Sitemize reklam vermek için [email protected] adresine mail atabilirsiniz

İntestinal Obstruksiyon

  • Konbuyu başlatan zeyn0
  • Başlangıç tarihi
  • Cevaplar 0
  • Görüntüleme 2K

zeyn0

Gönüllerin Admini
Ticaret - 0%
0   0   0

Kafkas2 Muhteşem Yılbaşı etkinliği başladı! Karakterini hızlı geliştirme fırsatını kaçırmaHEMEN TIKLA!

Barsak tıkanmalarında barsak içi kapsamın distale doğru gidişi bozulmuştur. Distale doğru geçişte bir engelleme veya yavaşlama olabileceği gibi tam olarak durmuşta olabilir. Bu olay barsak lümenini tıkayan bir nedene bağlı ise mekanik tipte intestinal obstruksiyon vardır. Diğer obstruksiyonlar ise motilite bozukluğu ile ilgili olabilir.



MEKANİK İNTESTİNAL OBSTRUKSİYONLAR



Akut karın nedeniyle Genel Cerrahi servisine başvuran hastaların en az %20’sini intestinal obstruksiyon oluşturur. Nedeni ne olursa olsun bütün barsak tıkanmaları ileus olarak tanımlanır. Mekanik tıkanma Treitz ligamentine olan mesafeye göre yüksek veya alçak düzeyde olabilir. Gelişme hızına göre akut, subakut veya kronik olabilir.



İntestinal Obstruksiyonların (İleus) Mekanizmaları



I) Barsak lümeninin mekanik obstruksiyonu

A) Lümenin obturasyonu (İntraluminal obstruksiyon)

1) Mekonium İleusu

2) İnvajinasyon

3) Safra Taşı İleusu

4) Sertleşme veya taşlaşma şeklinde tıkayıcı nedenler (Fekal impaction, baryumun sertleşmesi, bezoarlar, yumaklaşmış parazitler)



B) Barsak çeperi (duvarı) lezyonları (mural obstruksiyon)

1) Konjenital nedenler: İntestinal atrezi, stenoz, imperfore anus, barsak duplikasyonu, meckel divertikülü)

2) Travmatik nedenler

3) İnflamatuar nedenler: Regional enteritis, divertikülit, kronik ülseratif kolit

4) Neoplastik nedenler

5) Diğer bazı nedenler: Oral potasyum alınmasına bağlı darlıklar, radyasyona bağlı striktürler, endometriozis



C) Barsağa dışardan basan lezyonlar (Ekstramural)

1) Adheziv bant konstriksiyonu

2) Herniler ve yara açılması

3) Barsak dışı kitleler: Annuler pankreas, damarsal anomaliler, abse-hematom ve kist hidatik basıları, neoplastik kitleler



D) Volvulus: İnce barsak ve kolon volvulusları



II) Yetersiz barsak motilitelerine bağlı barsak tıkanmaları

A) Nöromuskuler defektler

1) Megakolon

2) Paralitik ileus

- Abdominal nedenler: İntestinal distansiyon, diffüz peritonit, retroperitoneal lezyonlar ve hematom

- Sistemik nedenler: Elektrolit imbalansı, toksemi, hipoproteinemi, üremi, diabetik koma

- Bilier ve renal kolik

3) Spastik nedenler

4) Vaskuler nedenler: Arteriel ve venöz tıkanmalar



İnce barsak obstrüksiyonları sıklıkla, adezyon ve hernilere sekonder olarak gelişirken, kolon obstrüksiyonları, karsinoma ve vovulusa sekonderdir.

Mekanik obstrüksiyonlar tam (komplet) olabileceği gibi parsiyel obstrüksiyonlar şeklindede olabilir.

Tıkanmış barsak segmentinin kan dolaşımıda bozulabilir. Volvulus ve fıtık kesesi içindeki sıkışmalara bağlı olarak gelişebilir. Tıkanmış olan barsak segmentinin kendini besleyen mesenterik damarları da tıkanırsa buna strangulasyonlu intestinal obstrüksiyon denilmektedir. Vaskuler tıkanmanın olmadığı obstrüksiyonlara da basit mekanik tıkanma adı verilir. Hızla tanı konulmadığı takdirde barsakta iskemi, nekroz ve perforasyon gibi ciddi komplikasyonlar görülür. Bu durumda operatif morbidite ve mortalite çok yükselir.

