HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
Fizikçi Friedrich Beck ve sinir bilimci John Carew Eccles (1903-1997) ortak teorileri, kuantum mekaniğinin beyinde hangi aşamada devreye girdiği ve zihin-beyin ilişkisinin hangi seviyede olduğu konusuna değişik bir bakış açısı getirmiştir. Eccles ve Becke göre, bilincin evrimi göz önüne alındığında, bilinç yüksek hayvanlarda ortaya çıkan ani bir aydınlanma olarak değerlendirilemez.
Fizikçi Friedrich Beck ve sinir bilimci John Carew Eccles (1903-1997) ortak teorileri, kuantum mekaniğinin beyinde hangi aşamada devreye girdiği ve zihin-beyin ilişkisinin hangi seviyede olduğu konusuna değişik bir bakış açısı getirmiştir. Eccles ve Becke göre, bilincin evrimi göz önüne alındığında, bilinç yüksek hayvanlarda ortaya çıkan ani bir aydınlanma olarak değerlendirilemez. Halen geçerli olan ve rağbet gören teoriye göre, zihinsel durumlar beynin fizikokimyasal durumlarının doğrudan yansımasıdır ve bu özdeşlik teorisi/maddecilik/materyalizm olarak adlandırılır. Buna göre beynimiz süper karmaşık bir bilgisayardır ve beyin kabuğundaki bilgi işleme düşünceler ve hisleri meydana getirir. Bu maddeci teoriyi kabul edenlere göre zihin beynin yazılımıdır (software) ve zihin, ekibin sanal kaptanını oluşturur. Sanal kaptanı normalde bizler benlik/kişilik olarak tanımlarız ve beynimizin sinir ağlarının küresel etkisi ile meydana gelen bir yanılsamadır.
Ecclese göre yukarıda bahsedilen tümüyle yanlıştır ve söylenenler belli belirsiz şeylerin önüne asla geçemez. Maddecilerin düşüncesine göre bu sorun beynin nasıl çalıştığının tam olarak anlaşılmasıyla belki 100 yıl sonra çözülecektir. Bu beklentiyi Eccles, beklentili pişman maddecilik olarak adlandırır. Ecclese göre boş ve uydurulmuş teori insan benliğinin ve onun ruhsal değerleri, yaratıcılığını ve bizim her birimizin ayrıcalığını, gizem ve harikalığını açıklamaya yetersizdir.
Bilim felsefecisi Karl Popper ile de birlikte çalışan Eccles, maddeciliğin açıklayamadıklarını görünce zihin ve beynin alternatif bir teorisini geliştirdi. Bu teori ikici (düalist) etkileşim olarak bilinmektedir. Onun temel felsefi çıkış noktası, din bilimcilerin bütün gönlünce kabul ettiği bir şeydi: iddia ediyorum ki, bilimsel indirgemecilik tarafından insan gizemi inanılmaz şekilde küçültülmüştür. Pişman olacağı beklenen maddecilik amacıyla ruhsal dünyanın tümü sinirsel aktivite kalıbı terimleriyle ilişkilendirilmiştir. Bu inanç bir hurafe olarak sınıflandırılmalıdır... Bedenler ve beyinlerin oluşturduğu maddesel dünyanın varlığı gibi, ruhlardan oluşan ruhsal bir dünyanın varlığını kabul ediyoruz der. Ancak bu ruhsal dünya varlığını kabul etmesi, Descartesin düalist yaklaşımının bir parçası olan, zihnin bir çeşit madde olduğu (substance) düşüncesinden farklıdır. Madde kavramı, zihne maddeci bir bakışa yol açabilir. Herhangi bir madde özelliğini anmadan benliğin ruhsal var oluşundan bahsediyorum. Büyük sorun Nasıl Benlik Beyni Kontrol Ederdir. Bu düalisttir, fakat iki maddenin ifadesi değildir. Onun yerine Popperin iki dünyası ile ilişkilidir yani Popperin ruhsal benlik ve maddesel dünyası. Dolayısıyla Ecclesin düalist yaklaşımı Descartesten farklıdır.
