minnesotanın playoff yolculuğuna geri döndüğümüzde, Wolvesun ilk turdaki rakibi yarı Dream Team kıvamındaki Houston Rocketstı. Minnesota belki bir sürpriz peşindeydi ama Clyde the glide Drexler, Charles Barkley ve Hakeem Olajuwon üçlüsü Minnesotayı paramparça ederek Timberwolvesu süpürdü.
KG ve Marbury arasına giren kara kedi
1997-98 sezonu Minnesota için yeni ilkleri de beraberinde getirdi Steph ve KG liderliğindeki Minnesota, ligde çok canlar yakıp 45 galibiyet alarak ilk kez %50lik galibiyet yüzdesinin üzerine çıktı. KG ise 18.5 sayı ve 9.6 ribaund ortalamaları ile oynayarak bir kez daha All-Star maçında yer almayı hakettiğini kanıtlamıştı. Üstelik bu kez maça Batı takımının ilk beşinde başlıyordu. KG, 12 sayı ve 4 ribaund ile oynarken maçın kahramanı hasta yatağından kalkarak maça gelen ve kan kokusu alıp saldıran köpekbalıkları misali üzerine oynayan Kobeyi ekarte ederek 23 sayı, 8 asist ve 6 ribaund üreten majesteleri Michael Jordan olmuştu.
Timberwolves, geçen yıldan elde ettiği tecrübelerle bu kez play offta daha başarılı olacaklarını düşünüyordu ama playoffun ilk turunda karşılaştıkları Seattle özellikle Gary Paytonın üstün performansıyla seriden galip ayrılan taraf oldu. Yalnız alınan bu sonuç takımda önemli değişikliklerin doğuşuna zemin hazırlayacaktı. McHale, KG ile 125 milyon $ karşılığında dudakları uçuklatan 6 yıllık bir anlaşma yapmıştı. Takımın diğer önemli yıldızı Marbury ise takımda arka plana itilmekten oldukça rahatsızdı. Sezonun başlamasıyla Marburynin düşünce tarzındaki değişiklik sahaya da yansımaya başladı. Marbury, eskisine göre daha çok şut kullanmaya ve attırmaktan çok atmaya yönelik oynamaya başlamıştı. Takımın en kritik anlarda top kullanan crunch time atıcısının kendisi olması gerektiğini iddia ediyor ve Seattle serisini kaybedilme nedeni olarak da bunu ileri sürüyordu. Sonunda Marbury, Saundersa giderek sözleşmesi bitip Free Agent olduğunda Minnesotanın getireceği hiçbir teklifi kabul etmeyeceğini, mümkünse ailesi ve arkadaşlarının yaşadığı New Yorka veya New Jerseye takas edilmesini istedi. Bunun üzerine Minnesota yönetimi Marburyi 3 takımın dahil olduğu bir takasla New Jerseye gönderip yerine benim bir zamanlar en çok beğendiğim guardlardan biri olan Terrell Brandon takıma kazandırıldı. Lock Out nedeniyle 50 maça indirgenen normal sezonda Timberwolves, 25 galibiyet ve 25 mağlubiyet alarak bir kez daha playoffa kalırken Garnettin çabalarına rağmen takım, her zamanki alışkanlığını sürdürerek ilk turda Tim Duncan ve San Antonio Spurs fırtınasına boyun eğiyordu.
1999-00 sezonunda takıma katılan çaylak oyuncu Wally Szczerbiak ve tercübeli guard Terrel Brandonın da desteğini arkasına alan Kevin Garnett, her zaman yaptığı gibi ortalamalarını bir önceki sezona göre yükselterek 22.9 sayı, 11.8 sayı ve 5.0 asistle oynarken Timberwolves, 50 galibiyete ulaşmıştı. Ama artık taraftarları bezdiren bir biçimde bu kez de Portlanda play offların ilk turunda eleneceklerdi.
2000-01sezonu Malik Sealynin bir trafik kazasında ölümü ve Joe Smithle yapılan illegal sözleşme nedeniyle tatsız başladı. Yine de Garnett gemisini kurtarmaya çalışan kaptan olarak maç başına 22.0 sayı ve 11.4 ribaundlık double double performansıyla takımına 47 galibiyet kazandırdı. Ama adeta pilav günleri gibi geleneksel bir hale gelen play off ilk tur kabusu tekrar Timberwolvesun üzerine çöktü ve San Antonio zorlanmadan Minnesotayı 3-1lik skorla eledi.