Barsak perforasyonu intestinal obstrüksiyonun proksimalinin aşırı gerilmesine bağlı olarak gelişecek iskemi sonucuda olabilir. Kolon tümörüne bağlı tıkanmalarda tıkanmanın proksimal kısmında perforasyon olabilir. Sigmoid kolon tümörlerinde tam obstrüksiyon varsa perforasyon çekumda olabilir. Eksternal ve internal fıtıklarda volvulusun neden olabildiği kapalı loop tarzındaki obstrüksiyonlarda da, kapalı barsak segmenti içindeki distansiyon hızla artarak strangulasyona neden olabilir.

Yeni doğanlarda barsak atrezileri sıklıkla tıkanma nedeni olurken hernilere ve adezyonlara bağlı tıkanmalar her yaşta görülebilir. İngilterede yapılan bir çalışmada bant şeklinde adezyon, herni ve kolon karsinomlarının her biri obstrüksiyon etyolojisinde 1/3 lük paya sahiptir. Türkiye, Rusya ve Afrika da sigmoid volvulus önemli obstrüksiyon nedenleri arasında yer alırken gelişmekte olan ülkelerde tübörküloz, tropikal ülkelerde ise amebiozise bağlı tıkanmalar daha çok görülmektedir.

20. asrın başlarında barsak tıkanmalarına bağlı mortalite %50 iken zamnımızda bu aran %10’un altındadır. Bu sonuçta sıvı-elektrolit replasman tedavisi ile nazo-intestinal dekompresyon uygulamasının ve ameliyat zamanlamasının önemli katkısı vardır. Fıtıklı hastalar günümüzde elektif şartlarda ameliyat edildiklerinden fıtığa bağlı obstrüksiyon riskide azalmıştır.

Fizyopatolojisi:

Yirminci yüzyılın başlarına kadar barsak tıkanmalarında tıkanan barsaklardan toksinlerin absorbsiyonu ölüm nedeni olarak gösteriliyordu. 1912’de Hartwell ve Hoguet barsak tıkanması olan köpeklere intra venöz yoldan serum fizyolojik vererek yaşam sürelerini çok uzattılar. Gamble toksik faktörlerin aslında tıkanma olduğunda barsak segmentlerinde biriken sekestrasyona uğramış kusma veya aspirasyon yolu ile dışarı kaybedilmiş veya ödem şeklinde dolaşımdan ayrılmış sıvı ve elektrolit kayıpları olduğunu göstermiştir.

Obstrüksiyonun üzerindeki barsak lümeninde fazla miktarda gaz ve sıvının toplanması progresiftir. Barsak mukozasından olan net hareket dikkate alındığında absorbsiyon ve sekresyon (kandan barsak lümenine doğru akım) arasında bir farklılık yoktur. Ancak barsakta akumulasyon olduğunda absorbsiyon azalır sekresyon ise artar. Obstrüksiyondan 48 saat sonra lümene doğru olan sekresyonun artması sonucu, intestinal lümendeki sıvı miktarı artar. Kandan lümen yönüne doğru normal akım olur (sekresyon, exorption), ancak lümenden kan damarlarına doğru olan akım (absrobsiyon, insorption) deprese olmuş veya azalmıştır. Sonuç olarak su ve elektrolitler, obstrukte intestinal segmente yönelir, buradaki elektrolit kompozisyonu plasmadakine benzer.

Wright ve arkadaşları yaptıkları bir çalışmada barsaktaki basıncın artmasına paralel olarak lümene sıvı sekresyonunun da arttığını gösterir. İntestinal obstrüksiyon da distansiyon ve sıvı kaybının primer nedeni artan sekresyondur. Absorbsiyonda azalmanın rolü daha azdır. Barsak distansiyonuna cevap olarak prostoglandin salınımı obsturkte loopta sekresyonun artmasında rol oynar.

Obstrüksiyonun hemen üzerindeki barsak başlangıçta çok etkilenir. Sıvı ve elektorlitlerle distandü hale gelir, sirkülasyon bozulur. Obstrüksiyon uzun süreden beri mevcutsa, barsağın proksimal kısmı toplanan sıvı ve elektrolitleri bertaraf edemez, obstrüksiyonun proksimali distandü hale gelir. Sıvı ve elektrolit kaybının ikinci yeri tutulan barsağın duvarıdır. Operasyonda ileri derece ödemli barsakla karşılaşılır. Bu sıvının bir kısmı barsağın serozal yüzeyine ulaşır serbest peritoneal sıvı haline dönüşür. Barsak duvarına ve peritoneal kaviteye olan sıvı kaybının miktarı venöz konjesyonlu ve ödemli barsağın uzunluğuna ve obstrüksiyonun açılmasına kadar geçen süreyle doğru orantılıdır. Belirgin elekrolit sıvı kaybının bir nedenide kusma veya G. İntestinal tüple dekompresyondur. Bütün bunların net sonucu olarak ekstraselüler alandan sıvı kaybı olacaktır. Bu da hemokonsantrasyon, hipovolemi, renal yetmezlik, şok ve ölüm demektir (tedavi yapılmadığı takdirde).