Eccles klasik fiziğin dışına çıkarak, kuantum fizikçisi Frierich Beckin yardımıyla, enerjinin korunumu kanununu ihlal etmeden, zihin-beyin etkileşimini açıklamaya çalıştı. Teorisinde Eccles, beyin kabuğunun ince temel yapısı ile kuantum fiziğini birleştirdi. Ecclese göre beyin kabuğunun esas temel birimi dendrondur. Dendronlar maddesel beynin temsilcileridir ve dendronların karşılığı olarak zihinsel temsilciler olan psikon(psychon)lardır. İstemli hareket niyeti ve düşüncesi ile psikonlar dendronlar üzerine etki eder ve seçilen sinir hücrelerinin ateşlenme olasılığını arttırır. Böylece kolumuzu kaldırmaya niyetlendiğimizde, beyindeki kol bölgesinde sinir hücreleri ateşleme yapar ve kolumuzun kaslarına uyarı göndererek kolumuzu kaldırırız. Psikonlar arasındaki etkileşim, bizim zihnimizin iç dünyasını ve algılarımızın birliğini oluşturur. Ecclese göre zihin-beyin arasındaki etkileşim, Enerji ile değil, bir bilginin akışında olduğu gibidir. Zihin sinirsel olayların eşiğini değiştirebilirse, çok büyük olasılıkla bu kuantum veya kuantum altı seviyelerinde etkilidir. Termodinamiğin birinci kanununa göre, kapalı yani çevre ile madde ve enerji değişimi yapmayan sistemlerin toplam enerjisi sabittir. Maddecilik teorisinde, fiziksel dünyanın tümü kapalı bir sistemdir ve madde-enerji miktarı kesinlikle aynıdır. Ama Eccles kuantum mekaniğinden yararlanır. Kuantum mekaniğinin Ortodoks yorumuna göre, enerji kuantum vakumdan saniyenin çok az bir kısmı süresinde geriye ödenmek üzere borç alınabilir.
Fizikçi Friedrich Beck ve sinir bilimci John Carew Eccles (1903-1997) ortak teorileri, kuantum mekaniğinin beyinde hangi aşamada devreye girdiği ve zihin-beyin ilişkisinin hangi seviyede olduğu konusuna değişik bir bakış açısı getirmiştir. Eccles ve Becke göre, bilincin evrimi göz önüne alındığında, bilinç yüksek hayvanlarda ortaya çıkan ani bir aydınlanma olarak değerlendirilemez. Halen geçerli olan ve rağbet gören teoriye göre, zihinsel durumlar beynin fizikokimyasal durumlarının doğrudan yansımasıdır ve bu özdeşlik teorisi/maddecilik/materyalizm olarak adlandırılır. Buna göre beynimiz süper karmaşık bir bilgisayardır ve beyin kabuğundaki bilgi işleme düşünceler ve hisleri meydana getirir. Bu maddeci teoriyi kabul edenlere göre zihin beynin yazılımıdır (software) ve zihin, ekibin sanal kaptanını oluşturur. Sanal kaptanı normalde bizler benlik/kişilik olarak tanımlarız ve beynimizin sinir ağlarının küresel etkisi ile meydana gelen bir yanılsamadır.
Ecclese göre yukarıda bahsedilen tümüyle yanlıştır ve söylenenler belli belirsiz şeylerin önüne asla geçemez. Maddecilerin düşüncesine göre bu sorun beynin nasıl çalıştığının tam olarak anlaşılmasıyla belki 100 yıl sonra çözülecektir. Bu beklentiyi Eccles, beklentili pişman maddecilik olarak adlandırır. Ecclese göre boş ve uydurulmuş teori insan benliğinin ve onun ruhsal değerleri, yaratıcılığını ve bizim her birimizin ayrıcalığını, gizem ve harikalığını açıklamaya yetersizdir.