Aynı filmi geçen yıl da Dallas karşısında izledik. Geçen onca yılda filmin senaryosunda değişen tek şey katillerdi ama kurban hep Minnesotaydı. Taraftarlar artık Kevin Garnettin liderliğini ve takımın geldiği noktayı iyice sorgulamaya başlamıştı. KG Timberwolves tarihinin toplamda en çok sahada kalan, en çok top çalan, en çok asist yapan, en skorer ve en çok top kesen oyuncusuydu. Son 3 sezonda sürekli olarak NBAin en iyi savunma beşine (NBA All defensive first team) ve 98-99 sezonundan beri de All NBA takımlarının abonesi Ayrıca Larry Bird, Wilt Chamberlain ve Oscar Robertsonla beraber NBA tarihinde 3 sezon üst üste 20 sayı,10 ribaund ve 5 asist barajını geçen 4 oyuncudan biri ama buna rağmen Minnesota iş play offa gelince hep sefilleri oynadı. Rakip takımların seyircileri onlarla Aslında ilk turu oynamasalar belki şampiyon bile olabilirler şeklinde dalga geçmekteydi.
Yeni sezon başlamadan önce bu tarz espriler ve hakkındaki eleştiriler Kevin Garnetti iyice öfkelendirmişti. KG, sezona bu öfkenin verdiği hırsla başladı. Hele 37 sayı, 9 ribaund ve 5 top çalmayla oynayıp MVP seçildiği All-Star maçından sonra adeta çıldırdı. Şu anda Timberwolves, All Star maçından beri oynadığı 17 maçın 13ünden galip olarak ayrıldı. Lakers maçını saymazsanız, KG bu karşılaşmaların hiçbirinde 20 sayının altına düşmedi ve sayı, ribaund ve asistte triple doublea yaklaşan istatistiklerle oynadı. Şu anda ligde 23.1 ile sayı krallığında 8., 13.2 ile ribaund krallığında 2., 67 maçta 56 double-doublela 1. sırada. Ayrıca 5.8 ile asist krallığında 16.sırada ve bir çok gerçek guarddın sıralamada üstünde. Kuşkusuz KG, normal sezonun en önemli MVP adaylarından biri hatta birincisi. Yalnız işler normal sezonda ne kadar iyi giderse gitsin asıl önemli olan Minnesotanın Play-offta nasıl bir performans sergileyeceği. Ama ne olursa olsun NBA, Garnette çok şey borçlu. Sadece insanlara sunduğu enfes basketbol şovu yüzünden değil. Eğer Garnett küçük yaşta cesareti ve yeteneği ile sahada kan ter ve gözyaşı dökerek kendisini acımasızca eleştiren onca insana ve baskıya göğüs germeseydi NBAde liseliler hakkındaki tabu daha da sertleşen bir mizansen içinde genç yeteneklerin karşısına çıkacaktı. Ve kimbilir, belki bugün biz liseden direk profesyonelliği seçen Kobe Bryant, Tracy McGrady, Jermaine ONeil ve Amare Stoudamire gibi pek çok yetenekli genci NBAde göremeyecektik. Eğer LeBron James seneye birinci sırada seçilirse herkesten önce tek bir kişiye teşekkür etmeli: O da kendisine bu yolu açan Kevin Garnet!!..
Blood, Sweat & Tears (Kan, Ter ve Gözyaşı)
KEVIN GARNETT
DA KID artık büyüdü ve tek hedefi takımını başarıya taşıyarak DA M.V.P olmak!!
Kevin Garnett, şüphesiz son yıllarda NBAdeki en büyük oyunculardan biri. Ama NCAAi pas geçerek doğrudan NBAe atılması onun önüne bir çok zorluk çıkarttı. NBA zaten acımasız ve büyük para oyunlarının döndüğü bir ligdir eğer insanlar sizin hassas olduğunuz bir noktayı yakalarsa, etik olsun ya da olmasın, kazanmak için bunu size karşı kullanmakta bir an için bile tereddüt etmez. KGde küçük yaşta kurtlar sofrasına atılmasına rağmen tanrı vergisi yeteneği ve mücadeleden asla kaçmayan yapısıyla sağ kalmasını bildi ve NBA değirmeninde öğütülen onca genç ve yetenekli oyuncudan biri olmamayı başardı. Kendi ifadesiyle o, her çıktığı maçta bir yaşam mücadelesi verdi ve takımı yenilse de çoğu kez bu mücadeleden galip ayrıldı. Artık O, NBAde herkesin saygı duyduğu bir oyuncu. Geçtiğimiz NBA All-Star maçında aldığı MVP ödülü, yıllardır bir ünvana susamış KGnin NBAin en iyi oyuncularından biri olduğunu tasdik ederken, KGi öyle bir kamçıladı ki 7-9 Şubat tarihindeki All-Star haftasonundan sonra çoşan KGyi ve onun Timberwolvesunu durdurmak neredeyse imkansız hale geldi. Bu kez Garnett, All Star MVP ödülünden çok daha büyük ve prestijli bir ödülü gözüne kestirdi ve şu ana kadar ortaya koyduğu performansla bu onuru sonuna kadar hakediyor: Normal Sezon MVP Ödülü!!..