Obstrukte barsağın üzerinde sekestre olan sıvının dışında intestinal gaz da ditansiyon üzerinde etkilidir. Bu gazın major kaynağı yutulan atmosfer havasıdır. İnce barsak gaz kompozisyonu: N %70, O %12, CO2 %8, H2S %5, amonyak ve aminler %4, Hidrojen %1’dir. İntestinal gazın muhtevası yutulan havaya benzer. Atmosferde bulunmayan çok az gaz grubu buna ilave olur. Gazlar barsaktaki gazların parsiyel basıncıylada ilgili olarak absorbe olurlar. CO2’nin absorbsiyonu daha iyidir. Barsakta çok miktarda CO2 imal edilmesi rağmen bunun distansiyondaki payı azdır.

Lümenin obstruksiyonunda, obstrüksiyonu yenebilmek için barsak peristaltizmi artar. Kısa sürede regüler olarak paristaltik aktivitede artma ve bunu takib eden sessiz bir periyod olur. Bu sessiz periyod üst seviyeli obstrüksiyonlarda 3-5 dakika iken ileal obstrüksiyonlarda 10-15 dakikadır. Bu muskuler kontraksiyonlar barsağı tarvmatize eder, bu da barsak duvarında şişme ve ödeme neden olur.

Gizli ve önüne geçilemeyecek dehidratasyon yapan barsak tıkanmalarında, hasta kusmaya başlamışsa erişkinlerde ortalama 2 litrelik hücre dışı sıvı kaybı vardır. İlerlemiş dehidratasyon belirtileri varsa, kusmada sürüyorsa bu kayıp 4 litreye ve hipovolmeik şokta meydana gelişse 6 litreye yakındır.

Tıkanma pilor bölgesinde ise hipokalemik metabolik alkoloz gelişir. Daha distalde olan tıkanmalarda barsak kapsamı hafif alkolotik olmasına rağmen, dehidratasyon ve hipovolemi arttıkça hücre düzeyinde mikrosirkülasyonda bozulma olur ve metabolik asidoz gelişebilir. Aynı nedenlerle hemokonsantrasyon ve oligoüri meydana gelebilir.

Abdominal distansiyonun artışı relatif olarak diyafragmaları yükseltir. Solunumu yüzeyelleştirir. İnferior vena kavadan kalbe dönüşü de azalır. Bu tabloya abdominal kompartıman ismide verilir.

Bu olaylara ağızdan hiç beslenemeyen hastanın açlık ketozisi ve alkelen intestinal sıvıların kaybıda eklenince, hipovolemi sonuçlarının da katılması ile hastanın metabolik asidozise gidişi kaçınılmaz olur.



Strangüle Obstruksiyon



Basit mekanik intestinal obstruksiyonda durgunlaşan barsak içeriğinde bakteri sayısı çok fazla artar. Ancak bakteri toksinleri barsak duvarında ileri derecede iskemi olana kadar peritona ve kana geçemezler. Özellikle strangulasyonlu barsak tıkanmalarında mezenterik damarlarda gelişen tıkanma sonucunda barsak duvarında iskemi ve nekroza kadar giden infarktüs olur ve perforasyon olmadan öncede barsak duvarı içindeki bakterilere ve toksinlere geçirgenlik kazanır. Ayrıca distansiyon halindeki barsak duvarı çok gerilerek incelir ve iskemiye yol açan bu durumda bakteri toksinleri peritona geçebilir. Strangılasyon sıklıkla adheziv bant obstruksiyonu, herni ve volvulusa bağlı olarak gelişir.