Bilim felsefecisi Karl Popper ile de birlikte çalışan Eccles, maddeciliğin açıklayamadıklarını görünce zihin ve beynin alternatif bir teorisini geliştirdi. Bu teori ikici (düalist) etkileşim olarak bilinmektedir. Onun temel felsefi çıkış noktası, din bilimcilerin bütün gönlünce kabul ettiği bir şeydi: iddia ediyorum ki, bilimsel indirgemecilik tarafından insan gizemi inanılmaz şekilde küçültülmüştür. Pişman olacağı beklenen maddecilik amacıyla ruhsal dünyanın tümü sinirsel aktivite kalıbı terimleriyle ilişkilendirilmiştir. Bu inanç bir hurafe olarak sınıflandırılmalıdır... Bedenler ve beyinlerin oluşturduğu maddesel dünyanın varlığı gibi, ruhlardan oluşan ruhsal bir dünyanın varlığını kabul ediyoruz der. Ancak bu ruhsal dünya varlığını kabul etmesi, Descartesin düalist yaklaşımının bir parçası olan, zihnin bir çeşit madde olduğu (substance) düşüncesinden farklıdır. Madde kavramı, zihne maddeci bir bakışa yol açabilir. Herhangi bir madde özelliğini anmadan benliğin ruhsal var oluşundan bahsediyorum. Büyük sorun Nasıl Benlik Beyni Kontrol Ederdir. Bu düalisttir, fakat iki maddenin ifadesi değildir. Onun yerine Popperin iki dünyası ile ilişkilidir yani Popperin ruhsal benlik ve maddesel dünyası. Dolayısıyla Ecclesin düalist yaklaşımı Descartesten farklıdır.
Eccles klasik fiziğin dışına çıkarak, kuantum fizikçisi Frierich Beckin yardımıyla, enerjinin korunumu kanununu ihlal etmeden, zihin-beyin etkileşimini açıklamaya çalıştı. Teorisinde Eccles, beyin kabuğunun ince temel yapısı ile kuantum fiziğini birleştirdi. Ecclese göre beyin kabuğunun esas temel birimi dendrondur. Dendronlar maddesel beynin temsilcileridir ve dendronların karşılığı olarak zihinsel temsilciler olan psikon(psychon)lardır. İstemli hareket niyeti ve düşüncesi ile psikonlar dendronlar üzerine etki eder ve seçilen sinir hücrelerinin ateşlenme olasılığını arttırır. Böylece kolumuzu kaldırmaya niyetlendiğimizde, beyindeki kol bölgesinde sinir hücreleri ateşleme yapar ve kolumuzun kaslarına uyarı göndererek kolumuzu kaldırırız. Psikonlar arasındaki etkileşim, bizim zihnimizin iç dünyasını ve algılarımızın birliğini oluşturur. Ecclese göre zihin-beyin arasındaki etkileşim, Enerji ile değil, bir bilginin akışında olduğu gibidir. Zihin sinirsel olayların eşiğini değiştirebilirse, çok büyük olasılıkla bu kuantum veya kuantum altı seviyelerinde etkilidir. Termodinamiğin birinci kanununa göre, kapalı yani çevre ile madde ve enerji değişimi yapmayan sistemlerin toplam enerjisi sabittir. Maddecilik teorisinde, fiziksel dünyanın tümü kapalı bir sistemdir ve madde-enerji miktarı kesinlikle aynıdır. Ama Eccles kuantum mekaniğinden yararlanır. Kuantum mekaniğinin Ortodoks yorumuna göre, enerji kuantum vakumdan saniyenin çok az bir kısmı süresinde geriye ödenmek üzere borç alınabilir.
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)
Benzer konular
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 18
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 14
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 34
- Cevaplar
- 4
- Görüntüleme
- 34