Adam Olacak Çocuk
Kevin Maurice Garnett, 19 Mayıs 1976da Mauldin-Güney Carolinada doğdu. KG çocukken birazcık sokakta gezen belalı tiplerden de olsa (Okulda beyaz bir çocuğun bileğinin kırıldığı bir kavgaya karıştığı için tutuklanmıştı) genelde vaktinin çoğunu idolü Magic Johnson gibi iyi bir basketbolcu olabilmek için Springfield Parkta basketbol oynayarak geçiriyordu. Hatta Kevin, kendisini basketbola o kadar kaptırıyordu ki yanında biri olsun ya da olmasın çoğu kez gece yarısına kadar parkta kalarak şut atmaktaydı. Kevinın öz babası OLewis McCullough da tam anlamıyla bir basketbol delisiydi. KGnin üvey babası ise onun basketbol oynamasına pek de sıcak bakmıyordu. Annesi Shirley Irby Garnett de çocuğunun basketbol gibi boş işler ile uğraşacağına oturup ders çalışarak üniversiteye gitmesini arzulamaktaydı. Ama KGnin okul ve derslerle arası pek iyi değildi. Onun tek yapmak istediği basketbol oynamaktı. Bu yüzden Kevin, herkesten gizli olarak lisesinin basketbol takımı Mauldin Maverickste oynamaya başladı. Kevinın ailesinin ise bundan haberi yoktu. Öğrendiklerinde de çoktan iş işten geçmiş ve Garnett maçlara çıkmaya başlamıştı. Artık Kevinın basketbol oynamasının engellenemeyeceği aşikardı. Üstelik Kevin, bu oyunu gayet de iyi oynuyordu. Lisedeki ikinci yılında KGnin ünü giderek yayılmaya başladı. Garnettin maçlarını kaçırmak istemeyen insanlar Mauldin Lisesinin salonuna akın ederek onun basketbol şovunu izliyordu. KG, o günlerde basketbol vasıtasıyla Stephon Marbury isminde New Yorklu bir genç ile tanışıyor ve ikilinin arasındaki dostluk, kısa zamanda adeta iki kardeşin ilişkisine dönüşüyordu. KG, Güney Carolinada Mauldin Lisesinde Mr.Basketball seçildikten sonra son sınıfta Chicago, Illinois Eyaletindeki Farragut Akademisine geçmek zorunda kalmıştı. 1995 sezonunda %66.6 şut yüzdesi ile 25.2 sayı, 17.6 ribaund, 6.7 asist ve 6.5 blok ortalamarıyla oynayarak, spektaküler smaçları ile adını duyuran ama ne yazık ki kötü bir trafik kazası sonucunda bir lise efsanesi olmaktan öteye gidemeyen Ronnie Fields (1996da Amerikanın en iyi beş lise oyuncusundan biri olarak seçilmişti) ile birlikte takımını 28-2lik bir seride sırtlayan oyuncu olurken Amerikanın en yüksek tirajlı gazetelerinden USA TODAY tarafından yılın basketbol oyuncusu olarak seçilirken, Parade ve Slam Dergilerince de Amerikadaki en iyi beş lise oyuncusundan biri olarak gösterildi. Kevinın Brooklynli kankası Steph ise Parade tarafından 1995 yılının en iyi lise oyuncusu seçilmişti.