Kapalı Loop Obstruksiyonu



Barsak loopunun üst ve alt kısmının tıkanması halinde kapalı loop tarzında intestinal obstruksiyon oluşur. Obstruksiyonun çok tehlikeli bir şeklidir. Çünkü intestinal obstruksiyona ait belirtiler belirginleşmeden kan damarlarının tıkanmasına bağlı olarak strangulasyon yönünde çabuk bir ilerleme olur. Barsağın mezenteri etrafında veya obstrukte loopun distansiyonu ile ilgili olarak kan akımında engelleme meydana gelir. Kapalı looptaki sekretuar basınç loopun venöz dönüşünü engelleyecek düzeye ulaşır. Barsağın geniş alanı kapsayan distansiyonu olmadığından abdominal distansiyon pek dikkat çekmez.



Kolon Obstruksiyonu



Kolon obstruksiyonunun hastaya etkisi, ince barsak obstruksiyonundan daha azdır. Kolon obstruksiyonlarında volvulus hariç genellikle strangülasyon olmaz. Kolon esas olarak depo organı olduğundan minor absorbtiv ve sekretuar fonksiyonlara sahiptir. Sıvı ve elektrolit sekresyonu yavaştır, sistemik bozukluklar daha az görülür.

Nonstrangule kolon obstruksiyonlarında progresif distansiyon çok tehlikelidir. Eğer ileoçekal valv kompetan ise kolon esas olarak kapalı loopa dönüşür. Eğer obstruksiyonda bir gerileme olmazsa kolon rüptüre olabilir. Rüptür genellikle çekumda olur, çünkü bu bu bölüm en geniş çapa sahiptir. Laplace kanununa göre barsak segmentindeki basınç çapla orantılı olarak artar.



Klinik Belirtiler



Akut intestinal obstruksiyonun nedeni eğer volvulus ise aniden başlayan şiddetliabdominal ağrı görülür. Obstruksiyon yerinin Treitz ligamentine uzaklığı ağrının şiddetini ve kusmuğun natürünü belirler. Obstruksiyon ne kadar distalde ise o kadar fekal karakterde olur. Kramp tarzındaki abdominal ağrının sıklığı obstruksiyon düzeyi ile ilgilidir. Proksimal ince barsakta 3-5 dakikada bir kramp görülürken distalde 10-15 dakikada bir görülür. İntestinal obstruksiyonun 4 kardinal bulgusu vardır: 1) kramp tarzında abdominal ağrı 2) bulantı-kusma 3) obstipasyon (gaz-gaita çıkaramama) ve 4) abdominal distansiyon.

Obstruksiyonlu hastada barsakta sıvı sekestrasyonu olur, kusma ve nazo intestinal dekompresyonlada hasta sıvı kaybeder. Buna bağlı olarak hipovolemi gelişebilir. Resusitasyon yapılmazsa renal yetmezlik, şok, kardiyovaskuler kollaps ve ölüm görülür. Fizik muayenede başlangıçta lokal hassasiyet görülür. Daha sonra rebaund tendernes, ateş, taşikardi ve lökositozla sonlanır. Bu sonuç barsak canlılığının bozulduğuna işaret edebilir. Başlangıçta abdominal ağrı kramp tarzındadır, tınlayıcı barsak sesi alınır, iyi lokalize edilemez. Eğer barsak canlılığı kaybolursa yaygın bir abdominal hassasiyet, devamlı ağrı ve lokalize rebaund tenderness alınabilir. Strangule ve nonstarngule obstruksiyonu birbirinden ayıracak kriter yoktur. Yüksek seviyeli obstruksiyonlarda distansiyonu dikkat çekmeyebilir. Diğer obstruksiyonlarda progresif abdominal distansiyon görülür. Hassasiyet hafiftir ve çok az volenter kasılma olur. Oskultasyonda gürültülü, tınlayıcı barsak sesleri, obstruksiyonun olduğu bölgeden alınır. Mekanik obstruksiyon ilerledikçe daha az peristaltik dalga alınır ve abdomen daha sessizleşir.

Fizik muayenede karnın dikkatli inspeksiyonunda eski insizyon skarlarının olması, adezyonlara bağlı mekanik obstruksiyonu hatırlatmalıdır. Ayrıca abdomende dış fıtıkların çıkabileceği orifis bölgeleri dikkatle araştırılmalıdır.

Rektal muayenede önemli bazı bilgiler elde edilebilir. Bazı yaşlı-yatalak-nörolojik hastalarda fetal impaction (tıkaç) saptanabilir. Rektumda tıkayıcı bir neoplazım bulunabilir. Pelviste olabilen ve dıştan bası yapabilen neoplastik kitleler hissedilebilir. Rektal muayenede rektum boş olduğunda endoskopi yararlıdır.

Radyolojik Bulgular



Ayakta direkt karın grafisi çekilir. Bu mümkün değilse yan dekübitis pozisyonunda grafiler alınır. Bu grafiler peritonda serbest hava olduğunun saptanmasında ve barsak tıkanmalarında dilate olmuş barsak segmentlerinde hava sıvı seviyelerini göstermekte çok faydalı olurlar. Normalde erişkinlerin ayakta karın grafilerinde mide fundusunda sağ ve sol fleksuslarda, çekumda gaz bulunabilir, ancak seviye yapmaz.

Kolon seviyesindeki obstruksiyonlarda Ba’lu çift kontrast grafiler çekilebilir, rektoskopi, kolonoskopi uygulanabilir. Bazen oral yolla suda eriyen opak madde verilerek ince barsaklardaki obstruksiyonların yeri saptanabilir.



Labaratuvar



Akut hipovolemiye yol açan barsak tıkanmalarında, başlangıçta lokosit sayısı biraz yükselir. Ancak bu yükselme 12-15.000 /mm³ veya üstüne çıkacak olursa strangulsayon gelişmekte olduğunu düşünürüz. Taşikardi ve hipotansiyonda bu olayın habercileridir. 4-8 litreye varabilen intravaskuler sıvı barsakta toplanabilir, kardiyovaskuler sistem bunu kompanse etmeye çalışır. BUN, kreatinin yükselir hemokonsantrasyon, hiponatremi, hipokalemi sık görülen labaratuvar bulgularıdır. İdrar dansitesi 1025-1030’dur. Dehidratasyon, açlık ketozis ve alkelen sekresyon kaybı, metabolik asidoza yol açar. Fazla miktarda gastrik sıvı kaybı ise metabolik alkolaza neden olur. Amilaz değerindeki artma iskeminin artması ile barsaktan peritona geçen sıvıların absorbsiyonuna veya artmış basınca bağlı olarak pankreastan kana regürjitasyonla ilişkilidir. . Strangulasyonlu obstruksiyonlularda vücut ısısı 38,5’in üzerine çıkabilir. Strangulasyon açısından ancak %70 vakada doğru tahminde bulunulabilir.



Tedavi



Barsak tıkanmalarında başlangıçtaki tedavi sıvı-elektrolit tedavisi ve gastrointestinal sistemin dekompresyonu ve bu yöntemlerle düzelmeyen durumlarda cerrahi olarak tanımlanabilir. Tedavide şüphesiz en önemli noktalardan birisi akut gelişen hipovoleminin düzeltilmesidir. Mekanik intestinal obstruksiyonların uzaması ameliyat öncesi hazırlık döneminde verilecek sıvı miktarı ve süresini de uzatır. Santral venöz basıncın 10-12 cm su seviyesine çıkartılması uygundur. Volüm kaybının yanında elektrolit eksiklikleri özellikle K eksikliğinin hızla düzeltilmesi gerekir. Strangulasyonunda bulunabileceği düşünülüyorsa özellikle enterik mikroorganizmalara etkili antibiyotikler verilmelidir. Dekompresyon işlemi 115-125 cm uzunluktaki nazogastrik tüplerle yapılabileceği gibi intestinal sistemin dekompresyonu amacıyla boyları 325-350 cm civarında olan Miller Abbott, Dennis ve Canter tüpleri kullanılabilir. Bu tüpler iki veya üç yollu olabilir. İkinci balona giden yoldan 4-5 cc civa verilerek tüplerin barsak boyunca ilerlemesi sağlanır.

Barsakların dekompresyonun yararları;

1) Eksplorasyonu yapıldığında barsak tıkanmasının yeri kolaylıkla bulunur.

2) Aşırı distansiyona uğramış barsakların yırtılmaları önlenir

3) Dekompresyonla aşırı gerilmiş barsakların kan dolaşımı da düzelir

4) Tıkanmış barsak segmentlerindeki toksik kapsam dışarı emilmiş olur

5) Ameliyat sonunda barsakların karına yerleştirilmeleri kolay olur

6) Aşırı gerilmeden dolayı motilitelerini kaybeden barsakların peristaltik aktivitelerini kazanmalarında yardımcı olur

Konservatif tedavi yöntemlerine cevap alınmadığı durumlarda cerrahi tedavi endikasyonu ortaya çıkar. Bu endikasyon bazı durumlarda erken dönemde düşünülmelidir.