Garnett, Springfield'da düzenlenen birinci Nike Hoop Summit turnuvasında, Amerikan Genç Milli takıma davet edildi ve ilk defa Amerikan Ulusal formasını giydi. Yapılan maçta Amerikan Genç Milli Takımı, uluslararası oyunculardan oluşan karma takımı zor da olsa 86-77 mağlup ederken KG, 10 sayı, 10 ribaund ve 9 blokla triple-double'ı kıl payı kaçırıyordu. (1999'da KG, Porto Rikoda düzenlenen Amerika Kıtası Olimpiyat elemelerinde ikinci kez milli formayı giyme şansını yakaladı. KG'li Amerikan Milli takımı, 11 günde çıktığı 10 maçın 10'unda da galip gelerek altın madalyaya uzanırken, Garnett 11.9 sayı, 7.0 ribaund, 1.9 asist, 2.2 blok ve 1.7 top çalma ortalamaları ile Gary Payton, Tim Duncan ve Jason Kidd ile birlikte takıma kattığı yüksek enerji ve nefes kesen smaçlarıyla seyircilerin beğenisini toplamıştı)
Tekrar KGnin Lise son sınıftaki son günlerine dönelim. KG, Ron Mercer, Shareef Abdur-Rahim ve Stephon Marbury gibi ülkenin en iyi lise oyuncularını karşı karşıya getiren St.Louisdeki 1995 McDonalds All-American maçında 18 sayı, 11 ribaund, 4 asist ve 3 blok üreterek, Most Outstanding Player ödülünü kucaklarken (1995 McDonalds All-American maçında oynayan ve şimdi NBAde forma giyen diğer oyuncular: Kobe Bryant, Vince Carter, Paul Pierce, Chauncey Billups, Antawn Jamison ve Robert Traylor) ardında toplam 2533 sayı, 4807 ribaund ve 739 blokluk bir lise kariyeri bırakıyordu. Normal şartlar altında Kevin Garnett çapında bir oyuncuyu kapmak için çoğu NCAA takımı kıyasıya bir yarışa girerdi (KGnin NCAAde oynayamıyacağı belli olmadan önce Michigan, Michigan State, DePaul, North Carolina ve Illinois üniversiteleri ile görüştüğü söyleniyordu) ama Kevin, son SAT sınavında kaldığında artık koleje kabul edilme ihtimali ortadan kalkmıştı. İşte bu yüzden artık şansını NBAde denemeye karar verecekti.
Kuzu Postuna Bürünen Timberwolvesun Hain Planı!!..
1995 NBA Draftına; Jerry Stackhouse, Rasheed Wallace, Antonio McDyess, Joe Smith, Damon Stoudemire ve Michael Finley gibi bir çok bomba isim katıldığından Kevin Garnettin kaçıncı sıradan seçileceği merak konusuydu. Çünkü 1975 Draftında Philadelphia tarafından 5.sıradan seçilen Darryl Dawkinsden tam 20 yıl sonra ilk defa bir Lise oyuncusu NBA draftında seçilme şansına sahipti. (NBA tarihinde, üniversitede oynamadan liseden direk lige katılan ilk oyuncu efsanevi Moses Malonedur. NBA Draftında 1.sıradan seçilen ilk liseli oyuncu ise 2001de Washington Wizards tarafından seçilen Kwame Browndur)
Bu sırada Minnesotanın basketbol faaliyetlerinden sorumlu başkan yardımcısı eski Celtics efsanelerinden Kevin McHale ve takımın coachu Flip Saunders, Timberwolves için ilginç bir draft stratejisi belirlemişti. Ortalığa Kevin Garnettin bulunmaz bir Hint kumaşı olduğuna ve onu kesinlikle kaçırmayacaklarına dair söylentiler yayacaklardı. Böylelikle spekülasyonlara aldanıp paniğe kapılan takımlardan birinin Bu adamların kesin bir bildiği vardır!! Biz elimizi bunlardan önce tutalım da şu çocuğu alalım diye Garnettı seçeceğini ümit ediyorlardı. Hayallerindeki oyuncu ise North Carolinada Michael Jordanın tahtına aday gösterilen skorer guard- forvet Jerry Stackhouse idi. McHale ve Saunders planlarının tıkır tıkır işleyeceğini, bu şekilde de diğer takımları kekleyerek Stackin doğrudan kucaklarına düşmesini sağlayacaklarını hesaplamaktaydı.
Flip eğer bu çocuk başaramazsa ikimiz de kovuluruz!! Kevin McHale
Ama Garnett, Minnesotanın planlarını çöpe atan isim oldu. O güne kadar bir tek Minnesota yetkilisi bile Garnetti izlemeye gitmemişti. Bu yüzden KGnin nasıl bir oyuncu olduğuna dair en ufak bir fikirleri bile yoktu. Garnett, Chicagoda çıktığı bir work-outta öyle bir basketbol şovu sundu ki Saunders ve McHale salondan ayrılırken ikisinin de ağzı açık kalmıştı. Tam salonun dışına çıktıklarında Saunders döndü ve McHalee şunları söyledi: Kevin bu çocuğu alacağımızı kimse bilmemeli!! Eğer onu 5.sırada alabilirsek şanslıyız. Bir önceki sezonda ancak 21 galibiyet alabilen Timberwolves için yazarlar, takımı çekip çevirebilecek ve kendisini NCAAde ispatlamış Damon Stoudemire gibi bir guarda ihtiyaç duyulduğunu yazmaktaydı. Bırakın Garnett gibi daha olgunlaşmamış bir lise oyuncusunu Jerry Stackhouseun bile bir kumar olabileceğini iddia ediyorlardı. Yani Garnett gibi uzun yıllara yayılması gereken bir draft planının başlangıcı, değil kumar oynamak intiharın ta kendisiydi!! Drafttan evvel McHale, Saunders şöyle dedi: Flip eğer bu çocuk başaramazsa ikimiz de kovuluruz!!
Draft gecesinde Marylandli Joe Smith (ki gelecek yıllarda Minnesotayla usulsüz anlaşma yaparak Timberwolvesun başını oldukça ağrıtacaktı) 1.sırada Golden State tarafından seçiliyordu. Clippers hakkını Antonio McDyessdan, Sixers Jerry Stackhousetan ve Washington da Rasheed Wallacetan yana kullanmıştı. Beşinci sıradaki Timberwolvesta ise McHale ve Saunders, Garnettı kaçırmamanın getirdiği rahatlıkla oldukça derin bir nefes alıyordu.
Minneapolis Lakerstan Minnesota Timberwolvesa
Minnesota, 1989-90 sezonunda Orlando Magicle beraber NBAe katıldığında, Minneapolis ikinci kez bir NBA takımına ev sahipliği yapma şansını yakalamıştı. Şehrin ilk NBA takımı ise daha sonra Los Angelesa taşınacak olan ve George Mikan ve Elgin Baylor gibi efsanevi isimlerin oynadığı Minneapolis Lakers idi. Timberwolves bir anda Minnesotaya yeni bir heyecan getirdiyse de takımın aldığı kötü sonuçlar ve genelde sezonu hep 3 aşağı 5 yukarı 20 galibiyet alarak tamamlamaları neticesinde heyecan duygusu yerini hayal kırıklığına bıraktı.
Minnesota o kadar kötü bir takımdı ki hatırlarım babam, ben 12-13 yaşımdayken bana televizyona bağlanan oyunlardan almıştı. Tabii o zamanlar şimdiki gibi playstation falan yok. Benim de favori oyunum binbir güçlükle bulduğum dandik bir NBA oyunuydu. Oyunun tasarımcısı Çinli programcı, fanatik bir Knicks taraftarı ve Starks hayranı olduğu için John Starks oyundaki en iyi oyuncu olarak tasarlanmıştı. Ben de New York Knicksin karşısına ezik Minnesotayı alıp John Starksa 50 üçlük attırmaya ya da Patrick Ewinge 40 blok yaptırmaya uğraşırdım. İşte Kevin Garnett geldikten sonra Minnesotanın oyunlara bile yansıyan bu makus talihi tersine döndü.
Dikkat Koca Köpek Var!!
Garnett gerçek anlamda ilk profesyonel maçına Milwaukee Bucks karşısında çıktı. KG bu maçı şöyle anlatıyor: İlk maçımda karşımda Glenn Big Dog Robinson vardı. Başlarda maç oldukça keyifliydi. Çünkü posterleri odamın duvarlarını süsleyen biri karşısında oynamak bana heyecan veriyordu. Ama maç ilerledikçe çabuk öğrenmek zorunda kaldım. Big Dog bazı pozisyonlarda gerçekten bana günümü gösterdi. Ama ikinci karşılaşmamızda intikamımı aldım. Çünkü bu kez hazırlıklıydım. Rövanşta 6 kez Bucks potasına bastım. Ayrıca koca köpeği de %34 şut yüzdesiyle oynattım. Daha ne isteyebilirdim ki!!
Garnett kariyerinin ilk üç ayına takımın yedek kısa forveti olarak başladı. (Bu aradaGarnette de kısa forvet diyoruz ya insaf, adam 2.11!!) Bu 3 aylık sürede ise 6.2 sayı ve 3.8 ribaund ortalamaları ile oynuyordu. Hatırlayacaksınız, geçtiğimiz aylarda Kenny Smith ve Charles Barkleyin Yao Ming hakkında girdikleri iddia ve Sir Charlesın bir eşşeğin oldukça nazik bir kısmına buse kondurmasıyla neticelenen olaylar, Smithin Ming hakkında yorum yaparken KGnin de ilk aylarında pek parlak bir performans ortaya koyamadığını ama sonra kendisini yavaş yavaş toparladığını hatırlatmasıyla başlamıştı.