Erken tedavi gerektiren intestinal obstruksiyonlar;

1) Strangulasyonlu barsak tıkanmaları

2) İki ucu kapalı barsak tıkanmları

3) Kolona ait tıkanmalar

4) Erken dönemde basit mekanik tıkanmalar



Mekanik barsak tıkanmaların da uygulanan cerrahi işlemler;

1) Barsak içi cisimlerin çıkarılması için barsağın bu segmentinin açıldığı durumlar; safra taşları, bezoar ve parazit yumağının çıkarılması

2) Barsak tıkanmasına yol açan segmentin rezeksiyonu ve anastomazla tedavi gerektiren durumlar; iskemi sonucu sitrüktür ve nekroz gelişmesi, regional enterit neoplastik olaylar

3) İnoperabl neoplastik olaylardan dolayı tümörü çıkaramadan yapılan latero-lateral anastomozlar (By pass ameliyatları)

4) Bazı barsak tıkanmalarında sadece barsak dışındaki adezyonların açılması veya fıtık kesesi içerinde sıkışmış veya invajinasyona uğramış barsakların serbestleştirilmesi

5) Tıkanmanın proksimalinden stoma açılması veya rezeksiyonun stoma ile sonuçlandırılması; İleostomi, kolostomi, jejenostomi gibi



Kolon tıkanmalarında ve sigmoid volvulusta cerrahi yaklaşım;

1) Rezeksiyon + primer anastomoz

2) Rezeksiyon + hartman tipi kolostomi

3) Proksimaldan stoma açılması



Yetersiz Barsak Motilitesine Bağlı Barsak Tıkanmaları (Paralitik İleuslar)

I) Adinamik veya inhibisyon ileusları

Barsak hareketleri norojenik yoldan (refleks inhibisyona) uğrar. Sempato adrenal hiperaktiviteye başlıdır.

a) postoperatif-posttravmatik gelişen ileuslar

b) peritonit, akut pankreatit veya akut apendisit gibi inflamatuar nedenlere ve ağır infeksiyonlara bağlı olarak gelişen ileuslar

c) üreteral veya bilier koliklere, retroperitoneal hematom, vertebra kırıkları, spinal kord yaralanmaları, toraks yaralanmaları gibi nedenlere başlı ileuslar

d) derin hipokalemi, hiponatremi, hipoproteinemi gibi sistemik nedenlere bağlı ileuslar

e) üremi; diabetik koma, miks ödem gibi metobolik dengesizliklere bağlı ileuslar



II) Spastik nedenlere bağlı ileuslar

Porfiria, ağır metal zehirlenmeleri ve ganglion bloke edici ilaçlara bağlı ileuslar



III) Vaskuler okluzyona bağlı ileuslar:

Mezenter arter veya ven sistemindeki trombus veya emboliye bağlı tıkanmalar sonucu ileuslar, nonoklussif iskemiler



Parsiyel Obstruksiyon Ve Psedoobstruksiyon



Klinik ve intestinal psodoobstruksiyonda intestinal kasta ( myopatik) veya nervöz sistemde bozukluk ( myenterik nöropati) nedeniyle intestinal motilite değişir. Çeşitli hastalıklar kasları ve sinirleri etkilerler. Bu hastalıklarda GIS sistem genellikle diffüz olarak tutulur. Spontan veya koordineli olmayan kontraktil aktivite gelişir. Myopatik olgularda hipomotilite olur düşük amplütüdlü basınç aktiviteleri olur. Çeşitli hastalıklarda ve durumlarda kendini gösterir: endokrin bozukluklar( miksödem ve diyabet), kronik enfeksiyon( Chagas), infiltratif hastalıklar (amiloidosis), vaskülitid( dermatomyositis), progresif sistemik skleroz, sistemik lupus eritomatozis, çeşitli norolojik hastalıklar( multipl skleroz), vaskuler distrofi, çeşitli injuriler, paraneoplastik sendromlar.

Spontan veya postoperatif görülebilir. Rekürren kusma, bulantı, kramp tarzında abdominal ağrı ve abdominal distansiyon görülür. Kronik psodoobstruksiyonda TPN’ye genellikle ihtiyaç vardır. Çeşitli ameliyatlar önerilmiştir. Parsiyel duodenektomi, total kolektomi, masif ince barsak antimesenterik kenarının eksizyonu gibi.
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 1, Üye: 0, Misafir: 1)

Üst