Gerçekten de Garnett, kendisine ilk beşte yer bulmaya başladığı Ocak ayında aniden ortalamalarını 14.0 sayı ve 8.4 ribaunda çıkardı. All-Star haftasonunda çaylaklar takımına da seçilen KG, Batı takımı hanesine 8 sayı, 6 asist, 4 ribaund eklerken Doğu takımında Damon Stoudemire ve Jerry Stackhouse etkili oyunlarıyla takımlarını 94-92lik skorla Batı karşısında galibiyete taşıyordu. KG çaylak sezonunda 10.4 sayı ve 6.3 ribaund ortalamaları ile oynayıp NBAin en iyi ikinci çaylak takımına (All Rookie Second Team) seçildi. Ama Minnesota KGnin katkısına rağmen bir kez daha 20li galibiyetlerden kurtulamamıştı.
Kevin hep 2.13e ulaşırsa onu pivot olarak oynatıp Shaq gibi uzunların üzerine salacağımı zannettiği için boyunun birazcık daha uzamasından ödü kopuyordu. Onu 3 numarada oynatıp rakiplere kan kusturmak varken hiç pivot oynatacak kadar budala olabilir miyim?? Flip Saunders
Yoksa siz boyunuz kısa diye mi üzülüyorsunuz??
Kevin Garnettin o dönemdeki en büyük korkusu uzun boyu nedeniyle Saundersın kendisini pivot olarak oynatmasıydı. KG draft edildiğinde takımın başkan yardımcısı Kevin McHale ile aynı boydaydı. Ama aradan 14 ay geçtikten sonra KG, artık McHale ile yan yana durduğunda ona 6 cm kadar yukarıdan bakıyordu. Kevin bu boy meselesini o kadar kafasına takmıştı ki periyodik boy ölçümlerinden birinde adeta gazetecilere yalvararak: Hayır!! Lütfen etrafta benim 2.11 olduğumu söyleyip durmayın!! şeklinde bir istekte bulundu. Garnettı asıl tedirgin eden şey ise coach Saundersın odasının duvarına astığı ve KGnin boy gelişimini takip ettiği bir çizelgeydi: Kevin hep 2.13e ulaşırsa onu pivot olarak oynatıp Shaq gibi uzunların üzerine salacağımı zannettiği için boyunun birazcık daha uzamasından ödü kopuyordu. Onu 3 numarada oynatıp rakiplere kan kusturmak varken hiç pivot oynatacak kadar budala olabilir miyim?? O, 1.88lik bir oyuncu kadar hızlı ve çabuk. Büyük oyuncuların tanrı vergisi bazı özellikleri vardır. Kevin Garnettin olduğu gibi. Bu tür şeylerin nasıl olduğunu sorgulayamazsınız sadece kabul edersiniz. Doug Collins de Garnettin fiziği hakkında şu yorumda bulunmuştu: Bence tüm büyük yıldızlar gibi Garnett de genetik bir kaçık !!
KGye dokunan yanar!!
İlk sezonunun ardından McHale ve Saunders takım ile ilgili tüm planlarını Garnett üzerine inşaa etmeye başlamıştı. Düşünün ki o yıla kadar takımın en önemli oyuncularından ve orjinal Dream Teamin de üyesi olan Christian Leattner, KGe yönelttiği bazı eleştirilerden sadece bir kaç gün sonra takımdan postalanıyordu. (KG ile arası hafif limoni olan Wally Szczerbiakın dikkatine!!) KG ise önceleri kendisinin üzerine bu kadar düşülmesinden rahatsızlık duyduysa da duruma çabucak alıştı: Sanırım herkes iyi iş çıkarttığımın farkındaydı. Sezon sonunda parçaları yerli yerine oturtmayı başardım. Skor üretiyordum, savunmada çemberin etrafını kolluyordum ve takımın sahada daha agresif olmasını sağlıyordum. Coach, sahada kendi başımın çaresine bakabildiğimi görünce benden daha fazlasını yapmamı istedi. Önce benim bir lider olmam gerektiğini sonra da takımı benim üzerime kurmak istediklerini söylediler. Herşey o kadar çabuk olmuştu ki!! Ben hala basketbolu ve NBAi öğrenmeye çalışıyordum. Ve onlar benim omuzlarıma sanki 8 yıllık oyuncularıymışım gibi sorumluluk yüklüyorlardı. Ama sonra bunu yapabileceğimi anladım.
İlk Play off sevinci ve bir kabusun başlangıcı
1996-97 sezonuna da McHale ve Saunders draftta büyük bir kumar oynarak başladı. Garnettin koca sezon boyunca Bakın adamım Steph, Georgia Techte ne güzel oynuyor seyretsenize, hadi onu bize alalım tarzındaki beyin eti yeme seanslarının da etkisiyle Wolves, draftta Ray Allenın hakları karşılığında KGnin kankası Stephon Marburyi takıma katıyordu. Kevin Garnett ve Stephon Marbury uyumu işe yarayıp üstüne üstlük onlara bir de Tom Gugliotta desteği eklenince Timberwolves, normal sezonu 40 galibiyet ile tamamlayarak tarihinde ilk defa play-offa kaldı.
Minnesota tarihinde bir diğer ilk de KG ve Gogliottanın All-Star maçında oynamasıydı. KG maçı 7/1 şut yüzdesiyle 6 sayı, 9 ribaund ile tamamlarken, Gugliotta 7/3 şut yüzdesiyle 9 sayı, 8 ribaund ile oynadı. Minnesotanın playoff yolculuğuna geri döndüğümüzde, Wolvesun ilk turdaki rakibi yarı Dream Team kıvamındaki Houston Rocketstı. Minnesota belki bir sürpriz peşindeydi ama Clyde the glide Drexler, Charles Barkley ve Hakeem Olajuwon üçlüsü Minnesotayı paramparça ederek Timberwolvesu süpürdü.
KG ve Marbury arasına giren kara kedi
1997-98 sezonu Minnesota için yeni ilkleri de beraberinde getirdi Steph ve KG liderliğindeki Minnesota, ligde çok canlar yakıp 45 galibiyet alarak ilk kez %50lik galibiyet yüzdesinin üzerine çıktı. KG ise 18.5 sayı ve 9.6 ribaund ortalamaları ile oynayarak bir kez daha All-Star maçında yer almayı hakettiğini kanıtlamıştı. Üstelik bu kez maça Batı takımının ilk beşinde başlıyordu. KG, 12 sayı ve 4 ribaund ile oynarken maçın kahramanı hasta yatağından kalkarak maça gelen ve kan kokusu alıp saldıran köpekbalıkları misali üzerine oynayan Kobeyi ekarte ederek 23 sayı, 8 asist ve 6 ribaund üreten majesteleri Michael Jordan olmuştu.
Timberwolves, geçen yıldan elde ettiği tecrübelerle bu kez play offta daha başarılı olacaklarını düşünüyordu ama playoffun ilk turunda karşılaştıkları Seattle özellikle Gary Paytonın üstün performansıyla seriden galip ayrılan taraf oldu. Yalnız alınan bu sonuç takımda önemli değişikliklerin doğuşuna zemin hazırlayacaktı. McHale, KG ile 125 milyon $ karşılığında dudakları uçuklatan 6 yıllık bir anlaşma yapmıştı. Takımın diğer önemli yıldızı Marbury ise takımda arka plana itilmekten oldukça rahatsızdı. Sezonun başlamasıyla Marburynin düşünce tarzındaki değişiklik sahaya da yansımaya başladı. Marbury, eskisine göre daha çok şut kullanmaya ve attırmaktan çok atmaya yönelik oynamaya başlamıştı. Takımın en kritik anlarda top kullanan crunch time atıcısının kendisi olması gerektiğini iddia ediyor ve Seattle serisini kaybedilme nedeni olarak da bunu ileri sürüyordu. Sonunda Marbury, Saundersa giderek sözleşmesi bitip Free Agent olduğunda Minnesotanın getireceği hiçbir teklifi kabul etmeyeceğini, mümkünse ailesi ve arkadaşlarının yaşadığı New Yorka veya New Jerseye takas edilmesini istedi. Bunun üzerine Minnesota yönetimi Marburyi 3 takımın dahil olduğu bir takasla New Jerseye gönderip yerine benim bir zamanlar en çok beğendiğim guardlardan biri olan Terrell Brandon takıma kazandırıldı. Lock Out nedeniyle 50 maça indirgenen normal sezonda Timberwolves, 25 galibiyet ve 25 mağlubiyet alarak bir kez daha playoffa kalırken Garnettin çabalarına rağmen takım, her zamanki alışkanlığını sürdürerek ilk turda Tim Duncan ve San Antonio Spurs fırtınasına boyun eğiyordu.
1999-00 sezonunda takıma katılan çaylak oyuncu Wally Szczerbiak ve tercübeli guard Terrel Brandonın da desteğini arkasına alan Kevin Garnett, her zaman yaptığı gibi ortalamalarını bir önceki sezona göre yükselterek 22.9 sayı, 11.8 sayı ve 5.0 asistle oynarken Timberwolves, 50 galibiyete ulaşmıştı. Ama artık taraftarları bezdiren bir biçimde bu kez de Portlanda play offların ilk turunda eleneceklerdi.
2000-01sezonu Malik Sealynin bir trafik kazasında ölümü ve Joe Smithle yapılan illegal sözleşme nedeniyle tatsız başladı. Yine de Garnett gemisini kurtarmaya çalışan kaptan olarak maç başına 22.0 sayı ve 11.4 ribaundlık double double performansıyla takımına 47 galibiyet kazandırdı. Ama adeta pilav günleri gibi geleneksel bir hale gelen play off ilk tur kabusu tekrar Timberwolvesun üzerine çöktü ve San Antonio zorlanmadan Minnesotayı 3-1lik skorla eledi.
Aynı filmi geçen yıl da Dallas karşısında izledik. Geçen onca yılda filmin senaryosunda değişen tek şey katillerdi ama kurban hep Minnesotaydı. Taraftarlar artık Kevin Garnettin liderliğini ve takımın geldiği noktayı iyice sorgulamaya başlamıştı. KG Timberwolves tarihinin toplamda en çok sahada kalan, en çok top çalan, en çok asist yapan, en skorer ve en çok top kesen oyuncusuydu. Son 3 sezonda sürekli olarak NBAin en iyi savunma beşine (NBA All defensive first team) ve 98-99 sezonundan beri de All NBA takımlarının abonesi Ayrıca Larry Bird, Wilt Chamberlain ve Oscar Robertsonla beraber NBA tarihinde 3 sezon üst üste 20 sayı,10 ribaund ve 5 asist barajını geçen 4 oyuncudan biri ama buna rağmen Minnesota iş play offa gelince hep sefilleri oynadı. Rakip takımların seyircileri onlarla Aslında ilk turu oynamasalar belki şampiyon bile olabilirler şeklinde dalga geçmekteydi.
Yeni sezon başlamadan önce bu tarz espriler ve hakkındaki eleştiriler Kevin Garnetti iyice öfkelendirmişti. KG, sezona bu öfkenin verdiği hırsla başladı. Hele 37 sayı, 9 ribaund ve 5 top çalmayla oynayıp MVP seçildiği All-Star maçından sonra adeta çıldırdı. Şu anda Timberwolves, All Star maçından beri oynadığı 17 maçın 13ünden galip olarak ayrıldı. Lakers maçını saymazsanız, KG bu karşılaşmaların hiçbirinde 20 sayının altına düşmedi ve sayı, ribaund ve asistte triple doublea yaklaşan istatistiklerle oynadı. Şu anda ligde 23.1 ile sayı krallığında 8., 13.2 ile ribaund krallığında 2., 67 maçta 56 double-doublela 1. sırada. Ayrıca 5.8 ile asist krallığında 16.sırada ve bir çok gerçek guarddın sıralamada üstünde. Kuşkusuz KG, normal sezonun en önemli MVP adaylarından biri hatta birincisi. Yalnız işler normal sezonda ne kadar iyi giderse gitsin asıl önemli olan Minnesotanın Play-offta nasıl bir performans sergileyeceği. Ama ne olursa olsun NBA, Garnette çok şey borçlu. Sadece insanlara sunduğu enfes basketbol şovu yüzünden değil. Eğer Garnett küçük yaşta cesareti ve yeteneği ile sahada kan ter ve gözyaşı dökerek kendisini acımasızca eleştiren onca insana ve baskıya göğüs germeseydi NBAde liseliler hakkındaki tabu daha da sertleşen bir mizansen içinde genç yeteneklerin karşısına çıkacaktı. Ve kimbilir, belki bugün biz liseden direk profesyonelliği seçen Kobe Bryant, Tracy McGrady, Jermaine ONeil ve Amare Stoudamire gibi pek çok yetenekli genci NBAde göremeyecektik. Eğer LeBron James seneye birinci sırada seçilirse herkesten önce tek bir kişiye teşekkür etmeli: O da kendisine bu yolu açan Kevin Garnet!!..

